• Kaplanın Sırtında
    Kaplanın Sırtında
  • Kâğıt Kesiği
    Kâğıt Kesiği
  • Ken Taç Dis
    Ken Taç Dis
  • Masal KADIN
    MASAL KADIN
  • Osman Pamukoğlu
    Debreli Hasan Geronimo
  • İdil Yazar - Çikolata
    İdil Yazar
  • Metin Akpınar Sahneye Adanmış Bir Ömür
    Metin Akpınar Sahneye Adanmış Bir Ömür
  • Zabel Yesayan Yaşamı ve Eserleri
    Zabel Yesayan Yaşamı ve Eserleri

“Bayan Lynde, fazla gururun insanın gözünü kör ettiğini ve kadınların yüksek tahsil yapmaları gerekmediğini söylüyor. Onların ait olduğu dünyaya aykırıymış böyle bir şey. Söylediklerinin tek kelimesine bile inanmıyorum.”

Anne Shirley, hayalperest, macerasever, her şeye tutkuyla bakan kimsesiz bir çocuktu. Prens Edward Adaları’nda yaşayan, orta yaşlı Marilla ve Matthew kardeşler çiftlik işlerine yardım etmesi için bir erkek çocuk evlat edinmeye karar verdiğinde, karşılarında Anne’i bulmayı hayal etmiyorlardı. Ancak kader Anne’in yolunu Green Gables’a düşürmüştü bir kere. Zavallı çocuk hayatı boyunca pek çok sevimsiz yer görmüştü ama burası hayallerindeki o “muhteşem” yerdi. Onu geri göndermemeleri için Cuthbertlerin bir dediğini iki etmemeyi aklına koymuştu.

Cuthbertler de dahil olmak üzere tüm kasaba halkı yakın zamanda Anne’in pek çok uçarı, hayalperest ve eğlenceli anına tanık olacak ve ellerinde olmadan bu kıza sıkı sıkıya bağlanacaklardı. Marilla ve Matthew kardeşler artık Anne Shirley’siz bir Green Gables düşünemez hâle gelmişlerdi. Anne Shirley ise artık Green Gables’sız bir hayatın hayalini kuramıyordu.

“Anne Shirley kurgu dünyanın en sevilesi, en tatlı karakterlerinden biridir.” -Mark Twain


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺52,00

“Profesör Hamilton'ın öğütlediği gibi, bazı düşüncelerimi yazmaya çalışıyordum ama istediğim gibi olmadı. Beyaz sayfa üzerine siyah mürekkeple doğrudan aktarılmış hâlde çok donuk ve gülünç duruyorlar. Düşünceler de gölgeler gibiler... Onları kafese koyamıyorsun, ele avuca sığmayan, dans eden şeyler. Belki denemeye devam edersem bir gün bunun nasıl yapıldığının sırrını keşfedebilirim.”

Yeşilin Kızı Anne: Avonlea yeni karakterleri, ilki kadar eğlenceli ve duygusal maceraları ile sizlerle!

Artık onaltı yaşında olan Anne, yetişkinliğe doğru ilk adımlarını atmak üzeredir. Çocukluğunun bir kısmını geçirdiği, yeşiller içerisindeki Green Gables’tan ayrılmamak için Avonlea Okulu’nda öğretmenlik yapmaya karar verir. Okulda tanıştığı öğrencileri ile hayatı yeniden öğrenen Anne, eski dostlarının desteğiyle başarılı bir öğretmen olma yolunda ilerlerken, aynı zamanda öğrencilerine de hayatta doğru adımlar atmayı öğretmeye çalışır. Anne ve dostları mesleklerinin yanı sıra Avonlea’yi geliştirmek için de kolları sıvarlar.

Bir Kalkındırma Derneği kuran gençler kasabanın simasını değiştirmek, inatçı yetişkinleri ikna etmek için uğraşırlar. Bu macerada başlarına eğlenceli olduğu kadar yıldırıcı işler açılsa da asla pes etmezler. Okul ve dernek işleri arasında gittikçe gelişen ve adım adım büyüyen Anne, bakalım yetişkinlik macerasında başarılı olabilecek mi?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺52,00

On sekiz yaş bariyerini aşana kadar yaz tatili cumhuriyetini mahvedebilecek tek şey; survivor children yaşamanıza neden olan kişilerdir.

Ağızlarındaki hava çubuklarından otuz tanesini uç uca eklesem denizin en dibindeyken rahatça nefes almayı başarabilir miyim? Eğer düşündüğüm kadar işe yarar bir prototip olursa patentini alırım. Sonra da bütün dünyaya satıp zengin olurum ve okula gitmekten kurtulurum. Nasıl fikir Bence süper!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺14,40

“… bunun ne demek olduğunu ve bana neler hissettirdiğini bilebilirsiniz belki ama asla anlayamazsınız.
Bilmek ve anlamak arasında büyük bir uçurum var çünkü.
Başınızı kaldırdığınızda, gökyüzünde kanat çırpan kuşları görebilirsiniz. Onların nasıl uçtuğunu, kanatlarının altına doldurdukları havanın gücünü bilebilir ya da öğrenmek için elinize ne geçerse okuyabilirsiniz. Ama ne kadar uğraşırsanız uğraşın, geldiğiniz son noktada yalnızca “bilmiş” olursunuz.
Bu, bir kuşun uçarken hissettiklerini anlamanın maalesef çok uzağındadır.
”Dünyanın dışına bantlanmış gibi hissettiniz mi hiç?
Yahut bir kıyafeti omuzlarınızdan düşürür gibi düşürmek istediniz mi etinizi kemiğinizden?
Sahi siz gerçekten var mısınız?
Bana sormayın.
Kafamın içiyle, düşüncelerimin arsızlığıyla tanıştıramam sizi.
"Deli" dersiniz. Merakla, korkuyla beni soymanıza izin veremem. Biliyorum ki soyduktan ve tüm gize ulaştıktan sonra layığınca giydiremeyeceksiniz. Çırılçıplak kalacağım.
Sonra siz çıplaklığımdan korkacaksınız
Halbuki ben, ağaçların ayakları üzerinde değil, başının üzerinde durduğunu fark ettim bir zaman önce.
Fark edip baş aşağı bekledim de tek bir filiz çıkmadı göğsümden.
O yüzden siz bana bir şey sormayın.
Çünkü ben kendi dilimde ne söylersem söyleyeyim, siz hep bana kendi dilinizle "deli" diyeceksiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺27,20

Oyunlar yalnızca çocuklar için mi sandınız?

Yanılıyorsunuz.

Bazı oyunlar sadece yetişkinler arasında oynanır.

Tıpkı bu evcilik oyununda olduğu gibi…

Sarper, oyunun kurallarını koymuştu.

Oldukça katı kurallar…

Kızına annelik yapılmasını istiyordu hem de Eliz tarafından. Eliz, ne kadar direnirse dirensin ona ve isteklerine engel olamamıştı. Adamın adı gibi sarp, engel tanımaz ve ışıl ışıl mavi gözlerinden değildi. Kesinlikle değildi! Ama o mavi gözlerin birebir kopyası olan küçük bir kızın bakışları, gülüşü, sarılışı ve o gözlerindeki muhtaçlık onu bu oyuna mahkûm kılmaya yetmişti.

Giriştikleri bu oyunda kazanan ya da kaybeden kimdi?

