İmam Gazali... hem kılı kırk yarıcı bir hakim (filozof)... hem inancını aklıyla uzlaştırabilen bir kelamcı (teolog)... hem de sahip olduklarını onlara sahip olduktan sonra terkedebilme cesaretini göstermiş aşk ehli bir sufi (mistik)..." (D. Cündioğlu) Gazzali İslam düşüncesinin üç temel yönelimini Felsefe Kelam ve Tasavvufu hiçbirini feda etmeksizin kucaklayan bir zihin ve cehdin sahibidir ve hala İmam olarak anılmasının nedeni belki de budur. Bu üç alanda da hala geçerliğini ve değerini koruyan faydalanılabilecek önemli eserler verirken devrin fikri tartışmalarına dair reddiyeler ve bazı sorulara verdiği cevapları içeren küçük risaleler de kaleme alır. Bir öğrencisinin isteği üzerine yazdığı "Hulasatu't-tesanif fi't-tasavvuf" adını taşıyan elinizdeki bu risale de onlardan biridir.

Gazzali İslam düşüncesinin üç ana eğilimini birleştiren aklı selim ile kalbi selim arasında dengeyi kurabilen nadir ustalardandır. Çağdaş dünyanın eksikliğini çektiği tam da bu değil midir? Her şeyin birbirine karıştığı enformasyon bombardımanı altında Asl'a dair olanı ıskalayan gereksiz karşılıksız ve değersiz bir yığın malumatla kafası karışmış modern zaman insanına ve Asl'a dair olanın arayışında olan tüm fikir işçilerine söyleyecek çok şeyi olan bu değerli risaleyi dikkatle okumalarını salık veriyoruz. Düşünce disiplinleri arasında bir denge arayışında olan herkesin bu büyük ustadan öğreneceği çok şey var.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 13 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺15,00

Bir içtihat hukuku olarak doğan ve gelişen İslam hukuku, tarihi süreci içinde ve özellikle Osmanlı uygulamasında kanun hukukuna doğru bir evrim geçirmiş, Halife Mansur'la bir teşebbüs olarak başlayan, Ebussuud Efendi döneminde kısmen hayata geçirilen İslam hukukunun kanun hukukuna dönüşmesi süreci özellikle Tanzimat sonrasında güçlü çıkışlarla sürmüştür. Öncesine nazaran birçok alandaki kapsamlı kanunlaştırma faaliyetleri, yabancı kanunların toptan veya kısmi resepsiyonu, fıkhın yerini hukuka, medresenin yerini Mekteb-i Hukuk’a bıraktığı bu sürecin belki de en önemli düzenlemesi aynı zamanda İslam hukuk tarihinde de bir ilki oluşturacak olan Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye’nin yazılmasıdır.

Uzun yıllardır ülkenin tartışma gündeminden düşmeyen, bu topraklara özgü bir hukuk düşüncesi oluşturma yolunda; hukukta batılılaşma, kanunlaştırma, yeni bir fıkıh usulü, hukuk ve din ilişkisi, laiklik gibi halen tartışılan konuların ilk defa ciddi biçimde ele alındığı Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerini kapsayan Osmanlı son dönemi, klasik döneme ve Cumhuriyet dönemine nazaran daha önemli bir birikimi ifade eder. Bu bağlamda, eserde Osmanlı son dönemi hukuk düşüncesi; bağlamı, aktörleri ve yapılan tartışmalar, bürokrasi ve aydınlar arasından belli başlı isimlerin hukuki konulara yaklaşımları, bu dönemde üretilen fikirlerin Osmanlı hukuk sistemini nasıl dönüştürdüğü gösterilmeye çalışılmıştır.

Hukuk düşüncesi tarihi, belli bir tarihsel dönemde, düşünürlerin bireysel olmaktan çıkıp pozitif hukuku değiştiren veya toplumsallaşarak bir fikir hareketini oluşturan hukuki düşünce yapılarının incelenmesini hedefler. Bu eser de Osmanlı son dönemini ele alan bir hukuk düşüncesi tarihi araştırmasıdır.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 245
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺26,25
₺35,00

“Toprak, üzerinde yaşayan insanların duyu, duygu ve düşüncelerinin işlendiği bir kaneviçe, dantel halini alırsa yurt olur. anadolu’daki ve Balkanlar’daki Sarı Kız, Sarı Saltuk, Yunus Emre yatırları; Bursa’daki Ulu Cami, İstanbul’daki Süleymaniye, Edirne’deki Selimiye, her bir şehirdeki mezarlıklar, bu topraklar üzerinde yaşayan insanların işaretleridir” der Fazlıoğlu. anadolu’ya ilk yerleşenlerin hikayesi değildir bu kitabın amacı ama öyle bir zaman gelir ki bu topraklarda, yurt arayana yurt, derdi olana derman olur anadolu.

