Büyük güçler arasında denge siyaseti izlemek Türkiye gibi orta büyüklükte bir devletin geleneksel olarak izlediği dış politika anlayışının bir parçasıdır. İçinden geçmekte olduğumuz dönemde uluslararası ilişkiler ortamında dengelerin değiştiği, Soğuk Savaş sonrası ortaya çıkan tek kutuplu dünya düzeninin yerini çok kutuplu bir dünya düzenine bıraktığı görülmektedir. Aynı zamanda küreselleşme zemin kaybetmekte ve milliyetçilik yükselişe geçmektedir. Bu yeni sistemde artık sadece Amerika, Rusya, Çin, Japonya, Hindistan gibi bölgesel ve küresel güçlerin yanı sıra pek çok uluslararası kurum, çokuluslu şirketler, STK’lar, hatta terör örgütleri artık dış politikanın önemli aktörleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye, 2019 yılında, dış politikada, çözümlerin değil, sorunların bir parçası oldu. Sergilenen dış politika anlayışı ve uygulamasıyla daha sorunlu, soru işaretlerinin daha çok olduğu bir dış politika görünümü ortaya çıkmıştır. Türk dış politikasında, ABD ile Fırat’ın doğusu, S-400’ler ve F-35’ler çerçevesinde yaşanan gerilimler, Kongre’den Türkiye karşıtı yasa tasarılarının geçmesi; Rusya ile İdlib ve Fırat’ın doğusundaki PKK/YPG varlığı konusunda yaşanan gerginlik, Libya üzerinde rekabet, Suriye sorunundan kaynaklanan mülteci sorunu, İdlib’de Suriye ve Rusya ile karşı karşıya gelinen süreç, Türkiye’nin Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Mısır ve İsrail gibi bölge ülkeleri yanında ABD, Rusya, Fransa ve İngiltere gibi küresel aktörlerle karşı karşıya kaldığı Doğu Akdeniz’deki rekabet öne çıkan başlıklar olmuştur.

Böylesine bir uluslararası ortamda Türkiye nasıl bir dış politika izlemiş ve bu politikanın sonuçları ne olmuştur? 2020’ye hangi miraslar kalmıştır ve dış politikanın yönü nereye doğru evrilecektir?
Elinizdeki derleme kitap 2019 yılında izlenen Türk dış politikasının hasar tespitini yapmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺47,60

Günümüzde uluslararası siyasetin önemli konularından biri durumuna gelen göç olgusunun Uluslararası İlişkiler disiplinindeki yerini farklı yönleri ve boyutlarıyla ele alan elinizdeki kitap, hem Uluslararası İlişkiler hem de göç yazınının daha kapsayıcı hale getirilmesine katkı sunma amacını taşımaktadır. Uluslararası İlişkilerde Göç: Olgular, Aktörler ve Politikalar kitabında yer alan çalışmalar Türkiye ve dünyanın çeşitli üniversite ve araştırma merkezlerinde görev yapan 13 araştırmacı tarafından disiplinler arası bir anlayışla, Uluslararası İlişkiler disiplininin yanı sıra hukuk, siyaset bilimi ve sosyoloji gibi diğer disiplinlerden yararlanılarak, hazırlanmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 342
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺85,50

• SURİYE DARBOĞAZI ve ULUSLARARASI TOPLUMUN ÇÖZÜM ÇABALARI

• KAZAKİSTAN’IN SURİYE DARBOĞAZINDAKİ ROLÜ

• TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİNİN BOZULMASI HAKKINDA

• UZLAŞTIRMA

• KAZAKİSTAN’IN BM GÜVENLİK KONSEYİ GEÇİCİ ÜYELİĞİNE SEÇİLMESİ

• ASTANA SÜRECİ


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺32,00

Bu kitabın ana konusu, birbirlerinin ruh ikizi olan Büyük Ortadoğu Projesi (Bop) ve Büyük İsrail Projesi’dir (Bip).

