• İndigo Kitap Kampanya
    İndigo Yayınlarında kaçırlmayacak fırsat'
  • Destek Yayınları Kampanya
    Destek Yayınları Kampanya
  • Kara Karga Kampanya
    Kara Karga Kampanya
  • Beyaz Baykuş Kampanya
    Beyaz Baykuş Kampanya
  • İmzalı Kitaplar
    İmzalı Kitaplar

Türkiye’yi Avrupa’nın istilasını önleyen tampon ülke haline getirdiler… Üstelik bununla da övünüyorlar! Başbakan Yıldırım 2016’da “Türkiye olmasa mülteciler Avrupa’yı istila edecek” diyor, Cumhurbaşkanı Erdoğan 2019’da “Avrupa’nın huzurunu, 4 milyon sığınmacıyı Türkiye’de tutmalarına” bağlıyor. Türkiye’yi, AB’yle imzaladıkları “Geri Kabul Anlaşması” ile “göçmen deposu” yaptılar.

Kâbil Havalimanı bekçiliği pazarlığının bir parçası olarak da, ABD’nin işbirliği yaptığı Afganlara göç için işaret ettiği Türkiye’yi “bekleme odası” haline getiriyorlar. Sadece bu iki örnek bile, Türkiye açısından göç meselesinin sıradan bir “mazlumlara kapı açma” olayı olmadığını, “emperyalist bir göç stratejisi” ile karşı karşıya olduğumuzu göstermeye yetmektedir.

Ancak… Türkiye’nin göç sorununun kaynağı, birincisi ABD ve AB’nin emperyalist politikalarıdır, ikincisi de o politikalarla işbirliği yapan iktidardır. Sorunun kaynağı olan ABD, AB ve AKP yerine göçmenleri suçlamak ve mazlum göçmenle emperyalizm işbirlikçisi göçmeni aynı kefeye koyarak kategorik bir göçmen karşıtlığı yapmak büyük yanlıştır.Göç sorununun çözümü, işte bu perspektifle başlar…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2021
₺33,90

• Hasan Bögün: Ukrayna ve Emperyalist Matruşka
• Mehmet Ali Güller: Rusya’nın NATO Kuşatmasını Ukrayna’dan Yarma Harekâtı
• Ceyda Karan: Donbass’ın Sekiz Yıllık Savaşı
• Prof.Dr. Barış Doster: Ukrayna – Rusya Savaşı ve Avrasya
• Gökhun Göçmen: Çin’in “Ukrayna Krizi” Politikası
• Mehmet Kıvanç: ABD’nin Ukrayna’daki Laboratuvarları
• Erkin Öncan: Savaşın Yalanları
• Çağla Üren: Sosyal Medya Devleri Nasıl Taraf Oldu?
• Emre Köse: Ukrayna’nın Neo-Nazizm Sorunu
• Onur Bayrakçeken: Rusya – Ukrayna Savaşı ve Kültürel Pogrom


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2022
₺44,90

İçimizdeki boşluğa tutunarak umut etmeye çalışıyoruz:
Bizim rüyalarımız olmadan dünya güzel olamaz
Bizim şarkılarımız olmadan insan sevmeyi bilemez
Bizim merhametimiz olmadan tanrı kimseyi bağışlayamaz
Bizim dudaklarımız gülmeden çocuklarımız çiçek açamaz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2022
₺25,90

İlker Başbuğ, Mustafa Kemal Anlatıyor: Savaş ve Barış kitabıyla, doğrudan Atatürk’ün gözünden 1. Dünya Savaşı ile Kurtuluş Savaşı sürecini inceliyor.

Başbuğ, uzun bir film izleme duygusu uyandıran bu çalışmasında, okuru, şu üç nedenle Mustafa Kemal’in düşünce dünyasına girebilmeye yöneltiyor:
Birincisi, Mustafa Kemal’in kabul ettiği, hiç vazgeçmediği ve asla taviz vermediği hayati nitelikteki prensipleri ortaya koymak için.
İkincisi, Mustafa Kemal’in, o günlerin koşullarında karşılaştığı sorunların çözümünde uyguladığı modelleri anlayabilmek için.
Üçüncüsü ise Mustafa Kemal’i kişi olarak güçlü kılan temel nitelikleri ortaya çıkarmak için.
Çünkü…
Başbuğ’a göre Mustafa Kemal’i daha iyi anlamak, prensiplerini, düşünce sistemini ve sahip olduğu kişisel nitelikleri benimsemek durumunda çözülemeyecek sorun yok.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 448
En / Boy : 13 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺89,90

Türkiye’de birden fazla neslin idollerinden biri Cüneyt Arkın: Bizans tekfurunun oyunlarını tek başına bozan Kara Murat, bozuk düzene isyan eden Vatandaş Rıza, onlarca filmin unutulmaz jönü, ölümsüz aşk sahnelerinin can alıcı bakışları, dünyayı kurtaran adam... Çobanlıktan doktorluğa, aktörlükten yapımcılığa, Eskişehir’in uçsuz bucaksız bozkırından Yeşilçam’ın zirvesine seyreden bir hayat onunki. Ve bu hayatın içinden kesitler sunuyor Benim Kahramanım Türk Halkıdır.

Usta aktör, çocukluğundan başlayarak ölümden döndüğü günlere kadar hayatından anları, anıları bir araya getiriyor. Zaman zaman nemli gözlerle zaman zaman gülerek okuyacağınız anılarda samimiyetini asla elden bırakmıyor. Babasıyla koyun güttüğü yılları, İran Şahı’nın davetinde yaşadıklarını, doktorluk günlerindeki tanıklıklarını ve elbette Yeşilçam yıllarını kendi penceresinden anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2022
₺33,00

Çağdaş dünya edebiyatının önemli eserleri arasında yer alan Saatler romanının yazarı Michael Cunnigham’dan sanat, aşk, evlilik ve ölümlülük üzerine bir roman Gece İnerken.

Genç yaşta ölen göz kamaştırıcı bir ağabeyin gölgesinde büyümüş, 40’lı yaşlarının ortalarında, New York Soho’da kendi halinde bir sanat galerisi sahibidir Peter Harris. Temsil ettiği sanatçılar iyi olsa da birer deha değillerdir. Bir dergide editörlük yapan Rebecca Harris ile sorunsuz görünen bir evlilikleri vardır. Öyle veya böyle her şey yolunda ilerlerken, bir gün karısının beceriksiz, uyuşturucu bağımlısı, sevimli, küçük kardeşi Mizzy çıkagelir. Gizliden gizliye esaslı bir maceraya, onu “mantıklılar diyarından” çıkaracak ve “tehlikeli bir ilhama” yönlendirecek cesarete ihtiyaç duyan Peter’in ilacı Mizzy olacaktır. Birdenbire sanatçılarını, onların yapıtlarını, kendi kariyerini ve hayatını, özetle o güne kadar ilmek ilmek ördüğü tüm dünyasını sorgulamaya başlayacaktır...

Cunningham’dan yine bolca edebiyat referansıyla ilerleyen, o kusursuz sandığımız hayatlarımızı sorgulamaya iten bir roman Gece İnerken. Mutlu sonların olmadığı ama bağışlamanın gücünü ortaya koyan bir roman…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2022
₺52,50

“Bir insanı nereye kadar tanıyabiliriz?”

İbrahim Yıldırım’ın “Eylülden Sonra” üçlemesinin ilk kitabı Kuşevi’nin Efendisi bu soruyla başlıyor. Sonra bambaşka sorular ve cevaplarla seyrediyor yolculuk. Yazdıkları ve yaşamı bir muammaya evrilen Asaf Cemil, Asaf Cemil’in hayatının ve metninin peşinde bir yazar Yusuf Bünyamin ve onun bu macerasında konuya dahil olan Bedrettin Melek, Belkıs hatta İbrahim Yıldırım’ın da yer aldığı çok sesli bir roman Kuşevi’nin Efendisi. Her yazarın, her metnin, her kısmın kendi sesiyle varolduğu bir oda müziği… Görülen düşler, kaleme alınan düş tutanakları ve bir yolculuğun gizemli durakları.

