Çağımızın en önemli siyaset düşünürlerinden biri olan Francis Fukuyama’dan, modern demokratik toplumların kökenlerine dair dönüm noktası niteliğinde bir çalışma Bir zamanlar neredeyse tüm insan toplumları kabileler halinde örgütlenmişti, ancak zaman içinde, bu toplumların pek çoğu barışı sürdürebilen ve tüm vatandaşlar için geçerli olan yasaları koruyabilen merkezî devlet de dâhil olmak üzere yeni siyasi kurumlar geliştirdi. Bazıları bunu daha ileri taşıyarak hesap sorulabilir hükümetler meydana getirdi. Biz her ne kadar artık kanıksamış olsak da bu kurumlar günümüzün gelişmekte olan ülkelerinin pek çoğunda mevcut değildir veya işlevini yerine getirememektedir. Bu durum, dünyanın geri kalanı için felaket niteliğinde sonuçlar doğurabilmektedir. Çok satan Tarihin Sonu ve Son İnsan kitabının yazarı olan Francis Fukuyama, günümüzün temel siyasi kurumlarının nasıl geliştiğine dair kapsamlı bir anlatım sunuyor. Siyasi Düzenin Kökenleri primat atalarımız arasındaki siyaset ilişkisiyle başlıyor ve kabile toplumlarının ortaya çıkışını, Çin’de ilk modern devletin büyümesini, hukukun üstünlüğünün Hindistan ile Ortadoğu’da uygulanmaya başlamasını ve Avrupa’da siyasi hesap sorulabilirliğin gelişmesini anlatarak Fransız Devrimi’nin arifesine kadar ilerliyor. Tarih, evrimsel biyoloji, arkeoloji, ekonomi gibi alanlardaki geniş kapsamlı bilgi birikiminden yararlanan Fukuyama, Siyasi Düzenin Kökenleri’nde demokratik toplumların kökenleri hakkında yeni içgörüler sunuyor ve siyasetin doğasını ve hoşnutsuzluğa neden olan taraflarını sorgulayan bir çalışma ortaya koyuyor.


Basım Ayı/Yılı : 7/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 512
Ağırlık : 512
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺165,00

Alparslan küçük yaştayken bile olgun biriydi. Bilgi, beceri ve yetenek bakımından yaşıtlarının çok ilerisindeydi. Yiğit bir savaşçı olacağı, henüz çocukken at binip ok atmayı öğrenmesinden belliydi. Karahanlılar ve Gaznelilere Selçuklu egemenliğini kabul ettirmiş, kısa sürede tüm Selçuklu topraklarında ün kazanmıştı. Tahta çıkışının ardından devletin batısıyla daha çok ilgilenmiş, Anadolu’yu Türk yurdu yapmayı aklına koymuştu. Onun komuta ettiği Selçuklu ordusu Malazgirt ovasında meydana gelen savaşı büyük bir zaferle kazandı ve Anadolu kapılarının Türklere açılması dünya tarihinde bir dönüm noktası oldu. Hem sayıca hem de teçhizat bakımından üstünlüğe sahip Bizanslılar, onun uyguladığı savaş planı sayesinde mağlup edildi. Tarihte ilk kez bir Türk kumandan bir Bizans imparatorunu esir almış, olay bütün dünyada derin yankı uyandırmıştı. Hem Müslüman hem de Hıristiyan tarihçiler ondan cesur, yiğit, akılcı, kudret sahibi bir lider olarak bahsetti. Gücüyle olduğu kadar adaletiyle de ün yapmıştı, affedici ve hoşgörülü bir kişiliğe sahipti.


Basım Ayı/Yılı : 7/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 365
Ağırlık : 365
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺90,00

Kürk Mantolu Madonna

Raif Efendi’nin gençliğine ait günlük sayfalarına sıkışmış bir aşk hikâyesi yıllar sonra günyüzüne çıkıyor. Yirmili yaşlarındayken, sabun yapımının inceliklerini öğrenmek için Almanya’ya gönderilen Raif, gittiği bir resim sergisinde gördüğü tablodaki kadına âşık olur. İflah olmaz melankolisi ve yalnızlığı, bu tutkunun oluşmasında en büyük etkendir.

Üzerinde kürk mantosu olan kadın, adeta kucağındaki İsa’yı merhametle saran bir Madonna gibi tasvir edilmiştir. Tablodan gözlerini alamayan Raif, eserin karşısına geçip oturmayı günlük bir rutin haline getirir. Hiç beklemediği bir anda tablonun ressamıyla tanışır. Yani otoportrenin sahibi Maria Puder’le... Artık Raif için hayat bambaşka bir yön almıştır. Onun için “Kürk Mantolu Madonna”sı olmadan yaşamanın hiçbir anlamı yoktur. Almanya’da başlayan bu macera, Raif’e ansızın gelen bir telgrafla başka bir boyut kazanır. Türkiye’ye dönmek zorundadır.

Kuyucaklı Yusuf

Aydın’ın Kuyucak ilçesinde bir karı kocanın öldürülmesi olayını soruşturmaya giden Nazilli Kaymakamı Salâhattin Bey, anne babası gözleri önünde katledilmiş olan dokuz yaşındaki Yusuf’u evlatlık olarak alıp evine götürür. Yusuf, Salâhattin Bey ile karısı arasındaki huzursuzluğun içinde büyür. Yaşadıkları, onu dikbaşlı, asi ve başına buyruk biri yapmıştır. Tek avuntusu ve zaafı evin küçük kızı Muazzez’dir.

Kuyucaklı Yusuf, hayattan hiçbir şey beklemeden ve kendini hiçbir yere ait hissetmeden yıllarını geçirirken, içinde de bir aşkı büyütmektedir. Üstelik bu aşk karşılıksız değildir. Birlikte büyüyen Muazzez ile Yusuf, ailelerinin ya da yaşadıkları küçük taşra kasabasındaki insanların tepkilerine aldırmadan aşklarını yaşamaya karar verirler.

İçimizdeki Şeytan

Ömer gelecekle ilgili ideallere sahip olmasına rağmen küçük zaaflarına yenik düşen, iradesiz, tembel ve zayıf biridir. İlk görüşte aşık olduğu Macide ise, güçlü, cesur ve yapmacıksız bir kadın. Fakat, aşk bilinmeyen sebeplerle insanları birbirine bağlar. Onlar da tüm zıtlıklarına rağmen aşka boyun eğerler.

Bu aşk hikâyesinin Ömer ve Macide’ye verdiği acıların yanı sıra, dönemin yoz toplumsal ilişkilerinin, sahte aydınlarının, içi boş edebî çevrelerinin; sosyal, siyasî ve edebî hayatı da nasıl olumsuz etkilediğine tanık oluyoruz.

Macide’nin okul yıllarında müzik öğretmeni olan Bedri ise ayakları yere sağlam basan bir gençtir ve yıllar sonra tekrar yolları kesiştiğinde onların hayatına istemeden de olsa dahil olur. Romanda; Ömer ve onun gibiler bireyin ve toplumun içindeki kötülüğü, Bedri ve Macide gibi insanlar ise her koşulda iyi olmanın erdemini simgeler.


Basım Ayı/Yılı : 6/2019
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 702
Ağırlık : 702
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺110,25

İçindeki Kitaplar:

Yafes'in Kılıcı

Atalar Cengi

İtbarak

Türkler “Barak” derlerdi, kara tüylü köpeğe, 
Böyle ad verirlerdi, büyük soylu köpeğe.
Aslında efsaneler, bir köpek anarlardı.
Onu da köpeklerin, atası sayarlardı.
Bu köpek soylu idi, çok büyük boylu idi,
Av çoban köpekleri, hep onun oğlu idi.
Kuzey-batı Asya’da güya “İt-Barak” vardı,
Türklerse İç Asya’da, onlara uzaklardı.
Başları köpek imiş, vücutları insanmış,
Renkleriyse karaymış, sanki Kara Şeytanmış.
Kadınları güzelmiş, Türklerden kaçmaz imiş,
İlâç sürünürlermiş, ok mızrak batmaz imiş.
Destanda denilmiş ki, Oğuz-Han yenilmişti,
Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti.
On yedi sene sonra, Oğuz onları yendi.
Kadınlar yardım etti, orada savaş dindi.
Oğuz bu bölgeleri, “Kıpçak-Beğ”e il verdi,
Bunun için Türkler de oraya “Kıpçak” derdi…

-Oğuz Kağan Destanı

 


Basım Ayı/Yılı : 6/2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 1022
Ağırlık : 1022
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺292,50

Benim Adım Aziz Sancar
İdealist Olmanın Önemi

İdealistti Aziz Sancar. Yaşamını bunun üzerine kurmuştu. Çalışmış, başarmışi ideallerini gerçekleştirmişti. Bütün dünya onu tanıyor ve başarılarını alkışlıyordu. Onu, bugünlere getirenleri hiç unutmadı Aziz Sancar. Bir de Türk olduğunu!

Benim Adım Albert Eınsteın
Azimli Olmanın Önemi

Ben bir bilim insanıyım. Ben de herkes gibi bu dünyada yaşadım ve zamanı gelince ayrıldım. Ama eserlerim, buluşlarım, getirdiğim yenilikler asla unutulmayacak. Yeryüzündeki şartların düzelmesi, savaşların bitmesi, her şeyin güzel olması sadece bilimsel buluşlarla değil, ahlaklı ve doğru bir yaşamla sağlanır. Bunu asla unutmayın!

Benim Adım Graham Bell
Yardımlaşmanın Önemi

Ben Graham Bell. Bir bilim insanıyım. Hayatım boyunca insanların hayatını kolaylaştırmak için çalıştım. Bunun için icatlar yaptım, yeni aletler keşfettim. Tüm bunları yardımlaşmak için, insanlara faydalı olmak için yaptım. Çalışmalarımda, başka bilim dallarında çalışan arkadaşlarımdan yardım aldım. Çünkü insan her konuda anlamıyla bilgi sahibi olamaz. Bilmediğimiz konuları bir başkasına sormak, başkalarının fikirlerini almak bir eksik değil, büyük bir erdemdir

Benim Adım Louıs Pasteur
Disiplinli Olmanın Önemi

Ben bir bilim insanıyım, bir doktorum. Bilim ve barışın, cehaleti yeneceğinden eminim. Milletlerin, yıkmak ve yok etmek için değil, barışı ve yaşamayı yüceltmek için bir gün birleşeceğine inanıyorum. Geleceğimizi, bu yolda uğraş verenlere, bu yolu ışıklandıranlara borçluyuz.

 

 


Basım Ayı/Yılı : 5/2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 128
Ağırlık : 128
En / Boy : 20 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺147,00

Yıl 2040... Deneysel bir nano-uyuşturucu olan Nexus, insanları zihinsel olarak birbirine bağlamaktadır. Kimileri bu ürünü geliştirmek, kimileriyse kökünü kurutmak istemektedir. Bazılarıysa, kendi çıkarları için kullanmak niyetindedir.

Genç bir bilim insanı Nexus’u geliştirmeye çalışırken yakalanınca, başına büyük bir bela açılmış olur. Uluslararası istihbarat örgütleri işin içindedir ve tehlike, tahmin edilenden çok daha büyüktür.

NEXUS, bilim koridorlarından güç odaklarına, Washington DC’deki seçkin bir örgütün merkezinden Şangay’daki gizli bir laboratuvara, San Francisco’nun çılgın yeraltı partilerinden Bangkok’taki biyoteknoloji pazarlarına, uluslararası nörobilim konferansından Tayland kırsalındaki bir manastıra kadar uzanan ve soluk almadan okunan müthiş bir roman.

Nexus 5’in tüm dünyaya dağılmasının üzerinden altı ay geçmiştir. Dünya artık farklı ve daha tehlikeli bir yerdir.
Birleşik Devletler’de İnsan Ötesi Kurtuluş Cephesi adlı örgüt ele geçirdiği insanları, Nexus’u kullanarak Başkan’a ve destekçilerine suikastlar düzenlemek için birer saatli bombaya dönüştürmektedir.

Aynı zamanda gizli bir Nexus bağımlısı olan bir bilim insanı, bilmek istediğinden çok daha fazlasını öğrenir. Suikastçıların ardındaki gücü keşfeder ve kendini içinden çıkılmaz bir labirentte bulur.

Beyninde Nexus ile doğan bir grup çocuğun arasında yaşayan Samantha Cataranes, Taylan’da huzurlu ve mutludur. Ancak yeni ailesi dağılma tehlikesiyle karşı karşıya kalınca, Sam sevdiklerini korumak amacıyla her şeyi göze alır.

Vietnam’daki Kade ve Feng ise, CIA tarafından Kade’in başına konan ödülü kazanmak üzere peşlerine düşen avcılardan kaçmak için yola koyulur.

Kade, insan ve insan ötesi arasında küresel bir savaş başlatmadan önce Nexus’u kötü niyetle kullanan teröristleri durdurması gerektiğinin farkındadır. Ancak bunu başarabilmek için peşine düşenlerden daima bir adım önde olmalıdır.

Şangay’daysa Ling Shu ismindeki insan ötesi bir çocuk, annesini Çinli otoritelerin elinden kurtarabilmek için büyük bir felakete neden olmaya hazırdır.

ABD, Çin ve diğer ülkelerde küresel bir sorun yaşanır.

