Can Yayınları Kitapları

Can Yayınlarına ait yeni ve çok satan kitapları inkilap kitabevi'nden satın alabilirsiniz. 94 yıldır kitap sektöründe sizlere hizmet veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz. En çok satan ve yeni çıkan kitapların yanı sıra tüm kitapları sizlere ulaştırıyoruz. Kitap okurlarına en iyi hizmeti ve en ucuz fiyata sunuyoruz. İndirimli Kitap almak için doğru adrestesiniz. Kapıda ödeme imkanı ve kredi kartına vade farksız 6 taksit imkanı ile hızlıca kitap siparişi verebilirsiniz. %50'ye varan indirimlerle ucuz kitap siparişi vermek için en doğru adres olmaya devam ediyoruz.


Edebiyat aklı ve sağduyuyu çalıştırır; edebi yaratıcılıktaysa bu unsurların yanında sezgiye, duyarlılığa ve tahmine, hatta eleştirel bakışın ağından kurtulmayı her seferinde başaran şansa bile yer vardır. İşte bu yüzden, yaratıcılık başkasından öğrenilmez; yaratıcı olmanın tek yolu okumak ve yazmaktır. Gerisini insan kendi başına, pes etmeden düşe kalka öğrenir. Llosa Genç Bir Romancıya Mektuplar’da roman sanatı hakkındaki düşüncelerini aktarıyor. Konu, biçim, üslup, zaman, mekân, anlatıcı, karakter, gerçeklik gibi unsurları kapsamlı ve çarpıcı örneklerle incelemekle kalmıyor, yazım sanatıyla yaşam arasındaki ilişkiyi de sorguluyor. 2010 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi yazar, edebiyat tutkusunun filizlendiği Peru’daki gençlik günlerinden başlayan on iki mektupta, Miguel de Cervantes, Gabriel García Márquez, Jorge Luis Borges, Julio Cortázar, James Joyce, Gustave Flaubert, Virginia Woolf, Ernest Hemingway, Alain Robbe-Grillet, Herman Melville, Marcel Proust ve Franz Kafka’nın da aralarında bulunduğu birçok yazarın eserlerini ve fikirlerini ele alıyor, hem genç romancılar için bir yol haritası çıkarıyor hem de roman sanatına aşina olanların alışkanlıklarını gözden geçirmelerini öneriyor.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 5
Sayfa Sayısı : 124
Ağırlık : 126
En / Boy : 13 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺29,20

Şili'nin seçimle iş başına gelen, askeri bir darbeyle devrilip öldürülen Marksist başkanı Salvador Allende'nin son saatleri nasıl geçti? Nobel ödüllü büyük şair Pablo Neruda'nın cenaze töreni, faşist diktatör Pinochet'nin onca baskısına karşın, nasıl bir gösteriye dönüştü? Clara del Valle neden dokuz yıl konuşmadı ve öldüğü zaman nasıl oldu da annesinin kesik başıyla birlikte gömüldü? Bunlar, Isabel Allende'nin bu romanında yer verdiği ilginç olaylardan bazıları. Isabel Allende, Latin Amerika'nın yetiştirdiği en büyük romancılardan biri. Ruhlar Evi adlı bu ilk romanında, bir ailenin üç kuşağını, yetmiş yıllık bir süreç içinde, Márquez'e yaklaşan bir ustalıkla dile getiriyor. Romanda, yaşayan kişilerle geçmişin ruhları iç içe. Latin Amerika edebiyatının büyülü gerçekçilik geleneği, bu romanda da bütün görkemiyle hüküm sürüyor. Sınırsız bir hayal gücü ve anlatım ustalığı, Isabel Allende'yi çağımızın en başarılı romancılarından biri yapıyor.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 16
Sayfa Sayısı : 542
Ağırlık : 542
En / Boy : 13 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺102,20

Fransa’nın güneybatısında sıradan bir köy. Küçük bir arazi parçasıyla başlayıp giderek işi büyüten mütevazı bir köylü ailesi. Ve doğum, büyüme, ölüm döngüsü içinde her gün yüzlerce domuzun çalkalandığı büyük bir endüstriyel domuz çiftliği. İnsanın hayvan ve doğayla ilişkisine ürpertici, rahatsız edici bir yorum getiren Del Amo, modernitenin mirasına esaslı bir eleştiri yöneltiyor.
 
Hayvan Hükümranlığı, modern gıda üretiminin insanı acıya –sadece hayvanların çektiği acıya değil, başka insanların ıstırabına da– nasıl duyarsızlaştırdığını çarpıcı bir biçimde gösterirken insanın doğayı fethetme takıntısını, şiddetin nesilden nesle aktarılışını da gözler önüne seren ürpertici bir roman.
 
“Cioran eğer bir romancı olsaydı, modern bir klasik olarak selamlanacak bu tür bir kitap yazardı. Hayvan Hükümranlığı, edebiyatın görevinin ille de iyi hissettirmek değil, içinde bulunduğumuz çıkmazı doğru bir şekilde anlamamıza yardım etmek olduğunu anlatan mühim bir hatırlatma.”
The Guardian
 
“Aile ve insanın vahşeti üzerine yazılmış bir epik. Olağanüstü bir roman.”
L’Express
 
“Del Amo insanlığın, ekonomik akılsallık adına nasıl bir deliliğe sürüklendiğine ilişkin apokaliptik bir tasavvur sunuyor.”           
Le Monde
 
#fransızedebiyatı #insan #doğa #hayvan #şiddet #aile #yabancılaşma


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 2
Sayfa Sayısı : 392
Ağırlık : 392
En / Boy : 12,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺73,00

Goethe’nin hayatı boyunca üstünde çalıştığı, edebiyatı ve kimliğiyle bütünleşen ve adeta yazarıyla birlikte büyüyüp olgunlaşan başyapıtı Faust, 1770’te başlayıp 1831’de tamamlanan uzun bir çalışmanın ürünü.

Goethe henüz 21 yaşındayken çocuk katili Susanna Margaretha’nın davasından etkilenerek efsanevi karakter Faust’un merkezinde olduğu Urfaust isimli bir eser üzerinde çalışmaya başlamıştı. Daha sonra bu yapıtı geliştirip yeni sahneler ve diyaloglar ekleyerek başyapıtına giden ikinci adımı attı: Faust: Bir Fragman. İlk kez 1790’da yayımlanan bu eser, ancak 1808’de tamamlayacağı Faust I ile olan benzerlikleri ve farklılıklarına, bir fragman olarak nitelenmesine rağmen kendi başına bir bütün, bağımsız olarak da okunabilecek bir metin. Yalnızca aşkın gazabına uğrayan Gretchen’in değil, aynı zamanda başarısızlığa uğramış, tatminsiz ve şüpheci biliminsanının da trajedisi.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 136
Ağırlık : 136
En / Boy : 12,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺24,82

Onun güzel romanının, güzel hikâyelerinin genç insanların mahremiyetlerine, muhayyilelerine, yaşayışlarına, mesut ve hüzünlü saatlerine uzun seneler karışmasını dilerim. Mektep kitaplarına onun küçücük, tertemiz, güzel hikâyelerinin, kocaman laflıların yerine geçmesini dilerim. 

Sait Faik Abasıyanık

Anlattıkları sudan şeyler mi sanırsınız? Ne münasebet. Onun hikâyelerinde memleket manzaralarını, âdetlerini, dertlerini; köylüsüyle, şehirlisiyle, efendisiyle, hizmetçisiyle bütün tanıdıklarınızı elinizle koymuş gibi bulursunuz, hikâyecimiz o kadar yerli, o kadar bizdendir. 

Cahit Sıtkı Tarancı

Memduh Şevket Esendal sakin, huzur veren diliyle, insanı önce, “Bunda anlatacak ne var ki?” diye şaşırtan ama okuduktan sonra, “Aslında anlatılması gereken tam da buymuş!” dedirten öyküleriyle, yaşanmıyormuş gibi yaşanan anları yakalamaktaki ustalığıyla öykücülüğümüzün temel direklerinden biri. Yazdığı yüzlerce öyküde hep “insanlara neşe verme”yi amaçlamış ve bunu fazlasıyla başarmış bir isim.

