“Ablamdan kurtulur kurtulmaz alev alev yanan köşküme yerleşmiştim ki, onu görüverdim. O gelmiş, yürümüş, yürümüş evimizin önünden geçmiş ve ben bunların hepsini kaçırmıştım. Pembeli sarılı palmiye desenli gömleğiyle buz mavisi geniş pilili pantolonunu giymişti yine. Son on yedi gündür, beş kere pembe gömleği, yedi kere de mavi pantolonu giydiğini çok iyi biliyordum artık.

Caddede yürürken, iki kere yan, bir kere de tam olarak yüzünü bizim tarafa doğru çevirmişti. Emindim, o da beni seviyordu.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺27,90

Genç hikayeci Eda İşler’in ilk kitabı Kaza Süsü Dergah Yayınları’ndan çıktı. Kaza Süsü iyi bir öykücünün geldiğini müjdeliyor.

“Her ölüm sıradandır. Benim ölümüm de gerekli koşullar sağlandığı için bir anda oluverdi, o kadar. Ertesi gün, tökezleyen, yerine tam oturmayan, rahatsız ve ağrılı bir yaşama devam etmedim. O bulutlu, güneşsiz sabahlardan birine varmadım. Sıradanlık bir arkadaş gibi yine kolumdan çekiştirip durmadı. O karanlık, uzun gecenin, sonunda bir anlamı oldu.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 119
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺27,90

İşraki felsefe, İslam düşüncesinde Şehabeddin Sühreverdi el-Maktul (ö. 587/1191) tarafından kurulan bir hikmet öğretisinin adıdır. Bu çalışmada işraki felsefe ve onun özgün yönlerinden biri olan misal alemi, Şeyhu’l-işrak olarak da anılan Sühreverdi özelinde ve sistemi içinde açık biçimde yer verdiği baş eseri Hikmetü'l-işrak merkeze alınarak incelenmiştir.

Misal alemi, Sühreverdî’nin meşşai yöntemden müşahede yöntemine geçtiğini belirttiği Hikmetü'l-işrak’teki hakikat ve alem tasavvurunun bir sonucu olarak gün yüzüne çıkmaktadır; bu sistem içinde öncelikle “kendini müşahede” tecrübesi öncelikli olan yöntemdir. Misal alemi, bu tecrübenin surete büründüğü alanı temsil etmekte; ontolojik bir hakikat olarak insan-alem ilişkisini bu temelde kurmayı ve özne-nesne ya da ruh-beden gibi birbirinin karşısına konumlandırılmış ikilikleri birleştirmeyi hedeflemektedir. Sadece sufi tecrübeleri değil, insanın tüm tecrübi halleri misal aleminde ontolojik bir varlık kazanır ve bunları birer hakikat derecesi olarak gören bu felsefî yaklaşım, böylece insana dolaysız tecrübesinden yola çıkması için hakiki bir zemin de sunmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 406
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺89,90

“Bir gün bizim hak sevgisiyle atıldığımız merhamet cihadı elbette Hakk’ın lütfuna mazhar olacak, şimdi acımasını bilmeyen vicdanlar kendi sefaletlerine acıyacaklar. Allah’a götüren dava yolunda yürürken sabretmek gibi bir cevheri cihat tarihi kaydetmemiş olsa gerektir. Daha çok söyleyeceğiz. Dosta da düşmana da çevrileceğiz. İmansıza da, Yahudi ve masona alet olan yedi defa hacca gitmiş müslümana da çevrileceğiz. Ruhlara da bedenlere de akıbetlerini hatırlatacağız. Bir gün mutlaka muvaffak olacağımıza, muvaffakiyetin de ruhları ve kalpleri fethetmek demek olduğuna inanıyoruz. Yirminci asrın çölünde yolunu şaşırmış, yeise düşmüş kafileleri nerede ve kimin olursa olsun kurtaracağımıza inanmayanlar bizden değildir; zira ‘Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir!’ ”

- Nurettin Topçu


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 219
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺49,90

Gurbet o kadar acı
Ki ne varsa içimde
Hepsi bana yabancı
Hepsi başka biçimde

Ne aşkım ne emelim
Yaralanmış bir elim
Ben gurbette değilim
Gurbet benim içimde

Millî Edebiyat ya da diğer adıyla “Memleket Edebiyatı” döneminin önde gelen şairlerinden Kemalettin Kamu, “Gurbet Şairi” olarak tanınmış ve yazdığı içli şiirleriyle 1940’lı yılların en sevilen şairleri arasında yer almıştır. Hayattayken şiirleri kitaplaşmayan şairin “bütün şiirleri”, ilk kez bir arada okura sunuluyor. Kitapta şiirlerinin yanında, şiir çevirileri ve düzyazıları da yer alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 145
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺32,90

Dil ve kültür tarihi konularında yazılmış makalelerin yer aldığı bu kitap dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, dilbilgisine ilişkin konular ile bazı morfemlerin yapıları ve işlevleri incelenmiştir. Kutadgu Bilig üzerine yapılan incelemelerden oluşan ikinci bölümde, Kutadgu Bilig’in genel niteliklerine ilişkin yazılarla birlikte, bu eserde yer alan çeşitli kavramlar kültür tarihi açısından incelenmiştir. Bu bölümde ayrıca, Kutadgu Bilig’deki deyimlerin büyük çoğunluğu derlenmiş, anlamlandırılmış ve kullanımları beyitlerle örneklendirilmiştir.

Türkçe tıp metinlerine ilişkin yazılardan oluşan üçüncü bölümde, Anadolu’da yazılmış Türkçe tarihsel tıp metinleri ve özellikle bu metinlerin söz varlığı üzerine yapılan incelemeler yer almaktadır. Bu bölümde, çeşitli tıp metinlerinde yer alan sağlık bilgisi terimleri taranmış, bunlar anlamlandırılarak kökenleri izah edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca, çeşitli tıp metinlerinde yer alan bitki adları, kapsamlı bir incelemeye tabi tutulmuştur. Dördüncü bölümdeyse, “arif-alim”, “bilge-bilgin”, “gönül”, “abdal” vb. kavram ve kelimeler, Türkçede mevsim adları, manzum halk hikayeleri, Yunus Emre, Mütercim Asım’ın Kamüs’u gibi farklı konularda yazılmış kültür tarihine ilişkin incelemeler yer almaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 520
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺129,90

Modern Türk edebiyatının kurucularından Ahmet Mithat Efendi, yazdığı onlarca eseriyle bir taraftan kendini yetiştirirken bir taraftan da bir okur kitlesi yaratmanın peşine düşer. Hikaye ve romanlarında sıkça karşımıza çıkan okuyan kişiler, bu amacı gerçekleştirmek için kurgu-lanmışlardır. Bu bağlamda hikâye ve romanlarında birçok okuyan kişiye yer verir. Okuma eylemi, hem kişilerin karakterize edilmesinde hem de eserlerin kurgularında çok önemli bir işlev üstlenir.

Bu çalışmada, Ahmet Mithat Efendi’nin kurguladığı okuyan kişiler ve bunların okudukların-dan hareketle hikâye ve romanlardaki okuma eyleminin mahiyetini değerlendirmek ve Tanzimat’ın “hace-i evvel”inin hikâye ve romanlarındaki kü­tüphanenin hangi kaynaklardan oluştuğunu göstermek istedik.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 286
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺65,57

“Yarınki Türkiye’nin kurucuları, yasama zevkini bırakıp yasatma askına gönül verecek, sabırlı ve azimli, lakin gösterişsiz ve nümayişsiz çalışan, ruh cephesinin maden isçileri olacaklardır. Bu ruh amelesinin ilk ve esaslı isi insan yetiştirmektir. Hünerleri hep fedakarlık olan bu hizmet ehli gençler, hizmetlerinin mükafatını da hizmet ettikleri insanlardan beklemeyecekler, sonsuzluğa sundukları eserin sesinin akislerini yine sonsuzlukta dinleyeceklerdir. (...) Ve onların eseri olan yarınki Türkiye, su temellerin üstünde kurulacak: Anadolu’nun toprağından kaynayan bir kan, cemaat için harcanan emek, bin yıllık bir tarih, otoriteli bir devlet ve ebedî olduğuna inanmış bir ruh.”