Yönetimdekilerin sırları ve yalanları, halkın öfkesinin zihinden zihne dalgalar hâlinde yayılmasına sebep olur.
Birbirlerine zihinsel olarak bağlı protestocularla polisler arasında çatışmalar başlar. Ordu harekete geçer ve siyasi düzen çöker.

Nexus’la yönlendirilen devrim artık kapıdadır. Ortam böyleyken, insan ötesi çocuklar daha da güçlenirler. Geçmişte bedenen ölen bilim insanı kadın, gördüğü işkenceler sonucunda tamamen delirir ve gezegenin elektronik sistemlerini eline geçirmek, her şeyi kendi hayalindekine göre yeniden düzenlemek için planını devreye sokar. Böylece dönüşümün doruk noktasına ulaşan yeni bir nesil ortaya çıkar.

Dünya asla eskisi gibi olmayacaktır. Profesyonel bir teknoloji uzmanı olan Ramez Naam’ın, Nexus ile başlayan, Crux ile devam eden muhteşem üçlemesi, nefes kesen Apex cildiyle son buluyor.


Basım Ayı/Yılı : 4/2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 1758
Ağırlık : 1758
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺375,00

“Yaramazlık” bazen göründüğü gibi değildir. Bazı çocukların, ruhsal veya davranışsal sorunlar nedeniyle bakıma ihtiyacı vardır. Erken çocukluk döneminde bir şeylerin farklı veya yanlış olduğunu keşfetmek ise her zaman kolay olmayabilir. Çocukların yaşamında meydana gelen ve eğitimcilerin kontrol edemediği güçlükler yüzünden pek çok zorlayıcı davranış ortaya çıkabilmektedir. Ancak bu güçlüklere neden olan unsurları anlamak, onlarla başa çıkmak ve sonuç olarak çocuklara bu davranışları düzeltmede yardımcı olmak eğitimci açısından mümkündür.
Nasıl Yardımcı Olabilirim? sorunları belirlemenize, kendini sizin anlayacağınız şekilde ifade edemeyen çocuğun dünyasına girmenize ve onun için güvenli ve başarılı bir ortam oluşturmanıza yardımcı olacak bir kılavuz niteliği taşıyor. Çocukların ruh sağlığına katkıda bulunma, hem çocukların hem de aile fertlerinin davranışsal ve ruhsal sorunlarını tanımlama, belirli güçlükler yaşayan çocukları destekleme, davranış problemleri sergileyen çocukların aileleriyle iletişim kurma noktasında bu kitaptan çok şey öğreneceksiniz.


Basım Ayı/Yılı : 4/2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 216
Ağırlık : 216
En / Boy : 14 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺247,50

Herkesin hayatı, mükemmel bir tarihin parçasıdır. Özellikle çocukların ibret alacağı güzel bir kitaptır. Şahsının ehemmiyetine göre böyle bir kitap, bütün vatan evlatlarının da istifade edebileceği hakiki bir rehber olabilir. Ne idik, ne olduk? Mutlak bilinmelidir.

Bu dünyada herkesin hayatı, kendi hatırasında bir resimli kitaptır. Eğer bunu yazmazsa kendisiyle beraber silinip gidecektir. Kalacak üç beş mühim hatıra da yakınları tarafından mahiyeti değiştirilmiş birer masal olacak, kimseye faydası değil, belki de zararı dokunacaktır.

Herkes kendi kitabını yazmalı, okunması herkes için faydalı görülenler ise mutlaka basılmalı ve yayımlanmalıdır. Medeni âlemde bu yapılıyor. Bu âleme girdiğini iddia edenler de bunu yapmalıdır.

Kâzım Karabekir


Basım Ayı/Yılı : 9/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 3
Sayfa Sayısı : 416
Ağırlık : 416
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺82,50
Onunla mı Yoksa Onsuz mu Daha İyiyiz?

Empatinin dünyayı daha iyi bir yer haline getireceğini politikacılardan, filozoflardan, psikologlardan, hatta bilim insanlarından sıkça duyarsınız. Öyle ki empatiyle ilgili tek sorunun, yeterince empati kurmamamız olduğu sürekli dile getirilir. Ancak gerçek bu kadar basit olmayabilir. Paul Bloom, empatinin toplumdaki eşitsizliğin ve haksızlığın önde gelen motivasyonlarından biri olabileceğini ortaya koyuyor. Ona göre empati, başkalarının hayatlarını iyileştirmemize yardımcı olmaktan çok, dar önyargılarımıza hitap eden, kaprisli, kayırmacı ve mantık dışı bir duygudur. Genellikle yanlış kararlar vermemize ve adaletsiz seçimler yapmamıza yol açar; dikkatimizi genel resme değil ayrıntılara odaklar. Bloom, empatinin tek başına dünyadaki her kötülüğün çözümü olamayacağını anladığımızda, bunun yerine rasyonel çıkarımlara dayanan bir merhametten ve şefkatten yararlandığımızda aslında elimizden gelenin en iyisini yapmış olacağımızı ifade ediyor. Elbette ki bu, Bloom’un empatiyi bütünüyle reddettiği anlamına gelmiyor. Empati’de neden duygusal empati yerine bilişsel empatiyi seçmemiz gerektiğini anlaşılır bir üslupla anlatırken argümanlarını çığır açan bilimsel bulgulara dayandırıyor. Hayır işlerinden adalet sistemine, politikadan günlük yaşama kadar pek çok örnek sunarak bizi, insanları bu kadar eşsiz birer varlık yapan şeye, yani akıl yürütmeye hak ettiği yeri vermeye teşvik ediyor.


Basım Ayı/Yılı : 6/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 312
Ağırlık : 312
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺63,75
Yorgun, Gergin ve Hırçın Çocuğunuz Neden Uyku Bozukluğu Yaşıyor Olabilir ve Bu Konuda Neler Yapabilirsiniz?

Bebeklikten ergenlik çağına kadar çocukları etkileyen ve çoğuna genellikle yanlış teşhis konulan çeşitli uyku bozukluklarına yönelik kapsamlı bir kılavuz.

Günümüzde çocuklarda uyku bozuklukları giderek daha yaygın görülen bir sorun. Uzmanlar, uykusuzluğun gençler için “gizli bir sağlık krizi” olduğunu, çocukların yüzde 10’unun teşhis edilebilir uyku bozuklukları gösterdiğini, ancak yarısından fazlasına yanlış teşhis konulduğunu belirtiyor. Her yıl on binlerce çocuk diyabet, öğrenme bozuklukları veya kronik ağrı gibi hastalıklar için tedavi görüyor, ancak rahatsızlıklarının temel nedeni aslında tedavi edilmemiş bir uyku bozukluğu olabilir.

Bu çığır açan kılavuzda, nörolog ve uyku uzmanı Dr. W. Chris Winter, günümüzde çocukları etkileyen en yaygın uyku bozukluklarının belirtilerini ve semptomlarını tanımlıyor ve ebeveynlerle bakıcıları, çocuklarının uyku problemlerini çözmek ve tedavi etmek için gerekli adımları anlamaları konusunda teşvik ediyor. Dinlenmiş Çocuk, çok fazla ekran başında kalma gibi yaygın sorunlardan narkolepsi, uyku apnesi, huzursuz bacak sendromu gibi ciddi sağlık problemlerine kadar pek çok konuya değinerek ebeveynlere, çocuklarının sorunlarının kökenini ortaya çıkarmalarına yardımcı olacak bir kaynak sunuyor.


Basım Ayı/Yılı : 6/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 432
Ağırlık : 432
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺90,00

YILANLARIN UYKUSU
Bazı sırlar insanları birbirine bağlar, bazılarıysa öldürür. Herkesin gözünde olağan bir hayat süren küçük bir kasabadaki sıradan insanların ölümcül sırları olabilir mi?
Otuz altı yaşındaki Karen Harding, gözlerini açtığında bileğinden bir boruya kelepçelendiğini fark etmişti. Etrafında ne bir ışık vardı, ne de bir ses.Buraya nasıl gelmişti? Neler olmuştu? Son yaşadığı olayları gözünün önüne getirirken korkunç bir katilin hedefinde olduğunu anladı. Yüzünü göstermeyen katil, onu ne zaman öldürecekti? Onu kaçıran kimdi?
Melek yüzünün arkasında bir yılanın kalbini taşıyan, gerçek yüzünü hiç göstermemiş kocası olabilir miydi? Yoksa başına gelen bu kaçırılma olayının ardındaki gerçek, otuz yıldır saklanan korkunç bir sır mıydı? Küçük kasabada işlenen bir cinayet sonrasında gelişen kanlı olaylar, orada yaşayanların gözünde dünyanın en güzel ve en huzurlu yeri olarak bilinen Madisonville’de kâbus ve heyecan dolu günlere neden olacaktır.
Bir solukta okuyacağınız gerilim dozu yüksek, bıçak sırtı kadar keskin bir polisiye. Sürprizlerle örülü sarsıcı bir gerilim… 

TANRI’NIN PSİKOPAT ÇOCUKLARI
DİKKAT OKUYACAĞINIZ BU ROMAN HAYATINIZI ALT ÜST EDEBİLİR!
Çocuğunuzun hayatını kurtarmak için cinayet işler miydiniz?
Karşınıza şeytandan başka size yardım edecek kimse çıkmasaydı... Çocuğunuzun hayatı için şeytanla Tanrı arasında bir seçim yapmak zorunda kalsaydınız... Ve Tanrı, bu zor sınavda sizi şeytanla yalnız bıraksaydı...Bazen en masum insanın içindeki katil, sevdiği birinin acısıyla uyanıp bir psikopata dönüşebilir.
NEFESİNİZİ İYİ AYARLAYIN. KİTABIN HIZI KALP RİTMİNİZİ BOZABİLİR.
Gözünüzü dahi kırpmadan okuyacağınız, gerilimi damarlarınıza kadar hissedeceğiniz,  yüksek tempolu, tehlikeli, şeytan işi bir roman!
“Çünkü bu hikâye cennette yeri olmayanlar için. Giysilerinizi bırakın. Gittiğiniz yerde hiç üşümeyeceksiniz!”
CEHENNEMDE YANACAKLARA ADANMIŞTIR! 

SIRLAR UÇURUMU
1835 yılı Fransa...
İçinde karanlık sırlar saklayan bir malikâne.
Blanc de Venue Malikânesi.
Lanetli bir uçurum...
Yirmi yıl önce uçurumun dibinde ölü bulunmuş bir kadın.
Belki de arkasında ölümcül sırlar saklayan gizemli bir cinayet...
İntikam almak için geçmişin karanlık anılarını ortaya çıkarmak zorunda olduğuna inanan, inatçı ve çatal yürekli bir evlat.
Geçmişini gizlemek zorunda kalan gizemli bir doktor.
Lanetli bir sır!
Şüphe yüklü bir aşk!
Ve geçmişin ürkütücü sisleri arasından çıkıp gelmiş kötü ruhlu bir adam...
Sırlarla örülü, heyecan dolu bir öykü!
Gerilimi ve gizemi iliklerinize kadar hissedeceksiniz.
Belki de şimdiden benzerlerinin arasında kendine çok üstün bir yer edinecek olan, türünün en gizemli romanlarından biri...
Okuyan herkesi kolayca etkisi altına alacak, finaliyle ters köşeye yatıracak, büyüleyici, tüyler ürpertici bir roman.
Soluğunuz kesilecek. Hayran kalacaksınız.