Ve on üçüncü yüzyıl kadar karışmamıştır ve de yurt olmamıştır birilerine belki de eskilerin tabiriyle Diyar-ı Rum. Öyle bir yüzyıl ki, kendinden sonra ne varsa hepsinin içinde biraz vardır o zamanın izleri. On üçüncü yüzyıl anlaşılmadan, inanç diye, gelenek diye sahip olunan değerlerin anlaşılması ve nereden geldiklerinin bilinmesi biraz eksik kalmaya mahkûmdur.
Böyle bir çağda doğmuştur kahramanımız. Yaşananları görmüş, yaşayanları görmüş, toyken pişmiş, bir ateş olmuş ve bu günlere gelmiştir adı unutulmadan.

Adı unutulmasa da hep farklı açılardan anlaşılmaya çalışılmıştır yaptıkları ve söyledikleri. Kim, kendine yakın hissettiyse sahip çıkmıştır mirasına. “Yunus”tur, “Yunus Emre”dir, “Koca Yunus”tur,

“Emrem Yunus”tur, “aşık Yunus”tur o.

Adı nasıl anılırsa anılsın “bizim Yunus”u anlamak veya anlamaya çalışmak amacıyla kaleme alınan bu çalışma, Yunus’u yaşadığı zaman ve coğrafya bağlamında incelerken, sonraki dönemin kalıcı etkilerinin mayalandığı 13. Yüzyılın anadolusunun da detaylı bir resmini vermeye çalışmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺37,90

Sosyal hizmetler, temelinde gönüllülük ve yardımseverlik barındırdığından derin tarihi köklere sahip bir saha olmasına rağmen, çok sonraları bir meslek ve bilim dalı haline gelmiştir. Sosyal hizmet, ortaya çıktığı bu ilk dönemlerinde dinî ve manevi değerlerden önemli ölçüde etkilenmiş, fakat maneviyattan bu olumlu etkilenim, zamanla yerini belirsizliğe hatta düşmanlığa bırakmıştır. Bilimsel bir meslek olma çabası, sosyal hizmetin manevi sorunlardan ve müdahalelerden uzaklaşmasına sebebiyet vermiş, insanın sübjektif, içgüdüsel ve yaratıcı parçaları yok sayılmıştır. Sosyal hizmet alanının maneviyat konusuna olan ihmâlli bakışı günümüzde değişmeye başlamıştır ve son yıllarda giderek artan maneviyat ve sosyal hizmet konulu literatür, bu konuya olan ilgide belirgin bir artış olduğuna şahitlik etmektedir.

Türkiye’de sosyal çalışmacılara başvuran bazı müracaatçıların, yaşadığı sorunlarda dinî/ilahi bir açıklama beklediği, içinde bulundukları bazı sorunların çözümünde manevi argümanlar bekledikleri gözlenmesine rağmen Türkiye’deki sosyal çalışmacıların, mesleki uygulamalarında maneviyata nasıl baktıkları, maneviyatı kullanıp kullanmadıkları net olarak bilinmemektedir.

Bu çalışma; maneviyat ve sosyal hizmet ilişkisini ortaya koyarak Türkiye'deki sosyal çalışmacıların, maneviyat ve manevi konulara ilişkin kişisel ve mesleki bakış açılarını keşfederek betimlemeye çalışmakla birlikte, “Sosyal hizmet ve maneviyat arasında nasıl bir ilişki vardır?”, “Türkiye’de sosyal hizmet uygulamasında maneviyatın rolü nedir?”, “Maneviyat gerçek anlamıyla sosyal hizmet alanında kullanılabiliyor mu?”, “Sosyal çalışmacılar maneviyat ve din kavramlarının birbirinden ayırıyorlar mı?” “Sosyal çalışmacılar, uygulama noktasında hangi manevi müdahaleleri uygun bulmaktadırlar?” gibi birtakım soruların cevabını aramaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 384
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺45,00

Sen Nerdesin?