İbrahim Yıldırım’ın klasikleşmiş eserlerinden Kuşevi’nin Efendisi’nde bizzat söylediği gibi: “İyi ki yaşadın, iyi ki öldün Asaf Cemil!”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺45,00

Geceleri ışıkla dolu ıslak ağlar
Aydan dönüyorum parlak renklerden
İzmirli yaslı terzi Aigassos’ta
Alkışlar İstanbul’a diye bağıran
Fırıncı kadının çiçekten yüz çizgileri
Sırlı çömlekler pazaryerinde, kimsesiz

Arıların delirdiği vakitte
Bir plak dönüyor gökte durmadan
Ağaçlar da güdük, keçiler de ve tuz
Burada avdan dönüyorum
Ey Afrodit, güzelliğin âşığı sonsuz
Hiçbir şey yok heybemde
Yarat bizi yeniden o ilk öpüşle

Acı hepimize!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺30,00

Yıl 2007, Yer: ABD.
Türk General, üst düzey ABD’li yetkililere üç film izletti.
Filmlerde ABD askerleriyle PKK’lıların açık işbirliği görülüyordu.
Türk General, bu ilişkinin kabul edilemeyeceğini ve Irak’ın kuzeyinde bir devletin kurulmasına verdikleri desteğin Türkiye’nin çıkarlarıyla çeliştiğini söyledi.
General, bunun sonlandırılması gerektiğini net bir dille ifade etti.
ABD’li yetkililer şaşırmıştı.
Türk Generalin konuşmasından sonra ABD’li bir Senatör yanına yaklaştı ve şunları söyledi:
“Bu tutumunuzla çok çetin bir yola girdiniz General. İşinizin çok zor olduğunu söyleyebilirim.”
Sonra mı?
Bakın o Generalin başına üç yıl sonra neler geldi...

Yıl 2011.
Tutuklanan Albay cezaevine giderken şöyle haykırıyordu:
“Ülkemizde pusuya düşürüldük. Sakarya Savaşı’nda ordunun yüzde 40’ı kaçtı. Diğerleri ise savaştı. Ben kaçmayıp savaşan bir dedenin torunuyum! Bu pusuyu kuranlar, Sakarya’da kaçanların torunlarıdır. Onlarla savaş şimdi başlıyor!”

Mustafa Önsel, “Silivri’de Firavun Töreni” kitabıyla Milli Ordunun tasfiye sürecine çarpıcı yaşanmışlıklarla ışık tutuyor ve ekliyor: “Sakarya Savaşı devam ediyor...”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺56,25

“Canlılığını günümüze dek korumuş ve zamanla adını İngiliz kraliçelerinden Fransız polis memurlarına, felsefe taşından Philadelphia’da on beş yaşındaki katillerden oluşan bir çeteye kadar farklı şeylere vermiş mitolojik bir kişilikle ilgili garip bir merak söz konusudur” diyor Dora ve Erwin Panofsky ve bu tükenmeyen merakın kaynağındaki kişiliğin hikâyesini sanat tarihindeki temsillerinin izlerinden giderek analiz ediyorlar.

Pandora’nın gerçekten bir kutusu var mıydı? Kapağın açılması iyiliklerin mi yoksa kötülüklerin mi dışarı çıkmasına sebep oldu? Havva ile Pandora arasındaki bağlantı neydi? Rotterdamlı Erasmus’un bütün bu hikâyedeki yanlış anlaşılmaya nasıl bir katkısı oldu? Zaman içinde Pandora’nın algılanışı ve anlatıları nasıl değişti? Goethe eserlerinde Pandora’yı nasıl ele aldı? Dora ve Erwin Panofsky, bu kitapta, Rönesans sanatçılarının gravürlerinden Paul Klee’nin resimlerine çok sayıda tasviri geniş bir çerçevede değerlendirerek ilginç sonuçlara ulaşıyorlar.
“Hiçbir mit Pandora mitinden daha tanıdık ve muhtemelen o denli tamamıyla yanlış anlaşılmış değildir. Pandora ilk kadın ve güzel yaramazdır; yasaklı bir kutuyu açar ve insan teninin varisi olduğu ne kadar kötülük varsa işte o kutudan çıkar; yalnızca umut kalır.

Pandora’nın kutusu herkesçe bilinir ve bu durum, Pandora’nın aslında bir kutusunun olmadığı düşünüldüğünde daha da dikkate değer bir hal alır.” (J. E. Harrison)


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 16,5 / 22
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺67,50

Kandilli’deki meşhur Ostrorog yalısının ev sahibesi Kontes Ostrorog, kişiliğine ve eserlerine hayran olduğu dostu Pierre Loti’yi yalısında ağırlamak şerefine erişir (1910). Daha sonraysa, bu kez Kontes Loti’nin Rochefort’daki, Osmanlı’dan uzak Asya’ya bütün Doğu dünyasının izlerini taşıyan büyüleyici evinde misafir olur. Ayrı kaldıkları dönemlerde de düzenli olarak yazışırlar. Loti 1913’teki, devlet erkânı ve halk tarafından coşkuyla karşılandığı son İstanbul ziyaretinde de yalının misafiridir. 

Kontes, Türklerin Balkan Savaşlarıyla birlikte içine düştüğü acılı sürecin ve Loti’nin neredeyse bütün Batı dünyasını karşısına alarak Türk davasını nasıl cansiperane savunduğunun yakından şahididir. Pierre Loti Konstantiniyye’de bu dostluğun ve birlikte geçirilen zamanın hatıralarından doğar.

Türk dostu ve deniz subayı kimliğiyle bilinen Loti’nin kedi sevgisi, İstanbul’un gizi köşelerindeki mütevazı zevkleri, Kontes’le birlikte yaptıkları İstanbul gezintileri, her kesimden Türklerle kurduğu sıcak ilişkiler, dostlar arasında düzenlediği gösterişli ve eğlenceli geceler mahrem bir tanıklığın kaleminden aktarılıyor.

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy :
16,5 x 22
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺56,25

"Aşk imiş her ne var âlemde" demiş Fuzûlî, boşuna değil... Öncesiyle sonrasıyla hayatımızı derin biçimde etkisi altına alan durumlardan birisi aşk! İlk karşılaşmadan flörte, kur yapmadan kıskanmaya, aldatmadan ayrılığa her şey aşka dahil.

Ve Mine G. Kırıkkanat bu kez aşktan söz ediyor Aşk Olsun adlı öyküler toplamında, aşkı ve aşkın insanlara yaptıklarını anlatıyor.
Türkiye, Fransa (hatta Amerika) hattında yaşanan aşk hikâyelerinin sizin hikâyenizle de denk düştüğünü göreceksiniz. Kurmaca ile gerçeğin bir arada olduğu, İsimsiz Aşklar ve İsimli Aşklar adıyla iki bölümden oluşan kitapta, edebiyat tarihimizin meşhur "aşk" kavgasının aslını da okuyacaksınız.

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy :
13,5 x 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺31,50

Akla ve Aydınlanma’ya karşı haçlı seferlerinin yürütüldüğü günümüzde, komplo teorileri büyük rağbet görüyor. Birçok kişi dünyayı komplo teorileriyle açıklamaya çalışıyor. Haluk Hepkon bu kitapta, komplo teorisi külliyatının önemli köşe taşlarını Ekim Devrimi ya da Dünya Savaşları gibi büyük toplumsal altüst oluşlarla ilişkilendirerek bir komplo teorisi tarihi sunuyor. Yazar, komplo teorilerinin iki yüzyıllık tarihini ana hatlarıyla aktarırken okuru gereksiz ayrıntıya boğmadan, bu iddiaların ne zaman ve kimler tarafından ortaya atıldığına ve siyasal içeriğine odaklanıyor.
İşte cevabı araştırılan bazı sorular:
Komplo teorilerinin Batı ve Doğu kültürlerindeki yeri?
Yeni Dünya Düzeni, İlluminati’nin projesi midir?
Fransız Devrimi’ni Tapınak Şövalyelerinin yaptığını öne sürenlerin amacı neydi?
Da Vinci Şifresi’nin asıl sırrı ne?
İttihat Terakki’nin Mason-Yahudi örgütü olduğu iddiasının asıl mucidi kim?
Atatürk hakkındaki İsrail kaynaklı iddiaların kaynağı ne?
Yahudilerin dünyayı yönettiği iddiası ilk defa ne zaman ortaya atıldı?
İsrail’in ortaya çıkışında komplo teorilerinin rolü var mı?

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy :
13,5 x 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺37,50

16 milyon İstanbulluyu bir ve eşit kabul ederek, hak ve hukuk yolundan sapmadan var gücüyle çalışan onurlu bir kadronun, çok büyük ve güçlü bir takımın nasıl hizmet mücadelesi verdiğini bu kitapta detaylarıyla okuyabilirsiniz.

Sevgili İbrahim Özkan’ın, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin gerçeklerini asıl sahiplerine, İstanbullulara anlatmak için kaleme aldım” dediği bu eser çok değerli bir çalışmadır. Yalnızca objektif bir bakış açısıyla tarihe not düştüğü için değil, ardında yatan eşsiz mücadele ve dayanışma dolayısıyla da... 

Yüreği İstanbul ve Türkiye için çarpan herkesin bir adalet ve vicdan belgesi olan bu kitabı okumasını diliyorum.