Nurettin Topçu


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 1340
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺116,20

Aşkmış elleri, minicik parmakları
Saçları yüzüne düşen kıvırcık hareler gibi
Üstelik sarısın bile değil
Aşkmış ama adı...
Aşkmış onu bildim kucak açtım, göğsüm şimdi
Özgürlüğünü kazanmış yabani hayvanlar gibi


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 78
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺27,90

Mesnevîleri, Eski Türk Edebiyatı’nın manzum hikâye veya romanları saymak mümkündür. Bu manzum hikâyeler, bütün dünya edebiyatlarında olduğu gibi Türk edebiyatında da geniş bir yer tutar. Bir aşk veya savaşı konu alan mesnevîler, nazım ile hikâyeyi birleştiren eserlerdir.

Türk Mesnevî Edebiyatı, edebiyat tarihimizin zengin bir sahası olan mesnevîleri çeşitli yönleriyle inceleyen bir eserdir. Âmil Çelebioğlu tarafından, yerli ve yabancı pek çok kütüphanede yüzlerce eserin bizzat taranıp incelenmesi neticesinde ortaya çıkan bu eser, akademik çalışmalara örnek gösterilebilecek ve yapılacak çalışmalara kaynaklık edecek niteliktedir.

Kitabın ana konusu Sultan II. Murad Devri Mesnevîleri (1421-1451) olmakla beraber Çelebioğlu, mukayeseye imkân verebilmesi ve mesnevîlerdeki tekâmül safhalarının daha iyi görülebilmesi için, on üçüncü yüzyıldan itibaren bu devreye kadar Eski Anadolu Türkçesi ile yazılmış mesnevîleri de çalışmasına dâhil etmiştir. Böylece eser on üçüncü, on dördüncü ve on beşinci yüzyıl Türk Mesnevî Edebiyatı Tarihi hüviyetini kazanmıştır.

Önceki basımında Türk Edebiyatında Mesnevi adıyla yayımlanan kitap, bu baskısında özgün adıyla yayımlanıyor: Türk Mesnevî Edebiyatı…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 422
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺105,90

Yayla Dumanı’nda Ömer Bedrettin Uşaklı’nın yayımlanmış şiir kitapları Deniz Sarhoşları (1926), Yayla Dumanı (1934) ve Sarıkız Mermerleri (1940) başta olmak üzere kitaplarına girmemiş şiirleri, nesirleri, çevirileri, edebi görüşünü açıklayan anket cevapları toplanmıştır. Şiirlerini hemen hemen her yayımında değiştirmiş olan Ömer Bedrettin’in, neleri değiştirdiğini göstermek maksadıyla, farkları da her şiirin sonundaki dipnotlarda kaydedilmiştir.

Yayla Dumanı hazırlanırken 1988 yılında TDK tarafından yayımlanan Ömer Bedrettin Uşaklı Bütün Eserleri baskısı esas alınmış ve önceki baskıda yer almayan ilavelere ve düzeltmelere yer verilmiştir.

“İçinde saklayarak yaşmaklı bir dilberi
Gönlüm o şen günleri yalnız anıyor şimdi,
Dağların hasretiyle içim yanıyor şimdi,
Ah, o yayla hayatı, ah o köy âlemleri...”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 300
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺66,90

Erdal Güzel’in Erzurumluların unutamadığı ve şehrin de ruhunu şekillendiren kişilere dair kaleme aldığı yazılardan oluşan bu eser, yazarın üçüncü kitabı. Şehrin havasını solumuş, uzaktan veya yakından bu şehirle münasebet kurmuş, şehrin derin ruhunu sezenlerin söz ve serüvenlerini yazar kâğıda dökmektedir.

Bir şehir güzellemesi olarak da okunabilecek bu eserde Erzurum’da iz bırakmış, şehrin ruhunda hâlâ hissedilen bu kişilere dair yorumlar, hisler, düşünceler, anılar okura eser boyunca eşlik ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 316
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺44,00

Kendisine şimdiden birkaç başyapıt borçlu olduğumuz meşhur romancı1 Gökdemir İhsan2, ününe yakışan bir ustalıkla kotarılmış bu yeni romanında3, karakterlerini yediden yetmişe herkesin anlayabileceği bir atmosferde soluk alan, hatları açıkça çizilmiş kişilerden seçmeye özen göstermiş: Kitabın entrikası, romanın3 kahramanının, ilk gördüğü insanla kavgaya tutuşan esrarengiz bir karakterle bir otobüste karşılaşmasının etrafında dönüyor.

Son bölümde, bu gizemli karakteri, Dandyliğin öncülerinden biri olan bir arkadaşının tavsiyelerini can kulağıyla dinlerken görüyoruz... Bütün bunlar, romancı1 Gökdemir İhsan’ın2 ender rastlanan bir şenliklilik duygusu ile ince ince işlediği baş döndürücü bir izlenim bırakıyor okurda.”

-Raymond Queneau, (Exercices de Style. Paris: Gallimard, 1947)-


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2017
₺29,90

“Rahmetli dedemin babası olan Hasan Ziya Bey, bir hadise esnasında eşi Fatma Hanım’a ‘Ben tavad oğlu tavadım!’ diye çıkışmış, bu söylem de dilden dile aktarılarak nihayet günümüze kadar ulaşmıştır. Atalarımızdan işittiğimiz bu hadise ilk başlarda herhangi bir anlam ifade etmemiş olsa da, zamanla sır dolu bir hikâyenin kapısını aralamama neden olmuştur. Henüz çocukluk yıllarımda büyüklerimden, ailemizin Gürcistan’ın Çürüksu (Kobuleti) kasabasından geldiğini duymuştum. Yetişkinlik dönemimde ise Tavad kökenli bir aile olduğumuzu öğrenmem, zihnimi iyiden iyiye meşgul etti. Bu bilgi, aile köklerimizi araştırmaya koyulmam noktasında temel motivasyon kaynağım oldu. Ailemiz Fındıklı ilçesinin ve Abu (Çağlayan) köyünün soylu ve varlıklı bir ailesiydi. Yöredeki diğer köklü aileler ile yapılan evlilikler, saygın aile fertleri Osmanlı devlet hiyerarşisinde vazifeli yüksek rütbeli paşalar, sahibi olduğumuz konaklar, devasa serenderler, geniş topraklar, fındık bahçeleri, tarihi mezar taşları vb. varlıklar, köklerimizin birer kanıtı ve mahsulüydü. Bu esere, aileye ait verilerin ve değerlerin gelecek nesiller için derlenmesi hedefiyle başlanmışsa da, gelinen netice itibarı ile yapılan çalışmalar; özel tarih, Osmanlı bürokratik hayatı, bölgesel etkileşimler, savaşlar, göç gibi tarihin pek çok noktasını ilgilendirebilecek kıvamda veriler içermekle, konuya ilgili okurun döneme ait bilgi ve görgüleri deneyimlemesine imkân verebilecek bir mahiyet kazanmıştır. Bu fonksiyonu ile eserin, tarih ve sosyal hayata dair yapılan çalışmalara hizmet edebileceği gözetilerek okuyucunun istifadesine sunulmuştur.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 21 / 25
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2017
₺64,00

