• İndigo Kitap Kampanya
    İndigo Yayınlarında kaçırlmayacak fırsat'
  • Destek Yayınları Kampanya
    Destek Yayınları Kampanya
  • Kara Karga Kampanya
    Kara Karga Kampanya
  • Beyaz Baykuş Kampanya
    Beyaz Baykuş Kampanya
  • İmzalı Kitaplar
    İmzalı Kitaplar

İbn Hurdazbih'in coğrafyaya dair olan el Mesalik ve'l Memalik adlı eseri muhtemelen abbasi saray teşkilatına mensup birinin isteği üzerine yazılmıştır. Eserde yazarın gözlemlerine dayanan oldukça fazla bilgi bulunmaktadır. Eserin değişik kütüphanelerde yazmaları bulunmaktadır. Bizim üzerinde çalışmış olduğumuz nüsha muhammed mahzum tarafından hazırlanan Beyrut baskısıdır. İbn Hurdazbih bu eserinde Müslüman dünyasının ana ticaret yollarının tam bir haritasını ortaya çıkarmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 204
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺32,00
₺40,00

Hududü’l Alem adlı eser Uluğ Bey’in kayıp bir kitabı araştırılırken, Ebu’’l Fazl Gulpayaganî tarafından üçlü bir kitabın içinde bulunmuştur. Rus Müşteşrik A. G. Toumansky 1896 yılında Hudûdü’l Alem hakkında bir makale yazar. Toumansky’nin ölümünden sonra Minorsky’e intikal eden eser, Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi tarafından 1930’’da Rusya’da yayınlanır. Minorsky tarafından İngilizceye tercüme edilen Hududü’l-Alem yayınevimiz tarafından Türkçeye kazandırılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 14,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺24,00

Nesturilik erken hristiyanlığın günümüze kadar gelen en önemli mezheplerinden biridir. Yaklaşık dördüncü yüzyılda ortaya çıkmış görünse bile MS. 1. Yüzyıla kadar uzanan bir serüveni vardır, Meydana geldiği coğrafya hiç olmazsa erken dönemde Anadolu'da Antakya şehri ve civarıdır. Fakat kısa zamanda Urfa, Nusaybin üzerinden İran'a, oradan iç asya'ya ve Hindistan'a kadar uzanmıştır. Asya'da Türklerin ve Çinlilerin arasında yüzyıllar boyunca yaşamıştır. Teolojisi büyük oranda İslam anlayışına yakın bir meryem tasviri sunar. Hz. İsa konusundaki radikal diyofizit görüşleri onları diğer bütün hıristiyan mezheplerinden ayırır. Emevi ve Abbasi saraylarında mütercimlik, hekimlik gibi entellektüel faaliyetlerle uğraşmışlardır. Önemli bir kısmı son yüzyıllarda çoğunlukla katolik olsalar bile hala orjinal öğretiyi sürdüren gruplar mevcuttur. Elinizdeki çalışma büyük oranda nesturilerin teolojik anlayışlarını sunmaya çalışmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 86
En / Boy : 14,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺14,40

