Tükendi

Anton Çehov, “Beyazalınlı” masalında sevginin en zıt karakterlerde bile ne denli etkili olduğunu kendine has üslubuyla ifade etmekte.Gorki, “Serçecik” adlı masalında okuyanları sözcüklerle oluşturduğu sevgi atmosferi içine koyuyor ve bir yavru serçeyle annesinin diyaloglarını dinletiyor, atlatılan tehlikeden sonra derin bir oh çektiriyor, bu arada da deneyimin önemine ve aceleciliğin sakıncalarına parmak basıyor.

Nobel ödülü almış olan Drina Köprüsü yazarı İvo Andriç de sanatın yaşama etkisini, sanatın ne denli önemli olduğunu, “Aska ile Kurt” adlı masalında vurguluyor.Tolstoy ise zoru paylaşmak gerektiğini, kibrin ve intikam duygusunun yersizliğini kendine has felsefi üslubuyla ifade ediyor.Çeviri, Rusça aslından titizlikle yapılmıştır.Bu kitap çocuklara hitap ettiği kadar çocuğunu eğiten anne ve babalara da hitap etmektedir.Kitaptaki masalların bazıları ülkemizde ilk kez yayımlanmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 100
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺12,00
Tükendi

Bu kitap ; tüm yaş gurupları gözetilerek hazırlanmış olup Rusçadan çevrilirken, yazarlarınca ifade edilmek istenen orijinal metindeki duygular aslına uygun olarak Türkçeye birebir yansıtılmıştır.İnsanın Doğumu, Gorki'nin 1912'de yazdığı, pastoral dekor içinde gerçekleşmiş bir doğumun dokunaklı hikayesidir. Sefil yaşamın içinde barınan güçlü bir gelecek umudu ve o ortamda filizlenen yaşam tutkusu, duygu yüklü sözcüklerle anlatılmış.Yuri Nagibin, ilkokul öğretmeni olan genç kızın öğrencileriyle geçirdiği bir günü, kendine has naif üslubuyla, “Kardan Adam” öyküsünde anlatıyor.

İvo Andriç, taşralı bir öğrencinin büyük şehirde karşı karşıya kaldığı zorluklarını anlatıyor. Bir kazanın neden olduğu öyle ya da böyle, çocukluğumuzda hepimizin yaşadığı türden iç çatışmalarını “Kitap” adlı öyküsünde yazmış.A. Çehov'un, “Ahçı Kadın Evleniyor” öyküsü de bu kitabın içinde yer almaktadır. Evliliğin bir çocuğun gözüyle nasıl göründüğünü böyle yalın üslupla ancak Çehov gibi bir usta anlatabilirdi.T. Konuralp ise “İmroz Issızlığı” öyküsünde, toplum vicdanında kapanmayan bir yaraya dokunmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 124
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺12,00
Tükendi

Alman siyasetçisi ve filozofu Bebel, Hz. Muhammed’le başlayan İslamın felsefesini, yönetim anlayışını, pratikteki yansımalarını; o zamanın Avrupa’sını, Avrupalılarını bu kitabında karşılaştırmalı anlatıyor. Yıkanmayarak Tanrı’nın gözüne girildiğine inanan ‘barbar’ Avrupalıların medeniyetten bihaber, pislik içinde, böcekler gibi yaşadıklarını...

Henüz mezhep çatışmalarının başlamadığı dönemde İslamın, ilkel toplumu en radikal değişime (akılcı bir yöntemle, gönüllülük esasını önceleyerek) nasıl tabi tuttuğunu, Arap toplumunu çok kısa sürede nasıl dönüştürüp medenileştirdiğini, kurulan büyük bir imparatorluğun özgürlük ve bilim zemini üzerinde nasıl yükseldiğini ve sonrasını akıcı bir ifadeyle yazıyor Alman Bebel.

