Yeni Çıkanlar
  • KÖTÜLÜK HİÇ BEKLENMEDİK BİR YERDEN GELEBİLİR.

    Yıl 1939, Berlin… Avrupa yeni bir dünya savaşının eşiğinde…

    Reich’ın ileri gelenlerinin güzel eşleri tek tek vahşi cinayetlere kurban gider. Gestapo subayı Franz Beewen, öldürülen kadınların psikiyatrı Simon Kraus ve aristokrat psikiyatr Minna von Hassel, Nazilerin nefes aldırmadığı Berlin’de bu cüretkâr cinayetleri işleyen katilin peşine düşerler…

    Jean-Christophe Grangé’den, elinizden bırakmak istemeyeceğiniz, gerilim dolu bir macera…

    Kitap Künyesi:

     

    Barkod: 9786258344882

    Sayfa Sayısı: 608

    Ebat: 13.7 x 23 cm

    Yayın Tarihi: Ağustos 2022

    Kategori: Polisiye - Gerilim

     

    Yazar Hakkında:

    1961’de Fransa’da doğdu. Çeşitli haber ajansları ve gazeteler için çalıştı. Paris-Magazine için bilimsel röportajlar hazırladı. Bütün dünyada ve Türkiye’de aylarca çok satanlar listesinden inmeyen Kızıl Nehirler, Taş Meclisi, Leyleklerin Uçuşu, Kurtlar İmparatorluğu, Siyah Kan, Şeytan Yemini, Koloni, Ölü Ruhlar Ormanı, Sisle Gelen Yolcu, Kaiken, Lontano ve Kongo'ya Ağıt adlı kitapları Doğan Kitap tarafından yayımlandı.

    ₺99,90
  •  Bu kitap, 2020 yılının Mart ayında hayatımıza giren, sıradan olan pek çok şeyi altüst edip normal kavramını kökünden değiştiren ve sancıları hâlâ süren COVID-19’un politik psikoloji açısından etkilerini inceliyor.

    Salgının dünyaya ilk yansımalarını irdeleyen ve oldukça ilgi gören Pandeminin Psikopolitiği’nin ardından Üsküdar Üniversitesi Politik Psikoloji Merkezi tarafından yapılan bu ikinci çalışma, Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan ve Dr. Öğr. Üyesi Meltem Narter editörlüğünde alanlarında uzman akademisyenler tarafından hazırlanan 12 makaleden oluşuyor.

    Pandemi döneminde yükselen yeni kitlesel psikolojiyi, bunun etkisiyle şekillenen siyasal ve sosyal davranışları, kolektif travmaları, korkuları, kaygıları Türkiye ve dünya ölçeğinde ele alan elinizdeki kitap, göç, mültecilik, sınır duvarları, yaşlılık, yas gibi konular üzerinde yoğunlaşmış çalışmalar içeriyor. 1989’da yıkılan Berlin Duvarı’ndan beri küreselleşmeye doğru giden dünya pandemi etkisiyle tekrar içe kapanmaya başlarken toplumlarda da “diğerine” karşı ırkçılık, ayrımcılık ve nefret baş gösteriyor. Bir yandan salgının getirdiği zorluklarla baş etmeye çalışan insanlık bir yandan bu çağdışı kavramlarla yüz yüze gelirken kriz içinde kriz yaşanıyor.

    Bitmeyen Yas COVID-19 pandemi etkisiyle değişen duygu, düşünce ve davranışlarımızı kitlesel düzlemde anlamak ve anlamlandırmak için bir kılavuz niteliği taşıyor.

    Makaleleriyle katkıda bulunanlar: Deniz Ülke Arıboğan, Şevin Karslı, Esra Işık, Elif Kaleli, Betül Çelebi Dağ, Zeynep Gümüş Demir, Safura Koçoğlu Eyiler, Berrin Göncü, Merve Suma Berberoğlu, Didem Ilgaz, Tuğba Aydın Öztürk, Dilek Özkan, Meltem Narter.

    Kitap Adı: Bitmeyen Yas Covid-19 Pandemide Politik Psikoloji Yazıları

    Kitap Yazar Adı: Deniz Ülke Arıboğan- Meltem Narter

    Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt

    Yayıma Hazırlayan: Günnur Aksakal – Ezgi Hotalak

    Kapak Tasarım: Gilas Coşkun

    Sayfa Tasarım: Aslı Varol

    Sayfa Sayısı: 324

    Ebat: 13,7x21,5

    Tür: Araştırma

    Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

    Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.

    ₺52,00
  • İçtenlik ve ustalığın birlikteliği… Fide Köksal’ın şiirlerinde benim gördüğüm, beğendiğim ve önemsediğim bu oldu. Birbirinden güzel ve özgün dizelerin yer aldığı bu şiirler toplamında olağanüstü güzellikteki şu iki dize ise Köksal’ın ince, zarif şairliğinin sanki bir özeti gibi: “Tenimin bitki örtüsünü kaldırıp Çiçeklerime sokulman ne güzel” Ataol Behramoğlu

    …Gökte süzülme hızında
    Elinde onlarca iple yürüyen
    Bulutçu arıyor gözlerim
    Bulunca sana yağmur getireceğim
    Yanıkların var kalbinde
    Sağanakların iyi geleceği
    Üç mevsimin tek yazında
    Bir şey var insanı güldüren
    Bir evin bir kızı gibi
    Sana o gülüşleri de vereceğim
    Yeni yollara düşülüp
    Sığınakların terk edildiği…

    Fide Köksal’ın ilk şiir kitabı Üç Mevsim Tek Yaz Usta Şair Ataol Behramoğlu’nun önsözü ve Resmin Şairi Devrim Erbil’in kapak resmiyle okurları şiirsel bir yolculuğa çıkarıyor.

    Kitap Adı: Üç Mevsim Tek Yaz

    Kitap Yazar Adı: Fide Köksal

    Yayın Direktörü: Gülşen İşeri

    Editör: Ezgi Hotalak Adalı

    Kapak Tasarım: Beyzanur Karabulut

    Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut

    Sayfa Sayısı: 64

    Ebat: 13,5x19,5

    Tür: Şiir

    Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

    Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr. 

    ₺26,00
  • “İlk şehirler, MÖ 4. binyılın ortalarından başlayarak, dünyanın çeşitli yerlerinde çoğunlukla birbirinden bağımsız olarak ortaya çıktı ve bazı aksiliklere rağmen, büyümeleri günümüze kadar devam etti. Şehirler, kırsal kesimden, sakinleri öncekilerden ve kırsal çağdaşlarından oldukça farklı koşullar altında yaşayan yeni insan yerleşimleri biçimleri olarak ortaya çıktı. Uzun zamandır dünya nüfusunun sadece küçük bir azınlığını barındırdıkları gerçeğine rağmen, doğdukları toplumlar üzerinde derin etkileri oldu.”

    Şehirlerin Tarihi, antik çağlardan 21. yüzyıla kadar kentsel merkezlerin yükselişi ve gelişiminin hikayesini anlatıyor. MÖ 4. binyılda Yakın Doğu’daki ilk şehirlerin kurulmasıyla başlar ve Hindistan’daki İndus Nehri Vadisi’ndeki kentsel büyümenin yanı sıra Mısır ve Akdeniz’i çevreleyen bölgeleri incelemeye devam eder. Atina, İskenderiye ve Roma hem siyasi hem de kültürel olarak öne çıkar. Batıda Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla birlikte Avrupa şehirleri uzun bir zayıflama ve gerileme dönemine girmiştir.

    Kitap Adı: Şehirlerin Tarihi

    Kitap Yazar Adı: Andrew Less

    Yayın Direktörü: Gülşen İşeri

    Editör: Kadriye Kızıl Güzelkan

    Kapak Tasarım: Gilas Coşkun

    Sayfa Tasarım: Şenol Alanbay

    Sayfa Sayısı: 156

    Ebat: 16,5 x 23,5 cm

    Tür: Tarih

    Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

    Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr

     

    ₺39,00
  • “Sevgi; hayatı da ölümü de aşar.”

    Geçmişiyle hesaplaşmak için yola çıkan bir kadın; Ada.

    Geleceğinin her anını planlamış bir adam; Toprak.

    Tesadüflerin bir araya getirdiği iki kalbin birbirine kavuşması herkesin hayatını altüst edecektir. Yalanlar, günahlar, sırlar arasında filizlenen bir aşk ne kadar serpilebilir? Ada’nın acı dolu geçmişi geleceğini kurmasının önünde engel olarak dururken, Toprak ilk kez yarınlar için endişelenmeden bırakıyor kendini aşkın kollarına.

    Her şeyin karşısına dikilip aşkına sahip çıkan Toprak, ölüme de meydan okuyor. Sadakatin, dostluğun, aile ilişkilerinin, hüzünlü çocukluk anılarının sorgulandığı Aşka Özür Diletmem birbirini seven iki insanın önündeki engelleri aşma hikâyesi.

    Kitap Adı: Aşka Özür Diletmem

    Kitap Yazar Adı: Dilek Görmez

    Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt

    Editör: Ayla Duru Karadağ

    Yayıma Hazırlayan: Saliha Ulusoy

    Kapak Tasarım: Beyzanur Karabulut

    Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut

    Sayfa Sayısı: 200

    Ebat: 13,5x19,5

    Tür: Roman

    Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

    Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr

    ₺26,00
  • “Bütün ilişkilerde bir gün yalnız kalındı. Hayır, ayrılığı kastetmiyorum. Belki yabancılaşma, belki tükeniş, belki kanıksama… Bir gün geldi, her evde boş gözlerle uzaklara dalındı. Ya aşktan kalan yetmedi ya aşksızlık hali fazla geldi. Mesafeler açıldı günün birinde her evde. Düpedüz çoklu bir yalnızlığı anlatıyorum. Kimsenin kimseye derman olamadığı, varlığın ancak kendine yettiği bir yalnızlıktan bahsediyorum. Bu da sevgiye dahildi belki ya da biz sevmeyi hep yanlış anlamıştık. Bilmiyorum.”

    Gökhan Dağıstanlı’dan aşka dair, yalın ama sözün duygu yüküyle dopdolu mektuplar, hikâyeler.

    “Bu mektuplar; hayatın içindeki olumsuzlukları gördükçe zaman zaman küçümsese de aşktan vazgeçemeyenlere; onlarca kez acı çekse de suçu aşkta aramayanlara; mutluluğu, kaybetme korkusuna kurban etmeyenlere; yaşamın gizinin ancak aşktan ibaret olabileceğine inananlara adanmıştır.”

    Kitap Adı: Kokunun İzi

    Kitap Yazar Adı: Gökhan Dağıstanlı

    Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt

    Editör:Gökçe Şenoğlu

    Kapak Tasarım: Emir Tali

    Sayfa Tasarım: Şenol Alanbay

    Sayfa Sayısı: 108 Ebat. 13,5x19,5

    Tür: Roman

    Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

    Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr

    ₺26,00
  • “Haklar, sadece sesini duyuranlar tarafından kazanılır.”

    Kimi kadın hakları için mücadele etti, kimi köleliğe karşı harekete geçti; kimi bağımsızlık derdindeydi, kimi düşünce özgürlüğü, kimi de eşitlik... Ama her zaman bunun bir bedeli vardı.

    Yıllar sonra aslında haklı oldukları anlaşılıp heykelleri dikildi, itibarlarının arkasında durulmaya çalışıldı. Arkalarından dilenen özürler, verilen unvanlar, yapılan büstler onları geri getirmedi ama nihayetinde anlaşıldıkları gün gelmişti!

    İade-i İtibar; yaşadıkları dönemde düşündükleri, yaptıkları, cesaretleri ve savundukları yüzünden cezalandırılmış, haksızlığa uğramış, sürülmüş ve hatta öldürülmüş kişilerin hikâyesini anlatıyor.

    Ezgi Cankurtaran’ın yayın dünyasına attığı ilk adım olan, derin araştırma ve çalışmaların ürünü bu kitapta yazarın etkileyici kalemi, okuyucusunu yıllar öncesinin sosyal ve siyasi çalkantılı atmosferine sürüklüyor; benliği, varlığı, anıları, tutkuları, coşkuları, aşkları, çöküşleri ve mücadeleleriyle hakkı teslim edilmesi gerekenleri hatırlatıyor.

    Kitap Adı: İade-i İtibar

    Kitap Yazar Adı: Ezgi Cankurtaran

    Yayın Direktörü: Gülşen İşeri

    Editör: Günnur Aksakal Baykan - Saliha Ulusoy

    Çizim ve Kapak Tasarım: Gilas Coşkun

    Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut

    Sayfa Sayısı: 248

    Ebat: 13,7x21,5

    Tür: Biyografi

    Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

    Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.

    ₺45,50
  • Sosi Antikacıoğlu’nun titiz bir araştırma sonucu kaleme aldığı Zabel Yesayan’ın (1878-1943?) sıra dışı yaşamını konu edinen ve tüm önemli eserlerinin incelemesini de içeren bu kitap, yazar hakkında yayımlanan ilk kapsamlı monografi olma özelliğini taşıyor.

    Batı Ermeni edebiyatının önemli isimlerinden Yesayan hayatı boyunca sınıfsal ayrılıkları olmayan bir topluma özlem duymuş, büyük idealler peşinde, kalemini adaletsizliklere karşı bir silah gibi kullanmış, inandığı eşitlikçi ütopyaları ve bireysel özgürlükleri gerçekleştirmek için çoğu kez kendi güvenliğini hiçe saymıştır.

    Yesayan, eserlerinde kurguladığı kadınların psikolojik durumlarını irdelerken kişisel özgürlükle geleneksel beklentiler arasındaki ikilemi dile getirmiş, toplumun her kesiminde eşitlik sağlanmadıkça kadın erkek eşitliğinin de mümkün olamayacağını özellikle vurgulamıştır.

    Çağının ötesindeki fikirleriyle bir devrim yaratan bu olağanüstü kadının hayatı Antikacıoğlu’nun satırlarıyla bir destana dönüşüyor ve okurlarına mücadele içinde geçmiş onurlu bir hayatın portresini sunuyor.

    Kitap Adı: Zabel Yesayan Yaşamı ve Eserleri

    Kitap Yazar Adı: Sosi Antikacıoğlu

    Yayın Direktörü: Gülşen İşeri

    Editör: Ezgi Hotalak

    İlk Okuma: Beril Erbil

    Kapak Tasarım: Emir Tali

    Sayfa Tasarım: Aslı Varol

    Sayfa Sayısı: 276

    Ebat: 13,7x21,5

    Tür: Biyografi

    Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

    Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr

    ₺52,00
  • Toplumsal normlara ince bir başkaldırı…

    Bir sabah uyandığınızda hafızanızı kaybetmiş olsaydınız ne yapardınız? Nasıl bulurdunuz benliğinizi? İnsan, başkalarından dinleyerek ne kadar tanıyabilir kendini? Herkes her şeyi anlatır mı yoksa işine geldiği kadarını mı söyler? Kendini, ailesini, yaşadığı ülkeyi unutan biri için her şeyin eskisi gibi olması mümkün müdür?

    Zihninde gezinen bir kurt gibi onu yiyip bitiren soruların ortasında kendini arıyordu Altan. Hiçbir şey hatırlamıyordu ve herkes farklı bir şey söylerken daha beter kaybolduğunu hissediyordu. Kime inanacağını ve doğrunun ne olduğunu sorgularken, ona gerçeği kim anlatacaktı?