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 93
En / Boy : 14,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺10,40
Şerafettin Dönmez 1957 yılında Tokat’da doğdu. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde askeri öğrenci olarak yüksek öğrenimini tamamlayıp 1980 yılında teğmen rütbesiyle Kuleli Askeri Lisesine öğretmen atandı.1987’de Yüksek Lisans eğitimi için Kahire Üniversitesi’ne gönderildi. Dönüşte askeri okullardaki öğretmenliğini sürdürürken bir taraftan da Marmara Üniversitesi’nde doktora çalışması yaptı. Halen orduda yarbay rütbesiyle görev yapmakta olan Dönmez, doktora çalışmasının da çerçevesini oluşturan ‘Atatürk’ün Çağdaş Toplum ve Din Anlayışı’ adlı, elimizdeki kitabı hazırladı. Kitap, toplumsal değerlerimiz bakımından Atatürk ilkelerinin objektif, bilimsel bir değerlendirmesini amaçlamaktadır. Ayrıca eserde, son günlerde odak kavram haline gelmiş bulunan ‘laiklik’ ilkesinin de bu doğrultuda yorumu sunuluyor.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 247
En / Boy : 16,5 / 22
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .1998
₺20,00
Türk-Alman ilişkilerinin başlangıç tarihi çok eskilere dayanmaktadır. İki ülke arasındaki ilk yakınlaşma, Kanuni Sultan Süleyman döneminde olmuştur. Alman İmparatoru Şariken tarafından başlatılan dostluk girişimleri, Büyük Friedrich’in izlediği dış politikayla hız kazanmış ve yapılan bir anlaşmayla da resmileştirilmiştir. Öbür taraftan, Osmanlı Devleti XVIII. yüzyılda Batılı devletlerle hem askeri hem de ekonomik alanda boy ölçüşebilecek durumda değildi. Bu sebeple devlet, Batı tekniğinden yararlanmak amacıyla, önceki askeri saha ile ilgili okulları (Mühendishane-i Hümayun, Mühendishane-i Ber-i Hümayun) açarak eğitim alanında yenileşme hareketine girişti. Başlangıçta, ordunun ihtiyacı göz önünde tutularak Batı’dan askeri uzmanlar getirilmeye çalışıldı. Daha sonraki yıllarda, bilhassa Sultan II. Mahmut döneminden itibaren, öncelikli olarak ordunun reorganize edilmesi maksadı ile Almanya’dan eğitim subayları istendi, Bu uygulamaya devam edilerek II. Abdülhamit döneminde sivil ve askeri eğitim alanında Almanya ile daha kapsamlı bir işbirliğine gidildi.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 226
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2000
₺24,00

Oldukça komplike yapısından dolayı Ortodoks teolojisi Hıristiyanlık çalışmalarında en az ele alınan konulardan birini teşkil eder. Bir zamanların yüksek kültürlerine kaynaklık etmiş bu teoloji, 15. yüzyıldan itibaren içine girdiği siyasi konjonktürün etkisi ile gittikçe kapalı bir hüviyete bürünmüştür. Bu kapalılık 20. yüzyılda kominizmin hükmetmiş olduğu alanlardaki Ortodoks düşüncesinde yakın zamanlara kadar değişmeyecek şekilde varlığını daha da katılaştırarak sürdürmüştür... Tarihe veya bugün Katolik ve Protestanlık gibi önde gelen diğer Hıristiyan mezheplerden farklı olarak Ortodoks teolojisi diyebileceğimiz bir sistem gerçekten var mıdır? Şüphesiz ve de fazlasıyla! Hatta kısmen de olsa Ortodoksluk bütün Hıristiyanlık inançlarının havuzu fonksiyonunu üstlenmiştir. Katolik ile mukayese edildiğinde Ortodoksluk daha natürel ve fazlasıyla mistik, doğruludur. Kuzey'in Rusları da Akdeniz'e has bu coşkun mistisizmi daha mistik ve melankolik hale getirmiş, günümüze kadar taşınmasında en önemli rolü üstlenmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 78
En / Boy : 14,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2016
₺14,40

Yahudiliğin erken dönemlerinde şiddeti yoğun olan "biz ve diğerleri" ayrımı 18. yüzyılda Aydınlanma hareketinin Yahudilere de sirayet etmesinden sonra hafiflemiş ve dünyaya entegre olma kurtuluşa bir yol olarak düşünülmüştür. Bu yeni kurtuluş yolu seküler Yahudiliğin umudu oluştur. Fakat 18. yüzyılda ortaya çıkan bu seküler söylem iki zıt formülasyona yol açmıştır. Biri başkalarının arasında erime arzusu ve tarihin ağır kamburundan kurtulma; diğeri bir ulus ve coğrafya altında birleşme. 19. yüzyılın sonlarından itibaren bunlardan ikincisi egemen olmaya başlamış ve bu süreç bir devletin kuruluşuyla neticelenmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 66
En / Boy : 14,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2016
₺16,00
Bu kitapta ele alınan metinler çoğunlukla erken Cumhuriyet dönemi yazarlarına ait öykülerdir. Metinlerde ağırlıklı olarak aile, meslek, dindarlık, geçim, ev, dirlik arayışı üzerinde vurgulamalar oldu. Metinleri tahlil ederken belli bir ideolojiye yaslanılmamıştır. Ele alınan metnin kendisinin bir ideolojisi olduğu tartışılmaz bir hakikattır. Ayrıca metni yazarının ideolojisi üzerinden değil de içinde yaşadığı iktisadî ve dinî ortamın dile (metne) yansıyan ideolojisi üzerinden okumaya çalıştık.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 496
En / Boy : 14,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺40,00