Ne etsem berabere bitmedi o yılgın maç
Herkes bende kalanı küçük bir sıyrık sanır
Sen aklıma düştükçe içim nasıl izdiham
Terkedilmiş bir evin ilk günü kadar ağır


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 62
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺27,90

Hz. Peygamber’in hayatını konu alan bu eser, baştan sona peygamber sevgisiyle yazılmış bir na’t ve Allah aşkıyla yazılmış bir tevhit gibidir. Şairin peygamberine olan gönülden bağlılığı, Allah’a duyduğu mutlak ve tam imanı eserin her mısraına sinmiştir. Yazıcıoğlu Mehmed tarafından tamamlanmasından sonra kısa sürede Türkçe konuşulan her yere ulaştırılan Muhammediye, o tarihten beri her kesimden insan tarafından evlerde, konaklarda, saraylarda vs. sürekli zevkle okunmuştur. Türk milletinin İslâm kimliğini oluşturan ve manevi dünyasını inşa eden mümtaz eserlerden biri olan Muhammediye, Türk milletinin peygamberini ve dolayısıyla dinini öğrendiği temel birkaç kaynaktan biri olmuştur.

Âmil Çelebioğlu tarafından hazırlanan Muhammediye’nin 9000 beyitlik metni bugünkü harflere çevrilmiş, başına da çok geniş bir inceleme konmuştur. Çelebioğlu, müellifin hayatı, eserleri, ilmî ve tasavvufi şahsiyeti hakkında detaylı bir araştırma yapmıştır. Muhammediye’yi ve yazarını daha iyi tanımak ve tanıtmak için yalnızca müellif ve Muhammediye’yi incelemekle kalmamış, müellifi yetiştiren babası, şeyhi ve hocalarını; ayrıca kardeşlerini, dostlarını ve onların eserlerini de araştırmış ve onlarla ilgili bilgiler vermiştir. Metnin daha iyi anlaşılmasını sağlamak adına kitabın sonuna bir lügatçe eklemiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 910
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺207,90

Dostları tarafından “eşsiz bir müverrih, canlı bir kütüphane ve ayaklı bir tarih” olarak tarif edilen İbnülemin Mahmud Kemal İnal, maziyle bağları koparmanın hüküm sürdüğü bir devirde yakın tarihin ve zengin kültürümüzün gizemli dünyasına açılan büyük bir pencere oldu. Bugün de öyledir.

Orijinali yaklaşık 70 varaktan ibaret olan ve 1895 ile 1927 arasında görülen rüyaları ihtiva eden bu eser, örneklerine çok sık rastlamadığımız rüya tahkiyeleridir. Merkezinde müellifin “tasavvufî neşvesi” ve pek bilmediğimiz mansıp arayışları olmakla birlikte rüyaların mekânları ve cereyanları çok renkli ve zengindir. Hz. Peygamber’in teşrif ettiği rüyalar hayli bereketli; devrin ekâbirinin gelip geçtiği rüyalar da bol miktardadır. Ayrıca hususi üslup, ciddiyet, terbiye, latife onlara eşlik ediyor.

İlk defa gün yüzüne çıkan İbnülemin’in Rüyaları, bir taraftan bir devr-i kadim efendisinin psiko-biyografisine dair ipuçları taşırken, rüyalara dair araştırmalara da yeni imkânlar sağlayacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺32,00

Sanat ürünlerinin geniş tüketici kitlelerine doğrudan ulaşma imkânının bulunmadığı geleneksel dünyada saraylar, sanat patronajının başlıca merkezlerinden biriydi. Osmanlı sarayı da erken dönemden itibaren bilimsel ve sanatsal çalışmalara kapılarını açarak destek sağlamıştır.

Genel karakteri itibariyle bir “şehir” müziği olan Osmanlı dönemi müziğinde sarayın temel rolü nitelikli sanatçı ve eserlerin desteklenmesidir. Saray dışında da müzik faaliyetlerinin var olduğu ve müzisyenlerin önemli bir kısmının geçimini müzik dışı uğraşlardan temin ettiği Osmanlı müzik hayatında sarayın yönlendirici ya da baskılayıcı bir tutumu olmamış, şehirle saray arasındaki geçişken yapı sürdürülmüştür.

Bu temelde kitabın amacı, Osmanlı mûsikî geleneğinde iktidarın ve saray patronajının ne derece etkili olduğunu saptamak ve hâmî-müzisyen ilişkisinin çeşitli yansımalarını bu müziğin zirve dönemlerinden sayılabilecek III. Selim ve II. Mahmud devirleri üzerinden ortaya koymaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 300
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺66,90

Sünnî siyaset düşüncesine dair gerek Müslümanlar gerek oryantalistler tarafından birçok çalışma yapıldı ve yapılmaya devam ediliyor. Bu çalışmalarda genel olarak meselenin fıkhî ve siyasî cephesine ağırlık verilmiştir. Diğer taraftan dünyadaki ve Türkiye’deki Şiîlik çalışmaları da meselenin farklı bir boyutunu ön plana çıkarmıştır. Biz de Sünnî siyaset düşüncesinin bir diğer cephesini yani itikatla münasebetini ele almayı amaçladık. Bu münasebeti görebilmenin en iyi yolu da Sünnî akaid/kelâm kitaplarındaki imamet bahislerine müracaat etmekten geçer. Çünkü Hicrî 5. asır itibariyle oluşmaya başlayan siyasetü’ş-şer’iye literatürünün meseleyi zenginleştirdiği ve fıkhî boyutunu ön plana çıkarttığı göz önünde bulundurulunca birinci dereceden ulemanın meseleyi ne ölçüde itikadî kabul ettiklerinin takibi Sünnî kelâmcılar tarafından kaleme alınan akaid/kelâm eserlerindeki imamet bahisleri üzerinden yapılabilir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 340
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺76,90

Eleştiri Terimleri Sözlüğü, edebiyat dünyamızda öteden beri eksikliği hissedilen “edebiyat eleştirisi terimleri sözlüğü” ihtiyacını bir ölçüde de olsa giderebilmek maksadıyla hazırlanmıştır. Uzun yıllara yayılan bir çalışmanın ürünü olan bu kitabın asıl amacı; edebiyat öğrencilerine ve edebiyat araştırıcılarına edebiyat eleştirisinin, daha çok da modern edebiyat eleştirisinin temel kavramları ve edebiyat eleştirisi tipleri hakkında kısa ve özlü bilgiler verebilmek, böylece bizde yeni kullanılmaya başlanan modern eleştiri terimlerinin doğru ve yerinde kullanılmasına yardımcı olmak ve birtakım yeni eleştiri terimlerinin kullanımını da yaygınlaştırmak olmuştur.

