Yeni Çıkanlar
  • Heidi Wood, göçmenlerin daha iyi bir yaşama kavuşması için çalışan yardımsever biridir. Ergenliğe yeni giren kızı Zoe’nin garip davranışlarıyla baş etmekten biraz yorulsa da aileyi ayakta tutan asıl kişiliktir.

    Chris Wood, finans sektörünün getireceği hızlı paranın cazibesi nedeniyle kurduğu hayalleri bir kenara bırakan, evden daha çok otel ve iş seyahatlerinde vaktini geçiren tipik bir beyaz yakalıdır.

    Heidi bir gün tren istasyonunda bir bebekle yağmurun altında sırılsıklam olan Willow’u görür ve bir türlü aklından çıkaramaz. Bu genç kadın ve bebeğini kendi evine götürmek için ikna eden Heidi, eşi ve kızının tüm tepkilerine rağmen bu kararından vazgeçmez. Şans eseri gördüğü bir yabancıya yardım elini uzatan Heidi, kimseye gerçek kimliğini söylemeyen Willow’un neler sakladığından habersizdir.

    Çok satan İyi Kız kitabının yazarı Mary Kubica bu romanında kaybın, sevgisizliğin sınırlarını ve talihsiz karşılaşmaların şekillendirdiği hayatları olağanüstü bir gerilimle okurlarına sunuyor.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 464
    En / Boy : 13,5 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 5.2022
    ₺41,00
  • “Bir insanı nereye kadar tanıyabiliriz?”

    İbrahim Yıldırım’ın “Eylülden Sonra” üçlemesinin ilk kitabı Kuşevi’nin Efendisi bu soruyla başlıyor. Sonra bambaşka sorular ve cevaplarla seyrediyor yolculuk. Yazdıkları ve yaşamı bir muammaya evrilen Asaf Cemil, Asaf Cemil’in hayatının ve metninin peşinde bir yazar Yusuf Bünyamin ve onun bu macerasında konuya dahil olan Bedrettin Melek, Belkıs hatta İbrahim Yıldırım’ın da yer aldığı çok sesli bir roman Kuşevi’nin Efendisi. Her yazarın, her metnin, her kısmın kendi sesiyle varolduğu bir oda müziği… Görülen düşler, kaleme alınan düş tutanakları ve bir yolculuğun gizemli durakları.

    İbrahim Yıldırım’ın klasikleşmiş eserlerinden Kuşevi’nin Efendisi’nde bizzat söylediği gibi: “İyi ki yaşadın, iyi ki öldün Asaf Cemil!”


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 312
    En / Boy : 13 / 19
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 6.2022
    ₺45,00
  • “Biz mi bombaladık lan Emniyet’i darbe gecesi? Biz mi yıktık buraları? Bizi darbeden önce Köpek Eğitim Merkezi’ne sürmüşlerdi. Köpek mamalarının tadına bakıyorduk amirimle, köpekler ishal olmuştu, nedenini anlamaya çalışıyorduk. Bir baktık havada jetler uçuyor, Gölbaşı’na, dibimize bomba yağdırıyorlar.”

    Ankara Emniyeti’nin Cinayet Bürosu’nun aykırı başkomiseri Behzat Ç., öfkesinden yorgun düşmüş, yine hayalet gibi dolanıyor ortalıkta. Tabii Hayalet’le ve Akbaba ve Harun’la beraber... Bazen de Cinayet’in kızı Seher’le, Cinayet’in kedisi Gaspi’yle beraber...

    Sıvasız duvarlı gecekonduda, pavyonda, işkembecide, oto tamirhanesinde, dükkânda, şık bir ofiste, tekkede, Millet Bahçesi’nde, adliyede, hastanede, nezarethanede, mezarlıkta ve tabii sokaklarda, cinayetlerin ve nice cürümlerin izini sürüyor Behzat Ç.. Umutsuz, serkeş, pejmürde... Bazen de olanca dehşetine tezat, “basit, tatlı ve hüzünlü” insan hikâyelerinin içinde geziyor.

    Emrah Serbes’in bir fenomen olan Behzat Ç.’si, Çekiç ve Gül’de bu defa öyküleriyle “ortamlarda” kol geziyor.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 332
    En / Boy : 13 / 19
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 6.2022
    ₺51,00
  • Doğduğumuzda
    Bizim için yaptırdığı sandıklara
    Gümüş aynalar
    Lacivert taşlar
    Ve Halep’ten kaçak gelen kumaşlar
    Dolduran annemiz
    Bir zaman sonra
    Bizi koyup o sandıklara
    Yol
    Rüzgâr
    Ve konakları fısıldayacaktı kulağımıza.
    Yalnız kalmayalım diye karanlıkta
    Çocukluğumuzu ekleyecek
    Avunmamızı isteyecekti
    O çocuklukla.
    Sırtımızdan jiletle akıtılan kanın
    Karıştığı uzun ırmağa
    Bırakıldığımızda
    Annemiz bu kadarını istemezdi
    Bu yüzden
    O uyurken
    Uzaklaştık
    Diyorduk sulara.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 116
    En / Boy : 13,5 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 1.2022
    ₺16,80
  • 1. Para kazanma derdiniz olmasaydı nasıl bir hayatınız olurdu?
    2. Para kazanmanın unutturulmuş sırrı!
    3. Finansal özgürlüğünüzü ilan etmek ister misiniz?

    Eski Roma’da köleler çalışarak özgürlüklerini satın alabiliyorlardı. Siz de kazandığınız mevcut parayla özgürlüğünüzü satın almak istemez misiniz? Finansal özgürlüğünüzü ilan etmek, kendinizi dilediğiniz yaşta emekli etmek istemez misiniz?

    Ekonomik açıdan türbülanslı günlerden geçiyoruz. Parayla ilişkimiz hiç olmadığı kadar önem kazanmış durumda. Peki ama bu ilişkiyi doğru kurabildik mi? Ne için çalışıyoruz? Paramızı neye harcıyoruz, hiç düşündünüz mü? Veya kendimize şunu soralım: Para kazanmak gibi bir derdimiz olmasa kim olurduk? Nasıl bir hayatımız olurdu?

    Mert Başaran Küçük İşler Büyük Özgürlükler’de en basit, en sahici, en içimizden dille bize “para”nın aslında ne olduğunu anlatıyor. Her birimizi modern zaman kölesi haline getiren sistemin foyasını ortaya çıkarıyor. Daha güzeli ise bu sistemden çıkış pasaportunu, finansal özgürlüğü kavuşma vizesini avucumuza bırakıyor.

    Şöyle anlatıyor kitabını Mert Başaran:
    “Para nasıl büyür, nasıl elinizden uçup gider, hayatım bunun sırrını anlamaya çalışmakla geçti.
    Ben bir ekonomist değilim ama büyük varlık sahibi, kimileri ülkemizin en zenginleri listesinde yer alan yüze yakın kişiyle yakın temasım oldu. Onların parayı nasıl yönettiklerini, nasıl büyütüp nasıl kullandıklarını çok yakından gözlemledim.
    Parayı büyütmenin, zengin olmanı sırrını biliyorlardı. Roket mühendisliği değildi ama bize unutturulmuş bir sırdı bu!

    Tam da sistemin istediği gibi ihtiyacımız olmayan şeyleri satın aldığımızda para uçup gidiyordu. Bugünden beş yıl, on yıl sonraki halimize borçlanmış oluyorduk.

    Tasarruf edip doğru yatırım yaptığımızda ise katlanıyor, kendi kendine adeta yavruluyordu.

    Siz de bu kitabı okuyarak bu sırrın detaylarını öğreneceksiniz.

    Vaadim şu: Mevcut kazancınızla, evet mevcut kazancınızla on beş yıl sonra kendi kendinizi emekli etmenizi sağlayacağım. Sistemden çıkış pasaportunuzu alacak, finansal özgürlüğe kavuşacaksınız.
    Ben yaptıysam siz de yapabilirsiniz! “

    Okuyun, yazara teşekkür etmek isteyeceksiniz…


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 208
    En / Boy : 13 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 6.2022
    ₺65,50
  • Yıl 2007, Yer: ABD.
    Türk General, üst düzey ABD’li yetkililere üç film izletti.
    Filmlerde ABD askerleriyle PKK’lıların açık işbirliği görülüyordu.
    Türk General, bu ilişkinin kabul edilemeyeceğini ve Irak’ın kuzeyinde bir devletin kurulmasına verdikleri desteğin Türkiye’nin çıkarlarıyla çeliştiğini söyledi.
    General, bunun sonlandırılması gerektiğini net bir dille ifade etti.
    ABD’li yetkililer şaşırmıştı.
    Türk Generalin konuşmasından sonra ABD’li bir Senatör yanına yaklaştı ve şunları söyledi:
    “Bu tutumunuzla çok çetin bir yola girdiniz General. İşinizin çok zor olduğunu söyleyebilirim.”
    Sonra mı?
    Bakın o Generalin başına üç yıl sonra neler geldi...

    Yıl 2011.
    Tutuklanan Albay cezaevine giderken şöyle haykırıyordu:
    “Ülkemizde pusuya düşürüldük. Sakarya Savaşı’nda ordunun yüzde 40’ı kaçtı. Diğerleri ise savaştı. Ben kaçmayıp savaşan bir dedenin torunuyum! Bu pusuyu kuranlar, Sakarya’da kaçanların torunlarıdır. Onlarla savaş şimdi başlıyor!”

    Mustafa Önsel, “Silivri’de Firavun Töreni” kitabıyla Milli Ordunun tasfiye sürecine çarpıcı yaşanmışlıklarla ışık tutuyor ve ekliyor: “Sakarya Savaşı devam ediyor...”


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 288
    En / Boy : 13,7 / 23
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 6.2022
    ₺56,25
  • Unutma!
    Cahil Ölür,
    Cehalet Ölmez.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 68
    En / Boy : 12 / 20
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 6.2022
    ₺24,50
  • Tess Gerritsen ve Gray Braver’dan kusursuz bir işbirliği… Geçmişle bugün arasında gidip gelen, ifşalarla dolu, baştan çıkarıcı bir roman.
    The Wall Street Journal

    Büyüleyici bir suç romanı. Gerritsen ile Braver’ın usta hikâye anlatıcılığı tüm netliğiyle karşımızda. 
    Karin Slaughter

    Üniversite son sınıf öğrencisi Taryn Moore’un cesedi yaşadığı apartmanın önünde bulunur. Görünüşe göre, dairesinin balkonundan atlayarak intihar etmiştir. Olay yerine gelen dedektif Frankie Loomis’in içgüdüleri bu genç ve güzel kadının ölümünün ardında başka gerçekler olduğunu söyler.

    Dedektif Loomis’in soruşturması onu üniversite profesörü Jack Dorian’a ulaştırır. Taryn büyük hayranlık duyduğu hocasıyla bir ilişki mi yaşamıştır? İddialı ve hatta tehditkâr bir genç kadın olan Taryn’in ölümüyle Jack’in ilgisi var mıdır?

    Frankie art arda sırları ortaya çıkarırken Jack’in bir şeyler sakladığı kesinleşir. Yalan söyleyen Jack aynı zamanda soğukkanlı bir katil midir?


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 296
    En / Boy : 13 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 6.2022
    ₺68,90
  • Sevgili okurlarım;
    Sizi bu kitabımla 40 günlük bir yenilenme yolculuğuna davet ediyorum.
     
    Bu 40 günün sonunda hem fazla kilolarınızdan kurtulacak hem de daha sağlıklı bir bedene kavuşacaksınız. Kendinizi zinde, hafif, mutlu hissedeceksiniz… 
    Siz de bilirsiniz kerameti vardır “40”ın… İnancımızda, geleneğimizde, bütün kadim öğretilerde 40 sayısı önemlidir. 
    Masallarda 40 gün 40 gece sürer düğünler. Bir anne bebeğini 40 hafta karnında taşır. Malının 40’ta birini zekât verenin bereketi artar. Bir şeyi 40 kere söylersen gerçek olur… 
    40 günlük bir yenilenme yolculuğu dedim… 
    Kitabımın ilk yarısında sağlıklı beslenme bilincini bir davranışa, hayat biçimine dönüştürmeniz için 40 maddeden oluşan bir bölüm var. 
    Bu bölümde sağlıklı kilonun sadece yemeklerle ilgili olmadığını, vitaminlerden sağlıklı uyumaya, yeterince su içmeye pek çok faktöre bağlı olduğunu göreceksiniz.
    Kitabın ikinci yarısında ise sizin için “40 Günde Yeni Sen” beslenme programını yazdım. Bu bölümde sizin için gün gün, alışveriş listeleri, tarifleri ve menüleriyle uygulayabileceğiniz bir beslenme planı sunuyorum. 
    Kolayca uygulayacak, 40 günün sonunda hem kilo vermiş hem bedeniniz ve ruhunuz için bir arınma programı uygulamış olacaksınız. 
    Ve daha sağlıklı, daha zinde, daha mutlu hissedeceksiniz. 
    Bunu tüm kalbimle diliyorum.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 280
    En / Boy : 13 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 6.2022
    ₺64,80
  • Doğanın işaretlerini okuyabilmek, sesini yeniden duyabilmek, unuttuklarımızı hatırlamak ve geliştirmek için 52 egzersiz.

