Amerika’da yaşayan Diyar,  yaz tatilini anneannesi Feride Hanım’ın  yanında geçirecekti. Emekli edebiyat öğretmeni Feride Hanım, torununun kırık Türkçesini düzeltmek için  türlü yollar aramış ve nihayet onun için bir mektup arkadaşı bulmuştu. Edirne’ye yeni taşınan Vera ile Diyar’ın mektuplaşmaları hem yeni bir arkadaşlığın başlangıcı olacaktı, hem de her ikisinin de Edirne’nin tarihini, yemeklerini, türkülerini ve elbette  Mimar Sinan’ı öğrenecekleri bir yolculuğun ilk adımları...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺21,00

“Yalnız kalabilir misin?” diye sorduğunda annesi, Orkun’un aklına Alp geldi ilkin. Evde yalnız kalışlarını nasıl ballandıra ballandıra anlatırdı. Kahraman sayardı kendisini tek başına kalabildiği için. Eğer onun da akıllı bir telefonu olsaydı ya da tabletini yanına almasına izin verselerdi çok isteseler bile gitmezdi büyüklerle o zaman, evde kalmak için ısrar eder ve harika zaman geçirirdi. Yine de fazla düşünmeye gerek görmeden yanıtladı annesini. Alp yapabiliyorsa o da yapabilirdi. Hem büyüdüğünü kanıtlamak için bundan iyi bir fırsat geçmezdi eline.”
Ona arkadaş olsun diye çağrılan Buğra’dan beklediği sıcaklığı bulamayan Orkun, amcasının dağ evinde ilk kez yalnız kalacaktır. Bir gece önce anlatılan korku hikâyelerinin gölgesinde; uğuldayan, karanlık ormanın karşısında, gök gürültüleri ve çakan şimşeklerin eşliğinde… Böyle bir gecede büyüklerine ulaşmak için bir de yollara düşünce başına neler gelir?
 
Usta yazar Feyza Hepçilingirler’in kaleminden bir korku öyküsü okumaya ne dersiniz?

Hamur Tipi : 2. Hamur

Sayfa Sayısı : 96

Ebat : 13,5 x 21

İlk Baskı Yılı : 2020

Baskı Sayısı : 1. Basım

Dil : Türkçe

 

₺13,50

Çağdaş edebiyatın usta yazarı Feyza Hepçilingirler, duyduğu deyimler yüzünden kafası karışan ve işin içinden çıkamayan bir çocuğun neşeli öyküsünü anlatıyor.

Alkım, kardeşi doğunca pabucunun dama, yani bir evin çatısına atılacağını düşünüyor; dananın kuyruğu kopacak, dendiğinde de hayvanın canı yanacak diye üzülüyor. Alkım’ın deyimleri öğrenmesini eğlenceli bir oyuna çeviren aile üyeleri, okurları da zengin bir Türkçe serüvenine davet ediyor. 

Ben şimdi yumurta küfesini  sırtıma takacağım.
Keçilerin boynuzunu çiğneyip dananın kuyruğunu koparacağım.
Elimi sıcak sudan soğuk suya  sokmayacağım ama bir elimi yağa, ötekini bala batıracağım.
İki arada bir derede kalacağım.
Bir ata atlayıp Üsküdar’a geçeceğim. Ağzımı açıp gözümü yumayacağım.
Bu arada dut yiyeceğim.
Dut yemiş bülbüle döneceğim.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺24,00

12 Eylül’ün baskıcı karanlığı sonraki yıllarda da tüm yoğunluğuyla devam etmektedir. Darbeyle beraber “sakıncalı” bulunan ve sürgün edilen öğretim görevlisi Sibel bu baskıdan fazlasıyla nasibini almıştır. Sadece YÖK’le değil, evde ve toplumdaki cendereyle de mücadele eden Sibel, bir taraftan kendisiyle hesaplaşırken diğer taraftan 12 Eylül sonrasını ve toplumun ikiyüzlülüğünü tüm gerçekliğiyle gözler önüne seriyor.

Türkçe üzerine yazdığı titiz yazı ve kitaplarıyla ayrı bir üne sahip Feyza Hepçilingirler’in yakın dönem roman ve öykücülüğümüzün önemli temsilcilerinden biri olduğunu ortaya koyan Kırmızı Karanfil Ne Renk Solar?, bir 12 Eylül romanı olmasının yanında Türkiye’deki kadınların ve ötekileştirilen aydınların onur savaşını ele alıyor. Kırmızı karanfiller hâlâ masamın üstünde ve yalnızca biri solmuş. Neden biri, öbürlerinden daha önce solar? Tümü aynı buketteyken, aynı anda gelmişken İzmir’den ve büyük olasılıkla aynı bahçeden, aynı anda koparılmışken, neden biri ötekilerden önce solar? Ben o ilk solanlardan olmayacağım.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺37,90

Burcu bir sabah okula giderken bahçenin kıyısındaki yastığı fark etti. Cemil Dede görse oraya neden konduğunu anlar, “yastığa benzer bir şey” der geçerdi. Burcu ise onun gerçek bir yastık olduğundan bir an bile kuşku duymadı. Öyküler uydurmaya da çok elverişliydi doğrusu! Öykülerle hem eğlenceli olur hem de kısalırdı okulun yolu. Cemil Dede ile Burcu arasındaki öykü yarışı böyle başladı.

Gerçekten de bahçede o yastık niye vardı acaba?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 40
En / Boy : 20 / 20
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺29,90

İki oğlan kardeş ve Feride Teyze, bahçelerine inen sis bulutu içinde ilerlerken kendilerini bir masal ülkesinde buluverirler. Karşılarına ilk çıkan Kırmızı Başlıklı Kız’ı kurda yem olmaktan kurtardıktan sonra yollarına devam ederlerken kimlerle karşılaşmazlar ki... Pamuk Prenses, Külkedisi, Rapunzel, Uyuyan Güzel... Bu kızların tümü de kendilerini kurtaracak prensi bekliyorlardır. Birinin bu kızlara ihtiyaçları olan gücün aslında kendilerinde bulunduğunu anımsatması gerekmez mi? Bu kim mi olur? Tabii ki Feride Teyze!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺33,90

Yine karanlık bir dönemden geçiyoruz. Ülkemizin aydınları, yarı aydınları, okumuşları, yaklaşan karanlığı enselerinde hissediyorlar ama hiçbir şey yapamıyorlar. Karın altındaki buğday tanesi kadar çaresizler. Bugün başımızın üstüne yığılmış, soluk almamızı zorlaştıran şeyler, belki de karın altında gün ışığına kavuşmayı bekleyen buğday tanesiyle özdeş kılıyordur bizi. Belki de üstümüzde karanlık ve baskı yaratan karların eriyeceği, gözümüzü gün ışığına açacağımız günler yakındır.

