1886-1944 yılları arasında yaşamış olan ünlü tarih yazarı Marc Bloch, Lucien Febvre ile birlikte Fransız sosyal tarihinde son derece etkili olan Annales ekolünün kurucusudur. Bu ekolün en önemli özelliği olayları tekdüze olarak anlatmak yerine, sorular sorarak bunlara cevap aramasıdır. Yine bu ekole göre, birbirine uzak toplumlar arasındaki benzerlikler veya mekânsal olarak birbirine yakın toplumlar arasındaki farklar incelenmeliydi. Ancak bu şekilde benzerlikler ya da farklar tespit edilerek tarihsel gelişimin ne olduğu ortaya konulabilirdi.

İşte karşılaştırmalı tarih anlayışının gelişmesinde adeta bir mihenk taşı olan bu ekolün en önemli yansımalarından birisi olan ‘Feodal Toplum’, bu özelliği sayesinde tüm dünyada Ortaçağ Avrupası üzerine yazılan eserlerin arasında en çok başvurulanlar arasına girmeyi başarmıştır. Kısacası, feodalitenin anlamının bu kitapla eskisine oranla daha berrak hale geldiğini ifade etmek mümkündür.

Elbette uzunca bir dönemi son derece detaylı olarak aktaran bir başvuru kaynağının hacimli olması gayet doğaldır. Eserin ‘Bağımlılık İlişkilerinin Gelişimi’ başlıklı bu ilk cildinde, feodalite kavramı analitik bir yaklaşımla ve mukayaseli olarak okuyuculara aktarılmaktadır.

Bu kitabı okurlara sunmaktan mutluluk duyarz!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 504
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺100,50

1886’da Lyon’da doğan, Lucien Febvre ile birlikte Annales ekolünü kuran March BLOCH, İkinci Dünya Savaşı’nda Yahudi olduğu için Paris’ten kaçmak yerine Fransız yeraltı direniş örgütüyle birlikte Nazilere karşı savaşmıştır. 1944 yılında Gestapo tarafından öldürülmüştür. Başlıca eserleri: Tarih Savunusu veya Tarihçilik Mesleği ve Feodal Toplum’dur. BLOCH, kitaplarını yazarken, birçok farklı disiplinden yararlanmış ve bir olayı veya bir dönemi anlatmak yerine her zaman problem odaklı tarihçilik anlayışına sahip olmuştur. Eserlerinin adeta ‘eskimeyen’ bir nitelik kazanmasının en önemli nedenlerinden birisi de kuşkusuz bu bakış açısıdır.

Mukayeseli tarih yazımının öncülerinden olan bu büyük yazarın Feodal Toplum’u, yayımlandığı 1939 yılından beri tüm dünyadaki okuyucularda derin izler bırakmış, Ortaçağ Avrupası’nı anlamak isteyenlerin adeta bir başucu kitabı haline gelmiştir.

Eserin ‘Sosyal Sınıflar ve Siyasi Örgütlenme’ başlıklı ikinci cildinde, Bloch; soyluluk ve şövalyelik kavramlarını derinlemesine analiz etmekte, dönemin yargı rejimini, iktidar kaynaklarını ve istikrasızlık nedenlerini incelemekte, nihai olarak devletlerin yeniden inşa sürecine ve feodalitenin geçirdiği evrime ışık tutmaktadır.

Bu kitabı okurlara sunmaktan mutluluk duyarız!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺64,50

Sanat nedir sorusuna birbirinden farklı binlerce cevap verilebilir belki de. Üzerinde uzlaşmaya varılamayan, nesilden nesle sürekli güncellenen güzide tanımlardan birine sahiptir sanat. Bu özelliğiyle birçok politik meseleden daha tartışmalıdır kim bilir! Sanat nedir sorusunun cevabı çok kolay olmasa da “Sanat neyi anlatır?” sorusunun cevabı görece daha basittir: Eğrisiyle, doğrusuyla, sevinciyle, hüznüyle, hırslarıyla ve masumiyetiyle insanı… İşte bu yüzden sanat, sadece sanatçıyı ve sanatseveri değil, herkesi ilgilendiren bir tuhaf kavramdır. İşte her şeyiyle insanı anlatan bu alana dair, her şeyiyle insanı anlamaya çalışan bir büyük adamın görüşlerine bu kapağın altında ulaşabilirsiniz…

Okurlara sunmaktan mutluluk duyarız !


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺71,25

Divan Edebiyatımızın son büyük şairi olan Şeyh Galib, 1757'de İstanbul'da doğdu. Şeyh Galib ilköğretimini babasından gördü. Hamdi adlı bir bilginden Arapça dersi almış ve kendisine Esad mahlasını veren Süleyman Neşet'ten de öğrenimi sırasında faydalanmıştır.

Yirmi üç yaşındayken Divan'ını yazmıştır. 26 yaşındayken Türk Edebiyatı'nda mesnevi türünün en başarılı örneklerinden biri sayılan "Hüsn ü Aşk" adlı eserini yazmıştır. Bir yıl ilimle ve eserlerini yazmakla uğraştı. Bu tarihte Galata Mevlevihanesi sonra Konya'da Mevlana dergâhında çileye girmiştir. Fakat babasının isteği üzerine çileyi tamamlamadan İstanbul'a dönmüştür. Yenikapı mevlevihanesinde yeniden çileye girdikten sonra hücreye çıkmıştır. Sütlüce'deki evinde, 1791 yılına kadar şeyhlik yaptı. Sekiz yıl süren dergah şeyhliği sırasında Sultan III. Selim, Valide Sultan, padişahın kız kardeşi Beyhan Sultan'ın yakınları arasında yer aldı. Onların takdirlerini kazandı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺48,75

Lübnan asıllı ressam, şair ve filozof Halil Cibran, 1883 yılında Osmanlı İmparatorluğu kontrolündeki Lübnan’ın Bişerri (Bsharri) köyünde, Hıristiyan Maruni mezhebine bağlı bir ailede doğdu. 1895’te annesi ve kardeşleriyle Amerika’ya göç ederek Boston’a yerleşti. Eserleri ve düşünceleri dünya üzerinde geniş yankı uyandırdı. Şiirleri yirmiden fazla dile çevrilmiş olan Cibran aynı zamanda başarılı bir ressamdı. Resimlerinin bazıları günümüzde dünyanın birçok şehrinde sergilenmektedir. Yaşamının yaklaşık son yirmi yılını ABD’de geçiren yazar, ölümüne kadar kaldığı bu ülkede eserlerini İngilizce yazmıştır.

Halil Cibran’ın en ünlü eserlerinden biri olan ve ilk kez 1923 yılında basılan Ermiş adlı eseri, toplam 26 adet şiirden oluşan bir karma şiir denemeleri kitabıdır. El Mustafa adındaki bir kahinin 12 sene kaldığı Orphalese kentinden ayrılıp evine gitmek üzereyken bir grup halk tarafından durdurulması ve ana kahramanla halk arasında insanlık ve hayatın genel durumu hakkında geçen konuşmalar kitabın kendisini oluşturmaktadır. Cibran’ın bu kitapta El Mustafa isimli şahsa verdiği bu isimle peygamber Hz. Muhammed’i işaret ettiğini iddia edenler vardır. Fakat kitaptaki metinler çoğunlukla Matta’ya göre İncil’in 5. bölümünde yer alan İsa’nın Dağdaki Vaaz’ıyla içerik ve üslup açısından benzerlik ve paralellik gösterir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺33,75

Selahattin Eyyubi ne yaptı?
Tatar istilası nedir?
Ertuğrul Gazi kimlere yardım etti ve neticesi ne oldu?
Sultan Bayezit Ankara’da niçin mağlup oldu?
İstanbul nasıl fethedildi?
Kösem Valide kimdir?
Sultan Dördüncü Mehmet neden saltanattan çekildi?
Nadir Şah kimdir ve ne yaptı?
Sultan Üçüncü Selim’e ne oldu?
Tanzimat nedir?