Efrotes-Tiglat veya Fırat-Dicle, Greklerin adlandırdığı şekilde'iki nehrin arası',daha bildik bir ifadeyle Mezopotamya. Prehistorik dönemlerden beri dünyanın merkezi. Tevrat'a göre gan eden, yani 'cennet bahçesi; Yeryüzünde hiçbir uygarlık Mezopotamya'da ortaya çıkanlar kadar dünyayı şekillendirmemiştir. Tarih, siyaset, mimari ve sanat bu topraklardan başlayarak dünyaya yön vermiştir. Modern dünyayı oluşturan dini düşünce bu coğrafyada ortaya çıkmıştır. Mezopotamya yaklaşık elli bin yıldır iskan mahalidir. Bu prehistorik kültür MÖ. 3500'lerden başlayarak Sümer, Akad, Asur, Babil gibi uygarlıkların serpilmesine zemin hazırlamıştır. Mısır da kısmen bu coğrafyanın ürünüdür, Anadolu da. Elinizdeki kitap bu iklimde ortaya çıkan dinlerin yapısını anlamaya çalışmaktadır. Fakat burada araştırdığımız alan politeist dinlerle sınırlıdır. Birbirinden farklı pek çok dine kaynaklık teşkil eden Mezopotamya inançlarının önemli bir kısmı politeist özelliklere sahiptir. Sümerlerden başlayan bu gelenek Yahudilik ortaya çıkıncaya kadar devam etmiştir. Pek çok dinsel fenomen hala antik çağ Mezopotamya'sından folklorik özellikler taşımaktadır. Ve ne yazık ki bu kadar önemli bir miras, üzerinde yaşayanlarca harcanmaktadır. Türkiye'de bölgenin arkeolojik yapısına yönelik çalışmalar varsa da, dinler tarihi bağlamında ciddi araştırmalar son derece azdır. İşte elinizdeki kitap böyle bir kaygıdan doğmuştur. Amacı Mezopotamya dinlerini kısmen de olsa analitik bir perspektiften tanıtmaktır. Büyük oranda Sümer, Asur, Babil dinleri ele alınmıştır. Yeri geldiğinde Yahudilik ile ilgili paralellikler de kurulmaya çalışılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 107
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2017
₺14,40

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺40,00
Üç gündür aralıklarla yağan yağmur İstanbul semalarından ayrılmaya niyeti olmadığını o gün yine gösterip, hâlâ ince ince yağarken, nisan ayının gelmesiyle yağmurla buluşan topraktan çıkan o güzel koku, tüm şehri etkisi altına almıştı. Bu hoş kokuya rağmen şehir karmaşa içinde yeni güne başladığında, kalabalıkların koşuşturması olanca hızıyla devam ediyordu. Az önce başlayan poyrazdan savrulan şemsiyelerini zorlukla toplayan insanlar, erken kalkmanın mahmurluğuyla bulabildikleri araçlara biniyorlardı. Şiddetini öğleye doğru artıran yağmur, rüzgârla birlikte şehri esir alıp sıkıca sararken, camilerden yükselen ezan sesleri şehrin gürültüsü arasında eriyip semaya ulaşıyordu.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺24,00