Karın altında beklerken kar suyuyla beslenerek büyüyen buğday tanesi gibi, bizi karanlıkta bırakan ve başımızı kaldırmamıza olanak vermeyen baskı da belki içten içe güçlendiriyor, başımızı kaldırma cesareti bulacağımız güne yaklaştırıyordur bizi.
Umarım ve dilerim ki öyle olur. Umudunu yitiren insanın başka hiçbir şeyi kalmaz çünkü.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺48,90

Bir zamanlar bebek olduğuna inanmayan bir çocuğun öyküsü bu. Yalnız kendisinin değil, annesinin, onu her gün okula götüren yaşlı kadının da bir süre önce bebek olduğuna inanmıyor. Bir tomurcuğun, nasıl harika bir beyaz güle dönüştüğünü, sonra yerini yeni bir tomurcuğa bıraktığını görünce inanacak mı dersiniz?

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 32
En / Boy : 20 / 20
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 11.2018
₺29,90

Türkçe “Off”un yazılışının üstünden çeyrek yüzyıla yakın zaman geçti. Ne yeni bir bilinç ışıltısı var ortalıkta ne kendine gelme, uyanma, silkinme... Gitgide batıyoruz. Üstelik dilimize bunca yabancılaşma, artık pek çok kişiyi irkiltmiyor bile. Yabancı sözcükleri sevgiyle bağrımıza basarken Türkçeyi yitiriyoruz.

Yeni bir Osmanlıcayı ilmek ilmek dokuyoruz. Osmanlı, dilinin Türkçeden ne kadar uzaklaştığını fark ettiğinde halkın konserve gibi, bozulmadan koruduğu Türkçeyi bulmuş ve ona dört elle sarılarak içine düştüğü açmazdan kurtulmaya çalışmıştı. Biz ne yapacağız? Türkçeyi bozulmadan koruyan o halk yok şimdi. Halkın dilini de kirlettik, yozlaştırdık. Televizyon ve internet, girdiği evlerde Türkçeyi bozmakla işe başladı. Yitirdiğimiz Türkçenin aslını biz nereden bulacağız?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 448
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺44,90

Yazmak isteyenler ama nereden başlayacağını bilemeyenler, yazacak konu bulamayıp boş kâğıtların ya da beyaz ekranların önünde oturanlar, yazdıklarının “doğru” veya “güzel” olup olmadığını merak edenler... Türkçenin usta kalemi Feyza Hepçilingirler, sizi Yazarlık Sınıfı’na davet ediyor!

Bu sınıfta siz de Petek Öğretmen’in öğrencilerinden biri olacak, onun sıcak ve samimi anlatımıyla hem pek çok ayrıntıyı öğrenecek hem de size ayrılan sayfalara kendi kurguladıklarınızı yazabileceksiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 16,5 / 22,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺48,80

Mustafa Ardahan’da yaşıyordu.

Her sabah köyün hayvanlarını besleyip bakımlarını yaptığından biraz geç kalıyordu okula. İlk dersler genelde Zeynep Öğretmen’in dersiydi. Zeynep Öğretmen yaptığı işleri, sorumluluklarını bildiğinden Mustafa’ya kızmazdı. Yine okula geç kaldığı sabahlardan birinde Mustafa, sınıf arkadaşlarını diğer günlere göre daha bir düşünceli buldu.

Zeynep Öğretmen onlara bir ödev vermişti. Mustafa’nın da çok yakında öğreneceği gibi bambaşka bir dünyanın kapılarını açmış, onlara birer mektup arkadaşı bulmuştu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺28,90

Diyar, ailesinden önce ve tek başına gelmişti Amerika’dan. Ayvalık’taki tatile gitmek için ailesini beklerken anneannesi ona Ayvalık’tan gönderilmiş bir mektup verdi. Kendi adına yazılmış zarflı, pullu bir mektupla ilk kez karşılaşan Diyar hem heyecanlandı hem de şaşırdı. Çünkü mektup Yusuf adında, tanımadığı bir çocuktan geliyordu.

Kimdi bu Yusuf? Ona niçin mektup yazmıştı?
Diyar bu mektubu yanıtlamalı mıydı?
Yanıtlayacaksa ne yazacaktı?
Şimdiye dek hiç mektup yazmamıştı ki o!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺29,90

Anneanne, "Küçülme Oyunu" adını verdiği bir oyunla torunu Aras’a ve bütün çocuklara vücudumuzda neler olduğunu, şaşırtıcı bir yolla anlatıyor!

Torunuyla zaman geçirmek isteyen anneannenin işi zor...

Aras’ın ilgisini çekecek bir konu bulmayı hâlâ başaramadı.

Sabahtan beri uğraşıyor ama torunu, yapbozlarından başını kaldırıp kendisine bir kez bile bakmadı daha.

Düşünüp dururken aklına parlak bir fikir geldi. Bakalım bu kez torununun ilgisini çekmeyi başarabilecek mi?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 44
En / Boy : 20 / 20
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 7.2020
₺28,50

Feyza Hepçilingirler, hayatı “an”lar üzerinden anlatıyor.

Dokunup kaçıveren, bir kısacık temas anında, duygusunu okura geçiren, kıpkısa öyküler bunlar. Anlar, acı tatlı, muzip tanıklıkları, yudum yudum veriyor adeta:
101 öykü, 101 damla.

İlk aşkımla “Bu bizim şarkımız olsun!”
dediğimiz bir şarkı vardı.
“Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır” mıydı?
Yoksa,
“Unutturamaz seni hiçbir şey” mi?
Unuttum.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 166
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2016
₺26,60

Barkın Balık bir köpekbalığı olduğunu daha yeni öğrenmişti.