Ekrem İMAMOĞLU

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy :
13 x 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺45,00

Mehmet’e yapılan bir cinayet ve Türkiye’ye, ol tarihte Atamanlılar, layık görülen bir darbedir; faili meçhul olmayıp İkinci Bayezid’dir, diyoruz. Sonra, Avrupa’da ilerleyemedik ve Müslüman-Arap ikliminde yerleşmek istedik. Neden, neden yaptık, bunun sırlarını çözememek bir yana, “tarih” henüz bu darbeyi ret ile meşguldür. Ve 1571 Leoponte Haçlı Seferini tahrik ettik, sonumuzun habercisi olduğunu bile “bilmiyoruz”. Tarihimiz yoktur, diyemiyoruz. Yazmaya çalışıyorum.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 432
En / Boy : 15 / 22
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2022
₺100,90

• Bu kitap, insanlık tarihinin en büyük entelektüel intiharını ve uygarlık dramlarından birini anlatıyor. Bu anlamda elinizdeki kitap, Batı kültür havzasında yaşayan toplumların, Ortaçağı aşıp, akıl ve bilim çağını yakalamalarına karşın, İslam dünyasının bunu neden başaramadığının hikâyesidir.

• Merdan Yanardağ, bu kitapta insanlık tarihinde kalıcı izler bırakan büyük bir medeniyetin, geri kalmışlık ve sefaletinin nedenlerini sorguluyor. İslam dünyasının içine sürüklendiği şiddet / terör sarmalının kaynaklarını araştırıyor.

• Yanardağ, uygarlığımızın krizi ve geleceği bakımından yaşamsal değeri olan, “İslam dünyası neden kendi Ortaçağından çıkamadı” sorusunun yanıtını arıyor. Bu bağlamda, “İçtihad Kapısı” denilen “akıl ve yorum yolunun kapatılması” konusunu derinlemesine inceliyor.

• Yanardağ, konuyu, salt bir felsefe tartışması olmaktan da çıkarıyor. Tarihten sosyolojiye uzanan bir alanda din-devlet-toplum ilişkisini çözümlüyor. Böylece kitap, Grek kültürü, İslam, Avrupa Rönesansı ilişkisine de ışık tutarak, bir uygarlık incelemesine dönüşüyor.

• Nizamiye Medreselerini kuran ve başına Gazali’yi getiren Nizam’ül-Mülk’ün devlet felsefesi de kitabın inceleme alanlarından birini oluşturuyor. Bu anlamda kitap, İmam Gazali - İbn Rüşd tartışmasını ele almanın ötesine geçerek, Selçuklular üzerinden bir Türk-İslam tarihi çalışması niteliği kazanıyor.

• Dolayısıyla Yanardağ’ın kitabı, aslında güncel bir soruna, hepimizin hikâyesine, İslam dünyasının içinde bulunduğu karanlığın nedenlerine ışık tutmaya çalışıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13.7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2022
₺52,50

• Erbakan 28 Şubat Davası’na neden karşıydı? Atatürkçü askerlerin sanık olduğu kumpas davalarına neden destek vermedi?
• 28 Şubatçıların Erbakan’ı istifa ettirdiği iddialarını çürüten resmi belgeler... Erbakan-Çiller protokolü, Erbakan’ın Demirel’e verdiği istifa mektubu ve sürecin tanıklarının açıklamaları…
• “28 Şubat sürecinde baskı görmedik” diyen AKP kurucusu…
• Çevik Bir’in “demokrasiye balans ayarı yaptık” dediği yalanı nasıl ve nerede imal edildi?
• Polisin gözaltına aldığı Aczmendilerin “asker tarafından korunduğu” yalanını söyleyen Cumhurbaşkanı Başdanışmanı…
• 28 Şubat’ın FETÖ’yü nasıl “tekmelediği ve yumrukladığının” belgeleri… Güven Erkaya’nın saptadığı ve ihraç ettiği 12 kişilik FETÖ çelik çekirdeği…
• 28 Şubat’ta Karadayı’nın Özel Kalem Müdürü olan Hulusi Akar neden suskun? FETÖ davalarında kimler Akar’ın tanıklığını ve dinlenmesini istedi?
• Çevik Bir’e mal edilen “post-modern darbe” tanımını aslında hangi gazeteci kullanmıştı?
• Sincan’daki tankların komutanı neden mahkemeye çağrılmadı?
• FETÖ Mahkemesinin 28 Şubat Davası’na “müşteki” olarak dahil ettiği o isimlerin hikâyeleri…
• 28 Şubat Davası’ndaki FETÖ izleri…
• SADAT davaya nasıl müdahale etti?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13.7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2022
₺44,90

AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ekibi, “Beşli Çete” aracılığıyla ülkemiz birikimlerinin büyük bir bölümüne yolsuzluk yoluyla el koymuş durumda. Örnek olması açısından kitapta detaylarıyla yer bulan temel bir veriyi sizlerle paylaşmak istiyorum: “Beşli Çete’nin 2021 yılı sonuna kadar kamudan aldıkları kamu ihale bedellerinin toplamı yaklaşık 150 milyar dolar civarında…”

CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, “Beşli Çete” kitabıyla, bu el koyma pratiğinin tarihsel bir dökümünü yapıyor. Türkiye ekonomi tarihi açısından da referans olacak içerikte bir çalışma sunuyor.

Kemal Kılıçdaroğlu
CHP Genel Başkanı


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13.7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2022
₺44,90

İçi Boşaltılan Bir Ülkenin Hazin Hikâyesi
Cümleten başımız sağ olsun... Liyakat öldü!

Candaş Tolga Işık, cenaze namazı kılınan liyakatin nasıl öldürüldüğünü kaleme alıyor. Liyakat ilkesinin terk edildiği ülkemizde kurumların, kavramların, değerlerin özetle her şeyin içinin nasıl boşaldığını örneklerle aktarıyor.

“Bir kurumun içinin boşaltılması denince hem medyanın hem de vatandaşın aklına ilk gelen ve dolayısıyla ilgisini esas cezbeden konu, o kurumun kasasının boşaltılması. Yolsuzluk, hortumculuk ya da vurgunculuk, adına ne derseniz deyin, bunların hepsi hukuken cezalandırılması gereken suçlar. Ancak en az onlar kadar önemli olan bir başka içini boşaltma yöntemi de, ülkemizde sıklıkla karşılaştığımız gibi eğitimden yargıya, bürokrasiden sanata, sağlık sisteminden sivil toplum örgütlenmelerine kadar tüm kurumların liyakatten mahrum ellere terk edilip, iradesinin siyasi yönlendirmelere teslim edilerek değersizleştirilmesi, itibarsızlaştırılması.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13.7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2022
₺33,90

• İlk kez yayımlanan SADAT’ın eğitim kampı fotoğrafları... Hangi ülkelerde eğitim kampları var? Eğitmenler kim? SADAT gayri nizami harp eğitiminden suikast eğitimine, kimleri ve hangi grupları eğitiyor?

• SADAT Kurucusu Adnan Tanrıverdi, 15 Temmuz darbe girişiminden birkaç ay önce Genelkurmay Karargâhında hangi generalle neler konuştu?

• SADAT’ın “İslam Ordusu” projesi nerede, nasıl, kimlerle pişirildi?

• 28 Şubat kumpas davasının iddianamesini SADAT’ın yan kuruluşu ASDER’in avukatı mı hazırladı? FETÖ kumpaslarında tanık olan SADAT’çı isimler...

• SADAT’ın 14 kurucusundan kaçı 28 Şubat’ta “Fethullah Gülen Tarikatı” ile irtibatlı olduğu için TSK’den ihraç edilmişti? SADAT’ın kaç eğitmeni ve uzmanı cemaat üyesi olarak saptandı? SADAT’ın yan kuruluşu olan ASDER’in hangi kurucuları Gülen cemaati üyeliği nedeniyle ordudan atılmıştı?

• Askeri öğrenci mülakatlarında yaşanan sorunlar, Genelkurmay belgesine nasıl yansıdı? Tarikatlar adım adım TSK’ye nasıl doluyor?

• Ordudaki terfiler için hazırlanan listeler: Yeşil liste, iktidara yakın isimler. Beyaz liste, itaat eden, zararsızlar. Kırmızı liste, AKP’ye yakın olmayan isimler...

• TÜGVA’da hangi SADAT’çı eğitim veriyor?

• SADAT’ın Suriye-Libya hattındaki rolü... Suriye’ye giden TIR’larının öyküsü...

• İlk kez yayımlanan raporlarda, SADAT’ın yıllık kazanç hesapları ve SADAT’ın devlet desteği aldığının belgesi...

• SADAT raporlarına ismi giren Bülent Arınç, katıldığı toplantıları ilk kez bu kitap için anlattı.

“Özel Savaş” şirketi SADAT’ın sır perdesi aralanıyor, Gölge Ordu’nun bilinmeyenleri aydınlanıyor...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13.7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2022
₺37,90

Geçen sene Marmara Denizi’ni işgal eden ve denizlerimizdeki canlı yaşamı tehdit eden müsilaj salgını, hepimizi sulardaki hayat üzerine tekrar düşünmeye itti.

