• Kaplanın Sırtında
    Kaplanın Sırtında
  • Kâğıt Kesiği
    Kâğıt Kesiği
  • Ken Taç Dis
    Ken Taç Dis
  • Masal KADIN
    MASAL KADIN
  • Osman Pamukoğlu
    Debreli Hasan Geronimo
  • İdil Yazar - Çikolata
    İdil Yazar
  • Metin Akpınar Sahneye Adanmış Bir Ömür
    Metin Akpınar Sahneye Adanmış Bir Ömür
  • Zabel Yesayan Yaşamı ve Eserleri
    Zabel Yesayan Yaşamı ve Eserleri

“Dünya halk sağlığı kurumları pandemilere karşı daha ziyade Titanik’teki tahliye sandalı sistemini andıran bir şekilde örgütlenmişlerdir: Şirketin eli sıkı ve basiretsiz tutumu nedeniyle birinci sınıf yolcuların büyük bir çoğunluğu, hatta mürettebatın bir kısmı boğularak hayatını kaybedecek; üçüncü sınıfta yolculuk eden yoksullarınsa binecek tek bir cankurtaran sandalları bile olmayacak; kaderlerine terk edilen bu insanların hepsi buz gibi sularda ölüm kalım savaşı vermek durumunda kalacaklar.”

Türkçede büyük ilgi gören Gecekondu Gezegeni ile bilinen yazar ve aktivist Mike Davis, 2005’te yazdığı Kapımızdaki Canavar adlı kitabını Covid-19 pandemisiyle birlikte güncelledi: Evet canavar artık evimizde!

Mike Davis’in kehanetlerinin birer birer doğrulandığı bugünlerde ortalığı saran komplo teorilerinin yarattığı toz duman havası dağılınca şapkamızı önümüze koyup kâr peşindeki ilaç tekellerinin, doğayı tahrip eden kapitalist şirketlerin, fast food endüstrilerinin, yozlaşmış yönetimlerin, bu viral kıyametlerde oynadıkları kilit rolü sorgular olduk. Yaşadığımız felaketi adlandırmak için tılsımlı “kader” ve “komplo” sözcüklerinden fazlası, kıyametin failini işaret eden bir bilinç gerekiyordu. İşte, Mike Davis’in viral kıyametin ekonomipolitiğini olanca çıplaklığıyla gözler önüne serdiği Evimizdeki Canavar bu bilincin eseri.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2022
₺46,00

“Keşke dişli bir kadın olsaydı. Dengesiz, buhranlı davranabilseydi, bir deliyi bile kaçıracak kadar manyaklaşsaydı. Sakin, uyumlu bir kadındı, kimseyi incitmemişti, başkalarının önceliklerini gözetmişti. Belki kendini incitmek de kötülüktü. Sırf bu sebeple kötü kadındı belki. Bunca susması, durması, basiretsizliğindendi, belki onda gelişmemiş bir ahlak açığı veya toplumsal rolünde olgunlaşmamış bir köşe vardı.”

Annenin ölümü, beş kardeşi pek yakında yıkılacak aile evinde bir araya getirir. Abla Yaprak’ın huzursuz kumandasında geçirilen bir hafta sonunda, yaşarken kendini ele vermeyen annenin ufak tefek sırları ortaya çıkar. Yaprak, annesiyle ne çocukken ne de o ölüme giderken kurabildiği yakınlığı anlamlandırmak peşindedir. Anneyi ve yıllar önce bir deniz kazasında ölen kaptan baba ile annenin arasındaki tuhaf ilişkiyi çözebilmek için çocukluk anılarının parçalarını birleştirmeye çalışır…

Sana Kim Sarılacak ağaç gibi ayakta durmaya çalışan bir kadının, yakınlaşma fırsatını kaçırmış bir anne kızın çarpıcı hikâyesi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺56,50

Mavrato köyünün hayalperest çocuğu Süleyman’ın en çok istediği şey küçüklüğünden beri sevdiği Melek’le evlenmektir. Geç olur, güç olur ve sonunda muradına erer. Süleyman gündüz tarlasında çalışacak, geceleri Melek’i sevecek ve kocaman bir aile kuracaktır.

Hiç hesapta yokken askerlik kapıyı çalar. Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte köylünün alıştığı, bildiği düzen değişmektedir. “Üç yıl geçer” deyip askere gider ve Balkan Harbi’nin tam göbeğine düşer. Neye uğradığını şaşıran Süleyman, mucize kabilinden hayatta kalır ama sırada Cihan Harbi vardır.

Kahramanımız milyonlarca Osmanlı askeri gibi cepheden cepheye gezer. Önce Çanakkale, ardından Kafkas ve en son Filistin cepheleri… Düşman süngüsü, kurşunu, bombası ve açlıkla, hastalıklarla cebelleşen Süleyman için gerçek, elindeki mavzerden bellidir. Rüyalar ise başka söyler: Kâh göklerin yücesindeki kartal olur, kâh yerin dibindeki yılan!

Kartal Kanadını Açtığında yoğun araştırmaya dayalı, destansı bir roman… Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemini ve savaşın gerçek yüzünü bir Anadolu köylüsünün gözünden anlatan güçlü ve etkileyici bir roman.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 640
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺81,00

Onlar “Cumhuriyet’e katkı verenler.”
Onlar “Cumhuriyet’in Akıncıları.”
Onlar “Türk Devrimi’nin Öncü Savaşımcıları.”
Onlar olmadan, onların öyküleri, yaptıkları bilinmeden ne Atatürk doğru anlaşılabilir, ne Cumhuriyet ne de Türk Devrimi. İstedim ki en başta Atatürk’ün olmak üzere bu Ateşten Adamların aydınlığı yolumuzu yeniden aydınlatsın.
Deneyimli siyasetçi, yazar Namık Kemal Zeybek Ateşten Adamlar’da bağımsızlık yolunda Atatürk’ün yanında yer alan, Türkiye Cumhuriyeti’ne türlü alanlarda katkılarda bulunarak topluma çağdaş uygarlık yolunda öncülük eden ancak bugün adı da yaptıkları da unutulan değerleri anlatıyor.

Namık Kemal Zeybek, yaşı ilerlemiş olanların anımsayacağı, gençlerin örnek alacağı, topluma iyimserlik aşılayacak birbirinden değerli isimleri yeniden hafızalarımıza kazandırıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺32,00

Özgürlüğün Elli Tonu’nun şehvetini, romantizmini ve dramını Christian Grey’in derin düşünceleri, duyguları ve hayalleriyle yeniden yaşayın. E L James, dünya çapında milyonlarca okuru büyüleyen aşk hikâyesine, Elli Ton’un dünyasını yeniden ziyaret ederek daha derin ve daha karanlık bir bakış açısı getiriyor.

Christian Grey’in Anastasia Steele ile evleneceği on yılın düğününe davetlisiniz. Ama Christian gerçekten koca olmak için doğru kişi mi? Babasının bu konuda şüpheleri varken erkek kardeşi bekârlığa veda partisi düzenlemek istiyor ve nişanlısı Ana ise itaat yemini etmek istemiyor… Ve evlilik birçok zorluğu da beraberinde getiriyor. Aşkları her zamankinden daha güçlü ve daha derin, ancak Ana’nın meydan okuyan ruhu, Christian’ın en karanlık korkularını uyandırmaya ve kontrol ihtiyacını test etmeye devam ediyor. Geçmişte yaşanmış rekabetler ve kırgınlıklar ikisini de tehlikeye atarken, yanlış bir karar onları ayrılma noktasına getiriyor. Christian, çocukluğuna ait kâbusların ve gençlik acılarının üstesinden gelerek kendini kurtarabilecek mi? Ve kökleri hakkındaki gerçeği keşfettikten sonra affetmeyi öğrenip Ana’nın koşulsuz sevgisini kucaklayabilecek mi? Christian nihayet özgür kalabilecek mi?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 808
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺122,00

Çalışıyoruz. Yarınlar yokmuş gibi. Ki aslında pek de yok, çünkü yarın bugünle aynı, dünle de. Çalışma hayatının vaat ettiği yarın, yine çalışmak. Daha çok çalışmak. Hatalarımızdan ders çıkara çıkara, gelişe gelişe, düşe kalka; daha doğrusu düşmeye izin olmadan, hep ayakta kalarak çalışmak. Çünkü hep çok iş vardır.

Kızarız çalışırız, haksızlığa uğrarız çalışırız, ağlarız çalışırız. Biz çalışırız. 7/24 çalışırız. Uykularımızı feda ederiz. Zamanımızı, mekânımızı, hayatımızı armağan ederiz sorgusuz sualsiz. Hele ki lehimize bir kolaylık olursa daha da çok çalışırız. Zam alırsak iki kat, takdir görürsek üç kat fazla çalışırız. Az çalışmayı beceremeyiz, biz eğitimimizle emeğimizle geldiğimiz işin hakkını verme derdindeyiz; minnetle, tutkuyla, hırsla çalışırız.