Terimlerin açıklanması sırasında yabancı edebiyatlardan verilen edebî eser örneklerinin yanı sıra Türk edebiyatından da eser örnekleri vermeye özellikle dikkat edilmiştir. Ayrıca, maddelerin yazımında yeni eleştiri terimlerinin Eski Türk Edebiyatı incelemelerinde kullanılan eski eleştiri terimleriyle karşılaştırılması, anlam farklılıklarının belirtilmesi ve yeni terimlerin varsa eski karşılıklarının verilmesine bilhassa özen gösterilmiş; böylece eski ve yeni edebiyat incelemeleri arasında bir bağ kurulmaya çalışılmıştır. Kitabın sonuna eklenen listeyle de, yabancı terimlerin hangi kelime veya kelime grubuyla karşılandığını göstermek amaçlanmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 604
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺150,90

Weber ve Durkheim: Metodolojik Bir Karşılaştırma, Max Weber ile Émile Durkheim’ın metodolojilerinin sistematik, karşılaştırmalı bir analizidir. Jensen, Weber ve Durkheim’ın Protestan Ahlâkı ve İntihar’da sırasıyla Protestanları ve Katolikleri nasıl analiz ettiklerini ortaya koymaktadır. Weber ve Durkheim’ın birbirinden oldukça farklı analiz biçimleri, daha sonra ikisinin metodolojik ilkelerini ve bakış açılarını açıklamada ve karşılaştırmada kullanılarak sosyolojik ve sosyal bilim analizlerinde şu temel soruları gündeme getirmektedir:

• Sosyolojinin konusunu ne oluşturur?

• Kavramlar nasıl geliştirilir?

• Yasalara ne tür bir statü atfedilebilir?

• Topluma yönelik bilimsel bir bakış açısı geliştirirken ne tür imkânlara ve kısıtlamalara sahibiz?

• “Olan” ile “olması gereken” arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendirmeliyiz ve sosyal bilimler değer-leri nasıl ele almalıdır?

• Toplumsal olgular nasıl açıklanmalıdır?

 

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 154
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺33,90

Eleştirinin sınırları var mıdır?

Edebiyat teorisi ve eleştirisi alanında dünya çapında bir şöhrete sahip olan Rita Felski, Eleştirinin Sınırları başlıklı kitabında eleştirinin sınırlarını sorguluyor. Ancak bunu yaparken kendi deyimiyle eleştiriyi eleştirmeyi değil, yeniden betimlemeyi amaçlıyor.

Eleştiri faaliyetine yeni bir bakış açısı öneren ve savunduğu tezleri sağlam argümanlarla destekleyen Felski, bu çalışmasıyla sadece eleştirinin değil modern düşüncenin ve kültürün sınırlarını da sorguluyor.

Bu açıdan kitap, kendi sınırlarını aşan bir nitelik taşıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 302
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺70,55

Rusya’da Çarlık yönetiminin yıkılması ile egemenliği altında yaşayan Türkî unsurlarda bağımsızlıklarını kazanma ümitleri doğmuştur. 1917-1921 yılları arasında kongreler dü­zenleyen, devlet kurmak üzere mücadele eden siyasi önderlerin bir kısmı başarılı olamamaları üzerine memleketlerini terk etmek mecburiyetinde kaldılar.

İran, Afganistan, Finlandiya, Almanya, Fransa, Polonya’ya dağılan siyaset adamlarının ekseriyeti ikinci vatan kabul ettikleri Türkiye’ye gelerek dergi ve gazete çıkardılar, dernekler kurdular. Onların varlıklarından ve faaliyetle­rinden rahatsızlık duyan Sovyetlerin şikâyetleri üzerine 1930 yılından sonra faaliyetlerini sürdürmek üzere Almanya ve Polonya’ya gittiler. Siyasî muhaceretin önderlerinin tarih sahnesinden çekildikleri 1960’lı yıllara kadar devam eden mücadelenin toplu bir tarihi yazılamamıştır.

Bu eser, Doğu Türkistan, Kazakistan, Özbekistan, İdil Ural, Kırım, Azerbaycan, Kuzey Kafkasya ve Irak’ı içine alan geniş coğ­rafyada doğmuş ilim, kültür ve politika alanında tanınmış şahısların mücadelelerini, siyasi ve entelektüel çabalarını, birbiriyle ilişkilerini ve döneme dair pek çok detay bilgiyi gün ışığına çıkarıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 680
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺157,70

Türkiye’de son yıllarda sinema tarihine yönelik ilgi artıyor. Bu olumlu yönelime karşın söz konusu alanın halen ciddi boşluklar içerdiği de bir gerçek. Sinema tarihi üzerine araştırmalarına 1990’larda başlamış olan Prof. Dr. Süleyman Beyoğlu, kitabıyla bu boşlukların bir kısmını doldurmakta ve alana önemli bir katkı sunmaktadır.

Bu eser, sinemanın dünyada doğup Osmanlı topraklarına girdiği yıllardan, 1939 yılına kadar Türkiye’de sinemanın sergüzeştini değişik boyutlarda incelemekte. Arşiv belgeleri üzerine kurulu eser, pek çok yeni belge ve bilgiyi sinema tarihi alanına kazandırıyor. Beş bölümden oluşan çalışmanın dikkat çekici bir başka yönü, sinemacılıkla uğraşan kurumlara ve sinema şirketlerine ayrıntılı yer vermesi. Çalışmada taşrada sinema hayatına da geniş bir yer ayrılarak sinemanın İstanbul’la sınırlı olmadığı gerçeği ve yerel tarih araştırmalarına duyulan ihtiyaç fark ettiriliyor.

Kitapta 1895-1939 dönemi sinema evrenine esas olarak; kurumsallaşma, yayılış, toplum, devlet-sinema ilişkisi ve mevzuat olguları çerçevesinde bakılıyor. Sinema alanında Osmanlı’dan Cumhuriyete uzanan süreklilik ortaya konuluyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 486
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺121,90

Ben o yenilgiyi sevdiğimde, içimde bir zafer şarkısı vardı. Bir bakış, simitlere, sıcak çaylara, işçi tulumlarına, dilenci ellerine yapışıp kalmış bir bakış, nereye gitsem, uzun kirpikleriyle peşim sıra ge­lirdi. Kimdi o bakışın sahibi? O çavdarları yeşerten ırmak; kırıkları onaran platin; budandıkça irileşen ağaç, bunaldıkça insanlara doğru kaçan haylazlık! İnsan dönüp çözülmüş bir yumruğa bakınca hemen anlardı, parmak uçlarında hâlâ şeritlerin, apoletlerin, kra­vatların, incinmiş bir gururun, terk edilmiş bir bakışın nabzının attığını. Sonra yeni efendilerini gönderdi zaman; bütün eski kra­vatlar, apoletler, şeritler bir bir toplandı, yerlerine yenileri dikildi. İncinmiş gururlar, ıssız bakışlar eşyayla onarıldı. Öyle ustalıkla çözüldü ki yumruk, kimse fark edemedi bu yoksul gövdeye bu pahalı ipeğin nasıl giydirildiğini. Yeni yenilgi çağı böyle başladı...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺31,90

Sarraf Nizamattin’in küçük kızı babasının kalbine tutkundu. Onun, her bir mevsimde ayrı çarpan, ama her seferinde aynı kalmayı bilen bir kalbi oldu­ğunu biliyordu. Bu yüzden anlayışlı ve bilgeydi; bu yüzden katının karşısında yumuşak, uzağın yanında yakın, yalnızın arkasında yandaş gibi dururdu. Bir hakikat kendini ona açmadan, o asla önyargının patikalarında yürümeye kalkmazdı. Çift kanatlı kapı kendisi için çalınmaya başladığında, küçük kız, hiçbir beklentisi olmadan oturdu perdenin gerisine. Bu haliyle, Simurg’a varmak için yollara düşen saf kuşlara benziyordu. Neyi aradığını, perdenin öte yüzünde bekleyenler söyleyecekti ona. Bu oturuş öyle uzun sürdü, öyle uzun sürdü ki, bütün kent onu konuşur oldu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 158
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺37,90

Bu kitap, Kırım’dan göçen sıradan bir Osmanlının, Mehmed Said Hâlet Efendi’nin “Hizmetkârlıktan” “Devlet Kahyalığı ve Padişahın Efendiliği”ne yükselmesinin çetin ve entrikalarla dolu enteresan yolculuğunu anlatmaktadır.

