• İndigo Kitap Kampanya
    İndigo Yayınlarında kaçırlmayacak fırsat'
  • Destek Yayınları Kampanya
    Destek Yayınları Kampanya
  • Kara Karga Kampanya
    Kara Karga Kampanya
  • Beyaz Baykuş Kampanya
    Beyaz Baykuş Kampanya
  • İmzalı Kitaplar
    İmzalı Kitaplar

Şiir yazarım
Şiir okurum
Şairim diyemem.
Henüz gönülleri fethedemedim
Şarkı söyleyemem ama
Çok isterdim nağmelerle
İçli dışlı olmayı
Sesler dünyasına ses vermeyi.
Armonik müziği de severim.
Kuğu Gölü’nün
Okşayıcı sesleri
Kulaklarımı okşuyor şimdi.
Hele keman sesi
Yüreğimi deler geçer sanki!
Bir zamanlar
Bir keman sesi
Yükselirdi komşudan
Bir gün
Sustu birden!
Şimdi
Bu akşam
O keman sesini anımsadım
Gürültüleri arasında klaksonların!
Ve kuzum kuğucuk diyorum ki;
Anılar ne derse desin
Yaşamak zorundayız
Herkes kendi öyküsünü yazarak
Herkes kendi kemanını çalarak
Yaşayacak!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺17,60

Benim dünyamın adı Kara Dünya…

Yeni gelen tabut siparişinin beden ölçülerini alırken, içeriye giren sıfır beden, peruk saç takmış, alabildiğince güzel , yaşı yaşıma uygun müşterimle göz göze geliyorum.”M” takısı durumun ne kadar ciddi olduğunun en önemli kanıtı.

Adının Pelin olduğunu sonradan öğrendiğim kızın ilk cümlesi, bana bu mesleği daha ne kadar yaparımı hatırlattı.

“Annemi öldürmek istiyorum.”

Ölüm kelimesinin bu kadar soğuk olabileceği daha önce hiç aklıma gelmemişti.

Benim için gerçek mutlu ölüm, iki yaşlı çiftin aynı anda hayata gözlerini kapamak istemesiydi .Bana göre yapılabilecek tek iyilik

“Nasıl bir ölüm arzu edersiniz?”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 102
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺9,60

Aslında zor olan yazmak değil de herkese ulaşacak yazılarda ne yazacağıma karar vermekti asıl mesele.

Bazen iki cümleyle anlatabileceklerini sayfalarca yazar ama anlatamazsın, bazen sayfalarca anlatacağını iki cümleye hapsedersin. Çıkmak ister, kurtulmak ve özgürleşmek ister kelimeler. Yaz beni der, anlat benimle. Mahkûm etme içinde düşündüklerini. Ya birilerinin bu yazacaklarına ihtiyacı varsa? Ya birileri bu kelimelerden bir şeyler öğrenecekse?

Düşünülen ama anlatılmayanlar, içerde kalan hayaller, yürekte bırakılan aşk izleri, sevgi, nefret ve söylenemeyen her güzel söz ölüme terk edilmiş insana benzer.

Sen yazmalısın, işe yarayıp yaramayacağına sen karar veremezsin.

Sen, ya öldüreceksin düşlerini, düşündüklerini ya da yazacak ve özgürleştireceksin sende hapis yatan tüm cümleleri.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 121
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺12,00

Özlem dolduk,
Tepeden tırnağa, taştık,
Kucak dolusu yüklerle
Ümit biriktirdik,
Köpük hayaller kurduk,
Ve ayrılıktan habersiz
Tutamadık sözümüzü,
Biz ikimizi koruyamadık.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 86
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺9,60

Ellerimde sıkı sıkıya tutarken,
Parmaklarım arasından süzülüp giden
Tek şey, sessiz çığlıklarımdı.
Satır satır aksederdi yüreğimden.
Yüreğim ki avuçlarıma sığardı…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 81
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2019
₺9,60

Elinizdeki eser, insanı ruhsal derinliğiyle ele alıyor. İnsan ilişkilerini toplumsal ve dönemsel boyutlarıyla işliyor.

Roman, çoklu ve karmaşık olayların uzun bir zaman dilimine sistematik dağılımıyla siz içine çekiyor. Eser, dramatik çelişki ve çatışmaların yoğunluğu ve çarpıcılığıyla dikkat çekiyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺17,60

Hayat hep seçimden ibaret...

Bir karar verirken doğru mu yanlış mı, yemek yerken az mı çok mu, yemek yaparken tuzu az mı yağı fazla mı, alışveriş yaparken pahalı mı değil mi ya da eksik mi… hep bir seçim telaşındayız. Öyle dönemler oluyor ki karar verirken yanlış şeyleri seçebiliyoruz. Her zaman doğruyu seçemeyiz zaten, o zaman insan değil melek olurduk ki bu dünyada işimiz olmazdı.

İşte bu yanlış seçimleri bazen biz isteriz, bazen de işin içinde kendimizi bulmuş oluruz.

Bazen insan doğruyu seçemeyeceğinden değil ya da yanlış olan şey ona cazip geldiği için de değil; bazen de yanlışı başka çaren yokken seçersin, cesaret edersin ya böyle mutlu olacaksam dersin ya yapmazsam asıl o zaman pişman olacaksam dersin.

Ya asıl yanlış hiç yanlış yapmamaksa? Ya yanlış sandıklarımız aslında doğruysa? Bazen de insan kendini iki doğrunun içinde bulur. Hangisi daha doğru diye düşünür ve bir yolu seçer. Seçtiği yolun daha doğru olduğu ümidiyle. Bazen de insan iki yanlış arasında kalır. Bu sefer daha ciddi düşünmeye başlar insan. Acaba hangisi daha az yanlış diye. Hangi seçim içime siner der, düşünürsün sürekli. İşte o an önemli olan hangi yolda kendimi kaybetmem, tekrar geriye dönebilir miyim bilinciyle seçim yapmaktır.

İnsan bazen yanlışı bile bilinçli seçebilmeli.

Her yanlışı fondip yapıp kafanıza dikmeyin. Zira sadece bedeninizi çarpmaz, ruhunuzu kaybedersiniz...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 107
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺9,60

Kar yağarken sessizdir mahpuslar beyaz tanelerde ışık yağar geceye mazgalı kapalı hücremin kapısının hasretim dostça dillenen birkaç heceye tavanda çıplak lambalar üşür terleyen duvarlarda küftür gördüğüm memleketimden nice ırak bir diyarda esaret kaderde çözemediğim kördüğüm bedenim sığmıyor üç adımlık alana ayaklarım su toplamış, ellerim nasırdır yaşım kaç bilemem, bakamam aynaya kuyularda Yusuf’um belki bin asırdır resmim aranıyor, afişlerindeydi sokakların kaç zaman şehir şehir kaçtım da kaçtım saklandım altında solgun yaprakların.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 77
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺9,60

Bu kitap çağdaş düşünen her kişinin kabul ettiği fikrin ana temasıdır. Asrın lideri demekle kastım şuydu. Atatürk, 1919 yılında başlattığı ve bütün çevresi emperyalist ülkeler tarafından çevrilmiş olan ve yaşam savaşı verirken, yanan ateşin küllerinden yeniden haklarını elde eden bir ülke haline gelen Vatan´ın, Halkın iktidarı olan Cumhuriyeti kurarak millete armağan etmiştir. Çağdaş bir ülke konumuna getirilen ve kısa zamanda tüm dünya ülkelerinin kabul ettiği ülke olan Türkiye Cumhuriyeti, her şeyini ona borçludur. İşte kitabın başlığı olan Asrın Lideri ismi, işte bu çağdaşlığın ve bağımsızlığın tek anlatımı tarzıdır. Kısaca söylemek gerekirse, 2019 yılı basım tarihli olan bu kitap, 1919 ile 2019 yıllarına göre BİR ASIR´ı geçmiş olan dünyanın en büyük Asrın liderinin bu ülke için neler yaptığının kanıtı niteliğindedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺12,00
₺15,00

Dünyamızda yaşanan iktisadi ve siyasi toplumsal olayların; savaşların, terörist eylemlerin, darbelerin, alarm düzeyindeki salgın hastalıkların, ekonomik krizlerin, dini ve ahlâki yozlaşmaların nasıl çıktığı ve kimlerce finanse edildiği çoğu kez merak unsuru olmuştur. Bu krizleri araştıranlar, meselelerin özüne inmeyi başardıkça karşılarına belirli örgütler çıkmıştır. Bu örgütler, olayların gerçekleştiği döneme bağlı olarak adları farklı olsa bile aslında hepsi aynı zihniyetten beslenen, orijini lucifer olan örgütlerdi.

Mason – İlluminati - Rose Croix - Yılan Kardeşliği - Ahit’in Çocukları Tapınak Şövalyeleri - Kuru Kafa ve Kemikler - Yuvarlak Masa Örgütleri - CFR, Bilderberg, Trileteral Komisyonu, Clup Roma adıyla bu örgütler günümüze kadar faaliyetlerde bulunmuş ve karanlık güçlerin değirmenlerine su taşımışlardır.

