• Kaplanın Sırtında
    Kaplanın Sırtında
  • Kâğıt Kesiği
    Kâğıt Kesiği
  • Ken Taç Dis
    Ken Taç Dis
  • Masal KADIN
    MASAL KADIN
  • Osman Pamukoğlu
    Debreli Hasan Geronimo
  • İdil Yazar - Çikolata
    İdil Yazar
  • Metin Akpınar Sahneye Adanmış Bir Ömür
    Metin Akpınar Sahneye Adanmış Bir Ömür
  • Zabel Yesayan Yaşamı ve Eserleri
    Zabel Yesayan Yaşamı ve Eserleri

“Önümde yürü­yen sevgililer el ele tutuşmuş fısır fısır konuşuyor, karşı kaldı­rımdaki gençler kahkahalarıyla geceyi bölüyordu. Yaşlandığımı düşündüm. Çocukken kırkıma gelince hayat çoktan rayına oturur sanıyordum. Yanılmışım. Evde bir şey unuttuğu için yolun yarı­sında geri dönenler gibiydim.”

Tuğba Çelik öykülerinde bir gölün etrafını dönen çeperi usul usul yıkıyor ilkin. Bir yazarın göl bekçisiyle kurduğu zoraki ilişkiden edebiyat ortamında ayakta kalmaya çalışan genç bir kadına; düş kırıklığına uğramış bir sanatçının intiharından kız kardeşini kurtarmaya çalışan bir ağabeyin beyhude çabasına, herkesin herkes olduğu tek bir yalnızlığı ve bu yalnızlığa tesadüf eden sessiz kalabalığı anlatıyor.

Yolda Ansızın Ankara’nın sokaklarında dolaşan, dayatılan hayatları reddeden bir hikâyeler toplamı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺22,00

“Bıçak kesene kadar bıçak değildi oysa. Ben de kesikleri fark edene kadar doğamı yargıladım.”

Geride kalan için bir ihtimal daha var mı?

Hayatta kalanın, evde kalanın, çocuklukta kalanın, yabanda kalanın, el elde baş başta kalanın, hevesi kursağında kalanın ya da bir hevesten artakalanın, korkusunun gölgesinde kalanın ya da değişip dönüşemeyince unutulanın bir şansı daha var mı? Gidenlerden kalan serin boşluğu sözcüklerin sıcaklığıyla doldurmaya çalışan kahramanlar var Gamze Efe’nin öykülerinde: Sevginin, bağlılığın, yasın ve bekleyişin yükünü sırtlananlar; öylece “kalan”lar...

Gamze Efe, Yine de Bir Şansımız Olmalı’da, birbirini tamamlamayan uyumsuz parçalara, anlamlı bir bütüne ulaşmayan anlara, faili meçhul kesiklere dokunuyor. Yeni bir öykücüyü müjdeleyen, ihtimallerle dolu bir ilk kitap...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 156
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2022
₺24,50

Doğduğumuzda
Bizim için yaptırdığı sandıklara
Gümüş aynalar
Lacivert taşlar
Ve Halep’ten kaçak gelen kumaşlar
Dolduran annemiz
Bir zaman sonra
Bizi koyup o sandıklara
Yol
Rüzgâr
Ve konakları fısıldayacaktı kulağımıza.
Yalnız kalmayalım diye karanlıkta
Çocukluğumuzu ekleyecek
Avunmamızı isteyecekti
O çocuklukla.
Sırtımızdan jiletle akıtılan kanın
Karıştığı uzun ırmağa
Bırakıldığımızda
Annemiz bu kadarını istemezdi
Bu yüzden
O uyurken
Uzaklaştık
Diyorduk sulara.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 116
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2022
₺16,80

Unutma!
Cahil Ölür,
Cehalet Ölmez.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 68
En / Boy : 12 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺24,50

EVEREST K12
Özellikle genç okurların edebiyatın, düşüncenin ve sanatın temelleriyle tanışacakları kitaplar ve her yaştaki insanın kolaylıkla öğrenebilecekleri seriler!..

Dünyayı Hokusai'nin gözlerinden görün!

En sevdiğiniz sanatçıların çizimlerini, heykellerini veya resimlerini yaparken nelerden etkilendiklerini hiç merak ettiniz mi?
Metropolitan Sanat Müzesi iş birliğiyle hazırlanan bu kitapta ünlü Japon sanatçı Katsushika Hokusai’yle tanışacaksınız. Hokusai nasıl bir hayat yaşadı? Resimlerindeki, baskılarındaki o büyüleyici tarzını, hangi yollardan geçerek geliştirdi? Bu sorulara cevap ararken uzak ülkelere seyahatlere çıkacak, yıllar boyu Hokusai’ye ilham vermiş olan kutsal dağı da seyredeceğiz. Sonra sıra sizde. Siz nelerin resmini çizmek istersiniz?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 60
En / Boy : 20 / 26
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺87,50

EVEREST K12
Özellikle genç okurların edebiyatın, düşüncenin ve sanatın temelleriyle tanışacakları kitaplar ve her yaştaki insanın kolaylıkla öğrenebilecekleri seriler!..

Dünyayı Georgia O’Keeffe’in gözlerinden görün!

En sevdiğiniz sanatçıların çizimlerini, heykellerini veya resimlerini yaparken nelerden etkilendiklerini hiç merak ettiniz mi?

Metropolitan Sanat Müzesi iş birliğiyle hazırlanan bu kitapta ünlü Amerikalı ressam Georgia O’Keeffe’le tanışacaksınız. Georgia nasıl bir hayat yaşadı? Tüm dünyada tanınan çiçek ya da kemik resimlerini yapmaya onu yönelten neydi? Bu sorulara cevap ararken uzak ülkelere gidecek, Georgia’ya ilham veren uçsuz bucaksız New Mexico manzaralarını da seyredeceğiz.
Sonra sıra sizde. Siz nelerin resmini çizmek istersiniz?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 60
En / Boy : 20 / 26
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺87,50

EVEREST K12
Özellikle genç okurların edebiyatın, düşüncenin ve sanatın temelleriyle tanışacakları kitaplar ve her yaştaki insanın kolaylıkla öğrenebilecekleri seriler!..

Dünyayı Faith Ringgold’un gözlerinden görün!
En sevdiğiniz sanatçıların heykellerini, dikişlerini veya resimlerini yaparken nelerden etkilendiklerini hiç merak ettiniz mi?
Metropolitan Sanat Müzesi iş birliğiyle hazırlanan bu kitapta Amerikalı sanatçı ve aktivist Faith Ringgold’la tanışacaksınız. Faith nasıl bir hayat yaşadı? Farklı malzemeleri birlikte kullanmaya, kumaşlara hikâyeler işlemeye onu yönelten neydi? Bu sorulara cevap ararken Faith’i etkileyen yerlere seyahat edecek, onun hangi haklar için mücadele ettiğini de göreceğiz. Sonra sıra sizde. Siz hangi malzemelerle sanat yapıtı üretmek, nelerin resmini çizmek istersiniz?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 60
En / Boy : 20 / 26
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺87,50

EVEREST K12
Özellikle genç okurların edebiyatın, düşüncenin ve sanatın temelleriyle tanışacakları kitaplar ve her yaştaki insanın kolaylıkla öğrenebilecekleri seriler!..

Dünyayı Vincent van Gogh'un gözlerinden görün!
En sevdiğiniz sanatçıların çizimlerini, heykellerini ya da resimlerini yaparken nelerden etkilendiklerini hiç merak ettiniz mi?
Metropolitan Sanat Müzesi iş birliğiyle hazırlanan bu kitapta Hollandalı ünlü ressam Vincent van Gogh ile tanışacaksınız. Van Gogh nasıl bir hayat yaşadı? O etkileyici otoportreleri yapmaya onu yönelten neydi? Bu sorulara cevap ararken aynı zamanda birlikte Van Gogh’un büyüleyici ayçiçeklerine bakacak, manzaralarını seyredeceğiz. Sonra sıra sizde. Siz nelerin resmini çizmek istersiniz?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 60
En / Boy : 20 / 26
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺87,50

“O gün geldiğinde yalnız olacaksın.”