Yüzyılların süzgecinden geçerek tekâmül eden rüşvet-patronaj münasebetini çok iyi değerlendirerek devlet yönetiminde kendine yer açan Hâlet, zekâsıyla olduğu kadar devlet yönetiminde etkili olan hizipleri kullanmadaki mahareti, mükemmel bir ilm-i siyaset erbabı olarak da alternatif politikalar geliştirebilme yeteneği sayesinde –kendi deyimiyle– iktidarı sembolize eden “minarenin alemine çıkmış, buraya el uzatanların ise bıçak ile parmaklarını keserek minarenin dibinde bin parça olmalarını” sağlamıştır. Herhalde bir kişinin iktidar hırsı uğrunda yapabileceklerine dair bundan daha açık, kesin ve keskin cümleler söylemesi beklenemezdi. II. Mahmud dönemindeki iktidarını muhafazası ise yukarıda saydığımız hususların yanı sıra Sultan ile müşterek, dengeli ve muazzam mesaisinden kaynaklanmıştır.

Doğru ve yanlışlarıyla adını tarihe “Devletin Kahyası” olarak yazdırmış önemli bir figür olarak Halet Efendi’nin biyografisi, dün ve bugünkü Türkiye’nin siyasi halini anlamak için önemli bir eser.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 408
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺91,90

Bazen, tam gün ortasında bir şaşkınlık basıyor beni, bunu anlata­mam! Mesela, şehrin ayarını bozuyor cami bahçesinden sokağa sarkan güller; tesadüfen talandan kurtulmuş iki arkadaş gibi, bakışıp duruyoruz birbirimize. Sanki dünyaya gelmeden çok önce, hiç hatırlamadığım bir yerde, hafızamın kuytuluğuna atılmış bir düğüm çözülüyor bakıştıkça. Gök, benim o büyük şemsiyem gök, bakışlarımdaki hayret yüzünden uzayıp genişliyor; kendimi bir yabancı gibi hissediyorum onun altında. “Belki de ben burada,” diye geçiriyorum içimden; “belki de ben burada, ilk insanın yere bırakıldığı an unutulmasın diye, onun hayretini beklemekle görev­lendirilmiş bir nöbetçiyim.” Yeşermiş ekinlerden, yıkılıp kurulan kentlerden ve kopmuş onca takvim yaprağından sonra bile, hâlâ şaşırabilir insan.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 108
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺27,90

On dokuzuncu yüzyılda baş döndürücü bir hızla gelişen global silah teknolojisi dünya ülkeleri arasında yaşanan askerî rekabetin bir sonucuydu. En etkili silahlara sahip olmanın savaşı kazanmadaki etkisini artırması, kendisi de bölgesel bir güç olan Osmanlı Devleti’ni yakından ilgilendirmiş ve yeni silah teknolojileri geliştiği bölge ile eş zamanlı olarak yöneticilerce tedarik edilmişti. Bu kitap; büyük oranda bugünkü şeklini alan silah ve mühimmatın gelişim sürecini ele almakla birlikte Osmanlı Devleti’nin 1. Cihan Harbi öncesinde yeni silah teknolojilerine ne oranda sahip olduğunu açıklamayı denemektedir.

Bunun yanında kitap, teknolojiyi ithal etmek yanında bu silahları içeride üretmenin yollarını da arayan Osmanlı harp sanayii tecrübesini konu edinmektedir. Türkiye’nin bugünkü savunma sanayii serüvenini anlamak için bu çaba oldukça önemlidir; çünkü Sultan 2. Abdülhamid dönemi harp sanayiinde kamuya ait önemli teşebbüsler hayata geçirilmiş, kurulan veya modernize edilen fabrikalar ve yıllar içinde elde edilen tecrübeler hem Cihan Harbi ve Millî Mücadele’de hayati başarıların kazanılmasına hem de sonraki yıllarda askerî sanayiye ait önemli işletmelerin ortaya çıkışına hizmet etmiştir. Türkiye’de bugün önemli kazanımların olduğu savunma sanayiinin mebdesi olan bu dönemdeki tecrübeleri anlamak bugünü idrak etmek ve daha önemlisi geleceği planlamak için elzemdir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 436
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺108,90

On dokuzuncu yüzyıl, askerî teknolojilerin muazzam dönüşüm geçirdiği bir dönemdi. Yeni teknoloji ürünü çelik zırh ve kuyruktan dolma toplarla donatılmış yeni tipteki ana muharebe gemileri, denizci devletlere denizlerin kontrolü aşamasında önemli bir üstünlük sunsa da, torpidonun keşfiyle bu imkân kısa bir süreliğine sona erecekti. Bir anlamda torpido, deniz savunma doktrinleri ve buna bağlı olarak donanmaların yeniden yapılanması sürecine hatırı sayılır katkılarda bulundu. Osmanlı karar mekanizmasında da bir dönüm noktasını teşkil eden ve donanma stratejisindeki köklü değişimlerin kurgusunu belirleyen hadiseler, torpidonun tarihte ilk defa kullanıldığı 93 Harbi ve akabindeki 1897 Osmanlı-Yunan Harbi’dir.

Osmanlı Devleti’nin sahip olduğu iktisadi ve sınai imkânlar doğrultusunda başta “Jeune École” olmak üzere önde gelen deniz harp doktrinlerini kendi jeopolitik ve stratejik hassasiyetlerine göre şekillendirmesi ve bunu muharebe sahasında edindiği tecrübelere uygun biçimde tatbik etmesi, dönemin şartları gözetildiğinde kaçınılmaz bir sonuçtu. Elinizdeki kitapta, Sultan 2. Abdülhamid Dönemi boyunca Osmanlı Bahriyesi’nin hızla değişen koşullar altındaki güvenlik hassasiyetleri ve buna bağlı olarak takip ettiği stratejik yaklaşımları doktrin, teçhizat ve personel ekseninde mercek altına alınmıştır. Bu çalışmada Sultan II. Abdülhamid Donanması’nın yeniden yapılanma süreci veyahut daha popüler bir tabirle modernizasyonun, gemi tedarik ve inşa faaliyetlerine olan dolaylı/direkt etkisi ve Osmanlı’nın deniz güvenliğinin sağlaması noktasında ne derece başarı kaydedildiği sorgulanmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 268
En / Boy : 13,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺65,90

Çiçek Kitabı, Osmanlı döneminde çiçek yetiştirme, çiçek tohum­ları ve çiçek yetiştiricilerini, Isparta gülü ve gül yağı üretimini, Dede Korkut kitabından öğrendiğimiz bilgilere göre çiçeğin deva oluşunu, çiçeklere göre fal okunuşunu konu almaktadır. Çiçek, aynı zamanda divan edebiyatında ve türkülerde yankı bulmakta­dır. İfade ettiği anlamlarla renkler ve çiçekler imalı anlatımın bir ögesidir, özellikle de sevgililer arasında haberleşmenin, “bohça içinde gönderilen” nesnelerle bir şifresidir. Bazen de çiçek, kız çocuklarına verilen isimlerde karşımıza çıkmaktadır.