Memduh Şevket Esendal, Türkçenin en canlı rengi…


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 184
Ağırlık : 184
En / Boy : 12,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺24,82

Esendal kurulu bir zemberekle harekete geçen ve bundan dolayı da ister istemez suni bir kuklavari olmaktan kurtulamayan şahıslar ve vakalar yerine, önümüze gerçek olaylar, nefes alıp veren insanlar çizen, bir kelimeyle bize belirli bir vaka anlatmaktan çok, önümüze başsız sonsuz bir hayat parçası seren ilk Türk hikâyecisidir. Bu itibarla onu modern anlamdaki Türk hikâyeciliğinin hakiki babası saymak hiç de yanlış olmaz sanırım.

Haldun Taner

 Onun sevincini, defalarca sevincini görmek isterdim, sayılarımız kabardıkça. Olmadı. Sızlanırsam bunun için sızlanırım. Bir defa gördüm güç veren bakışını.

Vüs’at O. Bener

Memduh Şevket Esendal sakin, huzur veren diliyle, insanı önce, “Bunda anlatacak ne var ki?” diye şaşırtan ama okuduktan sonra, “Aslında anlatılması gereken tam da buymuş!” dedirten öyküleriyle, yaşanmıyormuş gibi yaşanan anları yakalamaktaki ustalığıyla öykücülüğümüzün temel direklerinden biri. Yazdığı yüzlerce öyküde hep “insanlara neşe verme”yi amaçlamış ve bunu fazlasıyla başarmış bir isim.

Memduh Şevket Esendal, Türkçenin en canlı rengi…


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 256
Ağırlık : 256
En / Boy : 12,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺29,20

2012, Paris. Édouard Louis arkadaşlarıyla yediği Noel yemeğinden sonra gece yarısı evine dönerken, yolda tanıştığı bir adamın ısrarına dayanamayıp onu evine davet eder. Reda ona çocukluğunu ve babasının Cezayir’den kaçarak nasıl Fransa’ya geldiğini anlatır. Gecenin geri kalanını sohbet ederek, gülerek geçirirler. Fakat bir süre sonra işler değişir: Reda bir anda tarifsiz bir şiddetin failine dönüşürken, Édouard’ın payına düşense seçmediği bir hikâyenin kurbanı, seçmediği bir acının taşıyıcısı olmaktır.
 
Şiddetin Tarihi, o gece yaşananların izini sürerken, şiddetin kökenlerini, doğasını ve onu tırmandıran dinamikleri, göçmenlik, ırkçılık, eril şiddet ve travma üzerinden anlamlandırmaya çalışan bir araştırmaya girişiyor.
 
 “Çarpıcı bir suç hikâyesi, sonrasında gelen yorucu bir adalet arayışı... kırılgan fakat bütünüyle güçlü.”
                                                        
Kirkus Reviews
  
“Yürek burkan bir roman... Édouard Louis’nin kitaplarına ve işlenmemiş, o saf dürüstlüğüne hayranım.”
John Boyne, The Irish Times


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 184
Ağırlık : 184
En / Boy : 12,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺54,02

Mevsimlerin değiştiği, denizlerin dibe yüzdüğü, göçlerin tersine çevrildiği bir zaman... Dünyanın dört bir yanı yaşamasızlığın hükmü altına girmiş, yapay varlıklar çoğalırken her köşeye değişmeyen ölümcül bir işleyiş sinmiştir. Yine de anbean gelişigüzel bir hareket biçimlenip canlanır; dağlar, taşlar, sular ve uzuvlar yaşamı yaşanır kılacak kıpırtıyı canlı tutup kimseyi yolda bırakmazlar. İlk bakışta göze görünmeyen patikalar birbirlerine bağlanıp, uzayıp iç içe geçer, ağlar örerler. 
  
Deniz Gezgin, Ahraz ve YerKuşAğı’ndan sonra sınırsız bir hayal gücüyle biçimlendirdiği yeni romanıyla yerkürenin en kuytularına nüfuz edip yaşama ve yaşamın karşısında duran güçlere ses veriyor. Gözler Kanatlar Çiçekler Kuyruklar dünyanın gözyaşlarının söküldüğü masmavi bir volkanda köklenen Luçe ile alıkonduğu Yuva’dan özgürlüğe kaçıp sıkı sıkı hayata tutunan Kara’nın bir durup bir ilerledikleri bir yolculuğun hikâyesini, birlikte söyledikleri bir arayış şarkısını anlatıyor.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 96
Ağırlık : 96
En / Boy : 12,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺35,77

“Yunan heykellerine benzeyen vücudunda dolaşan ellerimiz çoğaldıkça Jean kendinden geçer, kıvranışları bizi de en tatlı günahların bahçesine davet ederdi. Peş peşe içtiğimiz şarapların tesiriyle bu sahnelerin sonu pek fena biterdi. Kışkırtıcı temaslarla çılgına dönen uzviyetin tahakkümüne teslim olurduk. Aklın gücünü kaybettiği bu zevk karnavalında vücutlarımız ateşin tüm renkleriyle kavrulur, başka bir şey haline gelir, adeta bir metamorfoz geçirirdi. ‘Vasıf, sanatçı için sınır yoktur,’ derdi Georgette, ‘vücutlarımızın her yeri, her santimi hayattan zevk almak için dünyaya gelmiştir, kendini bunlardan mahrum bırakan biri asla sanatın en yüce katına çıkamaz. Çünkü aldığımız her damla zevkin ödenmesi gereken bir bedeli vardır. Sanatçı bu bedeli boyayla, çizgiyle çalışarak öder.’”
 
İmparatorluğun son günlerinde Paris’te Georgette’in atölyesinde resmi, ışığı ve renkleri yeniden öğrenirken bedenini ve hazzın sınırsızlığını keşfetmiş genç bir ressam... Ali Salih Paşa’nın yeğeni, Nazmi Ziya’nın, Çallı’nın yakın dostu... Çamlıca’daki aile konağında ünlü Gritchenko’yu ağırlamış... Mütareke İstanbul’unun karmaşasında İngiliz kumandan Jackson’la günlerini tuvalin başında geçirmiş... Genç Cumhuriyet’in devrimleri ardı ardına gelirken ailesinin son kalan fertlerini kaybetmiş... 6-7 Eylül’ü, 60 Darbesi’ni yaşamış... Türkiye’nin resim tarihine yakından tanıklık etmiş... Hazla acının birbirine dolandığı uzun bir yalnızlığın, gizli kalmış aşkların, bir türlü yakalanamayan şöhretin hikâyesi... Ressam Vasıf Ekrem Yelda’nın kendi ağzından dinlediğimiz hayatı, samimi itirafları ve bitmeyen resim tutkusu...
 
1967 sonbaharında genç bir gazetecinin unutulmuş bir ressamla günler süren söyleşisinin kayıtları... Hiç yayımlanamamış bu söyleşi yıllar süren hukuk mücadelesinden sonra elinizdeki kitapla okuyucusuyla buluşuyor.
 
#türkresmi #ressam #sanat #yalnızlık #aşk #akademi #ölüm


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 320
Ağırlık : 320
En / Boy : 12,5 / 19
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺83,95

19. yüzyılın renkli Prag’ından beş derin, ironik öykü: Çek şair ve gazeteci Jan Neruda’nın ilk kez 1878’de kitaplaşan Eski Prag Öyküleri, bizi tarihî kent merkezinin en pitoresk mahallesinde gezdiriyor. Büyülü Prag’ın dolambaçlı sokakları, arnavutkaldırımları, vakur aristokrat sarayları, görkemli kiliseleri arasında dolaşırken, amansız rakipler olarak otuz yılı deviren Bay Ryšánek ile Bay Schlegl’in rekabetine ortak oluyor, tek bir hastaya bile dokunmamasıyla nam salan Doktor Heribert’le tanışıyoruz. Neruda’nın öykülerinde ölümsüzleşen yalnızca insanlar değil; kent de onlarla beraber ölümsüzlük iksirini içiyor. Prag’ın en ikonik semti Malá Strana’da geçen bu öyküler, kent sakinlerinin günlük yaşamından gerçek resimler sunuyor. Eski Prag Öyküleri, Çek edebiyatının vazgeçilmezlerinden biri.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 2
Sayfa Sayısı : 72
Ağırlık : 72
En / Boy : 12,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺20,44

İsimsiz bir anlatıcı, evli ve yabancı bir adam, her şeyi tüketen bir tutku, saplantıya dönüşen bir aşk… Ernaux ispatsız, sade üslubuyla, cinsellik temelinde kurulan bu ilişkinin dinamiklerini, tutkunun tuzağına düşmüş kalbin arzularını, beklentilerini, arzulanan erkeğin varlığıyla özdeşleşmedikçe katlanılabilir olmaktan çıkan günlük işleri, sıradan olayları bütün içtenliğiyle, cesurca ortaya koyuyor.

