Türkler, hep saldırıya uğramışlardır. Bu da Türklerin gücünden korkulduğunu gösterir.

Avrupalıların şuuraltında Türkleri Anadolu topraklarından sürülüp çıkarılması yatar. Bunun adı “Şark Meselesi”dir.

Şu tez hep işlenmiştir: Avrupalılar Türkler derken Müslümanları kastediyor. Hayır, Müslümanları kastetmiyorlar, Türkleri kastediyorlar. Avrupalının Araplar üzerine sözlerine niçin rastlamıyoruz? Hıristiyan Batı’nın tahammül edemediği unsur, Müslüman Türklerdir. Türk olmayan Müslümanlarla ve Müslüman olmayan Türklerle problemleri yoktur. Musevî ve Hıristiyan Türklerle ve Araplar ile gayri Türk Müslümanlarla dostturlar.

Araplar da Müslüman olarak kurmuşlardır. Arapların, İspanya’nın birçok devlet ve beylikler kurduğu unutulmuştur.
Özellikle Balkan halkları Türkler vasıtasıyla Müslüman oldukları için onlar “Türk” görülmüşlerdir. Ama Türklere düşmanlık Müslüman oldukları için değildir.

Maalesef Türkler arasında da Müslümanlık ve Türklük karşı karşıya getirilmek istenmiştir. Türk müsün Müslüman mı sorusu icat edilerek, bâzı Müslümanlara ‘Türk’üm demenin günah olduğu fikri aşılanmaya çalışılmıştır.

Dünyada milliyetler var. Milliyetin varlığı da Kur’an-ı Kerîm’in buyruğudur.

Hucurat suresinin 11. ve 12. Ve 13. ayetlerini okuyalım:

“Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.” (Hucurat, 49/11)

“Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir. (Hucurat, 49/12)

“Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.” (Hucurat: 49/13)


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 305
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺41,00

Gazi, pencereye tutunduğu sırada Fikriye ayakta kalabilmek için bütün gücünü harcıyordu. Gözlerinden çağlayan yaşlar, sırtından girip kalbine saplanan kurşunun ağzından boşalttığı kanlara karışmıştı.

“Fikriye. Yavrucuğum. Allah’ım siz onu mu vurdunuz, siz kime kurşun sıktınız?

“Bu askeri kıyafetinizi ilk kez görüyorum. Benim için mi böyle giyindiniz? Bir ayağınız önde bir eliniz cebinizde. Şimdi de diğer elinizi bana uzattınız. Nereye götüreceksiniz beni paşam?”

“Âşıklar tepesine, yine öyle bir yer seçtim ki, kimse bizi bulamayacak. Dudaklarını hiç tatmadığım bir aşkla öperken yüreğinin gürültüsü ağaçları sallayacak. Birileri geliyor diye beni kandıracaksın. Kanacağım bende aynı senin bana kandığın gibi. Seni yüreğimin derinliklerine gizleyeceğim. Bir daha kimse elimden almasın diye. Bir hüzün vardı. Ona sahip olamadım.

Allah’ım bana seni gönderdi. Sana da sahip çıkamadım. O içime işlememiş bir hüzündü sana vurulduğum anda biten. Sen baharım, yazım, kışım oldun. Sevgilim, aşkım oldun. Kapatma gözlerini yavrucuğum. Salt bana bak. Seni kucaklayan benim. Esas o seni kandıracak. Ben sanıp uzatma elini. Bir kez daha öp yüreğimden. Bir kez daha bana paşam de. Kurban olsun sana paşan, öl de yoluna ölsün bu paşan.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 518
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺41,00

Sevgili veliler ve eğitimciler

Çocuklarımız şanslı bir dönemde yaşıyorlar. Her sabah fazlasıyla gelişen ve değerlenen yenileşimci bir güne uyanıyorlar. Bu yenileşimci gelişmeler sayesinde istedikleri bilgilere ve materyallere kolaylıkla ulaşabiliyorlar. Yaşadıkları bu kolaylık zararlı bilgilerinin beyinlerini meşgul etmesine de zemin hazırlıyor. Dünya üzerinde hiç bir savaş sadece silah ve askeri güç ile kazanılmıyor. Bunlardan ziyade kültürel, ahlaki ve tarihsel dejenerasyon ile toplumun yapı taşları dinamitleniyor.

Bunun önüne geçmek için toplumun ileriye dönük yüzü olan “yeni yetişen neslin” koruma altına alması gerekmektedir. Çocuklarımıza kültürümüzü, ahlaki değerlerimizi ve paha biçilmez tarihimizi “aşılamak” en baş hedefimiz olmalıdır. O zaman hastalığa antikor üretmiş insan bedeni gibi dışarıdan gelen tüm saldırılara karşı vücut kendi savunma mekanizmasını geliştirecektir...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 16
En / Boy : 20 / 20
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 4.2018
₺8,20

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 154
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 5.2006
₺20,50

İhanet, bütün Türk Coğrafyasında kol geziyor yüzyıllardan bu yana ve içerdeki hainler, dışarıdaki düşmanlardan çok daha tehlikeli. Gam değil, bir gün ihanet defterleri de açılır ve hesap görülür. Mahsup günü geldi dedik ya yukarıdaki satırlarda, hazırlıklar o günedir şimdiden ve hazırlıkları yapan kahraman insanlar hiç tükenmedi Türklük coğrafyasında. Bu Coğrafya Doğu Türkistan'da başlayıp, Balkan Dağlarının ötesinde biten bir coğrafya. Bu kitapta anlatmaya çalıştığımız adam, işte bu coğrafyanın kaderini değiştirmek için yola çıkmış, yüreği Mustafa Kemal kadar büyük bir adam, Muhammed Salih. Salih'i anlatmadan önce Türk Dünyası'nın Mustafa Kemal'den sonraki iki büyük adamı rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş ve rahmetli Ebulfeyz Elçibey'in kutsal hatıraları karşısında bir kez daha bağlılık ve baş eğme duygularımı belirtmem şarttır.

Muhammed Salih, sadece Özbekistan değil, bütün Türk Dünyası'nın umudu ve geleceği adına yola çıkmış yalnız bir adam, Mustafa Kemal kadar yalnız, Başbuğ Alparslan Türkeş kadar düşmanı çok, Ebulfeyz Elçibey kadar yok edilmek istenen bir adam. Onların mayasını, Gaspıralı, Akçura, Gökalp ve Galiyev çaldı ve bu maya tuttu. Eğer tutmasaydı, Mustafa Kemal'den sonra Başbuğ Alparslan Türkeş, ondan sonra Elçibey ve Elçibey'den sonra Muhammed Salih gelmezdi.


Sayfa Sayısı : 0
Basım Tarihi : Aralık 2008
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 2. Hamur
Basım Yeri : İstanbul
₺0,00 KDV Dahil
₺106,27 KDV Dahil

Elinizde tuttuğunuz kitap, bugün Güney Azerbaycan’daki “ Farslaştırma “ başka bir deyişle, asimile etme politikalarının ne zaman ve nasıl başladığını anlatan bir kitaptır. Farsların, devletin içini nasıl oydukları ve Safevi Türk devletini, hangi metotlarla Fars devleti şekline getirdiklerini gözler önüne sermektedir. Safevi devleti, bir Türk devletidir, aynı Selçukluların, Osmanlıların olduğu gibi… Bu devlet nasıl Fars devleti yapılmak istenmiştir? Bu Farslılaştırma politikası nasıl başlamıştır? Bu soruların cevabını bulacağınız bu kitap, eminim ki, bilinmeyen bir konuyu anlattığı için sizlerin ilgisini çekecektir.

Mehmet Akif merhum “ Ders alınsaydı hiç, Tekerrür eder miydi tarih “ diyor. Yaşananlardan ders alınmadığı müddetçe tekerrürün devam edeceği yadsınamaz bir gerçektir.

Safevi Türklerinin yaşamları, sosyal hayatları, din ve inanışları, Safevi devletini var eden Türk boyları ve devlet üzerindeki etkileri ile devlete verdikleri değer kitabın neredeyse ana konusu gibi… Hele boylar arası mücadelenin, devleti ne hallere düşürdüğü, birlik ve beraberliğin olmadığı yerde, yıkımın kaçınılmaz olduğu açık ve net bir biçimde ortaya konmuştur.

Şah Hanımı ve Büyücü, Azerbaycan tarih ve edebiyatının son dönemde ortaya çıkardığı en verimli ve en önemli yazarlarından biri olan Yunus Oğuz’un eseridir. Daha önce, Nadir şah, Tahmasib Şah, Emir Timur, Attila, Sultan Alparslan gibi tarihi şahsiyetleri belgesel roman gibi yazan Yunus Oğuz, Eski Türkler ve Gumilev’in Eleştirisi, Türk Tarihine Yeni Bir Bakış, Anadolu ve Azerbaycan Türkler gibi bilimsel eserlerin de yazarıdır. Eserlerinden bir çoğu, Rusça, İngilizce, Türkiye Türkçesi, Özbek ve Kırgız Türkçelerine de çevrilmiştir. Türkçe’ye vukufu tam olan Yunus Oğuz, akıcı üslûbu ile kolay okunan bir yazardır. Şah Hanımı ve Büyücü eseri, aynı anda, Londra, Moskova ve İstanbul’da basılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2016
₺28,70

Elinizdeki bu kitap, "aynı acıları, aynı sıkıntıları, aynı hayal kırıklıklarını ve her şeye rağmen aynı mutlulukları, değişik zaman ve mekanlarda yaşamış binlerce Selçuk'tan biri olan Selçuk Kutlu'nun Eylül sabahıyla başlayan hayat hikayesinin" zulüm ve baskılarla dolu bir başka kesitini ihtiva etmektedir. Selçuk Kutlu'nun anlatma lüzumunu hissettiği kadarıyla kaleme almakla kifayet ettik.