Kitapta yer alan makaleler:

  • Osmanlı Çiçek Kültürünün En Önemli Kaynağı Ubeydî’nin Netâyicü’l-Ezhâr’ı / Neslihan Koç Keskin - Esra Kılıç
  • “Lale Babası” Ali Çelebi ve Şükûfe-name’si / Neslihan Koç Keskin
  • Mehmed Aşkî’nin Karanfilleri / Neslihan Koç Keskin - Özlem Batğı
  • Mehmed Aşkî’den Lale ve Zerrîn Yetiştirmeye Dair Bir Eser: “Mîzânü’l-Ezhar” / Neslihan Koç Keskin - Özlem Batğı
  • Fennî’nin Tuhfetü’l-İhvan’ına Göre Osmanlı Girit Lalesi Yetiştiriciliği / Neslihan Koç Keskin - Halil İlteriş Kutlu
  • 18. Yüzyılda Yazılmış Bir Lale Şükûfe-namesi: Ferah-engîz / Neslihan Koç Keskin - Özlem Batğı
  • Ahmed Kamil Belgradî’nin Risale-i Esamî-i Lale’si / Neslihan Koç Keskin - Zeynep Dinçer Berdibek
  • Osmanlı Lale Şenlikleri: Çerağan / Neslihan Koç Keskin
  • Dede Korkut Kitabı’nda Çiçek ve “Yaranın İlacı Dağ Çiçeği” / Selçuk Kırbaç
  • Osmanlı’dan Günümüze Isparta’da Gül Yetiştiriciliği / R. Ruveyda Okumuş
  • Klasik Türk Şiirinde Çiçekler / Hasan Doğan
  • Nedîm Divanı’nda Gül ile Lale / Aysun Sungurhan
  • Türkülerde Sümbül / Burcu Yanıklar
  • Türkülerde Nergis / Erkan Demir
  • Osmanlı Fal Kültüründe Çiçek ve Udmî’nin Şükûfe-name'si Üzerine / Neslihan Koç Keskin - Özlem Batğı
  • Çıkın-Mektup yahut “Bir Maniniz Yoksa...” / M. Kayahan Özgül
  • Çiçek ve Bitki Adlarından Yararlanarak Yapılan Kişi Adları / İlhama Jafarova

 

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 604
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺64,00

Türk edebiyatının usta hikayecilerinden Mustafa Kutlu’nun yeni kitabı Sevincini Bulmak okurlarıyla buluşuyor.

Kutlu, Sevinci Bulmak’ta “dış dünyanın hücumuna karşı kitapların dünyasına sığınan” Suna ile Elif’in hikâyesini anlatıyor. Hikaye, Tanpınar hayranı bir akademisyen olan Suna’nın ve onun dert ortağı, sırdaşı Elif’in hayatlarına giren insanların, yaşadıkları aşkların, ayrılıklarının, uğradıkları hayal kırıklarının, hüzünlerinin anlatılmasıyla şekilleniyor. Kutlu, “sevincini arayan” ve bütün zorlukların üstesinden gelen kadınların dünyalarını okuyucuya açıyor.

Kutlu, yeni kitabında insani ilişkilere değinmekle birlikte günümüz ilişkilerini de sorguluyor.

“Güz.

Nedir güzün güzelliği?

Yaprakların kızırması, sararması, ardından dala elveda diyerek ayva kokan esintinin kolları arasında, bir o yana bir bu yana salınarak toprağa düşmesi. Şahane ayrılık, şahane ölüm. Toprak ve yaprak iki sevgili değil midir? Yahut ana-oğul. Yaprak düşer, bin parçaya ayrılır, ana kucağında ölür. Bu dramatik kavuşma için yağmurun sayısız bestesi vardır. Taze mezar üstüne yağar, yağar...

Ne zamana kadar?

Kara çevrilip tüm alemi sessizlik kaplayana kadar. Sonra matem sona erer, güneş gülümser. Dallara su yürür ve tomurcuk patlar. Toprak ana yavrusunu hayata uçurur. Devran böyle döner.

Pervane alevin etrafında döner döner, aşktan çıldırarak kendini ateşe atar.

Şimdi biz bir aşkın doğumuna şahit olmayacak mıyız? Buna bir şiir yazmayacak mıyız?”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺68,89

Felsefe-bilim alanındaki eşsiz konumunu ifade etmek amacıyla Orta Çağ âlim ve düşünürleri tarafından kendisine “eş-Şeyhü'r-reîs” unvanı verilen İbn Sînâ, Batı’da da Avicenna olarak tanınır. Doğu’da 11 ve 12. yüzyıllardan sonra İbn Sînâ’nın eserleri oldukça geniş bir coğrafyaya yayılmış, belirli ölçüde İslâm dün­yasında bugüne kadar devam eden felse­fi eğitimin temelini oluşturmuştur. Eser­lerinin mevcut nüshaları da bu duruma işaret etmektedir.

Elinizdeki bu kitap, felsefenin temel konularında okuyucuya bilgi vermek ve bu alana yönelen kimse­leri yetiştirmek amacıyla felsefe-bilim tarihinin öncü şahsiyetlerinden biri olan İbn Sînâ tarafından yazılmış olan en-Necât’ın tercümesidir. Mantık, doğa bilimleri ve metafizik bölümlerini içeren en-Necât, eş-Şeyhü'r-reîs’in 1026/1027 yılında, yirmi iki kitaptan oluşan ansiklopedik eseri eş-Şifâ’dan sonra kaleme aldığı, büyük ölçüde eş-Şifâ’nın özeti niteliğini haiz bir eserdir. Üzerine pek çok şerh yazılmış olan en-Necât'ın çeşitli bölümleri İbranice, Süryanice, Farsça, Latince, Fransızca, İngilizce, Almanca ve İspanyolcaya çevrilmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺35,20

İlk şiir kitabının neşrinden bugüne Hüsrev Hatemi’nin 50 yıllık şiir serüvenine tanıklık edeceğiniz bu kitapta, şairin daha önce müstakil olarak yayımlanan kitapları Eski Kentte Bir Gece (1968), Akşam Gümrükçüleri (1972), Lodosçu (1987), Grili Çocuk (1988), Gün Akşamlıdır (1994), Çengelköy’de Bir Çeng (1996), Karakavak Şiirleri (2005) ve Kişver (2011) tek ciltte okuyucuyla buluşuyor.

Cesaret kalbim, cesaret!

Sustun bütün kış, ürktün kırılmaktan;

Çok gerilerde kaldı derken kar,

Sonra bahar

Ve temmuz geçti.

Yasımız duruldu, coşkumuz geçti…

Ne ümit var artık ne korku;

Ağustos gecesinde, ağulu

Sesleri yalnız böceklerin…

Cisim sarayı yıkılmadan,

Yeni bir sevinçle yıka haydi

Geçmiş günlerin kıştan kalan

Balçığını sanmam ki arınsın.

Bir devletin inkırazı sanırsın,

Ağustos güze terk eder mülkünü

Ve Zaman’ın Mehter Bölüğü,

İcra-yı ahenk edip sürekli,

Örtüyor gidenlerin çığlığını…

Cesaret ey kalbim, cesaret!

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 412
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺92,90

Bir ilim adamını, bir yazarı, bir sanatçıyı görsel malzeme üzerin­den, ondan geride kalan fotoğraf, kartpostal, çizim, not, mektup, kartvizit, müsvedde, imzalı kitap, resmi ve hususi evrak, kapak eskizi… gibi malzemeyi merkeze alarak anlatmak ne kadar doğru, yerinde ve yeterli bir hareket olur?

Vasıflı görsel malzeme bir biyografiyi, onun etrafındaki hareketleri, hissiyatı ve çevreyi, kısaca bir “tarihi”, bir ruh dünyasını anlayıp kavramak, onu yazıp anlatmak, inşa etmek için verimli ve tamamlayıcı imkanlar sunar. Çünkü görseller de bir anlatma, hissettirme ve gösterme biçimi olarak canlı ve hareketli elemanlardır. Zaten bu unsurlar artık tarih ve biyografi yazıcılığının önemsenen kaynakla­rı arasına girmiştir. Şüphesiz hem hissiyat hem bilgi ve yorum bakı­mından iyi yazılmış altyazılar, toplu fotoğrafların teşhisleri, zaman ve mekan tayinleri görsel kaynakları kuvvetlendirecek ve fonksiyonunu artıracaktır.