Yalın Tutku, hangi toplumsal konuma ait olursa olsun, tutkunun insanları nasıl ele geçirebileceğini, kişinin iradesini nasıl hiçliğe indirgeyip körleştirebileceğini anlatan, nadir görülecek türden bir yüzleşme deneyimi.

“Fransız edebiyatının en önemli yapıtlarından birinin yazarı olan Annie Ernaux’nun eseri yıkıcı olduğu kadar güçlü, öfkeli olduğu kadar da incelikli.”

Édouard Louis

“Basit açıklamalara kafa tutan tutkulara adanmış bir eser.”

The New York Times


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 4
Sayfa Sayısı : 56
Ağırlık : 56
En / Boy : 12,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺28,47

Kumarbaz, psikolojik realizmin en başarılı kalemlerinden biri kabul edilen Dostoyevski’nin kumar borcunu ödeyebilmek için yirmi dokuz günde bitirdiği, romanın ana karakteri Aleksey İvanoviç’i de kendisinden esinlenerek yarattığı romanıdır. Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen kumarbazların toplandığı kurmaca bir Alman kasabası olan Rulettenburg’da geçen roman, Dostoyevski'nin 1862’de yaptığı Avrupa seyahatinin izlenimleriyle doludur. Dostoyevski’nin de bizzat mücadele ettiği parasızlık ve kumar düşkünlüğünü anlatan Kumarbaz, korkunç ve amansız bir saplantının, harcanan bir hayatın öyküsüdür.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 5
Sayfa Sayısı : 192
Ağırlık : 192
En / Boy : 13 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺23,36

Gülünç ile acıklının iç içe geçtiği anlatımıyla, yaşadığımız dönemin çelişkilerine tanıklık eden ilginç kişileriyle Yalan, günümüz toplumunun hastalıklı yanlarından birine parmak basıyor. Romanın odak kişisi, şaşartıcı bilgisini ansiklopedilere ve olağanüstü belleğine borçlu olan, yapayalnız, silik, beceriksiz, amabenzerine güç rastlanır bir adam: Yusuf Aksu. Saçma bik aşk yüzünden on yedi yaşında kendini öldüren bir sınıf arkadaşının anısı, Yusuf'un yaşamına bambaşka bir yön verir. Arkadaşının kuramı kendisine mal edilince de çok geniş bir hayran kitlesinin gözdesi olur. Çevresinin kendisine dayattığı kimliği üstlenir. Ancak mutsuz bir aşkın ardından, yalnızca yanıldığını görmekle kalmaz, başka kendi kimliği olmak üzere, her şeyin yalan üzerine kurulduğunu anlar. Edebiyat dünyamızda büyük ses getiren Peygamberin Son Beş Günü adlı romanından tam on yıl sonra usta yazar Tahsin Yücel, çağımızda toplumsal bir alışkanlığa dönüşen, ama evrensel boyutlara uzaman Yalan'ı ele alıyor. İzdüşümlerini pek çok kesimde bulabileceğimiz, aynalarda yansımışçasına çoğaltabileceğimiz Yalan, çok katmanlı, derinlikli bir roman.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 17
Sayfa Sayısı : 672
Ağırlık : 522
En / Boy : 13 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺100,01

Balzac “İnsanlık Komedyası” isimli devasa yapıtının “Felsefi İncelemeler” bölümünde yer alan Kırmızı Han’ı arkadaşını haksız bir idam cezası nedeniyle kaybeden eski bir ordu cerrahından duymuş ve kaleme almaya karar vermiştir. Dönemin çokça tartışılan idam konusuna da parmak basan eser, okuru büyük bir ahlaki çatışmayla baş başa bırakır.

 

Eserin yine aynı bölümünde yer alan ikinci öykü “Facino Cane” ise işlediği cinayet yüzünden idam cezasına çarptırılan ve bir tünel kazarak zindandan kaçmaya çalışırken bulduğu hazineyle yepyeni bir hayata başlayan bir adamın hikâyesini anlatır. 

 

  • Yayınevi: Can Yayınları
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9789750749018

  

₺9,90

Alcott’un Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nın ikinci yarısında yazdığı büyük eseri Küçük Kadınlar’dan derlenen Kız Kardeşler, savaş nedeniyle maddi sıkıntılara düşen ve savaşa katılan babalarından ayrı kalan March ailesi kızlarının dünyasına konuk eder okuru. Eser aynı zamanda üç kız kardeşiyle geçim zorlukları içinde büyüyen Alcott’un yaşamından da izler taşır. Güzel ve becerikli Meg, kimi zaman asabi ancak sevgi dolu Jo, yumuşak ve şefkatli Beth ve şımartılan en küçük kardeş Amy çocukluktan kadınlığa adım atarlarken değişmeyen tek şey birbirlerine duydukları bağlılık ve sevgi olur. Yoksulluk, kalp kırıklıkları, cinsiyet bunalımları, hastalıklar ve ayrılıklar yaşansa da ailenin evinde değişmeyen tek şey dört kızın susmayan kahkahalarıdır.

 

  • Yayınevi: Can Yayınları
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9789750758393

₺20,90

Küçük bir kafe-bakkal işleten anne babanın etrafında şekillenen mutlu bir çocukluk, okul hayatı, yeni bir sosyal çevre, yabancılaşma, sınıf atlama arzusu, onaylanma ihtiyacı, öfke patlamaları, utanç, kürtaj... Seneler’e uzanan oto-sosyobiyografi yazınının da habercisi olan Boş Dolaplar, iki ayrı dünya –eğitimsiz işçi sınıfı ve eğitimli burjuva sınıfı– arasında sıkışıp kalmış, okul yaşamındaki başarılarıyla ailesinin temsil ettiği her şeye karşı kendini yeniden inşa etmeye çalışan genç bir kızın, Denise Lesur’ün hikâyesi. 

 

Ernaux, ne olmak istediğinden ziyade ne olduğuyla cebelleşmek zorunda kalan, toplumsal yükseliş sancıları çeken otobiyografik karakteri Denise’in yaşamını anlatırken her zamanki gibi sakınmasız ve cesur.

 

“Ernaux’nun kitapları birer itiraf değil, bir tür kişisel epistemolojidir... Onları okumak, o anlaşılmaz, acı verici, zaruri ‘oluş’ sürecini anlama girişimidir.”

The New Yorker

 

  • Yayınevi: Can Yayınları
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9789750758386

₺38,90

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın en çok okunan eserlerinden biri olan Mürebbiye, değişen Osmanlı toplumunu bir konağın sakinleri özelinde anlatan, eşsiz bir roman. Yazarın keskin mizahının belki de en yetkin örneği olan bu eserde, Fransız bir mürebbiyenin hayatlarına girmesiyle feleklerini şaşıran konak erkeklerinin halleri, düştükleri içler acısı durumlar eğlenceli bir dille anlatılıyor.

enelerden Rumlara, Ermenilere, Yahudilere kadar kimi ve neyi konu almışsa onu yerli renkleriyle betimlemesini bilmiştir.

 

  • Yayınevi: Can Yayınları
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9789750758348

₺16,90

Sheridan Le Fanu, Victoria döneminin gotik tarzı benimseyen yazarları arasında önemli ve öncü bir isim olarak değerlendirilir. Sık sık Poe, Stoker, Shelley gibi yazarlarla karşılaştırılan Fanu, hayaletler, iblisler ve acımasızca musallat olan kötücül ruhlarla yarattığı ürkütücü evrene insan psikolojisine dair gözlemlerini ustalıkla dahil ederek kendine has tarzıyla çağdaşlarından ayrışır.“Yeşil Çay” ve “Tanıdık” öykülerinin bir araya geldiği bu derleme, bastırılmış duygular ve unutulmak istenen anılarla dolu bir zihnin neden olabileceği yanılsama ve sanrıların ne denli ciddi boyutlara ulaşabileceğini ürpertici bir anlatımla gözler önüne serer.