Elbette bu kitaba sığdırabildiğimiz kadarıyla kalmıyordu, Selçuk'un yaşadıkları ve anlatmak istedikleri. Yüce Rabbimiz'in izniyle, dahasını da belgeleştirmeye kararlıyız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 175
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2016
₺20,50

Muhakkak ki neyin hayra, neyin şerre vesile olacağını en iyi Allah(c.c.) bilir. Biz, yazdıklarımızın hayırlara vesile olmasını diliyor ve bu yolda gayret sarf ediyoruz. Elbette yazdıklarımızdan rahatsızlık duyanlar olacaktır. Zaten bu kitabın yazılış gayelerinden biri de budur. Dileriz, rahatsız olması gerekenler rahatsız olur.

Okuyucu için bir ön bilgi olması bakımından söylenmesi gerektiğine inandığım bu birkaç sözün ardından Cenab-ı Allah'tan bir kez daha hayırlara vesile kılmasını niyaz ediyor ve bu kitabı; kızıl kurşunların önünde ve küfrün darağaçlarında şahadet mertebesine vasıl olan ülküdaşlarımın mübarek hatıralarına ithaf ediyor ve tekrarlıyorum:

Eylüllere Rağmen Varolacağız!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 134
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2016
₺20,50

12 Eylül sonrasında kayalara çarpıp parçalanmış dalgalar gibi güçsüz düştüm. Nasıl olmasın ki, gençliğinin en güzel, en güçlü yıllarını, Allah'ın adaletini dünyaya sunmak uğruna kullanıyorsun ve bir sabah uyandığında birileri "Herşey bitti, hadi bakalım yerlerinize" diyor. Bunu kabul etmek ve sindirmek kolay değildi elbette, ama neylersin ki viran olası hanede evladu iyal vardı. Tarihimizi zamanın büyüklerinden dinleyip, 1960 sonrasını bizzat yaşadım. Asırlarca süren tarihimizde, dış mihraklar devletimizde kardeşi kardeşe düşürmek gayretinden hiç vazgeçmedi. Yaşanan elim olayları üzüntüyle izledim ve istedim ki gençliğimde bana ışık tutanların ışığını, sizlere ulaştırayım. Hiçbir zaman unutmamalıyız ki: Biz bu coğrafyaya mağaralardan çıkıp gelmedik. Mavera'dan, Merv’den, Horasan'dan, Buhara’dan, Semerkant’tan, hala hayranlıkla seyredilen abidelerin içinden geldik. O abideleri dike dike geldik. Asırların biriktirdiği dertleri çöze çöze geldik. Dövüşe dövüşe geldik ama dövüşmeye gelmedik.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2016
₺24,60

Divan ü Lügat it Türk Efsaneleri

Karaçay-Malkar Nart Efsaneleri

Azerbaycan Efsaneleri

Türkiye ve Azerbaycan Dışındaki Türk Dünyası Efsaneleri

Kaygusuz Abdal Efsanesi

"Kaşgarlı Mahmut'un kardeşiyim ben Yazdığım her şiir ondan hatıra. Dünyanın en güzel dili Türkçe'mle Cihanı doldurdum birkaç satıra.."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 584
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2015
₺32,80

Derler ki, bunlardan biri(devşirme-dönme) sırasıyla terakki ederek, nihayet Rumeli de bir eyalete vali olmuş, bulunduğu muhite cami, mektep, medrese gibi İslam ve Osmanlı kültürüne yarayan birçok müesseseler yaptırmış günün birinde durup dururken kethüdasını çağırıp: “Bak ağa şu eflak - Buğdan taraflarında bir Hıristiyan köyüne de kilise yaptır “der. Kethüda hayretle yüzüne bakar, bir Müslüman’ın kilise yaptıramayacağını anlatmak ister. Tabi Paşa anlar ve der ki “Ne bileyim ben, Hocalar Müslümanlığın, Papazlar Hıristiyanlığın hak din olduğunu söylüyorlar. Yaptığım hayır müesseseleri arasında bir de kilise bulunsun. Öteki dünyada hangi din doğru çıkarsa o müessese işe yarar” der.

“Bir zamanlar söğütte Türk’ün, Türkmen’inin elleriyle diktiği o dualı Çınarı Türk’ten daha iyi, daha candan kim koruyabilirdi ki; yaban ellerden, dili, dini sana benzemez, töresiz adamlar topladın, o acayip adamlar ki, zaman için de azgın birer kurt olup, kemirdiler o soylu çınarın özünü! Kemirdiler çünkü o çınarı onlar dikmemişlerdi!”

“Osmanlı İmparatorluğu, Tuna’dan Basra’ya kadar, koca gövdesiyle yan yatmış memelerini sömürücü, yaramaz yavrularının ağzına vermiş, sağmal bir ineğe benzer, yaramazlar, yalnız sütünü değil, terini de kanını da emiyorlar, fakat yine de doymuyorlar”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 228
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2015
₺24,60

Elinizde tuttuğunuz bu kitabın varlık sebebi, ülkemizdeki milliyetçilik araştırmalarına katkı sağlayacağı düşünülen bazı eski yazı metinleri, yeni yazıya aktararak eski yazı okuyamayan araştırmacılarla buluşturmak, böylece dikkatleri ana kaynakların kullanıma çekerek bu yönde bir eğilim başlatmak, nihayet Türk milliyetçiliği araştırmalarının sıkıştığı alanı bir nebze olsun açmak arayışıdır. Ayrıca, hâl-i hâzırda bir fikir orucu tuttuğu sıklıkla ifâde edilen milliyetçi düşüncenin de bu yazıları hâtırlamasını temin etmek, unutulmuş metinleri tekrar dolaşıma sokmak, bu yolla da kaynakların yeniden okunup yorumlanmasıyla milliyetçi düşüncenin bir canlanma yaşayacağı umudunu taşımak çalışmanın ikinci motivasyon kaynağıdır.

Kitap üç bölüm hâlinde tanzîm edilmiştir. İlk bölümde, millet ve milliyetçilik olgularını kavramsal düzeyde ve genel bir çerçeve içerisinde konu edinen makaleler yer almaktadır. İkinci bölüm, bu olguları Türklerin özelinde ele alan yazılara hasredilmiştir. Son bölümde ise II. Meşrutiyet yıllarında, Türk milliyetçiliği etrafında cereyân eden üç önemli tartışmaya ait metinler bulunmaktadır.

Çalışma için seçilen metinler sadece Türkçü çevrelerden devşirilmemiş, tarama işleminde yelpazenin geniş tutulmasına gayret gösterilmiş ve neticede Ziya Gökalp’ten Celâl Nuri’ye, Yusuf Akçura’dan Ali Kemâl’e, Turancılardan Anadoluculara, Osmanlıcılardan İslâmcılara kadar muhtelif kişi ve çevrelerin konuya dâir düşüncelerinin yer aldığı bir derleme meydana gelmiştir.

Kitapta yer alan yazıların en yakın tarihlisi 1928 yılında kaleme alınmış olsa da pek çoğunun sanki hemen bugün, burada yazılmış hissi uyandıracak derecede güncel unsurlar ihtivâ ettiği hayretle görülecektir. Dolayısıyla bu metinlerin genel olarak düşünce dünyamız ve milliyetçilik araştırmaları, özel olarak da Türk milliyetçiliği düşüncesi açısından faydalı olacağı kanâatini taşımaktayız.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 365
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2014
₺32,80
Bir ülkenin ekonomik, politik geleceğini ve anne gözyaşlarının sebebini siyasi partiler belirler. Türk siyasetinde birçok parti gelip geçmiştir. Bazılarının yıldızı parlayıp, sonra çabuk sönmüş, kimisi hiçbir çıkış yapamadan silinip gitmiş, kimisi de hala varoluş mücadelesi vermektedir. İçlerinden bir tanesi vardır ki, Millet Partisi’nin devamı olarak yoluna devam etmiş, 1969’da son ismini almış ve Atatürk milliyetçilerinin değişmez adresi olarak günümüze kadar hep var olmuş, varlığını hissettirmiş, çizgisinden taviz vermemiş, doğrularıyla, yanlışlarıyla bugüne kadar Türk siyasetinde yerini korumuştur. Bu parti Milliyetçi Hareket Partisi’dir. Milliyetçi görüşün kuvvetli olması ve ülke kaderinde söz sahibi olması Türkiye’nin kaderini belirleyecektir. Bu kitap Milliyetçi Hareket Partisi’nin daha etkin olması, daha çok oy alması ve daha iyi tanınmasına yardımcı olabilecek çeşitli stratejiler önermek amacıyla yazılmıştır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺16,40

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 455
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺24,60

Kalemi Boyundan Büyük Necvdet Sevinç Ağır başlı, sessiz, sakin bir devdir Yeri gelir çağlayandır, alevdir. Yüreği çelikten, gönlü ipekten Örülmüştür merhametle, çelikten. Ay-yıldızlı bayrak için kan verir Yurt uğruna çekinmeden can verir. Yıllar yılı hapislerde çürüdü Yine hak bildiği yolda yürüdü. Nezaketle birleşmesi kültürün Milli yolda en yücesi kültürün. Eserleri ölümsüzdür gerçekten Her satırı süzer sanki imbikten Benzeri yok, her hali bir âlemdir Kuşkusuz; "Kurt başlı altın kalem"dir.(1) Kadıköy,26.08.2011 Ayhan İnal


