2022 ULUSLARARASI BOOKER ÖDÜLÜ ADAYI

Lanetli Tavşan, Güney Koreli yazar Bora Chung’un büyülü gerçekçilik, korku, masal ve bilimkurgu türündeki öykülerini bir araya getiriyor. Chung fantastiğin ve gerçeküstünün imkânlarını incelikle kullanarak kapitalizmin ve ataerkinin modern toplumda yol açtığı şiddeti ve dehşeti gözler önüne seriyor.

Kişiye özel hazırlanan lanetli eşyalar, banyodaki atıklardan vücut bulan bedenler, bilinç kazanan tekinsiz robotlar, intikamcı tilkiler ve daha fazlası bu karanlık öykü derlemesinde kendine yer buluyor.

“Chung’un öyküleri o kadar harika, şaşırtıcı derecede tuhaf ve güçlü ki, Lanetli Tavşan’ı elinizden bırakmanız neredeyse imkânsız. Sözün özü, bu derleme, mümkün olan en iyi hâliyle, âdeta bir lanetli eşya.” –Kelly Link


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 3
Sayfa Sayısı : 232
Ağırlık : 232
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺57,40

“… Neden karanlığın içinde güzellik arama eğilimi sadece Doğulularda güçlüdür? Batı da elektriğin, gazın ya da petrolün olmadığı dönemlerden geçti ama bildiğim kadarıyla onlarda gölgelerden keyif alma eğilimi yok. Hayalet tasvirlerinde, eskiden beri Japon hayaletlerin ayakları olmaz ancak Batı’da hayaletlerin ayakları vardır, üstelik vücutları da seçilir. Bu kadar ufak bir farktan bile anlarız ki bizim fantezilerimizi zifiri karanlık süslerken, onlar hayaletleri bile cam gibi berraklaştırır.” 

20. yüzyıl Japon edebiyatının devlerinden, büyük eserlerin yaratıcısı Cuniçiro Tanizaki, kariyeri boyunca ülkesinde dönemin en büyük yazarı olarak kabul gördü, daha sonra ise Haruki Murakami, Yasunari Kavabata ve Yukio Mişima’yla birlikte savaş sonrası Japon edebiyatının “büyük dörtlü”sünden biri olarak anıldı. 

Gölgeye Övgü’de Tanizaki modernleşen dünyayı karanlık ve ışık üzerinden, Doğu ve Batı toplumlarının ilerleme karşısındaki reflekslerini de mukayese ederek masaya yatırıyor. Yalnızca gölgeye değil, apartman çatıları, tuvaletler, lambalar, kâğıt ve yemek takımı gibi günlük hayatta üzerine pek kafa yormadığımız şeylere, gösterişli olmayana kendine has üslubuyla dikkat çekiyor.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 5
Sayfa Sayısı : 72
Ağırlık : 72
En / Boy : 12,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺26,24
Haşhaş Savaşı Üçlemesi 2

Çin’in kanlı yirminci yüzyılından ilham alan, ihanet ve büyü dolu Haşhaş Savaşı serisi, ikinci kitabıyla devam ediyor.

Rin, Anka’nın gücünü kullanarak Mugen Federasyonu’nu yok etmişti. Ancak gerçekleştirdiği katliam yüzünden o artık bir kaçak durumundaydı. Tüm Nikan’da kellesine ödül konmuştu. Bir yandan işgalden kurtardığı ülke ona düşman kesilmişken bir yandan da en zor ânında sığındığı intikam tanrısı Anka onu tamamen ele geçirmeye çalışıyordu. Anka’nın etkisiyle başa çıkmaya çalışan Rin ise afyon bağımlılığının pençesindeydi.

Rin’in artık tek bir amacı vardı: Ülkesini satan İmparatoriçe’den intikam almak. Bu uğurda işbirliği yapmayacağı kimse yoktu. Ve Ejderha Savaş Lordu, İmparatoriçe’yi tahtından indirip Nikan’a demokrasi getirme planını açıkladığında, Rin uğruna savaşacağı yeni bir gaye edinecekti. Ne de olsa, savaşmak Rin’in bildiği tek şeydi.

İşgal Sona Ermişti. Ancak Asıl Savaş Daha Yeni Başlıyordu.

“Fantastik edebiyatın olağanüstü yeni kalemi.” –Peter V. Brett

“Yenileyici, şaşırtıcı bir hikâye. Her şeyi kontrol eden görünmez Anka ateş tanrısı da cabası. Fantazyanın ufku işte böyle genişletilir!” –Wired

“Haşhaş Savaşı’nın bu müthiş devam kitabında intikam, dostluk ve güce dair yolculuk devam ediyor. Kuang’ın yarattığı karakterin macerası unutulmaz.” –Library Journal

“Kuang’ın karakterleri fazlasıyla ilgi çekici ve kitabı bitirdiğimde onları düşünmeye devam ettim. Kesinlikle tavsiye ederim.” –Rick Riordan


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 2
Sayfa Sayısı : 560
Ağırlık : 560
En / Boy : 14 / 23
Cilt Tipi : Ciltli
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺278,80

“19. yüzyılın en önemli romanlarından biri.” –Vladimir Nabokov

Zeki, nihilist ve sivri dilli bir genç adam olan Bazarov, okuldan arkadaşı Arkadiy’le birlikte onun evine ziyarete gider. Eve varmalarından kısa süre sonra, otoriteyi ve toplumsal gelenekleri açıkça reddeden Bazarov ile Arkadiy’in ailesi arasında karşıtlıklar baş gösterecek ve bu tanışma bir nevi 19. yüzyıl Rusya’sında meydana gelen değişimlere ayna tutan tartışmalara ve anlaşmazlıklara sebep olacaktır.

İvan Turgenyev’in en önemli eseri kabul edilen, kuşak çatışmasını Bazarov karakteri üzerinden işlediği Babalar ve Oğullar 1862 yılında yayımlandığında hem çok ilgi gördü hem de çok tepki aldı. Batıda popülerlik yakalayan ilk Rus eserlerinden biri olan kitap, Flaubert, Maupassant ve Henry James gibi ustaları da derinden etkiledi.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 304
Ağırlık : 304
En / Boy : 13 / 19
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺41,00

“Çoksatan yazar Stone ile Black Panther dünyasından, sürprizlerle dolu Shuri’nin bir araya geldiği bu kitap kusursuz bir eşleşme.” 
–Booklist

Shuri’ye Wakanda’dan ayrıldığı ilk seferde dövüşmek zorunda kalacağını söyleseniz kapkara gözlerini devirip bir komplo teorisinden bahsediyormuşsunuz gibi sizi başından defederdi.

Shuri her ne kadar itiraf etmese de dövüşüp dövüşemeyeceğinden emin değildi. Annesinden dolayı yıllardır bir dövüş eğitimi almamıştı. En son yumruk attığında ufacık bir çocuktu daha. 

Ama dövüşmek zorunda. Kendisi için. Hayatı için. Geleceği için. Halkı için. Halkının geleceği için. Bildiği yoldan sapacak. Her şeyini riske atacak. Kendi varlığını bile. Ve prenses dövüşecek. Wakanda için.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 200
Ağırlık : 200
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺59,04

Mafyanın Amerika’daki Başlangıcı, Kaçırılan Göçmen Çocukları, Ölüm Tehditleri ve Tüm Bunlara Dur Demek İçin Hayatını Tehlikeye Atan İtalyan Kökenli Dedektif

1903 yazından itibaren önce New York, daha sonra tüm ülke korkunç bir suç dalgasına teslim oldu. İtalyan göçmenlerin çocukları kaçırıldı, düzinelerce masum insan silahlı ve bombalı saldırılarda hayatlarını kaybetti. Hâkimler, senatörler, Rockefeller ailesi üyeleri ve pek çok başka kişi korkunç ölüm tehditleri aldı. Bu eylemlerin arkasındakiler her an her yerdeydiler sanki, göze görünmüyorlardı asla. Ve tek bir imzaları, sembolleri vardı yalnızca: Kara bir el.

Yaşanan eylemler gazetelerde manşet oldukça ırksal gerilim kaynama noktasına geldi. Amerikan halkı ile Kara El’in kanunsuzluğu arasındaysa sadece Joseph Petrosino duruyordu. “İtalyan Sherlock Holmes” diye de anılan Petrosino gerçekten zeki bir dedektif ve kılık değiştirme ustasıydı. Kara El’in eylemleri daha da acayipleşip New York sınırlarının ötesine taşarken ve ülkedeki göçmen karşıtı eğilimler bir felakete varmak üzereyken Petrosino ile tamamı İtalyanlardan oluşan ekibi bu gizli suç çetesinin üyelerini yakalamak için kolları sıvadılar. Kara El’in arkasındakileri ortaya çıkaracaklardı, bedeli ne olursa olsun. Araştırmacı gazeteci Stephan Talty’den Kara El derinlikli bir çalışmanın ürünü, tedirgin edici ve sürükleyici bir suç tarihi örneği.

“Muhteşem bir okuma tecrübesi! Yirminci yüzyılın başlarında göçmenliği, kentin arka sokaklarını ve emniyet güçlerinin yeni yeni ortaya çıkan bir suç dünyasına karşı mücadelesini anlatan bir hikâye bu.” –Dick Lehr


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 320
Ağırlık : 320
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺90,20

Cixin Liu’dan hiciv dolu bir fabl, politik bir alegori ve ekolojik bir uyarı.

Evrenin her yerinde zekâ nadir bulunan, kırılgan bir meta; kozmik tarihin uzun gecesinde geçici bir parıltıdır. Fakat tüm olasılıklara meydan okuyan bir durum yaşanır: Dünya aynı anda sadece bir değil, iki zeki türü barındırmaktadır. Birbirine bu kadar zıt ama yine de birbirini tamamlayan bu iki tür, uygarlığın ateşini yakan bir ittifak kuracaktır.

Kretase Dönemi’nin sonlarında, sıradan bir günde, Gondvana süperkıtasındaki güneşli bir açıklıkta öğle yemeğini yiyen bir Tyrannosaurus sayesinde dünyanın ilk ve en büyük uygarlığının tohumları atılır. Ve karıncalarla dinozorlar arasındaki ittifak dişçilikle başlar. Böylesine mütevazı bir başlangıç yazıya, matematiğe, füzyona, antimaddeye ve hatta uzay teknolojisine kadar uzanan gerçek bir Harikalar Çağı’nın kapısını açar!

