• İndigo Kitap Kampanya
    İndigo Yayınlarında kaçırlmayacak fırsat'
  • Destek Yayınları Kampanya
    Destek Yayınları Kampanya
  • Kara Karga Kampanya
    Kara Karga Kampanya
  • Beyaz Baykuş Kampanya
    Beyaz Baykuş Kampanya
  • İmzalı Kitaplar
    İmzalı Kitaplar

Kıbrıs Meselesi ile ilgili belki yüzlerce kitap yayınlanmış, sizler de bunların birçoğunu okumuşsunuzdur. Bu kitap da bir Kıbrıs kitabıdır. Fakat bu güne kadar okuduklarınızdan çok farklı olduğunu hemen söyleyebilirim. Bir kere, bu kitap sizi, istatistiki ve tarihi bilgilere boğmayacak bir romandır. Kıbrıs Barış Harekâtında bölük komutanı olan Üsteğmen Yıldırım’ın yaşadığı, içinde rol aldığı müthiş bir olayın üzerine kurgulanmıştır. Savaş sahneleri, gerçekten savaşı yaşayan birinin anlatabileceği şekilde çok canlı, çok açık verilmiş, savaşa katılanların ruh halleri tam bir gerçeklikle ifade edilmiştir.

Hiç bilmediğiniz yaşanmış gerçekler, askerlerin ve subayların psikolojileri, Kıbrıs Türk Mücahitleri ile olan ilişkiler, sade, yalın anlatılmış, abartıya hiç yer verilmeden olanlar tasvir edilmiş. Savaşın en şiddetli zamanında, esir edilen bir gurup Rum sivil, yaşlı erkek, kadın, genç kızlar ve çocuklarla bir bölük komutanı arasında yaşanan gerçekten ibretlik, gerçekten inanılması güç, fakat doğru bir olay tüm detayları ile okuyucuya sunulmuş, düşman, hatta savaşan iki millet arasında sıkışıp kalan esirler ile bölük komutanının kurduğu iletişim, dostluk; okuyucuyu derin derin düşündürecek ve gayri ihtiyari, “ insanlık ölmemiş “ dedirtecektir.

Kıbrıs’ın cehennemi sıcağı altında, mataralarında belki de dudaklarını ıslatabilecek kadar suları olan, aç ve susuz askerlerin, susuzluktan ve açlıktan kıvranan esirlere yaklaşımı, onlara yardım edebilmek için yaptıkları fedakârlıklar, romanın ana konusunu oluşturmuş ve ne olacağı sorusu romanın sonuna kadar uzanarak sıkmadan merak duygusunu güçlendirmiştir.

Romanı üç kelime ile özetlemek istersek; savaş - zafer ve insanlık diyebilirim. Galipler ile mağlupların ilişkileri, insanlık bandında buluşmaları ve savaşı insanlık anlayışının kazanması… Yarbay Arap Burhanettin’i, Üsteğmen Yıldırım’ı, Maria’sı, Stavros’u, Mücahitleri ve askerlerimiz ile bir bütün olan kahramanları zevkle okuyup merakla sonuna kadar takip edeceğinizden eminim.

Bu Kıbrıs kitabını, diğer bütün Kıbrıs kitaplarından ayırt eden özellik, yukarıda kısa kısa sözünü ettiğim, savaş, zafer, insanlık ve bunların yarattığı duygu zenginliğidir. Okursanız, hele bu günlerde yok edilen kültürel değerlerimizi, bizim askerlerimizin savaşta bile nasıl yaşattıklarını görecek ve gurur duyacaksınız. Okumazsanız, bunlardan yoksun kalacağınız için kaybedeceğinizden adım gibi eminim…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺32,90

Cezaevinde tutulmuş günlükleri kitaplaştırmak, “tarihe not düşmek” adına Ülkücü Hareket’in bilinmeyen bir cephesine ışık tutmak açısından önemlidir diye düşündüm. Çünkü adı hapishane olan o loş mekânlarda yaşanılanlar “bizim gerçeklerimiz” di.

İşte bu gerçekleri öğrenmeliydi genç nesil. Bu günlerden o günlere bakamıyorum bile. Hâlâ o günlerin ruh halini yaşıyor ve her an iliklerime kadar ürperdiğimi hissediyorum. Arkadaşlarımın da benden farklı olduğunu sanmıyorum.

“Biz ne için mücadele etmiştik ve ne olmuştu? Ulvi gayeler için verilen mücadelenin karşılığı hapishaneler mi olmalıydı?” şeklinde soruları sorarken, 12 Eylül yönetimi tarafından idam edilen arkadaşlarımızı unutmamanın da en büyük erdem olduğuna inanıyorum. Fakat gerçekten bütün bunlar olmalı mıydı? Ülkücüler hayatlarının en verimli çağlarında hapishanelere atılmalı ve ölmeli miydiler?

Ülkücü hareketin yükselişi, düşman odakların baskı ve şiddeti artırmalarına ve üç bin Ülkücünün şehit edilmesi, binlercesinin de zindanlara doldurulması ile önlenmek istenmiştir. Zaman içerisinde buna, hain emellerini gerçekleştirmekte kendilerine Ülkücüleri engel olarak gören bazı “devletlü”lerin bizi tesirsiz hale getirme ve yok etme çabaları da eklenmiştir. Güçlenmemizle orantılı olarak da gelecekte daha çok şeyler göreceğimizden eminim.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺48,90

İlerleyen yaşımın getirdiği muhteşem yalnızlık atmosferinde duygular daha bir yoğunlaşıp olgunlaşıyor. Sonrada sözcüklere sarılıp şiir diye fışkırıyor. Dizelere dönüştürmeye çalıştığım duygularım şiir kalıbında birikti ve onları torunlarıma ulaştırmak maksadıyla bir kitap halinde dostlarımla paylaşıyorum. Doğru anlaşılmak ümidiyle iyi okumalar dilerim.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺28,90

Her canda saklı bir yaşam varsa her kalpte de anahtarı aşk olan gizli bir hazine vardır. Soluk aldıkça aşk damlaları her kalbe farklı damlayacaktır.

Selma, biyolojik babasının son anlarına tanık olmuştu olmasına ama duyduklarının hayal ürünü değil, gerçekler olduğunu öğrenecek hayatına açılan sayfalara kader deyip geçemeyecekti.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2018
₺20,90

Cema‘at-i Alplu Avşarı, el-ma‘rûf Kadî-oğlu, der-vilayet-i Şark…

Konar göçer tüm topluluklar gibi İzoli Aşireti’de değişik coğrafyalarda asırlarca süren serüvenlerinin sonucunda geçirdiği evrelerde tarihsel hafızasında farklı coğrafi aidiyetler kazanmış olabilir, birlikte yaşadığı topluluklardan etkilenerek özgün davranışında başkalaşıma uğramış ve diğer toplulukların kültürel değerleriyle karşılıklı olarak birbirlerini içselleştirmiş olabilirler. Tüm bunların sonucunda günümüze gelinceye kadar yaşadıkları bölgelere göre tarihi kültürel öz benliklerinde değişime uğrayarak farklı kabullenmeleri olabilir.

Ancak her türlü değişim ve başkalaşımdan uzak, toplumların tarihi, siyasi, dini, edebi, sosyal ve kültürel geçmişlerini katıksız ve katışıksız bir şekilde günümüze kadar taşıyan arşiv belgelerinde Rakka’dan kaçan Şarklı Türkmenlerle ilgili Divan-ı Hümayun’dan verilen evamir-i şerifeye binaen Erzurum’a giden Konar Göçer İzoli Aşireti için yazılan ferman-ı alişan da evamir-i şerifeye konu Türkman-ı mezbûrlardan birinin İzoli aşireti olduğu çok nettir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 415
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2018
₺61,90

Çok sorulan bir sorudur: Acaba evrende yalnız mıyız? Dünyada hala balta girmemiş ormanlar ve ayak basılmamış topraklar varken bu soru: Acaba dünyada yalnız mıyız? Şeklinde olmalıdır.

Hiç merak ettiniz mi, neden Türkçe ile Kızılderili dilleri arasında ortak kelimeler vardır? Dünyadaki köklü medeniyetlerin inanç ve kültürlerinde neden bu kadar çok ortak nokta vardır? İnşa edilmesi günümüzde bile zor ve yıllar alabilecek olan piramitler, neden yapılmıştır? Birinci Dünya Savaşı dediğimiz savaş gerçekten de ilk dünya savaşı mıdır?