Elinizde tuttuğunuz bu kitapta, karanlık örgütlerin doğuşuna, yapılanmalarına ve faaliyetlerine ayrıntılarıyla değinilmiştir. Kimi zaman bu örgütlerin birbirleriyle olan dirsek temaslarını kimi zaman ise isim değiştirerek yollarına nasıl devam ettiklerini göreceksiniz. Ayrıca aşağıdaki soruların cevaplarıyla gözetleme kulesi’nin sakinlerinin ne dolaplar çevirdiklerini çarpıcı örneklerle ortaya koyulmuştur.

• Eski Ahit’te (Tevrat’ta) Hiram efsanesinin nasıl anlatılır?
• Ünlü Mason ustaların ne zaman ve ne için and içtmişlerdir?
• Tapınakçıların Hasan Sabbah’la ilişkisi nasıldır?
• Neo-İlluminati örgütü nedir? Nasıl tekrar canlanmıştır?
• Hegelizmin, Komünizmin, Siyonizmin ortak amaçları ve İlluminati ile ilişkisi nedir?
• Hümanizm bir aldatmacamıdır? Hümanizm aslında bir din midir? Masonluk ile Hümanizmin ilişkisi nasıldır?
• Said Nursi’nin kaleminden Masonluk ve Hümanizm/Komünizm nasıl anlatılmaktadır?
• Masonluktaki kritik derece hangisidir? Bu derece neden önemlidir?
• 322 sayısının Kuru kafa ve Kemikler tarikatındaki sırrı ve bu konudaki iddialar nelerdir?
• Piramitteki sır nedir?
• İlluminatinin ve Finans kaynakları kimlerdir?
• Dünyayı yöneten 13 aile kimdir ve faaliyet alanları nelerdir?
• Siyon protokolleri günümüzde ne derece gerçekleşmiştir?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 187
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺14,40
₺18,00

Bu kitabında Umut adlı şiir kitabından biraz farklı olarak bir temaya daha fazla yer verir Kemal Demirel: Aşk. Aşk olmalı/ Yaşadıkça herkesin / Duymalı onu / Yağmur damlalarında / Kar tanelerinde... dizleriyle aşka duyduğu ihtiyacı anlatır. Zaman kavramının içinde eritir aşkı. Kar tanesine yazar sevgisini. Çayın yudumuyla içine alır hasretini misafir eder sonsuza dek.

Barışa özlem şiiriyle dünyaya haykırıp savaş topunun ucuna korkmadan ipten salıncak kurar, yarınlar ve umut için.

Demirel; görülüyor ki bu kitabında da bizlere umut olmayı başarmış. Bizi aşkına sevgisine çocukluğuna hüznüne isyanına ayrılığına dostluğuna ortak etmiş. Dizelerinizle yüreğimiz arasıan kurduğunuz köprüde olmak bizi mutlu ediyor. Teşekkürler Kemal Demirel.

Aysun Keser

Duyguları sade biçimde ifade eden şiirler... Abartmadan, olduğu gibi. Uğruna yazılanı da kandırmaz okuyanı da. Tertemiz yürekten sıcak sıcak çıkarlar. Sevmeyi hatırlatırlar. Biz büyüdükçe küçülen sokaklarımızda dolaştırır bizi bu mısralar. Kemal Bey´in şiirleriyle gülümsemeye...

Hatice Amcaoğlu

"Tank namlusuna salıncak kuran çocuk" ile savaşı durdurmak isteyen her şeye rağmen "gülümse" diyerek acıları unutturan ve "umut et sevgilim" mısralarıyla bizi yaşamaya, sevmeye çağıran Kemal Bey... Şiirleriniz yaşasın var olsun...

H. Gümrah Eralp

Eskiler der ki "Bir şeyi kırk kere söylersen olur." Kemal Demirel´in şiirlerini üst üste okumanızı tavsiye ederim. Bitirdiğinizde içinizde bir umut olacak. Sanırım o umuda tutunabilirsek de dünya daha güzel bir yer olacak.

Furkan Gezer


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺14,40

İşte onlardır onlar.
Aklı gözündedir onların,
Ve azıkları can sıkıntısı.

Onlar ki, ısıtıp koyarlar önüne,
Kalaysız bakır kabın aşını
Ve korkma derler sana ölümden.

Onlar ki, bitmiş ayinlere papaz,
Kılınmış namazlara derviş,
Ve talkını uzun
Cepleri geniş.

Ve onlar ki, sonunda yakalanırlar
Kendilerine.

Onlar ki, üşümüşlerdir Kutuplarda
Isınmaya çalışırlar Sibirya´da.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺9,60

Zirve

Sanırım insana ilk başta tatlı gelen ama sonradan sıkmaya başlayan durum budur.

Ne için savaşacağımı ben de bilmiyorum çünkü elde etmek istediğim her şeyi aldım.

Yanımda beni her yönümle kabullenen, seven can dostlarım var. Aklımı ders dışında her konuya yorduğum için buradaki “başarısızlığım” benim canımı acıtmıyor. Her senem kötü insanları tanıma senesi gibi geçtiği için kötü insanlara karşı içimde antikor oluştu ve bir güç onları benden, beni de onlardan itiyor.

Sanırım hayalini kurduğum ütopyadayım. Ve bu adam girdiği umutsuz savaşlarda çok yoruldu, çok yara aldı. Az daha kellesini kaptıracakken uyandı ve bir bordo bereli gibi binlerce teröriste karşı ayakta kalmayı başardı. Bırakın bu adam uyusun. Yaralarını kendi sarsın, kendi tedavi etsin.

Kendi parasını kazanmaya çalışacak. Kendi ayaklarının üstünde durup, ona ayak bağı olan insanlara muhtaç kalmayacak.

Kafasında sonsuza dek tutacağı soygun planları var. Eğer bu kitaplar tutarsa hepsini tek tek üstü jelatinli şekilde size teslim edeceğim.

Belki de henüz ulaşamadığım yeni başarılar vardır da onlara ulaşmak için biraz düşmek zorunda kalırım. Sanırım o düşüşün yolundayım, ama ona rağmen zirvedeyim kesinlikle.

Ben tek başına askerim. Tek başına dimdik ayakta olan ve şehri uzaklardan izleyen siyah pelerinli bir kahraman.

Zaman ne gösterir bilinmez, sonraki kitapta görüşmek üzere. Hepsini anlatacağım merak etmeyin.

İyi ki varsınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 79
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺9,60

“Merhaba küçüğüm.Güldüğün zaman dünyalar benim olurdu. Acını acım sayardım. Aşk denmezdi buna.Bunun adı delicesine sevmekti. Ve son olarak benden kurtulduğunu zannettiğin her an daha fazla seninleyim.”

Herkese çiçek.Sana okyanus. Poyraz’lı geceler,Meral’li düşler.

Bu kalbi paramparça olanların hikayesidir. Hazırsanız başlayım...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺16,79

Hayatta ki zorluklar silah gibidir.
Ve iki seçeneğin vardır
Ya kullanmayı öğrenir ve kendini korursun
Ya da teslim olur seni vuracağı anı izlersin

Seçim senin.

Ben Mısra Peker. Henüz 17´sinde hayatın yükünü sırtlanmış. Aslında ne 17 ne 18 benim hayatım doğduğum an karardı . O kadının kızı olduğum an !

Siz babanızın prensesi annenizin birtanesiydiniz ama ben değildim. Bırak prenses olmayı anne baba tarafından sevilme duygusunu bile tatmadım. Büyüdüm evlendim bu sefer daha kötü şeyler oldu. Baba diye, babam gelsin diye ağlayan ufak bir kızı susturmak tesseli etmek ne demek bilir misiniz ?

Bilemezsiniz !!

Hiç biriniz, hiçbiriniz bilemezsiniz

Ha hepsinden kötüsü birde o kızı bir başına bırakmanın zorluğu var.. Bakın o duyguyu asla bilemezsiniz.

Erkekler Peki ya siz? Hiç gecenin bir yarısı sokağa çıktığınız için ´´orospu, aranıyor fahişe olmuş´ gibi lakaplar yemenin nasıl berbat birşey olduğunu bilir misiniz? Ya da sırf kadın olduğunuz için susmak zorunda olmanın ne demek olduğunu?
Hepsini geçtim hanginiz sırf gece geç saate otobüs bekledi diye tecavüz edilip uyusturucu bağımlısı oldunuz mu ? Ya da kaçınız yıllarca yalan bir hayat yaşamaya mahrum bırakıldınız?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 540
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺28,80

Tarih boyunca insanlar; yönetimlerde söz sahibi olabilmek için egemen güçlere karşı mücadele vermiştir. İnsanlık var olduğu sürece de bu mücadele kesintisiz devam edecektir.