Arkadaşı Bedük bir yunustu. Ona karada yaşayan canlılardan söz etmiş, insanları anlatmış; bu arada insanların köpekbalıklarından korktuklarını söylemişti.

Yosun salatası yiyen, kendisi gibi tatlı, küçük, sevimli bir balıktan insanların neden korktuklarını  anlamayan Barkın, hemen onlarla tanışmak istedi.

İçlerinden biriyle arkadaş bile olabilirdi belki.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 44
En / Boy : 20 / 20
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 7.2018
₺31,90

“Öykü yumuşak yumuşak okşamaz; başında ya da sonunda sarsar okuru. Bir tümceyle, bir ünlemle, bir sözcükle; kimi zaman susarak...”

Öykü nedir? Bir öykünün atmosferi, karakterleri, geçtiği zaman ve yer nasıl değerlendirilmelidir?

Öykücülüğümüzün temel direği sayılan usta kalemlerden genç yazarlara uzanan bir çizgide Feyza Hepçilingirler’in seçtiği 13 öykü ve incelemelerinin bulunduğu bu kitap, öyküye dair sorulara cevap arıyor. Öykü dilinin derinlerine dalıyor. Ele aldığı öyküleri didiklemeye, anlamaya ve anlatmaya çalışıyor.

Sırayla önce öyküyü ardından değerlendirmesini sunan Öyküyü Okumak okura kendi okuma pratiğini yazarın analizleriyle karşılaştırma imkânı veriyor.

Usta yazar ve eleştirmen Feyza Hepçilingirler, bildiğimiz, sevdiğimiz öykülere farklı bir pencereden bakarak okurla yazar arasındaki bağı derinleştiriyor, okumalarımıza yan yollar açıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 228
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺44,90

 






Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 151
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2000
₺10,50

Bunlar kadınların öyküleri... Ürkek kuşlar onlar. Kimi geleneklerin, kimi tabuların, kimileri de kendilerine koydukları yasakların baskısı altında... Evliliklerin, hatta aşkların bile üstesinden gelemediği yalnızlık... "Çoğul bir yalnızlıktır ölüm, yaşamaksa tekil bir kalabalık," diyor bir öykü kişisi. Bu öyküler de o "kalabalık"ı anlatıyor işte.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 86
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .1999
₺10,50

 




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 141
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.1999
₺17,00

Aynı çıkmaz sokakta oturan, aynı okula giden bir grup çocuk okul dönüşü serviste başlattıkları babalar yarışını sürdürmektedir. Her biri kendi babasını övmekte, babasının ne kadar önemli işler yaptığından söz etmektedir. En küçüklerinden biri olan Alp, babasının sihirbaz olduğunu söyler ve gider. Alp’in sihirbaz babası o gece bütün çocukların rüyalarına girer. Ne dersiniz? Alp’in babası sihirbaz mıdır gerçekten?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 124
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺37,90

Çok güzel bir çayırda, bir kuzucuk yaşarmış. Bu Küçük Kara Kuzu bir gün kendi etrafında dönmeye başlamış. Neden mi? Çünkü kendi kulağını yemeye çalışıyormuş!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 32
En / Boy : 20 / 20
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 10.2018
₺29,90

Burkay küçük bir çocuk olduğu için kendisinden büyüklerle konuşurken kafasını hep yukarı kaldırmak zorunda kalıyor, ancak insanları küçültmek istemesinin nedeni çok başka. Peki neden annesinin insanları küçültebileceğini düşünüyor dersiniz?

Bu güzel öykünün sonundaki tiyatro oyunu ve etkinlik dosyası ile siz de arkadaşlarınızla Burkay’ın yaşadıklarını canlandırabilir, öğrendiklerinizi pekiştirebilirsiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺25,90

Burçin okumayı öğrendiğini sanıyor ama bir AVM’de gördüğü yazıları okumaya kalkınca ablası Burçak’ın alay konusu oluyor. Arkadaşından gelen mektubu da bir türlü okuyamıyor. Neden? Okumayı öğrenmemiş mi? Yoksa o yazılar Türkçe değil mi? Anlamlı olmasını isterken kimler ne saçma laflar ediyorlar! Hangi ünlüler neler demiş? Ya şarkı sözleri? Reklamlar ne diyor, nasıl diyor?

Burçin sizi birlikte düşünmeye çağırıyor: İnsanların kendi dillerine yabancılaşması olağan bir durum mu?

Türkçenin içine düşürüldüğü, acıklı olduğu kadar gülünç duruma hem üzülecek hem de kahkahalarla güleceksiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺33,90

Oya, Ayşe, Fatma, Ahmet, Ali ve Mehmet aynı mahallede yaşayan altı arkadaş. Bir gün canları sıkılınca birlikte bir oyun bulurlar. Oyunun adını da “En güzel kim?” koyarlar. Ama bu sizin bildiğiniz oyunlardan değil. Çocukların her biri bitki kılığına girecek ve diğer arkadaşları da onun hangi meyve, sebze ya da çiçek olduğunu bulmaya çalışacak. Oyunun sonunda da kimin en güzel ve faydalı bitkiyi seçtiğini Zehra Teyzeleri açıklayacak. Ama kendilerince en güzel ve faydalı bitkileri seçen kafadarları oyun bittiğinde bir sürpriz bekliyor!

Bu kitap eğlenceli bir öyküyle çocukların güzellik kavramı üzerine düşünmelerini sağlarken arkadaşlığın önemini vurguluyor. Ayrıca küçük okurlar öykünün sonundaki tiyatro oyununu arkadaşlarıyla birlikte uygulayabilir ve kendi “En güzel kim?” yarışmalarını düzenleyebilirler.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺26,90

Harflerimizin gizli bir dünyası olduğunu biliyor muydunuz? Pelin de uçandairesi ile gitmeseydi bu dünyayı hiç öğrenemeyecekti. Küçük yumuşak g ile arkadaş oluncaya kadar harflerden dostları olabileceğini aklının ucundan bile geçirmemişti çünkü. Yumuşak’ın ailesiyle siz de tanışmak istemez misiniz? Ya harfler dünyasının yöneticileriyle? Harfler ülkesinin adı neymiş? G Teyzenin gül masalını merak etmez misiniz? L Amcanın ayakları neden çok büyükmüş? Yumuşak’ın bir derdi varmış, acaba neymiş? Yapışık ikizler kimlermiş? Ünlüler ve ünsüzler niye ayrı mahallelerde otururlarmış? Y ve ailesinin evi, niçin öteki harflerden uzak ve ayrı bir yerdeymiş? Yumuşak’la Pelin, saygıdeğer A’nın konağına nasıl gitmişler; orada nasıl karşılanmışlar? Ya B Bey nasıl biriymiş? Yoksul harflerin temsilcisi C’yi merak etmiyor musunuz? Şoför V Amca, Yumuşak’la Pelin’e nereleri gezdirmiş? Ünlüleri pek sevmeyen Yumuşak, E Teyzeyi niye çok seviyormuş?