"Geçmişini bilmeyenin geleceği de karanlıktır." demiş tarihçilerimiz. Yenicelilerin "Mustafa Muallim'i", dostum Mustafa Üstündağ kitabında, kaynak sıkıntısı çekmesine rağmen, köyümüz Yenice'yi kendi hatıralarına ve bilgelerine dayanarak çok iyi anlatmış. Bugün harabeye dönmüş olan Yenice'nin geçmişini yeniden inşa etmek istercesine her yönüyle ele almış ve genç nesillere köyümüz hakkında bilgi ve malzeme bırakmış oluyor. Burada anlatılanlar sadece Yenice'nin değil, Dobruca'nın, ve hatta tüm Bulgaristan Türkünün hikayesine bir örnektir.

Yıllar önce Türkiye'ye göç etmiş milyonlarca Bulgaristan göçmeninin birçoğu, dedelerinin 93 Harbi'nde veya daha sonraki yıllarda Dobruca'dan, Deliorman'dan, Rodoplar'dan vs göç ettikelrini söylerler, fakat tam olarak köylerini, şehirlerini, kazalarını bilmezler. "Keşke atalarımızdan öğrenseydik!" diye hayıflanırlar. Bizim de bu duruma düşmemiz için, gelecek nesiller için, bu kitabı saklamalıyız. Mustafa Üstündağ'a da "Eline sağlık!", "Yüreğine sağlık!" diyor ve Yeniceliler adına kendisine teşekkür ediyorum.

- Ali Çakır


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 294
En / Boy : 15 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2014
₺32,00

Kavgacı kadının dırdırı
Yağmurlu günde damlaların dinmeyen sesi gibidir.
Böyle bir kadını dizginlemeye kalkmak,
Rüzgarı ya da yağı avuçta tutmaya çalışmak gibidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 82
En / Boy : 14 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2017
₺14,40

Bu çalışmada Antik ve Geç Antikçağ’da Anadolu, Ege ve Ortadoğu’da Hıristiyanlığın yayılmasında önemli rol oynayan Theosebes’lerin tarihi, temel inanışları ve mahiyeti hakkında bilgi vermeye çalıştık. Batı dillerinde “God-Fearers”, Grekçede de “Theosebes” olarak bilinen gruplar Türkçe kaynaklarda “tanrıdan korkanlar” olarak zikredilmektedir.