Ve daha birçok sorunun cevabı II. Abdülhamit’in sadrazamı İbrahim Hakkı Paşa’nın kaleminden “Küçük Osmanlı Tarihi”nde okuyucuyla buluşuyor…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 56
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺28,50

Bahçede dolanırken aheste aheste,
Bir şiir yazsam çiçeklerle,
Masallar gizlense içinde,
Biraz duygu katsam,
Minik şairlere sorsam.
Masal şiirde gizlenir mi?
Mısralara dizilir mi?
Şiirler uçurur mu?
Daldan dala kondurur mu?
Ünlü şiirler olur mu?
Şiir karın doyurur mu?
Şiirlerin kocaman dünyası olur mu?
Minik şairler dediler ki,
Şiirsiz yaşanmaz ki.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 162
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺39,75

(30 Mart 1853-29 Temmuz 1890), Hollandalı ard izlenimci ressam. Batı dünyası sanat tarihinin en tanınmış ve en etkili şahsiyetlerinden biridir. On yıldan biraz fazla bir süre içinde aralarında 860 yağlı boya tablonun da olduğu 2.100 kadar resim ve çizim çalışması üretti ve bunların çoğu yaşamının son iki yılında yapıldı. Bunların arasında manzaralar, natürmortlar, portreler ve otoportreler bulunmaktadır ve modern sanatın temelleri sayılan cür'etkâr renkler ile canlı, fevrî ve ifade dolu fırça darbeleriyle ayırt edilirler.

Üst orta sınıf bir aileye doğan van Gogh çocukken ciddi, sessiz ve saygılıydı ve resim de yapmaktaydı. Gençliğinde sanat simsarı olarak çalıştı ancak Londra'ya gönderildikten sonra bunalıma girdi. Sağlığı bozulup yalnızlık içinde yaşadıktan sonra ebeveynlerinin yanına döndü ve 1881 yılında resim yapmaya başladı. Küçük kardeşi Theo tarafından maddi olarak desteklendi ve ikisi yıllarca mektupla yazıştılar. Çoğunlukla natürmortlar ve çalışan köylülerin tasvirlerinden oluşan ilk çalışmalarında daha sonraki eserlerinin ayırt edici niteliği olan canlı renkler görülmez. Çalışmaları geliştikçe natürmortlara ve yerel manzaralara yeni bir yaklaşım getirdi.

Psikotik epizodlardan ve delüzyonlardan muzdarip olan van Gogh zihin sağlığından endişe duymasına rağmen fiziksel sağlığını ekseriyetle ihmal etmiş düzgün beslenmemiş ve aşırı alkol almıştır. Gauguin ile arkadaşlığı bir ustura ile yolunu kesmesi ve öfke nöbeti sonucu sol kulağının bir kısmını keserek yaralaması sonucu sona ermiştir. 37 yaşında yıllardır süren psikolojik rahatsızlığı ve yoksulluğun ardından trajik bir biçimde kimilerine göre intihar, kimilerine göre bir cinayet sebebiyle silahla yaralandıktan birkaç gün sonra hayata veda etti.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺24,00

On dokuzuncu yüzyılın son yıllarında kimse insan ilişkilerinin insandan daha ileri ve yine de onun kadar ölümlü zekâlar tarafından şevkle ve dikkatle izlendiğine; insanlar kendi işleriyle meşgulken neredeyse mikroskopta çalışan birinin bir su damlasında biriken ve çoğalan kısa ömürlü yaratıkları incelemesi gibi bizi inceleyip, üzerimizde çalıştıklarına inanmazdı.

İnsanlar bu dünyada sınırsız bir kayıtsızlıkla, durumlara hâkim olmanın güvencinde huzurlu, kendi önemsiz meselelerinin peşinde koşturup durmaktaydılar.

Muhtemelen mikroskop altındaki infussoria da aynını yapar.
Kimse uzaydaki daha eski dünyaların insanlık karşısında tehlike teşkil edebileceklerine kafa yormuyor ya da sadece bunların üzerinde yaşam olduğu fikrini imkânsız ya da ihtimal dışı kabul ediyordu.

O biten günlerdeki bazı ussal alışkanlıklarını hatırlamak acayip. Çok çok, dünya insanları Mars’ta belki kendilerinden aşağı seviyede ve misyoner bir teşebbüsü hoş karşılamaya hazır başka insanlar olabileceğini düşünmekteydiler.

Yine de uzayın boşluğunda, bizimki karşısında, bizimkinin soyları tükenen o hayvanlara üstünlüğü kadar üstün olan akıllar, muazzam, soğuk ve anlayışsız beyinler, bu dünyayı kıskanç gözlerle izlemekte ve aleyhimizdeki planlarını yavaşça ve mutlak bir şekilde geliştirmekteydiler.

İşte, yirminci asrın başında büyük hayal kırıklığı gerçekleşti.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺30,00

Onca yıl; varlığımın her zerresiyle ölümsüzce sevdiğim adamın beni umarsızca aldattığını gördüğüm andaki tuhaf sakinliğim kendimde dâhil olmak üzere herkesi şaşırtmıştı.

Uzun zaman düşünüp ne yapacağınızı bilemediğiniz bir anda, hayat size kendi farkındalığınızı gösteriveriyor. Ansızın… Tüm mucizeler bir anda olur ya... Yaşamanın formülünü çözüveriyorsunuz.
Meğer; kontrol etmeden, panikleyip endişelenmeden hatta zorlamadan ve zorlanmadan doğal seyrinde olmalıymış her şey. Birini gerçekten sevmek ile kendine bağlı olduğunu sanmak arasındaki uçurumu bazen en acı anınızda anlayıveriyorsunuz. “Su akar yatağını bulur’’ demiş ya eskiler, mesele kabullenebilmekteymiş meğer. Olmasını istediğin gibi değil olduğu gibi öylece kabullenebilmekmiş tüm mesele. Yani yanında olanın varlığını, olmayanın yokluğunu kabullenebilmek.

Büyüdüm…

Ham bir meyveydim, dalımdan koptum; olgunlaştım.

Büyüdüm…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺40,50

“Lakin şimdi kapıdan içeri girecekler gibi değil mi?

Yaşarken dokunulası bedenleri şimdi çürümeye / kokmaya başladı bile, ama nasıl?

Günler unutturmak için olan biteni hatırasız beyinlerimize, esiyor içimize işleyerek delice. Ne dokunup ne çekebiliyoruz ellerimizi günlerin göz kamaştıran ışığından. Kirpiğimize değen gözyaşlarımızı kurutan hafif bir deniz rüzgârı, o kadar…

Ağırlığı her nefes alışımızda daha da artan hüznümüzü kimlere emanet edip gidelim Hafız! Çare yok! Bin yıldır yaşıyormuş gibi yorgunum adını bilmediğim taze bahar çiçeklerinin arasında. Artık geri dönecek kimse yok… Beklediğim kimse yok! Daha ne kadar yaşayacağım.