 

Seni kim hatırlayacak?
Sözünün yankısı kaç kuşağa ulaşacak?
Zamanın hükmüne ve ölümün mutlaklığına rağmen başardıkların kaç ömür daha yaşayacak?
Kendinden ve sevdiklerinden vazgeçerek kucakladığın zafer, kimin zaferi olacak?
Gücün bedelini ödeyince senden geriye ne kalacak?
Her şey bittiğinde seni kim hatırlayacak?

 

2005 yılında Haldun Taner Öykü Ödülü’nü,
2007 yılında Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü kazanan; yapıtlarında geçmişle bugün, gelenekselle modern, mitlerle gerçekler arasında köprüler kuran Yavuz Ekinci, bu kez ne pahasına olursa olsun hayatta iz bırakmak için savaşanların hikâyelerine, babalarla oğulların ve kardeşlerin mücadelelerine odaklanıyor.
Belki de Dünyanın Sonundayım güven ve iktidar ekseninde, insanlık tarihi kadar eski bir sorunun izini sürüyor: Dünyayı dize getiren o zalim, zamanı da yenebilir mi?

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy :
13,5 x 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺56,25

Mazide kalmış bir aşk hikâyesi. Şair Aspern’in sevdiği kadına yazmış olduğu ve kimsenin bilmediği eski mektupların peşine düşen saplantılı bir editör. Mektuplara ulaşabilmek için varını yoğunu ortaya koyan, Juliana’nın Venedik’teki konağında çok yüksek bir meblağa birkaç oda kiralayan editör amacı uğruna neleri göze alabilecek, hangi sınırları aşabilecektir? Saplantılı editör, Juliana ve yeğeni Tina’nın arasında, şair Aspern’in hayaletinin gölgesinde oynanan sürprizlerle dolu oyunu kim kazanacaktır? İlk olarak 1888’de yayımlanmış olan Aspern’in Mektupları, modern edebiyatın kurucu yazarları arasında sayılan Henry James’in gerilim inşa etmedeki ustalığının, karakter yaratmadaki gücünün parlak bir örneği.

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı : 132
En / Boy :
13,5 x 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺21,75

“There was nothing behind the trenches for the fighting sides. Sea on the one side, steep ridges on the other; trenches were definitely a snare. These trenches haunted by death became a place for the stories of the people which had turned into legends. For those now fighting, not for the Sultan but for their own land, their own country, every trench was their homeland. ANZAC soldiers, in turn, started to question the British Empire and were inclined to create their own identity with heroic legends in a far country. The ones fighting in Gallipoli shared the same destiny. They learned to feel respect for one another while the life and death struggle were carried on between trenches eight, ten, twenty metres away from the other; this mutuality of fate laid the foundation for the amicability which was established after the war.

Haluk Oral’s passion for nearly twenty years, this book which is a product of delicately compiled documents, objects and memoirs, is not a work of classical history or a military history research. The book focuses on “human landscapes from the Arıburnu Battle” which is one of the critical parts of the Gallipoli Campaign. The author traces the human stories which took shape on both sides, on a narrow coastline, where a thin line was drawn between life and death.”
-ALİ BERKTAY

 

Basım Dili : İngilizce
Sayfa Sayısı : 440
En / Boy :
16,5 x 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺150,00

“... Viyana’dan kahverengi gömleklilerin vahşetinden dolayı kaçtım. Şimdi siyah gömleklilerin cinnetinden İtalya’yı terk ettim. Başka bir yerde yeşil gömlekliler varmış. Amerika’da elbette gümüş renkliler... Yeryüzü bir gömlek çılgınlığı mı yaşıyor?
‘Öyle görünüyor. Ama bu durum kısa sürede değişecek. Hepsinin ortak rengi kırmızı olacak.’
‘Kırmızı mı?’
‘Evet, kan kırmızısı.’”  

Yıl 1938. İkinci Dünya Savaşı patlak vermek üzeredir. Nazi zulmünden Paris’e kaçan Alman cerrah Ravic, sınır dışı edilme tehlikesine karşı mülteci otellerinde saklanmakta, çok düşük ücretler karşılığında iki Fransız doktorun hastalarını tedavi ederek hayata tutunmaya çalışmaktadır. Onun gibi bir mülteci olan şarkıcı Joan’la yaşadığı ilişki tüm karmaşasıyla devam ederken beklenmedik bir karşılaşma hayatının akışını bir anda değiştirir: Bir gün Paris sokaklarında dolaşırken Nazi hapishanesinde türlü işkencelerine maruz kaldığı Gestapo subayı Haake’yle karşılaşır ve önünde intikam hissiyle yüklü bambaşka bir yol açılır. Başkahramanın karmaşık ruhsal dünyasını büyük bir ustalıkla yansıtan Erich Maria Remarque, Zafer Takı’yla dönemin faşist terörüne başkaldıran edebi bir anıt inşa ediyor.

“Modern edebiyatta eşine az rastlanır türden tarihi bir tanıklık ve bir aşk rapsodisi.”
FRANKFURTER ALLGEMEINE ZEITUNG

 

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı :524
En / Boy :
13,5 x 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺71,25

Beş arkadaşın hayatını değiştiren bir sır, şişede durmayan hatıralar, fikrini arayan bir doktora tezi, dikiş tutmayan bir şimdiki zaman, kahramanlara boş vermiş bir gelecek... Ve çok uzaklarda bir yerde, bütün kaygılardan azade parıldayıp duran, giderek afili bir masala dönüşen geçmiş...

Viyana’nın küf kokulu kütüphanelerindeki nafile mesaisine ara verip eski sevgilisinin düğününe katılmak üzere İstanbul’a dönen genç bir adamın on günlük macerasının romanı bu: Ayrılan yollar, biten aşklar ve yarınlar ­belirsizleştikçe kusursuz kontrastıyla gözümüzü alan o eski günler...

Bugünün gerçeğine etkileyici bir dikkatle eğilen ve zamanın ruhunu incelikle okuyan Devrim Alkış, hepimizin iç sesinden yankılar taşıyan cesur bir dille, “tarih bitince” başlayan döneme, dayanağını yitiren dünyaya bakıyor. Hikâyesini kaybetmiş insanın “tarihin istenmeyen tüyleri”yle imtihanına...

Geleceğin umudunu, geçmişi iyimser bir mite dönüştürererek derlemeye çalı­şan zamane insanının fotoğrafını çekiyor Sene 84: Gülümseyin, Gripin kadını size bakıyor...

 

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı :220
En / Boy :
13,5 x 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺33,75

Adı: Aylin, Sevdalinka, Köprü, Nefes Nefese gibi romanlarıyla milyonlarca okur tarafından çok sevilen Ayşe Kulin öyküleriyle açıkhava’da! Kulin, kadına şiddete, yoksulluğa, sınıf farklarına, kapalı topluma edebiyatın olanaklarıyla bakmaya çağırıyor. Ayşe Kulin’in iyi bilinen yalın, sinematografik tarzıyla dokunmuş bu metinler, bir yazarın kendi ülkesine sorumlu bakışının ürünleri.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 10.8 / 17
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2022
₺10,43

“Başlangıçta her şey soğuk, boş ve anlamsızdı. Kutsal Rüzgâr sular üzerinde okşar gibi anaforlarla esiyor, güneş ve ayın, burçlar ve yıldızların henüz yaratılmadığı zifirî gecede, gözleri mucizevî bir dokunuşla açılmış halde bizzat kendini, yani karanlığın yine ta kendisini gören kör tabiatı sanki teselli ediyordu. Onun uyanıp cisimleşmiş hâli olan diğer çelik canavarın belirsiz silueti ise satıhtaki zayıf aydınlığın hemen altında âdeta kımıltısızdı.”