Türk, Mısır, Güney Amerika ve İskandinav medeniyetlerinin zengin tarih, kültür ve mitolojilerinin birleştirildiği ve bir çırpıda okuyacağınız bu kitap bilgi ve hayal gücünün mükemmel bir birleşimidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺40,90

Cennet....................;
Merhamet ve şevkat, ile silinen,
Garip gözlerinden, akan seldedir...
Nefsi zincirleyip, sahip olunan,
Haramsız eldedir, dilde , beldedir..

Helal lokma için, çeksede çile,
Nefsi için minnet, etmeyen kula,
Özü yoksul iken, başka yoksula,
Ekmeğini bölüp, veren eldedir..

Onuncu köy bile,düşmanca baksa,
Yoldaşlar yoluna, taş-diken dökse,
Zalimler sonunda, sehpaya çekse,
Hakkı bilip, hak söyleyen dildedir..

Okuyup bilene, dinde hiç zor yok,
Bağnazlıktan daha, ağır bir kir yok,
İlk emir "oku"dur, cahile yer yok,
Hoşgörüye, ilme, giden yoldadır..

Kibir kötü huydur, kapılma oğul,
Başağın doluysa, ekince eğil,
Tuzlu ve kibirli, ummanda değil,
Mütevazi-küçük, tatlı göldedir..

"Şeyhin gösterdiği" yolda arama,
Mevkide-makamda, malda arama,
Sarıkta cübbede, şalda arama,
Çuldan-kıldan öte, temiz "hal"dedir..


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺32,90

Osmanlı’nın hemen her alanda gerilediği, hem toprak kaybetmeye başladığı, hem ilimde durakladığı, Batı’nın koşar adım Osmanlı ile mesafeyi alabildiğine açtığı 18. yüzyıl­da yaşamıştır. Böyle olmakla beraber, bu dönem ilim ve sanatta, modernleşmede geri kalındığının fark edildiği bir dönemdir.

Matbaa, bu dönemde, 1730’da kurulabilmiş, ama akabinde itirazlar da yükselmiştir. İlimde istenilen mesafe alınamamakla beraber, sanatta bir hareketlilik görülmüştür. Nedim gibi, Nahîfî büyük Divan şairleri bu denemde eser vermişlerdir. Yine bu dönemde birçok kitap tercüme edilmiştir.

Eğlencenin doruğa çıktığı dönem de bu yüzyıldır. Lale Devri bu dönemde Damat İb­rahim Paşa ile başlamıştır.

Yenileşme çabasını da her şeye rağmen bu dönemde görebiliriz. Geriden de olsa, çağı yakalama gayreti göze çarpmaktadır. III. Selim’in orduyu modernleştirmek için birtakım reformlara girişmiş, sonra hayatı pahasına Nizam-ı Cedid’i kurmuştur.

İleride kendilerinden bahsettirecek ilim, sanat ve devlet adamları, gerileme döneminde tesadüfen, münferit olarak ortaya çıkmazlar. Çevre ve çağın getirdikleri, ilim, sanat ve devlet adamlarını olgunlaştırır.

Erzurumlu İbrahim Hakkı da, dönem içinde, temayüz etmiştir.

Erzurumlu İbrahim Hakkı, en çok Marifetnâme’siyle tanınır. Ancak o, Marifetnâme’nin dışında da eserler vermiştir. Hayatını anlatırken, bütün eserlerini tek tek ele alacağız.

“Giriş”i uzun tuttuk. Maksat, eser üzerinde ilim adamlarının yaptığı çalışmalarını bir bir ele alarak, açıklayıcı bilgileri vermek istememizdendir.

İbrahim Hakkı Marifetnâme’de, Divan’ından olsun, başka şairlerden olsun, çok sayıda şiirini serpiştirmiştir.

“Başka şairler” derken, İbrahim Hakkı, eserinde o başka şairlerin kimilerinin isimleri­ni vermemiştir. Şimdiye kadar yapılan yayınlarda da, başka şairlerden alınmış şiirlerin kime ait olduğu gösterilmemiştir. Böyle olunca, bu alıntı şiirleri İbrahim Hakkı’nın zannedilmiş­tir.
Biz tespit edebildiklerimizin asıl kime ait olduğunu gösterdik.

Marifetnâme’de, yine yer yer Arapça ve Farsça şiirler de bulunmaktadır. Bu şiirlerin kendisinin mi, yoksa Arapça veya Farsça yazan bir şairin mi olduğunu tespit etmek için ayrı bir çalışma gerekmektedir.

Erzurumlu İsmail Hakkı, dönemine yenilik sayılabilecek bir yol takip etmiş ve birçok konuyu şekillerle anlatmıştır. 30’dan fazla şekil yer almaktadır. Bazı yazmalarda bu şekiller renklidir. Biz metin içinde şekilleri göstermedik. Şeklin geldiği yerde numara koyarak en arkada sıraladık. Bütün şekilleri aslına uygun olarak renkli verdik.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 1031
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺245,90

İlk Türk- Müslüman devleti olduğu kabul edilen Karahanlı dönemi kültürünü günümüze taşıyan eserlerden biri olan Atebetü’l-Hakayık hakkında ciddî çalışmalar yapılmıştır. Fakat bu çalışmalar benzer mevzulardaki diğer eserler hakkındaki araştırmalara nazaran, sayıca azdır.

Türk dili ile yazılmış Türk-İslam döneminin ilk örneklerinden olan Atebetü’l-Hakayık, çok kıymetli bir dil yadigarlarımızdır. Türk dili tarihi ile alakalı olarak 12. yüzyıldan günümüze ışık tutmak, bilgi aktarmak gibi bir vazife görmektedir. Karahanlı Türkçesi ile İslam inancının prensiplerinin manzum olarak sunulduğu metin, dönemin diline dair birçok teknik bilgiyi de bünyesinde barındırmaktadır. Bu derece kıymetli bir eser ile alakalı çalışmaların, kitabın hak ettiği miktarda olmaması, üzücüdür.

Atebetü’l-Hakayık’ın Türkiye’de kitap olarak ilk defa basılışının 100. yıldönümü vesilesiyle gerçekleştirilen bu çalışma ile önce Cenab-ı Allah’ın rızası, sonra da az sayıdaki incelemelere küçük bir katkıda bulunmak murad edilmiştir.

Edip ve şair Ahmed Yüknekî’nin, günümüzden 900 sene önce yazdığı Atebet’l-Hakayık isimli eser, sadece döneminin insanlarına değil, günümüz insanlarına da hitâbetmektedir.
Beyitlerinden birkaç numune:

 Bilgisiz hayatta olsa bile kayıp sayılır. Bilgi sahibi kendi ölse de adı ölmez. Bilgisizin adı ise daha sağlığında unutulur.

 Dili başıboş adam akıllı mı olur? Boşboğaz sözleri, çok başlar yedi. Birini dil ile yaralama; bil ki ok yarası kapanır da dil yarası kapanmaz.

Büyüklenme elbisesini giyindin ise hemen üzerinden çıkarıp at. Halka karşı kibirle göğüs kabarttınsa, dilini hemen düzelt. Allah'ın varlığına ve birliğine inancın belirtisi alçak gönüllü olmaktır. Eğer sen de mümin isen alçak gönüllü ol

 Büyüklüğe erişirsen, aslını şaşırma. Atlas giyersen, bez giydiğin zamanları unutma. Yükseldikçe daha çok yumuşak huylu ol. Büyüğe ve küçüğe tatlı dil kullan.

Sözlerimi bilgi temeli üzerine yerleştirdim. Ey dost, sen de daima bilgiyle birlikte ol. Mutluluğun yolu bilgi ile bulunur. Bilge edin ve mutluluğun yolunu bul.

Adım Edib Ahmed, sözüm edep ve öğütten ibarettir. Vücudum gider sözüm burada bakî kalır. Bahar geçer, güz gelir; ömür biter. Bu gelip geçen bahar ve güzler benim ömrümü tüketir. Ey benden sonra gelen, bunu okursan beni duada unutma. Sen de bana dua edersin diye bu nadide sözleri sana hediye ettim.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 181
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺32,90

Türkler, hep saldırıya uğramışlardır. Bu da Türklerin gücünden korkulduğunu gösterir.

Avrupalıların şuuraltında Türkleri Anadolu topraklarından sürülüp çıkarılması yatar. Bunun adı “Şark Meselesi”dir.

