Göğsünün içinde yürek taşıyan,
kulağı olup da duyan herkes için ibretlik 45 Gün...
- Yaşanmış Gerçeküstü Bir Hadise -
Ahiret hayatına dair doğusundan batısına dünyanın her köşesinden insanların sayısız tecrübeleri ve tespitleri mevcuttur. Sıradan insanların da gerek rüyalar gerekse yaşadıkları sıra dışı olaylar vesilesiyle bilgileri vardır. İnsanların bir kısmının tam bir kanaat ile olmasa da gereklerini hakkıyla yerine getiremese de pek çok insan ahiret hayatına inanır. İnsanlar en azından rüya vasıtasıyla ahiret hayatı ile ilgili tecrübeler yaşar. Kimileri öldüğünü görür, kimileri mezarına konduğunu, kimileri cennet ve cehennem hâllerini...
Tıbbî olarak ölüp dirilenlerin anlattıkları sayısız veriler, kişisel deneylere dayanan tecrübeler de insanların elinde mevcut ama bugünün determinist zihin yapısı hep laboratuvar düzeyinde kanıt aradığı için bunlar ancak meraklılarını ilgilendiren malzemeler olarak hatıralarda, edebi eserlerde, filmlerde karşımıza çıkar.
İşte bu eserde anlatılanlar da İkinci Dünya Savaşı’nın tüm dünyayı kasıp kavurduğu dönemde askerliğini yapan babam İsmail Bulut’un Malatya Akçadağ Karakolu’nda kırk beş gün boyunca şahit olduğu ve dinlediği olağanüstü bir hadiseye dayanıyor. Babamın koğuş arkadaşı Halil Akbaş, kırk beş gün boyunca her akşam bir tür astral seyahatle ötelere/ahirete gider; bir karakol dolusu koğuş arkadaşının sorgulayıcı bakışları altında orada yaşadıklarını etrafındakilere detaylıca aktarır. Bu hadiseden çok etkilenen babam, arkadaşı Halil Akbaş’ın bu olağanüstü tecrübesini âdeta bir kamera gibi zihnine kaydeder. Bu şahit olduğu hadiseyle askerlik sonrasındaki hayatına yeni bir yön çizer. Kahramanlarının büyük bir kısmı artık ahirete intikal etmiş hayli ilgi çekici bu hadisenin anlatıcısı, onun aynı zamanda birincil tanığı olan babam. Ahirette 45 Gün, bir babanın böylesi olağanüstü ve hikmetli bir tecrübesini oğluna aktarmasının hikâyesidir.
Mehmet Ali Bulut


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺61,60

“Ruhun şarkı söylerse hayat seni dansa kaldırır”

Merhaba. Arınma Terapisi sohbetine hoş geldiniz.

Haydi gel, birlikte şu hayatı anlamlı bir yaşama dönüştürelim. Coşku dolu bir yolculuğa çıkalım.

Haydi gel, yalnızlığımızı paylaşalım, kimsesizliğimize son verelim.

Yaşamı el ele, sevgi dolu birlikte deneyimleyelim.

Mucizelere inan, güven bana… Haydi, tut elimden…

• Kendinizi yalnız, kimsesiz ve sevgisiz hissediyor musunuz?
• Çok mutsuzum, ağlayamıyorum bile diyor musunuz?
• Anlamlı bir amacım yok, inancımı kaybettim diyor musunuz?
• Hiçbir şey yapmak istemiyorum... Hayatımın en dibindeyim, sevdiklerim beni sevgisiz bıraktı, hayat yolumu kaybettim, yaşam pınarım kurudu, mutsuzum diyor musunuz?

Bu kitap;

Algı ayarlarınızla oynar. Bir totem temizleyicidir. Yeni bir yaşam aktivasyonudur. Bilinçaltınızın röntgenini çeker, bilinçaltı kodlarınızı tercüme eder. Koruyucu hekimlik içerir.

Bu kitap ile en kutsal yolculuğunuza çıkacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺54,00

Komşu ülkenin nükleer proje çalışmalarının içine sızmış Türk ajanı yakalanmıştı. Bu ülkenin Ortadoğu için hazırladığı sözde kaderi plan her haliyle ortaya dökülmüş ve ajanın yanındaki üç diğer mühendis ile birlikte yüzlerdeki perde kalkmıştı.

Hainler, içeride Türkiye’yi karıştıracak büyük bir darbeye kalkışırken dışarıda da ilk adım olarak Türk Büyükelçisini bu mühendislere karşı koz olarak kullanmak için kaçırmışlardı.

Her şey o kadar çabuk gelişmişti ki...

Türk Büyükelçisinin kaçırılışı ile ilgili Serkan Komutan’a gelen bilgiler hiç de iç açıcı değildi. Büyükelçiye karşı istenenler kabul edilemezdi.

Millete karşı yapılan bu zulmü ancak bu toprağın çocukları olan “Özgürlük Savaşçıları Kartallar Timi” engelleyebilirdi.

“Kurtulacağız!” dedi. Sevdiğinin saçlarını can bağışlamak ister gibi okşadı.

“Burada ölmeyeceğiz. Çocuklarımız için ülkemiz için kurtulacağız! Bu akrep darbesinin üstesinden geleceğiz.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺48,75

Özgürlük Savaşçıları serisinin bu ikinci kitabında Türk Kartallar Timi ile yine nefes kesen maceralar yaşayacaksınız.

“Bölgede önemli bir konuma sahip olan Türkiye, 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra kısa sürede toparlanıp sınırını koruma altına almak için Suriye’ye özel bir tim gönderdi. Bu timinin başında timin keskin nişancısı Yüzbaşı Emir vardı. Bu özel tim Suriye’de öyle büyük işler yaptı ki 15 Temmuz’da asıl darbeyi yiyen Amerika, Suriye’de de yok olmaya başlamıştı. Hatta Amerika her hattıyla desteklediği gerilla savaşlarının da kontrolünü kaybetmişti.

Yüzbaşı Emir komutasındaki Özgürlük Savaşçıları, son olarak Amerika’nın YPG’ye gönderdiği silahların çoğunu imha edince Amerika’nın gerçek yüzü ortaya çıkmış oldu. Suriye’de gizli olarak faaliyet gösteren bu tim artık iyice dikkat çekmiş ve Amerikan askerleriyle karşı karşıya gelmişti.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺48,75

Asiye inatçı bir kızdı. Kafasına koyduğunu yapan...
Biraz pervasız, biraz tutarsız... Çokça geçimsiz ve huysuz...
Hayattaki hedeflerine ulaşamayan...
Öylece yaşayan ve ölmekten korkmayan...

Elbet onu bu hale getiren nedenler vardı. Hiçbir bebek karakterli doğmaz. Karakter, çevrenin etkisiyle sonradan gelişir. İşte bu yüzden iyi insan, kötü insan demek yanlıştır. Doğrusu; iyi muamele görmüş, kötü muameleye maruz kalmış insan olmalı.

Ya da sevgiyle büyümüş, sevgisiz yarım kalmış...

“Görücü Usulü Aşk” serisi ile toplumsal bir gerçeğe ışık tutan yazar Necla Arslan Kurt şimdi de Asiye karakteri ile gençliği mercek altına alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺67,50

Çocuğu Olmayanlar İçin Doğurganlığı Artıracak Beslenme ve Yemek Tarifleri

Çoğu insan gebe kalmanın kolay bir süreç olduğunu düşünür. Pek çok çift bunun o kadar da kolay olmadığını bebek sahibi olmaya karar verdiğinde fark ediyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer bir hekim olarak yıllardır tüp bebek üzerine çalışmalar yaptıktan sonra kısırlığa yol açan etkenlerin sadece sağlık sorunları olmadığını aynı zamanda beslenme alışkanlıkları, çiftlerin psikolojileri, hormonal dengeler, yaş, kilo, hayat tarzı, stres, kullanılan ilaçlar, sigara ve alkol alışkanlıkları ile ilgili olduğunu tespit etmiştir. Bu kitap; doğurganlıkla ilgili sorunu olan çiftlerin doğurganlığını önemli ölçüde artıracak beslenme önerilerini ve yemek tariflerini içeriyor.

Daha da önemlisi olacak çocuğunuz için yapacağınız en önemli yatırım, ona verebileceğiniz en büyük hediye kaliteli yumurta ve sperme sahip olmanız. Bu, çocuğunuzun hayat boyu sağlığını etkileyen en önemli şey.

Bebek sahibi olmaya karar vermeden altı ay önce bu kitaptaki önerileri uygulamanız hem doğurganlığınızı artıracak hem de doğacak çocuğunuzun sağlığını bire bir etkileyecek. Bu kitaptaki önerileri uygulamak hem sağlıklı anneler hem de sağlıklı nesiller demek!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺85,50

Kendimizin ve ahlaki zekamızın farkına varıp belki de kendimizi ve yaşamımızı yeniden tanımlamak için…

Ahlaki Zeka, herkese hitap ediyor, hepimizin bir yerlerine dokunuyor. Kişisel, ruhsal, vicdani ve sosyal problemlere değinmeye, kanayan yaraların farkına varıp olabildiğince çareler üretmeye çalışıyor. Ruhumuzun, vicdanımızın, kişisel gelişimimizin, kariyerimizin ve sosyal hayatımızın ahlaki zeka ile nasıl donatılabileceğine dair prensip ve örnekler sunuyor.  Ahlaki Zeka, ahlaki gelişimin ve ahlaki toplumsal ilişkilerin köşe taşlarını döşüyor. Erdemli davranışların nasihate dayalı format yerine insan vicdanı ve zekasının bir gereği olarak takdim edilebileceğini gösteriyor.