Her iki proje de Türkiye'nin bekası, güvenliği, birlik ve bütünlüğü ile doğrudan ilişkilidir.

22.07.2015 tarihinde, sosyal medya üzerinden bir mesaj atmış ve şöyle demiştim:

“Yurdumun insanları BOP’u öğrenmedikçe bugün ülkemizde ve bölgemizde yaşananları anlamayacaktır.”

Bu mesajımın üzerinden üç yıl geçti. Gerçekten de bu zaman diliminde ülkemizde ve bölgemizde Bop ve Bip kapsamında neler oldu neler... Görünen o ki, bu ana kadar yaşananlar, gelecekte yaşananlara rahmet okutacak. Biz de bundan payımıza düşeni alacağız. Çünkü Türkiye, bu projelerin hedefindeki ülkelerin en önemlilerinden biri. Türkiye adeta Bop ve Bip’in kilidi. Proje sahipleri bu kilidi açmak için her yolu deniyorlar ve denemeye de devam edecekler. Ben de ülkemin insanlarının bu projelerle ilgili bilgilendirilmesi noktasında sorumluluğum olduğunu düşünerek bu kitabı yazmaya karar verdim. Ne kadar faydalı olabildiğim konusunda takdir sayın okurlarımındır.

Kitapta Bop ve Bip kapsamında Ortadoğu coğrafyası, sosyal, kültürel, ekonomik yapısı, hedef ülkelerin durumları hakkında bilgi verdikten sonra, bu iki proje ile ilgili ülkemizde ve bölgemizde bugüne kadar yaşananları ve önümüzdeki süreçte yaşanması olası gelişmeleri de değerlendirmeye; Türkiye’nin yapması gerekenleri, alması gereken tedbirleri de ortaya koymaya; ülkemizi yönetme sorumluluğu taşıyanlara da oluşturulacak strateji ve politikalar konusunda katkı sunmaya çalıştım.

Milletimin bu iki proje kapsamında başımıza örülen ve örülmeye hazırlanan çorapları kavramasına faydası olması dileğiyle.
Saygılarımla. 

-Engin Alan


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺35,70

Kitabın ilk baskısı Papa 16. Benedikt / Avrupa Birliği Ve Türkiye adıyla yayımlanmıştır.

Benedikt adını alan papaların başına gelen ilginç olaylar ve 16. Benedikt’in çocukluğundan günümüze özel yaşamı, Nazilerle işbirliği yapması daha önce hiç yayımlanmamış resimler ve belgelerle bu kitapta yer alıyor.

Benedikten Tarikatı’nın kurucusu Nursia’lı Benedikt’ten en çok etkilenen Müslüman tarikat liderinin kim olduğu, 16. Benedikt’i papa olarak kabul etmeyen Katoliklerin gizli papası tartışmaları ve Vatikan’ın yüzyıllardır gizlenen “sırları” bu kitabı daha da ilginç hale getiriyor.

15 yaşındaki Benedikt Papası, Benedikten Tarikatı’nın gizli örgütlerle ilişkisi, ortaçağ engizisyon mahkemelerinde yakılan sözde cadılar ve onlara uygulanan akıl almaz işkencelerden, Papa 16. Benedikt’in gizli misyonuna kadar geçen süreç, şaşırtıcı belgelerle gözler önüne seriliyor.

Kitabın can alıcı noktası ise Papa’nın Türkiye ile ilgili bizzat hazırlattığı kapsamlı gizli bir dosyanın 22 Mart 2006 tarihinde çalışma masasının üzerine konulmasıyla başlıyor. Papa, Türkiye ziyaretinde işte bu dosyada yer alan bilgiler ve iddialarla karşımıza çıkarak

Türkiye’den hayret verici taleplerde bulundu.

