José Saramago’nun yazarlık serüveninin başladığı kitap Dul. Saramago’nun henüz 25 yaşındayken kaleme aldığı ilk romanı, 1947’de Günah Diyarı adıyla yayımlanmıştı. Ancak yazarın çok içine sinmeden gerçekleşen bu isim değişikliği yüzünden kenarda tuttuğu romanı, yıllar sonra “asıl adıyla” yeniden okuruyla buluşuyor. Bugün Nobel ödüllü bir yazar olarak eserlerini okuduğumuz José Saramago’nun bütün acemiliklerden uzak, ancak alıştığımızın dışında “klasik” üslupla kaleme aldığı Dul’da, daha sonraki eserlerinde karşımıza çıkacak birçok unsurun şifrelerini de göreceksiniz.

Yazarın doğumunun yüzüncü yılı vesilesiyle Portekizce dışında dillerde ilk defa yayımlanan Dul, dünyaca ünlü bir ustanın kaleminden yıllarca yeniden okunmayı bekleyen gizli bir hazine.

 

 

  • Kitap Adı: Dul
  • Yazar: Jose Saramago
  • Çevirmen: Bengi De Sa Matos Paixao
  • Yayınevi: Kırmızı Kedi
  • Hamur Tipi: 2. Hamur
  • Sayfa Sayısı: 296
  • Ebat: 13 x 19
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod9786254181757

 

₺96,76 KDV Dahil

Türkiye’yi Avrupa’nın istilasını önleyen tampon ülke haline getirdiler… Üstelik bununla da övünüyorlar! Başbakan Yıldırım 2016’da “Türkiye olmasa mülteciler Avrupa’yı istila edecek” diyor, Cumhurbaşkanı Erdoğan 2019’da “Avrupa’nın huzurunu, 4 milyon sığınmacıyı Türkiye’de tutmalarına” bağlıyor. Türkiye’yi, AB’yle imzaladıkları “Geri Kabul Anlaşması” ile “göçmen deposu” yaptılar.

Kâbil Havalimanı bekçiliği pazarlığının bir parçası olarak da, ABD’nin işbirliği yaptığı Afganlara göç için işaret ettiği Türkiye’yi “bekleme odası” haline getiriyorlar. Sadece bu iki örnek bile, Türkiye açısından göç meselesinin sıradan bir “mazlumlara kapı açma” olayı olmadığını, “emperyalist bir göç stratejisi” ile karşı karşıya olduğumuzu göstermeye yetmektedir.

Ancak… Türkiye’nin göç sorununun kaynağı, birincisi ABD ve AB’nin emperyalist politikalarıdır, ikincisi de o politikalarla işbirliği yapan iktidardır. Sorunun kaynağı olan ABD, AB ve AKP yerine göçmenleri suçlamak ve mazlum göçmenle emperyalizm işbirlikçisi göçmeni aynı kefeye koyarak kategorik bir göçmen karşıtlığı yapmak büyük yanlıştır.Göç sorununun çözümü, işte bu perspektifle başlar…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2021
₺0,00
₺45,00

İçimizdeki boşluğa tutunarak umut etmeye çalışıyoruz:
Bizim rüyalarımız olmadan dünya güzel olamaz
Bizim şarkılarımız olmadan insan sevmeyi bilemez
Bizim merhametimiz olmadan tanrı kimseyi bağışlayamaz
Bizim dudaklarımız gülmeden çocuklarımız çiçek açamaz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2022
₺0,00
₺28,50

Kandilli’deki meşhur Ostrorog yalısının ev sahibesi Kontes Ostrorog, kişiliğine ve eserlerine hayran olduğu dostu Pierre Loti’yi yalısında ağırlamak şerefine erişir (1910). Daha sonraysa, bu kez Kontes Loti’nin Rochefort’daki, Osmanlı’dan uzak Asya’ya bütün Doğu dünyasının izlerini taşıyan büyüleyici evinde misafir olur. Ayrı kaldıkları dönemlerde de düzenli olarak yazışırlar. Loti 1913’teki, devlet erkânı ve halk tarafından coşkuyla karşılandığı son İstanbul ziyaretinde de yalının misafiridir. 

Kontes, Türklerin Balkan Savaşlarıyla birlikte içine düştüğü acılı sürecin ve Loti’nin neredeyse bütün Batı dünyasını karşısına alarak Türk davasını nasıl cansiperane savunduğunun yakından şahididir. Pierre Loti Konstantiniyye’de bu dostluğun ve birlikte geçirilen zamanın hatıralarından doğar.

Türk dostu ve deniz subayı kimliğiyle bilinen Loti’nin kedi sevgisi, İstanbul’un gizi köşelerindeki mütevazı zevkleri, Kontes’le birlikte yaptıkları İstanbul gezintileri, her kesimden Türklerle kurduğu sıcak ilişkiler, dostlar arasında düzenlediği gösterişli ve eğlenceli geceler mahrem bir tanıklığın kaleminden aktarılıyor.

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy :
16,5 x 22
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺56,25

"Aşk imiş her ne var âlemde" demiş Fuzûlî, boşuna değil... Öncesiyle sonrasıyla hayatımızı derin biçimde etkisi altına alan durumlardan birisi aşk! İlk karşılaşmadan flörte, kur yapmadan kıskanmaya, aldatmadan ayrılığa her şey aşka dahil.

Ve Mine G. Kırıkkanat bu kez aşktan söz ediyor Aşk Olsun adlı öyküler toplamında, aşkı ve aşkın insanlara yaptıklarını anlatıyor.
Türkiye, Fransa (hatta Amerika) hattında yaşanan aşk hikâyelerinin sizin hikâyenizle de denk düştüğünü göreceksiniz. Kurmaca ile gerçeğin bir arada olduğu, İsimsiz Aşklar ve İsimli Aşklar adıyla iki bölümden oluşan kitapta, edebiyat tarihimizin meşhur "aşk" kavgasının aslını da okuyacaksınız.

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy :
13,5 x 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺31,50

Akla ve Aydınlanma’ya karşı haçlı seferlerinin yürütüldüğü günümüzde, komplo teorileri büyük rağbet görüyor. Birçok kişi dünyayı komplo teorileriyle açıklamaya çalışıyor. Haluk Hepkon bu kitapta, komplo teorisi külliyatının önemli köşe taşlarını Ekim Devrimi ya da Dünya Savaşları gibi büyük toplumsal altüst oluşlarla ilişkilendirerek bir komplo teorisi tarihi sunuyor. Yazar, komplo teorilerinin iki yüzyıllık tarihini ana hatlarıyla aktarırken okuru gereksiz ayrıntıya boğmadan, bu iddiaların ne zaman ve kimler tarafından ortaya atıldığına ve siyasal içeriğine odaklanıyor.
İşte cevabı araştırılan bazı sorular:
Komplo teorilerinin Batı ve Doğu kültürlerindeki yeri?
Yeni Dünya Düzeni, İlluminati’nin projesi midir?
Fransız Devrimi’ni Tapınak Şövalyelerinin yaptığını öne sürenlerin amacı neydi?
Da Vinci Şifresi’nin asıl sırrı ne?
İttihat Terakki’nin Mason-Yahudi örgütü olduğu iddiasının asıl mucidi kim?
Atatürk hakkındaki İsrail kaynaklı iddiaların kaynağı ne?
Yahudilerin dünyayı yönettiği iddiası ilk defa ne zaman ortaya atıldı?
İsrail’in ortaya çıkışında komplo teorilerinin rolü var mı?

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy :
13,5 x 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺37,50

16 milyon İstanbulluyu bir ve eşit kabul ederek, hak ve hukuk yolundan sapmadan var gücüyle çalışan onurlu bir kadronun, çok büyük ve güçlü bir takımın nasıl hizmet mücadelesi verdiğini bu kitapta detaylarıyla okuyabilirsiniz.