    “Doğa”yı sezgisel olarak algılama yeteneğimiz hâlâ var mı?
    Yıldızlara bakarak yön bulabilir miyiz?
    Yaban hayat düşmanımız mıdır?
    Sincabın bir sonraki hamlesini öngörebilir miyiz?

    Avcı-toplayıcı atalarımızın, yaşamlarını sürdürebilmek için doğadaki işaretleri okumaya ihtiyaçları vardı, dahası buna mecburlardı. Bizim alarm kodlarımız ise çok daha farklı işliyor. Modern kodlarımız, kadim yeteneklerimizi yitirdiğimiz anlamına mı geliyor?

    Tristan Gooley, bu yeteneğin hâlâ içimizde olduğunu, sadece "altıncı his" olmadığını ve birçok deneme ile yeniden kazanılabileceğini söylüyor. Her bir bölümde kendi deneyimlerinden çıkardığı "ipuçları"nı paylaşarak bizleri pratik bir yol arkadaşlığına davet ediyor; iz sürmenin ve kaplan-güreşinin derin, zorlu dostluğuna.

    Bu tür yetenekleri insanüstü algılamamızın tek nedeni, bu farkındalığı, yani doğada bizden gizlenen ayrıntılara duyduğumuz sevgiyi kaybetmiş olmamızdır.

    “Vahşi doğada yolunu bulabilmek için büyüleyici bir rehber.”
    The Wall Street Journal

    Tristan Gooley,
    “Doğanın Sherlock Holmes’ü”
    BBC

    “Her doğa severin kütüphanesinde en az bir Tristan Gooley kitabı bulunmalıdır.
    Jim Perrin, The Great Outdoors Magazine

    “Tristan, kendisini Britanya'nın önde gelen pratik coğrafya profesörü olarak kabul ettirdi.” Country Walking Magazine


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 416
    En / Boy : 13 / 20,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 5.2022
    ₺63,20
  • Bushcraft 101, vahşi doğada hayatta kalma ve kendi kendine yetebilme uzmanı Dave Canterbury tarafından yazılmıştır. Doğada geçirdiğiniz zamanı en iyi şekilde değerlendirmeniz için tavsiyeler vererek sizi bir sonraki maceranıza hazırlamayı amaçlar. Bu değerli kılavuz, hayatta kalabilmenin beş donanım grubu olan kesici aletler, koruyucu/örtücü malzemeler, yakma malzemeleri, taşıyıcı malzemeler ve bağlama malzemelerini kapsar. Sadece çevrenizde var olan kaynakları kullanarak doğanın güzelliğini ve heyecanını derinlemesine yaşamanıza yardımcı olacak birincil hayatta kalma becerileri sunmaktadır.

    Bushcraft’ta aşağıdaki konular hakkında da ayrıntılı bilgiler bulacaksınız:

    • Kitiniz için doğru malzemelerin seçilmesi
    • Gerekli araç ve gereçlerin üretilmesi
    • Yiyecek toplama ve pişirme
    • Kendinizi doğanın olumsuz etkilerinden koruma

    Canterbury’nin rehberliğinde, herhangi bir iklim ve duruma hazırlanmakla kalmayıp, doğayla daha önce hiç hayal etmediğiniz yollarla yeniden bağlantı kurabileceksiniz. BUSHCRAFT sanatı size bu yolda eşlik edecektir.

    BUSHCRAFT, kendi alanında Türkçede yayınlanan ilk kitap olma özelliğini taşımaktadır.

    “Dave Canterbury'nin dünyaca ünlü bilgelik ve deneyimden oluşan hazinesi, harika dış mekânlarla yalnızca iyi geçinmek değil, aynı zamanda gerçekten yeni bağlantılar kurmakla ilgili. Bütün bu tavsiyeler, bu sayfalarda hayat buluyor." - Bustle

    “Nasıl kullanılacağını bilmiyorsanız, dünyadaki bütün hayatta kalma araç-gereçlerine sahip olsanız da işinize yaramayacaktır. Hayatta kalma uzmanı Dave Canterbury tarafından kaleme alınan Bushcraft 101: Vahşi Doğada Hayatta Kalma Sanatı, zanaatınızı bildiğinizden emin olmanızı amaçlamaktadır… Kıyametten kaçmıyor, sadece birkaç günlüğüne modern yaşamdan kaçmak için taşraya gidiyor olsanız bile, bu açık hava seyahatleriniz için vazgeçilmez bir rehber.” - Uncrate.com

    "Sevdiğimiz şey şu: Yazar, takip etmesi kolay ve bir dizi senaryoya kolayca uygulanabilen bir hayatta kalma rehberi yapmak için basit bir anlatımla, faydalı bilgileri bir araya getiriyor." - NY Daily News

    “Bu kılavuz, hayatta kalmak için ihtiyaç duyacağınız tüm bilgileri içerir.” - Best Reviews


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 248
    En / Boy : 13 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 6.2022
    ₺76,00
  • Vaat edilen uzun ve kutlu yolculuklar, bayramdan bayrama yapılan sevap ziyaretleri, vicdanın dürtüklediği anlık üzüntüler, bir gün açılıp bir gün dağılan sosyetik dernekler, ertesi gün aynı coşkuya ulaşmayacak “onlar için bir şey yapmalı” krizleri; mahallenin çocuklarının gündelik kaygılarına çare olmuyordu. Cam fanus içindeki maket evlerden kendilerine yeni bir yaşam merkezi seçen insanların, başkalarının geleceğini de uzaktan belirleyebileceklerini sanmaları ne tuhaftı.

    Sinan, Hakan, Vedat… Hayallerini, asla kök salmayı başaramadıkları kaypak bir toprağın derinliklerinde define arayarak kazanmaya çalışan üç kardeş. Geçmişin acı hikâyelerinin, gizemli haritalarının izinde, gammazcılarla dolu tekinsiz bir yolda yürüyor fakat bir sonraki adımın belirsizliğinin verdiği cazibeyle koşmaktan da çekinmiyorlar. Ve bir gün bu yol uzaklardan gelen “belleksiz” bir kadınla kesişiyor. Umudu kilometrelerce ötedeki topraklarda arayıp Almanya’ya göçmüş, ama kendini “kurtaramamış” Nihan sayesinde ilk kez zafere bu kadar yakın hissediyorlar.

    Köksüzler mavi ile yeşilin arkasına saklanmış masumiyetiyle ışıldayan İzmir’in gecekondu mahallelerinde kendilerine verilmemiş bir şansın peşinde kürek sallayan definecilerin hikâyesi. Barış İnce, dört yıl aradan sonra yepyeni bir dille ve ustalıkla okurlarının karşısına çıkıyor.

    Kitap Adı: Köksüzler

    Kitap Yazar Adı: Barış İnce

    Yayın Direktörü: Gülşen İşeri

    Editör: Ezgi Hotalak Adalı

    Kapak Tasarım: Emir Tali

    Sayfa Tasarım: Aslı Varol

    Sayfa Sayısı: 124

    Ebat: 13,5x19,5

    Tür: Roman

    Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

    Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.

     

    ₺26,00
  • Bu kitabı yazmasam olmazdı!

    İtiraf edeyim beş sene önce bana böyle bir kitap yazacaksın deseler pek de inanmazdım.

    Neden mi? Çünkü gayet batı tarzı bir eğitim almış, dünyada materyalizmin merkezi kabul edilebilecek Amerika’da liseyi ve üniversiteyi bitirmiş, iflah olmaz bir pozitivist olarak bu kitapta size benim de evrenle ilgili algımı, hayata bakış perspektifimi tamamen değiştiren yepyeni bir bilgiden söz ediyorum.

    Doğrusu ben NeuroFormat sisteminin çocuklar ve çok küçük yaşlarda çıkan sorunlar üzerinde katkısının sınırlı olacağını düşünmüştüm. Çünkü sistem, birçok rahatsızlıkta bu rahatsızlıkların sebebi olan kaynak travmaların bulunup temizlenmesine dayanmakta. Tabii ki bahsettiğim şekilde çocuklar ve erken yaştaki sorunlar için bu zordu.

    Ama öyle şeyler oldu ki gördüklerim benim bile beklentimin onlarca hatta yüzlerce kat üzerine çıktı. Alerjilerden cilt sorunlarına, özgüven eksikliğinden hiperaktiviteye ve öğrenme güçlüğüne hatta otizme kadar, yüzlerce çocukta muazzam sonuçlara şahit olduk.

    Sevgili anneler, size mesajım şu: Çocuğunuz hastaysa tek çare sizde olabilir. Hayır, bahsettiğim bir sevgi klişesi değil. Elbette sevgi çok önemli ama ben küçük iyileşmelerden değil gerçek ve kalıcı bir çözümden bahsediyorum.

    Detayları öğrenmeye, çocuğunuzu iyileştirmeye, hayata bakış açınızı değiştirecek yepyeni bir dünyaya adım atmaya hazır mısınız?


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 224
    En / Boy : 13 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 6.2022
    ₺56,50
  • İstediğin bir yıla dönebilecek olsan, hangi yıla dönerdin?

    İnsan bazen zamanın bir an önce geçmesini istiyor bazen de yaşadığı anın içinde bir ömür kalmayı. İçinde bulunduğumuz olaylar ve hissettiklerimiz dışında yokuz aslında. Birileri için belki çok önemliyiz hatta olmazsak olmaz ama dünyaya bakınca biz olmasak da olur gibi.

    Hayat böyledir. Hikâyen devam ettiği sürece mücadele edersin. Kazanmak ya da kaybetmek değildir mesele, zaten bundan ibaret olamaz hiçbir şey. Mücadeledir hayat sadece. Bazen kendinle bazen de çok başka şeylerle…

    Belki muhteşem şeyler yaşamayacağız. Belki en yakın sandıklarımız için bile gerçekten var olamayacağız. Olsun. Şarkılar söyleyeceğiz, filmler izleyeceğiz, kitaplar okuyup anılar biriktireceğiz. Gün gelecek belki de seninle yan yana bir sahil kasabasında yaz bulutlarını seyredeceğiz. Belki bizim de mucizemiz budur.

    Görmesini bilene her şey mucize.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 200
    En / Boy : 13 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 6.2022
    ₺33,60
  • “TASAVVUF, GERÇEKLERE YAPIŞMAK VE İNSANLARIN ELİNDE OLAN ŞEYLERDEN ÜMİDİ KESMEKTİR.”

    – MARUF KERHİ

     

    Tasavvuf, arayıştan ziyade, olma haline ulaşabilme yolculuğudur. İnsanın, ilkel kimliğinin yani id’in dürtüsel isteklerinin ve tepkilerinin kontrolü altında bir yaşam sürmek yerine fiziksel, tinsel, ruhsal ve zihinsel olarak hayvandan ayrıldığı değerli yeteneklerini ve eğilimlerini keşfetmesi, eğitmesi hatta bir yerde id’i ehlileştirmesidir.

    Tasavvuf aynı zamanda çok kapsamlı bir semboller sistemidir. Ezoterik bir disiplindir. Tasavvufta bilgi hiyerarşik bir sıra izler. Her bilgi her kişiye açık değildir. Herkese açık olmayan bilgi tabii ki sembollerle saklanmakta ve yine sembollerle aktarılmaktadır.

    Sadece Mevlana ve Şems üzerinden bir tasavvuf felsefesinden söz edemeyiz. Tasavvuf çok köklü bir tarihe sahiptir. Bayezid Bestami, Hallac-ı Mansur, Mevlana, Muhyiddin-i Arabi, Cüneyd-i Bağdadi, Hacı Bektaş Veli, Feridüddin Attar... Her biri bir tasavvuf ustası, sır taşıyıcısı ve aktarıcıdır.

    Hallac-ı Mansur “Ene-l Hak!” derken kendinin Hak olduğunu iddia ettiği için mi ölüme mahkûm edildi, yoksa sırrı mı koruyamayıp ifşa etti?

    Şems bir sır aktarıcısı olarak mı yollara düşüp Mevlana’yı buldu?

    Mevlana bir sır taşıyıcısı mıydı, her bilgiye zaten hazır mıydı, yoksa önce eğitildi mi?

    Bayezid Bestami sırrı korumakta ne kadar başarılı oldu?

    Aziz Mahmud Hüdayi sırları öğretmekte ne kadar ustaydı?

    Tasavvufta sayıların, renklerin, sembollerin ve seslerin önemi nedir?

    Sırlı bilgiler hangi hiyerarşik düzene göre nasıl aktarılır?

    Hepsinin cevabını bulacağınız bu kitapta ezoterik tasavvufun gücüyle tanışacaksınız.

     

    Basım Dili : Türkçe
    Sayfa Sayısı : 192
    En / Boy :
    11,5 x 17,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2022

     

    ₺26,00
  • Devlet, Mafya, Genelev Patroniçesi Üçgeninde, Soluk Soluğa Bir Dönem Romanı

    Holly, Lilli ve Iris gibi ünlü film karakterlerini şaşırtıcı biçimde canlandıran güzel kadın melek mi, terörist mi yoksa fahişe mi?

    Ünlü gazeteciyi ağına nasıl düşürdü? Amaçlarına neden alet etti?