''Ahlaki zeka prensipleri yaşanmış olay ve örneklerle desteklenmiş ve karşımıza hikaye tadında rahatça okunan bir eser çıkmış.''

-Mehmet Ali Bulut

“Ahlaki Zeka” değerler eğitiminin okuması kolay ve eğlenceli bir hali. “Ahlaki Zeka” erdemli ve isabetli davranışların nasihate dayalı format yerine insan vicdanı ve zekasının bir gereği olarak takdim edilebileceğini gösteriyor.''

-Prof. Dr. Yunus Çengel

“Ahlaki Zeka” içerik ve konu itibariyle günümüz Türkiye’sinin kanayan yarasına merhem olabilecek nitelikte. Eğitim sisteminin çarpıklığı ve kişisel gelişim furyasının bencilliğine karşı nasıl bir tavır takınılması gerektiğini anlatıyor. Bir nevi örnek insan portresi çiziyor bizlere. Konuların eleştirel olması ve kültürel değerlerimizin ekseninde dönmesi itibariyle Türk insanının kolayca benimseyebileceği bir kitap. NLP rüzgarına karşı güçlü bir kalkan niteliğinde.''

-Muhammed Enes Bayrak

''Yazar, ilk Türkçe kitabıyla hedefi on ikiden vurmuş. Sade anlatımıyla, günlük örnekleriyle, tespit ve analizleriyle ihtiyacımız olan konuları isabetle dikkatimize sunmuş. ''

-Uğur Canbolat


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺63,00

Bugünü anlamak isteyenlere…

Sömürgecilik ve talancılıkla geçinen Batı’nın, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra İslam coğrafyasında yaptığı bilimsel araştırmaların %95’i Din Psikolojisi ve Din Sosyolojisi alanındadır. Binlerce tez ve rapor Batılı ülkelerin stratejik akıl üreten kurumlarının masaları üzerindedir.

Bizi çözdüler, sinir uçlarımızı tespit ettiler ve uygun aparatlarla işgal projelerini hayata geçirdiler.

Artık kullanacakları her baltanın sapı, o coğrafyanın ağacından olacak!..

Bu stratejik akıl üreten masalarda iki eldiven dokundu:

• Ilımlı İslam Eldiveni: Cemaat ve Tarikatlar

• Radikal İslam Eldiveni: İslami terör örgütleri olarak isimlendirdikleri, dinî kimlikli örgütler.

Bu çalışma, Ilımlı İslam Eldiveni’dir. Bu eldivende yer alan Kesnezani Tarikatı, Saddam’ın devrilmesinde, Irak’ın işgal edilmesinde kullanılmıştır.

Minhacü’l-Kur’an, Pakistan’da zaman zaman kullanılmış, hâlâ da kullanılmaya devam etmektedir.

İslam dünyasının bu yüzyıl içinde karşı karşıya kaldığı en büyük tehlike bu İki Eldiven’dir. Bu İki Eldiven de coğrafyamızdaki merdiven altı din eğitiminden beslenmektedir.

Bugünü anlamak isteyenler için eşsiz bir kitap…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺76,50

Kur’an, olayları hep ikili, karşıtlı olarak anlatır: Gök, yer; cennet, cehennem; melek, şeytan; emir, nehiy; va’d ve va’id. Bunlar birbiri ardından anlatılır. Müminlerin hali anlatıldıktan sonra kafirlerin hali; Allah’ın gökteki kudret işaretlerinin ardından yerdeki kudret işaretleri; zamandaki tevhîd kanıtlarının ardından mekandaki tevhid kanıtları anlatılır. Ve her şey zıddıyla anlatılınca daha iyi kavranır.

Kur’an’daki bu karşıtlık üslûbu, ruhta derin etki yapar. Allah’tan korkanlar, Kur’an’ı dinleyince o kadar etkilenirler ki tüyleri diken diken olur. Allah’ı anmakla gönülleri yumuşar, ruhları duygulanır.

Sayın Aktoz’un dikkatini çeken husus da Mesani üslûbunun farklı bir yönüdür. Kur’an’da çeşitli surelerde aynı konudan söz eden ayetler aynı numarayı taşımaktadır.

Tesadüfe yorumlanmayacak bu olay, Kur’an’daki mucizevi mesani üslubunun başka bir vechesidir. Dikkatli incelemesiyle bu vecheyi fark eden Sayın İbrahim Aktoz’u kutlarım.

-Prof. Dr. Süleyman Ateş (Diyanet İşleri Eski Başkanı)


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺33,75

Beyin Kontrolü/Beynimdeki Yabancı; insanlık tarihiyle neredeyse bir olan kölelik sistemini ve insanın üstün olma psikolojisinin, ilahlık iddiasının en çok ve aleni olarak ortaya çıktığı bir dönem olan günümüzde, bunun teknoloji eliyle çok daha kolay ve insanların kendi istekleri ile bu sistemi satın alarak nasıl gerçekleşebileceğini anlatmaktadır. Peki şeytan bu kadim savaşta üstün gelebilecek mi? Akılları elinden alınmış yani akil baliğ olmayan insanlar; hakikaten şeytanın başarısı mı olur, hezimeti mi? Aklı olmayanın mesul olmadığı bir İlahi sistemde; şeytan, emrinde olan insan şeytanların diğer insanları zihin kontrolü ile köle yapmalarına müsaade eder mi? Günümüz yeni bir teknolojinin eşiğinde… Dünyayı yörüngesinden oynatabilecek teknolojiler üreten zihniyet, insan ırkını tamamen ortadan kaldırmak mı istiyor? Elektromanyetik olarak yaratılmış evrenimizde elektromanyetik teknolojiyi üretip kullanmamız için önümüzde bir engel yok… Zira Batı’da çalışmalar başlamış durumda… Bu teknoloji üzerinde çalışmamız hem savunma anlamında hem de insana karşı yapılabilecek zulmü engellemeye yönelik çalışmalarda büyük önem arz etmektedir. Yoksa çok geç olacak ve bir daha dünyada esamemiz bile okunmayacak…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺72,00

Türkiye’nin yeniden yükselişinin farkında olan ve bölgesinde güçlü bir aktör olmasını istemeyen karanlık güçler tarihte de olduğu gibi boş durmadılar, içimizdeki hainleri kullanarak ülkemizi bir kaosa ve karanlığa sürüklemek istediler.

Dini ve ahlaki değerlerimizi sinsice kullanarak devleti ve milleti aldatan, on yıllar içinde adım adım büyüyerek canavarlaşan, devletin bütün hassas kurumlarına sızan FETÖ/PDY terör örgütü hiç kuşku yok ki tarihimizin en sinsi ve hain bir terör örgütüdür.

Legal görünümlü illegal yapısıyla kırk yıla yakın zaman sureti haktan görünerek gizlenen FETÖ/PDY’nin ihaneti, 15 Temmuz 2016 darbe-terör girişimiyle gözler önüne serildi.

Karanlık güçlerin hedefindeki mazlum milletlerin güvencesi “son kale” olan Türkiye’yi boğmak isteyenlerin gerçekleştirdiği hain darbe girişimi, bu kitapta dakika dakika tüm detayları ve önemli tanıkları ile yer almaktadır.
Türkiye gerçekten de dünyada zulüm çizmeleri altında ezilen mazlum insanların, ülkelerin ve milletlerin sığınağıdır, son kalesidir.

“Son Kale Türkiye” adlı eserimiz bu anlamda tarihe önemli bir kayıt düşmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺72,00

Ortaokul ve Liseler için öğrenmeyi öğrenmenin yolları

Ders çalışmak bir alışkanlık işidir. Bu alışkanlığı çocuğa kazandırma çabası okul hayatıyla başlamalıdır. İlköğretimin ilk kademesi, çalışma alışkanlığının oluştuğu yıllardır. Okul hayatının ilk yıllarında çocuğun ders çalışma alışkanlığı kazanması sonraki yıllara nazaran daha kolaydır. Aileler bu kitapta okuyacakları temel prensipler çerçevesinde çocuklarına; etkili, verimli ve beyin uyumlu bir ders öğrenme programı uygulama alışkanlığı kazandırabilirler. Olumlu sonuçlar alabilmek için; eğitimin üç önemli faktörü olan öğrenci, aile ve eğitimci birlikte ve uyumlu çalışmalıdır.