Şu tez hep işlenmiştir: Avrupalılar Türkler derken Müslümanları kastediyor. Hayır, Müslümanları kastetmiyorlar, Türkleri kastediyorlar. Avrupalının Araplar üzerine sözlerine niçin rastlamıyoruz? Hıristiyan Batı’nın tahammül edemediği unsur, Müslüman Türklerdir. Türk olmayan Müslümanlarla ve Müslüman olmayan Türklerle problemleri yoktur. Musevî ve Hıristiyan Türklerle ve Araplar ile gayri Türk Müslümanlarla dostturlar.

Araplar da Müslüman olarak kurmuşlardır. Arapların, İspanya’nın birçok devlet ve beylikler kurduğu unutulmuştur.
Özellikle Balkan halkları Türkler vasıtasıyla Müslüman oldukları için onlar “Türk” görülmüşlerdir. Ama Türklere düşmanlık Müslüman oldukları için değildir.

Maalesef Türkler arasında da Müslümanlık ve Türklük karşı karşıya getirilmek istenmiştir. Türk müsün Müslüman mı sorusu icat edilerek, bâzı Müslümanlara ‘Türk’üm demenin günah olduğu fikri aşılanmaya çalışılmıştır.

Dünyada milliyetler var. Milliyetin varlığı da Kur’an-ı Kerîm’in buyruğudur.

Hucurat suresinin 11. ve 12. Ve 13. ayetlerini okuyalım:

“Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.” (Hucurat, 49/11)

“Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir. (Hucurat, 49/12)

“Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.” (Hucurat: 49/13)


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 305
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺52,90

Aziz dostum; Türk devleti büyük devlettir. Türk milleti büyük millettir. Milletimiz yüce Allah'ın sevgi ve himayesi altındadır. Allah'ın ipine ihlâs ile sarıldığımız ve düşmanlarımızı çatlatırcasına çok çalıştığımız, çok ürettiğimiz, adil bölüştüğümüz sürece ayağımız taşa değmeyecektir.

Aziz dostum; Türk milleti eşitlik, temel hak ve hürriyetlere saygı, vatandaşlık haklarını garanti ve güvende tutarak da beka mücadelesini sürdürecek, kendi coğrafyasında dimdik varlığını koruyacak irade ve güce sahiptir.

Aziz dostum; sahip olduğumuz bu güç ve iradeye Allah'ın izniyle güvenip dimdik ayakta durunuz. Allah'ın adaletinden şaşmayınız. Siz cesaret ve adaletle Türk milletinin âmaline hizmet ettiğiniz sürece büyük Türk milleti de dimdik ayakta ve yüksek imanının hizmetinde, yanınızda olacaktır.

Sabır ve gayret bizden, tevfik Allah'tandır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺32,90

Kitabımda çoğu gerçek isimler kullanarak otuz iki tane hatıramı yazdım; yaşadığım gibi, yaşarken hissettiğim şekilde, tüm samimiyetimle, araya mizah karıştırarak…

  • Kendimi yazarken;
  • Sahnedeyken gördüğünüz, çoğu kez alkışlayıp bazen yuhaladığınız biz cerrahların; sahnede ve sahne dışında yaşadıklarımızı, ödediğimiz bedelleri göstermeye,
  • Az gülümseyen, kaşları çatık, sert, ciddi, duygusuz robotlar gözüken bizlerin; güçlü gözükmek zorunda olan, doğru ve yanlışlarımızla insan olduğumuzu anlatmaya,
  • Neşteri elinize verip ameliyatı size yaptırmaya, hissettiklerimizi hissettirmeye,
  • Her şeyi bilmediğimizi, aklımızın almadığı bir şeyler olduğunu fark eden bizlerin, bilemediklerimizi düşündürmeye,
  • Cerrahide her zaman 2x2=4 olmadığını çünkü hastanın makina, cerrahın mühendis yerine koyulamayacağı düşüncemi aktarmaya,
  • Sağlıktaki teknolojik, otelcilik hizmetleri ve sistemsel değişimi ve gelişmeleri, sistemlerin yanlışlarını fark ettirmeye,
  • Ve mesleğimizden hariç hayatımız olması, her şeye rağmen bize vakit ayırmamız, ayırabilmemiz gerektiğini hatırlatmaya,
  • Çalıştım sizlere… Hatıralarımdan yola çıkıp neşter izlerimi yazarak evlatlarıma, hayata iz bırakabilmek amacıyla…
  • Başarabildiysem ne mutlu bana…

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺32,90

Yusuf Has Hacib ve Kutadgu Bilig

Yusuf Has Hacib 1017 (1018) - 1071 (1072) yılları arasında yaşamış, bilinen ilk Türk-İslam şairidir. Edebi zevki yüksek, kamil bir insandır. Müslüman türklerin temel yapısı hakkında sağlam ve geniş bilgilere sahiptir. Kutadgu Bilig’de bu yapının güçlenmesi için örnek insan karakterinin nasıl inşa edileceğini, eserinin kahramanları vasıtasıyla anlatır.

Arapça ve Farsça bilmesine ve o dönemde dini ve edebi eserlerin bu dillerle yazılmasının yaygın bir alışkanlık olmasına rağmen eserini Türkçe yazmıştır. İnsan topluluklarının millet haline gelebilmesinde dilin önemini de nasıl kullanılması gerektiğini de çok iyi bilmektedir. Çok mükemmel bir Türkçesi vardır. Denilebilir ki orkun kitabeleri’ndeki muhteşem Türkçe'nin vezin ve kafiye kaftanı giydirilmiş şeklidir. Cümleleri, sayfalar dolusu düşüncenin efradını cami, ağyarını mani tarzda özetidir.

Birkaç Örnek:

*Güzel koku ve bilgi, birbirine benzer. İnsan bunları yanında gizli tutamaz. *Cimri, kendi malını kendisinden esirger. Başkasının hakkını vermesi mümkün değildir. *Alimin sözü, toprak için su gibidir. Toprağa su verilince nimet çıkar. *Vücudun besini ağızdan, ruhun besini kulaktan alınır. *Şeytan din hırsızıdır. *İster şeker ve helva, ister darı ve arpa yemiş olsun, doyup yatan insan sabah yine aç kalkar. *Allah insana iki göz, iki kulak vermiştir. Biri dünya, diğeri ahret içindir.
Yusuf Has Hacib, konuşturduğu her şahsı, titizlikle seçmiş, kendi bilgisini, düşüncelerini ve irfanını onların diliyle muhataba anlatmıştır. Her bir cümle, O’nun irfan ve hüneriyle ‘hikmet’ libasına bürünmüştür.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 292
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺40,90

İnsan hayatında hapishanenin ve hapishane şiirlerinin ayrı yeri vardır.
Kendisi hapiste; kan ve gönül bağları olanlar dışarıda...
Mahpus dört duvar arasında çile doldurur, gün sayar. Dışarıdakilerin de, hayatta mahpusla mana buluyorsa, çilesi ondan farklı değildir. Hasret iki tarafın da damarlarındaki kanı kaynatır. Gönül tellerini sızlatır. Hülyalarını enginlere açar.
Mahpus, umut taşır.
Mahpus, umudunu şiire döker, türküye döker, saza döker...
Şiirin mısralarında, türkünün nakaratında, sazın tellerinde “hapishane” vardır, “mahpus” vardır, “dam” vardır, “mahkûm” vardır, “dava” vardır, “mahkeme” vardır…
Kimi şahsî hesaptan girmiştir, kimi memleket sevdasından...
Lutfü Kireçci, bir memleket sevdalısıdır., Ülke bütünlüğü için canını ortayla koymuştur.
Ülkemizde “vatan sevgisi” nin bir bedeli vardır… Bu bedel çok ağır ödetilir.
Ağır bedel ödemenin yürek sızısı hiçbir şeyle ölçülmez.
Yürek sızını, hasretini, aşkını mısralara dökmüştür.
Elinizdeki kitap, hapishaneden dünyaya bakıştır; güneşin, denizin, toprağın, taşın, dağların, ovaların, ırmakların hasretidir.

- Sebahattin Civelek


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 205
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺32,90

Yıllarca ilmek ilmek işlenerek, ulus bilinciyle vatanına sahip unsurların zihninde oluşturulan körükleyici etnik nitelikli kimlik bunalımının yanında canlar yakılıp duygular hercümerc edilince bilinçaltı savunma mekanizmalarının psikolojik reflekse dayalı kültürel özgüvenden uzak ispat-ı vücut devreye girmiş ve böylelikle yüzyıllık projenin temelleri atılmış oldu.