-Sahi yaşamak neydi, yaşamanın anlamı neydi? Beni türlü yokluklarla denedin ey hayat! Buz gibi soğuk sular döküldü üzerimden, yaralarıma türlü yangınlar değdi, ne hasretlikler eridi yangınımdan. Artık beklemiyorum. Bekleyemiyorum… Yüzümde eskisinden de belli belirsiz bir gülümsemeyle sadece duruyorum. Mutfak masasında bir elimde yarım kalmış çayı içerken ve birer birer geç(mey)en günlerin huzurlu sessizliği ve karanlığı gözlerimi yakarken, ışıltılı bir Azazil elini uzatırsa diye diğer elimi hep boş bırakıyorum.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 196
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺36,00

Bazı babalar eşlerinden ayrılınca küçük kızlarından da ayrılıyor, benim babam öyle babalardan. Zengin bir ailem var, oysa ne kadar da fakir yürekleri. Babanızla zaman geçiremediğinizi düşünün ve annenizin sizi hiç tanımadığını…

Üzülürken de yalnızsınız aslında, sevinirken de… Yılar geçti üzerinden ama benim hala en rahat ettiğim odam İstanbul’daki odam, en sevdiğim sokak evimizin sokağı, en sevdiğim kitaplar eski odamda, en sevdiğim bardak bile İstanbul’da. Ailemi, arkadaşlarımı, hayatımdaki tüm insanları, hatalarımı, tecrübelerimi, umutlarımı, kaygılarımı yazdığım defterim, seni aileme hediye ediyorum.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 412
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺82,50

´İyi oynayan kazansın, iyi yazan okunsun. Dilerim bu kitaptan sonra ve bu kitapla beraber kaybettiğim bütün toplar, karşılıklı olur.´


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺26,25

Ve cemre düştü saçlarıma aşktan...
Ağlamıyorum, söz uçtu, kalkıp derin uykusundan
Elimde dağılan kadehin
Sırça darbesiydi, dilim.
Bileklerimden boşalan kanla aydınlanmak
Sabahtı.
Muhafızımla ölmeyi başardım
En azından...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 164
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺39,00

Sanırım o anda hiçbirimiz Zaman Makinesi’ne pek inanmadık. Aslında Zaman Gezgini, inanmak için fazla zeki olan o adamlardandı; onu tam olarak anlamış hissetmezdiniz kendinizi; açıksözlülüğünün ardında daima biraz kurnazca ağzı sıkılıktan, pusudaki bir marifetten şüphelenirdiniz.

Filby modeli göstermişken ve konuyu Zaman Gezgini’nin kelimeleriyle açıklamışken, ona bu denli şüpheli tavırlarla yaklaşmamalıydık.

Yani, onun sunduğu gerekçeleri anlamalıydık…

Bir domuz kasabı bile Filby’yi anlayabilirdi.

Ama Zaman Gezgini, parçalarının üzerine biraz fazla düşüyordu ve biz ona güvenmiyorduk. Zeki bir adamı ünlü kılacak olan şeyler, elindeki numaralar olarak görülüyordu.

Bir şeyleri fazlasıyla kolay yapmak, bir hatadır.

Onu ciddiye alan ciddi insanlar, onun tavrından asla tamamen emin hissetmediler; onlar, bir şekilde yargılamadaki şöhretlerini ona emanet etmenin, bir çocuk yuvasını kırılgan porselenle döşemekten farksız olduğunun bilincindeydiler.

Bu nedenle şüphesiz, çoğumuzun kafasında buna dair tuhaf olasılıklar olmasına rağmen, o Perşembe ile sonraki arasında zamanda yolculuk hakkında çok fazla şey söylediğimizi sanmıyorum: bunun akla yatkınlığı, yani uygulama yönünden inanılmaz oluşu, oluşabilecek tuhaf tarihsel yanılgı ve bunun yaratacağı bütün karışıklıklara dair olasılıklar tartışılmadı...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺18,75

Michael gerçekten buna değer miydi? Onu gördüğü güne döndü. Sadece iki dakikada her şey olup bitmişti. Uzaktaydı kısa bir süre bakışını yakalamıştı. Gözlerinin ne renk olduğunu bile hatırlamıyordu. Her ayrıntıyı görebilen biri olarak ilk başarısızlığıydı. Andre için Michael’in geçmişi tam bir sır küpüydü. Karanlığı çeken biri. Cehennemden kaçıp da insan suretine bürünmüş bir varlık olduğunu düşünmüştü. Tehlikeli olduğunu bildiği ama çekimine kapıldığı, en kötüsü de bu etkiden kurtulmak istemeyeceği birisiydi William. Frankie sözlerinde haklıydı. Onun peşinde olmak, ölümüne ve şimdiye kadar kazandığı her şeyin yitimine sebep olabilirdi. Yine de Andre hayır diyemiyordu. Ne kadar acı ki bundan rahatsız olmuyordu.

Kaderin bir araya getirdiği üç kişi. Onları bağlayan gizli güç o kadar kuvvetli ki bu bağı kimse koparamıyor. Fedakârlık, dostluk, gizem ve karmaşa duygularını hissederek her bir karakterde kendinizi bulabileceksiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 437
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2019
₺82,50

Bu vakitsizlik öldürecek bizi
Bu sığınamama kuşları vurulacak
Ne vakit bir göç işte oradayız seninle
Eksenler pusulamızda düz çizgi
Durağan nehirlerden geçiyoruz
Koynunda ki kolye olayım
Sakla beni
Koynunda uyuyayım


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 50
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺22,50

Karşısındaydı. Sıklaşan nefesine, titreyen ellerine hakim olamıyordu. Kendini bitik hisseden her insan gibi yere uzun süre kilitleniyordu bakışları. Bir polis ölümle koyun koyuna yaşamayı öğrenmeliydi. Fakat o anın geleceğini kim nereden bilebilirdi? Kendine olan güveni, egosu, saygısı yerle bir olmuştu. Tükenmişliği iliklerine kadar hissediyordu. Uzun süredir devam eden, bitmek bilmeyen bir kabus vardı. Geçmiyordu. Bitmiyordu. Bitmeyecekti. Çareler, umutlar yok olmuş, insanlar bu vahşeti normal karşılamaya başlamıştı. Ölüm şüphesiz en büyük gerçekti.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 262
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 8.2019
₺33,75

Temelinde insan mutluluğunun, özgürlüğünün, doğasının ne olduğu, nasıl bir yaşam anlayışına sahip olunması gerektiği dün olduğu gibi günümüz insanının da problemlerindendir.

Felsefe okulları buna kuramsal çözümler üretmeye, geliştirmeye çalışmışlar, aynı zamanda kabul ettikleri ilkeleri yaşam tarzı olarak benimsemişlerdir.

Felsefe okullarının irdeleyici akılla, tarihsel kazanımlarla ürettiği çözümlerden yararlanmak, onlara başvurmak bize çok şey öğretecektir. Örneğin Bacon’ın zihnin putları olarak gösterdiği önyargılardan kurtulmak bir özgürlük alanı değil midir? Roller kuramı ise bireylerin yaşamında değer kazanan önemli izdüşümleri taşır.