Bu kitap, yapmaktan hoşlandığınız şeylere daha çok zaman ayırabilmek için yapmak zorunda olduğunuz işleri sıkılmadan, pratik ve sistemli bir şekilde yapmanıza ve olumlu sonuçlar elde etmenize yardımcı olacak araçlar sunuyor. Ancak istemediğiniz sürece kimse size bir şey öğretemez, hayat tecrübesi de en pahalı öğrenme aracıdır. Bunu bazen ağır bedeller ödeyerek anlayacaksınız. Bir öğrencinin başarmak için hazırlandığı sınavların hayattaki başarılar için önemli olduğunu ama yeterli olmadığını, kişisel kararlarınız ve kararlılıklarınız olmazsa, sizinle paylaştığımız bilgilerin size faydası olmayacağını bilmelisiniz.

Kitabımızda öğrenme ve başarı bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır. Sonuca etki eden tüm unsurlar incelenmiş ve yapılması gerekenler tespit edilmiştir. Öğrenmenin bilimsel boyutları incelenmiş, başarılı öğrencilerin uygulamaları ile karşılaştırılmış ve eğitimin her kademesindeki insanlarla birlikte başarılı eğitim uygulamasının nasıl olması gerektiği tespit edilmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 230
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺54,00

Bir insan eşine “Haklısın” dediği anda, eşini kontrol altına almış demektir; çünkü “haklısın” demek, bir nevi özür dilemektir, aman dilemektir. Aman dileyene de kılıç kalkmaz.

İnsan, mutlu olmak için evlenir fakat birçokları hayal kırıklığına uğrar. Her insanın yetiştiği ortam farklı olduğundan, doğruları ve değerleri de farklıdır. Doğrular farklı olunca, birine göre doğru olan şey, diğeri için yanlış olabilir. Bu kitabı okuduktan sonra “Eşimle, fındık kabuğunu doldurmayan meseleler yüzünden şimdiye kadar boşuna tartışmışım. Bunu daha önceden anlayabilseydim, cennet yuvamızın cehenneme dönüşmesine hiç izin verir miydim? Meğer Eşim Haklıymış!” şeklinde düşüneceksiniz ve “Keşke bu kitabı daha önce okusaymışım.” diyeceksiniz.

“Bu kitabı okuyup bitirdiğimde şunu anladım: Zamanında sorun olarak görülmeyen durumlar, ileride ailenin yıkılmasına zemin hazırlayabiliyor. Bu kitapla, aile sorunlarınızın başlamadan çözüleceğine inanıyorum. Eser, günümüz insanlarının gören gözü, işiten kulağı olması dileğiyle...” Mehmet Akif Özer, Edebiyat Öğretmeni


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺49,50

Bazen canınız sandığınız bir yakınınıza veya daha uzak bir tanıdığınıza kızdıktan sonra kalbiniz rahatsızlanır.

Bazen bir tartışmadan sonra aniden sıradan bir hastalık olarak düşündüğünüz gribe yakalanırsınız.

Bazen olaylara isyan ettikten sonra, hayat sevincinizin sıfıra indiğinin farkında olmazsınız ve birden astım nöbetiniz başlar.

Bazen de birisini affedip güzel duygular içerisinde yaşadığınızda, uzun zamandır şikayetçi olduğunuz ağrılarınızın geçtiğinin farkına varırsınız.

Aslında olan şudur: Duygularınızla hastalanmış ve duygularınızla iyileşmişsinizdir.

Tıpta, hastalıkların sebeplerinin yüzde 70’inin duygusal olduğu tespit edilmiştir. Aynı şekilde, bu orandaki hastalıkların tedavisi de mentaldir.

Ne olursa olsun bütün iyileşmeler sevgiden geçer, sevgi de affetmekten geçer. Hayat kendi olaylarını ve hastalıklarını “Mental Tedavi”lerle çözer.

Bu kitapta, hastalıkların duygusal sebeplerini öğrenecek ve hastalıklarınızı “Mental Tedavi” yöntemi ile iyileştirmenin yollarını bulacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺54,00

Görücü usulü bir evlikle başlayan Nazlı’nın hikayesi “Vuslat” ile devam edip “İkinci Bahar” ile son buluyor.

Sahi aşk neydi? Bir tarifi var mıydı ya da bir kalıba sokulabilir miydi?

Amacı neydi?

Dünyadaki her şeyin bir varoluş sebebi varken aşk duygusu sebepsiz değildi ya!
Yeryüzündeki tüm canlılar fıtratı gereği karşı cinse ilgi duyar. Çünkü karşı cinsleri birbirine çeken bir his, bir duygu, bir güç vardı. Bu inkâr edilemez gerçekti de neydi bu hissin adı, tanımı? İnsanoğlu için anlamı?
Kimileri bu duyguya şehvet deyip aşağı çekti, kimileri aşk deyip yüceltti.

Peki, gerçek tanımı hangisiydi?

Bu soruda kişiden kişiye değişen bir cevap saklı. Tıpkı karakter misali.
Bu duygu kimileri için gelip geçici bir heves, kimileri için son nefesti.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺63,00

Asiye.

Daha doğmadan babası tarafından terk edilen, sonra annesinin yeniden evlenmesiyle ikinci darbeyi yiyen ve büyükannesinin yanında büyümek zorunda kalan bir genç kız.

İnsanların kendine acımasından nefret eden ve bu sebeple asla acısını kimseye göstermeyen bir kız.
Evlilik çağına erdiğinde büyükannesi 'gözüm arkada kalmasın' deyip evlendirmeye çalışır fakat o her gelen görücüyü ardına bile bakmadan kaçırır. Ona göre aşk denen şey koca bir yalandır. Ta ki bir gün evlerine gelen bir misafirle tüm kaderi değişene kadar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺58,50

Yaslanacak bir yürek varsa, Yaşlanmaktan korkma

Hadi geri verin bana zamanın geçmek bilmediği, acıların üst üste geldiği, çocukluğumun ve gençliğimin sırtıma bir yük gibi bindiği menekşe kokulu sabahlarımdan hiç olmazsa birini. Hadi geri verin bana aynada asılı kalan gülüşlerimi, yastığımda sakladığım gözyaşlarımı. Hadi geri verin bana, hep boynu bükük baktığım sokakları, boş kalan diğer elimin sıcaklığını, pencerenin pervazlarına asılı kalmış hasretle bakan gözlerimin kirasını. Hadi geri verin, geceleri “Baba!” diye seslendiğim zamanları, sahipsiz bir yürekle bir kez görmek için adımladığım kaldırımları. Hadi geri verin.

Ömrü çilelerle örülmüş bir genç kadının başından geçenleri okuyunca bu kadar da olmaz diyecek, inanmakta zorlanacaksınız. Hayatın içerisindeki derin girdaplarda tek başına mücadele etmek zorunda kalan, hem gurbeti hem hasreti bir arada yaşayan, Hollanda-Türkiye arasında sıkışmış Aybike'nin yürek burkan hikayesi sizin de gözlerinizden şebnem tanesi olup kayıp gidecek. O, hem içindeki seslerle hem de kendini yalnız bırakmayan gölgelerle konuşarak sahipsiz bir halde yaşamak zorunda kaldı. Her cümlesinde kendinizden bir şey bulacağınız bu roman acıların yoğurduğu bir kadınının onurlu bir şekilde hayata nasıl da tutunduğunu anlatmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 440
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺89,90

İki memleket sevdalısı, iki Islam mücahidi, iki güçlü lider ve yaşadıkları...

Haçlıların dün saldırdıkları Sultan II. Abdülhamid ve bugün saldırılarını sürdürdükleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan... Ikisinin de başına gelen ilginç ama bir o kadar benzer olayların bu kadar çok olması oldukça manidar.

Bu kitap, tarihe önemli bir not düşmek için, "Günlük politikanın oyuncağı olmadan, gerçek tarihimizin sayısız kaynaklarını inceleyip bir hafıza tazelenmesi yaptığımız için resmî tarihçiler bana darılmasın!" diyen tarihçi yazar Şükrü Altın tarafından bir hesaplaşma amacıyla kaleme alındı.

Önyargıları mahkûm edip sıra dışı tarihimizin görünmeyenlerini okuyarak bu toprakların, bu Hilal'in, bu milletin bekası için geçmişten bugüne kendilerini siper eden iki büyük liderin; Sultan II. Abdülhamid'in ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hakkını teslim etmenin artık zamanı geldi!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 375
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺85,50

“Yorgun bir günün bitiminde eve gelip Fatıma’nın yüzüne baktığımda bütün gamım ve kederim yok olup giderdi.”

Hz. Ali

Fatıma olmasaydı tanımayacaktık aşkı.

Muhabbeti Muhammedi’yi (s.a.v.) bilemeyecektik.

Onsuzluğun ölüm olduğunu anlamayacaktık.

Fatıma olmasaydı evlatlığın incisi dağılıp saçılacaktı yerlere. Kadın olmanın bestesi ahenksiz olacaktı.

Yıldızsız geceler gibi yürekler rehbersiz kalıp üşüyecekti.

Anneliğin ritmi anlamsız, şiiri ise yarım kalacaktı.

Yeryüzünde muhteşem bir hikâye daha itinayla yazılıyordu.

Ali ile Fatıma’nın hikâyesi, gelecek çağlara kadim bir destan ve ihtişamlı bir miras olarak kalacaktı.