Kimliksiz üst aklın kodlayarak denklem haline getirdiği bu proje bilineni ve bilinmeyenleriyle birlikte kendisine ihale edildi. Ancak kendisi kendi planlarını bu projeye şifreleyip uygulamak için harekete geçtiğini düşünüyordu. Şifrelediğini düşündüğü planlarının aslında bu üst aklın kendisine yaptırmayı düşündüğü denklemin bilinmeyenleri olduğunu bilmiyordu.

Denklemi kuranların tamamı Türkiye ve Ortadoğu’nun etnik sosyolojik yapısı üzerine özel eğitim görmüş, kendi ülkelerini temsil edebilecek kapasiteye, bilgi birikimine, tecrübeye, stratejik karar alma yetisine sahip, psikoloji ve sosyoloji konularında uzmanlaşmış, diplomasiyi ve uluslararası ilişkileri çok iyi bilen özel yetiştirilmiş istihbarat elemanlarıydı.

Nitekim amacı Türkiye’nin başına bela edilecek bir terör örgütü inşası olan bu projeyle teşekkül ettirilen KTP terör örgütü artık iş başındaydı ve faaliyetlere başlamıştı.

Bin yıllık aynı tarihe mensup, savaşta, barışta, yoklukta ve zorlukta her daim tek vücut olmuş, aynı kültür ve medeniyeti paylaşmış, aynı kıbleye dönmüş, birbirine kardeş, ekmeğini, sevgisini paylaşmış, kız alıp kız vermiş ve aynı vatanın aynı evlatları olan halkların arasına ırkçılık ve tefrika zihniyetiyle nifak, fitne ve fesatlık sokmak için menfur, melun ve kalleşçe saldırılar düzenleyen KTP terör örgütü ve türevlerine karşı Türkiye’nin mücadelesi artık sınırsız örtülü ödeneğin kullanıldığı, bazı insanlara sınırsız yetkilerin verilip olağanüstü kimliğe büründürüldüğü ve kimlikli kimliksiz acımasız kuvvetlerin yapılandığı büyük bir rant savaşına dönüşmüştü.

Büyük bir rant, güç ve para işine dönüşen bu terörü bitirmeye çalışmak artık öyle göründüğü gibi kolay bir iş değildi. Çünkü her kim bu işi bitirmeye çalışmışsa kendisi anında bitirilmişti.

Kısacası artık bu işi bitirmeye çalışmak Baldıran Zehrini içmeye razı olmak demekti.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 528
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺61,90

Yazmak, nefes almak gibi bir şey!

Hayata tutunmamı sağlıyor.

İyi ki yazıyorum.

Sait Faik'in dediği gibi:

''Yazmasaydım'' Çıldırırdım.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺32,90

Tercihlerimizle hayatımızı ve başkalarının hayatını nasıl değiştirdiğimizi vurgulayan modern bir aşk hikayesi. Almanya'da başlayıp Avrupa’nın başkentlerinde devam eden, oradan İstanbul ve Alaçatı'ya uzanan ilgi çekici bir yaşam.

Lale Arı’nın hikayesi size, seçimlerimizin, hayatımızın Akışını nasıl değiştirdiğini hatırlatacak. Yıllar içinde yol ayırımlarına giren Lale ile birlikte, mutlulukların, hayal kırıklıklarının, beklentilerin, arzuların çarpıştığı güzel bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺32,90

Ön Türk Tarihi, ulu önder Mustafa Kemal’den sonra ne hikmet ise, Türk Tarihinden silindi, atıldı. Ön Türk Tarihi unutturuldu. Bunun en büyük nedeni Rus ve Batı Tarihçilerinin genellikle Türk Tarihi olmadığını iddia ve ispat etme gayretlerinden başka bir şey değildi. Onlara bakarak tarih yazma gayreti içinde olan bizim tarihçilerimiz de, maalesef onlardan aşağı kalmadıkları için, ön Türk tarihi, milletin hafızasından silindi gitti.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra kendilerini arayan yeni Türk devletleri tarihçilerinin yoğun bir şekilde Ön Türk Tarihi araştırmaları başladı. Ve birbiri ardınca Ön Türk tarihi ile ilgili eserler yayınlandı. Bu tarihçiler içerisinde genç neslin, çalışkan ve verimli tarihçilerinden Yunus Oğuz’un, birbiri ardınca çıkan eserleri, bildiklerimizin dışında, kocaman bir Ön Türk Tarihi olduğunu göstermesi bakımından ilgiyle karşılandı.

Yunus Oğuz’un “ Türk Tarihine Yeni Bir Bakış “ eseri, Türk dünyasının hemen her bölgesinde ilgiyle karşılandı. Hakkında olumlu ya da olumsuz birçok eleştiriler yapıldı. Genelde, Ön Türk Tarihine merak ve ilgi uyandıran bu eser, beklenenden daha büyük ve geniş kitlelere ulaştı. Türkiye Türkçesi, İngilizce, Rusça ve diğer Türk lehçelerinde yayınlandı.

Kitabımızın içinde yer alan altmış mektubun yazarı olan, âlim ilahiyatçı ve tarihçi Bahtiyar Tuncay Bey, kitap hakkındaki düşüncelerini, gördüğü eksiklikleri tamamlayarak Yunus Oğuz Bey’e iletti. Elinizdeki kitap, Bahtiyar Tuncay beyin, Yunus Oğuz Bey’in “ Türk tarihine Yeni bir Bakış “ kitabı hakkında, Yunus Oğuz’a yazdığı altmış mektuptan oluşmuştur. Her mektup, hemen hemen ayrı konularda Ön Türk tarihi ile ilgili bugüne kadar hiç duymadığınız, hiç görmediğiniz yeni bilgiler içermektedir. Sümer, Asur, Babil, Elam tabletlerinden; Tevrat’tan, Alban tarihinden, Strabon’un Coğrafyasından, Heredot’un tarihinden, Bîsütun yazıtlarından, Küçük Edda abidesinden, mitlerden, efsanelerden, destanlardan alınan belgelerle güçlendirilmiş fikirleri bulacağınız bu kitabı, “ Ben Türk’üm” diyen ve tarihinin nerelere kadar uzandığını ve nereden geldiğini, Ön Türklerin kimler ve ana yurtlarının neresi olduğunu merak eden, herkesin okumasını gönülden tavsiye ediyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 286
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺20,50

Gazi, pencereye tutunduğu sırada Fikriye ayakta kalabilmek için bütün gücünü harcıyordu. Gözlerinden çağlayan yaşlar, sırtından girip kalbine saplanan kurşunun ağzından boşalttığı kanlara karışmıştı.

“Fikriye. Yavrucuğum. Allah’ım siz onu mu vurdunuz, siz kime kurşun sıktınız?

“Bu askeri kıyafetinizi ilk kez görüyorum. Benim için mi böyle giyindiniz? Bir ayağınız önde bir eliniz cebinizde. Şimdi de diğer elinizi bana uzattınız. Nereye götüreceksiniz beni paşam?”

“Âşıklar tepesine, yine öyle bir yer seçtim ki, kimse bizi bulamayacak. Dudaklarını hiç tatmadığım bir aşkla öperken yüreğinin gürültüsü ağaçları sallayacak. Birileri geliyor diye beni kandıracaksın. Kanacağım bende aynı senin bana kandığın gibi. Seni yüreğimin derinliklerine gizleyeceğim. Bir daha kimse elimden almasın diye. Bir hüzün vardı. Ona sahip olamadım.

Allah’ım bana seni gönderdi. Sana da sahip çıkamadım. O içime işlememiş bir hüzündü sana vurulduğum anda biten. Sen baharım, yazım, kışım oldun. Sevgilim, aşkım oldun. Kapatma gözlerini yavrucuğum. Salt bana bak. Seni kucaklayan benim. Esas o seni kandıracak. Ben sanıp uzatma elini. Bir kez daha öp yüreğimden. Bir kez daha bana paşam de. Kurban olsun sana paşan, öl de yoluna ölsün bu paşan.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 518
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺52,90

Eğitim-öğretim alanında önemli ve etkin katkılarıyla yararlı çabalarını beğeniyle izlediğimiz Sayın Atilla Çilingir’in elinizde bulunan bu kitabı yurt sevgisinin, ulus bilincinin, devlet değerinin, gerçek milliyetçilikle Atatürk saygısının anlamlı yansımalarını içermektedir.
Kutsal bildiğimiz, çoğu ulusal değerlerimizin ve özelliklerimizin, anlamı konusunda değişik yaklaşımlarla, zihin bunaltıcı konuşma ve yayınlarla bozgunculuğu sapkınlığa kadar götürenlerin olduğu bir ortamda Sayın Çilingir’in kavramlara, konulara ve yapılara ışık tutan çalışması övgüye değer bir çalışmadır.

