• Yayınevi: Can Yayınları (Ali Adil Atalay)
  • Hamur Tipi: 2. Hamur
  • Sayfa Sayısı: 176
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9786055155735
₺37,90
  • Yayınevi: Can Yayınları (Ali Adil Atalay)
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9786257611275
₺29,90
  • Yayınevi: Can Yayınları (Ali Adil Atalay)
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı1: . Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9786257611282
₺29,90

Bu kitabı bir anneye yazdıran 01.06.2018’de bir babanın ve oğlunun evlerine dönerken zalim kaderin onları alı koyması bir trafik kazası sonucu hayata zamansız bir zamanda veda etmeleri. O gün iki canın; canları, hayallerinin yanında onların yollarını bekleyen anne ve kızının da hayatının sonu olmuş. Hiç hesapta ayrılık yokken yirmi yedi yıl süren bir mutluluk çatısı altındaki o hayaller uzun bir hayat yaşayacaklarını düşünen anne ve babanın çocukları için kurdukları hayaller, yarınlar ve umutları hepsi bir anda yok olmuştu. Okulunu bitirmiş altı sene süren hasretliğin ardından kavuşmayı beklerken daha uzun hasretliklere dönüşü olmayan yol olan hakkın yollarına yolları düşmüştü. Daha diplomasını almadan hayallerini gerçekleştirmeden annesi ona sarılıp hasret gidermeden oğluna kavuşmayı beklerken hayat bitti...O 01.06.2018 olan kara tarih aynı zamanda kara cuma olan o gün canlarımla bende kendimi onlarla kadere teslim ettim. Daha taze olan iki cana kıymıştı zalim kader.

Dayanılmaz bir acı ızdırap dolu duygularımın tercümanı olan içime sığmayan yaralarımdan akan gözyaşlarımla kalemime dökülen her bir kelimesi canımı yakar bir yanar dağ gibi kalbinde benliğinde hep acı vardır. Tek öğünün acıdır. Tek rengin SİYAHTIR...

 

  • Yayınevi: Can Yayınları (Ali Adil Atalay)
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9786257611268

₺37,90

Kenter Pircan (Şah İsmail Gülsoy) 10.10.1973 yılında Sivas’ın İmranlı ilçesinin Başlıca (Pirikan) köyünde doğdu.

Alevi İslam inancına mensup olan Kenter Pircan, 2009 yılından itibaren İstanbul’da Cem evleri bünyesinde Alevi geleneklerine göre, dini hizmetleri veren Alevi bir din adamıdır.

Araştırmacı bir yazar, şair ve ressam olan Kenter Pircan, yazmış olduğu Işığa Giden Yol adlı bu eserinde topluma bir nevi ışık tutmuştur. Alevilikle ilgili yaptığı bu araştırmasında ayrıca şiir ve resimlerini de Canların beğenisine sunmuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺37,50

Kâinatın tek noktası
Şahı Merdan sırrım Ali
Akıl ermez nur ötesi
Şah’ı Merdan nurum Ali

Hiç söner mi aşkın nuru
Edep erkân ile yürü
Sinedeki Musa turu
Şah’ı Merdan Yezdan Ali

Evvel ahır batın idin
Cümleâleme ilim yaydın
Hemi güneş hemi aydın
Şah’ı Merdan Velim Ali

On İki İmam ser çeşmesi
Sevenin yanıp pişmesi
Gelenin konup göçmesi
Şah’ı Merdan Nebi Ali

Ali İrfan geldim sana
Arzu halim ol Sultana
Aşkı ile yana yana
Şah’ı Merdan Hüdam ALİ


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺37,50

Kemeri Sıksan

Biliyorum derdim çoğaldı tende

Hiç ilacı yoktur, lokman kâr etmez

Savrularak gittim, döndülçe cemde

Cemsizlerin canı, on para etmez

Yıllar yılı peşin sıra yürüdüm

Gözyaşımdan saman gibi çürüdüm

Af af diyerek it gibi ürüdüm

Benlik ile amel, on para etmez

Gel Turabi’den al, güzel haberi


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2015
₺30,00

“Lütfi Kaleli’de değerli bir öykücü kişiliğini, bütün nitelikleriyle daha şimdiden görebildiğimizi açıkça söyleyebiliriz.”

Rıfat Ilgaz

“Lütfi Kaleli’nin “GÖRGÜ”sünü merakla ve rahatça okudum. Kaleminin günden güne gelişmesi sevindirdi beni. Arkadaşım, bildiği konuları, bildiği çevreyi zorlamalardan uzak, en güzel biçimde anlatıyor.

Bir başka açıdan bakmış Aleviliğe, dedelere. Ayrıntılarıyla veriyor toplantıları, dedelerin öğütlerini… “Hakullah”da Ümit İlhan Kaftancıoğlu olumsuz yönden almıştı dedelerin durumunu. Kaleli, “Görgü"iyimser”

Muzaffer Hacıhasanoğlu


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺37,50

Gülbang Dua: Yüce Tanrı kullarından Salat dua edin Rabbinize boynu bükük gizlilik içinde dua edin. Araf 55 Bu duyuru kimileri için namaz, niyaz, naz olarak yaşatılmıştır. Yüce Tanrı: Siz otururken, uzanırken, yürürken, binek üstünde giderken ve çalışırken yakarır, dua’nızı yapabilirsiniz der.

Yüce Tanrı’nın kullarına Ne isterseniz alırsınız demesi gibi, kulların da DUA ile yaratıcısına yaklaşması ne güzel olur.

Her muhtaç olan, kendinde olmayanı olanından ister. Ağlamayana meme yok! misali, kullar da; Kilisede, Havra’da, Sinagog’da, Cami’de, Cemevlerinde yaratıcılarına kendi lisanları ile yakarır, dua ederler.

Alevi-Bektaşiler de kendi lisanları ile Cemevlerinde, iş yerlerinde, meskenlerinde, yakarır ve dua ederler.

Dua, yerin göğün direğidir. Dua, bir şeyin talebidir. Yüce Tanrı ol dedi oldu, talep etti istediği vücut buldu.
Tanrı’nın kullarına tebliği vardır. Dua, kulun Tann’sına varmasıdır. Dua ibadettir, İbadetin özüdür. Dua yapılırken bireysel değil, tümlüğe gizliğe yapılmalıdır. Çünkü tüm varlık zincirin halkası gibi birbirine eklidir, zincirin biri çürürse öbürleri zedelenir.

Bu yüzden tüm varlığın yaşaması için dua etmek gerekir. DUA’da; her âşığa, arife, pire, mürşite gelen bir ilhamdır. O anda ne gelirse onu söyler.

Kuran’ın muhtelif 93. ayetinde yakarma dua’sı mevcuttur: bu eserde onları da bulacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺30,00

‘‘Ruhum bembeyaz bir perdenin arkasından sıyrılıp, kapkara dumanların arasında kederleri ilmek ilmek alıp bedenime kara közlerini sürüyor.

Ben ise karmakarışık yitik duyguların arasında kaybettiğim insanlığımı arıyorum. İnsanlık onurunun yerlerde süründürüldüğü anın dillendirildiği o gün, zifiri karanlıkta dualar ediyorum ; yapayalnız, tekbaşıma, bedenim çıplak, ruhum çırılçıplak…

Ellerim, yüzüm simsiyah, karanlıklara gömülen ruhumu takip ediyorum anadan üryan, bu yolculuğun nerede biteceğini bilmeden.