“Aşka Adanmış Bir Ömür Hz. Hatice” ile okuyucuların gönlüne taht kuran Nurdan Damla’nın bu romanı da, kalbinizde ve gönlünüzde ayrı bir yer bulacak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 496
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺74,80

“Hakikât alemlerine esrarlı yolculuk...”

Hatalara…

Yanlışlara…

Günahlara düşenler…

İnkâr ve isyan içinde ömür tüketenler…

Pişmanlık ve vicdan azabıyla tutuşup yananlar…

Ve sonunda gözyaşlarıyla secdeye kapananlar…

Ardından gelen rahmet sağanakları…

Bu sarsıcı duygu patlamasına ortak olmak ister misiniz?

Öyleyse hakikât âlemlerine esrarlı bir yolculuk sizi bekliyor…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺45,00

“Ölümsüz bir sevdanın yürek kıvılcımları...”

Odama girdiğinde perişan haldeydi, ağlamaktan bitap düşmüştü. Yanaklarından süzülen yaşlar bir kor gibi yüreğine akıyordu. Amansız bir duygu fırtınasıyla kendini paralarcasına haykırıyordu:

 Meğer Allah varmış!

Bugüne kadar hayat hikayemi Allah’ın olmadığı varsayımı üzerine kurmuştum. Bunun için de işlemediğim günah, yapmadığım hata kalmamıştı.

İmansız ve isyankâr ruhumda, çevreme yaydığım fikirlerle birçok masum yolunu şaşırdı, hayatı zehir oldu. Ama hiç beklemediğim bir anda karşıma çıkan o sarsıcı, esrarengiz hadise bütün hayallerimi altüst etti.

Söyleyin lütfen hocam, şimdi benim halim n’olacak?

Bu öyle bir haykırıştı ki, hem kendisi ağlıyor hem de bizi ağlatıyordu.

Gözlerimin yaşını silerken;

Lütfen şunu baştan anlatır mısın evladım? diye atıldım.

Neler olmadı ki hocam, diye koptu yeniden…

Bu kitapta, inançsız ve asi bir ruha iman ateşinin nasıl düştüğünü anlatan yürek parçalayıcı bir hikayeyi yaşayacaksınız.

Halit Ertuğrul’un kaleminden...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺22,50

“Asi ruhlar ancak inandığına teslim olur.”

“Sorunlar tamamen okuyuculardan gelen mektuplardan seçilerek oluşturulmuştur. Mektuplar, o kadar ibretli, o kadar çarpıcı ve o kadar güncel problemleri sergilemektedir ki, bunlardan daha güzel başka konular bulunamazdı.”

Halit Ertuğrul

Eğitimcilik hayatında kırk yıllık bir geçmişi olan Halit Ertuğrul’un gençler için hazırladığı "Gençlik Mektupları"nda yazar, gençlerin sorunlarına cevaplar veriyor, dile getirilen problemlere çözümler sunuyor, gençlerin derdine derman olmaya çalışıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺45,00

“Gönüllere girilmeden kafalara girilemez...”

Halit Ertuğrul’a, kırk yıla yaklaşan eğitimcilik hayatında, ilköğretim öğretmenliğinden üniversite hocalığına kadar eğitimin her kademesinde görev yapmak kısmet oldu.
Emek verdiği binlerce öğrenci bugün öğretmen olarak yurdun çeşitli yerlerinde bu kutsal mesleğe layık olmak için çırpınmaktadır.

Bu şanlı vazifeyi sürdüren meslektaşlarına günümüzün eğitim problemleri ve çözüm önerileriyle ilgili tecrübe ve birikimlerini paylaşmak için Sevgi Dolu Örnek Öğretmen isimli eseri hazırladı.

Bu kitap “gönüllere girilmeden kafalara girilemez” mantığıyla ele alınıp öğretmen, öğrenci ve velilere bir yol haritası nevinde bilgi ve deneyimler sunmaktadır.
Yaşanmış güncel olaylarla beslenen bu çalışmanın, eğitim camiasına yeni bir heyecan getireceğine inanıyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺45,00

“Menfi Etkilerden, Depresif Hallerden, Negatif Enerjilerden, Olumsuz Duygulardan ve Şartlanmışlıklardan Kurtulun!”

Büyü, insanoğlu tarihinin büyük sayfalarını kaplamaktadır. En sade insandan, krallar ve yöneticilere kadar birçokları tarafından ilgi görmüştür. Ülkeler büyü ile yönetilmek istenmiş, savaş kararları büyücü ve falcılara danışılarak alınmıştır. İnsanoğlunun gizem merakı ve geleceği bilme isteği felaketleri beraberinde getirerek zelil bir son yaşamalarına sebep olmuştur. Hiçbir dönemde büyücü ve falcılar hüküm sahibi olamamış veya nüfuzları geniş olmamıştır. Tarihte hiç böyle bir örnek yoktur. Aksine Allah’ın gazabının altında ezilerek zelil ve rezil bir hayat sürmüşlerdir.

 Hep filmlerde, masallarda, hikâyelerde çizilen büyücü ve falcı tiplemelerinin çirkin, ürkütücü yani fiziksel olarak insanların bakmaya çekinecekleri bir görünüşte olmaları bu bilişsel bilinçaltından kaynaklanmaktadır.

Geçmişten günümüze gelen bilinç bize; büyücünün fiziksel görünüşü gibi büyü ve fal işlerinin çirkinliğini göstermektedir.

Tüm bunlara rağmen gizli köşelerde, kuytularda bu kültür devam edegelmiştir. Şeytanın bir oyunu olan büyü, insanlar tarafından rağbet görmeye devam etmektedir. Bu kişiler rahmetten gazaba doğru seve seve koşmaya devam ediyorlar…

Bu kitap sadece Allah Kelamı ile bize öğretilen ayetler ışığında büyü illetinden kurtulmak ve korunmak isteyenler için büyü bozucu, cinci, büyücü ve üfürükçülerin ellerinde biçare olmamaları maksadıyla kaleme alınmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 13,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺103,50

“Geç kalma iki gözüm.
Burada her yer hazan, her yer hüzün...”

Anadolu’nun küçük, şirin bir ilçesi…

Ve bu ilçede kaderleri kesişen dört insan…

Hayatın zorluklarına karşı birbirine tutunmaya çalışan bu insanlar aşklarıyla, hüzünleriyle, yanlışlarıyla, günahlarıyla, özlemleriyle yüzleşiyorlar…

Tüm bu dünya keşmekeşi içerisinde doğruyu bulma, güzele ulaşma, iyiliklerle donanma yolunda karşılarına çıkan her türlü zorluğu aşma adına İlknur’un teslimiyeti, Uğur’un metaneti, Yasemin’in isyanları, Ahmet’in özlemleri acaba bu insanları nereye götürecek?

Safiye Çetinkaya’nın Aşk Yağmuru Sever romanının satırları arasında kendinizden bir şeyler bulacaksınız. Aşk, özlem, isyan, acı, hasret, gözyaşı ile yoğrulmuş hayatlar sizi bekliyor…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺45,00

İnsan Kaynakları Uzmanı ve Eğitimciler için Eğitimlerinizi Daha Etkili ve Eğlenceli Hale Getirmek İçin 70 Ayrı Eğitim Oyunu Sizi Bekliyor.

Yaparak yaşayarak öğrenmek, en kalıcı öğrenme metodudur. Bu metodun alt başlıklarından biri de eğitsel oyunlardır. Eğitimcinin rehberliğindeki katılımcı, eğitsel oyunlar sayesinde, öğrenme sürecine hem fiziksel hem de düşünsel katkıda bulunur. Böylelikle öğrenme süreci daha eğlenceli, öğrenilen bilgiler ise daha kalıcı olur.

Elinizdeki kitap, tıpkı ilk kitapta olduğu gibi kurum içi ve iş hayatında eğitim veren profesyonel eğitmenlerin, öğretim sürecinde kullanabilecekleri 70 adet eğitsel oyun içeriyor. Oyunların tamamı, eğitimlerde kullanılan, uygulaması kolay, anlaşılabilir ve somut sonuçlar çıkarılabilecek niteliktedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺54,00

“Hani, bizi sadece ölüm ayırırdı?
Söylesene, hangimiz öldük?”

“Aklımdan çıkmıyorsun, aklım çıkıyor sen çıkmıyorsun. Olmuyor işte…
Bugün yine seni özlerken yakaladım kendimi.
Demek ki içimde hâlâ sana rastlayan duraklar var. Takvimler değişti, hasret yine aynı... Oysa ikimiz de aynı şeyi düşünüyoruz; ben seni, sen kendini!