    Matilt Manukyan nasıl Türkiye’nin en zengin iş insanlarından biri oldu? Dünyanın bir numaralı genelev patroniçesi Madam Manukyan’ın otomobilini havaya kim uçurdu? Ermeni terör örgütleri mi, milliyetçiler mi, muhafazakârlar mı yoksa mafya mı?

    70’li yıllara damgasını vuran Ermeni terör örgütü ASALA’nın arkasında kim vardı? Lideri Agop Agopyan nasıl öldürüldü?

    Londra’da başlayan, İstanbul’u birbirine katan ve Atina’da sona eren büyük macera için hazır olun!

    Dönem romanlarının büyük ustası Osman Balcıgil’in kaleminden.

     

    Basım Dili : Türkçe
    Sayfa Sayısı : 408
    En / Boy :
    13,5 x 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2022

     

    ₺54,60
  • Neden bazı mesajlaşmalar asla ilişkiye dönüşmüyor? Sosyal medyada başlayan flörtlerin sonunda, aşkı yakalamamız mümkün mü? Bir insanın neyin peşinde olduğunu nasıl anlarız? Mesajlarımızla bir “sırtlan”ı, “alfa”ya çevirebilir miyiz?

    On seneden fazla süredir, binlerce kişinin aşkta ve ilişkilerde kaybettiği yoluna ışık tutan, çok satan kitapların yazarı, ilişki uzmanı Adil Yıldırım, yine günümüz dünyasının “sanal âlem”deki kadın-erkek meselesine 12’den vuruş yapıyor. 50 MADDEDE SOSYAL MEDYA AŞKLARI bu konuda bir başvuru kitabı niteliğinde... Sayfalarda, mesajlaşırken en çok dikkat etmeniz gerekenlerden karşınızdaki insanların gerçek niyetlerini anlamanın yöntemlerine, sosyal medyada tanışarak evlenmiş ve uzun yıllardır mutlu birlikteliklerini sürdüren çiftlerin, altın değerindeki tavsiyelerine kadar pek çok önemli bilgiyi ve öneriyi bulacaksınız. Keyifli okumalar!

     

    Basım Dili : Türkçe
    Sayfa Sayısı : 240
    En / Boy :
    11,5 x 17,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2022

     

    ₺37,80
  • "Aşk imiş her ne var âlemde" demiş Fuzûlî, boşuna değil... Öncesiyle sonrasıyla hayatımızı derin biçimde etkisi altına alan durumlardan birisi aşk! İlk karşılaşmadan flörte, kur yapmadan kıskanmaya, aldatmadan ayrılığa her şey aşka dahil.

    Ve Mine G. Kırıkkanat bu kez aşktan söz ediyor Aşk Olsun adlı öyküler toplamında, aşkı ve aşkın insanlara yaptıklarını anlatıyor.
    Türkiye, Fransa (hatta Amerika) hattında yaşanan aşk hikâyelerinin sizin hikâyenizle de denk düştüğünü göreceksiniz. Kurmaca ile gerçeğin bir arada olduğu, İsimsiz Aşklar ve İsimli Aşklar adıyla iki bölümden oluşan kitapta, edebiyat tarihimizin meşhur "aşk" kavgasının aslını da okuyacaksınız.

     

    Basım Dili : Türkçe
    Sayfa Sayısı : 136
    En / Boy :
    13,5 x 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2022

     

    ₺31,50
  • Anlat bana sevgilim, imgeler ülkesine doğru giden bir arabadayız, direksiyon çok hafif, her an savrulabiliriz göğün içine, anlat, yan koltukta zamanı aşmış çılgın bir dinleyicin var, bırak direksiyonu, uçsun arabamız.

    Çağdaş edebiyatın büyük yazarlarından Latife Tekin karantina sürecinde yazmaya başladığı bu sürpriz kitabında zamansız, zeminsiz, tanımsız ve insan varoluşunun ötesinde her türden dönüşüme, başkalaşıma açık kadim bir aşk duygusunun izinden gidiyor.

    Beden, ten ve zihinde kayıtlı hafıza şiirle titreşip yeryüzünün hafızasıyla birleşirken gölün kalbinden yepyeni bir anlatı doğar: Gelincik ve Yılanbalığı suretinde açan sadece yeni bir hikâye değil kalp çarpıntısının kaydıdır. Göle ve oradan da okuruna akseden prizmatik savruluş.

     

    Basım Dili : Türkçe
    Sayfa Sayısı : 120
    En / Boy :
    12,5 x 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2022

     

    ₺26,25
  • Yaşama ve ölüme
    Tersten bir bakış.

    Bizi durdurabilecek hiçbir şey yok. Tavşanlar gibi çoğalmaya devam edeceğiz. Öngörülemeyen korkunç yan etkileri olan teknolojik aptallıklarla uğraşmaya devam edeceğiz. Artık yıkılmakta olan kentlerimizde sadece göstermelik tamirler yapacağız. Bizim eserimiz olan zehirli pisliğin çoğunu temizlemeyeceğiz.

    Yenilikçi ve muzip yazar Kurt Vonnegut, kendi yaşamından karelerle birleştirdiği bu “kolaj”da kaleminin sivri ucunu bu kez modern topluma ve kültüre dokunduruyor. İntihardan sansüre, dünya barışından depresyona, dünyayı bekleyen olaylardan müziğe, her konuda Vonnegut’un eğlenceli üslubunu ve iyimser nihilizmini bulmak mümkün.

    “İyi kalpli bir hiciv ustası, osuruk torbasıyla ahlak dersi veren bir eğitmen.”

    Jay Mcinerney

     

    Basım Dili : Türkçe
    Sayfa Sayısı : 264
    En / Boy :
    12,5 x 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2022

     

    ₺41,25
İş Bankası Yayınları
Kırmızı Kedi Yayınları
Polat Yayınları
Beyaz Panda Yayınları
Limon Kids Yayınları
Martı Yayınları
Olimpos Yayınları
Kutu Oyunları - Puzzle
Trend Kitaplar
  • “Kaplanın Sırtında Livaneli’nin edebiyat hayatında ilginç bir çıkış. Sultan II. Abdülhamid devrine aynanın öbür tarafından bir bakış… Sürgün Padişah’ın perspektifinden sürükleyici bir anlatım… Dikkat çekici bir üslup…” İlber Ortaylı

    “Kaplanın Sırtında, Abdülhamid rejimini alışılmış klişelerden kurtaran sürükleyici bir roman.” Taner Timur 

    “Geçmişin ve geleceğin, devrimin ve çöküşün, büyük hayallerin ve hayal kırıklıklarının beraber yaşandığı yüklü ve zor bir dönemin anlatıldığı önyargısız bir roman...” Ali Yaycıoğlu

    Otuz üç yıl süren bir saltanat, ardından bir gece yarısı gelen Selanik sürgünü…

    Tahttan indirilişinin üzerinden bir asırdan uzun bir zaman geçmiş olan II. Abdülhamid’in yaşamının en ilginç evresi Livaneli’nin çağdaş anlatısıyla gün yüzüne çıkıyor. Devrik padişahın, ihtilalci fikirlerin filizlendiği Selanik şehrindeki günleri hem bir vicdan muhasebesi hem de yoğun bir psikolojik gelgit dalgası.

    Türk edebiyatının kuşak bağı Zülfü Livaneli, II. Abdülhamid’in tahtını kaybettikten sonra yaşadıklarına odaklanırken, bireyi, toplumu, devleti ve iktidarı sorguluyor. Selanik sürgünü boyunca Sultan’ın ve maiyetinin hususi doktoru olan Tabip Yüzbaşı Atıf Hüseyin Bey’in hatıratından hareketle vücut bulan bu tarihi romanda, iktidar kavramına çarpıcı bir bakış açısı sunuluyor.

    Kitap Adı: Kaplanın Sırtında

    Kitap Yazar Adı: Zülfü Livaneli

    Yayın Direktörü: Gülşen İşeri

    Editör: Gökçe Şenoğlu

    İlk Okuma: Günnur Aksakal Baykan

    Son Okuma: Ezgi Hotalak Adalı

    Kapak illüstrasyonları: Ali Yaycıoğlu

    Kapak uygulama: Şenol Alanbay

    Sayfa Tasarım: Şenol Alanbay

    Sayfa Sayısı: 324

    Ebat :13,7x23

    Tür: Roman

    Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

    Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.

    ₺57,50
  • Devlet, Mafya, Genelev Patroniçesi Üçgeninde, Soluk Soluğa Bir Dönem Romanı

    Holly, Lilli ve Iris gibi ünlü film karakterlerini şaşırtıcı biçimde canlandıran güzel kadın melek mi, terörist mi yoksa fahişe mi?

    Ünlü gazeteciyi ağına nasıl düşürdü? Amaçlarına neden alet etti?

    Matilt Manukyan nasıl Türkiye’nin en zengin iş insanlarından biri oldu? Dünyanın bir numaralı genelev patroniçesi Madam Manukyan’ın otomobilini havaya kim uçurdu? Ermeni terör örgütleri mi, milliyetçiler mi, muhafazakârlar mı yoksa mafya mı?

    70’li yıllara damgasını vuran Ermeni terör örgütü ASALA’nın arkasında kim vardı? Lideri Agop Agopyan nasıl öldürüldü?

    Londra’da başlayan, İstanbul’u birbirine katan ve Atina’da sona eren büyük macera için hazır olun!

    Dönem romanlarının büyük ustası Osman Balcıgil’in kaleminden.

     

    Basım Dili : Türkçe
    Sayfa Sayısı : 408
    En / Boy :
    13,5 x 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2022

     

    ₺54,60
  • Çikolatanın birleştiren gücü aşkına!

    “Çikolata, insana içindeki çocuğu yaşatır, günlük koşuşturma anında o anın keyfini çıkarmanızı sağlar. Masumdur ve eğlencelidir. Yerken en sevdiğiniz şarkıda dans ediyormuş gibi heyecan dolarsınız. Bu yüzden çikolata, mutluluk dolu bir ruh halidir…”

    Çikolatanın öyküsüyle başlayan, sizler için hazırladığım birbirinden lezzetli 53 tatlı tarifi ile devam eden bu eşsiz yolculuğa hazır mısınız?

    Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt

    Yayıma Hazırlayan: Saliha Ulusoy

    Kapak Tasarım: Beyzanur Karabulut

    Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut

    Fotoğraflar ve styling: Urnisa Gahramanova

    Sayfa Sayısı: 152

    Ebat: 19x25,5

    Tür: Yemek kitabı

    Kağıt / İç Baskı: Mat kuşe, 200 gr

    Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr

    ISBN / Barkod: 9789751043436

     

    ₺182,00
  • Zor olan kilo vermek değil kendin hakkındaki düşüncelerini değiştirmektir.

    Gün boyunca ne yemen hatta ne yememen gerektiği hakkında sıkça düşünüyor musun?
    Stresli, üzgün veya yalnız olduğunda kendini sürekli buzdolabının önünde mi buluyorsun?

    Duyduğun her türlü diyeti deneyip daha fazla kilo almaya devam ettiysen artık değişim zamanı gelmiş demektir. Bu kitap sayesinde düşünce yapın, “Bunu bir daha asla yemeyeceğim!” katılığından, “Beni harika hissettiren her şeyi yemekte özgürüm!” anlayışına dönüşecek. Vücudunla, daha da önemlisi ruhunla bağlantı kurarak sevdiğin besinler üzerinde kaybettiğin gücü geri kazanacaksın.
    Kilo verme sürecinde neyi yememen gerektiğine odaklanmaktan vazgeç. Çünkü Yaşam Koçu Doris Hofer bizlere sadece keyif almak ve ihtiyacımız olan enerjiyi sağlamak için beslenmemiz gerektiğini söylüyor.

    HWL (Bütünsel Kilo Kaybı) programı, on yıllık bir çalışmanın sonucudur. Doris Hofer, “Squatgirl” adı altında, yıllardır tüm dünyada binlerce insanı zayıflatıyor. Bu kitapla sen de sonunda kilo verecek, her şeyden evvel yemeklerin düşmanın olmadığını görecek ve yeni bir sen yaratacaksın.

     

    Basım Dili : Türkçe
    Sayfa Sayısı : 152

    En / Boy : 13,5 x 21

    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2022

     

    ₺26,60
  • ŞİMDİ KENDİ HİKÂYENDEN YENİ BİR HİKÂYE YARATMA ZAMANI.

    Seni içindeki tanrıçaya götüren bir yol haritasıdır bu kitap... Gerçek potansiyeline ve evrendeki tüm güzellikleri barındıran o kıymetli özüne yönelmenin tam zamanı artık. Kadın bedenindeki tüm fiziksel döngülerinle ve erdemlerinle nasıl sağlıklı ve mutlu şekilde var olacağının sırlarına ulaşmaya hazır mısın?

    Yeni çağın gerçeklerinde var olmak için kadın beden formunda içten dışa iyileşmeli, güçlenmeli ve iz bırakan güzelliğe kavuşmalısın.

    Özündeki dengeli dişil enerjiyi keşfettiğinde, içindeki sevgi dolu, şefkatli, yaratıcı ve dönüştürücü tanrıça kadınlığın yeniden doğacak. İçindeki gücü hayatının her alanına doğallıkla, keyifle, coşkuyla akıtmaya başlayacaksın. Coşkun senin yaşam enerjini hep ayakta tutacak.

    IŞILDAYACAKSIN!