16. Benedikt’in Türkiye’yi sarsacak gizli gündeminde neler mi var?...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺23,80

Çağdaş Güvenlik Çalışmaları, öğrencileri, 21. yüzyılın güvenlik gündeminde öne çıkan geniş kapsamlı ve sürekli gelişen değişik meselelerle tanıştırmaktadır. Güvenlik çalışması alanındaki farklı teorik yaklaşımları araştırmakta ve geleneksel ve geleneksel olmayan varlık tehditlerini günceli de içerecek şekilde ele almaktadır.

‘Tutarlı ve anlaşılabilir olan bu kitabın muazzam katkıları ve kapsamlı içeriği, onu güvenlik ça-lışmaları alanında kusursuz bir giriş kitabı haline getirmiştir.’
Mark Beeson, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Winthrop Profesörü, Batı Avustralya Üniversitesi


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 510
En / Boy : 17,5 / 25
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺99,00

“Realizm”, gerçekçilik anlamına gelmektedir ve entelektüel hayatın çeşitli alanlarında çok farklı akım ve görüşlerin kendilerini adlandırmak için kullandığı bir kavramdır. Uluslararası İlişkiler disiplininde ise “Realizm”, ilk olarak Edward Hallett Carr, Hans Joachim Morgenthau ve Reinhold Niebuhr gibi teorisyenler tarafından ortaya koyulan bir teorik yaklaşımdır.

Realizm, Uluslararası İlişkiler disiplininin gerek oluşum gerekse gelişim sürecinde entelektüel anlamda itici bir güç olmuş, disiplinin sahip olduğu entelektüel dinamizm ve teorik çeşitlilik Realizm ekseninde günümüze dek süregelmiştir. Uluslararası İlişkiler tarihi bir anlamda Realizm’in tarihidir. Uluslararası İlişkiler alanı üzerine yapılan bir çalışmanın Realizm’i göz ardı etmesi mümkün değildir. Eleştiri, şerh, olumsuzlama veya reddiye söz konusu olabilir ama Uluslararası İlişkiler disiplinini Realizm olmadan düşünmek olanaksızdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺61,20

1990’lı yıllarda İran’ın siyasi ve sosyal yapısını ele alan tezler ve akademik çalışmalar artarken 2000’li yıllarda öncelikle nükleer kriz ve İran’ın dış politika dinamikleri Türkiye’de en çok çalışılan akademik konular olmuştur. Daha sonraki yıllarda hızla İran’ın sosyal ve kültürel yapısı ilgi alanına girmiş ve özellikle İran sineması Türkiye’de ele alınan önemli akademik konulardan biri olmuştur.

Bu kitapta, Türkiye’deki üniversitelerde son 20 yıl içinde yazılmış tecrübi bilimler dışında İran konulu doktora tezleri ele alınmıştır. Bu noktada İran konulu doktora tezleri incelendiğinde en çok siyaset, uluslararası ilişkiler ve tarih konulu tezlerin yazıldığı görülmektedir. Ardından İran’ın sosyal yapısı ve farklı dönemlere ait İran tarihine dair konular doktora tezlerinin konusu olmuştur. İran tarihine dair konular arasında özellikle İran’daki Türk varlığı ve Safevi tarihi en çok dikkat çeken akademik konular olarak gözlemlenmektedir. İran’ın dini hayatı özellikle Şiiliğin farklı ilahiyat konuları da Türkiye’de ilahiyat alanında doktora tezleri arasında önemli bir yer tuttuğu görülmektedir. 90’lı yıllarda başlayan Şiiliğe dair konuların ele alındığı doktora tezleri 2000’li yılların başlarında Irak krizi ile birlikte Şii jeopolitiği ve siyaseti olarak adlandırılabilecek bir tartışma çerçevesinde şekillenmeye başlamıştır.