Bazı günler hiç aklıma gelmiyorsun. İşte o günler iyiyim. Ama bugün o günlerden biri değil.
Anlaşılan yarın yine devam edeceğim gözlerinden...
Dudağımın kenarında kabuk bağlamayan yara gibi oldun. Azıcık gülsem kan, hiç gülmesem koca bir hüzünsün.
Canımın içi, çok acıyorsun, çok acıtıyorsun...”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺76,50

“Osmanlı’nın dağılış dönemindeki direnişin adı…”

Bu kitap Asya’dan Avrupa’ya, Afrika’dan Ortadoğu’ya uzanan üç kıta üzerinde Teşkilat-ı Mahsusa’da görev almış kahraman insanların fedakârlıklarını anlatmaktadır. İstihbarat konusunu içeren bu eserde hayal bile edemeyeceğimiz gizli savaşlar yapılmıştır. Çok abartılı gelebileceği düşüncesiyle güvercinlerin ajan kuşlar olarak haberleşmede kullanıldığını yazmadık. Şahinlerin suikastlarda kullanıldığından bahsedemedik. Fakat bunlar da yapıldı. Cihan Harbi’nde yoğun istihbarat çalışmaları yapılmıştı. Çünkü bu savaş, istilacı devletlere karşı can derdine düşmüş devletlerin var ya da yok olması savaşıydı. Bu kitap da geçmişte olanları öğrenerek geleceğimize yönelik dersler çıkarılacaktır.

Teşkilat-ı Mahsusa elemanları İslam uğruna, kara ve deniz yoluyla Hindistan, Güney Afrika gibi uzak bölgelere gittiklerinde bir daha geri dönememişlerdir. Kendileri gelemediği gibi bir satır mektupları da gelememiştir.

Sayfaları çevirdikçe, yürekleri ülke sevgisiyle dolu bu kahramanların özlemini duydukları gelecek için nasıl savaştıklarını, yaptıkları eşsiz fedakârlıkları kelimeler ile anlatmanın mümkün olmadığını siz de anlayacaksınız…

Eşref Kuşçubaşı, tarihçi Cemal Kutay’a el notlarıyla verdiği anılarında şöyle diyordu:

“Hiçbir harpte, Trablusgarp’ta olduğu kadar yalnızlığımızı hissetmemiştik. Çöl sıcaklarında yaralarımızı saracak pamuğumuz, merhemimiz yoktu. İçinde amonyak vardır diye yaralarımızın üzerine idrar döküyorduk.”

Şunu unutmamak gerekir ki, başta Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere bugün ayakta kalmış birçok devlet ve topluluk işte bu Teşkilat-ı Mahsusa’nın külleri içinden ortaya çıkmıştır. Teşkilat-ı Mahsusa, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın kurulmasında geleneksel açıdan altyapı oluşturmuş gizli bir örgüttür.

Teşkilat-ı Mahsusa ile ilgili bu kitap klasik bir tarih kitabı değildir. Olayların tarihî bir roman türüyle anlatılışıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 384
En / Boy : 13,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺85,50

“Övgü dolu söylemlerle tarihe geçen  bir zafer sunumu…”

Kutulamare; tıpkı Çanakkale Destanı ve Milli Mücadele Zaferi gibi, hiç unutulmamak üzere, tarihin belleğinde ve dünya kamuoyunun zihninde yer etmiş ama Birinci Dünya Savaşı’ndaki büyük kayıplarımızın gölgesinde kalarak bizden bir süre gizlenmiş ibret dolu, güzide bir kahramanlık öyküsüdür!
1916 yılında İngiltere İmparatorluğu’nu kahrından yasa boğup müttefikimiz olan Almanya ve Avusturya’da bile coşkuyla kutlanan bu zaferi o günün koşullarında doyasıya dillendiremediğimiz gibi, maalesef yakın zamana dek o muhteşem olayı hiç anımsamadık, daha doğrusu onunla coşmaya fırsat bulamadık.

Ama şimdi ders ve ibret zamanı!

O günün koşullarına göre bize inanılmaz gelen bu tarihi olayın, gerçek yüzüyle insanımıza yeniden iletilmesi gerekiyordu ki; bu belgesel romanla o ihtişamı yeniden anımsayalım istedik.

Üstelik gerçek dostla düşmanın kim olduğunu anlayalım ve bize bizden başka kimseden fayda gelmeyeceğini, hem de güvenliğini başkalarına emanet eden milletlerin eninde sonunda hüsrana uğrayacağını bilelim istedik.

Kutulamare, savaş teknolojisi üstün ve dünya hâkimi görünen bir devlet gücünün, Albay rütbesindeki Türk komutanlar karşısında aldığı, eşine az rastlanır bir mağlubiyetin adıdır.

Hele İngilizlerin birçok general ve subayla birlikte 13 bin askerinin esir alınıp komutanlarının İstanbul’da misafir edilmesi dillendirilmesi gereken bir önemli olaydır.

Kutulamare zaferinin detayları arasında Osmanlı’nın neden çöktüğü de anlaşılmaktadır.

Elinizdeki Kutulamare romanı, bugünü ve yarını yaşayacak olan milletler için büyük bir ibrettir!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺76,50

“Fırtınalı bir mevsimde yolu bulmak, yolda yürümek ve yol olmak için…”

Tarihin her devrinde insanlar ve toplumlar varoluş krizine girmiştir. Ancak hiçbiri bugünkü kadar derin, sarsıcı ve yıkıcı olmamıştır. Küresel ölçekte bir çığlık var. Bu çığlık; aklı yarılmış, ruhu delinmiş, kolu kanadı kırılmış, imanı doğranmış insanın çığlığıdır. Ancak Gürültü Çağı bu çığlıkları bastırmakta, çekilen nice acıları, oyun ve eğlence anaforuna takarak duyulmaz hâle getirmektedir. Batı’nın her seferinde ambalajlayıp insanlığın önüne koyduğu tekno-konformizm geçici narkoz etkisi yaratmaktan öte bir işe yaramamaktadır. İnsanlık, Cahiliye Devri’nin en koyu buhranlarını yaşamakta, ancak yaşadığı buhranın onu adım adım büyük bir tükenişe götürdüğünden bigâne görünmektedir. Sezai Karakoç’un ifadesiyle “insanlık Batıyı içmekte, ancak başına diktiği şeyin su değil, içini kavuran bir asit olduğunu unutmuş görünmektedir. Evet, insanlık Batıyı içiyor. Fakat bu içiş onun şifasını değil, hastalanmasını ve zehirlenmesini artırıyor.”

İnsanlığın Allah’a, hakikate ve fıtrata olan yolculuğu modern eşkıyalar, küresel iblisler, taşeron teröristler, organize soyguncular ve doyumsuz şarlatanlar tarafından kesilmiş durumdadır. İnsanlar yerinden, yurdundan, canından, malından, aklından, dininden ve neslinden edilmiş; toprağın altı üstünden daha güvenli hale gelmiştir.

Fıtrata dayalı varoluş sistemi üç damardan beslenir. Bunlar; iman, ruh ve hakikattir. İman ruhun, ruh da hakikatin ikiz kardeşidir. Bunların birbirinden ayrıldığı bir sistemde varoluş sancısı baş gösterir. Bu sancıyı dindirmek ne maddenin ne eğlencenin ne de konforun işidir. “İnsana şah damarından daha yakın olan Allah” ile bağı yeniden kurulmadıkça; eşya insana, insan Yaradan’a ait kılınmadıkça; dünyaya sahip olmak için değil, şahit olmak için gelindiği bilincine varılmadıkça; çağlar üstü hakikat sistemine demir atılmadıkça; insanı nesneleştiren bilgi sistemi ahlakileştirilmedikçe, insanı ruh fukarası haline getiren eğitim sistemine neşter vurulmadıkça, doğru yol doğru insanla buluşturulmadıkça insanlık, makro kıyamete kadar tedrici bir şekilde şiddetlenerek devam edecek olan mikro kıyametleri yaşamaya devam edecektir.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺22,50

Evet hazin bir ortamda, zor bir zamandayız. Gelgelelim bir şekilde yaşamasını ve yaşatmasını bilmekle de yükümlüyüz. Hayat kaçıp gitmektedir hiç kuşkusuz. Lâkin “geç” ile “çok geç”e teslim olmak da neyin nesi? Hem burada asıl önemli olan insanın ne kadar süre yaşadığı mı, yoksa ne yapıp nasıl yaşadığı mı? Zamanı boşa harcamak acaba gerçekte neyi harcamaktır? “Nice ömürler vardır ki,” der bilge,“zamanı uzun, değeri kısa; nice ömürler de vardır ki, zamanı kısa, değeri çoktur.” Öyleyse bugünün değerini bilmek, yürekli bir yol eri olmak, hayatın anlamını kavramak, insan olmanın şuûruna varmak ve ağyar meydanlarında ömrü bereketlendirmek biricik görev sayılmalı değil midir?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺54,00

İlk baskısı 1986 yılında yapılan ve bir deneme kitabı olan “Her Duvar Bir Kapıdır” ikinci baskısıyla yeniden elimizde. Kitabın ilk baskısının söz başı kısmında şöyle der Adem Kandemir: “İnsanlar kendilerine ya çok pahalı veya çok ucuz kıymetler biçerler. Herkes kendine ne kıymet biçerse pahası odur. Bunun için kendine ister hür, istersen esir olarak kıymeti biç. Bu, senin elindedir.” der filozof. Bu sözleri yerinde buluyorsak, düşünebilme ve duyarlıklı olabilme gücümüze, bu gücü kullanabilme yeteneğimize göre bulunduğumuz yerlerde kıymetimizi biçer, özgürlük sınırlarımızı da çizebiliriz. Eğer bu sözlerin taşıdığı anlama katılmıyorsak bizim kıymet ölçümüzü kim, neye göre, nasıl ve kim için biçecektir? Sözü şu noktaya getirmek istiyorum: Müslümanlar olarak içinde yaşadığımız şu toplumda bizim bir kıymetiharbiyemiz var mıdır, yok mudur? Varsa bu kıymeti kim biçmiştir? Mâhiyeti ve pahası nedir? Gerçek değerler mi, yoksa sistemce bize yüklenen değerler mi taşıyor bu kıymeti? Kuşkusuz bu sorulara verilecek cevaplar bizim düşünce ve duyarlık yeteneğimizle, bizim ne kadar kıymetşinâs ve ne kadar kıymetnâşinâs bir insan oluşumuzla doğrudan bağlantılıdır.”