Yaşam sanatı kişinin algı ve anlayışıyla ilgili olmakla beraber bilişsel, duyuşsal, sosyal ilişkilerdeki sorunsallara bağlı yanıtlar gerektirir. Yaşam tarzında kişilik özelliklerinin, düşünme yöntemlerinin neler olduğunu bilmenin bireylere kazandıracağı şeyler vardır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 170
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2019
₺35,25

Sosyal uyum, aşağılık duygusu sorununun öbür yüzüdür. Tek insan yetersiz ve güçsüz olduğundan, insanlar bir toplum içinde yaşar. Bu bakımdan, toplumsallık duygusu ve toplumsal işbirliği bireyin kurtuluş ve esenliğini oluşturur.

- Alfred Adler

Çağdaş psikolojinin en önemli isimlerinden biri olan Adler, kurucusu olduğu ‘Bireysel Psikoloji’nin temel ilkelerini açık seçik dile getirdiği bu kitabında; yaşamın amacı, aşağılık kompleksi, üstünlük eğilimi, yaşam üslubu, sağduyu eksikliği gibi neredeyse adıyla özdeş kavramları irdeliyor. Çocukların okul eğitimi, evlilik, özgürlük, toplumsal koşullardan kaynaklanan erkek ve kadın farklılığını somut örneklerle inceliyor.

Adler'e göre, her insanın kendince seçtiği ve erişmek için çabaladığı idealleri, onun bugünkü davranışlarını etkiler ve o insana özgü ruhsal süreçlerin oluşmasına yol açar. Yaşam biçimi çok küçük yaşlarda belirir. Dört, beş yaşlarından sonra yaşanılan her şey, o yaşa kadar edinilmiş kalıplara göre meydana gelir. İnsanların davranışları, duyguları, algıları ve tutumları çok küçük yaşlarda oluşur ve böylece geleceklerini şekillendirir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 206
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺30,00

Almanya sevdasına kapılıp,1959'da ilk kuşak Almanya işçisi olarak; dünyadan haberi olmadan, bir kuru yaprak gibi savrularak gittiğim Almanya'daki acı ve tatlı yaşantımı, ikinci adım olan Hüseyin'i kullanıp, "anı-roman" olarak yazdım. Bu roman diğer işçilerin yaşamını da dolaylı olarak yansıtıyor. Almanya'da görüp-duyup öğrendiğim olaylar benim derin uykudan uyanmamı; tutsak edilmiş beynimdeki kirli pasların silinmesini sağladı. Ben Türkçe’de fiil ve zamiri tanımadığım halde, okuma arzusuyla yurda dönerek okul dışından dört senede orta ve liseyi bitirip, yaşamımda da inanılmaz başarıdan başarıya koşup, yazma alışkanlığını da geliştirip kitaplar yazdım, halen yazıyorum da... Bu ilk kitabımda Almanya'da yaşadığım süreci; anlamlı, duygulu, içten ve yalın olarak anlatıyorum. Umarım ki okuyanlara ders niteliğinde faydalı olur...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺37,50

“Şimdi atla kollarıma. İşte bunu kutlayabilirsin. Bu tip adamlara her onların dediğinin doğru olmadığını ve onların dediklerinin yapılmayacağını göstermek zorundasın.”

Ahmet- Sedat yine yalanlarını Efsun’a aşılamaya devam etti. “Bu eski kurtlar çok akıllıdırlar. Ama bunların aklıda lahana yemeğinden sonra midede oluşan gaz sıkışması gibi beyinlerinin bir yerine sıkışır kalırsa, bu adamların bize hiç faydası olmaz. İşte o gaz sıkışmasının onların beyinlerinde oluşmaya başladığı anlarda biz de onlara yardımcı olacağız ki, onlarda bize ileride faydalı olabilsinler. Yoksa boşuna kürek çekeriz. Bu adamlar bir yerde kendilerine çevresi tarafından verilen gazlar nedeniyle kuş beyinlidirler. Ve aynı kuşlar gibi düşünürler. Hatta kuşa bunların beyinlerini taksan, kuş bile bazen ters uçar. Fakat yaşadıkları müddet boyunca, kuşlar gibi etrafındaki karıncaları, yani sizleri yerler. Hiç düşünmezler, öldüklerinde, karıncalar da onları yiyecek.”

Karman Ağa, pazar günü öğleden sonra gelinin evindeydi. Orada Ahmet- Sedat’ı da konuşlanmış görünce bozulmadı değil. Daha yeni dul kalmış gelininin evinde yabancı bir kişinin bulunması, Karman Ağa’nın aile geleneği denilen zımbırtı örflerine karşı bir durumdu, ama şimdi uyuzluk çıkartmanın da zamanı değildi.

Gelininin anlattığı kadarıyla, bu Ahmet Sedat denilen adam yumuşak mizaçlı, fakat keçi gibi inatçıydı. Yeri geldi mi de karşısındakini eşek gibi tepen bir adamdı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 132
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺33,75

Akabinde beş yıl narkotikte ve asayişte gurup çalışmalarında çalıştıktan sonra, onun aldığı her görevde elde ettiği başarıları nedeniyle, Aras’ı sözleşmeli özel ajan olarak bakanlıklar kadrosunda derin devlet hizmetine dâhil etmişlerdi.

Aras, bu meslekte kendi işindeymiş gibi çalışıyor ve her ne kadar çok yaralansa ve görevden ayrı kalsa da, her ayağa kalktığında aldığı özel görevlerde çok başarılı oluyordu.

Onun görevinde eriştiği başarılar nedeniyle ona görev veren şefleri ne ondan vazgeçebiliyor, ne de Aras çok sevdiği bu belalı meslekten ayrılamıyordu.

Fakat Aras’ın eşi Claudia, her telefon çaldığında eşi hakkında yine kara haber getiren veya her kapı zili çaldığında karşısına çıkan polis memurlarından, Aras’ın yine bir yaralanma haberini alma nedeniyle, artık ne telefon ne de zil seslerini duymak istemiyordu.

Kapının veya telefonun zili çaldı mı Claudia yine Aras’tan kötü bir haber var diye yerinden hoplayacak kadar hassas sinirlerin sahibi olmuştu. Günün birinde tedavi gördüğü sinir kliniğinde, zaten evinde ki yatakta kokusu bile kalmayan, Aras’tan rica da bulundu.

“Boşa beni.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 195
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺39,00

Yağmur çiseliyordu.
Karanlık bir bulut sinsice şehrin üzerinden geçiyor, yağmurdan dolayı kimse görmüyordu.
Politik bir düzmece gibi genç iki kızın düşlerine ağır ağır çamurunu bırakıyordu.
Hikâye burada başlıyor burada bitiyordu.
...
Sevgili okuyucularım;
Sakın uyuklamayın,
En uyanık halimle yazıyor,
Kelimeleri uyuşturuyor,
Mutluluk zehrini sol taraftan vuruyorum.
...
Sanmayın ki iş yapmamak için bu düzmeceleri yazıyorum.
Hayır, kir benim ilham kaynağım, size temiz bir evin hayalini tasarlıyorum.
...
Kara bulut seyrini tamamlıyor, zaten var olan ışığı kendi vaadi gibi sunuyordu.
...
Mutluluk alaycı yüzüyle eski acıları küçümsüyor,
Yeni acılara umut ışığı oluyordu
....
Yerli yersiz ağlamalar susuyor, yerine kendini hipnoz eden bakışlara bırakıyor.
Camların kaba kirleri gidiyor, yerine ince zarif su damlarının izi kalıyordu.