İhsan Oktay Anar’ın derin denizlerde kurduğu âlemde, o belirsiz, kımıltısız siluetin hem içinde hem dışında, olağanüstü bir hikâyede, hikâyeyiz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2022
₺52,50

“Başlangıçta her şey soğuk, boş ve anlamsızdı. Kutsal Rüzgâr sular üzerinde okşar gibi anaforlarla esiyor, güneş ve ayın, burçlar ve yıldızların henüz yaratılmadığı zifirî gecede, gözleri mucizevî bir dokunuşla açılmış halde bizzat kendini, yani karanlığın yine ta kendisini gören kör tabiatı sanki teselli ediyordu. Onun uyanıp cisimleşmiş hâli olan diğer çelik canavarın belirsiz silueti ise satıhtaki zayıf aydınlığın hemen altında âdeta kımıltısızdı.”

İhsan Oktay Anar’ın derin denizlerde kurduğu âlemde, o belirsiz, kımıltısız siluetin hem içinde hem dışında, olağanüstü bir hikâyede, hikâyeyiz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2022
₺23,80

“Olumlu yönde siyasi ve toplumsal değişim için yalın, apaçık bir manifesto.”
Paschal Donohoe - İrlanda Ekonomi Bakanı

“Gücü beklenmedik bir ironiyle etkisiz hale getiren, size bir neşter ve bir çiçek vererek günümüzü anlamanızı sağlayan dehaya sahip. Ece Temelkuran’ın büyüsü bu.”
Roberto Saviano - Yazar

“Üstesinden gelebileceğimiz bir kederden mustarip olmak. Henüz sahip olmadığımız bir özgürlüğe hasret kalmak. Bunlar, Beethoven’ın ruhumda bıraktığı duygulardı. HepBeraber de bende aynı duyguları uyandırdı.”
Yanis Varoufakis - Yazar, ekonomist, siyasetçi

Dün için pişmanlık duymak ya da gelecekteki daha iyi günleri beklemek yerine “hemen, şimdi için” düşünen ve umut eden yeni bir politik-duygu anlatısı... Ece Temelkuran, her yerinden sökülen bir dünyada her şeye rağmen insana inanmanın büyüsüne dair bir manifesto sunuyor HepBeraber’de: Güzellik yaratmanın insanlığın kaderi olduğuna inanmayı seçenlere politik bir değişim için ahlaki bir sözleşme öneriyor. Şimdiye dek dört dilde yayımlanan HepBeraber, önümüzdeki günlerde üç dilde daha okurlarıyla buluşacak.

“Bugün yabancılaştırılmayacak kadar insan kalbine yakın, siyasi kutuplaşmayla parçalanamayacak kadar güçlü sözcüklere ihtiyacımız var. Bu sözcükler nefes almak kadar vazgeçilmez olmalı ve her dilde aynı anlama gelmeli. Nefes alma hakkımızı talep eder gibi, öylesine doğal ve zahmetsiz bir biçimde, beraberce arkalarında saf tutabileceğimiz sözcükler olmalı bunlar. Böylece bizi bastırdıklarında, kesin olarak bileceğiz ki, nefes alma hakkımızı inkâr ediyorlar.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2021
₺24,50

Bu kitapta doksanlı yıllardan itibaren İstanbul taksilerinde yaşadıklarımdan bir demet sundum okurlarıma. Turistleri, savunmasız yaşlıları, özellikle de yaşlı kadınları hedef alan taksici eziyetine sık maruz kalmış biri olarak yazdıklarımın çok kişinin yüreğine dokunacağına inanıyorum. Amacım, İstanbul’un taksi şoförlerini incitmek değil, sorunun çözümünü engelleyerek İstanbulluları kendi çıkarları için mağdur edenlere dikkat çekmek. Mesleklerini hakkıyla, namusuyla yapan çilekeş sürücülere ise saygılar olsun!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2021
₺18,90

“İstediği her şeyi büyük bir tutkuyla istiyordu: Bir lambayı, oynak bir şarkıyla dans etmeyi, beni, bir şeftaliyi, sevişmeyi, lezzetli bir yemeği... Ama tutkuyla istediği her şeyden o tutku kadar güçlü bir aldırmazlıkla vazgeçebileceğini de hissediyordum. Her şeyi isteme hakkına, her şeyden vazgeçme gücüne sahipmiş gibi davranıyordu. Sanırım isteklerindeki doğal sınırsızlık, vazgeçebileceğine olan büyük inancından kaynaklanıyordu. Vazgeçebileceğine olan inancını kaybettiğinde istemekten de vazgeçecekti.”

Ahmet Altan’ın “O benim sevdiğim kadın” dediği Hayat Hanım hapishanede doğdu ve şimdiden edebiyat tarihinin unutulmaz karakterleri arasına girmeye aday.

Avrupalı eleştirmenlerin büyük övgüsünü toplayan, 2021 Femina Yabancı Roman Ödülü ile 2021 Transfuge En İyi Avrupa Romanı Ödülü’nü kazanan Hayat Hanım, sizi bu olağanüstü kadınla tanıştırmakla kalmayacak, her şeyin çürüdüğü bir toplumda hayata tutunmaya çalışan insanların mücadelesine de ortak edecek.

Herkesin lunaparklardaki atış poligonlarında duran kukla hedefler gibi bir vuruşla devrilip kaybolma ihtimaliyle yaşadığı günlerde, aşkın dönüştürücü gücüne yeniden inanacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 220
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2021
₺24,50

Hayalleri, masalları ve yenilgileri olmayan insan, yaşadığını söyleyebilir mi? Ya o tutku ilişkileri? Bizi bir yerlere götüreceğine hep inanmak istediğimiz, o aşklar, o sevgililer? İlişkilerimizde duvarlar ören ve bunu bize hissettiren kimdir aslında? Kendini kazanmanın bedeli, birilerini kaybetmeyi göze almak mı?

O hayalleri yolun neresinde yitiriyoruz?

Lunapark Kapandı, bu sorulara yanıtlar arayanların, diğer yandan da gidenlerin, gitmeyi bilenlerin ve hep aynı yerde kalanların, kendilerini bir odaya tutsak edenlerin hikâyesi... Geriye, bir düzen kurduklarına inananların, oyunlarına sığınanların hayatın neresinde olduklarını sormak kalıyor...

Ve roman bir gerçeği gösteriyor; bu yalanlarımızla o kadar kalabalığız ki aslında...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 758
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2021
₺45,50

Hazan, sonbahar demek.
Hüzünle akraba olan bu sözcüğün bir başka anlamı özlem ve ayrılık mevsimi… bir diğeri sararıp solmuş, eski canlılığını kaybetmiş kimse.

Kimi tanımlarında kendimi bulduğum bu kelimeyi çok sevdim ve madem ben de sonbahar mevsimindeydim ömrümün, kitabımın adını HAZAN koydum.

Veda ile başlayıp Umut- Hayat- Hüzün ve Hayal ile sürdürdüğüm otobiyografik yolculuğumu Hazan ile noktalıyorum. Kitabın hüzün dozu aşırıya kaçmasın diye komik ve mutlu anılarımdan da seçtim siz okurlarım için. Hayat bir döngüdür, baharer geç gelir ve yaza kavuşur. Benim bir kışgünü yazmaya başladığım Hazan ile siz bir yaz günü buluşacaksınız.
Yaz mevsiminizin mutlu, huzurlu geçmesi dileğiyle
Keyifli okumalar diliyorum.