 

  • Yayınevi: Can Yayınları
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9789750758416

₺20,90

Aklını böyle yitirmenin ne olduğunu bilmeyenler atsın bana ilk taşı. Aşktan başka yurdum yoktu artık benim. Hiroşima’ya barış üzerine çekilen bir filmde rol almak için gelen Fransız aktris ile Japon bir mühendisin sevişen bedenleriyle açılır sahne. Bize acı gerçeği unutturur bir an, birbirine sarılmış iki çıplak beden. Çünkü asıl ayıp ve çirkin olan Hiroşima gerçeğidir, Fransa’nın küçük bir kentinde, sevdiği adamın ölüsünün yanında saçları kazınan, o olayın anısıyla yaşamaya mahkûm edilen genç kadının yaşadığı yıkımdır. İnsan her yerde konuşabilir Hiroşima’yı; bir otel odasında, bir kaçamak sırasında bile. Ancak deliliğin yatıştırabileceği bir acıyı dile getirirken toplumsal bellekten bireysel belleğe, bireysel yıkımlardan toplumsal yıkımlara uzanan, Yeni Dalga akımının önde gelen yönetmenlerinden Alain Resnais tarafından da sinemaya uyarlanan Hiroşima Sevgilim, hatırlamanın ve unutmanın kaçınılmazlığı üzerine eşsiz bir metin.

 

  • Yayınevi: Can Yayınları
  • Hamur Tipi: 2. Hamur
  • Sayfa Sayısı: 120
  • Ebat: 12,5 x 19,5
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı1. Basım
  • DilTürkçe
  • Barkod9789750758546

₺27,90

Bir ailenin sekiz ferdi, sekiz farklı bakış açısı. Avrupa edebiyatının en köklü ve sıra dışı ailelerinden biri olan Mann ailesinin hikâyesi hiç bu şekilde anlatılmadı.

 Thomas Mann’ın devasa gölgesini rakipleri kadar ailesindekiler de hisseder. Her daim yanında olan eşi Katia, onu çocuklarından korur: babası gibi ünlü bir yazar olmak isteyen oğlu Klaus; tutkuyla seven ve tutkuyla nefret eden büyük kızları Erika; mutluluğu ailesinden uzaklarda arayan çekingen Golo; müzisyen olmak isteyen ve ailenin beklentilerine karşı koyan Michael; hayvanlarla konuşmak ve dünyayı kurtarmak isteyen, babasının gözbebeği Elisabeth ve herkesin alay ettiği Monika. Hayatı uçlarda yaşayan, anne babasının servetini yok eden, hepsi Hitler’e düşman olacak çocuklar. Hayat onları nereye savuracak?
 
Tilmann Lahme’nin belgesel romanı, Mann ailesinin sevgiyle, tarihsel sınavlarla ve ihanetle dolu destansı öyküsünü anlatıyor.
 
“Elindeki malzemeyi olağanüstü bir şekilde anlatan, ilk bakışta eğlenceli ama aslında son derece hüzünlü bir kitap.”
Süddeutsche Zeitung

 

  • Yayınevi: Can Yayınları
  • Hamur Tipi: 2. Hamur
  • Sayfa Sayısı: 504
  • Ebat: 13,5 x 21
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9789750758409

₺68,90

Sabah uyanıyorsunuz, bir bakıyorsunuz her yer karanlık, Güneş yok! Işığa duyarlı bir uzaylı ırkı Dünya’da yaşayabilmek için Güneş’e perde çekmiş, insanlığı karanlığa, umutsuzluğa hapsetmiş. Doğu Yücel, insanlığın direnişini anlattığı distopik novellası “Güneş Hırsızları”na ek olarak büyülü gerçekçilikten masal edebiyatına, korkudan bilimkurguya uzanan on bir öyküyle okurların karşısına çıkıyor.

Bu öykülerde her an her şey olabilir: Sinemaya tek başına gittiğinizde kendinizi izlediğiniz filmin içinde bulabilir ya da Beşiktaş-Kadıköy vapurunda galaksiler ötesinden gelen bir uzaylıya âşık olabilirsiniz. Yazar, sıradan insanların başına gelen sıra dışı hikâyeleri anlatırken okurlara sorular da yöneltiyor: Rüyaları biçimlendirebilir miyiz, ilham perileri gerçek olabilir mi, Dünya’nın asıl sahipleri kim, öpüşürken neden gözlerimizi kapatırız? gibi... Ve bu sorular, gülümseten metaforlar ve zengin bir hayal gücüyle beklenmedik yanıtlara kavuşuyor.

 

  • Yazar: Doğu Yücel
  • Yayınevi: Can Yayınları
  • Hamur Tipi: 2. Hamur
  • Sayfa Sayısı: 312
  • Ebat: 12,5 x 19,5
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9789750758362

₺54,90

“Diyaloglar dizisine başladığımızda önceliği bizi biz yapan yazarlara verdik. Ardından az bilinen başyapıtlar olarak nitelediğimiz bir diziyle devam ettik. Sonra edebiyatın genç kaynaklarına yöneldik. Dünya edebiyatından genç veya Türkçeye yeni çevrildiği için genç saydığımız yazarları mercek altına aldık. Bir kitapla derinlemesine ilişki kurmanın en verimli yollarından birinin onun üzerine farklı bakış açılarıyla tartışmak olduğunu Diyaloglar sayesinde bir kez daha deneyimlemiş olduk.”

Edebiyatımızın önemli isimlerinden Ayfer Tunç ve Murat Gülsoy’un 2013’ten bu yana Diyaloglar adı altında gerçekleştirdikleri etkinlikler sözden yazıya dönüşüyor. Edebiyatseverlerin büyük ilgiyle takip ettiği buluşmaların video kayıtlarından derlenerek hazırlanan bu kitap, farklı coğrafyaların ve zamanların edebiyatlarıyla sanata, teknolojiye, tarihe, günümüzden geleceğe bir köprü oluşturarak kendini çoğaltan kaynak bir metin haline geliyor.

Dünya Edebiyatı Üzerine Diyaloglar Roberto Bolaño, Guillermo Rosales, Thomas Bernhard, Sâdık Hidâyet, Dag Solstad, Sophie Mackintosh, Hang Kang, Erlend Loe, Jack London, Carlos María Dominguez gibi çeşitli kıtalardan yazarların ilgi gören ve gelecekte de ilgi görecek olan romanları aracılığıyla dünyanın ortak kültürünü okurun dikkatine sunuyor.

 

 

  • Yayınevi: Can Yayınları
  • Hamur Tipi: 2. Hamur
  • Sayfa Sayısı: 272
  • Ebat: 12,5 x 19,5
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • DilTürkçe
  • Barkod9789750758355

 

₺54,90

Anlat bana sevgilim, imgeler ülkesine doğru giden bir arabadayız, direksiyon çok hafif, her an savrulabiliriz göğün içine, anlat, yan koltukta zamanı aşmış çılgın bir dinleyicin var, bırak direksiyonu, uçsun arabamız.

Çağdaş edebiyatın büyük yazarlarından Latife Tekin karantina sürecinde yazmaya başladığı bu sürpriz kitabında zamansız, zeminsiz, tanımsız ve insan varoluşunun ötesinde her türden dönüşüme, başkalaşıma açık kadim bir aşk duygusunun izinden gidiyor.

Beden, ten ve zihinde kayıtlı hafıza şiirle titreşip yeryüzünün hafızasıyla birleşirken gölün kalbinden yepyeni bir anlatı doğar: Gelincik ve Yılanbalığı suretinde açan sadece yeni bir hikâye değil kalp çarpıntısının kaydıdır. Göle ve oradan da okuruna akseden prizmatik savruluş.