Hiç şüphesiz ki Eliz, sonunu düşünmeden dahil olduğu bu oyunda her bir hamlede adama yaklaşırken kazanamayacağından emindi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 432
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺32,00

On sekiz yaş bariyerini aşana kadar yaz tatili cumhuriyetini mahvedebilecek tek şey; survivor children yaşamanıza neden olan kişilerdir. Ağızlarındaki hava çubuklarından otuz tanesini uç uca eklesem denizin en dibindeyken rahatça nefes almayı başarabilir miyim?

Eğer düşündüğüm kadar işe yarar bir prototip olursa patentini alırım. Sonra da bütün dünyaya satıp zengin olurum ve okula gitmekten kurtulurum. Nasıl fikir? Bence süper!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺20,00

Gaza gelmek doğru zamanlarda yapılırsa eğlenceli bir aktivitedir. Yetişkinler bu konuda çok acemi!

Macera oteli tatilinin hayatımızda bir şeyler değiştireceğini söylediklerinde neyi kastettiklerini tam olarak anlayamamıştım. Yunuslar ve köpek balıklarından bahsettiklerini sanıyordum. Meğer konu babammış!

Birileri için çocukluk korkularını yenme zamanı!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺20,00

Papatyalarla kaplı beyaz renkli ülkeye gökkuşağını getirmek için fitoterapik bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz?

Vera’nın Şifalı Çiçekleri; arkadaşlığın, ekip çalışmasının ve de gözlem yapmanın başarıya ulaşmak için önemli olduğunu vurgulayan çiçek kokulu bir masal.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 28
En / Boy : 27 / 19
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺25,60

Çocuklar meraklıdır. Her şey ilgilerini çeker. Bazı konular daha çok ilgilerini çeker. Bu ilgilerinin içinde yaratıcılık saklıdır.

Bu hikaye, bir çocuğun gemilere olan tutkusunu anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 36
En / Boy : 19 / 27
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺25,60

…Kendine o temiz sayfayı açtıysan eğer, bu yolu yürümeye karar verip gözünü kararttıysan eğer, başarı Okulu’ndan mezun olacağım,
diplomam da hayallerim olacak diyorsan eğer,

Hoş geldin.
Sana olacakları söyleyeyim.
Nefret edenler olacak.
Şüphe edenler olacak.
Bir de “sen” olacaksın, hepsini yanıltacak.
Düşeceksin, kalkacaksın, canın yanacak.
Hepsinin sonunda, ulaşacaksın bir manzaraya.
Seninle yürüyenler birer birer yanından ayrılacak.
Zirveye ulaştığında soracaksın kendine,
Değdi mi hepsine?
Döneceksin arkana, göreceksin geldiğin yolu.
Hatırlayacaksın neden başladığını.
Göreceksin neden başladığını.
Gözlerin gururla dolu.
“Değdi” diyeceksin sonra.
“Yine olsa, yine yürürdüm bu yolu.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺24,00

Siz bu yazıyı okurken benden çok uzaklarda olacaksınız.
En az Süreya kadar…
Yollarımız elbette kesişecek.
Bakarsınız bu bir kitap olur, bir şarkı olur.
Belki de elinizde tutuyorsunuzdur bu sebepleri, hem de şu an.
Bu kıvılcımlar çıkmıyor boş yere,
Boş yere yanmıyoruz,
Sevinin!
Hayatınızın yüzde kaçını kaplıyor bu mutluluk denen kavram?
Hayatınızın yüzde kaçı mutluluk?
Umutlanın.
En az Süreya kadar...
Bu yad eller dünyasında elbet buluşacağız.
El ele tutuşacağız bir meydanda,
Haykıracağız gökyüzüne bakarak
Seni en çok biz hak ettik!
Biliyorum, bizden çok var.
Ben bu kitabı yazarken sizden çok uzaklardayım.
Ama kesişecek elbet yollarımız.
En az Süreya kadar,
En azından Süreya gibi…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺24,00

Ülke bir seri katil olayıyla sarsılmıştır. Herkes sıradaki kişiyi merak ederken kurbanlar arasında bir ortak nokta tespit eder ekipler. Bu ortak nokta onları bir kare fotoğrafa götürür.

Bir kare fotoğraf...

8 kişi...

6 ceset...

1 katil...

Sona kalan iki kişi…

Her cinayetle tüyleriniz ürperirken, her sayfada katile biraz daha yaklaşmaya hazır mısınız?

Cennet, cehennemin düşmanı değildi.

Cehennem, hiçbir zaman cennetin kardeşi olmadı.

Ancak dünya, hem cennetin hem de cehennemin yol ayrımıydı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺25,60

Kaçıp gitmenin imkansız olduğu bir hayata
Tutunmaya çalışan iki kadın!
İki kadını ayakta tutmaya çalışan yıkılmış bir adam!
Adam ilk kadına elini uzattı.
İkinci kadını arkasında bıraktı.
Ezo teslimiyet içinde fısıldadı:
Benim kaderimde sadece ikimiz vardık.
Arkadan bir ses…
Adam kuma karısına döndü. İlk kadını arkasında bıraktı.
Beritan acıyla gülümsedi.
Benim kaderim başkasına aitti.
Adamın elinde bir makas, kadınların boyunlarında birer ip.
Şerwan Eroğlu kimin ipini kesecekti?
Hangi kadının elinden tutup yoluna devam edecekti?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 608
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺55,20

Uzun süren ilişkilerin adamıydı o ama ilişkilerini sürdürmeyi başaramayan kadınların üzüntüsüne sebep olmak istemedi.

İnsanları memnun etmek için gerekli donanıma ekonomik anlamda sahip değildi ama birçok zenginin sahip olamayacağı kadar kaliteli ve büyük bir aşk adamıydı.

Romantik değildi. Sadece önemser ve bunu hissettirirdi. Buna romantiklik demezdi. Kadınların arzularına karşılık verecek kadar savunmasız, sıradan bir erkekti. Her erkekte var olan dürtüleri vardı. Kadın tanımları başkalarınınkine benzemezdi. Ruhu olmayanların insan bedeni bir işe yaramaz, düşüncesi vardı.

Kadın düşkünü müydü? Evet. Kadınları seviyordu. Seksi seviyordu. Hangi erkek sevmez ki?

Alkolik miydi? Evet. Uzun yıllar ciddi bir şekilde alkolikti. Huysuz muydu? Evet. Huysuz bir adamdı ve bir o kadar da huzur peşinde olduğu için kalabalıkta yalnız kalmayı seçti.

Sahtelikten uzak durmanın bir yoluydu bu belki de.

Mutlu muydu? Evet. Birçok insanın mutluluk tanımına uymayan bir anlayışı vardı. Sıkıntılı başlayan zor hayatı mutlu sonlandı.

Bukowski’nin, “Ben bence yazıyordum, insanlar kendince anlıyordu,” cümlesine bakınca şunu söylemeden geçemeyeceğim.

Ben Bukowski’den olma cümlelerimi Naz’ca yazdım. Siz de Bukowski ben olsaydım, diye okuyun…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺27,20

Unutur mu bir erkek dizlerinin bağını çözüp, ellerini nereye koyacağını şaşırtan ilk atışını kalbinin?

Öpmeye kıyamadığı saçların kokusunu? Rengini bakarken ağzından bin bir çeşit kelebek fışkırtan gözleri?