Her sene ayrı bir tema ile hazırlanan Kırmızı Kedi Ajandası bu sene denizlerdeki yaşamın edebiyattaki yansımasına odaklanıyor.

Selahattin Özpalabıyıklar’ın hazırladığı Kırmızı Kedi 2022 Ajandası, bu sene “Sularda Hayat” başlığıyla yayımlanıyor.

Türk ve dünya edebiyatından şair ve yazarların eserlerinde sulardaki hayatın yansımalarını göz önüne seriyor. Birbirinden seçkin yazarların metinlerinin yanında, minyatürlerden gravürlere zengin görsel malzemeyle hazırlanan “Sularda Hayat” ajandasını elinizden bırakamayacaksınız…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 10.5 / 15
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2021
₺13,50

• Melih Gökçek’in istifa ettirilme sürecinde, yerine geçmesi için Erdoğan’a önerdiği iddia edilen isim “FETÖ abisi” miydi?
• Ankara Ticaret Odası (ATO) seçimlerinin perde arkası…Melih Gökçek’in ATO oyunları… Gidip gelen listeler, istifa etmesi istenenler…
• FETÖ itirafçısı, Gökçek’in atadığı FETÖ’cüleri isim isim açıkladı…
• Nihat Hatipoğlu’nun kardeşi, Gökçek’in en yakınındaki isme nasıl rüşvet verdi?
• Belediyeden çıkarılan FETÖ’cüler hangi üniversiteye, hangi kadrolarla yerleştirildi?
• Gökçek’in belediyeyi neredeyse birlikte yönettiği o dört FETÖ’cü isim kimdi?
• FETÖ Ankara’yı nasıl parselledi? 4 mütevelli bölgesi yöneticileri kimlerdi? Keçiören, Çankaya, Sincan ve Altındağ mütevelli bölgelerinin alt bölgeleri nerelerdi? Onların yöneticileri kimlerdi? Bu isimlerin Melih Gökçek’le ilişkileri nelerdi?
• Belediyeden FETÖ’ye himmet hangi yollarla aktarılıyordu?
• Melih Gökçek’in Mansur Yavaş’a kurduğu o kumpasın tüm ayrıntıları…
• Erdoğan’ı nasıl tehdit etti?
• Melih Gökçek’in istifa ettirilmesinden bir ay önce Nevin Gökçek’in evine aldığı mobilyalar nasıl belediyeye ödettirildi?
• Gökçek istifa etmeden aylar önce aktarılan milyonlar…
• 36 metrekarelik stant için 25 kişi Cidde’ye nasıl gitti?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13.7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2021
₺38,90

“Ne çalıyordu anımsamıyorum, ağır, hüzünlü bir şarkıydı. Kokusunu, saçının sıcağını yanağımda duydum. Elimi beline koyarak ince ipeğin üzerinden belinin çukuruna hafifçe dokundum. Elini omzuma bıraktı. Kollarımda tutuyordum onu, yavaşça dönüyorduk. Onu kucakladığım bütün yaşları, yaşanmış, kaybolmuş güzel günlerimizi bir an yeniden anımsadım. Başım dönüyordu. Bir daha doğmuştum. Bu hüzün ülkesinde ilk adımlarımı atıyor ve düşmekten korkmuyordum.”

Ölüm, bir son mudur gerçekten? Dünyevi var oluş açısından değerlendirildiğinde, belki. Peki, ölüm nedir öyleyse? Somut yaşamın sona ermesi mi? Ya ölüm yeni bir başlangıçsa? Belki bu dünyada, belki başka bir boyutta...

Türkiye’de sol siyaset içinde etkin biçimde rol aldıktan sonra Hollanda’ya iltica etmiş Fatih’in ve ailesinin hayatı, yirmi yaşındaki kızları Akdeniz’in “şüpheli” bir tramvay kazasında ölmesi ile altüst olur. Mutlu aile fotoğrafına kan damlamıştır. Eşi Müjgan ise Akdeniz’in ölümünün bir kaza olmadığını düşünür. Ona göre, Fatih de suçludur. Çünkü kitaplaştırdığı bir araştırma nedeniyle olaya mafyanın parmağı karışmıştır. Yıllar içinde dişleriyle tırnaklarıyla oluşturdukları mutlu yeni hayatları sona ermiştir… Ancak Fatih, eliyle gömdüğü kızını yıllar sonra kanlı canlı karşısında gördüğünde gerçeğin gizemini çözmeye girişecektir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2021
₺37,90

Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı’nın başta Fransa ve Türkiye olmak üzere dünyadaki 1968 öğrenci ayaklanmalarını incelediği bu çok önemli çalışması, içerdiği bilimsel yöntem ve çeşitli üniversitelerde yapılan öğrenci araştırmaları verilerine dayandığı için, bu alanda yapılan çalışmalar içinde öne çıkıyor...

Öğrenci ayaklanmalarının kaynaklarını ülkelere göre ele alan, o ülkelerin yönetim biçimleriyle ayaklanmalar arasındaki ilişkiye odaklanan ve ayaklanmaların kökenlerindeki sosyo-ekonomik verileri masaya yatırarak siyasetle arasındaki bağı inceleyen Kışlalı, öğrenci ayaklanmaları konusunda çok önemli tezler oluşturuyor...

Öyle ki, o tezleri ve bu kitaba dayanak oluşturan araştırmaların sonuçlarını, bugünün öğrenci ayaklanmalarının ortaya çıktığı zeminde de görmek mümkün...

Prof. Dr. Emre Kongar’ın Sunuşuyla


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺33,75
₺45,00

Meslek yaşamında Paris muhabirliğinden dış politika yazarlığına, futbol kritiklerinden gastronomi yazarlığına kadar birçok alanda görev almış bir gazeteci Ali Sirmen. Uzun yıllardır sürdürdüğü günlük köşe yazarlığıyla da yakın dönem basın tarihimizin “seçkin” gazetecilerinden ilk akla geleni. Fransa Ulusal Liyakat Nişanı (Chevalier rütbesi) sahibi olduğu gibi, 12 Eylül ve 12 Mart dönemlerinde “hakkında hiçbir mahkûmiyet kararı olmadığı halde” toplam 3,5 yıl hapis yatmış bir isim. 2021’de meslekteki 55’inci yılını tamamlayan Ali Sirmen, bunu bir kitapla taçlandırıyor.

Kendisinin daha önceki kitaplarından ve 2004’ten günümüze Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan yazılarından seçtikleriyle oluşturduğu yeni kitabı Cüppeli Vesayet, Türkiye’nin yarım asırlık hikâyesini özetliyor.

“Bu kitapta yer alan köşe yazılarının kapsadığı sürenin en belirgin özelliği ise düşün yaşamı ile siyasal hayatın sürekli olarak vesayet altında olmuş olmasıdır. (…) Özellikle son yirmi yılın Türkiye’sinde toplum, özgürlük karşıtı, adalet düşmanı güçlerin, şu anda vesayet tekeli savaşını veren iktidarın, askeri vesayeti katlayan sivil vesayet sultası altında inlemektedir.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺33,75
₺45,00

Daha önce Fransızca, İngilizce ve Arapçaya çevrilen, Çin’in en prestijli edebiyat ödüllerinden Mao Dun’a layık görülen, Çin etnik edebiyatının ilk ana akım çok satan kitabı Müslüman Cenazesi özgün dilinden çeviriyle Türkçede.

Çin’de yaşayan Müslüman etnik grup Hui’ler odağında ilerleyen olağanüstü anlatıya sahip bir roman Müslüman Cenazesi. Yeşim taşından takı ve mücevher yapan Müslüman bir ailenin 60 yıla yayılan hikâyesi hem imparatorluk döneminde hem devrimden sonraki Çin’de yaşananlara da ışık tutuyor. Tarihsel olarak Müslümanların Çin’deki serüvenlerini ve Çin kültürüyle bütünleşmelerini aktarırken, kurulan hayaller ve gerçeklerin zaman zaman insanı nasıl güç durumda bıraktığını da ortaya koyuyor. Küçük bir atölyeden yeşim taşı krallığına varan yolda yaşanan ölümler, değişimler, saf hayaller, aşk ve keder! Canlı anlatımıyla okuruna eşsiz bir yolculuk vadeden Müslüman Cenazesi, bir yanıyla da aşk üzerine kaleme alınmış etkileyici bir roman.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 800
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺52,50

Fernando Pessoa, gerçek değeri ve önemi kendi ülkesinde bile ancak ölümünden bir süre sonra anlaşılan, Portekiz edebiyatının en büyük imzalarından. Ölümünden sonra ardında binlerce sayfa bırakmış olsa da hayattayken yayımlanan “tek kitabı” Mesaj, bütün bir kitap olarak, ilk defa Türkçede.