Gözlerdeki yaşların da amacı buydu,
Tortulaşmış acıları söküp atıyor, yerine cılız olan bizi bırakıyordu.
...
Sevgili okuyucularım; sanmayın ki yağmurla gözyaşını karşılaştırıyorum.
Sadece camları silmemek için kurgusal bir yorgunluk arıyorum.
...
Camlarım zarif su damlarıyla doluyken silemem,
Ağlayan birini susturamadığım gibi…
...
Yani diyeceğim o ki yanında ağlayanlar hep olacak,
Kirli camlarınızı merhametli yağmur damlarıyla kutsanacağı bir gün de gelecek.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 133
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺28,50

Bir kış günü gelmiştik bu şehre. Sokaklarındaki portakal ağaçlarına ve üstündeki meyvelerinin dallarını kıracakmış gibi duruşlarına öyle şaşırmıştım ki. Babam, “dokunmayalım kızarlar, hem de bize ait değil” deyip, bir tane bile koparıp vermemişti. Hâlbuki ağaçların diplerine dökülmüş bir sürü portakal vardı. İnce ince yağmur yağıyordu. O siyah saçlı kara gözlü kız çocuğu ile babası, yanımızda durup bizi dinliyorlarken, yerde ıslanmış kuru yapraklar gibiydik. Yıllar önce…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 74
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺28,50

Aklaşmış saçlarının altında, halen güzelliğini muhafaza eden yüzünde içinde binbir maskeyi barındıran gözleriyle genç kızı seyrediyordu. Onda gençliğini görmüş olmalıydı ki, ‘Gençliğim...’ diye hitap ederek başlamıştı, sözlerine.

‘Aşk nedir biliyor musun, gençliğim? Aşk ulaşılması imkansız bir menzil değildir. Aşk o ulaşılmaz diye hayal ettiğiniz menzile giden yoldur. Yürümesini bilene...’

Önünde duran fincandan kahvesini yudumladıktan sonra, ‘İşte biz şu basit dünyada o zor yolu yürüdük.’ dedikten sonra karşısında sessizce oturan genç kızı seyretmeye devam etmişti.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 238
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺41,25

Kitapta babamla batinilik üzerine konuşmalarımızı anlatırken bir yerde şöyle diyorum:

Bu yöntemi tutmuştum. Babamın dedikleri aklımdan hiç çıkmadı, sanki kulağıma küpe oldu. Essahtan da ben büyüyüp bilgilerim geliştikçe, o eski bildiklerimi farklı görüp farklı değerlendiriyordum. Sanırım hayatım boyunca, bu yönteme bağlı kaldım. Fakat bu beni görünüşte istikrarsız gibi gösteriyordu ama ben kendi içimde istikrarlıydım, çünkü bilgilerim değiştikçe, her şeye bakışım da değişiyordu. Mesela devrimci olup, Sosyalist kesime girmiştim ama sadık bir mürit gibi herhangi bir Sosyalist yapıya, herhangi bir anlayışa bağlanıp kalamıyordum. Sempati duyup, içine girdiğim yapıyı tanıdıkça onu da yeterli bulmayıp, onu eleştirmeye başlıyordum. Aslında görünüşteki bu istikrarsızlığım, içimdeki iç tutarlılığımın bir yansımasıydı; bundan dolayı başıma gelen her sıkıntıya katlanıyordum. Okuduğum her kitap, daha okuyup öğrenmem gereken ne kadar çok konu, ne kadar çok kitap olduğunu gösteriyordu bana. Okuyup öğrendikçe, adeta cahilliğimi fark ediyordum. Bu da kendi kendime yetmezliğimin, önüme koyduğum öğrenme arzumun, mutsuzluğumun, iç huzursuzluğumun bir nedeni oluyordu.

İşte elinizdeki bu kitap, merak edip, merak ettiğim şeyleri araştırma arzumun, kendi kendimi de eleştirmelerimin bir sonucudur.

Aşk ile.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 215
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺15,00

Giderken bir acı bıraktın bende
Gülerken ağlıyor olduğum ondan
Öyle bir acı ki büyüdü canda

Baharda borana döndüğüm ondan


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 147
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺28,50

Bu sıkıntı, üzüntü ve kaygıyla, uzun yolculuk nasıl tamamlanırdı? Kendi haline mi yansın, yoksa perişan bir durumda bıraktığı anne, baba ve kardeşlerine mi? “Onlar ne düşünüyorlar, ne yapıyorlar?” diye düşünmekten kendini alamıyordu. “Aceleci bir kararla onları terk etmekle haksızlık mı ettim?” düşüncesi de onu zorluyordu. Olayı etraflıca değerlendirecek, bir çözüm bulacaktı. Otobüsün camından görebildiği kadar ilerilere bakarak bir süre kendinden uzaklaştı. Doğada her şey yerli yerinde, ağaçlar rüzgâr esintisine boyun eğiyordu… Yol kenarında eve dönmekte geç kalan çoban, sürüleriyle kendinden emin şekilde yol alırken, sanki her sorunun çözümü vardır diye moral veriyordu…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 426
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺32,25

Bu yaşa geldim de yeni anladım,
Ahirinde dara düşenin,
Hısım akrabası yok imiş.
Muktedirlerin, güçlülerin,
Eline bakan çok imiş.
Yalan dünyada insanca yaşadım,
Gülenle güldüm ağlayanla ağladım,
Feleğin çelmesiyle yıkılınca anladım,
Düşenin dostu olmaz imiş.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 252
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺55,50

Şuan Para ve Silahın sahibi Amerika…

Başta ABD olmak üzere İngiltere gibi güçlü aktörlerin yeni dünya düzenini kurma yolunda her yolun mubah olduğu teziyle hareket ettiklerini görmekteyiz. Gerektiğinde hiç çekinmeden silahlı örgütleri ve finansal araçları kullanarak diğer devletleri etkisiz hale getirmektedirler.

Bu kitapta başta Türkiye olmak üzere coğrafyamızdaki diğer devletlerde ‘Küresel Güçlerin’ sesiz ve kirli savaşı anlatılmaktadır.

Bu çalışmada birbirinden ilginç yaşam öyküleri ve bir o kadar da mahrem bilgiler yer almaktadır. Ergün Diler’in, 2011’den günümüze kadar yayınlanan, yaklaşık 1800 makalesi gözden geçirilmesi sonucu çalışmanın omurgası olmuştur. Derlenen bilgilere ek birçok kıymetli kaynak da eklenerek, çalışma somut örneklerle desteklenmiş, can alıcı haliyle okuyucuya sunulmuştur.