Ancak endüstrinin bir bedeli vardır – önce Dünya’nın biyosferi, sonra da ona bağımlı herkes tarafından ödenen bir bedel.
“Liu’nun eğlence anlayışı bulaşıcı.” –Locus

“Liu’nun bilimkurguya katkısı rakipsiz.” –Vice


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 168
Ağırlık : 168
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺61,50

2013 yılının Mayıs ayında Louvre Müzesi’nden ilham alan Ciro Taniguçi, bizi zamansal ve sanatsal bir yolculuğa, mekânların ruhunu keşfetmeye davet eden içsel bir seyahate çıkarıyor, hem de kimi tanıdık gelen kimiyse bilinmeyen muhafızlarla...
Çünkü Louvre’un koruyucuları var.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 144
Ağırlık : 144
En / Boy : 14,8 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺68,88

“Sevgili Melek,
Beni bir adam öptü. Şaş da kal, kardeşim... Şaş da kal! Beni bir erkek öptü. Ne babam ne dedem ne amcam ne dayım ne kardeşim… Beni yabancı, genç ve güzel bir erkek öptü. Evet Melekçiğim, münasebetsiz ve terbiyesiz olmasına rağmen…”

Beyhan, Konya’dan İstanbul’a gelirken, trende yakışıklı, genç bir adamla karşılaşır. Tanımadığı bu adam, onu birden öpüverir. Beyhan’ın ilk öpüşmesidir bu ve genç kız, ismini bile bilmediği bir adama o anda âşık oluverir. 

Okumak için geldiği İstanbul’da, babasının amca kızı Fethiye Hanım ve ailesinin yanında kalacaktır. Doğruca Büyükada, Nizam Caddesi’nde bulunan Villa Darling’e gider. Bir kuşak önce Konya’dan İstanbul’a göçmüş ve hızla gelen zenginlikle sınıf atlamış bu ailenin fertleri birbirinden ilginç ve tuhaf tiplerdir. Beyhan gibi bir taşra kızı, onların tabiriyle bir “Ayşe Kız” için onların arasında kendisini var etmek kolay değildir. 

Suat Derviş, Yeşil Gözlü Kız’da, Anadolu’dan gelen Beyhan’ı İstanbul’un jet hızıyla modernleşmiş, fakat bu süreçte içten içe çürümüş sosyetesine sokuyor ve böylece toplumdaki değişime, dönüşüme ışık tutuyor. Bu roman, onun en politik, en eleştirel ve sert eserlerinden biri.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 240
Ağırlık : 240
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺57,40

“‘Hayır, kapatmayın lütfen! Benim için yapın bunu. Konuşun. Sizi dinlemek istiyorum. İçimden geliyor. Arada izin verin, ben de konuşayım, beni dinleyin siz de. Buna çok ihtiyacım var, hem de çok. Kapatmayacaksınız, değil mi? Söz verin, kapatmayacaksınız!’
‘Söz veriyorum...’
‘Tanrım, teşekkür ederim...’
‘Kim konuşacak? Sıra kimdeydi?’
‘Sizde... Öyle olmasa bile, ben sizde olsun istiyorum. Hadi başlayın, benimle konuşun.’
‘Sıramı size bıraksam... Çünkü...’
‘Evet, haklısınız çünkü telefonu ben açtım, sizi ben aradım. Şey, konuyu değiştirmek için soruyorum, çiçek sever misiniz? Kadınlar çok sever, belki erkekler de... Belki...’”

Rasgele çevrilen bir telefon numarası. Birbirini tanımayan iki insan. Günü gününe tutulmuş kayıtlar. 

Tarık Dursun K., son dönem romanlarından Alo, Harika Hanım, Nasılsınız?’da yalnız insanlar üzerinden duygu durumlarını, bakış açılarını, mahremiyet kavramını ve sınırları tartışmaya açıyor. Yalnızca bir kadın ve bir erkeğin telefon konuşmalarına dayanan ve odağına bireyi alan roman, yazarının diyalog kurmadaki hünerini ortaya koymakla birlikte toplumsal grupların yaşam mücadelelerini ele alan Tarık Dursun K. romanlarından ayrılarak farklı bir yere konumlanıyor.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 192
Ağırlık : 192
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺45,92

Ben, Kirke ve Akhilleus’un Şarkısı’nın yazarı Madeline Miller’dan mitolojik bir öykü…

Ben eskiden taştım. Güzeldim güzel olmasına ama mutluluğu, kaçışı elinden alınmış bir güzellik neye yarar? Tek arzum biraz dışarı çıkıp güneşin altında yürümekti… kızımla beraber. “Muhtaçsın,” derdi bana yaratıcım, “utanman da yok üstelik, yüzün bile kızarmıyor…

Heykeltıraşı ve sonra da kocası Pygmalion’un elinde hayat bulan Galateia esaretine alışmıştır âdeta. Ama kızı Paphos’un da aynı kadere sürüklendiğini fark edince özgürlüğüne bir an evvel ulaşmak adına başka bir ihtimalin peşine düşmeye karar verir. 
Edebiyattan sinemaya birçok esere ilham veren, kadının baştan yaratılması üzerine temel bir anlatı olan Galateia efsanesi bu defa bir kadının elinde yeniden hayat buluyor.

“Bir öykülüğüne de olsa Madeline Miller’ın mitolojik anlatılara dönüşünü görmek harika.” —Library Journal

Ambra Garlaschelli’nin illüstrasyonlarıyla.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 2
Sayfa Sayısı : 72
Ağırlık : 72
En / Boy : 13 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺47,56

“Edward Page Mitchell, Amerika’dan çıkan en büyük bilimkurgu yazarlarından biri.” –Sam Moskowitz

“Bu öykülerin her biri ziyadesiyle ilgi çekici.” –Lester Del Rey

“Amerikan bilimkurgusunun kayıp devi” olarak tanımlanan, yazdıklarının çoğunu New York’taki The Sun gazetesinde imzasız olarak yayımlayan Edward Page Mitchell, birçok konuda ilklerin yazarı. Geri Giden Saat ise yazarın en seçkin bilimkurgu öykülerinin bir araya getirildiği, özgün bir öykü derlemesi.

Bilimkurgunun en büyük yazarlarından biri olan H.G. Wells’e de ilham olduğu düşünülen Edward Page Mitchell aynı zamanda döneminin en başarılı gazetecilerinden biridir. Öyküleri unutulmaya yüz tutmuş olsa da 1973’te bilimkurgu tarihçisi Sam Moskowitz’in titiz çalışması ve yayımladığı detaylı bir derlemeyle hak ettiği ilgiyi görmeye başlamıştır.

Sevdiği kadınla evlenebilmek için matematiğin sınırlarında gezinmek zorunda kalan bir genci anlatan “Takipomp”, bilimsel bir süreç sonucu görünmez kalan bir adamın trajedisini gözler önüne seren “Kristal Adam”, bir zaman makinesini konu alan ilk öykü olan “Geri Giden Saat”, bu derlemedeki öykülerden sadece birkaçı.

Zaman yolculuğu, androidler, zihin transferi, bilgisayarlar… Geri Giden Saat’in sayfalarında bilimkurgu tarihinin derinliklerinden gelen ilklere şahit olacaksınız.

Geri Giden Saat, bilimkurgunun ilk kıvılcımları.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 3
Sayfa Sayısı : 144
Ağırlık : 144
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺32,80

İlk olarak 1953 yılında, Galaxy Magazine’de tefrika edilen Çelik Mağaralar’ı yazarken Isaac Asimov’un aklında bilimkurgunun tek başına sınırlı bir tür olmadığı, edebiyatın her türüne uygulanabileceği fikri vardı. Dönemin popüler türlerinden olan dedektif öyküleri ile bilimkurguyu başarıyla birleştirerek türe farklı kapıları açtı. Vakıf serisinden birkaç yıl sonra yayımlanan ve Galaktik İmparatorluk’un yükselişi, çöküşü ve onu izleyen iki Vakıf’ın kurulmasıyla sonuçlanan uzak geleceğin binlerce yıl öncesini anlatan, Asimov’un kompleks evreninin diğer parçası Robot Serisi böylece şekillenmeye başladı.

Gelecekte, bildiğimiz dünyanın yaklaşık üç milenyum sonrasında, insanlığın gidişatını değiştiren iki ilerleme yaşanmıştı: galaksinin kolonizasyonu ve yapay zekânın yükselişi. Aşırı nüfuslu Dünya’da geride bırakılmış birçok insan gibi New York’ta dedektiflik yapan Elijah Baley de ne kibirli uzaycıları ne de onların robot dostlarını seviyordu. Ama önemli bir Uzaycı, gizemli bir cinayete kurban gitmişti ve Baley’nin katili bulması kendi gezegeninin kaderi için önemliydi. Bu davadaki ortağı R. Daneel Olivaw ise bir robottu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2021
₺59,04

“Stevenson, okura göstermek istediği resmi tam olarak ortaya koyacak kelimeleri özenle seçiyor.”

-Harold Bloom

Robert Louis Stevenson, Dr. Jekyll ve Bay Hyde, Define Adası gibi klasik romanların yanı sıra öyküleriyle de tanınmaktadır.

Stevenson, İntihar Kulübü’nde de bizi Bohemya Prensi Florizel ve eşlikçisi Albay Geraldine ile tanıştırıyor. İkili sahte kimliklerle Londra sokaklarında maceralara atılmayı, tuhaf insanlarla dostluk etmeyi, sıradan halkın arasına karışmayı sever. Bir gün İntihar Kulübü ismindeki gizemli bir örgütün varlığını öğrendiklerinde meraklarına yenilirler. İnsanların hayatlarını kaybetmelerini sağlayan bu gizli örgüte sızan ikilinin, zamana karşı bir yarışta İntihar Kulübü’nü ve gizemli Başkan’ı durdurmaktan başka bir seçeneği kalmayacaktır.

Dedektif öyküleri’nin gelişiminde önemli bir adım olan İntihar Kulübü’nü her Sherlock Holmes hayranının okuması gerek.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺27,88

Hugo Ödüllü yazar John Scalzi’nin yakın gelecekte geçen bilimkurgu – gizem türündeki Sendrom Serisi’nin ilk kitabı Sendrom’la heyecan başlıyor.

Bilinmeyen bir virüs tüm dünyada yayılmaya başlamıştır. Virüsü kapanların çoğu bu durumdan etkilenmezken, şanssız beş milyon insanda “Sendrom” ortaya çıkar. Hastalar tamamen bilinçli ve kendinde olsalar da hiçbir şekilde hareket edemezler. Her çeşit insanı etkileyen bu hastalık tüm dünyayı değiştirir.