İslam dininin estirdiği özgürlük ortamında yeşerip gelişen bilimin, cehaletin kör karanlığında yaşayan İspanya’yı nasıl dönüştürdüğü de örnek olarak anlatılıyor bu eserde: Kısa sürede Granada, Sevilla ve başkent Kurtuba gibi düzenli şehirler oluşur. Eğitime çok önem verilir ve üniversiteler kurulur (o yıllarda Avrupa’da birkaç üniversite vardır ve bağnaz kiliselerin şemsiyesi altındadır). Şehirlerde okuma yazma bilmeyen kalmaz. Ticaret gelişir. Bayındırlık çalışmaları tüm yarımadayı bambaşka bir çehreye büründürür. Muntazam su kanalları, limanlar, yollar… Şehirlerde sokaklar taşlarla döşenir, fenerlerle aydınlatılır. (O dönemden 700 yıl sonra bile Londra’da tek bir sokak feneri bulunmamaktadır, sefil Paris sokakları çamur deryasıdır. Berlin’in adı yoktur.) Her köşe başında bir hamam (yalnızca Kurtuba’da 900 hamam), her semtte bir kütüphane vardır. Artık İspanya’da kadınlar özgürdür ve bilim insanı olarak günlük hayata katılmaktadır. Ünlü kadın cerrahlar yetişir. Müslüman, Yahudi, Hristiyan toplulukları bir arada sorunsuz yaşamaktadır. Hatta kararlar ortak mecliste alınmakta ve uygulanmaktadır.

Bilimin ve özgürlük atmosferinin, taht kavgaları uğruna, göz ardı edilmesiyle tarihin en büyük imparatorluklarından birinin bir kuyruklu yıldız gibi kayıp yok oluşunu anlatırken Bebel, okuyanı günümüzün sorunları üzerinde düşünceye sevk ediyor. İslamın oluşturduğu aydınlanma ortamında bilim insanları Güneş’in, Dünya’nın, Ay’ın durumunu incelemiş, bugünün hesaplarına en yakın değerleri bulmuşlarken; fizik, matematik, tıp, astronomi, kimya, jeoloji (İbn-i Sina, aynı zamanda bir jeologdur) gibi pozitif bilimlerde çığır açmışken, bilimin inkârı ve özgürlüklerin ortadan kalkmasıyla, kısa sürede, dünyanın dümdüz bir tepsiye dönüşmesi, Ay ve yıldızların göğün kemerinde çakılı durduğu algısının kısa sürede oluşması bu kitapta en yalın ifadeyle anlatılıyor. İslam aydınlanmasının, Hristiyanlığın karanlığında birbirleriyle boğazlaşan Avrupa’ya etkisi, Rönesans dalgasını nasıl başlattığı da...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 170
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺28,00
Tükendi

Sovyet-Rus şair ve yazar Larisa N. Vasileva'dan şiir lezzetinde bir eser: Kremlin Kadınları. Sosyalizmin son dönemini yaşamış ünlü yazar Larisa N. Vasileva, o dönemi araştırıyor, kadınca sezgileriyle ama temkinli bir bakış atıyor o "sera"ya ve gördüklerini okurlarla paylaşıyor. Devrim öncesi yurt dışında, 1917 devrimi sonrası yurt içinde Lenin'in yanında - yakınında bulunmuş Ivan Popov'un yazarımıza anlattıkları çok ilginç: Çar ailesi ile Maria A. Ulyanova (Lenin'in annesi) arasındaki büyük sır nedir? Basit söylentiler mi, gerçek mi?.. Marksist-Leninist "sera"da, en çok özgürlük vadedilen kadınların durumu nasıldı? Üstelik, Kremlin'in hanımefendileri olan o kadınların tarihi süreçteki rolleri neydi; Kremlin'in kunt duvarları arasında mutlu muydular? Neden o kadınların bazıları zindanlara kapatıldı, sürgünlere gönderildi ve devletin zirvesindeki eşlerin, onları kurtarmak için, kılı kıpırdamadı? Duvarlar yıkıldı; elini dudaklarına götürerek "Konuşma!", "Çok dikkatli ol. Böyle zamanlarda duvarın da kulağı var" diye ikaz eden başı kızıl çatkılı kadın afişleri nostaljik birer objeye dönüştü, ama o "sera"nın gizemi aralandı mı? Elinizde tuttuğunuz bu kitabı okuyunca hayretler içinde kalacaksınız. Dünya dillerine çevrilmiş, çok satanlar listesinde haklı yerini almış bu eseri okurlarla ilk kez Eton Yayıncılık buluşturuyor ve önemli bir eksiği gidermiş oluyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 390
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2015
₺28,00
Tükendi

Kuğuların Dönüşü, Beleya Berioza adıyla üç kitap halinde yazılmış olan "nehir roman"ın ikinci kitabıdır. İlk kitap Hüzün Yoldaşım, 2014 yılında Destek Yayınları'ndan çıkmıştır.