    İstediklerin sana doğru çekilecek.

    Gitmesi gerekenler zahmetsizce gidecek.

    Gelmesi gerekenler kolaylıkla gelecek.

    Şimdi senin için seçim zamanı. Özşefkatinle buluşup, hayatına sahip çıkmaya ve Yeni Dişil olmaya var mısın?

     

    Basım Dili : Türkçe
    Sayfa Sayısı : 328

    En / Boy : 16,5 x 21

    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2022

     

    ₺47,60
  • Debreli Hasan, 22 yılı aşkın bir süre dağlarda yaşadı. Hükümet kuvvetleri ve Balkanlar’daki milletlere mensup komitacı ve çeteler fellik fellik onu aramalarına rağmen, ne yakalayabildiler ne de öldürebildiler… Eşkıyalık tarihinde başka bir örnek yoktur. Debreli dışında, hakkında sayısız türkü yakılan ve maniler düzülen başka bir eşkıya da yoktur. Debreli’nin tek bir kızanı vardı. Yani, çetesi iki kişilikti! Bunun da başka bir örneği yoktur. Farklı milletlere mensup pek çok bey ve zengini soydu, altınları ve paraları yoksullara dağıttı. Bu ona, halk nezdinde büyük bir şöhret ve koruma kalkanı sağladı. Yaşamı destanlaştırıldı… 20. yüzyılın başlarında Rumeli’den bir Debreli Hasan geçti; destansı ve şaşırtıcı yaşamıyla…

    Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt

    Editör: Ezgi Hotalak Adalı

    Kapak Tasarım: Emir Tali

    Sayfa Tasarım: Şenol Alanbay

    Sayfa Sayısı: 96

    Ebat: 13,7x21,5

    Tür :Roman

    Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

    Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.

    ISBN / Barkod: 9789751043955

    ₺32,50
  • Geronimo, Kızılderililerin Apaçi boyuna mensup bir savaş lideri, şef ve şamandır…

    Meksikalılar ile Amerikalıların Kızılderili topraklarını işgal etmelerine ve onları köle yapmalarına karşı, destansı bir mücadele veren “Son Savaşçı”dır.

    Korkmaz, pes etmez, vazgeçmez ve boyun eğmez bir karaktere sahipti…

    On yedi yaşına geldiğinde günde yetmiş mil koşabiliyor, bunun yarım gününde ağzındaki suyu yutmadan tutabiliyordu. En büyük ve en zorlu hayvanların nasıl avlanacağına dair tüm tekniklere hâkimdi. Ama onun tek hayali, bir savaşçı olarak düşmanın karşısına çıkma şansının kendisine verilmesiydi…

    Apaçi Savaş Konseyi üyeleri, ona bu hakkı tam on yedi yaşında verdiler. Bu karar, Geronimo için hayatındaki en kıymetli olaylardan biriydi. Yapılacak ilk saldırı için de onu, “Savaş Lideri” olarak seçtiler…

    Şu sözler Geronimo’ya aittir: “Aptallar, yaşam ve ölüm için uzağa bakarlar; her ikisi de yanı başlarındadır.” “Ben kendimin efendisiyim, yapmak istediğim her şeyi yaparım.”

    Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt

    Editör: Ezgi Hotalak Adalı

    Kapak: Tasarım Emir Tali

    Sayfa Tasarım: Şenol Alanbay

    Sayfa Sayısı: 128

    Ebat: 13,7x21,5

    Tür: Roman

    Kağıt / İç Baskı III. Hamur Enzo, 52 gr.

    Cilt / Kapak :Amerikan Bristol 230 gr.

    ISBN / Barkod: 9789751043948

     

    ₺32,50
  • “Zafer Algöz yine yeteneğini konuşturup bizi geçmişe, yaşanan güzel anıların tam göbeğine götürüyor. Her maceranın kahramanı ile el ele, kol kola olmamıza, hep birlikte eğlenerek yeni maceralar yaşamamıza fırsat tanıyor. Ben bu eğlenceyi kaçırmadım, kitabı sizlerden önce okudum; şimdi sıra sizde. Okuyalım, yeni karakterlerin yeni maceralarının Zafer Algöz’ün nefis dokunuşu ile gözümüzün önünde canlanmasını yaşayalım.” Can Yılmaz

    Usta oyuncu Zafer Algöz, merakla beklenen üçüncü kitabı Ken Taç Dis ile mizah serüvenine devam ediyor! Algöz, çocukluğundan gençliğine ve ustalığına kadar geçen zamanda yaşadıklarını eşsiz anlatım gücüyle aktarırken bolca güldürüyor, düşündürüyor ve hüzünlendiriyor. Hayatında önemli bir yere sahip olan Kars, Trabzon ve Bursa anılarının yanında; tiyatro ve sinema dünyasından tanıdığımız usta isimlerle birlikte kendi özel hayatından sıra dışı karakterlere de yer veriyor kitabında. Mizahın, sevincin ve hüznün bir arada olduğu, şaşırtıcı ve soluksuz bir maceraya hazır olun…

     

    Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt

    Editör: Saliha Ulusoy

    Kapak Tasarım: Emir Tali

    Kapak Fotoğrafı:Aren Şenorkyan

    Sayfa Tasarım:Aslı Varol

    Sayfa Sayısı: 292

    Ebat: 13,5x19,5

    Tür :Anlatı

    Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

    Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.

    ISBN / Barkod 9789751043962

    ₺32,50
  • Aksaray’da kalabalık bir konakta doğan, etrafı gözleyerek büyüyen, her duyduğunu zihnine kaydeden bir çocuk… Daha lisedeyken öğretmenine, “Sen en iyisi tiyatrocu ol oğlum,” dedirtecek kadar mayasını belli eden, gizli cevher bir genç… Eşiyle altmış iki yıl aynı yastığa baş koyacak kadar derin bir âşık… Türkiye’de kabare kültürünü başlatan, yüzlerce temsilde yer alan, Yeşilçam’da da birbirinden unutulmaz karakterlere hayat vermiş bir oyuncu… Karşınızda her yönüyle Metin Akpınar.

    Zeynep Miraç, muhatabını nasıl konuşturacağını biliyor, hem ince hem dikkatli sorular sormayı başarıyor ve Metin Akpınar’ı bir zaman tüneline sokarak onun tiyatro tutkusunu, en yakını Zeki Alasya’yla olan dostluklarını, eşi Göksel Akpınar’la olan aşkını, Anadolu’daki turnelerini, Ulvi Uraz’dan Haldun Taner’e “hoca”larını bir bir anlatıyor bize. Üstelik karşımızdaki manzara yalnızca Metin Akpınar’ın hayatı değil, aynı zamanda bir Türkiye tarihi kesiti; muhtıralar, ihtilaller, sansürler, davalarla belki örselenen, ama asla tutkusundan vazgeçmeyen tüm sanat emekçilerinin çok iyi bildiği bir direnme hikâyesi bu anlatılan. Ne de olsa Metin Akpınar’ın hayatı, sahneye adanmış bir ömür…


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 176
    En / Boy : 13 / 19
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 4.2022
    ₺31,50
  • Alice ve Eileen, farklı şehirlerde yaşayan, otuzlarına yaklaşan iki arkadaş. Roman yazarı Alice, flört uygulaması sayesinde bir depo işçisi olan Felix’le tanışıp yakınlaşır. Eileen ise sona eren ilişkisinin yaralarını sarmaya çabalarken bir yandan da çocukluk arkadaşı Simon’ın çekimine kapıldığını hisseder. Alice ve Eileen ilişkiler, sanat, edebiyat ve günbegün belirsizleşen gelecekleri hakkında yazışırken hem arkadaşlıklarını hem de hayata bakışlarını sorgulamaya başlarlar. Zira aşklarına, kalp kırıklıklarına, günü yaşamaya ve muhabbetlerine tepelerinden ayrılmak bilmeyen bir bulut eşlik eder. Karanlıktan önceki son durak mıdır bu? Güzel bir dünyanın varlığına inanmanın bir yolu var mıdır? Sally Rooney insan doğasını kavrayışındaki yeteneğini bir kez daha samimi ve yalın bir dille gözler önüne seriyor. “Güzel Dünya, Neredesin? Rooney’nin şimdiye dek yazdığı en iyi roman. Mizahi ve zeki diyaloglarıyla, birbirleriyle çaresizce bağ kurmaya çalışan karakterleriyle muhteşem bir eser.”Brandon Taylor, The New York Times Book Review “Yazarın yeteneğini gözler önüne seren bir eser. Diyaloglar asla aksamıyor, nesri sayfayı yakıp kül ediyor.” Anne Enright, The Guardian


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 328
    En / Boy : 12 / 19
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 3.2022
    ₺50,40
Popüler Kategoriler
Edebiyat
Kişisel Gelişim
Korku ve Gerilim
Roman
Çocuk Kitapları
Çok Satanlar
  • “Kaplanın Sırtında Livaneli’nin edebiyat hayatında ilginç bir çıkış. Sultan II. Abdülhamid devrine aynanın öbür tarafından bir bakış… Sürgün Padişah’ın perspektifinden sürükleyici bir anlatım… Dikkat çekici bir üslup…” İlber Ortaylı

    “Kaplanın Sırtında, Abdülhamid rejimini alışılmış klişelerden kurtaran sürükleyici bir roman.” Taner Timur 

    “Geçmişin ve geleceğin, devrimin ve çöküşün, büyük hayallerin ve hayal kırıklıklarının beraber yaşandığı yüklü ve zor bir dönemin anlatıldığı önyargısız bir roman...” Ali Yaycıoğlu

    Otuz üç yıl süren bir saltanat, ardından bir gece yarısı gelen Selanik sürgünü…

    Tahttan indirilişinin üzerinden bir asırdan uzun bir zaman geçmiş olan II. Abdülhamid’in yaşamının en ilginç evresi Livaneli’nin çağdaş anlatısıyla gün yüzüne çıkıyor. Devrik padişahın, ihtilalci fikirlerin filizlendiği Selanik şehrindeki günleri hem bir vicdan muhasebesi hem de yoğun bir psikolojik gelgit dalgası.

    Türk edebiyatının kuşak bağı Zülfü Livaneli, II. Abdülhamid’in tahtını kaybettikten sonra yaşadıklarına odaklanırken, bireyi, toplumu, devleti ve iktidarı sorguluyor. Selanik sürgünü boyunca Sultan’ın ve maiyetinin hususi doktoru olan Tabip Yüzbaşı Atıf Hüseyin Bey’in hatıratından hareketle vücut bulan bu tarihi romanda, iktidar kavramına çarpıcı bir bakış açısı sunuluyor.

    Kitap Adı: Kaplanın Sırtında

    Kitap Yazar Adı: Zülfü Livaneli

    Yayın Direktörü: Gülşen İşeri

    Editör: Gökçe Şenoğlu

    İlk Okuma: Günnur Aksakal Baykan

    Son Okuma: Ezgi Hotalak Adalı

    Kapak illüstrasyonları: Ali Yaycıoğlu

    Kapak uygulama: Şenol Alanbay

    Sayfa Tasarım: Şenol Alanbay

    Sayfa Sayısı: 324

    Ebat :13,7x23

    Tür: Roman

    Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

    Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.

    ₺57,50
  • Siyah beyaz bir fotoğraf karesi gibi Yeşilçam; bir kenara atılmış, tozlu raflarda duran, ama her bakıldığında insanın ruhuna elemle karışık bir saadet yayan, ucu yanmış bir fotoğraf karesi.

    Fakir ama gururlu erkekleri, amansız hastalıklara yakalanan kadınları, imkânsız aşklarıyla o 24 fotoğraf karesinde her şey biraz daha masum sanki.

    Türk sinema tarihinin en yakışıklı jönlerinden Ediz Hun o dönemin başkahramanlarından biri. Beyoğlu Emek’te, yaz günlerinde açık hava sinemalarında, zaman zaman da televizyon ekranlarında yıllarca konuk oldu hayatlara. Onu hep canlandırdığı karakterlerle beyaz perdeden izledik, ama işin bir de perde arkası vardı. Ediz Hun bu kez kurgu değil, gerçek bir hikâye anlattı. Cihangir’de başlayıp Norveç’e kadar uzanan, içinde birbirinden güzel anıları, üstün başarıları ve bir halkın hayranlığını saklayan bu hikâyede başrol yine onun.

    Kitap Adı: Film Gibi Geçti-Ediz Hun

    Kitap Yazar Adı: Rıza Oylum

    Yayın Direktörü: Gülşen İşeri

    Editör: Ezgi Hotalak

    Kapak Tasarım: Emir Tali

    Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut

    Sayfa Sayısı: 220

    Ebat: 13,5x19,5

    Tür: Söyleşi

    Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

    Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr

    ₺52,00
  • Hande Çiğdemoğlu, kısa bir süre içinde gerçekleşen olayları anlatırken, kahramanın bütün hayatını yansıtan hikâyeler yaratıyor. Çeşitli insanlık durumlarını, hayatın gerçeklerini görünür hale getiriyor. Hayata dair olsa da pek konuşulmayan, kâğıt kesiği gibi sızlayan konular işliyor. Bir öyküsünün başlığına benzer biçimde anlatıyor; çok dokunmadan, fazla üzmeden.