Ayşe Kulin


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 350
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2021
₺27,30

Georges Perec ve Oulipo yazarlarından, sözcüğün gerçek anlamıyla benzersiz, sıra dışı bir edebiyat kurmacası, bir çoğul anlatı, bir “hiper-roman.”

Yolculuğun öyküsü 1979’da başladı. Perec o yıl Kış Yolculuğu adında bir öykü kaleme aldı. “Henüz yazılmamış olması gereken” dizeler ve satırlarla örülmüş “imkânsız” bir kitabın öyküsüydü bu. “Gerçek” olması halinde, dünya edebiyat tarihini devasa bir “önceden intihal” vakasına indirgeyecek bir başyapıt.

1992 yılında yolculuğun seyri bambaşka bir hal aldı: Oulipocu Jacques Roubaud, Kış Yolculuğu’na bir devam öyküsü yazdı. Kış Yolculuğu’nun peşine düşen bu öykü, takip eden yıllarda Oulipo yazarları tarafından kaleme alınacak yirmi öykünün ilkiydi. Bu takipçi öyküler, sonunda, türünün ender örneklerinden birine, müthiş bir edebiyat deneyine, Kış Yolculuğu ve Peşindeki Öyküler’e dönüştü.

Perec’in öyküsünden kırk iki yıl sonra, bugün, bu yolculuk yeni, farklı bir durağa varıyor. Ayberk Erkay’ın davetiyle bir araya gelen Türkiye’nin önde gelen çevirmenleri bu çoğul yaratının Türkçedeki sesleri oluyor, bu ünlü Oulipocu yolculuğa katılıyorlar.

Kış Yolculuğu ve Peşindeki Öyküler, okuru, Georges Perec’in yazı labirentleri ve Oulipo 'nun sonsuz ihtimaller evreniyle buluşturmasının yanı sıra Türkçenin değerli çevirmenlerini bir araya getirmesiyle başlı başına bir edebiyat olayı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 490
En / Boy : 13.5 / 1
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺39,90

“Hatırlıyorum o günü. Güneş yeni doğmuştu.
Cesedim ışıl ışıl parlıyordu. Kardeşim sandım kendimi. Hemen sarıldım. Kafamı ellerimin arasına aldım. Son nefesimi kendi ellerimde verdim. En son kendi yüzüme baktım. Kollarım soru sorar gibi açılmış, saçlarım dağılmıştı. Ne güzel bir gömlek giymiştim o gün. Tenim renklerin içinde parlıyordu. Güzelce uzanmıştım. Boynumda parmak izleri vardı.
O izi tanımıştım. Bak demişti, bu senin kardeşin.
Hırsızlık yaptı. Beni gösterdi bana. Ölmüştüm.
Boynumda bir ip vardı.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺34,30

Sahipsiz Şeyler’de olaylar, birbirlerinin tamamlayıcı ve yaralayıcı rolüyle ilerliyor. Kim ne kadar masum ve masumiyet kimi ne kadar ilgilendiriyor? 

Kötülüğün ve cezanın örselenmiş karakterler üzerinden tartışıldığı öykülerde Gökhan Bakar, katmanlarını karanlık dehlizlere, herkesin gözü önüne inşa ediyor. Film şeridinin koptuğu yerdeyse kurbanlığı ve failliği üzerinden çıkarıp atanın kimliği meçhul. Yargılar bu kurguda anlatılmayanların, boşlukta bırakılanların altını çizerken sıfatları sahiplendirmenin, husumeti bir çırpıda yorumlamanın derdinde. 
Suçluluğun yansıtma alanını şiddet basmakalıplarıyla bozan Sahipsiz Şeyler, iyi ile kötünün savaşına yeni bir çentik. 

… Bunun ölümü tecrübe eden bir söz olduğunu şimdi biliyorum. O zaman karanlıkta düşündüklerim başkaydı. Yaz tatili, tiyatro gösterileri, konserler, sinemalar, katil kim oyunu… Unutamayacağım aşklar ve türlü sarhoşluklardı. Uyku yerine hatıralara uzanmak gibi sanırım. Gözüm arkada kalmadı diye büyükleneceksem şu saydıklarımla dolmalı o negatif. Son perdede son arzun değil, en sevdiklerin gösterilir. Öyle derler. Sandalyenin lime lime kolları, elimden düşürmediğim porselen bardak, Osman Hamdi’nin yapboz tablosu, onlarca not kâğıdı ve gri şapkalı lamba etrafında dönüyor dünya. Kalbim yavaşlıyor, klavyeyi ters çevirip masaya vurduğum anlardaki sesi duyuyorum: Tak tak! Tak tak!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 150
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺17,50

Elbette gül bahçeleri gömülü kalbimizde.

Paslanmış beşiklere yaslanıp açan

iİatçı güllerden bir neşe.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺13,30

Her gece kandil dedi biri
Her gece kandil
Ve hasrete daha çok var.
Neyi duymaktayız biz?
Dün oturduğumuz avluda
Siyah olan gül
Bugün açmış ruhunu
Ve bir şey göstermektedir.
Sular bir şey göstermektedir
Kuşların gülleri geçip kokan nefesi
Sesi
Senin soluğun olmaktadır hâlâ.
Buradaki her günahı temizledi
Senin güllere bakman.
Senin isteğin göğün katında tartıldı.
Bir melekten söz ederken
Şehir çok siyah.
Budur meleği yükselten belki de dedim
Meleği yükselten ve kanatlarını kelimelere açan
Şehrin siyah oluşudur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺16,80

Sessiz bir törenle iç geçirme arasında duran yerde gömdüm onları. ölü oğullar. kurban hepsi. sanki onlara, kurban oluşlarını hatırlatmak için var yeryüzü.
yüzleşiyoruz. sızlanmaya başlayan bir çırpınmada “yeter” diyorum.
“gidin ve öldürmeyin”
 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 48
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺12,60

Pandemiyle birlikte kendimize döndüğümüz bu zamanlarda, derinlere gömdüğümüz hangi taraf larımızla yeniden tanışıyoruz? Ayrıcalıklarımızı hangi noktaya kadar koruyabileceğiz? Bir anda ortaya çıkan devasa boş zamanlarla ne yapacağız? Bu yepyeni koşullarda doğan ilişki biçimleri bize neler öğretiyor? Çektiğimiz sıkıntıları başkalarıyla karşılaştırmanın bir anlamı var mı? Virüs mü daha kötü, yoksulluk mu yoksa ırkçılık mı? Eski biz olabilecek miyiz?

İlk romanı İnci Gibi Dişler’den bu yana adından övgüyle söz ettiren bol ödüllü yazar Zadie Smith, Yapacak Bir Şey’de, tüm dünyanın hazırlıksız yakalandığı küresel salgının ilk dönemlerinde hemen herkesin aklını kurcalayan sorulara yanıt arıyor. Smith, akıcı, yalın üslubuyla sakınmadan ortaya koyduğu endişeleri, sabırsızlıkları, bencillikleri ve ayrıcalıklarıyla okuruna çok öznel bir yerden ayna tutuyor. Bunu yaparken de okurunun dünyada olup biteni, merhamet duygusunu kaybetmeden gözden geçirebilmesi için etraflıca düşünülmüş bir perspektif sunuyor.

Zadie Smith’in pandemiyle başlayıp George Floyd’un öldürülmesiyle son bulan dönemin ona hissettirdiklerini aktardığı bu küçük kitap, toplumsal hafızanın kaydını tutması açısından da kıymetli.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺16,80

... Ben seni düşünüyorum yazarken. 

Seni içtenlikle düşünüyorum. Sözcüklerden bir sevgi olanağı doğmasını düşünüyorum. 

Bunun beni kurtarmasını ya da seni... 

Sen ve ben, sevgili okur, son on yıldır ki bu on yıl ömrümüzden gitti dedik ki, “Bu da geçer.”