Unutur mu bir erkek aynı saçların, gözleri gençliğinin darağacı oluşunu? Omuzlarını düşürüp, kafasını yere eğdiği günü? Ezbere bildiği tek kapının çarpışını yüzüne, yürüyebildiği ilk yolun yarılışını altından ayaklarının? İçinde kaldığı enkazın üzerine taş üstüne taş eklediğini istese çıkarıp canını vereceği insanın? Unutur mu derin bir kesik, iltihaplı bir yara, çaresiz bir baba, evladını yitirmiş bir ana, yanmış bir ev, kurumuş bir toprak gibi hissedişini?

Peki;
Unutur mu bir erkek, uğruna duvarları yumruklayarak ağladığı kadını?

Ayşe.

Hem ilk sevdam hem ilk yenilgim.
Hem yüzmeyi öğretenim hem bir kaşık suda boğanım.
Hem içimdeki ölü kelebekleri yeniden doğuranım hem içimdeki ormanları yakanım.

Ayşe.

Hem ilk sarhoşluğum hem ilk ayılışım.
Hem devrimi ömrümün hem darbesi.
Şurada, tam ortasında sol göğsümün gözleri kıyameti andıran bir yara.
Feryat figan uyanışım uykulardan, avuçlarımı kanatırcasına sıktığım yumruğumu duvarlara savuruşum.

Ayşe.

Her gece 'burada olmayanlar için' diyerek masaya vurduğum kadehimin kederli hikayesi...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺24,00

“Bak orada bir başına, yaralı bir güvercin var. Bacağı kırılmış, kırıldığı yerden kırmızı bir kurdeleyle bağlanmış. Özgür bırakılmış ancak uçmaya cesareti yok. Ya ölmeyi göze alıp kanat çırpacak ya da sonsuza dek uçmanın hasreti ile yanacak.”

Ben Erva… Ya da Demir Yürekli bir adamın hitabıyla Güvercin… En büyük şanssızlığımdı adım.

Ya da en büyük şansım…

Bir adam çaldı kapımı, kendi kadar karanlık bir gecede. Ve o adam çıkardı beni kırık dökük kümesimden.

Önce kanattı, sonra sardı yaralarımı.

“Demir” diyordu kendine.

Gaddar ve gözü kara Demir…

Yusuf yanını bulana kadar savaştım Demir’le. Yusuf ortaya çıktığındaysa, kanatlarım kanayana kadar ona doğru çırpmaya başlamıştım.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 592
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺55,20

İs Tanyel başarılı bir konservatuvar öğrencisidir. Sahnedeki başarısının devamlılığını sağlayabilmek uğruna adının önüne yerleştirilen birçok kötü sıfatı umursamaz.

Henüz daha lise yıllarındayken, adının karıştığı kötü dedikodular geçmişine ait bir canavar gibi onu bugününe kadar takip etse de dimdik durarak, aşk olarak gördüğü tiyatro için her türlü dedikodu ve iftiraya kulak tıkar.

İs'i diğerlerinden ayıran yaşadıkları, onun kendini kötü bir insan olarak kabul edip, kötü bir insan olarak yaşadığına ikna ettirir. Aslında İs, annesi tarafından ilgiden yoksun büyümüş, babası tarafından çok küçük yaşlarda bir çocuk parkında terk edilmiş, yine küçük yaşlarda erkeklere olan güvenini kaybetmiş ruhu kanayan küçük bir kız çocuğudur.

Peki aslında çok küçük yaşlarda erkeklere olan güvenini kaybetmesinin asıl sebebi nedir?

Bir gün bir yabancının hayatına yaptığı ani girişle, zaten ağır kan kaybetmiş hayatında hiç beklenmedik değişiklikler oluşmaya başlar. Peki bu yabancı kimdir? Ve her şeyden önemlisi İs neden bu yabancıyı hiç sorgulamadan hayatına kabul etmiştir?

Şeytan kanadımın arasındaydı.

Şeytan kanadımın altındaydı.

Ben ağlıyordum.

Şeytan da benimle birlikte ağlıyordu.

İçimdeki bu yangına rağmen nasıl oluyordu da kemiklerim hala küle dönmüyordu?
Yer yerinden oynuyordu, tüneller dağların kalbine çöküyordu, Otobüsün içinde evlerine gidenler de vardı, bir bilinmezliğe doğru yol alanlar da…

Hepsi aynı tünelin içinde ölüyordu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 624
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺65,60

Yüksek topuklarını kurallarıyla inşa eden, buzdan bir şatonun içinde yaşayan, ketum ve de cesur bir kadın;

Alin Aygen.

Attığı her bir adımdaki ahengi, güzelliği ve cesareti bakanı tekrar bakma isteği ile yakarken duruşundaki öz güven ve soğuklukla kendisine yaklaşılmasını imkânsız kılıyordu. Tasarladığı, bir kadının yürüyemese dahi sahip olmak için yanıp tutuşacağı topuklu ayakkabılarla moda dünyasının seyrini değiştiriyordu.
Böyle bir konumda hata yapmak gibi bir lüksü yoktu!
Ama yapmıştı.
Hayatı boyunca yaptığı hiçbir hatayla yüzleşmekten kaçmamış, ardında bırakmayı bilmişti ta ki…

Şimdiye değin! Ve yaptığı bu hatayı hatırlatırcasına döndüğü her kavşakta karşısına çıkan adam devam etmesini zorlaştırıyordu.

Hız ibresini rotasından çıkarıp tutkuya dönüştüren, en umulmadık yerde karşısına çıkıp onu darmaduman eden, kilitlediği sandıklarının kilitlerini zorlamaktan çekinmeyen bu adam onun için bir gizdi.

Siyah Arabalı Prens’i.

Adam hiçbir uyarıya aldırış etmiyor, laf dinlemez haylaz bir çocuk gibi her denilenin aksini yapıp buzdan kalesinin duvarlarını zorluyordu. Bal rengi gözlerindeki sıcacık parıltılar burçlarını hedef alıyor, afacan gülüşü surlarını eritiyordu. Duvarların ardında kalmış küçük bir kız çocuğunu heveslendirip yoldan çıkartıyordu. Ama buna pişman olacaktı.

Ne de olsa kadınların en güçlü silahları beyinleriydi bir diğeriyse topukları...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 592
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺47,20

Bir kadın, herkes için kendini feda edebilir miydi?
Bir adam, kendini feda eden kadının canını
acımasızca yakabilir miydi?
Sevenler, sevdaları uğruna ailelerini ezip onlara
sırtlarını dönebilir miydi?

Kadın, kendini feda etti.
Adam, kadının canını yakmaya ant içti.
Sevenler, sevdası uğruna herkesi hiçe saydı.
Sonrası mı?
Muazzam bir felaket!
Berdel fırtınası iki aile arasında koptu,
düşmanlığın kuyusunu daha derin kazdı.

Urfa toprakları bir kere daha ölesiye nefrete şahit oldu. Bir kere daha acıyla sınandı. Bir kere daha iç savaşı gördü. Bir kere daha hüznü ağırladı. Bir kere daha sevgiyle bağrına bastı kendine sığınanları…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 512
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺60,00

“Şu sırada neyim ben? Koskoca bir sıfır. Yarın ne olabilirim? Hiç. Yarın ölür, yeniden dirilerek yeni bir hayata başlayabilirim!.. İçimdeki insanı iyice mahvolmadan kurtaracağım.”