Biz bu çağın hayalsiz büyüyen çocukları olduk. O yüzden de kaybolduk, hapsolduk bu labirentte. Artık çıkış yolunu arama, bu yolculukta kendimizi bulma vakti.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺40,00

Genç Ve Sağlıklı Kalmak Elinizde Beyin Sağlığınız İyileştiğinde Tüm Beden Sağlığınıza Da Kavuşacaksınız

Hepimiz, hayattan beklentilerimiz farklı olsa da özünde daha sağlıklı ve huzurlu bir yaşam istiyoruz. Hayatımızda son yirmi yılda çok şey değişti. Bugünün hayatı dünkünden daha hızlı akıp gidiyor; daha koşturmacalı, daha gürültülü, daha kirli ve daha yalnız bir hayatımız var artık. Hastalıklarımız ise gün geçtikçe artıyor. Siz de ilaçlarla boğuşmaktan ama hâlâ şikâyetlerinizin devam etmesinden yorulmadınız mı? 

İyileşmek, sağlığa kavuşmak ancak yakınmalarınızın temel sebebini bulmakla mümkün. Yeni hayatımızda beyin sağlığımızı korumak çok daha fazla önem kazandı. Yaşam tarzımız, beslenme düzenimiz hatta hayata bakış açımız beyin yaşımızı etkileyen faktörlerden. 

İşte bu kitap, beyninizi güçlendirmenizi sağlayacak pratik önerilerle dolu. Unutmayın; yaşamınızda yapacağınız çok basit değişikliklerle sorunlarınızdan kurtulup daha zinde bir beyne ve bedene sahip olabilirsiniz…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 13,7 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2022
₺55,75

Bana sırlarını anlat…
 
Alice ile Leo, Londra’da nezih bir eve taşındıklarında her şey rüya gibidir. Ancak Alice komşularını tanıdıkça yeni evi hakkında korkunç bir bilgiye ulaşır ve bu evde daha önce yaşayan terapist Nina’yla aralarında güçlü bir bağ olduğunu hissetmeye başlar. Takıntılı bir şekilde, iki yıl önce neler olduğunu öğrenmeye çalışır ama kimse bu konu hakkında konuşmak istemez. Mükemmel görünen komşularının sakladığı sırlar vardır…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺64,00

Tess Gerritsen ve Gray Braver’dan kusursuz bir işbirliği… Geçmişle bugün arasında gidip gelen, ifşalarla dolu, baştan çıkarıcı bir roman.
The Wall Street Journal

Büyüleyici bir suç romanı. Gerritsen ile Braver’ın usta hikâye anlatıcılığı tüm netliğiyle karşımızda. 
Karin Slaughter

Üniversite son sınıf öğrencisi Taryn Moore’un cesedi yaşadığı apartmanın önünde bulunur. Görünüşe göre, dairesinin balkonundan atlayarak intihar etmiştir. Olay yerine gelen dedektif Frankie Loomis’in içgüdüleri bu genç ve güzel kadının ölümünün ardında başka gerçekler olduğunu söyler.

Dedektif Loomis’in soruşturması onu üniversite profesörü Jack Dorian’a ulaştırır. Taryn büyük hayranlık duyduğu hocasıyla bir ilişki mi yaşamıştır? İddialı ve hatta tehditkâr bir genç kadın olan Taryn’in ölümüyle Jack’in ilgisi var mıdır?

Frankie art arda sırları ortaya çıkarırken Jack’in bir şeyler sakladığı kesinleşir. Yalan söyleyen Jack aynı zamanda soğukkanlı bir katil midir?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺68,90

Sevgili okurlarım;
Sizi bu kitabımla 40 günlük bir yenilenme yolculuğuna davet ediyorum.
 
Bu 40 günün sonunda hem fazla kilolarınızdan kurtulacak hem de daha sağlıklı bir bedene kavuşacaksınız. Kendinizi zinde, hafif, mutlu hissedeceksiniz… 
Siz de bilirsiniz kerameti vardır “40”ın… İnancımızda, geleneğimizde, bütün kadim öğretilerde 40 sayısı önemlidir. 
Masallarda 40 gün 40 gece sürer düğünler. Bir anne bebeğini 40 hafta karnında taşır. Malının 40’ta birini zekât verenin bereketi artar. Bir şeyi 40 kere söylersen gerçek olur… 
40 günlük bir yenilenme yolculuğu dedim… 
Kitabımın ilk yarısında sağlıklı beslenme bilincini bir davranışa, hayat biçimine dönüştürmeniz için 40 maddeden oluşan bir bölüm var. 
Bu bölümde sağlıklı kilonun sadece yemeklerle ilgili olmadığını, vitaminlerden sağlıklı uyumaya, yeterince su içmeye pek çok faktöre bağlı olduğunu göreceksiniz.
Kitabın ikinci yarısında ise sizin için “40 Günde Yeni Sen” beslenme programını yazdım. Bu bölümde sizin için gün gün, alışveriş listeleri, tarifleri ve menüleriyle uygulayabileceğiniz bir beslenme planı sunuyorum. 
Kolayca uygulayacak, 40 günün sonunda hem kilo vermiş hem bedeniniz ve ruhunuz için bir arınma programı uygulamış olacaksınız. 
Ve daha sağlıklı, daha zinde, daha mutlu hissedeceksiniz. 
Bunu tüm kalbimle diliyorum.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺64,80

Bu kitabı yazmasam olmazdı!

İtiraf edeyim beş sene önce bana böyle bir kitap yazacaksın deseler pek de inanmazdım.

Neden mi? Çünkü gayet batı tarzı bir eğitim almış, dünyada materyalizmin merkezi kabul edilebilecek Amerika’da liseyi ve üniversiteyi bitirmiş, iflah olmaz bir pozitivist olarak bu kitapta size benim de evrenle ilgili algımı, hayata bakış perspektifimi tamamen değiştiren yepyeni bir bilgiden söz ediyorum.

Doğrusu ben NeuroFormat sisteminin çocuklar ve çok küçük yaşlarda çıkan sorunlar üzerinde katkısının sınırlı olacağını düşünmüştüm. Çünkü sistem, birçok rahatsızlıkta bu rahatsızlıkların sebebi olan kaynak travmaların bulunup temizlenmesine dayanmakta. Tabii ki bahsettiğim şekilde çocuklar ve erken yaştaki sorunlar için bu zordu.

Ama öyle şeyler oldu ki gördüklerim benim bile beklentimin onlarca hatta yüzlerce kat üzerine çıktı. Alerjilerden cilt sorunlarına, özgüven eksikliğinden hiperaktiviteye ve öğrenme güçlüğüne hatta otizme kadar, yüzlerce çocukta muazzam sonuçlara şahit olduk.

Sevgili anneler, size mesajım şu: Çocuğunuz hastaysa tek çare sizde olabilir. Hayır, bahsettiğim bir sevgi klişesi değil. Elbette sevgi çok önemli ama ben küçük iyileşmelerden değil gerçek ve kalıcı bir çözümden bahsediyorum.

Detayları öğrenmeye, çocuğunuzu iyileştirmeye, hayata bakış açınızı değiştirecek yepyeni bir dünyaya adım atmaya hazır mısınız?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺56,50

Hayatın Arenası
Baştan sona polisiye roman tadında...

Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde gazetecilik zordur. Soruşturmacı gazetecilik daha da zordur. Çok da tehlikelidir... Mine, ARENA’da haber peşinde koşarken bunların hepsini yaşadı. Kendisine silahlar doğrultuldu, yanı başında tabancalar patladı ama o ne korktu, ne de yılıp habercilikten vazgeçti. Defalarca ölümün kıyısında dolaşarak ekrana taşıdığı haber dosyalarını ayrıntılarıyla bu kitapta topladı.

Mine, ahlaklı, dürüst ve ilkeli gazeteciliğin adresi olan ARENA’nın kapılarını açmayı, okurla paylaşmayı boynunun borcu diye düşünmüş; iyi de düşünmüş!

Kitap, ifade hürriyetini, toplumun haber alma hakkının gasp edilmediği yılları, kamu denetiminin medya tarafından özgürce yapılabildiği zaman dilimini o kadar güzel anlatıyor ki, okur kendisini bir gerilim filminin kahramanıymış gibi hissedecektir.

Uğur Dündar

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy :
13,5 x 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺40,50

Senaryo mu, Kırmızı Pazartesi mi?

“Ülkemiz son 20 yılda büyük bir değişim yaşadı. Toplumu derinden etkileyen ve endişeye sevk eden bir tabloyla karşı karşıya kaldık. 