    Arda Erel, Annemin Bilmediği Her Şey ile bir adamın kendini bulmaya çalışmasının izinde kolektif ve bireysel hafızayı, toplumsal sorunları, aile olmayı, sosyal statüleri, baskıları, ötekileştirilmeyi, yok sayılmayı, yalnızlaştırılmayı, kendine yabancılaşmayı derinlemesine sorguluyor. Şimdi ezberlerinizi unutun; bu kitap, tüm bildiklerinizi yeni baştan yazmaya geliyor…

     

    “Arda Erel, Annemin Bilmediği Her Şey ile bu kez ‘çekirdek aile’ kavramını cesur bir edebi dille kabuğundan ayırıp okurun önüne sermiş. Dokunulmayana dokunmuş ve görmezden gelinene çevirmiş bakışlarını. Roman, aileye ve topluma bakış açısıyla çoksesli bir koro, sarsıcı üslubu ve çıplaklığıyla hüzünlü ama unutulmayacak bir senfoni niteliğinde.”

    Jale Demirdöğen

    “Kimlik ve toplumsal hafıza hakkında güçlü ve isyankâr bir roman. Edebiyat dünyamızda bir zafer işareti...”

    Emre Kalcı

    Kitap Adı: Annemin Bilmediği Her Şey Kitap

    Yazar Adı: Arda Erel

    Yayın Direktörü: Gülşen İşeri

    Yayıma Hazırlayan: Gizem Demir

    Editör: Emre Kalcı

    Kapak Resmi: Gilas Coşkun

    Kapak Tasarım: Gilas Coşkun

    Sayfa Tasarım. Aslı Varol

    Sayfa Sayısı: 252

    Ebat: 13,5x19,5

    Tür: Roman

    Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

    Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.

    ₺52,00
  • “Avrupalıların uzak beldelerdeki hareketlerini ve teşebbüslerini anılan medeniyet veya medenileştirme vazifesi namına hesap edecek olursak, sonuçta beklenmeyen ve pek aksi bir neticeye ulaşırız. 15. asırdan 18. asra kadar, esasen Avrupa kavimlerinin ahlaki mahiyetlerinden ‘servet kazanmak için her şeyi yapmak’ düsturundan başka bir şey beklenemez; onun için, keşfedilen arazi ahalisini kendi menfaatleri namına her surette kullanan, onları maddeten ve ahlaken her surette zarara uğratan ilk istilacılar, medeni bir vazife değil, zulüm ve vahşetten başka bir şey yapmamışlardır.”

    Mustafa Suphi’nin, İtalya’nın Trablusgarp ve Bingazi’yi işgali üzerine 1912’de kaleme aldığı ve Türkçede sömürgecilik üzerine yazılmış en temel metinlerden biri olan Medenileştirme Vazifesi’ni (Vazife-i Temdin) yazarın iktisada dair iki makalesiyle birlikte sunuyoruz. Mustafa Suphi’nin, İtalya’nın Trablusgarp ve Bingazi’yi işgali üzerine 1912’de kaleme aldığı ve Türkçede sömürgecilik üzerine yazılmış en temel metinlerden biri olan Medenileştirme Vazifesi’ni (Vazife-i Temdin) yazarın iktisada dair iki makalesiyle birlikte sunuyoruz.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 56
    En / Boy : 12 / 19
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 5.2022
    ₺8,50
  • “BİRER MASKE TAKTIK YÜZÜMÜZE, HİÇ DÜŞMEYECEK SANDIK. ÜN VE PARA UĞRUNA GİDEBİLECEĞİMİZ YERE KADAR GİTTİK.”

    Bir mektup, popülerlik merdiveninde son basamağa çıkmanı isteyen gizemli bir kişi ve çözülmeyi bekleyen sırlar!

    Fame Evi, her geçen gün biraz daha acımasızlaşır. Yarışmacılar, kamera önündeki yaşamlarında ekibin söz sahibi olmasına alışmışken Eva’nın eve geri dönmesiyle işler yeniden karışır.

    İkinci şansı Eva’yı başka biri gibi davranmaya iter, oyunu kuralına göre oynaması gerektiğini kabullenmiştir. Artık doğruluğu ve dürüstlüğü savunan Eva yoktur; dostunu da aşkını da Fame kullanıcılarından herhangi biri gibi görmektedir.

    Ün ve para uğruna ne kadar ileri gidebileceğini kestiremeyecek kadar gözünü karartmış olan Eva Durusoy’un hızla artan takipçi sayısı, kaybettiklerine değecek midir?


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 384
    En / Boy : 13 / 21
    Kağıt Cinsi : 1. Hamur
    Basım Tarihi : 5.2022
    ₺66,50
  • “Birer Maske Taktık Yüzümüze, Hiç Düşmeyecek Sandık. Ün Ve Para Uğruna Gidebİleceğimiz Yere Kadar Gittik.”

    Bir mektup, popülerlik merdiveninde son basamağa çıkmanı isteyen gizemli bir kişi ve çözülmeyi bekleyen sırlar!

    Fame Evi, her geçen gün biraz daha acımasızlaşır. Yarışmacılar, kamera önündeki yaşamlarında ekibin söz sahibi olmasına alışmışken Eva’nın eve geri dönmesiyle işler yeniden karışır.

    İkinci şansı Eva’yı başka biri gibi davranmaya iter, oyunu kuralına göre oynaması gerektiğini kabullenmiştir. Artık doğruluğu ve dürüstlüğü savunan Eva yoktur; dostunu da aşkını da Fame kullanıcılarından herhangi biri gibi görmektedir.

    Ün ve para uğruna ne kadar ileri gidebileceğini kestiremeyecek kadar gözünü karartmış olan Eva Durusoy’un hızla artan takipçi sayısı, kaybettiklerine değecek midir?


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 384
    En / Boy : 13 / 21
    Kağıt Cinsi : 1. Hamur
    Basım Tarihi : 5.2022
    ₺52,50
  • Paranormal bir aşk hikâyesi, tanrılar ve tanrıçalar, güçlü kadın kahramanlar, alfa erkekler, mitler, mitolojik evrenler. Jennifer L. Armentrout yine başardı ve yepyeni, nefes nefese ilerleyen efsane bir seriye imza attı.

    Bir ihanet…
    Poppy’nin inandığı her şeyin bir yalandan ibaret olduğu ortaya çıktı.
    Ya âşık olduğu adam?... Sizce?
    Peki, Poppy’nin kendisi, bakire peçesi olmadan kim?
    Karanlık Olan’a ne demeli? Ondan daha tehlikelisi yok.
    Poppy’yi almış olabilir ama asla sahip olamayacak.

    Bir seçim...
    Casteel Da’Neer birçok isimle ve birçok yüzle tanınıyor. Yalanları, dokunuşları kadar baştan çıkarıcı. Gerçekleri ısırığı kadar şehvetli. Ama Poppy ona güvenmemesi gerektiğini biliyor. Casteel’inse hedeflerine ulaşmak için Poppy’ye canlı, sağlıklı ve bütün olarak ihtiyacı var ve onun için planlar yapıyor. Onu hayal edilemez zevklere ve akıl almaz acılara maruz bırakabilecek planlar…

    Bir sır…
    Bu sırada, prenslerinin dönüşünü beklerken Atlantia’da huzursuzluk artıyor. Savaş fısıltıları güçleniyor. Kral Poppy’yi bir mesaj göndermek için kullanmak istiyor. Alçalmışlar onun ölmesini istiyor. Kurtlar daha öngörülemez hale geliyor.Atlantisliler ondan korkuyor. İki krallığın günahlarına batmış karanlık sırları iş başında. Ama gökyüzü kanamaya başladığında her şey için çok geç olabilir.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 640
    En / Boy : 13 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 5.2022
    ₺90,00
  • Heidi Wood, göçmenlerin daha iyi bir yaşama kavuşması için çalışan yardımsever biridir. Ergenliğe yeni giren kızı Zoe’nin garip davranışlarıyla baş etmekten biraz yorulsa da aileyi ayakta tutan asıl kişiliktir.

    Chris Wood, finans sektörünün getireceği hızlı paranın cazibesi nedeniyle kurduğu hayalleri bir kenara bırakan, evden daha çok otel ve iş seyahatlerinde vaktini geçiren tipik bir beyaz yakalıdır.

    Heidi bir gün tren istasyonunda bir bebekle yağmurun altında sırılsıklam olan Willow’u görür ve bir türlü aklından çıkaramaz. Bu genç kadın ve bebeğini kendi evine götürmek için ikna eden Heidi, eşi ve kızının tüm tepkilerine rağmen bu kararından vazgeçmez. Şans eseri gördüğü bir yabancıya yardım elini uzatan Heidi, kimseye gerçek kimliğini söylemeyen Willow’un neler sakladığından habersizdir.

    Çok satan İyi Kız kitabının yazarı Mary Kubica bu romanında kaybın, sevgisizliğin sınırlarını ve talihsiz karşılaşmaların şekillendirdiği hayatları olağanüstü bir gerilimle okurlarına sunuyor.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 464
    En / Boy : 13,5 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 5.2022
    ₺41,00
  • Şikâyetler Şubesini kimse sevmez, çünkü onlar diğer polisleri soruşturan polislerdir. Karanlık Taraf olarak bilinir ve Malcolm Fox da burada çalışmaktadır. Fox, huzurevinde bir babası ve kötü bir ilişkiyi sürdürmekte ısrar eden bir kız kardeşi olan ciddi bir adamdır. Ailevi problemlerine çözüm bulamıyor olsa da işinde başarıyı yakalamıştır.
    Fox’a yeni bir dava verilir. Jamie Breck adında bir polis vardır ve iddiaya göre kirlidir. Ama asıl sorun kimsenin bunu ispat edememesidir. Fox bu davayı alır ve çok geçmeden işin içinde tahmininden çok daha fazlası olduğunu öğrenir. Özellikle bir tanıdığının cinayete kurban gitmesiyle durum zannettiğinden çok daha tehlikeli bir hal alır.
    “Rankin’in karakterleri o kadar güçlü ki sayfaların arasından fırlayacak gibiler.” –Philadelphia Inquirer
    “Heyecan dolu, güzel diyaloglar, iyi tasarlanmış karakterler ve özgün bir arka plana sahip

    mükemmel bir polisiye roman.” –The Times
    “Şikâyetler gösteriyor ki Fox da Rebus gibi usta bir şehir rehberi olacak.” –Daily Express


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 520
    En / Boy : 12 / 20
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 6.2022
    ₺67,90
  • “Önümde yürü­yen sevgililer el ele tutuşmuş fısır fısır konuşuyor, karşı kaldı­rımdaki gençler kahkahalarıyla geceyi bölüyordu. Yaşlandığımı düşündüm. Çocukken kırkıma gelince hayat çoktan rayına oturur sanıyordum. Yanılmışım. Evde bir şey unuttuğu için yolun yarı­sında geri dönenler gibiydim.”

    Tuğba Çelik öykülerinde bir gölün etrafını dönen çeperi usul usul yıkıyor ilkin. Bir yazarın göl bekçisiyle kurduğu zoraki ilişkiden edebiyat ortamında ayakta kalmaya çalışan genç bir kadına; düş kırıklığına uğramış bir sanatçının intiharından kız kardeşini kurtarmaya çalışan bir ağabeyin beyhude çabasına, herkesin herkes olduğu tek bir yalnızlığı ve bu yalnızlığa tesadüf eden sessiz kalabalığı anlatıyor.

    Yolda Ansızın Ankara’nın sokaklarında dolaşan, dayatılan hayatları reddeden bir hikâyeler toplamı.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 128
    En / Boy : 13 / 19
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 6.2022
    ₺25,90
  • “Her şeye rağmen ıslak gözleri insana ıstırap verecek kadar umutla doluydu. Hâlâ hayattaydı, bedeni hâlâ sıcaktı, inancı hâlâ şu kötülüklerle dolu dünyada çiçekler açtıracak güçteydi. Kırmızı onun için kan, ölüm, savaş demek değildi hiçbir zaman. Kırmızı onun için sevdiği kızın güzel saçlarına taktığı güller demekti, aşk demekti.”

    KENDI GÜCÜNÜN FARKINA VARAN BİR ADAMIN YENİDEN DOĞUŞ MANİFESTOSU!

    Sabrin İsmetli ilk romanı Yeniden Doğuş’ta, uçuruma delicesine bir tutkuyla koşanların hikâyesini anlatıyor. Varoluşçuluk felsefesinin derinliklerine doğru çıktığımız bu şaşırtıcı yolculukta seçimlerimizin ihtişamıyla, özgürlüğümüzün sınırsızlığıyla karşı karşıya geliyoruz. Toplumsal baskının, yapay değerlerin, korkuların, çelişkilerin yok ettiği bireylerin içsel çığlıklarına en yakından tanıklık ediyoruz.

    Bir tarafta aşka, adalete, özgürlüğe inananlar diğer tarafta yakanlar, yıkanlar, yok edenler... Beklenmedik bir ihanet, zalimliğin ortasında inadına yeşeren umut, tutku dolu bir aşk...


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 352
    En / Boy : 13 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 6.2022
    ₺61,50
  • “Dünya halk sağlığı kurumları pandemilere karşı daha ziyade Titanik’teki tahliye sandalı sistemini andıran bir şekilde örgütlenmişlerdir: Şirketin eli sıkı ve basiretsiz tutumu nedeniyle birinci sınıf yolcuların büyük bir çoğunluğu, hatta mürettebatın bir kısmı boğularak hayatını kaybedecek; üçüncü sınıfta yolculuk eden yoksullarınsa binecek tek bir cankurtaran sandalları bile olmayacak; kaderlerine terk edilen bu insanların hepsi buz gibi sularda ölüm kalım savaşı vermek durumunda kalacaklar.”

    Türkçede büyük ilgi gören Gecekondu Gezegeni ile bilinen yazar ve aktivist Mike Davis, 2005’te yazdığı Kapımızdaki Canavar adlı kitabını Covid-19 pandemisiyle birlikte güncelledi: Evet canavar artık evimizde!

    Mike Davis’in kehanetlerinin birer birer doğrulandığı bugünlerde ortalığı saran komplo teorilerinin yarattığı toz duman havası dağılınca şapkamızı önümüze koyup kâr peşindeki ilaç tekellerinin, doğayı tahrip eden kapitalist şirketlerin, fast food endüstrilerinin, yozlaşmış yönetimlerin, bu viral kıyametlerde oynadıkları kilit rolü sorgular olduk. Yaşadığımız felaketi adlandırmak için tılsımlı “kader” ve “komplo” sözcüklerinden fazlası, kıyametin failini işaret eden bir bilinç gerekiyordu. İşte, Mike Davis’in viral kıyametin ekonomipolitiğini olanca çıplaklığıyla gözler önüne serdiği Evimizdeki Canavar bu bilincin eseri.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 184
    En / Boy : 13 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 5.2022
    ₺46,00
  • Mackenzie Cabot doğduğu günden bu yana hayatını başkaları için yaşamıştır. Fakat uymak zorunda kaldığı kurallar canına tak eder. Üniversite diploması almaya öncelik veren genç kızın yolu, bir sahil kasabası olan Avalon Körfezi’ne düşer.

    Mackenzie vahşi içgüdülerini bastırmak için elinden geleni yapsa da kasabanın kötü çocuğu Cooper Hartley’le tanışınca zorlu bir sınavdan geçer. Oldukça sert ve dobra biri olan Cooper, genç kız için büyük bir tehdittir. Çünkü aralarındaki ilişki, kısa süre içinde Mackenzie’nin hayatındaki en gerçek şeye dönüşür.

    Cooper kasabayı ele geçiren zenginlerden nefret etse de Mackenzie’yi tanıdıkça ona âşık olmaya başlar. Ancak genç kız, Cooper’ın ondan sakladığı çok önemli bir sırrı keşfeder.

    Peki bu sır, Mackenzie’yi hayatı boyunca evinde gibi hissettiği tek yerden vazgeçmek zorunda mı bırakacaktır?