Tanımlardan olaylara uzanan geniş bir çizgide açıklamaları ve değerlendirmeleriyle bilgilere katkısı, irdeleme ve saptama açılımları gerçekten kutlanacak bir ürün kazandırmıştır.

Son yılların önemli olaylarına ilişkin değinmeleri birer uyarı, birer çağrı ve birer öze dönüş bilgilendirmesidir.

Okurlara içtenlikle salık veriyor ve kendisini kutluyorum.

- Temmuz 2017 Yekta Güngör Özden


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺28,70

“Şimdi Türk kavimleri için 1. Garpta, Anadolu ve Azerbaycan, 2. Şarkta, Türkistan’dan başka vatan yoktur. Balkan, Yunanistan, Şimali Afrika, Mısır, Hicaz, Suriye ve Mezopotamya’ya dağılan Garp Türkleri, Türkiye’ye toplandıkları gibi, Şark Türkleri de Türkistan’a toplanmalıdırlar. Yegâne doğru yol budur. Bu fikir, milletin efradı arasında bilhassa gençlikte yerleştirilmelidir.”

Zeki Velidi Togan


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺20,90

Ata Türker, kadın ağzından kaleme aldığı romanında erkek ihanetini irdeliyor. Gerçekliği bir türlü ispatlanamayan ama gerçekmiş gibi acı veren aldatılma meselesinin yarattığı sarsıntıları gözler önüne sererken, aile olgusunun hassasiyetine dikkat çekiyor. Tarafları, bir dargın bir barışık betimliyor. Sonuç hakkında ipuçları veriyor. Olay örgüsünü, ihanete uğradığını düşünen kadının yaşadığı ruhsal karmaşa ekseninde geliştiriyor ve ana tema olarak, yapılan hatalardan duyulan pişmanlığı işliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺20,90

Masal, yediden yetmişe her insana gerekli olan bir edebi üründür. Halk edebiyatı anonim ürünü masallar da yazarların halk edebiyatından ilham alarak yazdığı masallar da insanın hayal gücünü geliştirmede çok büyük payları vardır.

Yazar, şair, ilim adamı ve düşünür Ziya Gökalp, Türk çocuğunun hayal gücünü geliştirme yolunda derlediği masalları bazen mısralar halinde, bazen de düz yazıyla kâğıda dökerek bu yolda büyük hizmetler vermiştir. Bu kitapta çok güzel masallarla birlikte manzum masalların en güzeli "Ala Geyik" masalının mısralarıyla tanışacaksınız.

Siz ne kadar çok okursanız sizin geleceğiniz, Türk yurdunun geleceği o kadar aydınlık ve güzel olacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺16,40

Son dönem Azerbaycan edebiyatının usta kalemlerinden olan Yunus Oğuz, Selçuklular döneminde şartların gereği olarak ortaya çıkan Atabey olgusunu ve döneme damgasını vuran Haşhaşi teşkilatını anlattığı romanı ile tarihi roman alanının en usta kalemlerinde biri olduğunu bir kere daha ortaya koyuyor.
Kitabın, belki de hiç bilmediğiniz bir tarihi dönemi anlattığını söyleyebilirim. Melikşah’tan sonra Selçuklu dönemi ve Irak Selçukluları’nın tarihi bu kitabın ana konusu olarak önümüze çıkmaktadır.

Selçukluların fetret devrine rastlayan dönemde, taht için yapılan akıl almaz mücadeleler, Bağdat Halifesi’nin Selçuklu devletini zayıflatmak için kurduğu tuzaklar ve gerçekleştirdiği oyunlar, emirlerin, beylerin mücadeleleri, tarihin önemli bir kesitinin tarihe sadık kalınarak roman tarzında anlatıldığı bu kitabı zevkle okuyacağınızı söyleyebilirim.

Haşhaşileri, teşkilatlarını, ortaya çıkışlarını, çalışma şekillerini, mücadelelerini öğrenmek isteyenler için bulunmaz bir eser… Haşhaşilerin Türk sultanlarına karşı düşmanca tavırları ve sultanlara, Atabeylere suikast girişimleri, kitapta, sanki Türkler – Haşhaşiler mücadelesinin tarihi verilmiş gibidir. Atabeyler kimlerdir? Nasıl ortaya çıkmışlardır? Görevleri nelerdir? Azerbaycan Atabey devletinin temeli kim tarafından nasıl atılmıştır?

Bunları merak ediyorsanız, bu kitabı mutlaka okumalısınız. Yunus Oğuz kolay okunan bir yazar olduğunu bu kitapta da gösterdiği için, bir solukta okuyacağınızı rahatlıkla söyleyebiliriz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺24,60

Kürt meselesi, Cumhuriyet döneminde karşı karşıya kaldığımız en önemli sorun. Önemi, doğrudan doğruya milli varlığımızı tehdit etmesinden geliyor. Yaklaşık kırk yıldır süren teröre rağmen,  bugüne kadar  ülkenin bütün siyasi aktörleri tarafından paylaşılan bir milli politika üretilemedi. Bunun nedeni, taraflar arasında bir teşhis birliğinin olmaması ve konunun politik çekişme aracı yapılmasıdır.
Teşhis karmaşası sadece bir zihin bulanıklığı olarak kalmadığı için, dönem dönem birbirini nakzeden politikalara neden olmuştur.  Bir uçtan bir uca savrulan politikaların arkasında,  meselenin bir türlü ne olduğuna karar verememe zaafı vardır. Bu da ülkeye büyük insan ve kaynak israfı olarak dönmektedir.

Yazar bu gerçeği gördüğü için öncelikle kendi teşhisini açık ve net olarak ortaya koymuş, bunun bir devletleşme sorunu olduğunu söylemiştir. Çalışmayı önemli hale getiren de budur.

Bugün, Kürt meselesi ile ilgili geniş bir literatürün oluştuğu malumdur. Bu çalışmaların çoğu kaynak veya arşiv taraması ile sınırlı kalmış, alandaki gerçekliği yansıtamamıştır. Yazar,  bölgede yaşamakta ve  Kürtçe bilmektedir. Birebir tanık olduğu olaylardan yaptığı aktarımlar hem kitaba  zenginlik katmış hem de  sahanın nabzını yansıttığı için, anlatımlarının değerini artırmıştır. Yazar neyi savunmuşsa onu  örnekler ve mukayeseler yoluyla somutlaştırarak  gerekçelendirmiş, kendinden önceki çalışmaları tekrarlama hatasına düşmemiştir. Kürt meselesi ile, Quebec,Bask ve Katalonya ile ilgili yaptığı karşılaştırmalar ufuk açıcıdır. Okuyucu kitabı okurken sadece Kürt meselesinin gerçek mahiyetini anlamakla kalmayacak, dünyadaki diğer etnik çatışmalarla ilgili de bilgi sahibi olacaktır.

Prof.Dr. Ömer Özkan


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺20,50

Bayrağım

Ha yaşamışım, ha yaşamamışım! Senin olmadığın yerde
Allah’ım düşürmesin bu devleti, dalgalanmadığın derde
Bayrağım; burçlarda süzül daim, girmesin aramıza perde
Uğruna kim geçemez ki canından, kan da gider, belki ser`de

Doğacak günün şafağıdır rengin, umuda yelken açarız
Beyaz hilaline aşkla bağlanıp, yüce dağları aşarız
Yıldızın aydınlatır ufkumuzu, tehlikelere koşarız
Sen, kanat çırptıkça mavi göklerde, yaratan Rab’ba taparız.

Ana rahminden kıyamete kadar, herkes seninle korunur
Bugün nöbet tutanların yerine, yeni nesiller bulunur
Bu bayrağı taşımakla; Şerefli Türk evladı olunur
Seni severek ruhu teslim eden, senin gölgene konulur.

Nice canlar şehit oldu uğruna, sevdan yürekler dağlasın
Sensiz bir vatan yıkılmış virane, halkımız kara bağlasın
Göz pınarlarından akar nehirler, günü gelince çağlasın
Milletim koştu al ışıklı yoldan, sevenler sessiz ağlasın.

Ya Mucib, ezan kalbimizin aşkı, bunu bayrakla paylaştı
Fahri Kainatın izinden gidip , Hak rızasına ulaştı
Din`i, vatanı ve namusu için, hiç durmaksızın savaştı
Bayrağımızın altında beslenen, hainlerle karşılaştı.

