Hegel’in Estetik’i adeta felsefe adına çıkarılmış bir veraset ilamıdır. Burada tarihsel boyutlarıyla ortaya koyduğu “sanatın ölümü” tezi, dünden bugüne Adorno’dan Heidegger’e, Lukács’tan Derrida’ya birçok düşünürde yankı bularak bitek bir tartışma odağı oluşturmuştur. Taylan Altuğ ile Hakkı Hünler’in birer felsefeci gözüyle çevirip derledikleri bu seçki, Hegel’in yıllara yayılan ciltler dolusu ders notları içindeki köşebentleri bir araya getiriyor.

“Düşünce ve düşünüm, sanatın üzerinde kanatlarını açarlar.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 12,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺9,75

Bu zamana dek dışsallıkların avı olmuş olan tinin kendi içine geri dönüp kendine tekrar gelebileceği ve kendine ait bir krallık için uzam ve yer kazanabileceği daha iyi bir çağın şafağını gelin birlikte selamlayalım…

1816 Ekim’inde Heidelberg’de dersin açılış konuşması Hegel’in dinleyicilerine bu şekilde seslenmesiyle başlıyordu; kendi zamanına ve geleceğe dair duyduğu umudu büyük bir coşkuyla aktaran Filozof, gündelik yaşamın ehemmiyetsiz çıkarlarına boğulmuş zihnin dışsallıktan kendi içine çekilmesinin zamanının geldiğini müjdeliyordu. Kutsal alevin sönmeye yüz tutmuş külünün bekçisi olmak, düşüncenin üzerini örten sığlık ve boşluğu bu ateşin harlanmış sıcaklığı ile yakıp yok etmek görevi şimdi felsefeye verilmişti. Varlığın, bilgi arayışının bu güçlü aktörüne direnç gösterebilecek hiçbir gücü yoktu, aksine kendi zenginliklerini ve derinliklerini düşüncenin gözlerinin önüne sermek ve tine haz vermek zorundaydı. 

Bilmem hangi varolan ve Varlık kendini ele geçirmek isteyen düşünceye bu kadar kolay kendini sunar; hangi gerçek, düşüncenin egemenliğini böyle keyifle kabul eder? Uzun zamanlardan beri düşünce tarafından eğilip-bükülmeye ve horlanmaya alışmış, onun tarafından yetersiz görülmüş gerçek, neden Hegel’in zamanında kendi hakikatini bir hediye gibi sunsun bu kadim “düşman”ına. Ve 2500 yıllık felsefe tarihinin kahramanı kim; hangi tanrının sunağında döküldü gerçekliğin kanı? İdeanın peşindeki amansız takibi trajik bir şekilde sonuçlanan Platon mu ya da Birin hakikatini onun kulağına fısıldayan Parmenides mi; daha ilk hamlesinde ontolojik birlik idealinden vazgeçip varolanların farklılığına yönelmiş Aristoteles mi yoksa; neden dünyayı bir dünya haline getiren Plotinus olmasın; belki de tanrının gizemli yaratısında Varlığın hakikati için ipuçları arayan bütün bir Ortaçağdır ya da Ortaçağ’ın tanrısını “sonsuz evren” çığlığı ile yokeden ve Campo dei Fiori’de külleri havaya savrulan Giordano Bruno; peki töz ve özne arasındaki gerilimde salınıp duran Descartes, Spinoza, Kant yukarıdaki isimler kadar hak etmiyorlar mı kahramanlığın şanını; felsefeler ve filozofların dünya tarihindeki geçit töreninde Düşünce ve Varlığı kim özdeş kıldı?