Bu kitapta; Osmanlı İmparatorluğundan günümüze uzanan "Kirli Savaşlar" tüm açıklığıyla ortaya konulmuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 247
En / Boy : 13,5 / 21,2
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺33,75

Kadın olmak lazımmış Ethem Bey. dedi. Bu sözüne çok kızmıştım, ancak belli etmemeye çalışarak Ayla Hanım'ın işini ODTÜ işinden önce aldığım için verdiğim sözü yerine getireceğimi söyledim. Kısa süren bir gerginlik yaşandı. Ayla Hanım havayı yumuşatmal istercesine nereli olduğumu sordu. Ben de Nevşehir'in Hacıbektaş kazasının, Engel köyünden olduğumu söyledim. Nikel Bey'e, planlara bakıp ölçülerin doğruluğu konusunu onaylamasını yoksa inşaata gidip binanın üzerinde tekrar bir hesaplama yapabileceğimi söyledim. Ancak Nikel Bey'in beni iğnelemekten vazgeçmeyeceği kesindi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 346
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺36,00

İçe, içine doğru yazıyor Sezen Varlı. Dizelerle harmanlanmış metinlerinde kendini arıyor ve yok olmamak için yazıyor. Ama belki de en çok annesinin çocukluğu ölmesin, diye yazıyor.Yarattığı anlamlar zaman zaman kırılganlaşıyor. 'Nasıl da o bir varmış, kim yokmuş' derken son bir gayretle masallarına sarılıyor. Hiç unutulmasın, diye. İçinde durmadan harlanan aşkına karanlık bir kıyıdan sesleniyor. 'Hiç sevmedim ben seni', başlıklı yazısında; benim dünyamda hiç yerin olmadı senin, anlamı yok varlığının derken, aslında gel beni birlikte bulalım, diye yakarıyor sevgilisine...

Sevgili Sezen Varlı, güzel bir yol aralamışsın kendine. Ama burada kalma. Hep daha derine, daha derine...

- Cezmi Ersöz


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 91
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺28,50

Kanayan bir yüreğin, kanadıkça sevdaya kanatlandığı satırları anlatan, kısa duygu birikimleri ile okuyucuyu baş başa bırakan bir kitap haline geldi yazdıkça.

Kanat; kan revan içinde kalan kalpleri, kanatlandırmak için elime aldığım kalemin eseri.

Dilerim ki, sizin de kanadıkça sevdalardan, sevdiklerinize kanatlanır kalpleriniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 66
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺28,50

Privatdozent'lerin dersleri amfilerde değil, öğretmenin kendisinin kiralaması gereken özel dersliklerde yapılır. Kant'ın ilk dersiyle ilgili olarak, Borowski'nin anıları şöyle: 1755'te verdiği ilk derste ben de hazır bulunuyordum. Neustadt’ta Profesör Kypke’nin evinde yaşıyordu ve burada genişçe bir dersliği vardı. Dersliğe çıkan merdivenlerden evin girişine kadar her yer dinleyicilerle doluydu. Kant durumdan biraz sıkılmış gibiydi, böyle şeylere pek alışık olmadığından, neredeyse utanarak, her zamankinden çok daha sakin bir ses tonuyla ve sürekli kendisini düzelterek konuşuyordu. Böylesine bilgili bir adamın bu kadar alçakgönüllü ve çekingen olması, korkulanın aksine, tüm dinleyiciler üzerinde olumlu bir etki uyandırıyordu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 246
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺33,75

Gabriel Garcia Marquez anılarını kaleme aldığı son kitabına ‘Anlatmak İçin Yaşamak’ adını vermişti. Kimi yazarlar anlatmak için yaşarlar… Bir de, anlatılası hayatlar yaşamış olanlar vardır. Hasan Dönmez anlatılası hayatlar yaşayanlarımızdan. Hayata farklı noktalarda başlamış ve yakın zamana kadar yan yana gelememiş olsak da, yaşadığımız hayatların kesiştiği noktalar olmuş. Gecekondularda faşizme karşı direnilen, Mamak'ta insanlık onurunun ayakta tutulmaya çalışıldığı günler… O hayat, Hasan Dönmez'in şahsında, bir pazarcıdan yapmacıksız, sahici bir dille yazan bir romancı yaratmış.

- L. Doğan Tılıç

Hasan Dönmez bu eserinde, ülkemizde 1960’lardan başlayarak günümüze kadar görev yapmış üst düzey Amerikalıların yazdıkları kitaplar, konferanslar, hatıralar, röportajlar ve medyada çıkan haberler üzerinde iki buçuk yıllık bir araştırma yaptıktan sonra bu güzel ülkenin ve üzerinde yaşayanların alın yazılarının gerçekte kimler tarafından, nerelerde ve nasıl yazıldığını okurlarına roman tadında, hem de kendisine özgü kara- mizah diliyle anlatıyor.

Bu romanda anlatılan hikaye hepimizin hikayesidir. Bir zamanlar yaşadığımız, sadece geçmişte kalan bir hikaye de değildir bu. Yıllardır yaşadığımız, şu anda da yaşamakta olduğumuz, gelecekte de yaşayacağımız acılı yaşam hikayemizi sıradan bir aşçı olan Gırgır Niyazi’nin şahsında ülkemizin sinsice nasıl sömürüldüğünü, iktidarların nasıl değiştirildiğini, kilit noktalardaki insanların nasıl satın alındıklarını…okurken, bazen kahkahalarla gülecek, bazen de beyninizde şimşekler çakarak derin düşüncelere dalacaksınız…

Eğer siz de, istememiş de olsanız, dahil edildiğiniz oyundaki rolünüzü görmek, bu ülkenin ve halkın kaderini kimlerin yazıp çizdiğine tanıklık etmek istiyorsanız başa dönüp sayfaları çevirmeye başlayın.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 179
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺42,00

Evine yaklaştıkça yüreği yerinden çıkacakmış gibi atıyordu. Nasıl bir özlemdi?

Bunca yıl memleket hasreti, sıcak yuva özlemi en çok da sevdiğinin özlemi onu hayata bağlamıştı. Bunlar olmasaydı bunca acıya, sıcağa, işkenceye dayanabilir miydi?

Kafesinden salıverilmiş bir aslandı adeta. Özgürlüğe kanat çırpmıştı çırpmasına ya menzile varması neredeyse bir yıla yaklaşmıştı.

Kasabayı gören tepeye ulaştığında güneş ufuktan yeni doğuyordu. Dizlerinde derman kalmamıştı. Mevsim artık yaza dönmekteydi. Her yer yemyeşildi. Şimdi kirazlar olmuştur, erkencilerden toplanır bile, diye düşündü. Artık yürüyemiyor, sürünüyordu. Ayağı bir taşa takılınca yuvarlandı. Ayağındaki çarıklar lime lime olduğundan en küçük taş parçası bile acı veriyordu.

Yuvarlandığı yerde epey yattı. Kuş sesleri ile kendine geldiğinde güneş neredeyse tam tepesine gelmişti. Dinlenince biraz toparlanmış, yürümek için gerekli gücü toplamıştı. Tamamen boş olan bez heybesini -heybe de denmezdi ya- boynuna geçirip yola koyuldu.

Evlerin arasından geçerken insanlar garip bir yaratık görmüş gibi bakıyorlardı ona. Saçı sakalı birbirine karışmış yer yer aklar düşmüştü. Bu görüntüsü ile eskisi arasında dağlar kadar fark vardı. Öyle bir değişmişti ki onu kimse tanıyamıyordu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺36,00

Ata Türker, kadın ağzından kaleme aldığı romanında erkek ihanetini irdeliyor.

Gerçekliği bir türlü ispatlanamayan ama gerçekmiş gibi acı veren aldatılma meselesinin yarattığı sarsıntıları gözler önüne sererken, aile olgusunun hassasiyetine dikkat çekiyor.

