Büyümek ne demektir? Ergenlikten, çocukluktan nasıl çıkar, nasıl yetişkin olur insan? Sorumluluk sahibi biri olduğunda mı, yoksa kendisini çevreleyen dünyaya, koşullara başkaldırdığında mı? Aytmatov, Sultanmurat’ta işte bu evrensel sorunun peşinde koşuyor. On beş yaşında bir çocuğun, ve dört arkadaşının, okul sıralarından kalkıp doğayla ve insanlarla çetin bir mücadeleye giriştiği çarpıcı bir hikâye Sultanmurat! Savaşın, sert ve acımasız doğal ve toplumsal koşulların gölgesinde kıyasıya bir mücadelenin hikâyesi… İyi okumalar! “Bitirmek zorundayız bu işi. Yumuşak, sert demeyip her yere sürüyorum sizi, fakat başka türlü ekin yetişmez.

İhtiyar Çekiş ‘Değişmeyen bir yasadır, her ekmeğin mayasında biraz ter vardır,’ diyor. Ama ekmeği yiyenlerin tümü bilmezmiş bunu, ya da akıllarına gelmezmiş. Ekmek çok önemlidir bizim için, onsuz edemeyiz. Buraya, Aksay’a o amaçla geldik...”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺11,20

Eserleri 176 dilde tercüme edilen Cengiz Aytmatov, hiç şüphe yok ki dünya edebiyatında en fazla tanınan Türk yazarıdır. Yazdığı her eseri büyük bir zevkle okunan Aytmatov, bir arada sunduğumuz bu iki hikâyesinde güçlü bir sembolizm kullanmıştır. Kızıl Elma, Aytmatov’un ilk dönem eserlerindedir ve o, bir şehir hikâyesi olmanın yanı sıra, aynı zamanda bir aşk hikayesidir. Kızıl Elma’da aşkın o tertemiz heyecanı; Oğulla Buluşma’da ise bir babanın evladına duyduğu ıstıraplı hasreti anlatılıyor... Her iki hikayenin ortak özelliği ise, Aytmatov’un bu hikayelerdeki duyguları en net, en saf halde okuyucuyla buluşturmuş olmasıdır. Bu yönüyle de onun hikayeleri, bir solukta okunacak kadar sürükleyicidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 52
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺8,58

Eserleriyle dünya edebiyatında en fazla tanınan yazarlardan olan Cengiz Aytmatov, bu kısa hikayesinde her zamanki berrak ve sade üslûbunu bu defa tabiat tasvirleri için kullanmıştır. Onun eserlerini okurken, tasvir ettiği yerlere ayak basmış, o yerleri karış karış gezmiş gibi hissedersiniz. Deve Gözü isimli bu hikâye de işte o eserlerden biridir. Aytmatov’un halk ile aydınlar arasındaki çatışmaya da yer verdiği bu hikayesi, kısalığına rağmen okuyucuda iz bırakır. Bunda hikâyenin muhtevası kadar Aytmatov’un üslubunun da tesiri olduğu muhakkaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 55
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺8,58

Cengiz Aytmatov’un Yüzyüze isimli hikâyesi, bir Kırgız köyündeki erkeklerin askere alınması neticesinde hayatlarını tek başlarına idame etme mecburiyetinde olan kadınları, onların çektiği çileleri anlatır. Bu kadınlardan hele bir tanesi vardır ki o, cesaret ve fedakarlık timsali olarak karşımıza çıkar: Topladığı buğday tanelerinden ekmek yapmaya çalışan, her türlü meşakkate rağmen yılmayan Seyde… Ve buna karşılık savaştan kaçıp mağaraya saklanan, cephede savaşan erkeklerin cesaretinden nasiplenmemiş İsmail… Seyde’nin aşkı İsmail… Aytmatov’un, yayımlandığı zaman hayli ses getiren hikayesi Yüzyüze okuyucuya birçok duyguyu tattırırken, aynı zamanda devlet ve fert çatışmasından da bahseder. Yazar bu hikaye için şöyle der: “Yüzyüze'de anlatmaya çalışılan ana konu devlet otoritesi ve bireyin karşı karşıya gelmesi olgusudur. Bu sadece Sovyetler Birliği’nde olan bir olgu değildir; bütün savaşlarda devlet ve birey çatışması vardır.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 63
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺8,58

Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek, Cengiz Aytmatov’un mitoloji ile gündelik hayatı bir araya getirdiği ve insanlığın en büyük erdemlerinden olan metanet ve fedakarlığın trajik hayatlarımızda ne kadar büyük bir öneme sahip olduğunu eşsiz bir üslupla anlattığı hikayesidir. Okuyucuyu hüzünlendiren ve tesiri altına alan bu hikaye, Aytmatov’un diğer hikayelerinden farklı olarak bir bozkırda değil, denizin tam ortasında geçer. Bir yaratılış efsanesi ile başlayan hikayede bir babanın, evladı için hayatından vazgeçişinden bahsedilir. Hatta yalnızca bir babanın değil, küçük bir çocuk olan Kirisk’in yaşaması için üç adamın ölüme gidişi âdeta yüreğinize işlenerek anlatılır. “Koca bir denizin ortasında susuzluktan ölüp gitmek korkunç bir şeydi. Eskiden övündüğü nesi varsa hepsi yok olup gitmişti ve ölüm hiç de uzak değildi artık. Ama göğsündeki yüreği yine gençlik yıllarındaki arzularla, tutkuyla çarpıyor, gönlü kocamıyordu. Ne büyük bir felaketti gönlün hiç yaşlanmaması! Çünkü, gönül yaşlanmayınca, düşleri, düşünceleri de değişmiyordu. Ve insan ancak rüyada, düşüncelerde hür ve ölümsüzdü…"


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 110
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺13,26