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 392
    En / Boy : 13 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 6.2022
    ₺63,00
  • Yolculuğumuzun çıkış noktası güzellik olsa da, odak noktamız her zaman olduğu gibi sağlık.
    Sağlıklı ve doğal bir güzellik hedefiyle; sizleri ekonomik olarak asla yormayacak, eldeki imkânlarla harikalar yaratacağınız, güzelliğinizin altını özenle çizeceğiniz özel bir döneme adım atıyoruz.
    Bitkilerin, uçsuz bucaksız dünyasındaki saklı güzellikleri… Adeta koşulsuz bir sevgiyle ne gibi mucizeler yarattıklarını… Cildinizdeki çarpıcı değişimleri…

    Sorun olarak gördüğünüz şeylerin, mutfağınızdaki imkânlarla nasıl çözüme ulaştığını öğrenip deneyimleyince şaşıracak; bu kitap sayesinde hayatınızın bir parçası haline gelecek pratik güzellik rutinleri ve alışkanlıkları edineceksiniz.

    Güzelliğiniz, kendinize vereceğiniz en değerli ödül. Kendi değerinizin daha da farkına vardığınız, özgüvenle parladığınız, yaşamın her anında güzelliklerin izini sürdüğünüz günlere bir nebze de katkı sunmak adına, tamamen bitkisel güzellik tavsiyelerinden oluşan bu kitabı hazırladım.

    Değerli olan daima sizsiniz, ihtiyaç duyduğunuz her şey içinizde saklı. Tıpkı eşsiz güzelliğiniz gibi….

    Ve şimdi bitkilerin eşsiz gücüyle güzelliğinize kalıcı dokunuşlar yapma zamanı.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 140
    En / Boy : 13 / 21
    Kağıt Cinsi : Kuşe
    Basım Tarihi : 5.2022
    ₺78,00
İş Bankası Yayınları
Çanta Kampanyası
Polat Yayınları
Defter
Limon Kids Yayınları
Martı Yayınları
Olimpos Yayınları
Kutu Oyunları - Puzzle
Trend Kitaplar
  • Ötanazi Okulu,adını bile ölümden almışkaranlık bir girdaptır.

    Kimi ruhlar masumiyetin kokusunda çiçek açacak, kimi ruhlar ise günahın tortusunda solmaya yüz tutacaktır. Yeşil, olmaması gereken bir ailenin, hayatın ve okulun içinde yaşam mücadelesi vermektedir. İdammahkûmlarının içinde yer aldığı Ötanazi Okulu gibi karanlık bir okulda hayata tutunmak Yeşil için hiç kolay değildir. Sırlarla dolu bir kalbin taşıyıcısı olmaya zorlanan Yeşil’in kalbi birçok kişi tarafından istenmektedir.

    Bu kişilerden biri de bizzat öz babasıdır.

    Babası, Yeşil’in kalbi için okula gizemli bir suikastçı gönderdiğinde işler daha da kızışmaya başlayacak, Yeşil için bu korkutucu savaşta galip gelmek beklediğinden çok daha zor olacaktır.

    Fakat unutulmaması gereken bir şey vardır: Önemli olan ölüme gönüllü olmak değil, ölümün bile ötesinegeçen bir cesarete sahip olmaktır.

    Yaralasar serisi ile okurların büyük ilgisini kazananMaral Atmaca, Ötanazi Okulu ile okurları aksiyon dolubir dünyaya ve aydınlatılmayı bekleyen karanlıkdehlizlere davet ediyor.

    “Bir kalp ne kadar değerli olabilirdi ki?Benim kalbim ölüm kokuyordu.”


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 352
    En / Boy : 13.5 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 4.2022
    ₺76,50
  • “Bir kumru alçaldı üstünden, önündeki kaldırıma, taşların çatlaklarından serpilmiş cılız otların yanına kondu. Dökülmüş kırıntıları gagalamaya başladı. Seyretti. Ona çevrilmiş bütün adımları durdurmak istedi. Sonra kumru uçtu, sağında yükselen binanın ikinci kat balkonuna, rengârenk saksıların yanına kondu. Bir yanı döngüye nefret ve sezdiğine kayıtsızlıkla doluyken diğer yanı, içindeki soyutlanma refleksine tezat; çocukları, hayvanları, her yıl bahara yeniden aldanarak gardını indirip çiçek açan bitkileri, her şeye inat yaşamanın türküsünü haykıran kuşları, kızıl gün batımlarını, ıssız kıyıları, yağmur sonrası peyda olan toprak kokularını; varışsız, sonrasız çıkılan yolculukları; adı ezbere bilinmeyen sokaklarda hiçbir şeye aldırmadan, kimsenin duyacağından çekinmeyerek mırıldanılan şarkıları nasıl da seviyordu… Bu küçücük anlar, dünyanın her şeye rağmen yaşanılır olduğuna nasıl da inandırıyordu insanı. İnsan yeter ki bahane aramasın; yaşamanın da, ölmenin de bir sebebi bulunurdu. Hatta öldürmenin bile…”

    Bektaş Şenel Saye’de; küçük yaşta, talihsiz bir biçimde annesini ve babasını kaybeden bir çocuğun, aidiyetini ve varoluşunu sorguladığı sonraki yaşamını ilmek ilmek, bir dil ustalığıyla işleyerek anlatıyor.

    Kahramanımız Saye, şimdiden edebiyatımızın unutulmaz roman karakterleri arasına girmeye aday...

    ₺38,48
  • “Bir hedef bulacaksınız, o uğurda çalışacaksınız, hedefinizi gerçekleştirmek için bir yol arayacaksınız, yol yoksa da o yolu yapacaksınız. Bir defa geçtiğiniz yoldan da bir daha geri dönmeyeceksiniz. Çünkü lüzumsuz geri dönüş başarısızlıktır, tekrara düşmektir, ufku kapatmaktır. Hedef bulmak, yol açmak ve aynı yoldan geri dönmemek… Hayattaki gayemiz budur.”

    İLBER ORTAYLI

    Kendi kendinin mimarı olma ve hayata atılma… Yetenek, keşif, merak, potansiyel, heves, ayakta kalma güdüsü… Öğrenmenin, çalışmanın, düşünmenin yolları ve yöntemleri… Çalışacağız, okuyacağız, göreceğiz, planlayacağız, kendimize bir hayat kuracağız, tamam ama bunu hangi ölçüye göre yapacağız?

    İlber Ortaylı bu kitapta kişinin hayattaki gayesini nasıl belirleyeceğini, hedefini nasıl koyacağını, geleceğini nasıl planlayacağını, potansiyelini nasıl değerlendireceğini yüzyılların içinde dolaşarak, tarihin büyük düşünürlerinin binlerce yıla meydan okuyan görüşlerini de yanımıza katarak izah ediyor. Kendimize her gün sorduğumuz ve cevap bulmakta zorlandığımız soruları kendi deneyimleri ve engin bilgisi ışığında yanıtlıyor.

    · İnsan kendini nasıl inşa eder?

    · Potansiyelimizi değerlendirebilmek için hangi yeteneklere sahip olmalıyız?

    · İnsan hedefini nasıl koyar, geleceğe dönük planlarını nasıl yapar?

    · Yeteneğimizi, merakımızı nasıl keşfederiz ve nasıl geliştiririz?

    · Kendi talihimizin mimarı olabilir miyiz?

    · Etrafa bakma sanatı nedir, nasıl öğrenilir?

    · Mutluluk neden hem hakkımız hem de görevimizdir?

    · En zor zamanlarda direnme gücünü nerede bulacağız ve ilhamı nelerde arayacağız?

    İnsan Geleceğini Nasıl Kurar? yaşam tecrübesini paylaşmayı vazife bilen bir entelektüelden, İlber Hoca’dan, okurlar için bir yol açma, yol yapma, kendini inşa etme ve toplumu ayağa kaldırma rehberi. Platon, Seneca, Cicero, Farabi gibi bilgelerin ilhamı eşliğinde ve Yenal Bilgici’nin sorularıyla…


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 288
    En / Boy : 13.5 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2.2022
    ₺51,00
  • Bu kitapta anlatılanlar gerçek olmasaydı, onları uyduramazdım.

    Küresel markaların reklam yüzüydü.
    Hollywood yıldızlarıyla takılıyordu.
    Yakuzaların kara listesindeydi.
    Cami cemaati ona 'Muhammed Ali' diyordu.
    Prensin teklifini reddetti.
    Koruması dünya şampiyonuydu.
    Krala secde etmedi.
    Kaplan saldırısından kurtardığı kadınla evlendi.
    Danimarka'da mimar olarak iş bulamayınca...
    Taksi şoförlüğü ve bulaşıkçılık yaptı.
    2 yıl psikiyatrik tedavi gördü.
    130 kilo olmuştu.
    Ve şimdi geri döndü!

    2002'de Kıvanç Tatlıtuğ'un kazandığı modellik yarışmasında dereceye giremeyince Hong Kong'a gidip Goku Sky adını alan ve Asya-Pasifik ülkelerinde tam 10 yıl fırtına gibi esen top-model Göksenin Yıldırım'ın inanılmaz ama gerçek hikayesi!

    Baştan sona seci sanatının kullanıldığı ilk modern roman!

    "Upuzun bir rap şarkısı! Fink'i bestelemek isterdim."
    GAZAPİZM

    Yepyeni bir üslup! Murat Menteş kendi kendisiyle düello etmiş ve kazanmış! -TANER ELHAN

    Fink müthiş bir roman. Fakat anlatılanların gerçek olması... İşte bu cidden olağanüstü! -İLKAY YILDIZ

    Fink, anlatıya direnen bir kaos; Menteş onu kozmosuna uyarlıyor. Menteş genelde icat eder, bu kez keşfediyor. Goku ile birlikte görkemli ve sansasyoneller.
    YALIN ALPAY


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 310
    En / Boy : 12 / 20
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 12.2021
    ₺67,90
  • “Özgünlük” ve “yeni”nin sürekli övüldüğü bir çağda, detaylarda ne kadar ayrışsak da, temelde birbirimize çok benziyoruz. Sadece birbirimize benzemekle kalmıyoruz; bizden önceki nesillerden de o kadar farklı değiliz. Teknolojinin ve modernitenin getirdiği tüm yeni imkânlara rağmen birçok alışkanlığımızdan vazgeçemiyoruz. Benzer durumlarda benzer tepkiler gösteriyor, âdeta ezbere yaşıyoruz. Ve bunu değişmediğimizin pek de farkında olmadan yapıyoruz.

    Gözlemlemenin, sorgulamanın, tutarlı fikirler geliştirmenin sancılı sürecine katlanmaktansa reklamvari sloganlarla özgünlüğü yakalayabileceğimizi sanıyoruz. Ve sonunda her tembel öğrenci gibi sınıfta kaldığımızda hocayı suçluyoruz.

    İşte Ezbere Yaşayanlar, bir türlü vazgeçemediğimiz alışkanlıklarımızın tarihî arka planıyla birlikte antropolojik, sosyolojik ve psikolojik kökenlerini irdeliyor.

    Bizim gibi olmayanlara neden tahammül edemiyor, yabancıdan ve farklıdan neden korkuyoruz? İnsanları niçin konuşma tarzına göre yargılıyor, argo kullananlara ya da aksanlı konuşanlara niçin yukarıdan bakıyoruz? Şu rasyonalite çağında neden hediye alıyoruz ve birbirimize bir şeyler ısmarlıyoruz? Niçin dedikodu yapmaktan vazgeçemiyoruz? Son elli yılda birçok hak edindikleri halde kadınlar neden erkeklerden farklı meslekler tercih etmekte ısrar ediyor? Bunca bilimsel gelişmeye rağmen neden hâlâ fala ve büyüye inanıyoruz?

    Yukarıdaki sorulara cevap ararken anekdot denizinde boğulmadan diyardan diyara koşup çağdan çağa savrulacağız. Taş Çağı’ndan modern zamanlara, Kalahari Çölü’nden Trobriand Adaları’na, Güney Sudan’dan Alp Dağları’na, Çin’den Aztek diyarlarına keyifli bir yolculuğa çıkmaya, Evliya Çelebi’den Torquemada’ya, James Cook’tan Şamhat’a, Kraliçe Njinga’dan İmparatoriçe İrene’ye, konuşan şempanzelerden Akıllı At Hans’a, yamyamlardan hadımlara birçok ilginç karakterle tanışmaya hazır mısınız?

    Ezbere Yaşayanlar’da iki yüz bin yıllık insanlık mirasının ortaya koyduğu birbirinden değişik toplum ve kültüre yönelerek davranışlarımızı şekillendiren ana etmenleri inceleyecek; kültürle biyoloji, geçmişle gelecek, gelenekle yenilik arasındaki çekişmeyi merkeze alarak, şartların alışkanlıklarımızı ne noktaya kadar değiştirebildiğini tetkik edecek ve doğamıza ne kadar hükmedebildiğimizi göreceğiz.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 400
    En / Boy : 13.5 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 1.2022
    ₺41,00
  • Her Şey Vaktini Bekler. Ne Gül Vaktinden Önce Açar Ne de Güneş Vaktinden Önce Doğar. Biraz Sabret Senin Olan Sana Gelecektir.

    Mevlana 21. yüzyılda dünyanın başına gelenleri görseydi acaba ne düşünürdü?

    Bu hız çağında boğuştuğumuz sorunları çözüme ulaştırmak için bize nasıl yol gösterirdi?

    Hakan Mengüç, kaleme aldığı bu yeni kitabında tam da bu soruların yanıtını arıyor.

    Büyük düşünür, sekiz yüz yıl öncesinden sesleniyor çağımızın acı çeken ruhlarına...

    Onlara 21 altın kuralı hatırlatıyor!

    Hiçbir şeyin çaresiz ve çözümsüz olmadığını, her derdin içinde bir derman saklı olduğunu fısıldıyor.

    Peki ya o dermanı bulmak mümkün mü?

    Doğru yere bakınca evet...

    Doğru yeri bilen gönül gözünü uyandırmanın tam zamanı...

    Aradığın hazine tam olarak durduğun yerde.

    Hoş geldin yol arkadaşım.

     

    Cilt Bilgisi: Amerikan Cilt

    Kâğıt Bilgisi: Holmen

    Basım Tarihi: Aralık 2021

    Basım Bilgisi: 1. Basım

    Sayfa Sayısı: 184

    Kitap Boyutu: 13,5 x 21 cm

    Kitap Ağırlığı: -

    ISBN No. 9786254415173

    Barkod No. 9786254415173

     

    Çıkış Tarihi: 16 Aralık 2021

     

    ₺29,40
  • “Olumlu yönde siyasi ve toplumsal değişim için yalın, apaçık bir manifesto.”
    Paschal Donohoe - İrlanda Ekonomi Bakanı

    “Gücü beklenmedik bir ironiyle etkisiz hale getiren, size bir neşter ve bir çiçek vererek günümüzü anlamanızı sağlayan dehaya sahip. Ece Temelkuran’ın büyüsü bu.”
    Roberto Saviano - Yazar

    “Üstesinden gelebileceğimiz bir kederden mustarip olmak. Henüz sahip olmadığımız bir özgürlüğe hasret kalmak. Bunlar, Beethoven’ın ruhumda bıraktığı duygulardı. HepBeraber de bende aynı duyguları uyandırdı.”
    Yanis Varoufakis - Yazar, ekonomist, siyasetçi

    Dün için pişmanlık duymak ya da gelecekteki daha iyi günleri beklemek yerine “hemen, şimdi için” düşünen ve umut eden yeni bir politik-duygu anlatısı... Ece Temelkuran, her yerinden sökülen bir dünyada her şeye rağmen insana inanmanın büyüsüne dair bir manifesto sunuyor HepBeraber’de: Güzellik yaratmanın insanlığın kaderi olduğuna inanmayı seçenlere politik bir değişim için ahlaki bir sözleşme öneriyor. Şimdiye dek dört dilde yayımlanan HepBeraber, önümüzdeki günlerde üç dilde daha okurlarıyla buluşacak.