ÖLÜM PEYGAMBERİ
1743 yılında, Rio de Janeiro’ya musallat olan bir seri katil, bir ay içinde kurbanları arasında fakir köylülerin, din adamlarının, kontların ve polis şeflerinin olduğu bir düzine kadar insanı vahşice öldürür. Katil, kurbanların yanına hep aynı kanlı imzayı karalamaktadır: "Ben Mesiha Daggala’yım, Ölüm Peygamberi." Rio valisi bu vahşi cinayetleri çözebilmesi için bir yıl önce polis teşkilatından kovulmuş, alkolik ve esrarkeş Yüzbaşı Alvaro’yu göreve çağırmak zorunda kalır.
18. yüzyılın korkunç Engizisyon Mahkemesi; işlenen cinayetleri önceden haber veren yüzü maskeli gizemli bir ressam; ilk bakışta herkesi kendine âşık eden güzeller güzeli bir kontes; şeytana taptıkları gerekçesiyle diri diri yakılan bilim insanları ve tüm bunların karşısında hayattan vazgeçmiş, kendini, çektiği vicdan azabı kuyusunun içine hapsetmiş mutsuz bir polisle, masum insanları vahşice doğrayıp öldüren, dine, topluma ve uygarlığa karşı savaş açmış cani ve zeki bir katil. Belki de Deccal’in ta kendisi...
Tutkulu bir aşkın gözyaşlarıyla kavrulmuş, ıssız ve ümitsiz insanlar... Acı ve merhametsizlikle yüklü bir dünyanın ortasında sıkışıp kalmış günahkâr arzular... Ve bu günah dolu dünyanın ortasında vahşete susamış, kılıcını kınından çekmiş acımasız bir katil! Ölüm Peygamberi... Uykularınızı kaçıracak kadar karanlık, puslu, kanlı ve gerilim yüklü, sürprizlerle dolu, gizemli bir tarihsel polisiye...HALÜSİNASYON
Doğradığı her kurbanın üzerine başka bir kadının ismini dağlayan bir sapık... Katilin saplantı haline getirdiği 118 rakamının gizemi... Polisle, kedinin fareyle oynadığı gibi oynayan kan içici bir avcı. Onun peşine düşen, kendi ruhsal sıkıntıları içinde boğulup kalmış kırk dört yaşında bir profil uzmanı.
Aklın sınırlarını zorlayan bir hayal gücü, kalbin temposunu bozacak bir gerilim ve hemen yanı başınızda soluğunu hissedeceğiniz güçlü karakterler. Elinizdeki kitap pimi çekilip beyninizin labirentlerine bırakılmış bir bomba etkisi yaratacak! Soluğunuzu kesecek, zihninizi allak bullak edecek, sarsıcı, gerçekçi bir psikolojik-gerilim kurgu. Bildiğiniz her şeyi unutun ve aklın sınırlarını zorlayacak bu gizemli hikâyenin kapılarından geçin; kitabı bitirdiğinizde hayat çok farklı olacak
Çünkü zihninizde açtığı tahribatı kolay kolay tamir edemeyeceksiniz! Hiç düşmeyen bir tempo! Tedirgin edici bir gerilim! Baş döndürücü ve karmaşık bir gizem! Tahmin edilmesi imkânsız bir son!BİR PSİKOPATIN GÜNLÜĞÜ
Tarih kurbanları değil, katilleri hatırlar. Çünkü doğanın yasaları avcıdan yanadır!
Boston Polis Departmanı cinayet masası dedektifi Rachel’in kalp cerrahı olan sevgilisi Luke Randall’ı ailesiyle tanıştırdığı gece, şehirde korkunç bir cinayet işlenir. Liza ve Tim Abel çifti, evlerinde acımasızca katledilmiş ve cinayet mahalline şifreli bir mesaj bırakılmıştır. Bu mesaj ve cinayetin işlenme şekli, uzun yıllar önce ortadan kaybolan bir başka seri katilin yöntemine benzemektedir. Taklitçi bir katil mi söz konusudur, yoksa yirmi yıl önce kanlı katliamlarına ansızın son veren Boston Kurdu geri mi dönmüştür? Yüzbaşı Paul Jordon, cinayeti soruşturması için bürodaki tek kadın dedektif olan Rachel’i görevlendirir. Ancak katili yakalamak hiç de kolay değildir. Bir sonuç elde edebilmek için neredeyse tek başına mücadele eden Rachel, hiç tahmin edemediği şeyler yaşayacaktır. Yirmi altı yıl önce dokuz genç dağcının korkunç bir şekilde hayatını kaybettiği Kurt Geçidi vakasının da çözülmesi gerekiyordur. Acaba onlar da mı Boston Kurdu’nun kurbanlarıdır. Boston’un soğuk kış günlerinde kurumuş bir yaprak gibi oradan oraya savrulan Rachel için seri katilin dehşet verici günlüğünü ortaya çıkartabilmek ve yazdığı şifreli metinlerin gizemini aydınlatabilmek hiç de kolay olmayacaktır.
“Nasıl ki savaştaki askerler birbirlerini öldürmek zorundalarsa, işte ben de böyle öldürmek zorunda hissediyordum... Tek fark, ben öldürmekten sadece zevk aldım.”

KASABA
Dramı ve gerilimi kendine has üslubuyla harmanlayan Kentigerna, okuyanları bir kez daha kalbinden yakalayacak. 
Her şey on sekiz yıl önce öldürülen bir genç kız ve onun kaybolan kardeşi ile başlar.
Olayın katil zanlısı olarak ceza alan genç ve karizmatik Navajo yerlisi, temyiz mahkemesi sonucunda günün birinde serbest kalır.
Ve hapisten çıktığı gün kasabada korkunç bir olay meydana gelir.
Gerçek katil kimdir?
Mahkeme Jeremy Larsen’i hapisten çıkararak yanlış bir karar mı vermiştir?
Kara Şeytan lakaplı bölge başsavcısı Victor, serbest kalır kalmaz Larsen’in peşine düşer.
Tek amacı onu hapse geri göndermektir. 
İlk günden beri davanın takipçisi olan gizemli bir gazeteci, on sekiz yıllık gizemi çözmeye çalışırken kendini hiç tahmin edemeyeceği karanlık bir komplonun içinde bulacaktır.
Kentigerna bu sefer polisiye-gerilim dalında bir romana imza atıyor.
Ters köşe yaptığı finaliyle okuyucuyu şaşırtırken güçlü karakterleriyle büyülüyor.


Basım Ayı/Yılı : 8/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 3419
Ağırlık : 3419
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺600,00

Portland’ın üzerinde karanlık bir gölge dolaşıyor.

Bir seri katil insanların evlerine, arabalarına, market reyonlarına, ağaçlık alanlara son derece zehirli örümcekler bırakıyor. Aynı zamanda, ormanların çeşitli ücra yerlerinde, tümüyle örümcek ağına sarılı halde mumyalanmış kadın cesetleri bulunuyor. Uykudaki kocalarının yanından gece yarısı kaçırılmış kadınlar… Her birinin yüzünde, şaşkınlık ve dehşet dolu bir ifade…

Çılgınca söylentiler kulaktan kulağa yayılıyor… Bu denli büyük örümcek ağlarının üretimi mümkün mü? Katil, kurbanlarının evlerine nasıl kolaylıkla girip kocalarına hiçbir şey hissettirmeden onları kaçırabiliyor? Yoksa tüm bunlar insanlıktan çıkmış bir yaratığın eseri mi?
Çok fazla bilinmeyenin olduğu bu soruşturmaya dâhil olan özel dedektif Joshua Brolin ve New York Polis Teşkilatı’ndan Annabel O’Donnel, gizem perdesini aralamaya çalışıyor.

Korku ile merak arasında gidip geleceğiniz bu romanın her sayfasında tüyleriniz ürperecek.


Basım Ayı/Yılı : 2/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 512
Ağırlık : 512
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺112,50
İyinin ve Kötünün Kökenleri

Pek çoğumuz bebeklerin bencil doğduğunu ve onları küçük birer sosyopattan medeni varlıklara dönüştürmenin toplumun, özellikle de ebeveynlerin rolü olduğunu düşünürüz.

Paul Bloom, Bebeklerin Ahlaki Yaşamı’nda insanların aslında ahlak duygusuyla donanmış olduğunu savunuyor.

Yale Üniversitesi’ndeki çığır açan araştırmalardan yararlanan Bloom, bebeklerin daha konuşmaya veya yürümeye bile başlamadan önce başka insanların davranışlarındaki iyiliği ve kötülüğü yargılayabildiğini, empati ve merhamet hissettiğini, ilkel bir adalet duygusuna sahip olduğunu gösteriyor.

Yine de doğuştan gelen ahlakımız sınırlıdır; yabancılara karşı doğal olarak mesafeli ve bağnazlığa meyilliyiz. Paul Bloom, psikoloji, davranış ekonomisi, evrim biyolojisi ve felsefe alanlarından bilgilere yer vererek bu sınırlılığı nasıl aştığımızı araştırıyor.

Bu amaçla şempanzelerin, psikopatların ve akademisyenlerin ahlakını inceliyor ve cinsiyet, politika, din ve ırk hakkında zaman zaman kafa karıştırıcı olabilen ahlaki duygularımızın derinine iniyor.

Genlerin ve yetiştiğimiz çevrenin ahlak duygumuzun gelişimi üzerindeki etkilerini derinlemesine inceleyen Bebeklerin Ahlaki Yaşamı, hem bu alanda çalışanlar hem de ebeveynler için eşsiz bir kaynak.


Basım Ayı/Yılı : 2/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 288
Ağırlık : 288
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺63,75

Tüm kenti dehşete düşüren bir seri katil, genç kadınları kaçırmakta ve eşi benzeri görülmemiş bir gaddarlıkla öldürmektedir. Neyse ki son kurbanı, Müfettiş Brolin’in silahından çıkan kurşun sayesinde kurtulur. Uyguladığı işkenceler nedeniyle Portland Celladı adı takılan katil, başından vurularak ölmüştür…

Ne var ki bir yıl sonra kentte yeniden cesetler bulunmaya başlar. Üstelik bu cesetler de tıpkı Portland Celladı’nın kurbanları gibi gizemli izler taşımaktadır. Katilin gönderdiği mektuplardaki el yazısı bile onunkiyle aynıdır. Peki, bu nasıl mümkündür? Yeni cinayetler bir taklitçinin eseri midir?
Cesetlerin bir ritüeli andırırcasına deforme edilmiş olması büyük merak uyandırır, işin içinde gizemli bir tarikatın olabileceği düşünülür. Tüm bu bilmecelere bir de Portland Celladı’nın hayaleti eklenir. Bu dava, Müfettiş Brolin’in öğrendiği ve bildiği her şeyin ötesine gidecektir.

Maxime Chattam, polisiye-gerilim türüne kattığı macera unsurları ve betimlemelerdeki detaycı üslubuyla, okurun her sayfada tüylerini ürperten bir hikâye sunuyor.


Basım Ayı/Yılı : 3/2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 488
Ağırlık : 488
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺97,50
Cihan Devletinin Doğuşu

Bu kitapta, aşiretten cihan devletine geçişin, ilginç ve meraklı hikâyesini bulacaksınız.
Bu süreçte, bilmediğiniz, bilip de unuttuğunuz o kadar çok ayrıntı var ki...

İşte bazıları:

* Geyikli Baba, Kumral Abdal ve Şeyh Edebali gibi savaşçı dervişlerin düşünce yapısı.
* Alplerle abdalların işbirliği ve Alp-eren gerçeği.
* Deha ve deliliğin, efsane ve masalın, değişim ve sıradanlığın kesiştiği bir zaman dilimi.
* Zamanla yarışanlarla zamana hâkim olmak isteyenlerin aynı amaçta birleşmesi.
* Sakarya’nın yatak değiştirmesi ile helak olan düşmanlar.
* Hayalet iskeletlerin, Sakarya vadisinde halkı korku ve dehşete düşürmeleri.
* Osman Bey’in askeri ve siyasi dehası, yaptıkları ve yapmak istedikleri.
* Birçoklarının uğrunda baş verip baş aldıkları sultanlığı, ellerinin tersiyle iten iki kardeş.
* Konstantin’in efsanevi hazineleri ve Kırk Haramiler.


Basım Ayı/Yılı : 3/2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 376
Ağırlık : 376
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺82,50

New York’ta düzinelerce insan tuhaf koşullar altında kaçırılmış, pek çoğu bulunamamıştır. Kurtulanlardan biri olan ve kafa derisi yüzülmüş halde bir parkta ortaya çıkan Julia, cehennemden kaçtığını ve bizzat Şeytan’ı gördüğünü iddia eder. O sırada Saint Edwards Kilisesi’nin sunağı da kanla yıkanmaktadır…
Eski profil uzmanı Joshua Brolin’in de yardımıyla soruşturmayı yürüten genç polis Annabel O’Donnel, yeni bir ilahi varlığın, Caliban’ın yüceltildiği gizemli bir tapınağın izlerine ulaşır. Peki, bu topluluğun amacı nedir? Kafa derileri yüzülmüş tam altmış yedi insanı gösteren şok edici fotoğraflar ne anlatmaktadır? Soruşturma ilerledikçe, kendilerini akla hayale sığmayacak bir canavarlığın ortasında bulurlar. Yapmaları gereken tek şey, hastalıklı bir adamın zihnini kavrayabilmektir.
Maxime Chattam, eşsiz üslubuyla Karanlığın Soluğu’nda son derece esrarengiz ve bir o kadar da dehşet verici bir dünyaya kapı aralıyor.


Basım Ayı/Yılı : 6/2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 464
Ağırlık : 464
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺97,50

“İnsan’a ve kullandığı bütün yöntemlere düşmanlık beslemeniz gerektiğini asla unutmayın. İki ayağı üzerinde yürüyen her şey düşmanınızdır. Dört ayağı üzerinde yürüyen veya kanatları olan her şey dostunuzdur. Şunu da unutmayın, İnsan ile mücadele ederken sonunda ona benzememeliyiz. Onu alt ettiğinizde bile onların davranışlarını benimsemeyin. İnsan’ın bütün alışkanlıkları kötüdür. Ayrıca, her şeyden daha önemlisi, hiçbir hayvan kendi türüne zorbalık etmemelidir. Zayıfı, güçlüsü, akıllısı, safı, hepimiz kardeşiz. Hiçbir hayvan, başka hayvanları öldürmemelidir. Bütün hayvanlar eşittir.”
Yaşlı Reis’in çağrısıyla tüm hayvanlar, özgürlüğün ve eşitliğin hüküm süreceği yepyeni bir düzenin hayalini kurmaya başlar. Onları bu düzene götürecek ilk adım, Başkaldırı olacaktır. Olur da, eskinin Beylik Çiftliği artık Hayvan Çiftliği adını alır. Hayvanlar, tüm ülkeyi şaşkınlığa sürükleyerek kendi kendilerini yönetmeye başlarlar. Artık insanlar için değil, kendileri için çalışmanın verdiği mutlulukla, yaptıkları her şeyi büyük bir sevgiyle, umutla ve şevkle yapmaya başlarlar. Ta ki iktidar hırsı onları da vurana kadar…
George Orwell, Hayvan Çiftliği’ni yazarken Stalin dönemini eleştirmeyi amaçlamıştır. Bununla birlikte, eşitlik ilkesiyle yola çıkan devrimlerin bile nasıl totaliter sistemlere dönüşebileceğini her detayıyla gözler önüne sermesi bakımından zamanın ötesine geçen bir alegori niteliği taşımaktadır.