Mukaddes vatana, mukaddes canlar, kan verdi bayrak uğruna
Girmedi şanlı ecdat, sende girme, çapulcunun uyruğuna
Aldanma; düşmanların dostluğuna, düşmeyesin kuyruğuna
Canım sağ oldukça her an hazırım, bayrağımın buyruğuna.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺20,90

Ne Yazar...

Gönülden habersiz, nefis yüklü can,
Dünya malı ile, dolsa ne yazar...
Canan derdi ile, dertlenmeyen can,
Yaşasa ne yazar, ölse ne yazar....

Haramiler basmış, sevda çalınmış,
Ahde vefa bitmiş, hatır silinmiş,
Dost hançeri ile, sırtım delinmiş,
Düşman oku göğsü, delse ne yazar..

Sevdayı bilmeyen, gönüller kıran,
Nefsini herşeyin, üstünde gören,
Kul hakkını yiyip, huzura duran,
Sabaha dek namaz, kılsa ne yazar..

Sevdasız hayatı, bomboş bilmişim,
Hayattan kaçmışım, fikre dalmışım,
Ruhen yalnızlığa, mahkûm olmuşum,
Bedenim yapyalnız, kalsa ne yazar...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺28,90

Mesleğinin kutsallığını bilen öğretmen için görev; sınıfların, okulların ve özellikle mesai saatlerinin dışına taşmalıdır.

Bitmeyen bir aşkın, dinmeyen bir yürek sızısının adıdır öğretmenlik; sadece sözle, yazıyla anlatılmayan, yaşanan.

Öğretmenlik, alemleri varlığının delili olarak yaratan Allah’ın, yarattıklarının en güzeli insana bağışladıklarının şükrüyle başlarsa bir başka anlam kazanır.

Peygamberiniz, kuşunun ölümüne çok üzülen bir çocuğa baş sağlığı dilemeye giden Hz. Muhammed’se, Başöğretmeniniz Kurtuluş Savaşı devam ederken Millî Eğitim Şurası’nı toplayan Mustafa Kemal Atatürk’se geceleriniz gündüzlerinize katılmış demektir.

Reşat Gürel’in öğretmenlikte 40 yılının çile ve erdemleriyle dolu hikâye adlı hatıraları arasında kendinizi bulacak, huzur duyacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 183
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺20,50

Romandaki başarısını mizah öykülerinde de gösteriyor Ata Türker. Okurken güldürüyor,

güldürürken düşündürüyor, hayatın içindeymiş gibi hissettiriyor. Hayat zaten düşünmek, gülmek ve ağlamaktan ibaret değil mi?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2018
₺20,90

En büyük Müslüman-Türk fakîhi, milletlerarası hukuk ve kelam âlimi Serahsî, (Doğumu: Hicrî 400, Milâdî 1009-1010, Vefatı: H. 481 M. 1090) kadim Türk yurdu Horasan bölgesindeki Serahs şehrinde doğmuştur. Bütün hayatı boyunca Türk diyarlarında eğitim görmüş, dönemin en büyük Türk Cihan Devleti Karahanlılar yönetimindeki şehirlerde yaşamış, hapse atılmış ve târihî Türk şehri Fergana’da ebedî âleme intikal ettikten sonra günümüzde Kırgızistan Cumhuriyeti sınırları içerisinde bulunan Özgen şehrinde ebedî istirahatgâhına tevdi edilmiştir. Kuyu hapsinde iken, öğrencilerine yazdırdığı el-Mebsût isimli 31 ciltlik eseri, alanında ilk ve tek olan muhteşem bir bilgi hazinesidir.

Yabancı kaynakların tamamında, yerli kaynakların da bir kısmında O’nun Türk olduğundan bahsedilmez.

O, sâdece İslâm hukuku sâhasında değil, kelam, siyer, usûl ve diğer İslâmî ilimlerde de derin ve engin bilgilere sâhip olması sebebiyle ‘Şemsü’l-eimme / İmamların güneşi’ unvânıyla taltif edilmiş, yaşadığı dönemin sembol ismi olarak saygı görmüştür.

Bütün bunlara rağmen, ülkemizde Serahsî ile ilgili olarak; ancak 3-5 kitap yazılmıştır. Her biri, Serahsî’nin şahsı ve alâkadar olduğu bâzı İslâmî mevzulardaki çalışmaları hakkındadır.

Diyânet İşleri Başkanlığı tarafından yayınlanan ‘Milletlerarası Serahsî Sempozyumu’ tebliğlerini bir araya getiren kitaptan başka, Serahsî’yi geniş kapsamlı olarak tanıtan eser yoktur.

Elinizdeki bu kitap, Serahsî’nin alâkadar olduğu bütün ilim dalları ve eserleri hakkında yazılmış (muhtasar olmakla birlikte) en geniş kapsamlı ilk eserdir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 339
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺52,90

Bu kitap, yazılış özelliği bakımından adını koyamadığım ilk kitap oldu. Hikâye değil, roman değil, hatıra kitabı hiç değil… Türkiye’mizin 1970’li yıllarda yaşadığı kâbus dolu günlerini, yaşları kırkın üzerinde olanlar iyi hatırlarlar. O yıllarda mücadeleye gönüllü koşanlar arasında olan ÜLKÜCÜ yazarımızda vardı. Karıştığı olaylar nedeniyle hapse düşen yazar, hapishanede yaşadıklarını “Yanıkkale “ ve “ Kapıaltı “ adlı kitaplarında anlatmıştır. Bu kitap, hapishane hayatını uzun yıllar yaşayan, o hayatın getirdiği sıkıntı ve bunalımlardan kurtulabilmek için, kendini “ kitap okumaya” veren, anlamaya ve idrak etmeye çalışan bir kişinin okuduklarının kısa bir özeti gibidir. Bu kitap, tabir-i caizse, küçük bir kütüphane, insan yaşamının sosyal, psikolojik yönlerini inceleyen, Türk kimliği, Türk tarihi, İslam ve Türkler, Türk kültür ve medeniyeti, Haçlı Seferleri, v.s. konularında doyurucu bilgiler sunan bir kitaptır.

Bu kitapta; Türk tarihinden Haçlı Seferlerine, İslam’dan Hıristiyanlığa, medeniyetten kültüre, günlük olaylardan tarihe geçişlerin sıkça yapıldığını göreceksiniz. Aslında bu geçişler okuyucuya bir şeyler vermeye yönelik; ama öyle ders verir gibi, nasihat eder gibi değil, okursanız kesinlikle anlarsınız kabilinden bir anlatımla sunulmuş… Onlarca kitabın arasında gezinecek her birinden ayrı bir zevk alacaksınız. Her birinde bambaşka bir dünya bulacak, bambaşka görüş ve fikirlerle tanışacak, belki bildiklerinizi tekrar edecek belki de yepyeni hususlar hakkında bilgi sahibi olacaksınız. Okurken asla sıkılmayacak, yorulmayacak ve elinizdeki kitabı kaldırıp bir köşeye atmayacaksınız.

Maceralar, acılar, sıkıntılarla dolu on iki yılın, hapiste geçen on iki yılın, elde kalan en somut ürünü olan bu kitap, okumakla, öğrenmekle, insanın neler kazanabileceğini, kendini nasıl olgunlaştırabileceğini, fikir ve düşünce dünyasını nasıl geliştirebileceğini göstermesi bakımından da üzerinde önemle durulması gereken öğretici, eğitici bir kitaptır. Hapishanede kendi kendini eğiten, kendi kendine okumaya karar veren bir gencin okuduklarını nasıl değerlendirdiğini, kendine ne gibi değerler kattığını öğrenmek, anlamak isterseniz, bu kitabı mutlaka okumalısınız…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 628
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺122,90

Şövalye Ejderhanın karşısına geçti. Korsanlar yelkenlerini açtı. Şatonun duvarları hareket etmeye başladı. Bu ve benzeri Batı Kültürü ile bezeli cümleler ile dolu Fantastik Edebiyat eserlerini okumaktan sıkıldıysanız buyurun...

Ateş ve Toprak. Kimilerine göre biri yok eder biri hayat verir; kimilerine göre birini insan var eder, diğerini insan yok eder. Bu iki ismi taşıyan ve bu iki isim kadar birbirinden uzak iki kardeş ve aralarında Habil ve Kabil ile başlayan bir sorun “ kıskançlık “.