Kardeşim, iki gözüm, yavrucuğum, gelip ve geçen günlerin bıkmadan, yorulmadan, sardığı ömür makarasının sana ait olduğunu idrakin ne vakit? Sana ne yapıyorsun dediğim zaman neden cevabın n'apalım vakit geçiriyoruz oluyor? Bu geçen kimin vaktidir?
Neden yalnız sokaklara dökülmekte mahirsin, bu ağlayan kütüphaneler kimin? İlme, fazilete giden yol hangisi?

Bir daha, geçmişi ve hali; senden evvelki nesli, kördüğüm olmuş içtimai problemleri bir türlü oluşa erdiremedikleri için beylik laflarla suçlama! Sen ne düşünüyorsun, hazırlığın ne, senin gayretin hangi yoldadır; bana kendinden haber ver ümidim, zavallım koç yiğidim?
Gelecekte yükleneceklerini neyinle taşıyacaksın, kaç adım gidebilip, Ay-Yıldızı nereye dikebileceksin; senden sonra yetişen gençlere göstereceğin yüzün hangisi olacak? Son nefesinin söndüreceği ömür lambasının senin için yüz karası olmamasını temin ne çeşittir?
Dünya üzerindeki mevkiini ve sana mutlak muhtaçlığı, gerekliliği; Anadolu'nun kaç asırdır rûhunda başlayacak asil inkılaba müştak ve nihayet batmaya yakın bir devrede belki de son halka olduğunu, tarihin en kritik devrinde boy gösterdiğini; silkinmezsen, artık topyekün silkinmeye bir daha mecal kalamayacağını keşfin ne zaman?

N'olur, herkesi geçmeden vazgeçtik, asra ulaşmayı gaye edinen bir cehtin olsun bari? Ah, neden gayen yalnız bir apartmanda mahpus? Asırlardır yavrusuna katıklı ekmek bulamayan Anadolu'nun felekleri inleten feryadına kulaklarına neden kapalı? Neden uçarılığın hayalindeki araba gibi?

Yetişir, elverir yavrucuğum bu derin gaflet, Dünya koşuyorken yolun üstünde yatılmaz! Silkinmek gerek, uyanmak, görmek gerek; gerçeklerde yanmak, ikbal kozasını örmek gerek!

Düstursa, geçmişte seni hükümran kılmış hususiyetlerin tekrar ihyası; senden koparılan senliklerin tekrar sana avdeti cengidir, bunu bil!
Erliğini kuşanmayan bir nesle bastığı toptan yükselen lanetleri duyuyor musun?

Ve her şeye rağmen senin beklendiğini duyuyor musun?

Çekilen bu sancıların sonunda gelen, sen ol bari!

Fatih'in İstanbul'u zaptettiği yaştasın!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺26,25

2010 yılında TRT televizyon kanallarında gösterilen Sarayın İncisi adlı dizi ile tanıdık Asya kültürünü. Daha öncesinde Japon ve Çin filmleri hayatımıza yer etmişti ama Kore'yi savaşa giden dedelerimizden dinlediğimiz kadar biliyorduk. 2012 yılında koreli bir sanatçının Türkiye'ye gelmesi ve Cumhurbaşkanı ile görüşmesi ile de daha sık duyduk Hallyu denilen kelimeyi. Belli bir kitleye sahip olan bu kültür daha sonraları Kore severlerin de çabalarıyla hayatımıza iyice girmiş oldu.

Diziler, filimler, müzikler son olarak Ayla filmi... Kore dalgası veya Kore ateşi olarak anılan Hallyu, G. Kore kültür endüstrisi eliyle yaratılmış çok bileşenli ve boyutlu bir popüler kültür fenomeni olarak 21. Yüzyılın sanal ortamında ortaya çıktı. Güney Kore'nin kültürünün önemli ölçüde yayılmasını ve ünlenmesini sağladı. Dizilerle başlayan ve hızla artan bu başarıyı kısa süre sonra filmler, popüler müzik, yemekler ve Kore dili öğrenimi takip etti. Popülaritesi ise dünyanın hemen her yerinde yükselmeye devam ediyor. Son kertede Hallyu dizilerini, G. Kore kültür endüstrisinin yarattığı büyüleyici, maniple edici medya içerikleri olarak ele almak mümkün.