    “Bugün yabancılaştırılmayacak kadar insan kalbine yakın, siyasi kutuplaşmayla parçalanamayacak kadar güçlü sözcüklere ihtiyacımız var. Bu sözcükler nefes almak kadar vazgeçilmez olmalı ve her dilde aynı anlama gelmeli. Nefes alma hakkımızı talep eder gibi, öylesine doğal ve zahmetsiz bir biçimde, beraberce arkalarında saf tutabileceğimiz sözcükler olmalı bunlar. Böylece bizi bastırdıklarında, kesin olarak bileceğiz ki, nefes alma hakkımızı inkâr ediyorlar.”


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 184
    En / Boy : 13.5 / 19.5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 12.2021
    ₺35,90
  • Bu kitapta doksanlı yıllardan itibaren İstanbul taksilerinde yaşadıklarımdan bir demet sundum okurlarıma. Turistleri, savunmasız yaşlıları, özellikle de yaşlı kadınları hedef alan taksici eziyetine sık maruz kalmış biri olarak yazdıklarımın çok kişinin yüreğine dokunacağına inanıyorum. Amacım, İstanbul’un taksi şoförlerini incitmek değil, sorunun çözümünü engelleyerek İstanbulluları kendi çıkarları için mağdur edenlere dikkat çekmek. Mesleklerini hakkıyla, namusuyla yapan çilekeş sürücülere ise saygılar olsun!


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 120
    En / Boy : 13.5 / 19.5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 12.2021
    ₺31,90
  • Güçsüz değilsin, sadece insansın.
    Her şeyle savaşamazsın.
    Her konuda en iyisini yapamazsın.
    Her zaman mantıklı davranamazsın.

    Bazen akışına bırakmak gerekir.
    Bazen savaşmak ve kazanmak yerine yenilgiyi kabul etmek gerekir. Çünkü dünya, yapmak istediklerimizden, kontrol edebileceklerimizden ve gücümüzün yetebileceğinden daha fazlasını içerir.

    Sonuç değişmese de birçok insan hep aynı yöntemi denemeye devam eder. Sen de bunu yaparsan her seferinde kendini daha öfkeli, daha mutsuz hissedeceksin.

    Bu kitapta, mutluluğunun kaybettiğin yerde olmadığını anlatmaya çalıştım. Eğer yeterince uğraştığını düşünüyorsan ve sonuç alamıyorsan, artık yola çıkma zamanı gelmiştir.

    İşte bu yola çıkma sürecine kabullenme diyorum.

    Zayıflıklarını, insanları, dünyayı ve duygularını kabullendikçe güçleneceksin.
    Hafifledikçe ağırlaşacaksın.

    Bu kitabın anlatmaya çalıştıklarını tek cümleyle özetle deselerdi şöyle cevap verirdim: “Olan oldu şimdi ne yapabilirim?”

    Kabullenerek nasıl güçleneceğini keşfedeceğin bir yolculuğa var mısın?


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 240
    En / Boy : 14 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 11.2021
    ₺32,00
  • 42 Dile Çevrilen Uluslararası Çoksatan

    2020 Goodreads Yılın En İyi Romanı

    “Yaşamla ölüm arasında bir kütüphane var,” dedi. “Bu kütüphanedeki raflar sonsuza kadar gider.  Her kitap yaşamış olabileceğin başka bir hayatı yaşama şansını sunar sana. Farklı seçimler yapmış olsan, şu an nasıl bir hayatın olacağını görürsün…
    Pişmanlıklarını telafi etme şansın olsaydı, bazı konularda farklı davranır mıydın?”

    Nora Seed berbat halde. Kedisi öldü. İşinden kovuldu. Abisi onunla konuşmuyor. Kimsenin ona ihtiyacı yok. Art arda alınmış kötü kararların sonucunda bir kütüphanede buluyor kendini. Zamanın hiç akmadığı bir gece yarısı kütüphanesinde, sonsuz sayıda kitabın ortasında... Kitapların her birinde Nora’nın farklı bir hayatı yazılı. Başka kararlar verseydi yaşamış olabileceği hayatlar.

    Farklı kariyerler, farklı eşler, farklı arkadaşlar, farklı şehirler arasında gidip gelen Nora’nın aklı sorularla doluyor. Mutluluk sadece önemli sandığımız seçimlerde mi gizli? Yanlış giden her detayın sorumlusu gerçekten biz miyiz? Hayatı yaşanılır kılan ne? Yanlış bir karar insanın tüm hayatına mal olabilir mi?

    İngiliz edebiyatının önemli isimlerinden Matt Haig; Nora’nın pişmanlıklara, ihtimallere ve yeniden seçme imkânına dair çıktığı bu yolculukta, ona eşlik edecek okurlara sürükleyici ve insanın en temel sorunlarını konu alan bir kurgu sunuyor.

    “Değişmesini istediğimiz bir dünyada hep birlikte sıkışıp  kalmışken, tam zamanında yazılmış bir modern çağ masalı, günümüzün Şahane Hayat’ı.”
    Jodi Picoult

    “Kitapların yaşamı değiştirme gücünü kutlayan, içtenlikle ve mizahla yazılmış, baştan çıkarıcı bir roman.”
    Sunday Times

    “Matt Haig sözcükleri konserve açacağı gibi kullanıyor. Konserve de biziz.”
    Jeanette Winterson


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 296
    En / Boy : 14 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 6.2021
    ₺45,24
  • ARKA KAPAK YAZISI

    Livaneli’nin cesaretle ve derinlemesine ele aldığı bu roman, bir Shakespeare trajedisi yoğunluğunda.

    Yaşar Kemal

     Yeni eseriniz, sizi Türkiye’nin politik ve kültürel hayatının en sembolik simalarından biri yapan muazzam yeteneğinizi gözler önüne seriyor…

    Jacques Chirac, Fransa Cumhurbaşkanı

     

    Mutluluk romanında, Livaneli felsefi ve siyasi sorgulamalarını çok usta bir biçimde karakterlerinin psikolojilerine yedirmiş. Çok aydınlatıcı ve derinden etkileyici bir kitap, günümüz dünyasında dürüstlük ve samimiyet arayanlar için vazgeçilmez.

    Kirkus Reviews, ABD

     

    Mutluluk, yalnızca harika kurgusuyla heyecanlı ve sürükleyici bir macera romanı değil; bunların ötesinde, gelenek ile modernlik, tarih ile bellek yitimi, din ile laiklik arasında bölünmüş Türk toplumu üzerine son derece güçlü bir analiz. 

    Martine Laval Telerama, Paris

     

    Livaneli, Mutluluk  romanında da gelenek ve modernliğin çelişkisi içinde, her biri kendi mucizesini bekleyen, Meryem’in, Cemal’in ve İrfan’ın yollarını kesiştirirken; bastırılmışlık, töre, mutluluk, mutsuzluk, korku, tabular, şehvet ve bunalan burjuvazinin gölgesinde toplum yapısının tüm katmanlarını bu arayış ve keşfediş hikâyesiyle gözler önüne seriyor.

     

    2006 yılında Barnes & Noble Yeni Büyük Yazarları Keşif Ödülü’ne layık görülen Mutluluk, yayımlandığı günden itibaren Türkiye’de ve dünyada çok ses getiren ve hâlâ geçerliliğini koruyan derinlikli bir Türkiye portresi, acı tatlı bir peri masalı.

    Editör

    Gülşen İşeri

    Yayıma Hazırlayan

    Günnur Aksakal

    Son Okuma

    Ezgi Hotalak Adalı

    Kapak Tasarım

                       Canan Satan

    Dizgi

    Nurgül Kıssacık

    Sayfa Tasarım

    Şevval Ulusoy

    Dağıtım Tarihi

    08.12.2020

    Sayfa Sayısı

    328

    Ebat

    13,7 x 23,0

    Kağıt / İç Baskı

    lll.Hm. 52 gr.

    Cilt / Kapak

    Amerikan Bristol 230 gr.

    ISBN / Barkod

    9789751041487

     

    ₺36,40
  • Okurken ellerinizin ne kadar kirli olduğuna çok şaşıracaksınız…

    Dokunduğu herkesin geçmişini tüm detaylarıyla gören masör Yusuf’un yolu şarkıcı Cemre’yle kesişir ve genç adam bir tek onun geçmişini göremediğini fark eder. Ona duyduğu merak ve ilgi zamanla aşka dönüşür. Cemre’nin arkadaşlarına masaj yapmaya ve onların karanlık sırlarını öğrenmeye başlar. Ancak aşk, her zaman iki kişiyi bir arada tutmaya yetmez. Cemre’nin sır gibi sakladığı bağımlılığı Yusuf’la aralarını bozarken, Cemre’nin arkadaşlarının hayatında da kötü olaylar cereyan etmeye başlar. Atlanması gereken tek bir eşik vardır.

    Yedi büyük günah...

    Oburluk
    Kibir
    Öfke
    Kıskançlık
    Tembellik
    Açgözlülük
    Şehvet

     Kim iyi, kim kötü, kim gerçek, kim yalancı?

    Bastırılmış bilinçaltı, dizginlenemez arzular, günahkâr cumartesi geceleri ve bizim masum çocukluğumuz... Okurken kimin tarafında olacağınıza ancak sizin günahlarınız karar verecek. Okunmamış Mesaj, Aşkım Kapışmak’ın güçlü hayal dünyasıyla kaleme aldığı çarpıcı bir fantastik-psikolojik roman.

     


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 304
    En / Boy : 13,5 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 12.2020
    ₺51,80
  • Seyir eden misin, seyreden mi bu alemde?

    Eksikliğin boş gözleriyle büyümüştü Mina...

    Küçük bir kızken bunu ilk fark ettiğinde, şaşırmıştı; olmayan her ne ise kalbinin orta yerinde, orada bir oyuk oluşturmuştu sanki.

    Bozuktu. Defoluydu. Büyüdü, genç bir kadın oldu ve bir karar verdi; Madem eksiğim ben, bu eksikliği kapatacak olan malzeme başkalarında olmalı.

    Onların sözleri, onların ilgisi, onların tanımları, onların yorumları…

    Aşklar da oldu yaşamında, kırgınlıklar, savruluşlar da... Kaybetti, ama yıkılmadı yeniden ayağa kalktı.

    Bir sergi açılışında Celal ile göz göze geldiği ilk an, bir tokat patlamıştı sanki yüzünde.

    Deli gibi çarpan kalbinin sesini duyuyor, bu gergin ama bir o kadar da gizemli erkeği izlemekten kendini alamıyordu.

    Mina, onu kendi dönüşümüne götürecek uzun bir yolculuğa çıkmaya hazırdı artık!


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 348
    En / Boy : 13,5 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 11.2020
    ₺63,90
  • Yazar olmanın hayalini kurduğumda kaç yaşındaydım tam hatırlayamıyorum ama okul öncesinde, evdekilerden harfleri öğrenip yazarlığa özendiğime göre, altı yaş civarında olmalıydım. Neredeyse bir yarım asır bu hayalin peşinde koştum; yazar hanesine rastlatmak için çevirip durdum, feleğin çemberini.

    Elinizde tuttuğunuz HAYAL’in satırları, beni, yazmaya tutkun bir genç kadından bir yazara evrilten birikimin, tesadüflerin, olayların dökümünü verirken, kahramanlarımın roman kişilerine dönüşme nedenlerini de anlatıyor; sizi kitaplarımın arka bahçelerinde bir gezintiye çıkarıyorum.

    Dilerim gezintiniz keyifli geçer.
    Ayşe K

     

    (Tanıtım Bülteninden)

     

     

     

     

     

     

     

     

    ₺67,90
  • Böyle bir kitap yazma düşüncesi, daha ben Ankara’da yaşarken seksenlerde ortaya çıkmıştı. 1995 yılında 40. yaşım için hazırladığım Murathan ‘95 kitabımda yer alan “Ufuk Ayarı” bölümündeki “Ölmeden Önce” başlıklı yazımda okurlarımı bu tasarımdan şöyle haberdar etmiştim:

    “‘Hamamname’ diye bir kitap yıllardır dönüp duruyor kafamın içinde. Bir gizli tarih romanı. Birkaç, yüzyıl önce bir İstanbul hamamına yerleştikten sonra, çeşitli hamamları gezerek günümüze kadar gelmiş, bir hamam cininin ağzından, İstanbul’un son birkaç, yüzyılını, yalnızca hamamdan görünen yanlarıyla dinlemeyi ve dinletmeyi amaçlıyorum. İstanbul’un hamamlar tarihiyle, gündelik hayat ve bireysel hayatlar arasındaki büyük dolambaçlar, yeraltı tarihleri, külhanlar, su sarnıçları... Osmanlı sanatları ile çağdaş, anlatı teknikleri arasında yeni bir dil arayışı amaçlıyorum.”

    Oysa Hamamname’yle ilgili ilk notlar bu bilgilendirmeden çok sonra 26 Haziran 2009 yılından başlayarak kâğıda dökülmeye başlamıştı. Sonrası gene yıllar.

    Hamamname, ilk şiir kitabım Osmanlıya dair Hikâyat’tan sonra, Osmanlı malzemesine bu çapta bir yoğunlukla ilk geri dönüşüm sayılabilir.

    Bu kitabın harcında başta Reşad Ekrem Koçu olmak üzere, Ebüzziya Tevfik, Ahmet Refik, Enderunlu Vâsıf, Ahmet Rasim, Sermet Muhtar Alus, Semavi Eyice, Hamamcılar kethüdası Derviş Ismail, Enderunlu Fâzıl Bey gibi nice yazarın bıraktığı mirasın hakkı vardır. O mirasın nefesiyle yazılmıştır. 

    Murathan Mungan


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 192
    En / Boy : 13 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 8.2020
    ₺32,62
  • “Küçükken çekilen acıların ateşi kolay sönmüyor, kolay unutulmuyor ve izlerini hayatımız boyunca üstümüzde taşıyoruz.”

    Aşk yakıyor
    Ayrılık kavuruyor
    Aldatılmaksa hep çok acıtıyor…

    Bize çocukluk acılarını tekrar yaşatacak kişileri gözünden tanır, başkasına değil, ona âşık oluruz. Hayat onu kendi ellerimizle buldurur bize.

    Kaderimiz aslında doğduğumuz evlerde yazılır. Yine o evlerde yaralanır, o yaralarla büyür, sonunda o yaraların bizi götürdüğü yere gideriz. Ancak mutluluk her zaman o yolda değildir…

    “Bu kitapta her zamanki gibi gerçek bir yaşam hikâyesi anlatacağım sizlere. Hep lüks içinde yaşamış ama kaderi daha baştan kötü yazılmış Camdaki Kız ile bir varoş çocuğunun aşk hikâyesi bu.”

    - Dr. Gülseren Budayıcıoğlu


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 352
    En / Boy : 13,6 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2.2020
    ₺71,20
  • … hayat bir nefes gibi akıp gidiyor. Ve geride yalnızca, isteyip de yapamadıklarımızın özlemiyle, bizi biz yapan tüm yaşanmışlıkların farkındalığı kalıyor.