Kumar bir riskti ve Aleksey İvanoviç bu riski almaya hazırdı. İyi de bir gözlemciydi hem. Ortadaki 12 kazandıktan sonra sondaki 12’nin kazandığını keşfetmişti. Sondaki 12 numaradan sonra ise sıra ortadaki 12’ye geliyordu. Yaklaşık iki saat süren bu döngüde kazanabildiği kadarını kazanmak istiyordu. Ancak yine de söz konusu olan kumardı. Kaybetmek her zaman ihtimaldi!

Dostoyevski, dönemin çarpıklığını, sınıf farklılığının keskinliğini, bir adamın aşkı ve kumar tutkusunu gerçekçi ve etkileyici bir dille Kumarbaz’da ortaya koymuştur. Roulettenburg’da geçen bu hikâyenin yaklaşık üç haftada yazıldığı söylense de buna inanmak çok güç.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 12,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺17,60

“Sevmek, güzel birine aşık olmak değil, o kişide bilmediğin bir zamanın, beklenmedik bir anında kendini bulmaktır.” Genç bir adam, parlak ay ışıklarının aydınlattığı bir St. Petersburg gecesi ve yalnız bir kadın…

Beklenti, fedakarlık, acı, keder ve hayal kırıklığının aşkın içinde kendine nasıl yer bulduğunu anlatan Beyaz Geceler, bu anlamda diğer Dostoyevski eserleri arasında farkını ortaya koyuyor.

Kahramanın, genç ve güzel Nastenka’yla tanışması, ona aşık olması ve onun başka birini bekliyor olduğunu öğrenmesiyle birlikte yaşadıkları kararsızlık, belirsizlik ve bekleyiş içindeki bu üç karakterin yaşadığı dört beyaz gece, aynı zamanda bir film senaryosudur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 12,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺14,40

Hatırlayacaksın...
Mutlaka gecenin bir yarısı aklına gelecek, seni şartsız koşulsuz dinleyen, seven bu adam! Derdini derdi bilip, sen boş ver, desen de, anlat hadi ne olur bak, rahatlarsın belki, diye seni düşünen. Pişman olacaksın ulan, gecenin bir yarısı uykundan uyandığında adımı sayıklayacaksın, o adamın koynunda! Duymamıştır inşallah, diye dualar edeceksin.

Seçtiğin ve benim olmadığım o yeni hayatında, her yerde benden izler olacak.
Hiçbir sabah kahvaltıyı, o bana ilk geldiğin sabah hazırladığın gibi mutlu, koşa koşa hazırlamayacaksın!
Uykularında benimleyken görebildiğin rüyalar, bir kâbusa dönecek, eminim. Neden bitti acaba ki, neden gittim onun hayatından, neden şu an o yok yanımda diye sorduğun soruların cevabını bile kendine veremeyeceksin!

Öyle saçma sebeplerle öldürdüğün bizi ve öyle basit sebeplerle seçtiğin yeni birini ve onunla olan günleri düşünecek,  kahrolacaksın nefes aldığın her gece! Senden ayrı açık kalmasın diye gözleri, seninle uyuyan, seninle uyanan bu adamdan sonra, seni yalnız uyutan, seni ayakta uyutan, seni ağlayarak uyutan o adam, cezan olacak işte ömrünce!

Ben seni affettim kadın!
Sen kendini affet yeter...
Sana hala, onca yaşattığına rağmen edebileceğim tek duam: Ben ağlayarak uyuduğum geceleri unutmadım ama sen her sabah gülümseyerek uyan!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺22,40

“Kötü biri olmayı hiç beceremedim, bırakın bunu, herhangi biri olmayı da beceremedim. Ne aksi bir adamım ne de uysal biriyim! Ne alçak ne de namuslu. Ne onurlu biri ne de bir kahraman. Şimdi hiçbir şey yapmadan köşemde pinekliyorum,” diyen bir adamın hikâyesi Yeraltından Notlar.

Yaklaşık yirmi yıldır hasta hisseden ama tedavi olmayacak kadar inatçı, içine düştüğü bunalımdan kurtulmamak için direnen, kendi kabuğundan çıkmayı kabul etmeyen ve hatta ideal yaşam süresinin kırk yıl olduğuna inanan, isimsiz bir adamın karanlık iç dünyasına doğru yolculuğa çıkarıyor sizi Dostoyevski.

Hatta Yeraltından Notlar, pek çok çevre tarafından da varoluşçuluk akımının başlangıcı olarak kabul edilir. “Bizim gibi basit ve ölümlü insanlar en nihayetinde kaybediyordu.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 12,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺17,60

Unutmadım.

Onun elini nasıl tuttuğunu,

Benim kalbimi nasıl kırdığını unutmadım sevgilim.

Herkese tebessüm ederken

Bana nasıl nefretle baktığını,

Herkese kol kanat gererken

Beni nasıl yalnız bıraktığını,

Onlar ağlarken ağladığını,

Ben gülerken bile yanımda olmayışını

Unutmadım.

Bir seni dilediğimi,

Ama bir beni istemediğini,

Bir tek benim için içmediğini,

Canım yandığında bir sigara yakmadığını,

Beni mutlu olduğun yerlerde mahvettiğini

Unutmadım.

Sen de unutma.

Keşke öldürseydin de

Bir başkasını sevmeseydin.

Keşke ölseydim de

Bir başkasını sevdiğini görmeseydim.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺24,00

Canımı yok saydım seni severken, canımdan can verdim sana. Yaralarını sarayım derken yaralar açtın, umursamadım. Her bir yaranı sarmama karşılık teşekkürün bir yara açmakla oldu bana. Öyle yaralar açtın ki bedenimde, dikiş tutmayan türden yaralardı bunlar. Sürekli kanayan ve kabuk bağlamayan türden. Bu ne anlama gelirdi, biliyor musun?

Kan kaybından öleceğim anlamına gelirdi ama mutluydum, sen yaşayacaktın ve ben bunu göremeyecektim. Her zamanki gibi rüyalarda buluşacaktık elbet. Bu rüya hiç bitmeyecekti, ebedi sürecekti, sadece sen ve ben…
Bazı insanlar gitmeleriyle ünlüdür. Ne kadar güzel giderler, değil mi? Ahım şahım, böyle şaşalı, göstere göstere, marifetmiş gibi sanki! Alışkındırlar tabii bu duruma. Onlara hava hoştur, düşünmezler, kafalarına bile takmazlar. Onlar için normal birisin, diğerlerinden farkın yoktur senin.

Peki ya sen? Kafayı yersin hatam neydi, ne yaptım da gitti diye. Yiyip durursun kendini. Sabah akşam kaç mendil paketi biter ellerinde, sayabilir misin? Anıların gelir aklına, duraksayıp kalırsın, dalıp gidersin bir köşeye. Kapı tıklar, o an kendine gelirsin. İyi misin, diye bir soru! Cevap bellidir; iyiyim ama durum öyle değildir işte. Kırığım, döküğüm, paramparçayım. Gözlerinden akan yaşların hesabı yoktur. Silmekten kızaran o burun, hıçkırıklara boğulan bir adet sen. Onca insan yıkamazken, onun gidişi nasıl da yerle bir eder, iyi bilirim.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺24,00

Erkekler birçok kez gider. Kadınlar bir kez.