Bu kitap, genelde Hallyu'nun özelde Hallyu dizilerinin özünde bir kültür endüstrisi, popüler kültürel ürün olduğu gerçeğinden hareketle bir arka plan çözümlemesi yapmaya çalışarak Hallyu fenomenini, Hallyu dizileri örneğinde Türk izleyicileri merkezli; onların güzünden üretici-nesne-tüketici ilişkisi bağlamında anlamaya çalışmaktadır. Asıl olarak da, söz konusu dizilerin izleyici tarafından alımlanmasına, onların Hallyu dizilerini izleme deneyimini nasıl anlamlandırdıklarına ve nihayet bu deneyimin onlar üzerindeki etkilerine ve izleyicinin içine daldığı bu dünyayı yorumlama biçimine odaklanmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺41,25

Düşündüğümüz, inandığımız, aidiyet hissettiğimiz değerlere göre yaşamadıkça, yaşadığımız hayata göre değerlerimizin,

inançlarımızın, aidiyet referanslarımızın değiştiğini fark ettik. Toynbee’nin de tespit üzere, Batı kendisini inanç olarak sunduğunda onu hemen reddetmiştik, ama teknoloji olarak sunduğunda kabul ettik. Çünkü teknoloji, eşya gayet masum görünüyordu bize. Meşhur kurbağa örneğini hatırlarsak, inanç bizim için kaynatılmış su gibiydi, hemen zıplayıp çıktık içinden. Teknoloji/eşya ise yavaş yavaş ıstılan su gibiydi, zamanla alıştık. Alışmayanlar durumun vahametini idrak ettiklerinde ise refleks gösterebilecek safha çoktan aşılmıştı.

 Elinizdeki bu çalışma bir kimlik kaygısının neticesi olarak ortaya çıkmıştır. Ne yazık ki, yaşadığımız dünya ile kimliğimizi izafe ettiğimiz değerler dünyası arasında uçurumlar var. Bu uçuruma sebebiyet veren ilk yarık, o masum görünen ve asrileşmeyi vaad eden eşyadan koparılan ilk ısırık, bizi iki paradigma arasında kalmış ve üretemeyen bir hüviyete büründürdü. Bu kitabın amacı uçurumun kökenlerini ve safhalarını gösterebilmektir. Bu yönüyle, uçurumun nasıl kapanacağına dair kafa yoranlara naçizane bir çıkış yönü göstermesi de umut edilmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 252
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺41,25

Maraş’ın edebî bir muhit olarak nitelendirilmesinde en büyük pay şüphesiz “yedi güzel adam”ındır. Çocukluk ve gençlik dönemlerinde bir araya gelip ömürleri boyunca sürdürdükleri beraberliklerinde, kendilerinden önce gelen üstatların bireysel çabalarını bir adım öteye taşıyan bu arkadaş ekibi, gerek yaşamsal gerek sanatsal paylaşımlarıyla memleketlerinden başlayıp tüm ülkeye yayılan kültürel ortamın hazırlayıcısı/sürdürücüsü olurlar. Onların dost meclislerinin ağabey rolünde ise hakiki manadaki beyzade, Erdem Bayazıt bulunur.

Öğretmenlikten dergi/yayınevi yöneticiliğine, dernek başkanlığından milletvekilliğine varana kadar geldiği her vazifede vatan hizmetiyle yanıp tutuşan, bilhassa gençlerin yetişmesinde hassasiyet gösteren, “mavera” sevdalısı Erdem Bayazıt’ı okumak, onu yakından tanımak ve anlayabilmek yaşadığımız çağ için bir zorunluluktur.