1215 yılında İngiliz kralı John ile büyük toprak sahibi soylular arasında, özellikle vergi kanunlarının; “birlikte verecekleri” kararlar doğrultusunda çıkarılmasına dair yapılan Magna Carta anlaşmasıyla, “Hukukun, kralın arzu ve isteklerinden daha üstün olduğu” resmen kabul edildi. Böylece İngiltere’de; yönetime daha çok insanın katılımı, yani “ortak aklın” devreye girmesinin yolu açılmış oldu. O tarihlerde küçük bir ada devleti olan İngiltere’nin, her biri büyük ve verimli topraklara, kıtalar arası sömürgelere sahip İspanya ve Fransa krallıklarını hızla sollayarak, üzerinde güneşin batmadığı bir imparatorluk haline gelmesinin sırrı, işte bu “ortak aklın” devreye girmesinde saklıdır.

Fransız İhtilali sonrası, Avrupa’da birer birer yıkılan krallıkların yerine kurulan parlamenter sistemler, Avrupa ülkelerinde de ortak akılın devreye girmesini, dolayısıyla zenginlik ve refah seviyesinin hızla artmasını sağladı.

Ülkemizde 1923’te kurulan Cumhuriyetin getirdiği demokratik kurumlarla, Türklerin “ortak aklı”da devreye girdi. İhtilallerin neden olduğu kesintilere rağmen Türkler ortak akıldan sapmadılar, demokrasiyi devam ettirmeyi başardılar.

Bu sayede, diğer İslam ülkeleri gibi petrol ve doğal gaz zenginliklerimiz olmamasına, Osmanlı’nın ağır borç yükü de üzerimizde kalmasına rağmen, tüm İslam ülkeleri arasında bir yıldız gibi parlamayı başardık.

Hal böyleyken; 6 Nisan 2017’de yapılan anayasa halk oylaması ile biz ne yaptık?
Devleti tüm kurumlarıyla, sınırsız ve denetimsiz olarak “tek adamın” aklına teslim etmeye karar verdik.

Burada önemli olan şu veya bu şahsın cumhurbaşkanı olması değildir. Önemli olan; böylesine üstün yetkilere sahip tek adamın, sistemin içinde nasıl denetleneceği ve durdurulacağıdır. 2017 anayasasında bunu sağlayacak fren ve denetleme sistemleri yoktur...

Koca bir devletin kaderi, tek bir kişinin aklına böylesine bırakılamaz. Bu tam bir akıl tutulması, tam bir geriye gidiştir. Gelecek kuşaklara bunun hesabını veremeyiz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 166
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺8,00

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (d. 11 Kasım 1821, Jülyen: 30 Ekim, Moskova - ö. 9 Şubat 1881, Jülyen: 28 Ocak, Sankt Peterburg), Rus roman yazarı.
Çocukluğu sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçiren Dostoyevski, annesinin ölümünden sonra Petersburg´taki Mühendis Okulu´na girdi. Babasının ölüm haberini burada aldı. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkam Müdürlüğü´ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski´nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski´nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı.

1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapisanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi.

Petersburg´a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862´de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumaranelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 28 Ocak 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için 31 Ocak 1881 tarihinde yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasından yürüdü.[2] Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski´nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2016
₺4,80

´´Göral Çatak´ın babası Tacim Bey; tarihi bir örenin yıkılması, Beylerderes´nin sessizce kurulması, Sultansuyu´nun birden kesilmesi gibi hayatlarından çıkıverdi.´´

´´Anam, senden daha emin eller sevmedi beni, neler vermedin bana; senin tükenmeyen dualarında dinlendim, senin yüksek okulunda okudum ben!´´

´´Göral Bey´in doğduğu köy Karaterzi, hırkasını kendisi diken Kara Ahmet´ten almış adını. Yaşlıların huzurevine gitmediği, düşmanın girmediği, aynı eve iki gelinin sığmadığı, boşanmanın bilinmediği, kimsenin ateşli silahla yaralanmadığı Karaterzi... Düşman girmeyince düşmanlık da bilinmiyor orada. Yiğidin harman, Alevinin Sünniyle alaşım olduğu yer Karaterzi!´´

Birleşen arılar yılanı boğar
Balın peteğinden akrebi kovar
Bir yiğit anadan bir defa doğar
Her yiğidin özü sözü bir olur


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 16 / 22
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2017
₺14,40

Hitler Belçika’ya sordu:

“Kendinizi Almanya tarafından tehdit edilmiş hissediyor musunuz?”Tedbiri elden bırakmamak adına,hükümet cevap verdi: “HAYIR” Gerçeği görmezden gelmemek adına, sekiz milyon Belçikalı cevap verir: “EVET”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺12,00

Taşkızılı, kader mahkumu Duru... onu size hiç anlatmadım değil mi?

Anlatmayacağımda... Ben anlatırsam bir anlamı olmaz, o günleri ben yaşamadım, yaşadıysan da beni bilirsiniz unuturum, bu nedenle olanları yaşayanlardan dinlemek lazım.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 119
En / Boy : 12,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺12,00

Maslow´un ihtiyaçlar hiyeralşisine göre üçüncü basamak sevgidir. Efsun, bu büyülü kız, sevgiyi, sevgisizliğin nedenini bulmak için yıllarını veren bir kahramandır. Bu nedenle ki eserin ismi ´´3. Basamak´´tır.

kafka´nın da dediği gibi "İnsanı ısıran ve sokan kitaplar okumalıyıx; okuduğumuz kitap bir yumruk indirerek bizi uyandırmıyorsa ne işe yarar?" İşte elinizdeki bu roman da anlattıklarıyla sizi uyandırmaya çalışan bir eserdir. Yazar: yalnızca koca bir kapıyı hafifçe aralıyor, romanını bitiriyorve üzerine bir araştırma yapmayı, düşünmeyi, anlamaya çalışmayı tamamıyla size bırakıyor. Ortaya yalnızca bir kurgu koymakla kalmıyor, değindiğin noktalar hakkında mesaj vermeye ve bilinç aşılamaya çalışıyor. Başkahramanımız; zaman zaman kızdığımız, anlayamadığımız Efsun... Bize çok uzak ancak çok da içimizde... Bu yalnızca Efsun´un değil, Efsun´un adıyla bu ülkedeki sessiz kalmış binlercesinin hikayesi... Tek solukta okunabilecek duru ve çarpıcı bir roman.

- Tuğba Şentürk, Avukat

... Bomboş geçen bir yirmi sene... İnsan düşünse, nasıl olur bu diye şaşkınlıktan kurtulamaz. Yirmi sene nasıl boşa geçer ki! Bir insan ya bir hapishanede yirmi yıl çürütür ya tımarhanede ya sürgünde... Hiçbiri değildi Efsun´un yaşadığı. Peki, neydi?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺19,20

Severken düş içime
Kirpiklerimin aralığından gir;
Soyun çırılçıplak
Kirazlandım sanayım.
Hasretinle sev beni,
Vuslat duygularından emzir;
Giyin sırılsıklam,
Sevdalandım sanayım.
Küstür hiç yoktan
Nefes aralıklarımdan git;
Terin bensiz kurusun,
Ağulandın sanayım.
Gebe kalsın pişmanlığın,
Yalnızlığın avuçlarında bit;
Sevme sakın bir daha,
Efsunlandın sanayım.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 86
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺12,00

Anılarımı ve yaşanmışlıklarımı hep paylaştıö dostlarımla, sözlü yazılı. Ama toplayıp kitap haline dönüştürmeyi hiç düşünmedim.
Okunur mu diye korktuğum zamanlar oldu ama o kadar önemli değil. Ekonomik kaygılarımda oldu kıt kanaat geçindiğim şu günlerde. Ama tüm dostlarım ısrarla biriktirmemi istedi, yaşamda biriktirdiklerimi. Karar verme aşamasına getirdiler beni, onlara sonsuz teşekkürler.. Ama hiç tanımadan yazılarımla tanıştığım, Hüseyin Özdin herkesten çok destek oldu bana bu kitabın çıkması için. Onun özveri ve desteklerini nasıl anlatırım bilemiyorum.

Bir telefon görüşmesiyle benden çok heyecanlanıp, benden çok emek veren ve kitabın isim babası olan Araştırmacı Yazar Erol Yıldız´ınfa teşekkürlerimi kabul etmesini istiyorum...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 428
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺19,20

Antonio Gramsci (d. 22 Ocak 1891, Sardunya - ö. 27 Nisan 1937, Roma) İtalyan düşünür, siyasetçi ve sosyalist kuramcı.

İtalyan KOmünist Partisi kurucu üyesi ve bir süre lideri. Mussolini'nin Faşist rejimince hapsedildi. Markist literatüre katkısı ana olarak hegemonya, sivil toplum, altyapı-üstyapı ilişkileri, toplumda aydınların işlevi üzerindedir. Devlet teorisi üzerine özgün görüşler ileri sürmüş, başta Althusser olmak üzere birçok marksist kuramcıyı derinden etkilemiş, görüşleri Batı Marksizminin temllerini oluşturmuştur.