Kitapta 1900'lı yılların başından itibaren Türkiye'ye akın akın gelen (gazinolarda çalışmak için) Doğu Bloku kızlarından biriyle bir Türk arasında yaşanan dramatik aşk ilişkisi konu edilmektedir.

Geçmişi sol mücadele içinde geçen Türk'ün, yaşanan aşk ekseninde geçmişi sorgulaması ve Rus kızı Nataşa'nın da yaşadıklarından etkilenerek kendi ülkesindeki sosyalist uygulamayı sorgulaması, bu romanda anlatılmaktadır. "Doğu Bloku olarak adlandırılan coğrafyadan genç kızlar,1990'lı yıllarda akın akın Türkiye'ye geliyorlardı. Para kazanabilmek için geldikleri bu -hiç bilmedikleri- ülkede pek çok acı ve hoyratlıkla karşılaştılar.

Taşkın Konuralp, kitabında Türkiye ile Rusya arasında yaşanan işte bu karşılıklı kırılmaya ışık tutuyor.

68 kuşağı bir solcu ile Rus kızının aşkından yola çıkan bu romanı dileyen tarih belleğine düşülen bir belge olarak da kabul edebilir."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 397
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2016
₺28,00
Tükendi

Larisa Vasileva, Rusya'nın yaşayan en ünlü yazarıdır (Seksen üç yaşında).

Sovyet dönemini, Perestroyka dönemini yaşamış şair-yazardır.

Kremlin Kadınları kitabı dünya dillerine çevrilmiş ve o ülkelerde(Rusya, Amerika, İngiltere, Fransa, Japonya, İtalya, Estonya, Litvanya vd.) yayımlanmış, ilgiyle karşılanmıştır.

Yazar kitapta Lenin İktidarından Gorbaçov İktidarına kadar olan dönemin önemli olaylarını SSCB Komünist Parti yönetici eşlerinin yaşadıklarıyla anlatmaktadır. Dünyanın en büyük sosyalist topluluğunu yöneten kişilerin eşlerinin öyküleriyle o dönemin gölgede kalmış ilişkilerini gün yüzüne çıkarmakta ve gözler önüne sermektedir.

Eşitlik temelinde yönetmek iddiasında bulunan erkekler kadını, erkek iktidarına payanda olarak görmüşler, yönetim kademelerinde yükselme eğilimi içinde görülen kadınlar egemen erkeklerce budanmış, başlarına ilginç olaylar gelmiştir.

Siyasi atmosfer hikaye edilirken öyküler akıcı, duru bir ifadeyle anlatılmaktadır. Okuyucu ilgisi, aynı zamanda şair olan yazarın akıcı ifadesiyle sürekli canlı tutulmaktadır.

Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın, kitabın arka kapağında da yer alan, şu ifadesi bulunmaktadır: "Dünyanın en geniş coğrafyasında eski bir imparatorluğun yerini alan Sovyetler İktidarı, kaçınılmaz olarak sadece eski sınıflarla değil, kendi ülkesinin başkaldıran aydınları, orta sınıftan uzmanlar ve hatta Komünist Parti'nin bir kısım üyeleriyle zıt kutuplara düştü. Larisa Vasileva'nın kadın portrelerinde, bu geniş insan coğrafyasında yaşananları gözlemlemek mümkün oluyor."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2016
₺28,00
Tükendi

Bazen ‘Günaydın Hüzün’ü anımsatan gülümseyiş, bazen göze duman kaçması gibi bir şey Güneri Civaoğlu (Milliyet'te, romanla ilgili köşe yazısından).

Birkaç ay öncesine kadar en büyük derdim aşk meşk konularıydı. Yine onlarla oyalanmam, içimdeki yarayı sarmam lazım ki başka şeylere odaklanabileyim. Ama olmuyor, beceremiyorum. Biliyorum ki artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bunu bildiğiniz anı bir hayal edin; kendi kendinize konuşmaya başladığınız, başınızı ellerinizin arasına aldığınız ve dünyanın o saniyede durmasını istediğiniz anı İşte tam da o durumdayım. Ne çıkacak karşıma, neler olacak bilemiyorum. Sadece korkunç bir delik görüyorum, hiç durmadan bizi içine çekiyor. Aşağıya doğru kaydıkça da iyice zifiri karanlık oluyor. Bazı şeylerin elimizde olmaması ne kadar da acı. Bir sabah uyandığınızda hayatınızdaki her şeyin yerinde yeller esebiliyormuş.