Birileri de hep karşılık verdi, “Böyle diye diye ömür geçti.” Eh, orası da doğru. Peki o zaman ne yapmalı bu ömürle?.. 

Ece Temelkuran içinden geçtiğimiz çıldırtıcı gürültünün ortasında sözcüklerle ferahlatan, soluk aldıran bir alan açıyor. 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 174
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺31,50

İnci Gibi Dişler, Güzelliğe Dair ve NW Londra romanlarıyla kendinden söz ettiren, dünyanın önde gelen kurgu yazarlarından Zadie Smith, Yazarlar İçin Dans Dersleri’nde kurgu dışı edebiyatta da yetkin bir isim olduğunu ortaya koyuyor.

Yazarlar İçin Dans Dersleri, yazarın New York Review of Books, The New York Times, New Yorker, The Guardian ve Sotheby’s gibi çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanmış yazılarıyla birlikte daha önce yayınlanmamış denemelerini bir araya getiriyor. Londra’daki sınıfsal durumlar, Brexit tartışmaları; Floransa bahçelerinde ve Villa Borghese’de gezintiler; Manhattan; Key & Peele komedi ikilisi ve siyahi komedi kültürü; sanat yazıları; kitap eleştirileri ve müzik: Billie Holiday ve köpeği; Jay-Z ile keyifli bir sohbet ve Justin Bieber üzerine felsefi bir değerlendirme bu kitapta meraklı okurun ilgisini bekliyor.

Zadie Smith’in bazen kırgın ve kızgın, bazen içten ve umutlu hallerinden damıtılmış bu yazılar, edebiyat gazeteciliğinin de zirvesi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 536
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺39,90

Kürşat Başar’ın her kuşağın severek okuduğu, adeta kültleşmiş üçlemesi ilk kez tek cillte, bir arada! İnsanın en doğal hallerine, ilişkilerin en tarafsız izahlarına ve yaşamın çıkmazlarına dair en özgün ve çarpıcı cümlelerin ustası Kürşat Başar, zamansız anlatı ritmiyle hâlâ günceli yakalıyor.

“Dışarda Kötülük Vardı” dün, bugün ve yarın için…

“Bir zaman hep onu düşündüm. Düşünmek denebilir mi buna, bilmiyorum, hani durup dururken bilinçte parıldayan bir görüntü, bir sözcük, bir imge, bir ses, işte hep öyle oldu, sayısız resim silindi zihnimde. Şimdi, bunca zaman sonra o resimlerin hepsi sisli, kimbilir ne kadar değişti, bana ondan kalanların tümü yanlış imgeler olmalı. Yine de o yanlış imgelerin içinde, gece yatağımda dönerken, birdenbire ona dokunmak, çocuk yüzündeki o ağır anlamı görmek, yüzümü, sakallarının henüz çıkmaya başladığı yüzüne sürmek geliyor içimden. Bazen bir düşte çıkıyor karşıma, ne yapsam unutamıyorum.” 

Kış İkindisinin Evinde

“Zaman bizi sertleştiriyor, eski, çocuksu heyecanlarımız, ilk karşılaşma anlarının yarattığı o gizlenmez sevinç yerini kuşkulara, hep aynı olanla çarpışmanın bıkkınlığına, yaşamın geçip giden hızına asla yetişemeyeceğimizi anlamanın verdiği bulantıya, acımasız bir kendini yok edişe, sonsuz bir gizlenmeye, içe kapanmaya dönüşüyor.” 

Konuştuğumuz Gibi Uzaklara

“Kendimizi herkese başka türlü sunuyoruz, büyük, anlaşılmaz parçalanmalarımız, kimsenin, en yakınımızdakilerin bile bilmediği bulanık düşresimleriyle belirip yiten iç görüntülerimiz, yalanlar, küçük oyunlar ve içinden çıkılmaz, karmaşık sözdizimleri var. Sonra zaman. Zamanın insanlarda, olaylarda, mekanda ve eşyada oluşturduğu farklılıklar, kendi bilincimizde uyanan ve gerçekliği bir öncekinden ayırdedilemeyen düşünceler... her an yeni biçimler alan, değişen değerler, yeniden keşfedilen bağlantılar, anılar, hiçbir anlam kazanmayan rastlantılar, asla birleşemeyecek puslu görünümler.” 

Sen Olsaydın Yapmazdın Biliyorum


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 14 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺62,30

“Oturdum. Ne yazayım diye düşünmeye başladım. Acaba hikâye mi yazsam? Hikâyede konunun pek o kadar mühim olmadığını söyleyenler de çıktı. Ama ne olursa olsun, bir vaka lazım. O vakanın bir başı, bir sonu olması lazım. Üstelik vaka da alışılmış, bıkılmış vakalardan olmamalı. Küçük burjuvanın hayatını anlatan, onun zaaflarını, onun adiliklerini dünyanın en büyük kahramanlıkları, en asil heyecanları gibi gösteren hikâyelerden illallah dedik artık. Bütün ıstıraplar aşktan doğuyor. Oysaki öte yandan milyonların, milyarların ıstırabı var. Ama ne yazık ki biz o insanı tanımıyoruz. Girmişiz küçük burjuvanın içine, yuvarlanıp gidiyoruz. Başka cemiyetlerin, başka sınıfların adamı olduğumuzu bile bile. Bizim dertlerimiz, içinde yaşadığımız adamların dertlerine benzemiyor. Ne parada gözümüz var ne pulda. Geçenlerde bir kadın, ‘Benim için şiir,’ diyordu, ‘beyaz bir otomobildir.’ Biz, en küçük menfaatlerini bile korumaktan âciz zavallılar, nasıl onlarla bir oluruz. Biz, tanımadığımız o büyük sınıfın, o fakir sınıfın adamıyız. Ama tanımadığımız için de onlardan, onların hayatından bahsedemeyiz. Üstelik tehlikeli bir iş o. İnsana sol diyorlar, komünist diyorlar. İyisi mi, bir yazar hep suya sabuna dokunmayan yazılar yazmalı. 

Ben de öyle yapacağım.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺10,50

Evimden çok uzaktayım.

Zaten benim evim var mıydı, gerçekte hiç oldu mu ondan da emin değilim. Tek bildiğim, herhalde tam da bu yüzden, kendi içimde bir ev kurduyum.

Evet evim var, içimde, benimle her yere gelen bir ev.

Türk edebiyatının en özgün seslerinden biri olan Kürşat Başar, Aklımda Hep Sen’de yine en iyi yaptığı şeyi yapıyor:

insanın hayat boyu içinde kalmak isteyeceği o anı, gerçek aşkın hikâyesini anlatıyor, kendine has üslubuyla aşka, ilişkilere dair yeni sorular soruyor.

Aklımda Hep Sen günün birinde, seyahate çıkıyorum diyerek birdenbire evini, ailesini, küçük kızını terk edip kendisine bambaşka bir hayat kuran kayıp bir babanın bıraktığı büyük boşluğu nasıl doldurabileceğini bilemeyen Ebru’nun, bilinmeyen bir yere doğru çıktığı tren yolculuğunda anımsadıklarıyla, çocukluktan genç kızlığa evrilme, büyüme, yalan söylemeyi öğrenme, kendini arama, geçmişle hesaplaşma ve hayatının ilk ve son gerçek aşkını bulma serüveni.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 408
En / Boy : 11 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺13,93

Kemal Varol külliyatının en yeni parçası Kara Sis, birbirlerine hikâyelerini anlatarak varlıklarını sürdüren mahkûmların mevcut zaman içinde ve zaman dışındaki yaşamlarını konu ediniyor.

Mesut Hoca’nın anlatıcı gözüyle büyüyen ve perdeye yansıyan roman, yeni gelen mahkûmun, müebbet Barana’nın gizemli ve kendini açmayan mühürlü dudakları arasındaki sırra odaklanıyor. Günaşırı türlü bahanelerle dövülen Barana kimdir, ne suç işlemiştir, neden susmaktadır?