Yirmi beş yıl sonra, “Haden sendromu” adı verilen hastalığın şekillendirdiği dünyada çaylak FBI ajanı Chris Shane, deneyimli bir ajan olan Leslie Vann ile ortak olur. İkili, Watergate Hotel’de işlenen ve Haden sendromuyla bağlantılı gibi duran bir cinayete atanırlar ve tek şüpheli de bir “entegreci” yani bedenini sendromlu birine bir süreliğine ödünç veren biridir. Bu yüzden asıl şüphelinin kim olduğunu bulmak oldukça zorlaşır.

Shane ve Vann cinayetin gizemlerini ortaya sermeye başladıkça suçun çok daha büyük bir şeyle alakası olduğu açığa çıkar. Bir cinayet vakası olarak başlayan soruşturma, ikiliyi büyük şirketlerin salonlarından sendromluların Agora denen sanal ortamlarına ve sürprizlerle dolu yeni bir toplumun derinliklerine götürür. Orada karşılaşacaklarıysa akla hayale sığmayacak kadar büyüktür.

“Zekice yazılmış, düşündürücü, eğlenceli ve ayrıca sağlam aksiyon barındıran bir roman.”

-Patrick Rothfuss

“John Scalzi, yazdıklarını bambaşka bir seviyeye taşıyor. Sendrom, bugüne kadar yazdığı en iyi kitap.”

-Cory Doctorow


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺67,24

Peter Singer, yayımlandığı günden itibaren büyük ses getiren Pratik Etik'te, gündelik hayat ve etik konusunu çarpıcı başlıklar altında tartışıyor.

"En önemli etik meseleler her gün karşımıza çıkanlardır: Aşırı yoksulluk içinde yaşayan insanlara yardım edebilecekken, eğlencemize para harcamak doğru mu? Hayvanlara, sadece bize yememiz için et üreten makinelermiş gibi davranmamız haklı gösterilebilir mi? Yürüyebiliyorsak, bisiklet kullanabiliyorsak ya da toplu taşıma araçlarına binebiliyorsak, bir yandan gezegeni ısıtan sera gazlarını da salarak araba kullanmalı mıyız? Kürtaj ve ötenazi gibi öteki sorunlar neyse ki çoğumuz için gündelik kararlardan değil; fakat gene de önemli, çünkü hayatımızın bir noktasında ortaya çıkabilir. Bunlar ayrıca, demokratik bir toplumdaki her aktif katılımcının bilgiye dayalı, enine boyuna düşünülmüş görüşlere sahip olması gerektiği güncel kaygılara ilişkin meseleler."

"Bu kitap ahlak felsefesinin nasıl uygulanacağına dair bir model sunuyor. Ahlak felsefesini uygulamak (yalnızca okumanın aksine), kişinin en temel ahlaki inançlarının tarafsız ve açık görüşlü bir sorgulamasını içerir; teorinin ve savların baskısıyla kişinin inançlarını (ve uygulamalarını) değiştirmek için ihtiyaç duyduğu entelektüel cesareti gerektirir. Singer bu kitapta tartıştığı ahlaki meselelerin her birine böylesi bir tarafsızlık, açık görüşlülük ve entelektüel cesaretle yaklaşıyor."

- Mylan Engel Jr., Northern Illinois Üniversitesi, The American Journal of Bioethics


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 472
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺106,60

Galata Kulesi’nin akbabayı andıran gölgesi. Bıçak parıltıları, şarap kokuları, sarhoşların koynunda yattığı eğri büğrü sokaklar, bükülen kaytan bıyıklar, kadı neferlerinin ayak patırtıları, külhani topuk vurmalar, başlayan ve biten efsaneler, zorbaların kanunu, kanunun falakası…

Sultan Süleyman Han’ın saltanatının son senelerinde, zorbazların ipinin ucunu çoktan kaçırmış Kara Şaban Ağa, zorbazlığa namzet Mansur, simyaya tövbeli meyhaneci Panayot, insan kaçkını ve daim karanlıkta yürüyen Ayı Osman Ağa, zorbazların rüzgârında savrulan Roza ve bir nice tılsımlı, efsunlu, ürpertili mekân ve mavra…

Yedikuleli Mansur, Pangea Kitaplığı’na önceki baskılarda bulunmayan Kanlı Pençe adlı tamamlayıcı öyküsüyle beraber geçiyor. Kısmen korkulu, ziyadesiyle fantastik ve tarihi bir sergüzeşt…

“Kurt âdem, oburu yere çökertip suratını parçalamaya hamle yaptığı sırada Panayot, yerine gelen şuurunun ve güven duygusunun tesiri ile bir şeyi fark etti. Obur’un boynunda iple asılı, ancak kendisinin görebileceği erguvan renkte şualar saçan bir bebek mumyası vardı. Uğursuz mumyadan cehennemî kükürt kokusundan ve insanı manen çökerten tuhaf bir ağırlık hissi yaratmasından bir tılsım olduğu üç günlük yoldan belli olmaktaydı. Bir anda ayağa fırlayıp bağırdı: ‘Osman Agamu! Öldürmeyesin vre! Bunun derdi baskadir! Boynundaki mumyanin iplerini kesin, efsun vardir!’”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺68,88

Joey Harker hiç de sıradan biri olmadığını öğrenmişti...

Joey Harker, tüm alternatif dünyaları bünyesinde barındıran Altiverse’ü kurtarmış, büyüyü kullanarak Yürüyüşçülerin özlerini ele geçirmek isteyen HEX’i yenmişti.

Elbette ne HEX ne de İkili uzun süre sessiz kalacak organizasyonlardı. Ara Dünya, ortaya çıkan güçlü Yürüyüşçüleri korumak ve saflarına katmak için bu organizasyonlarla olan mücadelesine devam ediyordu.

Joey Harker, Ara Dünya’nın bir askeri olarak hayatına alışmıştı. Derslere, görevlere, birçok farklı evrenden gelen kendisiyle yaşamaya… Fakat önemli bir görev sonrasında Joey ve ekibi, Ara Dünya’ya oraya ait olmayan bir şey getireceklerdi: Joey ve onun birçok alternatif versiyonuyla uzaktan yakından alakası olmayan bir kız.

Kimse onun hakkında bir şey bilmese de Acacia Jones, Ara Dünya hakkındaki her şeyi biliyor gibiydi. Kızın kullandığı teknoloji, Ara Dünya’da kullanılan teknolojiden çok daha üstündü. Ve kimse, onun Ara Dünya’ya kimseden yardım almadan nasıl Yürüyebildiğini, orada neden bulunduğunu açıklayamıyordu.

Bu gizemli kız bir dost muydu, yoksa Ara Dünya’ya sızmayı başaran bir casus mu?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺74,62

“Aynı anda var olmuş iki enerji dünyanın iki farklı ucuna da fırlatılsa aynıdır. Bir sağa giderken diğeri sola gitmez, birini yukarı kaldırsan diğeri aşağı inmez. Aynı anda aynı yöne gitmek için, bir olmak için var olmuşlardır, dolanıktır onlar. Dünya’nın iki farklı ucunda dahi olsalar, ayrı dinden, ayrı milletten, ayrı dillerde konuşan insanlar bile olsalar, er ya da geç bulurlar birbirlerini ve ilk bakışta tanırlar.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺59,04

“Dostoyevski’nin Kış Notları, yazarın görüşlerinin, başka hiçbir gazete, dergi yazısında görmediğimiz kadar bütünlüklü ve dürüst bir ifadesini sunuyor bize.” –Joseph Frank

Dostoyevski’nin 1862’nin Haziran ayında Peterburg’dan yola çıkarak yaptığı Avrupa gezisi notlarından oluşan Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları, yazarın editörlüğünü de yaptığı aylık dergi Vremya’nın Şubat 1863 sayısında yayımlandı. Dostoyevski’nin Avrupa’daki Rus algısına dair izlenimlerini de içeren yazıları içeren bu kitap, birçok eleştirmene göre, yazarın Yeraltından Notlar’da daha derinlikli işleyeceği bazı temaları barındırmasıyla o romanı müjdeleyen de bir yapıt.

Dostoyevski, kendi sara hastalığı konusunda Batı tıbbının neler söyleyeceğini öğrenmek için çıktığı bu yolculukta Paris, Londra, Berlin, Viyana, Milano, Floransa gibi şehirlere gider. Burada aynı zamanda Rusya’yı yozlaştırdığını düşündüğü Batı kültürünü de gözlemleyebilecektir.

Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları, yazarlık kariyerinin henüz ilk on yılını devirmiş, en bilinen eserlerinin çoğunu daha kaleme almamış bir Dostoyevski’nin bakış açısına dair aydınlatıcı bir metin.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺22,96

Tüm zamanların hem en popüler hem de eleştirmenlerce en çok beğenilen grafik romanlarından biri olan SANDMAN, çizgi roman dünyasında olgun ve lirik fantazinin dönüm noktası oldu. Mecranın en aranan sanatçılarının resimlendirdiği seri, modern ve antik mitolojilerin çağdaş kurgularla, tarihi dramalarla ve efsanelerle beraber dokunduğu zengin bir karışım.

Onların birçok adı vardır. Erinyeler. Eumendiler. Dirae. Tanrıçalar. Affetmeyen ve durdurulamayan bu intikam elçileri işlenen suç kanla temizlenmedikçe huzur bulmazlar. İşte, bebeği Daniel ondan alındığında Lyta Hall onlardan, Merhametliler’den yardım istiyor ve Sonsuzlar’dan Rüya onların ana hedefi haline geliyor. Ama bir annenin kederi ve inatçılığının ardında karanlık güçler iş başında ve harekete geçirdikleri şey nihayetinde Düşlem’in daha önce hiç görmediği kadar büyük bir kurban gerektirecek.

Frank McConnell’ın önsözüyle

“Çizgi roman okuyup okumamanız umurumda bile değil ama bu seriyi kesinlikle okumalısınız.” –Patrick Rothfuss


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 16.5 / 26
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 8.2021
₺295,20

Tom Holland, Robert Pattinson ve Mia Wasiowska’nın aralarında bulunduğu dev kadrolu Netflix filmi Devil All the Time’ın uyarlandığı şaheser: Düş Yakamdan Şeytan

Donald Ray Pollock, 1973’ten 2005’e kadar, dedesinin ve babasının emekli olduğu Mead Kâğıt Fabrikası’nda çalıştı, kamyon şoförlüğü yaptı. Elli yaşında, bir öykü kitabıyla edebiyat dünyasına adım attı, PEN/Robert Bingham Ödülü’nü kazandı. Yazıları New York Times, Granta gibi saygın mecralarda yayımlandı. 2012’de prestijli Guggenheim Bursu’na layık görüldü. Pollock, adını duyurduğu, ilk romanı Düş Yakamdan Şeytan ile Amerikan Kâbusunu kemiklere işleyen bir şiddetle tasvir etti ve Güney Gotiği türünün en acayip eserlerinden birini ortaya koydu.