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺41,00

Gönlümde büyüttüğüm kırmızı gülden, Yanına sokuldum vermedim canım Topladım semadan yıldızı dünden, Saçların elimde takmadım canım Hayalin kurmuşum tutmadım elin, Sadece dinledim tatmadım dilin Gönlünden gönlüme hükmeden selin, Kesmedin önünü, takmadım canım Sevdamı gizledim bilmedi kimse, Bunca yıl gönlüme girmedi kimse Kadere yormuşum gülmedi kimse, İsyanım yazgıma takmadım canım Naim’im yüzümü çevirdim sana, İçimde ne isen söyledim sana Gül oldum yetiştim derildim sana, Koklayıp almadın, takmadım canım.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2007
₺16,40
Tükendi

Cihan devleti olmanın vasıflarını yaşattığımız ölçüde Cihana Nizam verebiliriz. Böylesi ulvi bir meseleyi dert edinenlerin karakterinde milletin uğruna feda olmak vardır. Tıpkı Kürşad gibi, Oğuz Kağan gibi Bilge Kağan gibi, Osmangazi gibi, M.Kemal Atatürk gibi zora talip olmak vardır. Bir milletin yükü kendisini sevenlerin omzundadır, bunu farkındadır, sorumluluktan kaçınmaz. Tarih içerisinde milletin sırtında yaşanan hiçbir saltanatı kendisine ölçü almaz. Sefahat içerisinde yüzmeleri hoş görmez, benlik duygusundan kurtulmuş, enaniyet, gurur, kibir gibi şeytani vasıfları dışlar. Bir Vatansever devleti yönetirse önce milletine hadim olduğunu unutmayarak işe koyulur, Toplumculuktan taviz vermez, adaleti, ilmi ve ahlakı merkeze alır; ceberutluğu, cehaleti ve ahlaksızlığı dışlar. Türk Devletleri Tarih sahnesinde çıktığı günden bugüne en yüksek noktada bulunduğu dönem ne ise hedefi daima onu yakalamak olur.

Kuşkusuz bir milletin tarihi o millet için en büyük zenginlik kaynağıdır. Eğer faydalanılmıyorsa bu yer altından atıl bekletilen işletilmeyen ve terk edilmiş bir madene benzer ki bu da var olan zenginlikten mahrum kalmak anlamına gelir. O halde bize düşen mazi- ati bağlantısını sağlam zemine oturtmak ve devlet kültürümüzden ilham alıp bu mecrada yürümektir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 269
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺24,60
Tükendi

Kıbrıs Meselesi ile ilgili belki yüzlerce kitap yayınlanmış, sizler de bunların birçoğunu okumuşsunuzdur. Bu kitap da bir Kıbrıs kitabıdır. Fakat bu güne kadar okuduklarınızdan çok farklı olduğunu hemen söyleyebilirim. Bir kere, bu kitap sizi, istatistiki ve tarihi bilgilere boğmayacak bir romandır. Kıbrıs Barış Harekâtında bölük komutanı olan Üsteğmen Yıldırım’ın yaşadığı, içinde rol aldığı müthiş bir olayın üzerine kurgulanmıştır. Savaş sahneleri, gerçekten savaşı yaşayan birinin anlatabileceği şekilde çok canlı, çok açık verilmiş, savaşa katılanların ruh halleri tam bir gerçeklikle ifade edilmiştir.

Hiç bilmediğiniz yaşanmış gerçekler, askerlerin ve subayların psikolojileri, Kıbrıs Türk Mücahitleri ile olan ilişkiler, sade, yalın anlatılmış, abartıya hiç yer verilmeden olanlar tasvir edilmiş. Savaşın en şiddetli zamanında, esir edilen bir gurup Rum sivil, yaşlı erkek, kadın, genç kızlar ve çocuklarla bir bölük komutanı arasında yaşanan gerçekten ibretlik, gerçekten inanılması güç, fakat doğru bir olay tüm detayları ile okuyucuya sunulmuş, düşman, hatta savaşan iki millet arasında sıkışıp kalan esirler ile bölük komutanının kurduğu iletişim, dostluk; okuyucuyu derin derin düşündürecek ve gayri ihtiyari, “ insanlık ölmemiş “ dedirtecektir.

Kıbrıs’ın cehennemi sıcağı altında, mataralarında belki de dudaklarını ıslatabilecek kadar suları olan, aç ve susuz askerlerin, susuzluktan ve açlıktan kıvranan esirlere yaklaşımı, onlara yardım edebilmek için yaptıkları fedakârlıklar, romanın ana konusunu oluşturmuş ve ne olacağı sorusu romanın sonuna kadar uzanarak sıkmadan merak duygusunu güçlendirmiştir.

Romanı üç kelime ile özetlemek istersek; savaş - zafer ve insanlık diyebilirim. Galipler ile mağlupların ilişkileri, insanlık bandında buluşmaları ve savaşı insanlık anlayışının kazanması… Yarbay Arap Burhanettin’i, Üsteğmen Yıldırım’ı, Maria’sı, Stavros’u, Mücahitleri ve askerlerimiz ile bir bütün olan kahramanları zevkle okuyup merakla sonuna kadar takip edeceğinizden eminim.

Bu Kıbrıs kitabını, diğer bütün Kıbrıs kitaplarından ayırt eden özellik, yukarıda kısa kısa sözünü ettiğim, savaş, zafer, insanlık ve bunların yarattığı duygu zenginliğidir. Okursanız, hele bu günlerde yok edilen kültürel değerlerimizi, bizim askerlerimizin savaşta bile nasıl yaşattıklarını görecek ve gurur duyacaksınız. Okumazsanız, bunlardan yoksun kalacağınız için kaybedeceğinizden adım gibi eminim…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺24,60
Tükendi

Cezaevinde tutulmuş günlükleri kitaplaştırmak, “tarihe not düşmek” adına Ülkücü Hareket’in bilinmeyen bir cephesine ışık tutmak açısından önemlidir diye düşündüm. Çünkü adı hapishane olan o loş mekânlarda yaşanılanlar “bizim gerçeklerimiz” di.

İşte bu gerçekleri öğrenmeliydi genç nesil. Bu günlerden o günlere bakamıyorum bile. Hâlâ o günlerin ruh halini yaşıyor ve her an iliklerime kadar ürperdiğimi hissediyorum. Arkadaşlarımın da benden farklı olduğunu sanmıyorum.

“Biz ne için mücadele etmiştik ve ne olmuştu? Ulvi gayeler için verilen mücadelenin karşılığı hapishaneler mi olmalıydı?” şeklinde soruları sorarken, 12 Eylül yönetimi tarafından idam edilen arkadaşlarımızı unutmamanın da en büyük erdem olduğuna inanıyorum. Fakat gerçekten bütün bunlar olmalı mıydı? Ülkücüler hayatlarının en verimli çağlarında hapishanelere atılmalı ve ölmeli miydiler?

Ülkücü hareketin yükselişi, düşman odakların baskı ve şiddeti artırmalarına ve üç bin Ülkücünün şehit edilmesi, binlercesinin de zindanlara doldurulması ile önlenmek istenmiştir. Zaman içerisinde buna, hain emellerini gerçekleştirmekte kendilerine Ülkücüleri engel olarak gören bazı “devletlü”lerin bizi tesirsiz hale getirme ve yok etme çabaları da eklenmiştir. Güçlenmemizle orantılı olarak da gelecekte daha çok şeyler göreceğimizden eminim.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺36,90
Tükendi

İlerleyen yaşımın getirdiği muhteşem yalnızlık atmosferinde duygular daha bir yoğunlaşıp olgunlaşıyor. Sonrada sözcüklere sarılıp şiir diye fışkırıyor. Dizelere dönüştürmeye çalıştığım duygularım şiir kalıbında birikti ve onları torunlarıma ulaştırmak maksadıyla bir kitap halinde dostlarımla paylaşıyorum. Doğru anlaşılmak ümidiyle iyi okumalar dilerim.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺20,50
Tükendi

Tarih Öğretmenliği ve yazarlığı birlikte başarıyla yürüten Reşat Gürel aynı zamanda Satranç Hakemi ve Antrenörü olarak görev yaptı. Satrançla Örülen Dünya bir bakıma onun da dünyası.

Tarihimizde satrançta ustalıklarıyla da tanınan Yavuz Sultan Selim Han'la Şah İsmail'in hem satranç masasında hem de savaş alanında karşılaşmalarını akıcı bir üslup ve yeni bir görüşle her yaşta okurlarına sunuyor.

Yaşamakta olduğumuz yüz yılı bütün kargaşalardan uzak huzur ve güvenle yaşayabilmemiz için; dikkatli düşünen doğru karar verebilen ve aldığı kararları zamanında uygulayabilen gençliğe ihtiyacımız vardır. 11. Yüzyılda Birûnî Farabî İbni Sina'larla yaşanan Türk- İslam ihtişamını satrançla örülen fikirlerle yeniden yaşayacağız. Satrançta alt yaşlarla başlayan gençlerle ulaşılan başarılar kutlu geleceğin habercileridir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2018
₺7,59
Tükendi

Her canda saklı bir yaşam varsa her kalpte de anahtarı aşk olan gizli bir hazine vardır. Soluk aldıkça aşk damlaları her kalbe farklı damlayacaktır.