Rejim değişti; hukuk, demokrasi, laiklik tahrip edilerek otoriter bir yönetim kuruldu.
Ben bu durumu ülkemize doğru gelen bir kasırgaya benzetiyorum.
Ülkemize doğru bir kasırga gelirken kim ne yaptı? Ne tür siyasi olaylar yaşandı? Bu kasırganın tahribatını en aza indirecek tedbirler niçin alınamadı ve ülkemiz bu hale nasıl geldi? 
İşte bu sorulara bildiklerim, gördüklerim, tanıklıklarım ve yorumlarım çerçevesinde cevaplar aramaya çalıştım.”

Levent Gültekin, Türkiye’nin son 20 yılının en önemli olaylarını masaya yatırıyor…

CHP lideri Deniz Baykal’ın desteğiyle Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi yasağının kaldırılması, AK Parti’ye kapatma davası açılması, 27 Nisan Muhtırası ve Cumhuriyet mitingleri, Ergenekon/Balyoz davaları, 2010 Anayasa değişikliği, Gezi olayları, Hendek savaşları, 2015 seçimlerindeki tuhaf olaylar, 15 Temmuz Darbesi, 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki şaşırtıcı oyunlar…

Yaşanan olayların akışındaki bütünlük, bu akışı bozacak her engelin ustalıkla ortadan kaldırılması, kimi muhalif siyasi aktörlerin bir andaki tutum değişikliği akla iki ihtimali getiriyor: Ya herkesi oyuncuya dönüştüren bir senaryo var ve ustalıkla uygulanıyor ya da Gabriel García Márquez’in Kırmızı Pazartesi romanına benzer bir durum yaşıyoruz. Yani kasabada bir cinayet işleneceğini herkes biliyor ama kimse bir şey yapmıyor ve sonunda o cinayet işleniyor.

Bütün bu olayların arka planı bize, bundan sonra neler olabileceğinin işaretini de veriyor. Bu kitap bir anlamda Türkiye’nin Ortadoğululaştırılma sürecini hikâye tadında anlatıyor. Kasırga, okuru, yaklaşan tehlikeye karşı uyarmak üzere kaleme alındı… Bu gidişatı durdurmak, ülkemizi yeniden herkes için yaşanabilir bir ülke haline getirmek için…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2022
₺48,38

Başkomiser Perihan Uygur yine şehrin tekinsiz sokaklarında…

Ünlü romancı Nadir Surkultay’ın eski eşi ve çevirmeni Alman vatandaşı Eva Surkultay Balat’taki evinde ölü bulunur. Başta kendi silahıyla intihar ettiği zannedilir. Ancak soruşturma başlayınca Eva’nın öldürüldüğü anlaşılır. Başkomiser Perihan ve yardımcısı Ayla, bu cinayeti araştırırlar. Magazin basınının da ilgi gösterdiği çetrefil soruşturmanın ucu karanlık suç örgütlerine kadar uzanacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2022
₺54,00

İster kadın olsun ister erkek, insana çok erken gelir yaş korkusu...
30 yaşına giren insanların çoğu benzer bir bilanço yapar,
30 yaşı gençliğin sona erişi diye düşünür...
Oysa asıl tehlikeli yaş olan 40’a daha on yıl vardır.
Sonra o on yıl da geçer ve 40’a gelirsiniz.
Gençliğin sonsuza dek bittiği duygusu gelmekte olan günlerin güzelliğini sizden avans olarak alıp götürür...
İçiniz mi karardı?..
Kararmasın...
Şimdi yaş korkusunu, gençlik elden gitti evhamını, gecikmiş pişmanlıkları, “eyvah”ları, “keşke”leri yavaşça yere bırakıp oradan uzaklaşın...
Hiç korkmayın. Hiç telaşa kapılmayın. Çok güzel, hatta en güzel yıllarınız geliyor...
Bunu size söyleyen insan 75 yaşında bir erkek...
Ve bu kitabın yazarı...
Onun sözüne kulak verin: Dolu dolu yaşanmış bir on yıl sandığınızdan çok daha uzundur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2022
₺65,50

Nedim Gürsel bu romanında kendi “ruh ikizi”nin portresini çiziyor. Hayatıyla yapıtının, öznel coğrafyalarının dökümünü yapıyor bir bakıma. Paris’le İstanbul, Saraybosna’yla Diyarbakır, Yunan eşiyle Kürt sevgilisi, yaşam coşkusuyla ölüm korkusu arasında gidip gelen bir yazarın dünyasında dolaştırıyor okuru. Ve beklenmedik gelişmelerin yaşandığı bir yolculuğa çıkarıp azınlıkların yakın tarihiyle de buluşturuyor.

Kurmacayla otobiyografik unsurların ustaca harmanlandığı anlatının odak noktasındaki yazar Deniz Çakır’ın belki bir ayağı çukurda ama, ülkesinin aydınlık geleceğine inancı da tam. Ne var ki, otoriter yönetime meydan okuduğu için tutuklanmadan önce “Son Yolcu”yu yazabilecek mi acaba? Unutulmuşların, yüzyıllar boyunca zulme uğrayıp göçe zorlanmışların, yerlerinden yurtlarından koparılmışların acısını dile getirebilecek mi?

“Küçük sevgilisi aslında özgürlüğüydü onun, başının belası değil. Hem öyle olsaydı bile tatlı, akıllı, sevdalı bir genç kadındı. Bal akıyordu ağzından. Kara, kapkara bakışlarıyla Diyarbakır’ın ta kendisiydi. Dışı sert, içi yumuşak. İlle de bela aramak gerekiyorsa aynaya bakmalıydı.”

“Tarih ne cumhurbaşkanının nutuklarına ne de sapına kadar milliyetçi Osmanlı tarihçilerine bırakılmayacak kadar önemli bir alandır.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2022
₺40,18

Duygularımız durmadan akan derelere benzer. Doğduğumuzda pırıl pırıl olan o berrak dereye attığımız her sıkıntı, her kaygı, her üzüntü rengini değiştirir, onu bulanıklaştırıp karartır.

Bütün güzelliğine ve ihtişamına rağmen, hayat huysuz ve bencildir. Huysuz bir hayatla mücadele etmek, iyi yaşayabilmek ciddi bir sanattır. O sanatı da hayat kendisi öğretir bize; onun sesini duyanları, özen gösterenleri, anlamaya çalışanları bilir. Ona bakışımızı, duyduğumuz hayranlığı, onunla mücadele etmekten vazgeçmeyeceğimizi hissettikçe, bizimle başka türlü bir ilişki kurmaya başlar. Bize arkasını dönmez, unutmaz. İki kere vursa da üçüncüde öyle güzel şeyler yaşatır ki şaşırır kalırız.

Huysuz hayatla iyi geçinebiliyor, bunun için mücadele etmekten hiç yorulmuyor ve vazgeçmiyorsak, ne mutlu bize. Çünkü sadece bu mücadeleden hiç vazgeçmeyenlerin dereleri güneşte pırıl pırıl parlayarak akar…

Gülseren Budayıcıoğlu bir kez daha kendi “Kırmızı Oda”sının kapısını aralıyor ve orada biriken hikâyelerden seçtiklerini bizlerle paylaşıyor; “hayatın sesi”ni daha iyi duyup anlayabilelim diye…

₺47,60

“Tünelin sonundaki ışığa doğru ilerlerken zaman duygusunu yitirmemek için yazdım.”

Hakan Atilla, 2017 yılı baharında, New York JFK Havalimanı’nda FBI ajanları tarafından gözaltına alınacağından habersiz, meslektaşlarıyla beraber sıradan bir iş gezisinden dönmekteydi. Tutuklanıp hapishaneye gönderildiğinde, içinde bulunduğu zorlu koşullara rağmen başından geçenleri yazmaya başladı.

Atilla, ABD’de tutulduğu farklı hapishanelerde yaşadıklarını, tanıştığı insanları, karşı karşıya kaldığı suçlamaları ve dava sürecini ilk kez bu kitapta anlatıyor. Amerika Atilla’ya Karşı, kariyerinin zirvesindeki bankacının hayata tutunduğu iki buçuk yılın etkileyici hikâyesi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 384
En / Boy : 13.6 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2022
₺47,56

The Profesyonel… Powerpoint sunumlarının efendisi. Outlook'un kraliçesi... Latte'lerin light fındık şurubu... Plaza habitatının nadide organizması... İşte bu senin hikâyen...

"Tespitler, espriler, komiklikler nereye kadar?"
-Sarp (34, Kreatif Direktör)

"İş hayatı ile gerçek hayat arasında, arafta kalmışları anlatıyor..."
Nedim (56, Kanaat Önderi)

"Travmalı bir çocukluk geçirdiği kesin."
Bade (30, İç Denetim Uzmanı)

"@isim yazarak Twitter'da takipçi mi bekliyor? Şaka gibi yani…"
-Selen (28, Müşteri Temsilcisi)


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 252
En / Boy : 13.6 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2021
₺40,18

Çocuğumuzun özgüvenli ve mutlu olması için ne yapmalıyız? Onlarla güçlü bağ kurmalıyız. Peki bu bağı nasıl kuracağız? Öğütlerimizle mi? Onları şekillendirerek mi? Onlarla konuşarak mı? Hayır! Onları merak ederek, dinleyerek ve anlayarak. Peki bunu nasıl yapacağız? Sorular sorarak. Ama nasıl sorular? Kontrol eden mi, keşfeden mi? Uzaklaştıran mı, yakınlaştıran mı? Zayıflatan mı, güçlendiren mi?