Basım Ayı/Yılı : 1/2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 152
Ağırlık : 152
En / Boy : 14 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺29,25

Savaş Barıştır
Özgürlük Köleliktir
Cehalet Güçtür
Kâbus gibi bir gelecekte, her biri totaliter sistemle yönetilen üç süper devlet dünyayı kendi arasında bölüşmüştür. 1984, bu devlerden biri olan Okyanusya’da geçer. Okyanusya’da geçmiş, şimdi ve gelecek Parti’nin elindedir. Hiç kimsenin görmediği ve nerede yaşadığını dahi bilmediği Büyük Birader ise Parti’nin vücut bulmuş halidir.
Okyanusya’da artık bireysellik yoktur, özgürlük yoktur, tarih yoktur. İnsan hafızası yok sayılmaktadır. Parti elini daima geçmişe uzatmakta, şu veya bu olayın asla gerçekleşmemiş olduğunu söyleyebilmektedir. Parti için şimdi doğru olan, ezeli ve ebedi olarak her zaman, herkes için doğru olmuştur. “Geçmişi kim denetim altında tutuyorsa,” der Parti sloganı, “geleceği de o denetim altında tutar: Şimdiyi denetim altında tutan ise geçmişi de denetim altında tutar.”
1984’ün muazzam bir distopya örneği olan dünyası; korku politikası, propaganda ve beyin yıkama ile halk kitlelerinin sürekli manipüle edildiği bir yerdir. İktidarı ele geçirmek ve sonrasında elde tutmak için ne gibi korkunç yöntemlere başvurulabileceğini gözler önüne serer. George Orwell’ın sözleriyle, “karşı konulmadığı takdirde totalitarizmin herhangi bir yerde zafer kazanabileceğini vurgulamak için” yazılmış olması bakımından adeta bir uyarı niteliği taşımakla birlikte, öne sürdüğü dünyanın giderek daha gerçek bir hale gelmesi bakımından da güncelliğini asla yitirmeyecek bir eserdir.


Basım Ayı/Yılı : 1/2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 352
Ağırlık : 352
En / Boy : 14 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺56,25

Dünya üzerindeki her bir insana karşılık bir buçuk milyar böceğin olduğunu biliyor muydunuz? Bütün böcekler aniden birbiriyle iletişim kurmaya ve organize olmaya başlasaydı, birkaç günden daha fazla hayatta kalamazdık. Kelimenin tam anlamıyla kıyameti yaşardık.

Peki bu böceklerden her biri, bir tarikatın amaçları doğrultusunda yönlendirilseydi? Tarikat, hem insan türüne iyilik yapmak hem de gün geçtikçe daha da bencilleşen insanlık karşısında can çekişen gezegeni rahata kavuşturmak istiyor.

İnsanlığı böceklere yem ederek, ebedi dinginliği sağlamanın peşinde koşan bir kıyamet tarikatı…
Fransız geriliminin ustalarından Maxime Chattam, insanı gerçeklikten koparmadan kurgunun içine çeken üslubuyla en temel korkularımızdan birini konu ediniyor. Tarikat’ı okurken uykusuz gecelere hazırlıklı olmalısınız.


Basım Ayı/Yılı : 6/2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 464
Ağırlık : 464
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺97,50

Kimseler kalmamıştı. Sesler kesilmişti.

Kar dağlara vuruyordu, dağlar kara. İnceden, işitilir işitilmez bir tonda, bir ağıt söyleniyordu dağın zirvesinde... Göğe dualar mı, ağıtlar mı yükseliyordu? Kanı çekildi. Nefesi belli belirsiz zayıfladı...

Artık, bir yeşil yol tutturmuştu. Emin adımlarla, ona gidiyordu. Ona... Bekleyen peygamberdi. Gözlerinden ışıltılar patlıyor, ışık huzmesi bütün âlemi aydınlatıyordu.

Boşluğa yuvarlandı aniden... Altından ırmaklar akan bahçeye...

Son bir gayretle, anlaşılır anlaşılmaz, “Devlet,” dedi.

Belki de demedi. “Oğullarına bunu yapmamalıydı.”

Söyledi mi söylemedi mi, tam duyulmamıştı.

Üstünü kar örtmüştü çoktan...


Basım Ayı/Yılı : 8/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 496
Ağırlık : 496
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺67,50

Düşünceler, 161-180 yılları arasında Roma imparatoru olan Marcus Aurelius’un Yunanca olarak Ta Eis Eauton başlığı altında kendisi için kaleme aldığı özel notlardan oluşmaktadır. Kitapta “sen” diye hitap ettiği aslında okur değil, kendisidir.

Kişisel bir kılavuz niteliğindeki bu kitap on iki bölümden oluşur ve her biri Aurelius’un hayatının bir dönemine denk gelir. Notlardan anlaşıldığı üzere ilk iki bölümü, askerî seferleri sırasında yazmıştır.

Kişinin evrendeki yerini bulmasının önemini sık sık vurgulayan Marcus Aurelius, her şeyin doğadan geldiğini ve zamanı geldiğinde yine ona döneceğini savunur. İyi insan olmanın gereklerini ele alırken Stoacı yanı ağır basar. Kitabın başlıca konularından biri, kişinin kendisi ve başkaları hakkındaki yargılarını gözden geçirmesi ve evrensel bir bakış açısına ulaşması gerekliliğidir. Aurelius’a göre kişi, doğanın getirdiklerini alçakgönüllülükle kabullenmeli, iyi bir insan olma görevini hiçbir zaman unutmamalıdır.

En uzun hayat da, en kısa hayat da aynı yere varır.”


Basım Ayı/Yılı : 3/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 167
Ağırlık : 167
En / Boy : 13,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺22,50
Yahudiler Dünyayı Nasıl Değiştirdiler: 1847-1947

On dokuzuncu yüzyılın ortaları ile yirminci yüzyılın ortaları arasında bir avuç erkek ve kadın, dünyaya bakışımızı değiştirdi. Bunlardan kiminin adı hafızalarımıza kazındı: Marx, Freud, Proust, Einstein, Kafka. Kimiyse ortak belleğimizden silinip gitmesine rağmen gündelik hayatta önemini koruyor.

Sözgelimi Karl Landsteiner olmasaydı kan nakli veya büyük ameliyatlar yapamayacaktık.

Paul Ehrlich olmasaydı kemoterapi diye bir şey olmayacaktı. Siegfried Marcus olmasaydı içten yanmalı motorlara sahip araçlarımız olmayacaktı.

Fritz Haber olmasaydı dünya nüfusunu beslemeye yetecek gıdamız olmayacaktı. Genevieve Halévy olmasaydı Carmen olmayacaktı.

Dünyayı değiştiren bu insanların hepsi Yahudi kökenliydi. Hepsinin ortak özelliği, kalıpların dışına çıkarak düşünebilmesiydi. İşte, bu zaman zarfında bir avuç Yahudi’nin diğer insanların göremediği şeyleri nasıl görmeyi başardığı, elinizdeki kitabın konusunu teşkil ediyor.

Norman Lebrecht, 1847-1947 yılları arasında Yahudilerin dünyayı nasıl değiştirdiğini ve dünyanın da onları nasıl değiştirdiğini Deha ve Kaygı’da ayrıntılı ve son derece akıcı bir üslupla ele alıyor.


Basım Ayı/Yılı : 8/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 544
Ağırlık : 544
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺112,50

Poetika, sanatta edebiyat ve dil konularını ele alan, günümüze ulaşmış en eski felsefi araştırmadır. Aristoteles bu metinde komedya, tragedya, hiciv ve epik şiir kategorilerini ayrı ayrı ele alır. Tüm bu türlerin ortak özelliği, taklit yani mimesis unsurunu barındırmalarıdır. Taklit nesneleri, taklit biçimleri, şiirin doğası ve ilkeleri, anlatımda açıklık, şiirde ölçü, olay örgüsünde bütünlük, tragedya ile epik şiir arasındaki benzerlikler ve farklılıklar gibi pek çok konu da Poetika’da yer alır.

Aristoteles büyük oranda drama üzerinde durur ve tragedyanın analizi, araştırmasının çekirdeğini oluşturur. Homeros, Empedokles gibi önemli isimlerden örnekler vermesi de anlatımı ilgi çekici kılmaktadır.

Aristoteles’in şiir sanatı ve tiyatroya yönelik tespitleri bugün bile sanat felsefesi alanında yararlanılabilecek niteliktedir. Bu bakımdan Poetika, yalnızca şiir ve tiyatroyla değil, genel olarak sanatla ilgilenen herkes için önemli bir kaynaktır.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 80
Ağırlık : 80
En / Boy : 13,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺18,75

Alplerdeki küçük bir aile işletmesi olan Val Quarios kayak merkezi, yaz aylarında ziyaretçilere kapılarını kapatmaktadır. Merkezin ıssız binalarında, yalnızca bir avuç mevsimlik işçi vardır. Otuzlu yaşlarındaki Hugo da son zamanlarda yaşadığı sıkıntılardan uzaklaşma ve ruhunu yenileme isteğiyle, Alplerin kalbindeki bu kayak merkezine iş için başvurur. Ne var ki daha geldiği günden itibaren tuhaflıklar peşini bırakmaz: Sürekli izlendiğini hisseder, gerçek olup olmadığını ayırt edemediği şeyler görür ve duyar, ayrıca çalışanlardan biri beklenmedik şekilde ortadan kaybolur. Dahası, kayak merkezinin sahibinin, 1970’lerde kariyerinin zirvesinde olan gizemli bir illüzyonist olduğunu keşfeder. Bu duvarların arasında ne gibi sırlar gizlidir? Hugo korkularıyla ve kâbuslarıyla yüzleşmek istese de kendi aklından şüphe etmeye başlar. Ölümün bir yaz meltemi gibi sessizce dolaştığı, “küçük ve sevimli” Val Quarios’a hoş geldiniz.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 464
Ağırlık : 464
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺97,50

Uluslararası çok satan yazar Craig Russell’dan, Dr. Jekyll ile Bay Hyde hikâyesine yeni, çarpıcı ve Gotik bir yorum.

Victoria dönemi Edinburgh’u. Başkomiser Edward Henry Hyde, kentin polis teşkilatının baş dedektifidir. Hyde, kendisini gören herkeste huzursuzluk ve çoğu zaman korku uyandıran, dikkat çekici ama sert görünüşlü bir adamdır. Ayrıca doktoru dışında herkesten sakladığı tuhaf bir durumu vardır: 
Zamanda tamamen kaybolduğu epilepsi nöbetleri geçirmekte ve bu sırada farklı bir boyut, bambaşka bir gerçeklik deneyimlemektedir.
Hyde bir gün kendini Kelt ritüellerini andıran, acımasız bir cinayet mahallinde bulur. Oraya ne zaman ve nasıl geldiğiyle ilgili hiçbir ayrıntıyı hatırlayamaması, herkesten sakladığı sırrı hakkında endişelenmesine neden olur: Acaba bu cinayetle bir alakası var mıdır?
Hyde, tekrarlanan cinayetlerle ilgili soruşturmasını sürdürürken, kendini karanlık bir okültizm ağına ve kentin nüfuzlu kişilerinin gizli entrikalarının içine düşmüş halde bulur. Üstelik yanıtlar yalnızca gerçek dünyada değil, aynı zamanda Edward Hyde’ın diğer dünyasının uğursuz sembolizminde yatmaktadır. Araştırması, onu hep korktuğu ama asla tasavvur etmediği yerlere götürür. Hyde aklını kaçırmamak için katili ortaya çıkarmak zorundadır.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 408
Ağırlık : 408
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺82,50

“Şimdiye dek yazılmış en dikkate değer finans kitaplarından biri.”  Jack D. Schwager
“Yatırım üzerine yazılmış en eğlenceli kitap.” Seattle Times
“İster yeni, ister deneyimli olsun, tüm yatırımcıların okuması gereken bir klasik.” William O’Neil, Investor’s Business Daily’nin kurucusu 
“Borsayla ilgili basılmış onca kitaba karşılık, Bir Borsa Spekülatörünün Anıları popülerliğini hâlâ sürdürüyor.” GQ dergisi

İlk olarak 1923 yılında basılan Bir Borsa Spekülatörünün Anıları, gelmiş geçmiş en çok okunan ve tavsiye edilen yatırım kitabıdır. Edwin Lefèvre, bu ilgi çekici kitapta ünlü borsacı Jesse Livermore’un deneyimlerine hayat vererek son derece akıcı ve eğlenceli bir eser ortaya koymuştur. Nesiller boyu çeşitli yatırımcılar, piyasaya ve insanlara dair yıllar içinde edindikleri deneyimlerin çok daha fazlasını bu kitapta okuduğunu söylemiştir. Kitap boyunca, ilham verici hikâyeler ve mizahi anlatımlar arasında okuyucu, insan psikolojisi ve kitle davranışından yatırım ve spekülasyon stratejilerine kadar pek çok konuda tavsiyeler bulacaktır.
Bir Borsa Spekülatörünün Anıları, yaşamınızı ve portföyünüzü zenginleştirecek, zamansız ve ufuk açıcı bir eser.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 376
Ağırlık : 376
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺56,25
Rastlantısallık Yaşamlarımıza Nasıl Hükmeder?

Okullardan mahkeme salonlarına, finans piyasalarından spor karşılaşmalarına kadar, rastlantısallığın, şansın ve olasılığın günlük yaşamlarımızı nasıl etkilediğine dair merak uyandırıcı, aydınlatıcı ve ilham verici bir bakış.