Bu iki kardeş, bu iki ayrı dünya ve onlarla çıkılan bizden öğelerle bezeli bir Fantastik hikâye. Efsuncular, Harpçiler, Tepegözler, Domuz Binenler... Korkutucu Algazın, bilge Suyla, Ulu Geyik.
Ve tabii ki asil ve sadık Kurtlar.

Hayal kurmayı, fantastik bir dünyanın içine girmeyi istiyorsanız Türk mitleri ve Öz Türkçe isimli kahramanların kol gezdiği bu kitabı okumaya biran evvel başlayın.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺20,90

Sevgili veliler ve eğitimciler

Çocuklarımız şanslı bir dönemde yaşıyorlar. Her sabah fazlasıyla gelişen ve değerlenen yenileşimci bir güne uyanıyorlar. Bu yenileşimci gelişmeler sayesinde istedikleri bilgilere ve materyallere kolaylıkla ulaşabiliyorlar. Yaşadıkları bu kolaylık zararlı bilgilerinin beyinlerini meşgul etmesine de zemin hazırlıyor. Dünya üzerinde hiç bir savaş sadece silah ve askeri güç ile kazanılmıyor. Bunlardan ziyade kültürel, ahlaki ve tarihsel dejenerasyon ile toplumun yapı taşları dinamitleniyor.

Bunun önüne geçmek için toplumun ileriye dönük yüzü olan “yeni yetişen neslin” koruma altına alması gerekmektedir. Çocuklarımıza kültürümüzü, ahlaki değerlerimizi ve paha biçilmez tarihimizi “aşılamak” en baş hedefimiz olmalıdır. O zaman hastalığa antikor üretmiş insan bedeni gibi dışarıdan gelen tüm saldırılara karşı vücut kendi savunma mekanizmasını geliştirecektir...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 16
En / Boy : 20 / 20
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 4.2018
₺11,90

Sevgili veliler ve eğitimciler

Çocuklarımız şanslı bir dönemde yaşıyorlar. Her sabah fazlasıyla gelişen ve değerlenen yenileşimci bir güne uyanıyorlar. Bu yenileşimci gelişmeler sayesinde istedikleri bilgilere ve materyallere kolaylıkla ulaşabiliyorlar. Yaşadıkları bu kolaylık zararlı bilgilerinin beyinlerini meşgul etmesine de zemin hazırlıyor. Dünya üzerinde hiç bir savaş sadece silah ve askeri güç ile kazanılmıyor. Bunlardan ziyade kültürel, ahlaki ve tarihsel dejenerasyon ile toplumun yapı taşları dinamitleniyor.

Bunun önüne geçmek için toplumun ileriye dönük yüzü olan “yeni yetişen neslin” koruma altına alması gerekmektedir. Çocuklarımıza kültürümüzü, ahlaki değerlerimizi ve paha biçilmez tarihimizi “aşılamak” en baş hedefimiz olmalıdır. O zaman hastalığa antikor üretmiş insan bedeni gibi dışarıdan gelen tüm saldırılara karşı vücut kendi savunma mekanizmasını geliştirecektir...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 16
En / Boy : 20 / 20
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 4.2018
₺11,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2010
₺16,40

En eski Türk boylarından biri olan Sakların, kimler olduklarını ve nerelerde yaşadıklarını eminim ki, bir çoğumuz bilmiyoruz. Hatta adlarını bile yeni duyanlarımız olduğunu zannediyorum. Saklar hakkında bugüne kadar Türk edebiyatı ve tarihi alanlarında hiçbir kitap yayınlanmamıştır. Yayınevimiz, bu konularda uzman olduğunu bildiği, Azerbaycanlı âlim İlahiyat ve tarihçisi Bahtiyar Tuncay Bey’in bu alanda yazılmış ilk kitabını yayınlamaktan büyük bir gurur ve mutluluk duymaktadır.

Sakların tarihi, dili ve edebiyatları, Ön Türk Tarihi yıllarından bugünlere kadar, kesiksiz sürüp gelen Türk tarihinin, önemli bir bölümünü oluşturur. Elinizde tuttuğunuz kitap, demiri ilk işleyen, ıslık çalan ok uçlarını ilk üreten, kılıcı, mızrağı keşfeden bu Türk boyunun, tarih boyunca nerelere gittiği, nerelerde meskûnlaştığı, neler yaptıkları ve nasıl yaşadıkları hakkında, merak edilen her sorunun cevabını bulabileceğiniz bir eserdir. Çok uzun yıllara dayanan araştırmaları ile Türk Tarihi’nin bilinmeyen bir dönemini ışıklandırarak gözler önüne sermeye çalışan Bahtiyar Tuncay Bey’in, Ön Türk tarihi hakkındaki fikirlerini, görüş ve düşüncelerini de bulabileceğiniz bu eserin, benzerini ya da başka bir şekilde yazılmış örneğini Türkiye’de bulmanız mümkün değildir. Bu eser alanında tektir!

Batılıların tarihimizi tahrif ederek belgelerin üstünü örterek bizi tarihten silme çabalarının en üst düzeye ulaştığı bir dönemde, Ön Türk tarihi ile ilgili eserler ortaya koyarak gerçek tarihimizi aydınlatmayı hedef olarak alanların tümüne milletimiz adına saygılarımızı sunuyor, minnet ve şükran duygularımızı gönderiyoruz. Bilgeoğuz yayınları olarak bu tür eserleri yayınlamaktan gurur duyduğumuzu belirterek araştırmacılarımıza kapılarımızın açık olduğunu ilan etmekten gurur duyduğumuzu söylemek istiyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺32,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 1507
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺98,40

1970’li yıllar Türkiye’nin karıştırılmak istendiği, bölünmek istendiği yıllardır.

Ülkücü-Milliyetçi Hareketçiler, halkın öncüleri olarak dış güçlerin içerdeki uzantılarına karşı göğüs göğüse çarpışmışlar, çok şehit vermişlerdir.

Erhan Cengiz’in iki ağabeyi Cengizhan Cengiz ve Oğuzhan Cengiz de mücadelenin içindedir. Oğuzhan Cengiz 12 yıl hapis yatmıştır.

Elinizdeki kitap, Erhan Cengiz’i anlatır; onun nezdinde Türkiye’yi anlatır. Ailelerin yaşadığı travmaları, gözyaşlarını anlatır.

“Şehit Erhan Cengiz” kitabında, önce “Neden Milliyetçi Hareket?” sorusunun cevabını aradık. Başlangıcından bugüne Türk’ü ve milliyetçiliği verdik.

1944 milliyetçilik Olayı’na ayrıntılı girdik  1970’lerde Türkiye’nin büyük kargaşa yaşamasını, 1944’teki gelişmelerle ancak izah edebiliriz ve Erhan Cengiz’in mücadelesini anlamlandırabiliriz.

Erhan Cengiz, kitapta verdiğimiz şehitler listesine göre, Ülkücü Hareket’in 12 Eylül öncesinin son şehididir. 31 Ağustos 1980’de toprağa düştü.

Kitabımızda Erhan’ı, ailesini, çevresini, arkadaşlarını verdik.

Hatırası unutulmasın istedik.

Yeni nesillerin nasıl bir mücadelenin içinden geldiğini bilmesini istedik.

Erhan Cengiz’e ve bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2017
₺36,90

Tarafsızlık, Osmanlı Devleti’nin o çok zor son dönemini yaşayan ve bu makûs gidişata ‘dur’ demek için fedakârlıklar gösteren nesle karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Öyle ki en zor zamanlarda sorumluluk alarak öne çıkan, askerlerini ileri sürüp ölmeyi emretmek yerine askerleriyle beraber şehadete yürüyen o yiğit ve mücahit ruha en azından bunu borçlu sayılırız.