Harflerimizin gizli dünyasını bu kitabın içinde bulacaksınız ve bundan sonra açtığınız her kitapta karşılaşacağınız her harf size tanıdık gelecek.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺29,90

Zehra, Salih, Berkay ve Mustafa aynı mahallede yaşarlar. Birlikte bahçede oyun oynadıkları bir gün, arkadaşları Özgür’le ilgili bilmedikleri bir şey öğrenirler ve çok şaşırırlar. Bu öğrendiklerini Özgür’le paylaşıp paylaşmama konusunda kararsız kalan çocuklar acaba sorunu nasıl çözeceklerdir?

Çocuklara sıcacık bir öyküyle ‘anne’yi anlatan Anne Kimdir? aynı zamanda arkadaşlık, sevgi ve aile bağlarının önemini dile getiriyor. Öykünün sonundaki tiyatro oyunu ve etkinlik dosyasıyla siz de arkadaşlarınızla tiyatro oyununu uygulayabilir bu kitapta öğrendiklerinizi pekiştirebilirsiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2017
₺25,90

Yaz tatilini dayısının çiftliğinde geçiren Onur, bahçede dolaşırken bir ağacın aşılandığını görür ve merakla izler. Aşı yapılan yabani ağaç, armut ağacı olacak ve meyve verecektir. Çiftlikte geçirdiği keyifli günlerin ardından yaz tatili biter ve Onur kente döner, okula başlar. Arkadaşlarından ertesi gün aşı olacaklarını öğrenen Onur birden korkuya kapılır. Yoksa kendisi de bir armut ağacı mı olacaktır?

Bu güzel öykünün sonundaki tiyatro oyunu ve etkinlik dosyası ile siz de arkadaşlarınızla Onur'un yaşadıklarını canlandırabilir, öğrendiklerinizi pekiştirebilirsiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺25,90

Annesiyle babası öğretmen olan Barış meraklı bir çocuktur ve kafasında yanıtını arayan birçok soru vardır.

Babasının sınıf geçme hediyesi olarak verdiği defteri günlük olarak kullanmaya başlayan Barış, buraya hem yaşadıklarını hem de kendi hayal dünyasındaki öyküleri yazar, babasının derlediği türkülerden bazılarını eklemeyi de unutmaz.

Yaz tatilini geçirmek üzere ailesiyle birlikte köye gidince de orada bambaşka bir dünyaya girer.

Doğayı, kuşları, yıldızları, özgürlüğü seven Barış köydeki çocuklarla sıkı bir arkadaşlık kurar, hem onlara çok şey öğretir, hem de kendisi pek çok şey öğrenir: paylaşmayı, dostluğu, yardımlaşmayı... Rastlantıyla keşfettikleri bir şey ise bütün çocuklara bir serüvenin yolunu açar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺36,00

Bir sandık odasında buluşan üç valizle iki sandığın öyküsü bu. Yepyeni, çekçekli, pırıl pırıl kırmızı valiz dünyayı dolaşmıştır, Amerika'yı, İtalya'yı, Avusturya'yı görmüştür. Şişinir de şişinir bu ayrıcalığıyla. Meşin valiz ondan daha eskidir, ama o da övünür kibar beylerin, güzel hanımların elinde bütün dünyayı dolaşmış olmasıyla. Tahta bavulsa çok daha yaşlıdır, gurur duyar kar-kış demeden gencecik askerlere yıllarca eşlik etmesiyle. Sandıkların hikayesiyse bambaşkadır, onlar da övünürler taşıdıklarıyla. Tartışmanın sonundaysa şunu anlarlar: Her şeyin yerini yenisi alır. Önemli olan, herkesin kendi değerinin farkında olmasıdır...

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺25,90

Çok eski zamanlarda bir ülkede çocuklarının olmasını umutla bekleyen, tatlı mı tatlı bir kralla sevecen mi sevecen bir kraliçe yaşarmış.

Zaman geçmiş, kara kargalar beyaza, akbabalar karaya dönmüş, kraliçe bir gün krala beklediği müjdeyi vermiş: Bir bebekleri olacakmış. Bebek doğunca tüm ülkede şenlikler, ziyafetler düzenlenmiş. Bir prensesleri olduğu için herkes çok sevinçli, çok mutluymuş. Ama prenses, pek öyle bekledikleri gibi değilmiş. Huysuz, geçimsiz, anlayışsız, bencil ve kavgacıymış. Bu çirkin prenses, üstüne üstlük bir de tembelmiş... Sarayda çalışanlara ve öğretmenlerine hayatı zindan ediyor, onlara yapmadığını bırakmıyormuş.

Çirkin prenses, böyle yaramaz olsa da annesiyle babası elbette onu çok seviyorlarmış. Ancak kral ile kraliçe, kızlarının ülkeyi yönetmek için gereken erdeme ve bilgi birikimine sahip olmadığını, ülkelerinin yönetimini kızlarına bırakamayacaklarını anlayınca kara kara düşünmeye başlamışlar...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺28,90

Dünya küçüldü; doğrudur ama Amerika yine de pek çoğumuz için, her an gidilip görülecek, dahası orada aylarca yaşanacak bir yer değil. Mademki benim elime böyle bir fırsat geçti, gördüklerimi, gözlemlediklerimi neden sadece kendime saklayayım?  Yaşlandığıma karar verdiğim andan itibaren, başta bilgi olmak üzere, değer ve önem verdiğim her şeyi paylaşmaya çalışıyorum. Kimi zaman duyduğum bir anekdotu, kimi zaman hoş bir olayı, bir güzel sözü birilerine hemen aktarmak istiyorum. Bende kalırsa unutulup gidecek, yazık olacak. Mademki benim yaşamıma bir ışık düşürdü, başkalarınınkine de düşürsün o ışığı.