9 Kasım 1926'da Faşist hükümet Mussolini'nin yaşamına kasdeden bir saldırıyı gerekçe göstererek olağanüstü hal yasalarını yürürlüğe koydu. Gramsci, milletvekili dokunulmazlığına rağmen tutuklandı ve ünlü Roma hapishanesi Regina Coeli'ye götürüldü. Davasında Gramsci'nin savcısı ünlü 1Yirmi yıl bu beynin işlemesini durdurmalıyız" ifadesini kullandı. 5 yıl (uzak Ustica adasında) alıkonulma cezası aldı; ertesi yıl 20 yıl hapis cezasına (Bari yakınlarında, Turi'de) çarptırıldı. Yeni yaşam şartları sağlık problemlerini arttırdı, çok az ayrdım görebileceği tek kişilik bir hücreye kondu. 1932'de İtalya ve Sovyetler Birliği arasında yapılması planlanan Gramsci'yi de etkileyecek siyasi mahkumların değişimi girişimi sonuçsuz kaldı. 1934'de sağlığı ağır şekilde kötüleşti ve Civitavecchia, Formia ve Roma hastanelerine gittikten sonra şartlı olarak özgür bırakıldı. Özgürlüğüne kavuştultan kısa bir süre sonra 46 yaşında Roma'da öldü; orada Protestan Mezarlığı'na gömüldü.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 300
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2016
₺8,80

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 19 / 27,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2017
₺9,60

Peki ya nereden çıktı bu Olric? Kimdir , kimlerdendir? Sahi ne yer, ne içer? Kimilerine göre Charles Dickens'ın Büyük Umutlar romanındaki Pip'in kötü yanını temsil eden "Olrick" diğerlerine göre Shakespeare'nin Hamlet'ini çocukluğunda çok kereler sırtında taşımış olan emektar saray soytarısı "Yorick" karakterinden belki de bu ikisinin birleşiminden esinlenerek yaratılmış ve ismini onlardan almıştır  Olric. Düşünmeden bilmeden, yaşamadan yaşadığı küçük burjuva rüyasından eski dostu Selim Işık'ın ölümüyle uyanan Turgut Özben Selim'i anlamak için çıktığı yolculuktan kendini de kaybederek geri dönen Turgut'un yolda bulduğu yol arkadışıdır Olric.

Onun n eiyi yanı, ne kötü yanı, ne var olmuş ne de var olmayan yanıdr. Olric Turgut'a bağlı ama ondan bağımsız düşüncelerden yeşeren bir ayrıksı ot, eski sorulara cevap verirken yeni sorular soran bir uşak, Turgut ile ilgili her soruya cevap verebilecek bir "Tanrısal bakış"tır. Oğuz Atay'ın Turgut'un zihninde ne var ne yoksa görebilmek için yarattığı bu karakter hem Turgut'u Turgut'a anlatmakta hem de Selim'i anlamakta ona ışık tutmaktadır. Olric bir iç sestir, bir yoldaş ve bir kardeş.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2015
₺17,60

Gözlerimizin önünde Kabe`nin duvarı yarıldı ve Fatıma b. Esed içeriye girdi ve gözden kayboldu ve yarılan duvar tekrar birleşti. Biz koşarak Kabe`nin kapısına vardı ve kilidini açmaya çalıştık ancak açamadık. Bu esnada bu olayın sıradan bir olay olmadığını anladık. Dört gün sonra tekrar Kabe`nin yarılan yeri açıldı ve Fatıma binti Esed kucağında (nur topu gibi) bir çocukla dışarı çıktı. Mübarek adının konması hakkında da annesi şöyle diyor; "Ben oğlumun doğumundan sonra Kabe`den çıkmak istediğimde bir hatıf (gaybten gelen ses) şöyşle dedi: "Ey Fatıma! Bu bebeğin ismini Ali koy. Çünkü Aliyy`ül A`la (yücelerin yücesi) olan Allah Teala buyuruyor ki; `Ben onun ismini kendi ismimden türettim, edebilme onu edeplendirdim ve en derin bilgilerimi ona öğrettim. O putları benim evimde (Kabe`de) kıracaktır, evimin üzerinde ezan okuyacaktır, beni takdis ve temcit edecektir (büyültüp ululayacaktır.) Onu sevene ve ona uyana ne mutlu. Ona karşı gelip düşmanlık yapana ise yazıklar olsun.` 


Sayfa Sayısı : 296
Basım Tarihi : Aralık 2014
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 2. Hamur
Basım Yeri : Ankara
₺8,00

Sigmund Freud (Almanca söyleyişi: [ˈziːkmʊnt ˈfʁɔʏt], nüfus kaydında Sigismund Scholomo Freud) (d. 6 Mayıs 1856, Příbor, Moravya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu (bugün Çek Cumhuriyeti) - ö. 23 Eylül 1939, Londra, Birleşik Krallık), psikanaliz öğretisini geliştirmiş olan Avusturyalı nörolog. Kişiliğin 5 farklı dönemden geçerek geliştiğini öne süren Psikoanalitik Kuram´ın kurucusudur.

Orta halli bir Yahudi yün tüccarının, kırk yaşındayken, kendisinden yirmi yaş küçük bir kadınla yaptığı ikinci evliliğinden dünyaya geldi. Ekonomik bunalımdan dolayı ailesi Viyana´ya yerleşmek zorunda kaldığında, Freud henüz 4 yaşındaydı. 1938 yılına kadar burada yaşadı.1908´te Viyana Psikanaliz Derneği kuruldu. Bu olay, Freud için bir dönüm noktasıydı, Yaşamım ve Psikanaliz kitabında buna büyük yer verdi. Ancak bu tarihten önce bile Freud´un çevresinde çözümlemenin giderek kurumlaştığı görülür. 1902´den sonra "Çarşamba Günleri Psikoloji Derneği", adı altında başta P. Federn, O. Rank, W. Stekel ve Alfred Adler olmak üzere, Freud´un ilk yandaşları bir araya toplandılar. 1904´de E. Bleuer´le yazışmaya başladı. 1907´de Bleuer´in asistanı Carl Gustav Jung tarafından ziyaret edilir. Jung aynı yıl Zürih´te Freud Derneği´ni kurdu. Bu Freud için büyük bir başarıydı, zira psikanaliz artık ülke sınırlarının dışına çıkmıştı. Takip eden yıllarda Jung, 1. Psikanaliz Kongresi´ne katıldı ve psikanaliz üzerine konferanslar vermek üzere Freud ile birlikte ABD´ye yolculuk etti. Freud, 1910 - 1920 yıllarında Psikanaliz Üzerine, Bir Paranoya Vakası Özyaşam Öyküsü Üzerine Psikoanalitik Gözlemler: Başkan Screber, Totem ve Tabu, Narsizmin İncelenmesine Giriş, Yas ve Melankoli adlı eserleri yayımladı.

1938´de Naziler´in Viyana´ya girmesiyle birlikte en küçük çocuğu Anna ile birlikte Avusturya´yı terk etmek zorunda kalarak Londra´ya yerleşti. Ölümüne dek tedavi ve çalışmalarına burada devam etti.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2016
₺7,20

Psikanalizin ne olduğu ve nasıl geliştiği konusundaki İlk toplu bakışı, yirminci kuruluş yıldönümü dolayısıyla çağrıldığım Massacute eyaletindeki Worcester kentinin Clark Üniversitesinde verilmiş beş konferansta sundum. Benzer muhtevayı içeren bir başka yazıyı ise Amerika'da yayınlanan bir antoloji için hazırlamak ayartısına karşı duramadım; çünkü yirminci yüzyıl başındaki önemli olayları kapsamına almayı öngören antoloji, kendisine ayrı bir bölüm ayırmakla psikanalizin önemini benimsediğini ortaya koymuştu Bu iki yazı arasında bir üçüncüsü var ki, o da Psikanalizin Tarihçesi (1915) adını taşıyor ve şimdi bu yazıdaki bütün önemli noktaları sunuyor okuyucuya.

Kendi kendimle çelişkiye düşeme-yeceğimden ve daha önce anlattıklanmı da üzerinde hiçbir değişiklik yapmaksızın olduğu gibi tekrarlamak istemediğimden, bu incelemede öznel ' ve nesnel anlatım yolları, özyaşamsal ve tarihsel bakış açıları arasında yeni bir bileşime başvurmam gerekiyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 181
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺12,00

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin (6 Haziran, 1799 - 10 Şubat, 1837), Rus şair ve yazar. Birçok kişi tarafından en büyük Rus şairi ve Rus edebiyatının kurucusu olarak kabul görmektedir.