Selma, biyolojik babasının son anlarına tanık olmuştu olmasına ama duyduklarının hayal ürünü değil, gerçekler olduğunu öğrenecek hayatına açılan sayfalara kader deyip geçemeyecekti.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2018
₺16,40
Tükendi

Cema‘at-i Alplu Avşarı, el-ma‘rûf Kadî-oğlu, der-vilayet-i Şark…

Konar göçer tüm topluluklar gibi İzoli Aşireti’de değişik coğrafyalarda asırlarca süren serüvenlerinin sonucunda geçirdiği evrelerde tarihsel hafızasında farklı coğrafi aidiyetler kazanmış olabilir, birlikte yaşadığı topluluklardan etkilenerek özgün davranışında başkalaşıma uğramış ve diğer toplulukların kültürel değerleriyle karşılıklı olarak birbirlerini içselleştirmiş olabilirler. Tüm bunların sonucunda günümüze gelinceye kadar yaşadıkları bölgelere göre tarihi kültürel öz benliklerinde değişime uğrayarak farklı kabullenmeleri olabilir.

Ancak her türlü değişim ve başkalaşımdan uzak, toplumların tarihi, siyasi, dini, edebi, sosyal ve kültürel geçmişlerini katıksız ve katışıksız bir şekilde günümüze kadar taşıyan arşiv belgelerinde Rakka’dan kaçan Şarklı Türkmenlerle ilgili Divan-ı Hümayun’dan verilen evamir-i şerifeye binaen Erzurum’a giden Konar Göçer İzoli Aşireti için yazılan ferman-ı alişan da evamir-i şerifeye konu Türkman-ı mezbûrlardan birinin İzoli aşireti olduğu çok nettir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 415
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2018
₺49,20
Tükendi

Çok sorulan bir sorudur: Acaba evrende yalnız mıyız? Dünyada hala balta girmemiş ormanlar ve ayak basılmamış topraklar varken bu soru: Acaba dünyada yalnız mıyız? Şeklinde olmalıdır.

Hiç merak ettiniz mi, neden Türkçe ile Kızılderili dilleri arasında ortak kelimeler vardır? Dünyadaki köklü medeniyetlerin inanç ve kültürlerinde neden bu kadar çok ortak nokta vardır? İnşa edilmesi günümüzde bile zor ve yıllar alabilecek olan piramitler, neden yapılmıştır? Birinci Dünya Savaşı dediğimiz savaş gerçekten de ilk dünya savaşı mıdır?

Türk, Mısır, Güney Amerika ve İskandinav medeniyetlerinin zengin tarih, kültür ve mitolojilerinin birleştirildiği ve bir çırpıda okuyacağınız bu kitap bilgi ve hayal gücünün mükemmel bir birleşimidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺32,80
Tükendi

Cennet....................;
Merhamet ve şevkat, ile silinen,
Garip gözlerinden, akan seldedir...
Nefsi zincirleyip, sahip olunan,
Haramsız eldedir, dilde , beldedir..

Helal lokma için, çeksede çile,
Nefsi için minnet, etmeyen kula,
Özü yoksul iken, başka yoksula,
Ekmeğini bölüp, veren eldedir..

Onuncu köy bile,düşmanca baksa,
Yoldaşlar yoluna, taş-diken dökse,
Zalimler sonunda, sehpaya çekse,
Hakkı bilip, hak söyleyen dildedir..

Okuyup bilene, dinde hiç zor yok,
Bağnazlıktan daha, ağır bir kir yok,
İlk emir "oku"dur, cahile yer yok,
Hoşgörüye, ilme, giden yoldadır..

Kibir kötü huydur, kapılma oğul,
Başağın doluysa, ekince eğil,
Tuzlu ve kibirli, ummanda değil,
Mütevazi-küçük, tatlı göldedir..

"Şeyhin gösterdiği" yolda arama,
Mevkide-makamda, malda arama,
Sarıkta cübbede, şalda arama,
Çuldan-kıldan öte, temiz "hal"dedir..


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺24,60
Tükendi

Hayat çoğu zaman mükemmeli sunmaz insana. Bazen kurşundan ağır bir efkâr balyası gibi çöküverir omuzlarımıza.

Böylesi anlarda hislerim ya bağlamamda ezgi olup kanatlanır ya da bir beyaz kağıt üzerine dosta yazılmış kırık dökük üç beş satır.

Bir yürek çığlığıdır bu. İsyankâr bir sükût. Gündelik telaşlar içerisinde tüm güzel hasletlerimiz gibi yitip giden sevdalarımızın ardından söylenen öksüz bir türkü.

Hayat bir takvim aslında ve bizler koparız ondan sayfa sayfa. Son sayfa düşmeden söyledim hayata dair, söyleyeceğim ne varsa.

Çünkü “Cesaret korkunun olduğu yerde bile gerçeği haykırabilmektir.”

Selam olsun!

Aşka âşıklara, sevdalara sevdalananlara, özlemleri özleyenlere.

Selam olsun!

Dert sofrasından bal yiyenlere, derdini gül eyleyenlere, kula mihnet etmeyenlere.

Selam olsun!

Hayata şiir tadında türkü tadında tutunanlara.

Selam Olsun!

İnsanlığın bittiği zaman ve mekanlarda insanlığa vesile olanlara.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺16,40
Tükendi

Osmanlı’nın hemen her alanda gerilediği, hem toprak kaybetmeye başladığı, hem ilimde durakladığı, Batı’nın koşar adım Osmanlı ile mesafeyi alabildiğine açtığı 18. yüzyıl­da yaşamıştır. Böyle olmakla beraber, bu dönem ilim ve sanatta, modernleşmede geri kalındığının fark edildiği bir dönemdir.

Matbaa, bu dönemde, 1730’da kurulabilmiş, ama akabinde itirazlar da yükselmiştir. İlimde istenilen mesafe alınamamakla beraber, sanatta bir hareketlilik görülmüştür. Nedim gibi, Nahîfî büyük Divan şairleri bu denemde eser vermişlerdir. Yine bu dönemde birçok kitap tercüme edilmiştir.

Eğlencenin doruğa çıktığı dönem de bu yüzyıldır. Lale Devri bu dönemde Damat İb­rahim Paşa ile başlamıştır.

Yenileşme çabasını da her şeye rağmen bu dönemde görebiliriz. Geriden de olsa, çağı yakalama gayreti göze çarpmaktadır. III. Selim’in orduyu modernleştirmek için birtakım reformlara girişmiş, sonra hayatı pahasına Nizam-ı Cedid’i kurmuştur.

İleride kendilerinden bahsettirecek ilim, sanat ve devlet adamları, gerileme döneminde tesadüfen, münferit olarak ortaya çıkmazlar. Çevre ve çağın getirdikleri, ilim, sanat ve devlet adamlarını olgunlaştırır.

Erzurumlu İbrahim Hakkı da, dönem içinde, temayüz etmiştir.

Erzurumlu İbrahim Hakkı, en çok Marifetnâme’siyle tanınır. Ancak o, Marifetnâme’nin dışında da eserler vermiştir. Hayatını anlatırken, bütün eserlerini tek tek ele alacağız.

“Giriş”i uzun tuttuk. Maksat, eser üzerinde ilim adamlarının yaptığı çalışmalarını bir bir ele alarak, açıklayıcı bilgileri vermek istememizdendir.

İbrahim Hakkı Marifetnâme’de, Divan’ından olsun, başka şairlerden olsun, çok sayıda şiirini serpiştirmiştir.

“Başka şairler” derken, İbrahim Hakkı, eserinde o başka şairlerin kimilerinin isimleri­ni vermemiştir. Şimdiye kadar yapılan yayınlarda da, başka şairlerden alınmış şiirlerin kime ait olduğu gösterilmemiştir. Böyle olunca, bu alıntı şiirleri İbrahim Hakkı’nın zannedilmiş­tir.
Biz tespit edebildiklerimizin asıl kime ait olduğunu gösterdik.

Marifetnâme’de, yine yer yer Arapça ve Farsça şiirler de bulunmaktadır. Bu şiirlerin kendisinin mi, yoksa Arapça veya Farsça yazan bir şairin mi olduğunu tespit etmek için ayrı bir çalışma gerekmektedir.

Erzurumlu İsmail Hakkı, dönemine yenilik sayılabilecek bir yol takip etmiş ve birçok konuyu şekillerle anlatmıştır. 30’dan fazla şekil yer almaktadır. Bazı yazmalarda bu şekiller renklidir. Biz metin içinde şekilleri göstermedik. Şeklin geldiği yerde numara koyarak en arkada sıraladık. Bütün şekilleri aslına uygun olarak renkli verdik.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 1031
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺246,00
Tükendi

İlk Türk- Müslüman devleti olduğu kabul edilen Karahanlı dönemi kültürünü günümüze taşıyan eserlerden biri olan Atebetü’l-Hakayık hakkında ciddî çalışmalar yapılmıştır. Fakat bu çalışmalar benzer mevzulardaki diğer eserler hakkındaki araştırmalara nazaran, sayıca azdır.

Türk dili ile yazılmış Türk-İslam döneminin ilk örneklerinden olan Atebetü’l-Hakayık, çok kıymetli bir dil yadigarlarımızdır. Türk dili tarihi ile alakalı olarak 12. yüzyıldan günümüze ışık tutmak, bilgi aktarmak gibi bir vazife görmektedir. Karahanlı Türkçesi ile İslam inancının prensiplerinin manzum olarak sunulduğu metin, dönemin diline dair birçok teknik bilgiyi de bünyesinde barındırmaktadır. Bu derece kıymetli bir eser ile alakalı çalışmaların, kitabın hak ettiği miktarda olmaması, üzücüdür.