Sevgili İbrahim Özkan’ın, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin gerçeklerini asıl sahiplerine, İstanbullulara anlatmak için kaleme aldım” dediği bu eser çok değerli bir çalışmadır. Yalnızca objektif bir bakış açısıyla tarihe not düştüğü için değil, ardında yatan eşsiz mücadele ve dayanışma dolayısıyla da... 

Yüreği İstanbul ve Türkiye için çarpan herkesin bir adalet ve vicdan belgesi olan bu kitabı okumasını diliyorum.

Ekrem İMAMOĞLU

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy :
13 x 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺45,00

• İlk kez yayımlanan SADAT’ın eğitim kampı fotoğrafları... Hangi ülkelerde eğitim kampları var? Eğitmenler kim? SADAT gayri nizami harp eğitiminden suikast eğitimine, kimleri ve hangi grupları eğitiyor?

• SADAT Kurucusu Adnan Tanrıverdi, 15 Temmuz darbe girişiminden birkaç ay önce Genelkurmay Karargâhında hangi generalle neler konuştu?

• SADAT’ın “İslam Ordusu” projesi nerede, nasıl, kimlerle pişirildi?

• 28 Şubat kumpas davasının iddianamesini SADAT’ın yan kuruluşu ASDER’in avukatı mı hazırladı? FETÖ kumpaslarında tanık olan SADAT’çı isimler...

• SADAT’ın 14 kurucusundan kaçı 28 Şubat’ta “Fethullah Gülen Tarikatı” ile irtibatlı olduğu için TSK’den ihraç edilmişti? SADAT’ın kaç eğitmeni ve uzmanı cemaat üyesi olarak saptandı? SADAT’ın yan kuruluşu olan ASDER’in hangi kurucuları Gülen cemaati üyeliği nedeniyle ordudan atılmıştı?

• Askeri öğrenci mülakatlarında yaşanan sorunlar, Genelkurmay belgesine nasıl yansıdı? Tarikatlar adım adım TSK’ye nasıl doluyor?

• Ordudaki terfiler için hazırlanan listeler: Yeşil liste, iktidara yakın isimler. Beyaz liste, itaat eden, zararsızlar. Kırmızı liste, AKP’ye yakın olmayan isimler...

• TÜGVA’da hangi SADAT’çı eğitim veriyor?

• SADAT’ın Suriye-Libya hattındaki rolü... Suriye’ye giden TIR’larının öyküsü...

• İlk kez yayımlanan raporlarda, SADAT’ın yıllık kazanç hesapları ve SADAT’ın devlet desteği aldığının belgesi...

• SADAT raporlarına ismi giren Bülent Arınç, katıldığı toplantıları ilk kez bu kitap için anlattı.

“Özel Savaş” şirketi SADAT’ın sır perdesi aralanıyor, Gölge Ordu’nun bilinmeyenleri aydınlanıyor...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13.7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2022
₺0,00
₺45,00

Geçen sene Marmara Denizi’ni işgal eden ve denizlerimizdeki canlı yaşamı tehdit eden müsilaj salgını, hepimizi sulardaki hayat üzerine tekrar düşünmeye itti.

Her sene ayrı bir tema ile hazırlanan Kırmızı Kedi Ajandası bu sene denizlerdeki yaşamın edebiyattaki yansımasına odaklanıyor.

Selahattin Özpalabıyıklar’ın hazırladığı Kırmızı Kedi 2022 Ajandası, bu sene “Sularda Hayat” başlığıyla yayımlanıyor.

Türk ve dünya edebiyatından şair ve yazarların eserlerinde sulardaki hayatın yansımalarını göz önüne seriyor. Birbirinden seçkin yazarların metinlerinin yanında, minyatürlerden gravürlere zengin görsel malzemeyle hazırlanan “Sularda Hayat” ajandasını elinizden bırakamayacaksınız…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 10.5 / 15
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2021
₺13,50

• Melih Gökçek’in istifa ettirilme sürecinde, yerine geçmesi için Erdoğan’a önerdiği iddia edilen isim “FETÖ abisi” miydi?
• Ankara Ticaret Odası (ATO) seçimlerinin perde arkası…Melih Gökçek’in ATO oyunları… Gidip gelen listeler, istifa etmesi istenenler…
• FETÖ itirafçısı, Gökçek’in atadığı FETÖ’cüleri isim isim açıkladı…
• Nihat Hatipoğlu’nun kardeşi, Gökçek’in en yakınındaki isme nasıl rüşvet verdi?
• Belediyeden çıkarılan FETÖ’cüler hangi üniversiteye, hangi kadrolarla yerleştirildi?
• Gökçek’in belediyeyi neredeyse birlikte yönettiği o dört FETÖ’cü isim kimdi?
• FETÖ Ankara’yı nasıl parselledi? 4 mütevelli bölgesi yöneticileri kimlerdi? Keçiören, Çankaya, Sincan ve Altındağ mütevelli bölgelerinin alt bölgeleri nerelerdi? Onların yöneticileri kimlerdi? Bu isimlerin Melih Gökçek’le ilişkileri nelerdi?
• Belediyeden FETÖ’ye himmet hangi yollarla aktarılıyordu?
• Melih Gökçek’in Mansur Yavaş’a kurduğu o kumpasın tüm ayrıntıları…
• Erdoğan’ı nasıl tehdit etti?
• Melih Gökçek’in istifa ettirilmesinden bir ay önce Nevin Gökçek’in evine aldığı mobilyalar nasıl belediyeye ödettirildi?
• Gökçek istifa etmeden aylar önce aktarılan milyonlar…
• 36 metrekarelik stant için 25 kişi Cidde’ye nasıl gitti?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13.7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2021
₺0,00
₺45,00

“Ne çalıyordu anımsamıyorum, ağır, hüzünlü bir şarkıydı. Kokusunu, saçının sıcağını yanağımda duydum. Elimi beline koyarak ince ipeğin üzerinden belinin çukuruna hafifçe dokundum. Elini omzuma bıraktı. Kollarımda tutuyordum onu, yavaşça dönüyorduk. Onu kucakladığım bütün yaşları, yaşanmış, kaybolmuş güzel günlerimizi bir an yeniden anımsadım. Başım dönüyordu. Bir daha doğmuştum. Bu hüzün ülkesinde ilk adımlarımı atıyor ve düşmekten korkmuyordum.”

Ölüm, bir son mudur gerçekten? Dünyevi var oluş açısından değerlendirildiğinde, belki. Peki, ölüm nedir öyleyse? Somut yaşamın sona ermesi mi? Ya ölüm yeni bir başlangıçsa? Belki bu dünyada, belki başka bir boyutta...

Türkiye’de sol siyaset içinde etkin biçimde rol aldıktan sonra Hollanda’ya iltica etmiş Fatih’in ve ailesinin hayatı, yirmi yaşındaki kızları Akdeniz’in “şüpheli” bir tramvay kazasında ölmesi ile altüst olur. Mutlu aile fotoğrafına kan damlamıştır. Eşi Müjgan ise Akdeniz’in ölümünün bir kaza olmadığını düşünür. Ona göre, Fatih de suçludur. Çünkü kitaplaştırdığı bir araştırma nedeniyle olaya mafyanın parmağı karışmıştır. Yıllar içinde dişleriyle tırnaklarıyla oluşturdukları mutlu yeni hayatları sona ermiştir… Ancak Fatih, eliyle gömdüğü kızını yıllar sonra kanlı canlı karşısında gördüğünde gerçeğin gizemini çözmeye girişecektir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2021
₺56,25

Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı’nın başta Fransa ve Türkiye olmak üzere dünyadaki 1968 öğrenci ayaklanmalarını incelediği bu çok önemli çalışması, içerdiği bilimsel yöntem ve çeşitli üniversitelerde yapılan öğrenci araştırmaları verilerine dayandığı için, bu alanda yapılan çalışmalar içinde öne çıkıyor...