Pavlus Hıristiyanlığının Anadolu’da yayılmasında önemli fonksiyona sahip olan Theosebes’ler Hıristiyanlık öncesinde Grek ve Yahudi kaynaklarında da yer almaktaydılar. Tarihsel kökeni muhtemelen Helenistik döneme uzanan Theos Hypsistos gibi monoteist eğilimli bir takım inanç gruplarına kadar çıkarabileceğimiz Theosebes’lerin, Islam kültürü içerisinde sayılabilecek bir takım fenomenlerle ilişkisi kurulabilir. Bu bağlamda Theosebes’lerle Hanişerin aynı dinî grubu oluşturduğu düşünülmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 202
En / Boy : 14,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺24,00
Çocukluktan ergenliğe geçen genç, daha önce de belirtildiği gibi kimliğini, toplumsallaşmasına paralel olarak özdeşleşeceği örnerlerle kazanmaya başlar. Ancak gencin özdeşim örnekleri sık sık değişiyor ya da toplum tarafından ona ideal örnekler sunulamıyorsa genç, kimliğini bulmada zorlanacak ve birtakım sıkıntılar çekecektir. Zira genç çevresinde yeterli özdeşim örneği bulamayınca özdeşim örneklerini sık sık değiştirme zorunda kalacak veya ideal örnek olmayınca mevcut örneklerle özdeşim kurarak kimliğini oluşturmaya çalışacaktır. Fakat bu durum onda kimlik krizine yol açacak ya da krizin artmasına sebep olacaktır. Nitekim kimliğini oluşturmada gerekli modeli bulamayan bir genç, sıkıntılarını şu cümlelerle dile getirmektedir. "Nedeni neydi, neye dayanıyordu bilmiyorum, ama sürekli bir boşluk duyuyordum. Kimi kez aşırı neşeli, kimi kez durgunluk ve derimin tüm gözeneklerinden sızan sıkıntı ve yalnızlık..."
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 190
En / Boy : 14,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2001
₺24,00
Bu eser; Rumeli illerinden Osmanlılar çekildikten sonra ‘kılıç artığı’ olarak kalan Türk azınlığın soykırımı, kültür katliamı faciasını yansıtır. Bulgaristan’da komünist rejimi ‘soya dönüş’ bayrağı altında ‘tek uluslu’ millet oluşturma amacıyla dünyada bir benzeri görülmemiş soykırım uygulandı.45 yılda binlerce şehit verdik. Dilimiz, dini kıyafetlerimiz ve isimlerimiz yasaklandı. Tüm bunları bir yazar ve gazeteci gibi hem tanık, hem sanık, hem de mahkûm olarak yaşadım ve gaz odalarında işkence gördüm. Bayraksız, topraksız, ezansız esir Türk olmanın ne demek olduğunu bu kitapta göreceksiniz.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 396
En / Boy : 14,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2001
₺40,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2001
₺32,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 14,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2003
₺20,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 228
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2004
₺24,00
Hicret olgusunun milletlerin ya da cemaatlerin tarihinde önemli bir yer işgal ettiği inkar edilemez bir gerçektir. Zulümle yüz yüze gelmiş Mekkeli inananların gerçekleştirdiği ilk hicret Habeşistan’a yapılmıştır ve bu hicret, İslam tarihinde karşımıza çıkan ilk hicret hadisesidir. Bununla birlikte daha sonra bizzat Hz. Muhammed’in de katıldığı hicret hareketinin Medine’ye yapılmış olması ve burada güçlü bir inananlar zümresinin oluşturulması; ardından Medine’nin şehir-devlet yapısına kavuşması, Medine’ye yapılan hicretin ön plana geçmesine sebep olmuştur. Hicret denilince ilk olarak Medine’ye hicretin akla gelmesi ve takvim başlangıcı olarak bu hicretin esas alınması, hep bunun bir tezahürüdür. Dolayısıyla Habeşistan’a hicret Medine’ye hicret kadar araştırılmamış, Habeşistan’a hicret ile ilgili bazı problemler çözümsüz kalmıştır. Kaynaklardaki bilgilerin de çelişkili ve dağınık olması meselenin incelenmesini güçleştirmiştir.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 185
En / Boy : 14,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2011
₺16,00
1915 yılında, Moskova Üniversitesinde bir grup genç öğrenci Moskova Dilbilim Çevresini kurdu. İlk toplantı, üyelerden Roman Yakobson'un ailesinin evinde gerçekleşti. 1916 yılında da, Sen Peterburg'da bir grup genç filolog, Şiirsel Dili İnceleme Topluluğu (Obşestva izuçeniya poetiçeskova yazıka)nu, yani "OPOYAZ"ı kurdular. OPOYAZ' da, Moskova Dilbilim Çevresinden yalnızca Roman Yakobson vardı. Ünlü Rus filoloğu Potebnia, şiire bir dilbilimsel fenomen olarak bakıyordu, o halde yapılacak en mantıklı iş, bu yolda rehberlik etmesi için dilbilime başvurmaktı.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2002
₺12,00
Kutsalın Dönüşü ve Yeni Toplum Arayışları’ bir ‘uygulamalı din sosyolojisi’ çalışmasıdır. Bu araştırma sürecinde toplanan veriler, modernizmin dışladığı din olgusunun, modernizm sonrası toplum yapılanmasında, insanlığın gündemine yeniden girdiğini göstermiştir. Bu ‘yeni yapılanma’ ile ‘din’ ilişkisi, araştırmanın problemini oluşturmaktadır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 140
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : .1998
₺12,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 111
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .1999
₺16,00
Kur'an-ı Kerim'de "Dostluk" denildiğinde evliya kelimesi akla gelir. Yüce Allah bununla iki zıt anlamı bir arada ifade eder. Dolayısıyla, dost ve düşman olarak birbirine zıt kelimeler çalışmamızı yakinen ilgilendirmektedir. Bunlardan dostluğu ifade etmek için kullanılan kelimenin kapsamı çok geniş bir yelpazeyi oluşturur. Örneğin, velayet kelimesi, Yüce Yaratıcının isimlerinden biridir. İyi insanları da kapsamında bulundurur. Söz konusu kelime hem Yüce Yaratıcıyı, hem de insanları ilgilendirmiş olur.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2000
₺24,00