Dolaşıyorum tüm yeknesallığım ile yapayalnız. Küçükkaya’da üzerime sürülen karayı çıkartma isteği alevleşiyor, bu koca, bu serseri evrende.’’


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺27,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺30,00

Zeki Büyüktanır,"Bizim kuşak 1923 Anadolu Aydınlanmasının yani Atatürk Cumhuriyeti'nin ilk öncü kuşağıdır."diyor. Yunus Emre gibi nice değerlerin, bilgelerin, ozanların bu dönemin aydınlığı ile gün yüzüne çıkarıldığını, değer bulduğunu belirtiyor.

Zeki Büyüktanır bugüne kadar olan çalışmalarında hoşgörüye, dayanışmaya, insan olma erdeminin önemine, kültürlerin beşiği Anadolu ve Mezopotamya'nın tarihsel değişimine yer verdi. Anadolu'nun değerleriyle, inançları ve siyasal, kültürel, sosyal örgütlenmeleriyle önemine vurgu yaptı.Şeyh Bedrettin Destanı"ndan, büyük ozan "Yunus Emre"ye uzanan dizeleriyle hem derin bir düşünceyi, hem de bu toprakların direncini duyumsattı bizlere.

''İnsan, Sevgi Anadolu" adlı yapıtındaki bu üç sözcük aslında Zeki Büyüktanır'ın yörüngesi oldu. Diğer tüm yapıtlarını da bu yörüngede üretti.

Yazarımız, daha öncesinde Yunus Emre ile ilgili bir oyun yazmıştı. Bu oyunda Yunus Emre, hakkını arayan, arsıza, aymaza haddini bildiren, oymağın hesabını soran, güçsüzün yanında güçlüye doğru yol gösteren bir kişilik olarak yansıtılır. Bu son çalışmasında ise, onun daha çok evrenselliği ve hümanist yanı ön plandadır. Sevgi, barış, evren, olgunluk, alçakgönüllülük, eli açıklık gibi kavramlar üzerinde durmaktadır.

Kitapta Vecihi Timuroğlu'nun Yunus Emre Üzerine Bir Deneme adlı yapıtına da yer veren yazarımızın kaleme aldığı diğer başlıklar şöyle: "Yücelik", "Anadolu Aydınlanmasının Türk Hümanizmasının Öncülerinden Tevfik Fikret","Semah", "Yunus İle Hasbihal".

Ferhat İşlek


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺22,50
₺30,00

Cerrahpaşa

Şahram-Adil on gün kaldı
Gönlünü sevdaya saldı
On dokuz gün orda kaldı
Halen ismin Cerrahpaşa

Beş binleri geçmeyecek

Ben Rabbimden rica ettim
Türk halkını hesap ettim
Gönlümü günlüne kattım
Beş binleri geçmeyecek

Dileğim budur Mevla’dan
Gönlüne gönlümü katsam
Canımı uğruna satsam
Beş binleri geçmeyecek

Şahram-Emiş-Adil söyler
Sığınır Rabbinden diler
Rabbinde var yüce hüner
Beş binleri geçmeyecek


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 384
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺45,00

Ozanlar

Ozanlar aşmıştır korku dağını
Her ne görmüş ise yazar ozanlar
Özde ayıramaz solu sağını
Kirli siyaseti bozar ozanlar

Sevgiden başkaca bir mezhep bilmez
Ne kadar çekseler ham yola gelmez
Davası insanlık ölse de dönmez
Vahdet birliğinde gezer ozanlar

Bütün gayretini hizmete verir
Bir gayesi vardır menzile yürür
Sabıra sarılır menzile varır
Hak’tan bir nidaya benzer ozanlar

Gönül âleminde seyrana dalar
Aşk ile feyzini batından alır
Evveli ahiri hep Hak’tan bilir
Kördüğüm ipleri çözer ozanlar

Şaşkını düşkünü Er Hak kaldırır
Şu garip Ferman’a mânâ bildirir
Varır Serçeşme’den kabın doldurur
Elekten eleğe süzer ozanlar


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺18,00

İbrahim Hakkı Yılmaz 1930'da Erzurum ili, Hınıs ilçesinde doğmuştur. Allah ona daha uzun ömür versin, şuan kendisi 89 yaşındadır. Kendisi bu yaşına kadar, çok şey yaşamış ve görmüştür. İbrahim Hakkı Yılmaz, yani dedem bu dünyada tanıdığım en iyi, en merhametli ve en inançlı insanlardan biridir. Dedem hiç okula gitmediği halde, çok iyi okur ve çok iyi yazardır. Kendi imkanları kendisini çok iyi yetiştirmiş ve geliştirmiştir. O Hiçbir zaman imkansızlıkları kendine engel olarak görmemiş ve her durumda azim ve mücadele göstererek bütün engelleri aşıp, en iyi sonuçlar elde etmiştir. Bu yazmakta olduğumuz kitap dedemin, dördüncü kitabı olacaktır.

İbrahim Hakkı Yılmazın en büyük varlığı, onun kişiliği, ahlakı ve dürüstlüğüdür. İnsanlar, İbrahim Hakkı Yılmaz ismini duyunca, akıllarına ilk gelen şey, saygınlığı, ahlakı ve inançlığı kişiliğinden ödün vermeyen halidir. Dedemi tanıyan, tanımıyan herkez ona itimat eder, hiç çekinmeden canlarını ve mallarını teslim ederler. Çünkü dedem kendi yakınlarını, akrabalarını, kapı komşularını kendi ailesinin bir ferdi olarak, görür herkese sevecen ve faydalı olur. Bunlardan hiçbir şey esirgemez, misafirsiz bir gün bile geçirmek istemez. Dedem çok paylaşımcı ve inançlı bir insandır. Dedemin Allah inancı ve kul sevgisi çok yüksek bir derecededir. Dedem dünyada ne kadar canlı varsa, bu canlıların hepsinin yaşaması gerektiğini savunur... Zorunlu hallerde hariç Hiçbir zaman Hiçbir canlıya zarar vermek istemez, zarar vermek istiyenleride uyarır. Bu düşüncede olan insanlar merhamet ve inancının gereğini yapmaktadırlar. Dedem her zaman kendi yakınlarına, eşine, çocuklarına, torunlarına ve tüm tanıdıklarına bu tarzda öğütler verir, hem insanlarda farkındalık yaratıp, hemde daha iyi insan olmalarının arzusu içinde yaşar. İbrahim Hakkı Yılmaz dediğim gibi çok inançlı ve itikat sahibi bir insandır. Ondan öğrendiğimiz çok şey olmuştur. Onun sayesinde dini yönden çok faydalı bilgiler edinmişizdir... Dedem aynı zamanda hem yakınlarına, hemde tüm topluma faydalı olmayı istemektedir. Yazılan bu kitapların tek amacı, insanların doğru bilgileri öğrenmeleri ve bilmedikleri bu yönleri daha kapsamlı bir şekilde araştırmalarıdır. Toplum olarak bu bilgilerin eksikliği, bizi çoğu zaman hiç hoş olmayan durumlarda bırakmıştır. Savunduğumuz yolun gereğini ve önemini bilmedikten sonra, araştırmadıktan sonra istediğimiz kadar biz aleviyiz demiş olsakta, bu terimlerin altını doldura bilmemiz gerekir. Biz aleviliği, bizleri bilmeyen, bizleri yanlış tanıyan insanlara kendimizi doğru şekilde ifade edemezsek geçmişte olduğu gibi, günümüzde de sürekli dışlanan, hor görülen, sürekli ötelenen insanlar olmaya devam ederiz. Bunun içindirki kıymetli dedem İbrahim Hakkı Yılmaz ve bunun gibi vatanını, milletini, bayrağını seven insanların yazmış oldukları bu bilgileri okuyup, anlayıp daha sonra nesilden nesillere aktarılması için çalışmalayız. Bizim dinimizde insana saygı ve sevgi vardır. Hoşgörü, nezaket vardır. Kim olursa olsun, dini, ırk, mezhebi, rengi ne olursa olsun hiç önemli değil yeterki insan olsun, can olsun. İnsanları sizden, bizden diye ayırmamak lazım, yüce Allah'ın yarattığı bütün canlılar sevgiye, saygıya layıktır. Yeterki biz insanlar, insan olmanın gereğini yerine getirelim.