“Yedi Güzel Adam’dan biri olan rahmetli Erdem Beyazıt, şairliği, destansı özellikleriyle coşku veren şiirleri bağlamında hepimizin beğenisini kazanmış, daha açık ifadeyle onun şairliği hakedilmiş bir şairliktir. Her zaman gayretli, çalışkan ve planlı olmuştur.” (Nuri Pakdil, Yeni Şafak)

“Erdem Bayazıt şiiri deyince benim zihnimde mümin duyarlığı güçlü bir şiir canlanıyor. Dünyanın kalbini dinleyen bir şairin yürekli sesi... Yeryüzünde zulüm ve işkence gören tüm mazlum milletlerin acısı, derdi, onun acısı, onun kederidir. Çağın gözleri önünde yaşanılan zulme, kedere, şair duyarlığı ile ortak olma düşüncesindedir. Erdem Bayazıt şiiri, Müslümanların içinde yaşadıkları çalkantı, hezeyan ve bunalımlara karşı bir protesto sesi olmak isteyen bir şiirdir.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺33,75

Günümüz koşulları tarihe herhangi bir biçimde iz bırakmış insanların bu izlerini takip etmek ihtimalinizi oldukça zorlaştırıyor. Kişilerin sadece yaşam öykülerine odaklanılarak bu izlerin takip edilmesi kolay ama daha az verimli bir girişim. Şairlerin veya yazarların dünyada neye dikkat kesilmiş, onu nasıl yaşamış ve nasıl aksettirmiş olduğu bilgisine sahip olmak onu tanımak için verimli bir bakış açısı geliştirmemize yardımcı olabilir. Alaeddin Özdenören’in hayatı, eşyayı ve dünyayı nasıl algıladığı ve bizim bu çerçeveden ne anlayabileceğimiz düşüncesi bu biyografi çalışması gayretinin esas nedenidir.

Maraş’ta bir gazetenin kültür-sanat sayfasını hazırlamaktan şairlik vasfına uzanan kimliğin bir imkânı olarak da okunabilir onun biyografisi. Bu biyografinin yazımını zorlaştıran durum ise belki de Alaeddin Özdenören’in hayatını da büyük ölçüde ifade eden kavramlardır: sükût ve yalnızlık.

“Alaeddin’i en iyi merhum Ramazan Dikmen’in şu mısraları anlatıyor: “Yine dalgın. / Yine baştan ayağa ızdırap./ Yine delikanlı./ Yine rind./ Yine yanık bir şair olarak./ Alaeddin ağabey.” O, her zaman dalgın, yalnız, mustarip ve yanık bir insandı. Yalnızlık, bir bakıma içe gömülmüş olmayı tazammun eder. Alaeddin’de bu öylesine belirgindi ki, âdeta zuhurunun şiddetinden gaipti diyebilirim.”

“Hayata erken atıldı, daha lise sondayken vekil öğretmenlikle memurluk serüvenini başlattı. Şiirin ne olduğu üzerine fikri yokkenden başlayarak şiir yazıyordu. Belki bir arayış içindeydi. Ama aradığı neydi, bilemem. Menziline, maksuduna ulaşmış mıydı, onu da bilemem. Ama ona düşen aramaktı, bunu söyleyebilirim. Aramakla bulunmaz ama ancak arayan bulur: kadim fehva... Kimse kendi yalnızlığını aramaz. Ve yalnızlık aramakla bulunmaz. Yalnızlığın içine düşülür, o kadar. Arayış sürecinde başkasının alay konusu olmak işten bile değildir. Leyla’sı neydi, kimdi, bilemem...”

“Benim gözde yazarlarım, beni yazmaya kışkırtanlardır. Alaeddin de artık o gözdelerimin arasında yerini almış bulunuyor. Okumaktan usanmadığım, usandırmayan; bilakis yeni okumaların önünü açan yazarlarımın arasında o da müstesna bir yer tutuyor…”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 102
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺30,00

Yaşı ile değil yaşadıkları ile bize hayatı, edebiyatı, inancı, dostluğu, vefayı, mücadeleyi öğreten Rasim Özdenören,düşünceleri ve sohbeti ile insanı büyüten, çoğaltan Türk düşünce ve edebiyat dünyasının müstesna bir şahsiyetidir.Gönlünün, aklının, memleketinin, inancının, dilinin, geleneğinin yabancısı olmayan bir düşünür olarak varoluşsal yitimlere “dur!” diyebilme amacındaki bir; “bilinçli Müslüman kimlik” oluşturma adına düşünce yazıları kaleme alan entelektüel mümindir.

