Yarınki Yüzün
Yarınki Yüzün

Yarınki Yüzün (9789753428798)

0,00
Tedarikçi : Metis Yayınları
Fiyat : ₺100,90

Javier Marías'ın başyapıtı Yarınki Yüzün'ün son cildi Zehir, Gölge, Veda ilk iki ciltte bir kısmına tanık olduğumuz hikâyeyi, İspanyol çevirmen Jaime Desa'nın Londra'da gönüllü sürgün olarak yaşadığı çalkantılı dönemin hikâyesini nihayete erdiriyor. Daha önce şöyle bir değinilerek gizem perdesiyle sarmalanan olaylar aydınlanıyor, sisler dağılıyor, yapboz tamamlanıyor.

Tıpkı ilk iki cilt gibi Zehir, Gölge, Veda da ustalıkla birbirine bağlanmış iç içe hikâyelerden oluşan, muazzam diliyle tam bir edebiyat ziyafeti çeken, düşünsel yönüyle zihne bol malzeme sunan, okura yoğun ve sıradışı bir tecrübe yaşatan bir eser.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 512
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020

:
Benzer Ürünler
  • Manolito babasının kamyonuyla üç gün sürecek bir yolculuğa çıkıyor. Annesinin hazırladığı kocaman bir bavulla. Manolito, babasının yanına oturur oturmaz kendini gezegenin en önemli kişisi gibi hissediyor. O artık bir kamyon sürücüsünün yardımcısıdır. Taşıdıkları da gizli bir yüktür. İşin içinde bir de gizemli paket vardır. Manolito’nun bu yeni serüveni oldukça ürkütücü. Neden mi? Çünkü Manolito kaçırılıyor.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 150
    En / Boy : 13,5 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 11.2011
    ₺23,80
  • John Dos Passos (1896-1970) New York'lu ünlü ve varlıklı bir avukat olan babasıyla, Virginia'lı seçkin ve soylu bir kadın olan annesi, ancak John on altı yaşına geldiğinde evlenebilirler. Çocukluk yıllarını annesiyle Avrupa'yı dolaşırken arada babasıyla Avrupa otellerinde buluşarak geçirir. Kendi deyimiyle "otel çocuğu"dur. 18 yaşına geldiğinde babası ölür. 1916'da Harvard'ı bitirince okumak için İspanya'ya gider ancak ambulans sürücüsü olarak orduya ve savaşa katılır, cepleri dolaşır. Savaşı dolaysız olarak tam da içinde yaşar. Three Soldiers (Üç Savaşçı) savaş izlenimlerini yansıttığı ilk romanıdır. Ona göre savaş bedenlerini kurban eden, vahşet ölçüsünde çıldırmış uygarlığın son atağıdır. 25 yaşında genç bir yazar olarak İstanbul'a gelir. Tıpkı çağdaşları Sinclair Lewis, Ernest Hemingway, F. Scott Fitzgerald gibi o da türketim hırsına kapılmış ve başka her şeye kayıtsız kalan Amerikan kültürünü acımısızca eleştirir. Kapitalist endüstrinin zorbalığı karşısında duyduğu öfke ve acı, başyıpıtı olan A.B.D. üçlesinde açıkça görülür. Jean Paul Sartre için, "Çağdaş en büyük yazar" Passos'tur. Onun aynı zamanda "Ölüm üzerine çok şey söylemez, yalnızca 'Öldü,'der ama ondan sonra yazdığı her sözcük açık mezara atılan bir kürek topraktır." John Dos Passos üçlemenin ikinci kitabı 1919’da savaşın anlamsızlığını anlatmaya devam eder. Toplumun farklı kesimlerinden insanların kimi zaman birbirleriyle kesişen öyküleri çevresinde savaşa yüklenen anlamları, ardındaki kirli oyunları ve dünya siyasetinin nasıl şekillendiğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serer. Savaş ironik bir biçimde, milyonlarca kişinin hayatları üzerinden yaşamı yeniden şekillendirirken bir yandan da insanlığa ilişkin pek çok şeyi yerle bir eder. Savaş koşullarının yarattığı boşluk içerisinde erozyona uğrayan değer yargıları, aynı zamanda savaşı sürdüren duygusal ortamı da körüklemektedir. Üçlemenin son kitabı Büyük Para’yı da yine Oya Dalgıç’ın eşsiz çevirisiyle yakında sizlerle buluşturacağız. Reginald Marsh (1898-1954) Paris'te doğan ünlü ressam ünlü ressam yaşamının büyük bir kısmını New York'ta geçirir. Kalabalık sahil manzaraalrını, dönemin partilere katılan tiplerini, sokaklardaki kadınları ve işsiz erkekleri ince bir alayla resmeder. Passos'un yapıtı A.B.D. üçlemesini bu kendine özgü tarzıyla resimlemiştir.

