Mutluluk
Mutluluk

Mutluluk (9789751041487)

0,00
Fiyat : ₺68,90

ARKA KAPAK YAZISI

Livaneli’nin cesaretle ve derinlemesine ele aldığı bu roman, bir Shakespeare trajedisi yoğunluğunda.

Yaşar Kemal

 Yeni eseriniz, sizi Türkiye’nin politik ve kültürel hayatının en sembolik simalarından biri yapan muazzam yeteneğinizi gözler önüne seriyor…

Jacques Chirac, Fransa Cumhurbaşkanı

 

Mutluluk romanında, Livaneli felsefi ve siyasi sorgulamalarını çok usta bir biçimde karakterlerinin psikolojilerine yedirmiş. Çok aydınlatıcı ve derinden etkileyici bir kitap, günümüz dünyasında dürüstlük ve samimiyet arayanlar için vazgeçilmez.

Kirkus Reviews, ABD

 

Mutluluk, yalnızca harika kurgusuyla heyecanlı ve sürükleyici bir macera romanı değil; bunların ötesinde, gelenek ile modernlik, tarih ile bellek yitimi, din ile laiklik arasında bölünmüş Türk toplumu üzerine son derece güçlü bir analiz. 

Martine Laval Telerama, Paris

 

Livaneli, Mutluluk  romanında da gelenek ve modernliğin çelişkisi içinde, her biri kendi mucizesini bekleyen, Meryem’in, Cemal’in ve İrfan’ın yollarını kesiştirirken; bastırılmışlık, töre, mutluluk, mutsuzluk, korku, tabular, şehvet ve bunalan burjuvazinin gölgesinde toplum yapısının tüm katmanlarını bu arayış ve keşfediş hikâyesiyle gözler önüne seriyor.

 

2006 yılında Barnes & Noble Yeni Büyük Yazarları Keşif Ödülü’ne layık görülen Mutluluk, yayımlandığı günden itibaren Türkiye’de ve dünyada çok ses getiren ve hâlâ geçerliliğini koruyan derinlikli bir Türkiye portresi, acı tatlı bir peri masalı.

Editör

Gülşen İşeri

Yayıma Hazırlayan

Günnur Aksakal

Son Okuma

Ezgi Hotalak Adalı

Kapak Tasarım

                   Canan Satan

Dizgi

Nurgül Kıssacık

Sayfa Tasarım

Şevval Ulusoy

Dağıtım Tarihi

08.12.2020

Sayfa Sayısı

328

Ebat

13,7 x 23,0

Kağıt / İç Baskı

lll.Hm. 52 gr.

Cilt / Kapak

Amerikan Bristol 230 gr.

ISBN / Barkod

9789751041487

 

Benzer Ürünler
  • “Bu harikulade güzel rüya ne kadar çok devam ederse o kadar iyiydi. Onu kesmeye, yarım bırakmaya, hakikat pahasına da olsa uyanmaya hakkım yoktu.”
     
    Sabahattin Ali, başyapıtı Kürk Mantolu Madonna’da, geçmişin günlüklerinden dirilerek günümüze uzanan ölümsüz bir aşk öyküsü anlatır. Kendini bu hayatta yalnız kabul eden bir adamın sergide gördüğü bir portreyle başlayan aşkı, tutkulu bir arayışa dönüşerek hayatında silinmez bir iz bırakacaktır.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 180
    En / Boy : 13,5 / 21,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2.2019
    ₺13,60
  • Yuğ bilge bir Şaman’ın ruhundan seslenen anlamlı sözcüklerin, derin duyguların, işaretlerin harmanlandığı, yaşamın en dibinden yükselip o muazzam yaratıyla buluştuğu gizemli bir yolculuk.

    Yuğ Hasan Hüseyin’in ta kendisi aslında.

    Kabilesi olmayan bir Kızılderili reisiydi sevgili Hasan Hüseyin. O her şey olabilirdi tabiatla ilgili; güzel olan her şey... Yağmur olup yağardı, doluya dönüşmekten korkardı. Olmuş bir cevize düşerdi. Gözlere gözbebeklerini fidanlardı. Hiçleri su gibi akıtırdı. Hüznün acı suyunu süzerdi. Anahtarı yitik acıları çok iyi anlatırdı. Rüzgârı, ağacı, suyu, dağları, ağaçları dinlerdi ve anlardı. Bekleme’nin iki yakası vardı onun için, İç’in birkaç yanı vardı. Uyku bile olabilirdi Hasan Hüseyin. Sanki çok yakında o derin, uzun uykuyla buluşacağını sezer gibiydi kimi tümceleri. Onun gözünde insan “kıymet” için en büyük erozyon bölgesiydi. Her ömrün sabit sayısı vardı onun için, ne kadar uzak olursa olsun matematikten. Beden; efendisi için var olmak zorunda olan köleydi ona göre.

    “Dün gece rüyamda gördüm sizi. Başınızda papatyalardan bir taç vardı... Düşüyor, tekrar takıyordunuz, düşüyor tekrar... Size ağaçtan yapılma bir toka verdim... Gülüverdiniz... Tolga dosta Toroslar kadar selam. YUĞ’u okudunuz mu ablası? Düşünceleriniz çok önemli benim için...” diye yazmıştı bana en son. Cevap vermeye, ona duygularımı aktarmaya fırsat vermedi ölüm.