Tüm dünyada barışın, huzurun ve insanlığın hüküm sürdüğü günler geçirmek umuduyla. 

Sevgilerimle...

- Erdal Polat

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺22,50

Bize ışık tutan yüce ozanlar
Pir Sultan, Kul Himmet hem Şah Hatayi
Bilgimize nice bilgi katanlar
Virani, Nesimî hem Şah Hatayi

Onlardan almıştık bizler örneği
Bir alıya karşı yüzbin vermeği
Yoksulun mazlumun halin sormayı
Yunus’tan, Veysel’e hem Şah Hatay’i

Onlar gerçekleri hep yaşattılar
Onlar zalimlere hep taş attılar
Nicesini gerçek yola kattılar
Hünkâr Bektaş Veli Hem Şah Hatayi


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 704
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺60,00

Hiç bir bina aşk binası gibi sağlam değildir.
Aşk binasını kuranlara binlerce aferin.

Muhabbet badesinden doyası içmeyen insan,
Aşk'ın nice dertlere derman olduğunu bilemez.

Aşk sırrından haberdar olan her akıl sahipleri
Aşk bostanının cennet gülünden üstün olduğunu anlamıştır.

Gönlüme levhi mahfuz defterinin başlangıcında
Hayber Kalesi Fatih'i Şahın fazileti gelir.

Medine şehrinde ateş göklere yükselince
Peygamber kızı Fatıma'nın ağlar sesi gelir.

İmam Hasan'ın şehit oluşu canıma ateş saldı.
Herzaman yaralı kalplerin yasını tutası gelir.

Ne kadar yeryüzünü gezsem seyretsem karşıma,
Dudakları susuz Hüseyin'in sahrayı Kerbelası gelir.

Düşmüştür Fırat Kenarından bir kahraman genç kolsuz,
Yinede çadırlara su götürmeden gitmeğe utanası gelir.

Bi tarafta çöllere çalkalanan Fırat'ın suyu akar,
Sakine'nin yine de susadım, susadım diyen sesi gelir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 603
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺60,00

Anadolu coğrafyasında yaşayan insanların inanç yapısında oldukça önemli etkiler yapmış olan kişilerden birisi de şüphesiz ki 1026 ile 1107 yılları arasında yaşamış olan Tâcü’l-Ârifîn Ebû’l-Vefâ’dır.

Bugün Alevîlik, Bektaşîlik dediğimiz inancın Vefailik’ten etkilendiği, aslından uzaklaşmadan günün şartlarına göre eski geleneklerle beraber evrilerek, İslâmın tasavvufî bir yorumu olarak yeni bir forma dönüştüğü görülmektedir.

Eser bu nedenle günümüzde Alevilik, Bektaşilik inançlarının kökenleri ile ilgili akla gelebilecek pek çok sorunun 11.-12. yüzyıllardaki durumu hakkında bilgi verecek ve günümüze ışık tutacak niteliktedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 560
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺45,00

"Pir Sultan Abdal'ın kimliğini araştırma konusunda ilk ciddi adımı İbrahim Aslanoğlu atmıştır. Aslanoğlu, araştırmalarının sonuçlarını bir dizi olarak 1979'da "Türk Folkloru"nda yayımlamış, daha sonra hepsini bulabildiği Pir Sultan Abdallar'ın şiirleriyle birlikte bir kitapta toplamıştır.

Aslanoğlu'na göre, eldeki şiirler, kendisinin şimdilik saptayabildiği altı Pir Sultan Abdal'a aittir. Üstelik yapılacak araştırmalar sonucu Pir Sultan Abdallar'ın sayısı gelecekte de artabilir. Yine ona göre, Banazlı olan Hızır Paşa'nın astırdığı gerçek Pir Sultan (Abdal) Pir Sultan tapşırmalı şiirleri söyleyen şairdir".


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 524
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2016
₺45,00

Seyyid Mehmet Dervişcemal 1966 yılında Erzincan’ın Zurun köyünde doğdu annesi Gülüzar,

(Pir, Mürşidi Kâmil) Seyyid Cemal Sultan evlatlarından, Seyyid Derviş Cemal torunlarından Hasan Hüseyin’in oğludur.

İlkokul beşinci sınıfı doğum yeri olan Zurun köyünde okudu.

1979 yılında işçi ailesi olarak da yurtdışına Almanya'ya yerleşti. İşçi olarak Almanya’da hayatını devam etmektedir, Evli iki çocuk Babasıdır…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺34,50

Tarihçi - yazar Baki Öz, 1949'da Erzincan ın Çayırlı İlçesinin Eşmepınar Köyünde doğmuştur. Tarih öğrenimi almış ve yıllarca tarih öğretmenliği yapmıştır. Tarih araştırmalarını Atatürk ve Alevilik-Bektaşilik tarihi üzerinde yoğunlaştırmış, bu alanda bir yapıt üretmiş, Alevilik tarihinin aydınlanmasına kapı aralamıştır.

Değerli araştırmacı yazarımız Baki Öz, 08.05.2002'de aramızdan ayrıldı. Yaşama veda etmeden önce kaleme aldığı araştırmalarını kitap olarak görme şansına ne yazık ki kavuşamadı.