Sözler erkeklerin ağzından çabucak çıkar, beklemeden.

Kadınlar bekleyip, içlerini ezip ezip bir tek kez söyler: "Bitti! "

Bir kadın bir adamı gerçekten bittiğinde terk eder.

Sonra ne söylesen nehir akmaz geri doğru.

Nehirler geri akıtılıyorsa. Hiç gerçekten konuşulmaz artık.

Hiç gerçekten gülünmez.

Hayat, yaşamanın bir kötü taklidi gibi gelir geçer; değmeden, deşmeden.

"Böyleymiş demek," dersin, "hayat böyle bir yermiş demek ki." Kendi kendini ikna edersin:

"Böyle de yaşanıyor işte."

Bir gün ne tükeniyor, kimse bilemez. Kadınlarda hikayeler,bazen hiç kavgasız, gürültüsüz bitiverir. O zaman işte,

ölümlü olduğunu hatırlarsan eğer, gitmen gerekir.

Ece Temelkuran


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺22,40

Yalnızlığı o kadar çok sevmişiz ki sevilmeyi beklerken sürekli kaybetmişiz. Sahi beklediğimiz, umut ettiğimiz şeyler bir gün gerçekleşecek mi? Gerçekleşmeyecekse bile bu çektiğimiz sıkıntılar, dertler boşuna mı? Ne olacak bu içimizdeki yarım kalmışlıklar? Mutluluk bize uğramıyor, mutsuzluğa nedense yemin etmiş gibiyiz. Olmaması sorun değil. Olacakmış gibi olup olmuyor ya, o kötü işte. Ne eskisi gibi olabiliyoruz ne de başladığımız yere dönebiliyoruz. Nasıl yapalım?

Ben büyüyemedim, aslında büyümek istemedim. Bu aralar ne istediysem olmuyor zaten. Neyse. Sevmek insanı olgunlaştırıyor; olgunlaştıkça yalnızlaşıyorsun, eksiliyorsun, yarım kalıyorsun. Olmadı. Ben yapamadım, diğer insanlar gibi olmadım, diğerleri gibi mutlu olmadım. Bu yüzden galiba eksildim. Fakat mutlu olmak için sıradanlaşmak mı gerekiyor? Diğer insanlar gibi olmak mı gerekiyor?

Ben büyümek istemiyorum. Diğerleri gibi olmak istemiyorum. Mutsuz olmak da istemiyorum. Ben hiçbir şey istemiyorum. Hissizleştim resmen. Beni kurtarın. Beni bu benlikten kurtarın. Gülmeyi unuttum, insanlara gülmeyi, tebessüm etmeyi. Neden böyle oluyor? Soruyorum, neden böyle oluyor? Bir şey yapmak lazım ama ben ne yapabilirim ki? Buraya yazdıklarımı neyin var diye sormadan anlarlar mı acaba? Bırakın, anlamasınlar. Zaten kim anladı ki bizi, kim elimizden tuttu ki, kim seninle mutsuzluğa da varım dedi ki? Gelmedikleri için bırakın gitsinler.
Yürüsün gitsinler…

Geldikleri zaman olmuyor, gittikleri zaman da olmuyor. Gelecek şeylerden ümidimiz yok ama o gemi bir gün gelecek…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺24,00

Ben kendimi biliyorum. Hayır, öyle değilsin, demeyin boşuna.

Ben, herkesin söylemek istediği ama içine attığı sözlerim.

Ben, hilekarım, yalancıyım, düzenbazım.

Ben kimsenin duymak istemediği ama gece olunca kendilerine itiraf ettiği sözlerim.

Ben, hepinizin boşa harcadığı zamanım. Boşa geçen zamana  dönüp baktığınızda, genç olmak istediğiniz o pişmanlık dolu anım.

Ben, sizlerin gizlediğiniz, sakladığınız, üstüne duvar örüp arkanızda bıraktığınızım.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 456
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺19,20

Bu ıslaklık. Biraz yağmur.

Birazını ben ağladım.

Üzerimdeki çamur.

Ben de bazen battım ama çoğunu öyle attılar.

Anıdır kalsın diyorum.

Altımdaki kırmızı beni sakla diyor usulca.

İnsan bazı anılarından çıkamadan kendini nasıl toplayabiliyor, nasıl şimdiki zamanda kalıyor, bilmiyorum.

Nerdeyim, bilmiyorum.

Ne yapıyorum, bilmiyorum.

Bu durumda hayal kurmak küstahlık benim için.

Kuruyor muyum, yaprak mıyım, bilmiyorum.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺22,40

Gökyüzünün en ücra köşesindeyim.

Gözlerimde özlenilmişlikler, yalvarışlar, yakarışlar...

Gözlerimde olmayışının kaçıncı haftası, yokluğunun omuzlarımda yaptığı ağırlık.

Gözlerimde yaşlar. İnsanlar, yağmur sanır ama benim gözlerim hep sana ağlar.

Sevdamın kanadı kırık, içimde düşme korkusu var.

Bir uçurumun ucundayım, sona geldim sanmışken, sana geldim.

İçimde düşme korkusu var. Bulutlara yansıyan güneşin kızıllığı gözümü alıyor.

Yüreğin karanlıklar arasına gizleniyor ama gökyüzü hâlâ aydınlık kalıyor.

Göğün kokusu yüzümü okşarken, bir kanadım daha kırılıyor, içimde düşme korkusu var.

Varsın, bilmesin onlar.

Biz el ele yürüdük.

Bunu sokak gördü.

Deniz gördü.

Gökyüzü gördü.

Ay gördü.

En güzeli de;

Allah gördü.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺22,40

"Çok kalmayacağım sende, biraz sevip döneceğim yine kendime..."

Özgür Gümüşsoy

Şiirin rengârenk şapkasını giymek kolaydır, şık da durur üstelik.
Ne var ki, şiire sıkı sıkı sarılan bir şair değilseniz, ilk rüzgarda uçup gider kafanızdan.
Şiirin çamurlu ayakkabısını giymek ise zordur ve elbette kimse hoşlanmaz balçıktan.

Ama has şiire giden yol buradan geçer. Şiirin ayakkabısı ilk giyişlerde şair adayının ayağına vuracak veacı verecektir üstelik. Özgür Gümüşsoy da, şiirin süslü şapkasını değil, çamurlu ayakkabısını giyerek yola çıkanlardan... Şiirin ayakkabısının onun ayağına uyup uymayacağını zaman gösterecek. Ama şimdi diyor ki kitabının içinde çalıp duran dünyanın yaşlı saatleri: “Yolu da, zamanı da açık onun!”

Akgün Akova

Özgür Gümüşsoy’u okuduğumda, yazdıklarının özel bir zekâdan ve özgün bir algıdan damıtıldıklarını düşündüm... Başkalarına öykünerek yazıya yönelen pek çok genç insanın oluşturduğu nicel yığılmada, o, diğerlerinden büsbütün ayrışarak uçarı, atak ve bıçkın çağrışımlarla modern dünyada karşılığı olan kentli ve samimi bir dil kuruyor. Günümüz hız ve karmaşasında, karşılığı olan tümceleri hızlı, doğru ve bazen de buruk
gülümsemelerle okunabilecek yazılara dönüştüren Özgür Gümüşsoy’un, sürdürürse eğer, yakın yıllarda özellikle gençler tarafından yaygın okunacak yazarlardan biri olacağına inanıyorum...