Bu kitapta muallim, fikir adamı ve ahlak filozofu Nurettin Topçu için böyle bir deneme yapılmaktadır. Bir tarafta biyografik bilgiler diğer tarafta her türden görsel unsurlar farklı okumaları mümkün kılacak şekilde birbirini tamamlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 21 / 25
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺48,00

“Aşk”ın sessizlikle ilişkisi büyük bir şiir tarihi izlenilerek anlaşılabilir ancak.

Sadece aşkın sessizlikle ilişkisi mi? Hayır. Oradan başlıyor Hüsrev Hatemi edebiyat yazılarına ve insana, onun meydana getirdiği medeniyetin her ayrıntısına edebiyatın içinden aynalar tutuyor.

Yoksulluktan çiçeklere, müzikten hekimliğe, mimariden mizaha, tarihten sinemaya kadar birçok başlık Edebiyatın Kıyılarında dolaşıyor.

Eşsiz belleğiyle, çok geniş bir coğrafyanın ve yüzyılların içinden tutup getirdikleriyle okuru bir edebiyat yolculuğuna çıkarıyor Hüsrev Hatemi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 282
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺62,90

“Nemide başka bir hayat, başka bir alem için yaratılmıştı. Nemide alem-i hayatta, çalılar arasına salıverilmiş ince kanatlı bir kelebek hükmündeydi. Per-i zerrinini teşkil eden zarlar, güzergahındaki çalılardan hunîn cerihalar topladı. Yed-i hilkat bazı vücutları yaşatmamak için yaratır. Onlar ademden kefenlerini hamilen gelirler. Nemide vücuda geldiği zaman gözlerinde bir katre yaş, dudaklarında matemi bir tebessüm getirmişti.”

- Recaizade Mahmut Ekrem

Nemide, Halit Ziya’nın İzmir dönemi romanlarının ikincisidir. Halit Ziya’nın üçlü bir aşk hikayesini anlattığı roman, önce Hizmet gazetesinde tefrika edilmiş ardından 1892 yılında ise kitap olarak basılmıştır. Halit Ziya, 1943 yılında diğer eserleri gibi Nemide’yi de sadeleştirme yoluna gitmiştir. Elinizdeki kitap hazırlanırken eserin bu baskısı esas alınmış, günümüzde kullanılmayan veya az kullanılan kelimelerin anlamları dipnotlarda verilmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 199
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺44,90

Baba tarafından Timur’a, anne tarafından Cengiz Han’a dayanan bir soyun temsilcisi Babur Han… Bugünkü Afganistan, Pakistan ve Hindistan sınırları içindeki coğrafyada eski dünyada hüküm sürdü.

Kendisini belki de haleflerinden ayıran en büyük özelliklerinden birisi kendi hayatını kaleme almış olması. Baburnâme isimli bu eserinde aşklarını, savaşlarını, inançlarını, düşüncelerini, sanat görüşünü, etrafındaki insanları anlatır.

Orta Asya halklarının tarihiyle bütünlüklü bir şekilde ilgilenen önemli Türkologlardan Jean-Paul Roux’nun bu eseri, Babur Han’ın biyografisinden çok daha fazlasını vaat ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 452
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺76,00

Hayatın Anatomisi: Canlılar Bilimi Felsefesi - Evrim ve Ötesi başlıklı kitabımız, insan dimâğının en mütekâmil, en kuşatıcı eseri olan felsefe-bilim sistemliliğinin vucuda getirilişi, onun belirli vasıflarına ilişkin örnek oluşturabilecek, bundan da öte, beşer–insan bütünlüğünün canlılar dünyasıyla irtibatını açıklayacak ve canlılığı aşkın –dirimötesi– kültür âlemine geçişin zeminini tesviye edecek en yetkili merci canlılar bilimi felsefesi ve onun ele aldığı ana sorunlar ile konuları irdeleyip açıklamayı amaçlamaktadır.

Kitabın eğildiği bu sorunlar, canlılar bilimi dışında kalan “Hayata Dair” ve “Ekler”de, demekki biyoloji-ötesi şeklinde nitelenebilecek olan kısımlarda daha bir deşilip açıklanmakta ve ana savı oluşturan ‘yaşama’ ile ‘hayat’ın kesiştiği yerlerin gösterilmesi cihetine gidilmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 676
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺151,90

Siyaset, en geniş anlamda, insanların hayatlarını düzenleyen genel kuralları yapmak, korumak ve değiştirmek için gerçekleştirdikleri faaliyetler olarak tanımlanmıştır. Bununla birlikte yönetici, siyasi sistem, adalet, devlet kavramları bütün düşünce geleneklerinde kendisine yer bulmuştur. Elinizdeki çalışmada, Türk-İslam siyaset düşüncesinin ürettiği veya üzerinde durduğu kavramlar ve meseleler incelenirken; “Siyaset düşüncemizin kaynakları nelerdir?”, “Siyaset konusunda hangi düşünürler, hangi kaygılarla, ne türden eserler kaleme almışlardır?”, “Siyaset düşüncemizin ana problemleri nelerdir?”, “Siyaset felsefesinin temelini oluşturan kavramlar, İslâm siyaset düşüncesinde nasıl kullanılmış ve anlaşılmıştır?”, “Bu düşüncenin dayandığı temeller ve beslendiği kaynaklar nelerdir?”, “Devlet, yönetici, halk, haklar, adalet, siyaset gibi kavramlar İslâm düşünürleri tarafından nasıl ele alınmıştır?”, “Düşünürlerin siyaset anlayışlarının temelleri ve yapıları nasıl oluşmuştur?” gibi sorulara cevap aranmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 392
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺91,30

Felsefenin Yapısı ve Sorunları başlıklı bu çalışmada düşünce tarzı olarak felsefenin yapısı sorgulanmaktadır. Sorgulama bağlamında, felsefe yapmanın ne anlama geldiği, felsefede amaçların nasıl belirlendiği, filozofun nitelikleri, felsefenin kurucu unsurları, felsefeyi oluşturan sorunlar ve düşünceler, felsefenin konuları, felsefenin yöntemi ve yöntem unsurları, felsefenin din-bilim-ahlak-siyaset-hukuk-insan alanlarındaki etkinlikleri, felsefenin eleştirisi, felsefenin yapısal sorunları, toplum ve felsefe ilişkileri, felsefe ihtiyacı, felsefe tasavvuru araştırılmış ve tartışılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 340
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺88,81

“Seçilen mesele metafizik ve psikolojide müşterek olan hürriyet meselesidir. Maksadımız deterministlerle hasımları arasında yapılan bütün araştırmaların süre ile zamandaşlığı, keyfiyet ile kemiyeti birbirlerine önceden karıştırmaktan ileri geldiğini göstermeye çalışmaktır; bu iki şeyin birbirine karıştırılması bir kere ortadan kaldırılırsa, hürriyetin tarifleriyle aleyhindeki itirazların, bir manada bizzat hürriyet meselesinin ortadan kalktığını görmek ihtimali vardır. Eserin son bölümünde bu noktanın ispatına çalışılacak, bu son bölüme giriş mahiyetinde olan diğer iki bölümde şiddet ve süre (durée) kavramları incelenecektir.”