Cengiz Aytmatov’un birbirinden güzel üç hikayesinin yer aldığı kitap; aslında insan, mekan ve hafıza arasında birbirini sürekli besleyen ilişkinin göz önüne serilmesi bakımından büyük önem taşıyor. Aytmatov, Asker Çocuğu isimli hikayesinde tıpkı çocuk kahramanların olduğu diğer hikayelerindeki gibi, çocuğa uçsuz bucaksız bir hayal dünyası vermiştir. Yazarın bu hikayesinde yetim bir çocuğun babaya duyduğu hasret okuyucuya öyle kuvvetli hissettirilmiştir ki, kısacık bir hikayede bunu başarmak elbette Aytmatov’un ustalığını bir kez daha ispatlamaktadır. Beyaz Yağmur hikayesinde aşkın tertemiz halini, Yıldırım Sesli Manasçı’da ise ölümsüz olanın fikir olduğunu anlatan Aytmatov, şu sözlerle Kırgız kahramanını bir Manas anlatıcısına dönüştürür: “Bu dünyada insanlar doğar ve ölür. (…) Ama dünyada, insan hafızası zamana meydan okur. İnsanın kendi hayatı, göz açıp kapatıncaya kadar geçen zaman kadar kısadır. Ölümsüz olan düşüncedir, fikirdir. Ve bu fikirler insandan insana geçer. Ölümsüz olan Manas’tır”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 60
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺8,58

Büyümek ne demektir? Ergenlikten, çocukluktan nasıl çıkar, nasıl yetişkin olur insan? Sorumluluk sahibi biri olduğunda mı, yoksa kendisini çevreleyen dünyaya, koşullara başkaldırdığında mı? Aytmatov, Sultanmurat’ta işte bu evrensel sorunun peşinde koşuyor. On beş yaşında bir çocuğun, ve dört arkadaşının, okul sıralarından kalkıp doğayla ve insanlarla çetin bir mücadeleye giriştiği çarpıcı bir hikâye Sultanmurat! Savaşın, sert ve acımasız doğal ve toplumsal koşulların gölgesinde kıyasıya bir mücadelenin hikâyesi… İyi okumalar! “Bitirmek zorundayız bu işi. Yumuşak, sert demeyip her yere sürüyorum sizi, fakat başka türlü ekin yetişmez.

İhtiyar Çekiş ‘Değişmeyen bir yasadır, her ekmeğin mayasında biraz ter vardır,’ diyor. Ama ekmeği yiyenlerin tümü bilmezmiş bunu, ya da akıllarına gelmezmiş. Ekmek çok önemlidir bizim için, onsuz edemeyiz. Buraya, Aksay’a o amaçla geldik...”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2017
₺7,00 KDV Dahil

Elveda Gülsarı, Cengiz Aytmatov'un opus magnumlarından biridir. Gülsarı adlı ünlü bir cins atın ve sahibi Tanabay’ın çalkantılı hayat hikayeleri romanın ana temasını oluşturur. Bolşevik Devrimi’nin coşkusu, değişim fikrinin büyüsü ve insan-doğa ilişkileri son derece ustalıkla ve nesnel bir biçimde dile gelir romanda. Hemen ardından sökün eden yozlaşma, bürokratikleşme ve çöküşse hüzünlüdür. Teoriyle pratiğin çeliştiği noktada bir muhasebedir başlar… yaşamla ölümün sınırında bir özeleştiri!

Bir atın yaşam döngüsüyle insanın ve toplumun yaşam döngüsünü, “evcilleşme”yle “modernleşme”nin trajik sonuçlarını mükemmel bir biçimde anlatan dev bir ağıttır Elveda Gülsarı. Yitirilen özgürlüğe, eşitliğe ve komünal topluluğun kardeşliğine yakılan bir ağıt…

İyi okumalar!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺15,40

İyi yürekli dedesinin himayesine terk edilmiş küçük çocuk balık olmayı, böylece Isık-Göl’de ağır ağır seyreden beyaz gemiye ulaşmayı düşler. Gemide hiç görmediği babası vardır; yanıbaşındaysa engin ve korkutucu bir orman... Dedesi hamarat Momun küçük torununa kimsesiz çocukların ve ormanın koruyucusu Boynuzlu Geyik Ana’nın masalını anlatır durmadan. Boynuzlu Geyik Ana ormanın içinden çıkıp gelecektir elbette; gelişiyle insan gaddarlığının bütün gerçekliğini gözler önüne sererek…

“Dedemin daha bir nice masalı vardır! Kimi üzücüdür, kimisi acıklı, insan dinledikçe gözleri yaşarır. Ama ben bunlardan en çok Boynuzlu Geyik Ana masalını severim. […] Bu masalı sen de biliyor musun, baba? Dedem masalda anlatılanların hepsinin doğru olduğunu söylüyor. Bir zamanlar olmuş bu şeyler. Biz hepimiz Boynuzlu Geyik Ana’nın çocuklarıymışız.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺11,90

Olmadık yerde masumca filizleniverir bir tohum, aşk olur.
Çiçek açtığında onu görmezden gelmek ne mümkün...

İkinci Dünya Savaşı yıllarında geçer Cemile’nin hikâyesi. Bu hayat dolu ve güzel kadın, savaştaki kocasının küçük erkek kardeşi ve onun annesiyle birlikte yaşamaktadır. Köyde neredeyse bütün erkekler cephededir ve savaş alanına erzak taşıma işi kadınlara kalmıştır. Cemile de kocasının kardeşiyle birlikte çuvalla buğday taşıma işine girer, savaştan yaralı olarak dönen Danyar da onlara yardım edecektir. Sessiz, içine kapanık, kimsesiz bir adamdır Danyar. Ve yolda çuvalları getirip götürürken, olmadık yerde masumca filizleniverir bir tohum, bir türküyle…

Cemile, Cengiz Aytmatov’un dünya çapında tanınmasına vesile olan hikâyesidir. Hikâyeden çok etkilenen Fransız şair Louis Aragon onu Fransızcaya çevirmiş, kitap böylece Avrupa’da yayımlanmış ve büyük ilgi görmüştür.

“Dünyanın en güzel aşk hikâyesi.”

-Louis Aragon


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺9,80

Engin deniz gebedir kendisi gibi düşüncelere; ucu bucağı olmayan, nerede bitip nerede başladığı bilinmeksizin birbirine karışarak çoğalan düşüncelerdir bunlar. Ölümse kimi zaman öğrenmenin bir yoludur. İkisi de deneyimli birer avcı olan Emrayin ile Mılgun kürekleri çekedursunlar, ilk kez ava çıkan küçük Kirisk ve ahir ömründe düş kurmaktan vazgeçmemiş olan Orhan Dede’nin hayalleri, korkuları, umutları bir olur sanki. Ve küçük Kirisk ilk avından eli boş dönse de, yeryüzüyle bağı kopmuş olan sandalda bekleyen üç kahramanın ölümü, sonsuz beyazlığın ortasında yapayalnız kalan Kirisk’in yol göstericisi olacaktır.