    Böylesine olgun bir ilk kitap olan Kâğıt Kesiği’nin ve Hande Çiğdemoğlu’nun edebiyat yolculuğunu umutla takip edeceğim.

    Zülfü Livaneli

    Kâğıt Kesiği, 2021 Gülten Akın Mektup Yarışması Büyük Ödülü, 2020 Fakir Baykurt Öykü Yarışması Birinciliği ve 2020 Seyhan Livaneli Öykü Yarışması Üçüncülüğü alan öyküleri ile Türk edebiyatında yadsınamayacak bir yer edinmeyi başarıyor, üstelik daha ilk anda.

    Kitap Adı: Kâğıt Kesiği

    Kitap Yazar Adı: Hande Çiğdemoğlu

    Yayın Direktörü: Gülşen İşeri

    Editör: Ezgi Hotalak

    Kapak Tasarım: Esra Köymen

    Sayfa Tasarım: Aslı Varol

    Sayfa Sayısı: 220

    Ebat: 13,5x19,5

    Tür: Öykü

    Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

    Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr

     

    ₺39,00
  • Devlet, Mafya, Genelev Patroniçesi Üçgeninde, Soluk Soluğa Bir Dönem Romanı

    Holly, Lilli ve Iris gibi ünlü film karakterlerini şaşırtıcı biçimde canlandıran güzel kadın melek mi, terörist mi yoksa fahişe mi?

    Ünlü gazeteciyi ağına nasıl düşürdü? Amaçlarına neden alet etti?

    Matilt Manukyan nasıl Türkiye’nin en zengin iş insanlarından biri oldu? Dünyanın bir numaralı genelev patroniçesi Madam Manukyan’ın otomobilini havaya kim uçurdu? Ermeni terör örgütleri mi, milliyetçiler mi, muhafazakârlar mı yoksa mafya mı?

    70’li yıllara damgasını vuran Ermeni terör örgütü ASALA’nın arkasında kim vardı? Lideri Agop Agopyan nasıl öldürüldü?

    Londra’da başlayan, İstanbul’u birbirine katan ve Atina’da sona eren büyük macera için hazır olun!

    Dönem romanlarının büyük ustası Osman Balcıgil’in kaleminden.

     

    Basım Dili : Türkçe
    Sayfa Sayısı : 408
    En / Boy :
    13,5 x 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2022

     

    ₺54,60
  • Çikolatanın birleştiren gücü aşkına!

    “Çikolata, insana içindeki çocuğu yaşatır, günlük koşuşturma anında o anın keyfini çıkarmanızı sağlar. Masumdur ve eğlencelidir. Yerken en sevdiğiniz şarkıda dans ediyormuş gibi heyecan dolarsınız. Bu yüzden çikolata, mutluluk dolu bir ruh halidir…”

    Çikolatanın öyküsüyle başlayan, sizler için hazırladığım birbirinden lezzetli 53 tatlı tarifi ile devam eden bu eşsiz yolculuğa hazır mısınız?

    Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt

    Yayıma Hazırlayan: Saliha Ulusoy

    Kapak Tasarım: Beyzanur Karabulut

    Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut

    Fotoğraflar ve styling: Urnisa Gahramanova

    Sayfa Sayısı: 152

    Ebat: 19x25,5

    Tür: Yemek kitabı

    Kağıt / İç Baskı: Mat kuşe, 200 gr

    Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr

    ISBN / Barkod: 9789751043436

     

    ₺182,00
  • “Bazen de bir rastgele taş öylece bütün kış durur ve baharın bir mor çiçek halkası onu çepçevre ama sadece o taşı bir bordürle çevrelerdi. Taşın beyazı çiçeğin moru ile öyle bir resim verirdi ki, o özenle seçilmiş mor halka o taşı dünyanın kutsal taşlarından biri yapar ve boynundaki çelengi ile bunu öyle bir faş ederdi ki, kuşlar yukardan alçalarak bakar da geçer, saksağanlar, serçeler, küçük kuşlar üzerine birkaç saniyeliğine muhakkak konar, ayak sürer de geçer, kertenkele taşın etrafını dolaşır da geçer, karıncalar sıra olur da geçer, arılar üstünden söyler de geçer, bulut nemini salar da geçer, güneş kışın koyu lekelerini açar da geçer, geçer geçer, taş her ziyaretten haberdar anın içinde durur da geçerdi.

     

    Basım Dili : Türkçe
    Sayfa Sayısı :523
    En / Boy :
    13,5 x 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2022

     

    ₺69,00
  • “Rüyalar doğru çıkar, üç yol var denince önce kendine bakacaksın ve herhalde üç kat merdiven çıkacak ya da ineceğim diyeceksin, kendi kendinin yorumcusu böyle olunur. Para gelecek denince önce cebini yoklayacaksın, hiç mi yok, demek ki canın çıkarsa şöyle bir elli kuruş gelecek, zaten elli kuruşun varsa çoktan hak ettiğin ama bir türlü eline geçmeyen bir liranın yirmi beş kuruşu eline geçecek. Bir kadın mı gördün, emin ol ki o seni görmedi. Ama seni de gören biri var işte o gelecek, ama sen onu gelenden saymadığın için geldiğini bile anlamayacaksın. Bekleyeceksin, sabrın da kıt olduğundan senden daha evvel beklemeye başlamış birini hah diye alacaksın, daha eskinin hiç sesi çıkmaz, o yüzden onu mazlum, kendini galip zannedeceksin.

     

    Basım Dili : Türkçe
    Sayfa Sayısı : 
    401
    En / Boy :
    13,5 x 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2022

     

    ₺58,50
  • “Her yaranın bir yarını var.”

    Dr. Senai Demirci, heyecanlı bir metaforik yolculuğa çıkarak, Mesnevi hikâyelerini modern psikoterapinin temel haritaları olarak okuyor. Kadim hikmetten beslenen Mevlana’nın insanın psikolojik altyapısına işaret eden canlı imgelerini ince bir işçilikle gün yüzüne çıkarıyor. İnsan doğasında saklı sancılara, susturulmuş çığlıklara, uyutulmuş acılara, ertelenmiş çelişkilere refakat eden Mesnevi hikâyelerinin kurgusuna modern terapinin akışını ustalıkla oturtuyor. Mevlana Terapi’de tıbbın, psikolojinin ve edebiyatın berzahında kırk yıldır kalem oynatan bir psikoterapist olarak şaşırtıcı ve şifa verici bir dünyanın kapılarını aralıyor.

    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 192
    En / Boy :13,5 x 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2022

    ₺26,60
  • “Zafer Algöz yine yeteneğini konuşturup bizi geçmişe, yaşanan güzel anıların tam göbeğine götürüyor. Her maceranın kahramanı ile el ele, kol kola olmamıza, hep birlikte eğlenerek yeni maceralar yaşamamıza fırsat tanıyor. Ben bu eğlenceyi kaçırmadım, kitabı sizlerden önce okudum; şimdi sıra sizde. Okuyalım, yeni karakterlerin yeni maceralarının Zafer Algöz’ün nefis dokunuşu ile gözümüzün önünde canlanmasını yaşayalım.” Can Yılmaz

    Usta oyuncu Zafer Algöz, merakla beklenen üçüncü kitabı Ken Taç Dis ile mizah serüvenine devam ediyor! Algöz, çocukluğundan gençliğine ve ustalığına kadar geçen zamanda yaşadıklarını eşsiz anlatım gücüyle aktarırken bolca güldürüyor, düşündürüyor ve hüzünlendiriyor. Hayatında önemli bir yere sahip olan Kars, Trabzon ve Bursa anılarının yanında; tiyatro ve sinema dünyasından tanıdığımız usta isimlerle birlikte kendi özel hayatından sıra dışı karakterlere de yer veriyor kitabında. Mizahın, sevincin ve hüznün bir arada olduğu, şaşırtıcı ve soluksuz bir maceraya hazır olun…

     

    Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt

    Editör: Saliha Ulusoy

    Kapak Tasarım: Emir Tali

    Kapak Fotoğrafı:Aren Şenorkyan

    Sayfa Tasarım:Aslı Varol

    Sayfa Sayısı: 292

    Ebat: 13,5x19,5

    Tür :Anlatı

    Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

    Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.

    ISBN / Barkod 9789751043962

    ₺32,50
  • En iyi yönüm, en büyük zaafımsın!

    Kağan ve Buket arkadaşlarıyla birlikte yolculuğa çıkarken her şey çok güzel gidiyordur. Ta ki ezeli düşmanları Bahadır hiç beklemedikleri bir anda yeniden kendini gösterene kadar. Buket bu defa geleceği için yalnız savaşmak zorunda kalır. Acaba başarılı olabilecek mi?

    İki âşık Cansu ve Emre yine karşı karşıya gelmiştir. Önlerinde vermeleri gereken önemli bir karar vardır. Peki, bu defa onları nasıl bir son bekliyor? Mutlu mu olacaklar, yoksa sonsuza dek kendi yollarına mı gidecekler?

    Gazel tarafında ise işler biraz karışıktır. Çok önemsediği biri vardır! Karanlık ve bir o kadar da gizemli Hakan’ı ilk karşılaştıkları andan beri unutamamaktadır. Acaba Hakan onu önemsiyor mu?

    Her bir karakter kendi hikâyesini özenle yazarken saklı gerçekler gün yüzüne çıkıyor ve merak edilen tüm sorular cevap buluyor!


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 432
    En / Boy : 13.5 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 4.2022
    ₺65,00
Çocuk Seçkileri
  • Doğa bize birçok güzellik yaşatırken zaman zaman da kötü sürprizler hazırlayabilir. Deprem de doğanın insanoğluna hazırladığı kötü sürprizlerden biridir. Bu kitapta, depremin nasıl oluştuğunu, deprem öncesinde, deprem sırasında ve deprem sonrasında ne tür önlemler almamız gerektiğini öğreneceğiz. Sonra da öğrendiklerimizi çevremizdekilere de öğreteceğiz. Unutmayalım ki büyüklerin de küçüklerden öğreneceği çok şey var!

    ₺49,50
  • Doğa bize birçok güzellik yaşatırken zaman zaman da kötü sürprizler hazırlayabilir. Deprem de doğanın insanoğluna hazırladığı kötü sürprizlerden biridir. Bu kitapta, depremin nasıl oluştuğunu, deprem öncesinde, deprem sırasında ve deprem sonrasında ne tür önlemler almamız gerektiğini öğreneceğiz. Sonra da öğrendiklerimizi çevremizdekilere de öğreteceğiz. Unutmayalım ki büyüklerin de küçüklerden öğreneceği çok şey var!

    ₺49,50
  • Isı ve ışık kaynağı ateş, dikkatli kullanmadığımız zaman yaramaz akrabası yangına davetiye çıkarır. Bu kitapta; bir enerji kaynağı olan ateşin günlük hayatımıza kattığı faydaları ve yangından nasıl korunmamız gerektiğini öğreneceğiz. Sonra da öğrendiklerimizi büyüklere anlatacağız. Çünkü büyüklerin çocuklardan öğrenecekleri çok şey var!

    ₺49,50
  • Ares’in en büyük isteği herkes tarafından sevilen, bütün herkesin arkadaş olmak istediği, mükemmel biri olmaktır. Tıpkı havalı sınıf arkadaşı Leo gibi. Ve bunun yolunun güzel kıyafetler ile pahalı eşyalardan geçtiğine inanmaktadır. Ancak ne yaparsa yapsın annesini bu pahalı şeyleri almaya ikna edemez. Bu nedenle çok mutsuz hisseder kendisini. Hiçbir zaman mükemmel, havalı, popüler biri olamayacağını düşünür. Üstelik arkadaş olmak için can attığı Ela’nın da dikkatini çekemeyecektir bu durumda. 

    Bir gece beklenmedik biriyle tanışır. Ve ondan, hayal ettiği gibi biri olmasının sırrının gölgesini bulmaktan geçtiğini öğrenir. Ancak bunu nasıl yapacağını bilemez.

    Tam bu esnada ailesiyle çıkmak zorunda kaldığı bir yolculuk onun tüm yaşamını değiştirir. Bu yolculukta hayatına giren yeni arkadaşları ona, sahip olduklarının değerini, sevilmek için hiçbir nedene ihtiyacı olmadığını, olduğu haliyle mükemmel olduğunu ve yaşamın en büyük sırlarından birini öğretirler: Kendini sevmek ve olduğu haliyle kabul etmek.

    Başak Sayan’dan Rüzgar Olmak İsteyen Çocuk kitabının ardından, bir çocuğun gözünden hayata, gerçek sevgiye ve arkadaşlığa dair büyüleyici bir hikâye.

    ₺29,90
  • Nasılsın?
    Yaz tatilin nasıl geçti?
    Tatilde aynı şeyleri yapmaktan sıkıldın mı?
    Yoksa durumdan memnun musun?
    Tableti ve televizyonu çok mu seviyorsun?
    Peki ya onlar yoksa ne olacak?

    Bu kitapta tablete yapışık yaşayan çocukların hikâyesi anlatılıyor. 

    Kitabın kahramanları Onur ve Ceren, tablet oyunları dışında başka hiçbir oyunu sevmeyen iki yakın arkadaş. Bu yaz da, her yaz yaptıkları gibi sadece tablet oyunlarıyla oynadılar. Ta ki elektrikler kesilinceye kadar...