Hegel’in differentia specificalarından biri tam da burada işte: Felsefe Tarihi, düşüncenin “hiçlikten” gelen başıbozukluğunun Tin formunda kazanmış olduğu zorunluluk yolunda kimseye kahramanlık payesi vermez. Önemli olan, hangi filozofların hangi düşünceleri ileri sürdüğünün eklektik bir betimlemesi değildir, Düşüncenin, filozofları ve felsefeleri tarih içinde belirlenimlerinin sımsıkı ilişkiselliği altında nasıl görünüşe çıkardığıdır. Felsefe -bir Kavram olarak- hakkını arar ve bu yolda içinden geçmiş olduğu tüm dolayımları yoklar; onu kendine benzetir, kendini onda kurar. Hegel’in Felsefe Tarihi uzun macerası boyunca sadece bunu anlatır.

Ersin Vedat Elgür


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 440
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺97,50

Georg Wilhelm Friedrich Hegel'in yapıtlarından seçilmiş parçaları yayıma hazırlarken önce, seçilecekmetinlerin olabildiğince her yapıtın kendine özgü ana düşüncesini ortaya koyma gerekliliğini göz önünde bulundurdum. Elimizdeki Seçilmiş Parçalar kitabında Hegel'in beş önemli yapıtı ele alınmış, bunlardan değişik sayfa sayılarında metinler seçilip çevrilmiştir. Her metnin önüne yapıtın temel düşüncesini özetleyen birer giriş konmuş, ayrıca kitabın başında ele alınan yapıtlara ilişkin genel bir bakış, sonunda da Hegel felsefesinde en sık geçen ve bazılarının yabancı dillerde karşılıkları tartışmalı olan felsefe terimleri eklenmiştir. Dilimizin bilim dallarına ilişkin terim dağarcığı açığının bu konularda yapılacak yoğun ve uzmanca çalışmalarla kapatılabileceğine olan inançla ben de bazı felsefe terimlerine Türkçe karşılıklar önerdim. Çünkü büyük ve güçlü dil, anlam ayrımları olan çok ve yeni sözcük dağarcığı demektir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 332
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2014
₺40,00

“Hegel, antik site idealini hiçbir zaman terk etmemiştir. 0, yalnızca, bu ideali çağdaş realite ile, toplum içinde giderek daha önemli bir rol oynayan bir burjuvazinin varlığı ile uzlaştırmak istemiştir. Hegel, hukuk konusundaki düşüncesinin ilk sistematik şekli olan jena Hukuk Felsefesi'nde, tabii hukuku,sosyal kurumları yalnızca kendi maddi ve manevi gelişmesine hizmet eden araçlar gibi gören bireysel şahsın hukuku olarak düşünür ve onun karşısına bir organik tabii hukuku koyar; bireyci atomizme, Totalite fikriyle karşı çıkar.

Bu noktada, Hegel'in düşüncesi hiç değişmeyecektir. jena Hukuk felsefesi, şu temel prensipten hareket eder: “ahlaki düzenin pozitif yanı, mutlak ahlaki totalitenin bir halktan başka bir şey olmamasıdır". Demek ki, organize olmuş şekliyle bir devlet olan halk, mutlak esprinin biricik somut tecellisidir. Hegel, daha gençlik çalışmaları sırasında bile, sevginin trajik kaderinin, kaybolmadan sınırsızca sürüp gidememek olduğunu biliyordu. Endividüalizmle karışan soyut insaniyetçilik, insanı tarihiyle uzlaştıramaz. insanlık tarihi, her biri bir somut Evrensel olan halkların veya devletlerin tarihidir. Öyleyse, tabii, yani rasyonel hukuk felsefesi, devletin düşüncesi olacaktır, güzel totalitenin düşüncesi olacaktır. Bu totalitenin içinde birey, bir parça olarak, kendi kendisini aşmak suretiyle kaderini gerçekleştirir. "Özgür bir halkın içinde, akıl, aslında fiilen gerçekleşmiş, canlı esprinin hazır mevcudiyeti olmuştur... Antikçağın en bilge kişilerine şu özdeyişi söyleten sebep budur: bilgelik ve erdem, insanın kendi halkının örf ve adetlerine uygun olarak yaşamasıdır".