Belirsizlikle başa çıkmak zordur ve rastgele olayların yaşamımızı ne ölçüde etkilediğine dair genellikle fikrimiz yoktur. Leonard Mlodinov, doğru yorumlanan rastlantıların ve olasılıkların kişiyi başarıya götürebileceğini ileri sürerek, bu olasılıkları belirlemek ve kontrolümüzde olmayan etkenlerin farkına varmak için gerekli araçları eğlenceli bir üslupla anlatıyor. 
Mlodinow, matematik, doğa bilimleri, astronomi, politika, finans, spor, istatistik gibi alanlardan kolay anlaşılır örnekler sunarak olasılığın gerçek doğasını anlatıyor ve dünyayı yanlış değerlendirmemize neden olan psikolojik yanılsamaları gözler önüne seriyor.
“En sevdiğiniz varsayımlardan bazılarına meydan okuyacak kadar cesursanız, olasılık kuramının tarihini anlatan Ayyaş Yürüyüşü’nü mutlaka okuyun.” Fortune
“Mlodinov, zihin açıcı olasılık problemlerini, kuramcıların yaşam öykülerini de araya serpiştirerek okuyucuya keyifli bir anlatımla sunuyor! Bu kitap, rastlantısallığa dair hızlandırılmış bir kurs niteliğinde.” The New York Times


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 320
Ağırlık : 320
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺67,50

Bozkırın Kutlu Destanı
ERGENEKON
(256 sayfa)
Ergenekon…
Onca Türk Destanı içinde kutlu bir destan!
Belki de en kutlusu… Türk’ün yok olmanın eşiğinde iken kurtuluşuna,Ve küllerinden doğuşuna adanmış en muazzam anlatı. Bizlere asla pes etmemeyi salık veren, Acun üzerinde kalan son Türk’ün neler yapabileceğini çağların ötesinden haykıran bir mesaj…
Ergenekon…
Bu kitapla yeniden hayat buluyor.
Kimi sayfalarında pusatlar cenk meydanlarında tenleri yırtıyor…Kimi sayfalarında bozkırda hayat bulmuş aşklar ve hüzünler tüm saflığıyla bizleri selamlıyor.Kıyan, Nüküz, Akça, Akmaral… Ve Ulu Demirci… Ve Kutlu Kurt… Ve de Börte Çine…
Onlara yakıştırdığımız şu sözlerle sesleniyorlar bize: ‘Ayakta kalan son Türk gün gelir Acun’u dize getirir. Ayakta kalan son Türk demirden dağları eritir. Ve ayakta kalan son Türk alacağı öcü unutmaz, vakti geldiğinde alır…’
Ergenekon…
Sizin özünüz budur! Sizin destanınız budur!

Kölelikten Fatihliğe Gemileri Yakan Kahraman
TARIK BİN ZİYAD
(287 sayfa)
TARIK… 
On beş yaşında, kabilesinden koparılmış Berberi bir köleydi! Yirmi beş yaşında kahraman bir savaşçı... Otuz altı yaşında İspanya’nın Fatihi… Kararlılığın ve azmin vücut bulmuş haliydi o! 
Endülüs bir masaldı! Endülüs gelecekti... Endülüs Tarık’ın sevdasıydı...
Karşıya geçince, gemileri yaktı!
“Gemileri yaktım” dedi. “Artık geri dönüş yok!” ...ve inancını tekrarladı:
“Allah bizimle! Biz yalnız O’na inanır, O’ndan medet umarız.”
Geri dönmediler! Orayı aldılar! Orada kaldılar!
Bugün bile hâlâ oradalar! TARIK sayesinde...
*
Baş koyduğu yoldan dönmeyi düşünmeyenlere “Gemileri yaktım!” dedirtecek kadar insanlığın benliğine işlemiş efsanevi kahramana bir övgüdür bu eser! 
Bize düşen; onu tanımak, anlamak ve yaşamak…


Türklerin İlk Kadın Hükümdarı
TOMRİS
(240 sayfa)
Saka Türklerinin Kadın hükümdarı Tomris, biraz sonra atlarını ölüme sürecek olan savaşçılarının önünde durdu ve yürekleri titreten bir sesle gürledi.”
Geriye yalnızca bizler kaldık. Birçoğu kadınlardan, ama erkeği kadar yiğit kadınlardan oluşan bir halk ve ordu... 
Karşımızdakiler acunun en vahşi, en acımasız ve en kalabalık ordusu. Ancak biliyorum ki gök kubbenin altındaki hiçbir ordu, şu dolunayın altında ateş saçan gözlerinizden daha cesur değil. Ve yine biliyorum ki yeryüzündeki hiçbir ordu, yurdu ve halkı için çarpan ulu yüreklerinizden daha büyük değil…
 Günümü aydınlatan güneş, gecemi aydınlatan ay ve atalarımın ruhları üzerine and olsun ki atımın çiğnediği bu toprak kanımla kızıla boyansa da kimsenin, hele ki o hain Perslerin esareti altına girmeyeceğim…”
Hanlarının ardından Saka Türk savaşçılarının hepsi aynı coşkuyla gürledi. “And olsun.”
Gök kubbenin her zerresi kahraman kadınların tiz çığlıklarıyla dolmuştu artık.
Arkalarına bir kez olsun bakmadan sürdüler atlarını savaş meydanına.
Önde Tomris Han, ardında savaşçıları… 
Yeryüzü daha önce, ölüme böylesine arzulu at koşturan bir millete tanıklık etmemişti…
Tarih, Milattan Önce 15 Aralık 528’i gösterdiğinde Asya Bozkırları akıl almaz bir savaşa tanıklık ediyordu. Bir tarafta, 9000’i kadın olmak üzere 13.000 kişilik Saka Türk Ordusu. Diğer tarafta ise Pers İmparatoru Büyük Kirus’un kumandasında, 100.000’in üzerinde askeri ile Pers Ordusu. 
Başlarında, Türklerin İlk Kadın Hükümdarı Tomris Han’ın bulunduğu Saka Türkleri için bu savaş, tam anlamıyla bir varlık-yokluk mücadelesiydi ve bu mücadelede tek bir silahları vardı. 
ÖZGÜRLÜKLERİ İÇİN ÖLÜMÜ HİÇE SAYAN SAVAŞÇI RUHLARI…


Göktürk Efsanesi
TONG YABGU
(400 sayfa)
Şaman, kayıtsız bakışlarını Tardu’ya çevirdi. “O bir uğursuz Kağanım,” dedi. “Onun yeryüzünde nefes aldığı her gün yeni acılar boy gösterecek. O bir uğursuz… Ama bizler için değil. Hayır! O düşmanları için acun üzerine doğmuş en büyük felaketlerden biri olacak. Önünde diz vuranlar sancağının gölgesinde huzur bulurken, karşısında pusat sallayanların üzerine bir lanet gibi çökecek. Ona düşmanlık edecek olanın yazgısını görüyor ve üzülüyorum. Ona karşı durdukları günü hiç yaşamamış olmayı dileyecekler ve Tanrı’ya, onun eliyle gönderdiği gazaba bir son vermesi için her gün dua edecekler. Ama bunların hiçbiri işe yaramayacak. O, pençesine düşene asla merhamet göstermeyecek…”
***
Ben Tong Yabgu Kağan! Tanrı’nın isteğiyle atalarımdan hakkım olan Altın Örgün’e oturdum. Buyruğumu doğuda Demirkapı’ya, batıda Hazar’a, güneyde Kaşmir’e, Kunduz’a, Soğd ve Pers krallarına dinletir oldum. Çerilerim şunu iyi bilsin! Mademki ben gökteki Tanrı’yı yeryüzünde temsil etmekle görevli kılındım, öyleyse irademe karşı gelen Tanrı’ya karşı gelmiş demektir. 
“TÜRK’E KARŞI GELEN TANRI’YA KARŞI GELMİŞ DEMEKTİR. KİM Kİ TÜRK’E KARŞI GELİRSE SİLİN, YOK EDİN!”
***
Düşmanları onu pek çok isimle anardı; Kuzeyin Efendisi… Kralların Kağanı… Aşina Soylu Kaplan… 12 yıllık kağanlığında Batı Göktürk altın çağlarını yaşadı. Her bölümünde heyecanın dozu biraz daha yükselen bu romanda, Tong Yabgu Kağan’ın sıra dışı hayatını soluksuz okuyacaksınız! 

ULU-KAN
Ana Kurt’un Oğulları
(312 sayfa)
Ve bir gün Büyük Tufan yeryüzündeki her şeyi silip yok etti.
Geriye Tebliğci’nin üç oğlu ve bir avuç müridi kaldı.
İnsanlık onların elinde yeniden şekillendi.
Krallıklar kuruldu, surlar yükseldi, ordular silahlandı.
İnsanın var olduğu yerde savaş kaçınılmazdı!
Kaçınılmazdı çünkü Tanrı, insanın ruhunu güzel erdemlerle birlikte hırs, ihtiras ve kibirle yoğurmuştu.
Sümer’in görkemli krallıkları Babil, Kiş, Lagaş ve diğerleri iki kutsal nehrin arasındaki bereketli topraklarda yeniden hayat bulduğunda aç gözlü bir adam ortaya çıktı…
Bir tapınak fahişesinin oğlu… Akad’ın piç kralı Sargon!
Babil’in melekleri Harut ve Marut’un büyüleriyle tahta oturdu.
Kehanetlere göre o yeryüzünü yakıp kavuracak bir ateşti!
Ve yine kehanetlere göre o ateşi ancak bir kurt boğabilirdi…
Aynı çağda kadim Işık kentinde; bir Savaşçı, bir kadına âşık oldu.
Gizemli, sıra dışı bir kadın… Ana Kurt…
Doğaüstü güçlere sahip bir Kara Kam!
Savaşçı, aşkıyla pusatı arasında bir tercih yapmak zorunda kaldığında pusatını seçti.
Ana Kurt’un aşkı nefrete dönüştüğündeyse her şey için artık çok geçti.
Önce intikam ateşinin gölgesinde bir ULU-KAN doğdu.
Ardından kurt doğasıyla yetişmiş, acımasız ve ölümcül bir ordu… Ana Kurt’un Oğulları…
O andan sonra yeryüzü artık ateş ve kurdun pusatında şekillenecekti.
İhtişamlı Sümer krallıklarında, Babil’de, Asya’da, Anadolu’da ve eski dünyanın unutulmuş topraklarında efsanelerle harmanlanmış epik bir yolculuğa hazır mısınız?

METE HAN
(264 sayfa)
üyük bir düşün peşindesin Mete.
Bu düşü gerçek kılmak yürek ister!
Başaracak cesarete ve yeteneğe sahipsin.
Korkusuzsun, hırslısın, akıllısın.
Ama unutma!
Her zaferin, beraberinde nefret doğuracak.
Kaybetmek kolaydır.
Kaybetmek için sıradan olman yeterli.
Ama sen hiçbir zaman kolay olanı seçmeyeceksin.
Acun kaybedenleri konuşmaz, hatırlamaz!
Biliyorsun…
Biliyorsun ve bu yüzden kazanmak için yaşayacak, kazanmak için var olacaksın.
Kazandığın her an biraz daha yalnızlaşacaksın.
Eşsiz olmak zordur Mete!
Eşsiz olmak yürek ister…
MÖ 209 yılında tarih sahnesine çıkan Tanrıkut Mete Han’ın Türk devlet ve ordu anlayışını nasıl değiştirdiğini, yaşadığı çağda yeryüzünün en büyük gücü haline gelen Büyük Hun İmparatorluğu’nu nasıl kurduğunu, tarihî romanların usta kalemi Emrullah Özdemir’in betimlemesiyle okumaya hazır mısınız?