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy :
12,5 x 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺31,90

Altmışlı yıllar, bir yaz mevsimi. Victor Chmara, Cezayir Savaşı sürerken Paris’ten kaçarak Fransa-İsviçre sınırındaki küçük bir tatil kasabasına gelir. Burası görkemli otelleri, seçkin müdavimleri ve varlıklı sakinleriyle onun için güvenli bir sığınak oluşturur, herhangi bir tehlike ânında kaçmayı planladığı İsviçre’ye yakınlığıyla da korkularını yatıştırır. Etrafı keşfederken gizemli Doktor Meinthe ve kariyerinin henüz başındaki güzel aktris Yvonne’la tanışan Victor, kısa süre içinde onlarla Fransız bohem hayatına dalarak huzurlu bir yaz sürmeye başlar. Fakat çok geçmeden, arkadaşlarının yaşamlarının da cevapsız sorular, müphem gerçeklerle dolu olduğunu anlayacaktır.
Hatırlama eyleminin gerçeklerle yüzleşmede oynadığı kilit role dikkat çeken, Modiano’nun erken dönem romanlarından biri olan Hüzünlü Ev, zaman, mekân, kimlik ve bellek üzerine bir kayıp zaman arayışı.
“Bu harika roman, kayıp bir zamana, mekâna ve içtenlikle betimlenmiş insanlara duyulan büyük bir nostalji duygusuyla demlenmiş, öyle ki insanın Victor'un anılarını kendi anıları zannetmesi işten bile değil.”
The Guardian

 

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy :
12,5 x 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺54,90

Yaşama ve ölüme
Tersten bir bakış.

Bizi durdurabilecek hiçbir şey yok. Tavşanlar gibi çoğalmaya devam edeceğiz. Öngörülemeyen korkunç yan etkileri olan teknolojik aptallıklarla uğraşmaya devam edeceğiz. Artık yıkılmakta olan kentlerimizde sadece göstermelik tamirler yapacağız. Bizim eserimiz olan zehirli pisliğin çoğunu temizlemeyeceğiz.

Yenilikçi ve muzip yazar Kurt Vonnegut, kendi yaşamından karelerle birleştirdiği bu “kolaj”da kaleminin sivri ucunu bu kez modern topluma ve kültüre dokunduruyor. İntihardan sansüre, dünya barışından depresyona, dünyayı bekleyen olaylardan müziğe, her konuda Vonnegut’un eğlenceli üslubunu ve iyimser nihilizmini bulmak mümkün.

“İyi kalpli bir hiciv ustası, osuruk torbasıyla ahlak dersi veren bir eğitmen.”

Jay Mcinerney

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy :
12,5 x 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺68,90

Yorucu bir deniz yolculuğundan dönen Peter Schlemihl, zengin tüccar Thomas John’la tanışır. John’un bahçesinde karşılaştığı tuhaf bir adam, gölgesine karşılık ona hiç tükenmeyen altın dolu bir kese teklif edince Schlemihl anlaşmayı kabul eder. Çok geçmeden bunun toplumdan dışlanmak anlamına geldiğini deneyimleyecektir.

Peter Schlemihl’in Acayip Sergüzeşti, toplumda kendine yer edinme arzusundaki genç bir insanın fantastik mücadelesini anlatır. Gölgesiyle birlikte kimliğinin en önemli unsurunu yitiren Schlemihl’in öyküsü, tarihsel Faust mitinin yazınsal izdüşümlerinden biridir.

Adelbert von Chamisso’nun öyküsünü Sabahattin Ali’nin çevirisiyle yayımlıyoruz.

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy :
12,5 x 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺21,90

Her okun uçuşu farklıdır. Bin ok atarsan, bini de sana farklı bir yol gösterecektir: Okçunun yolu işte budur.
 
Ülkenin en mahir okçusu Tetsuya bir köyde mütevazı bir marangoz olarak yaşamını sürdürmekteyken bir gün uzak diyarlardan gelen bir okçu ona meydan okur... Tetsuya bu meydan okumayı kabul ederek okçuluk felsefesini hem yabancı okçuya hem de köyün delikanlılarından birine aktaracaktır.
 
Paulo Coelho’nun Okçu’nun Yolu’nda dile getirdiği öğreti sadece okçuluğa değil hayatın her alanına uygulanabilecek, yolu nice erdemden geçen bir ilkeler bütünü.
 
“Kaleme aldığım bu metinde yay, ok, hedef ve okçu aynı gelişim ve sınama mekanizmasının bütünleyici birer parçası.”
Paulo Coelho


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 12.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2021
₺0,00
₺52,56

Unutulmuş bir modern ustadan mücevher niteliğinde bir hikâye: Sadakat. Çok geçmeden tüm dünyaya yayılacak karanlığın sinmeye başladığı caddelerde, salonlarda ve davetlerde bir genç kuşağın masumiyetini kaybedişinin hikâyesi. Elie Wiesel’ın deyimiyle “günümüzün sorunlarını usta bir hikâyecinin tekinsiz ve muhteşem büyüsüyle anlatan” Gregor von Rezzori’nin kendi deneyimlerinden yola çıkarak yazdığı Sadakat, aileden öğrenilmiş bir faşizmin günlük hayata nasıl yerleştiğine dair bir anlatı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 12.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺27,01

Bütün Bildiğiniz Felaket Senoryalarını Unutun!
 
Felix Hoenikker ölmüştü, çocukları evde yokken denize nazır beyaz hasır koltuğunda ölmüştü. İhtiyar adam bütün gün buz-dokuz’a dair ipuçları vererek çocuklarına sataşmış, etiketinde üstü çarpıyla çizilmiş bir kurukafanın olduğu minik şişedeki maddeyi göstermişti. Etikette şöyle yazıyordu: “Tehlikeli! Buz-dokuz! Nemden uzak tutun!”
 
Atom bombasının “baba”larından biri olan Felix Hoenikker, öldüğü sırada dünyanın sonunu getirebilecek gizemli buz-dokuz üzerinde çalışıyordu. Üç çocuğu bu maddeyi aralarında paylaştılar ve bir daha bu maddenin sözünü etmediler. Ta ki yolları San Lorenzo isimli Karayip adasında bir kez daha kesişene kadar. Bokonon’un da dediği gibi, “Tuhaf seyahat önerileri Tanrı’nın dans dersleridir.” Kedi Beşiği, küresel bir felaketin her zaman ne kadar yakınımızda olduğuna dair acı ironiyle dolu bir kült roman.
 
#vonnegut #felaket #kıyamet #dünyanınsonu #bokononizm
 
“Vonnegut dünyanın gözünün içİne bakmış ve bakışlarını asla ayırmamıştır.”

J.G. Ballard


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 12.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2021
₺80,30

Yaşamın Her Anını Farklı Bir Şekilde Deneyimlemek İsteyenlere!

Dinleyin: Billy Pilgrim zamanda koptu.

Billy bunak bir dul olarak uykuya daldı ve düğün gününde uyandı. 1955’te bir kapıdan geçti ve 1941’de bir başka kapıdan çıktı. O kapıdan tekrar geçti ve kendini 1963’te buldu. Doğumunu ve ölümünü bir çok kere gördüğünü ve aradaki tüm olaylara gelişigüzel seyahatler yaptığını söylüyor.

Öyle söylüyor.
 
Billy Pilgrim zamanın akışından kopmuştur. Artık hayatını dilediği gibi ileriye ve geriye sarabilir. İsterse Tralfamadore gezegeninden uzaylıların kendisini kaçırdığı güne, isterse savaş esiri olarak tutulduğu Dresden’i müttefik uçaklarının bombaladığı güne ışınlanabilir. Billy’nin parçalanmış hayatı hepimize kendi hayatımızda aradığımız anlamı düşündürüyor. Mezbaha Beş bir modern klasik – Vonnegut’un başyapıtı.
 
#vonnegut #ikincidünyasavaşı #uzaydayolculuk #seneler #parçalananzaman
 
“Çok sert ve çok komİk. Hüzünlü ve keyifli. Tam bir Vonnegut eseri.”

The New York Times


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 12.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2021
₺57,67

Gelin, Görün Sizde Aklınızı Kaçıracaksınız!
 
Amerika’yı, insanların gerçek hayattan bu kadar uzak olduğu, tehlikeli ve mutsuz bir ülke yapan şeyi anlayınca, hikaye anlatmayı bırakmaya karar verdim. Hayat hakkında yazacaktım. Her insan, bir diğeriyle tam olarak aynı ölçüde önemli olacaktı. Bütün gerçeklere eşit ağırlık verilecekti. Hiçbir şey dışarıda bırakılmayacaktı. Başkası düzen getirsin kaosa. Ben tam tersine düzene kaos getirecektim, ki bunu da yaptım bence.
 