Türkiye’deki üniversitelerde son 20 yıl içinde yazılmış siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler konulu doktora tezleri arasında en çok ele alınan ülkelerin başında İran’ın geldiğini görüyoruz. Aynı zamanda Türkiye’de bir ülke olarak ele alınan en çok tez ve kitabın İran olduğunu gözlemliyoruz. Tüm bunlar bizlere, İran’ın siyasi tutumu, uluslararası ilişkileri, sosyal ve kültürel yapısının yanı sıra dini hayatının Türkiye açısından ne kadar yakından takip edildiğini ve Türkiye için bir ülke çalışması kapsamında en önemli çalışma konularından birinin İran olduğunu söylersek yanılmış olmayacağız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺18,40

Değerli araştırmacı ve yazar Erol Sarıal’ın "Yeni Bin Yılın Savaşı" başlıklı kitabı, Türkiye’nin ve dünyanın durumu hakkında çok ilginç ve düşündürücü bilgilere ulaşmamızı sağlıyor. Ekonomik, siyasi, stratejik ve sosyal alanlarda yapılan titiz bir araştırmanın ürünü olan bu bilgiler Türkiye’nin dünyadaki yerine ve yaşadığı sorunlara ışık tutuyor. Özellikle Atatürk’ün stratejik düşünceleri, Türkiye’yi bölge ülkeleri ile birlikte emperyalizmden kurtarmak amacı gibi konularda çok önemli ipuçları veriyor. Kitap, etnik ve mezhepsel konulara da ayrıntılı olarak değiniyor ve bu alanlarda yapılmış çalışmalarda ulaşılan somut verileri ortaya koyuyor. Türkiye’deki bazı iç politika gelişmeleri hakkında da dikkat çekici gözlemlerde bulunuyor. Kitap aynı zamanda geleceğe yönelik bazı düşünceler ve öneriler de içeriyor. Türkiye’nin ve dünyanın meselelerini topluca görebilmeye olanak veren bu kitabın bütün aydınlar, araştırmacılar ve öğrenciler için değerli bir kaynak olacağına inanıyorum. Bu alanlardaki araştırmaların ve yayınların çoğalması, Türkiye’de fikir hayatını zenginleştirecektir. Özellikle Atatürk devrimlerine yürekten inanan insanların ihtiyaç duydukları bilgi ve değerlendirmelerin bu gibi yayınlarla beslenmesi Türkiye’nin fikir hayatına canlılık kazandıracaktır. Erol Sarıal’ı bu başarılı çalışması için kutluyor, bu değerli kitabın özellikle gençlerimiz için bir esin kaynağı olmasını diliyorum. -Onur Öymen- Dış Politika Uzmanı - Siyasetçi




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2012
₺12,80

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 151
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .2004
₺46,75
İran, 20. yüzyılda iki büyük devrim, iki dünya savaşı, İran petrollerinin ulusallaştırılması, 1953 Ağustos Darbesi ve Irak’la yapılan uzun süreli bir savaş olmak üzere birçok olay yaşamış; bunların sonucu olarak da bağımsızlık ve demokrasi hareketi ile bu yüzyıldan çıkmıştır. Bu süre içerisinde Kaçar Monarşisi yerini Pehlevi Hanedanlığına, bu hanedanlık ise yerini İslam Cumhuriyeti’ne bırakmıştır. Yüzyıl önce yasalara dayalı bir yönetimi vadeden Anayasal Devrim’in yarattığı kaosla 1921 Darbesi gerçekleşmiş ve Rıza Han’ın düzen ve disiplini zorla benimseten hükûmeti başa geçmiştir. 20 yıllık iktidardan sonra 1941 yılında Müttefik Birliklerin İran’a girmesiyle Rıza Han tahttan çekilmiştir; ancak bu durum yeni bir kaosa neden olmuştur. 1979 yılına gelindiğinde ise toplumun devlete karşı ayaklandığı 1979 Devrimi gerçekleşmiştir. Tek bir amaç vardır: Şah’ı devirmek ve devleti yıkmak. Bu durumun sonuçları: Yaygın ve yoğun bir sivil savaş, siyasi iktidarın İslamcılar tarafından tekelleştirilmesi, zulme uğrayanların ve inancını yitirmişlerin yaygın bir şekilde göç etmesi olmuştur. Şimdi ise, 21. yüzyılda ülke, gelecekteki gelişimi ve dış ilişkileri açısından önemli yansımaları olan meseleler, tecrübeler ve sorunlarla karşı karşıyadır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 367
En / Boy : 14,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2011
₺33,15