Kendini, kendi yeteneklerini, kendi konumunu dolaysız olarak algılamaya çalışanlardan biri olduğunu belirten Kandemir, devamla şöyle diyor: “Ben de kimileri gibi ‘düşünce ve duyarlılığın güçlüklerin ardından gelip eyleme öncülük eden bir şey’ olduğuna, bizi çevreleyen duvarların da ancak bunları elde etmekle yıkılacağına inanıyorum. Yine inanıyorum ki bakıp görebilenler, duyup düşünebilenler, düşünüp eyleme aktarabilenler ancak bir yerlere ulaşabileceklerdir.” İnsanı kurtuluşa götürecek bilginin elde edilebileceği, yaşar kılınabileceği alanların son derece sınırlı ve dar olduğunu, bunun için elinden iş gelir herkesin bu alanların genişlemesi için var olan çabayı göstermek durumunda bulunduğunu belirten Kandemir, bu kitabında “insan, toplum, hayat, düşünce, bilgi, yazar, yazma bilinci, zihniyet, özgürlük, kişilik, iletişim, zaman, şehir” gibi kavramları bu sorumluluk bilinci çerçevesinde sorgulamaya çalışıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺45,00

Düşmanınız sevgiliniz olursa…

Yusuf, intikam almak için peşine düştüğü Tuğrul’un kızı Zeyneb’e âşık olur. Tuğrul ise yaşama küsmüş olan kızı Zeyneb’in kendisini öldürmek isteyen Yusuf’a olan sevgisi sayesinde hayata tutunduğunu görmektedir. Zeyneb ise tüm olan bitenlerden habersiz içine düştüğü dipsiz kuyudan çıkabilmek için bir umut ışığı olarak gördüğü Yusuf’a tutunmaya çalışmaktadır.

Sevdiklerini geçirdikleri elim olaylar sonrasında kaybetmiş ve yaşama sevincini yitirmiş üç insanın kesişen yollarını intikam hırsı ayırmaktadır.
Acaba aşkın gücü intikam ateşini söndürmeye yetecek mi? Sevgi, yaşama arzusunu yeniden yeşertebilecek mi? Merhamet, kendisini öldürmek isteyen insanı affedebilecek mi?

Bu aşk ve intikam öyküsünde hayatın tüm acılarını, gerçeklerini, güzelliklerini yaşarken Karadeniz’in eşsiz tabiatını da keşfedeceksiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺67,50

Olmadı... Olamadı...

Dinlediğim o nefes de sustu. Onun gidişiyle bendeki tüm sesler de sustu... Hayallerim sustu... Sevinçlerim, kahkahalarım sustu... Kadınlığım sustu...

Akif’ten sonra bende kalan tek şey analığımdı.

Üzerini bal mumuyla sıkıca mühürleyip kapadığım ve en tenha köşelere sakladığım kadınlığımın yerinde şimdi dimdik duran bir analık vardı.

Ben artık ölümden korkmuyorum, ölümlerden korkuyorum. Birincisinde sadece ben varım. Ama ikincisinde tüm sevdiklerim var...

Tıpkı şairin dediği gibi, içim hep bir “Hoşça Kal Ülkesi” oldu. Tüm sevdiklerim gidiyordu. Bir bendim geride kalan.

Tıpkı yatağı değişmeyen ırmak gibi... Tıpkı yerinden bir santim bile ayrılmayan kıtalar gibi, dağlar gibi...

Gidenler gidiyor, dönmüyorlardı... Ben ise hep bekliyordum. Ağlıyordum... Özlüyordum...

En insanî yanımla, kayıplarımın yasını tutuyordum...

Ama toprak aldığını geri vermiyordu....

Yazar Safiye Çetinkaya’dan yine bir solukta okuyacağınız harika bir roman…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺54,00

Çanakkale, eşi görülmemiş büyük bir destan...
Süngünün bombayla mücadelesi, piyadenin zırhlılarla savaşı…

Tüm dünya ordularına karşı imkânsızı gerçekleştiren “Türk Askeri”nin eşsiz kahramanlığı…
Onlar, düşman karşısında madden güçsüzdü ama asla çaresizlikten başları öne eğilmedi. İnandılar ve başardılar… Yalnız o günü kurtarmakla kalmadılar, dört yıl sonraki Millî Mücadele’nin de temelini attılar.

Gelibolu Yarımadası’na ayak basan işgal ordularının başında İngiliz Generali Hamilton, ülkesini savunan Türk Ordusu’nun başında ise Alman General Liman Von Sanders…
1915 Mayıs’ı; Seddülbahir Cephesi’nde tarihte eşi görülmemiş bir faciaya tanık oluyor: 7. ve 9. Tümenleri komuta eden Albay Sodenstern, akıl almaz biçimde, düşman bombardımanına süngüyle saldırı emri veriyor. Ve… O talihsiz gün, “Alman Albay”ın taktik hatasını, 16 bin “Türk Askeri” canıyla ödüyor.

Garip! Ama 7 aylık savaş süresince, ne yazık ki bu hata tek örnek olmayacaktır…
İngiliz’in emrinde ölenler; Anzak, Hintli, Senegalli ve Yeni Zelendalı kandırılmış 250 bin dünya garibanı…

Alman’ın emri altında şehit olanlar ise 230 bin Mehmetçik…
Bir ulu destan işte böyle yazıldı…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺37,50

Son beş yılımız belki de yüz yıla bedel. O kadar kısa bir sürede o kadar çok şey yaşadık ki... “Bunu da atlatabilir miyiz” diye sorduğumuz her soru sonrası o soruyu sorduran “badire”den daha büyüğüyle sınandık.

Düşmanın doğası düşmanlık yapmaktır bildik.

Bir de “Dost ateşi” altında kaldık. Dost sandıklarımızın ihanetine şahitlik ettik.

“Dost ateşi altında yaşadığımız günler”i ancak ayaklarımız bu topraklara sımsıkı basarsa, tarihsel kodlarımıza yeniden dönersek aşabileceğimizi bildik.

Hepsini kaydettik. Hepsini not ettik. Günü gelince durduğumuz yerin neresi olduğunu en yüksek sesten dillendirdik. Günü geldiğinde meydan okuduk. Ölümü göze aldık. Milli ve yerli olanların yanında yerimizi aldık! Safımızı tercih ederken bir an olsun tereddüt yaşamadık.
İş bu kitabın özeti budur… Yaşadığımız günlere tanıklığımızdır. Derdimizin kayıt altına alınmasıdır. Derdimizi söylemektir.

İstiklal Madalyası sahibi dedem Hasan onbaşının bize öğrettiği dua şudur. “Allah (cc) devlete, millete zeval vermesin!”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 480
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺103,50

Şimdiye kadar Nato hakkında pek çok makale, pek çok kitap yazıldı. Ancak sözde komünizme karşı bir “askeri güvenlik paktı” olarak kurulan Nato’nun İslam’a karşı yürüttüğü savaş konseptini bugüne kadar kimse gündeme getirmedi. Oysa Nato, aslında kuruluşundan beri bir Haçlı ordusuydu. Bunu 1990 yılına kadar gizlemeyi başardılar. Ancak Tapınak Şövalyeleri’nin Haçlı Seferleri’nde yapmış olduğu görev, 1990’lı yıllardan sonra resmen Nato’ya verildi. Komünizmin çökmesiyle birlikte, Nato’nun yeni ‘düşmanı’ olarak İslam seçildi.

“Üst Akıl” isimli kitabıyla dünyayı yöneten küresel çeteyi deşifre eden Araştırmacı-Yazar Murat Akan, bu kitabıyla da Evanjelizm’in küresel ordusu Derin Nato’nun İslam’la olan savaşını ifşa ediyor. Aynı zamanda ABD’nin Nato’yu kullanarak Türkiye’yi nasıl ‘savaşsız işgal’ ettiğini de çarpıcı belgelerle ortaya koyan yazar, Derin Nato’nun 1990’dan sonra İslam dünyası ve Türkiye’ye çektiği ‘örtülü operasyonları’ belgeleriyle gözler önüne seriyor.

İşte kitaptan bazı çarpıcı başlıklar:

ABD, savaşmadan Türkiye’yi nasıl işgal etti?