Yaşadığı dönemin en ünlü filozoflarından olan İbn Kemmune (ö.683-1284) mantık, fizik ve metafizik başta olmak üzere felsefenin pek çok alanı ile mukayeseli din çalışmaları konusunda orijinal eserler ortaya koymuş ve İbn Sina sonrası felsefe geleneği üzerinde etkili olmuş çok yönlü bir düşünürdür. Elinizdeki bu çalışma, İslam dünyasında felsefenin sürekliliğini gösteren tipik örneklerden biri olan filozofun bilgi teorisini, onun matbu ve çoğu yazma halinde bulunan tüm temel eserlerine müracaatla bir bütünlük içinde anlamayı ve analiz etmeyi amaçlamış bulunmaktadır. Bununla birlikte, İbn Kemmune’nin, döneminin felsefe anlayışına uygun olarak bilgi teorisi konusuna eserlerinde müstakil bir disiplin olarak yer vermemiş olması, aksine onun bu konudaki düşüncelerini birbiriyle irtibatlı bir biçimde psikoloji, mantık, kozmoloji ve ontoloji gibi alanlarda ortaya koymuş bulunması tüm bu mezkur alanları bir bütün olarak kavramayı gerekli kıldığı gibi, onun bilgi görüşünü modern epistemoloji bağlamında yeni bir inşaya tabi tutmayı da zorunlu hale getirmiştir. Bu çerçevede İbn Kemmune’nin bilgi teorisi konusunda ilk kez gerçekleştirilen böyle bir çalışma, sadece İslam felsefe geleneği içerisindeki bilgi konusuna ilişkin birikimi anlama ve kavrama açısından değil, aynı zamanda yeni bir birikim oluşturma çabası içerisinde olanlara bir zemin oluşturması bakımından da önemli bir niteliğe sahiptir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 197
En / Boy : 14 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2004
₺24,00
Haziran 1909 Atlı tramvay Galata’ya yaklaşırken yavaşlamağa başladı. Kemal Bey yelek cebinden, Mekte-i Hukuk’u dereceyle bitirdiğinden ödül olarak verilen Serkisof’u çıkardı. Buluşmaya daha iki saate yakın zaman vardı. Ên iyisi Salih’in yanında biraz oyalanmak... Yeni yazıhâne buralarada bir yerlerde olacak. Oldum olası bu hanları da birbirine karıştırırım. Hah... İşte... Muhallebicinin bir üstündeki.’
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 203
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .1999
₺24,00
1928 yılında Hırvatistan’da doğan Filip Çoklukiç, küçük yaşından itibaren tabiat bilimleri, felsefe, antropoloji, kozmoloji gibi konulara ilgi duyuyordu. Yüksek fizik tahsilinden sonra otomasyon endüstrisinde ihtisas kazanmış ve pek çok bilimsel projeye katılmış olan yazar, bilim kurgu ve teknik mahiyetteki eserleri, makaleleri ve çalışmalarıyla kısa sürede tanınmıştır. Eserlerini büyük ölçüde ‘pozitivist’ mantıkla kaleme alan ünlü Hırvat yazar Filip Çorlukiç’in ‘efsaneler ve yaşayan dinlerin felsefi yönlerini’ sözkonusu ettiği bilim kurgu türünde yazılmış, insanoğlunun yeryüzündeki serüvenini sorgulayan bu eseri, yayınlandığı günlerde pek çok çevirisi ile Batıda büyük yankılar uyandırmıştı. Çağdaş bilim dünyası ve gelişen bilgisayar teknolojilerinin insanoğlunun ufkunda yolaçtığı yeni açılımları da izleyen yazar, bu modern argümanların donanımıyla yöneldiği dinler sorgulamasında ilginç sonuçlara varıyor. Özellikle Kur’ân ve İslâm dini ile ilgili isabetli tespitlerde bulunuyor. Yazara göre, yaşayan dinler arasında ‘orijinalliğini koruyabilmiş tek din İslâm ve tek kitap Kur’ân’dır. Ne var ki, çalışmalarında ‘dinlerin birliği’ni vurgulayan yazar, dinler konusunda tam ve doğru bir fikre sahip olmanın yolu olarak, bu dinlerin dayandığı tüm kutsal metinleri ve gelişim çizgisindeki birikimleri tanımayı kaçınılmaz görmektedir.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 334
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .1998
₺32,00