“Ne kürekleri çekip çevirecek gücü vardı ne de kayığı götüreceği bir yer. Babasının, Mılgun Amcasının sudan çıkarıp düzgünce yerleştirdikleri küreklere üzgün üzgün baktı. Sisler arasında kendi kendine sürüklenen sandal bilinmeyen bir yöne doğru yol almaktaydı. Çevresini aynı sessizlik, insanın tüylerini ürperten, iliklerini kurutan aynı korku sarmıştı.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 123
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺10,85

Cengiz Aytmatov’un en önemli hikâyelerinden dördünü bir araya getiren bu kitapta, Yüz Yüze, Askerin Oğlu, Deve Gözü ve Oğulla Görüşme isimli hikayeler yer almaktadır.

Yüz Yüze, yeni evlenen bir çiftin trajik hikayesidir. Evliliğinin baharındayken savaş patlak verince askere gitmek zorunda kalan Cumabay ölüm korkusuna yenik düşer ve askerden kaçar. Geceleri gizlenerek evinde, gündüzleriyse mağaralarda yaşamaktadır. Zorlu koşullar onu gitgide daha fazla etkilemeye ve değiştirmeye başlar. Kötülük sabit bir töz değildir, koşullar insanı etkiler ve değiştirir. İyilik, kötülük ve değişim üzerine harika bir hikâyedir Yüz Yüze.

Askerin Oğlu’ysa babası savaşta ölen bir yetimin hikayesidir. İnsanın gerçekte yetim olmadığını, olamayacağını çarpıcı bir şekilde gözler önüne serer. İnsanı toplum yetim yapar!

Deve Gözü’nün temasıysa, insanın doğayla ve olumsuz koşullarla mücadelesidir. Zor, karşısında yenik düşerseniz zordur. Oysa hep daha ötesini hayal edenler kazanırlar nihayetinde!

Oğulla Görüşme’de kahramanımız yaşlanmıştır. Yıllar önce vuku bulan ama yüzleşilemediği için kapanmayan bir yara bir gün aniden açılır. Savaşta ölen oğlu aklına gelir adamın ve aslında onun ölmediğini anlar… Baba ölmedikçe oğul, oğul ölmedikçe de baba yaşamaya devam eder!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 157
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺12,60

Eski bir efsaneye göre, Ebedi Gelin, Üzengili Dağları’nda kayıplara karışan sevgilisini yüzyıllardır arayıp durmaktadır; sınır tanımayan insan kötülüğü onu elinden almıştır. Ebedi Gelin’in ağıdı, yüzyıllar sonra bile, kaderin bir araya getirdiği insanların karanlık trajedisine karışır. Sarp dağların yorgun yırtıcısı Jaabars, piyasa ekonomisinin ağırlığı altında ezilen dışlanmış Arsen Samançin, paraya önem vermeyen zengin avcılar, güzel bakışlı Eles, hırslarına yenik düşen yoksul köylüler… Hepsinin kaderi bir dağ başında birleşecektir.

“İşte onlar yan yana, üzengi üzengiye gidiyor ve gözleri önünde daha önce hiç görmedikleri bir dünya açılıyormuş. Bu tür anların sonsuza dek sürmemesi ne kötü… Damat hızla giderken onu kucaklamış ve kız da ona sokulmuş. Onu öpmüş ve onlar yine, yine öpüşmüşler. Atlar koşmuş, onlar da sonsuza kadar birleştiklerini bilmiş, hissetmişler. ‘Seni seviyorum! Sen benimsin,’ diye bağırmış damat. ‘Ben her zaman seninim,’ diye cevap vermiş gelin.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺17,50

Kötülüğü engellemek mümkün müdür?

İnsanlığın hızla sürüklendiği yok oluşu, bu kaçınılmaz görünen kaderi engellemek mümkün müdür? Bir uzay istasyonuna kendini hapsedip kötülüğün alametlerinin peşine düşen bir Rus bilimadamı, yaptığı akıl almaz keşifle birlikte, dünyada köklü değişimlere yol açmayı umar. Kötülüğün genetik kodlarını çözerken, yolu ünlü bir fütürologla dramatik bir biçimde kesişir. Usta yazar Cengiz Aytmatov, bilimkurgu öğelerinin ağır bastığı bu romanında, esaslı sorular sorarak, insan kaderinin yönünü inceliyor.

“Gerçek şu ki yeryüzünde biz insanlar dışında bir kötülük kaynağı yok. Ama her bir insan kötülüğün kaynağını kendisi, kendi ailesi, nesli, milleti, devleti ve biraz daha ileri gidersek ırkı, dini, ideolojisi dışında, yani bir başkasında arıyor. Ve hayat kötülüklerle sürüp gidiyor. Nihayet, embriyoların hayatı protesto etmesine kadar geldik. Dur! İleride yol yok!”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺20,30

Setin İçindekiler:

  • Beyaz Gemi
  • Toprak Ana
  • Dişi Kurdun Rüyaları
  • Cemile
  • Sultan Murat
  • Elveda Gülsarı
  • Gün Olur Asra Bedel
  • Cengizhana Küsen Bulut
  • Yıldırım Sesli Manasçı - Yüz Yüze - Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek
  • Kızıl Elma - Oğulla Buluşma - Beyaz Yağmur - Asker Çocuğu - Deve Gözü

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 1981
En / Boy : 20 / 12,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2016
₺156,00

Cengiz Aytmatov, İkinci Dünya Savaşı’nın bütün şiddetiyle devam ettiği yıllarda Kırgızistan’ın bir köyünde, cephedeki askerlerin ihtiyaçlarını karşılamak için yediden yetmişe herkesin tabiat ve savaş şartlarıyla çetin mücadelesini anlatıyor. Cesur, zeki ve okulun güzel kızı Mirzagül’e tutkun Sultanmurat 15 yaşında olmasına rağmen cephedeki askerlere yardım etmek için seçilen köyün beş gencinden biridir. Sultanmurat’ın gözünden savaşın yıkıcılığını ve insanları adeta birer canavara dönüştürmesini anlatan Cengiz Aytmatov, diğer bütün eserlerinde olduğu gibi, bu hikayesinde de insana olan inancını vurgulamaktadır. Şartlar ne kadar ağır olursa olsun, insanın içinde sönmeden yanmaya devam eden o sevgi ateşi her türlü zorluğun üstesinden gelmek için insanın sahip olduğu en kıymetli hazinesidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 150
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺13,26

Aytmatov’a ilk büyük şöhretini kazandıran Cemile, bir çoklarınca en güzel aşk hikâyesi olarak değerlendirilmiştir. Gerçekten de Cemile, aşk ve tabiatın çocuk dikkat ve masumiyetiyle sunulduğu şahâne bir duygu tablosudur. Ayrıca töre ve çevre şartlarının insan unsurlarıyla ilişkileri açısından da olağanüstü bir hikâyedir.