Bu kitapta çocuklarımıza doğru soru sormayı öğreneceğiz. Yani keşfeden, derinleştiren, yakınlık kuran güçlü sorular. Unutmayalım her güzel sohbet iyi bir soruyla başlar. Her derin sohbet de çocuğumuzu bize daha da yakınlaştırır. Gelin güçlü soruları birlikte keşfedelim.

Bu kitapta keşfe çıkacağımız bazı sorular:

• Çocuklarımıza nasıl sorular sormalıyız?
• Sorularımız, çocuğumuzun mutluluğunu nasıl etkiler?
• Hangi sorular bizi birleştirir, hangi sorular ayrıştırır?
• Çocuğumuza sorduğumuz sorular onun kişiliğini ve geleceğini nasıl etkiler?
• Meraklı olmak neden önemlidir? Meraklı olmayı öğrenebilir miyiz?
• Kimi daha çok severiz? Daha çok konuşanı mı, daha çok dinleyeni mi?
• Neden bazı insanlar soru sormaktan ve sohbet etmekten kaçınır?
• Dinlemek neden önemlidir? Karşımızdakini nasıl dinlemeliyiz?
• Şekillendiren ve keşfeden aile arasında nasıl farklar vardır?

DR. ÖZGÜR BOLAT
Eğitim Bilimci

Sorularla Büyüyoruz kitabındaki bilgileri kolayca uygulamanızı sağlayacak Sohbet Kartları’nda 365 soru var. Bu kartlar sayesinde çocuklarınızla keyifli ve nitelikli sohbet edip ilişkinizi daha da güçlendirebilirsiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2021
₺32,39

Hayat bazen bir uyku sersemliğiyle karşılar bizi.  Üstümüze bir ağırlık basar, olmayacak yerde uyuyakalırız, tutulup kalır her yanımız. Hep özlemini çektiğimiz bir ses gelip uyandırır sonra, “Kalk, yerine yat” der ve insan bu sesin sıcaklığına tutunur. Ve evet, herkes günün birinde yerini bulur.
 
Şermin Yaşar’dan sağda solda uyuyakalmaktan tutulup kalmış, günün birinde uyanıp yerini bulmuş insanların sıradan ve bir o kadar da olağanüstü öyküleri…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2021
₺41,65

Belki de bir anlamda gerçek aşktı bu. Ya da gerçek yalnızlık…

Hepimiz öyle ya da böyle maske takarak yaşıyoruz. Bu vahşi dünyada maske takmadan yaşanamaz çünkü. Kötü ruhların maskesinin altında meleklerin gerçek yüzü, meleklerin maskesinin altında kötü ruhların gerçek yüzü vardır. Sadece biri olması mümkün değildir.

Birinci Tekil Şahıs’ta sıra dışı kahramanların sıra dışı öykülerini anlatıyor bize Haruki Murakami. Ölüm ve aşk üzerine şiirler yazan bir genç kız, kadınlara evet kadınlara âşık olan ve onların isimlerini çalan bir maymun, çok çirkin ama tuhaf bir çekim gücüne sahip bir kadın, uydurduğu bir yazıyla bir caz sanatçısının yeniden “doğmasını” hatta albüm yayınlamasını sağlayan bir genç adam…

Murakami’nin yazmak ve koşmak dışındaki üçüncü büyük aşkı beyzbol da var bu öykü seçkisinde.

Ve yazarın sizi gülümsetecek, şaşırtacak, beyzbol üzerine yazdığı muzip şiirler de…

 

 

ISBN: 978-625-8036-22-0

Barkod: 9786258036220

Ürün Kodu: 223170315

Ebat: 13,5X19,5

Sayfa Sayısı: 152

Kapak Türü: Karton Kapak

Kağıt Türü: Enzo

Editör: Handan Akdemir

Çeviren: Ali Volkan Erdemir

 

 

₺32,00

Yeni bir binyılın arifesinde, Birinci Dünya Barışı Vakfı’nda çalışan Zamir’in görevi ne pahasına olursa olsun savaşları durdurmaktır. Baş döndüren barış senaryoları, komplolar ve mücadeleler içinde Zamir şu soruya yanıt arar: İnsan nasıl barışır?

“Demek ki bu evrende her şey bir şarapnel. Ve genişlemekte olan, aslında bir şarapnel bulutu. Demek ki Samanyolu ve içindeki güneş ve etrafındaki dünya ve üzerindeki insan ve aklındaki her şey bir şarapnel. Düşüncesi, inancı, duygusu, icadı, hepsi. Demek ki insan insana saplanmak için var… Zaten öyle olmasaydı bu kitap olmazdı.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2021
₺48,38

İlkesi: Hak, hukuk, adalet, vicdan ve tasarruf

• Okul, tebeşir, tahta bilmedikleri köyde o gün köy bekçisi neyin müjdesini veriyordu?
• Ünlü bir karikatüristken niçin Yozgat’ın Sarıkaya ilçesine yerleşti?
• Yoğun bakım odasında niçin ihale pazarlığına girişti?
• İçişleri Bakanlığı’nda valiler toplantısına neden alınmadı?
• Tüm doktorlara gönderdiği mektupta neler istedi, sonunda neler oldu?
• Makam otomobiline niçin binmiyor, yolculuklarını niçin otobüsle yapıyordu?
• Polis minibüste kimlik kontrolü yaparken validen niçin şüphelendi?
• “Niğde’de yiyecek ekmeğimiz bu kadarmış” deyince neler oldu?
• On yılda yapılacak işi, on kuruş harcamadan nasıl bir yılda bitirdi?
• O, niçin bolluk içindeyken kıtlık içinde gibi yaşamayı seviyordu?
• “Tutumlu vali” geliştirdiği modelle nasıl işsizliği bitirdi ve modeli örnek oldu?

Bu soruların cevapları Türkiye’nin “efsane vali”si Refik Arslan Öztürk’ün yaşamında gizli.

Yozgat’ın Akbucak köyünde doğdu, hukuk fakültesini bitirdi; karikatüristlik, kaymakamlık yaptı. Bilecik, Niğde, Erzincan ve Manisa valiliklerinde bulundu. Her yerde halkla iç içe, halkın içinde oldu. Hep tasarruf ve kalkınmayı savundu, kendini eğitim ve çağdaşlaşmaya adadı. Bugün Refik Arslan Öztürk adı görev yaptığı illerdeki tarihi yerlerde, sanayi tesislerinde, bürokraside yarattığı ekolde ve hizmet verdiği binlerce insanın gönlünde yaşıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13.6 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2021
₺40,00

Bu kitap, okuyan herkesi dünyanın ve doğanın geleceği için bir nefer yapacak.

“İşte iklim değişikliği hakkında bilmeniz gereken iki rakam. Birincisi 51 milyar. Diğeri ise sıfır. 51 milyar, dünyanın genel anlamda her yıl atmosfere saldığı ton cinsinden sera gazı miktarı. Bu rakam yıldan yıla bir miktar aşağı veya yukarı yönde değişse de, genellikle artıyor. Bugün bulunduğumuz nokta bu. Sıfır ise emisyonda hedeflememiz gereken rakam.”

Bu kitap, iklim ve çevre konusunda okuyabileceğiniz en gerçekçi ve yol gösterici kitap. Bill Gates hayal kurmak, yeryüzünde cennet ütopyaları yaratmak yerine, yıllarca bilim insanları, uzmanlar ve aktivistlerle işbirliği içerisinde edindiği deneyimi okurlarla paylaşıp dünyayı iklim felaketinden koruyacak senaryolar üzerinde durmayı yeğliyor. Gates, ancak siyasal alanın, teknolojinin ve piyasanın eşzamanlı olarak ve uyum içerisinde “yeşil”e yöneldiği bir durumda iyimser olabileceğimizi savunuyor.

Bir iş insanının pratik ve akılcı bakışının sunduğu rakamlar, istatistikler ve oranlar sayesinde dünyanın içinde bulunduğu durumu bütün çıplaklığıyla yorumlayabiliyor; her evden, her sanayi tesisinden, gündelik hayattaki her faaliyetten iklim felaketine ne tür katkılar sunulduğuna dair büyük resmi görebiliyoruz.