Hegel, bu düşünsel yaklaşımıyla, kapitalist devlet yapısının hukuki temelini atmayla kalmamış, bugüne dek süre gelen ulus-devletin temel hukuksal formatını yaratmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 324
En / Boy : 14,5 / 24,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺33,60

Bu eser Hegel’in din felsefesi üzerine verdiği derslerin bir derlemesidir. Bilindiği gibi, Hegel gençliğinde bilhassa teolojiyle meşgul olmuştur. Hayatının son on yılında da bu konuyu değişik versiyonlarıyla beraber ele almıştır. Bu dersler, Hegel’in sadece din hakkındaki görüşlerini değil aynı zamanda kendi felsefi sisteminin nihai unsurlarını içerir. Diyalektik ve tarihsel metotlar kullanarak yeniden yorumladığı dini kavramlar modern teoloji için hâlâ derin ve güçlü anlamlar taşır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺45,10

Hegel felsefesinin temelini oluşturan ana konulardan biri de estetiktir. Hegel'e göre estetik, güzel sanatlar felsefesi ya da bilimidir ve üç ana bölüme ayrılır: a) sanatta ideal olanın incelenmesi, b) simgesel sanat, klasik sanat, romantik sanat, c) sanat alanları olarak da yontu, resim, müzik, şiir ve mimarlık. Hegel'e göre insanın bir gereksinmesi olarak ortaya çıkan sanat, tinselin ve duygusalın uzlaşmasından doğan uyumdur. Sanata olan bu gereksinmeyi doğuran da insanın düşünen bir bilinç olmasıdır. Burada da idenin gelişimi söz konusudur, çünkü idenin dışında bir sanat varlığı düşünme olanağı yoktur. Duyusal bir tasarım olan sanatın belirleyici özelliklerinden biri güzelliktir. Güzellik ise gerçeğin kendisidir. Sanat, gerçeği duygusal bir biçim içinde bilince gösterir. Bu duygusal göstermenin ya da görünüşün oldukça derin bir anlamı vardır, o da en üstün yetkinliğe ulaşmayı erek edinmedir.

Hegel'in bu büyük yapıtı dört cilt olarak ve tam metin halinde yayımlanacak. Birinci cilt, Estetik'in Hegel'in genel felsefî sisteminin öteki kurucu bileşenleriyle bağıntılarını ortaya koymakta ve böylelikle bütün metnin kuruluş çatısını veren teorik çerçeveyi de çizmektedir. İkinci cilt, tikel sanat biçimlerinin, yani simgesel sanat, klasik sanat ve romantik sanat biçimlerinin irdelenmesine ayrılmıştır. Üçüncü ve dördüncü ciltlerde ise, tek tek sanatlar sistemi, yani yontu, resim, müzik, şiir ve mimarlık ele alınmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 307
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2015
₺46,75

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 119
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2010
₺20,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 194
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺48,00
Tükendi

“...Dieser Band stellt das werdende Wissen dar. Die PhÄnoDieser Band stellt das werdende Wissen dar. Die PhÄnomenologie des Geistes soll an die Stelle der psychologischen Erklärungen oder auch der abstrak-tem ErÖrterungen Über die Begründung des Wissens treten. Sie betrachtet die Vorbereitung zur Wissen-schaft aus einem Gesichtspunkte, wodurch sie eine neue, interessante, und die erste Wissenschaft der Philosophie ist. Sie faßt die verschiedenen Gestalten des Geistes als Stationen des Weges in sich, durch welchen er reines Wissen oder absoluter Geist wird. Es wird daher in den Hauptabteilungen dieser Wis-senschaft, die wieder in mehrere zerfallen, das Be-wußtsein, das Selbstbewußtsein, die beobachtende und handelnde Vernunft, der Geist selbst, als sittli-cher, gebildeter und moralischer Geist, und endlich als religiöser in seinen unterschiedenen Formen be-trachtet...”