“İşte şimdi burada, Villon'un, Hugo'nun, Baudelaire'nin Paris'inde, kralların ve devrimlerin Paris'inde, ressamların yüzyıllık Paris'i olmakla övünen her taşı ya bir tarihi, ya bir efsaneyi hatırlatan şu Paris'te Werther, Bérénice, Antoine ve Kleopatra, Manon Lescaut, Education Sentimentale, Dominique, hepsi birdenbire gözümden düşüverdi. Çünkü ben Cemile'yi okudum. Roméo Juliette, Paolo ve Francesca, Hernani ve Dona Sol, artık bunların hiçbiri gözümde değil, çünkü ben ikinci dünya savaşının üçüncü yılı yazında, 1943 yılının o Ağustos gecesinde Kurkureu vadisinde bir yerde Zahire arabaları ile giden Danyar ve Cemile'ye, bunların hikâyesini anlatan küçük Seyit'e rastladım.”

- Louis Aragon


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2017
₺10,14

Cengiz Han’a Küsen Bulut, aslında Cengiz Aytmatov'un Gün Olur Asra Bedel romanının içinde yer alması gereken ve onu tamamlayan uzunca bir bölümdür. Fakat, KGB'yi en çarpıcı örneklerle ağır bir şekilde suçlayan bu bölümün kitapta yer almasına izin verilmemiş ve yazar tarafından bu bölüm kitaptan çıkartılmıştır. Bugün heykelleri yıkılmakta olan Dzerjinski'nin kurduğu KGB için iktidar, daha doğrusu bu örgüt, hiç söndürülmeden yanması gereken bir sobadır. Bu sobanın yakıtı yalnız insandır. Yaş, kuru ayrımı yapılmadan insanlar yakılacaktır ki soba sönmesin. Bu romanında Aytmatov, Gün Olur Asra Bedel’in kahramanlarından öğretmen Kuttubayev'in nasıl öldüğünü anlatıyor. Kuttubayev'i suçlayan askerî savcı (KGB) en önemli delil olarak onun, Cengiz Han'la ilgili bir efsaneyi kaleme almış olmasını gösteriyor. Bu efsane, Avrupa'yı fethe giden Cengiz Han'ın Sarı-Özek'ten geçerken, ordu kafilesinde yer alan iki sevgilinin trajik ve bir o kadar duygusal hikâyesidir. Kitapta, hem çok güzel bir aşk hikâyesi hem de mutlak güç karşısında bireyin yeri gibi evrensel bir konu işlenmektedir. Anlatan Aytmatov olunca, orada, masal ve efsane aracılığıyla geçmişimizi, günümüzü hatta geleceğimizi apaçık görebiliyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺13,26

Beyaz Gemi, romanının kahramanı yedi sekiz yaşlarında bir çocuktur. Çocuk; saflığın, bozulmamışlığın ve geleceğin sembolüdür. Aytmatov, çocuğun saf ve temiz dünyasından, hayatın acı ve çıplak gerçeğine uzanan bir roman kurgusu oluşturmayı başarır. Ona göre; çocukluk, gelecekteki insan karakterinin tohumudur. Çocukluk kişinin dilini öğrenmeye ve çevresindeki insanlarla, tabiatla ve özellikle kültürle bağlarını hissetmeye başladığı dönemdir. Aytmatov, Beyaz Gemi’de destan, efsane ve masal gibi bir çok şifahî unsuru kullanmıştır. Geçmişi temsil eden ve masal anlatan dede ile geleceği temsil eden ve hem efsanevî hem de destansı bir mücadele veren çocuk arasında dramatik bir ilişki kurarak insan duygu ve düşüncelerine kendine has yorumlar getirir. Beyaz Gemi, Aytmatov’un, edebiyat âleminde geniş akisler uyandıran, verilmek istenen mesajla yaratılan tiplerin büyük bir uyum sağladığı eserlerinin başında gelmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺13,26

Cengiz Aytmatov, Toprak Ana romanında erkekleri askere alınan bozkırın ortasındaki bir Kırgız köyünde geride kalanların çektiği sıkıntıları anlatıyor. Eldeki yetersiz yiyeceğin muhtaç olandan başlanarak dağıtılması, dört gözle beklenen hasat zamanları, umutların hasat zamanına ertelenmesi, savaş yüzünden ürünün hemen hepsinin merkezden istenmesi, boşa çıkan umutlar, yine açlık, sefalet, bir yandan cepheden gelen ölüm haberleri, umutsuz bekleyişler, savaşın uzun sürmesi üzerine aşağı çekilen cepheye çağrılma yaşı, anaların evlatlarını bir bir askere göndermesi, ayrılıklar, gözyaşları... Yani tek kelimeyle ve bütün zulmetiyle; savaş. Cengiz Aytmatov, o her zamanki berrak ve akıcı üslûbuyla bizleri, adeta insanları öğütür gibi harcayan savaş düzeneğinin yarattığı trajedilerle sarsıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺11,70