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin, 1799’da Moskova’da doğmuştur. Babası Sergey Lvoviç, soylu bir ailenin ilk çocuğudur. Annesi Nadejda Osipovna Hannibal’in dedesi Etiyopya´lı Hannibal’in Rus Çarı I. Petro’nun vaftiz çocuğudur. Puşkin soylu bir ailenin üyesidir. Annesi ve babası eğitimli insanlardır. Puşkin, ilk bilgilerini yabancı eğitmenlerden edinmiştir. Henüz sekiz yaşındayken Fransızca Rusça bilmektedir. On bir yaşına geldiğinde ise özgürlükçü ve alaycı yazarlarını beğendiği Fransız Edebiyatı’ndan etkilenerek Fransızca şiirler ve komediler yazmaya başlamıştır.

Döneminin tanınmış şair ve yazarları, Puşkin’in evine gelip gidenler arasındadır. Ancak hiçbiri onu kendisine Rus masallarını anlatan, eski Rus türkülerini söyleyen dadısı kadar etkilememiştir. Yaşlı dadısı Arina’nın anlattıkları, Puşkin’in çocukluk ruhunda önemli izler bıraktığı düşünülmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 156
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2016
₺7,20

Ey evlat! Bilgi ağacın meyve vermiş olsaydı, sultanların kapısına koşmazdın; nefsin için bri sığınak ve onun kötü arzularını tatmin yolunu aramazdın. Zaman adamlarının kapılarını aşındırmazdın. İlim sahibi için halkın kapısına koşacak iki ayak yoktur. Zahid geçinen kimsenin ise, halktan dünyalık alacak iki eli yoktur. Allah`ı sevenin halka bakacak gözleri olmaz. Allah sevgisinde doğru olan kimsenin, bütün halk karşısına çıksa bakışları tat vermez; o, sevdiğinden gayrı kimseye bakmaz. O zatın baş gözünde dünya büyümez. Ahiret ise, onun kalp gözüne büyük gelmez. Sır göznde ise Mevlana`dan gayrı büyük olamaz.Akıllı kimseler olunuz, siz hiçbirşey üzerinde değilsiniz. Çoğunuz zehirleyici kimselerin ve mana alemini öldüren kişilerin peşine düşer. Söz edenlerinizin çoğu ise dilden atar; kalbinden birşey diyemez. İçi bozuk adamın sesi dilden gelir; iman sahibinin sözü ise kalpten... İman sahibinin kalbi, Yaratan`ın kapısında durur, sırrı ise ondan içeride... Kapıdan içeri girinceye kadar hak kapısından ayrılmaz. 


Sayfa Sayısı : 214
Basım Tarihi : Aralık 2014
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 2. Hamur
Basım Yeri : Ankara
₺4,79 KDV Dahil

Francis Scott Key Fitzgerald (d. 24 Eylül 1896, St. Paul, Minnesota ö. 21 Aralık 1940, Hollywood) İrlanda asıllı ABD´li yazar.

Yirminci yüzyılın en büyük Amerikan yazarlarından kabul edilir. 1890´larda doğmuş olan ve I. Dünya Savaşı sırasında yetişen neslini "Kayıp Kuşak" olarak tanımlar.

Fitzgerald, Princeton Üniversitesi´nde başladığı öğrenimini tamamlamadı. I. Dünya Savaşı´na katılan yazar, savaş sonunda gazetecilik yapmaya başladı. Diğer yazarlardan ayrılan özelliği, kendi içinde iki karşıt görüşü veya duyguyu aynı anda barındırabilmesiydi. 1920 yılında Cennetin Bu Yanı adlı romanıyla adını duyurmaya başladı. Romanlarıyla kazancı artmaya başladı ve eğlence hayatına kendisini kaptırdı ve sağlığı bozuldu. Zamanla şöhretini kaybeden Fitzgerald, ruhsal bunalım içinde ve hayata küskün olarak Hollywood´da hayata veda etti.
Başlıca eserleri:
This Side of Paradise (Cennetin Bu Yanı) (1920)
The Beautiful and Damned (Güzel ve Lanetlenmiş) (1922)
The Great Gatsby (Muhteşem Gatsby) (1925)
Tender is the Night (Geceler Tatlıdır) (1934)
The Love of the Last Tycoon (Son Düş) (1940)
The Curious Case of Benjamin Button (Benjamin Button´ın Tuhaf Hikayesi) 1921 (Dergide) - 1922 (Kitap olarak)
The Crack-up (Delirmek)(Kısa Hikaye)


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 148
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2016
₺7,92

Erzurumlu İbrahim Hakkı (d. 18 Mayıs 1703) Manfetname`nin yazarı Mutasavvıf alim ve Şeyh, Erzurum`a bağlı Hasankal`de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlarda annesini ve daha sonra babasını yitiren İbrahim Hakkı, bir sure amcasının yanında kalmış, bir süre içinde eğitimine devam etmiştir. 1747 tarihinde İstanbul`a gelerek Sultan 1. Mahmut ile görüşmüştür. Yeniden Erzurum`a dönen İbrahim Hakkı, sürekli olarak dini ve bilimsel konularla ilgilenmiş ve 1780 yılında rahatsızlanarak aynı yılın 22 Haziran günü vefat etmiştir. Kabri Şiirt Tillodadır. Manzum ve düz yazı toplam on beş eser yazmış olan İbrahim Hakkı`nın en önemli eserleri Divan ve Marifetnamedir.


Sayfa Sayısı : 232
Basım Tarihi : Aralık 2014
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 2. Hamur
Basım Yeri : Ankara
₺7,19 KDV Dahil

"Yaşam yolumuzun ortasında karanlık bir ormanda buldum, çünkü doğru yol yitmişti. Ah, içimdeki korkuyu tazeleyen, balta girmemiş o sarp, güçlü ormanı anlatabilmek ne zor! Öyle acı verdi ki, ölüm acısı sanki ama ben, orada bulduğum iyilikten söz edeceğim, gördüğüm başka şeyleri söyleyeceğim."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 422
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2015
₺9,60 KDV Dahil

Ey evlat! İşlerimni düşün. nefsini hakikate erdir. Sende olmayan şeyleri ara. Aramazsan doğruluğuna kimse inanmaz. Sevgiden mahrum yaşamaktasın. Ne Hakka uyarsın, ne de O`nun işlerine razı olursun. Halin nice olur? İrfan sahibi olmanın alameti nedir? hikmet ve nur kısmından sende ne var? Allah`ın sevgili kulları ne ile bilinir? Onları tanımak için gerekli işşler vardır; onları da öğren. her iddia sahibine, istediği teslim edilmez. Teslim edileceğini sanıyorsan yanlışın var. Şahit isterler. Mihenk taşına vurular. Ayarını ölçerler. Bakırı altın diye satmsk kabil olmaz. Her şeyi ehli bilir. İrfan sahibinin birçok vasıfları vardır. onun sağlam vasifları arasında; sabırlı olmak, bela geldiği zaman kahramanca karşılamak ve ilahi hükümlerin hepsine boyun eğmek vardır. Hele kader bahsinde hiçbir söz sahibi olmamak icap eder. Nefis, halk vs. tesirini bir yana atıp Allah`a inanmak irfan sahibinin en bariz vasıfları arasındadır. 


Sayfa Sayısı : 215
Basım Tarihi : Aralık 2014
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 2. Hamur
Basım Yeri : Ankara
₺4,79 KDV Dahil

Kalpleriniz ıslah etmeye çalışın. Çünkü onun salah bulması, bütün varlığın salaha ermesi sayılır. Bu mevzuda, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz`in şu hadis-i şerifini anlatmak yerinde olur; "Ayık olun, insanda bir et parçası vardır. O iyi olunca, bütünduygular güzelleşir. O fesada uğrarsa bütün duygular iyiliğini kaybeder. İşte o et parçası `kalp`tir." Kalbin salahı; takva, tevekkül ve bütün işlerde ihlas sahibi olmakla mümkündür. Fesadı ise, bunların yokluğu ile olur. kalp, şu bünye kafesinde bir kş gibidir. Ve bir şişe içinde saklı inciye benzer; hazinede gizli, muteber bir meta gibidir. Ve bir şişe içinde saklı inciye benzer; hazinede gizli, muteber bir meta gibidir. bakılacak şey, kafes değil, içindeki kuştur. İçindeki inciye bakmalıdır. şişeye değil. Hazinedeki muteber nesne dururken, duvarına kerpicine bakmak neye yarar. 


Sayfa Sayısı : 192
Basım Tarihi : Aralık 2014
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 2. Hamur
Basım Yeri : Ankara
₺4,79 KDV Dahil

İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe(r.a) Hazretleri'nin komşularından ayyaş bir genç vardı. Bu genç, sabahtan akşama kadar içer, geceleri de yerinde duramaz, nâralar atıp küfürler savurarak etrafı dayanılmaz derecede rahatsız ederdi. Bir gece gencin attığı nâralar kesilince, İmam sabahleyin gidip gencin başına bir hâl gelip gelmediğini araştırdı. Arkadaşları, içki yüzünden kavgaya karışıp hapse atıldığını söylediler. Ebû Hanîfe Hazretleri bu duruma çok üzüldü. Hapishâneye giderek yetkililerden onu serbest bırakmalarını ricâ etti. Memurlar ancak kefâlet ile serbest bırakabileceklerini söyleyince İmâm-ı Âzam Hazretleri kefil oldu ve sarhoş komşusunu hapisten kurtardı. Durumu öğrenen genç, derhâl İmâm'ın yanına koşup nedâmet gözyaşları döktü. Artık içkiye tevbe ettiğini söyledi. Bundan sonra ona lâyık bir komşu ve talebe olacağına söz verdi. Büyük İmâm, gence şefkatle baktı ve hüzünlü bir sesle: "- Delikanlı; görüyorsun ya, seni gerçekten biz ziyân ettik! Sana ulaşma gayretini gösteremedik. Asıl sen bize hakkını helâl et!" dedi. 