Başarılı oto galerisi sahibi Dwayne Hoover, şiddetli bir orta yaş krizine girmek üzere. Farkında değil, ama değeri bilinmemiş bilimkurgu yazarı Kilgore Trout kendisine doğru ilerliyor. Çok geçmeden karşı karşıya geldiklerinde, onları çok önemli bir misafir bekliyor olacak. Şampiyonların Kahvaltısı, zenginleşen Amerikan toplumunun zihnini cinsellik, siyaset, savaş ve daha fazla tüketimle bombardımana tutan kitlesel medyayı alaya alan karnaval niteliğinde bir şaheser.

#vonnegut #tüketimtoplumu #kitleselmedya #delilik #şiddet
 
“Voltaire geri dönmüş de plastikten, tek kullanımlık bir Amerika’nın dehşetiyle dalga geçiyor gibi.”                        

The Sunday Times


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 12.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2021
₺78,84

Sadece çarpma ânında tüm algılarımın ne kadar keskinleştiğini hatırlıyorum. Dünya farklı bir yer gibi görünmüştü gözüme, düşüncelerim dışında her şey yavaşlamış hatta durmuştu. İnsanların yüzlerinde dehşet vardı ve ben ölüm öncesi iyimserlik denilen kavramın varlığından haberdar değildim. Evet var böyle bir şey. Artık öğrendiniz. Ölmeden önceki son saniyelerinizde asla ölmeyeceğinizi düşüneceksiniz. Son ânın içindeymiş sonsuzluk.

Tek katlı, bahçeli evlerin olduğu otoban kenarındaki gizemli mahalleden oyuncu belleğin dehlizlerine, kuyuya fısıldanan sırlardan mezarından kalkıp gelen ölülere, insan gibi makinelerin tuhaf dünyasından uykuyla uyanıklık arasındaki belirsiz anlara uzanan tekinsiz bir yolculuk; acımasız bir yazarın kaleminden çıkan uçuş korkusu ve nihai sonsuzluk.

Murat Gülsoy, gerçekle gerçeküstünün sınırlarında dolaşan yedi öyküyle insan ruhunun karanlık sırlarını yer yer muzip yer yer ürkütücü bir atmosferin içinde anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 12.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2021
₺0,00
₺69,35

Aşk ve unutuş günleri geliyor bazen de, bir anılar ve düşler demetinin beni kendine bağlayan bir özeti gibi.

İdil günleri geliyor ve unuttuğumu hatırlıyorum. Bir ara sevilmiş ve sevmiş olma haccına katılmış, unutulmuş ve unutmuş olma cehenneminde beklemiş biri olduğumu görüyor ve sonra kendime, halime bakıp acı acı gülümsüyorum.

Çocuk Ölümü Şarkıları Hamdi Koç’un ilk romanı. Ancak ilk romandan beklenmeyecek bir cesaret ve ustalık sergileyerek içdünyanın gizli bölmelerini aralıyor. Anne-oğul ilişkisine, yaratıcılığın ardındaki tekinsiz dinamiklere, yaşamla ölüm arasındaki ince bağa, sırrına erilmez müziğe dair bir öykü anlatan bu kısa ama benzersiz kitap, tıpkı gizemli ve hüzünlü bir füg gibi, derinlere işleyip akıldan çıkmıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺30,66

Tek istediğim serbest kalmaktı. Serbest. Başka hiçbir şey değil. Sadece serbest. O zaman da söyledim. Dinlemediler. Benim suçum değildi. Dinleselerdi. Ben söyledim. Açıkça söyledim. Ben yokum, dedim, bırakıyorum, gidiyorum, beni unutun. Hayır. Yoluma çıktılar. Ölenler oldu. Benim suçum değildi. Gitmek isteyen birini tutamazsın. Tutmaya çalışmamalısın.

Aslında adının bir önemi yok, ona Can deyin yeter. Kötü biri olduğu da söylenemez. Ancak terbiyesizlikten, adaletsizlikten pek hoşlanmıyor. İnsanların hatalarının sonuçlarıyla yüzleşmesi gerektiğine inanıyor. Yeri geldiğinde de üzerine düşeni yapıyor. Tam da o dönemde Hergün gazetesinden Cemal Dik, birbirinden bağımsız bir dizi cinayete dikkat çekmeye başlıyor. Ve yavaş yavaş arada bağlantılar kuruluyor.

Başkarakterinin geçmişi ve ailesi üzerinden Türkiye’nin yakın tarihinde yaşananların anlatıldığı İyi Dilekler Ülkesi, Hamdi Koç’un ustalık dönemi eserlerinden. Karakterin iç dünyasındaki karmaşanın psikolojik, tarihsel hatta varoluşsal nedenlerini ortaya seren sıra dışı, çarpıcı, alabildiğine sürükleyici bir roman.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺86,14

Aşkın Suçları, eserleri yayımlanmaya başladığı andan itibaren her zaman keskin tartışmalara konu olan ve sadizm kavramına ismini veren Marquis de Sade’ın on bir öyküyü kapsayan eserinin üç öyküsünden oluşuyor. Sade’ın ahlakın belirleyicisi olarak etik değerler yerine içgüdüler konulduğunda neler olabileceğini anlattığı Aşkın Suçları derlemesi, Lamartine’in, Baudelaire’in, Swinburne’ün, Lautréamont’un, Nietzsche’nin, Puşkin’in, Dostoyevski’nin, Kafka’nın, Apollinaire’in başucu kitaplarından biriydi.

Hıristiyan geleneklerine, tabulara ve yasaklara yazdıklarıyla ve yaşam biçimiyle savaş açan ve hayatının yaklaşık otuz yılını hapishanede, on yılından fazlasını akıl hastanesinde geçiren Sade hakkında Octavio Paz’dan Simone de Beauvoir’a, Ronald Hayman’dan Jacques Lacan’a, Theodor W. Adorno ve Max Horkheimer’dan Angela Carter’a pek çok kişi yazmıştır. Edebiyat tarihinin en ayrıksı kalemlerinden biri olan Sade’ın bu üç öyküsünü Türk şiirinin en büyük şairlerinden Cemal Süreya’nın çevirisiyle okurlara sunuyoruz.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺40,15

Zaman, Sonsuzluk’un bir kırıntısından başka bir şey değil ve biz bakışlarımızı bu kırıntıdan kaldırmazsak ölümden korkmayan bir hayatın yoğunluğunu asla yaşayamayız.

Denizlerin, rüzgârların ve yağmurların bir araya getirdiği; zamanın savurduğu ve birleştirdiği iki insan: Edith ve Andrea. Biri denizlere âşık, düzenli bir hayata sahip, sakin Andrea. Ötekisi dağlara tutkun, hayata ve dünyaya karşı merakını hiç kaybetmemiş, yüksek idealler ve mükemmeliyet arayışındaki Edith. Andrea mükemmel hayat bozyapındaki eksik parçacığın huzursuzluğuyla kavrulur, Edith ise fırtınalı bir denizle cebelleşirken güvenli bir limana sığınma fikrini ısrarla reddeder. Gelgelelim hayatın her zamanki şaşırtıcılığıyla bir araya getirdiği bu iki insan için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Zira hayat zaten bazen sakin okyanuslara açılmak, rüzgâra direnmek ya da kimi zaman onunla beraber esmeye karar vermek, bir kasırgada çalkalanmak, bazen sisi bir örtü gibi üzerine örtmek, suya tutsak kalmak veya yollarda ruhundaki düğümleri çözmek değil midir?

Susanna Tamaro bu romanında okuru hayat, aşk, sevgi, keder, kader, yas ve kayıp gibi insanlığın en temel meseleleri ve kaygıları hakkında birlikte düşünmeye davet ederken kadın erkek ilişkisinin, ebeveyn çocuk ilişkisinin, ışık ile karanlığın, gerçek ve belirsizliğin sınırlarında geziniyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺56,94

Tanınmış psikiyatr ve yazar Engin Geçtan’ın meslektaşı, öğrencisi ve dostu Timuçin Oral’la birlikte hazırlayıp sunduğu Dünya Hali’nin dinleyicisiyle buluşmasının üzerinden 20 yıl geçti.
 
Engin Geçtan’ın Punta Arenas’tan Kuzey buzullarına, Patagonya’nın sonsuzluğundan Copacabana Plajı'nın dalga seslerine uzanan seyahatlerinden biriktirdikleri, hem Türkiye'ye hem de dünyaya dair altını çizdiği anekdotlar, 2000'li yılların başında insanlığın ve yaşamlarımızın geniş perspektifli bir resmini çiziyor.
 