Yayınevimiz, son araştırmalarını kitaplaştırdı. Halkımıza bu kitapları sunmaktan sevinç duyuyor ve anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 172
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2014
₺30,00
₺40,00

Neydi Bendeki

Birçok bilgi aldım doğru bildiğim,
İlim felsefeden süzüp ezdiğim,
Sık eleyip ince-ince dizdiğim,
İzah mı mizah mı neydi bendeki…

Fikrime uç derler yersiz kullanmam,
İnsanlık sınıfsız, sınır tanımam,
Cana değer verir asla kıyamam,
Sevgimi, saygımı neydi bendeki…

Yıllarca çalışıp aradım ekmek,
En yüce değerdir emekçi emek,
Kardeşçe çalışıp, eşitçe yemek,
Amaç mı araç mı neydi bendeki…

Bütün bir aleme tek gözle baktım,
Elimden geldikçe bir ışık yaktım,
Geçmişten ders alıp ileri baktım,
Hayal mi gerçek mi neydi bendeki…

Tavsiyem barış ve huzur ülkeme,
Doğulu, batılı, kuzeyli deme,
İnancın var madem kul hakkı yeme,
Rica mı minnet mi neydi bendeki…

Bir şairde beni yazsın isterim,
Övgümü, küfür mü dizsin beklerim,
Ya devam ederim, ya da giderim,
Dava mı sevdamı, neydi bendeki…

Gürsel şikayetci olmuş bu millet,
Her yanı kaplamış nefret ve illet,
Ne kalemi zorla ne kagıt kirlet,
Tespit mi, tembih mi neydi bendeki…

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 236
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2017
₺27,00

Aşık Mahrumi

Can Yayınları (Ali Adil Atalay)


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 106
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2015
₺22,50

Ayaklarda Turabayız Biz

Salı günü toplanırız
Karaağaç dergahında
Damla iken göl oluruz
Karaağaç dergâhında

Karaağaç varımızdır
Himmet verir canımızdır
Hem Ali’miz velimizdir
Karaağaç dergâhında

Ayaklara turabız biz
Gönüllere ilacız biz
Hem dertli hem divaneyiz
Karaağaç dergâhında

Özümüz bir sözümüz bir
Damarlarda kanımız bir
Bu cihanda hepimiz bir
Karaağaç dergâhında

Fatma bacı var ettiniz
Dergâhında kul ettiniz
Bu cihanı sır ettiniz
Karaağaç dergahında


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 800
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺75,00

Alevi – Bektaşi toplumunda kullanılan özel adların ve deyimlerin anlamlarının yer aldığı bu kitapta; ayrıca keyifle okuyacağınız, farklı farklı konuları içeren sözler, dörtlükler bulacaksınız.

Bunların dışında uzun yıllar yapılan Salı sohbetlerinde olan 773 özlü vecizeler bulunmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺30,00

1938 Bayburt doğumluyum. Üç yıllık Egitmenli Okulu kendi köyümde, 4. ve 5.sınfları Hart’da (Aydıntepe), Orta Okulu ise Bayburt’ta okudum. Sınavla Gümüşhane Ögretmen Okulu’nu 1959’da bitirdim.

Çocukluğum köyümde geçti. Köyde tarım ile uğraşır, tabiat içinde her işi yapardık. Çocuk oyunlarını her mevsim oynardık.

1959’da Ağrı ili Doğubeyazıt ilçesinde üç yıI ögretmen olarak görev yaptım. Sonra Bayburt’a atandım. Bayburt’ta beş yıl görev yaptıktan sonra, İstanbul - Yalova’ya tayin oldum. İstanbul ve Bursa’ya yakın olmam, kültür ve sanata olan merakımı geliştirmiştir.

Çocuk oyunları, çocuk resimleri ve eski eserlere ilgim, devam etmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺27,00

Şu Dünya’dan

Gün gelir bende göçerim
Ol şu dünyadan dünyadan
Tüm varı yoktan çekerim
El şu dünyadan dünyadan

Dermansız derdim gizlerim
Lokman hekim yol gözlerim
Bükülmüş kambur gezerim
Bel şu dünyadan dünyadan

Ah çeke çeke inlerim
Akan gözyaşım silerim
Menzilsiz menzil giderim
Yol şu dünyadan dünyadan

Mehmet Şerif ne eylersin
Bin derdin var bir eklersin
Doldu zaman ne beklersin
Gel şu dünyadan dünyadan

Mehmet Şerif


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺19,50

Hışle (Hışto) ocağı evlâdı Sami Eycan Dede

Seyyid Süleyman ve Gülüşan Ana'datı doğma Sami Eycan, 11.04.1957 yılında, Erzincan ili, Refahiye ilçesi, eski Hıştolar, yeni Giilensu köyünde doğmuştur. İlkokula İstanbul, Esenler Ayvalıdere'de başladı. Üçüncü sınıfa kadar Ayvalıdere İlkokulu 'nda, ilkokul dördüncü sınıfı Hanperi köyünde, beşinci sınıfı da Düztarla İlkokulu'nda bitirdi. Ortaokulu İstanbul, Esenler Ayvalıdere Ortaokulu'nda okuduktan sonra liseye, Fatih Akşam Ticaret Lisesi'nde başlayıp bir yıl okuduktan sonra Kadıköy Akşam Ticaret Lisesi'nden mezun olmuştur. 1983 Eylül ayında Kadıköy İmar Müdürlüğü'nde işe başladıktan sonra, girdiği Eskişehir Anadolu üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi İş İdaresi bölümünden dört yıllık lisans diplomasını, ikamet ettiği Almanya'nın BadHombıırg kentinde almıştır. Hâlen BadHombıırg Belediyesi'nde yol işçisi olarak çalışmaktadır. Tülay Hanım'la evli olup, Pınar, Gülen ve Yasemin adlarında üç kız babasıdır.

Almanya Alevi Birlikleri'nce verilen, "Ana ve Dede " eğitim seminerine katılmıştır. BadHombıırg Alevi Kültür Merkezi'nde dedelik yapmış olan Sami Eycan, şu an Oberırsel- Stierstadt Cemevi'nde dedelik yapmaktadır.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2019
₺34,50

İRFANSIZ

Bir şehire yolum düştü
Gördüm irfansız irfansız
Beni benimle konuştu
Aldı aklımı irfansız

Her baktığı olmuş Tanrı
Günah sevap hepsi aynı
Elde etmiş kisb-u kârı
Elliye elsiz irfansız

Aşkına düştüm kârdayım
Versen lebinden tadayım
Gâh uzaydayım gâh aydayım
Çarşı pazarı irfansız

Sahnede as rol oyuncu
Sarraf olmuş hem kuyumcu
Susuz bedeni yuyucu
Noktayı umman irfansız

KUL TURAB sınırsız ayna
Sırrı vermeyin haine
Küllü mevcudat kârına
Boylu boyuna irfansız

28 Mayıs 2009


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2019
₺30,00

GÖKKUŞAĞI KÖPRÜ OLUR

Sık dişini, yağın çıksın kemikten
CAHT edersen, dağı delip geçersin
Altın, gümüş, inci damlar imbikten
Gökkuşağı köprü olur geçersin

Hilesini bilip, nefsini çağır
Bin, üstüne yola çık ağır ağır
Erenlerden himmet dile, hem bağır
Gökkuşağı köprü olur geçersin

Hiç olmasa bile mezhebi, dini
Kırma ne insan ne hayvan kalbini
Atıver kalbinden, garaz ve kini
Gökkuşağı köprü olur geçersin

Geçen günlerinin bir dakikası
Gelmez geriye, hiç dinlemez yası
Silebilirsen şu kalbinden pası
Gökkuşağı köprü olur geçersin

Deler kulağını sessizin sesi
Ağlatır, güldürür, her bir bestesi
Bul TURABİ’yi de sen kes nefesi
Gökkuşağı köprü olur geçersin…