Sayfa Sayısı : 224
Basım Tarihi :
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 2. Hamur
Basım Yeri : Ankara
₺6,32 KDV Dahil

Temmuz 1883´te Prag’da ufak moda eşyalar satan bir dükkan işleten Hermann ve Julie Kafka´nın 6 çocuğunun ilki olarak dünyaya gelmiştir. İki erkek kardeşi daha bebekken ölmüştür. 3 kız kardeşi de kendinden uzun yaşamıştır. Hukuk okumuş, boş zamanlarında yazmaya başlamıştır. Yazıları, ilk olarak Betrachtung, 1912 yılından itibaren yayımlanmaya başlamıştır. Kafka´nın duygusal deneyimleri ve ailesiyle olan ilişkileri eserlerinde özellikle günlük ve mektuplarında ifade bulmuştur. Babaya Mektup´ta (Almanca: Brief an den Vater) Kafka´nın bakış açısından babasıyla olan ilişkisi gözükmektedir. Hayatta olduğu süre içerisinde 7 kitap yazmıştır. Bunların yanında 3 tamamlanmamış roman ve birçok mektup ve günlük bırakmıştır gerisinde. Kafka yakın arkadaşı Max Brod´dan öldüğünde tüm bu eserlerini yakmasını istemiştir. Max Brod´un Kafka´nın bu isteğini yerine getirmemesi sayesinde bugün bu eserler günümüze ulaşmıştır. Kafka tüm eserlerini Almanca yazmıştır. Kafka modernist yazar olarak görülmektedir. Eserlerinde suç, özgürlük, yabancılaşma ve sorumluluk ayrıca otoriteye bireysel karşı koyma gibi temaları işlemiştir. Kafka’nın en tanınmış eserleri Dava, Şato ve Dönüşüm ´dür. Kafka´nın 3 Haziran 1924´teki ölümünün sebebi kalp yetmezliği olarak görülse de vücudunu yıpratan asıl sebep ilerlemiş kanseridir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 310
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2016
₺12,00

James Joyce'un yarı otobiyografik bu romanı, genç Stephen Dedalus'un bir sanatçı olabilme arzusuyla, hayal gücünü boğan ve yaratıcılığını sindiren kiliseye, okula ve topluma başkaldırışını anlatıyor.

Joyce'un İrlanda'da geçen çocukluk ve gençlik yıllarından esinlenerek kaleme aldığı bu anlatı, sanatçının bağımsızlığını ilan etmesi için ailevi, kültürel ve milli değerlerini sorgulamasını ele alıyor. 19. yüzyıl sonunda Dublin'de dünyaya gelen Stephen Dedalus'un bilinci, İrlanda'nın tarihî ve siyasi hareketleriyle, Katolik Kilisesi'nin kültürü ve değerleriyle yoğrulmuştur. Roman boyunca entelektüel, cinsel ve manevi gelişimini adım adım izlediğimiz Stephen, aldığı dinî eğitim ve ilkgençlik yılları boyunca kendisini öğretmenlerinden, ailesinden ve çevresinden ayrı tutanın ne olduğunu fark edeceği bir uyanış anına doğru ilerlemektedir.

Sanatçı'nın Bir Genç Adam Olarak Portresi, Dublinliler'in sosyal gerçekçiliğini Ulysses'in sembolizmine bağlayan bir halka niteliği taşıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 286
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2016
₺17,60

Bayan Dalloway, Virginia Woolf´un en ilgi çekici romanlarından biridir. Romanda, bir kadının bir gün boyunca yaşadıklarını, düşündüklerini zaman zaman geriye dönüş yöntemiyle anlatır.

Kitap, 1925 yılında tamamlanmasına rağmen yayınlanmadan önce Virginia Woolf tarafından üç kez tekrar yazılmıştır. Kitabın ana karakterleri roman boyunca asla birbirleriyle karşılaşmamış olan Septimus Warren Smith ile Clarissa Dalloway´dir.

Yazar, kitapta zaman kavramını sürekli önce tutttuğundan başlangıçta kitaba "Saatler" ismini vermek istese de daha sonra "Mrs. Dalloway" isminde karar kılmıştır.

Roman, Clarissa Dalloway´in akşam evde vereceği parti için çiçek almak üzere dışarı çıkması ile başlar. Roman, Mrs. Dalloway´in zihninde geçmiş - günümüz arasında gel-gitlerle sürmektedir. Metin boyunca Septimus ile hiç karşılaşmayan Clarissa arasında bir bağ kurulur. Akşam parti de ise Septimus´un ölüm haberini alan Clarissa kendini Septimus´un yerine koymaktadır. Clarissa, parlement üyesi olan Richard ile evlidir, fakat mutsuzdur. Çünkü Clarissa erkeklerden fazla kadınlara ilgi duymaktadır. Zaten romanda Sally ile öpüşmelerini hayatındaki en mutlu an olarak nitelendirmiştir. Clarissa, roman boyunca kafasında ölüm ile ilgili düşünceler vardır.

Yazar romanında savaşçı, toplumu ve ince bir şekilde de yönetim sistemini eleştirmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 221
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2016
₺8,00

Jack London (12 Ocak 1876, San Francisco - 22 Kasım 1916, Kaliforniya), ABD´li gazeteci ve roman yazarı. Vahşetin Çağrısı, Martin Eden, Demir Ökçe, Beyaz Diş ve Deniz Kurdu başta olmak üzere elliden fazla kitabın yazarı olan Jack London, Dünya ticari dergi romanının öncüsü ve yazarlıktan yüksek gelir elde edebilen Amerikalıların ilklerindendir.

Jack London San Fransisko´daki 3. cadde ile Brannan caddesi yakınlarında 12 Ocak 1876´da doğdu. Doğduğu ev 1906 San Fransisko depremi sırasında çıkan yangında tamamen yandı ve bunu belirtmek için1953 yılında Kaliforniya Tarih Derneği tarafından bir tabela koyuldu. London ailesi işçi sınıfından geliyor olsa da aslında Jack London´ın ileride yazdıklarında iddia ettiği kadar yoksul değillerdi. Jack London, özellikle yerel kütüphanede kitap okuyarak kendi kendisini eğitmiştir. 1885´te, Ouida´nın eğitimsiz bir İtalyan köylü çocuğunun opera bestecisi olarak ün kazanmasını anlatan romanı Signa´yı okudu. Bu romandaki karakter onun edebiyat alanındaki kendi hedeflerine ulaşması açısından prototipi olacaktı..

Jack London´ın ölüm sebebi çok tartışılmıştır. Pek çok eski kaynakta intihar ettiği anlatılmıştır.[26] Ölüm raporunda ölüm sebebi üremi olarak gösterilmiştir. 22 Kasım 1916´da, çiftliğinde bir uyku sundurmasında ölmüştür.[27] Son döneminde çok acı çektiği ve morfin aldığı biliniyordu, kazayla ya da kasıtlı olarak aşırıdoz olması da ihtimaller dahilindedir. Clarice Stasz'a göre "London'ın ölümünü takiben, bazı nedenlerle, onun sonunda intihar etmiş bir kadın avcısı olduğu yolunda bir biyografik efsane gelişti. Birinci el kaynaklara dayanan yakın zamanlı ciddi çalışmalar bu karikatürü reddetmektedir."[28] London'ın eserlerinde intihar pek çok kez karşımıza çıkar ve bu durum söz konusu "biyografik efsane"nin oluşmasına katkıda bulunmuş olabilir.

Yaşamöyküsünü yazan Russ Kingman London´ın "inme ya da kalp krizi" nedeniyle öldüğünü düşünmüştür.

Jack London'ın külleri, eşi Charmian'ınkilerle birlikte, Glen Ellen, California'daki Jack London Eyalet Tarih Parkı'na gömüldü. Çok sade olan mezarda sadece yosun tutmuş bir kaya parçası dikilidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2015
₺6,40

Eylül! Daha çocukluğumdan
beri size bakardım ben
bir yazın azalmakta olan
sözcüklerinden nasıl da
ansızın sökülürdünüz
bahçelerle ve kül
dolardı içim... Eylül!

Eylül! Kırılgan mevsim!
cam hançeri güzün
dağılırdı kalbimde
birden gecenin ve gündüzün

Hilmi Yavuzperdesiyle
örtülürdünüz
tenhayla ve tül dolardı içim... Eylül!