Atebetü’l-Hakayık’ın Türkiye’de kitap olarak ilk defa basılışının 100. yıldönümü vesilesiyle gerçekleştirilen bu çalışma ile önce Cenab-ı Allah’ın rızası, sonra da az sayıdaki incelemelere küçük bir katkıda bulunmak murad edilmiştir.

Edip ve şair Ahmed Yüknekî’nin, günümüzden 900 sene önce yazdığı Atebet’l-Hakayık isimli eser, sadece döneminin insanlarına değil, günümüz insanlarına da hitâbetmektedir.
Beyitlerinden birkaç numune:

 Bilgisiz hayatta olsa bile kayıp sayılır. Bilgi sahibi kendi ölse de adı ölmez. Bilgisizin adı ise daha sağlığında unutulur.

 Dili başıboş adam akıllı mı olur? Boşboğaz sözleri, çok başlar yedi. Birini dil ile yaralama; bil ki ok yarası kapanır da dil yarası kapanmaz.

Büyüklenme elbisesini giyindin ise hemen üzerinden çıkarıp at. Halka karşı kibirle göğüs kabarttınsa, dilini hemen düzelt. Allah'ın varlığına ve birliğine inancın belirtisi alçak gönüllü olmaktır. Eğer sen de mümin isen alçak gönüllü ol

 Büyüklüğe erişirsen, aslını şaşırma. Atlas giyersen, bez giydiğin zamanları unutma. Yükseldikçe daha çok yumuşak huylu ol. Büyüğe ve küçüğe tatlı dil kullan.

Sözlerimi bilgi temeli üzerine yerleştirdim. Ey dost, sen de daima bilgiyle birlikte ol. Mutluluğun yolu bilgi ile bulunur. Bilge edin ve mutluluğun yolunu bul.

Adım Edib Ahmed, sözüm edep ve öğütten ibarettir. Vücudum gider sözüm burada bakî kalır. Bahar geçer, güz gelir; ömür biter. Bu gelip geçen bahar ve güzler benim ömrümü tüketir. Ey benden sonra gelen, bunu okursan beni duada unutma. Sen de bana dua edersin diye bu nadide sözleri sana hediye ettim.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 181
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺24,60
Tükendi

Aziz dostum; Türk devleti büyük devlettir. Türk milleti büyük millettir. Milletimiz yüce Allah'ın sevgi ve himayesi altındadır. Allah'ın ipine ihlâs ile sarıldığımız ve düşmanlarımızı çatlatırcasına çok çalıştığımız, çok ürettiğimiz, adil bölüştüğümüz sürece ayağımız taşa değmeyecektir.

Aziz dostum; Türk milleti eşitlik, temel hak ve hürriyetlere saygı, vatandaşlık haklarını garanti ve güvende tutarak da beka mücadelesini sürdürecek, kendi coğrafyasında dimdik varlığını koruyacak irade ve güce sahiptir.

Aziz dostum; sahip olduğumuz bu güç ve iradeye Allah'ın izniyle güvenip dimdik ayakta durunuz. Allah'ın adaletinden şaşmayınız. Siz cesaret ve adaletle Türk milletinin âmaline hizmet ettiğiniz sürece büyük Türk milleti de dimdik ayakta ve yüksek imanının hizmetinde, yanınızda olacaktır.

Sabır ve gayret bizden, tevfik Allah'tandır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺24,60
Tükendi

Kitabımda çoğu gerçek isimler kullanarak otuz iki tane hatıramı yazdım; yaşadığım gibi, yaşarken hissettiğim şekilde, tüm samimiyetimle, araya mizah karıştırarak…

  • Kendimi yazarken;
  • Sahnedeyken gördüğünüz, çoğu kez alkışlayıp bazen yuhaladığınız biz cerrahların; sahnede ve sahne dışında yaşadıklarımızı, ödediğimiz bedelleri göstermeye,
  • Az gülümseyen, kaşları çatık, sert, ciddi, duygusuz robotlar gözüken bizlerin; güçlü gözükmek zorunda olan, doğru ve yanlışlarımızla insan olduğumuzu anlatmaya,
  • Neşteri elinize verip ameliyatı size yaptırmaya, hissettiklerimizi hissettirmeye,
  • Her şeyi bilmediğimizi, aklımızın almadığı bir şeyler olduğunu fark eden bizlerin, bilemediklerimizi düşündürmeye,
  • Cerrahide her zaman 2x2=4 olmadığını çünkü hastanın makina, cerrahın mühendis yerine koyulamayacağı düşüncemi aktarmaya,
  • Sağlıktaki teknolojik, otelcilik hizmetleri ve sistemsel değişimi ve gelişmeleri, sistemlerin yanlışlarını fark ettirmeye,
  • Ve mesleğimizden hariç hayatımız olması, her şeye rağmen bize vakit ayırmamız, ayırabilmemiz gerektiğini hatırlatmaya,
  • Çalıştım sizlere… Hatıralarımdan yola çıkıp neşter izlerimi yazarak evlatlarıma, hayata iz bırakabilmek amacıyla…
  • Başarabildiysem ne mutlu bana…

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺24,60
Tükendi

Şu ana kadar “Türk Devlet Anlayış ve Geleneği” üzerine birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalar kıymeti haizdirler. Ancak, her birinde konuya farklı açıdan bakılmış, çoğunda bilinen hususlar İslâmiyet’in kabulü sonrası dönem esas alınarak açıklanmaya çalışılmıştır. Yalnızca Bahaeddin Ögel’in eserleri ile İbrahim Kafesoğlu’nun ‘Türk Milli Kültürü’ nde konu İslâmiyet öncesi dönem esas alınarak işlenmiştir. Kafesoğlu konuyu daha düzenli işlemiştir. Buna rağmen bazı hususiyetlere yer vermediği görülmektedir. Ayrıca daha önce yayınlanmış çalışmalarda, ana kaynaklara başvurulmuş olmasına rağmen, detaylı değerlendirilme yapılmadığı ve örneklemelerin yetersiz kaldığı görülmektedir.

Biz bu çalışmada, ‘Devletçilik’ ile ilgili yapılan çalışmalarda eksik olarak gördüğümüz, hususiyetleri de ele alarak bu alanda eksikliği ortadan kaldırmak istedik. Türk devletçiliği ile ilgili kaynakların verdiği bilgileri ve bu kaynakların yorumlarını bir terkiple ortaya konulması ihtiyacını kısmen de olsa azaltılmaya çalıştık. Ayrıca destanlar, kitabeler ve Kutadgu- Bilig’den yaptığımız bolca örneklemelerle hem bilgileri desteklemek hem mühim bir eksiği gidermek istedik.

Tavsiye

Elinizdeki kitapta kültür tarihimizin ele alınması gereken tüm konularının özenle incelenerek işlendiği, çok kapsamlı bir çalışma olduğu görülüyor. Yazarın, daha önce bu alanda yayınlanmış eserlerde olmayan “Türk Cihan Hakimiyeti Düşüncesi” ve “Devlet Meclisi” gibi konulara yer vermiş olması, ayrıca destanlar ve kitabelerden verdiği örneklemeler de eserin
kıymetini artırmış bulunmaktadır. Tarih bilimiyle ilgili olan, çalışma yapan, ders veren her tarih severin sahip olması gereken bir kaynak eser.

- Prof. Dr. Ahmet Taşağıl


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 277
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺20,50
Tükendi

Yusuf Has Hacib ve Kutadgu Bilig

Yusuf Has Hacib 1017 (1018) - 1071 (1072) yılları arasında yaşamış, bilinen ilk Türk-İslam şairidir. Edebi zevki yüksek, kamil bir insandır. Müslüman türklerin temel yapısı hakkında sağlam ve geniş bilgilere sahiptir. Kutadgu Bilig’de bu yapının güçlenmesi için örnek insan karakterinin nasıl inşa edileceğini, eserinin kahramanları vasıtasıyla anlatır.

Arapça ve Farsça bilmesine ve o dönemde dini ve edebi eserlerin bu dillerle yazılmasının yaygın bir alışkanlık olmasına rağmen eserini Türkçe yazmıştır. İnsan topluluklarının millet haline gelebilmesinde dilin önemini de nasıl kullanılması gerektiğini de çok iyi bilmektedir. Çok mükemmel bir Türkçesi vardır. Denilebilir ki orkun kitabeleri’ndeki muhteşem Türkçe'nin vezin ve kafiye kaftanı giydirilmiş şeklidir. Cümleleri, sayfalar dolusu düşüncenin efradını cami, ağyarını mani tarzda özetidir.