21.01.2008

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2019
₺22,50

18.03.1956 Sivas-Divriği/Keklikpınar Köyü doğumludur. Babasının adı Rıza, annesinin ismi Tamey’dir. 1972 yılında ailesiyle Ankara da Mamak/Tuzluçayır semtine yerleşti. Mamak Ortaokul’unu bitirdi. Dönemin koşulları ve ekonomik nedenlerle lise 3. Sınıfta okulu terk etti. Gençlik Parkı’nda çay bahçelerinde ve gazinolarda komilik ve lokantalarda garsonluk yaptı. 1976 yılında askere gitti. Askerliğini Ankara’da Etimesgut de yaptı. 1978 yılının başlarında askerliği bittikten sonra 1978 yılında Kültür Bakanlığı sınavlarını kazandı ve İstanbul'da Bakırköy Halk Kütüphanesi'ne atandı. Sekiz yıl bu kütüphanede çalıştı. Kütüphane’den ayrıldıktan sonra muhasebecilik yaptı. 1982 yılında eşi Sırma’yla evlendi. 6 yıl Küçükçekmece/ Kanarya semtinde oturdu. 2002 yılında emekli oldu. Halk kültürüne ve halk ozanlarına olan ilgisinden dolayı bu alanla ilgilenmeye ve halk ozanları üzerine araştırmalar yapmaya başladı. Mahzuni Şerif'e olan özel ilgisinden dolayı bu alandaki ilk araştırmasını Mahzuni ile yaptı. “Zamanım” mahlasıyla şiirler yazdı. Daha sonralarıysa Alevilik-Bektaşilik üzerine araştırmlar yapmaya ve bu alan da ürünler vermeye başladı. Değişik Cemevlerin de Alevilik üzerine dersler verdi, panellere katıldı ve söyleşiler yaptı. 2019 yılı itibariyle yayınlanmış olan (16) adet kitabı bulunmaktadır. Süleyman Zaman’ın Övünç ve Övgü olmak üzere 2 çocuğu bulunmaktadır. Süleyman Zaman, İstanbul’da yaşamını sürdürmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 528
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2019
₺52,50

Uzaydan yapılan bir naklen yayında, binlerce insanın eylerinde ölü olarak bulunduğu haberi veriliyor. Eğer siz de, tüm GİGA'yı ayağa kaldıran bu davanın sonuçlarını merak ediyorsanız, İnsan İçin İnsan Derneği'nin TAN En Yüksek Mahkemesi tarafından yapılan yargılamalarını izleyiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2019
₺34,50

Göbüçler Kökü Dalıyım

O benim kaldığım evde
Ne kapı kalmış ne perde
Gelen giden koydu derde
O benim kaldığım evde

Ne soran var ne sevenim
Hiç şüphem yok ki eminim
Unutmam rabbim yeminim
Göbüçler kökü dalıyım

Ayıramaz kimse bizi
Yüzselerde derimizi
Turan Yurtsever kalayım
Göbüçler kökü dalıyım

Toyumuz bir soyumuz bir
Acımız bir özümüz bir
Bırak Yurtsever kalayım
Göbüçler kökü dalıyım
Binbir çiçeğin balıyım


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2019
₺21,00

“Çaykara’da Söz Varlığı-1” adlı inceleme-araştırma betiği okuduğunuzda Çaykara’lının söz dağarcığının büyük oranda Kıpçak-Kuman, Peçenek, Avşar, Karamanoğlu, Altay, Karaçay-Malkar, Oğuz, Tatar vb. Türklerin, Rum ve daha az sayıda Ermeni, Rus, Gürcü söz varlığı ile dolu olduğunu göreceksiniz. Bu değerlerin Çaykara’lıların eğitimdeki başarılarına çok büyük bir katkı yaptığını anlayacaksınız.

Çaykaralının “D” imgesi ile “T” imgesini yazılı ve sözlü anlatımlarda neden karıştırdığını öğreneceksiniz. “halaz”, “gorgor”, “kudal”, “saraho”, “çiçen”, “avdan”, “kalaş”, “tütü” “me”, “ma” ya da “meh”, mah” “katur” “köfün” “kolimp” gibi sözcüklerin baskın bir yabancı ekinin ürünü olmadıklarını; uyutulmuş ya da uyuşturulmuş bir durumda Çaykara halk bilimi deryasında varlıklarını sürdüren Türkçe sözcükler olduklarını göreceksiniz. Çaykara’yı, Çaykara’lıyı daha yakından tanımanız ve anlamanız için bilgileri kaynaklarından mıknatısın demir tozlarını çektiği gibi çekip bölümleme yapıldıktan sonra betiğe yerleştirildiğini, söz varlığının sadece bu bilgilerden oluşmadığını da göreceksiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺34,50

Aleviler - Bektaşiler Arasında Gezgin Olmak

Alevi Bektaşi Öğretisi'nin büyük evrenini, yani yayıldığı geniş coğrafyada türlü renkleriyle yaşayan o devasa yapıyı ne ben bir ömür boyu gezerek tam görüp, anlayıp, betimleyebilirim; ne de bunu bir ekip başarabilir. Çünkü iki köy arasında bile bazı kültürel farklılıkların olduğu bu yapı hem geniş bir alanda hayat alanı bulmuş, hem de bir kısmı unutulmaya yüz tutarken, yaşayan değerlerin varlığını bir araya getirmek, bugünü de göz önünde bulundurarak yazmak, başlı başına bir sorunsalı ortaya koyuyor.

En azından bugünün Alevi Bektaşi dünyasının çok kaba da olsa bir resmi yapılabilir mi? Bir fotoğrafı çekilebilir mi? Köyleriyle, türbeleriyle, gelenekleriyle, insanlarıyla, sözlü ürünleriyle, erkânlarıyla, binlerce km. karelik alanda yaşayan bu büyük inançsal kültürel yapıyı kaba hatlarıyla ortaya koyabilir miyiz, onun bir arşivini yapabilir miyiz? Bu kolay değil elbette. Birçok Alevi Bektaşi kurum ve kuruluşu var, inanç önderleri, aydınları, yazarları var. Bazı projelerle ortaya bir şeyler de konulmak istendi elbette bu alanda. Ben ise, Gazetecilik eğitimi alan bir araştırmacı - yazar olarak, gezgin bir ruha sahip insan olarak, sürekli alanda dolaşmayı, oradan elde edilen verilerin de değerlendirilmesi gerektiğine inandım. Alevilik Bektaşilik konusunda 25 yıldır; gerek Anadolu'da, gerek Balkanlar'da, gerekse Batı Avrupa'da gerçek anlamıyla çok dar imkânlarla, olanaksızlıklar içinde bazı çalışmalar yapmaya gayret ettim, etmeye de devam ediyorum. Türkiye dışında; Aleviliğin Bektaşiliğin halen yaşandığı Balkanlar'da (Rumeli'de), Anadolu'dan çıkıp gittikleri Batı Avrupa'da ve dünyanın birçok yerinde bu arada yine Suriye, Irak, İran'da bu inancı yaşayan milyonlarca insanın olduğunu biliyoruz. Benimkisi ise; duygusal bir insan da olarak, Türkiye dışında gezip gördüğüm coğrafyalarda geçmişten geleceğe bir çizgi içinde geleneksel değerlerini korumak isteseler de, bugünün sorunlarıyla kuşatılmış halde, türlü renkleriyle yaşayan Alevilerin - Bektaşi'lerin yaşadıkları ülkelerden kayıtlarla elde ettiğim, bilgi notlarını sizlere sunmak, buralara gidilmesini biraz da olsa teşvik edebilme gayretidir.