    Şimdi yazıyorum işte sevgili Hasan Hüseyin ve çok iyi biliyorum ki hep dinlediğin ve konuştuğun rüzgâr, yağmur, kanadına takıldığın kuşlar, şiirle uyutup uyandırdığın güneş, ay, yıldızlar ve o çok sevdiğin yüce Torosların esintisi bu kelimeleri sana uçuracaklar... Onlar da, bizler de seni, şair ruhunu, şiirle konuşmanı çok özlüyoruz...

    – Nermin Bezmen


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 256
    En / Boy : 13.5 / 19.5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 1.2017
    ₺11,02
  • Zaman içini çekti sanki. Ve kendinden daha fazlasını dışına çıkardı. Çukurcuma büyüdü genişledi, sokakları sokaklara bağlandı, sokaklara bakan evlerin kapılarından pencerelerinden yüzlerce, binlerce kadınsı hayalet semte, oradan bütün bir şehre yayıldı. Tek bir cümle mırıltı halinde şehrin üzerini kaplamıştı, “Davamız ilmi, siyasi, edebidir.”

    Arzu pazarlıkları, vehimler, zalimlikler, kırklara karışanlar, kupkuru ve yapayalnız sesler, iniltiler. Fatma Aliye, Suat Derviş, Cahit Uçuk. Kim bu kadınlar?

    Oylum Yılmaz, geçip giden, yaşanmış olması için sözcüklere ihtiyaç duyan hayatı, ağır ağır bir bilmeceyi çözer gibi anlatıyor. Sarmaşık, sinsi bir davetkârlıkla gittiği yolu belirliyor. Ya hayat artık çiçeklenmezse?

    Gerçek Hayat, içi içine sığmayan aşkın, karaltının içindeki umudun yeni sesli romanı... Gerçeği yaşanmaz olunca hayaline sarılıyor herkes.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 132
    En / Boy : 13 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 4.2017
    ₺29,25
  • “Kendimizi avutalım, yarın öbür gün başımız önümüze düşmesin diye esmer diyorlardı bize. Külliyen yalandı. Ben karaydım. Gobi, benden karaydı. Ferdi karaydı. Domestos karaydı. Zülküf karaydı. Ramazan karaydı. Dilan karaydı. Zülfiye karaydı. Azat vardı bir de. Bize pek benzemiyordu. Çünkü Azat kapkaraydı. Ama en fenası Şener’di. Çünkü o beyazdı. Kimimizin gözleri siyah, kimimizin kahverengiydi. Ama Şener’inkiler yeşildi. Hacca gitmiş komşularımızın dış kapılarına sürdükleri boya gibi yeşil. Hatta türbe yeşiliydi gözleri. Benim beş kardeşim vardı. Gobi’nin dört. Ramazan’ın on iki. Zülfiye’nin dokuz kardeşi vardı. Dilan’ın altı. Azat’ın, bir kısmı üvey annesinden olmak üzere toplam on altı. Ama Allah’ın belası Şener tek çocuktu. Babası maliyede memurdu. Neden bir kardeşi olmadığını bir türlü anlayamıyorduk. Annesi sağdı. Babası sağlıklıydı. Neden dokuz kardeşi daha olmuyordu mesela.”

    Kemal Varol okurlarının Jar’dan ve Haw’dan bildiği, Ucunda Ölüm Var’da da bir ara uğ­radıkları hayalî Arkanya’nın sokaklarında geziyoruz bu hikâyelerde. Çocukça heveslerin her yaştan yoksunluklara, naif bir kalenderliğin bileyli bir mücadele azmine, hüzün ve acıların inatçı bir yaşam sevincine dolanması gibi hikâyeler de birbirine dolanıyor. Mizah ölümle, aşk oyunla...

    “Kemal Varol, büyük olayların küçük hayatlarda bıraktığı izleri ayrıntılarda yakalayabiliyor.”

    - Ömer Türkeş / Radikal Kitap

    “Acılar coğrafyasının modern masalcısı.”


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 196
    En / Boy : 13 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 4.2017
    ₺18,38
  • Osmanlı tarihine bugünün gözüyle nasıl bakmalı?

    Hıfzı Topuz, Şanlı Kanlı Yıllar’da, 3. Murat ve 3. Mehmet dönemlerindeki önemli olayları işleyerek bu olayların altında yatan gerçekleri bulmaya çalışıyor.

    Vahşi uygulamaları, haksızlıkları, yağmacılığı, cinsel sömürüleri günümüzde haklı görmek mümkün mü?

    Geçmişimizde yalnızca gurur duyacağımız olaylar mı var? Yoksa bazı gerçekler bizi utandırıyor mu?

    Hıfzı Topuz, okuru, tarihin bir dönemindeki olayları irdelemeyi sürdürürken günümüze de ışık tutuyor.

    - Aydın Ergil


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 224
    En / Boy : 13,5 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 3.2017
    ₺40,90
Çerez Kullanımı