Çağdaş müslüman düşünürlerin ilginç bir temsilcisi olan Hasan Hanefi’nin elinizde bulunan bu çalışması, Dirasat İslamiyye (İslami İncelemeler) adlı kitabında yer alan, "Eski kültürümüzde insan niçin ihmal edildi?" ve "Eski kültürümüzde tarih niçin ihmal edildi?" başlıklı iki incelemesi ile Marinus van den Boom’un "Devrimci Bir Düşünür: Hasan Hanefi" adlı incelemesinden oluşuyor. Hasan Hanefi’nin bu çalışmasında insan ve tarih konularını ele alışı, müslümanların bilim alanındaki ilerleme ve belirlemelerini farklı ve eleştirel bir okumadır. Yazar, insan ve tarih konularının, İslam uygarlık tarihi içinde gelişen bilimler tarafından parçacı yaklaşımla ele alındığını, bütünlükten uzak bu tür yaklaşımların yetersizliklerini belirtmektedir. Dolayısıyla bu çalışma, insan ve tarih bağlamında bilimlerin gözden geçirilişi olarak okunabilir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 102
En / Boy : 14,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2000
₺16,00
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 245
En / Boy : 14,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2003
₺24,00
Tükendi
Sigarayı henüz bırakmışlığımın dürtüsüyle somaki,ampir küllüğü masadan alıp çaldım duvara. Nevin gitmiş diyorlar, öyle diyorlar; bana nispet, bana inat söylüyorlar. Bilirler nasıl sevdiğimi. İler tutar nedeni yok iken, ille de damarıma basıp adamakıllı fokurdattıktan sonra zıvanadan çıkartacaklar beni. Gitmez Nevin, gidemez bensiz. Hercâî ne düşlerimiz, yerli yersiz ne gülüşlerimiz var daha sırada. Vaktiyle ant içiştiydik sahil kenarında, hem de zırıl zırıl ağlayan gökle o taş yapılı, abaküs cami, tanığımızdı buna.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 138
En / Boy : 14,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺7,41
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 15 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺24,00
Tükendi

 




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 14,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺7,41
Tükendi