Gates, sabırla ve her şeyden önce ayakları yere basan bir umudun verdiği hevesle bütün bilgilerini paylaştığı okurlarına, rakamların kötümserliğini ve her felaketten bir çıkış yolu bulan insan iradesinin iyimserliğini bırakıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13.6 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2021
₺40,18

“Canan Tan’ın yazdıkları hepimizin başından geçen veya geçecek konulara eğiliyor. Hiç kuşkusuz bu konular arasında en önemlisi, en etkini aşk. Bu aşkların gücü insanların günlük psikolojilerini de etkiliyor ama bu psikolojilerden oluşan birikim de bir hayatı özetliyor. Kadın özgürlüğü, işlediği konulardan biri. Ama aşk gelince kadın kahramanlar kadar erkek kahramanlar da sayfalarına giriyor. Sözünü ettiğim özgürlük, kadının toplum içinde birey olarak varlığı onun ana temalarından biri. Örneğin Piraye; Yüreğim Seni Çok Sevdi… Bunları düşünürken de Ahmet Muhip Dranas’ın dizeleri aklıma düşüyor: ‘Söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir kâğıtlarda yarım bırakılmış şiir.’ Ama sadece kadın kahramanlarından söz etmeyelim, Issız Erkekler Korosu’nu okuduğumuzda sadece bir cinse dair romanlar okumadığımızı görüyoruz. Kısacası Canan Tan’ın kitaplarında var olan, hayatın kendisi. Bu da bir yazarı okumak için sanıyorum ki yeterli bir nedendir.”

Doğan Hızlan


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2021
₺38,54

Nedim Gürsel bu kitapta Van Gogh, Leonardo da Vinci, Rubens, Tolstoy, Rilke, Sartre, Semprun, Nâzım Hikmet gibi büyük ustaların yapıtlarını etkilemiş kentleri ve coğrafyaları anlatırken onların son yıllarına da ışık tutuyor. Son nefesini verirken “Yaşamayı öğrendiğimi sanıyordum, meğer ölmeyi öğreniyormuşum” diyen da Vinci’nin tablolarında, Van Gogh’un aklın sınırlarını zorlayan dünyasında, Tolstoy’un bir istasyonda ölümle buluşmak üzere terk ettiği Yasnaya Polyana’da, Semprun’un eşsiz üslubuyla dile getir- diği Buchenwald Toplama Kampı’nda ve Nâzım Hikmet’in sürgün yaşadığı kentlerde unutulmaz bir yolculuğa çıkarıyor okuru. 

“Beni etkilemiş yazar ve sanatçıların ‘son fasıl’larının izini bizzat yerinde sürmemin nedeni kendi ‘son faslımı’ yaşıyor olmam sanırım. Azrail zamandan çaldığı akrep ve yelkovanla kapıya dayandığında ‘Hoş geldin ama biraz bekle, vakit var daha!’ diyemem. Bundan sonrası bilinmez değil, bir bilene sormaya da gerek yok. Öncesi ardımda kaldı, sonrası önümde, yokluğa beş kala. Hepsi bu işte.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2021
₺36,08

Edebiyatın büyük ustası müziğin bilge maestro’suyla buluşuyor…

Dünyanın yaşayan en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilen Haruki Murakami’nin okurları, onun her romanının, her kitabının kendine has bir “çalma listesi”ne sahip olduğunu bilirler.

Bu kitapta Murakami, çağımızın en büyük orkestra şeflerinden Seiji Ozawa ile “sadece müzik” konuşuyor. 1960’lı yıllardan başlayarak uluslararası alanda kazandığı başarılarla adından söz ettiren, başta Viyana ve Berlin Filarmoni Orkestraları olmak üzere dünyanın tüm önemli topluluklarını yöneten, Boston Senfoni Orkestrası ve Viyana Devlet Operası’nın müzik yöneticiliğini yapan Ozawa ile Murakami’nin konuşmaları müziğin çok da bilmediğimiz yönlerini keşfetmemize olanak sağlıyor. Bir orkestra şefinin müziğe yaklaşımını, yıllar içinde bazı yapıtlara nasıl farklı bir gözle bakabildiğini, genç müzisyenlerle çalışmanın Ozawa gibi bir ustaya bile neler kazandırdığını bu sürükleyici sohbete kulak verdikçe öğreniyor, onların aracılığıyla bu kitapta müziğin adeta “kalbine” iniyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺63,20

“Acılarımı doya doya yaşamaktan yanayım. Ne bir ilâçla uyuşmak, ne de başkalarının tesellisine sığınmak isterim. Acının her hücreme işlemesine, kendini kabul ettirmesine izin veriyorum ve bir yerlere de kaçıp gitmiyorum. Çünkü acı içimizdedir, mekânda değil.”

“Başa çıkamayacağım kötü zamanları ölümcül hastalıklara benzetirim. Onların varlığını kabul etmemek, yadsımak çare değildir. Onlarla uzlaşmaya varırım ama teslim olmam. Enerjimi isyanla harcayacağıma, kabullendiğim bu davetsiz misafirlerin beni yok etmeden, ezmeden benimle yaşamasına
izin verir ve geleceğe odaklanırım.”

“Keşkeleri tecrübe zenginliğine, endişeleri programlı olmaya yönlendirdiğimizde, bu iki negatif duyguyu da pozitife
çevirmiş oluruz.”

“Sanal ortamda tanımadıklarımıza harcadığımız zamanı değerlendirebileceğimiz, gerçek hayatımızda gerçek insanlar, olaylar var. Zamanımızı çaldırmayalım.”
Ay Taşı Tanrıçaları, yazarın, yaşam deneyimlerini kaleme aldığı kadınsal olayları içerse de her cinse ve her kesime hitap edebilecek yol gösterici bir kitap.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺63,20

Bu kitap sizinle buluşmak için matbaaya giderken Covid19’un bir senesi de çoktan dolmuş durumda. Bu pandemi bize güçlü, doğru ve dengede çalışan bir bağışıklık sistemine ne kadar muhtaç olduğumuzu gösterdi. 

Peki, bağışıklık sistemi, sadece bu dönemin gündemi midir? Covid bitince önemi azalacak mı?

Hayır, Covid bitse de hayatımızda virüsler hep olacak. Bakteriler hep olacak. Ve biz bunlarla savaşmaya devam edeceğiz. Bunun için de daima güçlü, doğru ve dengede çalışan bir bağışıklık sistemimiz olsun isteyeceğiz. 

Şimdi soralım: Bağışıklık sistemi her zaman doğru ve dengede mi çalışır? 

Hayır! Böyle çalışmadığı için yaşadığımız, gözümüzün önünde duran bir başka pandemi daha var: Otoimmün hastalıklar.  Peki çözüm? Çözüm ortada… Güçlü, doğru ve dengede çalışan bir bağışıklık sistemi… 

Bu kitapta bağışıklık sisteminin nasıl çalıştığını, yanlış ya da hatalı çalıştığında neler olduğunu göreceksiniz. 
Kendinize sadece şu soruyu sorun: Basit bir gribe yakalanan iki kişiden biri bir haftada ancak iyileşirken diğerinin iki hapşırıkla olayı atlatmasını ne belirler? Farkı ne oluşturur? Cevabı merak ediyorsanız okumaya başlayalım… 

Alkali Diyet, Tokuz ama Açız, Kuantum Beslenme ve Sirkadiyen Beslenme kitaplarıyla yüz binlerce okurun sağlığa ve beslenmeye dair bakışını değiştiren Ayşegül Çoruhlu, bu kitabında “bağışıklık” meselesini her yönüyle ortaya koyuyor: Virüslerden bakterilere, alerjilerden otoimmüniteye kadar konuyu en temelden anlatıyor…  Ve sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez “çözüm” önerilerini paylaşıyor: Ne yiyeceğimizden ne zaman uyuyacağımıza, hangi vitaminlere ihtiyaç duyduğumuza kadar.  

Bölüm sonlarındaki QR kodlarıyla o bölümü size bir videoda çizimlerle anlatarak özetliyor.

 

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2021
₺47,20

“Büyük Atatürk’ün Nutuk eserinin gençler için çizgi roman halinde sunulma fikri güzel. Nutuk, Mustafa Kemal Atatürk’ün 1927’de İstiklal Savaşı ve Cumhuriyet'in kuruluş yıllarını Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine altı gün boyunca okumasından meydana gelen bir ‘res gestae’, bir otobiyografidir. Geniş kitlelere tavsiye edilir. Konulara giriş ve başlangıç için bu tür yayınlar gereklidir.”

İlber Ortaylı

“Nutuk Kurtuluş Savaşı'mızın ve Cumhuriyet'in en önemli belgesidir. Çocuklarımız bu metni okuyarak büyümeli.”

Zülfü Livaneli

“Saygıdeğer efendiler,

Sizi günlerce alıkoyan uzun ve ayrıntılı konuşmam, en sonunda, geçmişte kalmış bir dönemin hikâyesidir. Bunda, milletim için ve gelecekteki çocuklarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek bazı noktalar belirtebilmişsem, kendimi mutlu sayacağım.