O, insanının dertlerini dert edinen sessiz akan nehir gibidir; akıl ve gönül süzgecinden geçen sözlerin sahibidir. Sohbet ederken yüzünüze yazan ya da yüzünüzde okuyan Türk düşüncesinin bu yaşayan değeri, ilişkilerinde samimi, içten, cömert, dürüst, sevgi dolu, maddi hırslardan, çirkinliklerden arınmış güzel bir insandır.

Büyük Kapı’nın eşiğinden ayrılmayan ruhun malzemelerini biriktirme edimini devam ettiren bu evrensel bilinci, bin türlü anlatsak bile yine eksik kalacağını bilmenin acziyeti ile edebiyat kuramının kitaplar savaşı içinde kendine bir yer edinmek isteyen bu çalışma hazırlandı. Bir yazarın dirilişinin, kendini arayışının ve kendi oluş öyküsünün satır aralarından biyografik okuma yapıldı. Ve devam eden bu süreç aydınlatılmaya çalışıldı.

“Büyük romancılar filozof romancılardır, yani ‘savlı’ yazarların karşıtıdırlar. Balzac, Dostoyevski, Malraux bunlardan birkaçıdır’. (..) Rasim Özdenören'in öykülerine bak¬tığımızda da bunu görüyoruz. Sanatçı, savları verme yerine kendi evrenini kur¬maktadır. (..) felsefî bir öykü olarak, Türk edebiyatına yeni boyutlar getirmiş¬tir sanımca.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺41,25

Kur’an-ı Kerim’in geneline bakıldığında Kur’an’da inançla ilgili, ibadetler, hükümler, sosyal hayatı düzenleyen ilkeler, geçmiş kavimlerin hayatlarından kesitler gibi birçok konuyu bulabilmemiz mümkündür. Kur’an kıssaları içerisinde kendisinden en fazla bahsedilen kavim İsrailoğulları kavmidir.

Kur’an-ı Kerim’in çeşitli yerlerinde adından çokça söz edilen bir kavim olan İsrailoğulları’ndan bazen ‘İsrailoğuları’, bazen de ‘Yahudiler’ diye bahsedilmiştir. Muhakkak ki Allah tarafından yapılmış olan bu hitap ayrımının bir anlamı olmalıdır.

Çalışmamızda bu ayrıma dikkat çekilmiş ve bu ayrımın nedeninin ne olabileceği üzerinde durulmaya çalışılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺33,90
Tükendi

Hüseyin Cemil Meriç...

Kelimelerin ifade etmekte kifayetsiz kaldığı entelektüel dimağ. Katre ile deryayı anlatmak ne mümkün... Kelimelerin kifayet ettiği kadarıyla:

Kelimeler cangılında yel değirmenleriyle savaşmaya azmetmiş ve bu uğurda gözlerini feda etmeyi göze almış bir fikir gazisi. Batı’nın malûmatını, Doğu’nun irfanını kuşanmış bir ‘Don Kişot’.
Kelimelere raks ettiren harikulade üslubu, insani yönünü ele veren tenakuzları ve aceleciliği, meramını ifade etme hususunda emrine amade kıldığı o müthiş üslubu ve insanı acze düşüren o engin birikimi ile fikirleri keşfe ve teşhire susamış bir fikir arkeoloğu.

Fikrin ve tefekkürün namusunu müdafaa etmesini bilen, tefekkür kalesi addettiği fildişi kulesinde fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür bir şekilde bitmek tükenmek bilmeyen bir tutku ile nasıl fikir imal edilebileceğini yaşayarak gösteren hakiki bir mütefekkir.

Mabedi bezirganlardan temizleme cehdini hiçbir zaman kaybetmeyen, tüm olumsuzluklara rağmen ümidini ve umudunu daima taze tutup tefekkürü önceleyen, fikir işçiliği vazifesini hakkıyla tatbike muvaffak olan, Marks’ın halis şakirdi.

Eğilmeyen, bükülmeyen, dalkavukluk yapmayan, insani saydığı değerleri lekelememek için icap ettiğinde çıkarını hiçe sayan, mağdur da olsa hakikatin tarafında olmayı bitaraflığın zavallılığına yeğleyen dürüst bir düşünür.