Basım Ayı/Yılı :
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 1759
Ağırlık : 1759
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺337,50

YAFES’İN KILICI
328 sayfa
Türkler “Barak” derlerdi, kara tüylü köpeğe,
Böyle ad verirlerdi, büyük soylu köpeğe.
Aslında efsaneler, bir köpek anarlardı.
Onu da köpeklerin, atası sayarlardı.
Bu köpek soylu idi, çok büyük boylu idi,
Av çoban köpekleri, hep onun oğlu idi.
Kuzey-batı Asya’da güya “İt-Barak” vardı,
Türklerse İç Asya’da, onlara uzaklardı.
Başları köpek imiş, vücutları insanmış,
Renkleriyse karaymış, sanki Kara Şeytanmış.
Kadınları güzelmiş, Türklerden kaçmaz imiş,
İlâç sürünürlermiş, ok mızrak batmaz imiş. 
Destanda denilmiş ki, Oğuz-Han yenilmişti,
Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti.
On yedi sene sonra, Oğuz onları yendi.
Kadınlar yardım etti, orada savaş dindi.
Oğuz bu bölgeleri, “Kıpçak-Beğ”e il verdi,
Bunun için Türkler de oraya “Kıpçak” derdi…
-Oğuz Kağan Destanı

ATALAR CENGİ
376 sayfa
Kutlu yolda ilerleyen korkusuz yiğitler, toprağı adımlarıyla titretti. Ay, gecelerine yol gösteren oldu. Tüm insanlık bu cengi bekledi. Üç taraf vardı: Gök Tanrı’nın orduları, Karanlık Ülke ve korkaklar!
Koca koca taşlardan yaptıkları saraylarına, kalelerine sinen krallar ve hanlar, kalabalık ordularına rağmen asla cesur olamadılar. Karanlık Ülke’ye karşı yürüyebilenler sadece tunç yürekli, çelik bilekli Türklerdi. Yeryüzünü karanlığa çevirmek, toprakları kanla sulamak isteyenlere karşı geceyi pusatlarının ışıltılarıyla aydınlattılar.
Onlar, içlerinde bozkırın vahşi kurdunu taşıyan, Gökbörü’nün yolunda ölüme yürüyenlerdi. Her şeyi ulusları, toprakları ve soyları için yaptılar. Gelecek, pusatlarının ucundaydı. Toprağa düşen her damla lanetlenmiş kan, acunun geleceğini aydınlatan bir meşale olacaktı!
Gök Tanrı’nın orduları, o gece, Tamu’nun pençelerine karşı cenk etti. Acunu dize getirenler, Karanlık’ın ordularını yok ettiler…

OZ’UN KALBİ MU KITASI
384 sayfa
Boğa olmasaydı, Oz uçsuz denizlerde nasıl hüküm sürerdi? Karanlık dalgaların arasına gizlenen kötülükten insanlarını nasıl korur, denizlerin acununa nasıl adalet getirirdi?
Börü olmasaydı, Oz nasıl iz sürer, kinini diri tutar ve intikamını alırdı? Uçsuz bucaksız topraklarda, kendi adaletini nasıl sağlardı?
Gök Geyik olmasaydı, Oz, bilgeliğe nasıl uzanırdı? Işığa nasıl yol gösterici ve insanlığa köprü olurdu?
Aslan olmasaydı, Oz nasıl en büyük olur, düşmanlarının yüreğine korku salardı. Kalbini; Ra-Mu’nun evi, Krallar Kralı’nın Şehri Şalmali’yi nasıl korur, yeryüzünde adaleti nasıl sağlardı?
Gök Çocukları, binlerce yıl yeryüzüne hâkim oldular. Kutsal Dörtlü (Oz Birliği), medeniyetin, sanatın ve refahın merkeziydi. Tüm topraklarda adaleti sağlayanlardı. Bir gün Mu’nun karşısındaki en büyük güç olan Atlantis, yüzyıllar önce yok olmuş Demir Yumruk Birliği’ni, küllerinden, Kuzey’in vahşi krallarıyla yeniden diriltti. 
Yeryüzünün seçebileceği iki taraf vardı; Mu ya da Atlantis!
Yedi kutsal güç tekrar savaş için kullanıldı. Tanrı’nın yolunda ilerleyenler, sapkınlara karşı en büyük savaşını verdiler. Kazananı olmayan savaşın sonunda milyonlarca insan ve medeniyet yok oldu!
Her şey, kalın bir sis perdesinin arkasına gizlenmiş gibi yok oldu!


GÖKKURT
400 sayfa
Aşinalar, diğer Türk boyları gibi Hun İmparatorluğu dağıldıktan sonra Juan Juanların boyunduruğuna girdiler. Gün geçtikçe güçlenen Aşinalar, Kağan Anakui’yi rahatsız etmeye başladığında umulmadık bir buyruk verdi. Kurtlar, karanlık kuyulara sürüklenmeye başladığında, devri değiştirecek bir ihtilalin ateşi yüreklerde parlayıverdi. Ulu Kara Dağ’ın ulularından, o kutlu günün haberi geldiğinde Gökkurt, işareti ufukta gördü. Başlarını göğe kaldırıp, kutlu bir kağanlık için, kanlarının son damlasına kadar durmayacaklarına ant içtiler. İki kardeş; Bumin ve İstemi… Kutlu bir kağanlık için! Adalet için! Türk için! Göktürk olmak için ölüme yürüdüler! Kutlu bir çağın kapıları, altın başlı gök bayrağın dalgalanışıyla başladı. Pusatı kanlı Börülerin; acı, kan ve kahramanlık dolu mücadelesi… Hiçbir ihtilal bu kadar kanlı ve efsanevi olmadı! Cesaret; Şekilsiz sert bir demirdir. Ruh ise ateştir. Cesaret ve ruh sana kılıcı verir. Damarlarında akan kan da, onu kullanabilme yeteneğini.


BÖRÜ 1
408 sayfa
Bir intikama kaç taht sığabilir?
Acılı parmaklarla yapılmış kaç gösterişli taç, burçlarından kan taşan sarayların pürüzsüz merdivenlerinden yuvarlanabilir?
Hayat Ağacının köklerinde filizlenen kötülük, acunun direğindeki çatlağı zorluyor. Sürek avı gibi insan avlayan canavarlaşmış kralların tahtları sallanıyor!
Kanının sesini dinleyen ve küllere gömülmüş iki hanedanlık, öç ateşiyle yanıp tutuşanları ordularında birleştiriyor.
Büyük mabedin (Göbeklitepe) ve Agarta’nın üstatları, hep bir ağızdan şu soruyu sordular; “O gün geldi mi? Gökyüzünün üç yılanın üzerine kan rengi uyanacağı zaman. Bakir kar örtüsünün taze kanla ısınıp ırmaklara karışacağı an. Rüzgârın şahit olacağı ateşten bir gazabın altından kumları darmadağın edip, taştan tanrılarına sarılan zavallıların yalvaracağı, öç ateşinin yakıldığı o gün geldi mi?
Beklenen cevap Börü Han’ın dudaklarından döküldü;
“Canavarlaşmış kralların yönettiği topraklarda öç, sadece katliamla alınabilir!”
Acun artık kurt ve aslanın pençeleri arasında…
Kandan ırmakların coşkulu sesine kulak verin!


BÖRÜ 2
416 sayfa
“Ey benim demirden dağlarım! 
Yağı külleri savurduğum kadim ormanlarım! 
Demirdağın tinleri geldi bu gece ateşimize! 
Ey Börüler! 
Uluyun… 
Parçalayın… 
Haykırın! 
Börüler ant içtiler yağı kanı akıtmaya! 
Ey Ulu Tengri, güç ver gökte doğan oğullarına!
Ey Toprak Ana, yol göster bize ulu kayın ağaçlarınla! 
Ey Çakay Han, aydınlat önümüzü,göğü aydınlatan gazap kırbaçlarınla! 
Ey Kızagan Tengri, ant içtik adına! 
Salınsın kara atlar, çıksın Erlik Han cenk meydanına!”
“Börü, arasına başka savaşçı sokmaz! Börü, karşısındaki ordunun sayısına bakmaz! Börü, dağların efendisi, karanlığın öfkesidir! Börü, her cenge sağ çıkmayacağını bilerek girer! İmkânsızı başarır, yağının kâbusu olur!
Börü olmak için hazır mısınız?”
Ağzında kan tadı varsa, bakışlarında sadece ölümün parıltısı vardır .


BÖRÜ 3
Kurt Yangını
336 sayfa
Ser üzerimize geceyi, 
Uğultumuz titretsin yürekleri!
Çek pusatlarını Çoga, 
Doldur kelleleri tamuya!
Vur baltanı Temir Tonka,
Taşsın cenk meydanı kanla!
Adımız göğe bir yükseldi. 
Sonumuz toprağa bir üflendi.
Kırk budaklı ulu çamın dokuz kolundaki tepeyiz,
Kartalların kanadındaki altın tüyün sahibiyiz!
Kayalar bizi haykırır, çağlayanlar adımızla coşar!
Toprak Ana, bizi adalet için akıttığımız kanla sarar!
Zirvelerden gelen rüzgârlar bize atalarımızı fısıldar!
Ey Ulu Tengri, yarılsın bastığımız toprak, aç gazap çukurlarını!
 Harlansın Tamu’nun katran karası kazanları!
“Ölümden hayat dilenmek, ahmakların işidir!”


BÖRÜ 4
Karanlığı Parçalayan
416 sayfa
Öyle bir öleceğiz ki; 
Canını aldığımız yağıların tinleri, tamunun kızıl göğünü çatırdatacak!
Öyle bir öleceğiz ki; 
Bizleri tanrının bahçelerine götüren tinler, acunda kalan bedenlerimize bakıp gözyaşı dökecek!
Öyle bir öleceğiz ki;
Bırakın soyların bizi hatırlamasını, gök bile unutmayacak!
Her çakında bir, karanlığa adımızı haykıracak,
Her yaşında bir zalimin usunda korkular yaratacak!
Öyle bir ölümsüzleşeceğiz ki;
Adalet için çıkan her pusatta zalim kanıyla uyanıp, her can alışta can bulacağız!
Öyle bir sevmiş olacağız ki;
Hatunlarımızın gözlerinde gökte parıldayan bir ışık,
Sevdiğimiz bozkır kızının ipek saçlarında bir rüzgâr,
Büyüttüğümüz balaların dudaklarında bir gülücük olarak kalacağız!
Gökte Doğanlar!
Hah!
Son kez… Ur-Ah!
Ur-Ah! Ur-ah! Ur-Ah!

“Küllerinden yeniden doğabiliyorsan, yaşıyorsun demektir!”

İTBARAK
Karanlık Dünya-1
318 sayfa
Türkler “Barak” derlerdi, kara tüylü köpeğe,
Böyle ad verirlerdi, büyük soylu köpeğe.
Aslında efsaneler, bir köpek anarlardı.
Onu da köpeklerin atası sayarlardı.
Bu köpek soylu idi, çok büyük boylu idi,
Av çoban köpekleri, hep onun oğlu idi.
Kuzeybatı Asya’da güya “İt-Barak” vardı,
Türklerse İç Asya’da, onlara uzaklardı.
Başları köpek imiş, vücutları insanmış,
Renkleriyse karaymış, sanki kara şeytanmış.
Kadınları güzelmiş, Türklerden kaçmaz imiş,
İlaç sürünürlermiş, ok mızrak batmaz imiş.
Destanda denilmiş ki, Oğuz Han yenilmişti,
Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti.
On yedi sene sonra, Oğuz onları yendi.
Kadınlar yardım etti, orada savaş dindi.
Oğuz bu bölgeleri, “Kıpçak-Beğ”e il verdi,
Bunun için Türkler de, oraya “Kıpçak” derdi…
Oğuz Kağan Destanı

BÖKE
Alamut’un Fethi
448 sayfa
Gökler, yıldızları birer ateş parçası gibi gecenin karanlığına saçtı…
İki asır boyunca dünyanın kanına bulanmış hançerler, son kez havaya kalktı!
Demirden bir kasırga, kör bir kâhinin rüyalarında kumları yaktı.
Türklerin kehaneti, fethin kartalını göklere havalandırdı!
Batu Han’ın Türk çocuklarından oluşturduğu özel birliğin görevi neydi?
Türklere ait Altın Kitap’ta ne yazıyordu?
Moğolların ve Türklerin yaratılış satırlarında saklı olan büyük hesaplaşma neydi?
Hasan Sabbah ile gücünün zirvesine ulaşan, iki asır boyunca dünyaya korku salan fedailer yuvası Alamut Kalesi ve fedailerinin yok oluş hikâyesidir.
Bu…
Sahte cennetin, cehennem gecesidir!

CANAVAR
Çoga’nın Hikayesi
304 sayfa
Zifir acunu örttüğünde,
Dişlerimde kalan intikam sızısını hiç unutmadım...
Kırılan kemiklerim, yalnızlığımın çatırdayan kalkanıydı.
Karanlığın yalnızlığı, en büyük canavarları doğurur.
Ve... Ben doğdum!
Kaç ölüm gördün Çoga?
İçindeki yalnızlıkta kaç hâlini gömdün?
Durduğun, korktuğun yetmedi mi?
Beni o canavara siz dönüştürdünüz!
İçindeki canavarı ortaya çıkar!


Basım Ayı/Yılı :
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 4134
Ağırlık : 4134
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺975,00

Çanakkale -Bir Devrin Bittiği Yer
Fatih Sultan Mehmet ve İstanbul’un Fethi
Yavuz Sultan Selim ve Kutsal Emanetler
Muhteşem Süleyman ve Hürrem Sultan
Beylikten Hükümdarlığa Osmanlı Padişahları
Mimar Sinan -Mimarideki Osmanlı Mührü
Osmanlı’da Derin Devlet ve II. Abdülhamit
Yakın Tarihimizin Sır Perdesi
Tarihin Arka Sokakları


Basım Ayı/Yılı : 2017
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 1
Ağırlık : 100
En / Boy : 13,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺435,00

Çanakkale -Bir Devrin Bittiği Yer
Fatih Sultan Mehmet ve İstanbul’un Fethi
Yavuz Sultan Selim ve Kutsal Emanetler
Muhteşem Süleyman ve Hürrem Sultan
Beylikten Hükümdarlığa Osmanlı Padişahları
Mimar Sinan -Mimarideki Osmanlı Mührü
Osmanlı’da Derin Devlet ve II. Abdülhamit
Yakın Tarihimizin Sır Perdesi


Basım Ayı/Yılı : 2016
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 1
Ağırlık : 100
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺386,25
• Babam Çatlı • Çatlı Reis (Babam Çatlı 2) • Tomris Han

BABAM ÇATLI

3 Kasım habercisi olan son telefon konuşmamız: "Kızım sana bırakabileceğim en büyük mirasım yaşadıklarımdır. Başını hiçbir zaman eğmeyeceksin."

Onun içinde mor dağlara türkü söylemek, uzaktan geçen turnalara el sallamak vardı. O bir devre damgasını vurdu ama içindeki türküyü hiç duymadılar, dinlemediler... Yükselen canhıraş çığlıkların ortasında hep bir "sebep" olarak görüldü, gösterildi.