Türkiye’nin sancılı demokrasi sürecinin başlangıç noktası 1908 Temmuz’unda çok büyük bir iyi niyet ve pek iyimser beklentilerle ilan edilen II. Meşrutiyet’tir. Bu dönem bir başlangıçtır ve daha önce Meşrutiyet’in ne olduğunu bilmeyen Osmanlı milleti bu süreçte doğal olarak bocalamıştır. Tarihimizle barışmamız gerekiyor. Zira tarihimizle barışmadığımız sürece tarih, asıl mesleği tarihçilik olmayan ancak tarihçi kılığındaki meddahlar tarafından kâr amaçlı sömürülmeye devam edecektir. Tarihi öğrenme ve öğretme sürecinde üzerine düşen görevi ilmî bir hassasiyet ve namusla ifa eden Emre Ateş Bey’e ve bu çalışmada katkısı bulunan herkese teşekkürü bir borç bilirim.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 188
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2017
₺28,90

…rağmen diye başlayan cümlelerin sevgiye uzanan dallarında beşinci mevsimi bekleyen tomurcuklarız. Ne fecrin kızıllığında çözülür, ne de gecenin karanlığında kayboluruz. Bizim işimiz gölgelerin söküğünü dikmek, karınca yuvalarını şerbetle beslemek bir de gamzesinde gül yetiştiren çocukların o masum gülüşlerini zamanın zulmünden gizlemek. Kim olduğumuzun bir önemi var mı? İsimlerimiz ve cisimlerimiz nasıl olsa bir gün silinmeyecek mi dünya sürgününden. Biz, her mihneti nimet bilip vaktinde verdiğimiz "belâ" sözünün erleriyiz. Bu sayfalarda gönül telinize dokunan idrakinizde kıvılcımlar uyandıran her dizenin gizli özneleriyiz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 84
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2016
₺20,90

Almanya'da Sivas kökenli bir işçi çocuğu olmak çok şey kattı bana. İğne ile kuyu kazarken ilk tattığım bir yudum suya şükretmeyi mesela.

İşte bu benim alın terim demeyi örneğin; Hayat'ta hazır hiçbir şeyin tadı olmadığını annemden, alın teri olmadan elde edilen her şeyin değersiz hatta haram olduğunu babamdan öğrendim ve tabi mücadeleyi ve tabii sevmeyi de. Karşılıksız üstelik. Din, dil, ırk, renk gözetmeden sevmeyi... Sadece sevmeyi sevdiğim için sevmeyi.

Biraz Mevlâna, biraz Aşık Veysel tadında. Hukuk fakültesini derece ile bitirsem de yıllardır Avukat olarak çalışsam da köyüme vardığımda bağdaş kurup ayran aşı içmeyi unutmadım mesela.

Halihazırda çalıştığım devlet kurumunda dinlerken insanların hazin hikayelerini, hayatlar hakkında karar verirken, bir soluk olsun istedim dizelerim okuyanlara...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2017
₺20,90

Mustafa Kemal Atatürk ya çok yüceltilmiş ya alabildiğine kötülenmek istenmiştir. Mustafa Kemal ve dönemi, bir başkasının değil, bizimdir... Tarihimizin bir safhasıdır.

Ne aşırı yüceltmekle bir yere varabiliriz, ne Mustafa Kemal Atatürk’ün başlattığı dönemi “90 yıllık ara dönem” diyerek yok sayabiliriz.

Millî Mücadele, bizim milli mücadelemizdir; başkasının de­ğil.

Yedi düvelin istilasında uğrayan bir Osmanlı’dan bahsediyo­ruz. Türk’ü Anadolu’dan silip atmak isteyen bir Sevr Projesi’nin dayatılmasından bahsediyoruz...

Bir öncü gerekiyordu ve o öncü de Mustafa Kemal olmuş, Milli Mücadele’yi başlatmıştır...

Türkiye parçalamak isteyen İtilaf Devletleri İstanbul’u işgal etmiş, Padişah’ı kıpırdayamaz hale getirmiş, Damat Ferit Paşa hükûmetlerine, istediklerini dikte etmişlerdir.

Osmanlı sahasının her tarafında “çoban ateşleri” boyundu­ruğu kırmak için yakılmış, Mustafa Kemal Atatürk, bu “çoban ateşleri”ni, Amasya’da Erzurum’da, Sivas’ta, en son Ankara’da birleştirmiş ve düşmanla kıyasıya bir savaşa girişmiştir.

Tarihin akışını değiştiremezsiniz... Tarihte “keşke”ye yer yoktur.

Tarihin bir dönemini de silemezsiniz. O dönem de sizin ta­rihinizdir.

Dönemleri silseydik, 16 Türk devletinden bahsedemezdik. Biri dönemini tamamlamış, biri kurulmuştur. Sonra gelen, bir öncekini yok sayabilir mi? Sonrakini beğenmeyen, bir öncekini getirebilir mi?

Atatürk’ü ne kadar tanıyoruz? Atatürk üzerine binlerce ki­tap yazılmıştır. Biz bu kitapta, Atatürk’ü ve mücadelesini ve son­ra yaptıklarını, hayat hikâyesiyle birlikte derli toplu verdik... Bir bütün hâlinde, Atatürk’ü ve mücadelesini tanıtmak istedik.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺36,90

Anadolu'nun tabii sınırları kuzeyde Kırım batıda Bosna güneyde Yemen ve doğuda Afganistan'dır. Bu sınırlar aynı zamanda Anadolu'nun savunma hattıdır. Anadolu'nun savunması bu sınırlarda başlar. 10-25-50-100 yıllık kilometre taşlarıyla işaretlediğimiz tarih hafızasında bu yürüyüşün hızı kalitesi istikrarı için her Türk üzerine düşeni yapar.

Bu yürüyüşteki nihai hedefimiz bütün Türkleri bütün Müslümanları ve bütün mazlum milletleri kendi ürünlerini ve zenginliklerini kendilerinin kullanabildiği bir adaletli yönetim sistemine/zincirine/gücüne ulaştırmaktır.

Devletle hasbihal eden Külünk oku uzağa atmak için yayın geri çekilmesi gibi okuyucuyu önce tarihin gerilerine çekip sonra geleceğe yönlendiriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2018
₺32,90

“Toz edip savuruyor yüzyılları içinde
Sessizce bir tabloyu çiziyor efsaneler.
Birçoğu halktan gelen kıssalardan hissedir
İbretlik manzaralar diziyor efsaneler.
Mucize havasında işleyen muhayyile
Zaman üstü zamanda geziyor efsaneler.
Kara mizah rüzgârı, dopdolu bir imajla
Haksızlığı ve zulmü eziyor efsaneler.
İnanmanın verdiği rahatlıkla huzuru
Takvim imbiklerinden süzüyor efsaneler.
Hikmet okyanusundan bakraç bakraç su verip
Düşünce kulacıyla yüzüyor efsaneler.
Toprağı vatan yapıp alınterle sulayıp
Melek kim, şeytan neci; seziyor efsaneler.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 560
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2015
₺32,80

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 103
En / Boy : 13,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2013
₺20,90
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2013
₺20,90

 




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 255
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2014
₺28,70

Her dönem ve ortamda kendisini Türkçü-Turancı-Ülkücü kimliğiyle tanımlayan Dilaver Cebeci, şiirde milli romantik duyuş tarzı geleneğinden damıtılmış yeni seslere ulaşmış; Yahya Kemal Beyatlı, Necip Fazıl Kısakürek ve Arif Nihat Asya gibi ustaların milli ve manevi değerleri sentezleyen algı biçimini kendine özgü yepyeni söyleyişlerle sürdürmüş, Türkçenin gök kubbesinde muhteşem sedalı eserler bırakarak ebedi aleme göçmüştür. Medeniyetimizin; dinî, tasavvufî, ahlaki ve milli değerlerinin yılmaz savunucusu olarak yaşamış, milli estetiğin, yerli tefekkürün, vahiyden beslenen ilhamların, Türk tarihinin derinliklerinden süzülüp gelen heyecanların bütün değerlerini kuşanmış müstesna bir sanatkardır.

Cebeci, şiire başladığı yıllarda Hun Aşkı adlı eserinde yansıttığı saf Türkçü kimliğini, daha sonraki şiirlerinde dini ve tasavvufi derinliklerle buluşturmuş, haykıran “alp” sesine gittikçe belirginleşen “eren” rengini eklemiştir. Hemşerisi ve yol önderi Hüseyin Nihal Atsız’ın çizgisinde Turan düşlerini seslendirdiği “Hun Aşkı” adlı ilk şiir kitabından sonra kendi sesini bulma yolculuğunda “Ve Sığınırım İçime” adlı eseriyle gönüllere dokunmuş, milli ve İslami derinliğinin en olgun ürünlerini topladığı “Sitare” ve “Asra Yemin Olsun ki...” adlı eserleriyle söz bayrağını şiir burcunun yükseklerine dikmiştir. Milliyetçi hamasetin gür sesi olarak edebiyat dünyasında yer edinen şair, gittikçe derinleşen kalemiyle “milli” şiir vadisinin en önemli sanatkârlarından biri olmuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2015
₺28,70

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 249
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2013
₺20,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 154
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 5.2006
₺20,50
1 2 3 ... 7 >
Çerez Kullanımı