    Sergio ile Giovanna, güneşli bir pazar günü evlerinde bir dostlar sofrası kurma hazırlığındayken ansızın karşılarında davetsiz bir misafir bulurlar: Kapılarını çalan yorgun görünümlü yaşlı kadın Elsa Corti’dir ve uzaklardan, İstanbul’dan gelmiştir. Yaklaşık yarım asrı bulan sürgün yıllarının ardından ülkesine dönen Elsa Corti’nin evinin yeni sahiplerine anlatacakları, ama daha önemlisi, yıllardır görmediği ablasına, hayatının aşkıyla ilgili söyleyecekleri vardır…

    Ferzan Özpetek, okurlarını Roma ile İstanbul, şimdi ile geçmiş arasında, iç içe geçen yaşamların ve yazgıların hükmettiği gizemli bir yolculuğa çıkarıyor. Et ve tırnak gibiyken yıllar önce meydana gelen bir olayla yollarını ayıran iki kız kardeşin karanlık sırları etrafında örülen Bir Nefes Gibi, tutkularına esir düşenleri, kadere meydan okuyanları, sevgiyi, ihaneti ve her şeye rağmen yılların tüketemediği umudu anlatıyor…


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 160
    En / Boy : 13,5 / 21,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 8.2020
    ₺38,15
  • Her yeni ilişki temiz bir defterdir. Yaşadıkça yepyeni bir hikâyenin yazılıyor olduğunu bile düşünürsünüz. Ancak sonra bir de bakarsınız ki defter aslında boş değil...
    Çocukluk anıları, travmalar, eski ilişkilerin yaraları, paternler, inançlar, kalıplar, alışkanlıklar, takıntılar, korkular, endişeler, beklentiler, kompleksler ve daha neler neler...
    İşte tam da bu noktada karışır işler.
    Çünkü artık ilişki sizden emek ister. Üstelik de en çok kendinize emek veriyor olmanızı ister. Hiçbir ilişki, akıntıya kapılıp gitmek değildir, kürekleri güvenle elde tutmaya devam etmektir.
    Ne isteyip ne istemediğinizin kararını kendiniz veremediğiniz sürece yaşanan şey bir sürüncemeden fazlası sayılmaz.
    Unutmayın ki kimse sizi mutsuz edemez, ancak siz buna izin verirsiniz. O halde mutsuzluktan yakınmayı bırakın. Hayatınızda neyin olmasına, neyin olmamasına sebep olduğunuz gerçeğine uyanın.
    İlişkisini yöneten, hayatını da yönetir kuşkusuz. Ancak bunun için kim olduğunuzla yüzleşmelisinizdir önce...
    Nasıl mı?
    Tabii ki bir karar vererek...
    Bu kitabı okumakla kalmayıp Uzman Psikolog Esra Ezmeci’nin sayısız danışmanlık hizmetinden sonra incelikle üzerinde durup çalışarak sistematikleştirdiği önerilerini uygulamaya da karar verdiğinizde, hayatınızda gerçek bir temiz sayfa açabildiğinizi deneyimleyeceksiniz.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 216
    En / Boy : 13.5 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2.2021
    ₺37,80
  • Seni yanıma, tüm dünyayı karşıma almak istiyorum.

    Hava soğuktu, rüzgâr acımasız. Burası bir kar küresiydi, biz de içindeki figürler. Gün gelecekti, birileri bu kar küresini eline alıp sallayacaktı. Kar yağıyor sanacaktık oysa altüst olacaktık... 

    Eylül, kışın en soğuk günlerinden birinde kendisini Abant Gölü'nün yakınlarında ormanlık bir alanın içine kurulmuş Kar Küresi Psikolojik Destek Merkezinde bulduğunda başına geleceklerden habersizdi. Buraya yalnızca psikolojik destek almak için geldiğini sanan Eylül kendisini bambaşka bir sona doğru giderken bulacaktı. Önce Merih'le tanışacak, sonra Merih'te kendisini bulacaktı. "Biz buradayız," diyecekti Merih ona, "ve bunlar yaşanıyor." 

    Bu hikâye Eylül'ün ve Merih'in altüst olmalarının hikâyesi… Birlikte dibe batmalarının ve ışıksız kalmalarının hikâyesi... Hiçbir gülümsemesi içten olmayan, gözü hep uzaklarda bir yerlere dalan, ne olduğunun bilinmezliğinde oradan oraya savrulan, kanatlarını göremediği için kendisini çirkin sanan tavus kuşlarının hikâyesi. Bu hikâye sizin hikâyeniz, bu satırları siz yazdınız... Eylül ve Merih'in kış masalının içinde üşümeye hazır mısınız? 

    Bu doğan güneş var ya Eylül... İşte o bizim için doğmuyor.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 384
    En / Boy : 13.5 / 19.5
    Kağıt Cinsi : 1. Hamur
    Basım Tarihi : 6.2020
    ₺59,50
  • Hayır! Düzen bozulmadı, yeniden kuruldu... Yıkılan bir şey yok, değişen çok şey var sadece ve her değişim ürkütücü bir karmaşayla, çözümsüz gibi görünen sorunlarla ve sonsuz kaygılarla yağar insanın üzerine...
    Yeni düzen bir tehdit değil, bir seçim...

    Teknolojik gelişmeler insan sağlığını korumaya yetmiyormuş, bir kez daha yüzleştik bu hakikatle... İnsanın sağlığı yine doğanın kanunlarına bağlı...

    Yeni dünya, bambaşka bir disiplin öğretiyor insanoğluna:

    “Şikâyet etmemeyi, güvenmeyi ve olana teslimiyeti...”

    Ne kadar şikâyete saparsan, o denli şükre davet edilirsin. Dengelenirsin.

    Şimdiye kadar şikâyet ettiğin ne varsa, hepsine şükretmeyi öğretiyor yeni düzen sana.

    Belki sarsarak, belki acıtarak, belki tokatlayarak... Belki sen anlayıncaya dek şiddetini artırarak...

    Çünkü ilahi düzen, vazgeçmemiştir senden. Sadece fark etmeni ve hak etmeni bekliyordur hayatı...

    Merak etme...

    Sen kazanmadan bitmeyecek bu hikâye...

    Çünkü kaybetmek için doğmadın. Bunun ne doğaya, ne evrene, ne de ilahi sisteme bir faydası var. Kazanmayı hak etmek üzere yaratıldın. Bu yüzden hep kazanmaya zorlamaya devam edecek seni sistem. İş ki, nasıl kazanmak gerektiğini bil. Hayat bir ödül değil, bir hak ediştir. Hayatı hak edenindir mutluluk ve düzen.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 240
    En / Boy : 13.5 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 11.2020
    ₺40,60
Popüler Kategoriler
Edebiyat
Kişisel Gelişim
Korku ve Gerilim
Roman
Çocuk Kitapları
Çok Satanlar
  • “Kaplanın Sırtında Livaneli’nin edebiyat hayatında ilginç bir çıkış. Sultan II. Abdülhamid devrine aynanın öbür tarafından bir bakış… Sürgün Padişah’ın perspektifinden sürükleyici bir anlatım… Dikkat çekici bir üslup…” İlber Ortaylı

    “Kaplanın Sırtında, Abdülhamid rejimini alışılmış klişelerden kurtaran sürükleyici bir roman.” Taner Timur 

    “Geçmişin ve geleceğin, devrimin ve çöküşün, büyük hayallerin ve hayal kırıklıklarının beraber yaşandığı yüklü ve zor bir dönemin anlatıldığı önyargısız bir roman...” Ali Yaycıoğlu

    Otuz üç yıl süren bir saltanat, ardından bir gece yarısı gelen Selanik sürgünü…

    Tahttan indirilişinin üzerinden bir asırdan uzun bir zaman geçmiş olan II. Abdülhamid’in yaşamının en ilginç evresi Livaneli’nin çağdaş anlatısıyla gün yüzüne çıkıyor. Devrik padişahın, ihtilalci fikirlerin filizlendiği Selanik şehrindeki günleri hem bir vicdan muhasebesi hem de yoğun bir psikolojik gelgit dalgası.

    Türk edebiyatının kuşak bağı Zülfü Livaneli, II. Abdülhamid’in tahtını kaybettikten sonra yaşadıklarına odaklanırken, bireyi, toplumu, devleti ve iktidarı sorguluyor. Selanik sürgünü boyunca Sultan’ın ve maiyetinin hususi doktoru olan Tabip Yüzbaşı Atıf Hüseyin Bey’in hatıratından hareketle vücut bulan bu tarihi romanda, iktidar kavramına çarpıcı bir bakış açısı sunuluyor.

    Kitap Adı: Kaplanın Sırtında

    Kitap Yazar Adı: Zülfü Livaneli

    Yayın Direktörü: Gülşen İşeri

    Editör: Gökçe Şenoğlu

    İlk Okuma: Günnur Aksakal Baykan

    Son Okuma: Ezgi Hotalak Adalı

    Kapak illüstrasyonları: Ali Yaycıoğlu

    Kapak uygulama: Şenol Alanbay

    Sayfa Tasarım: Şenol Alanbay

    Sayfa Sayısı: 324

    Ebat :13,7x23

    Tür: Roman

    Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

    Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.

    ₺57,50
  • Siyah beyaz bir fotoğraf karesi gibi Yeşilçam; bir kenara atılmış, tozlu raflarda duran, ama her bakıldığında insanın ruhuna elemle karışık bir saadet yayan, ucu yanmış bir fotoğraf karesi.

    Fakir ama gururlu erkekleri, amansız hastalıklara yakalanan kadınları, imkânsız aşklarıyla o 24 fotoğraf karesinde her şey biraz daha masum sanki.

    Türk sinema tarihinin en yakışıklı jönlerinden Ediz Hun o dönemin başkahramanlarından biri. Beyoğlu Emek’te, yaz günlerinde açık hava sinemalarında, zaman zaman da televizyon ekranlarında yıllarca konuk oldu hayatlara. Onu hep canlandırdığı karakterlerle beyaz perdeden izledik, ama işin bir de perde arkası vardı. Ediz Hun bu kez kurgu değil, gerçek bir hikâye anlattı. Cihangir’de başlayıp Norveç’e kadar uzanan, içinde birbirinden güzel anıları, üstün başarıları ve bir halkın hayranlığını saklayan bu hikâyede başrol yine onun.

    Kitap Adı: Film Gibi Geçti-Ediz Hun

    Kitap Yazar Adı: Rıza Oylum

    Yayın Direktörü: Gülşen İşeri

    Editör: Ezgi Hotalak

    Kapak Tasarım: Emir Tali

    Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut

    Sayfa Sayısı: 220

    Ebat: 13,5x19,5

    Tür: Söyleşi

    Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

    Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr

    ₺52,00
  • Hande Çiğdemoğlu, kısa bir süre içinde gerçekleşen olayları anlatırken, kahramanın bütün hayatını yansıtan hikâyeler yaratıyor. Çeşitli insanlık durumlarını, hayatın gerçeklerini görünür hale getiriyor. Hayata dair olsa da pek konuşulmayan, kâğıt kesiği gibi sızlayan konular işliyor. Bir öyküsünün başlığına benzer biçimde anlatıyor; çok dokunmadan, fazla üzmeden.

    Böylesine olgun bir ilk kitap olan Kâğıt Kesiği’nin ve Hande Çiğdemoğlu’nun edebiyat yolculuğunu umutla takip edeceğim.

    Zülfü Livaneli

    Kâğıt Kesiği, 2021 Gülten Akın Mektup Yarışması Büyük Ödülü, 2020 Fakir Baykurt Öykü Yarışması Birinciliği ve 2020 Seyhan Livaneli Öykü Yarışması Üçüncülüğü alan öyküleri ile Türk edebiyatında yadsınamayacak bir yer edinmeyi başarıyor, üstelik daha ilk anda.

    Kitap Adı: Kâğıt Kesiği

    Kitap Yazar Adı: Hande Çiğdemoğlu

    Yayın Direktörü: Gülşen İşeri

    Editör: Ezgi Hotalak

    Kapak Tasarım: Esra Köymen

    Sayfa Tasarım: Aslı Varol

    Sayfa Sayısı: 220

    Ebat: 13,5x19,5

    Tür: Öykü

    Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

    Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr

     

    ₺39,00
  • Devlet, Mafya, Genelev Patroniçesi Üçgeninde, Soluk Soluğa Bir Dönem Romanı

    Holly, Lilli ve Iris gibi ünlü film karakterlerini şaşırtıcı biçimde canlandıran güzel kadın melek mi, terörist mi yoksa fahişe mi?

    Ünlü gazeteciyi ağına nasıl düşürdü? Amaçlarına neden alet etti?

    Matilt Manukyan nasıl Türkiye’nin en zengin iş insanlarından biri oldu? Dünyanın bir numaralı genelev patroniçesi Madam Manukyan’ın otomobilini havaya kim uçurdu? Ermeni terör örgütleri mi, milliyetçiler mi, muhafazakârlar mı yoksa mafya mı?

    70’li yıllara damgasını vuran Ermeni terör örgütü ASALA’nın arkasında kim vardı? Lideri Agop Agopyan nasıl öldürüldü?

    Londra’da başlayan, İstanbul’u birbirine katan ve Atina’da sona eren büyük macera için hazır olun!

    Dönem romanlarının büyük ustası Osman Balcıgil’in kaleminden.

     

    Basım Dili : Türkçe
    Sayfa Sayısı : 408
    En / Boy :
    13,5 x 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2022

     

    ₺54,60
  • Çikolatanın birleştiren gücü aşkına!

    “Çikolata, insana içindeki çocuğu yaşatır, günlük koşuşturma anında o anın keyfini çıkarmanızı sağlar. Masumdur ve eğlencelidir. Yerken en sevdiğiniz şarkıda dans ediyormuş gibi heyecan dolarsınız. Bu yüzden çikolata, mutluluk dolu bir ruh halidir…”

    Çikolatanın öyküsüyle başlayan, sizler için hazırladığım birbirinden lezzetli 53 tatlı tarifi ile devam eden bu eşsiz yolculuğa hazır mısınız?

    Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt

    Yayıma Hazırlayan: Saliha Ulusoy

    Kapak Tasarım: Beyzanur Karabulut

    Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut

    Fotoğraflar ve styling: Urnisa Gahramanova

    Sayfa Sayısı: 152

    Ebat: 19x25,5

    Tür: Yemek kitabı

    Kağıt / İç Baskı: Mat kuşe, 200 gr

    Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr

    ISBN / Barkod: 9789751043436

     

    ₺182,00
  • “Bazen de bir rastgele taş öylece bütün kış durur ve baharın bir mor çiçek halkası onu çepçevre ama sadece o taşı bir bordürle çevrelerdi. Taşın beyazı çiçeğin moru ile öyle bir resim verirdi ki, o özenle seçilmiş mor halka o taşı dünyanın kutsal taşlarından biri yapar ve boynundaki çelengi ile bunu öyle bir faş ederdi ki, kuşlar yukardan alçalarak bakar da geçer, saksağanlar, serçeler, küçük kuşlar üzerine birkaç saniyeliğine muhakkak konar, ayak sürer de geçer, kertenkele taşın etrafını dolaşır da geçer, karıncalar sıra olur da geçer, arılar üstünden söyler de geçer, bulut nemini salar da geçer, güneş kışın koyu lekelerini açar da geçer, geçer geçer, taş her ziyaretten haberdar anın içinde durur da geçerdi.

     

    Basım Dili : Türkçe
    Sayfa Sayısı :523
    En / Boy :
    13,5 x 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2022

     

    ₺69,00
  • “Rüyalar doğru çıkar, üç yol var denince önce kendine bakacaksın ve herhalde üç kat merdiven çıkacak ya da ineceğim diyeceksin, kendi kendinin yorumcusu böyle olunur. Para gelecek denince önce cebini yoklayacaksın, hiç mi yok, demek ki canın çıkarsa şöyle bir elli kuruş gelecek, zaten elli kuruşun varsa çoktan hak ettiğin ama bir türlü eline geçmeyen bir liranın yirmi beş kuruşu eline geçecek. Bir kadın mı gördün, emin ol ki o seni görmedi. Ama seni de gören biri var işte o gelecek, ama sen onu gelenden saymadığın için geldiğini bile anlamayacaksın. Bekleyeceksin, sabrın da kıt olduğundan senden daha evvel beklemeye başlamış birini hah diye alacaksın, daha eskinin hiç sesi çıkmaz, o yüzden onu mazlum, kendini galip zannedeceksin.

     

    Basım Dili : Türkçe
    Sayfa Sayısı : 
    401
    En / Boy :
    13,5 x 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2022

     

    ₺58,50
  • “Her yaranın bir yarını var.”