    O andan itibaren hayat bambaşka oldu. Unutulmayacak anılarla dolu bir yaz tatili geçirdiler.

    Dikkat! Şu an elinizde tuttuğunuz kitap sizi şaşırtabilir, hatta sizi değiştirebilir. Ceren ve Onur’un anılarında kendinizden bir parça bulabilirsiniz. 

    ₺26,00
  • Ekin, güler yüzlü, en sevdiği harf “ğ” olan, ilginç deneyler yapan meraklı bir çocuk. 

    Şimdi Ekin için yeni bir deney zamanı. Bu gizemli deneyinde seçtiği farklı bir emojinin duygusunu bir gün boyunca yaşayacak. Üzülecek, gülecek, şaşıracak, dans edecek, şarkı söyleyecek... Ama deneyinden hiç kimseye bahsetmeyecek. Zorlu, bir o kadar da komik bir macera seni bekliyor. 

    Bakalım, Ekin deneyini tamamlayabilecek mi? 

    Ekin’in gizli deneyini fark edecekler mi?

    Ekin, emojilere göre duygularını planlayabilecek mi?

    ₺30,50
  • MİLAŞOKİ dostlar! 

    Yanlış okumadınız. Evet, MİLAŞOKİ. Duyguca dilinde “Merhaba” demek. Duyguca, kitabımın kahramanı Duygu’nun kendince uydurduğu, kimsenin anlamadığı ama onu çok eğlendiren bir dil. 

    Duygu, çoğu zaman insanlarla konuşmak istemiyor. Konuştuğunda da içinden kendi dilinde bir şeyler söylüyor. Mesela çok kızınca SURİKİTA diyor. Sevinince KİRASİTOMBA, durum komikse BUKİRİŞTOK demek onu rahatlatıyor. Çünkü Duygu’nun kafası duygular konusunda biraz karışık…
    Ama artık değişim zamanı. Duygu’nun dedesi bir mucit ve torunu için bir çözüm üretiyor: “Duygu Navigasyonu”.

    Navigasyon konuşuyor ve Duygu’yu yönlendiriyor. İşte komik ve şaşırtıcı olaylar da bu şekilde başlıyor. 

    Bakalım Duygu, duygu navigasyonu ile neler yapacak?

    ₺30,50
  • Denizkızı Derina ve dostları denizatı, balon balığı ve çekiç başlı köpekbalığı…

    Onlar, Pomida Denizi’nin sevimli su altı sakinleri…

    Tümünün ortak bir noktası var:

    Biricik ve kendilerine has özelliklere sahip olduklarını unutup, aldıkları olumsuz bir eleştiri ile kendilerini yetersiz hissetmeleri…

    Bakalım bu hikâyede neler yaşayacaklar, kendi farklılıklarını keşfedip, biricik olduklarının nasıl farkına varacaklar?

    Merak ediyorsan, sayfaları çevirmeye başla!

     

    Çocuklarda Özgüven Serisi’nin bu 2. kitabında, Denizkızı Derina, hem su altındaki arkadaşlarına hem de minik okuyucularına sesleniyor:

    “Herkes kendi farklılıkları ile değerlidir. 

    Kendine has özellikleri vardır ve biriciktir.”

     

    Çocuklarda Özgüven Serisi’nin her kitabında farklı bir tema var:

    Küçük Bulut Pofini’de, içindeki gücü keşfedişinin hikâyesini,

    Yavru Ayı Fanfan’da, hata yapmaktan endişe etmek yerine, vazgeçmeyip çabalamanın getirdiklerinin hikâyesini bulacaksınız.

    Sayfa Sayısı : 32

    Ebat : 23x23

    Kağıt/İç Baskı : Kuse Mat 170 gr

    Cilt / Kapak : Amerikan Bristol 230gr

    ₺22,75
  • Yavru Ayı Fanfan, Tavus Kuşu Kuki, Aslan Yoyoto… 

    Onlar, Munçino Ormanı’nın, şirin mi şirin sakinleri… 

    Tümümün ortak bir noktası var: 

    Hata yapmaktan endişe etmeleri…

    Bakalım bu hikâyede neler yaşayacaklar, endişelerinin üstesinden nasıl gelecekler?

    Ve Yavru Ayı Fanfan’ın arkadaşlarına hazırladığı o müthiş 

    sürpriz ne olacak?

    Merak ediyorsan, sayfaları çevirmeye başla!

     

    Çocuklarda Özgüven Serisi’nin bu 3. kitabında, gökyüzünü aydınlatan ve yüzyıllardır Munçino Ormanı’ndaki hayvanları izleyen Ay, hem Yavru Ayı Fanfan’a hem de hata yapmaktan çekinen tüm miniklere sesleniyor:

    “Hepimiz hata yaparız. 

    Hata yapmadan çok zordur bir işi başarmak. 

    Önemli olan vazgeçmemek ve hep çabalamak...”

     

    Çocuklarda Özgüven Serisi’nin her kitabında farklı bir tema var:

    Küçük Bulut Pofini’de, içindeki gücü keşfedişinin hikâyesini,

    Denizkızı Derina’da, herkesin biricik ve kendine özgü 

    özelliklere sahip oluşunun hikâyesini bulacaksınız.

     

    Sayfa Sayısı : 32

    Ebat : 23x23

    Kağıt / İç Baskı : Kuse Mat 170gr

    Cilt / Kapak : Amerikan Bristol 230gr

    ₺22,75
Sizin İçin Hazırladığımız Setler
  • Şahmerdan 

    “1953’te Sait Faik, ikinci Türk olarak, Amerika’daki Uluslararası Mark Twain Derneği’nin onur üyeliği payesini aldı. Bu kadarı küçük bir haber olarak gazetelerde çıktı çıkmasına ama, sanatçılar gazete sütunları için pek çekici konu değildi. Oysa bundan önceki Mark Twain üyeliği ilk Türk olarak Atatürk’e verilmişti. Şimdi ikinci Türk de Sait Faik oluyordu. Aradan yıllar geçti, bugüne kadar başka hiçbir Türk bu onura layık görülmedi.”
    Ara Güler (kitaptan, s.139)

    Şahmerdan *Çelme *Kaşıkadası’nda *Mahpus *Bir Define Arayıcısı *Projektörcü *Francala mı, Ekmek mi? *Paşazade *Krallık *Çöpçü Ahmet *Köye Gönderilen Eşek *Zemberek *Alt Kamara *Satılık Dünya *Köy Hocası ile Sığırtmaç *Şeytanminaresi *Bekâr *Beyaz Pantolon *Bir Kadın

    Sarnıç 

    “Önümüzde hayat... Her gün bir başka uykuya yatıp bir başka rüya göreceğiz. Halbuki zaman, ağır ağır bizimle beraber akan nehir, bir göle varıyordu. Bu gölde artık biz akmıyor, dalgalanıyorduk.”

    “Sarnıç” adlı öyküden.

    *Sarnıç *Kalorifer ve Bahar *Beyaz Altın *Bir Karpuz Sergisi *Mavnalar *Gece İşi *Hancının Karısı *Loğusa *Ormanda Uyku *Kim Kime *Park *Gaz Sobası *Plaj İnsanları *Davut’un Anası *Grenoble’da İtalyan Mahallesi *Marsilya Limanı

    Seçme Hikayeler

    Bu kitapta Sait Faik’in deniz kokusuyla, çocuk sesleriyle, balıkçı sohbetleriyle, martılarla, türlü türlü balıklarla donattığı sıcacık hikâyeleri bir araya getirildi.

    Seçme Hikâyeler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilköğretim öğrencileri için belirlediği 100 Temel Eser’de yer almaktadır.

    * Stelyanos Hrisopulos Gemisi * Zemberek * Çamaşır İpleri ve Don Gömlek Hayaletleri * Ben Ne Yapayım ? * Havuz Başı * Uzun Ömer * Kraliçenin Evinde * Açık Hava Oteli * Diş ve Diş Ağrısı Nedir Bilmeyen Adam * Bir İlkbahar Hikâyesi * Fındık * Eftalikus’un Kahvesi *Sinağrit Baba * Son Kuşlar * Sivriada Geceleri * Sivriada Sabahı * Haritada Bir Nokta * Bir Kaya Parçası Gibi * Hişt, Hişt !.. * Dülger Balığının Ölümü

    ₺39,50
  • Son Kuşlar

    “Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka neydi? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim. Hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum. Ada’nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım.”

    Şimdi Sevişme Vakti

    Şimdi Sevişme Vakti Çıplak heykeller yapmalıyım, Çırılçıplak heykeller Nefis rüyalarınız için Ey önümden geçen ak sakallı kasketli, Yırtık mintanından adaleleri gözüken Dilenci Sana önce Şiirlerin tadını Aşkların tadını Kitaplardan tattırmalıyım Resimlerden duyurmalıyım, resimlerden..

    Şimdi Sevişme Vakti *Yeis *Sicilya Ormanları *Ceylânı Bahri *Arkadaş *O ve Ben *Napoli *Mektup 1 *Mektup 2 *Bir Zamanlar *Şarap İçerek *Deli Çay *Bir Masa *Köprü *Marikula Doğur *Karlı Hava *Söyliyemiyorum *Yarı Belimiz

    Havada Bulut

    “Hafif bir rüzgâr, köpeğin sarı tüylerini, adamın sarılı beyazlı sert saçlarını oynatıyordu. Adamın yüzünde manalı hatlar vardı. Sevilmemişlerin, çok üzülmüşlerin, sarhoşların, bir zaman güzelken çirkinleyivermişlerin, okumuşların, hasılı iç rahatsızların yüzlerindeki ifade… (…) Gözlerinin etrafında yedi sekiz çizgi, hayatında çok güldüğünü değil, yüzünü güneşe verip mavi gözlerini kıstığını ifade ediyor dersem, inanmalısınız! O, aynaya baktığı zaman, bu çizgilerin gülmekten değil, güneşe bakmaktan olduğunu, köpeğine söylemiştir. Bir köpeğe söylenilmiş lakırdıyı komşulardan hiçbiri işitmemiştir, denebilir mi?”

    “Havada Bulut” adlı öyküden

    Havada Bulut *Ay Işığı *Büyük Hulyalar Kuralım *Karidesçinin Evi *Yorgiya’nın Mahallesi *Kurabiye *Korkunç Bir Pastane *Eleni ile Katina *Falcı Matmazel Todori *Birinci Mektup *İkinci Mektup *Sonu *1 Nisan’da Bir Erik Ağacı ile Konuştum *Mehmet Bey’e Göre

    Mahkeme Kapısı

    Sait Faik bu kez bir ay boyunca izlediği adliye mahkemelerindeki “tutukluların” öykülerini yazıyor. Bu kişiler Sait Faik’in bildik evreninin bildik yüzleri: kimsesizler, yoksullar, işsizler, balıkçılar, oyun olsun diye hırsızlık yapan çocuklar... Ve öte yanda yargının soğuk yüzünü yansıtmaktan uzak, iyicil yargıçlar çıkar karşımıza. Suçlu olarak mahkemede bulunan çoğu kişiyi, önce insan olduğunu anımsatan ayrıntılarla, onların önce bir oğul ya da bir baba olduğunu vurgulayarak anlatır Sait Faik. Aslında ona göre ortada suç da yoktur, suçlu da. Okura da hepsini tahliye etmek düşer...

    Seylan Çayı Hırsızları *Modern Bir Karı Koca *Bursa’dan Cesur Bir İhtiyar Geldi” *İki Buçuk Liralık Bir Rüşvet *Bir Peri Masalı mı? İpekli Kumaş Hırsızlığı mı? *Üç Bayan Bir Bay *Koltuk Değnekli Adam *Pişmanlık *Nüfus Tezkeresiz Adam *Sultan Mahmut Türbesi’nin Kurşunları *Altmış Liralık Bir Kadın Çantası *Bıçakla Oynanmaz *Yüze Yakın Basamak *Çamaşır İpleri ve Don Gömlek Hayaletleri *Üniversiteliler ve Bir Bayan *Artistler Turneye Çıkarlarken *Bu Senenin Meşhur Karakışı Cinayeti *Dayının Ceketi *H. Soğukpınar *Yerli İskoç Kumaşından Spor Ceket *100.000 Marsilya Kiremiti *Meryem Ana Kandili Ampülünün Kordonu *Davacıya Göre:Bir Muharebe *Başkalarının Derdiyle Dertlenen Bayan *Mahkemeye Verilen Mektuplar Kimin? *Portakal Ezmelerinde Boya Var mı, Yok mu?