Konformizmin hakim olduğu yaşamımızda okuma iştiyakı, öğrenme arzusu ve üretme tutkusuyla bizim dünyamıza tamamiyle yabancı bir fikir müdafii. Efkar denizinde her defasında aynı şevkle ve aynı azimle zorlu dalışlar gerçekleştirerek bize inciler lûtfeden bir fikir dalgıcı.

Bu hususiyetleriyle;
Kendi semasını aydınlatan tek yıldız...
Türkiye’nin ziyadesiyle nadir gördüğü fikir işçilerinden biri, belki de birincisi..


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺30,00
Tükendi

- En temelde cumhuriyet tarihi boyunca ortaya konulan suç ve suçluluk çalışmalarının sosyal hizmet perspektifinde bir araya getirilmesini

- Suçun nedenlerini ve sonuçlarını sosyal hizmet bilimi bağlamında ortaya koymayı - Psikoloji, sosyoloji, kriminoloji, ruh sağlığı, güvenlik bilimi gibi pek çok farklı disiplinde yapılmış olan akademik çalışmaların tematik dağılımını ve bu temaların değerlendirilmesini :

• Mahkemeler/ Adalet/ Denetimli Serbestlik
• Cezaevleri/Islahane/Tutuklu/ Hükümlü
• Adli Psikiyatri/Suç ve Suçluluk Psikolojisi/ Ruh sağlığı
• Çocuk-Ergen- Adölesan-Genç Suçluluğu • Sosyal-Biyolojik Faktörler/Eğitim/Aile/Medya/Kitle İletişim Araçları
• Kuram-Model-Yaklaşım/Adli Sosyal Hizmet/ Disiplinel Yaklaşım • Din/ Dindarlık ve Suç/ İslam Hukuku/ Suç Tarihi/ Manevi Değerler • Kent/ Göç/ Kültür/ Mekan/ Çevre
• İşsizlik/ Ekonomik Statü/ Yoksulluk/ Hırsızlık • Suç-Suçlu Trentmanı/Suç korkusu/ Suç Unsurları/ Viktimiloji/ Kriminoloji
• Kadın ve Suç/ Cinsel Suçlar/ Tecavüz

- Disiplinlerin ortaya koyduğu çalışmaların niteliksel ve niceliksel olarak karşılaştırılması, eksikliklerin tespit edilmesi ve öne çıkan konuların belirlenmesini, - Güvenlik birimlerine getirilen çocuklar ve yetişkinler, mahkemelerde gö- rülmekte olan davalar, suç çeşitleri, Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayıları gibi istatistiki bilgiler sunmayı

- Bu alanda çalışma yapacak araştırmacı ve akademisyenler için kapsayıcı bir rehber olmayı hedeflemektedir


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2017
₺33,75
Tükendi

- En temelde cumhuriyet tarihi boyunca ortaya konulan suç ve suçluluk çalışmalarının sosyal hizmet perspektifinde bir araya getirilmesini

- Suçun nedenlerini ve sonuçlarını sosyal hizmet bilimi bağlamında ortaya koymayı - Psikoloji, sosyoloji, kriminoloji, ruh sağlığı, güvenlik bilimi gibi pek çok farklı disiplinde yapılmış olan akademik çalışmaların tematik dağılımını ve bu temaların değerlendirilmesini :

• Mahkemeler/ Adalet/ Denetimli Serbestlik
• Cezaevleri/Islahane/Tutuklu/ Hükümlü
• Adli Psikiyatri/Suç ve Suçluluk Psikolojisi/ Ruh sağlığı
• Çocuk-Ergen- Adölesan-Genç Suçluluğu • Sosyal-Biyolojik Faktörler/Eğitim/Aile/Medya/Kitle İletişim Araçları
• Kuram-Model-Yaklaşım/Adli Sosyal Hizmet/ Disiplinel Yaklaşım • Din/ Dindarlık ve Suç/ İslam Hukuku/ Suç Tarihi/ Manevi Değerler • Kent/ Göç/ Kültür/ Mekan/ Çevre
• İşsizlik/ Ekonomik Statü/ Yoksulluk/ Hırsızlık • Suç-Suçlu Trentmanı/Suç korkusu/ Suç Unsurları/ Viktimiloji/ Kriminoloji
• Kadın ve Suç/ Cinsel Suçlar/ Tecavüz