İstedim ki bu kitap, asık yüzlü, düzenli, bilgilendirici değil, daldan dala geçen, dağınık, biraz uçuk, biraz savruk bir kitap olsun ama keyifli bir okuma süreci yaşatsın. Başarabildim mi? Bilmem. Karar okurun.

- Feyza Hepçilingirler

Atascadero’nun Sincapları, usta edebiyatçı Feyza Hepçilingirler’den bir anı ve izlenim kitabı. Hepçilingirler, bir ABD kasabası üzerinden, bu kıtadaki gündelik yaşam hakkında bildiklerimizi, bilmediklerimizi, bildiğimizi sandıklarımızı ve pek çok gözden kaçan ayrıntıyı yine duru bir dil, dikkatli ve özenli bir gözlemle aktarıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 265
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2015
₺26,60

Yaşamın özlenen o eski sıcaklığı kasabalarda eskiden olduğu gibi sürer. Kasabada mahalle, her hanenin bir odasını oluşturduğu büyük bir ev gibidir. Oralardaki yaşamın pek gizlisi saklısı olmaz. Herkes birbirinin girdisini çıktısını bilir. Ama nereye kadar? O herkes içinde kimin yaşamı, bir başkasınınkiyle aynıdır ki? Yaşamları kimi noktalarda kesişse de her ev değil, her kişi ayrı bir dünya değil midir aslında?Bunlar kasaba öyküleri... Kasabanın öykülere yansıyan özelliğini her öykülere yansıyan özelliğini her yeniden keşfedeceksiniz.

Geçerken bikinisinin herhangi bir noktasına takılan bakışları, bir çengele geçirmiş gibi arkasından sürükleyerek götürüyor. Eğer bakışların her biri birer misina olsa birbirine dolanmadan, karışmadan ona ulaşacak; o da ardı sıra, zokayı yutmuş bir balık ordusunu sürükleyerek çekip götürecek. Geçtiği çizgi üzerindeki bütün başları kendine çevirte çevirte ilerliyor. Otelin merdivenlerine yöneliyor ve arkasından sürüklediği, giderek ağırlaşan bakış yükü yüzünden her bir adımda salınarak çıkıyor merdivenleri. Buraları hiç yadırgamayan, alışık adımlarından anlıyoruz ki dışarıdan gelip plajdan yararlananlardan değil, bu beş yıldızlı otelin esaslı müşterilerinden biri o.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 130
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2014
₺18,90

Bizi unutkanlıkla suçlayanlara karşı donanım sağlayacak son yılların hızlı bir dökümü... Kadınlar hakkında, erkeklerin çoğunu, kadınların azını kızdıracak düşünceler... Kendimize yönelik hoşnutsuzluğumuzun yaşamın çeşitli alanlarındaki yansımaları... Türkçe konusundaki tartışmalar, yanıtlar, sorular...

Medyanın acımasızlığının, ahlak anlayışının eleştirisi... Kültürün esaslı bir parçası olarak müziğimizin durumu... Edebiyatın gerekliliği... Eğitim, çocuklar, ders kitapları, çocuk edebiyatı... Romanın, öykünün, denemenin, biyografinin bugünü, yarını...

Edebiyatımızın magazinleşmesinin iki roman üzerinden eleştirisi... Ayvalık’tan Beyrut’a, Aksaray’dan Midilli’ye, Şırnak’tan ABD’ye, İskenderun’dan İran’a gezi izlenimleri...

Çoğumuz oğullarımızı “Akıllı oğlum”, kızlarımızı “Güzel kızım” diye sevmiyor muyuz? Sadece bu söyleyiş bile kızlarımızın kendilerini güzel olmak zorunda hissetmelerine yol açmaz mı? Kızlarımızın güzel oldukları kadar akıllı olduklarını da bildiğimize göre onları çocukluklarından itibaren neden sadece güzel olmak konusunda koşullandırıyoruz?

Kızlarımız, kadınlarımız güzel de olsunlar tabii; ama güzelliklerinin esiri olmasınlar. Sadece güzel olmakla yetinmesinler. Son sözü Özdemir Asaf'a bırakalım yine. O söylesin:

“Sana güzel diyorlar, sakın olma!”




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 410
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2014
₺36,40

Öykünmece, çağrıştırdığı gibi bir oyun, büyükler için bir oyun...
Üslup taklitleri ve deneysel öyküler arasında uğranan kafkaesk, gotik, minimalist, fantastik, global, postmodern, metafizik gibi pek çok öykü durağındaki molalarla eğlenceli, renkli mi renkli bir gezinti… Bir solukta okunacak, tümü birbirinden farklı 25 kısa öykü…
Aynı yazarın kaleminden çıktığına inanamayacaksınız.
“Gitme anne!" diye seslendim arkasından.
“Babamla evlenme! O seni ölüme sürükleyecek." “Herkes kendi ölümüne sürüklenmekte zaten" dedi. “Ey kim olduğunu bilmediğim! Eğer kızımsan seçilmiş bir ölümle ölmenin gerçek bir ölüm değil, bir çığlık olduğunu bilirsin. Kalan son güçle atılmış bir çığlık. Bunu bilmiyorsan zaten kızım olmaya layık değilsin.” Yürüdü gitti. Kimin ölümüne, hangimizin?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2014
₺18,90

1986 yılında Sait Faik Hikâye Armağanı’na layık görülen Eski Bir Balerin içinde yaşattığı olayların kalıcı etkisini anlamıyla, diliyle, kurgusuyla zamana dokuyan unutulmaz öykülerden oluşuyor.