Bir kızıl saç telinin rüzgâra uyup geldiği, gelip de avluya, Barana’nın yanı başına durduğu gün değişir her şey. Taşkale Cezaevi’ne çöken kara sis dağılmaz değildir artık. Bir imgedir belki de Barana’yı yaşatan...

Kara Sis, başkalarına anlatıldığında en acımasız suçların, gerçeklerin bile hikâyeye dönüştüğü bir dünyayı resmediyor. Kemal Varol, şiddet ve pişmanlıkların, onarılamaz hataların savruluşlarıyla örülü bir avluya, erkeklerin avlusuna uzanıyor.

“... susanlara, konuşmayanlara, içine atanlara, konuşmaya takati kalmayanlara, sadece izleyenlere kulak vermeliydi dünya. Belki de bir tek susanların içinden geçenler doğruydu.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺22,40

“Gerçek, iki çocuk arasındaki en kısa doğrudur.”

Dilsiz Kuğular Zamanı, iyi ve güzel olanı önceden sonraya iletmek için yazılmış bir devir romanı. 

Ali ile Ayşe’nin 1980’deki dünyasından bugüne uçan dilsiz kuğuların kanatlarında bir bilgi, bir hatıra var.

Yaşamaya devam edebilmek için bizden çalınan güzelliği hatırlatmak ve bizden sonraya kuğuların kanatlarında uçurmak gerek.  

Ece Temelkuran bu romanıyla kötülüğün apoletlerini söküyor. 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 520
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺34,30

Nazan Öncel bu kez güftesiyle değil kalemiyle sarsıyor bizi; Yarınsız Yarın, zamanlar ötesi distopik bir rüya!

“Bazen kelimelere ihtiyaç duymadan gelen şey mutluluktur, ama kalıcı olmadığını bilirsiniz. Zamanı durdurmak ne kadar mümkünse mutluluğu tutmak da ancak o kadar mümkündür. Tekrarına en çok ihtiyacımız olup da tutamadığımız şeydir zaman. Oysa sonsuza kadar mutlu yaşadılar klişesine bile göz yumabilirdim, fakat böyle bir şeye gücüm yetmezdi ve zaman paha biçilmezdi.

Bazıları geçmişini susturmayı, bazıları geleceğini konuşturmayı hayal eder durur. Ne geçmiş susar ne de gelecek konuşur. Bazen bir yarın bir ömre değecek kadar değerli olur ve o tek bir güne her nefesinde minnet duyarsın.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 250
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺20,30

Goncourt ödüllü romancı, de Gaulle döneminin kültür bakanı, sanat tarihçisi André Malraux’nun, Paris’in Alman işgalinden kurtulması ve 2. Dünya Savaşı’nın sonlanmasıyla 1947’de yazmaya başlayıp 1963’te tamamladığı Düşsel Müze, hiç şüphesiz sanat tarihinin en tartışmalı kitaplarından biri.
 
Malraux’nun, izleyicilerin sanat eserleriyle kurduğu ilişkiyi merkeze alarak Yapıt, Biriciklik, Müze, Röprodüksiyon, Sanat Tarihi gibi kavramları tartıştığı Düşsel Müze, Walter Benjamin’in “Tekniğin Olanaklarıyla Yeniden Üretilebildiği Çağda Sanat Yapıtı” adlı klasik metniyle birlikte 20. yüzyıl sanat tartışmalarının merkezinde yer almayı sürdürüyor.
 
Düşsel Müze, eserler arasındaki diyaloğun öneminin altını çizerken, sanat tarihinin ideal diyaloğunun, imgelemimizdeki düşsel müzede ve ancak eserlerin karşılaştırılmasıyla gerçekleşebileceğini vurguluyor. Malraux, fotoğraf ve çoğaltma tekniklerinin gelişmesiyle, yalnızca Batı sanatının değil, farklı kıtaları kapsayan bütünlüklü dünya sanatının eşsiz örneklerinin bir araya gelebildiği, birbirleriyle konuşabildiği bir çağdaki başkalaşımın, algı değişiminin alışageldiğimiz sanat tarihi okumalarını nasıl değiştirdiğini, yeni ilişkilendirme olanakları sunduğunu, Müze’nin duvarlarını yok ettiğini anlatıyor.
 
Malraux sanat tarihini önce parçalara ayırıyor daha sonra yeni bir bakış açısıyla tekrar bir araya getiriyor. Malraux’nun soruları bugün de geçerliklerini sürdürüyor, dijital çağın yeni olanakları karşısında sanat yapıtının tekilliğini korurken aynı anda ağın dört bir yanında varoluşunu sürdürmesi arasında yaşanan gerilimin ve buradan doğan yeni teorilerin tarihsel arka planını sunuyor.
 
Malraux’nun ele aldığı eserlerin renkli röprodüksiyonlarının eşlik ettiği bu özel baskı, tüm sanatseverler için vazgeçilmez bir kaynak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 228
En / Boy : 19 / 22,5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 12.2020
₺105,00

Yazar olmanın hayalini kurduğumda kaç yaşındaydım tam hatırlayamıyorum ama okul öncesinde, evdekilerden harfleri öğrenip yazarlığa özendiğime göre, altı yaş civarında olmalıydım. Neredeyse bir yarım asır bu hayalin peşinde koştum; yazar hanesine rastlatmak için çevirip durdum, feleğin çemberini.

Elinizde tuttuğunuz HAYAL’in satırları, beni, yazmaya tutkun bir genç kadından bir yazara evrilten birikimin, tesadüflerin, olayların dökümünü verirken, kahramanlarımın roman kişilerine dönüşme nedenlerini de anlatıyor; sizi kitaplarımın arka bahçelerinde bir gezintiye çıkarıyorum.

Dilerim gezintiniz keyifli geçer.
Ayşe K

 

(Tanıtım Bülteninden)

 

 

 

 

 

 

 

 

₺59,50

Erkekler Kitabı, Esquire dergisi ve dünyanın dört bir yanından insan hikâyeleri toplayarak köprüler kurmayı hedefleyen Narrative 4 organizasyonunun projesi kapsamında oluşturulan seksen yazarlı bir Colum McCann seçkisi. 
Aralarında John Berger, Salman Rushdie, 

Geoff Dyer ve Khaled Hosseini gibi isimlerin de bulunduğu yazarlar erkekliğin kaygan zemininde dolaşıyor ve erkek olmanın ne anlama geldiği üzerine düşünüyor. 

Bazı erkekler öğrenirken bazıları gerekli dersleri alamıyor, bazıları başarılı bazıları yenilmiş, bazıları yolunu kaybetmiş bazılarıysa nereye varmak istediğini iyi biliyor… 

Bu metinler yalnızca erkeklik ve nasıl erkek olunur hakkında değil, aynı zamanda bütün karmaşıklığı, belirsizliği, 
hataları ve güzelliğiyle insan olmak hakkında. 

Farklı kökenlere ve tarzlara sahip yazarların bir araya geldiği Erkekler Kitabı, “bir erkeği erkek yapan nedir” 
sorusuna çok sesli bir yanıt niteliğinde.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 310
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺34,30

Türk Edebiyatı’nın usta ismi Mario Levi, yedi kitaplık İstanbul serisi Gördüklerimiz Göremediklerimiz’in Bir Cuma Rüzgârı Kadıköy’den sonraki kitabı Bu Salı ve Her Salı’da bu kez bizi bir salı günü Şişli’de yürüyüşe çıkarıyor.Yine birbirinden ilginç ve renkli kahramanlarıyla…

Yaşanmış ve yaşanamamış aşklarıyla… Kokuları, tatları ve artık kaybolmuş mekanlarıyla…  Sırlarıyla… Yazarın çektiği fotoğraflar da onlara eşlik ediyor.