Elinizdeki kitap, tümüyle gözlemci bir kimlikle, gezdiğim coğrafyalardaki izlenimlerimi siz değerli okurlarıma aktarırken, işte o büyük fotoğrafın çekilmesine küçük de olsa katkıda bulunma gayretinin ürünüdür. Balkanlarla ilgili gezilerim ise başlı başına iki kitap hacmindedir. Gezi notlarımın yararlı olması dileğiyle sizlere muhabbetlerimi sunarım.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 760
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺36,00

‘… Sönumuzu, ya dalın üzerinde birbirimizi yok ederek getireceğiz. Veyahut ta önce kesim işini bitirecek. Öyle veya böyle sonuç değişmeyecek ! Her ikisinde de daldan öylesine düşeceğiz ki ; en son nefesimizi, hiç yaşanmamış çığlıklar içinde, akılsızlığın ve çılgınlığın, artık tarihe dahi geçemeyecek, son kurbanları olarak bu düşüş esnasında alacağız…’


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 60
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺15,00

Şair İnci Demiray Yıldırım, Erzurum’un Aşkale Kükürtlü köyünde 1961 yılında doğdu. Köylerindeki kömür madeninde işçi olarak çalışan Mustafa ve Hediye çiftinin yedi çocuğundan üçüncü çocuk olarak dünyaya geldi, iki yaşından sora göçtükleri Aşkale merkezde ilk ve ortaokulu bitirdi. Lise yıllarında on altı yaşında evlendi. Cihan ve Okan isminde iki oğlu bulunmaktadır. Önce Ankara, dört yıl sonrası İstanbul’a yerleşerek yaşamını sürdürdü. Uzun yıllar Erenköy Gülün Anaokulu’nda çalıştı. Bir dönem ticaretle uğraştı. 2019 da emekli oldu.

Küçük yaşlardan itibaren gerek doğduğu köyde, gerekse göçtüğü yerlerde çevresinde bulunan kültürel zenginlik onun dikkatini çekti. Alevi Bektaşi bir aileden geldiği için inanç ve kültürünün detaylarını öğrenme merakı ve türkülere olan sevgisi onu şiir yazmaya yöneltti. Gençliğinde dinlediği Davut Sulari, Âşık Daimi, Murat Çobanoğlu, Abdullah Papur ve Ali Kızıltuğ türküleri ondaki sevgiyi tetikleyen eserdi. Okul yıllarında yazdığı şiirlerini zaman içinde serbest şiirden hece şiire döndürerek yazmaya başladı. Şiir serüvenini en çok etkileyen son yıllarında giderek tanıdığı Sütlüce Karaağaç dergâhındaki şair ve ozanlardı. Başta Vaktidolu mahlasıyla şiirler yazan Adil Ali Atalay ve Perdesiz mahlasıyla şiirler yazan Kamil Gündüz oldu. Onu usta olarak gördü. Şiirleri onun gözden geçirmesi sırasında verdiği fikirleri dikkate aldı.

Şiirleri değişik dergi kitap ve antolojilerde yer aldı. Mamak Havadis Gazetesi ve Türkan Kebeci’nin hazırladığı Haber İstanbul Dergisi’nde birçok şiirleri yayınlandı. Yahya Aslandaş’ın 2019 da çıkardığı Gönüller Otağı Nefesler Antolojisi-2 de, Adil Ali Atalay’ın çıkardığı Karaağaç Antolojinde şiirleri bulunmaktadır. Birçok radyoda şiir programlarında şiirleri okunmaktadır. Bazı eserleri Âşık Ali Kaya tarafından Yıldız Tv de okundu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺30,00

Allah’ım sen her şeye kadirsin, her şeyi bilen, her şeyi gören Rabbim, senin gücüne erişilmez.

Sen teksin, eşin, benzerin ve ortağın yok.

Sen doğmadın, doğurulmadın sen ilksin, evvelsin, senden evveli yok. Sen yaradansın, sen ol dersin olur, yaratır, öldürür, tekrar diriltirsin.

Bu senin için çok kolaydır. Allah’ım sana şükürler olsun, verdiğin nimetlere şükürler olsun, hamdü senalar olsun; ya Rabbim.

Allah’ım beni, ailemi, çoluk çocuğu, neslimi, annemi, babamı ve atalarımı cehennem azabından koru, bizleri iyi insanların bulunduğu cennetine koy. Bu dünyada ve öteki dünyada iyilikler ve güzellikler ihsan eyle bize, ya Rabbim.

Bizleri affet, günahlarımızı bağışla, rahmetini ve merhametini bizden esirgeme.

Şefaatinden mahrum etme bizi.

Dosdoğru giden yola ilet bizi.

Doğru, dürüst, güvenilir, inanılır, adaletli, adil, hakkaniyetli, insan haklarına saygılı, topluma ve insanlığa faydalı, güzel ahlaklı, güzel huylu, hoşgörülü, kalbi sevgiyle dolu, merhametli, cömert, yardımsever, barışsever, hayırsever kullarından imanlı, inançlı takva sahibi sevdiğin kullarından olmayı nasip eyle bize, ya Rabbim.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺30,00

Alevi - Bektaşi inancını, kültürünü yani; geleneğini, süreğini, yolunu, erkânını yaşatanlarla söyleşilerimiz devam ediyor. Günümüzde bu köklü öğretinin temel temsilcilerinin görüş ve düşüncelerinin, bugünü anlamakta çok önemli olduğuna inancımız da sürüyor. Son otuz yılına tanıklık ettiğim bu büyük kültür dünyasında dedeler, babalar, ozanlar, âşıklar sözlü kültürün bence hala ana taşıyıcı unsurlarıdır. Ama kadınların ise, yaşamlarıyla Aleviliği asıl yaşatanlar olduğunu da söylemek zorundayım. Bugüne kadar Alevilik - Bektaşilik konusunda yaklaşık iki bin söyleşi yaptım. Yüzlerce söyleşiyi deşifre ettim (yazılı hale getirdim), söyleşi yapmaya ve bunları yayınlamaya da devam ediyorum. Eldeki verileri hiçbir beklenti olmadan tümüyle internet ortamından yayınladım, yayınlamayı da sürdürüyorum. Bir nevi halktan aldığımı, tekrar halka veriyorum. Bu konuda söyledikleri önemli olan, okunması, dinlemesi, kaydedilmesi gereken isimleri yani; “Geleneği Yaşatanları” bir araya getirme sevdam ve bunları kitaplaştırma gayretim ise sürüyor. Söyleşilerin bu çağda sözlü kültürümüzün yazıya geçirilmesine, dede ve ozanlarımızın görüşlerinin meydana çıkmasına ve özellikle gençler, araştırmacılar başta olmak üzere daha geniş bir kitleye ulaşmasına vesile olması temel dileğimdir.

Burada, bu kitap da olanlar, benzerleri gibi; Kamil İnsan (Olgun İnsan) olup dünyayı güzelleştirme yolunda gayretleriyle, Erenlerin Yolu’ndan gidip, Ulu Kervan’a katılan canlara ne mutlu ki, aydınlık kimlikleriyle dünyanın karanlıklarını azaltıp, sevgiyi çoğalttılar.
Bu karanlıklarla dolu dünya; yüreklerinde sevgi ateşi hep yanan yüce gönüllü bu insanlar sayesinde daha güzel, daha yaşanır bir yer oluyor.