Yılmaz Odabaşı

"Özgür Gümüşsoy'un kolajları, öyle diyorum, çünkü şiir ve düzyazının birleşiminden oluşmuş, bir bakıma şiirmetin diyebileceğimiz bir özellik taşıyorlar. Günümüz gençliğinin dilinden, jargonundan etkilenen ve beslenen bu şiirmetinlerde, bireysel sorunlar ve toplumsal sorunlar kadar, güçlü geleneklerimizden olan taşlama da kendine yer buluyor."

Haydar Ergülen


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺28,00

Geyikler ve balıklar arasında bu anlattığım.

Boynunda bir oltayla ormandan çıkarılıyorsun.

Uçurtmalar ile gece arasında bu, geceyle benim aramda nü. Görmüyorsun ama elindeki histen hala uçtuğunu biliyorsun.

Onun nereye gidebildiği.

Bu sorun değil.

Birbirimizden diyorum, gittikçe yakınlaşıyoruz.

Tehlikeli diyorum.

Yıkım.

Çok tahliyeli bir enkaz.

Uçurumlarla dipler arasında bu. Atlamıyorsun ama öldüğüne eminsin.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺22,40

Galata Kulesi’nin bir rivayeti vardır:

Galata Kulesi efsaneleri arasında yer alan belki de en ilginç efsane, en eski olanıdır. Bu efsaneye göre Romalılar şuna inanıyorlardı: Eğer bir kadın ve erkek, Galata Kulesi’ne ilk kez birlikte çıkarlarsa, onlar mutlaka evlenirler… Ama çiftlerden biri daha önce kuleye bir kere bile olsa çıktıysa bu, onlar için geçersiz sayılmaktaymış.

Elbet bir gün seninle İstiklal’de el ele yürüyüp sokak çalgıcılarını dinleyeceğiz. Kalabalığa aldırış etmeden Galata sokaklarında dans edeceğiz. Ellerin ellerime kokun gibi sarılmışken seni o Galata’ya çıkaracağım. 
Biraz daha zaman lazım, lütfen dayan…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺24,00

Bir kadın seni seviyorsa sana aittir. 
Mutlaka bir fotoğrafın vardır bir yerinde odasının, onu kaldırtma! 
Bir kadın seni seviyorsa uyumadan önce dua ediyordur, senin adınla başlayan dualar ve biten senin adınla, onu susturma! 
Bir kadın seni seviyorsa sana zarar veremez. Yalnız genç adam, kadınlar vazgeçtikleri adamlara da acımayı beceremez, bu da kalsın aklında… 
Bir kadın seni seviyorsa koklayarak öper seni. 

Seni seven bir kadın sevdiği kadar sarılabilirse kemiklerin kırılır. 
Ve bir kadın seni seviyorsa, sen ne kadar güçlüysen o kadar güçlü hisseder kendini, onu yanıltma. İlk darbede yere çakılma oğlum, ilk imtihanda sınıfta kalma! 
Ve asla, ama asla! 
Araya umutsuzluğu sokma. Orasıdır kadının şah damarı, umudu… 
Kesildiği an, vazgeçer kadın. 

Sevmekten, beklemekten, özlemekten, hatta dua etmekten… 
Can havliyle, kaçar. Yakalayamazsın. 
Artık o kadını üstüne alınamazsın. Sahip çıkamadığın kadına hesap da soramazsın. 
Kadınları bomba gibi düşün genç adam, Yanlış kabloyu kesersen onunla birlikte sen de patlarsın. 
Bak oğlum! 

Bu hayatta her şeyi alırsın, yalnız seni seven kadının yoktur fiyatı. 
Seni her şeye rağmen sevebilen kadını satın alamazsın. 
Cüzdanın kilo kaybettikçe, sevgileri eksilen sevgililerin olur en fazla... 
Falan filan sonra, bilirsin ya… Sen sen ol, o kadını satma! 
Bir kadın seni seviyorsa kavga eder. 

Hem birazdan boğazına yapışacak sanırsın hem görürsün gözlerindeki korkuyu. 
Kadınlar susmaz genç adam, susmuş kadın gitmiş kadındır. Susmuş bir kadın için, bitmiş bir adamsındır. Bu kadınların değişmez ve değiştirilmesi teklif bile edilemez olan maddelerinden biridir. Kadın olmanın kuralıdır... 
Bir şey daha vardır ki, Kuştur kadın! 

Ve bir gökyüzü vardır her kadının. Öyle bir havan olmalı ki adamım, senden göçmediği için, onu dondurmamalısın. 
Bunu bir zamanlar seni gökyüzü ilan etmiş kadının, başka bir gökyüzünde kahkaha atışını duyunca anlarsın…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺24,00

Gece yarıları uyanıp katliamların içinde
Sessiz ve sakin bir yer arayanlara,
Çıkmaz sokakları ezbere bilen,
Kendinden başka herkese faydası olan,
Yenilmedim, güçlüyüm yalanlarını söyleyen,
Vazgeçmemiş ama yarım kalanlara,
Birçok hikayenin asıl kahramanlarına,
Sevdası kendinden büyük olan kadın ve adamlara
Ve her hikayenin sonu gibi
Yarım kalanlara…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺24,00

Ezbere bildiğim insanlar omuzlarındaki yükü, birlikte büyüdüğüm insanlar dertlerini, bırakıp gidiyor. Ağrılar, sancılar. Böyle birikir insanın içine, diyorum. Sonrası bir çiçeğe fazlasıyla benzeyen insanla karşılaşma zamanı. Her şey olabildiğince güzel, bir sokak çocuğunu sevindirecek kadar.Umut oluyoruz beraber. Bir çiçeğe çiçek veriyorum. Sonrası büyük enkaz.

Herkes birilerine kendi enkazını bırakıp kaçma derdinde, diyorum. Sonrası aylarca süren sancı, ağrı. Annem çay yapınca geçiyor ama. Aile değerli şey, diyorum. Sonrası babamın bıçakları. Huzursuzluk. İsyan biraz. Değiştiremediği şeyleri kabullenemediği için intihar eden bir adamın hikayesi üzüyor beni. Sonra geçiyor. Unutuyorum. Unutuyor herkes her şeyi. Parklarda artık çocukların değil de alkoliklerin olması garip gelmiyor kimseye, diyorum.

Her güzelliğin cebinde bir dönüş bileti var sanırım, diyorum. Biraz daha içmek bunun sonrası.  Sarhoşken yeni insanlarla tanışmak.  Kafam bir yıldız kadar güzel, herkes gider mi,  diyorum. Bu sorunun herkesi kaçırdığını fark ettim. Bilmekten korkuyor insanlar, diyorum. Yok yok. Duymaktan. Her güzel şeyin bir sonunun olmasının bir sonu olmaması, korkutuyor insanları, diyorum. Sonrası biraz daha sarhoşluk. Cevapsızlık. Dayanılmaz bir döngü bu. Yalnız öleceğinin farkında olan herkes, yalnızlaştırmaya çalışıyor kendini.