     


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 583
    En / Boy : 13 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2.2012
    ₺25,00
  • Edebiyat aklı ve sağduyuyu çalıştırır; edebi yaratıcılıktaysa bu unsurların yanında sezgiye, duyarlılığa ve tahmine, hatta eleştirel bakışın ağından kurtulmayı her seferinde başaran şansa bile yer vardır. İşte bu yüzden, yaratıcılık başkasından öğrenilmez; yaratıcı olmanın tek yolu okumak ve yazmaktır. Gerisini insan kendi başına, pes etmeden düşe kalka öğrenir. Llosa Genç Bir Romancıya Mektuplar’da roman sanatı hakkındaki düşüncelerini aktarıyor. Konu, biçim, üslup, zaman, mekân, anlatıcı, karakter, gerçeklik gibi unsurları kapsamlı ve çarpıcı örneklerle incelemekle kalmıyor, yazım sanatıyla yaşam arasındaki ilişkiyi de sorguluyor. 2010 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi yazar, edebiyat tutkusunun filizlendiği Peru’daki gençlik günlerinden başlayan on iki mektupta, Miguel de Cervantes, Gabriel García Márquez, Jorge Luis Borges, Julio Cortázar, James Joyce, Gustave Flaubert, Virginia Woolf, Ernest Hemingway, Alain Robbe-Grillet, Herman Melville, Marcel Proust ve Franz Kafka’nın da aralarında bulunduğu birçok yazarın eserlerini ve fikirlerini ele alıyor, hem genç romancılar için bir yol haritası çıkarıyor hem de roman sanatına aşina olanların alışkanlıklarını gözden geçirmelerini öneriyor.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 124
    En / Boy : 12,5 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 10.2019
    ₺21,70
  • "Buenos Aires’te ‘Şahin’ denilen yeşil renkli bazı otomobillerin canice eylemlerine hiçbir tehlikeye atılmadan karşı koyabilen tek şey, neredeyse mucizevi bir yapıya sahip olan, son derece entipüften, küçük bir müzik grubuydu. Benim de gözden düştüğümü, bu ‘Şahin’lerin kentin her yanında dolaşarak harıl harıl beni aradıklarını ve saklanmam gerektiğini haber vermek için Carlos’un bana telefon ettiği gün, olası kurtuluşumun basit birkaç müzik bilgime bağlı olduğunu anlamak beni şaşırtmıştı. ... 1960’la 1976 yılları arasında, Arjantin’in kuzeydoğusunda çalışan bir müzik topluluğunda viyola çalıyordum. Bu yörede yolculuk ederek müziği hem düzlüklerin hem de sıradağların en ücra köylerine götürüyorduk. Oralarda konser salonu bulunmadığından okulların avlularında, ağaçların altında ya da Andlar’dan Atlantik’e doğru inen ırmakların kıyılarında çalardık. Neredeyse at sırtında dolaşan, bir tür taşralı gezgin çalgıcılardık. Bu açıdan da gerçekten virtüoz sayılırdık, çünkü sağrısında bir de viyolonsel taşıyarak doru bir atın sırtında dolaşmak öyle her babayiğidin harcı değildir. Canlı müziği ömürlerinde ilk kez dinleyen köylüler için çalıyorduk. Herhalde Marslılara benzettikleri bizlere bakarken gözlerini koca koca açarlardı. Bu halimizle, ta uzaklardaki Avrupa’dan kalkıp dünyanın sipsivri güney ucundaki en kuş uçmaz kervan geçmez köşelerine kadar ulaşan klasik müziğin temsilcileriydik bizler."


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 141
    En / Boy : 13,5 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : .
    ₺24,90
  • 1898’de Sultan Abdülhamit bir memurunu Küba’ya gönderdi. Görevin amacı, Küba’nın İspanya’ya karşı verdiği mücadelenin, o günlerde karmaşa halindeki bir başka ada olan Girit’teki mücadeleyle benzerliklerini saptamaktı. Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’dan Havana’ya uzanan bu yolculuğunda Yaver Ahmet Paşa, hem birbirinden çok uzaktaki iki farklı ülkeyi izliyor, hem de aşkın ve inancın dünyanın bütün coğrafyalarında nasıl aynı şekilde yaşandığına tanıklık ediyor. Havana’da Türk Tutkusu, 1898, tarihin tozlu sayfaları arasında kalmış önemli ve ilginç bir olayın konu alındığı, su gibi akan bir roman... "Küba ile Girit mi? Karayipler’de yer alan bu uzak adadaki durumla, hemen yanı başımızda, Girit’te yaşanan Yunan isyanının ne ilgisi olabilir ki?’ Sultan II. Abdülhamit, 1897 sonbaharının bu serin gecesinde, birinin beklenmedik şekilde ifade ettiği, batıl inançlarının etkisiyle aklına takılan bu karşılaştırmayı düşünmüş ve gece boyunca gözüne uyku girmemişti..."


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 262
    En / Boy : 13,5 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 3.2009
    ₺23,10
Çerez Kullanımı