Tarafları, bir dargın bir barışık betimliyor. Sonuç hakkında ipuçları veriyor. Olay örgüsünü, ihanete uğradığını düşünen kadının yaşadığı ruhsal karmaşa ekseninde geliştiriyor ve ana tema olarak, yapılan hatalardan duyulan pişmanlığı işliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 177
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺31,50

Zor ve problemli çocuk yoktur; çocukların bu şekilde davranmasına sebebiyet veren tutum ve davranışlarımız vardır. Gelişimsel bir özellik olan çocuktaki takıntılar ve istenmeyen davranışlarda, anne - baba olarak baş etmenin en kolay yolu, bunun bir süreç olduğunu kabul etmekten geçer. Çocuklar, davranışlarının en önemli kısmını anne - babaları modelleyerek kazanır. Ailesinin değerleri, tutumları ve davranışları, çocuklar üzerinde çok büyük etki bırakır ve çocuğun bundan sonraki davranışlarının şeklini belirler.

Elinizde tuttuğunuz bu kitap, çocuklarınızı yetiştirirken size rehberlik edecek, çocuğunuzla daha sağlıklı ve doğru iletişim kurmanızı sağlayacak çözüm odaklı bilgiler içermektedir.

Keyifle okumanız dileğiyle…

- Kunter Kurt

- Cevher Sönmez


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺22,50

Neresinden bakarsan bak, bazı insanlar hep yamuk. Kendimi yerecek olursam; bunun bakmakla alakalı olduğunu bile söyleyebilirim. Hatta bakmakla-görmek farkındalığının peşine düşüp işin içine felsefeyi sokar, saçmaca bir sarmala sarılıp tahrik olabilir ve bu nedenden ötürü sizi suçlayabilirim. Yaparım. Şerefsizim yaparım, ama yapmıyorum. Çünkü siz eksik kafalılar, beni anlamayacak ölçüde en az benim kadar bağnazsınız.

Siz kim misiniz?

Siz: İmamın günah işlemeyeceğine, bilgenin her şeyi bileceğine, şairin o mısra da anlattıklarının gerçek olduğuna, doktorun hasta olmayacağına, Ayşe’nin vereceğine inananlarsınız.

Aşağı-yukarı bende sizin kadarım işte... ‘Ulen asıl sen kimsin’ diye çıkışmayın.

‘Öküz olmadan küpe sıçmak’ diye bir laf vardı bizim oralarda.

Eskisi kadar ‘Öküz’ kalmadı, ama laf hala var.

Profesyonel hayata ilk adımını atan yazar Ali Can’ın ilk heyecanı ‘Ben Ve Ötekiler'

Kısa öykülerden ve denemelerden oluşan kitap, daha ilk sayfalarıyla su gibi akmaya başlıyor. Hem etkileyici öyküler hem de içten paylaşımlarla dolu sürükleyici bir deneyim. Kurgu mu yoksa gerçekten yaşanmış anılar mı diye sorgu sınırlarında dolaşırken ve aforizmalardan aforizma beğenirken kendinizi ikinci kitabın tarihini merak ederken bulabilirsiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 87
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺28,50

Etrafımızdaki sessizlikten dolayı yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğu belliydi. Vakit sabah olmak üzereydi. Güneşle birlikte etrafımızdaki ağaçların az önceki yere göre daha seyrek olduğunu gördük. Arama ekibinden birinin ağaca tırmanıp etrafımızda nelerin olduğunu görmesini istedim. Ekipte kimse bu dev ağaçlara tırmanmak istemedi ama Kiva adında bir kadın yanıma gelip selam verdi ve bunun için gönüllü olduğunu söyledi. Kiva bir elli beş boylarında, zayıf görünümlü ve siyah saçlı bir kadındı. Hemen izin verdim ve dikkatli olmasını söyleyip hangi ağaca çıkacağını gösterdim.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 173
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺36,00

Kötü olmak zorunda olan birini sevebilir misiniz?

Onun için ne kadar ileri gidebilirsiniz?
Sınırları olan biri misiniz?
Onunla olmak uğruna tamamen yepyeni bir şeye dönüşebilir misiniz?
Kötü bir şeye?
Peki ya, onsuz iyi biri olmak artık sizi tatmin etmiyorsa?
Bu sizi de kötü biri yapar mı?
Ya bu umurunuzda değilse?...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 359
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺71,25

Annem ellerini havaya açmış, “Dayanacak gücüm kalmadı, artık gel!” diyordu. Gerçekten de dayanılacak gibi değildi yoksulluk. Üç çocuğu ile tek gözden oluşan evinde kocasını bekliyordu. Bu bekleyiş neredeyse her yıl tekrarlanırdı. Ama bu sefer annemin dayanacak gücü gerçekten kalmamıştı. Dördüncü çocuğuna hamileydi. Evde bir lokma yiyecek yoktu. Ama çocuklar yoktan anlamıyorlardı. Annem ellerini havaya açmış ufka bakarak, “Artık gel, dayanacak gücüm kalmadı!” diyordu.

Köyün erkekleri genellikle kış aylarında Çukurova’ya kök sökmeye inerlerdi. Bu nedenle bunlara “kökçü” denirdi. Torosların yüksek yaylalarındaki bu köylere kış çabuk gelir, geç giderdi. Kış oldu mu eli kazma kürek tutan erkekler yorganını sırtlar, yollara düzülürdü. Gitmeden geride kalanların yiyecekleri unu, bulguru, tarhanayı, pekmezi gücü yettiğince bulur buluşturur, onları Allah’a emanet edip yola koyulurlardı. Bu yıl da öyle oldu. Erkekler son hazırlıklarını yapıp yola çıkacakları vakti beklemeye başladılar.

Babam yola çıkacağı gün bir rüya gördü. Rüyasında bir kadın çiçek dağıtıyordu. Bir çiçek de ona verdi. Babam çiçek dağıtan kadına, “Adın ne bacım?” dedi. O da, “Adım Fadima.” dedi. Babam, sabah olunca rüyasını anneme anlatarak, “Ben gelmeden bir kızım olursa adını Fadima koyun.” diye tembihledi. O yıllarda insanlar inanç ve itikat sahibiydi ve rüyalarına çok önem verirlerdi. Rüyaları onlar için türlü işaretlerle doluydu ve çok önemliydi. Bu işaretlere uymazlarsa işlerinin yolunda gitmeyeceğine inanırlardı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺39,00

Pekala, insan sevdiğini nasıl anlayabilir? Sevdiğin insana karşı birlikteyken kalbin hızlanıyor mu?Düşünceni kontrol etmekte zorlanıyor musun? Kendini yorgun hissediyor musun? Eğer ki kendini son zamanlarda yorgun hissediyorsan, sen âşıksın. Elbette kesin bir yargı kullanmak istemiyorum ama bilmeliyiz ki şu aralar onunla çok fazla görüşmek istiyorsan, ondan başka bir şey düşünmekte zorlanıyorsan dünyadaki en kalın çizgiyi atmak için hazırlanman gerektiğini söyleyebilirim. Aşk bir hastalık değildir. Günümüzde bazı insanlar her ne kadar aşkı desteklemese de ben aşkın bir hastalık olduğunu düşünmüyorum.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 47
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺28,50

Ankara’ya vardıklarında takvimler 1 Eylül’ü gösteriyordu. Okulların açılmasına daha on beş günden fazla süre vardı.