II. Dünya Savaşı’nda görev yapmış Willard, ölüm döşeğindeki karısını kurtarmak için her gün Tanrı’ya dua edip kurban kanı akıtıyor. Oğlu Arvin ise uysal bir çocuk ama böyle kalmayacak. İnancın kurbanı iki kaçağın, seri katillik yapan bir çiftin, hazzın peşinde bir vaizin ve yozlaşmış bir şerifin birbiriyle kesişen, on yıllara yayılan hikâyesinde Arvin acımasız kararlar verecek, bu sırada ruhunu da temiz tutmaya çalışacak.

Düş Yakamdan Şeytan, radikal bir imana, çürümüşlüğünü içi boşaltılmış değerlerle saklayanlara ve babasının gölgesini takip etmek zorunda kalan oğullara dair dehşetli bir macera.

“Önümüzdeki on yılda, herhangi bir yazar için, Pollock’un eserlerini geçmek kolay olmayacak.” –Chuck Palahniuk

“Donald Ray Pollock’un dehşet verici yeni romanı, tedirgin edici bir başyapıt… Flannery O’Connor ile Raymond Carver kıyaslamalarını davet ediyor kendisine.” –USA Today

“Yaratıcılığı vahşice… Pollock, okurları bir sahneye nasıl sokacağını ve nefes nefese kalmış halde ne zaman çıkaracağını çok iyi biliyor.” –The New York Times Book Review

“Bu roman, Flannery O’Connor ile William Faulkner’ın çocuğuymuş gibi – ama bu çocuk, Cormac McCarthy tarafından kaçırılıp bir kafese hapsedilmiş ve tüketmesi için sadece soğan halkası, Oxycontin ilacı ve Terrence Malick’in Kanlı Toprak filmi verilmiş sanki.” –The Oregonian


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺65,60

Her şey bulanık, sayfalar, renkler, insanlar, yüzler, her şey. Aynadaki buğu silindikçe yüz bir kat daha bulanık, sevmeyi inatla deneyen insan, ışığın düştüğü renk, harflerin birbirine girdiği sayfa, hepsi.

Baktığı ve gördüğü arasında bir yerde debelenip duruyor herkes. Ne gerçeği yoklamak mümkün oluyor ne de kalbi tartmak. Kendimizi bulmak istiyoruz ama çok kalabalık. Üstelik gözlerimiz bozuk değil dünya bulanık.

Bülent Yıldız, Hilkat ile Garibe romanıyla hepimizin ihtiyacı olan bir arayışa çağırıyor okuru. Üstelik oyun oynayarak, ironiden vazgeçmeden ve usul usul yapıyor bunu.

“Her şeyi bilen olarak hayata gözlerini açan insan, her şeyi unutan olarak hayata gözlerini kapar. Doğarken ruhumuzda, benliğimizde ve genlerimizde olan bilgileri, sesleri ve nefesleri yaşlılığa doğru yol aldığımızda birer birer düşürüp arkamızda bırakır, sonra arkamızda bıraktıklarımızı da unutup kaybeder, her şeyken hiçe doğru devriliriz. İşte düşürüp kaybettiğimiz o şeyleri adına hayat denilen tuhaf şey alır, bağırsaklarında öğütüp kendine ait kılar ve sonra karşımıza zaman olarak çıkarıp onu da bize karşı kullanır. Aslında başlangıçta bir hiçtir hayat. Ama bizden çaldıklarıyla bir anda her şey oluverir.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 220
En / Boy : 13 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺57,40

Sütçü 2018 yılında Man Booker Ödülü’ne layık görüldüğünde Anna Burns’ün yazım hayatı, bel ağrıları nedeniyle durma noktasındaydı, küçük bir okur kitlesi vardı ve güçbela geçiniyordu. Önceki iki romanında da Kuzey İrlanda sorununu işleyen, hayatı bu çatışmaların etkisinde geçen Burns, Sütçü ile 2019’da Ulusal Kitap Eleştirmenleri Ödülü ve Orwell Politik Kurgu Ödülü’nü de kazandı, romandaki karakterleri isimsiz olsa da kendi ismini edebiyat tarihine yazdı.

Ortanca kız kardeş başını kitabına gömerek yürüyor. Derken bir dedikodu: “Diğer taraftan” ve “retçi” bir sütçüyle sevgiliymiş güya. Yalan bunlar, ortanca kız kardeşin başka bir sevgilisi var. Belki-sevgilisi. Sınırların sert çizgilerle çekildiği bu yerde dikkat çekmek tehlikeli. Özellikle de bekâr genç kadınlar için. Her yerde seni dinliyor, gözlüyor olabilirler ve sınırı aşmak için tek kelime yeterli.

Sütçü, kutuplaşmış bir toplumdaki gündelik terörün, her şeye sirayet eden siyasetin, asla bertaraf olamayacakların romanı.

“Anna Burns’ün Sütçü’de kullandığı dil inanılmaz. İlk sayfasından itibaren, kelimeleriyle, bizi kendi dünyasının gündelik dehşetine çekiyor.” -Man Booker Ödülü Jürisi

“Sütçü, terörizmle, cinsel tacizle, uzlaşmanın imkânsızmış gibi geldiği kör edici ayrımlarla, günümüzün kaygılarıyla yüklü… Bu coğrafyanın yoğun baskısı, komedi ile dehşeti birbirine öyle kaynaştırmış ki ortaya yepyeni bir alaşım çıkmış sanki.” -The Washington Post

“Sütçü olağanüstü bir kitap – zekice bir hassasiyetle belirli bir zamanı ve belirli bir çatışmayı öykülüyor ama politik tarafgirliğin, içgüdüsel, insani bağlılıklarımızı nasıl ezip bozduğunu anlatırken evrenselleşiyor. İğneleyici ama komik, öfkeli ama şefkatli üslubu mucizevi.” –Orwell Ödülü Jürisi

“Yetişkin dünya ile kaba absürtlüklerine karşı ergen bir öfke ve kara mizahla dolup taşıyor… Totaliter kontrolün –politik, cinsiyetçi, mezhepçi, toplumsal– çeşitli biçimlerine dair bir roman için, Sütçü’nün cazibeli bir iğneleyiciliği var.” -The New Yorker

“Bu kitapta sahici olmayan bir şey yok… Özgün, komik, ilgi çekici bir şekilde dolambaçlı ve eşsiz.” -The Guardian

Man Booker Ödülü

Orwell Politik Kurgu Ödülü

Ulusal Kitap Eleştirmenleri En İyi Roman Ödülü


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺73,80

“Garth Ennis Vaiz’le birlikte Alan Moore, Neil Gaiman gibi efsanelerin arasına katılıyor. Steve Dillon’ın çizimleri de bu macerayı bir üst seviyeye taşıyor. Sinemaya gitmekten çok daha keyifli.”

– Kevin Smith

“Çizgi romanlar kitap haline dönmeye başladığından beri yazılmış en iyi şey.”

– Washington Post

“Tür içerisinde yazılmış en iyi eser.”

– Guardian

Vaiz efsanesinin beşinci cildinde Jesse, çılgın kız arkadaşı Tulip ve İrlandali alkolik dostları Cassidy, Kâse’nin kuvvetlerinden yakalarını sıyırmak için güneye doğru yol alacaklardı. Fakat biraz kafa dinlemeyi planladıkları bu sürede Jesse, ondan babasının intikamını almak için yollara düşen Götsurat’la yüzleşmek zorunda kalacaktı. Tulip ise Cassidy’nin daha önce hiç görmediği bir yanıyla karşılaşacaktı.

Bonus olarak, bu ciltteki Cassidy: Kan ve Viski adlı bölümde Cassidy’nin bir vampir dostuyla yaşadığı ilk ve tek maceraya tanık olacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 16.5 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺159,90

“Gulliver’ın Gezileri gösteriyor ki, eğer az da olsa akla yatkın bir dünya görüşüne yeterince inanılıyorsa, bu muhteşem bir sanat eseri ortaya koymak için yeterlidir.” –George Orwell

İngilizce yazılmış en iyi hiciv olarak görülen Gulliver’ın Gezileri, gemisi kaza yapmış ve kıyıya vurmuş Lemuel Gulliver’ın dört farklı gerçeküstü diyara yaptığı yolculukları konu edinir: Küçük insanların bulunduğu Liliput, devler diyarı Brobdingnag, mucizevi uçan ada Laputa ve zeki at ırkı Houyhnhnm’lar ile onların ilkel hizmetkârları olan insansı ırk Yahoo’ların yaşadığı tuhaf ülke.

Her yolculuğunda yepyeni kişilerle tanışıp yeni bakış açıları kazanan Gulliver, insanlığa ve insanlığın art niyetine, ahmaklığına, açgözlülüğüne, kibrine ve bağnazlığına dair gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır.

Maceranın, mizahın ve felsefenin eşsiz bir birleşimi olan Gulliver’ın Gezileri’yle birlikte Jonathan Swift, hem hiciv yoluyla insana aslında nasıl bir canlı olduğunu gösteriyor hem de edebiyat tarihinin zamana karşı koyan başyapıtlarından birine imzasını atıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 408
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺41,00

“Kalpsiz bir ölüm makinesi olmanın bu kadar çok ahlaki ikilem çıkaracağını kim bilebilirdi.”

Locus En İyi Kısa Roman Ödülü Adayı

Bilimkurgunun en sevilen yapay zekâsı yine iş başında. Alaşağı edilmesi mümkün olmayan GrayCris şirketine açılan dava zora girmişti ama daha da önemlisi yetkililer Dr. Mensah’ın GüvBirim’inin nerede olduğuna dair daha fazla soru sormaya başlamıştı.

İnsansı androidimiz maceradan maceraya koşmak zorunda kalıyor olsa da sadece yalnız kalmak istiyordu… insanlardan, gündelik konuşmalardan ve sorulardan uzakta.

Katilbot bu soruların ortadan kalkmasını istiyordu. Temelli…

“Uzun zamandır okuduğum en iyi hikâye.”