Birkaç Örnek:

*Güzel koku ve bilgi, birbirine benzer. İnsan bunları yanında gizli tutamaz. *Cimri, kendi malını kendisinden esirger. Başkasının hakkını vermesi mümkün değildir. *Alimin sözü, toprak için su gibidir. Toprağa su verilince nimet çıkar. *Vücudun besini ağızdan, ruhun besini kulaktan alınır. *Şeytan din hırsızıdır. *İster şeker ve helva, ister darı ve arpa yemiş olsun, doyup yatan insan sabah yine aç kalkar. *Allah insana iki göz, iki kulak vermiştir. Biri dünya, diğeri ahret içindir.
Yusuf Has Hacib, konuşturduğu her şahsı, titizlikle seçmiş, kendi bilgisini, düşüncelerini ve irfanını onların diliyle muhataba anlatmıştır. Her bir cümle, O’nun irfan ve hüneriyle ‘hikmet’ libasına bürünmüştür.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 292
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺32,80
Tükendi

İnsan hayatında hapishanenin ve hapishane şiirlerinin ayrı yeri vardır.
Kendisi hapiste; kan ve gönül bağları olanlar dışarıda...
Mahpus dört duvar arasında çile doldurur, gün sayar. Dışarıdakilerin de, hayatta mahpusla mana buluyorsa, çilesi ondan farklı değildir. Hasret iki tarafın da damarlarındaki kanı kaynatır. Gönül tellerini sızlatır. Hülyalarını enginlere açar.
Mahpus, umut taşır.
Mahpus, umudunu şiire döker, türküye döker, saza döker...
Şiirin mısralarında, türkünün nakaratında, sazın tellerinde “hapishane” vardır, “mahpus” vardır, “dam” vardır, “mahkûm” vardır, “dava” vardır, “mahkeme” vardır…
Kimi şahsî hesaptan girmiştir, kimi memleket sevdasından...
Lutfü Kireçci, bir memleket sevdalısıdır., Ülke bütünlüğü için canını ortayla koymuştur.
Ülkemizde “vatan sevgisi” nin bir bedeli vardır… Bu bedel çok ağır ödetilir.
Ağır bedel ödemenin yürek sızısı hiçbir şeyle ölçülmez.
Yürek sızını, hasretini, aşkını mısralara dökmüştür.
Elinizdeki kitap, hapishaneden dünyaya bakıştır; güneşin, denizin, toprağın, taşın, dağların, ovaların, ırmakların hasretidir.

- Sebahattin Civelek


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 205
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺24,60
Tükendi

Yıllarca ilmek ilmek işlenerek, ulus bilinciyle vatanına sahip unsurların zihninde oluşturulan körükleyici etnik nitelikli kimlik bunalımının yanında canlar yakılıp duygular hercümerc edilince bilinçaltı savunma mekanizmalarının psikolojik reflekse dayalı kültürel özgüvenden uzak ispat-ı vücut devreye girmiş ve böylelikle yüzyıllık projenin temelleri atılmış oldu.

Kimliksiz üst aklın kodlayarak denklem haline getirdiği bu proje bilineni ve bilinmeyenleriyle birlikte kendisine ihale edildi. Ancak kendisi kendi planlarını bu projeye şifreleyip uygulamak için harekete geçtiğini düşünüyordu. Şifrelediğini düşündüğü planlarının aslında bu üst aklın kendisine yaptırmayı düşündüğü denklemin bilinmeyenleri olduğunu bilmiyordu.

Denklemi kuranların tamamı Türkiye ve Ortadoğu’nun etnik sosyolojik yapısı üzerine özel eğitim görmüş, kendi ülkelerini temsil edebilecek kapasiteye, bilgi birikimine, tecrübeye, stratejik karar alma yetisine sahip, psikoloji ve sosyoloji konularında uzmanlaşmış, diplomasiyi ve uluslararası ilişkileri çok iyi bilen özel yetiştirilmiş istihbarat elemanlarıydı.

Nitekim amacı Türkiye’nin başına bela edilecek bir terör örgütü inşası olan bu projeyle teşekkül ettirilen KTP terör örgütü artık iş başındaydı ve faaliyetlere başlamıştı.

Bin yıllık aynı tarihe mensup, savaşta, barışta, yoklukta ve zorlukta her daim tek vücut olmuş, aynı kültür ve medeniyeti paylaşmış, aynı kıbleye dönmüş, birbirine kardeş, ekmeğini, sevgisini paylaşmış, kız alıp kız vermiş ve aynı vatanın aynı evlatları olan halkların arasına ırkçılık ve tefrika zihniyetiyle nifak, fitne ve fesatlık sokmak için menfur, melun ve kalleşçe saldırılar düzenleyen KTP terör örgütü ve türevlerine karşı Türkiye’nin mücadelesi artık sınırsız örtülü ödeneğin kullanıldığı, bazı insanlara sınırsız yetkilerin verilip olağanüstü kimliğe büründürüldüğü ve kimlikli kimliksiz acımasız kuvvetlerin yapılandığı büyük bir rant savaşına dönüşmüştü.

Büyük bir rant, güç ve para işine dönüşen bu terörü bitirmeye çalışmak artık öyle göründüğü gibi kolay bir iş değildi. Çünkü her kim bu işi bitirmeye çalışmışsa kendisi anında bitirilmişti.

Kısacası artık bu işi bitirmeye çalışmak Baldıran Zehrini içmeye razı olmak demekti.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 528
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺49,20
Tükendi

Yazmak, nefes almak gibi bir şey!

Hayata tutunmamı sağlıyor.

İyi ki yazıyorum.

Sait Faik'in dediği gibi:

''Yazmasaydım'' Çıldırırdım.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺32,80
Tükendi

Tercihlerimizle hayatımızı ve başkalarının hayatını nasıl değiştirdiğimizi vurgulayan modern bir aşk hikayesi. Almanya'da başlayıp Avrupa’nın başkentlerinde devam eden, oradan İstanbul ve Alaçatı'ya uzanan ilgi çekici bir yaşam.

Lale Arı’nın hikayesi size, seçimlerimizin, hayatımızın Akışını nasıl değiştirdiğini hatırlatacak. Yıllar içinde yol ayırımlarına giren Lale ile birlikte, mutlulukların, hayal kırıklıklarının, beklentilerin, arzuların çarpıştığı güzel bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺24,60
Tükendi

Soyadı Kanunu:

Kitabımızda görüldüğü üzere alınan soyadlarının secere takibinde önemli bir etken olduğu kabul edilmiş, insanların ekseriyetinin aldıkları soyadını bağlı boy, aşiret ve oymaklarına göre aldığı gösterilmiştir.

“15 Maddeden oluşan 2525 Sayılı Soyadı Kanunu’nda “Aşiret, oymak, cemaat ve taifeleri” yakından ilgilendiren bazı maddeler,

Madde 3- Rütbe ve memuriyet, aşiret, yabancı ırk ve millet isimleri ile umumi edeplere uygun olmayan veya iğrenç ve gülünç olan soyadları kullanılmaz.

Madde 5- Mümeyyiz olan reşit, soyadını seçmekle serbesttir.

Madde 6- En büyük mülkiye memurunun vereceği müzekkere üzerine Cumhuriyet müddei umumisi, 3’üncü maddedeki memnuniyete uygun olmayarak soyadı kullananların bu adı değiştirmelerini ve tarihte ün almış olanlara ilişkin anlatan adların hilafını iddia ile kullanılmamasını mahkemeden isteyebilir.

Madde 10- Bu Kanunun tayin ettiği müddet geçtikten sonra soyadlarını değiştirmek isteyenler Kanunu Nedeninin bu baptaki hükümlerine tabi olurlar.

Madde 11- Soyadlarını nüfus kütüğü ve doğum kağıtlarına yazma işinde ihmali görülen memurlar hakkında kaymakamlar bir haftalığa, valiler on beş günlüğe kadar maaş kesme cezası verebilirler. Bu kararlar kati olup ilk ödenecek maaştan kesilir.” Denilmektedir.
1934 yılında yürürlüğe giren kanunun içeriği ve uygulanmasından anlaşıldığı üzere, “Mümeyyiz olan reşit, soyadını seçmekle serbesttir. Ancak, yabancı ırk-millet, rütbe, memuriyet, aşiret ve umumi edeplere uygun olmayan veya iğrenç, gülünç olan soyadları alınamaz” maddeleri ile

- “Ermeni, Rum, Arap” gibi Türk olmayan unsurlar kendilerine özgü soyadı alamayacakları ve aldıkları soyadının Türk ve Müslüman geleneğine uygun olması zorunluluğu, - Rütbe, Memuriyet sözcüğü ile “Müdür, Amir, Doktor, Tabip, Mühendis, Paşa, Albay, Yarbay, Binbaşı, Çavuş, Onbaşı” gibi unvanlar kastedilerek unvan ve rütbelerin soyadı alınamayacağı,
- Aşiret sözcüğü ile günümüzde kullanılan “cemaat sözcüğü” kastedilmiş ve “Yesevi, Vefai, Kalenderi, Babai, Şadiyye, Bektaş-i, Mevlevi, Bayram-i, Safevi, Haydari, Nakşi…” gibi tarikat adlarının soyadı alınamayacağı belirtilmiştir. Ancak, kişi “Bektaşoğlu, Bayramoğlu, Şadiyye” gibi tarikat kurucuları ile aynı silsileden geliyorsa bunun kapsam dışı olduğu kanunun uygulanışından anlaşılmaktadır.

Anadolu’da yurt tutmuş “Ermeni, Rum, Arap” gibi Türk olmayan unsurlar, kendi din ve milliyetlerine özgü soyadı alamamışlar, aldıkları soyadlarını zorunlu olarak Türk-İslam kültürüne uydurmuşlardır.