    Dr. Senai Demirci, heyecanlı bir metaforik yolculuğa çıkarak, Mesnevi hikâyelerini modern psikoterapinin temel haritaları olarak okuyor. Kadim hikmetten beslenen Mevlana’nın insanın psikolojik altyapısına işaret eden canlı imgelerini ince bir işçilikle gün yüzüne çıkarıyor. İnsan doğasında saklı sancılara, susturulmuş çığlıklara, uyutulmuş acılara, ertelenmiş çelişkilere refakat eden Mesnevi hikâyelerinin kurgusuna modern terapinin akışını ustalıkla oturtuyor. Mevlana Terapi’de tıbbın, psikolojinin ve edebiyatın berzahında kırk yıldır kalem oynatan bir psikoterapist olarak şaşırtıcı ve şifa verici bir dünyanın kapılarını aralıyor.

    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 192
    En / Boy :13,5 x 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2022

    ₺26,60
  • “Zafer Algöz yine yeteneğini konuşturup bizi geçmişe, yaşanan güzel anıların tam göbeğine götürüyor. Her maceranın kahramanı ile el ele, kol kola olmamıza, hep birlikte eğlenerek yeni maceralar yaşamamıza fırsat tanıyor. Ben bu eğlenceyi kaçırmadım, kitabı sizlerden önce okudum; şimdi sıra sizde. Okuyalım, yeni karakterlerin yeni maceralarının Zafer Algöz’ün nefis dokunuşu ile gözümüzün önünde canlanmasını yaşayalım.” Can Yılmaz

    Usta oyuncu Zafer Algöz, merakla beklenen üçüncü kitabı Ken Taç Dis ile mizah serüvenine devam ediyor! Algöz, çocukluğundan gençliğine ve ustalığına kadar geçen zamanda yaşadıklarını eşsiz anlatım gücüyle aktarırken bolca güldürüyor, düşündürüyor ve hüzünlendiriyor. Hayatında önemli bir yere sahip olan Kars, Trabzon ve Bursa anılarının yanında; tiyatro ve sinema dünyasından tanıdığımız usta isimlerle birlikte kendi özel hayatından sıra dışı karakterlere de yer veriyor kitabında. Mizahın, sevincin ve hüznün bir arada olduğu, şaşırtıcı ve soluksuz bir maceraya hazır olun…

     

    Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt

    Editör: Saliha Ulusoy

    Kapak Tasarım: Emir Tali

    Kapak Fotoğrafı:Aren Şenorkyan

    Sayfa Tasarım:Aslı Varol

    Sayfa Sayısı: 292

    Ebat: 13,5x19,5

    Tür :Anlatı

    Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

    Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.

    ISBN / Barkod 9789751043962

    ₺32,50
  • En iyi yönüm, en büyük zaafımsın!

    Kağan ve Buket arkadaşlarıyla birlikte yolculuğa çıkarken her şey çok güzel gidiyordur. Ta ki ezeli düşmanları Bahadır hiç beklemedikleri bir anda yeniden kendini gösterene kadar. Buket bu defa geleceği için yalnız savaşmak zorunda kalır. Acaba başarılı olabilecek mi?

    İki âşık Cansu ve Emre yine karşı karşıya gelmiştir. Önlerinde vermeleri gereken önemli bir karar vardır. Peki, bu defa onları nasıl bir son bekliyor? Mutlu mu olacaklar, yoksa sonsuza dek kendi yollarına mı gidecekler?

    Gazel tarafında ise işler biraz karışıktır. Çok önemsediği biri vardır! Karanlık ve bir o kadar da gizemli Hakan’ı ilk karşılaştıkları andan beri unutamamaktadır. Acaba Hakan onu önemsiyor mu?

    Her bir karakter kendi hikâyesini özenle yazarken saklı gerçekler gün yüzüne çıkıyor ve merak edilen tüm sorular cevap buluyor!


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 432
    En / Boy : 13.5 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 4.2022
    ₺65,00
Çocuk Seçkileri
  • Doğa bize birçok güzellik yaşatırken zaman zaman da kötü sürprizler hazırlayabilir. Deprem de doğanın insanoğluna hazırladığı kötü sürprizlerden biridir. Bu kitapta, depremin nasıl oluştuğunu, deprem öncesinde, deprem sırasında ve deprem sonrasında ne tür önlemler almamız gerektiğini öğreneceğiz. Sonra da öğrendiklerimizi çevremizdekilere de öğreteceğiz. Unutmayalım ki büyüklerin de küçüklerden öğreneceği çok şey var!

    ₺49,50
  • Doğa bize birçok güzellik yaşatırken zaman zaman da kötü sürprizler hazırlayabilir. Deprem de doğanın insanoğluna hazırladığı kötü sürprizlerden biridir. Bu kitapta, depremin nasıl oluştuğunu, deprem öncesinde, deprem sırasında ve deprem sonrasında ne tür önlemler almamız gerektiğini öğreneceğiz. Sonra da öğrendiklerimizi çevremizdekilere de öğreteceğiz. Unutmayalım ki büyüklerin de küçüklerden öğreneceği çok şey var!

    ₺49,50
  • Isı ve ışık kaynağı ateş, dikkatli kullanmadığımız zaman yaramaz akrabası yangına davetiye çıkarır. Bu kitapta; bir enerji kaynağı olan ateşin günlük hayatımıza kattığı faydaları ve yangından nasıl korunmamız gerektiğini öğreneceğiz. Sonra da öğrendiklerimizi büyüklere anlatacağız. Çünkü büyüklerin çocuklardan öğrenecekleri çok şey var!

    ₺49,50
  • Ares’in en büyük isteği herkes tarafından sevilen, bütün herkesin arkadaş olmak istediği, mükemmel biri olmaktır. Tıpkı havalı sınıf arkadaşı Leo gibi. Ve bunun yolunun güzel kıyafetler ile pahalı eşyalardan geçtiğine inanmaktadır. Ancak ne yaparsa yapsın annesini bu pahalı şeyleri almaya ikna edemez. Bu nedenle çok mutsuz hisseder kendisini. Hiçbir zaman mükemmel, havalı, popüler biri olamayacağını düşünür. Üstelik arkadaş olmak için can attığı Ela’nın da dikkatini çekemeyecektir bu durumda. 

    Bir gece beklenmedik biriyle tanışır. Ve ondan, hayal ettiği gibi biri olmasının sırrının gölgesini bulmaktan geçtiğini öğrenir. Ancak bunu nasıl yapacağını bilemez.

    Tam bu esnada ailesiyle çıkmak zorunda kaldığı bir yolculuk onun tüm yaşamını değiştirir. Bu yolculukta hayatına giren yeni arkadaşları ona, sahip olduklarının değerini, sevilmek için hiçbir nedene ihtiyacı olmadığını, olduğu haliyle mükemmel olduğunu ve yaşamın en büyük sırlarından birini öğretirler: Kendini sevmek ve olduğu haliyle kabul etmek.

    Başak Sayan’dan Rüzgar Olmak İsteyen Çocuk kitabının ardından, bir çocuğun gözünden hayata, gerçek sevgiye ve arkadaşlığa dair büyüleyici bir hikâye.

    ₺29,90
  • Nasılsın?
    Yaz tatilin nasıl geçti?
    Tatilde aynı şeyleri yapmaktan sıkıldın mı?
    Yoksa durumdan memnun musun?
    Tableti ve televizyonu çok mu seviyorsun?
    Peki ya onlar yoksa ne olacak?

    Bu kitapta tablete yapışık yaşayan çocukların hikâyesi anlatılıyor. 

    Kitabın kahramanları Onur ve Ceren, tablet oyunları dışında başka hiçbir oyunu sevmeyen iki yakın arkadaş. Bu yaz da, her yaz yaptıkları gibi sadece tablet oyunlarıyla oynadılar. Ta ki elektrikler kesilinceye kadar...

    O andan itibaren hayat bambaşka oldu. Unutulmayacak anılarla dolu bir yaz tatili geçirdiler.

    Dikkat! Şu an elinizde tuttuğunuz kitap sizi şaşırtabilir, hatta sizi değiştirebilir. Ceren ve Onur’un anılarında kendinizden bir parça bulabilirsiniz. 

    ₺26,00
  • Ekin, güler yüzlü, en sevdiği harf “ğ” olan, ilginç deneyler yapan meraklı bir çocuk. 

    Şimdi Ekin için yeni bir deney zamanı. Bu gizemli deneyinde seçtiği farklı bir emojinin duygusunu bir gün boyunca yaşayacak. Üzülecek, gülecek, şaşıracak, dans edecek, şarkı söyleyecek... Ama deneyinden hiç kimseye bahsetmeyecek. Zorlu, bir o kadar da komik bir macera seni bekliyor. 

    Bakalım, Ekin deneyini tamamlayabilecek mi? 

    Ekin’in gizli deneyini fark edecekler mi?

    Ekin, emojilere göre duygularını planlayabilecek mi?

    ₺30,50
  • MİLAŞOKİ dostlar! 

    Yanlış okumadınız. Evet, MİLAŞOKİ. Duyguca dilinde “Merhaba” demek. Duyguca, kitabımın kahramanı Duygu’nun kendince uydurduğu, kimsenin anlamadığı ama onu çok eğlendiren bir dil. 

    Duygu, çoğu zaman insanlarla konuşmak istemiyor. Konuştuğunda da içinden kendi dilinde bir şeyler söylüyor. Mesela çok kızınca SURİKİTA diyor. Sevinince KİRASİTOMBA, durum komikse BUKİRİŞTOK demek onu rahatlatıyor. Çünkü Duygu’nun kafası duygular konusunda biraz karışık…
    Ama artık değişim zamanı. Duygu’nun dedesi bir mucit ve torunu için bir çözüm üretiyor: “Duygu Navigasyonu”.

    Navigasyon konuşuyor ve Duygu’yu yönlendiriyor. İşte komik ve şaşırtıcı olaylar da bu şekilde başlıyor. 

    Bakalım Duygu, duygu navigasyonu ile neler yapacak?

    ₺30,50
  • Denizkızı Derina ve dostları denizatı, balon balığı ve çekiç başlı köpekbalığı…

    Onlar, Pomida Denizi’nin sevimli su altı sakinleri…

    Tümünün ortak bir noktası var:

    Biricik ve kendilerine has özelliklere sahip olduklarını unutup, aldıkları olumsuz bir eleştiri ile kendilerini yetersiz hissetmeleri…

    Bakalım bu hikâyede neler yaşayacaklar, kendi farklılıklarını keşfedip, biricik olduklarının nasıl farkına varacaklar?

    Merak ediyorsan, sayfaları çevirmeye başla!

     

    Çocuklarda Özgüven Serisi’nin bu 2. kitabında, Denizkızı Derina, hem su altındaki arkadaşlarına hem de minik okuyucularına sesleniyor:

    “Herkes kendi farklılıkları ile değerlidir. 

    Kendine has özellikleri vardır ve biriciktir.”

     

    Çocuklarda Özgüven Serisi’nin her kitabında farklı bir tema var:

    Küçük Bulut Pofini’de, içindeki gücü keşfedişinin hikâyesini,

    Yavru Ayı Fanfan’da, hata yapmaktan endişe etmek yerine, vazgeçmeyip çabalamanın getirdiklerinin hikâyesini bulacaksınız.

    Sayfa Sayısı : 32

    Ebat : 23x23

    Kağıt/İç Baskı : Kuse Mat 170 gr

    Cilt / Kapak : Amerikan Bristol 230gr

    ₺22,75
  • Yavru Ayı Fanfan, Tavus Kuşu Kuki, Aslan Yoyoto… 

    Onlar, Munçino Ormanı’nın, şirin mi şirin sakinleri… 

    Tümümün ortak bir noktası var: 

    Hata yapmaktan endişe etmeleri…

    Bakalım bu hikâyede neler yaşayacaklar, endişelerinin üstesinden nasıl gelecekler?

    Ve Yavru Ayı Fanfan’ın arkadaşlarına hazırladığı o müthiş 

    sürpriz ne olacak?

    Merak ediyorsan, sayfaları çevirmeye başla!

     

    Çocuklarda Özgüven Serisi’nin bu 3. kitabında, gökyüzünü aydınlatan ve yüzyıllardır Munçino Ormanı’ndaki hayvanları izleyen Ay, hem Yavru Ayı Fanfan’a hem de hata yapmaktan çekinen tüm miniklere sesleniyor:

    “Hepimiz hata yaparız. 

    Hata yapmadan çok zordur bir işi başarmak. 

    Önemli olan vazgeçmemek ve hep çabalamak...”

     

    Çocuklarda Özgüven Serisi’nin her kitabında farklı bir tema var:

    Küçük Bulut Pofini’de, içindeki gücü keşfedişinin hikâyesini,

    Denizkızı Derina’da, herkesin biricik ve kendine özgü 

    özelliklere sahip oluşunun hikâyesini bulacaksınız.

     

    Sayfa Sayısı : 32

    Ebat : 23x23

    Kağıt / İç Baskı : Kuse Mat 170gr

    Cilt / Kapak : Amerikan Bristol 230gr

    ₺22,75
Sizin İçin Hazırladığımız Setler
  • Şahmerdan 

    “1953’te Sait Faik, ikinci Türk olarak, Amerika’daki Uluslararası Mark Twain Derneği’nin onur üyeliği payesini aldı. Bu kadarı küçük bir haber olarak gazetelerde çıktı çıkmasına ama, sanatçılar gazete sütunları için pek çekici konu değildi. Oysa bundan önceki Mark Twain üyeliği ilk Türk olarak Atatürk’e verilmişti. Şimdi ikinci Türk de Sait Faik oluyordu. Aradan yıllar geçti, bugüne kadar başka hiçbir Türk bu onura layık görülmedi.”
    Ara Güler (kitaptan, s.139)

    Şahmerdan *Çelme *Kaşıkadası’nda *Mahpus *Bir Define Arayıcısı *Projektörcü *Francala mı, Ekmek mi? *Paşazade *Krallık *Çöpçü Ahmet *Köye Gönderilen Eşek *Zemberek *Alt Kamara *Satılık Dünya *Köy Hocası ile Sığırtmaç *Şeytanminaresi *Bekâr *Beyaz Pantolon *Bir Kadın

    Sarnıç 

    “Önümüzde hayat... Her gün bir başka uykuya yatıp bir başka rüya göreceğiz. Halbuki zaman, ağır ağır bizimle beraber akan nehir, bir göle varıyordu. Bu gölde artık biz akmıyor, dalgalanıyorduk.”

    “Sarnıç” adlı öyküden.

    *Sarnıç *Kalorifer ve Bahar *Beyaz Altın *Bir Karpuz Sergisi *Mavnalar *Gece İşi *Hancının Karısı *Loğusa *Ormanda Uyku *Kim Kime *Park *Gaz Sobası *Plaj İnsanları *Davut’un Anası *Grenoble’da İtalyan Mahallesi *Marsilya Limanı

    Seçme Hikayeler

    Bu kitapta Sait Faik’in deniz kokusuyla, çocuk sesleriyle, balıkçı sohbetleriyle, martılarla, türlü türlü balıklarla donattığı sıcacık hikâyeleri bir araya getirildi.

    Seçme Hikâyeler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilköğretim öğrencileri için belirlediği 100 Temel Eser’de yer almaktadır.

    * Stelyanos Hrisopulos Gemisi * Zemberek * Çamaşır İpleri ve Don Gömlek Hayaletleri * Ben Ne Yapayım ? * Havuz Başı * Uzun Ömer * Kraliçenin Evinde * Açık Hava Oteli * Diş ve Diş Ağrısı Nedir Bilmeyen Adam * Bir İlkbahar Hikâyesi * Fındık * Eftalikus’un Kahvesi *Sinağrit Baba * Son Kuşlar * Sivriada Geceleri * Sivriada Sabahı * Haritada Bir Nokta * Bir Kaya Parçası Gibi * Hişt, Hişt !.. * Dülger Balığının Ölümü

    ₺39,50
  • Son Kuşlar

    “Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka neydi? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim. Hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum. Ada’nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım.”