Şairin, kendine özgü sembollerle, Portekiz’in görkemli geçmişini, çöküşünü ve yeniden doğuşunu işlediği, ulusal kahramanlarını yücelttiği, üç bölüm ve 44 şiirden oluşan eseri, Portekizce aslından Bengi De Sa Matos Paixao’nun çevirisiyle.

“Ve büyük ve makul okyanusa

Bu kalkanlar, gördüğünüz, öğretir

Sınırlı denizin Yunan ya da Romalı olabileceğini:

Sınırsız deniz ise Portekizlidir.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 12,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺9,00

Melih Gökçek başbakan olabilmek için neler yaptı?
AKP kurulmadan önce ABD ziyaretinde neler yaşandı?
30 yıl boyunca nasıl “örgüt” gibi hareket etti?
A Takımında kimler vardı?
Fenerbahçe’ye neden başkan olmak istedi?
Genelev patronları Ankara’da neler yaptı?
Gözaltına alındığında kim kurtardı?
Trafik kavgasında neden silah kullanıldı?
Turgut Özal kime ve neden “dangalak” dedi?
İlk “parsel parsel” satış ne zaman gerçekleşti?
ANKAPARK ihalesinin ucu hangi mafya liderine uzandı?
Osman Gökçek ölen çete lideriyle ne konuştu?
Zekeriya Öz’ü Dubai’de ağırlayan kişinin
Melih Gökçek ile ne ilişkisi vardı?
FETÖ firarisini kim, nasıl korudu?
17-25 Aralık’tan sonra FETÖ’ye imar rantı sağlandı mı?
15 Temmuz’dan sonra FETÖ’cü isme parsel verildi mi?
Parsel Parsel, bunlar ve daha onlarca sorunun yanıtını veriyor…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺44,90

• Adnan Oktar’ın en çok korktuğu neydi?
• Cemaate silah dağıtan vali kimdi?
• Operasyon günü Süleyman Soylu’ya ardı ardına ne mesajlar atıldı?
• Bir zamanlar Oktarcı olan ve ona yakın duran ünlü isimler kimlerdi?
• Oktar, “Bunun kafa iyice uçmuş” lafıyla hangi lideri kastediyordu?
• “Kediciklerin” yarı çıplak fotoğraf paylaşmasının altındaki “sır” neydi?
• Başsavcının istifasının perde arkasında ne yatıyordu?
• Oktarcılar hepimizi nasıl dinledi?
• Doktorlar ve hâkimler ne şekilde fişlendi?
• Oktarcılara “dualarınızı eksik etmeyin” diyen saraydaki kritik isim kimdi?
• O önemli toplantıda Oktarcı tercümanın ne işi vardı?
• Oktar, Acun Ilıcalı’yı neden cezalandırmıştı?
• Hangi ünlü şovmen hasta yatağında Oktar’la görüşmek isteyip, ayağına kadar gitti?
• Cemaat üyeleri öldürülen Rus Büyükelçi Karlov’u niye ziyaret etmişti?
• FETÖ’cü savcılar Oktar’ı nasıl kolladı?
• İsrail’den çantalarla gelen hahamlar ne taşıyordu?
• Suudi Kraliyet ailesine yakın o isim de “turnike” sisteminde…
• İsrailli Bakan’ın Oktar’a yolladığı o çarpıcı e-postada ne yazıyordu?
• Oktarcılar 17-25’i önceden biliyorlar mıydı?
• Oktarcıları “Size operasyon olacak” diyerek uyaran eski bakan kimdi?

Adnan Oktar cemaatine yapılan operasyonun şifreleri Turnike ile ortaya çıkıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺31,50
₺42,00

Müjdat’la Fatih’te doğduk, Karagümrük Ortaokulu ve Vefa Lisesi’nde okuduk. Bu nedenle birçok ortak arkadaşımız oldu. Geçenlerde bunlardan biri olan Ataman’la (Dilgin) konuşuyorduk. Söz döndü dolaştı, her zaman olduğu gibi Müjdat’a geldi. Onun tiyatroya, öğrenci yetiştirmeye, eğitime ve iyiliklere adanmış yaşamından söz ederken, nasıl oldu anlamadım, ikimiz de aynı anda “Müjdat adamdır. Hem de çok iyi bir adamdır” dedik.

TRT’de çalışırken Tunceli Ovacık’a gitmiştik. Bizi Munzur Nehri’nin kırk gözeden adeta süt gibi, bembeyaz köpükler saçarak doğduğu yere götürdüler. Eğilip kana kana içtiğim çok soğuk ve berrak suyun tadını hâlâ damağımda hissederim.

Ben Müjdat’ın hayatını, o kaynaktaki gibi hiçbir kirin karışmadığı bir akarsuya benzetirim. Kitabı okurken gürül gürül akmaya devam eden bu tertemiz sudan, siz de bir yudum alacak ve tadına doyamayacaksınız…

Gözle görünmeyen ölümcül virüsle savaştığımız süreçte yayımlanan bu kitabın en sevdiğim yanı; hem kolay okunması hem de umut verici olması… “Umutsuz yaşanmaz. Hele bir sanatçının umudu yoksa geleceği de yoktur. Umut sanatın ekmeğidir, suyudur. Umutsuz olursan sanat yapamazsın. Sanat umutla beslenir. Gıdasıdır umut sanatın. Sanatçı hiçbir durumda umudunu yitirmez. Çünkü umut biterse dünya durur. Umut ayrıca emek de ister. Emeksiz olmaz. Hayat da emek ister” diyor Müjdat. Ve hayata verdiği emeği anlatıyor. Son dönemde emeğine yapılan haksızlığı da…

Büyük konuşmadan, ahkâm kesmeden, bilgiçlik taslamadan, tam tersine kendisiyle dalga geçerek hayatından kesitler, anılar ve dostlarından portreler sunuyor. Ben dört saatte bitirdiğimde içimden “Keşke daha çok yazsaymış” dedim. Bakalım siz ne diyeceksiniz?..
Uğur Dündar

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺31,50

Ankara’yı mesken tutmuş martılardan Galapagoslu Yalnız George’a, Tarlabaşı’nın karanlık köşe bucaklarından Balat’ın ayazmalarına, büyük kentin kalabalığındaki kimsesizlerden aynı şehrin sokaklarında kendi cemaatini oluşturmuş, kulağı küpeli köpeklere… Gerçeküstü bir düşten, rengârenk dokuz sahne.

Elvan Çubukçu yeni kitabı Köpek Düşü’yle öyküdeki yerinin kalıcı olduğunu gösteriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺18,75

Gezginlerin Lavtası

Gezgin şarkıcıların lavtası, çal!
Kekeme bir semendere eşlik et kabarede
Güzel sözcükler dök! acı ve suç
İki kızkardeş olsun, iki göçmen gibi
Sevişsinler korkunun görkemli eşliğinde...

Gezgin şarkıcıların lavtası, çal!
Kekeme bir semenderin gecesinde kal!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺18,75

Kelebek
Geçemedi tel örgüyü
Hoyrat muhafızı
Öyle duruyor gökyüzünde

Bir kül halinde duruyor
Hercai menekşe bir renk halinde
Sonunda inecek
Yeşilin içine kuşların arasına

“Okşayacak” deniz’in dedesi
Kelebeği
“Yanacak elleri”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺18,75

Bütün Hayvanlar Eşittir Ama Bazı Hayvanlar Diğerlerinden Daha Eşittir

Günlerden bir gün Malikâne Çiftliği’ndeki hayvanlar, Bay Jones’a karşı birleşir ve başarılı bir isyanla çiftlik yönetimini ele geçirirler. Orası artık Hayvan Çiftliği’dir. Devrim sonrası bütün hayvanlar eşit olacaktır. Hiçbir hayvan gereğinden fazla çalışmayacak, sağılan sütler ve yumurtalar satılmayacak, insan yönetimindeyken yaşadıkları hiçbir kötülük olmayacaktır… Ta ki “iktidar hırsı”na kapılan Napolyon, yönetimi eline geçirene kadar. Yandaşlarının desteği ve ürkütücü köpekleri (gizli polisler) ile çiftlikte her şey onların istediği şekilde gerçekleşir. Gelinen noktada, isyan kahramanı Kartopu (iç mihrak) sürgün edilir, koşum atı Boksör (halk) ölümüne çalıştırılır, hayvanlar artık eskisinden daha fazla açlık çekmektedirler. Nihayet Hayvan Çiftliği’nin yedi kuruluş ilkesinin tek bir ilke haline geldiğini fark ettiklerinde, her şey için çok geç kalınmıştır...

George Orwell’in Sovyet Rusya’yı eleştirdiği için uzun süre yayıncı bulamadığı, yayımlandıktan sonra, yazarın ününe ün katan başyapıtlarından biri olan Hayvan Çiftliği, usta çevirmen Sevin Okyay’ın şenlikli çevirisiyle...