Oysa bir insanın tek başına bu kadar "çok sebep" olması mümkün değildi. "Utanç Duvarları" gibi yükselen tek yanlı sese verilen bir cevabı özleyenlere ve "Utanç Duvarları"nın acımasız mimarlarınadır sözümüz...

Sadece ve sadece dile getirilmemiş gerçeklerin hikayesini okumak hakkı, bu hakkı isteyen herkesindir...

 

ÇATLI REİS

Baba bizim evimiz neresi?”

Vatanımız Gökçen’im… Vatanımız.”

Yakın tarihimizin bir tanığıyım ve bu süreçte ben bir kahraman tanıdım; Babam Abdullah Çatlı. Onun yaşadıklarının bir bölümüne, sizleri de tanık etmek üzere ÇATLI REİS’i kaleme aldım.

 

TOMRİS HAN

Kahraman, yazgının sonunu düşünmezdi.

Cesaretin cinsiyeti olmaz” dedi. Yağın ona, o yağına pusat gösterdi.

Tekliği güç bildi, tebessüm eyledi. Yazgı ona, o yazgıya Kut verdi.

Yurdunu sevecek bahaneler aramadı, sebepleri o yarattı.

Tomris Han bir tarih yaşadı, tarih onu yazdı. Ve an, Türklerin zamanıydı.


Basım Ayı/Yılı :
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 1070
Ağırlık : 1070
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺236,25

Çocukların doğal rol yapma ve canlandırma eğilimlerine dayanan oyun terapisi, çocukluk çağındaki psikolojik sorunların tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. 
101 Favori Oyun Terapisi Tekniği, çocuklardan en iyi geri dönüşlerin sağlandığı yöntemleri içerir. Her yöntem kısa ve anlaşılır tanımlarla, aynı zamanda tekniğin çocuklara nasıl uygulandığını gösteren detaylı birer açıklamayla desteklenmiştir. Kitaba katkı sağlayan kişiler çeşitli gruplardan gelmekte; aralarında çocuk merkezli oyun terapisi, bilişsel-davranışsal oyun terapisi, geştalt oyun terapisi, Jungcu oyun terapisi, psikodinamik oyun terapisi ve yönlendirilmiş oyun terapisi uzmanları bulunmaktadır.
Kitapta yer alan oyun terapisi tekniklerinin tümü; düşük özsaygı, korku, öfke kontrolü, bağlanma gibi sorunların yanı sıra istismar, yas, terk edilme gibi daha ciddi zorluklarla başa çıkmaya çalışan çocukların kendini güvende hissetmesini ve duygularını ifade etmesini kolaylaştıracak yöntemler içermektedir.
Farklı disiplinlerden gelen ve çocukları tedavi etmekle ilgilenen herkesin merakını uyandıracak bir kaynak olan 
101 Favori Oyun Terapisi Tekniği, çocuklarıyla yeni iletişim yolları açmak isteyen ebeveynler için de destekleyici olacaktır.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 432
Ağırlık : 432
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺82,50

Börü 1 - Yeniden Dirilişin ve İntikamın Kitabı
Bir intikama kaç taht sığabilir?
Acılı parmaklarla yapılmış kaç gösterişli taç, burçlarından kan taşan sarayların pürüzsüz merdivenlerinden yuvarlanabilir? Hayat Ağacının köklerinde filizlenen kötülük, acunun direğindeki çatlağı zorluyor. Sürek avı gibi insan avlayan canavarlaşmış kralların tahtları sallanıyor! Kanının sesini dinleyen ve küllere gömülmüş iki hanedanlık, öç ateşiyle yanıp tutuşanları ordularında birleştiriyor.
Büyük mabedin (Göbeklitepe) ve Agarta’nın üstatları, hep bir ağızdan şu soruyu sordular; “O gün geldi mi? Gökyüzünün üç yılanın üzerine kan rengi uyanacağı zaman. Bakir kar örtüsünün taze kanla ısınıp ırmaklara karışacağı an. Rüzgârın şahit olacağı ateşten bir gazabın altından kumları darmadağın edip, taştan tanrılarına sarılan zavallıların yalvaracağı, öç ateşinin yakıldığı o gün geldi mi? Beklenen cevap Börü Han’ın dudaklarından döküldü; “Canavarlaşmış kralların yönettiği topraklarda öç, sadece katliamla alınabilir!”Acun artık kurt ve aslanın pençeleri arasında… Kandan ırmakların coşkulu sesine kulak verin!

Börü 2 - Kurt İmparatorluğu
“Ey benim demirden dağlarım!
Yağı külleri savurduğum kadim ormanlarım!
Demirdağın tinleri geldi bu gece ateşimize!
Ey Börüler!
Uluyun…
Parçalayın…
Haykırın!
Börüler ant içtiler yağı kanı akıtmaya!
Ey Ulu Tengri, güç ver gökte doğan oğullarına!
Ey Toprak Ana, yol göster bize ulu kayın ağaçlarınla!
Ey Çakay Han, aydınlat önümüzü,göğü aydınlatan gazap kırbaçlarınla!
Ey Kızagan Tengri, ant içtik adına!
Salınsın kara atlar, çıksın Erlik Han cenk meydanına!”
“Börü, arasına başka savaşçı sokmaz! Börü, karşısındaki ordunun sayısına bakmaz! Börü, dağların efendisi, karanlığın öfkesidir! Börü, her cenge sağ çıkmayacağını bilerek girer! İmkânsızı başarır, yağının kâbusu olur! Börü olmak için hazır mısınız?” Ağzında kan tadı varsa, bakışlarında sadece ölümün parıltısı vardır.

Börü 3 - Kurt Yangını
Ser üzerimize geceyi,
Uğultumuz titretsin yürekleri!
Çek pusatlarını Çoga,
Doldur kelleleri tamuya!
Vur baltanı Temir Tonka,
Taşsın cenk meydanı kanla!
Adımız göğe bir yükseldi.
Sonumuz toprağa bir üflendi.
Kırk budaklı ulu çamın dokuz kolundaki tepeyiz,
Kartalların kanadındaki altın tüyün sahibiyiz!
Kayalar bizi haykırır, çağlayanlar adımızla coşar!
Toprak Ana, bizi adalet için akıttığımız kanla sarar!
Zirvelerden gelen rüzgârlar bize atalarımızı fısıldar!
Ey Ulu Tengri, yarılsın bastığımız toprak, aç gazap çukurlarını!
Harlansın Tamu’nun katran karası kazanları!
“Ölümden hayat dilenmek, ahmakların işidir!”

Börü 4 - Karanlığı Parçalayan
Öyle bir öleceğiz ki;
Canını aldığımız yağıların tinleri, tamunun kızıl göğünü çatırdatacak!
Öyle bir öleceğiz ki;
Bizleri tanrının bahçelerine götüren tinler, acunda kalan bedenlerimize bakıp gözyaşı dökecek!
Öyle bir öleceğiz ki;
Bırakın soyların bizi hatırlamasını, gök bile unutmayacak!
Her çakında bir, karanlığa adımızı haykıracak,
Her yaşında bir zalimin usunda korkular yaratacak!
Öyle bir ölümsüzleşeceğiz ki;
Adalet için çıkan her pusatta zalim kanıyla uyanıp, her can alışta can bulacağız!
Öyle bir sevmiş olacağız ki;
Hatunlarımızın gözlerinde gökte parıldayan bir ışık,
Sevdiğimiz bozkır kızının ipek saçlarında bir rüzgâr,
Büyüttüğümüz balaların dudaklarında bir gülücük olarak kalacağız!
Gökte Doğanlar!
Hah!
Son kez… Ur-Ah!
Ur-Ah! Ur-ah! Ur-Ah!
“Küllerinden yeniden doğabiliyorsan, yaşıyorsun demektir!”


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 2
Sayfa Sayısı : 1576
Ağırlık : 1576
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺390,00

Kahraman, yazgının sonunu düşünmezdi.
“Cesaretin cinsiyeti olmaz” dedi. Yağın ona, o yağına pusat gösterdi.
Tekliği güç bildi, tebessüm eyledi. Yazgı ona, o yazgıya Kut verdi.
Yurdunu sevecek bahaneler aramadı, sebepleri o yarattı.
Tomris Han bir tarih yaşadı, tarih onu yazdı. Ve an, Türklerin zamanıydı.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 280
Ağırlık : 280
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺71,25

Oniki, Yemin’i okudu ve Avcı oldu. Canavarlarla savaşma sanatını öğrenmek ve barışı sağlamak için adından ve geçmişinden vazgeçti.

Fakat Avcılık Loncası’nın duvarları tarihinde ilk kez aşılıp küçük bir kız kaçırılınca, Oniki onu kurtarmaya karar veren tek kişi oldu.

Lonca’nın koruyucusu taş Köpek ile birlik olan Oniki, hayatını, adını ve hatta tüm dünyasını değiştirecek bir maceraya çıktı.

Tarih öncesi dünyanın karlı kuzey ormanlarında geçen bu fantastik roman, heyecan verici, eğlenceli ve zaman zaman da yürek burkan bir kurguya sahip. Ateştendoğan’ı elinizden bırakamayacaksınız.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 336
Ağırlık : 336
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺82,50
Teori, Araştırma ve Uygulama İçin Tavsiyeler

Erken Çocukluk Dönemi ve Nörobilim, karmaşık ve zorlu bir yapıya sahip olan nörobilimin erken çocukluk dönemine yönelik uygulamalarda kullanımını (ve yanlış uygulanmasını) anlamaya yönelik pratik bir kılavuzdur.

Nörobilimin tanımını ve tarihini tanıtarak başlayan yazar, bu disiplinin bebek ve çocuk bakımına

nasıl yardımcı olabileceğini araştırıyor. Bunun yanı sıra kitapta, nörobilim merceğinden epigenetik, ilk 1001 gün ve sağlıklı beyin gelişimi için yaşamın ilk üç yılının kritik önemi ele alınıyor. Erken Çocukluk Dönemi ve Nörobilim, bu disiplini çeşitli sınırlamalar ve etik çıkarımlar eşliğinde değerlendirerek dengeli bir

bakış açısı sunuyor.

Konu hakkındaki teorilerin açıklamaları, farklı ülkelerde yürütülen en yeni araştırmalara yönelik vaka incelemeleri, temel terimler sözlüğü ve daha fazla bilgi edinmek için kaynak önerileriyle desteklenen kitapta, öğrencilere teorik bilgilerini uygulamaya dökme şansı veren tartışma soruları da yer alıyor.

Erken Çocukluk Dönemi ve Nörobilim akademisyenler, lisans ve lisansüstü öğrencileri ile mesleğe yeni adım atmış pratisyenler için temel bir kılavuz görevi görmekle birlikte, meslekten olmayan kişiler için de kolay ve anlaşılır bir okuma sunmaktadır.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 272
Ağırlık : 272
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺71,25

Zifir acunu örttüğünde,

Dişlerimde kalan intikam sızısını hiç unutmadım...

Kırılan kemiklerim, yalnızlığımın çatırdayan kalkanıydı.

Karanlığın yalnızlığı, en büyük canavarları doğurur.

Ve... Ben doğdum!

 


Kaç ölüm gördün Çoga?

İçindeki yalnızlıkta kaç hâlini gömdün?

Durduğun, korktuğun yetmedi mi?

 


Beni o canavara siz dönüştürdünüz!

 


İçindeki canavarı ortaya çıkar!


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 304
Ağırlık : 304
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltli
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺90,00

Yirminci yüzyılın şüphesiz en önemli eserlerinden biri olan Diplomasi’de Henry Kissinger, uluslararası ilişkilerin uzun tarihini anlatıyor.

Kissinger’ın derin tarih araştırmalarına, ayrıca bir diplomat ve politikacı olarak kişisel deneyimlerine dayanarak kaleme aldığı bu eser, diplomasiye dair yazılmış belki de en kapsamlı kitap olma iddiasındadır.

Modern devlet sisteminin babası olan Richelieu’den “Yeni Dünya Düzeni”ne dek üç yüz yılı aşkın bir zaman dilimini ele alan Kissinger, diplomasi sanatının ve güç dengesinin içinde yaşadığımız dünyayı nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seriyor. Gerçekçi teori geleneğinin önde gelen temsilcileri arasında yer alan Kissinger, Birinci Dünya Savaşı öncesi Avrupa dengesiyle birlikte raison d’État ve Realpolitik kavramlarına da detaylı bir bakış sunuyor.

Milletler Cemiyeti’nin ilkelerinden olan kolektif güvenlik ve kendi kaderini tayin hakkını eleştiren Kissinger aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı sonrasında Sovyetler Birliği’nin Doğu ve Güney Avrupa’da varlığını iddia ettiği nüfuz alanlarını inceliyor. Kissinger Diplomasi’yi, Soğuk Savaş’ın ardından ABD’nin Avrupa tarzı Realpolitik’e dönmesi ve Wilsoncu idealizmi terk etmesi gerektiğine yönelik argümanıyla sonlandırıyor.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 840
Ağırlık : 840
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺225,00

Dramı ve gerilimi kendine has üslubuyla harmanlayan Kentigerna, okuyanları bir kez daha kalbinden yakalayacak.

Her şey on sekiz yıl önce öldürülen bir genç kız ve onun kaybolan kardeşi ile başlar.

Olayın katil zanlısı olarak ceza alan genç ve karizmatik Navajo yerlisi, temyiz mahkemesi sonucunda günün birinde serbest kalır.