Öğrenci ayaklanmalarının kaynaklarını ülkelere göre ele alan, o ülkelerin yönetim biçimleriyle ayaklanmalar arasındaki ilişkiye odaklanan ve ayaklanmaların kökenlerindeki sosyo-ekonomik verileri masaya yatırarak siyasetle arasındaki bağı inceleyen Kışlalı, öğrenci ayaklanmaları konusunda çok önemli tezler oluşturuyor...

Öyle ki, o tezleri ve bu kitaba dayanak oluşturan araştırmaların sonuçlarını, bugünün öğrenci ayaklanmalarının ortaya çıktığı zeminde de görmek mümkün...

Prof. Dr. Emre Kongar’ın Sunuşuyla


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺60,00

Meslek yaşamında Paris muhabirliğinden dış politika yazarlığına, futbol kritiklerinden gastronomi yazarlığına kadar birçok alanda görev almış bir gazeteci Ali Sirmen. Uzun yıllardır sürdürdüğü günlük köşe yazarlığıyla da yakın dönem basın tarihimizin “seçkin” gazetecilerinden ilk akla geleni. Fransa Ulusal Liyakat Nişanı (Chevalier rütbesi) sahibi olduğu gibi, 12 Eylül ve 12 Mart dönemlerinde “hakkında hiçbir mahkûmiyet kararı olmadığı halde” toplam 3,5 yıl hapis yatmış bir isim. 2021’de meslekteki 55’inci yılını tamamlayan Ali Sirmen, bunu bir kitapla taçlandırıyor.

Kendisinin daha önceki kitaplarından ve 2004’ten günümüze Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan yazılarından seçtikleriyle oluşturduğu yeni kitabı Cüppeli Vesayet, Türkiye’nin yarım asırlık hikâyesini özetliyor.

“Bu kitapta yer alan köşe yazılarının kapsadığı sürenin en belirgin özelliği ise düşün yaşamı ile siyasal hayatın sürekli olarak vesayet altında olmuş olmasıdır. (…) Özellikle son yirmi yılın Türkiye’sinde toplum, özgürlük karşıtı, adalet düşmanı güçlerin, şu anda vesayet tekeli savaşını veren iktidarın, askeri vesayeti katlayan sivil vesayet sultası altında inlemektedir.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺60,00

Daha önce Fransızca, İngilizce ve Arapçaya çevrilen, Çin’in en prestijli edebiyat ödüllerinden Mao Dun’a layık görülen, Çin etnik edebiyatının ilk ana akım çok satan kitabı Müslüman Cenazesi özgün dilinden çeviriyle Türkçede.

Çin’de yaşayan Müslüman etnik grup Hui’ler odağında ilerleyen olağanüstü anlatıya sahip bir roman Müslüman Cenazesi. Yeşim taşından takı ve mücevher yapan Müslüman bir ailenin 60 yıla yayılan hikâyesi hem imparatorluk döneminde hem devrimden sonraki Çin’de yaşananlara da ışık tutuyor. Tarihsel olarak Müslümanların Çin’deki serüvenlerini ve Çin kültürüyle bütünleşmelerini aktarırken, kurulan hayaller ve gerçeklerin zaman zaman insanı nasıl güç durumda bıraktığını da ortaya koyuyor. Küçük bir atölyeden yeşim taşı krallığına varan yolda yaşanan ölümler, değişimler, saf hayaller, aşk ve keder! Canlı anlatımıyla okuruna eşsiz bir yolculuk vadeden Müslüman Cenazesi, bir yanıyla da aşk üzerine kaleme alınmış etkileyici bir roman.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 800
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺90,00

Fernando Pessoa, gerçek değeri ve önemi kendi ülkesinde bile ancak ölümünden bir süre sonra anlaşılan, Portekiz edebiyatının en büyük imzalarından. Ölümünden sonra ardında binlerce sayfa bırakmış olsa da hayattayken yayımlanan “tek kitabı” Mesaj, bütün bir kitap olarak, ilk defa Türkçede.

Şairin, kendine özgü sembollerle, Portekiz’in görkemli geçmişini, çöküşünü ve yeniden doğuşunu işlediği, ulusal kahramanlarını yücelttiği, üç bölüm ve 44 şiirden oluşan eseri, Portekizce aslından Bengi De Sa Matos Paixao’nun çevirisiyle.

“Ve büyük ve makul okyanusa

Bu kalkanlar, gördüğünüz, öğretir

Sınırlı denizin Yunan ya da Romalı olabileceğini:

Sınırsız deniz ise Portekizlidir.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 12,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺21,00

Melih Gökçek başbakan olabilmek için neler yaptı?
AKP kurulmadan önce ABD ziyaretinde neler yaşandı?
30 yıl boyunca nasıl “örgüt” gibi hareket etti?
A Takımında kimler vardı?
Fenerbahçe’ye neden başkan olmak istedi?
Genelev patronları Ankara’da neler yaptı?
Gözaltına alındığında kim kurtardı?
Trafik kavgasında neden silah kullanıldı?
Turgut Özal kime ve neden “dangalak” dedi?
İlk “parsel parsel” satış ne zaman gerçekleşti?
ANKAPARK ihalesinin ucu hangi mafya liderine uzandı?
Osman Gökçek ölen çete lideriyle ne konuştu?
Zekeriya Öz’ü Dubai’de ağırlayan kişinin
Melih Gökçek ile ne ilişkisi vardı?
FETÖ firarisini kim, nasıl korudu?
17-25 Aralık’tan sonra FETÖ’ye imar rantı sağlandı mı?
15 Temmuz’dan sonra FETÖ’cü isme parsel verildi mi?
Parsel Parsel, bunlar ve daha onlarca sorunun yanıtını veriyor…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺0,00
₺60,00

• Adnan Oktar’ın en çok korktuğu neydi?
• Cemaate silah dağıtan vali kimdi?
• Operasyon günü Süleyman Soylu’ya ardı ardına ne mesajlar atıldı?
• Bir zamanlar Oktarcı olan ve ona yakın duran ünlü isimler kimlerdi?
• Oktar, “Bunun kafa iyice uçmuş” lafıyla hangi lideri kastediyordu?
• “Kediciklerin” yarı çıplak fotoğraf paylaşmasının altındaki “sır” neydi?
• Başsavcının istifasının perde arkasında ne yatıyordu?
• Oktarcılar hepimizi nasıl dinledi?
• Doktorlar ve hâkimler ne şekilde fişlendi?
• Oktarcılara “dualarınızı eksik etmeyin” diyen saraydaki kritik isim kimdi?
• O önemli toplantıda Oktarcı tercümanın ne işi vardı?
• Oktar, Acun Ilıcalı’yı neden cezalandırmıştı?
• Hangi ünlü şovmen hasta yatağında Oktar’la görüşmek isteyip, ayağına kadar gitti?
• Cemaat üyeleri öldürülen Rus Büyükelçi Karlov’u niye ziyaret etmişti?
• FETÖ’cü savcılar Oktar’ı nasıl kolladı?
• İsrail’den çantalarla gelen hahamlar ne taşıyordu?
• Suudi Kraliyet ailesine yakın o isim de “turnike” sisteminde…
• İsrailli Bakan’ın Oktar’a yolladığı o çarpıcı e-postada ne yazıyordu?
• Oktarcılar 17-25’i önceden biliyorlar mıydı?
• Oktarcıları “Size operasyon olacak” diyerek uyaran eski bakan kimdi?