ABD’de Dışişleri Bakanlığı, Pentagon ve Ulusal İstihbarat Konseyi’nde müsteşar seviyesinde görev yapmış, "yumuşak güç" kavramının mucidi, tanınmış akademisyen Prof. Joseph S. Nye, Jr. ile David A. Welch tarafından kaleme alınan Küresel Çatışmayı ve İşbirliğini Anlamak, Westphalia Barışı’ndan Soğuk Savaş sonrası döneme kadar uluslararası ilişkilerde yaşanan gelişmeleri, ABD politikasını üretenlerin bakış açısından irdelediği için ayrı bir önem taşıyor. Eserin güncellenmiş 8. baskısından yapılan çeviride, dünya politikasını incelemekte kullanılan kilit kavramlar, araçlar ve yaklaşımlar son derece akıcı bir üslupla özetlenirken, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nın nedenlerinin çeşitli açılardan irdelendiği, Soğuk Savaş, nükleer silahlar ve caydırıcılık, Soğuk Savaş sonrasında dünya, devletlerarası çatışmalar ve devlet dışı aktörler, uluslarötesi güçler gibi olguların değerlendirildiği bölümler de yer alıyor. Son bölümü ise gelecek perspektiflerinin ve alternatif gelecek modellerinin tartışılması oluşturuyor. Bu eser, uluslararası ilişkiler bölümlerinde okuyan öğrenciler için olduğu kadar, siyaset bilimle ve yakındönem tarihiyle ilgilenen okurlar açısından da önemli bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor. Josph S. Nye, Jr., 2008 yılında 1700 uluslararası ilişkiler uzmanı arasında yapılan son yirmi yılın en etkili akademisyeni anketinde altıncı sırada yer alırken, ABD dış politikasının belirlenmesinde ise en etkili akademisyen olarak gösterilmiştir. Robert Keohane ile birlikte uluslararası ilişkilerde neoliberalizm kuramının kurusucu olan Nye, asimetrik ve karmaşık karşılıklı bağımlılık kavramını ortaya atmıştır. 1993 ve 1994'te ABD Başkanı'na bağlı Ulusal İstihbarat Konseyi'nin başkanlığını yapmış, ayrıca Clinton döneminde Savunma Bakanlığı'nda Uluslararası Güvenlik İşleri'nde sorumlu sekreterliği yürütmüştür. ABD'de Samuel P. Huntington'ın karşıtı olarak gösterilen ve dış politika konusundaki en libelar düşünürlerden biri olarak tanınan Nye, şu anda Harvard Üniversitesi'nde Kennedy Scohool of Goverment'da uluslararası ilişkiler profesörüdür. Yayımlanmış bazı önemli eserleri: Understanding İnternational Conflicts (2009), The Power Game: A Washington Novel (2004), Soft Power: The Means to Success in World Politics (2004), The Pradox of American Power (2002) ve Robert Keohane ile birlikte kaleme altığı Power and İnterdependence (1977). David A. Welch, Welch, Weterloo Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörüdür. Yayımlanmış bazı eserleri: Painful Choices: A Theory of Foregn Policy Change (2005), Decisions, Decision: The Art of Effective Decision-Making (2001), Justice and the Gnesis of War (1993); yazımında yer aldığı bazı eserler: Vietnam if Kennedy had Lived: Virtual JFK (2009); The Cuban Missile Crisis: A Concise History (2007).