ABD, Osmanlı’daki terör örgütlerini neden destekledi?

Misyoner okullarıyla Osmanlı nasıl çökertildi?

Robert Koleji’nin büyük sırrı ne?

Milli Eğitimi ABD Büyükelçisi mi yönetiyor?

Türkiye’nin resmi dininin Hıristiyanlık olması için kimler teklif verdi?

Ankara’nın göbeğindeki ABD gizli ordusu ne iş yapar?

Hangi anlaşmalarla ABD ve Nato’ya Türkiye’yi işgal yetkisi verildi?

15 Temmuz’da Nato işgali nasıl önlendi?

1990’lardaki faili meçhul cinayetlerdeki Derin Nato parmağı nasıl deşifre oldu?

Nato’nun Türkiye’yi gizli işgal planı var mı?

Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy ve Ahmet Taner Kışlalı hangi Gladio belgesindeki talimatlar doğrultusunda öldürüldü?

Hizbullah silahlarının Nato’ya ait olduğu nasıl tespit edildi?

Nato karşıtı Eşref Bitlis Paşa ve ekibi neden tasfiye edildi?

ABD’nin bugünkü Ortadoğu projesinin gerçek amacı ne?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 13,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺86,25

“Bu topraklarda güller kırmızı açar, Paşam!”

Elinizdeki romana ad olan söz; sömürge düzeninin ordularına ve kendini yönetenlerin duyarsızlığına isyan eden Anadolu halkının bayrak cümlesidir… Bu eser, ülkenin can damarını oluşturan Kuvayı Milliye’nin ilk ocağını aydınlatan fener, Milli Mücadele’ye gebe kutlu bir doğumun öyküsüdür…

Romandaki kahramanlar, Türk tarihinde yerini almış gerçek kişilerdir. Anlatılanlar bire bir yaşanmış belgesel olaylardır. Örneğin; Sarayköy’deki Kuvayı Milliye cephesinde çökme beklenirken, bir Ağustos gecesi Hafız İbrahim (Demiralay) milislerinin Yunan ordusuna yaptığı yok edici baskını işgal kuvvetleri komutanı sonradan yayınladığı hatıratında; “O gece Buldan dağlarında neler olduğunu hala anlamış değilim” diyerek anlatıyor…

Ayrı düşüncelere sahip, taban tabana zıt insanların Kuvayı Milliye çatısı altında birleşerek verdikleri bağımsızlık destanının fotoğrafı, kılına dokunmadan, bütün şeffaflığıyla veriliyor bu romanda. Tarih ve sanat iç içe birlikte yoğrulmuş. Satırlarda buram buram Anadolu kokusu var. Özgürlüğe sevdalı kır çiçeklerinin ezgisini okuyorsunuz zevkle…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 488
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺108,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 226
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺22,50

Kıymetli anne-babalar;

Çocuklarımızın iyi birer insan olarak yetişmesi için temel dini bilgileri öğrenmeleri ve hayatlarına uygulamaları, anne-baba olarak hepimizin arzusudur.

Bu eser, çocuklarımızın itikad, ibadet, siyer ve ahlak konularında temel bilgilere sahip olabilmeleri için hazırlanmıştır.

Çocuklarımız için bilgi kaynağı olan bu eser, kısa cümleler ve anlaşılır bir dille yazılmıştır.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 48
En / Boy : 15,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2015
₺10,80

Yavuz Bahadıroğlu, Yeni Kitabında; Osmanlı’yı cihan devleti yapan dinamikleri kaleme aldı.

Osmanlı’nın yükselişini tahlil ederken işe önce “Osmanlı İnsanı”ndan başlamak gerekir. Osmanlı toplumu, her şeyden önce “hedefi” olan “yürek insanı” bireyler yetiştirirken hedefe “devlet-i ebed müddet”i koymuştu. Toplumun yaşayışı da örfü de ananesi de buna göre şekillenmişti.

Toplumun yetiştirdiği bireyler hedefi gerçekleştirmek için günün şartlarına göre mükemmel bir eğitim veren “Enderun”dan geçiyordu. Enderun eğitimi ise cihan devletini yönetecek insanları yetiştirmeye odaklanmıştı.

Osmanlı’nın yükselişini gerçekleştiren padişahlar ise toplumun ve eğitim sisteminin yetiştirdiği mümtaz şahsiyetlerdi. Padişahların arkasında ise onların her zaman yanında bulunan âlimler vardı.

Yavuz Bahadıroğlu, “Osmanlı’nın Yükselişi” kitabında Osmanlı’yı cihan devleti yapan dinamikleri kaleme aldı. Osmanlı toplumunu, Enderun’u, padişahları ve âlimleri okurken Osmanlı’nın yükselişinin sırlarına da vâkıf olacaksınız…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺85,50

An increased interest towards Islam is present in the world public opinion. Efforts have been paid off to understand Islam; inter-national and national meetings are organized, printed publications and television programs have been carried out in all areas.

Despite these positive information and cultural work, I regret to inform you that in the “Western World” and in some other countries the Islamic opposition - Islamophobia is still continuing.

This antagonistic behaviour and initiatives, originated from the ignorance and fanaticism, targets Muslims and their sacred, mosques, and places of worship and as a result; attacks, violence and destruction is presently ongoing.

For this, to show the reality of peaceful attitude of Islam, I was invited in different parts of the World and organizations; Tokyo, Moscow, Berlin, Rotterdam, Granada, Bonn, Nicosia, London and United Nations, in order to submit papers and answer to the asked questions.

With praise to Allah (c.c.) for letting me to see the translated version of “Islam and Life” in German, Albanian, Italian, Russian and now in English, I pray for all of us for a continuous mercy and forgiveness.

- Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş


Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2017
₺54,00

15 Temmuz Darbe Araştırma Komisyonu Başkanı Reşat Petek’in kaleminden…

“Paralel Yapılanmadan Milletin Yapılanmasına”

1960’ların henüz ilk yarısında “keşfedilen” ve bir “gizli el” tarafından on yıllar boyunca himaye edilen ve parlatılan bir “sözde” din adamı, bu toprakların görüp görebileceği en büyük ihanetlerden birinin lideri oldu!

Sözde “altın nesiller” yetiştirme yalanı ile yüz binlerce insanın hayatını karartıp “kayıp nesiller” ortaya çıkmasına sebep olan bu kişi, çocukluğundan itibaren tüm yaşamı soru işaretleri ve bilinmezlerle dolu olan Fetullah Gülen’dir.

Bu kitapta, “yüzyılın ihaneti” olarak tanımlanan 15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştiren FETÖ’nün lideri Gülen tüm yönleriyle anlatılmıştır.

Kimsenin dikkatini çekmeyen ama “birilerinin” dikkatini çektiği için FETÖ’nün liderliğine seçilen bir “kullanışlı piyon”un hayatına dair tüm ayrıntıları bulacağınız bu kitabın temel odak noktası Fetullah Gülen’dir.

“1 Numara”sının Fetullah Gülen olduğu 15 Temmuz darbe girişimi ise tüm detayları ile ayrıca ele alınmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺76,50

Prof. Dr. Süleyman Ateş tarafından hazırlanan bu meal; Milli Eğitim Bakanlığınca müracaat kitabı olarak kabul edilmiştir.

Allah’ın, insanlar arasından elçi seçip onlara kitap indirmesinin hikmeti, o elçiler ve kitaplar vasıtasıyla kullarını doğru yola iletmektir. İbrâhîm sûresinin 4. ayetinde belirtildiği üzere; her millete kendi içinden, aynı dille konuşan bir peygamber görevlendirilmiş ve o dilde vahiy indirilmiştir.

Hz. Muhammed’in peygamberliği evrenseldir. Her ilâhî mesaj gibi, Kur’ân-ı Kerîm’in prensipleri de bütün insanlık için geçerlidir. Arapçayı anlamayan Müslümanların, Kur’an-ı Kerim’i Arapça metni ile birlikte, anlamını düşünerek kendi dillerinde okumaları çok daha iyidir.

Kur’an-ı Kerim’in dilimize pek çok çevirisi yapılmıştır. Bunların bir kısmının dili eskimiş, gençlerimiz onları anlayamaz duruma gelmiştir. Bir kısım çeviriler de hayli tasarruflarla yapıldığından aslından uzak düşmüştür. Başka kitapların çevirisinde belki tasarruf yapılabilir ama ilahi vahyin tek harfinde nice manalar gizlidir. Bir harfin atılması, mananın hatta hükmün değişmesine sebep olur. Bundan dolayı Kur’an-ı Kerim’in çevirisinde tasarruf yapılmamalıdır. Ancak onu harfi harfine tercüme etmek de mümkün değildir. Bu iş o kadar zordur ki bir ayeti okursunuz, anlarsınız; fakat onu, aslından sezdiğiniz belagatla çeviremezsiniz. Okuduğunuz iki üç kelimeden sezdiğiniz mana ve belagatı başka bir dilde ifade etmeye kalksanız, birkaç cümle yazmanız gerekir ki, o zaman da aslındaki özlük (vecizlik) kaybolup gider. Ama başka çaresi yoktur, ancak onu açıklamalar koyarak çevirebilirsiniz.