Efendiler, bu konuşmamla, milli hayatı bitmiş sanılan büyük bir milletin, bağımsızlığını nasıl kazandığını, bilim ve tekniğin en son esaslarına dayanan milli ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım.

Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan bu yana çekilen milli felaketlerden doğan uyanışın ve bu sevgili vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.

Bu sonucu, Türk gençliğine emanet ediyorum.”

Mustafa Kemal Atatürk


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 16 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2021
₺92,88

homas More Ütopya’da hayali bir adada kurulmuş ideal bir ülke tasviri yapar. Yönetim biçiminden sosyal yaşama kusursuz bir devlet ve toplum modeli çizer. More, dostu Erasmus’a kurgusal modelini şöyle anlatır: “Ütopya’da, her şeyin herkese ait olduğu bu yerde, insanlar, bütün ihtiyaçlarının karşılanacağından eminler. Orada zengin de yoktur fakir de. Kimsenin hiçbir şeyi yoktur, ancak herkes zengindir. Bundan daha büyük bir zenginlik olabilir mi? Günlük ekmeğin peşinde koşmadan, oğlunun sefalet içinde yaşayacağını düşünmeden, kızının çeyizi için endişe duymadan, herkesin; kadınların, çocukların, torunların, torunlarının torunlarının ve daha sonraki kuşakların mutlu bir yaşam süreceğinden emin olarak…”

İnsanlığa “yok-ülke” ya da “olmayan ülke” anlamındaki “ütopya” kavramını armağan eden Thomas More’un eseri, yazıldığı günden beri pek çok felsefe ve düşünce akımına, sanat eserine ve siyasi harekete ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

Ütopyalıların düzenine dair ne söylenirse söylensin dünyada ne onlardan daha iyi bir halk ne de daha mutlu bir hükümet vardır… Halk çalışkan, öğrenmeye hevesli olduğu kadar neşeli ve keyiflidir de… Yorulmadan bilgi peşinde koşarlar… 

Kendi aralarında her şey eşit dağıtıldığı için kimse fakir ve yokluk içinde değildir, kimse mal sahibi olmadığı halde hepsi zengindir. Bir kişinin tüm kaygılardan uzak, dingin ve mutlu bir yaşam sürmesinden daha büyük bir zenginlik yoktur çünkü.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺15,20

Felsefeye gereksinmeyenler, her zaman biraz eksiktir.
Felsefe, hayatı anlamlandırmaya yardımcı olur.

Schopenhaure, “yaşam bilgeliği” kavramını, içkin yani yaşamı mümkün olduğunca güzel ve mutlu bir biçimde sürdürme sanatı anlamında kullanıyor, bu sanatın kılavuzunu da hayatın anlamını mutlulukta bulan, insan davranışlarının mutluluk isteğiyle belirlendiği görüşüne dayanan ahlak öğretisi mutçuluk olarak adlandırıyor. Bunun sonucunda da kavramı mutlu bir varlığa ulaştıran yol olarak açıklıyor: “Varlığa ölümden korktuğumuz için değil, varlığın kendisi nedeniyle bağlanırız ve bunun neticesinde de onun ebediyen süreceğine inanmak isteriz.”

Schopenhaure, sandığımızdan daha budala, buna karşılık genellikle yine sandığımızdan da bilge olduğumuzu ama bu ikincinin keşfini, sadece gerçekten böyle olanların yaptığını savunur. Yine yaşamın büyük yol ayrımlarında önemli adımlar atarken, varlığımızın derinliklerinden gelen içsel bir tepiyle hareket ettiğimizi, sonra yaptıklarımızı üzerinde yeterince düşünmeden kendimizi eleştirdiğimizi, dolayısıyla benliğimize kolaylıkla haksızlık ettiğimizi söyler.

“Konuşmak kibrin, susmak aklın göstergesidir.”

“Büyük felaketlere davetiye çıkaran, esasen mutluluk, şöhret ve haz için çalışıp çabalamaktır.”

“Hazlar negatiftir ve hazların mutluluk verdiği inancı, kıskançlığın kendi kendini cezalandırmak için kapıldığı bir kuruntudur. Buna karşılık acılar pozitif olarak duyumsanır. Bu nedenle onların yokluğu, yaşamın mutluluğunun ölçütünü oluşturur.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺23,20

Parayı takip et, geleceği göreceksin.
 
Bütün dünya sarsılıyor, insanlar küreselliğin ne anlama geldiğini yaşayarak öğreniyor. Kıtaları, ülkeleri, uzak coğrafyaları birbirine bağlayan “görünmez bir el” var. Ekonomistler “hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı” zamanları müjdelerken, sonunda neye dönüşeceğinin henüz bilinmediği günümüzde, yeni küresel düzeni anlamak için bize bir rehber lazım. Yeniyi tarihle, neden-sonuç ilişkileriyle açıklayan bir rehber. M. Murat Kubilay, Dünya Sallanırken ve Türkiye Düşerken Herkes için Ekonomi ile sorulması gereken soruları sıralıyor. 

1. Yalnızca büyüme oranlarına odaklanmak kalkınma ve refah için yeterli mi? 
2. Neden finansal piyasalarda büyük balık küçük balığı yutar? 
3. Bankalar niçin bu kadar güçlü ve parayı aslında kim üretir? 
4. Vergi rekortmenleri isimlerini neden gizler ve vergi yükü orta direğe nasıl yüklenir? 
5. Türkiye daha demokratik olsaydı, bu ekonomisiyle Avrupa Birliği üyesi olabilir miydi? 
6. Dünya ekonomilerinin merkezinde neden ABD var ve bu durum sürecek mi? 
7. Ekonomik krizler niçin çıkar ve bu krizlerin en büyüğü gittikçe yaklaşıyor mu? 
8. Türkiye, makûs talihini yenip gelişmiş ülkelerin refahına nasıl erişebilir? 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 432
En / Boy : 13,6 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺62,90

İstanbul’un köklü liselerinden birinin aşure gününde, mezunlardan işadamı Murat Karaağaç lise binasının çatısından düşerek ölür. Şüpheli görünen vakayı araştırmaya başlayan Başkomiser Perihan Uygur’un soruşturması yukarıdan gelen emirle engellenir. Ancak bu mezun cinayetlerinin sadece ilkidir. Cinayetler devam edecek, Perihan Uygur ekibiyle birlikte ardında hiçbir iz bırakmayan katilin peşine düşecektir. 

Tuna Kiremitçi ilk polisiye romanı Mezun Cinayetleri’nde yepyeni bir kadın başkahramanla tanıştırıyor okuru: Vahşi cinayetleri aklı, tecrübesi, sakinliğiyle çözen Başkomiser Perihan Uygur…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,6 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺63,20

Gecikmeli Teslimiyet Kitap Açıklaması

 

NeuroFormat 2.0… İyileşme mucizesinde bir üst sürüme geçiyoruz!

Sizi tebrik ederim! Sağlığınız, mutluluğunuz için güzel bir adım attınız. 

Bu kitabı almak son zamanlarda kendiniz için yaptığınız en iyi şey olabilir. Tüm kalbimle inanarak söylüyorum: Okumayı bitirdiğinizde artık başka bir hayatınız olacak. Başka biri olacaksınız. Tamam, size evrenin sırrını vermeyeceğim. Açıkçası evrenin sırrına ben de ermiş değilim. Ama sağlıklı, mutlu bir varoluşun sırrını, bu kitapla ellerinize bırakacağım, garanti ederim!

 

NeuroFormat Sistemi’ni kullanan yüz binlerce okurum kronik rahatsızlıklarını iyileştirdiler, fobilerini ve bağımlılıklarını yendiler, kilo sorunlarından kurtuldular, birçok ciddi rahatsızlığı alt ettiler. Bu güzel şeyler yaşanırken biz de ezber bozan gelişmelere şahit olduk! 

NeuroFormat Sistemi adeta bir üst sürüme geçti! Bizim için mucize kelimesinin tanımı bile değişti. Hepsini anlatacağım... 

 

Birlikte heyecanlı bir yolculuğa çıkıyoruz! Bu yolculukta şimdiyi iyileştirmekle kalmayacak, adeta zaman makinesine atlayıp geçmişin senaryosunu da değiştireceğiz! İnanılmaz ama gerçek diyeceğiniz şeyler okumaya hazır mısınız? 

 

(Tanıtım Bülteninden)

 

 

Hamur Tipi : 2. Hamur

Sayfa Sayısı : 248

Ebat : 14 x 21

İlk Baskı Yılı : 2021

Baskı Sayısı : 1. Basım

Dil : Türkçe

₺56,88

Masumiyetin hüküm sürdüğü bir dünyada, katili öldürmeye sevk eden ne olabilir?

Günah nedir bilmeyen bir toplumda nasıl olur da kan akar?

