Sosyoloji Tarihi Ders Notları I, birincil kaynaklara dayalı olarak akademik eğitimin verilmesi gerekliliği ve sosyoloji
öğrencilerine soyut olan kuramları şematik bir şekilde somutlaştırarak aktarabilme kaygıları ile oluşmuştur. Söz konusu ders notları klasik ders notundan öte bir çerçeve sunar. Ancak bu çerçeve kuramı geliştirenin zihinsel haritasının birincil kaynaklardan çıkartılması ile oluşturulmuştur. Ders anlatmak, öğrencinin ders notu tutması gerekliliğini de ortaya çıkarmaktadır. Ders saati süresince hem ders anlatmak hem de ders notu tutturmak oldukça vakit alıcı olduğundan, dersin ana şemasını çizip içini doldurmak daha pratik bir yol olarak kabul edilmiştir. Hülasa bu ders notu çerçevesinin hazırlanmasında hem akademik hem de pratik ve pedagojik kaygılar bir arada etkili
olmuştur. Öncelikle sosyolojik düşünceyi belirleyen ve birbirleri ile çelişki halinde olan Aydınlanmacı düşünce ile muhafazakâr düşünce pozitivist sosyoloji ekseninde karşılaştırmalı bir biçimde ele alınmıştır. Kuramcıların kendi anlam dünyalarına ilk elden ulaşabilmenin yorumlardan kaçabilmenin çabası ile mümkün olduğunca ilk elden eserler okunarak oluşturulan bu çerçeve notlarda özellikle sosyolojinin kurucu babalarına ağırlık verilmiştir. Marx, Webwr ve Durkheim. Kendilerinden sonra gelen modern ve çağdaş sosyolojik akımlarda etkililiklerini devam ettirmektedir. Bu sosyolojik geleneğin temellerini aksettirmek öğrenci için daha sonraki ders dönemlerinde kolaylık sağlayacağı umulmaktadır. Akademide halen oldukça rağbet gören Giddens’ın sosyoloji kuramının Weber ve Marx ilhamı ile belirlendiğini görmek bu iki kurucuyu bilen için şaşırtıcı olmayacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2015
₺32,80

Sosyoloji Tarihi II. Ders notları, 19. Yy’da sosyolojinin bilim olarak inşa sürecinden sonra; 20. Yy.’da sosyolojinin, işlevselci genel ontolojik yaklaşım ve pozitivist metodolojiyle, kendini nasıl biçimlendirdiği, tadil ettiği ile dönüştürdüğü temelinde bir anlayışla biçimlenmiştir. 19. Yy. Sosyolojisi Klasik ise 20Yy. Sosyolojisini, 80’lere kadar Modern olarak nitelendirebiliriz. Genel eğilim değişen modern toplumu holistik kuramlarla kavramadır. İşlevselcilik demek, 60’ların başlarına kadar sosyolojinin kendisi demektir. Sosyoloji zuhurunda kurucu babaları ile anılırken artık modern sosyolojide kuramlar ön plana çıkmaya başladı: Yapısalcılık, yapısal-işlevselcilik ve/veya sistemcilik. Akademik sosyolojide Durkheim’ın itibarlı yerini Parsons aldı ve onu, işlevselciliği toplumsal gerçekliğe daha fazla yaklaştıran Merton takip etti.

Modern dönemde akademik sosyolojide öne çıkan hem işlevselci hem de çatışmacı teorisyenler artık Avrupalı değil Amerikalı idi. Ya da Avrupa’dan göç etmiş Avrupalılar söz konusudur. Sorokin, Frankfurt Okulu gibi. Ancak sosyal düşüncenin geliştiği kıta değişmiştir. Ancak değişmeyen holistik yaklaşımların uyumcu ya da çatışmacı olsun etkin olmasıdır. Modern sosyoloji ikici ontoloji ve epistemoloji ile biçimlenirken, Giddens’ın 1984’de yayınlanan eseri, modernden Çağdaş Sosyolojiye geçişi müjdeler. İşlevselci-uyumcu başlayan sosyoloji, çatışma kuramları ile eleştirilerek kendini Merton’da bir kez tadil eder. 19. Yy.’ın vahşi kapitalist çağında çatışan değil uyum arayan insan zihninin ürünü olan işlevselci sosyoloji, dayandığı pozitivist epistemolojinin nesnelliğine zıt olarak olması gereken uyumlu bir Batı toplumunu kurguluyordu. Bunun karşısında ise Marks sosyolojisi, Batılı kapitalist çatışmacı toplumun resmini çizdi. Merton ile işlevselci sosyoloji değere değil çatışmaya doğru giden bir sosyoloji kuramını kurguladı. 1930’larda aksiyonel yaklaşımlar akademide kendilerini hissettirir oldular. Holistik-işlevselci sosyoloji, çatışmacı kuramlardan sonra bu kez aksiyonellerin hücumuna uğradı ve 1980’lerde Yeni işlevselcilik, bir kez daha işlevselciliğin kendi içindeki eleştirel rehabilitasyonu olarak karşımıza çıktı.