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺14,90

Özgürlük iki kere ikinin dört ettiğini söyleyebilmektir.

Bu kabul edilirse gerisi çorap söküğü gibi gelir.

Sürekli savaş halindeki Okyanusya ülkesinin “Uçuş Pisti Bir” ismi verilen en kalabalık üçüncü eyaletinin başlıca şehri Londra. Yıl 1984. Nereye baksanız bir teleekran ve teleekrandan anbean sizi izleyen Büyük Birader. Zihninizi okuyan Düşünce Polisi ve görünmezlik zırhına sarılmış İç Parti yön2etiminde, en küçük bir bireyselliğe, özgür düşünce ve arzu belirtisine tahammül göstermeyen mutlak bir totalitarizm. Hakikat Bakanlığı’nda görevli memur Winston Smith’in bir eskici dükkânından alıp günceye çevirdiği küçük defter, hatırlamaktan ve sorgulamaktan vazgeçmeyen bir gözlemciye deyim yerindeyse sığınak olur. Ancak Julia’yla yaşadığı yasak aşk, uyandırdığı önü alınmaz bir yıkım dürtüsüyle, onu efsanevi Kardeşlik örgütü adına büyük bir komplo girişimine sürükler.

George Orwell’in 1949 yılında, 2. Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında, adada inzivaya çekilerek yazdığı ve ölmeden önce tamamladığı bu son romanı, “Avrupa’da kalan son insan” üzerine muhteşem bir distopya.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺18,75

Erdoğan boynumu sıktı ve "Sen benim ne demek istediğimi iyi anladın!" dedi.
Cihangir’de bir kafede Erdoğan'ın iki adamı ile gergin toplantı...
Erdoğan ile ABD'de nasıl tanıştım; gerilimli ilişkimiz nasıl sonlandı?
Avusturya prensesinin evinde ne arıyordum?
Köprüye nasıl bomba koyduk?
PKK kampına nasıl ulaştım?
Cizre MİT binasında o gece neler konuşuldu?
Uzun namlulu silahlarla arabamız niçin tarandı?
Kamyonun içine saklanarak sınırı neden geçtim?
Gizli toplantıda Abdullah Gül’den şaşırtıcı sözler...

Hayatımın Haberi size bambaşka gerçekleri anlatıyor.
Elinizde tuttuğunuz kitap bir gazetecinin 30 yılı aşan meslek yaşamında başından geçen gerçek olaylardan oluşmuştur.

Cinayetlerin, silahlı çatışmaların, işgallerin, öğrenci hareketlerinin, akıl almaz faciaların, devasa eylemlerin ve savaşların haber haline gelip size ulaşması sırasında bir gazetecinin arka planda neler yaşadığına tanıklık edeceksiniz.

Bu kitap; geçmişte yaşanan olaylara ışık tutarken medyanın, siyasetin, diplomasinin, istihbaratın gölgedeki dünyasını anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺31,50
₺42,00

Geleneksel edebiyatın anlamlı ve inandırıcı görünmek için kendini dayandırdığı tarihle ilişkisini tersyüz ederek edebiyatı tarihi yeniden yazmanın, bükmenin, çarpıtmanın bir yolu olarak sunan yeni bir bakış ve gerçeklik iddiası ortaya koydu Latin edebiyatı. Márquez’iyle, Liosa’sıyla, Fuentes’iyle… Kübalı yazar Cabrera Infante’yi de bu isimler arasında sayabiliriz. Tropiklerde Şafak Manzarası, bir adanın jeolojik oluşumundan başlayarak, üzerine insanoğlunun ayak basmasından itibaren şiddetin, zulmün ardı arkasının kesilmediği kanlı geçmişinden epizotlar sunuyor. Okurların hiçbir bilgi, dolayısıyla önyargı taşımadan parçaları birleştirmesiyle Küba’nın ta bir milyon yıl
öncesinden 20. yüzyılın sonlarına dek uzanan trajik ve hatta patetik tarihinin ortaya çıktığı bir yapboz. Fidel Castro hükümetinin hışmına uğrayan sürgün yazar Cabrera Infante’den son derece politik, edebi açıdan da öncü sayılabilecek bir roman.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺24,00

2021 Kırmızı Kedi Edebiyat Ajandası


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 10,5 / 15
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺9,00

“Okuduğumuz kitap bir yumruk gibi tepemize inip bizi uyandırmadıktan sonra neye yarar?”
Franz Kafka

• CHP’li Belediye Başkanları İmamoğlu ve Çerçioğlu için yapılan ahlaksız teklifin arkasında hangi AKP’li Bakan vardı?
• Pelikancılar AKP içinde hangi operasyonları yaptı ve kimleri fişledi?
• Yargının arka odalarında hangi ses kayıtları dolaşıyor?
• Holding patronu cinayetinin üstü hangi yollarla kapatılmak istendi?
• Hakimler ve savcılar gizlenen skandalları ilk kez nasıl anlattı?
• Adliyeye getirilen ve içinde 260 bin dolar olan çantanın sırrı neydi?
• Nurcular devlet içinde nasıl bir ağ kurdu?
• Yargıdaki Pelikan-Hakyol mücadelesinin perde arkasında ne vardı?
• FETÖ borsasının belgesinde neler yazıyordu?
• AKP’li bakanlar arasındaki kavganın bilinmeyen nedeni ne?
• Diyanet’in gizli tarikatlar raporu nasıl sızdı?
• Öldürülen AKP yöneticisinin eşi sessizliğini bozup neler anlattı?
• 15 Temmuz raporu aslında neden basılmadı?
• Kartal İmam Hatip mezunu olmak devlette hangi kapıları açıyor?
• Erdoğan’ın yakınını hayata döndüren ismin başına neler geldi?

Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan, devlette yaratılan çürümeyi ve herkesin hissettiği cendereyi belgeliyor. “Metastaz 2: Cendere” çarpıcı bir gazetecilik araştırması olarak tarihe geçecek.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 13,7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺44,90

Jubiabá, 1938’de Fransızcası yayımlandığında, dönemin içe bakış ve kelime oyunlarına dayalı modernist roman anlayışına göre metni yavan bulan André Gide’in tersine Albert Camus’yü çok heyecanlandırdı. Bir kere, fazla “kaba”ydı. Düz bir çizgide ilerleyen ve melodrama yaslanan bir tefrika roman türündendi. Ancak tam da bu özellikleri dolayısıyla duyguları kolayca harekete geçiren müthiş bir eylem gücü vardı.

“Ben yalnızca bir hikâye anlatıcısıyım.” Bunu her fırsatta dile getiren Brezilyalı yazar Jorge Amado, onu dünyaca üne kavuşturan Jubiabá adlı romanında, Antônio Balduíno adlı siyahi bir öksüzün serserilikten boksörlüğe, sirklerden tütün plantasyonlarına ve en sonunda grev direnişçiliğine uzanan aşk ve macera dolu uyanış öyküsünü anlatıyor.

“Harikulade ve müthiş bir kitap. Eğer gerçekten roman her şeyden önce eylemse, bu türünün tam bir örneği. (…) Gereksiz akıl oyunlarından bu denli uzak kalabilen kitap pek azdır. Tam aksine, bu eserde romansı öğelerin dokunaklı bir şekilde kullanıldığını, sözün bu öğeleri ölçüsüzce, fazla fazla barındıran hayata bırakıldığını görüyorum.”

Albert Camus


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 384
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺37,50

20. yüzyılın başında Fransa’da eğitimin laikleşmesine öncülük eden ünlü pedagog Jules Payot’nun tartışmasız en önemli eseri İrade Terbiyesi. Kısa sürede pek çok dile tercüme edilerek bütün dünyada eğitimcilere yol gösteren bu eser hem teorik hem pratik yönleriyle güncelliğinden hiçbir şey kaybetmedi. Uzun süre Vatikan’ın yasaklılar listesinde yer alan, hatta çocuklarına bu kitabı okutan ebeveynlerin kiliselere alınmaması bile salık verilen İrade Terbiyesi, en temelde bir kişisel gelişim kitabı. İradenin felsefi ve ruhsal altyapısını herkesin anlayacağı bir dilde işlerken şu ve benzeri sorulara cevap arıyor:

-İradenin doğası nedir?
-Duygularımız üzerinde irade sahibi miyiz? 
-Düşüncelerimizle irademizi yönlendirebilmek mümkün mü? 
-Özdenetim yolunda irademizi eğitmek adına kullanabileceğimiz iç ve dış araçlar nelerdir?