Basım Dili : Almanca
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 596
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2017
₺55,21
Tükendi

'...This then is the knowledge which Greek philosophy meant: not mere intellectthough, of course, there is always a danger of theoretical inquiry degenerating into abstract and formal dogma. But of the meaning there can be no serious doubt. It is a knowledge, says Plato, to which the method of mathematical sciencethe most perfect he can find acknowledgedis only an ouverture, or perhaps, only the preliminary tuning of the strings. It is a knowledge not eternally hypotheticala system of sequences which have no sure foundation. It is a knowledge which rests upon the conviction and belief of the "idea of good": a kind of knowledge which does not come by direct teaching, which is not mere theory, but implies a lively conviction, a personal apprehension, a crisis which is a kind of "conversion," or "inspiration." It is as it were the prize of a great contest, in which the sword that conquers is the sword of dialectic: a sword whereof the property is, like that of Ithuriel's spear, to lay bare all deceptions and illusions of life...


Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 369
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺32,56
Tükendi

Mutlak İdealizm olarak da adlandırılan Hegel felsefesinin içinde Tarih, Mutlak Ruh'un bir parçası olarak geçer ve Tarih'i felsefesinin bütüncül yapısı içinde yorumlanır. Bu bağlamda Hegel’e göre Tarih, toplumlarda beliren Ruh'un gelişmesidir ve belli dönemlerde bazı toplumlar Ruh'un gelişimine öncülük eder. Devlet, Hukuk, Ahlak vs. Ruh'un nesnelleşmesi ve toplumlara sirayet etmesidir. Ruh ise; akıl, töz, ide, Tanrı kavramlarıyla eş anlamlı kullanılır. Bu ise Hegel’in Tarih Felsefesi'ni ideal-rasyonalist ve te(le)olojik bir yapıda kurduğunu gösterir.

Kısaca Tarih Felsefesi, Ruh/Tin Felsefesi'nin bir parçası ve Hegel için genel olarak "felsefi dünya tarihidir ve felsefi dünya tarihinin amacı, tarihte ide'nin bir bilgisidir."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 11,5 / 17,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺16,50
Tükendi

Hegel felsefesinin temelini oluşturan ana konulardan biri de estetiktir. Hegel'e göre estetik, güzel sanatlar felsefesi ya da bilimidir ve üç ana bölüme ayrılır: a)sanatta ideal olanın incelenmesi, b)simgesel sanat, klasik sanat, romantik sanat, c)sanat alanları olarak da yontu, resim, müzik, şiir ve mimarlık. Hegel'e göre insanın bir gereksinmesi olarak ortaya çıkan sanat, tinselin ve duygusalın uzlaşmasından doğan uyumdur. Sanata olan bu gereksinmeyi doğuran da insanın düşünen bir bilinç olmasıdır. Burada da idenin gelişimi söz konusudur, çünkü idenin dışında bir sanat varlığı düşünme olanağı yoktur. Duyusal bir tasarım olan sanatın belirleyici özelliklerinden biri güzelliktir. Güzellik ise gerçeğin kendisidir. Sanat, gerçeği duygusal bir biçim içinde bilince gösterir. Bu duygusal göstermenin ya da görünüşün oldukça derin bir anlamı vardır, o da en üstün yetkinliğe ulaşmayı erek edinmedir. Hegel'in bu büyük yapıtı dört cilt olarak ve tam metin halinde yayımlayacak. Birinci cilt, Estetik'in Hegel'in genel felsefî sisteminin öteki kurucu bileşenleriyle bağıntılarını ortaya koymakla ve böylelikle bütün metin kuruluş çatısını veren teorik çerçeveyi de çizmektedir. İkici cilt, tikel sanat biçimlerinin, yani simgesel sanat, klasik sanat ve romantik sanat biçimlerinin, irdelenmesine ayrılmıştır. Üçüncü ve dördüncü ciltlerde ise, tek tek sanatlar sistemi, yani yontu, resim, müzik, şiir ve mimarlık ele alınmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 297
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2012
₺25,50
1
Çerez Kullanımı