“Kız inip gitti ama içinde kanat çırpmaya başlayan kuş durmadı. Yüreğine sığmamaya başladı kanat şakırtıları. Ben de ineyim şurda, dedi şoföre ve aynı gülüşle güldü. Şoför de güldü. Kimi gülüşlerin provası olmazdı demek, kimi gülüşler provasız olduğu için güzeldi.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 105
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2014
₺18,90

Aşklar, sevdalar, kırgınlıklar, ayrılık, yalnızlık ve yaşamın dayattıkları karşısında ürkek kuş konumuna düşmeye karşı verilen savaşım… Ürkek kuşların çoğu kadın ama yenilen değil, kimi zaman kabullenmek zorunda kalsalar da genellikle savaşan, kazanan; hatta devleşen kadınlar…

Yani eklenen dört öyküyle daha da zenginleşen Ürkek Kuşlar, Türkeçnin tadını, öykünün güzelliğini ve ironinin zevkini yaşatmaya devam ediyor.

“Bir bireyin serüveni… Yüz binlerce değil, belki milyarlarca kez yaşanmış bir akış, bir geçiş, kısacık bir an. Durdurulmuş bir uçuş halinde. Bir düğmeye basılıp netleştirilen… Bir insan serüveni…”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2014
₺18,90

Elinizdeki, Türkçe Günlükleri'nin altıncı ve sonuncu kitabı...

Hepçilingirler'in esprili anlatımıyla Türkçe üzerine söyleşip dertleşeceğiniz, tanığı olduğunuz günleri yeniden yaşama fırsatı bulacağınız bir kitap. Kimi zaman Türkçenin yabancı diller karşısında güçsüz konuma düşürülmesinin üzüntüsünü çekecek, kimi zaman sorularınızın yanıtlarını bulduğunuza sevineceksiniz. Sizi hem ABD'de yolculuğa çıkaracak, Midilli'de dolaştıracak, Datça'dan Söke'ye edebiyat günlerinde yazarlarla, şairlerle buluşturacak, hem de reklamlarla öne çıkarılmadığı için yayımlandığını bile bilmediğiniz şiir, öykü kitaplarıyla, romanlarla tanıştıracak, çocuk kitaplarına ulaştıracak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 279
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2013
₺32,90
Üç köşesinden de seslendirilen bir aşk üçgeni, eskiyen ve eskimeyen sevgiler, darbe karanlığının izdüşümleri, Trabzon’un bilgeliği, İzmir’in sıcaklığı, sevecenliği, Ayvalık’ın gülen yüzü, vefası... Bir dil ustasından, ulusal (Yunus Nadi) ve uluslararası (Borsi Grumen) ödüller kazanmış, ustalığın doruğunda öyküler...Öykünün tadını bilenlere bir şölen daveti...Salim, Ayvalık’ı, dışarıdan bakanların gördükleri gibi değerlendirmesinin olanaksız olduğunu düşündü. Yalnız deniz, tepedeki çamlar, az önceki zeytin ağaçları değildi Ayvalık onun için; yeni kazılan temellere girilerek oynanan saklambaç oyunuydu, ellerde kızarması beklenen kaya kınasıydı, akşamüstleri bir bez ovuşturulan ekmek ve peynir kırıklarından hazırlanmış kuşyemi kahvaltısıydı...
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 135
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2013
₺17,50
Öyküleri, romanları dil üzerine yazılan ve eleştirileriyle tanınan, sevilen ve pok okunan Feyza Hepçilingirler, bu kez eleştiri oklarını edebiyat ve kitap üzerinden para ve şöhret kazanmaya kalkışanlara yöneltiyor. Edebiyatın emek gerektiren bir uğraş olduğunu unutup kısa yoldan ünlü olmaya çalışanlar ve bunu başaranlarla ince ince dalga geçiyor. Mizah amacıyla yazılmış olan bu kitap, buradaki önerileri uygulamaya kalkanları ne yazık ki gerçekten de popüler yapabilir. Kitabın en tehlikeli yanı da işte burası!‘"Kimse üstüne alınmasın’ demeyeceğim. Gerçek edebiyatçılar, gerçek yazarlar eleştiri oklarının hedefi değildir. Onlar zaten alınmazlar; ama onların dışında kalanlardan isteyen herkes üstüne alınabilir."(...)"Bir yazar diline, sanatına gereken saygıyı gösteriyor ve çok okunuyorsa bu, olsa olsa alkışlanacak bir durumdur Ama çok satmak, çok kazanmak uğruna..."
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 260
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2013
₺26,60
Darbeler insanların yalnız toplumsal düzenini mi sarsar; ya bireysel yaşamlarda yaptığı yıkım? Ayşe, darbelerin acısını en çok çekmişlerden biridir. Günün birinde aldığı bir telgrafla yollara düşer. Yaptığı gece yolculuğu, toplumu için savaşırken bakmayı hep ihmal ettiği yere, kendi içine bakmasına sebep olur. İçinde bulduğu şeyler, hiç de bulmayı beklediği şeyler değildir. Sevdiği tek erkeğe ulaşmak üzere olduğunu sanırken yolu, kendisi gibi yoksulluk ve yoksunluk içinde büyümüş Sacide ve Zehra ile de kesişecektir; hem de hiç ummadığı bir yerde."Toprağın altı, ana rahmi gibidir; nemli ve sıcak. Doğurgandır toprak, kadın gibi ya da kadın doğurgandır, toprak gibi. Belki topraktan almıştır doğurganlığını kadın, belki toprağa vermiştir; ama kadının tanrısallığından hiç kuşku duymamıştır toprak. Yalnız toprak değil, denizler de gökler de inanmıştır kadına ve tanrısallığına."
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 335
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2012
₺32,90
"Ben olsam bu kitabı okur muydum?" Yayımlamayı düşündüğüm her kitap için kendime sorduğum soru budur. Günlük okumayı seviyorsam bu kitap bana sıcak gelecektir. Dile özel ilgim varsa, Türkçeyle ilgili konuları konuşmaktan, tartışmaktan hoşlanıyorsam, dilimin haince ve kötü kullanılmasına sinirleniyorsam benim için yazılmış olduğu bile söylenebilir. Türkçeyle ilgili her sorunun bir "forum" ortamında konuşulup tartışılmasına katılmak istiyorsam ilginç bir okuma serüveni beni bekliyor sayılır. Peki, dil benim için özel bir ilgi alanı değilse? O zaman gezi yazısı okumaktan hoşlanıp hoşlanmadığımı sorarım kendime. Çünkü Kütahya’dan Gaziantep’e; ABD’nin kasaba yaşamından Beyrut’un Fransızca konuşan gösterişli kadınlarına; oradan karşı komşumuz Midilli’de Mihalis’li, Manolis’li, Yannis’li buluşmalara uzanan gezi yazıları da var kitapta. Son yıllarda yayımlanan kitaplardan haberdar olmak istiyorsam da okurdum. Bunların hiçbiri ilgimi çekmiyorsa bu kitap bana göre değil. O zaman hemen elimden bırakır başka kitaplara yönelirdim.-Feyza Hepçilingirler-
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 367
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2011
₺32,90
Bir dil ustasından, öykücülüğünün doruğunu oluşturan öykülerden bir demet. Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’nü kazanmış Savrulmalar, Türkçenin ve öykünün doyulmaz güzelliğini yaşatıyor. Oya gibi işlenmiş bir Türkçenin tadına varmak, usta işi öyküler okumak isteyenlere..."Neden Allah’ı değil de Havva’yı dinlemiş Âdem? Bir yanda Allah’ın yasak meyveyi yememe emri var, öbür yanda Havva. Hem niye Allah’ın dediğini değil de Şeytan’ın dediğini yapıyor Havva? Allah Baba bile söz geçirememiş değil mi? Geçiremez. Bir keresinde Evgeniya, ipek gömleğinin düğmelerini çözmüş, memelerini göstermişti bana. Turunç kadardılar. Yuvarlacık. ‘Bunlar, İsa gülleri!’ demişti. "
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 134
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2010
₺18,90