Ya tam tersiyse…

Suçlu, o topluluktaki tek masumsa…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺64,00

Elinizdeki kitabın özelliği, 1946-1960 dönemine sistem sorunu açısından bakmasıdır.

Türkiye 1950’de çok partili hayata geçti fakat otoriter siyasi kültürle ve kuvvetler birliği sistemiyle…

Başta Celal Bayar olmak üzere DP iktidarı kuvvetler ayrılığına dayalı yeni bir anayasa yapmayı reddetti!

Kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı, bağımsız anayasa mahkemesi ve hukukun üstünlüğü kültürü olmadan 1950 yılında girilen çok partili dönemde olaylar nasıl gelişti?

Siyaset darbe felaketine giden yolda nasıl yürüdü?

1946-1960 dönemine bir tarih laboratuvarı gibi bakan Taha Akyol’un kitabında bu sorunun cevaplarını bulacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 448
En / Boy : 13,6 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺71,20

Victor Holland isimli yabancı, omzunda bir kurşun yarasıyla gecenin bir yarısı yoluna çıktığında Catherine Weaver’ın aklında sadece eski bir dostu ziyaret etmek ve hayatında yapmak istediği köklü değişiklikleri konuşmak vardı. 

Bu korkutucu karşılaşmanın bir kırılma anı olduğunu, kendisini ölümcül bir virüsü on yıllarca süren uykusundan uyandırıp yaymak üzere olan bir çeteye karşı savaşan bir avuç bilim insanının arasında bulacağını bilemezdi. 

Ve dünyayı virüs tehdidinden kurtarmak için bu çekici yabancıyla birlikte hareket etmesi gerektiğini...
Tess Gerritsen, avcı ile avın sürekli yer değiştirdiği bu amansız kovalamacada okuru da zamana karşı verilen yarışın içine çekiyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,6 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺63,20

Kimi zaman kayıp ruhların kendilerini bulabilmeleri için, önce birbirlerini bulmaları gerekir.

Terk edilmenin acısıyla baş etmekte zorlanan Hasan, eskiciden ucuz ama gösterişli bir masa satın alır. Bunalımlı bir gecede, masanın tablasından bir çift kadın elinin çıktığını görür. Dirseklerine kadar dışarı çıkan eller, bir ahtapotun kollarının suyun üzerinde dans etmesine benzeyen hareketler yapar. Aynı olay sonraki geceler tekrarlanınca, Hasan ellere dokunmaya cesaret eder. Bu dokunuştan öylesine etkilenir ki, masadaki kadının sırrını çözmek onun için bir tutkuya dönüşür.

Aynı anda genç bir kadın ölüler diyarında, neden kayıp bir ruha dönüştüğünü anlamaya ve hayattayken işlediği suçu hatırlamaya çalışır. Geçmişi düzeltmek için yaşayanların dünyasına dönmenin yolunu bulmalıdır. Cüce bir tepegözle başlayan arayışında, Şahmeran’dan Zümrüd-ü Anka’ya, Dede Korkut’tan, Gulyabani’ye, hayal gücünün tüm renkleriyle bezeli bir diyarın sırlarını keşfe çıkar.

Barış Müstecaplıoğlu, bağlı olmakla bağımlı olmak arasındaki ince çizginin üzerinden geçerken, bizi bir kez daha fantastik edebiyatın zihin açıcı dünyasına davet ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺55,20

Milliyetçi rapçisinden muhafazakâr baristasına, dilencisinden yaşam koçuna, sabah programları starından sözlük yazarlarına kadar farklı insanların birbirine bağlanan maceraları. Gerçekten her insan görünmeyen bağlarla bağlı mıdır birbirine?

Hırsları, açgözlülükleri, tamahkârlıkları ve bastırılmış hınçları eşliğinde günümüz Türkiye’sinin insan portreleri ve içinde bulundukları, uçlarda yaşanan duygu durumlarıyla tanışacağız.

Yeni İstanbul’un öz hikâyesiyle, aşkı, hiddeti ve şefkatiyle yüzleşmeye hazır mıyız?

Ya da ona yaptıklarımız karşılığında bu efsunlu kentin bize nasıl bir yanıt vereceğiyle yüzleşebilecek miyiz?

Her Zerre Kara diye gezinir hayatlar, Yeni İstanbul’un sokaklarında.

Özen Yula’dan yeni bir memlekete ve kuşağa on iki yıldan sonra yeni bir roman.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺64,00

“Annemi, babamı, Adnan Ağabeyimi, eşimi, arkadaşlarımı kaybettim. Ama hiçbiri Orhan Ağabeyimin ölümü kadar şu kalbimi acıtmadı…”

“Dünyalar vardır, düşünemezsiniz” diyordu otuz altı yıllık kısacık ömrüne dünyaları sığdıran Orhan Veli...
Ölümünün üzerinden onlarca sene geçmesine karşın bugün dizeleri en çok bilinen şairlerden.

“Otuz altı yıla neler sığdırılır?” sorusunun cevabını yaşadıklarıyla ve engin hayal dünyasıyla verir Orhan Veli. Onun gücü naifliğinde, iddiası iddiasızlığında ve derinliği sadeliğinde gizlidir. Son güne dek hayatını dolu dolu yaşamış, kendi deyimiyle istediği her şeyi yapmış ve hiçbir şeyden pişman olmamıştır.

Gazeteci Seray Şahinler, hayatı boyunca ağabeyine kardeşlikten öte yoldaşlık, dostluk, sırdaşlık etmiş Füruzan Yolyapan’ın tanıklığıyla çıktığı benzersiz yolculukta, usta şairin ilk şiirlerine, aile ilişkilerine, bilinmeyen meraklarına, yazar ve şairlerle atışmalarına, omuz omuza verdiği dostlarıyla sürdürdüğü yaşam mücadelesine, maddi sıkıntılara rağmen büyük bir dirençle hayata tutunduğu “yalnız” zamanlarına, kitaplarına, Yaprak yıllarına ışık tutarak olağanüstü bir “Orhan Veli portresi” sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,6 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺59,20

Türk edebiyatının en güçlü kalemlerinden Oktay Akbal’ın bütün öyküleri... 

Hey Vapurlar Trenler adını verdiğimiz üçüncü ciltte Oktay Akbal’ın 1981-2014 arasında yayımladığı beş öykü kitabı yer alıyor: Hey Vapurlar Trenler, Lunapark, Ey Gece Kapını Üstüme Kapat, Hücrede Karmen, Selimiye Bir Yokuştur. 

Oktay Akbal olgunluk dönemi öykülerinde hızla dönüşmekte olan İstanbul’u, yeni yaşam biçimlerini anlatıyor. 21. yüzyılın eşiğinde her şeyin değiştiği şehirde dolaşıyor, gördüklerini geçmişle karşılaştırıyor; geçmiş zaman eşyalarına, çocukluğuna ve gençliğine duyduğu özlemi dile getiriyor. Şehrin gündelik yaşamı içinde koşturan, bekleyen, duran insanlara yakından bakıyor ve onların iç dünyalarına mercek tutuyor. 

Fethi Naci’nin söylediği gibi Sait Faik’le birlikte İstanbul’u en iyi tanıyan öykücü olan Oktay Akbal, öykülerinde çağına tanıklık ederek okuru uzun soluklu bir yolculuğa çıkarıyor.  

Usta bir öykücüden hayata ve insana dair öyküler...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 432
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺77,60

Kurt Seyt & Shura’nın 1877 Çarlık Rusyası’nda başlayan yolculuğunda, gerçek kahramanların gerçek öykülerini onlarla soluyarak yaşamış ve 1924’ün İstanbulu’nda bu serüveni noktalamıştınız. Bu sefer, sizleri 1945’lere taşıyacak başka bir zaman yolculuğu bekliyor Kurt Seyt & Murka’nın satırlarında. Seyit Eminof’un dinmeyen özlemle soluyuşunu, inişli çıkışlı hayatını, kaderi ve kendisiyle olan kavgalarını Pera’nın masalsı günlerinden esintilerle izleyip neredeyse çocuk yaştaki Mürvet’in Seyit’i anlama ve hayatı göğüsleme mücadelesini okurken romanın kahramanlarına kâh kızacak, kâh acıyacak, kâh onlarla gülüp onlarla ağlayacaksınız.