Cengiz Aytmatov’un bütün dünyada geniş yankılar uyandıran bu romanı, yürek paralayan, tüyler ürperten bir haykırıştır. Fakat umutsuz bir çırpınış değil, tutsaklığa, baskılara ve sürgünlere karşı umudu hep diri tutan bir meydan okuyuştur. Yedigey Cangeldi, cepheden döndükten sonra Kazak bozkırlarında küçük bir tren aktarma istasyonunda çalışmaya başlar. Burada şahit olduğu ve uzak geçmişinden hatırladığı olaylar, aslında yekpare bir coğrafyaya kâbûs gibi çöken bir siyasî rejimin gümbür gümbür çöküşünün sebepleridir. Aytmatov, insanı yok sayan ve onu makineleştirmek isteyen sistemin aslında niçin çökmeye mahkum olduğunu bu romanında da gösteriyor. Yedigey, ölen emektar arkadaşı Kazangap’ın cenazesini mezarına götürürken, kendisinin ve milletinin geçmişini, acı-tatlı, düşündürücü yanlarıyla bir bir gözlerinin önünden geçirir. O gün, “asra bedel bir gün olur” onun için. Geçmişi, bugünü ve yarını büyük ustalıkla bir arada sunan Aytmatov, “Demiurg” uzay araştırmaları programı neticesinde keşfedilen bir uygarlığın, insanlarla iletişim kurma çabalarının yerküredeki yansımalarını gösterirken, adeta bizleri aynada kendimizle yüzleşmeye davet eder. Kazangap’ın götürüldüğü Ana-Beyit mezarlığı adını, Nayman Ana adlı efsanevî bir kadının orada gömülü olmasından alır. Aytmatov; Nayman Ana’nın hikâyesini verirken, dünyaya “mankurt” kavramını hediye eder. Bu garip, bu korkutucu kelime hangi anlama mı geliyor? İnsanın, yani bütün geçmişini her an beraberinde taşıyan varlığın yerini, hafızası ve hatıraları olmayan, ruhunu kaybetmiş, içi komutlarla doldurulmuş biyolojik bir makinenin aldığını düşünün.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 413
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺23,40

Bu kitap, yüzyılımızın önde gelen yazarlarından Cengiz Aytmatov’un büyük yankılar uyandıran son romanıdır. Aytmatov bu romanında iyi-kötü, ilahi adalet ve kader gibi çetin konuları sorgulamaktadır. İnsanın bu ezeli ve ebedi soruları, bir papaz okulu öğrencisinin düşüncelerinde, esrar kaçakçılarının, Kırgız çobanlarının ve kurtların hayat hikayelerinde irdelenmektedir. İlahi kudretin varlığını sürekli vurgulayan, ama sorumluluğu insanda ve insanların ortak sorumluluğunda arayan çok çarpıcı bir olaylar örgüsü anlatılmaktadır. Dişi Kurdun Rüyaları aynı zamanda çok etkileyici bir "çevre romanı"dır; Aytmatov’un, kirletilen Kırgız bozkırları ve bozulan tabiat dengesi karşısında haykırışıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 390
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺22,62

Elveda Gülsarı, ünlü yazar Cengiz Aytmatov’un en güzel romanlarından biridir. Cins ve ünlü bir yorga olan Gülsarı adındaki atın doğumundan, yaşlanarak ölümüne kadar geçen fırtınalı hayat macerası, romanın ana konusu gibi görünür. Ama, atın sahibi Tanabay’ın ve Tanabay gibi devrime inanmış Kırgız gençlerinin hayatı, daha az çalkantılı, daha az çileli geçmemiştir. Bunu, Tanabay’ın, can çekişen sevgili atının başında, yüreği üzüntülerle dolu olarak geçirdiği bir kaç saatlik süre içinde kendisiyle, geçmişiyle hesaplaşmasından anlıyoruz.

Tanabay, o bir kaç saatlik süre içinde kendi çocukluğunu, gençliğini ve yaşlılığını, sevinç ve acılarıyla, umut ve umutsuzluklarıyla, sevap ve günahlarıyla yeniden yaşıyormuş gibi hayalinde canlandırır. O kendini devrime, mutlu yarınlara adamış, ama siyasî rejim onun ömrünü mutsuzluklar ve sıkıntılar içinde geçirmesine sebep olmuştur.

Aytmatov, kendine özgü anlatım biçimi ve gücü ile, Kırgız-Kazak ellerinin doğasını, Kırgız-Kazak Türklerinin töresini ve folklorunu da pek canlı olarak gözler önüne seriyor. Aşk ve heyecan, çarpıcı örneklerle eleştiri, okur için derin edebi haz, yazarın bu eserinde yoğun olarak vardır. Tanabay’ın o çok özverili ama çileli hayatını okurken, onun gençliğinde yürekten bağlandığı bir siyasi rejimin, komünizmin, can çekiştiğini, bugünkü dağılma ya da çöküşün kaçınılmazlığını da görüyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺16,38
Tükendi

“Toprak Ana, Savankul gibi, Kasım gibi insanlar ölüyor da neden dağlar devrilmiyor, göller taşmıyor? Babasıyla oğul toprağı işleyen, çalışkan iki insandı. […] Onlar da didinmelerinin karşılığını başkalarından kat kat görecekleri için yaşamda pek çok mutluluk tadacaklardı. Söyle bana Toprak Ana, doğrusunu söyle:

Savaşmadan yaşayamaz mı insanoğlu?”

İnsan hep bir başka insana dökmez içini; kimi zaman bir ağaç, bir dere, belki de uzayıp giden bir yoldur onu dinleyen. Savaşın patlak vermesiyle köyün genç erkekleri cepheye gidince, geride kalanların sorumluluğunu üstlenen Tolgonay da işte böyle yapar; toprağa, Toprak Ana’ya anlatır derdini. O anlatırken, savaşın yol açtığı altüst oluşlar karşısında köy halkının mücadelesine, bu sırada verilen kayıplara, yarım kalan hayallere tanık oluruz biz de.

Cengiz Aytmatov, Toprak Ana ile devrimlerin ve savaşların ortasında altüst olmuş “sıradan” bir insanın yaşamına ışık tutuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺11,20
Tükendi

Yaşamlarını göçebelikle ve basit tarım ve hayvancılıkla sürdüren komünal topluluklar halinde örgütlenmiş Kırgız toplumu, aniden sökün eden Bolşevik Devrimi’nin ardından yepyeni bir dünya hayal etmeye koyulur.

Başlangıçta bu hayaller sınırlı sayıda bireyin ve hatta bazı durumlarda tek bir bireyin hayalleridir. Ve dirençle karşılaşır. Ama paylaşıldıkça ve desteklendikçe tüm toplumu değiştirir ve dönüştürür.

