12 Eylül cuntasının toplumsal tahribatının sonuçlarını istatistiki veri olmaktan çıkaran ve o günleri yaşayanların tanıklığına dayanan bu sözlü tarih çalışması, hem kurumsallaşmış işkencenin dehşetini hem de insanlığın tarihsel onurunu gözler önüne seriyor.

Yalnızca hainleri değil, bir bütün olarak toplumu ve gelecek kuşakların siyasal bilincini yok etmek adına tankla topla devreye sokulan bu örgütlü kimliksizleştirme politikasının başarıya ulaşan ve her şeye rağmen yenilgiye uğrayan yönlerini açıklıkla ortaya koyuyor.

Sesini her yükseltenin terörist olarak yaftalanması, insanlıkdışı hapishane koşulları, hak gaspları, işkenceler ve ödüllendirilen işkenceciler... Bütün bunların normalleştiği ve kanıksandığı Türkiye tarihinin son elli yılındaki devlet geleneğini ve bu gelenekteki sürekliliği gözler önüne seren Asılmayanların yaşadıkları, toplumsal hafızayı diri tutarak dünle bugünün bağını güçlendiriyor.

Asılmayıp Beslenenler, unutuşun zindanlarına terk edilmek istenen hakikatin güneş misali her sabah yeniden doğuşunun kitabı.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 405
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺28,00
Tükendi
Ergenekon operasyonlarının "Avrupa Birliği yoluna girmiş, demokratikleşmeyi önüne hedef koymuş bir Türkiye’de" kontrgerillanın sorgulanması, yargılanması ve tasfiyesi anlamına geldiğini düşünenler fena halde yanıldılar. Ergenekon operasyonlarının darbelerle hesaplaşmak demek olduğunu ve darbecilerin TSK’nın direnişine rağmen tasfiye edildiklerini düşünenler de yanıldılar."Tüm kötülüklerin anası" Ergenekon’un hareketsiz kılınması sonucunda artık faili meçhul cinayetlerin, provokasyonların, menşei devlet olduğu herkes tarafından bilinen karanlık eylemlerin son bulacağını ve bu ülkeyi yönetenlerin hiç değilse kendi yasalarına saygılı davranacaklarını zannedenler yanıldılar. Kısa süre içinde görüldü ki, ‘Ergenekon’ adı verilen bu operasyonlar, kâh emekli generalleri gözaltına alarak, kâh toprağa gömülü kimi silah depolarını açığa çıkararak, kâh bazı gizli belgelerin bilinir hale gelmesini sağlayarak, ya da kontrgerillanın beyni olduğu öne sürülen Genelkurmay Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanlığı’nın kozmik odasında aramalar yaparak; zülfüyare dokunuyor gibi görünse de, geniş yığınların özlemini çektiği demokrasiye dair beklentileri karşılamaya muktedir değildi. Ve yaşananlar, şimdiye kadar neredeyse geleneksel hale gelmiş, zorbalığa ve kan dökmeye dayalı yönetme biçimini tasfiye etmekten fersah fersah uzaktı, neden? Elinizdeki kitap, hem bu can alıcı soruları cevaplamaya hem de "derin devletin" (katliamlar; siyasi suikastler; faili meçhuller; silah, insan ve uyuşturucu ticareti; medyadan iş dünyasına, askeri ve sivil bürokrasiye, yerli ve yabancı gizli servislere dek uzanan ağlar aracılığıyla gerçekleştirdiği) yüzeydeki eylemliliklerini tarihsel olarak ve apaçık bir biçimde analiz etmeye çalışıyor.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 495
En / Boy : 15.5 / 22.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2011
₺26,60
Tükendi
Krzysztof Kieşlowski, gerçek göz yaşlarından, yani gerçeğin kendisinden korktuğu için belgesel çekmeyi bırakıp sinemaya döndüğünü söylemişti. Biraz ilaç, biraz makyaj işte size göz yaşları ve ağlayan bir yüz... Oysa gerçek göz yaşları korkutucudur, cevaplanması gereken sorularla, dolayısıyla ahlaki bir sorunla karşı karşıya getirir insanı, tarafsız kalamazsınız gerçeğin karşısında, sizi konum almaya zorlar.Bizim Çocuklar Yapamadı böylesi bir konumalışın ürünü. Ve ülkemizin 12 Eylül 1980’de maruz kaldığı askeri darbenin karanlık yüzünü bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Ama sadece darbecilerin değil daha çok darbeye maruz kalanların gerçekliğini... Sıradan insanlardan, işçilere, işsizlere, köylülere, memurlara, öğretmenlere, öğrencilere, çocuklara ve eşlere varana dek... Köylerde, kentlerde, okullarda, üniversitelerde, dağlarda, sokaklarda, nezarethanelerde, cezaevlerinde devrim inancıyla işkencelere, ölümlere meydan okuyan, direnen ya da yenilen devrimcilere ve yapayalnız gençlere varıncaya dek tüm toplumun gerçeğini yakalamaya çalışıyor Ertuğrul Mavioğlu. Yitip gidenin sadece soyut bir tarihsel kesit olmadığını, gerçeğin, yani deneyimin tarihsel bilgiden daha fazla bir şey olduğunu hep hatırlatarak yapıyor bunu...Bir yandan Fatsa’ya, Tunceli’ye, Diyarbakır’a, Artvin’e, Ankara’ya, İstanbul’a, Bursa’ya, Almanya’ya uzanıyor nazarınız kitap boyunca, bir yandan da İzmir TARİŞ’e İTÜ’ye, ODTÜ’ye, Boğaziçi Üniversitesi’ne ve Çağlayan Mahallesi’ne... Ama zihninizde hep aynı tarih, 12 Eylül 1980, ve aynı sorular: "Bu yaşadığımız vahşetin anlamı nedir, niçin bizi buldu ve bundan bir çıkış yolu var mı?"Ertuğrul Mavioğlu, 12 Eylül cuntasıyla hesaplaşmasını Bizim Çocuklar Yapamadı isimli bu üçüncü kitabıyla sürdürüyor. Alacağını tahsil etmek istiyor bu kanlı cuntadan. Ama bu hesaplaşma toplumsal olmadıkça sahici de olamayacak şüphesiz, işte bu nedenle yitip giden o tarihi yeniden canlandırmak, alacağı olanların tümüne can vererek seslerini duyurmak istiyor. Kulak verin bu "bitmemiş senfoniye", kimbilir kendi sesiniz de kulağınıza çalınır belki!
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 381
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2008
₺12,96
1
Çerez Kullanımı