    Şimdi Sevişme Vakti

    Şimdi Sevişme Vakti Çıplak heykeller yapmalıyım, Çırılçıplak heykeller Nefis rüyalarınız için Ey önümden geçen ak sakallı kasketli, Yırtık mintanından adaleleri gözüken Dilenci Sana önce Şiirlerin tadını Aşkların tadını Kitaplardan tattırmalıyım Resimlerden duyurmalıyım, resimlerden..

    Şimdi Sevişme Vakti *Yeis *Sicilya Ormanları *Ceylânı Bahri *Arkadaş *O ve Ben *Napoli *Mektup 1 *Mektup 2 *Bir Zamanlar *Şarap İçerek *Deli Çay *Bir Masa *Köprü *Marikula Doğur *Karlı Hava *Söyliyemiyorum *Yarı Belimiz

    Havada Bulut

    “Hafif bir rüzgâr, köpeğin sarı tüylerini, adamın sarılı beyazlı sert saçlarını oynatıyordu. Adamın yüzünde manalı hatlar vardı. Sevilmemişlerin, çok üzülmüşlerin, sarhoşların, bir zaman güzelken çirkinleyivermişlerin, okumuşların, hasılı iç rahatsızların yüzlerindeki ifade… (…) Gözlerinin etrafında yedi sekiz çizgi, hayatında çok güldüğünü değil, yüzünü güneşe verip mavi gözlerini kıstığını ifade ediyor dersem, inanmalısınız! O, aynaya baktığı zaman, bu çizgilerin gülmekten değil, güneşe bakmaktan olduğunu, köpeğine söylemiştir. Bir köpeğe söylenilmiş lakırdıyı komşulardan hiçbiri işitmemiştir, denebilir mi?”

    “Havada Bulut” adlı öyküden

    Havada Bulut *Ay Işığı *Büyük Hulyalar Kuralım *Karidesçinin Evi *Yorgiya’nın Mahallesi *Kurabiye *Korkunç Bir Pastane *Eleni ile Katina *Falcı Matmazel Todori *Birinci Mektup *İkinci Mektup *Sonu *1 Nisan’da Bir Erik Ağacı ile Konuştum *Mehmet Bey’e Göre

    Mahkeme Kapısı

    Sait Faik bu kez bir ay boyunca izlediği adliye mahkemelerindeki “tutukluların” öykülerini yazıyor. Bu kişiler Sait Faik’in bildik evreninin bildik yüzleri: kimsesizler, yoksullar, işsizler, balıkçılar, oyun olsun diye hırsızlık yapan çocuklar... Ve öte yanda yargının soğuk yüzünü yansıtmaktan uzak, iyicil yargıçlar çıkar karşımıza. Suçlu olarak mahkemede bulunan çoğu kişiyi, önce insan olduğunu anımsatan ayrıntılarla, onların önce bir oğul ya da bir baba olduğunu vurgulayarak anlatır Sait Faik. Aslında ona göre ortada suç da yoktur, suçlu da. Okura da hepsini tahliye etmek düşer...

    Seylan Çayı Hırsızları *Modern Bir Karı Koca *Bursa’dan Cesur Bir İhtiyar Geldi” *İki Buçuk Liralık Bir Rüşvet *Bir Peri Masalı mı? İpekli Kumaş Hırsızlığı mı? *Üç Bayan Bir Bay *Koltuk Değnekli Adam *Pişmanlık *Nüfus Tezkeresiz Adam *Sultan Mahmut Türbesi’nin Kurşunları *Altmış Liralık Bir Kadın Çantası *Bıçakla Oynanmaz *Yüze Yakın Basamak *Çamaşır İpleri ve Don Gömlek Hayaletleri *Üniversiteliler ve Bir Bayan *Artistler Turneye Çıkarlarken *Bu Senenin Meşhur Karakışı Cinayeti *Dayının Ceketi *H. Soğukpınar *Yerli İskoç Kumaşından Spor Ceket *100.000 Marsilya Kiremiti *Meryem Ana Kandili Ampülünün Kordonu *Davacıya Göre:Bir Muharebe *Başkalarının Derdiyle Dertlenen Bayan *Mahkemeye Verilen Mektuplar Kimin? *Portakal Ezmelerinde Boya Var mı, Yok mu?

    Havuz Başı

    “Bir bahar günü Sait Faik ve Orhan Veli ile birlikte yaptığımız bir Boğaz gezintisini anımsıyorum. Üsküdar’dan Beykoz’a kadar her iskelede Sait beni sınava çekmişti: ‘Şu iskeleyi anlatmak gerekse neresinden başlarsın?’ Anadoluhisarı İskelesi’nin yanında küçük bir kahve vardır. ‘Haydi’ dedi, ‘mademki hikâyecisin, şu kahvede ilk gözüne çarpan nedir, söyle bakalım?’ Baktım üç dört kişi oturmuş, kâğıt oynuyor, kahve içiyor, duvarda birtakım basma resimler… İran şahının, Atatürk’le resmi falan. ‘Bu resimleri belirtirim’ dedim. Kızdı birden, ‘Ulan!’ dedi, ‘o kenarda tek başına oturan ihtiyar sakallı var ya? İşte asıl hikâye o be?’ ”
    Oktay Akbal, Şair Dostlarım, 1964

    *Havuz Başı *Kumarbaz Hayri Efendi *Çatışma *İyilik Unutulmaz *Bir Sonbahar Akşamı *Bir Ev Sahibi *Bayan Gülseren *Yüksekkaldırım *On Milyonerle On Metresi *Jimnastik Yapan Adam *İnsan Gibi Bir Şey: Huy *Su Basması *Mektup *Sur Dışında Hayat *Serseri Çocukla Köpek *Sonbahar *İnsanlar, Türküler, Masallar *Parkların Sabahı, Akşamı, Gecesi *Cezayir Mahallesi *Simitle Çay *Şehrin Sabahları ve Adamlarından Biri *Şehrâyin *Güğüm

    ₺52,50
  • Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar: Casanova - Stendhal - Tolstoy

    Stefan Zweig, Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar’da pek çok açıdan birbirinden farklı üç yazarın, Casanova, Stendhal ve Tolstoy’un hikâyesini anlatıyor. Bu üç farklı şahsiyetin yaşamlarını biyografik, duygusal, felsefi ve insani yönden gözlemliyor. İlk bakışta Casanova gibi rahat, ahlak kurallarına uymayan bir çapkınla, yaptığı ve yapmadığı her davranışın kökenini kendi Ben’inde arayan bir yazar olan Stendhal ve ahlak savunucusu, gerçek bir sanatçı olan Tolstoy’un yaşam öykülerini aynı kitapta bulmak şaşırtıcı gibi görünse de Zweig bu üç ismi “Kendi Ben’lerinin dünyasını evrene açmayı, sanatlarının en önemli görevi görmek” ortak paydasında buluşturuyor.

    Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar Zweig’ın bütün eserlerine hâkim olan derin bir edebiyat ve felsefe tadıyla yoğrulmuştur.

    Korku 

    Rahat ve korunaklı bir yaşam süren saygın bir kadın, sekiz yıllık evliliğinden sıkılmış, burjuva dünyasının kozasından çıkarak kendini genç bir piyanistin kollarına atmıştır. Ancak bu gizli ilişkiden haberdar olan bir şantajcının ansızın zuhur etmesiyle, hayatında yeni farkına vardığı bütün güzellikleri yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalır ve kahredici bir korkunun pençesine düşer.

    Korku insanı bilinçdışına itilmiş utanç verici deneyimlerden, bastırılmış pişmanlıklardan özgürleştirebilecek güçte bir yapıt.

    Kızıl 

    Zweig gençlik dönemi yapıtlarından Kızıl’da öğrenim için Viyana’ya giden genç bir tıp öğrencisinin büyük kentin gerçekliğine uyum sağlama ve yetişkinliğe adım atma sürecini anlatır. Kendini birdenbire ailesinden uzakta soğuk bir odada yapyalnız bulan bu “çocuksu” genç adam, zamanla girdiği bunalımın etkisiyle hayallerinden, başlangıçta büyük bir hevesle sarıldığı tıp eğitiminden vazgeçme noktasına gelmiştir. Tam da o günlerde kızıla yakalanan ve yardımına ihtiyaç duyan bir kız çocuğu onu hayata geri çağırır… 1908 yılına ait bu anlatı, Zweig’ın daha o zamanlar çoktan bir novella üstadı olup çıktığının kanıtıdır adeta. Üstelik, yazarın sonraki yapıtlarında sıklıkla karşılaştığımız bir temanın peşine henüz kariyerinin başındayken düştüğünü; gaddar bir dünyada varoluşunu sürdüremeyecek kadar kırılgan insanların acılarını baştan beri dert edindiğini ortaya koyar.

    Üç Büyük Usta: Balzac - Dickens - Dostoyevski 

    Stefan Zweig Üç Büyük Usta’da, üç büyük yazarın yaşam öyküleri üzerinden okurlarını edebiyat tarihine, edebi dehanın sınırlarına doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
    “Toplumun romanını yazan” ve kendi gücünü dünyaya kabul ettirmek isteyen Balzac, “ailenin romanını yazan” ve döneminin İngiliz kültürüyle özdeşleşen Dickens, “bireyin romanını yazan” ve yaşamla ölüm, dehayla çılgınlık arasında gidip gelen Dostoyevski hem birer yazar, hem de gerçek birer kişilik olarak Zweig’in bu eserinde karşımıza çıkıyor.

    Karmaşık Duygular

    Zweig insani duyguları büyük bir ustalıkla çözümleyebilmesini keskin gözlemciliğine ve psikolojik derinliğine borçludur. Benzersiz maceralar, büyük sırlar, marazi saplantılar, duygusal ikilemler ve gerilimler, bu sayede çağları aşarak, her devrin okuruna hitap edebilen anlatılara dönüşür. Bu derlemedeki novella ve öykülerinde de, duygudaşlığı elden bırakmadan insan doğasının en iyi ve en kötü yanlarını gözler önüne serer. Bunlar sevgiye, ölüme, yitirilen ve yeniden canlanan umuda, yeniden kazanılan inanca, gençliğe ve insanın kendini keşfine dair yapıtlardır.

    Ormanın Üzerindeki Yıldız *Erika Ewald’in Aşkı *Unutulmuş Düşler *Alacakaranlık Hikâyesi *Zıt İkizler *Bir Yüreğin Çöküşü *Karmaşık Duygular

    Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat

    Zweig bu novellasında bir kadının yaşamını bütünüyle değiştiren yirmi dört saatlik deneyimini anlatırken, insanda içkin saplantıların ve dayanılmaz arzuların sınırlarında gezinir. Özgürce ve tutkuyla içgüdülerinin peşine takılan bir kadının bu kısa ve yoğun hikâyesi, kadın kalbinin sırlarına ermiş ustanın kaleminde olağanüstü bir anlatıya dönüşür. Yapıtı için mekân olarak muhteşem atmosferiyle Fransız Rivierası’nı seçen Zweig, 1920’li yılların sonlarında Avrupa’nın “kibar” tabakasının ikiyüzlü ahlak anlayışına yönelik eleştirel tavrıyla dikkat çeker.

    ₺269,90
  • Bir Çöküşün Öyküsü

    Bu son derece çarpıcı çöküş öyküsü, XV. Louis döneminde Fransız sarayında epey etkili olmuş aristokrat bir kadının gerçek yaşamına dayanır. Madame de Prie günün birinde gözden düşer ve kral tarafından Normandiya’ya sürülür. İktidar sahibi ve ilgi odağı olduğu hareketli ve eğlenceli Paris günlerinden sonra, ne kadar süreceği belli olmayan, kendisiyle baş başa kalacağı bir sürgün dönemi beklemektedir onu. Ancak iktidar savaşları, entrika ve eğlenceden ibaret boş saray hayatı varoluşuna anlam katan tek şeydir. Hem kendini hem çevresindekileri sürekli kandırma eğilimindeki bu sığ ve kibirli kadın, malikânesinde gösterişli eğlenceler düzenleyerek Paris’teki hayatını yeniden canlandırmaya çalışır. Giderek mantıklı düşünme yetisini bütünüyle yitiren Madame de Prie, yeniden bütün dikkatleri üzerine çekebilmek için inanılmaz bir plan yapar.

    Amok Koşucusu

    Amok Koşucusu doktor olarak yardıma ihtiyaç duyan bir insana el uzatmanın vicdani yükümlülüğüyle kendi karmaşık duyguları arasında sıkışıp kalan bir adamın hikâyesidir. Hollanda Doğu Hint Adaları'nda görev yapan bir doktor, dara düşüp kendisine başvuran çok zengin bir kadının yardım talebini geri çevirir. Zira kadının mağrur ve hesapçı tavrı karşısında büyük bir öfkeye kapılmış, gururuna yenik düşmüştür. Ancak söz konusu olan insan hayatıdır. Kısa süre içinde pişmanlığın pençesine düşer. Kadına yardım etmeyi saplantı haline getiren doktor, Malezya halkında rastlanan bir nevi öldürücü delilik olan hummanın, amokun etkisi altına girer.

    Ay Işığı Sokağı

    Fransa’nın bir liman kentinin denizci mahallesinde gezinirken duyduğu arya söyleyen sesi izleyerek tanımadığı insanların marazi hayatlarına dalan bir gezgin; patronuna kölece bağlılığı yüzünden korkunç bir eyleme sürüklenen karanlık, itici ve yabani bir hizmetçi; 1810 yılında İspanya’daki savaşta yaralanan, düşman bir ülkede amansız bir hayatta kalma mücadelesine girişen bir Fransız albay; 1918 yılının bir yaz gecesi Leman gölünde bulunup kurtarılan, ancak sonra yüreğini kavuran yurt özlemine yenik düşen bir Rus savaş esiri; yaşıtları üniversiteye giderken hâlâ liseye devam eden avare bir gencin öğretmeninin otoritesine isyan ettikten sonra ödediği ağır bedel. Zweig bu öykülerde insanı insanlıktan çıkarıp en uç noktalara sürükleyen deneyimlerin izini sürerken, okuru da ister istemez karakterlerinin ruh çalkantılarının içine çekiyor…

    *Ay Işığı Sokağı * Leporella * Nişan * Leman Gölü Kıyısında Olay * Avare

    Clarissa 

    Zweig hayatının son dönemlerinde başladığı, taslağı 1981’de gün ışığına çıkarılan ve yayıncısı tarafından tamamlanan Clarissa’da, 1902 yılından Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesine kadar geçen dönemde, dünyanın halini genç bir kadının gözünden anlatır. Avusturyalı bir subayın kızı olan Clarissa bir manastır okulunda büyümüş, eğitimini tamamladıktan sonra Viyanalı ünlü bir sinir hastalıkları uzmanının yanında çalışmaya başlamıştır. Luzern’deki bir kongrede barışsever Fransız öğretmen Léonard’la tanışır. Birbirlerine âşık olurlar. Savaş yüzünden ayrılmak zorunda kaldıklarında Clarissa hamiledir. Üstelik karnındaki bebeğin babası aynı zamanda düşmanıdır da. Milliyetçi bir histerinin kol gezdiği parçalanmış Avrupa’da bu bebeği doğurmak yalnızca kişisel bir karar değildir artık.