Günümüzde üzerinde büyük oyunlar oynanarak Oğuz kimliğinden uzaklaştırılmaya çalışılan Kürt ve Kürt Alevi’si adı almış aşiretlerimiz, bu gün olduğu gibi geçmişte de Oğuz kabul edilmiş ve “Kurmanç, Kurman, Kavili, Türkan, Terken, Koçkiri, Çakal, Rişvan” gibi aşiretlerinin ismi soyadı alınmasına kanuni sorun oluşturulmamıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 591
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2015
₺45,56
Tükendi

Ön Türk Tarihi, ulu önder Mustafa Kemal’den sonra ne hikmet ise, Türk Tarihinden silindi, atıldı. Ön Türk Tarihi unutturuldu. Bunun en büyük nedeni Rus ve Batı Tarihçilerinin genellikle Türk Tarihi olmadığını iddia ve ispat etme gayretlerinden başka bir şey değildi. Onlara bakarak tarih yazma gayreti içinde olan bizim tarihçilerimiz de, maalesef onlardan aşağı kalmadıkları için, ön Türk tarihi, milletin hafızasından silindi gitti.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra kendilerini arayan yeni Türk devletleri tarihçilerinin yoğun bir şekilde Ön Türk Tarihi araştırmaları başladı. Ve birbiri ardınca Ön Türk tarihi ile ilgili eserler yayınlandı. Bu tarihçiler içerisinde genç neslin, çalışkan ve verimli tarihçilerinden Yunus Oğuz’un, birbiri ardınca çıkan eserleri, bildiklerimizin dışında, kocaman bir Ön Türk Tarihi olduğunu göstermesi bakımından ilgiyle karşılandı.

Yunus Oğuz’un “ Türk Tarihine Yeni Bir Bakış “ eseri, Türk dünyasının hemen her bölgesinde ilgiyle karşılandı. Hakkında olumlu ya da olumsuz birçok eleştiriler yapıldı. Genelde, Ön Türk Tarihine merak ve ilgi uyandıran bu eser, beklenenden daha büyük ve geniş kitlelere ulaştı. Türkiye Türkçesi, İngilizce, Rusça ve diğer Türk lehçelerinde yayınlandı.

Kitabımızın içinde yer alan altmış mektubun yazarı olan, âlim ilahiyatçı ve tarihçi Bahtiyar Tuncay Bey, kitap hakkındaki düşüncelerini, gördüğü eksiklikleri tamamlayarak Yunus Oğuz Bey’e iletti. Elinizdeki kitap, Bahtiyar Tuncay beyin, Yunus Oğuz Bey’in “ Türk tarihine Yeni bir Bakış “ kitabı hakkında, Yunus Oğuz’a yazdığı altmış mektuptan oluşmuştur. Her mektup, hemen hemen ayrı konularda Ön Türk tarihi ile ilgili bugüne kadar hiç duymadığınız, hiç görmediğiniz yeni bilgiler içermektedir. Sümer, Asur, Babil, Elam tabletlerinden; Tevrat’tan, Alban tarihinden, Strabon’un Coğrafyasından, Heredot’un tarihinden, Bîsütun yazıtlarından, Küçük Edda abidesinden, mitlerden, efsanelerden, destanlardan alınan belgelerle güçlendirilmiş fikirleri bulacağınız bu kitabı, “ Ben Türk’üm” diyen ve tarihinin nerelere kadar uzandığını ve nereden geldiğini, Ön Türklerin kimler ve ana yurtlarının neresi olduğunu merak eden, herkesin okumasını gönülden tavsiye ediyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 286
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺20,50
Tükendi

Eğitim-öğretim alanında önemli ve etkin katkılarıyla yararlı çabalarını beğeniyle izlediğimiz Sayın Atilla Çilingir’in elinizde bulunan bu kitabı yurt sevgisinin, ulus bilincinin, devlet değerinin, gerçek milliyetçilikle Atatürk saygısının anlamlı yansımalarını içermektedir.
Kutsal bildiğimiz, çoğu ulusal değerlerimizin ve özelliklerimizin, anlamı konusunda değişik yaklaşımlarla, zihin bunaltıcı konuşma ve yayınlarla bozgunculuğu sapkınlığa kadar götürenlerin olduğu bir ortamda Sayın Çilingir’in kavramlara, konulara ve yapılara ışık tutan çalışması övgüye değer bir çalışmadır.

Tanımlardan olaylara uzanan geniş bir çizgide açıklamaları ve değerlendirmeleriyle bilgilere katkısı, irdeleme ve saptama açılımları gerçekten kutlanacak bir ürün kazandırmıştır.

Son yılların önemli olaylarına ilişkin değinmeleri birer uyarı, birer çağrı ve birer öze dönüş bilgilendirmesidir.

Okurlara içtenlikle salık veriyor ve kendisini kutluyorum.

- Temmuz 2017 Yekta Güngör Özden


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺49,20
Tükendi

“Şimdi Türk kavimleri için 1. Garpta, Anadolu ve Azerbaycan, 2. Şarkta, Türkistan’dan başka vatan yoktur. Balkan, Yunanistan, Şimali Afrika, Mısır, Hicaz, Suriye ve Mezopotamya’ya dağılan Garp Türkleri, Türkiye’ye toplandıkları gibi, Şark Türkleri de Türkistan’a toplanmalıdırlar. Yegâne doğru yol budur. Bu fikir, milletin efradı arasında bilhassa gençlikte yerleştirilmelidir.”

Zeki Velidi Togan


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺16,40
Tükendi

Ata Türker, kadın ağzından kaleme aldığı romanında erkek ihanetini irdeliyor. Gerçekliği bir türlü ispatlanamayan ama gerçekmiş gibi acı veren aldatılma meselesinin yarattığı sarsıntıları gözler önüne sererken, aile olgusunun hassasiyetine dikkat çekiyor. Tarafları, bir dargın bir barışık betimliyor. Sonuç hakkında ipuçları veriyor. Olay örgüsünü, ihanete uğradığını düşünen kadının yaşadığı ruhsal karmaşa ekseninde geliştiriyor ve ana tema olarak, yapılan hatalardan duyulan pişmanlığı işliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺28,70
Tükendi

Masal, yediden yetmişe her insana gerekli olan bir edebi üründür. Halk edebiyatı anonim ürünü masallar da yazarların halk edebiyatından ilham alarak yazdığı masallar da insanın hayal gücünü geliştirmede çok büyük payları vardır.

Yazar, şair, ilim adamı ve düşünür Ziya Gökalp, Türk çocuğunun hayal gücünü geliştirme yolunda derlediği masalları bazen mısralar halinde, bazen de düz yazıyla kâğıda dökerek bu yolda büyük hizmetler vermiştir. Bu kitapta çok güzel masallarla birlikte manzum masalların en güzeli "Ala Geyik" masalının mısralarıyla tanışacaksınız.

Siz ne kadar çok okursanız sizin geleceğiniz, Türk yurdunun geleceği o kadar aydınlık ve güzel olacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺16,40
Tükendi

Son dönem Azerbaycan edebiyatının usta kalemlerinden olan Yunus Oğuz, Selçuklular döneminde şartların gereği olarak ortaya çıkan Atabey olgusunu ve döneme damgasını vuran Haşhaşi teşkilatını anlattığı romanı ile tarihi roman alanının en usta kalemlerinde biri olduğunu bir kere daha ortaya koyuyor.
Kitabın, belki de hiç bilmediğiniz bir tarihi dönemi anlattığını söyleyebilirim. Melikşah’tan sonra Selçuklu dönemi ve Irak Selçukluları’nın tarihi bu kitabın ana konusu olarak önümüze çıkmaktadır.

Selçukluların fetret devrine rastlayan dönemde, taht için yapılan akıl almaz mücadeleler, Bağdat Halifesi’nin Selçuklu devletini zayıflatmak için kurduğu tuzaklar ve gerçekleştirdiği oyunlar, emirlerin, beylerin mücadeleleri, tarihin önemli bir kesitinin tarihe sadık kalınarak roman tarzında anlatıldığı bu kitabı zevkle okuyacağınızı söyleyebilirim.

Haşhaşileri, teşkilatlarını, ortaya çıkışlarını, çalışma şekillerini, mücadelelerini öğrenmek isteyenler için bulunmaz bir eser… Haşhaşilerin Türk sultanlarına karşı düşmanca tavırları ve sultanlara, Atabeylere suikast girişimleri, kitapta, sanki Türkler – Haşhaşiler mücadelesinin tarihi verilmiş gibidir. Atabeyler kimlerdir? Nasıl ortaya çıkmışlardır? Görevleri nelerdir? Azerbaycan Atabey devletinin temeli kim tarafından nasıl atılmıştır?

Bunları merak ediyorsanız, bu kitabı mutlaka okumalısınız. Yunus Oğuz kolay okunan bir yazar olduğunu bu kitapta da gösterdiği için, bir solukta okuyacağınızı rahatlıkla söyleyebiliriz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺41,00
Tükendi

Kürt meselesi, Cumhuriyet döneminde karşı karşıya kaldığımız en önemli sorun. Önemi, doğrudan doğruya milli varlığımızı tehdit etmesinden geliyor. Yaklaşık kırk yıldır süren teröre rağmen,  bugüne kadar  ülkenin bütün siyasi aktörleri tarafından paylaşılan bir milli politika üretilemedi. Bunun nedeni, taraflar arasında bir teşhis birliğinin olmaması ve konunun politik çekişme aracı yapılmasıdır.
Teşhis karmaşası sadece bir zihin bulanıklığı olarak kalmadığı için, dönem dönem birbirini nakzeden politikalara neden olmuştur.  Bir uçtan bir uca savrulan politikaların arkasında,  meselenin bir türlü ne olduğuna karar verememe zaafı vardır. Bu da ülkeye büyük insan ve kaynak israfı olarak dönmektedir.

Yazar bu gerçeği gördüğü için öncelikle kendi teşhisini açık ve net olarak ortaya koymuş, bunun bir devletleşme sorunu olduğunu söylemiştir. Çalışmayı önemli hale getiren de budur.