– Patrick Rothfuss
 
“Katilbot’a bayılıyorum.”

– Ann Leckie


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺45,10

Tüm zamanların en çok satan grafik romanının uzun süredir beklenen başlangıç hikâyeleri sonunda okurların karşısına çıkıyor: Watchmen: Başlangıç!

Yirmi yılı aşkın süredir, Alan Moore ve Dave Gibbons’ın çığır açan grafik romanının ikonik karakterlerinin geçmişi tam bir gizemdi; ama artık değil. DC Comics, alandaki en yaratıcı isimleri Watchmen’in dünyasını daha ileriye götürmek için bir araya getiriyor. Bu ciltte J.G. Jones (Final Crisis) tarafından çizilen Komedyen ve Lee Bermejo (Joker) tarafından çizilen Rorschach macerası bulunuyor. Hikâyelerin yazarı ise Eisner Ödüllü Brian Azzarello (100 Kurşun).

Edward Blake’in ahlak kuralları, tıpkı espri anlayışı gibi oldukça muğlaktı. Prensipleri ve tutkuları konusunda her ne kadar kararsız olsa da, kirli bir iş için ondan daha iyisi yoktu. Hükümetin gizli adamları tarafından uluslararası bir kriz sırasında göreve gönderilen Komedyen, son gülen olmak için savaş sahnesine çıkacaktı.

Walter Kovacs, genç yaşından beri doğru ve yanlış konusunda doğuştan bir öngörüye sahip olduğundan emindi. Dünyanın her yerini saran günahlardan bıkan ve sarsılmaz etik anlayışıyla harekete geçen Walter, Rorschach adını alarak kanunsuzların arasına karışmaya kararlıydı. Maskeli bir kahraman olarak Walter, kendisi için siyah ile beyaz kadar bariz olan iyi ile kötüyü ayırt edebilme yeteneği sayesinde adaleti kendince sağlayacaktı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 16.5 / 26
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 10.2019
₺170,56

Suat Derviş’in ışıldayacak olan dehasının ilk pırıltılarını yakaladığımız, esere adını veren novella ve sekiz öyküden oluşan bir hikâye kitabı Beni mi? Sühulet Matbaası tarafından 1926 yılında yayımlanan baskısını esas aldığımız eser, ilk defa Latin harflerine aktarıldı.

“Beni mi?” Türkçenin, müstesna ve güçlü kalemlerinden Suat Derviş’in 1924 yılında yazdığı bir hikâye kitabı. Derviş’in edebiyatının ilk dönemine denk gelen, daha çok üst sınıf kadınların gündelik hayatlarına ve aşklarına odaklandığı bir dönemde kaleme alınan bu eser, her bir hikâyesiyle başlı başına bir vakıa olma özelliğini sergiliyor.

Eserin ilk hikâyesi kitaba da adını veren, “Beni mi?” Uzun bir monolog şeklinde kaleme alınmış bu hikâyede konuşan bir adama karşılık, susan bir genç kız vardır. Nermin’in sanki Adnan Bey’in karşısındaymış gibi gösterilmesi için anlatıcı-kahramanın her konuşmasının sonunda yer alan “…” ise söylemi bir tiyatro sahnesine taşımaktadır. Nitekim kitaptaki hikâyelerin tamamında bu sahne havası, bir sahnede başkalarına veya bir sahneden karşılığı olmayan bir izler/dinler/okur kitleye seslenme söz konusudur. Diğer taraftan tek bir anlatıcı-kahramanın bize her şeyi anlatması, güvenilmez bir anlatıcı ile karşı karşıya olduğumuzun da ispatıdır: Anlatıcı-kahraman bize her şeyi doğru bir şekilde mi anlatmaktadır yoksa aslında her şey onun kafasındaki bir vehim midir?

İthaki Yayınları’nın Suat Derviş külliyatını yayımlaması, edebiyat tarihimiz açısından son derece mühim bir çalışma. Derviş’in Beni mi? adlı elinizdeki hikâye kitabının 95 sene sonra Latin harfleriyle yeni bir baskısının yapılması ise çok heyecan verici.

-Seval Şahin


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 206
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺53,30

James Branch Cabell, komik fantastiğin ve kaçış edebiyatının önemli isimlerinden olsa da Jurgen: Bir Adalet Komedisi, içerdiği çift anlamlı cümleler ve genel olarak tüm otoriter kurumlara karşı alaycı duruşu nedeniyle müstehcenlik suçlamasıyla mahkeme önünde yargılandı ve kitapların dağıtımı durdurulduğunda düşünce özgürlüğünün en muzip simgelerinden oldu. Açılışından iki yıl sonra davayı kazanan Cabell, intikamını, kitabın yeni önsözüne karakteri Jurgen’i mahkemeye çıkardığı bir sahne ekleyerek aldı. Terry Pratchett, Neil Gaiman, Robert A. Heinlein gibi isimleri da etkileyen James Branch Cabell, çağdaşlarından Mark Twain, F. Scott Fitzgerald gibi isimlerin de saygısını kazanmıştı.

Jurgen: Bir Adalet Komedisi, kendini “fena hâlde zeki” diye tanımlayan, orta yaşlarda bir tüccar olan Jurgen’in hikâyesini anlatır. Kahramanımız bir kentaurun peşinden fantastik diyarlara, cennete ve cehenneme yaptığı yolculukta, var olmayan felsefecilerin, sanatçıların, var olmayan yapıtlarından alıntılar yaparak, cazibesini sonuna kadar kullanarak Arthur efsanesinin dünyasından Gölün Hanımı, Kraliçe Guinevere, Lancelot gibi isimlerle, Truvalı Helen’le hatta Şeytan’ın karısıyla bile tanışır. Ancak bu centilmen kahraman her karşılaştığı kişiye, özellikle de kadınlara adil davranmaktan asla vazgeçmez. Jurgen: Bir Adalet Komedisi, cesur, alaycı bir isyan. Kocaman kocaman mevkilerdeki adamlara nanik yapan serseri bir metin.

“Çığır açan felsefe başyapıtlarından biri.”
–Aleister Crowley

“Unutulmuş Amerikalı yazardar arasında açık ama en sevdiğim Cabell’dir.”
–Neil Gaiman


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺52,48

Ortaçağda Estonya… ama bambaşka bir Estonya. Burada tek kelime etmeden kadınları baştan çıkaran zampara bir ayı, yüzmeye bayılan dev bir bite evcil hayvanlarıymış gibi bakan iki primat, efsanevi bir uçan kurbağa ve Ints isimli karizmatik bir engerek yılanı var.

Avcı toplayıcı ailesiyle birlikte ormanda yaşayan Leemet ise çataldili konuşan son insan. Öyle yabana atılacak bir şey değil bu. Evet, çataldili konuşanlar tüm hayvanlara hükmedebilir ama doğada her şey hâkimiyetle ilgili değil. Leemet kadim bir geleneğin de son taşıyıcısı, dönüşerek yok oluşa giden bir uygarlığın, hâkimiyetin ötesine uzanan özgürlüğün doğurduğu anlayışın son nefesi.

Yerliler bir bir terk ediyor ormanı, hepsi köylerde yaşamaya gidiyor, tarlalarda çalışıyorlar, Leemet’in duyduğuna göre tadı rezalet olan “ekmek” diye bir şeyle doyuruyorlar karınlarını, üstelik ormandaki perileri bırakıp bambaşka bir tanrıya da inanmaya başlıyorlar. Leemet doğayla beraber yaşamaya, onun dilini konuşmaya kararlı ama bu göçe direnebilecek, kalbindeki arzuları dizginleyebilecek mi acaba?

David Mitchell’ı ve Terry Pratchett’i akla getiren üslubuyla, en keskin uçlardan en sevimli anlara aniden seyahat eden Çataldili Konuşan Son İnsan, bir uygarlığın nasıl unutulduğunu, inancın sömürgecilikle birleştiğinde büründüğü yıkıcılığı, bir çocuğun huzurlu yeşillikler içinde başlayan macerasının hangi karanlık duraklardan geçtiğini anlatan, muzip bir fantastik roman.

“Her anlamıyla bir masal. Biraz Teneke Trampet, biraz Vahşi Şeyler ve kesinlikle Watership Tepesi’ni akla getiriyor.”
–New York Journal of Books

“Bu kitabı nasıl tarif etmeli? Hayal edin: Kıyametin eli kulağında ve Tolkien, Beckett, Mark Twain ile Miyazaki bir kulübede buluşmuşlar, dünyanın göreceği son şenlik ateşinin çevresinde birbirlerine hikâyeler anlatıyorlar.”
–Le Magazine Littéraire

“Çapkın ayıları, uçan kurbağalarıyla eğlenceli bir roman olsa da Kivirähk aynı zamanda savaşın, sömürgeciliğin (özellikle de Hıristiyanlığın geleneksel inançlara karşı baskısının) ve geçmişi olduğundan güzel görmenin tehlikeleriyle de ilgileniyor.”
–Library Journal


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺77,08

Kristen Roupenian, 2017 sonbaharında, “Kedi Sever” [Cat Person] öyküsünün New Yorker’da yayımlanacağını öğrendiğinde otuz altı yaşındaydı ve daha önce sadece bir öyküsü matbu bir dergide yayımlanmıştı. Cinsel taciz ve şiddete karşı başlatılan #MeToo hareketinin en debdebeli günlerinde yayımlanan “Kedi Sever” derginin o yıl en çok okunan öyküsü oldu. Öyküde kendisinden yaşça büyük bir adamla randevuya çıkan üniversiteli bir kızın, iyi başlayan ama gittikçe tuhaflaşan akşamı anlatılıyordu. Birçok kadının aşina olduğu bir durumu anlatan öykü kısa sürede internette bir tartışma konusu oldu. Kimisi öykünün anlatıcısı kadını savunurken, kimisi erkeğin tarafını tuttu.

Kristen Roupenian, beklentileri alaşağı ettiği, cesur bir öykü derlemesi olan Bunu Sen de İstiyorsun’da tek numarası olan bir yazar olmayacağını kanıtlıyor. Sıradanla olağanüstünün birleştiği tedirgin edici noktada duran bu öykülerde, sevgilisinden yeni ayrılan dostları üzerinde kurdukları hâkimiyetten haz almaya başlayan bir çiftle, on yaşındaki bir kızın doğum günü partisinin o sihirli ama tehlikeli dilek sayesinde büründüğü akıl almaz dehşetle, kütüphanede bulduğu büyü kitabıyla en büyük arzusunu gerçekleştiren kadınla ve işyerindeki bir arkadaşına dişlerini geçirmeyi hayal eden bir ısırıkçıyla tanışacaksınız.