Giddens ise modern sosyolojinin hem işlevselci-holistik yaklaşımının hem de pozitivist epistemolojisinin tarih
sahnesinden çekilişini ifade eder. Modernlik kendi diyalektiğinde kendini yeniden yaratırken aslında köklerini
hiç unutmadı: Hegel ve Marks ve Weber ama illa ki diyalektik. 1980’lerden 2000’lere doğru gelişen çağdaş
sosyoloji, uyum arayışı değil modernliğin özgürlük ve belirsiz yanlarına daha fazla vurgu yaptı ve daha fazla
Simmel’i hatırladı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2015
₺24,60
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 50
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺13,36
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 70
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺21,32

Bu kitabın içindeki sunumlar çeşitli konferans, kongre ve sempozyum gibi bilimsel toplantılarda sunulmuş olan sosyoloji alanında yapılmış teorik ve uygulamalı araştırma ve projelerin özetlerini içermektedir. Bildiri ve raporlar tam metin olarak daha önce kitap şeklinde basılmıştır. Bu sunumların basımının amacı ise ders notları olarak ders anlatımlarında katkı sağlamaktır. Söz konusu sunumların, teorik ve uygulamalı çalışmaların daha kolay anlaşılabilmesi için bir zihinsel harita biçiminde katkı sağlayacağı düşünülmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 213
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2016
₺36,08

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 173
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺29,16

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 133
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺15,30 KDV Dahil

Türkiye’nin Batı’ya, AB’ye eklemlenme, girme sürecinde askerlerin bürokratlardan daha ziyade istikrarlı bir tablo çizmesine rağmen Altıncı Uyum Paketi’ne gösterdikleri tepki nasıl açıklanabilir? Aslında tarihsel süreklilikte sadece askerler değil Türk Sociusunun (insan birlikteliği) her katmanında aynı ikili tavrı tespit etmek mümkündür. "Türklerin bin yıllık Batı’ya yürüyüşü" ve bu yürüyüşün nerdeyse doğal bir insiyak gibi kabul edilmesinin yanı sıra her daim kendimizi Batı karşısında üstün ve farklı bir konumda görmemiz ve Batı’ya kafa tutmamız da aynı doğallıkta kabul edilmektedir. Bizi böylesi ikili tavır sergilemeye iten nedir? Dr. Yıldız Akpolat, elinizdeki bu kitapla işte bu sorunun yanıtını arıyor. 

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 247
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2003
₺23,40

Simmel’in sosyoloji anlayışını inşa ettiği eseri Paranın Felsefesi’dir. Bu eserde Simmel önceden ele aldığı ve daha sonra ele alacağı konuları para ekseninde analiz eder. Ancak temel ilgisi modernliktir. Nitekim 20. yüzyılın girişinde yazılan bu metin 19. yüzyılda inşa olmuş sosyolojinin yüzyıllık özetidir. Simmel öyle bir yerde durmaktadır ki, 20. yüzyılın şafağında, 18. yüzyıl bilinç felsefeleri ile 19. yüzyıl sosyoloji birikimine sahip olarak modernliği ele alış biçimi ve topluma dair yeni içgörüleri ile kendinden sonra gelenleri belirlemiştir. En azından sonraki kuramcılar bir şekilde onunla hesaplaşmak zorunda kalmışlardır. Para, “dünyanın seküler Tanrısıdır”. Bu mantığa göre, para, mutlak amacın psikolojik anlamına yükseltilen mutlak araçtır. Şeylerin göreliliğinin yegane mutlak ifadesidir. Para, ekonomik değerlerin göreliliğinin cisimleşmesidir.

Para, her bir özel değerin bir başkası ile değiştirilebilir olmasını cisimleştirir. Modern hayat, nesnelerin değişen nitelik ve niceliklerinin çeşitliliğinde özün saptanmasını temsil eden paraya dayanmaktadır. Modern insan ise, haz peşinde koşan ve bu amaçla her şeyi araçsallaştıran, pragmatik bir tiptir. Para, Simmel için, insanın biliş tarzının, zihnin işleyiş biçiminin ürünüdür. Zihin nasıl farklılıkları bir kılar ve kavramı üretir, teorik olarak dış dünyayı bilirse, aynı şekilde pratik dünya ile ilişki kurarken, nesnelerle ilişki kurarken kavram benzeri bir bilişsel-ölçme aracı yaratır: Para.