Tek bir atadan birleşik krallığa ve sonrasında iki farklı devlet halinde Asur ve Babil istilasına kadar politik yaşamına devam eden İsrail halkının en eski tarihleri dini bir anlam içermesi bakımından oldukça ilgi çekicidir. Şu bir gerçektir ki adı geçen krallıklar uygarlık tarihine aynı bölgedeki diğer devletler gibi damga vuran yenilikler bırakmasalar da, bugün hala isimlerini andığımız halkın erken dönemlerini oluşturmaları sebebiyle dikkate değerdir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 16 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2016
₺14,40
Tükendi
Max Nordau, Osmanlı edebiyatçıları ve aydınları tarafından tanınan ve okunan bir yazardı. Anlayabildiğimiz kadarıyla, Nordau’nun asıl tesiri, edebiyat sahasında yazdığı Ertantung adlı eserinin Fransızca tercümesi olan Degenerescence ile olmuştur. Nordau’nun genelde edebiyata, özelde Avrupa edebiyatına getirdiği tenkitler, Osmanlı aydınlarının tercihlerine göre benimsenmiş ya da tenkit edilmiştir. Edebiyatın toplum üzerindeki menfi tesirlerini savunan Max Nordau’nun görüşleri, özellikle Baha Tevfik üzerinde etkili olmuş, Baha Tevfik edebiyat aleyhtarı yazılarında onun görüşlerini dile getirmiştir. Konuyla ilgili fikirlerini Teceddüd-i İlmi ve Edebi adlı eserinde kaleme alan Baha Tevfik 1914 yılında yayımladığı Felsefe-i Ferd adlı eserinin ikinci makalesinde, toplum-fert ilişkilerinden bahsederken, diğer birçok filozof yanında Max Nordau’nun görüşlerinden de istifade etmektedir. Aynı eserin son makalesinde (İntihayı Asr ve Felsefe-i Ferdiyenin Neticesi) arkadaşı Memduh Süleyman’ın Max Nordau’dan esinlenerek yazdığı toplumsal kokuşma ve ümitsizlikle ilgili dile getirdiği problemleri zikrettikten sonra 2. Meşrutiyet sonrası Türkiyesi’nden örnekler vererek aynı görüşleri savunmaya çalışmaktadır. Ali Ekrem Bey ile Rıza Tevfik de Max Nordau’yu okuyan ve ondan sıkça bahseden müelliflerimizdendir.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 178
En / Boy : 14,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2001
₺11,11
Tükendi
Şii düşünce tarihinin iki önemli kolundan birisini teşkil eden ahbariliiğin, tarihi bakımdan, usulilikten çok daha önce ortaya çıktığı dikkati çeker. 260/874 yılılndaki onikinci imam7ın gaybetinden sonra, Şii toplumunda kontrolü eline geçiren bu ekol, sadece imamların ahbarıyla uğraşan bir hareket olması sebebiyle, dinin, ancak bu yolla anlaşılabileceğini ileri sürerek akla dayalı yorum ve disiplinlere hayat hakkı tanımamıştır. 5. Asrın başlarına gelinceye kadar bu dönemdeki İmami ulemanın en önemli hedefi oniki imamdan geldiği iddia edilen ahbarı doğru bir şekilde kaydedip doktorin ve uygulamada ortaya çıkan meselelere cevap olması için, bunların isnadlarını tespit etmek ve karşılaşmış oldukları dini problemlere bunlarla cevap vermekten ibaretti. Gaybet döneminin uzamasıyla birlikte doktorin ve uygulamada ortaya çıkan sorunlarla başa çıkamaması, gücünü doğrudan imamların ahbarından alan bu selefi anlayışın zayıflamasına ve 5. asrın başından itibaren, akla dayalı kelamı ve rasyonel fıkhi kaideleri esas olan usuli anlayışın Şii düşünceye hakim olmasına yol açmıştır. Usulilik, bu tarihten itibaren, Mu'tezile ve Ehl-i Sünnet'ten istifade etmek suretiyle İmami fıkıh ve doktrinine getirmiş olduğu yorumlarla, Şii düşüncesini zirveye taşımıştır. Sözkonusu dönemde, İmamiyye içerisindeki varlığını çok silik bir şekilde sürdürmüş olan ahbarilik, usuli düşüncenin neredeyse aklı vahye tercih eden tutumuna karşı bir reaksiyon olarak 11/17. yüzyılda tekrar ortaya çıkmış ve Şii düşünceyi, ilk zamandaki bozulmamış şekline döndürmeyi kendisine gaye edinmiştir. Kısacısı, bu yeni dönem ahbariliğinin en önemli hedefi, kendi tabiriyle, usuliliğin vahye değil akla öncelik veren tutumunun Şii düşüncesine vermiş olduğu zararları bertaraf etmektir.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2000
₺32,00
1
Çerez Kullanımı