Nermin Bezmen, kapanan sınırların birleştirdiği Kurt Seyit ile Murka’nın aşklarına rağmen aşamadıkları yalnızlık ve anlaşılmazlığı, gururun sevgiyi yoran inadını ve kaderin ne denli acımasız olabildiğini Kurt Seyt & Murka ile anlatmaya devam ediyor. Seneler süren araştırmaların ışığında, nakış gibi işlenen detaylar, tarihin sessiz kalmış gerçekleri, titizlikle aktarılan karakter tahlilleri ve gerçekçiliğin vuruculuğuyla Kurt Seyt & Murka yine elinizden bırakmak istemeyeceğiniz bir yaşam ve ölüm hikâyesi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 640
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺79,20

İstanbul’un fethi bölümü, kanımca, Türk yazınındaki en etkileyici metinler arasında sayılmalı.
— Erendiz Atasü, Cumhuriyet Kitap

Boğazkesen, bir ikiz-eğretilemeye dayanıyor: İstanbul Boğazı’nın kesilmesi (Fatih’in yaptığı Hisar ile) bir kadının boğazının bıçakla kesilmesi romanda iç içe geçiriliyor. Can alıcı bir buluş.
— Enis Batur, Cumhuriyet Kitap

Roman boyunca öne çıkan ‘insan’ı anlama çabası bir anlamda erkeğin kendini anlama çabası ve kadına karşı tavrını da ortaya koyar. 
— Bahriye Çeri, Hürriyet Gösteri

Nedim Gürsel, yalın bir tarih resmi çizmemiş, tersine postmodern bir biçimde, romanın oluşumunu romanın içine katmıştır. 
— Hans Christoph Buch, Die Zeit

Fatih’in Romanı’na, yürekleri oynatan, aslında yedi tepe üzerine yapılmış, yedi kez yıkılıp yeniden kurulmuş, romanın define kutusu ve ona gerçek bütünlüğünü veren doğrudan doğruya kentin kendisi olduğundan, İstanbul’un Romanı da denebilirdi.
— Bertrand Leclair, Les Inrockuptibles

Yitik, efsanevi, kuşkusuz tarihsel bir zamanın arayışı bu. 
— Philippe-Jean Catinchi, Le Monde

Nedim Gürsel’in en sevilen romanlarından biri olarak kabul edilen Boğazkesen-25. Yıl Özel Baskısı, bu çarpıcı yapıt üzerine şimdiye dek yapılmış en derinlikli metin incelemelerinden bir seçkiyle birlikte okurla buluşuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 392
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺71,20

İyi oyunlar!

Bir pinball makinesinden hiçbir şey kazanamayız. Sayıya dönüştürülmüş gurur dışında. Öte yandan kaybedeceklerimiz gerçekten de çok fazladır.

Siz pinball makinesinin başında tükenmeye devam ederken bir başkası Proust okuyor olabilir. Bir diğeri açık hava sinemasında kız arkadaşıyla İz Peşinde filmini izlerken arabasında onunla oynaşıyor olabilir. İşte bu adamlar belki de dönemlerinin dikkat çeken yazarları ya da mutlu kocaları olacak kişilerdir.

Pinball makinesi sizi bir yere götürmez. Olsa olsa en fazla replay ışığı yanar. Replay, replay, replay… Kim bilir, belki de pinball makinesinin asıl amacı sonsuzluğu göstermektir.

Haruki Murakami’nin yazdığı ikinci roman olan Pinball 1973 yazarın kült romanlarında karşımıza çıkan temaların tohumlarını atan hikâyelere götürüyor bizi. Kız arkadaşı genç yaşta ölen kahramanımız, gençliğinde saatler, günler boyunca oynadığı pinball makinesinin peşine düşüyor. Murakami’nin sonraki romanlarında yeniden karşımıza çıkacak olan Fare, anlamsızlıkla savaşıyor, aşkın sınırlarını keşfediyor. Murakami ise daha otuzlu yaşlarının başında yazdığı bu romanla uzun yıllar boyunca bizi büyüleyecek edebiyatının temellerini sağlamlaştırmaya başlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺41,60

Defne Suman’dan her gün biraz daha gerçeğe dönüşen bir distopya…

Kaya için hayat,
Ada’yı ortadan ikiye bölen
Deprem’in öncesi ve sonrası,
Barınak’ın öncesi ve sonrası,
en çok da Yağmur’dan öncesi ve sonrası…
Salgınla yok oluşa yaklaşan, savaş ve açlıkla boğuşan
acımasız bir dünyada, yazıya ve aşka tutunmak
tek teselli olursa…

“Dünyadaki en son insan olacağıma inanmıştım bir ara.
Öyle bir görev atfetmiştim kendime. Ne küstahlık!
İnsan evladı, sıradanlığı bir türlü kabul edemiyor.
Herkes kendine efsane, derdi Yağmur.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺41,60

Çoksatan Grinin Elli Tonu üçlemesinin yazarı E L James’ten heyecan verici yeni bir roman…

Londra, 2019. Maxim Trevelyan’ın güzel bir hayatı vardır. Yakışıklı, asil ve zengindir. Hiç çalışmak zorunda kalmamış ve nadiren yalnız uyumuştur. Ancak bir trajedi genç adamın hayatını altüst eder. Maxim’e ailesinden bir asalet unvanı, büyük bir servet ve onun getirdiği sorumluluk miras kalır. Maxim’in hiç hazır olmadığı ve oynamakta zorlandığı bir rolü vardır artık. Ama asıl hikâye, İngiltere’ye kaçak gelen esrarengiz ve güzel bir genç kadın olan Alessia’nın hayatına girmesiyle başlayacaktır.

Bu gizemli kadına duyduğu ilgi ve tutku, onu Alessia’nın geçmişinden gelen ilişkilerin tehlikeli sularına çekmekte gecikmeyecektir.

Beyefendi, Londra’nın kalbinden vahşi, kırsal Cornwall’a ve Balkanlar’ın hüzünlü güzelliğine uzanan, tehlikeli bir arzu yolculuğu…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 250
En / Boy : 13,6 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺79,20

21 Ağustos 2055 günü saat 14:55’te Havva dünyaya merhaba dedi. O gün ekipteki herkes, üniversite yönetimi ve şirketin kontrolörleri oradaydı. Ben, bebeğinin doğum haberini heyecanla koridorda bekleyen babaydım.

… Onu çalıştırdık. Ben monitörünün önüne geçtim. Grafik motoruna yüklenmek istemediğimizden minimumda tutuğumuz köşeli sanal kadın yüzü görünür oldu. Kalbimin etrafındaki kuşlar arsızca kanat çırpıyorlardı. Yüz gülümsedi. Mekanik robotumsu kadın sesi, “Merhaba dünya” dedi.

Ayrıcalıklı site hayatından kaçıp hurdalıkta bir otobüste benzersiz dostluklar kuran beş çocuk geleceği tamamıyla değiştireceklerinden habersizdi…

Üniversitede yolları ayrılan dostlardan Bekir ile Cengiz dünyada duyguları olan ilk yapay zekâyı, Havva’yı geliştirecekler, yaratma coşkusunun ardından yaşananlar hem beş arkadaşı hem dünyayı bambaşka bir yere sürükleyecekti…

Erbuğ Kaya heyecanlı bir gelecek kurgusu içinde, dostluğu, aşkı, yaratıcılığı, insan olmanın anlamını sorguluyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺41,60

Atatürk, CHP’yi solcu bir parti olarak mı kurdu?
Dindar seçmen CHP’yi ne zaman ve neden terk etti?
Kemalizm CHP’nin tüzüğünden ne zaman ve neden çıkarıldı?
CHP’de hizip çatışmaları ne zaman ve nasıl başladı?
Sosyal demokratlarla Kürt seçmenin yolları ne zaman birleşti, ne zaman ayrıldı?
CHP Güneydoğu’dan neden silindi?
CHP’ye büyük operasyon, Baykal’ın gidişi Kılıçdaroğlu’nun gelişi nasıl oldu?
CHP dindar kesimden nasıl oy alır?
CHP Güneydoğu’da nasıl var olabilir?
Millet İttifakı yerine neden Demokratlar İttifakı?

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi olan CHP üç büyük dönüşüme imza attı:
Laik cumhuriyetin kuruluşu ve egemenliğin millete verilmesi, çok partili sisteme geçiş, ülkeyi sosyal demokrasiyle, sosyal devletle ve işçi haklarıyla tanıştırması. Bugün CHP’nin dördüncü bir iddiası var: özgürlükçü demokrasiyi yeniden inşa etmek, Türkiye’yi laik ve çağdaş bir bilgi toplumuna dönüştürmek. CHP’nin bu sorumluluğu yerine getirmesinin yolu da iktidar olmasından geçiyor. Ancak CHP, 74 yıllık dönemde sadece 15 yıl ve ancak koalisyon ortağı olarak iktidara gelebildi.

Peki CHP nasıl iktidar olacak?
Deneyimli gazeteci yazar Fikret Bilâ, sosyal demokrasi kavramının çıkışından Avrupa soluna, Türkiye’de sol partilerin doğuşundan gelişimine tarihsel bir yolculuktan sonra geçmişten bugüne merkez sol partilerle birlikte CHP’yi mercek altına alıyor. 1923’ten 2023’e ayrıntılı seçim sonuçları, parti içi tartışmalar ve
kırılma noktalarıyla CHP’yi iktidara taşıyacak önerilerde bulunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 456
En / Boy : 13,6 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺48,00
1 2 3 ... 32 >
Çerez Kullanımı