“Bu sene okullar 18 Eylül’de açılacak.” yazıyordu bakkal Rüstem Amca’nın ekmeği sardığı gazete kağıdında. Acaba okul kütüphanesi açılmış mıdır, diye geçirdi içinden. Yok canım, dedi. Okullar açılmadan kütüphane de açılmaz. Zaten okullar açılmadan yapılacak bir dünya iş vardı. Önce yengesini ikna edip ortaokula kayıt yaptırması gerekiyordu.

“İlkokulu güçlükle bitiren bir çocuk için masraf etmeye değmez.” demişti yengesi ve babası tamam anlamında kafasını sallamıştı. Bu konuyu acilen babası ile konuşması gerekiyordu.

Akşam yemeğinden sonra babasına bir kahve yapmak için mutfağa girdiğinde kahve kavanozun boş olduğunu gördü. Odaya dönüp sordu: “Baba kahve nerede?”

Onlar memleket havası alırken kahve de ülkede karaborsaya düşmüş, ilaç gibi zor bulunanlar listesine dahil olmuştu. Sessizce oturdu babasının yanına. Cızırtılı radyoda akşam ajansının bitmesini bekledi ve yüreği elinde sordu: “Baba beni okula yazdırmayacak mısın?”

Alnındaki kırışıklıkları düzeltmek istercesine götürdü elini babası başına. Alın yazısı gibi alın kırışıklığı da düzelmiyordu oysa. Geçip gidiyordu zaman, tüketiyordu güzel olan ne varsa. Geleceğe dair hayaller kurmak kolay değildi. Anda, bir acıya asılı kalanlara...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺30,00

Bazı aşıklar vardır… Bir buseyle teselli bulamaz ve ufuk çizgisini mavi bir güneşe boyamadan, ilk satırına kardeşlik türküleri yazmadan mutlu olamazlar.

“Kanadı Çengelliiğneli/Fibulalı Güvercinler”, böylesi âşıkların en güzel örneklerini içeriyor. Şiirlerimde anlattığım insanlar, tasarladıkları eflatun geleceği kurmak için herkesin bildiği ama seslendiremediği gerçeklerin cesaretle dile getirilmesinin fitilini ateşlediler.

"Bu kitap, o fitili ateşleyenlerin anısına saygının ifadesi olmanın yanı sıra, gerçeklerden kaçan ve gerçeği sakıncalı kılan, korkak bir toplumu gerçeklerle buluşturmayı da amaçlamaktadır. Başka bir deyişle, tasarlanan o eflatun gelecek için yazılması muhtemel teorilere bir önsöz niteliğine sahiptir."

Şiirlerimle, okurlarımın yüreğini ısıtabilir ya da şiirle felsefeyi buluşturmak için mütevazı birkaç adım atabilirsem, kendimi başarılı sayacağım.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 187
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺39,00

“Efendim sizi tanımayan var mı? Hoş geldiniz. Sizi akşam vakti buraya kadar getirttiğimiz için kusura bakmayın. Belki tanıdığınız biri olabilir.” Tokalaşıp, “Buyurun efendim, şöyle oturun.” diyerek, masa yanındaki koltuğu gösterdi. Yıldırım’ın şaşkınlığı vücut diline de yansımağa başlamıştı. Doktorun üzüntülü olduğu ortadaydı. Akşam saatlerinde Manisa’dan İzmir istikametine doğru gelen anne ve kızı virajı alamayarak şarampole uçmuşlar… ulaşmak istedim.” dedi. Bir ara göz göze geldiler. Yıldırım soğuk terler bırakmaya başladığında doktor kalın sarı zarfı Yıldırım’a uzattı… Yıldırım sessiz kalmıştı, bir hamleyle zarfı aldı. Zarfın üzeri özenle yazıldığı belliydi. Büyük düzgün harflerle Şair-Yazar Yıldırım Akın’a verilmek üzere diye yazılmıştı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 246
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺56,25

Yüreğimdeki kırgınlıkların yerini filizlenmeye çalışan hayallere bırakacağım. Acılarımı kırık pencere camlı odanın duvarlarında. Çocukluğumu deniz kabuklu sahilde bırakacağım. Annemin yüzündeki kederin sebebini herkes den saklayacağım. İçime işlemiş artık seni yazmak. Bırakır mıyım seni Sende sana çok benzeyen kendimi bulmuşum bir kere.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺28,50

Dünyadaki her şey gözle görülmeyen ince sicimlerle birbirine bağlı ve girift durumdaydı. İnsanın bunu anlayabilmesi için geçmiş yaşamına bakması yeterli olacaktı. Çünkü geçmişine bakan insan yaşadıklarının onu nasıl değiştirdiğini, neler kattığını, nasıl yıkıp yıkıp yeniden inşa ettiğini ve nasıl başka yaşamlara da etki ettiğini görecekti. Ama asıl önemli olan bütünü görmeye çalışmaktı. Resmin, filmin bütününü… Aslında bu süreç bir yolculuktu, amacını keşfeden için ise özüne ulaşıp kendini inşa etmekti. Böylece bu yol bir mesleğe, bir sanata dönüşürdü. Yolculukla oluşma sanatı, yolculukta var olma sanatı haline gelirdi.

Bunun için insanın kendi iç dünyasının daha derinliklerine inmesi gerekiyordu. Her derinlik ve her katmandaki ısı, basınç, şiddet ile içindeki karbon atomları insani erdemlerle kovalent bağlar ile bağlanarak kırılmaz, parçalanmaz bir elmas halini alacaktı. Ama bu uzun ve meşakkatli bir yoldu. Bu içsel yolculuğundan yüzeye çıkabilmesi için volkanik patlama gerekliydi. İşte bu patlamanın ilk hareketlenmeleri Evren’in katıldığı kitap toplantılarından birinde başladı. Dostlarıyla buluştukları kitap toplantısı süresince parça parça konuştukları konular onları dünyanın bozulmuşluğunu, bütününü görmeye götürmüştü. Keza dünya sahnesinde görmüşlerdi, bir kişinin ya da bir gurubun nasıl dünya tarihini değiştirdiğini. Okumuşlardı, ufak bir patlamanın yansımalarının sonucunda nasıl muazzam bir evren oluşturduğunu ve mikro evrenin dinamiğinin nasıl makro evreni oluşturduğunu. Önemli olan doğru, süper pozisyonun, gözlem, eylem, inanç, direşkenlik ve iyi niyetin enerjisi ile maddeye dönüşebilmesiydi. Dünyanın en ufak parçalarından birileri olan bu kadınlar, bütünü nasıl değiştirebileceklerini görmüş, inanmış ve eyleme geçmişlerdi. Ama dünya henüz bunun farkında değildi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 194
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺48,00

Sevda
Güvela gözlerinle çıkıp geldin
Yüzünü güldürdün yalnızlığımın, şükür.
Çiçekler doldu bahçelerine kalbimin
Sıcaklığı dudakların, elzem.
Gülüşünün değdiği her yer bahar şimdi
Kötülükler taşındı farklı kentlere
Sokağınızda kokunu içtim ben
Ne olur çekme yoksulluğumuzdan ellerini
Omzun omzumda yaşlansın isterim


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺28,50
1 2 3 ... 13 >
Çerez Kullanımı