Adnan Oktar cemaatine yapılan operasyonun şifreleri Turnike ile ortaya çıkıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺56,25

Müjdat’la Fatih’te doğduk, Karagümrük Ortaokulu ve Vefa Lisesi’nde okuduk. Bu nedenle birçok ortak arkadaşımız oldu. Geçenlerde bunlardan biri olan Ataman’la (Dilgin) konuşuyorduk. Söz döndü dolaştı, her zaman olduğu gibi Müjdat’a geldi. Onun tiyatroya, öğrenci yetiştirmeye, eğitime ve iyiliklere adanmış yaşamından söz ederken, nasıl oldu anlamadım, ikimiz de aynı anda “Müjdat adamdır. Hem de çok iyi bir adamdır” dedik.

TRT’de çalışırken Tunceli Ovacık’a gitmiştik. Bizi Munzur Nehri’nin kırk gözeden adeta süt gibi, bembeyaz köpükler saçarak doğduğu yere götürdüler. Eğilip kana kana içtiğim çok soğuk ve berrak suyun tadını hâlâ damağımda hissederim.

Ben Müjdat’ın hayatını, o kaynaktaki gibi hiçbir kirin karışmadığı bir akarsuya benzetirim. Kitabı okurken gürül gürül akmaya devam eden bu tertemiz sudan, siz de bir yudum alacak ve tadına doyamayacaksınız…

Gözle görünmeyen ölümcül virüsle savaştığımız süreçte yayımlanan bu kitabın en sevdiğim yanı; hem kolay okunması hem de umut verici olması… “Umutsuz yaşanmaz. Hele bir sanatçının umudu yoksa geleceği de yoktur. Umut sanatın ekmeğidir, suyudur. Umutsuz olursan sanat yapamazsın. Sanat umutla beslenir. Gıdasıdır umut sanatın. Sanatçı hiçbir durumda umudunu yitirmez. Çünkü umut biterse dünya durur. Umut ayrıca emek de ister. Emeksiz olmaz. Hayat da emek ister” diyor Müjdat. Ve hayata verdiği emeği anlatıyor. Son dönemde emeğine yapılan haksızlığı da…

Büyük konuşmadan, ahkâm kesmeden, bilgiçlik taslamadan, tam tersine kendisiyle dalga geçerek hayatından kesitler, anılar ve dostlarından portreler sunuyor. Ben dört saatte bitirdiğimde içimden “Keşke daha çok yazsaymış” dedim. Bakalım siz ne diyeceksiniz?..
Uğur Dündar

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺52,50

Ankara’yı mesken tutmuş martılardan Galapagoslu Yalnız George’a, Tarlabaşı’nın karanlık köşe bucaklarından Balat’ın ayazmalarına, büyük kentin kalabalığındaki kimsesizlerden aynı şehrin sokaklarında kendi cemaatini oluşturmuş, kulağı küpeli köpeklere… Gerçeküstü bir düşten, rengârenk dokuz sahne.

Elvan Çubukçu yeni kitabı Köpek Düşü’yle öyküdeki yerinin kalıcı olduğunu gösteriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺0,00
₺33,75

Gezginlerin Lavtası

Gezgin şarkıcıların lavtası, çal!
Kekeme bir semendere eşlik et kabarede
Güzel sözcükler dök! acı ve suç
İki kızkardeş olsun, iki göçmen gibi
Sevişsinler korkunun görkemli eşliğinde...

Gezgin şarkıcıların lavtası, çal!
Kekeme bir semenderin gecesinde kal!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺0,00
₺33,75

Kelebek
Geçemedi tel örgüyü
Hoyrat muhafızı
Öyle duruyor gökyüzünde

Bir kül halinde duruyor
Hercai menekşe bir renk halinde
Sonunda inecek
Yeşilin içine kuşların arasına

“Okşayacak” deniz’in dedesi
Kelebeği
“Yanacak elleri”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺0,00
₺33,75

Bütün Hayvanlar Eşittir Ama Bazı Hayvanlar Diğerlerinden Daha Eşittir

Günlerden bir gün Malikâne Çiftliği’ndeki hayvanlar, Bay Jones’a karşı birleşir ve başarılı bir isyanla çiftlik yönetimini ele geçirirler. Orası artık Hayvan Çiftliği’dir. Devrim sonrası bütün hayvanlar eşit olacaktır. Hiçbir hayvan gereğinden fazla çalışmayacak, sağılan sütler ve yumurtalar satılmayacak, insan yönetimindeyken yaşadıkları hiçbir kötülük olmayacaktır… Ta ki “iktidar hırsı”na kapılan Napolyon, yönetimi eline geçirene kadar. Yandaşlarının desteği ve ürkütücü köpekleri (gizli polisler) ile çiftlikte her şey onların istediği şekilde gerçekleşir. Gelinen noktada, isyan kahramanı Kartopu (iç mihrak) sürgün edilir, koşum atı Boksör (halk) ölümüne çalıştırılır, hayvanlar artık eskisinden daha fazla açlık çekmektedirler. Nihayet Hayvan Çiftliği’nin yedi kuruluş ilkesinin tek bir ilke haline geldiğini fark ettiklerinde, her şey için çok geç kalınmıştır...

George Orwell’in Sovyet Rusya’yı eleştirdiği için uzun süre yayıncı bulamadığı, yayımlandıktan sonra, yazarın ününe ün katan başyapıtlarından biri olan Hayvan Çiftliği, usta çevirmen Sevin Okyay’ın şenlikli çevirisiyle...

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺18,75

Özgürlük iki kere ikinin dört ettiğini söyleyebilmektir.

Bu kabul edilirse gerisi çorap söküğü gibi gelir.

Sürekli savaş halindeki Okyanusya ülkesinin “Uçuş Pisti Bir” ismi verilen en kalabalık üçüncü eyaletinin başlıca şehri Londra. Yıl 1984. Nereye baksanız bir teleekran ve teleekrandan anbean sizi izleyen Büyük Birader. Zihninizi okuyan Düşünce Polisi ve görünmezlik zırhına sarılmış İç Parti yön2etiminde, en küçük bir bireyselliğe, özgür düşünce ve arzu belirtisine tahammül göstermeyen mutlak bir totalitarizm. Hakikat Bakanlığı’nda görevli memur Winston Smith’in bir eskici dükkânından alıp günceye çevirdiği küçük defter, hatırlamaktan ve sorgulamaktan vazgeçmeyen bir gözlemciye deyim yerindeyse sığınak olur. Ancak Julia’yla yaşadığı yasak aşk, uyandırdığı önü alınmaz bir yıkım dürtüsüyle, onu efsanevi Kardeşlik örgütü adına büyük bir komplo girişimine sürükler.

George Orwell’in 1949 yılında, 2. Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında, adada inzivaya çekilerek yazdığı ve ölmeden önce tamamladığı bu son romanı, “Avrupa’da kalan son insan” üzerine muhteşem bir distopya.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺0,00
₺33,75

Erdoğan boynumu sıktı ve "Sen benim ne demek istediğimi iyi anladın!" dedi.
Cihangir’de bir kafede Erdoğan'ın iki adamı ile gergin toplantı...
Erdoğan ile ABD'de nasıl tanıştım; gerilimli ilişkimiz nasıl sonlandı?
Avusturya prensesinin evinde ne arıyordum?
Köprüye nasıl bomba koyduk?
PKK kampına nasıl ulaştım?
Cizre MİT binasında o gece neler konuşuldu?
Uzun namlulu silahlarla arabamız niçin tarandı?
Kamyonun içine saklanarak sınırı neden geçtim?
Gizli toplantıda Abdullah Gül’den şaşırtıcı sözler...

Hayatımın Haberi size bambaşka gerçekleri anlatıyor.
Elinizde tuttuğunuz kitap bir gazetecinin 30 yılı aşan meslek yaşamında başından geçen gerçek olaylardan oluşmuştur.