Eylül! unuttum sizi
dağ kızarır yol sararırdı
ve ben dönüşlere bakardım
o aman vermez belleğin
paramparça
güldüğüydünüz
aynalarla ve gül
dolardı içim...Eylül!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2015
₺8,00

Rene Descartes ; Latinceleştirilmiş: Renatus Cartesius; sıfat hali: Kartezyen, d. 31 Mart 1596 - ö. 11 Şubat 1650), Fransız filozof, matematikçi ve yazar.

Hayatının çoğunu Hollanda'da geçirmiş olup, Modern Filozofinin Babası unvanını almıştır ve kendisini takip eden Batı felsefesi çoğunlukla onun günümüzde hala çalışılan yazılarına cevap niteliğindedir. Özellikle "İlk Felsefe Üzerine Düşünceler" hala çoğu üniversitenin felsefe bölümünde standart bir kaynak olarak kabul edilir. Descartes'ın matematiğe katkısı da aynı derecede belirgindir; uzaydaki bir noktayı bir numaralar seti olarak işaretleyebil-meyi ve cebirsel denklemleri iki boyutlu koordinat sisteminde geometrik şekiller olarak göstermeyi (ve tam tersini) sağlayan Kartezyen koordinat sistemi, ismini Descartes'tan alır. Cebir ve geometri arasında bir köprü olan, sonsuz küçükler hesabı ve analizi için elzem olan, analitik geometrinin de temellerini Descartes atmıştır. Bir deha örneği olarak tanımlanan Descartes aynı zamanda bilimsel devrimdeki anahtar kişilerden biridir. Kendisinden önceki filozofların otoritesini ve kendi algılarının kesinliğini kabul etmeyi reddetmiştir.

Felsefesinin birçok öğesi geç Aristotelesçilik, 16. Yüzyılın yeniden dirilmiş stoacılığı, içerisinde emsallerini gösterir. Descartes felsefesinde, ekollerden iki temel noktada farklılık gösterir: korporel maddenin durum ve şekil olarak ayrıldığı ve doğal fenomenlerde doğal veya ilahi herhangi jb> uç nokta olduğu kanılarına karşı çıkar. Teolojisinde, Tanrı'nın yaratma ^.§ylemindeki mutlak özgürlüğü üzerinde durur.

Descartes belki de en çok. Metot üzerine konuşmanın 4. ve Felsefenin İlkelerinin 1. bölümlerinde geçen "cogito ergo sum (düşünüyorum öyleyse varım)"şeklindeki felsefi cümlesiyle tanınır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 78
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2016
₺4,80

Soren Aabye Kierkegaard (5 Mayıs 1813-11 Kasım 1855), Danimarkalı filozof ve teolog.

Kierkegaard dindar babasının etkisiyle din eğitimi alarak ve katı bir dini atmosfer içinde yetişti.Tüm yaşamında bu çocukluğun etkisi görülür.Kendisi de dinsel düşünceleri olan birisi olmakla birlikte sürekli din adamlarıyla, kurumlarıyla ve düşünceleriyle çatışma halinde oldu. Mevcut Hıristiyanlığın yozlaşmış olduğunu ileri sürdü ve Hıristiyan inancinin tamamen yenilenmesine yönelik eleştiriler geliştirdi. Kierkegaard, din ve Tanrıyı tamamen bireysel bir konu olarak değerlendirdi. Bu yönde giderek sistematik felsefenin bireyi göz ardı eden bütüncüllüğünü de reddetti. Felsefesinde bireyi merkeze aldı.

Kierkegaard, varoluşçuluğun öncülerinden sayılır.Varoluşçu felsefe bir bakıma her varoluşçu filozofta kendine özgü bir nitelik kazanarak ayrıca tanımlanır, ancak bilinen genel nitelikleri ve felsefi özgürlüğü açısından varoluşçuluğun kurucu isimlerinin başında Kierkegaard sayılmaktadır. Kierkegaard´ın belli bir felsefî sistematik geliştirmediği doğru olmakla birlikte (Kierkegaard bu anlamda Nietzsche gibi bağımsız ve dizgesiz filozoflardandır), kullandığı kavramlar ve felsefe yapma tarzı sonradan varoluşçu felsefelerde görülen nitelikleri barındırır. Kierkegaard´ın itiraz ettiği ve sürekli eleştirdiği filozof Hegel´dir. Hegel´in rasyonalist ve sistematik felsefesi Kierkegaard için kabul edilemezdir.Varoluşçu felsefelerde görülen kavramların çoğunluğu öncül olarak Kierkegaard´da görülür: saçma, bunaltı, korku ve kaygı.Kierkegaard´ın felsefî sorunsalı bir bakıma mevcut Hıristiyanlık içinde ve hatta karşısında nasıl iyi bir Hıristiyan olunacağı noktasına da bağlıdır. Kierkegaard, felsefe tarihinin soyut mantıksal kurgularla geliştiğini ve bu nedenle bireyi, bireyin gerçek yaşamını gözden kaçırdığını düşünür.Ona göre varoluş, somut ve öznel insanın yaşamıdır.Bu nedenle felsefe somut düşünmeye, yani varoluşa yönelmelidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2016
₺9,60

Soren Aabye Kierkegaard(5 Mayıs 1813 -11 Kasım 1855), Danimarkalı filozof ve teolog.

Kierkegaard dindar babasının etkisiyle din eğitimi alarak ve katı bir dini atmosfer içinde yetişti.Tüm yaşamında bu çocukluğun etkisi görülür.Kendisi de dinsel düşünceleri olan birisi olmakla birlikte sürekli din adamlarıyla, kurumlarıyla ve düşünceleriyle çatışma halinde oldu. Mevcut Hıristiyanlığın yozlaşmış olduğunu ileri sürdü ve Hıristiyan inancinin tamamen yenilenmesine yönelik eleştiriler geliştirdi. Kierkegaard, din ve Tanrıyı tamamen bireysel bir konu olarak değerlendirdi. Bu yönde giderek sistematik felsefenin bireyi göz ardı eden bütüncüllüğünü de reddetti. Felsefesinde bireyi merkeze aldı.

Kierkegaard, varoluşçuluğun öncülerinden sayılır.Varoluşçu felsefe bir bakıma her varoluşçu filozofta kendine özgü bir nitelik kazanarak ayrıca tanımlanır, ancak bilinen genel nitelikleri ve felsefi özgürlüğü açısından varoluşçuluğun kurucu isimlerinin başında Kierkegaard sayılmaktadır. Kierkegaard´ın belli bir felsefî sistematik geliştirmediği doğru olmakla birlikte (Kierkegaard bu anlamda Nietzsche gibi bağımsız ve dizgesiz filozoflardandır), kullandığı kavramlar ve felsefe yapma tarzı sonradan varoluşçu felsefelerde görülen nitelikleri barındırır. Kierkegaard´ın itiraz ettiği ve sürekli eleştirdiği filozof Hegel´dir. Hegel´in rasyonalist ve sistematik felsefesi Kierkegaard için kabul edilemezdir.Varoluşçu felsefelerde görülen kavramların çoğunluğu öncül olarak Kierkegaard´da görülür: saçma, bunaltı, korku ve kaygı.Kierkegaard´ın felsefî sorunsalı bir bakıma mevcut Hıristiyanlık içinde ve hatta karşısında nasıl iyi bir Hıristiyan olunacağı noktasına da bağlıdır. Kierkegaard, felsefe tarihinin soyut mantıksal kurgularla geliştiğini ve bu nedenle bireyi, bireyin gerçek yaşamını gözden kaçırdığını düşünür.Ona göre varoluş, somut ve öznel insanın yaşamıdır.Bu nedenle felsefe somut düşünmeye, yani varoluşa yönelmelidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 324
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2016
₺9,60
  • Tartışma Sanatı
  • Okumaya Dair
  • Okumak Yazmak
  • Hukuk Ahlak
  • Bilmek ve İstemek
  • Güzelin Metafiziği

Arthur Schopenhauer (d. 22 Şubat 1788, Danzig - 21 Eylül 1860, Frankfurt), Alman bir filozof, yazar ve eğitmendir. Schopenhauer, Alman felsefe dünyasındaki ilklerdendir ve dünyanın anlaşılmaz, akılsız prensipler üzerine kurulu nedenselliklerinin olduğunu söyleyerek dikkatleri çekmiştir. Ayrıca Schopenhauer, Nietzsche'nin ilk akıl hocasıdır.

Schopenhauer, Platon'un ve Immanuel Kant'ın etkisinde idealizmin teorisini kendince anladığı boyutunda temsil ederken, bu genel bakışı subjektif idealizmin sınırlarından taşıramamış ve Hegel'in felsefesini de reddetmiştir. Hegel, Schelling ve Fichte'ye ve sonradan kendisini fikirlerinden dolayı onore eden Schleiermacher'e karşı etkileyici polemikler yazmaktan çekinmemiştir.