“Mutluluğumuz irademizin eğitimine bağlıdır, çünkü mutluluk, hoş fikirlerin ve duyguların tüm neşelerini bilince salmalarını temin etmek, acı verici düşünce ve heyecanların ise bilince girmelerini yasaklamak ya da en azından orayı kuşatma altında tutmalarını önlemek demektir. Bu nedenle mutluluk, insandan, üstün bir dikkate sahip olmasını bekler, bu da ancak yüksek derecede egemen bir iradeden başka bir şey anlamına gelmez.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺18,90

• Kur’an ile aldatmak nasıl başladı?
• Kur’an ile aldatanların niteliği: Şeytan Evliyası olmak!
• Kur’an ile aldatmada şeriat hilesi...
• Kur’an ile aldatma kurumu olarak Diyanet İşleri Başkanlığı...
• Kur’an ile aldatma kurumları olarak Kur’an Kursları...
• İslam’a pusu kuranlar kimler?
• Müslüman ile İslamcı arasındaki fark...
• Dindar ile dinci arasındaki fark...
• Cihada karşı cihat!

İlahiyatçı Cemil Kılıç, Kur’an ile aldatanların maskelerini indiriyor!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺30,00

Savaşlar ne zaman bitecek bilmiyorum!

Belki de hiç bitmeyecek. Tek bildiğim, Barış isimli kediyle karşılaştığım ilk andaki derin ve dalgın bakışlarının hep aklımda kalacağı.

Suriye’deki savaş ortamında yaşadığı korku ve çaresiz bakışı, belki de her su içişinde kaptaki suya yansıyacak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 32
En / Boy : 16,5 / 22,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺26,25

Zweig, Freud’un öğrencisi ve arkadaşıydı.

İnsanın bilinçaltında sakladıklarını su yüzüne çıkarmayı ve edebiyat katına yüceltmeyi çok iyi biliyordu.
Amok Koşucusu, kendisinden yardım talep eden mağrur bir kadına karşı duyduğu aşırı tutkunluğun, bir doktoru her şeyini kaybetmek pahasına nasıl esir aldığını anlatan bir başyapıt.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺9,00

Bir yanda savaş diğer yanda işsizlik, onca yoksulluk, bunca sefalet ve doyurulacak yığınla boğaz. Şimdi, sormamız gereken soru şudur: Bu kadar çok çocuk nasıl beslenecek ve yetiştirilecek? Nice değme âlim nice değme siyasetçi altından kalkamadı bu sorunun.

Swift ilk başta akıl almaz gibi görünen, oysa gayet makul bir öneri getiriyor. Dişleriniz kamaşacak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 78
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺16,50

1908 Hürriyet Devrimi’nin ilk ateşini yakan, halkın “Hürriyet Kahramanı” olarak adlandırdığı Resneli Niyazi ya da Ahmet Niyazi Bey, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin en fedakâr ve disiplinli önderlerinden biridir.

Tüm dünyada tanınan adlandırmayla bir “Jön Türk” yani Genç Türk’tür.

Giydiği başlıkta “Vatan Fedaisi” yazıyor.

Niyazi Bey’in, 1897 Türk-Yunan Savaşı’ndaki kahramanlığı dillere destan…

Bu nedenle, 1908 Hürriyet Devrimi’nden önce de bir halk kahramanı olarak tanınıyor, seviliyor.

Vatanseverliğini yaşamını ortaya koyarak kanıtlamış. Makam mevki hesabı hiç olmamış...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 15,5 / 22,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺18,75
₺25,00

Bu kitap sizin tarihe şahitlik yapmanıza ve TSK’ya karşı yürütülen komplolara ilişkin kafanıza takılan bütün sorulara cevap bulmanıza yardımcı olabilir.

- Türk Silahlı Kuvvetleri neden hedef alındı?
- FETÖ oluşumuna, içerden ve dışardan sağlanan destekler nelerdir?
- 26. Genelkurmay Başkanı neden hedef oldu?
- 2010 YAŞ toplantısında kimler ne istedi?
- Kozmik Oda olayı nedir? Ne değildir?
- 26 ay Silivri'de kalmanın bir yararı oldu mu?
- TSK, FETÖ’cülerin TSK’dan temizlenmesinde neden başarılı olamadı?
- Siyasi iktidar TSK’ya karşı yürütülen komplolar karşısında ne yaptı?
- Ergenekon komplosu neden bitirilmiyor?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺26,25
₺35,00

Türk edebiyatının “ilk” metinlerinden, Dede Korkut Hikâyeleri, asırlarca sözlü gelenekte ağızdan ağıza varlığını sürdürüp nihayet yazıya geçirilmişse de hikâyelerin tam olarak geçtiği dönem, ne zaman ve kim tarafından yazıya aktarıldığı bilinmemektedir. Dede Korkut’un (diğer adıyla Korkut Ata’nın) kim olduğu da tam bilinmemektedir. Kitabın girişinde belirtildiği üzere “bilge bir kişi” olup İslamiyet’in ilk yıllarında yaşadığı tahmin edilmektedir. İslamiyet öncesi ve sonrası Türk kültüründe de benzerlerine rastlanan Dede Korkut ister şaman ister şeyh, ister bilge kişi ister evliya olsun; anlattığı hikâyelere bakarak onun Türk Homeros’u olduğunu söylemek mümkün. Zira edebiyatımızın bilinen “anlatıcı”ları arasında en başta gelir.

Dede Korkut Kitabı’nın bu baskısını Dresden ve Vatikan yazmalarından aktarımla sadeleştirerek ve kimi mevcut kitaplardaki hatalardan arındırarak hazırladık. Yüzyıllardır eskimeyen Dede Korkut’un anlattıkları, hâlâ keşfedilecek birçok şey barındırıyor…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 12,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺18,75

Hikâye ve roman yazarı, şair, fikir ve siyaset adamı, asker, öğretmen… yönüyle Tanzimat’tan sonraki Türk edebiyat ve düşünce dünyasının önemli şahsiyetleri arasında gelir Ömer Seyfettin. 36 yıl gibi kısacık bir ömre birçok eser sığdırabilmiş bu üretken yazar her şeyden önce Türk hikâyeciliğinin kilometre taşlarından ve kurucu isimlerindendir. Çoğunlukla “milli edebiyat” çerçevesi içinde değerlendirilmiş ve yine bunun devamında öykülerindeki sadece tarihi arka plan üzerinde durulmuş olsa da aslında bundan çok daha fazlasını hak eden bir yazardır.

Toplam 27 hikâyenin yer aldığı ve ünlü öyküsünden hareketle Yüksek Ökçeler adını verdiğimiz bu küçük seçkide, yazarın hatıra özelliği taşıyan ve Türk tarihinin farklı zamanlarında geçen olayların anlatıldığı hikâyeler yanında mizahi özellikler taşıyan eserlerine de yer verdik. En ünlülerinden en az bilinenlere, onun hikâye evreninin farklı yönlerini gösteren ve yazarlık yeteneğini ortaya koyan metinleri tercih etmeye gayret gösterdik.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 12,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺15,75

Gulyabani

“Hüseyin Rahmi’nin Gulyabani’si hem geniş Doğu dünyasından esintiler taşır, hem tastamam buralıdır: Aynı anda korkunç ve komik olabilen kimliğiyle “göründüğü” insanların foyalarını ortaya döktüğü için yararlı bir “acaip” sayılabilir.

Her toplumda, her kesimde batıl inançların yabana atılamayacak yeri vardır; zaman zaman hoşgörü sınırlarını zorlayan davranışlarla çevrelerine rahatsızlık verir kimileri, yazarın kitabında onlardan çuvaldızını esirgemediğini görüyoruz.

Gulyabani yalnızca yeniden bugün okunmayı değil, yeniden yazılmayı, yeniden sinemaya aktarılmayı da hakeden bir temel kitap.”

Bozkırda Bir Kral Lear

Şair, öykücü, romancı ve oyun yazarı olan İvan Turgenyev 19. yüzyıl Rus edebiyatının temel taşlarındandır. Turgenyev, realizm akımına bağlı kalarak yazdığı, en önemlilerinden iki uzun öyküsünün bir araya getirildiği bu önemli seçkide, Batı Avrupa kültürünün başyapıtlarından hareketle, modern çağın eşiğinde, trajedilerin arkasında işleyen mekanizmaları gösteriyor.

Bozkırda Bir Kral Lear, Shakespeare’in yapıtının Rus derebeylerine özgü bir uyarlamasıdır: Ölümün yaklaştığını hissedince, malvarlığını kızlarına bölüştüren bir toprak ağasının kararı beklenmedik sonuçlara yol açacak, olaydaki trajedi yazgıdan çok insan hırsından kaynaklanacaktır. Asya adlı öyküde ise, Almanya’da sefahat hayatı yaşayan anlatıcı, karşılaştığı iki kardeşin karmaşık ilişkilerini çözemeyince, aşkı büyük bir hataya dönüştürecektir.

Turgenyev’in hayatından izler de taşıyan bu uzun öykülerdeki gizemli, bağımsız ve güçlü kadınlar, annesinden, kızından ve büyük aşkı Pauline Viardot’dan esintiler barındırıyor. Türkçe’de 40’lı ve 50’li yıllarda yayımlanan bu öyküler bu kez günümüz Türkçesiyle ve Rusça asıllarından çevrilerek Kırmızı Kedi Yayınları’nın Klasikler Dizisi’nde yer alıyor.