    Havuz Başı

    “Bir bahar günü Sait Faik ve Orhan Veli ile birlikte yaptığımız bir Boğaz gezintisini anımsıyorum. Üsküdar’dan Beykoz’a kadar her iskelede Sait beni sınava çekmişti: ‘Şu iskeleyi anlatmak gerekse neresinden başlarsın?’ Anadoluhisarı İskelesi’nin yanında küçük bir kahve vardır. ‘Haydi’ dedi, ‘mademki hikâyecisin, şu kahvede ilk gözüne çarpan nedir, söyle bakalım?’ Baktım üç dört kişi oturmuş, kâğıt oynuyor, kahve içiyor, duvarda birtakım basma resimler… İran şahının, Atatürk’le resmi falan. ‘Bu resimleri belirtirim’ dedim. Kızdı birden, ‘Ulan!’ dedi, ‘o kenarda tek başına oturan ihtiyar sakallı var ya? İşte asıl hikâye o be?’ ”
    Oktay Akbal, Şair Dostlarım, 1964

    *Havuz Başı *Kumarbaz Hayri Efendi *Çatışma *İyilik Unutulmaz *Bir Sonbahar Akşamı *Bir Ev Sahibi *Bayan Gülseren *Yüksekkaldırım *On Milyonerle On Metresi *Jimnastik Yapan Adam *İnsan Gibi Bir Şey: Huy *Su Basması *Mektup *Sur Dışında Hayat *Serseri Çocukla Köpek *Sonbahar *İnsanlar, Türküler, Masallar *Parkların Sabahı, Akşamı, Gecesi *Cezayir Mahallesi *Simitle Çay *Şehrin Sabahları ve Adamlarından Biri *Şehrâyin *Güğüm

    ₺52,50
  • Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar: Casanova - Stendhal - Tolstoy

    Stefan Zweig, Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar’da pek çok açıdan birbirinden farklı üç yazarın, Casanova, Stendhal ve Tolstoy’un hikâyesini anlatıyor. Bu üç farklı şahsiyetin yaşamlarını biyografik, duygusal, felsefi ve insani yönden gözlemliyor. İlk bakışta Casanova gibi rahat, ahlak kurallarına uymayan bir çapkınla, yaptığı ve yapmadığı her davranışın kökenini kendi Ben’inde arayan bir yazar olan Stendhal ve ahlak savunucusu, gerçek bir sanatçı olan Tolstoy’un yaşam öykülerini aynı kitapta bulmak şaşırtıcı gibi görünse de Zweig bu üç ismi “Kendi Ben’lerinin dünyasını evrene açmayı, sanatlarının en önemli görevi görmek” ortak paydasında buluşturuyor.

    Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar Zweig’ın bütün eserlerine hâkim olan derin bir edebiyat ve felsefe tadıyla yoğrulmuştur.

    Korku 

    Rahat ve korunaklı bir yaşam süren saygın bir kadın, sekiz yıllık evliliğinden sıkılmış, burjuva dünyasının kozasından çıkarak kendini genç bir piyanistin kollarına atmıştır. Ancak bu gizli ilişkiden haberdar olan bir şantajcının ansızın zuhur etmesiyle, hayatında yeni farkına vardığı bütün güzellikleri yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalır ve kahredici bir korkunun pençesine düşer.

    Korku insanı bilinçdışına itilmiş utanç verici deneyimlerden, bastırılmış pişmanlıklardan özgürleştirebilecek güçte bir yapıt.

    Kızıl 

    Zweig gençlik dönemi yapıtlarından Kızıl’da öğrenim için Viyana’ya giden genç bir tıp öğrencisinin büyük kentin gerçekliğine uyum sağlama ve yetişkinliğe adım atma sürecini anlatır. Kendini birdenbire ailesinden uzakta soğuk bir odada yapyalnız bulan bu “çocuksu” genç adam, zamanla girdiği bunalımın etkisiyle hayallerinden, başlangıçta büyük bir hevesle sarıldığı tıp eğitiminden vazgeçme noktasına gelmiştir. Tam da o günlerde kızıla yakalanan ve yardımına ihtiyaç duyan bir kız çocuğu onu hayata geri çağırır… 1908 yılına ait bu anlatı, Zweig’ın daha o zamanlar çoktan bir novella üstadı olup çıktığının kanıtıdır adeta. Üstelik, yazarın sonraki yapıtlarında sıklıkla karşılaştığımız bir temanın peşine henüz kariyerinin başındayken düştüğünü; gaddar bir dünyada varoluşunu sürdüremeyecek kadar kırılgan insanların acılarını baştan beri dert edindiğini ortaya koyar.

    Üç Büyük Usta: Balzac - Dickens - Dostoyevski 

    Stefan Zweig Üç Büyük Usta’da, üç büyük yazarın yaşam öyküleri üzerinden okurlarını edebiyat tarihine, edebi dehanın sınırlarına doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
    “Toplumun romanını yazan” ve kendi gücünü dünyaya kabul ettirmek isteyen Balzac, “ailenin romanını yazan” ve döneminin İngiliz kültürüyle özdeşleşen Dickens, “bireyin romanını yazan” ve yaşamla ölüm, dehayla çılgınlık arasında gidip gelen Dostoyevski hem birer yazar, hem de gerçek birer kişilik olarak Zweig’in bu eserinde karşımıza çıkıyor.

    Karmaşık Duygular

    Zweig insani duyguları büyük bir ustalıkla çözümleyebilmesini keskin gözlemciliğine ve psikolojik derinliğine borçludur. Benzersiz maceralar, büyük sırlar, marazi saplantılar, duygusal ikilemler ve gerilimler, bu sayede çağları aşarak, her devrin okuruna hitap edebilen anlatılara dönüşür. Bu derlemedeki novella ve öykülerinde de, duygudaşlığı elden bırakmadan insan doğasının en iyi ve en kötü yanlarını gözler önüne serer. Bunlar sevgiye, ölüme, yitirilen ve yeniden canlanan umuda, yeniden kazanılan inanca, gençliğe ve insanın kendini keşfine dair yapıtlardır.

    Ormanın Üzerindeki Yıldız *Erika Ewald’in Aşkı *Unutulmuş Düşler *Alacakaranlık Hikâyesi *Zıt İkizler *Bir Yüreğin Çöküşü *Karmaşık Duygular

    Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat

    Zweig bu novellasında bir kadının yaşamını bütünüyle değiştiren yirmi dört saatlik deneyimini anlatırken, insanda içkin saplantıların ve dayanılmaz arzuların sınırlarında gezinir. Özgürce ve tutkuyla içgüdülerinin peşine takılan bir kadının bu kısa ve yoğun hikâyesi, kadın kalbinin sırlarına ermiş ustanın kaleminde olağanüstü bir anlatıya dönüşür. Yapıtı için mekân olarak muhteşem atmosferiyle Fransız Rivierası’nı seçen Zweig, 1920’li yılların sonlarında Avrupa’nın “kibar” tabakasının ikiyüzlü ahlak anlayışına yönelik eleştirel tavrıyla dikkat çeker.

    ₺269,90
  • Bir Çöküşün Öyküsü

    Bu son derece çarpıcı çöküş öyküsü, XV. Louis döneminde Fransız sarayında epey etkili olmuş aristokrat bir kadının gerçek yaşamına dayanır. Madame de Prie günün birinde gözden düşer ve kral tarafından Normandiya’ya sürülür. İktidar sahibi ve ilgi odağı olduğu hareketli ve eğlenceli Paris günlerinden sonra, ne kadar süreceği belli olmayan, kendisiyle baş başa kalacağı bir sürgün dönemi beklemektedir onu. Ancak iktidar savaşları, entrika ve eğlenceden ibaret boş saray hayatı varoluşuna anlam katan tek şeydir. Hem kendini hem çevresindekileri sürekli kandırma eğilimindeki bu sığ ve kibirli kadın, malikânesinde gösterişli eğlenceler düzenleyerek Paris’teki hayatını yeniden canlandırmaya çalışır. Giderek mantıklı düşünme yetisini bütünüyle yitiren Madame de Prie, yeniden bütün dikkatleri üzerine çekebilmek için inanılmaz bir plan yapar.

    Amok Koşucusu

    Amok Koşucusu doktor olarak yardıma ihtiyaç duyan bir insana el uzatmanın vicdani yükümlülüğüyle kendi karmaşık duyguları arasında sıkışıp kalan bir adamın hikâyesidir. Hollanda Doğu Hint Adaları'nda görev yapan bir doktor, dara düşüp kendisine başvuran çok zengin bir kadının yardım talebini geri çevirir. Zira kadının mağrur ve hesapçı tavrı karşısında büyük bir öfkeye kapılmış, gururuna yenik düşmüştür. Ancak söz konusu olan insan hayatıdır. Kısa süre içinde pişmanlığın pençesine düşer. Kadına yardım etmeyi saplantı haline getiren doktor, Malezya halkında rastlanan bir nevi öldürücü delilik olan hummanın, amokun etkisi altına girer.

    Ay Işığı Sokağı

    Fransa’nın bir liman kentinin denizci mahallesinde gezinirken duyduğu arya söyleyen sesi izleyerek tanımadığı insanların marazi hayatlarına dalan bir gezgin; patronuna kölece bağlılığı yüzünden korkunç bir eyleme sürüklenen karanlık, itici ve yabani bir hizmetçi; 1810 yılında İspanya’daki savaşta yaralanan, düşman bir ülkede amansız bir hayatta kalma mücadelesine girişen bir Fransız albay; 1918 yılının bir yaz gecesi Leman gölünde bulunup kurtarılan, ancak sonra yüreğini kavuran yurt özlemine yenik düşen bir Rus savaş esiri; yaşıtları üniversiteye giderken hâlâ liseye devam eden avare bir gencin öğretmeninin otoritesine isyan ettikten sonra ödediği ağır bedel. Zweig bu öykülerde insanı insanlıktan çıkarıp en uç noktalara sürükleyen deneyimlerin izini sürerken, okuru da ister istemez karakterlerinin ruh çalkantılarının içine çekiyor…

    *Ay Işığı Sokağı * Leporella * Nişan * Leman Gölü Kıyısında Olay * Avare

    Clarissa 

    Zweig hayatının son dönemlerinde başladığı, taslağı 1981’de gün ışığına çıkarılan ve yayıncısı tarafından tamamlanan Clarissa’da, 1902 yılından Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesine kadar geçen dönemde, dünyanın halini genç bir kadının gözünden anlatır. Avusturyalı bir subayın kızı olan Clarissa bir manastır okulunda büyümüş, eğitimini tamamladıktan sonra Viyanalı ünlü bir sinir hastalıkları uzmanının yanında çalışmaya başlamıştır. Luzern’deki bir kongrede barışsever Fransız öğretmen Léonard’la tanışır. Birbirlerine âşık olurlar. Savaş yüzünden ayrılmak zorunda kaldıklarında Clarissa hamiledir. Üstelik karnındaki bebeğin babası aynı zamanda düşmanıdır da. Milliyetçi bir histerinin kol gezdiği parçalanmış Avrupa’da bu bebeği doğurmak yalnızca kişisel bir karar değildir artık.

    Olağanüstü Bir Gece 

    Olağanüstü Bir Gece, seçkin bir burjuva olarak rahat ve tasasız varoluşunu sürdürürken giderek duyarsızlaşan bir adamın hayatındaki dönüştürücü deneyimin hikâyesidir. Sıradan bir pazar gününü at yarışlarında geçirirken, belki de ilk kez burjuva ahlakından saparak “suç” işler. Böylece yeniden “hissetmeye” başladığını, kötücül ve ateşli hazları olan gerçek bir insan olduğunu fark eder. İçindeki haz dolu esrime, aynı günün akşamında onu gece âleminin son atıklarının arasına, “hayatın en dibindeki lağımlara” sürükleyecek, varış noktası ise ruhani bir uyanış olacaktır

    ₺143,90
  • Diriliş

    Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Savaş ve Barış, Anna Karenina ve Kreutzer Sonat'ın büyük yazarı, yaşamının son otuz yılında kendini insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, boyun eğme, başkaldırma, sanat ve estetik konularında kuramsal çalışmalara verdi. 1899'da yayımlanan Diriliş Tolstoy'un yaşadığı sırada çıkan son romanıdır. Tolstoy, yıllarca üzerinde düşündüğü ve pek çok kuramsal eser yazdığı insanlık sorunlarını bu kitapta edebi bir mahkûm kafilesinin yolculuğunu değil, yaşamın anlamını kavramak adına kişinin kendini yeniden var etme sürecini anlatan bir başyapıttır. Ayşe Hacıhasanoğlu (1952): DTCF Rus Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Bir süre SSCB Büyükelçiliği Basın Bürosu'nda çevirmen olarak çalıştı. Edebiyat ve sosyal bilimler alanında çeviriler yaptı. Dostoyevki, Tolstoy, Turgenyev, Gorki, Bagirov eserlerini Türkçeye kazandırdığı yazarlar arasında yer almaktadır.

    Anna Karenina

    Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Savaş ve Barış, Diriliş ve Kreutzer Sonat’ın büyük yazarı, sadece toplumsal olayları değil, bireyin duygularını da olağanüstü tasvir yeteneğiyle aktarmıştır. Yazar, en ünlü eserlerinden biri olan Anna Karenina’da evlilik, aşk ve ölüm konularını derin bir gözlem gücüyle ele almış, muhteşem edebi dehasıyla işlemiştir. 1875-1877 yılları arasında Ruskiy Vestnik dergisinde tefrika edilen romanın ilk baskısı 1878’de yapılmıştır. Pek çok yazar ve eleştirmen Anna Karenina’yı gelmiş geçmiş en büyük roman saymaktadır. Tolstoy’un bu büyük eseri birçok kez sinemaya da uyarlanmıştır.

    ₺84,90
  • İnsan Neyle Yaşar?

    Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Anna Karenina, Savaş ve Barış, Kreutzer Sonat ve Diriliş’in büyük yazarı, yaşamının son otuz yılında kendini insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, boyun eğme, başkaldırma, sanat ve estetik konularında kuramsal çalışmalara verdi. Bu dönemde yazdığı öykülerde yıllarca üzerinde düşündüğü insanlık sorunlarını edebi bir kurgu içinde ele aldı. Tolstoy, insan sevgisi ve inanç konularını ustalığının bütün inceliğiyle işlerken, "İnsan Neyle Yaşar?" ile gerçek hayatı yansıtan tabloların içinde yeni bir ahlak anlayışını ortaya koydu.

    İvan İlyiç'in Ölümü

    Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Anna Karenina, Savaş ve Barış, Diriliş, Kreutzer Sonat’ın büyük yazarı, yaşamının son otuz yılında kendini insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, boyun eğme, başkaldırma, sanat ve estetik konularında kuramsal çalışmalara da verdi. Bu dönemde yazdığı roman ve öykülerinde yıllarca üzerinde düşündüğü insanlık sorunlarını edebi bir kurguyla ele aldı. 1886 yılında yayınlanan İvan İlyiç’in Ölümü sade, süssüz anlatımıyla Rus gerçekçi edebiyatında eşsiz bir yere sahiptir. Daima gerektiği gibi yaşamaya özen göstermiş bir insanın ölümle yüzleşmesini konu edinen eser, Tolstoy’un yaşamının son döneminde ortaya koyduğu yeni ahlak anlayışının da ilk örneklerinden biridir. İvan İlyiç’in Ölümü Tolstoy’un bir mektubunda belirttiği gibi sıradan bir adamın, sıradan ölümünün kendi gözünden tasviridir

    Savaş ve Barış .

    Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Anna Karenina, Kreutzer Sonat ve Diriliş’in büyük yazarı Tolstoy, yaşamının son otuz yılında kendini insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, boyun eğme, başkaldırma, sanat ve estetik konularında kuramsal çalışmalara da verdi. Bu dönemde yazdığı roman ve öykülerinde yıllarca üzerinde düşündüğü insanlık sorunlarını edebi bir kurguyla ele aldı. Tüm zamanların en büyük romanlarından biri ve Tolstoy’un başyapıtı olarak kabul edilen Savaş ve Barış ilk kez 1867 – 1869 yılları arasında Ruskiy Vestnik dergisinde tefrika edildi.

    ₺89,90
  • Bir İdam Mahkumunun Son Günü

    Victor Hugo (1802-1885): Fransız edebiyatının en ünlü yazarlarından biri olan sanatçı, edebi ününü şiirleri ve oyunları ile kazandı. Romantik akımın en tanınmış adları arasında yer aldı. Toplumsal sorunlar ve politikayla yakından ilgilendi, 1848 ayaklanmalarının ardından Kurucu Meclis’e katıldı, daha sonra milletvekilliği yaptı, l’Evénement adlı bir gazete çıkardı. 1852’de Louis Bonaparte’ın imparatorluğunu ilan ettiği hükümet darbesine karşı çıktığı için sürgün edildi.

    Cezası 1859’da sona erdi, fakat imparatorluk yıkılana kadar gönüllü olarak sürgünde kaldı, 1870’de Fransa’ya döndü. 1871’de Paris Komünü’nü desteklemese de komüncüleri savundu. Victor Hugo 1829 yılında yayımladığı Bir İdam MahkûmununSon Günü adlı romanıyla idam cezasına taviz vermez bir tavırla karşı çıktı. Klasik edebiyatın şaheserleri arasında yer alan Notre-Dame’ın Kamburu ve Sefiller adlı romanlarıyla dünya edebiyat tarihine geçti.

     

     

     

    ₺79,90
  • Doktor Ox'un Deneyi

    Macera ve bilim kurgu yazarı Jules Verne eserlerinin çoğunda ilginç mekânlarda yapılan heyecanlı yolculukları anlatır. Kahramanlar okyanusların derinliklerinde, tropik denizlerde, uzayda, yağmur ormanlarında ya da dağlarda, şaşırtıcı maceralar yaşar; olağanüstü işler başarırlar. Elinizdeki bu romanda ise yazar çok farklı bir yol izlemiş ve vatandaşlarının sakinliğiyle ünlü küçücük bir ülkede yapılan bilimsel bir deneyi anlatmış. Aslında deneyin amacı bütün ülkeyi bedava aydınlatmaktır, ama ülkede garip şeyler olmaya başlar.

    Jules Verne’in yaratıcı dehasının büyüklüğünü sergilediği bu şaşırtıcı roman, zamanında o kadar ilgi çekmiştir ki, opera olarak sahnelenmiştir. Merakla sayfaları çevirirken, kahkahalarınızı tutamayacaksınız.

    Yeşil Işın

    Jules Verne’in Evren’i ve bilimsel gelişmeleri, yeryüzünde yaşanan maceralarla süsleyerek anlattığı romanlarından Yeşil Işın, Kuzey Işıkları denilen doğa olayı üzerine kurulmuş. Kuzey Kutbu’ndaki manyetik alanın güneş ışınlarını etkilemesi sonucu gerçekleşen bu olay, 19. yüzyılda az sayıda insan tarafından biliniyordu. Kuzey Işıkları’nı görebilenlerin sayısı ise çok daha azdı. Yeşil Işın’da bu ilginç doğa olayını görmek üzere yola çıkan bir grup meraklının maceraları anlatılıyor. Birçok başarısız denemenin ve heyecanlı olayın ardından başarıya ulaşan kahramanlarımız, şaşırtıcı bir final yaşıyor.

    Jules Verne’in bilimsel zekâsının yanı sıra nefes nefese okunan maceralar yazmaktaki ustalığını sergilediği Yeşil Işın’ı elinizden bırakamayacaksınız.

     

    ₺23,90
  • Denizler Altında Yirmi Bin Fersah

    Jules Verne’in 1870 yılında yayımlanan ve en sevilen yapıtlarından biri olan bu klasik bilimkurgusunun kahramanı denizdir. Yazar dostu George Sand’dan gelen bir mektup onu bu romanı yazmak üzere harekete geçirmiş, edebiyatın en unutulmaz isyankârlarından Kaptan Nemo’yu yaratmasına vesile olmuştu. George Sand, “Bizi yakın zamanda okyanusun derinliklerine götüreceğinizi umut ediyorum” diyordu mektubunda ve karakterlerin Verne’in bilimsel öngörüleri ve imgelemiyle geliştirdiği dalış giysileriyle dolaştığı bir yolculuk beklentisinden söz ediyordu.

    1866 yılında dünya denizlerinde çeşitli gemiler tarafından gözlemlenen bir deniz canavarı peyda olur. Kimi deniz kazalarından, bazı gemilerin kayboluşundan sorumlu tutulan ve “bir balinadan katbekat büyük ve hızlı bir nesne” olarak tarif edilen bu muazzam deniz hayvanı bilim dünyasında da hararetli tartışmalara yol açar. Bunun üzerine harekete geçen Birleşik Devletler, Abraham Lincoln adlı fırkateyni canavarın peşine düşmek üzere bir sefer için hazırlar. Paris Doğa Tarihi Müzesi’nden Professör Aronnax, sadık hizmetkârı Conseil ve Kanadalı zıpkıncı Ned Land de bu sefere katılırlar. Onları gizemli Kaptan Nemo’nun eline düşmeleriyle başlayan olağanüstü maceralar beklemektedir.

    Wilhelm Storitz'in Sırrı 

    Jules Verne’in ölümünden sonra yayımlanan bu sürükleyici fantastik roman Macaristan’da, Tuna kıyısındaki hayali Ragz şehrinde geçer. Fransız mühendis Henri Vidal, Avrupa çapında ün kazanmış bir ressam olan kardeşi Marc’ın Macaristan’ın köklü ailelerinden Roderich’lerin kızı Myra ile düğününe katılmak üzere Ragz’a gider. Bir süre önce Myra’nın bir talibi daha olmuş, ancak Roderich ailesi tarafından geri çevrilmiştir. Bu kişi, Prusyalı ünlü bilim insanı Otto Storitz’in oğlu Wilhelm Storitz’den başkası değildir. Evlilik yolunda ilerleyen Marc ile Myra’nın bu süreçte mutluluklarına gölge düşüren gizemli ve meşum olaylar, intikam almak için babasının bilimsel sırlarından faydalanan Wilhelm Storitz’in planının bir parçası mıdır yoksa? Jules Verne, Fransa’nın yenik düştüğü 1870 yılındaki Fransa-Prusya Savaşı’nın ardından Almanlara yönelik olumsuz duygularını tekinsiz karakteri Wilhelm Storitz’e yöneltmiştir. 1897 yılı civarında kaleme aldığı romanın, oğlu Michel Verne tarafından gözden geçirilmiş versiyonu 1910’da yayımlanmıştır.

    ₺51,00
  • Beyaz Diş

    Jack London'ın Issız Diyarı, yabanı, buz kalpli Kuzey Toprakları'ndaki hayatı konu edindiği ikinci romanı Beyaz Diş'tir. Vahşetin Çağrısı'na kendini bırakmış bir annenin yavrusu Beyaz Diş'in diyarıdır anlatılan. Onun hayranlık uyandırıcı zekâsı ve içgüdüleriyle kendini var edişinin ve "insan tanrılar"ın yaşamına geri dönüşünün enfes hikâyesi…

    Jack London ya da doğduğunda kendisine verilen isimle John Griffith,
    12 Ocak 1876'da San Francisco'da doğdu. İlk teknesi Razzle Dazzle'la San Francisco Körfezi'nde maceralı bir hayata atıldı. Kaçak istiridye avladı, fok avlayan bir Japon gemisinde tayfalık yaptı, ABD'yi bir başına dolaştı. Yaşam tarzını değiştirmeye karar verip Oakland'a döndü, liseye başladı; sınavlarını dışarıdan vererek üniversiteye girdi. 1897'de altın aramak isteyen binlerce kişi gibi Jack London da Kanada'ya gitti ve bu yolculuk yazarlığının keşfi oldu.
    Bir yıl kaldığı Klondike hakkında, 1903'te yayımlanan Vahşetin Çağrıs ıile 1906'da çıkan Beyaz Diş dahil çok sayıda öyküyü kaleme aldı.
    22 Kasım 1916'da, geride bıraktığı 15 eseriyle, hayata gözlerini yumdu.

    Martin Eden

    Jack London’ın yarı otobiyografik romanı Martin Eden, 20. yüzyıl başında sosyal ve ideolojik meseleler ağırlıklı içeriğiyle Amerikan edebiyatında büyük ölçüde kabul görmüştür. London farklı sınıflar arasındaki zihniyet ve değer farklarını gözlerimizin önüne sererken, statü ve servetin Amerikan toplumundaki hayati önemine işaret eder. Romanın ana temalarından biri, başarı ve refah yolunun sosyal sınıf farkı gözetilmeksizin herkese açık olduğu şeklinde özetlenebilecek Amerikan Rüyası’dır. Ya da bu idealin yarattığı muazzam hayal kırıklığı…

    London, romanı bir sanatçının çıraklıktan olgunluğa geçiş sürecini işleyen Künstlerroman geleneğinde yazmıştır. Martin’in aşkı uğruna eğitimsiz genç bir işçiden başarılı ve rafine bir yazara dönüşüm mücadelesini anlatır. Kahramanı hedefine ulaştığında ise motivasyonunu ve heyecanını çoktan yitirmiş, trajik bir sona doğru sürüklenmektedir artık…

    Bir Kuzey Macerası

    Jack London’ın 1900 yılında yayımladığı Kurdun Oğlu adlı derlemenin içinde yer alan Bir Kuzey Macerası, Homeros’un Odysseia destanını andıran, zorlu engellerle dolu, çetin ve “dönüştürücü” bir yolculuğun hikâyesidir. Aleut adalarındaki Akatan’da yaşayan kabile reisi Naass, evlendiği gün karısı Unga’yı denizden çıkıp gelen sarı saçlıbeyaz bir adama kaptırır. İki metreyi aşan boyuyla bir devi andıran, “tanrıların dünyanın ilk dönemlerindeki erkekleri örnek alarak kalıba döktükleri” bu adam, Unga’yı sırtına vurduğu gibi gemisine atlayıp oradan uzaklaşmıştır. Naass intikamını almak üzere azılı düşmanının peşinden yollara düşer. Dünyayı dolaşıp bilgi ve görgüsünü artıracağı, macera dolu yıllar beklemektedir onu…

    Bir Dilim Biftek

    Jack London’ın Bir Dilim Biftek (1909) ve Meksikalı (1911) yapıtları, yüzyıl dönümünün çalkantılı toplumsal yaşamından çarpıcı iki kesit sunuyor. Gençlik ile yaşlılık arasında işleyen kanunlar, Meksika Devrimi’nin katı iklimi, kuşku ile güven arasındaki belirsizleşmiş sınırlar, iki boksörün öyküsünde buluşuyor.

    Saniyeler içinde verilen kararlar, kitlelerin yanılgıları, amansız kapışmalar ve tutmayan planlar Jack London’ın ustalıklı kalemi sayesinde nadir görülen bir durulukla sentezleniyor. London, okurunu bir kez daha çetin insanlık durumumuzun dönemini aşan, evrensel bir fotoğrafıyla karşı karşıya bırakıyor.

    ₺72,50
Hobi ve Kırtasiye
Çerez Kullanımı