Bu Salı ve Her Salı, melankoli, hüzün, aşk ve özlem dolu bir Şişli yolculuğu… Bu kitabı okurken geçmişten günümüze bir zaman tünelinden geçmenin büyüsünü yaşayacaksınız. Bugünü daha iyi hissetmek için…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺27,30

Türkiye’de roman, Batılı örnekler ışığında ilk eserlerin kaleme alındığı Tanzimat döneminde doğmuş, Osmanlı İmparatorluğu’nun yenileşme çabaları içerisinde kendisine yer bulmuştur. New York ve Princeton üniversitelerinde Ortadoğu çalışmaları yürüten ve uzun yıllar ülkemizde çeşitli görevlerde bulunan Robert P. Finn, 1872-1900 yılları arasında yazılan romanları incelediği Türk Romanı’nda, bu ilk eserlerin başarısının yanı sıra bir döneme tanıklığını ve tarihsel işlevini irdeliyor. Şemsettin Sami, Ahmed Midhat, Emin Nihat, Samipaşazade Sezai, “Mizancı” Mehmed Murad, Recaizade Mahmud Ekrem, Nabizade Nazım ve Halid Ziya Uşaklıgil’i mercek altına alan Finn, odağına Halid Ziya’yı yerleştiriyor; onu ilk usta, Batılı anlamda ilk başarılı romancı olarak nitelerken eserlerine, başta Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu olmak üzere özel bir yer ayırıyor.

Türk Romanı, türün köklerine inme çabasının yanında bir imparatorluğun son demlerindeki yaşam kültüründen de örnekler sunan, edebiyat araştırmacılarına ve öğrencilerine perspektif katacak bir başvuru kaynağı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺34,30

“Alman yazınının yaratıcı koruyucusu…”

Heinrich Böll

Alman edebiyatının önemli yazarlarından Joseph Roth’un 1923’te yayınlanan ilk romanı Örümcek Ağı, Nazizme dair bir kehanet kitabı gibidir.  O yıllarda henüz ilk işaretlerini vermiş Nasyonal Sosyalizmi hazırlayan şartların derin bir psikolojik analizini yaparken, gelecekte Almanya’yı ve dünyayı bekleyen felaketlerin bir öngörüsünü sunar. Bu olağanüstü kurguda öngörülenler daha sonra misliyle gerçekleşecek, hatta yazar hayatını sürgünde kaybedecektir.

Teğmen Theodor Lohse Birinci Dünya Savaşı’ndan hayal kırıklığıyla dönmüş; cephede kahramanca şehit olmadığı için ailesi tarafından horlanan, kendisinin kişisel başarısızlıklarından ve imparatorluğun düştüğü durumdan Yahudiler ile sosyalistleri sorumlu tutan bir gençtir. Ezik, yenik ve öfkeli Lohse, geçinebilmek için zengin bir Yahudi’nin oğluna özel öğretmenlik yaparken bir tesadüf sonucu kendisine gizli örgütün yolları açılır. Artık o örgüte girmek için de, orada yükselebilmek için de her yol mubahtır.

“Bizim sevgili Joseph Roth’umuz, yeri hiç doldurulamayacak, sonsuza dek unutulmayacak, –bir buyrukla– Alman edebiyat tarihinden silinip atılamayacak ender insanlardan biriydi.”

Stefan Zweig


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 140
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2019
₺23,10

Şiir çıplak bırakır

Oksa nasıl duyulur dünyanın teni

Sarmaşıklara, kırbitkilerine dolanıyorum

Bu, size görünmeye yeter

Kuşlardan öğreniyorum konuşmayı yeniden

Sindirim en hassas yeri sistemin

Gaga, yutak, kursak ve taşlık

Çamurlu sözcükler kusuyorum sürekli

Siklon B, kansız ölüm

Ağaçlar yeşerirken ölmeye yürüyenler vardı

Alacakaranlıkla doluyordu dolmaz sandığım boşluk

Tekildir, kolektif hatırlamaz hafıza

Özne miyim nesnesi mi kimin

Sesimi bozuyor bu iç çatışma


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 93
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺16,10

Yervant Odyan’ın 1911 tarihli bu olağanüstü klasiği, dünyanın en ünlü dedektifi Sherlock Holmes ile dünyanın en ünlü polisiye roman tutkunu Padişah 2. Abdülhamid’i yan yana getiriyor.

Yüzyıl başının tekinsiz günlerinde, 2. Abdülhamid’in hafiye teşkilatına mensup adamları birbiri ardına ölü bulunur. Kendini bir anda tehdit altında hisseden “şüpheci” Padişah, cinayetleri aydınlatma görevini dedektiflerin en ünlüsüne, Sherlock Holmes’e verme kararı alır…

Fonda tarihimizin en çalkantılı dönemlerinden birini, 2. Meşrutiyet’in ilan edilme sürecini mektup, telgraf, fotoğraf gibi belgesel değeri olan malzemelerle işleyen Abdülhamid ve Sherlock Holmes, sürükleyici bir polisiye olmasının yanı sıra, Savaş ve Barış esinleri taşıyan son derece gerçekçi bir roman. Çünkü Yervant Odyan aynı zamanda yetkin bir Tolstoy çevirmeni. Sherlock Holmes hikâyelerine düşkünlüğüyle bilinen II. Abdülhamid’in, hayran olduğu Sherlock karakterinin yaratıcısıyla tanışmak için yazar Sir Arhur Conan Doyle’u İstanbul’a, sarayına davet ettiği ve kendisini Mecidiye Nişanı’yla şereflendirdiği de, bir rivayet olarak romanda yerini alıyor…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 768
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : Şamua
Basım Tarihi : 1.2020
₺105,00

Sanki düğün olmuştur
Sevmiş, sevilmiş, yenmiş, yenilmiş
Çekmiş, çektirmiş
Oyun hüzün olmuştur.

Düştür doğaldır içlenme
Bezginlik göllerinde bir gece
Karanlıkta senin de
Yüzdüğün olmuştur.

Ay peşinde
Bitkin akşamlar nikotin
Düşer bir gün giyotin
Aksâdeler giyindiğin olmuştur.

Süleyman ve Sabâ, hüthüt ve Belkis
Söylerdi sorsaydık, geç git, bunlar - -
Necatigil yok şimdi
Belki bir gün olmuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺29,40

“Kıskançlık duysam Hilmi’ye duyardım...

Şiir denilen gizli varlığı bulan, biçimle içeriğin kutsal birleşmesini gerçekleştiren bu büyük şair, artık gençlik yıllarından uzaklaşıyor, ama ölümsüzlüğü de sırtlamış gidiyor.”

- Cahit Külebi

“Dile çok büyük planda hâkim olamayan, sözü yazıyı canından sızdırmamış kimseler bu alanda at oynatamaz. Hilmi Yavuz, dil beğenisi en yüksek şairlerimizden biri.”

- Cemal Süreya

“Kendini yineleyen bir şair değildir Hilmi Yavuz. Bedreddin’in ve Doğu Şiirleri’nin Hilmi Yavuz’u, toplumsal kesitleri şiirleştirmekte eşsiz bir düzeye varmıştı.”

- Doğan Hızlan

“Hilmi Yavuz, dili, sözü, sözcüğü arıtır, yeniden kurar ve Türkçeyi tarihi-coğrafyasıyla kuşatır, ama şiiri orada bırakmaz...

Hüzünle beslenen ve ‘insani olan hiçbir şeyi’ dışta bırakmayan bir duyarlık birikimiyle dokur şiirini.”

- Füsun Akatlı

“... şiirlerini biraz ürkerek, ama bambaşka bir Türkçe karşısında, sırılsıklam hayran olarak okuyorsunuz. Sözcükleri tınılaştırırken çıkardığı lirik, insancıl sese vuruluyorsunuz. Lütfen ozanın sesini dinleyin, sözlerinden önce... Bir büyük ozana sevgiler sunarak.”