Cinayetlerin, silahlı çatışmaların, işgallerin, öğrenci hareketlerinin, akıl almaz faciaların, devasa eylemlerin ve savaşların haber haline gelip size ulaşması sırasında bir gazetecinin arka planda neler yaşadığına tanıklık edeceksiniz.

Bu kitap; geçmişte yaşanan olaylara ışık tutarken medyanın, siyasetin, diplomasinin, istihbaratın gölgedeki dünyasını anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺0,00
₺48,75

Geleneksel edebiyatın anlamlı ve inandırıcı görünmek için kendini dayandırdığı tarihle ilişkisini tersyüz ederek edebiyatı tarihi yeniden yazmanın, bükmenin, çarpıtmanın bir yolu olarak sunan yeni bir bakış ve gerçeklik iddiası ortaya koydu Latin edebiyatı. Márquez’iyle, Liosa’sıyla, Fuentes’iyle… Kübalı yazar Cabrera Infante’yi de bu isimler arasında sayabiliriz. Tropiklerde Şafak Manzarası, bir adanın jeolojik oluşumundan başlayarak, üzerine insanoğlunun ayak basmasından itibaren şiddetin, zulmün ardı arkasının kesilmediği kanlı geçmişinden epizotlar sunuyor. Okurların hiçbir bilgi, dolayısıyla önyargı taşımadan parçaları birleştirmesiyle Küba’nın ta bir milyon yıl
öncesinden 20. yüzyılın sonlarına dek uzanan trajik ve hatta patetik tarihinin ortaya çıktığı bir yapboz. Fidel Castro hükümetinin hışmına uğrayan sürgün yazar Cabrera Infante’den son derece politik, edebi açıdan da öncü sayılabilecek bir roman.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺0,00
₺39,00

2021 Kırmızı Kedi Edebiyat Ajandası


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 10,5 / 15
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺9,00

“Okuduğumuz kitap bir yumruk gibi tepemize inip bizi uyandırmadıktan sonra neye yarar?”
Franz Kafka

• CHP’li Belediye Başkanları İmamoğlu ve Çerçioğlu için yapılan ahlaksız teklifin arkasında hangi AKP’li Bakan vardı?
• Pelikancılar AKP içinde hangi operasyonları yaptı ve kimleri fişledi?
• Yargının arka odalarında hangi ses kayıtları dolaşıyor?
• Holding patronu cinayetinin üstü hangi yollarla kapatılmak istendi?
• Hakimler ve savcılar gizlenen skandalları ilk kez nasıl anlattı?
• Adliyeye getirilen ve içinde 260 bin dolar olan çantanın sırrı neydi?
• Nurcular devlet içinde nasıl bir ağ kurdu?
• Yargıdaki Pelikan-Hakyol mücadelesinin perde arkasında ne vardı?
• FETÖ borsasının belgesinde neler yazıyordu?
• AKP’li bakanlar arasındaki kavganın bilinmeyen nedeni ne?
• Diyanet’in gizli tarikatlar raporu nasıl sızdı?
• Öldürülen AKP yöneticisinin eşi sessizliğini bozup neler anlattı?
• 15 Temmuz raporu aslında neden basılmadı?
• Kartal İmam Hatip mezunu olmak devlette hangi kapıları açıyor?
• Erdoğan’ın yakınını hayata döndüren ismin başına neler geldi?

Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan, devlette yaratılan çürümeyi ve herkesin hissettiği cendereyi belgeliyor. “Metastaz 2: Cendere” çarpıcı bir gazetecilik araştırması olarak tarihe geçecek.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 13,7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺0,00
₺56,25

Jubiabá, 1938’de Fransızcası yayımlandığında, dönemin içe bakış ve kelime oyunlarına dayalı modernist roman anlayışına göre metni yavan bulan André Gide’in tersine Albert Camus’yü çok heyecanlandırdı. Bir kere, fazla “kaba”ydı. Düz bir çizgide ilerleyen ve melodrama yaslanan bir tefrika roman türündendi. Ancak tam da bu özellikleri dolayısıyla duyguları kolayca harekete geçiren müthiş bir eylem gücü vardı.

“Ben yalnızca bir hikâye anlatıcısıyım.” Bunu her fırsatta dile getiren Brezilyalı yazar Jorge Amado, onu dünyaca üne kavuşturan Jubiabá adlı romanında, Antônio Balduíno adlı siyahi bir öksüzün serserilikten boksörlüğe, sirklerden tütün plantasyonlarına ve en sonunda grev direnişçiliğine uzanan aşk ve macera dolu uyanış öyküsünü anlatıyor.

“Harikulade ve müthiş bir kitap. Eğer gerçekten roman her şeyden önce eylemse, bu türünün tam bir örneği. (…) Gereksiz akıl oyunlarından bu denli uzak kalabilen kitap pek azdır. Tam aksine, bu eserde romansı öğelerin dokunaklı bir şekilde kullanıldığını, sözün bu öğeleri ölçüsüzce, fazla fazla barındıran hayata bırakıldığını görüyorum.”

Albert Camus


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 384
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺67,50

20. yüzyılın başında Fransa’da eğitimin laikleşmesine öncülük eden ünlü pedagog Jules Payot’nun tartışmasız en önemli eseri İrade Terbiyesi. Kısa sürede pek çok dile tercüme edilerek bütün dünyada eğitimcilere yol gösteren bu eser hem teorik hem pratik yönleriyle güncelliğinden hiçbir şey kaybetmedi. Uzun süre Vatikan’ın yasaklılar listesinde yer alan, hatta çocuklarına bu kitabı okutan ebeveynlerin kiliselere alınmaması bile salık verilen İrade Terbiyesi, en temelde bir kişisel gelişim kitabı. İradenin felsefi ve ruhsal altyapısını herkesin anlayacağı bir dilde işlerken şu ve benzeri sorulara cevap arıyor:

-İradenin doğası nedir?
-Duygularımız üzerinde irade sahibi miyiz? 
-Düşüncelerimizle irademizi yönlendirebilmek mümkün mü? 
-Özdenetim yolunda irademizi eğitmek adına kullanabileceğimiz iç ve dış araçlar nelerdir?

“Mutluluğumuz irademizin eğitimine bağlıdır, çünkü mutluluk, hoş fikirlerin ve duyguların tüm neşelerini bilince salmalarını temin etmek, acı verici düşünce ve heyecanların ise bilince girmelerini yasaklamak ya da en azından orayı kuşatma altında tutmalarını önlemek demektir. Bu nedenle mutluluk, insandan, üstün bir dikkate sahip olmasını bekler, bu da ancak yüksek derecede egemen bir iradeden başka bir şey anlamına gelmez.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺0,00
₺22,50

• Kur’an ile aldatmak nasıl başladı?
• Kur’an ile aldatanların niteliği: Şeytan Evliyası olmak!
• Kur’an ile aldatmada şeriat hilesi...
• Kur’an ile aldatma kurumu olarak Diyanet İşleri Başkanlığı...
• Kur’an ile aldatma kurumları olarak Kur’an Kursları...
• İslam’a pusu kuranlar kimler?
• Müslüman ile İslamcı arasındaki fark...
• Dindar ile dinci arasındaki fark...
• Cihada karşı cihat!

İlahiyatçı Cemil Kılıç, Kur’an ile aldatanların maskelerini indiriyor!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺0,00
₺63,75

Savaşlar ne zaman bitecek bilmiyorum!

Belki de hiç bitmeyecek. Tek bildiğim, Barış isimli kediyle karşılaştığım ilk andaki derin ve dalgın bakışlarının hep aklımda kalacağı.

Suriye’deki savaş ortamında yaşadığı korku ve çaresiz bakışı, belki de her su içişinde kaptaki suya yansıyacak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 32
En / Boy : 16,5 / 22,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺60,00

Zweig, Freud’un öğrencisi ve arkadaşıydı.