Ve hapisten çıktığı gün kasabada korkunç bir olay meydana gelir.

Gerçek katil kimdir?

Mahkeme Jeremy Larsen’i hapisten çıkararak yanlış bir karar mı vermiştir?

Kara Şeytan lakaplı bölge başsavcısı Victor, serbest kalır kalmaz Larsen’in peşine düşer.

Tek amacı onu hapse geri göndermektir.

İlk günden beri davanın takipçisi olan gizemli bir gazeteci, on sekiz yıllık gizemi çözmeye çalışırken kendini hiç tahmin edemeyeceği karanlık bir komplonun içinde bulacaktır.

Kentigerna bu sefer polisiye-gerilim dalında bir romana imza atıyor.

Ters köşe yaptığı finaliyle okuyucuyu şaşırtırken güçlü karakterleriyle büyülüyor.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 510
Ağırlık : 510
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺90,00

Hayat yolunu bulur,
Konuşmak anlamsız çoğu zaman.
Ufka baktığımızı zannederiz,
Oysa burnumuzun ucunu göremeyiz.
İçimizde zayıf bir çocuk,
Dilimizde mimlenmiş kelimeler,
Bir sanrıdan öteye geçememiş sevgiler.
Gerçekleşmeyeceğini bile bile,
Tutunduğumuz hayaller...
Ve hep bir yarım kalmışlık hali,
Titrek bir silüet gibi,
Kalakalırız öylece...
İzleriz sessizce;
Bir kefen misali,
Bize biçilmiş hayatı...


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 120
Ağırlık : 120
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺36,75

“Doğu’nun Kafkası” olarak kabul edilen Sâdık Hidâyet, bu eseriyle yirminci yüzyıl İran edebiyatına yön veren isim olarak öne çıkmıştır.
Zihni uyku ile uyanıklık arasında gidip gelen bir adam; geçmişi ve bugünü, ölümü ve yaşamı, cinselliği, aşkı, Tanrı’yı, çocukluğu anlatır. Hayatındaki tüm insanlarla kötü anıları ve gerilimli ilişkileri vardır.
Tıpkı kitabın yazarı gibi kahramanı da dumanlı, melankolik ve kötümser ruh haliyle hep huzursuzdur.
Kör Baykuş’u okurken, olayların ve kişilerin hangisinin hayal hangisinin gerçek olduğunu anlamamız oldukça zordur.

“Başyapıt diye bir şey varsa o da budur.” André Breton


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 112
Ağırlık : 112
En / Boy : 13,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺18,75

Metro 2033, Metro 2034 ve Metro 2035 ilk kez tek ciltte!

Hikayeye bambaşka bir anlam kazandıracak yeni bölüm ilavesiyle!

Üçüncü Dünya Savaşı’nın ardından dünya yok olmuş, radyoaktivite yeryüzündeki normal yaşam izlerini silmiştir. Tüm yerleşim yerleri birer hayalet kent haline gelirken mutant canlılar etrafta kol gezer olmuştur. Bu felaketten kurtulan bir avuç insan, dünyanın en büyük nükleer kalkanı olan Moskova metrosuna sığınmıştır.

Burada kurdukları dünyada metro istasyonları farklı ideolojilerin hakim olduğu birer şehir-devlet haline gelmiş, geleceğe dair hiçbir umudu olmayan insanlar yalnızca günü kurtarma derdine düşmüştür. İçlerinden yalnızca biri, Artyom adlı genç bir hayalin peşine düşer: Radyasyon seviyesi düştüğünde yeryüzüne geri dönmek ve insanca yaşamak. Peki, Artyom bir kahraman mı olacaktır, yoksa büyük bir yanılgıya adım mı atmaktadır? Yanıtı bulmak için metronun karanlık tünellerinde upuzun bir maceraya hazır mısınız?


Basım Ayı/Yılı : 2019
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 2
Sayfa Sayısı : 944
Ağırlık : 944
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltli
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺367,50

1936 Türkiye-Ankara:

Atatürk, J.Churchward’ın 50 yıllık araştırmalarına dayanan “Kayıp Kıta Mu” kuramının izini sürmeye başladı. Churchward, Mayalar, Mısırlılar, Sümerler ve Uygur Türklerinin MÖ 12.000’lerde bir doğal afet sonunda Pasifik Okyanusu’nda sulara gömülen “Mu kıtasından” dünyaya yayıldıklarını iddia ediyordu. Atatürk, yaklaşık 3 yıl süren araştırmaları sırasında, Türklerin Orta Asya’dan önceki anavatanlarının Mu kıtası olup olamayacağını araştırmıştı…

Atatürk’ün ölümünden sonra bu çalışmaları kamuoyundan saklandı!

Bu kitapta James Churchward’ın MU KURAMINA, Mayalarla Türkler arasındaki ilişki tezine ve bu konularda ATATÜRK’ün araştırmalarına yer verilmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 432
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺97,50

Dünyaca ünlü iki uzman tarafından, bilim dünyasında günümüzün en önemli fikirlerinden biri olan Antroposen’e bilimsel, tarihsel ve politik bir bakış.
Biz insanlar yalnızca bugünü etkilemekle kalmıyoruz. Yerküre’nin dört buçuk milyar yıllık tarihinde ilk kez, kendi geleceğini tayin eden bir tür söz konusu. Eskiden göktaşları, süper yanardağ patlamaları ve anakaralardaki yavaş tektonik hareketler Yerküre’nin ikliminde ve üzerindeki yaşam formlarında köklü değişikliklere neden olurdu. Şimdiyse Yerküre’yi değiştiren yeni bir güç var: Homo sapiens, sözde “akıllı” insan.
İnsanlığın gezegene olan etkisinin en düzeye ulaştığı ve neredeyse geri döndürülemez bir hâl aldığı bu sürece bilim çevreleri yeni bir isim veriyor: Antroposen. Kimilerine göre Antroposen, çevre üzerinde sahip olduğumuz benzersiz gücü simgelemektedir. Kimilerine göreyse bize doğaya hâkim olduğumuz yanılsamasını veren aşırı kibirden kaynaklanmaktadır. Bu konudaki görüşümüz ne olursa olsun, kulağa tuhaf gelen bu bilimsel terimin altında en derin korkularımızın ve ütopik fikirlerimizin bağlı olduğu; bilim, felsefe ile politikanın çarpıcı bir sentezi yatmaktadır.
Gezegeni Dönüştüren Güç: Homo Sapiens, çağlar boyunca doğa üzerinde bıraktığımız etkilerin izini sürerek insanlık tarihine dair yeni bir görüş sunuyor ve yarattığımız bu dengesiz dünyada türümüzü bekleyen geleceği gözler önüne seriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 432
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺97,50

Dünyanın en eski toplumlarından biri olan Türklerin, tarih sahnesine ilk kez Orta Asya’da çıktığı bilinmektedir.
Türkler tarih boyunca hareketli bir yaşam sürmüş ve koşullar gerektirdiğince çeşitli bölgelere göç ederek
geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.

Göçebe bir kavimken güçlü bir uygarlık kuran Türklerin siyasal unsurları, kültürel birikimleri, günlük yaşama dair âdet ve gelenekleri hem onlarla beraber yayılmış hem de gidilen yeni toprakların unsurlarıyla harmanlanmış ve bunun doğal sonucu olarak zengin bir tarihî miras ortaya çıkmıştır.

Elinizdeki kitap, Mete Han’dan 1919 yılına kadar Türklerin tarihini kesintisiz biçimde ve kronolojik sıraya göre anlatmaktadır.

Bunu yaparken tarih boyunca kurulan beylikleri ve devletleri tanıtmakta; onların siyaset, bilim, kültür, edebiyat, sanat ve ekonomi anlayışlarını sebep-sonuç ilişkisi bağlamında ele almaktadır.

Orhan Yeniaras’ın akıcı ve kendine has üslubuyla kaleme aldığı Türklerin Tarihi, hem öğrencilerin başvurabileceği bir kaynak hem de konuya ilgi duyanlar için bir başucu kitabı niteliğindedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 496
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2020
₺97,50

Ukrayna’da, binlerce yıl boyunca dış dünyadan izole olmuş, devasa bir mağara sistemi keşfedilir. Tüm dünya nefesini tutmuş, asrın bilimsel keşfi olarak nitelendirilen bu olayı televizyondan canlı olarak takip etmektedir. Ne var ki hayranlık uyandıran bu karanlık ekosistemin derinliklerinden, birtakım kanatlı yırtıcılar gün yüzüne çıkar. Gözleri görmeyen yaratıklar, sese yönelerek avlanmak konusunda oldukça gelişmiştir. Öyle ki en küçük canlılardan en büyüklerine kadar hepsi onlar için birer avdır. Üstelik akla hayale sığmayacak bir hızla üreyerek tüm Avrupa’ya yayılırlar.

Pandora’nın kutusu artık açılmıştır. Bağırmak, hatta fısıldamak bile ölüme bir çağrıdır. Şehirler alev alev yanarken, dünya bir anda bambaşka bir yer haline gelir.Yaratıklar hızla dünyanın dört bir yanını kuşatırken, genç bir kız ailesiyle birlikte hayatta kalmanın yollarını arar. Yıllar önce geçirdiği trafik kazası sonucu işitme duyusunu yitiren Ally, sessizlik içinde yaşamanın nasıl bir şey olduğunu çok iyi bilmektedir; şimdi, ailesinin hayatta kalmak için tutunacağı dal da tam olarak budur. Evlerini terk etmek, kalabalıklardan uzaklaşmak, konuşmamak, sessiz ve sakin bir yer bulup beklemek…

Peki, kabus son bulacak mıdır? Kıyametin ardından geriye nasıl bir dünya kalacaktır? Ally ile ailesinin çıktığı bu kabus dolu yolculukta, kimi zaman hüznü kimi zamansa dehşeti yaşayacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 397
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺90,00

Dört kişi, doğum günlerinde aniden ortadan kaybolur. Görünürde hiçbir bağlantıları olmayan bu kişiler, bir internet sitesi üzerinden cesaret oyunu oynamaya yönlendirilmiş ve arkalarında, birbirinin aynısı olan doğum günü kartlarından bırakmışlardır.

Bu oyun senin hediyen. Oynamaya cesaretin varmı?

Polisler olayı önemsemez çünkü bu sadece bir oyundur. Aileler ise telaşlıdır ve işin peşini bırakmamaya niyetlidir; bu nedenle soruşturmaya psikolog ve özel dedektif olan Augusta Bloom dâhil olur. Augusta kayıp insanların yaşamlarını incelediğinde, hepsini birbirine bağlayan bir şey keşfeder. Bu, onları son derece tehlikeli hâle getiren bir şeydir.

Kayıp vakaları arttıkça ve yeni doğum günü kartları keşfedildikçe, Augusta gizemi çözmeye ve kuklacıyı bulmaya kendini adar. Ne var ki kendisi de ipin ucundaki kuklalardan biri hâline gelir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺90,00

Ser üzerimize geceyi,
Uğultumuz titretsin yürekleri!
Çek pusatlarını Çoga,
Doldur kelleleri tamuya!
Vur baltanı Temir Tonka,
Taşsın cenk meydanı kanla!

Adımız göğe bir yükseldi.
Sonumuz toprağa bir üflendi.
Kırk budaklı ulu çamın dokuz kolundaki tepeyiz,
Kartalların kanadındaki altın tüyün sahibiyiz!
Kayalar bizi haykırır, çağlayanlar adımızla coşar!
Toprak Ana, bizi adalet için akıttığımız kanla sarar!
Zirvelerden gelen rüzgârlar bize atalarımızı fısıldar!
Ey Ulu Tengri, yarılsın bastığımız toprak, aç gazap çukurlarını!
Harlansın Tamu’nun katran karası kazanları!

“Ölümden hayat dilenmek, ahmakların işidir!”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺97,50

Düşman: Yalnızlık ve Reddedilme

Silah: Oyun Terapisi’nin yaşam dolu, özgürleştiren oyunları

Oyun Terapisi, çocuğa korku, nefret, yalnızlık gibi duygularını, başarısızlık ve yetersizlik hislerini ve diğer sorunlarını “oynayarak sergilemesi” için verilen, yaşamsal bir fırsattır.

Bu kitaptaki vaka öyküleri gerçektir. Dr. Axline, tüm örnekleri tıpkı "Benliğini Arayan Çocuk"’taki gibi, oyun terapisine yönlendirilen çocuklarla yaptığı çalışmaların kayıtlarından derledi. Çocukların yaşları dört ila on iki arasında değişiyor ve sergiledikleri sorunlar da çocuklara özgü uyumsuz davranışlar yelpazesinde çeşitlilik gösteriyor; düşmanlık güden çocuk, içe kapanık çocuk, bağımlı çocuk, engelli çocuk vb. Kitapta, oyun seanslarıyla nasıl terapi uygulandığına ilişkin örnekler sunuluyor ve oyuncakların oyun odasında nasıl yaşamsal bir önem taşıdığı anlatılıyor.

Oyun Terapisi her ne kadar doğrudan doğruya psikologlara, psikiyatristlere ve bu alanda çalışan profesyonellere hitap ediyor gibi görünse de, aynı zamanda ebeveynler, öğretmenler ve çocuklarla  teması olan herkes için önemli ve faydalı bir çalışma olarak dikkat çekiyor.

“Alanındaki en iyisi.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 480
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺112,50
1 2 3 ... 9 >
cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: TR
Çerez Kullanımı