Her kalabalık cadde, eninde sonunda boşalacak, diyorum. En sevdiğim şarkılar bitecek, annem bile gidecek. Öleceğiz, diyorum. Korkunç bir gerçek bu. Farkına vardıklarımdan kaçmak bunun sonrası. Sonrası boş vermek ve içmek biraz daha, sarhoşluk. Hazır kafam bir yıldız kadar güzelken, soruyorum, herkes, gider mi?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺24,00

Neden vazgeçemediğini hiç düşündün mü?
Hayallerine sırt çevirdiğinde hayatın sana neden anlamsız geldiğini hiç düşündün mü?
Kafanı nereye çevirirsen çevir, hayallerini görmenin sebebini hiç düşündün mü?
İçinde üstün bir yaratığın uyuduğunu, ara sıra uyanıp seni uyardığını hiç hissetmedin mi?
Gerçekten efsane olacak bir insan olduğunu, fakat ataletin yakanı bırakmadığını mı düşünüyorsun?

Dürüst ol. Bu sen değilsin.
Bu kitapta bağımlılıkların, hayat felsefesinin, duygusal zekanın, id’in ve hatta ne yiyip içtiğinin bile nasıl içindeki o üstün insanın uykusundan uyanamamasına sebep olduğunu göreceksin. Şampiyon olarak doğduk, fakat büyüdükçe bize sıradan olduğumuz öğretildi.

Artık oyunun kuralları değişti. Süperinsan zincirlerini kırıyor. Uyanmasına kimse engel olamaz.
Eğer bu satırları okuyorsan uyarıldın.
Zaman hızla akıyor ve ölüme doğru ilerliyorsun.
İsminin sonsuza kadar yaşaması senin ellerindeyken, daha ne bekliyorsun?
Kaderinden kaçamazsın Süperinsan. Bu kitapla yeniden doğuyorsun.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺24,00

Hayat çok garip! Okuyarak öğrenemediğimiz şeyleri yaşatarak öğretiyor bize. Belki de geçer sandıklarımızın geçmeyip, kalbimize paslı bir bıçak gibi saplanması bu yüzden. Unuturuz diyoruz, unutamıyoruz. Yaptığımız sadece kendimizi kandırmaya çalışmak ya da başka bir isim koyacaksak buna; kendimizi avutmak…

Ben geçer sandım, lakin doğrusunu hayat öğretti bana:

“İnsan sevdiğini hep beklermiş.

Bir gün gelecek ümidi hep dururmuş kalbinin bir köşesinde.”

Siz de unutmaya çalışmayın, anılarınızla yaşamayı öğrenin. Belki bir gün, döne dolana size gelecektir, geçmiş güzel günleriniz…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2017
₺22,40

Uçak, bir araçtır tıpkı diğerleri gibi. Bu araçlar bize dünyanın gerçek yüzünü buldurur. Amaç
bilinmeyeni bilinir kılmak ve bu yolda vazgeçmemektir. Bilinmeyen şeyler insanları korkuya itse de bir kez denendiğinde, o artık bilinmeyen olmaktan çıkacaktır. İnsanı kurtaran ise bir
adım atmaktır. Sonra bir adım daha… bir adım daha…

Farklı şehirler, farklı zorluklarla mücadele etmek zorunda kalan ama hiç yılmayan, vazgeçmeden devam eden posta uçağı pilotları onlar. Bu yolculuklarda kendilerini bulmaları, aile ve dostluk ilişkilerini daha net kavramaları üzerine yazılmış, şiirsel bir dil ve başarılı bir kurgunun adı İnsanların Dünyası.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 12 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺16,00

Gece koyu bir duman gibi yükseliyor, ovalarla vadiler birbirinden ayırt edilmiyordu. Köy yavaş yavaş bir ışık kümesi halini alıyordu. Üç pilot, aldıkları yüklerini götürmek üzere havalanmışlardı ancak bir tanesi hedefe varamamıştı… Bir gecede yaşanan bu ölüm kalım mücadelesini, insanın doğayla olan savaşını, amaca ulaşmak için gösterdiği çabayı, iradesini, cesaretini ve sorumluluğunu yerine getirebilmek için yaptıklarını anlatan, gerçek tadında, usta işi bir eser Gece Uçuşu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 12 / 18
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .2017
₺16,00

2. Dünya Savaşı’ndayken, Fransızlar için geçen en zor günlerden birinde havalanmak zorunda kalan bir grup savaş pilotunun, savaşın her daim kaybedeninin insan olduğunu keşfetmesinin öyküsü Savaş Pilotu. Savaşın anlamsızlığının, ölümle burun buruna yaşamanın, umutsuzluğun ve buna rağmen vazgeçmeyişin işlediği ve bir anlamda Exupery’nin dış dünyandan çok iç dünyasını yansıttığı, otobiyografi tadında unutulmaz bir eser.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 12 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺16,00

Merhaba papatyam,
Merhaba kalbimin “seviyor, sevmiyor’’ olma ihtimali,
Merhaba gönlümün en nadir yerlerinde açan çiçeğim.
Merhaba ilkbaharım,
Merhaba mayısım.
Merhaba baharı karşılayanım.

Merhaba güneşim,
Merhaba onlarca çiçeğin en beyazı,
En sarısı merhaba.
Umudum,
Hasretim,
Son sözüm,
Kötülükler arasında açan iyilik tohumu.

Merhaba ilk hediyem,
Merhaba narin çiçek,
Avuç içi kadar sıcak,
Parmakların gibi narin,
Merhaba güzel ülkemin beyaz örtüsü.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺21,00

"Bir kitap okudum, hayatım değişti," diyenlerin aksine, ben de bir hayat okudum, kitabım değişti.

Merkez Bankası'nın büyük şubesinin önündeki kaldırımda gördüm onu. Yıllar önce. On yedi yaşımda. Her şeyin karşısında olduğum o günlerde. Bacaklarının dizlerinden aşağısı yoktu.

Önüne açmış olduğu mendile atılan üç-beş bozukluğa dahi bakmıyordu . Gözlerdeydi gözleri.

Göz seviyesinden geçen çocuklara gülücük göndermekti en büyük keyfi. Karşı kaldırımdaki telefon kulübesine sırtımı yaslayıp bir sigara yaktım. Ve izledim. Ne kadar değişken ve akışkan olabileceğini düşündüm zamanın.

Hiçbir zaman para vermedim kendisine. Üç-beş sohbet etmişliğimiz oldu. Ben sarhoş dönerken yaşlı annemin yanına, sürünürken görmüştüm kendisini yollarda. Kornalara aldırmadan, farlara aldırmadan sürünürken görmüştüm kendisini birkaç kez. İntihar etmenin tek meşru yolunun yaşamak olduğunu bilmekti belki de tek suçu.

Bildiği için yaşıyordu.

Bir keresinde tam ezilecekken büyük bir kamyonun altında, koltuk altlarından tutup kenara çektim. Göz göze geldik. En yakın çay ocağına gidip iki çay içtik. Benimki iki şekerliydi. Onunki tek.

İlk ve tek sorumu sordum bir saatlik sohbetimizin sonunda, ana caddede ayrılırken:

- Tanrı?

Kısa oldu cevabı:

- İçindeyiz.