Bunu Sen de İstiyorsun, siniriniz bozulduğu için güleceğiniz, güldüğünüz için de kendinizi suçlu hissedeceğiniz, günümüzün endişelerini günümüze has tekinsizliklerle anlatan “o” kitap.

“ ‘Kedi Sever’ ve Bunu Sen de İstiyorsun’daki diğer öykülerin en özel yanı, yazarın dil, karakter ve hikâye üzerindeki ustalıklı hâkimiyeti – öyküleri ‘anlatıldığını’ hissettirse de o kadar yapmacıksız ve anlaşılır ki doğru olduğuna inanıyoruz.”
–New York Times Book Review

“Rahatsız edici, unutulmaz ve –belki sapkınca da olsa– çok ama çok eğlenceli.”
–Kirkus Reviews

“Bu öykü derlemesinde neyle karşılaşacağınızı bildiğinizi sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Bu öyküler keskin ve sapkın, karanlık ve tuhaf, nefes kesici ve tam anlamıyla çılgınca. Hepsini öyle çok seviyorum ki.”
–Carmen Maria Machado

“Bunu Sen de İstiyorsun, bir yıkım güllesine ihtiyacı olan çağımızın tam da aradığı şey. Elinizden bırakamayacağınız bu yüksek sesli, içgüdüsel kitap, kötüye saran ilişkilerin yüreğine, modern çağın iletişimsizliğine ve insan olmanın diğer korkularının derinliklerine iniyor. Nazik değil. Aptallığa tahammülü yok. Asla taviz vermiyor. Okumalısınız.”
–Jeff VanderMeer

“Kristen Roupenian sadece inanılmaz bir yazar değil, aynı zamanda insan ruhuyla ilgili hayatımın bir döneminde öğreneceğimi düşündüğüm ama asla öğrenemediğim şeyleri de biliyor. Bu kitabı okuduktan sonra dünyayı daha iyi anlamaya başladım.”
–Miranda July


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺57,40

Yılmaz Güney’in Ağıt’ı 1971 Altın Koza Film Şenliği’nde en iyi film ödülü ile beraber en iyi rejisör, en iyi senaryo ve en iyi erkek oyuncu ödüllerini aldı. Filmde kaçakçılık yapmak için dağa çıkan Çobanoğlu ve üç arkadaşının hikâyesi anlatılır. Yılmaz Güney’in kurmak istediği devrimci sinema geleneğinin en önemli filmlerinden sayılan Ağıt’ta doğanın eşsiz gücünü ve insanın zorluklar karşısında nasıl mücadele ettiğini kanlı canlı görürüz.

Yılmaz Güney sinemasının başyapıtlarından biri olarak kabul edilen Ağıt, hikâyesi, senaryosu ve film üzerine kaleme alınan kritiklerle mutlaka okunması gereken kitaplardan biri haline geliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺37,72

“Denizler Göğe Çarpmadan Yürüyorlar Gördün Mü? 
Gece Hirsiz Asil, Sirtimda Hep Ağaçlarin Kökleri 
Dehlizlerde Siçanlar, Suda Kir, Gökte Marti 
Sormayin Ulan Artik Allahi Kim Yaratti
Yürüyorsa Ayaklariniz Baliklamak Üzere
Elleriniz Tek Seferde Buluyorsa Dalgayi 
Köşelerden Dönüyorsaniz Sormayin Işte
 
Bulut Yok Ve Karşidan Görünüyor Şehrin Işiği 
Hele Gökte, Hele Gökte Köyler Vardi Her Gece”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2021
₺20,50

Sabahattin Ali’nin öykülerinde aşk ve ölüm yan yanadır. Sadece öykülerinde mi? Kuyucaklı Yusuf’un sonunu düşünün, Kürk Mantolu Madonna’yı ya da… Bu eserlerde aşkın çıkmaz sokaklarında ölümle karşı karşıya gelir Sabahattin Ali’nin karakterleri. Bu derlemede yer alan öykülerin ekserisinde aşk, ölüm getiriyor. Gramofon Avrat, Sabahattin Ali’nin 1927-1946 yılları arasında aşkı nasıl ele aldığını ortaya koymakla kalmıyor, yazarın aşka bakışının, aşkı tasvir edişinin ne denli bütün ve özgün olduğunu da kanıtlıyor.

“Yakıcı, kavurucu bir aşktı bu; beni deliye çeviren, geceleri sabahlara kadar sokaklarda dolaştıran bir aşk. Fakat onu bu hâle sokan biraz da bendim. Aşkla tehlikeli bir oyuncak gibi oynamak istiyordum.”

Bizim Hikâye, Osmanlı’dan günümüze edebiyatımızda öykünün izini süren, öykücülüğümüzü var etmiş, geliştirmiş yazarların eserleri arasından en güzellerini, en başarılılarını, en önemlilerini belirli bir tematik bütünlük gözeterek ortaya koyan, 1850’lerden 1950’lere kadar bir asırlık öykücülüğümüzün verimlerini bir araya getiren bir kitap dizisi.

Bizim Hikâye dizisiyle birlikte, hem öykücülüğümüze dair bütünlüklü bir söz söylemek hem de yeni öykücüler keşfetmek üzere farklı yolculuklara yelken açıyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2021
₺24,60

Conan: Cilt 2 ile Conan’ın maceraları sona eriyor!

Bizim dünyamızda; Atlantis’in çöküşünün sonrası ama bilinen tarihin öncesi. Birbiriyle sürekli savaş hâlinde olan devletlerin mahvettiği bir coğrafyada dünyaya geldi Conan. Kuzeyin acımasız topraklarında bir demir gibi dövüldü, sonra medeniyete ayak bastı. Bir hırsız olarak nam saldı, bir korsan olarak kayıp şehirler keşfetti, bir maceracı olarak bin bir farklı tehlikeye atıldı, bir komutan olarak büyük zaferler kazandı ve bir kral olarak devletlere hükmetti.

Fantastik edebiyatın en meşhur karakterlerinden barbar Conan, ilk yayımlandığı tarihten itibaren birçok yazara ilham verdi. Popüler kültürün de büyük bir parçası hâline gelen Conan’ın filmleri, oyunları, çizgi romanları yapıldı; pek çok yazar birçok macerasını kaleme aldı. Yazılmasının üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen Conan hâlâ okurların hayal dünyasını süslemeye devam ediyor.

Conan: Cilt 2’de Conan’ın maceraları kaldığı yerden devam ediyor. Bu derlemede Conan’ın maceracılık günleri ve Akilonya Kralı’yken başından geçen hadiseleri anlatan öykülere ek olarak Robert E. Howard’ın yazdığı tek Conan romanı olan Ejderhanın Saati’ni de bulabilirsiniz.

“Howard’ın öykülerini en son okumamın üzerinden belki otuz sene geçmiştir ama kimi sahneler, onları daha dün okumuşum gibi aklımda. Fantastik edebiyatı seven herkesin Howard’ı okuması gerek.” –David Gemmell

“Son otuz beş senede yayımlanan fantastik kitapların iki çıkış noktası bulunuyor: J.R.R. Tolkien ve Robert E. Howard. Çağdaş fantastik yazarlardan pek hazzetmeyen Tolkien de Conan öykülerinden hoşlanıyordu. Mesele dur durak bilmeyen maceralarsa kimse Howard’ın eline su dökemez. Keyifli zaman geçirmek istiyorsanız, başlangıç noktanız burası olmalı.” –Harry Turtledove

“Howard, fantastik edebiyatın Thomas Wolfe’uydu.” –Stephen King

“Robert E. Howard’dan daha iyi bir pulp fantastik yazarı yok.” –Fritz Leiber

“Howard hakiki bir hikâye anlatıcısıydı – kahramanlık fantazisinde hem önde gelenlerden biriydi hem de muhtemelen en iyisiydi. Howard’ın öykülerini hiç okumadıysanız, size imreniyorum.” –Charles de Lint


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 600
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2021
₺90,20

“Bu kitapta yazarın peşinden cehenneme seve seve gidip (belki) geri geleceksiniz.” –Paul Tremblay

“Nathan Ballingrud en sevdiğim öykü yazarlarından biri.” –Jeff VanderMeer

“Ballingrud günümüz yazarları arasında en sevdiklerimden biri ve ne zaman bir kitabı çıksa okumak için hemen sıraya girerim.” –Victor LaValle

“Milton ve Dante’nin cehennemlerinin destansı hissiyatına sahip.” –Adam Nevill

Çağdaş korku edebiyatının güçlü kalemlerinden biri olan Nathan Ballingrud’un dört kısa öyküsü ile iki uzun öyküsünün bir araya geldiği bu kitap, karanlık bir evrenin kapısını aralayıp bizi başka dünyaların okült dehşetleriyle karşılaştırırken, kâbusların ölümcül oldukları kadar dokunaklı da olabileceklerini gösteriyor.

Cehennemden gelen eserlerin yerini gösteren sıradışı bir atlas, leşçil melekler, canavarlarla alışverişe girişen efsuncular, bir hortlağın misafiri olan çocuklar, lanetli bir panayır, yamyam rahibin kızına âşık olan genç bir satanist, cehennemin sınırında gezinen haritacılar… Satır aralarında birbirlerine göndermelerde bulunan bu öyküler karşımıza ilmik ilmik örülmüş bir cehennem mitolojisi çıkarıyor.

Şehir âdeta, uyanıp anlatıncaya veya uykusunda ölünceye dek kimsenin fark etmeyeceği, kendine has bir kâbustan mustaripti.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺59,04

Psikotarih biliminin yaratıcısı Hari Seldon, engin Galaktik İmparatorluk çöküşün eşiğindeyken zamanla yarışarak devrimci kuramını geliştirip yıldızların arasında insanlık için bir yer sağlamaya çalışıyordu. Ve Seldon’ı kontrol eden hem psikotarih hem de tüm galaksinin geleceğini kontrol edebilecekti.

Psikotarih bilimini bilinen en güçlü silaha dönüştürmek isteyenlerin arasında popülist bir hizipçi, kurnaz politikacı İmparator I. Cleon ve acımasızlığıyla ünlü bir general de vardı. Hari Seldon bir yandan bütün yaşamını adadığı kuramını kötü niyetlilerin ellerinden kurtarmaya çalışırken diğer yandan da yeni bir vakıf düşünü gerçekleştirmek için araştırmalara başlayacaktı. İnsanlığın geleceği kurulacak Vakıf’a bağlıydı. Daha doğrusu, vakıflara. 