Biz de öyle hareket ettik. Mananın anlaşılması için yaptığımız açıklamaları, ayetin asıl anlamına karıştırmamak için parantez içine aldık. Kelimeler arasında acılan parantezler, ayetin lafzında olmayıp söz geliminde bulunan anlamları içermektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 456
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺112,50

Evlat Babanın Sırrıdır

Kalp uyanınca gönül olur...

Gönül sultanını bulunca insan-ı kamil olur.

İnsan-ı Kamil; aşk yolunun yolcusu, sırların bekçisidir.

Satırlarda yazılan bu kutlu yolun bekçileri, satırlardan sadırlara ilmek ilmek işlemişlerdir yolun edeplerini. Kendilerinden sonraki nesillere nur olmuştur, aşk yolunun kandilleri...

Hz. Adem ile istiğfarın edebini, Hz İbrahim ve Hz Meryem ile adanmışlığın ve tevhidin nurunu, MelikTubba ve Ashab-ı Güzinle ande vefa, teslimiyet ve tabiiyetin rahmetini, Fatih Sultan Mehmet Han ile kabul olmuş duaya dahil olmanın yolunu öğrenirken; Efendimiz (say) ve Hz. Fatıma'da aşk ve sırrı talim eder bu kutlu yolun yolculan...

Biz, önce kendimizden ve sonra neslimizden mesul olanlar; Hz. Muhammed Mustafa'nın (say) Havz-ı Kevserinde ümmeti olmayı murad ediyorken, bu murada uyuyan kalplerle ulaşmayı nasıl tahayyül edebiliriz?

Uyuyan bir kalp ölüme mahküm değil midir? ölü ruhlar nasıl yola kandil olabilir?

Kendi sırrımızı keşfedip, geleceğimizin geçmişimizde saklı olduğunu idrak ederek çıkacağımız yolda;

Ölmeden önce uykudan uyananlardan olup, geleceğe üzerindeki gaflet perdesinden sıyrılmış olarak, gözüyle gören, aklıyla bakan, kalbiyle idrak eden bahtiyar bir nesil bırakmak istiyorsak...

Haydin! Çıkalım uyanış yolculuğuna...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2017
₺54,00

Bize sık sık, "Perakende konsepti nasıl hazırlanmalı ve nasıl icra edilmelidir?" diye sorulur ve çalıştığımız projelerde başarılı olabilmek için neler yaptığımız merak edilir. Yanıt oldukça basittir:
- Tutkulu biçimde müşteri istek ve/veya ihtiyaçlarını anlayıp, müşteri çözümlerine odaklanarak (Müşteri neden başka yere değilde, benim mağazama gelsin?)
- Organizasyon içinde çalışan herkesin müşteri nezdinde kavramsallaştırılmış "büyük resmi" anlamasını sağlayarak
- Basit ve anlaşılır hedefler koyarak
- Doğru bulduğumuz temel değerleri bir prensip olarak benimseyerek ve  şahsen uygulayarak
- Müşteriye değer yaratan süreçleri az ve öz, anlaşılabilir ve uygulanabilir şekilde tasarlayarak ve değer yaratmayan süreçleri sonlandırarak
- Organizasyon içindeki herkesin bu süreçleri anlayarak, neden sorumlu olduklarını kavramalarından emin olarak ve
- Söylenenlerle yapılanları sürekli gözlemleyerek.
Hepsi bu kadar mı?.. Evet, başarılı olmak için bunlar kafidir. Bu şartların gerçekleştirilmesi durumunda, birlikte çalıştığınız arkadaşlarınızın güven duyabilecekleri ve kendiliklerinden sorumluluk alabilecekleri bir çalışma ortamının da kendiliğinden oluşacağından hiç şüpheniz olmasın. 
Perakendeyi "iyi bilen ve iyi yapan" yönetim kadroları, kendilerini güvende hisseden mağaza/merkez kadro ve hissedar temsilcileri ile bütünleşmelidir.  Böylece ortaya çıkartacakları yüksek performansa, yukarıdaki başlıklar altında, ancak çıtayı daha yukarı kaldırabilen perakende şirketleri meydan okuyabilirler.

 


Sayfa Sayısı : 268
Basım Tarihi : Ocak 2017
Kapak Türü : Ciltli
Kağıt Türü : 2. Hamur
Basım Yeri : İstanbul
₺48,75
₺65,00

sonsuz hazzın
duygu kasırgasının
başlayıp da
oyunda sonu olmamasına dair
bitişi olmayan arzusunun
en dar koridoru;
perdenin ilk 3 saniyesinde 
yukarıdan
aşağıya
salınarak bahşettiği armağan tadındaki
açılışı


Sayfa Sayısı : 80
Basım Tarihi : Kasım 2016
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 2. Hamur
Basım Yeri : İstanbul
₺7,50 KDV Dahil

Hrant Dink Suikastından 15 Temmuz’a Yaşananların Perde Arkası…

Sadece Türkiye’nin değil dünyanın ilgiyle takip ettiği Hrant Dink Suikastını azmettirdiği gerekçesiyle yargılanan ve kamuoyunda “Büyük Abi” diye bilinen
Erhan Tuncel’in kaleminden beklenen kitap…

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı eski Başkanı Hüseyin Gülerce: "Hrant Dink cinayeti ile paralel yapının alakasının tespit edilmesi durumunda Fethullah Gülen'i ABD Türkiye'ye iade edebilir."

  • Hrant Dink'i kimler, nasıl ve niçin öldürdü?
  • Avrupa'da işlenen hangi suikastle Hrant Dink suikastı aynı kaderi paylaşıyordu?
  • 2007-2016 yılları arasında Türkiye'yi kimler, nasıl yapılandırdı?
  • Barnabas İncili ile Muhsin Yazıcıoğlu suikastı arasındaki ilişki neydi?
  • 15 Temmuz gayri nizami harp provası mıydı, darbe girişimi miydi, iç savaş çıkarma teşebbüsü müydü?
  • FETÖ'nün kozmik odasından çıkan belgeler ve gerçekler!

Kamuoyunun merak ettiği bir soru vardı: "Yüzlerce asker ve polisimiz şehit olup da televizyonlarda on saniyelik bir haberde yer alırken; on yıl önce işlenmiş bir suikast nasıl her daim gündemde kalıyordu?"

Bu kitapta; şiddetin hüküm sürdüğü varoşlardan başlayıp, Terörle Mücadele Müdürlüğü’nün sorgu odalarına, mahkeme salonlarına girdik.

C-5 Şube’nin karanlık dehlizlerinden, bürokrasinin kapalı kapılar ardında konuşulup dışarı yansımayan konuşmalarına şahit olduk.

Dink suikastının perde arkasındaki gizli elleri ve hesaplarını inceleyip, Berlin’den İstanbul’a uzanan tarihi kan davasına ışık tuttuk.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺81,00

“Ashabım yıldızlar gibidir. Hangisine sarılırsanız sizi hidayete ulaştırır.” Hz. Muhammed (sav)
Dost candır, canandır, canana adanmaktır
Dost aşktır, aşkta yanmaktır, aşkla olmaktır
Dost aynileşmektir, ayna olmaktır, aynayı bulmaktır
Dost yakın olmaktır dosta, dostta kaybolmaktır.
Dostunun yaşındaydı Hz. Ebu Bekir. Dostunu özlemedeydi. Ayrılık ateşi onu içten içe yemekte, bitirmedeydi. Bir gün, “Ya Resulallah! Yanındayken bile özlüyorum Seni. Ayrılığına nasıl dayanacağız?” demişti de Gül Yüzlü Nebi şöyle buyurmuştu:
“Kişi sevdiğiyle beraberdir.”
“Ahirette de mi ya Resulallah?”
Gülümsemişti Allah Resulü.
“Ahirette de.”
Bu ne büyük bir muştuydu Resulullah aşıkları için. Bu ne büyük bir teselliydi kendisi için. Ahirette Gül Yüzlü Can Dostu Hz. Muhammed (sav)’le beraber olmak!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2016
₺58,50

Özürlülüklerine rağmen engelleri aşabilen ve hayatta kendi kendine yeterli olabilen özürlüler, toplum tarafından her zaman takdir görmüş ve görmektedirler. Dolayısıyla toplumsal boyutuyla özürlülük, çoğu zaman bizzat özürlülerin, özürlülüklerini algılayış biçimine ve davranışlarına göre şekillenen sosyal bir olgudur. Toplumsal beklentilerin üstünde başarılara imza atabilen özürlüler, belki de bundan dolayı halkın teveccühünü kazanmakta ve "kahraman" veya "meşhur" olarak ilan edilmektedir. Genel anlamda özürlülere fırsat eşitliği verildiğinde ve onları çevreleyen engeller ortadan kaldırıldığında her özürlü, "meşhur" olmasa da en azından bu başarı kervanına katılma şansına sahip olacaktır.


Sayfa Sayısı : 121
Basım Tarihi : Nisan 2006
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 2. Hamur
Basım Yeri :
₺4,50 KDV Dahil
1 2 3 ... 9 >
Çerez Kullanımı