Bir dilbilgisi kitabında hiç Nietzsche ile Banu Alkan’ın, Ziya Paşa ile Türkan Şoray’ın adları yan yana yer alır mı? Amaç öğretmekse niye almasın? Bu kitap ne dilbilime katkıda bulunma amacı taşıyor ne de akademik bir çalışma olma iddiası... Öğretmenlik deneyimini paylaşma isteğiyle ve sohbet tarzı bir anlatımla yazılan bu kitabın, Türkçenin ne kadar sağlam bir dil olduğunu, dilbilgisi öğrenmenin ve öğretmenin ne kadar zevkli olabileceğini göstermekten başka bir derdi ve Türkçeyi sevdirerek, yara almadan korunmasını sağlamaktan başka bir umudu yok.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 422
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2016
₺45,50

Türkçe'nin filozofu Feyza Hepçilingirler, kullanılan dilin insanın duygusal ve düşünsel dünyasının göstergesi olduğuna inanan bir yazar. Türkçe Günlükleri'nde de dili kullanırken takındığımız tavrı, özeni ya da özensizliği bu açıdan ele alıp inceliyor.

Dildeki umursamazlığımızın aslında kültürümüze, dolayısıyla kim olduğumuzla ilgili çelişkilerimize uzanan bir yol olduğunu, yaygın dil özensizliğinin toplumsal, hatta bireysel bir yozlaşmanın belirtisi sayılabileceğini savunan bu denemeleri kimi zaman gülümseyerek kimi zaman üzülerek ama her zaman düşünerek okuyacaksınız. Tohumun Toprağa Düştüğü, Feyza Hepçilingirler'in dil üzerine düşünen herkes için vazgeçilmez Türkçe Günlükleri'nin dördüncü cildi...

"Eğri oturalım, doğru konuşalım. Çocuklarımıza Türkçe öğretmeyi başaramıyoruz. Neden? (...) Dilbilgisinîn katı kurallarını ezberletirken bunların dili doğru kullanmakta işe yarayacağını uygulamalarla anlatmadığımız gibi, Türkçe örneği olarak karşısına çıkardığımız metinlerle de bırakın Türkçeyi sevdirmeyi, anadilinden soğutuyoruz çocuğu. Yaşamın içinden örneklerle anlatmıyoruz dilimizi." - Feyza Hepçilingirler


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2010
₺26,60

Genç okurların daha çok Türkçe üzerine yazdığı titiz yazıları ve kitaplarıyla tanıdığı, oysa son dönem öykücülüğümüzün ve romancılığımızın en önemli temsilcilerinden biri olan Feyza Hepçilingirler'in Kırmızı Karanfil Ne Renk Solar? adlı bu romanı, 12 Eylül'ün sıcak günlerinde sürgün edilen bir öğretim görevlisinin kendisiyle hesaplaşmasının arka planında dönemi, bütün çıplaklığıyla ve belgesel gerçekliğinde anlatmakta.

Edebiyatının ana malzemesini gerçek yaşamdan alan Feyza Hepçilingirler, güçlüklerle kurulmuş yaşamların bile ellerden alınmak istendiği böylesi dönemlerde yapılmak zorunda kalınan zor seçimler aracılığıyla bireysel varoluşları yeniden sorguluyor. 12 Eylül döneminin karanlık günlerinde hem kadın hem de aydın olarak öteki olmanın ağırlığının dile getirildiği Kırmızı Karanfil Ne Renk Solar?, bir 12 Eylül romanı ve bir kadın romanı olmanın yanı sıra bir yol romanı olarak da okunabilir.
Usta kurgusu, titiz dili ve gerçekçi anlatımıyla Kırmızı Karanfil Ne Renk Solar?, yakın tarihimizi en iyi ele alan romanlardan biri...