    Olağanüstü Bir Gece 

    Olağanüstü Bir Gece, seçkin bir burjuva olarak rahat ve tasasız varoluşunu sürdürürken giderek duyarsızlaşan bir adamın hayatındaki dönüştürücü deneyimin hikâyesidir. Sıradan bir pazar gününü at yarışlarında geçirirken, belki de ilk kez burjuva ahlakından saparak “suç” işler. Böylece yeniden “hissetmeye” başladığını, kötücül ve ateşli hazları olan gerçek bir insan olduğunu fark eder. İçindeki haz dolu esrime, aynı günün akşamında onu gece âleminin son atıklarının arasına, “hayatın en dibindeki lağımlara” sürükleyecek, varış noktası ise ruhani bir uyanış olacaktır

    ₺143,90
  • Diriliş

    Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Savaş ve Barış, Anna Karenina ve Kreutzer Sonat'ın büyük yazarı, yaşamının son otuz yılında kendini insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, boyun eğme, başkaldırma, sanat ve estetik konularında kuramsal çalışmalara verdi. 1899'da yayımlanan Diriliş Tolstoy'un yaşadığı sırada çıkan son romanıdır. Tolstoy, yıllarca üzerinde düşündüğü ve pek çok kuramsal eser yazdığı insanlık sorunlarını bu kitapta edebi bir mahkûm kafilesinin yolculuğunu değil, yaşamın anlamını kavramak adına kişinin kendini yeniden var etme sürecini anlatan bir başyapıttır. Ayşe Hacıhasanoğlu (1952): DTCF Rus Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Bir süre SSCB Büyükelçiliği Basın Bürosu'nda çevirmen olarak çalıştı. Edebiyat ve sosyal bilimler alanında çeviriler yaptı. Dostoyevki, Tolstoy, Turgenyev, Gorki, Bagirov eserlerini Türkçeye kazandırdığı yazarlar arasında yer almaktadır.

    Anna Karenina

    Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Savaş ve Barış, Diriliş ve Kreutzer Sonat’ın büyük yazarı, sadece toplumsal olayları değil, bireyin duygularını da olağanüstü tasvir yeteneğiyle aktarmıştır. Yazar, en ünlü eserlerinden biri olan Anna Karenina’da evlilik, aşk ve ölüm konularını derin bir gözlem gücüyle ele almış, muhteşem edebi dehasıyla işlemiştir. 1875-1877 yılları arasında Ruskiy Vestnik dergisinde tefrika edilen romanın ilk baskısı 1878’de yapılmıştır. Pek çok yazar ve eleştirmen Anna Karenina’yı gelmiş geçmiş en büyük roman saymaktadır. Tolstoy’un bu büyük eseri birçok kez sinemaya da uyarlanmıştır.

    ₺84,90
  • İnsan Neyle Yaşar?

    Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Anna Karenina, Savaş ve Barış, Kreutzer Sonat ve Diriliş’in büyük yazarı, yaşamının son otuz yılında kendini insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, boyun eğme, başkaldırma, sanat ve estetik konularında kuramsal çalışmalara verdi. Bu dönemde yazdığı öykülerde yıllarca üzerinde düşündüğü insanlık sorunlarını edebi bir kurgu içinde ele aldı. Tolstoy, insan sevgisi ve inanç konularını ustalığının bütün inceliğiyle işlerken, "İnsan Neyle Yaşar?" ile gerçek hayatı yansıtan tabloların içinde yeni bir ahlak anlayışını ortaya koydu.

    İvan İlyiç'in Ölümü

    Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Anna Karenina, Savaş ve Barış, Diriliş, Kreutzer Sonat’ın büyük yazarı, yaşamının son otuz yılında kendini insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, boyun eğme, başkaldırma, sanat ve estetik konularında kuramsal çalışmalara da verdi. Bu dönemde yazdığı roman ve öykülerinde yıllarca üzerinde düşündüğü insanlık sorunlarını edebi bir kurguyla ele aldı. 1886 yılında yayınlanan İvan İlyiç’in Ölümü sade, süssüz anlatımıyla Rus gerçekçi edebiyatında eşsiz bir yere sahiptir. Daima gerektiği gibi yaşamaya özen göstermiş bir insanın ölümle yüzleşmesini konu edinen eser, Tolstoy’un yaşamının son döneminde ortaya koyduğu yeni ahlak anlayışının da ilk örneklerinden biridir. İvan İlyiç’in Ölümü Tolstoy’un bir mektubunda belirttiği gibi sıradan bir adamın, sıradan ölümünün kendi gözünden tasviridir

    Savaş ve Barış .

    Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Anna Karenina, Kreutzer Sonat ve Diriliş’in büyük yazarı Tolstoy, yaşamının son otuz yılında kendini insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, boyun eğme, başkaldırma, sanat ve estetik konularında kuramsal çalışmalara da verdi. Bu dönemde yazdığı roman ve öykülerinde yıllarca üzerinde düşündüğü insanlık sorunlarını edebi bir kurguyla ele aldı. Tüm zamanların en büyük romanlarından biri ve Tolstoy’un başyapıtı olarak kabul edilen Savaş ve Barış ilk kez 1867 – 1869 yılları arasında Ruskiy Vestnik dergisinde tefrika edildi.

    ₺89,90
  • Bir İdam Mahkumunun Son Günü

    Victor Hugo (1802-1885): Fransız edebiyatının en ünlü yazarlarından biri olan sanatçı, edebi ününü şiirleri ve oyunları ile kazandı. Romantik akımın en tanınmış adları arasında yer aldı. Toplumsal sorunlar ve politikayla yakından ilgilendi, 1848 ayaklanmalarının ardından Kurucu Meclis’e katıldı, daha sonra milletvekilliği yaptı, l’Evénement adlı bir gazete çıkardı. 1852’de Louis Bonaparte’ın imparatorluğunu ilan ettiği hükümet darbesine karşı çıktığı için sürgün edildi.

    Cezası 1859’da sona erdi, fakat imparatorluk yıkılana kadar gönüllü olarak sürgünde kaldı, 1870’de Fransa’ya döndü. 1871’de Paris Komünü’nü desteklemese de komüncüleri savundu. Victor Hugo 1829 yılında yayımladığı Bir İdam MahkûmununSon Günü adlı romanıyla idam cezasına taviz vermez bir tavırla karşı çıktı. Klasik edebiyatın şaheserleri arasında yer alan Notre-Dame’ın Kamburu ve Sefiller adlı romanlarıyla dünya edebiyat tarihine geçti.

     

     

     

    ₺79,90
  • Doktor Ox'un Deneyi

    Macera ve bilim kurgu yazarı Jules Verne eserlerinin çoğunda ilginç mekânlarda yapılan heyecanlı yolculukları anlatır. Kahramanlar okyanusların derinliklerinde, tropik denizlerde, uzayda, yağmur ormanlarında ya da dağlarda, şaşırtıcı maceralar yaşar; olağanüstü işler başarırlar. Elinizdeki bu romanda ise yazar çok farklı bir yol izlemiş ve vatandaşlarının sakinliğiyle ünlü küçücük bir ülkede yapılan bilimsel bir deneyi anlatmış. Aslında deneyin amacı bütün ülkeyi bedava aydınlatmaktır, ama ülkede garip şeyler olmaya başlar.

    Jules Verne’in yaratıcı dehasının büyüklüğünü sergilediği bu şaşırtıcı roman, zamanında o kadar ilgi çekmiştir ki, opera olarak sahnelenmiştir. Merakla sayfaları çevirirken, kahkahalarınızı tutamayacaksınız.

    Yeşil Işın

    Jules Verne’in Evren’i ve bilimsel gelişmeleri, yeryüzünde yaşanan maceralarla süsleyerek anlattığı romanlarından Yeşil Işın, Kuzey Işıkları denilen doğa olayı üzerine kurulmuş. Kuzey Kutbu’ndaki manyetik alanın güneş ışınlarını etkilemesi sonucu gerçekleşen bu olay, 19. yüzyılda az sayıda insan tarafından biliniyordu. Kuzey Işıkları’nı görebilenlerin sayısı ise çok daha azdı. Yeşil Işın’da bu ilginç doğa olayını görmek üzere yola çıkan bir grup meraklının maceraları anlatılıyor. Birçok başarısız denemenin ve heyecanlı olayın ardından başarıya ulaşan kahramanlarımız, şaşırtıcı bir final yaşıyor.

    Jules Verne’in bilimsel zekâsının yanı sıra nefes nefese okunan maceralar yazmaktaki ustalığını sergilediği Yeşil Işın’ı elinizden bırakamayacaksınız.

     

    ₺23,90
  • Denizler Altında Yirmi Bin Fersah

    Jules Verne’in 1870 yılında yayımlanan ve en sevilen yapıtlarından biri olan bu klasik bilimkurgusunun kahramanı denizdir. Yazar dostu George Sand’dan gelen bir mektup onu bu romanı yazmak üzere harekete geçirmiş, edebiyatın en unutulmaz isyankârlarından Kaptan Nemo’yu yaratmasına vesile olmuştu. George Sand, “Bizi yakın zamanda okyanusun derinliklerine götüreceğinizi umut ediyorum” diyordu mektubunda ve karakterlerin Verne’in bilimsel öngörüleri ve imgelemiyle geliştirdiği dalış giysileriyle dolaştığı bir yolculuk beklentisinden söz ediyordu.

    1866 yılında dünya denizlerinde çeşitli gemiler tarafından gözlemlenen bir deniz canavarı peyda olur. Kimi deniz kazalarından, bazı gemilerin kayboluşundan sorumlu tutulan ve “bir balinadan katbekat büyük ve hızlı bir nesne” olarak tarif edilen bu muazzam deniz hayvanı bilim dünyasında da hararetli tartışmalara yol açar. Bunun üzerine harekete geçen Birleşik Devletler, Abraham Lincoln adlı fırkateyni canavarın peşine düşmek üzere bir sefer için hazırlar. Paris Doğa Tarihi Müzesi’nden Professör Aronnax, sadık hizmetkârı Conseil ve Kanadalı zıpkıncı Ned Land de bu sefere katılırlar. Onları gizemli Kaptan Nemo’nun eline düşmeleriyle başlayan olağanüstü maceralar beklemektedir.

    Wilhelm Storitz'in Sırrı 

    Jules Verne’in ölümünden sonra yayımlanan bu sürükleyici fantastik roman Macaristan’da, Tuna kıyısındaki hayali Ragz şehrinde geçer. Fransız mühendis Henri Vidal, Avrupa çapında ün kazanmış bir ressam olan kardeşi Marc’ın Macaristan’ın köklü ailelerinden Roderich’lerin kızı Myra ile düğününe katılmak üzere Ragz’a gider. Bir süre önce Myra’nın bir talibi daha olmuş, ancak Roderich ailesi tarafından geri çevrilmiştir. Bu kişi, Prusyalı ünlü bilim insanı Otto Storitz’in oğlu Wilhelm Storitz’den başkası değildir. Evlilik yolunda ilerleyen Marc ile Myra’nın bu süreçte mutluluklarına gölge düşüren gizemli ve meşum olaylar, intikam almak için babasının bilimsel sırlarından faydalanan Wilhelm Storitz’in planının bir parçası mıdır yoksa? Jules Verne, Fransa’nın yenik düştüğü 1870 yılındaki Fransa-Prusya Savaşı’nın ardından Almanlara yönelik olumsuz duygularını tekinsiz karakteri Wilhelm Storitz’e yöneltmiştir. 1897 yılı civarında kaleme aldığı romanın, oğlu Michel Verne tarafından gözden geçirilmiş versiyonu 1910’da yayımlanmıştır.

    ₺51,00
  • Beyaz Diş

    Jack London'ın Issız Diyarı, yabanı, buz kalpli Kuzey Toprakları'ndaki hayatı konu edindiği ikinci romanı Beyaz Diş'tir. Vahşetin Çağrısı'na kendini bırakmış bir annenin yavrusu Beyaz Diş'in diyarıdır anlatılan. Onun hayranlık uyandırıcı zekâsı ve içgüdüleriyle kendini var edişinin ve "insan tanrılar"ın yaşamına geri dönüşünün enfes hikâyesi…

    Jack London ya da doğduğunda kendisine verilen isimle John Griffith,
    12 Ocak 1876'da San Francisco'da doğdu. İlk teknesi Razzle Dazzle'la San Francisco Körfezi'nde maceralı bir hayata atıldı. Kaçak istiridye avladı, fok avlayan bir Japon gemisinde tayfalık yaptı, ABD'yi bir başına dolaştı. Yaşam tarzını değiştirmeye karar verip Oakland'a döndü, liseye başladı; sınavlarını dışarıdan vererek üniversiteye girdi. 1897'de altın aramak isteyen binlerce kişi gibi Jack London da Kanada'ya gitti ve bu yolculuk yazarlığının keşfi oldu.
    Bir yıl kaldığı Klondike hakkında, 1903'te yayımlanan Vahşetin Çağrıs ıile 1906'da çıkan Beyaz Diş dahil çok sayıda öyküyü kaleme aldı.
    22 Kasım 1916'da, geride bıraktığı 15 eseriyle, hayata gözlerini yumdu.

    Martin Eden

    Jack London’ın yarı otobiyografik romanı Martin Eden, 20. yüzyıl başında sosyal ve ideolojik meseleler ağırlıklı içeriğiyle Amerikan edebiyatında büyük ölçüde kabul görmüştür. London farklı sınıflar arasındaki zihniyet ve değer farklarını gözlerimizin önüne sererken, statü ve servetin Amerikan toplumundaki hayati önemine işaret eder. Romanın ana temalarından biri, başarı ve refah yolunun sosyal sınıf farkı gözetilmeksizin herkese açık olduğu şeklinde özetlenebilecek Amerikan Rüyası’dır. Ya da bu idealin yarattığı muazzam hayal kırıklığı…

    London, romanı bir sanatçının çıraklıktan olgunluğa geçiş sürecini işleyen Künstlerroman geleneğinde yazmıştır. Martin’in aşkı uğruna eğitimsiz genç bir işçiden başarılı ve rafine bir yazara dönüşüm mücadelesini anlatır. Kahramanı hedefine ulaştığında ise motivasyonunu ve heyecanını çoktan yitirmiş, trajik bir sona doğru sürüklenmektedir artık…

    Bir Kuzey Macerası

    Jack London’ın 1900 yılında yayımladığı Kurdun Oğlu adlı derlemenin içinde yer alan Bir Kuzey Macerası, Homeros’un Odysseia destanını andıran, zorlu engellerle dolu, çetin ve “dönüştürücü” bir yolculuğun hikâyesidir. Aleut adalarındaki Akatan’da yaşayan kabile reisi Naass, evlendiği gün karısı Unga’yı denizden çıkıp gelen sarı saçlıbeyaz bir adama kaptırır. İki metreyi aşan boyuyla bir devi andıran, “tanrıların dünyanın ilk dönemlerindeki erkekleri örnek alarak kalıba döktükleri” bu adam, Unga’yı sırtına vurduğu gibi gemisine atlayıp oradan uzaklaşmıştır. Naass intikamını almak üzere azılı düşmanının peşinden yollara düşer. Dünyayı dolaşıp bilgi ve görgüsünü artıracağı, macera dolu yıllar beklemektedir onu…

    Bir Dilim Biftek

    Jack London’ın Bir Dilim Biftek (1909) ve Meksikalı (1911) yapıtları, yüzyıl dönümünün çalkantılı toplumsal yaşamından çarpıcı iki kesit sunuyor. Gençlik ile yaşlılık arasında işleyen kanunlar, Meksika Devrimi’nin katı iklimi, kuşku ile güven arasındaki belirsizleşmiş sınırlar, iki boksörün öyküsünde buluşuyor.

    Saniyeler içinde verilen kararlar, kitlelerin yanılgıları, amansız kapışmalar ve tutmayan planlar Jack London’ın ustalıklı kalemi sayesinde nadir görülen bir durulukla sentezleniyor. London, okurunu bir kez daha çetin insanlık durumumuzun dönemini aşan, evrensel bir fotoğrafıyla karşı karşıya bırakıyor.

    ₺72,50
Hobi ve Kırtasiye
Çerez Kullanımı