Tıpkı İlk Öğretmenim’de olduğu gibi…

Düyşen, devrim ideallerine inanmış bir Kırgız gencidir.

Savaş sırasında edindiği sınırlı eğitim onu kökten değiştirmiştir.

Yaşadığı köyde asırlardır devam eden ataerkil geleneklere başkaldırır ve çocukların eğitim görebilmeleri için bir okul inşa etmeye koyulur.

Şüphesiz ilk öğretmeni de o olacaktır bu derme çatma okulun. Hem köyün, hem kendisinin, hem de tüm gelecek kuşakların kaderini değiştirecek olan bu girişim çok acılı ve hüzünlü bir hikayenin de başlangıcıdır, bir destanın başlangıcı olduğu kadar!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺9,80
Tükendi

“Ya insanın yaratılışından bu, ya da ben böyleyim; hep bir şeylerin eksikliğini duyuyordum. […] Anarhay’da geçirdiğim son bir buçuk yılda oğlumun ve karımın özlemine dayanamaz olmuştum. Geceleri gözüme uyku girmiyordu. Samet’in gülümseyişi, tombul bacakları üstünde düşecekmiş gibi duruşu gitmiyordu gözlerimin önünden. Hele o körpe bebek kokusu sanki içime sinmişti.”

Kırgız halkının yaşadığı sancılı süreçleri çeşitli hayat hikâyeleri üzerinden işleyen Aytmatov, bu romanında hızla gelişen teknolojinin halkın yaşamına yansıyan olumsuz etkilerine odaklanıyor. Okur, birbirini seven, talihsiz bir olay sonucu yolları ayrılan ve en sonunda garip bir tesadüfle tekrar karşılaşan iki insanın parçalanmış hayatlarına tanık olurken, dönemin geniş toplumsal manzarasına da çeşitli açılardan bakma imkânı yakalıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺14,00
Tükendi

Neşeli, şakacı, sürekli türküler söyleyen çok güzel bir kadındır Cemile. Savaştaki kocasının erkek kardeşi, yani Cemile’nin “kiçine bala”sı ile su sızmaz arasından.

Bir gün ikisi, köyde bir başına yaşayıp giden yaralı asker Danyar’la birlikte, çuvallarla buğday taşıma işine koyulurlar.

Bir akşam dönüş yolunda Danyar türkü söylemeye başlayınca bu sessiz, kimsesiz, tuhaf adamın ruhunun derinliklerinde sakladığı yaşam sevinci duyurur kendini. Bu, güz vakti filizlenen bir aşkın da ilk tohumudur…

“Tanrım, o ne güzellikti öyle!

Ruhunun bütün zenginlikleri, aşkının coşkunluğu bu çehreden olduğu gibi okunabilirdi.

Gene de seyrettiğim bu çehreden fazla bir şey anlamazdım.

Şimdi bile şu soruyu kendime sık sık sorarım: Aşk denen şey ressamın, ozanın esinlenmesi gibi bir esinlenme midir acaba?”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺19,25
Tükendi

Bir güne kaç hatira, kaç yasanmislik, kaç hikâye sigdirilabilir? Söz konusu olan uzun bir yolculuksa, sayisiz... Yeri doldurulamaz bir geçmisi paylastigi dostu Kazangap’in cenazesini tasiyan Yedigey’in yolculugu, bütünüyle yasami sorusturan bir yolculuk olacaktir elbette; uzak hatiralardan söylencelere, sade mutluluklardan acili ölümlere, maddi yoksulluklardan manevi zenginliklere, geçmisin özünde ve kiyilarinda dolastiran bir yolculuk…

Insanin en güçlü ve en zayif, en bagimli ve en özgür, en seven ve en vazgeçen yanlarini derin ve çarpici bir dille anlatan bu romanda Cengiz Aytmatov, tipki bir madalyonun diger yüzünü çevirir gibi, içimizdeki ‘öteki’yi gözler önüne seriyor. “Kumbel’e giderken yol boyunca hep bunlari düsünmesi, zihninin hep bunlarla dolu olmasi Yedigey’i yorgun düsürmüstü. Ancak, düsüncelerinin akisi hep ayni yönde degildi. Bir an yakinda kutlanacak bir bayramin sevincini duyuyor, hemen arkasindan kaçinilmaz bir hastaliga yakalanacakmis gibi korkmaya basliyordu.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 410
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺20,30
Tükendi

Cengiz Han'a Küsen Bulut, Aytmatov'un olgunluk döneminin en güzel yapıtlarından biri, hatta Cengiz Han'a Küsen Bulut, Aytmatov'un olgunluk döneminin en güzel yapıtlarından biri, hatta en güzelidir. Totalitarizmin ve mutlak güç talebinin nihai sonucunu ve yarattığı emsalsiz tahribatı anlatmaktan öte, her sonun bir başlangıç olduğunu, umudun direnmek demek olduğunu da son derece edebi ve estetik bir biçimde ifade eder. Güç yozlaştırır, mutlak güç mutlak yozlaştırır! Mutlaka okuyun... “Ve davullar gümbürdüyordu. Onların sabahları böyle gümbürdemesi askerlerin kalkması için bir sinyalden çok daha fazlasıydı. İşte bu gürleyen davullar vasıtasıyla Cengiz Han o büyük sefere katılan her bir askerini tek tek uyarıyor, teşvik ediyordu. Talepkar ve yenilmez bir iradeye sahip Hükümdar, çalınan bu davullar vasıtasıyla kapalı kapıları aşıyor, uyananların zihnine giriyor ve böylece kendinden kaynaklananlar hariç diğer tüm olası düşüncelerin önüne geçmiş, insanlara kendi iradesini dayatmış oluyordu.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺11,55
Tükendi

Ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov, bu dört muhteşem hikayesinde, insanın farklı açılardan verdiği savaşı ve mücadeleyi anlatıyor; insanın insanla, bizzat kendisiyle ve doğayla mücadelesini…

Yıldırım Sesli Manasçı, Oyratların saldırısına uğrayan Kırgızların tarihinden bir kesittir; var olmaya çalışan bir halkın ve bir bireyin tarihinin kesiştiği kritik bir andır bu.