Yayımlanış tarihine göre: 7. kitap / Kronolojiye göre: 2. kitap


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 488
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2021
₺104,96

“Düşündürücü bir roman. Büyük Birader ile Büyük İşletmeleri mükemmel bir şekilde bir araya getiriyor.” –Stephen King

“Kapitalist hayatımızın her yanını ele geçiren bir şirkete dair yaratıcı, soluk soluğa bir yakın gelecek distopyası.” –Paul Tremblay

“Depo, görünürde heyecan verici bir casusluk romanı olsa da yakından bakınca e-ticaret devlerine güven duyarak yaratılan kâbus dolu dünya hakkında uyarı dolu bir hikâye sunuyor.” –Blake Crouch

Ekonomik çöküşün ardından geriye sadece Bulut kalmıştı ve Bulut her şeydi. Çöken Amerika’nın çorak topraklarında iş de, güvenlik de, ferahlık da bir online satış firması olan Bulut depolarında bulunuyordu yalnızca. Vizyoner bir girişimcinin rüyası olarak başlayan bu algoritmalar yönetimindeki cennet kesinlikle ütopik bir yaşam vadediyordu. Sorun şu ki bu ütopyanın insanlara ve dünyaya neye mal olduğu konusu herkes için büyük bir gizemdi.

Emekli gardiyan ve başarısız mucit Paxton bir şekilde Bulut’a sığınabildiği için kendini şanslı görüyordu ama hiç sevmemesine karşın burada da güvenlik işine koşulmaktan kaçamamıştı. Önünde çözmesi gereken bir uyuşturucu operasyonu ve onu gizli kapaklı işlere bulaştırması muhtemel bir gönül macerası vardı. Sahte bir kimlik ardında gizlenen Zinnia ise herkesin merak ettiği şeyi açığa çıkarmak için kolları sıvamış ama kendini beklenmedik seçimlerle karşı karşıya buluvermişti.

Depo çok da uzağımızda olmayan bir sözde ütopyanın karanlık köşelerine ışık tutuyor.

“Dünyadaki herhangi bir şeyi sipariş ediyorsun ve bir gün içinde kapında oluyor… Yazıcı mürekkebi. Izgara kapağı. Pijama. Köpek kemirme oyuncağı. Uyku tulumu. Tablet. Kitap. Fırça. Cüzdan. Bağcık. Mikro USB kablosu. Uçuş boyun yastığı. Protein tozu. Uzatma kablosu. Silikon pişirme kapları. Esansiyel yağlar. Taşınabilir şarj aleti. Termos bardak.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 440
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺77,90

Biz, Cesur Yeni Dünya, 1984, Fahrenheit 451

Distopya edebiyatının en önemli klasikleri bu setle bir araya geliyor. Zamyatin’in Tek Devlet’çi Biz’i, Huxley’nin mutluluğu zorunlu tutan Cesur Yeni Dünya’sı, Orwell’in totaliter 1984’ü ve Bradbury’nin kitap yakılan anlatısı Fahrenheit 451’i bu yeni setle birlikte distopyanın kare asını tamamlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 1368
En / Boy : 11 / 15
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺512,50

Sör Arthur Conan Doyle’un Ölümsüz Karakteri Dedektif Sherlock Holmes Şimdi Yepyeni Maceralarıyla Karşınızda

Holmes ile Watson, medyum rolü yapan bir sahtekârın, Sebastian Melmoth’un gerçek yüzünü ortaya çıkarmak için bir seansa katılırlar. Ancak daha sonra kendilerini bir cinayet ve hırsızlık sarmalının tam ortasında bulurlar.

British Museum’dan, ölümsüzlüğün sırrını barındırdığı söylenen bir papirüs çalınır ve Scotland Yard’ın imdadına yine Sherlock Holmes yetişir. Bu süratli serüvende, aksiyon Londra’dan uzaklaştıkça daha da acayipleşir ve ünlü dedektifimiz ile sadık ortağı bir kere daha şeytani düşmanlarla mücadele etmek zorunda kalır.

Sekiz Sherlock Holmes romanı kaleme alan ve karakter hakkında önemli otoritelerden sayılan David Stuard Davies, Sör Arthur Conan Doyle’un yarattığı efsaneye saygısını asla kaybetmiyor ve Ölüm Papirüsü’yle tarihin en ünlü dedektifine çözmesi için dolambaçları eğlenceli bir gizem daha sunuyor.

“Görkemli derecede iyi bir hikâye… Holmes ve eski usul, sayfaları art arda çevrilen kitapların sevenlerine tüm kalbimle öneriyorum.” –Sleuthing the Shelves


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺45,10

Eşsiz Bir Bilimkurgu. Benzersiz Çizimler.

1954 yılında İsveç hükümeti dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısının inşası için girişimlere başladı. Tesisler 1969 yılında tamamlandı. Araştırma istasyonu, kırsal bir bölge olan Mälaröarna’nın derinliklerine konuşlanmıştı. Yerel halk, bu teknolojik mucizeye Döngü diyordu.

Simon Stålenhag’ın, İsveç’in 1980’ler banliyölerini olağanüstü makineler ve sıradışı yaratıklarla süslediği çizimleri internette ilk kez görücüye çıktığı andan itibaren büyük bir ilgiyle karşılandı. Anlattığı çocukluk maceralarındaki eski model arabaların ve işçi tulumlarının oluşturduğu arka plan çizimlerine eklediği gizem dolu makineler ise hem tanıdık hem de bir o kadar farklı bir atmosfer yarattı.

Bu kitapta Stålenhag’ın olağanüstü çizimlerine, yıllardır bu makinelerin gölgesinde yaşayan yerli halkın tuhaf öyküleri de eşlik ediyor. Döngü’nün toprakları olarak bilinen bu bölge, gençliğini orada geçiren insanların anıları ve notlarıyla yeniden hayat buluyor.

“Arkadi ve Boris Strugatski’nin başyapıtı Uzayda Piknik’tekiyle mukayese edilebilir bir dünya: Teknoloji her yerde ama unutulmuş, terk edilmiş ve yeniden keşfe hazır.”
–io9

“Terk edilmiş bir devlet bilim projesinden geriye kalanlar. Bu kitaptaki çoklu dünyaların savaşında dinozorlara bile yer var.”
–The Guardian, “En iyi 10 distopya listesinden”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 22.5 / 25
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 8.2021
₺154,16

Richard Matheson korku, gerilim, fantastik ve bilimkurgu türlerinin en üretken ve en yaratıcı isimlerinden, yalnızca edebiyatta değil sinemada da ardılı sanatçıları hatırı sayılır derecede etkilemiş bir usta. Ben, Efsane ise bilimkurguyla korkuyu harmanlayarak insanlığın batıl inançlarına mikroskopla bakan, yazarın en bilindik ve en düşünsel eseri.

Robert Neville dünyada kalan son insandı… ama yalnız değildi. Toz fırtınasıyla birlikte hızla yayılan bir salgın tüm insanları gece yaşayan kan emici birer yaratığa dönüştürmüştü. Bu salgından etkilenmeyen Neville ise gündüzleri vampirleri avlıyor, gece olup da yaratıklar ortaya çıkınca korunaklı evinde saklanarak hayatta kalmaya çalışıyordu.

Vampirizme neden olan mikrobu araştırarak durumu tersine çevirmeyi, hâlâ tam olarak dönüşmeyen insanları kurtarmayı amaçlayan Neville bir yandan paranoya, umutsuzluk ve yalnızlıkla mücadele ederken hayatta kalan tek insanın kendisi olmadığını öğrendiğinde geleceği tahmin edemeyeceği bir yola sapacaktı.

Vampirizm bir mit mi yoksa bilimle çözülebilecek bir hastalık mı? Bir hastalıksa tedavisi mümkün mü?

Ben, Efsane, insanın mitleşme hikâyesi


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺59,04

Dikine sevmeye başladın avcı - bir kâr zarar eğrisi - gibi
Okumaya çalışanlar seni ters tutuyordu defteri
Kurdeleler, dik yakalar, düşük omuzlar ve petrol
Ve masada lamban elektrik sızdıran ve adisyonlar
Dantelli dantelli dantelli çocukluk uykuların
Bir de artık içine kendi gözlerini koymayı unuttuğun rüyalar
Senden bir şeyleri çarçabuk aldılar


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺31,98

Erken Cumhuriyet’in en önemli kültürel hamlelerinden biri Musiki İnkılabı’ydı. Ancak Musiki İnkılabı’nın sayıca nispeten az çalışmaya konu olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Elinizdeki kitap, o fırtınalı yıllarda önce eğitimi sonra da radyolarda icrası yasaklanan klasik Türk müziği geleneğinin ayakta kalmayı nasıl başardığını, Batıcı politikalar karşısında ne tip uyum ve direnç örüntüleri sergilediğini ve bunların sonucunda nasıl bir dönüşüm geçirdiğini belgeler eşliğinde incelemekte, yanı sıra, siyasi ve idari inkılapların dışında kültür ve sanat dünyasında yaşanan büyük değişimleri anlamak için de bir çerçeve sunmaktadır.

“Nesiller boyunca insanların muazzam bir mesaiyle inşa ettikleri koskoca bir müzik birikimini hoyratça bir darbeyle “ilga etmeye” niyetlenenlerin acaba aklında ne vardı? İlga etmek diyorum, ki bu benim yakıştırmam değil. Konservatuvarda Türk müziği eğitimine son verilmesi kararı gazetelerde “alaturka musiki ilga edildi” diye duyurulmuştu. Belli ki bu işe girişenler hayallerindeki ideal kültürü, bütün dertlerimizi çözeceğine inandıkları o mükemmel sihirli değneği yaratmak için ödenecek hiçbir bedelin yüksek sayılamayacağı fikrindeydiler... Isaiah Berlin’in deyişiyle, mükemmel bir omlet yapılacağına inandığımızda, kırılması gereken yumurtalara acımayız. Ne var ki kırılan bunca yumurtaya rağmen o beklenen omlet bir türlü yapılamadı. Belki de o sihirli omletin peşine düşmektense kırılan yumurtaların hesabını tutmak gerekiyordu. Çünkü ortada bir “hayali” omlet, bir de bu omlet için feda edilen “gerçek” yumurtalar vardı. Ben de ideal olanı tartışmaktansa elimizdeki somut ve elle tutulur gerçeği analiz etmeye, kırılan ve sağlam kalan yumurtaların hesabını tutmaya karar verdim.”