İnsanın bilinçaltında sakladıklarını su yüzüne çıkarmayı ve edebiyat katına yüceltmeyi çok iyi biliyordu.
Amok Koşucusu, kendisinden yardım talep eden mağrur bir kadına karşı duyduğu aşırı tutkunluğun, bir doktoru her şeyini kaybetmek pahasına nasıl esir aldığını anlatan bir başyapıt.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺0,00
₺13,50

Bir yanda savaş diğer yanda işsizlik, onca yoksulluk, bunca sefalet ve doyurulacak yığınla boğaz. Şimdi, sormamız gereken soru şudur: Bu kadar çok çocuk nasıl beslenecek ve yetiştirilecek? Nice değme âlim nice değme siyasetçi altından kalkamadı bu sorunun.

Swift ilk başta akıl almaz gibi görünen, oysa gayet makul bir öneri getiriyor. Dişleriniz kamaşacak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 78
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺30,00

1908 Hürriyet Devrimi’nin ilk ateşini yakan, halkın “Hürriyet Kahramanı” olarak adlandırdığı Resneli Niyazi ya da Ahmet Niyazi Bey, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin en fedakâr ve disiplinli önderlerinden biridir.

Tüm dünyada tanınan adlandırmayla bir “Jön Türk” yani Genç Türk’tür.

Giydiği başlıkta “Vatan Fedaisi” yazıyor.

Niyazi Bey’in, 1897 Türk-Yunan Savaşı’ndaki kahramanlığı dillere destan…

Bu nedenle, 1908 Hürriyet Devrimi’nden önce de bir halk kahramanı olarak tanınıyor, seviliyor.

Vatanseverliğini yaşamını ortaya koyarak kanıtlamış. Makam mevki hesabı hiç olmamış...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 15,5 / 22,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺0,00
₺45,00

Bu kitap sizin tarihe şahitlik yapmanıza ve TSK’ya karşı yürütülen komplolara ilişkin kafanıza takılan bütün sorulara cevap bulmanıza yardımcı olabilir.

- Türk Silahlı Kuvvetleri neden hedef alındı?
- FETÖ oluşumuna, içerden ve dışardan sağlanan destekler nelerdir?
- 26. Genelkurmay Başkanı neden hedef oldu?
- 2010 YAŞ toplantısında kimler ne istedi?
- Kozmik Oda olayı nedir? Ne değildir?
- 26 ay Silivri'de kalmanın bir yararı oldu mu?
- TSK, FETÖ’cülerin TSK’dan temizlenmesinde neden başarılı olamadı?
- Siyasi iktidar TSK’ya karşı yürütülen komplolar karşısında ne yaptı?
- Ergenekon komplosu neden bitirilmiyor?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺0,00
₺60,00

Türk edebiyatının “ilk” metinlerinden, Dede Korkut Hikâyeleri, asırlarca sözlü gelenekte ağızdan ağıza varlığını sürdürüp nihayet yazıya geçirilmişse de hikâyelerin tam olarak geçtiği dönem, ne zaman ve kim tarafından yazıya aktarıldığı bilinmemektedir. Dede Korkut’un (diğer adıyla Korkut Ata’nın) kim olduğu da tam bilinmemektedir. Kitabın girişinde belirtildiği üzere “bilge bir kişi” olup İslamiyet’in ilk yıllarında yaşadığı tahmin edilmektedir. İslamiyet öncesi ve sonrası Türk kültüründe de benzerlerine rastlanan Dede Korkut ister şaman ister şeyh, ister bilge kişi ister evliya olsun; anlattığı hikâyelere bakarak onun Türk Homeros’u olduğunu söylemek mümkün. Zira edebiyatımızın bilinen “anlatıcı”ları arasında en başta gelir.

Dede Korkut Kitabı’nın bu baskısını Dresden ve Vatikan yazmalarından aktarımla sadeleştirerek ve kimi mevcut kitaplardaki hatalardan arındırarak hazırladık. Yüzyıllardır eskimeyen Dede Korkut’un anlattıkları, hâlâ keşfedilecek birçok şey barındırıyor…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 12,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺31,50

Hikâye ve roman yazarı, şair, fikir ve siyaset adamı, asker, öğretmen… yönüyle Tanzimat’tan sonraki Türk edebiyat ve düşünce dünyasının önemli şahsiyetleri arasında gelir Ömer Seyfettin. 36 yıl gibi kısacık bir ömre birçok eser sığdırabilmiş bu üretken yazar her şeyden önce Türk hikâyeciliğinin kilometre taşlarından ve kurucu isimlerindendir. Çoğunlukla “milli edebiyat” çerçevesi içinde değerlendirilmiş ve yine bunun devamında öykülerindeki sadece tarihi arka plan üzerinde durulmuş olsa da aslında bundan çok daha fazlasını hak eden bir yazardır.

Toplam 27 hikâyenin yer aldığı ve ünlü öyküsünden hareketle Yüksek Ökçeler adını verdiğimiz bu küçük seçkide, yazarın hatıra özelliği taşıyan ve Türk tarihinin farklı zamanlarında geçen olayların anlatıldığı hikâyeler yanında mizahi özellikler taşıyan eserlerine de yer verdik. En ünlülerinden en az bilinenlere, onun hikâye evreninin farklı yönlerini gösteren ve yazarlık yeteneğini ortaya koyan metinleri tercih etmeye gayret gösterdik.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 12,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺26,25

Atina Dükü Tezeus ile Amazon Kraliçesi Hipolita’nın iple çektikleri düğünlerine sayılı günler kala dükün huzuruna çıkan bir baba, sözünü dinlemeyerek kadim yasayı çiğneyen kızı Hermia’yı şikâyet eder: Ona uygun gördüğü adamla evlenmeye razı değildir kızı. Bir başkasına âşıktır, ancak bu karşılıklı aşkla iç içe geçen iki karşılıksız aşk daha vardır. Bu sırada, zanaatkâr takımından bir esnaf kumpanyası, düğün için erkânın seyrine şayan bir oyuna hazırlanırken, ormanda Periler Kralı ile Kraliçesi arasında patlak veren kavga ve hedefi şaşıran bir büyü, tozu dumana katar.

Shakespeare’in tüm dünyada en çok sahnelenen komedi oyunu, yalnızca okunur değil, aynı zamanda sahnede söylenebilir olmasını da gözeten yeni ve keyifli bir yorumla tekrar Türkçede.

“Âşıklarla delilerin hiç durmaz kaynar zihinleri,
İnsanı saran fantezileri seni öyle bir yakalar ki
Soğukkanlı akıl kavrayamaz o işleri.
Biri deli, öteki âşık, sonuncusu şair,
Üçü aynı kefede, hülyalara esir.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 12,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺21,00

Paul Lafargue, damadı olduğu Marx’tan ve Proudhon’dan çokça etkilenmiş bir Marksist. Onu bugün de hatırlanmaya değer kılan Tembellik Hakkı ise zamana meydan okuyan bir manifesto. Kapitalizmin vahşi çalışma koşullarına olduğu kadar, çalışmayı yücelten Marksist klişelere de erkenden savaş açıyor. Bir aylaklık övgüsünden ziyade, egemen liberal amentünün beyinleri istilasına karşı bir uyarı sayılan bu kısa ve özlü metin, 21. yüzyılda da güncelliğini korumayı sürdürüyor.