Para da kavram gibi içi boş bir varlıktır, bir ölçüm birimidir. Kendi soyutluğu ile başka nesnelerin değerini ölçer. Mübadele sürecinde ortaya çıkan nesnenin değeri para ile ifade edilir. Böylece ekonomik süreç sosyal, ilişkisel olarak hem açıklanır, hem de para ile zihin arasındaki ilişki tesis edilmiş olur. Para, zihin ile gerçeklik ve insanlar arası ilişkiselliğin, topyekün yaşamın ilişkiselliğinin hem sembolüdür, hem de simülakrdır. Simmel, tarihsel materyalizmin altına metafiziksel bir temel atmak için yola çıkar. Ancak kendi para metafiziğinin altına psikolojik bir temel atmakla sonuçlanan bir düşünsel süreci takip etmektedir. Simmel şunu kabul etmemizi ister: Arzumuzun nesnesini yaratan arzumuzdur. Ona anlam yükleyen arzumuzdur, dolayısıyla arzu nesnesi arzumuzu tatmin edemez, çünkü bizim arzu duyduğumuz nesnesi değil, arzunun yüklediği anlamdır.

İnsanın kendi yarattığı fenomenal dünyadan çıkış imkanı yoktur. Bu dünya ideaların gölgelerinin dans ettiği, insanı sonsuz bir esriklik içinde kandıran bir dünyadır. Gerçekle her ilişki kurma çabamız, gerçeklik ile olan mesafemizi arttırmaktan başka bir şey yapmamaktadır. Bu durum Yunan mitolojisinde, insanın gerçeğe ulaşma çabasının ardından cezalandırılan Prometheus ile anlatılır. Gerçek insana yasaktır. Kant’ın, Yunan mitinin ifade ettiği durumu felsefi olarak biçimlendirdiği söylenebilir. Simmel de bunun sonuçlarını psişik patoloji ile açıklar. 20. yüzyılın başında Simmel, Weber, Sombart, Veblen ve Tarde’ın kapitalizmin ya da daha geniş olarak ekonomik süreçlerin insan psikolojisini ve zihinsel ürünlerini etkilemesi konusunda ve daha ziyade kapitalizmi kültür boyutuyla açıkladıkları çalışmaları, idealist-diyalektik bir sosyoloji anlayışının ürünleri olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte, yukarıda ismi geçen sosyologlar insan psikolojisinin derin köklerindeki irrasyonalite ile kapitalizm ya da ekonomik süreçler arasında bağlantı kurmaktadırlar. Kapitalizmi irrasyonel bir süreç olarak değerlendiren Marx’tan farklı bir ele alış söz konusudur. Marx, kapitalizmi kendi kendini yok eden bir süreç olması hasebiyle irrasyonel biri sistem olarak değerlendirirken, diğerleri insan psikolojisinin irrasyonel boyutu olan bilinçaltı ile ilişkilendirmektedirler.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2015
₺54,40

Sosyolojinin Türkiye’deki temel zaaflarından biri de her konuda ve özellikle yerel olması gereken alanlarda bile çeviri merkezli kaynaklara aşırı bağımlılıktır. Oysa, biraz emek ve çaba ile yerli kaynaklardan yola çıkılarak pek çok alanda Türkiye’deki sosyoloji literatürüne katkı sağlamak mümkündür. Konuya bu bağlamda yaklaştığımızda, Doç. Dr. Yıldız Akpolat’ın Türk sosyoloji ve düşünce tarihi içerikli çalışmaları daha da bir önem kazanmaktadır. Akpolat’ın araştırmaları, Türk sosyoloji ve düşün tarihinin birikimlerini ortaya çıkarmaya çalışan yoğun bir çabanın ürünüdür. Akpolat dergiler, ideologlar, sosyologlar, dönemler üzerinde yoğunlaşan yazıları ile Türk sosyoloji ve düşün tarihinin bilinmeyen yönlerini aydınlatmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 392
En / Boy : 16 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2014
₺52,00

Yıldız Akpolat’ın Türk sosyolojisinde ve düşününde yerli birikimleri gün yüzüne çıkarma, dönemler arasında bağlantı kurma yolunda emek ürünü olan bu makaleler, daha önce çeşitli sosyal bilim ve sosyoloji dergilerinde, sempozyum kitaplarında, konu merkezli sosyoloji kitaplarında yayınlanmıştır. Bu kitap, II. Meşrutiyet, erken Cumhuriyet ve ilerleyen dönemlerdeki siyasal düşün eğilimlerinin dip dalgalarına ait gerilimli düşün anlayışlarını, Türk sosyolojisinin ve düşüncesinin kaynaklarını, Türk sosyoloji tarihinde önemli bir yere sahip olmalarına karşın az bilinen bazı sosyologları daha yakından tanıma fırsatı sunmakta, sosyoloji ve düşün tarihimiz açısından var olan boşlukların doldurulmasına önemli katkılar sağlamaktadır.
H. Bayram Kaçmazoğlu


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 17 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2014
₺50,40

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 16 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2013
₺30,40
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 188
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺0,00
1
Çerez Kullanımı