“Yılın Türk Müziği Yazarı ve Kitabı” dalında Itri Ödülü – 2015


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 408
En / Boy : 15.5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺86,92

“Fitzgerald, birçok eseriyle beraber, yazarlıkla doğru dürüst ilk tanışmamdı.”  –Richard Yates

Ölümünden sonra New York Times tarafından “farkında olduğundan çok daha iyiydi çünkü hem gerçekte hem de edebi anlamda bir nesli icat etmişti…” diye tanımlanan F. Scott Fitzgerald, Benjamin Button’ın Tuhaf Hikâyesi’nde tersten yaşanan bir hayatı anlatıyor.  1860 yılında ihtiyar bir adam olarak doğan Benjamin, büyüdükçe gençleşmeye başlar ama o da herkes gibi savaşa katılır, âşık olur, üniversiteye girer, çocukları doğar. 

F. Scott Fitzgerald’ın filme uyarlanan, müzikal olarak sahnelenen, en unutulmaz öykülerinden olan Benjamin Button’ın Tuhaf Hikâyesi, bambaşka yaşansa da tanıdık bir hayatın öyküsü.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺18,04

Tüm zamanların en çok satan grafik romanının uzun süredir beklenen başlangıç hikâyeleri sonunda okurların karşısına çıkıyor: Watchmen: Başlangıç! Yirmi yılı aşkın süredir, Alan Moore ve Dave Gibbons’ın çığır açan grafik romanının ikonik karakterlerinin geçmişi tam bir gizemdi; ama artık değil. DC Comics, alandaki en yaratıcı isimleri Watchmen’in dünyasını daha ileriye götürmek için bir araya getiriyor. Bu cilt, J. Michael Straczynski’nin (Superman: Earth One) yazdığı ve Andy Kubert (Flashpoint, Batman & Son), Joe Kubert (SGT. Rock, Hawkman), Adam Hughes (Justice League America) ve Eduardo Risso’nun (100 Kurşun) çizdiği Gece Kuşu, DR. Manhattan ve Moloch hikâyelerini okurların karşısına çıkarıyor.

Watchmen Başlangıç - Gece Kuşu için övgüler:
“J. Michael Straczynski’nin kalemi çok canlı ve hikâyeyi oldukça hareketlendiriyor; Moore’un orijinal hikâyesini değiştirmek yerine kendi hikâyesini onun üzerine kuruyor.” —MTV Geek

“Dan’in yeni Gece Kuşu olarak takdimi sizi eğlendirecek.” —Newsarama 

Watchmen Başlangıç: Gece Kuşu - Dr. Manhattan için övgüler: 
“J. Michael Straczynski, Dr. Manhattan’da okuru zamanda akıl karıştıran ama 
eğlenceli bir yolculuğa çıkarıyor.” —IGN

“Bu kitabı bekleyen insanlar kesinlikle hayal kırıklığına uğramayacaklar. 
Yazar J. Michael Straczynski’nin keşfetmek istediği alternatif gerçeklik, orijinal WATCHMEN hayranları için eşsiz bir okuma deneyimi olacak.” —Yahoo! Voices

Watchmen Başlangıç - Moloch için övgüler: 
“Bu fasikül, Watchmen: Başlangıç koleksiyonuna güzel bir ekleme olmuş. Trajik unsurlar okuru  esere bağlıyor.” —Newsarama

Dan Drieberg’in kahramanı Gece Kuşu’ydu – adaletin koruyucusu ve doğruluk timsali. Sıkıntılı bir ev yaşamından kaçma isteği onu kahramanının karşısına çıkardı; Hollis Mason’ın. Yani kukuletanın altındaki adamın. Teknolojideki yeteneğiyle Mason’ı etkileyen Dan, Gece Kuşu kostümüne bürünen bir sonraki kişi olacaktı. Ama artık dünya pelerinli kahramanların eskidiği bir yer haline mi gelmişti?

Jon Osterman titiz ve tertipli bir biliminsanıyken kendi deneyi yüzünden geçirdiği korkunç bir kazanın ardından atomu parçalayabilen DR. MANHATTAN’a dönüşür. Eski biliminsanı geçmiş, şimdi ve gelecek arasında istediği gibi süzülebilmektedir. Zaman ve mekânın sınırlarından bağımsız olduğu için geçmişte olanları, olabilecekleri ve henüz olmayanları izleyebiliyordur. Neredeyse bir tanrıya yakın güçleriyle Dr. Manhattan dünyayı tamamen değiştirmek için kaybetmeye başladığı insanlığıyla ve yetenekleriyle başa çıkmaya çalışır.

Edgar Jacobi bir dışarlıklı olarak büyümüştür – sevgisiz ve istenmemiş. Çocuksu ıstırabını sihirbazlık ve zalim bir intikama dönüştürerek gizemli ve kurnaz Mistik MOLOCH olur. Dakikadamlar’ın bu acımasız daimi düşmanı daha karanlık güçlerin işleri eline aldığını öğrenmek üzeredir. 

New York Times çoksatan yazarı J. Michael Straczynski (Superman: Earth One) ve çizerler Andy Kubert (Flashpoint, Batman & Son), Joe Kubert (SGT. Rock, Hawkman), Adam Hughes (Justice League America) ve Eduardo Risso (100 Kurşu) Watchmen: Başlangıç’ın daha önce görmediğiniz dünyasını ortaya seriyor!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 16.5 / 26
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 1.2021
₺170,56

Bilimkurgu, kara polisiye gibi türler arasında yaptığı geçişlerle “yüksek edebiyat” ile popüler kültürü harmanlayan, Ulusal Kitap Eleştirmenleri Ödülü sahibi ve MacArthur Dâhi Bursu’nu kazanan Jonathan Lethem neslinin en sıradışı yazarlarından. New York Times edebiyat eleştirmeni Michiko Kakutani’nin “hem çılgınca iddialı hem de alçak sesli bir samimiyeti var,” diye tanımladığı, yetmişlerin Brooklyn’inden doksanlara uzanan Yalnızlık Kalesi ise âdeta Jonathan Lethem’ın yazmak için doğduğu destansı bir roman.

Karanlıkta çakan bir kibrit gibi. Değişen zamanlar, mahalleler. Öksüz iki çocuk. Dylan Ebdus beyaz. Mingus Rude siyah. Babaları kendi âlemlerinde. Sokağın dili zor, ritüelleri şiddetli. Çizgi romanlar sayesinde dost olan bu dertli ergenler sihirli bir yüzük bulurlarsa ne olur peki?

Jonathan Lethem, Yalnızlık Kalesi’nde Brooklyn’i, siyahla beyazı, müziğin, sanatın kudretini sadece onun yapabileceği şekilde anlatıyor. Başınızı kaldırın, gökyüzünde uçan bir adam var. Yukarıdayken burası nasıl görünüyor acaba?

“Yazılması kaçınılmazmış gibi gelen nadir kitaplardan birisi.” –Nick Hornby

“Görkemli, kaotik, sert… Lethem 1970’lerin New York’unu kavrayıp yakalıyor ve onu anlatmaya değecek bir hikâyeye taşıyor.” –Time


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 648
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺121,36

“Cehennem Evi,  yazılmış en korkunç lanetli ev romanı.” –Stephen King

“Richard Matheson, yirminci yüzyılın en iyi yazarlarından biri.” –Ray Bradbury

Richard Matheson korku, fantazya ve bilimkurgu türünde yazdıklarıyla yirminci yüzyıla damga vurmuş yazarlarından biri. Yalnızca Stephen King, Neil Gaiman ve Anne Rice gibi yazarları değil, George A. Romero ve Steven Spielberg gibi yönetmenleri de derinden etkileyen Matheson’ın Ben, Efsane’yle beraber en meşhur eseri olan Cehennem Evi, kâbuslara neden olacak bir lanetli ev anlatısı.

Lanetli evlerin Everest’i olarak bilinen Belasco Evi, namıdiğer Cehennem Evi, yıllar içinde iki kez ziyaret edilmişti ve iki seferde de ziyaretçilerin sonu ölüm, intihar ya da delilik olmuştu. Şimdi, bu tekinsiz yere üçüncü bir ziyaret yapılacaktı. Biliminsanı Dr. Barrett ve eşi Edith ile iki medyum, onları “heyecanla” bekleyen Cehennem Evi’nde bir hafta geçireceklerdi. Deliliğin, sapkınlığın ve kan arzusunun hüküm sürdüğü evin sırrı bu kez çözülebilecek miydi?

Cehennem Evi’nin kapıları ardına kadar açıldı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺57,40

“Kesinlikle alışmadık bir hayal gücünün ortaya serildiği bu eseri önce neredeyse absürd, sonra fantastik, daha sonra ilginç buluyor insan ve en sonunda da muhteşem bir başarı olduğunu anlıyor.” -The New York Times

Amerikan ve dünya edebiyatının çok yönlü, çalışkan yazarlarından Jack London’ın Everybody’s Magazine’de 1906 yılından 1907’ye kadar tefrika halinde yayımlanan, bilimkurgu türüne yakın bir alanda dolaştığı romanlarından olan Âdem’den Önce herkesin gördüğü, bir anda boşluğa düşüp uyanılan rüyalardan çıkıyor yola. London’ın ustalıklı bir serüven kurmadaki becerilerini de ortaya seren Âdem’den Önce aynı zamanda insanlığın hırslarının ve bu hırsları gerçekleştirme yöntemlerinin tarih öncesinden şimdiye kadar ne kadar değişip değişmediğinin de bir nevi hatırlatıcısı.

Rüyalarında ilkel bir hayat yaşadığını gören genç bir Amerikalı evrim teorisi ve ırk hafızası gibi fikirlerle tanıştıktan sonra durumun farkına varır. Yüzyıllar öncesinde yaşayan atalarından birinin, Kocadiş’in anılarını hatırlıyordur. Orta Pleistosen döneminde Kocadiş, evrimin sonraki aşamasına ilerleyen Ateş İnsanları ve bir önceki halkasında olan Ağaç İnsanları dışında ayrı bir topluluktadır. İki ayrı tarihi kuvvetin arasında kalmış gibi görünen bu kavimde, Kocadiş, Sarkıkkulak gibi dostlar da edinecektir, Kızılgöz gibi düşmanlar da.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺27,88
1 2 3 ... 11 >
cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: TR
Çerez Kullanımı