Birçoğu aramızda olmayan, sonsuzluk diyarına göçmüş, bu çağda geçmişin yaşanmışlıklarını bizlere aktararak, yaşatarak, Alevi Yolu’na büyük hizmetleri olan değerlerimizi büyük bir sevgi, saygı ve özlemle bir kez daha anıyoruz. Yolumuzu Yol eyleyen, gönülleri bir eyleyen, insanlar arasında dostluk köprüleri kuran cümle canlara bin selam olsun…
Aşk olsun sevgili okurlar, aşk olsun.

Sizlere bin muhabbetlerimle, selam olsun…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 448
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺45,00

1971 Sivas doğumlu lise mezunu evli ve iki çocuk annesiyim.

1993 yılından beri beni etkileyen her olayda duygularımı şiir olarak kâğıda dökmekteyim, yıllardır içimden gelen bu şiirleri derledim ve sizin için bir kitapta topladım.

26 yıllık bu çalışmalarımı sizlere sunmaktan onur duyuyorum.

Beste çalışmalarıyla da uğraşmaktayım. Bu kitapta severek okuyacağınıza inandığım şiirlerimden yaklaşık 25 tanesini de bestelenmiş halde Türk Halk Müziği çalışması olarak sizlerle buluşturacağım.

İç dünyamı yansıtan bu kitabı sizlere sunmak istedim. Saygı ve sevgilerimle. Türkü ve şiirle kalın.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2020
₺22,50

Yolcu Oldum İnce Yolunda Ali’m

Adın okunur ezel ötesinde
Kubbeyi Rahmanda’sır içinde
Cümle melekler Âşkı hürmetinde
Yolcu oldum ince yolunda Alim

Dört Hâk kitabında varsın Elisin
Allah’ın Velisi Nurdan dolusun
Yabancı değil Hüdâ’nın dostusun
Yolcu oldum ince yolunda Alim

Miraç yolunda Rastladın Resüle
Şiri yezdandın Hâktan olmaz hile
Hatemi aldın'da vardın menzile
Yolcu oldum ince yolunda Alim

Ledun deryasının gayip serdarı
Cahiller yolun için kurdu darı
Cennet bağnda çiçeksin hem ân
Yolcu oldum ince yolunda Alim

Fakirim Naçar kaldım pâk yolunda
Ah figan ettim zalimler elinde
Kurtuluş Ehl-i Beyit Gemisinde
Yolcu oldum ince yolunda Alim


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2020
₺37,50

Ben Kanber Çavuş.

1945 SİVAS İmranlı doğumluyum. 4 çocuk babası 6 torun dedesiyim.

Elinizde tuttuğunuz bu kitap, 75 yıllık hayatımın kısa bir özetidir denebilir.

Bu kitapta; acı tatlı hatıralarımı, zorluk ve imkânsızlıklar için de geçen çocukluk yıllarımı, pişmanlıklarımı ve keşkelerimi, yapmak isteyipte yapamadıklarımı, kısacası, dünümü bugünümü ve yeni nesillerimiz için hayalini kurduğum yarınları anlatmaya çalıştım.

Hem bir hatıram hem de bir nebze olsun gençlere bir nasihatim olsun istedim.

Bu kitaba başlayıp bitirmemde emeği ve desteği olan aileme çok teşekkür ederim.

Siz değerli dostlara da kitabımı okumaya vakit ayırdığınız için ayrıca teşekkür ederim.

Beğenmiş olmanız dileğiyle,

Hepinize güzel sağlıklı huzurlu yarınlar diler sevgi ve saygıyla selamlarım.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2020
₺19,50

Ayan Şahım Sana Halim Ayandır

Sensin benim dertlerimi anlayan
Ayan şahım sana halim ayandır
Sen olmasan ah u zarım pek yaman
Ayan şahım sana halim ayandır

Sensin beni kötülükten koruyan
Âşık edip daim karşımda duran
Gözlüsün efendim gizliyi gören
Ayan şahım sana halim ayandır

Yağmurlara hasret toprak anayım
Sofranızdan kudret balı banayım
Susuzum bir su ver senden kanayım
Ayan şahım sana halim ayandır

Vaktidolu Pir’im aklımda sensin
Hem aklımda hem de fikrimde sensin
Secdemde kıyamda zikrimde sensin
Ayan şahım sana halim ayandır

Bu Çılgın’ım Hak aşkına ağlıyor
Aşka geldi gönlüm coşup çağlıyor
İkrar meydanında kuşak bağlıyor
Ayan şahım sana halim ayandır


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2020
₺30,00

Bulgaristan’ın Eski Zağra şehrinde doğan Aşıki askerlik görevini yapmak üzere Hekimhan’a gelmiş; terhis olduktan sonra da bu coğrafyadan ayrılmamış ve ömrünü bu topraklarda tamamlamıştır. Gönül dostu Sadık Baba’nın yanında Alevi inancı potasında yetişmiş ve şiir vadisinde 19. yüzyıl şairleri içinde yer almaya hak kazanmıştır. Bu yüzdendir ki onu Malatyalı şairler arasında saymak yanlış olmaz. “Aşıki” Kamber Durna tarafından yıllar süren çabanın sonucu ortaya konulmuş bir eserdir. Kılı kırk yararcasına yazılı ve sözlü kaynakları gözden geçirip kaybolmaya yüz tutmuş şiirlerin kurtarılmasını başarmış ciddi bir araştırmacıdır. Kararlılığı, azmi ve mütevazılığıyla hedefe varmada zorluk çekmemiştir. Nihayetinde bu kitapla her türlü takdirin ötesinde tebrikleri hak etmiştir. Allah devamına erdirsin. “Aşıki” kültürümüz için hayırlı olsun.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺45,00

“İnancın güçlü bir duygu olmasının nedeni, bana kalırsa, insanın karşılığını bulmak istediği, kendisiyle özdeş tuttuğu ve buradan kendisini amaç kılmaya çalıştığı bir tür varlıksallıktır.

Bu yüzden bize anlamlı gelen, kendimize yakın bulduğumuz her şeyi inanç kapsamı içine alıyoruz.

Kendimizde inanılan, kendisine inanılan oluyor. Kendisine inanılmak istenilen de kendimizde inanılan ; baskın, güçlü bir duyguya dönüşümü sağlandığındaysa inanç haline dönüşüyor.’’


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺22,50

Zeki Büyüktanır’ın sevdası büyüktür. Bu sevdanın içerisinde Homeros, Kibele M. Kemal, Nazım Hikmet, Yunus, Hacı Bektaş-ı Veli, Hasan Hüseyin ve daha nice değerler var. Bunların toplamı Anadolu ediyor. Ona göre uygarlığın ilk ışığını Anadolu yansıtmıştır dünyaya. Otuz altı uygarlıktan söz ettiği bu topraklar 2500 yıl öncesinde Mezopotamya ovalarından lonya kıyılarına kadar uzanan coğrafyada, dünyanın ilk aydınlanma dönemi olan 1. Rönesans’ı yaşamıştır. Sonraki çağlarda karanlık bir çıkmaza girse de, eğitimsiz, umutsuz, yoksul bir ortamda kalsa da, 1923 Aydınlanması ile bu topraklar 2. Rönesans dönemine pencere aralamıştır.