- Disiplinlerin ortaya koyduğu çalışmaların niteliksel ve niceliksel olarak karşılaştırılması, eksikliklerin tespit edilmesi ve öne çıkan konuların belirlenmesini, - Güvenlik birimlerine getirilen çocuklar ve yetişkinler, mahkemelerde gö- rülmekte olan davalar, suç çeşitleri, Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayıları gibi istatistiki bilgiler sunmayı

- Bu alanda çalışma yapacak araştırmacı ve akademisyenler için kapsayıcı bir rehber olmayı hedeflemektedir


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2017
₺18,75 KDV Dahil
Tükendi

Bu kitap son yıllarda adından çokça bahsedilen, kimi zaman horlanan, ağır hakaretlere maruz kalan, pek çok kez dışlayıcı ifadeler ve alayvari cümlelerle tanımlanan bir gençlik akımının, “Apaçi Gençlik”in gerçek hikâyesine ışık tutmaktadır.

Kimilerine göre “ıslak odunla dövülmeleri” gereken, kimilerince “modifiye” kıro, maganda, zonta, hırbo sayılan, genellikle varoş ve yoksul çocuklar diye anılan, adları ‘tacizci’ye çıkmış, rengarenk kıyafetleri, çoğu zaman havaya dikilmiş saçları, façaları ve dövmeleri ile kimdir bu gençler?

Nerelidirler, ne yer ne içerler, niye okuldan atılırlar, hangi işlerde çalışırlar, işyerinde neden tacize uğrarlar ya da neden taciz ederler, nasıl eğlenir, en çok hangi mekanlara takılırlar, arabaları neden Şahin-Doğan’dır, façalı kolları ile ne anlatmak isterler, aileleri ile araları nasıldır, Polis’le araları neden bozuktur, niçin kavga eder ve kavgalarında hangi aletleri kullanırlar, hangi partiye oy verir, hangi siyasi lideri severler, uyuşturucu maddeler ile araları nasıldır, neden argoyu çok kullanılar, “Allah ve Peygamber dendiğinde” ne derler, kendi aralarındaki dayanışmanın boyutları ne düzeydedir, Devlet’e bakışları nasıldır, kendilerine apaçi diyenler hakkında ne düşünürler? Bu ve daha pek çok sorunun cevabını bizzat “apaçiler” ve onlara “apaçi” diyenlerin anlatımlarıyla kitabın sayfaları arasında bulacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 480
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺93,90
Tükendi

Küresel ve yerel düzlemde dikey veya yatay bütün ilişki biçimlerini derinden sarsarak sessiz bir devrim gerçekleştiren İnternet ve ona ilişkin yeni medya araçlarına dair çalışmalar her geçen gün yoğunluğunu artırmaktadır. Yeni medya araçlarından, özellikle sosyal medya olarak adlandırılan bu yeni mecranın insan ve toplum hayatının bütün kesitleriyle bir biçimde ilişkili olması, onu bir yandan postmodern zamanın vazgeçilmez aracı kılarken, bir yandan da araştırılmayı, incelenmeyi hakeder konuma getirmektedir.
Modern kent hayatının atomize ettiği bireyin, yeniden kendi varlık tekinden olan insanla sanal bir ortamda da olsa buluşmasına olanak tanıyan sosyal medya, postmodern zamanın ruhuna uygun bir iletişim aracı olarak işlev görür. Aynı şekilde zamanın ruhuna uygun biçimde olumlu ve olumsuz birçok özelliğinin yanında, sadece bireylerin sosyal mekânlar inşa ederek var oluş pratikleri gerçekleştirdikleri bir mecra değil, çok daha karmaşık bir dünyanın şifrelerini de barındırır.

Bireysel ve kültürel kullanım pratiklerinin farklılığıyla birlikte, sosyal medya araçlarının yaygın kullanım pratikleri üzerinden sosyal sermaye birikiminin araştırıldığı bu çalışmada, en yaygın sosyal medya kullanım pratiklerinden olan sosyal ilişkiler, paylaşım, güven, siyasal katılım, demokrasi/özgürlük, eğlence, psikolojik tatmin gibi faktörlerle, sosyal sermayenin önemli unsurları olan sosyal ağlar, güven, karşılıklılık ve normlar üzerinden bir sosyal sermaye taraması gerçekleştirilmeye çalışılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺41,90
1
Çerez Kullanımı