Henri Bergson’un bu önemli eserini Mustafa Şekip Tunç’un tercümesiyle okurlarımıza sunuyoruz.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 170
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2017
₺37,90

“Şiddet-i sevdan bende akıl fikir bırakmadı. Bu nasıl meshuriyet bilmem ki! Evvelden bana aşktan, muhabbetten bahseyledikleri mariz-i sevda olanların gözleri dünyada hiçbir şey görmediğini hikâye ettikleri zaman ben gülerdim. Hep bunlar bana mübalağakârane birer masal gibi gelirdi. Meğerse aşk denilen hissin külliyen cahili imişim. Sana gelinceye kadar dünyada kimseyi cidden sevmemişim.”

Hüseyin Rahmi Gürpınar, Nimetşinas’ta, Aksaray’da yaşarken tanık olduğu gerçek bir olayı, bir konağın hanımı, beyi ve hizmetçisi arasında yaşanan aşk üçgenini anlatır. Hüseyin Rahmi, eserinde erkekleri eleştirerek, kadınlara ise “kendince” görevlerini hatırlatarak aile ilişkileri üzerinden toplumun eğitimine katkı sağlamak ister.

Elinizdeki baskıda, Nimetşinas’ın ilk kez kitap olarak yayımlandığı 1902 baskısı esas alınmış ve günümüz okuru için yabancı sayılabilecek kelimelerin anlamı dipnotlarda verilmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 197
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺43,90

Ahmet Mithat Efendi'nin külliyatına baktığımızda, birbirinden çok farklı konularda kalem oynatabildiğini, görüş bildirdiğini, aydınlatmacı bir tavırla karşısına çıkan her yeni meseleyi okurlarıyla paylaştığını görürüz.

Her fırsatta okuruyla paylaşma, okurunu aydınlatma arzusunu dile getiren, bunu bir görev bildiğini ifade eden yazar, bu arzuyla dönemin, Avrupa'da, özellikle Fransa'da etkili olmuş filozoflarından Schopenhauer'in felsefesi hakkında bir eleştiri kaleme almıştır.

Schopenhauer'in Hikmet-i Cedidesi, çağının bu önemli felsefecisi hakkında Osmanlı'da yazılan ilk kitaptır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2016
₺27,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 511
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.1999
₺36,30

Bir sanat eseri (Burada daha çok roman ve hikaye kastediliyor) iki unsur ile başarılı olabilir: İnandırıcılık ve etkili olma. Hangi biçim, teknik, tarz, üslup ve dil kullanılmış olursa olsun; yukarıdaki iki esası gerçekleştiremiyorsa kalıcı olmaz. Bir üçüncü husus sanatçının bizi elimizden tutarak kendi dünyasına uçurmasıdır.

Mukadder Gemici ilk hikaye kitabı ile söz konusu ettiğimiz hususlarda belli bir varlık göstermiştir. Okurların bunu takdir edeceğine inanıyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 123
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2014
₺9,60 KDV Dahil

Ütopya modern Batı düşüncesi güzergahında mihenk taşları olan Rönesans, Hümanizm ve Reform hareketleri içinde doğmuş bir eserdir. Ütopyalar, yaşadığı zamanı sorgulayan insan için, tarihin pek çok döneminde varolmuştur. More da dinine sonsuz bağlı bir Katolikti ama yaşadığı çağın çok ilerisine bakan da bir insandı. More, Ütopya’da Platon’un kusursuz devlet düşüncesinden yola çıkmasına rağmen, o kusursuzluğu tüm toplum hayatına uygulamıştır. Platon’da bölüşüm sadece bir sınıfa özgü olduğu halde Ütopya’da tüm topluma yayılır. Platon’da kadınlar ve çocuklar topluma aitken, Ütopya’da karı ve kocanın birlikte yaşlanıp ölmesi önemlidir, çocuklar kendi ana ve babaları tarafından büyütülür. Bu hayal ülkesinde avukat yoktur, çünkü yasalar herkesin anlayabileceği bir biçimde açık ve basittir. Ütopya’yı kimileri erken dönem Hıristiyanlığındaki ortak paylaşımı anlattığı için manastır hayatı, kimileri sosyalizmin öncü metinlerinden biri, kimileri de yalnızca bir şaka diye tanımlamıştır. Thomas More’u çağının çok ötesini gözleyebilen bir hümanist olarak da kabul edenler vardır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 161
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2010
₺12,80
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 290
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2015
₺40,00

Türk Kağanlığı ve Türk Bengü Taşları, Türk dilin önemli bilim adamlarından Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun’un alanına kazandırmış olduğu nitelikli çalışmalarının sonuncusudur. Titizlikle hazırlanan eser, üç ana bölümden oluşuyor: Türk kağanlığının tarihi, bengü taşların dil, edebiyat, tarih vb. bakımlardan incelenmesi ve üç metnin okunuşu. Türklerin bizzat kendileri tarafından yazılmış ilk metinleri incelemesinin yanı sıra Türklerin tarihine ve dönemin önemli olaylarına da ışık tutan eser, bengü taşlarla ilgili tarihî ve arkeolojik çalışmalara, bilimsel toplantılara ve edebi değerlendirmelere yer vermesiyle de kapsamlı bir çalışma olma özelliği taşıyor. Türk Kağanlığı ve Türk Bengü Taşları, bu alanda okuyucusuna farklı bakış açıları kazandırmayı vaat eden bir eser...

“ Tunyukuk, Köl Tigin, Bilge Kağan... Türk tarihinin, 8. yüzyılın ilk yarısında yaşamış üç büyük ismi. Fakat Türk tarihinde o kadar çok büyük isim var ki! O hâlde bu üç ismi diğer büyüklerden ayıran özellik nedir? Bu üç isim, tarihte milyonlarca Türk’ün kullandığı, bugün de milyonlarca Türk’ün konuşup yazdığı ve hiç şüphesiz gelecekte de yine milyonlarca Türk’ün kullanmaya devam edeceği dilin bilinen ilk temsilcileridirler. İlk defa bu üç isim adına Türk dilinde yazılı anıtlar dikilmiştir ve bunlardan ikisi, Tunyukuk ile Bilge Kağan, bu anıtlardaki Türkçe metinlerin müellifleridir. Bir gün, daha eski metinler bulunabilir. Fakat daha eskileri bulununcaya kadar Türkçenin en eski metinleri bunlardır. 1893 yılı sonlarından, 122 yıldan beri bu böyledir... ”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 758
En / Boy : 19 / 25
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺120,00

Türkiye İktisat Tarihi araştırmaları, Türkiye’nin nevi şahsına münhasır (sui generis) bir iktisadi sistem oluşturduklarını göstermektedir.

Türklerin Ortaasya’dan getirdikleri tecrübe birikimi, Anadolu’da ve yerleştikleri bölgelerde mirasçı oldukları mahalli gelenekler İslam ilkeleri ışığında asırlarca süren ve birbirlerine eklenen çabalarla özgün bir sistem oluşturmuştur.

Bu sistem batı ile etkileşim halinde olmuş ve XVIII. yüzyıl sonlarına kadar batının oluşumuna da katkıda bulunmuştur. Elinizdeki kitap bir iktisatçı gözü ile Türk tarihini çoğu zaman belgelerden hareketle anlama ve yorumlama çabalarını aksettirmektedir.

Aynı zamanda İktisadın, öncelikle bir hesap-hendese konusu değil bir kültür konusu olduğunu belirtmekte ve gerçekten Türkiye’nin ihiyaçlarını dikkate alan bir iktisat teorisinin vücut bulacağını ümit etmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 567
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2014
₺76,00
1 2 3 ... 15 >
Çerez Kullanımı