Anadolu’da kurulan genç Cumhuriyet; eğitimiyle, ekonomisiyle, sosyal, siyasal, bilimsel, kültürel atılımlarıyla geçmişten gelen tarihsel değerlerine yeniden sarılmıştır. Çalışmalarında insanı ve sevgiyi Anadolu ile birlikte ele alan Büyüktanır, “Sıkıntılara, olumsuz baskılara karşı Yunuslar, Hacıbektaşlar, Mevlanalar, benzeri Anadolu efeleri, bilgeleri dergahlarda kurdukları sevgiye, sanata, bilgiye yönelik bilimsel, sosyal öğretilerle Anadolu’nun o ilk çağdan getirdiği sağlam mayayı sürdürmeyi başarmışlardır’’ demektedir.

Zeki Büyüktanır Anadolu üzerine yazdığı yazılarla, destanlarla yaşadığımız toprakların eşsiz tarihi ile buluşturuyor bizleri. Elimizdeki bu kitap yazarın gazete ve dergilerde yayımlanan yazılarını içeriyor. Kitaptaki yazıların toplamı bir anlamda Anadolu’nun son yüz yılını kapsayan, seferberlik, göç, kurtuluş ve devrimleriyle aydınlığa çıkma öyküsünün belgesidir. Zeki Büyüktanır doksan yıllık yaşamında, Cumhuriyet dönemindeki pek çok gelişmelere tanıklık etti. Anadolu’nun aydınlanma sürecine, yokluğuna, kıtlığına, sevincine, acısına eşlik etti. Ekmeğin karneyle, kağıdın taneyle verildiği; çarıksız, okulsuz, eğitimsiz bir dönemi yaşadı. Buna rağmen aydınlık dönemin uygarlaşma çabaları onu hep coşturdu, yaşama isteğini artırdı. “Geçmişini bilmeyen, ilgilenmeyen, örnek, öğüt almayan kuşaklar geleceğini umutlu, doğru bir çizgide götüremez, sürdüremez’’ diyor yazarımız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 656
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺67,50

Eyvallah

Muhammet Ali’yi içten severim
Sayarım Fatma’yı niyaz ederim
Hasan’la, Hüseyin’le yola girerim
La ilahe illallah Allah hü Allah

Zeynel’le devamdır Ehli Beyt soyu
Ne güzel coşuyor Bakır Cafer ulu
Hak aşkıyla sürelim doğru yolu
La ilahe illallah Allah hü Allah

La feta okudu Musa’yı Kazım
Şah Rıza derdimize olsun ilacım
Her zaman her yerde şevkle duacım
La ilahe illallah Allah hü Allah

Muhammet Taki’nin kanıdır Naki
Ver içinde aşkı Hasan Askeri
Mehdi Sahib Zaman gelecek belli
La ilahe illallah Allah hü Allah

Aradığım buldum Kazım aşk ile
Sürelim yolumuz pir, rehber ile
Yolumuz açık et Rabbim coşkuyla
La ilahe illallah Allah hü Allah.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺37,50

Zeki Büyüktanır’a göre Anadolu ne zaman sıkıntıya düşse, ne zaman bunalım yaşasa bunları aşmada bu topraklarda oluşan tahrisel birikimlerden, sevgi ve kültürel kaynaşma ortamından güç alır. Bu sevgi ortamını yaratan da toprağın doğurganlığıdır, toprak insan ilişkileridir, geçmişten getirdiği kültürüdür. Büyüktanır’ın çabası yeniden yükselişe geçen Anadolu’nun bu tarihsel devinimini genç kuşaklara, içerisinde sevgi olan bir ezgi bütünlüğünde, yani bir güzelleme ile sunmak istemesidir. Daha öncesinde destan, roman, deneme, yaşam öyküsü, araştırma-inceleme yazılarından tanıdığımız Zeki Büyüktanır, bu kez tiyatro yazarlığı konusundaki çalışmalarıyla okur karşısında. Aslında 1991 Yılında yazdığı ve kitaplaştırdığı ‘‘Yunus Emre ’’ oyunu ona önemli bir deneyim kazandırmış, bu oyun Almanya’nın Frankfurt şehrinde de sahnelenmişti. Bu konudaki yazdıkları genelde tarih içerikli. Geçmişte yaşanan sosyal, siyasal olayların ve kültürel çatışmaların sahnede canlandırılması için yazdığı Pir Sultan Abdal, Baba İshak, Hasan Sabbah ve Hayyam, Timur, Savaş Yorgunu, Sivas Çığlığı ve Prometheus adını verdiği oyunları hem geçmişi değerlendirmek, hem de geçmişi değerlendirirken günümüzün o günden bugüne değişmeyen yönlerini düşündürmeyi amaçlar. Zeki Büyüktanır, tiyatronun yazarıyla, oyuncusuyla, yöneteniyle, seyircisiyle oluşan canlı yüzünü, kitlesel sanat yönünü ve etkileşim gücünü bilmektedir. Yaşadığı çağı anlayan, kitleden, gerçeklikten kopmayan tiyatro anlayışı ile kurguladığı bu oyunlar, tarih ile sanat arasındaki ince çizgide kaleme alınmıştır. Tarihi gerçeklikten kopmamış, sanat kaygısını da elden bırakmamıştır. Tarihi malzemeleri ise daha öncesinde yazdığı araştırmalarına ve destanlarına dayanır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 664
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2016
₺60,00

Turab Bermeki mahlaslı Şairimiz, babası Yeşil Başlı Dede’nin dizinin dibinde büyümüş, günler süren Cem erkânının nasıl yürütüleceğini ve taliplerin manevi dünyasına nasıl girileceğini daha çocukluk günlerinde öğrenmeye başlamış ve bugün etrafında sarmal olan taliplerine Alevi felsefesi öğretisinin derinliklerini anlatmaya başlamıştır.

Evladı Kerbela, Horasan erenlerinden Büyük Ali Baba Sultan ve sırasıyla gelen ecdadının şeceresini takip ederek, onlara layık bir evlat olabilme yolundan ayrılmamıştır.

Kerbela matemini yüreğinde içselleştirmiş, sorumluluğunu üstlenmiş ve taliplerinin yüreğine Hakk coşkusunu nakışlamıştır. Halkın güncel sorunlarına el atmış, dertlerine derman, hastalara şifa olabilmenin çabasına düşmüş ve emeğin değeri doğrultusundan ayrılmayarak tüm emekçilerle birlikte yollar aşındırmış; açlarla aç kalmış, işkembecilerle yol ayırmış, dilinden düşürmediği aşk sözcükleriyle, çocuklarla çocuk, büyüklerle büyük olabilen erenlerdendir. Tasavvuf camiasında, sol yanında kocaman, hümanist bir yürek taşıyan birisiyle karşılaşırsanız; biliniz ki o zat, insanlık erdeminin zamane temsilcilerinden Yahya Aslandaş’tır.

Gerek batın-i gerek zahir-i anlamda yazılan şiirlerin derlendiği bu kitap salt şiir olmaktan öte, okurun manevi dünyasına kâh ışık, kâh rehber, kâh yaren olmaktadır.

Yazana, yazdırana ve okuyana şifa olsun. Aşk olsun...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2018
₺37,50

Çığlıklarım

Can Yayınları (Ali Adil Atalay)


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2017
₺22,50
1 2 3 ... 10 >
Çerez Kullanımı