Engin Geçtan ve Timuçin Oral’ın dostluğu, belki de artık yürürlükte olmayan bir iletişim anlayışına, birlikte üretmenin, düşünmenin gücüne, birbirinden sonsuzca öğrenmeye, hayatı kabul etmeye, kişisel ve toplumsal tarihimize, birey olmaya ve elbette, “dünyadaki meraksızlık sendromu”na dair bize bugün de çok şey söylüyor.
 
Dünya Hali’yle hem zamanda hem de kendi içimizde çıktığımız bu benzersiz yolculukta dünyaya Engin Geçtan’ın gözleriyle bakmak, yaratıcılığın, dünyaya inanmanın ve coşkuyla yaşamanın her koşulda mümkün olduğunu gösteriyor bizlere.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺76,65

Sermet Muhtar Alus, yazdığı bini aşkın yazıyla okurlarına hep bir şehrin, genellikle de 19. yüzyıl sonlarıyla 20. yüzyıl başları arasındaki döneminin hayatını anlatmış bir yazardır; sık kullandığı tabirle “eski İstanbul”un yazarı. Önce Meşrutiyet, sonra da Cumhuriyet’i sadece birer rejim değişikliği gibi değil, toplum hayatındaki büyük dönüşümler olarak yaşamış birkaç kuşaktan okura, çok da eski olmayan “eskiler”in hoşluk ve acayipliklerini anlatarak ekmeğini kazanmış bir yazar.
 
Çoğu ilk defa kitaplaşan bu yazılarında Alus’un son derece eğlenceli kılavuzluğuyla turumuza önce İstanbul’un lokanta, meyhane, mesire yeri, börekçi gibi mekânlarını ziyaret ederek başlıyoruz. Müslümanların iftar ve bayram sofralarına, Hıristiyanların panayırlarına uğradıktan sonra sokaktan insan hikâyelerini dinliyoruz. Et ve balık yemeklerinin ardından bostanlara, meyve bahçelerine dalıp maruldan pırasaya, üzümden portakala onlarca sebze ile meyvenin birbirinden hoş ayrıntılarla dolu “monografi”lerini okuyoruz. İstanbul’un bu bostanlar ve bahçeler sayesinde enikonu kendine yeten bir şehir olduğunu da görüyoruz içimiz sızlayarak. Karakulak’tan Hamidiye’ye şehrin suları etrafında oluşan mesire kültürünü ballandıra ballandıra anlatan bu hünerli hikâye anlatıcısı eşliğinde tatlılar ve kuruyemişleri de tattıktan sonra İstanbul’un geçmiş günlerinde rakı, şarap, bira, çay, kahve ve nargile gibi mükeyyifatın keyfini çıkararak turumuzu sonlandırıyoruz.
 
Alus’un dilinin zenginliğine, olağanüstü kulak hafızasına, hemen her kesimin gündelik konuşma ve düşünme tarzlarını inanılmaz bir detaycılıkla hatırlayıp muzip mizah duygusuyla aktarabilmesine duyduğumuz hayranlık kalıyor aklımızda.

Erdir Zat da kitaba yazdığı sunuşta Alus’un bu güzel yazılarının satır aralarından yola çıkarak önemli noktalara dikkat çekiyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 440
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺82,49

Bir sabah, uykunun en tatlı yerindeyken, kapı zili acı acı öttü.

Bülbül zillerdendi, bana çocukluğumun geçtiği Aydın’daki aile evini, o evdeki mutsuzluğu ve yoksulluğu hatırlattığı için sevmezdim, ama değiştirmeye de cesaret edemiyordum, maziyle iyi kötü bir bağdı neticede.

Kalktım. Dedim herhalde ev arkadaşlarımdan biridir. Anahtarını falan unutmuştur. Açtım kapıyı, hoca, babam ve amcam karşımda duruyordu.

Sabahın daha o saatinde sallanıyorlardı içkiden.

Babamın elinde büyükçe bir bavul vardı.

Hoca, Baba, Amca, Ben, Murat Uyurkulak’ın 2017-2020 arası yazdığı öyküleri bir araya getiriyor. Kitaba adını veren ilk bölümde dört karakter üzerinden anlatılan hikâyeler var. Bu karakterlerden üçü, anarşistlikten komünistliğe uzanan muhtelif muhalif tonları olan üç alkolik. Gururlu, dürüst, yoksul, dışarıdan bakıldığında “kaybeden” diyebileceğiniz, ama kendilerini asla kaybetmiş görmeyen, hayat, memleket, dünya ve insanlar hakkında söyleyecek bolca sözleri olan, entelektüel karakterler. Rakıları, muhabbetleri, şehirleri ve ufaktan yaşadıkları gönül maceralarıyla her şeye rağmen kendileriyle barışık ve eğlenceli insanlar. Onların düşüncelerini ve hikâyelerini ise “oğul, yeğen ve öğrenci” olan, ortalarındaki “Ben” karakteri sayesinde okuyoruz. İkinci bölüm “Tuhaf Şahıslar Albümü”ndeyse ilginç karşılaşmalar, hayata gölgesini ya da ışığını düşüren anekdot ile anılar ve kimini okurların yakından tanıdığı çeşitli figürlerin ustalıkla hikâyeleştirilmiş dokunaklı portreleri yer alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺41,61

Elde Şu Kişiler Var:
Evren Tunga: Müstakbel mevta... Ölmeden önce
sevdiklerini kurtarmaya çalışıyor...
Hilmi Şerbet: Huysuz bir hafiye... Zengin olmak istiyor...
Davut Vahdet: Hilmi Şerbet’in yakışıklı ortağı... Âşık oluyor...
Alper Kenan Kaldıran: Evren Tunga’nın abisi veyahut babası... Suna’yı çok özlüyor...
Suna Kaldıran: Alper Kenan’ın güzel karısı... Kayıp...
Gülsüm Tunga: Evren Tunga’nın annesi...
Bir vakitlerin namlı fahişesi...
Şevket Kara: Şerbet ile Davut’un dilsiz badisi...
Cinsiyet değiştirmek istiyor...
Kader Atmaca: Evren Tunga’nın genç sevgilisi..
Dansözlük ve falcılıkta mahir...
Yusuf Sertoğlu: Eski yazar, yeni ayyaş... On bin lira bekliyor...

Elde şu ipuçları var:
Evren Tunga’nın doldurduğu on dört adet kaset... Yusuf Sertoğlu’nun yazdığı dört adet not defteri... Şevket Kara’nın tuttuğu bir adet günlük...

Elde Şu Soru Var:
Yani, siz, hepiniz?

Murat Uyurkulak’ın 2017 tarihli eseri Merhume, kahramanları yok sayılanlar, ezilenler, kenardakiler, katli münasip sayılanlar olan, ele aldığı ağır mevzulara karşın gürül gürül akan çok renkli, çok sesli bir roman. Bu toplumunun harcını karmış erkekliği, militarizmi, darbeleri, şiddet ve kırımı eşelerken çokkültürlülükten, cinsel özgürlükten, duyarlılıktan yana koyuyor tavrını; yani bizi dert ediniyor, hepimizi…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺70,08

Genç yazar Paul Overt, davet edildiği bir kır malikânesinde uzaktan uzağa hayranı olduğu ünlü romancı Henry St. George’la ve ilk görüşte âşık olduğu Miss Fancourt’la tanışır. Bu tanışıklıklar kente döndükten sonra da çeşitli karşılaşmalarla sürer. Genç yazarın bütün arzusu bu büyük ustadan kendi kariyeri için yararlı bir şeyler öğrenmektir. Usta da ona seve seve bir ders verir, ama verdiği ders edebiyatla değil, yaşamla ilgilidir. Uzun yıllardır evli olan ünlü romancı, evliliğin ve evlilikle bağlantılı sorumlulukların, genç yazarlara ayak bağı olacağını, büyük sanatsal değeri olan yapıtlar yazmaya sekte vuracağını belirtir.