Felsefesinin ilkesel bir kavramı irade kavramıdır. Dünyanın özü ve gerçekliği irade iken, fenomenlerden oluşan dünya, tasarımdan başka bir şey değildir. İrade, Schopenhauer felsefesinde kendini bir zorunluluk olarak gösterir, ki onun düşüncesindeki kötümserliğin ve karamsarlığın kaynağı da esas olarak budur. İnsan, tamamen kurtulamayacak olsa da istencin emrine boyun eğerek acı ve kederden kısmen kurtulabilir. Bu noktada Schopenhauer'ın düşüncelerinin belirli ölçüde, kaderciliğin ağır bastığı doğu felsefelerine yakınlaştığı söylenebilir.

Schopenhauer'a göre; birbirlerini en çok büyüleyenler, birbirlerini en çok tamamlayanlardır.

Schopenhauer, potansiyel olarak aktif anlamlar taşıyan iki entelektüel beceriyi yani aklı ve anlayışı birbirinden ayırmıştır. Anlayış, bakmayı kavramsal ve terimsel olarak düşünebilme sonrasında içinde barındırdığını temsil etme yetisidir. Bu zihindeki soyut bir konsepttir. Akıl ise buna karşılık, baktığıyla kendini doğrudan doğruya belirsiz; bir insanın ne kadar hızlı veya güçlü olabileceğini bilebilmek, bir gürültünün nedeninin ne olabileceğini veya bir mızrağın hedefine varması için hangi açıyla ya da hangi güçle fırlatılması gerektiğini tahmin ve hesap etmek şeklinde muhakemelerin içinde bulur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 428
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2016
₺16,00

Charles John Huffam Dickens (7 Şubat 1812 – 9 Haziran 1870) İngiliz yazar ve toplumsal eleştirmen. En unutulmaz kurgusal karakterlerden bazılarını yaratmasının yanında Victoria devrinin en iyi romancısı olarak kabul edilir. Yaşadığı sürede eserleri benzeri görülmemiş bir üne sahip oldu ve yirminci yüzyılda edebi dehası eleştirmenler ve ilgili kişiler tarafından kabul gördü.

İngiltere´nin Portsmouth şehrinde doğan Dickens babasının borçları yüzünden hapishaneye düşmesi sonrasında fabrikada çalışabilmek için okuldan ayrıldı. Düzgün bir eğitim almamış olsa da erkenden yoksullaşması ona başarıya giden yolda yardım etti. Kariyeri boyunca 20 yıllık bir süre içerisinde haftalık olarak çıkan bir gazeteyi yönetti, 15 roman, 5 uzun öykü, yüzlerce kısa öykü ve kurgu dışı makale yayınlayıp yorulmak nedir bilmeden çalıştı ve çocuk hakları, eğitim ve diğer toplumsal konularda yenilikler için mücadele verdi.

1836´da yayınlanan The Pickwick Papers romanı ile şöhrete kavuştu. Dizi olarak çıkan eserler Dickens´a okuyucuların tepkisini iyi değerlendirme fırsatı verdi ve o da sık sık konuları ve karakterlerin gelişimini aldığı yorumlara göre şekillendirdi. Örneğin eşinin pedikürcüsünün David Copperfield´taki Bayan Mowcher´ın kusurlarının fazla ön planda olduğu konusundaki ifadelerinden sonra karakterin iyi özelliklerini geliştirdi. Görünüşe göre Oliver Twist´teki Fagin için ünlü suçlu Ikey Solomon´dan esinlenmişti.

Dickens kendi çağının en önemli edebiyatçılardan biri olarak görülür. 1843 tarihli romanı A Christmas Carol yazılan en etkili eserlerden biridir. Her zaman popüler kalmıştır ve hala her sanat tarzında uyarlanmaya devam ediyor. Gerçekçiliği, mizahı, yazım şekli, benzersiz karakterleri ve toplumsal eleştirileri sayesinde yaratıcı dehası Leo Tolstoy´tan G. K. Chesterton ve George Orwell´a kadar pek çok yazar tarafından övülmüştür. Fakat Oscar Wilde, Henry James ve Virginia Woolf ise psikolojik derinlik eksikliği, gevşek yazım tarzı, duygusal mizacından şikayet etmişlerdir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 102
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2016
₺6,40

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (d. 11 Kasım 1821, Jülyen: 30 Ekim, Moskova - ö. 9 Şubat 1881, Jülyen: 28 Ocak, Sankt Peterburg), Rus roman yazarı. Çocukluğu sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçiren Dostoyevski, annesinin ölümünden sonra Petersburg´taki Mühendis Okulu´na girdi. Babasının ölüm haberini burada aldı. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü´ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski´nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski´nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapisanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Petersburg´a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862´de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumaranelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 28 Ocak 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için 31 Ocak 1881 tarihinde yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasından yürüdü.[2] Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski´nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi (Tanıtım Bülteninden)


Sayfa Sayısı : 80
Basım Tarihi : Haziran 2016
Kapak Türü : Ciltsiz
Kağıt Türü : 2. Hamur
Dili : Türkçe
₺4,80

Jack London (12 Ocak 1876, San Francisco - 22 Kasım 1916, Kaliforniya), ABD´li gazeteci ve roman yazarı. Vahşetin Çağrısı, Martin Eden, Demir Ökçe, Beyaz Diş ve Deniz Kurdu başta olmak üzere elliden fazla kitabın yazarı olan Jack London, Dünya ticari dergi romanının öncüsü ve yazarlıktan yüksek gelir elde edebilen Amerikalıların ilklerindendir.
Jack London San Fransisko´daki 3. cadde ile Brannan caddesi yakınlarında 12 Ocak 1876´da doğdu. Doğduğu ev 1906 San Fransisko depremi sırasında çıkan yangında tamamen yandı ve bunu belirtmek için1953 yılında Kaliforniya Tarih Derneği tarafından bir tabela koyuldu. London ailesi işçi sınıfından geliyor olsa da aslında Jack London´ın ileride yazdıklarında iddia ettiği kadar yoksul değillerdi. Jack London, özellikle yerel kütüphanede kitap okuyarak kendi kendisini eğitmiştir. 1885´te, Ouida´nın eğitimsiz bir İtalyan köylü çocuğunun opera bestecisi olarak ün kazanmasını anlatan romanı Signa´yı okudu. Bu romandaki karakter onun edebiyat alanındaki kendi hedeflerine ulaşması açısından prototipi olacaktı.

Jack London´ın ölüm sebebi çok tartışılmıştır. Pek çok eski kaynakta intihar ettiği anlatılmıştır.[26] Ölüm raporunda ölüm sebebi üremi olarak gösterilmiştir. 22 Kasım 1916´da, çiftliğinde bir uyku sundurmasında ölmüştür.[27] Son döneminde çok acı çektiği ve morfin aldığı biliniyordu, kazayla ya da kasıtlı olarak aşırıdoz olması da ihtimaller dahilindedir. Clarice Stasz´a göre "London´ın ölümünü takiben, bazı nedenlerle, onun sonunda intihar etmiş bir kadın avcısı olduğu yolunda bir biyografik efsane gelişti. Birinci el kaynaklara dayanan yakın zamanlı ciddi çalışmalar bu karikatürü reddetmektedir."[28] London´ın eserlerinde intihar pek çok kez karşımıza çıkar ve bu durum söz konusu "biyografik efsane"nin oluşmasına katkıda bulunmuş olabilir.

Yaşamöyküsünü yazan Russ Kingman London´ın "inme ya da kalp krizi" nedeniyle öldüğünü düşünmüştür.

Jack London´ın külleri, eşi Charmian´ınkilerle birlikte, Glen Ellen, California´daki Jack London Eyalet Tarih Parkı´na gömüldü. Çok sade olan mezarda sadece yosun tutmuş bir kaya parçası dikilidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2016
₺12,00

Zengin bir ailenin çocuğu olarak Rusya´nın Tula şehrindeki Yasnaya Polyana adlı konakta doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova´ya gitti. Çalışkan zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazandı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire´i ve J. J. Rousseau´yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetli etkisinde kalmıştı. Yasnaya-Polyana´ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. İlk eseri olan "Çocukluğum"u bu sıralarda yazdı.

Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinen Tolstoy´un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof ve bir eğitimci olarak da ün kazanmıştı. Yukarıda sayılanların dışında "Diriliş", "Gençliğim", "Çocukluk", "Hacı Murat", "Ayaklanış", "Sergi Baba", "Tanrı Bizim İçimizdedir", "Kazaklar", "Tesadüf", "İki Süvari" gibi eserleri vardır.

Tolstoy 82 yaşındayken, 1910 yılında öldü. Kış ortasında evini terk ettiğinde hasta düştükten sonra, Astapovo´da tren istasyonunda zatürre´den öldü. Polis, cenazesine katılmak isteyenlere ulaşımı sınırlandırmak için çalıştı, ama binlerce köylü cenazesinde sokakları doldurdular.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 141
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2015
₺6,40
1 2 3 ... 6 >
Çerez Kullanımı