Kızıl Elma, bir kaybın ve arkasından gerçekleşen uyanışın hikayesidir. Eşinden ayrılmak isteyen birinin kızıyla imtihanı son derece çarpıcıdır.

Beyaz Yağmur, büyüyen ve kendi ayakları üzerinde durmak isteyen genç bir kadın ile annesinin çatışmalarını ve annenin dönüşümünü anlatır.

Baydamtal Irmağı’nda, işini layığıyla yapmak isterken hırsına yenik düşen genç bir adamın yaşadığı içsel çatışmaları konu alır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺9,80
Tükendi

Cengiz Aytmatov, eserlerinin tercüme edildiği 176 dilde hiç şüphe yok ki dünya edebiyatının içinde en fazla tanınan Türk yazarı. Yazdığı her eseri büyük bir zevkle okunan Aytmatov, bir arada sunduğumuz bu beş hikâyesinde güçlü bir sembolizm kullanarak aşkın o tertemiz heyecanını, gelenekleri ve tarihi, savaşları ve Kırgız Türkünün tarifi zor dramını ve en çok da vatan topraklarını, ülkelerini bayındır kılmak için bütün yokluklara, güçlüklere göğüs gererek çalışan gençleri anlatıyor... Bütün hikâyelerde yazarın çağlardan ses derleyen nefis üslûbunu ve eşsiz anlatım gücünü bulacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 118
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2017
₺6,50
Tükendi

Yazarın yazıldığı zaman büyük yankılar uyandıran üç hikâyesi...

"Yıldırım Sesli Manasçı'da insanın evrensel özünü yakaladım, beşerî olanı yakaladım. Her usta yazar, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, bütün insanlar arasında müşterek olan noktayı yakalar ve o noktayı hedef alarak eserlerini kaleme alır."

"Yüzyüze'de anlatmaya çalıştığım ana konu devlet otoritesi ve bireyin karşı karşıya gelmesi olgusudur. Bu sadece Sovyetler birliğinde olan bir olgu değildir; bütün savaşlarda devlet ve birey çatışması vardır.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺8,67
Tükendi
Kırgız yazar Cengiz Aytmatov (1928-2008), Kırgızistan'ın Frunze kentinde doğdu. Moskova Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ni bitirdi. Doğduğu toprakların insanlarını, onların geleneklerini ve yaşam biçimlerini, sevinçlerini ve acılarını, duygulu olduğu ölçüde gerçekçi bir dille ve evrensel boyutlarda anlattığı roman ve öyküleriyle kısa zamanda tanındı. 1963'de Lenin Edebiyat Ödülü'nü kazanan Aytmatov'un yapıtları çeşitli dillere çecrildi ve ona uluslararası ün kazandırdı. Cengiz Aytmatov'un tüm yapıtlarını 4 cilt halinde, Mehmet Özgül'ün yetkin Türkçesiyle, Rusça aslından tam olarak okurlarımıza kıvançla sunuyoruz.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 351
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2011
₺14,82
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 2722
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺88,89
Tükendi

Bir tutsağın içine korku salmak için onun kafasının uçurulacağını söylemek; onun hafızasını silme, son nefesine kadar taşıyacağı ve başkalarının anlayamayacağı tek kazancı olan bilincini yok etme cezası yanında hiç kalır. İşte Nayman Ana da oğlunun mankurt olduğunu öğrenince dayanılmaz bir acı ve umutsuzluk içinde, şu ağıtı yakmış: "Oy balam oy! İşkenceyle sakatlanan aklını karanlığın örtüsü yavaş yavaş kapladığında; zorla elinden alınan hafızan geçmişle bağlantısını koparanda; öz ananı, dağ dibinden akan ve kıyısında oyun oynadığın derenin şırıltısı, kendi adın, babanın adı, sana utana utana bakarak gülümseyen kızının adı, aralarında büyüdüğün bacı kardeş, hısım yoldaş herkesin hayali gözünde silinende; seni karnında taşıyıp bu günleri göstermek için doğuran anana kargışlar okumadın mı? Oy balam oy? Can balam oy!.." İnsanın temel meselelerini, aşkını, hasretini, düşüncelerini kısacası insanı anlattı Cengiz Aytmatov. Kökü Manas’tı. Gelenekten geleceğe uzanıyordu düşünceleriyle. Yepyeni ufuklara açılıyordu. Çocukluğunda dinlediği masallar, gençliğinde hasret ve hüzünle eşlik ettiği şarkılar, ozanların yaktığı türküler dünya görüşünün temelini oluşturdu. İnsanların gönlünü kazandı eserleriyle. Dünyanın dört bir tarafında okundu. O, yazılmamış bir tarihin dilini keşfederek sadece insanları ve tabiatı değil, insanın ve tabiatın hâllerini bu dille anlatıyor eserlerinde. Okuyucuyu çeken de onun bu özgün kurgusu ve üslubu oluyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 516
En / Boy : 12 / 16
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2012
₺9,63
Tükendi

Aytmatov, milletinin tarih boyunca kazandığı sosyal, kültürel, ahlaki, edebî, askeri yani, bütün maddi, zenginliğini eserlerine yansımış, yaşadığı coğrafyanın insanının tarih içinde kazandığı değerleri, acılarını, kahramanlıklarını, tecrübelerini yazıya döküp ölümsüzleştirmiş, halkının içine düştüğü zor durumları eserlerinde en güzel şekilde anlatmış, onların çözümlerine dair ipuçları göstermiş, eserlerinde kendi ifadesi ile ‘tipik insan’ı ortaya koymaya çalışmış bir yazardır. Hikâyelerinde milletinin temel mülkü olan millî hafızaya ait efsane, destan, masal, hikâye ve türküleri, bunların meydana geldiği şartları, ardındaki hikâyeleri, insanları kullanırken, Kırgız Türk kültürünü, psikolojisiyle, duyuş ve anlayış tarzıyla, maddi manevi zenginliğiyle o kültürü bina edenlerin evlatlarına yeniden hatırlatmaya çalışmıştır. "Her yazar bir milletin çocuğudur ve o milletin hayatını anlatmak, eserlerini kendi millî gelenek ve törelerini kaynak alarak zenginleştirmek zorundadır. Benim yaptığım önce bu, yani kendi milletimin geleneklerini ve hayatını anlatıyorum. Fakat orada kaldığınız takdirde bir yere varamazsınız. Edebiyatın millî hayatı ve gelenekleri anlatmanın ötesinde de hedefleri vardır. Yazar, ufkunu millî olanın ötesine doğru genişletmek ve ‘evrensel’ olana ulaşmak için gayret göstermek durumundadır. İyi yazar ‘tipik insan’ ortaya koyma ustalığına erişen yazardır."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 239
En / Boy : 11,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2012
₺16,00
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 11,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2012
₺5,93
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 46
En / Boy : 11,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2012
₺2,96
Tükendi