Bugün, Kürt meselesi ile ilgili geniş bir literatürün oluştuğu malumdur. Bu çalışmaların çoğu kaynak veya arşiv taraması ile sınırlı kalmış, alandaki gerçekliği yansıtamamıştır. Yazar,  bölgede yaşamakta ve  Kürtçe bilmektedir. Birebir tanık olduğu olaylardan yaptığı aktarımlar hem kitaba  zenginlik katmış hem de  sahanın nabzını yansıttığı için, anlatımlarının değerini artırmıştır. Yazar neyi savunmuşsa onu  örnekler ve mukayeseler yoluyla somutlaştırarak  gerekçelendirmiş, kendinden önceki çalışmaları tekrarlama hatasına düşmemiştir. Kürt meselesi ile, Quebec,Bask ve Katalonya ile ilgili yaptığı karşılaştırmalar ufuk açıcıdır. Okuyucu kitabı okurken sadece Kürt meselesinin gerçek mahiyetini anlamakla kalmayacak, dünyadaki diğer etnik çatışmalarla ilgili de bilgi sahibi olacaktır.

Prof.Dr. Ömer Özkan


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺20,50
Tükendi

Bilinen insanlık tarihinden farklı olarak son dönemde milletler ve özellikle şer güçler geleceklerini, yüzyılları kapsayacak şekilde planlamaktalar. Satranç oynar gibi işleyen bu süreci bireysel olarak düşündüğümüzde bazen duygusal, bazen de bilgi eksikliğimiz yüzünden belli ülkelerin yaptığı hamleleri eleştiriyor veya saçma buluyoruz. Fakat eleştirdiğimiz bu olanların belki elli belki de yüz yıl sonrasına etki edecek başka olayları tetiklediğini veya alt yapısını hazırladığını gözden kaçırıyoruz.

Pekiyi, dünyada yaşanan ve özellikle de milletimizin geleceğini etkileyecek olan bu süreçte biz neredeyiz? İlerleyen zaman içinde yaşanması muhtemel felaket senaryolarına ne kadar hazırız? Türk Milleti olarak insanlığın yoldan çıkmasının önünde tek engel olduğumuzun farkında mıyız?

Bu eserde; gerçekleşmesini hiçbir zaman istemediğimiz ama olası bir durumda, kötülerin planlarının karşısında bir avuç insanın başlattığı savaşı okuyacaksınız. Yine bu eserde; milletimizin kaderi ile oynanırken ne kadar sabırlı ve bilgili olmamız gerektiğini, fedakârlığın önemini, ezeli kültür değerlerimizin Türk Töresinin korunması için; “ahval ve şerait” ne olursa olsun kahramanların kendilerini İlahi görevlere nasıl adadıklarını okuyacaksınız. Sonuç olarak; uyanmalıyız ve de doğru tercih yapmalıyız, eserde geçtiği şekliyle “kanlı ete mi koşacağız yoksa ateş çemberinden mi atlayacağız? Bu kitapta doğru tercih kurgulanmıştır…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺15,19
Tükendi

Bayrağım

Ha yaşamışım, ha yaşamamışım! Senin olmadığın yerde
Allah’ım düşürmesin bu devleti, dalgalanmadığın derde
Bayrağım; burçlarda süzül daim, girmesin aramıza perde
Uğruna kim geçemez ki canından, kan da gider, belki ser`de

Doğacak günün şafağıdır rengin, umuda yelken açarız
Beyaz hilaline aşkla bağlanıp, yüce dağları aşarız
Yıldızın aydınlatır ufkumuzu, tehlikelere koşarız
Sen, kanat çırptıkça mavi göklerde, yaratan Rab’ba taparız.

Ana rahminden kıyamete kadar, herkes seninle korunur
Bugün nöbet tutanların yerine, yeni nesiller bulunur
Bu bayrağı taşımakla; Şerefli Türk evladı olunur
Seni severek ruhu teslim eden, senin gölgene konulur.

Nice canlar şehit oldu uğruna, sevdan yürekler dağlasın
Sensiz bir vatan yıkılmış virane, halkımız kara bağlasın
Göz pınarlarından akar nehirler, günü gelince çağlasın
Milletim koştu al ışıklı yoldan, sevenler sessiz ağlasın.

Ya Mucib, ezan kalbimizin aşkı, bunu bayrakla paylaştı
Fahri Kainatın izinden gidip , Hak rızasına ulaştı
Din`i, vatanı ve namusu için, hiç durmaksızın savaştı
Bayrağımızın altında beslenen, hainlerle karşılaştı.

Mukaddes vatana, mukaddes canlar, kan verdi bayrak uğruna
Girmedi şanlı ecdat, sende girme, çapulcunun uyruğuna
Aldanma; düşmanların dostluğuna, düşmeyesin kuyruğuna
Canım sağ oldukça her an hazırım, bayrağımın buyruğuna.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺16,40
Tükendi

Ne Yazar...

Gönülden habersiz, nefis yüklü can,
Dünya malı ile, dolsa ne yazar...
Canan derdi ile, dertlenmeyen can,
Yaşasa ne yazar, ölse ne yazar....

Haramiler basmış, sevda çalınmış,
Ahde vefa bitmiş, hatır silinmiş,
Dost hançeri ile, sırtım delinmiş,
Düşman oku göğsü, delse ne yazar..

Sevdayı bilmeyen, gönüller kıran,
Nefsini herşeyin, üstünde gören,
Kul hakkını yiyip, huzura duran,
Sabaha dek namaz, kılsa ne yazar..

Sevdasız hayatı, bomboş bilmişim,
Hayattan kaçmışım, fikre dalmışım,
Ruhen yalnızlığa, mahkûm olmuşum,
Bedenim yapyalnız, kalsa ne yazar...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺20,50
Tükendi

Mesleğinin kutsallığını bilen öğretmen için görev; sınıfların, okulların ve özellikle mesai saatlerinin dışına taşmalıdır.

Bitmeyen bir aşkın, dinmeyen bir yürek sızısının adıdır öğretmenlik; sadece sözle, yazıyla anlatılmayan, yaşanan.

Öğretmenlik, alemleri varlığının delili olarak yaratan Allah’ın, yarattıklarının en güzeli insana bağışladıklarının şükrüyle başlarsa bir başka anlam kazanır.

Peygamberiniz, kuşunun ölümüne çok üzülen bir çocuğa baş sağlığı dilemeye giden Hz. Muhammed’se, Başöğretmeniniz Kurtuluş Savaşı devam ederken Millî Eğitim Şurası’nı toplayan Mustafa Kemal Atatürk’se geceleriniz gündüzlerinize katılmış demektir.

Reşat Gürel’in öğretmenlikte 40 yılının çile ve erdemleriyle dolu hikâye adlı hatıraları arasında kendinizi bulacak, huzur duyacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 183
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺20,50
Tükendi

Romandaki başarısını mizah öykülerinde de gösteriyor Ata Türker. Okurken güldürüyor,

güldürürken düşündürüyor, hayatın içindeymiş gibi hissettiriyor. Hayat zaten düşünmek, gülmek ve ağlamaktan ibaret değil mi?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2018
₺16,40
Tükendi

En büyük Müslüman-Türk fakîhi, milletlerarası hukuk ve kelam âlimi Serahsî, (Doğumu: Hicrî 400, Milâdî 1009-1010, Vefatı: H. 481 M. 1090) kadim Türk yurdu Horasan bölgesindeki Serahs şehrinde doğmuştur. Bütün hayatı boyunca Türk diyarlarında eğitim görmüş, dönemin en büyük Türk Cihan Devleti Karahanlılar yönetimindeki şehirlerde yaşamış, hapse atılmış ve târihî Türk şehri Fergana’da ebedî âleme intikal ettikten sonra günümüzde Kırgızistan Cumhuriyeti sınırları içerisinde bulunan Özgen şehrinde ebedî istirahatgâhına tevdi edilmiştir. Kuyu hapsinde iken, öğrencilerine yazdırdığı el-Mebsût isimli 31 ciltlik eseri, alanında ilk ve tek olan muhteşem bir bilgi hazinesidir.

Yabancı kaynakların tamamında, yerli kaynakların da bir kısmında O’nun Türk olduğundan bahsedilmez.

O, sâdece İslâm hukuku sâhasında değil, kelam, siyer, usûl ve diğer İslâmî ilimlerde de derin ve engin bilgilere sâhip olması sebebiyle ‘Şemsü’l-eimme / İmamların güneşi’ unvânıyla taltif edilmiş, yaşadığı dönemin sembol ismi olarak saygı görmüştür.

Bütün bunlara rağmen, ülkemizde Serahsî ile ilgili olarak; ancak 3-5 kitap yazılmıştır. Her biri, Serahsî’nin şahsı ve alâkadar olduğu bâzı İslâmî mevzulardaki çalışmaları hakkındadır.

Diyânet İşleri Başkanlığı tarafından yayınlanan ‘Milletlerarası Serahsî Sempozyumu’ tebliğlerini bir araya getiren kitaptan başka, Serahsî’yi geniş kapsamlı olarak tanıtan eser yoktur.

Elinizdeki bu kitap, Serahsî’nin alâkadar olduğu bütün ilim dalları ve eserleri hakkında yazılmış (muhtasar olmakla birlikte) en geniş kapsamlı ilk eserdir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 339
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺41,00
1 2 3 ... 7 >
cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: TR
Çerez Kullanımı