Tatilde elinizden bırakamayacağınız bir kitap Eton Yayınları’ndan.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 238
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2016
₺20,00
Tükendi

Torunum Soneçka (Sofya)’ya DUA Tanrı bir görev verdi: Tüm insanlar birbirini sevsin. Verilen o kutsal görev iyi öğrenilmeli ve mutlaka yerine getirilmeli. Bunun için şu kurallara uymak zorunludur: Birinci kural, kimseyle ilgili kötü düşünmemek; ikinci kural, hiç kimseyle ilgili kötü konuşmamak ve üçüncüsü de, kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkalarına yapmamak. Kim bu kuralları öğrenecek ve uygulayacak, o, herkesi sevecek, insanlardan yansıyan sevgiyle çok mutlu olacak. Ben de bütün gücümle, mutlaka, bu kuralları öğrenecek ve uygulayacağım. Sofya Andreyevna Tolstaya, dedesinin kendisi için yazdığı bu DUA’yı hep aklında tutu ve yaşamı süresince o kuralları uygulamak için gayret etti. Yaşamı sürekli sorgulayan Lev TOLSTOY’un, yediden yetmişe her yaşta insana seslenen, Türkiye’de ilk defa yayınlanan, düşündürücü öykülerinden bir demet


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 75
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2016
₺12,00
Tükendi

Yabancı ülkelerde ringe Türk bayrağı sarınarak çıkmayı âdet edinmiş bir milli sporcu, Türkiye’nin ilk profesyoneli, seksenli yaşlarını sürerken milli takım arkadaşının cenazesine gider ve üzerinde al bayrak örtülü tabutu görür, “Adım Garbis Zakaryan, ben de milli sporcuyum, öldüğümde tabutuma Türk bayrağını örterler mi?” der gazetecilere.

Yazarımız bu sözün peşine düşer ve ilginç bir yaşamla, yaşanmışlıkla karşılaşır. O hayatı bizlere romanında lirik bir üslupla nakleder.

Zakaryan’ın yaşadığı serüvenlerle birlikte Türkiye’nin yakın tarihinde kırılma noktası olan “6-7 Eylül Olayları”na Garo Nerdesin romanında bir başka pencereden bakılmaktadır.

Garo Nerdesin, eve katkı için sabahın köründe sokaklarda avaz avaz bağırarak gazete satan, aynı zamanda bir çorapçıda çalışan çocuğun dört kıtada başarılarıyla bir efsane hâline nasıl geldiğinin ve ilköğrenimini bile tamamlayamamış Garbis’le, beş dil bilen bir İtalyan kızı Ersilya arasındaki ölümsüz aşkın öyküsüdür aynı zamanda.

Genç yazarımız Emina Temel, Mardin (Nusaybin)’de doğmuş, orta öğrenimini Nusaybin’de tamamladıktan sonra Yıldız Teknik Üniversitesini bitirmiştir. Şişli Belediyesi’nde hâlen şehir plancısı olarak görev yapmaktadır, aynı zamanda lisanslı boks hakemidir.

Bu nitelikli eserin yazarı Emina Temel’i edebiyat dünyasına kazandırmaktan ve siz değerli okuyuculara tanıtacak olmaktan kıvançlıyız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 250
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2017
₺28,00
Tükendi

Yayımlanacak olan masal kitabında çocukların çevreleriyle, dışarıdaki sosyal dokuyla uyumu gözetilmiştir. Yaşamdan kopuk olmamasına özen gösterilen masallarda öğretici bilgiler aktarılmakta, bu masalda çocuklarda çevre bilinci oluşturulması amaçlanmaktadır. Ayrıca ; QR Code ile masal, Türkçe ve İngilizce (görüntülü – sesli) izlenebilmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 12
En / Boy : 19,5 / 27,5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : .2017
₺9,00
1
cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: TR
Çerez Kullanımı