"İzmir’deki kalıbım parçalandığı, hiç değilse zedelendiği için yeni bir tane aramıyor muyum kendime? Şimdi, burada. Ne yapıyorum? Eski kalıbıma az çok benzeyen bir yenisini örmek için çabalıyorum. Başka bir insan olmak için iyi kötü değerlendirilecek bir fırsatı, yeniden eskisi gibi olmayı sürdürmek için ziyan ediyorum."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 247
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2015
₺26,60
Türkçeye en çok emek veren aydınlarımızdan biri olan Feyza Hepçilingirler, Türkçe Günlükleri’nin bu üçüncü cildinde, Türkçenin sorunlarını tartışmaya, günlük yaşamdaki kullanımlarına ayna tutmaya devam ediyor. Rüzgârın Göğe Savurduğu, bugünün Türkiye’sini dilimize nasıl yansıdığını dile getirirken, son yıllarda yayımlanmış çeşitli türlerdeki kitaba değiniyor; şiirlerle, öykülerle, anılarla zenginleşiyor. Türkiye’nin dört bir köşesinden seslenen Türkçe Günlükleri, dünyanın bir ucundan ötekine çeşitli renkleri yansıtarak yer yer gezi kitabı özelliği kazanıyor. Sorularla ve bu sorulara verilmiş doyurucu yanıtlarla bir ortak, imece tadı sunuyor."Açıkçası ben de son on yılda kendimi yabancı görmeye başladım. Zaten yabancısı olduğum her iki toprağın büsbütün muhaciri oldum. Kültürü edinmek, o kültürle barışmak bir ömür alıyor. Ama onu tüketmek ve ondan kopmak için yalnızca birkaç ay yetebiliyor. Köklü imparatorlukların ve genç cumhuriyetin bakiyesi olan bizler nasıl bu kadar hızlı ve çarpık değişebildik?"
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2008
₺25,20
Dilin Zamana Dokuduğu, usta yazar Feyza Hepçilingirler’in Türkçe Günlükleri adıyla sürdürdüğü, söyleşi tadında, canlı gözlemlerle bezenmiş, gülümsemeyi unutmayan denemelerinden oluşuyor. Yazıldığı günle sınırlı kalmayan bu denemeler, Türkçe ile kurduğu ilişkiyi taze tutmaya çalışanların her zaman başvuracakları bir kaynak.Dili yalnızca bir iletişim aracı değil, bir yaşam alanı olarak ele alanların yazılarını dikkatle izlediği Hepçilingirler, Türkçe’nin tadını, zenginliğini yitirmemesi için emek veren yazarlarımızın başında geliyor. Dilin Zamana Dokuduğu, dil ve yaşamsal bağ kuran yazar ile dile sevgiyle yaklaşan okurların arasında kurulan sağlam bir köprü.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 316
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2007
₺25,20
Her ne kadar eski bir deyiş kişinin aynasının yaptığı iş olduğunu söylese de, asıl aynamız kullandığımız dil. Hangi dili kullandığımız değil anadilimizi nasıl kullandığımız kişiliğimize, seçimlerimize, hayata bakışımıza ilişkin çok önemli ipuçları sunuyor. Elbette bu ipuçlarını görmek ve doğru yorumlayabilmek için anadilimizi iyi biliyor olmamız gerek. İşte böyle biri günlük yaşamımızdan siyasi liderlere varıncaya dek bulunduğumuz noktayı ve bu noktanın öncesini sonrasını yalnızca dilimize, dilimizin uğradığı değişimlere bakarak çizebilir.Feyza Hepçilingirler Türkçe bilgisinin ve bilincinin korunup yaşatılması için hiç ara vermediği uğraşını Sorulmadan adlı kitabında da sürdürüyor. Sorulmadan’da günümüz Türkiye’sinin siyasi, coğrafi, kültürel haritalarını tüm atlaslardan daha iyi çiziyor. "İnsanlara yüreğinin tek teli bile kıpırdamadığı halde köpeği için şiir yazanlar, insanları diri diri yakanların avukatlığını üstlenip bir televizyon yayınında kendisinin de öleceğini anımsayınca utanmadan hüngür hüngür ağlayanlar, sudan nedenlerle "manzumeler" karalayanlar var; ama bu manzumeleri edebiyat saymak, edebiyata ağır hakaret olur."
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 390
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2006
₺25,20

Salt bir iletişim aracı olarak görmeye zorlansak da, dilimiz aslında var oluşumuzu beslediğimiz en önemli kaynak. Dilimizle dile gelmeden önce dilimizle düşünüyor, hatta dilimiz kadar düşünüyoruz. Duygularımızı, kavramları adlandırabildiğimiz, anlatabildiğimiz ölçüde tanıyoruz çünkü. Bu nedenle gerçek anavatanımız dilimiz belki de. Ancak günümüzde öteki diller gibi Türkçe de sürekli bir saldırı altında. Yalnızca yabancı dillerden zorla sokulan sözcüklerin saldırısı değil bu; dili kimileyin bilerek, eğlenceli bir muzırlık gibi bozanlardan, kimileyin de bilgisizlikten kaynaklanan yaygın yanlışlardan kirleniyor dil.

Feyza Hepçilingirler, Türkçe "Off'un ikinci cildi olan Dedim: "Ah!" ile Türkçe'nin savunmasını yapmaya devam ederken bir yandan da bizi yaygın yanlışlar karşısında duyarlı olmaya çağırıyor, dilimizi daha özenli kullanmamız konusunda uyarıyor.

"...çocuğun beyninde temel kavramlar anadille oluşur. Bu süreçte anadilin kullanımını kısıtlar ya da pek çok kez yaptığınız gibi yasaklarsanız, algılamaktan, düşünmekten yoksun kuşaklar yetiştirirsiniz. Dilin, yığınları toplum yapan, insanları bir arada yaşatan en büyük etken olduğunu görmezden gelenler, başka dillere tanımadıkları yaşama hakkını kendi dillerinden de esirgeyerek; o başka dillere kurdukları tuzağa kendileri düşerler."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 338
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2015
₺26,60

Acemilikten uzak bu ilk kitapla başlayan öykü serüveni, Hepçilingirler’in, hayata ve edebiyata bakışının temelini koruyarak nasıl geliştiğini anlamak açısından çok değerli bir belge niteliğinde. Üstelik sadece yazarının değil, Türk öykücülüğünün de aldığı yolu anlamakla ipuçları sunuyor.

Hayata toplumcu gerçekçi bir açıdan bakan bu öyküler, yazarının kaba bir siyasallıktan uzak, insanı anlamayı ve anlatmayı, yaşamın kendi içindeki devingenliğini yansıtmayı amaçladığını gösteriyor öncelikle. Ancak, bir kez daha belirtmekte yarar var: Kaba bir öğrencilikten alabildiğine uzak olan bu öyküler, doğruların tartışılırlığı ilkesine öncelik tanıyor; bu nedenle de okura bugün de çağdaş bir tat sunabiliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 125
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2009
₺14,00
1 2 >
Çerez Kullanımı