“Kapitalist uygarlığın hüküm sürdüğü ulusların işçi sınıflarına tuhaf bir delilik musallat olmuş. Bu delilik, zavallı insanlığa yüzyıllardır işkence eden bireysel ve toplumsal sefaletleri de beraberinde getiriyor. Bu delilik çalışma aşkıdır; bireyin ve soyunun yaşam enerjilerini tüketinceye dek sürdürülen, ölmeye yüz tutmuş çalışma tutkusudur.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 56
En / Boy : 12,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺16,50

Yedi Askı Şiirleri (Muallakalar), İmruul-Kays, Tarafe, Antara, Zuheyr bin Ebi Sulma, Lebid, Amr bin Kulsûm ve el-Hâris bin Hillize’nin muallakalarından oluşan, İslam öncesi Arap şiirinin en iyi örneklerini içeren bir antoloji. Büyük şair ve düşünür Adonis, kitabın sunuş yazısında şöyle söylüyor: “Cahiliye şiiri olarak adlandırılan şey, bir medeniyet şiiridir. Medeniyetlerin şiirini, hangi dalgalar savurduysa bu şiiri de aynı dalgalar savurur. Bu yüzden Cahiliye şiiri, bazen rasyonel bazen romantiktir. Bazen gerçekçi bazen fantastiktir. Bazen hayatın gelenekleriyle uyumlu bazen aykırıdır. Bazen uysal bazen isyankârdır. Bazen çılgın bazen erdemlidir. Bazen mantıklı bazen de serkeş ve imgeseldir. Cahiliye şiiri, çoğulcu bir şiirdir. Bu nedenle Cahiliye şiirini okuma poetikası şiir tarihini, şiirsel değeri, kavramları, gelenek ve yenilik boyutlarını yeniden gözden geçirmeyi kaçınılmaz kılar.” Türkçe çevirisiyle birlikte Arapça kaynak metinlerin de karşılıklı verildiği Yedi Askı Şiirleri’ni, Mehmet Hakkı Suçin’in eşsiz çevirisiyle okuyacaksınız.

“Dışarı çıktık birlikte yürüdük kumlarda
İzlerimizi siliyordu abiyesinin nakışlı etekleri
Kum tepeleri serpiştirilmiş bir düzlüğün içine daldık
Geride bıraktık kabilenin meydanlarını” (İmruul-Kays)


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 12,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺26,25

Sun Bin ismi, asırlarca Çin’de bir efsane olarak kabul edildi. Hakkında bilinenler söylentilerden ibaret olsa da Mao Zedung bile yazılarında ona gönderme yapıyordu. “Savaştan Devletler” döneminin (M.Ö. 475-221) ortalarında yaşayan bu ünlü stratejistin, Savaş Sanatı isminde olağanüstü bir kitap yazdığı bilinse de söz konusu kitap kayıptı. 1972 yılının Nisan ayında Shandong bölgesindeki Yingue Dağı’nda yapılan arkeolojik kazılarda bulunan tabletler arasında Sun Bin’in Savaş Sanatı’nın da olduğu ortaya çıktı. Bin yıllık bilmece çözülmüş, efsanenin gerçek olduğu anlaşılmıştı. Uzmanlar, Sun Bin’in Sun Tzu’nun soyundan geldiğini ifade ediyorlar. Gerçekten de her iki strateji dehasının yazdıkları arasında benzerlikler olduğu kadar, farklar da bulunmaktadır. Belki de bu yüzden Sun Bin’i okumadan Sun Tzu’yu incelemenin bir eksiklik olduğuna inanılıyor. Söz konusu eksikliği gidermek için strateji alanındaki bu kadim Doğu klasiğini Türkiyeli okurların ilgisine sunuyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 12,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺0,00
₺16,50

Dalgalar, yaşamın ritmini doğanın döngüsü ve zamanın akışıyla uyum içinde yansıtan bir metafordur. Birlikte büyüyen, üç erkek üç kız altı çocuğun, gençliğe ve sonra yaşlılığa uzanan bir çizgide izlediğimiz yaşamlarını kendi iç sesleriyle anlatan Dalgalar deneysel bir roman, Virginia Woolf’un en özgün yapıtı, kendi deyişiyle bir “oyun-şiir”.

“Ölü şair ne demişti, unutmuşsunuz. Ve ben sözleri size tercüme edemem ki bağlayıcı gücü sizi ip gibi sarsın, amaçsız olduğunuzu kafanıza iyice soksun; ve ritmin bayağı ve değersiz olduğunu göstersin; işte bu yüzden, amaçsızlığınızın farkında olmadığınız sürece sizi istila eden, sizi gençken bile yaşlandıran o aşağılamayı yok edin. O şiiri kolayca okunacak şekilde tercüme etmek de benim çabam olsun.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 12,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺31,50

Kitaptaki iki novelladan biri olan Ay Işığı Sokağı’nda olaylar Fransa’nın küçük bir liman kentinde geçer. Kendisini Almanya’ya götürecek treni bekleyen bir yabancı, liman bölgesinde ay ışığının aydınlattığı sokaklarda dolaşırken bir meyhaneye girer. Orada tanıştığı garson kız ve sonradan içeriye gelen bir erkek, beklenmedik bir hikâyenin kahramanları olurlar.

Yürek Çöküntüsü ise, eşi ve 19 yaşındaki kızı Erna ile tatile çıkan varlıklı işadamı Salomonsohn’un hikâyesidir. Bir gece kızı Erna’nın gizlice odasına döndüğünü gördüğünde ne kızını sorguya çeker ne de karısına söz eder gördüklerinden. İçi içini yer. Kuşkular içinde kıvranırken hem ailesinden hem de hayattan uzaklaşır, hatta bu uzaklaşması nefrete dönüşür. Yürek Çöküntüsü, dile getirilemeyen düşüncelerle gitgide zehirlenen Zweig karakterlerinin yer aldığı en etkileyici örneklerden biri.

“Yüreğin adamakıllı sarsılabilmesi için ille de kaderin güçlü tokadı ya da her şeyi sertçe söküp atan bir güç gerekmez her zaman; hatta gelişigüzel nedenle yıkımı yaratmak, kaderin ele avuca sığmaz heykeltıraş isteğini tahrik eder.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 12,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺0,00
₺16,50

Hegel’in Estetik’i adeta felsefe adına çıkarılmış bir veraset ilamıdır. Burada tarihsel boyutlarıyla ortaya koyduğu “sanatın ölümü” tezi, dünden bugüne Adorno’dan Heidegger’e, Lukács’tan Derrida’ya birçok düşünürde yankı bularak bitek bir tartışma odağı oluşturmuştur. Taylan Altuğ ile Hakkı Hünler’in birer felsefeci gözüyle çevirip derledikleri bu seçki, Hegel’in yıllara yayılan ciltler dolusu ders notları içindeki köşebentleri bir araya getiriyor.

“Düşünce ve düşünüm, sanatın üzerinde kanatlarını açarlar.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 12,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺0,00
₺22,50

Eserlerinde, insanının korku ve kaygılarını, yalnızlığını, çevresiyle iletişimsizliğini ve kendi kendine yabancılaşmasını dile getiren Kafka,

Bir Köpeğin Araştırmaları adlı öyküsünde bunu bir köpek üzerinden dile getiriyor. Kafka, ölümünden iki yıl önce kaleme aldığı öyküsünde, uzun süre insanların etkisi altında kaldığı için gerçek köpeklere ve onların yaşamına yabancılaşmış bir köpeğin gözünden “hayatı” ve sanattan beslenmeye, birbirinden önemli olguları sorguluyor.

“’Araştırmalarının gitgide daha açık hale koyduğu gibi, köpekler dünyasının sessizliğe mahkûm edilmiş olması, daima da öyle kalacağı hakikatine daha ne kadar katlanabileceksin? Daha ne kadar katlanabileceksin buna?’ Hayatımın gerçek büyük sorusu bu işte, diğer bütün küçük sorular bunun karşısında anlamsızlığa gömülüyor; yalnız bana soruluyor bu soru, başka hiç kimseyi ilgilendirmiyor.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 56
En / Boy : 12,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺0,00
₺17,25

Üç yıl içinde yazılmış üç farklı öykü. Tolstoy külliyatı içinde küçük ancak büyük yapıtlarını vereceği, çok uzak olmayan gelecekteki yaklaşımı açısından ince kırılmalara işaret eden son derece önemli üç işaret fişeği. 1857’de basılan ilk öykü, İngiliz turistlerin akın ettiği İsviçre’nin güzide şehri Luzern’de bir sokak şarkıcısının maruz kaldığı horgörü üzerinden, uygarlık denen kibirli topluma yöneltilmiş Rousseau’vâri bir eleştiri.