O günden sonra bıraktım ciltlerce kitap okumayı. Her gün karşı kaldırıma geçip okumaya çalıştım hayatını. Ve o geceden sonra kitabım değişti. Kitaplarım...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2017
₺22,40

Gidecek insanlarla Gelecekten bahsettik. Böyle başladı her şey. Delirttiler bizi. Kimi uykuya verdi kendini, kimi alkole, kimi aptallığına. Ama hep aynı acıyı dert edinmişlerdi. Hep aynı acıydı ortak noktaları. Bazen öyle birisi koyuyor ki bu noktayı, o noktadan sonra bütün cümleler tutarsızca devriliveriyor. Ve bu cümlenin elinden tutsan, sen de devriliyorsun. Bu yüzden hep ortak noktalarımız değil, ortak virgüllerimiz olsun istemiştim. Bilirsin ki, noktalar pek meraklıdır bitirmeye.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺22,40

Bir kadının, 'Hayat bu yolu yürümemi ve tercihlerimi sorgulamamı istedi. Yürüdüm, sorular sordum, düşündüm, öğrendim, büyüdüm, değiştim.

Sevmenin ve sevilmenin ne olduğunu, şu hayattaki en önemli şeyin sevgi  olduğunu, doğruyu kendim düşünüp sorgulayarak bulmam gerektiğini  öğrendim. Ondan önce kendimi mutlu sanırdım. Bir süs havuzuna bırakılmış kuğu gibi nerede olduğumu, niye burada olduğumu sorgulamadan, öğretildiği gibi hep aynı yerde yüzer dururdum. Sebepsiz, amaçsız, şuursuz bir şekilde öğretilen hayatın tekrarında sıkışıp kalmışlığımın farkında bile değildim.

Bana takılan at gözlüğümü, tatminkârlığımla sıvayıp, tozpembeye boyamıştım. Herkesin gözünü kör eden aşk benim gözümü açınca, ilk iş o gözlüğü  çıkardım. Önce gözlerim kamaştı ama çabuk alıştım. Ayağıma dikenler battı elbet, yoruldum da bu yolda. Ama vazgeçmedim.

Ben sevmeyi ve yaşadığım duygular için hayata teşekkür etmeyi seçtim.

Ben onunla bir hayali yaşıyorum sanmıştım.

Rüyadayım sanmıştım.

Meğer o benim uyanışımmış.

Sonradan öğrendim,' dediği, Derin ve Deniz'in anne, baba, eş, evlat, kadın, erkek, tüm sıfatlarından soyunup üzerlerine aşkı giyerek, eğri bir gemiyle çıktıkları seferin düşündüren, sorgulatan hikâyesi...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺32,00

“Eğer Kavgam’ı ciddiye alıp okusaydık, II. Dünya Savaşı’nın çıkmasına engel olurduk!”

- Winston Churcill,İngiltere Başbakanı-

Adolf Hitler, Doğu’nun sosyalizmine, Batı’nın kapitalizmine karşı kendi politik sistemi olan “Nasyonel Sosyalizm”i öne sürmüş ve kendi politik kuramlarını bu kitapta en ince ayrıntılarına kadar anlatmıştır.Bir süre cezaevinde kalan Hitler, kendi düşüncelerini yaymanın ve etrafında kitleler toplamanın en basit yolunun bir kitap yazmakla olacağını düşünmüş ve dört buçuk yılda kitabını tamamlayarak diktatörlüğü yolunda en büyük adımını atmıştır.Ona göre I. Dünya Savaşı’nın kaybedilmesinin en büyük nedeni propaganda eksikliği idi. “Kavgam” bu eksiklikten bahsederken aslında, Adolf Hitler’in en büyük propagandasını yapıyordu.

 “Tam metin” olarak sizlere sunulmuş bu kitap; bir zamanlar milyonlarca insanın hayatına mal olan bir diktatörün doğuş hikayesidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 584
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2017
₺60,00

Zaman geçtikçe insan da dünyayla birlikte yaşlanıyor ve kendi kıyametine hazırlanıyordu. Kimi zaman bahar aylarını, kimi zaman da fırtınalı sonbaharları yaşıyordu. İnsanlar değişiyordu ve biz neden değiştiğini bile bilmeden onları sorguluyorduk. Bazen de ağaçların yaprakları ilkbaharda dökülüyordu. Biz gözlerimizi kapatıyorduk. Mevsimleri değiştiren cümleler vardı ve biz kurmasını bilmiyorduk.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2017
₺22,40

Birileri vurulur bilmediği bir sokakta, hiç beklemediği bir anda.

Birileri kaçar gerçeklerden korktuğu için.

Birileri boş alkol şişeleriyle avutur kendini.

Birileri başını koyacak bir omuz bulmuştur elbet yolun en başında.

Birileri yaşamaya korkar.

Birileri ilk zamana dönmeye çalışır.

Birileri yalanlarla avutur kendini.

Birileri yeni bir arayış içindedir her dakika.

Birileri boş sahil banklarına kazır hikâyesini.

Birileri şiirler yazar sayfalarca.

Birileri evinin yolunu unutur.

Birileri tekelin yolunu gözü kapalı bulur.

Birileri canın olur. Birileri o canına kıyan.

Birileri hiç beklemediğin bir anda atar elini omzuna.

Birileri hiç bilmediğin bir anda saplar bıçağını sırtına.

Birileri bilemiştir bıçağını. Birileri köreltmiştir tüm duygularını.

Birileri uğruna her şeyi feda edecek kadar vefalıdır.

Birileri kaçar savaşlarından korkakça. Birileri yaralanır yolun en başında.

Birileri oturup ağlar tüm gece boyunca sadece.

Yani hayat durmaz sen üzüldün diye.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺24,00

"Bazen fazla hata yapıyorum, kabul. Her hatadan sonra sigaramı yakıyorum ve unuturum diye umut ediyorum. Ardından şerefine birkaç kadeh rakı kaldırıyorum ve şişenin dibini görüyorum. Unuturum diye umut edip içmeye başladığım her gece daha net hatırlıyorum her şeyi. Sanırım kendime oynadığım küçük bir oyun bu, unutmaktan ziyade daha net hatırladığım ve hatırladıkça bağımlısı olduğum bir oyun bu."

Bu kitap, olduğu gibi görünenlere, içi dışı bir, özü sözü bir, ağzı bozuk ama kalbi temiz olanlara.


Sayfa Sayısı : 176
Basım Tarihi : Kasım 2016
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 2. Hamur
Basım Yeri : Aydın
₺24,00

"Zaman sen geç, ben sonra yaşlanırım!" diyerek benimle bu yola devam etmeye hazır mısınız kızlar?

Klasik bir söz ama, "Çirkin kadın yoktur, bakımsız kadın vardır," sözü her zaman ispatıyla karşımıza çıkan bir durum. Kendimize ayıracağımız kısacık bir zaman ve yapacağımız bakımlar ile olduğumuzdan daha canlı, genç ve güzel görünmek elimizde.

Evinizde olan malzemelerle hazırlayabileceğiniz maskeler, gününüzün iyi geçmesini ve kendinizi motive etmenizi sağlayacak bakımlardır. Amacım kendinizi her zaman pozitif hissederek güzelliğinizi ön plana çıkarmak...

Sizlerle işin sırrını paylaşmak için bu harika kitabı hazırladım.

Benimle güzelliğin sırlarını keşfe çıkmaya hazırsanız, kitabın kapağını aralamanız yeterli!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 16 / 16,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2016
₺24,00
1 2 3 >
Çerez Kullanımı