Kızıl Dosya

Üstün zekâsı, ayrıntılı gözlem gücü, sıra dışı merakları, akıl yürütme yeteneği ve sonuçtan sebebe ulaşma yöntemiyle edebiyat tarihinin en ünlü dedektifi Sherlock Holmes, en anlaşılmaz ve çözülmez gözüken vakaları neredeyse hiçbir efor sarf etmeden kolayca çözebilir.

Bir kimya laboratuvarında tanışan Sherlock Holmes ve Doktor Watson, meşhur Baker Sokağı 221B adresindeki evi tutmalarıyla ayrılmaz bir ikili haline gelir. Holmes, zamanının büyük kısmını kendisini geliştirmekle geçirirken bir yandan da emniyet teşkilatına zor davalarda yardımcı olur. Bu dâhi dedektifin Doktor Watson’la birlikte tanık olduğumuz ilk macerası Kızıl Dosya, zamanla dizinin en beğenilen örneklerinden biri haline gelmiştir.

Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç

“Hüseyin Rahmi’nin romanlarının, öykülerinin popüler boyutunun ağır bastığı tartışılmaz: Sürükleyici, olumlu anlamıyla ‘eğlendirici’, çok renkli karakterlere yaslı, delifişek olay örgüsüne sahip olmalarına karşın hiçbiri ‘hafif’ yapıtlar olarak değerlendirilemez. Güçlü kültür altyapısı vardı yazarın, Schopenhauer ya da Nietzsche gibi zorlu düşünürlere ilgi duymuştu. Münzevi bir yaşam sürüyordu Heybeliada sırtlarındaki köşkünde; gelgelelim sonsuz bir depo oluşturmuştu topluma yönelik gözlemlerinden. Üstüne üstlük, özel bir üslûp yaratmayı bilmiş, gündelik konuşma dilinden yazısına dengeli bir köprü kurmuştu.

Hüseyin Rahmi Gürpınar edebiyatımızın en verimli yazarlarından biriydi. Kitapları, bugün de benzerlerine şehirlerimizde, sokaklarımızda rastladığımız insan portreleri ve dramlarıyla okuru sarıp sarmalamayı sürdürüyor.”

- Enis Batur

Paris’te Bir Türk

Sultan 3. Selim'in Fevkalede Büyükelçisi Muhib Efendi'nin Setahatinin ve misyonunun hikayesi

(Kendi elyazısıyla tuttuğu notlardan)

1806-1811 arasında Fransa’da, önce Devlet-i Aliyye’nin “fevkalade büyükelçisi”, sonra da ikâmet elçisi sıfatıyla görev yapan Abdürrahim Muhib Efendi, bu süre zarfında İmparator Napolyon’la ve dönemin dışişleri bakanları Talleyrand, Champagny ve Maret ile önemli müzakereler yürütmüş, ayrıca Paris ve civarında hayatın işleyişine ilişkin çarpıcı gözlemlerde bulunmuş ve bunları da Sefâretnâme’lerinde bir bir anlatmıştır.

Bertrand Bareilles ise Abdülhamid döneminde İstanbul’da Fransızca öğretmenliği yaparken padişahın güvenini kazanarak Saray’a girmeyi başarmış bir Oryantalisttir. Dönemin siyasetine yön veren önemli isimlerle kurduğu yakınlıklar sayesinde heybesinde birikenleri defterlerine bir bir işlemiştir.

Bu metin, birbirine tutulan iki “güdülü” ayna arasında, anlatıcı öznelerin bile yer yer birbirine karıştığı bir bakışım sunuyor okura.

Frankfurt Seyahatnamesi

Modern Türk şiirinin kurucu adlarından Ahmet Hâşim'in şiirleri kadar kıymetli nesirlerinin başında gelir Frankfurt Seyahatnâmesi.

1930'ların Almanya'sına, tedavi için giden Hâşim'in "şiir kitabının kardeşidir" sözleriyle tanımladığı ve izlenimlerini aktardığı seyahatnâme, hem Doğu'yu hem Batı'yı bilen bir aydının Frankfurt'a ve oradan dünyaya bakışını gözler önüne seren yapıca küçük, söyledikleriyle büyük bir eser…

Kitabın bu edisyonu ise, Türkiye’de ilk defa yayımlanan 1865-1930 arasında çekilmiş fotoğraflarla "Ahmet Hâşim'in gördüğü" Frankfurt'u gözler önüne seriyor.

Su Sinekleri

“Su Sinekleri, Mahmut Yesari’nin 1932 yılında okur önüne çıkan bir romanı. Sinema tutkusunun, ‘star’ olma hevesinin, şöhret uğruna toplumsal bir kara deliğin içine düşmenin yol açtığı savruluşların öyküsü. Sesli sinema yeni bir aşamadır. Magazin dergilerinin öne çıkardığı yerli ve yabancı figürlerin olağandışı serüvenleri genç kızların düşlerini tetikler, bir çoğunu geridönüşsüz kayboluşların çemberine mıhlar. Böyle bakıldığında, Yesari’nin günümüzün sanal dünyasının sahte cennet vaatlerini önceden görmüş bir yazar olarak selamlanmasını gerektiren bir yapıt Su Sinekleri.”

Dönüşüm

Franz Kafka’ya göre bir kitap, “içimizdeki donmuş denize indirilen bir balta gibi” olmalıdır. 20. yüzyıl edebiyatına damgasını vuran Dönüşüm, Kafka öyle nitelememiş olsa da, tam da böyle bir kitaptır.

Dönüşüm’ün, günümüz bireyinin ve toplumunun kâbuslarını etkileyici bir ironiyle sunan, hem dehşet verici hem de grotesk olan kurgusu, yaratılan atmosferle ve Kafka’nın vurucu cümleleriyle birleşir ve Kafka, okuru hem her cümlesinde zorlar, kıskacına alır, hem de onu özgür bırakmayı başarır. Bir gecede böceğe dönüşen Gregor Samsa’nın öyküsü, inanılmaz olduğu kadar inandırıcıdır da.

Elias Canetti, Dönüşüm’ü “20. yüzyılın birkaç kusursuz sanat eserinden biri” sayar ve onu Kafka’nın bile aşamadığını ifade eder. Bu kusursuzluk, Kafka’nın kullandığı sade ve minimalist üslubun, okura aynı zamanda olağanüstü zenginlikte bir imge yelpazesi sunmasında yatar.

İlk yayımlanışının üzerinden yüz yıl geçmesine rağmen Kafka’nın Dönüşüm’ü, olağanüstü öyküsüyle, dili ve derinliğiyle okuru etkilemeye devam ediyor. Kitabı okuyanlar kendi “dönüşüm”lerini bulduğu sürece de devam edecek gibi görünüyor...

Milena'ya Mektuplar

Franz Kafka, Milena’yı 1920 yılının başlarında, Prag’da, edebiyatçıların toplandığı bir kafede tanıdı. Milena 24 yaşında genç bir gazeteciydi, Kafka ise 38’ini sürüyordu. Milena’nın onun yapıtlarını Çekçeye çevirme arzusu ikisinin yakınlaşmasıyla sonuçlandı, çok geçmeden de defalarca buluşmaları ve mektuplaşmalarıyla birlikte derin ama umutsuz bir aşka dönüştü.

Dava

Bir bankada yönetici olarak çalışan ve bir pansiyon odasında yalnız yaşayan Josef K. günün birinde neden suçlandığını bilmeden sorguya çekilir, zanlıdır ama serbestçe dolaşır, işine gider, ancak kafası karışmıştır, çelişkiler içinde kalıp bocalar. Her ne kadar suçunun ne olduğunu bilmediğini, suçsuz olduğunu iddia etse de bir suçlu gibi davranır. Absürd bir adli sistemin dolambaçlarında kaybolur.

Kafka’nın özyaşamöyküsünden doğrudan etkilenmiş yapıtlarından biri olan Dava, okuru bulmacalarla şaşırtır, çözümlerini ise sunmaz. Totaliter rejimlerle yönetilen devletlerdeki koşullarla olan benzerlikleri, Dava’nın etkinliğini ve etkileyiciliğini yıllardır korumasının nedenlerinden biridir. Acımasız ve empati yoksunu bir ortamda kişinin çaresizliğini ve sonunda sisteme boyun eğişini en güzel işleyen romanlardan biridir bu küçük kitap. Kafka’nın başyapıtı sayılan Dava ve sunduğu distopya, onun yazıldığı yılları izleyen faşist ve diktatöryel dönemlerin gelişini de önceden duyurur gibidir.

 

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 1956
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2020
₺107,64
1 2 3 ... 21 >
Çerez Kullanımı