• “Albert’in anlayışa değil doktora ihtiyacı var.” Toplumun alkol bağımlısı yetenekli bir müzik dehası karşısındaki duyarsızlığına değinen öyküyü okuduktan sonra, birçoklarının düşündüğünü açıkça dile getiren yayıncısı şair Nikolay Nekrasov’un bu sözü, Tolstoy’da gönül kırıklığından çok daha derin bir kopuşa yol açacaktır.

• Son öykü

“Üç Ölüm” üç farklı ölüm deneyimini yan yana koyarak zihinlerde yeni bir krize ışık yakar.

“Kim tespit edebilir benim için neyin özgürlük, neyin despotluk, neyin uygarlık, neyin barbarlık olduğunu? Ve birinin diğeriyle sınırı nerededir bunların? Ve kimin ruhunda, bu ele avuca sığmaz karmaşıklıktaki olguları ölçmek için şaşmaz bir terazi vardır?”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 12,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺0,00
₺20,25

Kafkas Esiri, 1850’lerde orduda görevli bir subay olarak görev alan Tolstoy’un kısmen kendi deneyimlerine dayanan romanlarından. Rus ordusunda subay olan Ivan Jilin, annesinin gönderdiği mektuptaki eve dön çağrısına kulak verip yola düşer. Ancak Kafkaslarda savaş sürmektedir ve Jilin ile arkadaşı esir alınırlar. Jilin, annesinin isteğini gerçekleştirmek için kaçmak zorundadır… Tüm zamanların en iyi romanlarından Savaş ve Barış ile Anna Karennina’nın yazarı Tolstoy, yüzlerce sayfada sergilediği ustalığını bu küçük eserinde de eksiksiz sergiliyor. Jilin’in kaçma teşebbüslerindeki psikolojik gerilimi ve Kafkas dağlarında esir tutulduğu Tatar köyünü olağanüstü bir gerçeklikle aktarırken, onu büyük usta yapan tüm marifetlerini ortaya koyuyor.

“Böylece iki ay daha geçti. Jilin gündüzleri ya köye iniyor ya da herhangi bir işle uğraşıyordu. Gece olunca da kaldığı samanlıkta, kaçışını hazırlayacak gizli bir işe başlıyordu. Samanlık duvarının altından toprağı kazarak bir geçit yapacaktı. Bu zor bir işti, çünkü samanlığın temeli taşlıydı.

Sonunda yeterince büyük bir geçit hazırladı. Artık uygun bir zaman beklemekten başka işi kalmamıştı. Ancak canını sıkan bir şey vardı: Kaçabilirse nereye gideceğini bilmiyordu.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 40
En / Boy : 12,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺0,00
₺15,00

Fransız mimar Léon Parvillée’nin 1874’te Paris’te Fransızca olarak yayımlanan 15. Yüzyılda Türk Mimarlığı ve Tezyinatı adlı yapıtı 146 yıl aradan sonra ilk kez Türkçeye çevriliyor. 16 yıl İstanbul’da yaşayan ve 1860’larda İstanbul’da Çinili Köşk’ün, 1864’te ise Ahmet Vefik Paşa’nın daveti üzerine Bursa’ya giderek Orhan Camii, Yeşil Cami ve Yeşil Türbe gibi erken dönem Osmanlı anıtlarının restorasyonunu üstlenen Léon Parvillée, Osmanlı-Türk mimarlık ve sanat tarihine yaptığı katkılarla Osmanlı mimarlık tarihyazımı açısından vazgeçilmez bir isim. 15. Yüzyılda Türk Mimarlığı ve Tezyinatı ise konuyla ilgili olarak Avrupa’da yayımlanmış ilk kitaplardan biri.

Léon Parvillée, hocası Viollet-le-Duc’ün kitabın önsözünde vurguladığı “Türk sanatı denilen bir şey gerçekten var mı?” sorusuna burada açık bir yanıt veriyor.

Eski Osmanlı başkenti Bursa’daki Yeşil Cami, Yeşil Türbe, Orhan Camii, Muradiye Türbeleri gibi 15. yüzyıl Osmanlı mimarlığı yapıtlarının rölöve ve detay çizimlerinin yer aldığı kitabın bu Türkçe baskısına Miyuki Aoki Girardelli de kapsamlı bir önsözle katkıda bulundu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 16,5 / 22
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺0,00
₺75,00

Her gerçek peygamberin yaşadığı devirde onu taklit eden birkaç menfaat veya şöhret düşkününün de peygamberlik iddiasında bulunduğu bir gerçektir. Özellikle tektanrılı bir dinin iyice yerleşmiş bulunmadığı bölgelerde ortaya çıkan sahte peygamberler, cahil halk kitleleri içinde kendilerine taraftar bulmakta güçlük çekmemişlerdir.

İslamiyetin yayılması ve yerleşmesi sırasında da Arabistan’ın çeşitli bölgelerinde ortaya çıkmış olan sahte peygamberler, İslamiyeti büyük güçlüklerle karşı karşıya bırakmıştır.

Bahriye Üçok, bu kitapta hicri 7. ve 11. yıllar arasında peygamberliğini ilan edenlerin izlerini sürüyor. Bunlardan Esved, Tuleyha, Secâh ve Müseylime’yi Batılı oryantalistlerin ve İslam âlimlerinin eserlerinden de yaralanarak inceliyor.

İslamdan Dönenler ve Yalancı Peygamberler, dönemin toplumsal, sosyal ve ekonomik koşullarını da göz önüne alarak sahte peygamberlerin İslam tarihindeki yerini inceleyen ilk eser olma özelliğini taşıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 15 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺60,00

1930’lar sonu İtalya’sı. Bir taraftan faşistler ülkenin rengini soldururken diğer taraftan Avrupa’nın üzerini kaplayan karabulutun gölgesi İtalya’nın da üzerine düşmektedir. Yaklaşan II Dünya Savaşı’ndan önce endişe, umutsuzluk ve yılgınlık her yeri çoktan ele geçirmiştir bile.

Bir yanda Anna’nın ailesi; o hiç bitmeyen anı kitabını yazarak faşistlere gerekli cevabı veren kavgacı yaşlı baba, yaşam çizgisiyle herkesin kaderini etkileyen ağabey Ippolito, kız kardeşi Convettina, küçük kardeş Giustino, evin her işini yapan Bayan Maria ve en gerekli zamanlarda ortaya çıkan dostları Cenzo Rena. Diğer yanda zengin komşuları; sabun fabrikası sahibi bir baba, hırslı bir anne, kız çocukları Amalia, iki erkek çocukları Emanuele ve Giuma ile ailenin yakın dostu Yahudi asıllı Franz!

Natalia Ginzburg, Anna ve onun burjuva ailesi çevresinde kurduğu romanında bir kuşağın öyküsünü ve paramparça olan bir ailenin tüm hikâyesini kusursuz bir biçimde aktarıyor. Bütün Dünlerimiz bir ailenin hikâyesi olduğu kadar; uzakta, çok uzakta olsa bile savaşın ne kadar yıkıcı bir olgu olduğuna ve yaşama umudunun ne denli güçlü olduğuna ilişkin kusursuz bir roman.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺56,25
1 2 3 ... 21 >
cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: TR
Çerez Kullanımı