- Rüştü Şardağ


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 560
En / Boy : 14 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺48,30

“Sırdaş Trompet’i okumak, bizi gündelik yaşamımızın sefil gerçekliğinden kurtarıyor.”

- LuIs Buñuel
 
İngiliz asıllı Meksikalı sürrealist sanatçı Leonora Carrington’ın başyapıtı Sırdaş Trompet belki yalnızca Alice Harikalar Diyarında ile kıyaslanabilecek sıradışı bir metin. Olağanüstü bir hayal gücü ve çekicilikle bezeli Sırdaş Trompet, 92 yaşındaki Marian Leatherby’nin kendisini içinde bulduğu macerayı anlatıyor.

Ailesi tarafından huzurevine gönderilmesi planlanan Marian’ın kulakları artık pek işitmemektedir. Bunun üzerine en yakın arkadaşı Carmella tarafından kendisine bir işitme trompeti hediye edilir. Ne var ki bu cihaz, yalnızca sesleri işitmesini sağlamaz, ona aynı zamanda görünür olmayan dünyadan da bilgiler getirecektir. Böylece Marian, gönderildiği huzurevinin, hiç de öyle sıradan bir yer olmadığını anlayacak ve kendini gizemlerle dolu bir maceranın içinde bulacaktır.

Sırdaş Trompet, gizemini sürekli koruyan derinlikli kurgusu ve zeki mizahının yanı sıra, farklı kültürlerin folklor özelliklerini ustalıkla birleştirmesiyle, modern fantastik edebiyatın da öncüsü.

“O kadar ilham verici bir kitap ki... Özgürlüğünü, mizahını ve kendi yasalarını icat edişini çok seviyorum. Onun nesini mi almak istiyorum? Tabii ki peruğunu.”

Björk


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13,5 / 195
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺22,40

“Cesur bir adam ve cesur bir şair.”

Bob Dylan

Lawrence Ferlinghetti: Jack Kerouac, Allen Ginsberg ve William S. Burroughs ile birlikte Beat Kuşağı’nın kurucularından; grubun 101 yaşında halen hayatta olan tek üyesi; şair, ressam, çevirmen, yayıncı, savaş gazisi, pasifist, fakir çocuk, ayrıcalıklı çocuk, dobra sosyalist, başarılı kapitalist…
 
Ferlinghetti, otobiyografik unsurlarla bezediği ilk romanı Küçük Çocuk’ta asırlık bir belleğin labirentlerinde dolaşıyor. Zengin bir aileye evlatlık verilen Küçük Çocuk’un ilk gençliğiyle başlayan roman, kendisini kimi zaman sayfalarca süren bilinçakışına kaptırarak sürekli şekil değiştiriyor, şiire, monoloğa, ilahiye, politik söyleme, vasiyetnameye, bir dil fırtınasına dönüşüyor.
 
Küçük Çocuk karmaşık bilincin satırlara damıtıldığı, Proust’a ve Joyce’a göz kırpan, öfkeyle ve neşeyle dolu yüz yıllık zihnin uzun soluklu anlatısı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺21,00

“Büyüleyici... Sahtekâr’ın aldatma yöntemleriyle sınırlı  kalmayıp aldatılanın da yalanları kabul etmekteki  istekliliğine ışık tutuyor.” 

Publishers Weekly 

Sınırın Yasaları, Saplantı ve Kiracı romanlarını yayınladığımız, çağdaş dünya edebiyatının usta kalemlerinden Javier Cercas, Sahtekâr’da, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası’nın Flossenbürg toplama kampında kaldığını, savaştan sonra ülkesine döndüğünde ise Franco rejimiyle mücadeleye giriştiğini iddia eden ve tüm bunlara uygun bir otobiyografi yaratıp İspanya İç Savaşı sonrası ülkesinde, cesareti ve dik duruşu onurlandırılan; tarihsel hafızanın, daha doğrusu hafıza sektörünün öncüsü Enric Marco’yu ve inşa ettiği gerçek-kurmaca dünyasını anlatıyor.

Enric Marco bir sahtekârdır kuşkusuz; ama temize çıkarılma çabasından ya da linç edilmekten daha fazlasını hak eder: Anlaşılmak. Cercas’ın “romanesk sanatçı” olarak nitelediği Marco, itirafına kadar ülkesinin önemli sivil toplum kuruluşlarında çalışmış, gazete ve dergilere yüzlerce röportaj vermiş, toplama kamplarını ve Nazilerin işkencelerini anlatmış, okullara giderek faşizm karşıtı konuşmalar yapmış, anmalara ve konferanslara katılarak büyük bir yalanın içinde doğruları söylemiştir.
Sahtekâr, Cercas’ın Enric Marco’nun işaret ettiği ipuçları doğrultusunda, yaşamının kimi yakın tanıklarıyla çıktığı yolculuğu, kurmaca ile gerçeğin iç içeliğini tarttığı, tekrarlarla hafızayı diri tuttuğu eşsiz bir 21. yüzyıl klasiği. “İyi niyetli” yalancının, Barselonalı Don Quijote’nin bu dolambaçlı hikâyesini okurken şu soruyu soracaksınız kendinize: Yalan, asılsızlıktan, kasıtlı asılsızlıktan daha mı kötüdür?

“Bir yazarın rolü, gerçeğin doğası, hafızayla tarih arasındaki savaş üzerine çok önemli bir inceleme.”

Deborah Mason


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 440
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺37,80

1828 yılında, Almanya’nın Nürnberg şehrinde, bir köylü gibi giyinmiş, saçları darmadağınık, doğru düzgün yürüyemeyen ve hemen hiç konuşamayan 17 yaşlarında bir genç bulunur. Caspar Hauser adındaki bu çocuk, bulunduğu tarihten bıçaklanarak yaşamını yitirdiği 1833 yılına dek Avrupa’da tam bir muammaya dönüşmüş, dikkat çekici saflığı ve masumiyetiyle insanların duyarlığını harekete geçirmiş, “kurt çocuk” gibi romantik spekülasyonlarla desteklenen çözülememiş bir gizem haline gelmiştir.

Adım atmayı, konuşmayı yeni yeni öğrenen Caspar’ın, kentteki çeşitli ailelerin vasiliğinde insanlara, hayata, toplumsal düzene uyum sağlaması için uğraşılırken bir yandan da onun kim olduğu, nereden geldiği hükümet yetkililerinden sıradan yurttaşa kadar her kesim tarafından merak edilir. Kimdir Caspar Hauser? Bertaraf edilmiş, hükümdar soyundan bir prens mi yoksa kaderine terk edilmiş gayrimeşru bir çocuk mu?

“Caspar Hauser Vakası” bu tarihten itibaren çok geniş ve disiplinlerarası bir literatür oluşturmuştur. Peter Handke’nin 1967 yılında Kaspar adlı bir oyun kaleme aldığı, Werner Herzog’un 1974 yılında The Enigma of Kaspar Hauser adlı bir film yaptığı, W. G. Sebald’ın 1975 yılında, Campo Santo kitabında Handke’nin oyunu hakkında yazdığı bir denemesinde ve başka metinlerinde ele aldığı Caspar’la ilgili ilk yapıtlardan biri olan Jakob Wassermann’ın Caspar Hauser veya Gönül Miskinliği adlı klasikleşmiş romanı, Caspar’ın büyüleyici, ilgi çekici ve kısa yaşamını ele alır. Wassermann sinematografik dili ve ayrıntıcı bakışıyla, bugün bile tartışılmayı sürdüren Caspar’ın esrarengiz hikâyesine dayanan nihai ve modern kurguyu yaratmıştır.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 448
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺41,30
1 2 3 ... 37 >
Çerez Kullanımı