Aytmatov, milletinin tarih boyunca kazandığı sosyal, kültürel, ahlaki, edebi, askeri yani bütün maddi ve manevi zenginliğini eserlerine yansıtmış, yaşadığı coğrafyanın insanının tarih içinde kazandığı değerleri, acılarını, kahramanlıklarını, tecrübelerini yazıya döküp ölümsüzleştirmiş, halkını içine düştüğü zor durumları eserlerinde en güzel şekilde anlatmış, onların çözümlerine dair ipuçları göstermiş, eserlerinde kendi ifadesi ile ‘tipik insan’ı ortaya koymaya çalışmış bir yazardır. Hikayelerinde milletinin temel mülkü olan milli hafızaya ait efsane, destan, masal, hikaye ve türküleri, bunların meydana geldiği şartları, ardındaki hikayeleri, insanları kullanırken, Kırgız Türk kültürünü, psikolojisiyle, duyuş ve anlayış tarzıyla, maddi manevi zenginliğiyle o kültürü bina edenlerin evlatlarına yeniden hatırlatmaya çalışmıştır. "Her yazar bir milletin çocuğudur ve o milletin hayatını anlatmak, eserlerini kendi milli gelenek ve törelerini kaynak alarak zenginleştirmek zorundadır. Benim yaptığım önce bu, yani kendi milletimin geleneklerini ve hayatını anlatıyorum. Fakat orada kaldığınız takdirde bir yere varamazsınız. Edebiyatın milli hayatı ve gelenekleri anlatmanın ötesinde de hedefleri vardır. Yazar, ufkunu milli olanın ötesine doğru genişletmek ve ‘evrensel’ olana ulaşmak için gayret göstermek durumundadır. İyi yazar ‘tipik insan’ ortaya koyma ustalığına erişen yazardır."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 63
En / Boy : 11,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2016
₺11,20
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 367
En / Boy : 11,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2013
₺10,37
Tükendi

"Ağlama Altınay." dedi. "Birlikte diktiğimiz kavakları ben büyüteceğim. Büyük bir kadın olup da döndüğün zaman ne kadar güzel olduklarını göreceksin." (...) Kavaklarım benim. Körpecik fidan olduğunuz o yıllardan bu yana ne kadar çok şey değişti. Sizi diken, büyüten insanın bütün istekleri gerçekleşti. Ama siz neden böyle üzgün hışırdıyorsunuz? Kışın yaklaştığına, yapraklarınızın döküleceğine mi üzülüyorsunuz? Yoksa sizi böyle üzen halkımızın büyük acısı mı? Evet, kış geceleri soğuklar donduracak, fırtınalar dağlarda, vadilerde uğuldayacak. Ama sonra bahar gelecek... İnsanın temel meselelerini, aşkını, hasretini, düşüncelerini kısacası insanı anlattı Cengiz Aytmatov. Kökü Manas’tı. Gelenekten geleceğe uzanıyordu düşünceleriyle. Yepyeni ufuklara açılıyordu. Çocukluğunda dinlediği masallar, gençliğinde hasret ve hüzünle eşlik ettiği şarkılar, ozanların yaktığı türküler dünya görüşünün temelini oluşturdu. İnsanların gönlünü kazandı eserleriyle. Dünyanın dört bir tarafında okundu. O, yazılmamış bir tarihin dilini keşfederek sadece insanları ve tabiatı değil, insanın ve tabiatın hâllerini bu dille anlatıyor eserlerinde. Okuyucuyu çeken de onun bu özgün kurgusu ve üslubu oluyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 62
En / Boy : 11,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2013
₺3,70
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 73
En / Boy : 11,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2013
₺2,96
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 11,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2013
₺5,18
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 11,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2013
₺5,18
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 79
En / Boy : 11,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2012
₺3,70
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 409
En / Boy : 11,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2012
₺10,37
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 11,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2012
₺8,89
Tükendi

Aytmatov, milletinin tarih boyunca kazandığı sosyal, kültürel, ahlaki, edebî, askeri yani, bütün maddi, zenginliğini eserlerine yansıymış, yaşadığı coğrafyanın insanının tarih içinde kazandığı değerleri, acılarını, kahramanlıklarını, tecrübelerini yazıya döküp ölümsüzleştirmiş, halkının içine düştüğü zor durumları eserlerinde en güzel şekilde anlatmış, onların çözümlerine dair ipuçları göstermiş, eserlerinde kendi ifadesi ile ‘tipik insan’ı ortaya koymaya çalışmış bir yazardır. Hikâyelerinde milletinin temel mülkü olan millî hafızaya ait efsane, destan, masal, hikâye ve türküleri, bunların meydana geldiği şartları, ardındaki hikâyeleri, insanları kullanırken, Kırgız Türk kültürünü, psikolojisiyle, duyuş ve anlayış tarzıyla, maddi manevi zenginliğiyle o kültürü bina edenlerin evlatlarına yeniden hatırlatmaya çalışmıştır. "Her yazar bir milletin çocuğudur ve o milletin hayatını anlatmak, eserlerini kendi millî gelenek ve törelerini kaynak alarak zenginleştirmek zorundadır. Benim yaptığım önce bu, yani kendi milletimin geleneklerini ve hayatını anlatıyorum. Fakat orada kaldığınız takdirde bir yere varamazsınız. Edebiyatın millî hayatı ve gelenekleri anlatmanın ötesinde de hedefleri vardır. Yazar, ufkunu millî olanın ötesine doğru genişletmek ve ‘evrensel’ olana ulaşmak için gayret göstermek durumundadır. İyi yazar ‘tipik insan’ ortaya koyma ustalığına erişen yazardır."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 142
En / Boy : 11,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2010
₺5,18
1
Çerez Kullanımı