Karmaşık, bir o kadar da müphem karakterlerin boy gösterdiği bu öyküde Henry James her zamanki kıvrak zekâsı ve ironik üslubuyla bu kez sanat-hayat karşıtlığını sorguluyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺21,90

Üniversiteli Anselmus, elma satan yaşlı bir kadının sepetini devirince bir anda hayatı değişir ve kendini bambaşka bir dünyada bulur. Giderek gündelik yaşamın gerçekliği ile büyülü bir dünyanın gerçekdışılığı arasındaki sınır çizgisinde yaşamaya başlayan Anselmus, bir mürver ağacında gördüğü minik bir yılanın mavi gözlerine vurulur; oysa gerçek dünyada genç ve ihtiraslı Veronika, Anselmus’a âşıktır ve onunla ilgili başka planları vardır.

Hoffmann’ın geleneksel masal unsurlarını antik mistisizmin öğeleriyle harmanladığı Altın Çanak, Alman Romantizmi’nin simge metinlerinden biridir. Altın Çanak’ta birbirine tümüyle zıt fantastik dünya ile burjuva dünyası buluşur. Hoffmann, belirgin farklarına rağmen net çizgiler çizmez ve aradaki geçişi akışkan tutar. Zira Hoffmann’ın evreninde gerçeklik, paralel dünyaları mümkün kılan poetik eşiktir ve bu eşikte gerçek ve gerçeküstü tüm varlıklar uyum içinde yaşarlar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺24,09

İnsan 80 yaşına varıp da yaşayacak az zamanı kaldığında bir ömrün bütün çabalarının, umutlarının, acılarının, sevinçlerinin sıfırlanmasını kabullenemiyor. Yaşamımın anlamı neydi sorusuna, hiçbir anlamı yoktu, cevabını vermenin ağırlığına dayanamıyor O zaman, bir virüsün yıkıcılığından medet umuyor, insanlığın bu enkazın altından kalkabileceği, başka bir dünyayı mümkün kılabileceği umuduna sarılıyor bir an, ama sadece bir an.
 
Oya Baydar’ın, 2020 yılında tüm dünyayı kasıp kavuran pandeminin ilk günlerinden yıl sonuna kadar tuttuğu bu notlarda Covid-19'un toplumsal hayattaki etkilerini gün gün takip ediyoruz. Bir virüsün anlı şanlı insan uygarlığını perişan etmesi, halkın hastalığa yaklaşımı, tüm sokakları saran korku, sivil toplumun her şeye rağmen mücadeleye devam etme çabası, iktidarların çaresizliği, 65 yaş üstü insanların yaşadıkları kapanma/kapatılma günleri...
 
Tüm bunlar, 80 yıl boyunca mücadeleyi bir an olsun bırakmamış bir kalemin anıları, kendi hayatının muhasebesi ve geleceğe dair beklentileriyle yoğruluyor.

Usta bir yazarın yaşanan bu ilginç zamanlara düştüğü, yıllar sonra bile tekrar tekrar dönülüp okunabilecek zihin açıcı notlar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺73,00

İngiltere’de 19. yüzyılın ikinci yarısı (Victoria dönemi) orta sınıfın yükselişini, gösterişli yaşamların moda oluşunu simgeler. Brontë kardeşler, kadının edebiyatla uğraşmasının hoş görülmediği bu yıllarda, önce erkek kimliğiyle şiirler yazmış sonra kendi adlarıyla, klasikler arasında yer alacak üç önemli romana imza atmışlardır. Emily Brontë 1848’de öldüğünde dünya edebiyatının en güzel yapıtlarından birini, ilk ve tek romanı

Uğultulu Tepeler’i bırakmıştır ardında. Bu Victoria dönemi romanı, kimine göre dünyanın gelmiş geçmiş en büyük aşk romanı; kimine göre her okunuşunda değişik tatlar veren çağlar ötesi bir eser ya da insanın içine işleyen bir anlatımla dile getirilmiş uzun bir şiirdir.

Ölümünden bir yıl önce bitirdiği UğultuluTepeler’deki karakterlerin yalnızca hayal ürünü kişiler olmadığı, Brontë’nin çevresindeki gerçek kişilerden derin izler taşıdığı da bir gerçektir. Sevgi, kin, nefret, intikam, tutku gibi güçlü duygularla örülü bu gençlik öyküsü, aynı zamanda marazi bir aşkın hikâyesidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 408
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺47,45

Küçük yaşta öksüz kalan Jane Eyre, kendisini hiçbir zaman sevmeyen ancak kocasının vasiyeti üzerine bakımını üstlenen yengesiyle zor bir yaşam sürmektedir. Katı kurallarla yönetilen bir yatılı okula gönderilince, bu kez hayatın başka zorluklarıyla yüzleşmek zorunda kalır. Okulda geçirdiği on yılın ardından öğretmen olarak mezun olur. Edward Rochester’ın malikânesinde mürebbiye olarak iş bulur. Evin gizemli efendisi Rochester’a âşık olur; ancak onu hayal bile edemeyeceği zorluklar ve acılar beklemektedir.

19. yüzyıl İngiltere’sinde, her türlü tutuculuğun kol gezdiği Victoria döneminde geçen Jane Eyre, birçoklarınca kadın hak ve özgürlüklerine sahip çıkan ilk romanlardan biri olarak kabul edilir. Yazarı Charlotte Brontë’nin yaşamından izler de taşıyan roman, zorlu bir yaşam süren yapayalnız bir genç kızın güçlü bir kadına dönüşmesinin öyküsüdür.

Jane Eyre, yalnızca kadının erkek egemen toplumdaki konumuna gözüpek yaklaşımıyla değil, şiirsel duygusallığı çağdaş bir gerçekçilikle harmanladığı anlatımıyla da öncü olmayı başarmış klasik bir başyapıttır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 632
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺56,94

Aşk ve Gurur, taşralı bir beyefendinin kızı olan Elizabeth Bennet ile varlıklı ve soylu toprak sahibi Fitzwilliam Darcy arasındaki çatışmayı anlatır. Jane Austen bu iki karakteri birbirlerinin tuzağına düşmüş kişiler gibi sunsa da, bu ilk izlenimi tersine çevirmekte gecikmez. Soylu bir aileden gelen ve önemli bir servet sahibi olan Darcy, Elizabeth’in ailesinin soylu olmayışı nedeniyle mesafeli davranır. Elizabeth’in davranışında da hem özsaygının uyandırdığı gurur hem de Darcy’nin züppeliği karşısındaki öfkesi etkili olur. Zeki ve coşkulu Elizabeth yalnızca Austen’ın en çok sevdiği kadın kahramanı değil, aynı zamanda tüm İngiliz edebiyatının en çok ilgi uyandıran kadın roman kişiliklerinden biridir.

Aşk ve Gurur sıradan insanların günlük yaşamlarını işleyerek romana ilk kez belirgin bir modern nitelik kazandıran Austen’ın en sevilen romanlarından biridir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 456
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺0,00
₺52,56

Moll Flanders, 17. yüzyıl İngiltere’sinde dünyaya gelen bir kadının yaşamöyküsünü, kendi ağzından aktarır. Zindanda doğup on iki yıl fahişelik, on iki yıl hırsızlık yaparak yaşayan, başından beş evlilik geçen, maceraları İngiltere’den Amerika’ya uzanan Moll Flanders, tartışmaya açık hayat görüşü ve derinlemesine sunulan portresiyle İngiliz edebiyatının en ilgi çekici kadın kahramanlarından biridir.

Roman türünün ilk örneklerinden olan Moll Flanders, bir yandan dönemin toplumsal değerlerine ışık tutarken diğer yandan da suç dünyasını ve cinsellik konularını, ahlak dersi verme kaygısı gütmeksizin açıkça gözler önüne serer. İlk yayımlandığı 1722 yılından itibaren büyük ses getiren kitabın başkarakterinin temel olarak kabul ettiği ihtiyaçlarından vazgeçmeden ve kişiliğinden ödün vermeden toplum içinde hayatta kalabilme mücadelesi, Moll Flanders’ın Defoe’nun en ünlü eseri Robinson Crusoe’yla karşılaştırılmasına vesile olmuştur. Zira Moll Flanders, bin bir özveri ve kurnazlık göstererek göğüs gerdiği ataerkil toplumda, okyanusun ortasında bir adaya düşen Robinson Crusoe kadar yalnız, bir o kadar da yaratıcı ve beceriklidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺44,53
1 2 3 ... 36 >
cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: TR
Çerez Kullanımı