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 495
En / Boy : 15 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺44,70

Dıș yardımlar, Türk dıș politikasının önemli bir aracı hâline gelmiș bulunmaktadır. Artık Türkiye, hem yardım alan hem de yardım yapan “yükselen donörler” grubuna dâhil bir ülkedir.

Türkiye’nin yaptığı yardımlar uluslararası kamuoyunda da dikkat çekmektedir. Türkiye 2016 yılında, 6 milyar ABD doları ile dünyada en fazla insani yardım yapan ikinci ülke olmuştur.

Diğer birçok donör ülke gibi Türkiye de yardım yaptığı coğrafi bölgelerde önemli bir yere sahiptir. Bununla birlikte, değișmekte olan dünya konjonktürü ve son yıllarda sıkça rastladığımız doğal afetler, Türkiye’nin gayretlerini Afrika ülkeleri gibi çok geniș bir coğrafyaya yaymasına neden olmuștur. Bu yardımlar, Türkiye'nin dıș politika hedeflerine ulașmasına önemli katkı sağlamaktadır.

Uluslararası ekonomi politikası açısından bu kitap, Türkiye’nin yardımlarının hem geleneksel donör hem de Güney Kore gibi diğer yükselen  donör ülkelerle karşılaştırmalı olarak tahlil edilmesini sağlayarak, bu alanda bir katkı yapmayı hedeflemektedir.

Bu kitabın diğer önemli özelliği de Türkiye’nin yardımlarına ilișkin bugüne kadar çok az bilinen istatistiklerini gün yüzüne çıkarmasıdır.

Bu kitap ayrıca, Türk dıș politikasının dıș yardımlar konusunda gerçekleștirdiği önemli atılımı ortaya koymayı ve kamuoyumuz tarafından Türk dış politikasının bu yeni aracının bilinmesini amaçlamaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 188
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺61,20

 




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 442
En / Boy : 13.5 / 20
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 2.2011
₺71,10
Harold Armstrong, ülkemizde "Bozkurt"un yazarı olarak biliniyor. "Turkey in Travail", ilk kez, İngilizce'den, Türkçe'ye çevrildi. Kitap, Giriş dışında, otuz bölümden oluşuyor. H.Armstrong, "Giriş"e şu sözlerle başlıyor: "Şairler ve filozoflar insan ilişkilerinin değişkenliği hakkında düşünmüş ve şarkılar söylemiştir. Bütün o renkli Romance of History'lerde, bu değişkenliği Türkiye'nin son sekiz yılı kadar olağanüstü ve dramatik anlatan başka bir hikâye daha yoktur. Kader, benim o hikâyeyi yakından ve adım adım, genellikle de başlıca oyuncuları ve olaylarıyla yakından ilişki içinde takip etmeme fırsat verdi." H. Armstrong, 1916-1923, sekiz yıllık dönemi, savaş-derim ve çöküş-yükseliş sürecinde anlatıyor. Kitap, 1916 Kut-ül Amar Savunması ile başlayıp, 1923 Yeni Türkiye ile tamamlanıyor. Harold Armstrong, "Türkiye'nin Doğum Sancıları"nda, Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılışı-çöküşü'ne ve Türk Ulusu'nun doğuşuna-yükselişine, şahitlik yapıyor. Bu topraklar için, Harold Armstrong, önemli tespitler yapıyor. "... Tarihte daha önce de olduğu gibi, gerçek felaket anında, çağrı yayıldı ve Türkler ayağa kalktılar. Ateşli bir canlılık kazandılar ve kendilerini tamamıyla boğulmaktan kurtarmak için işe giriştiler..."
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 254
En / Boy : 15 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺18,52

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 230
En / Boy : 14 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2015
₺45,93

 






Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2014
₺18,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 564
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺45,00

 Dr. Murat Saraçlı tarafından hazırlanan Uluslararası Hukukta Güncel Sorun Alanları başlıklı editöryal bu çalışma, yakın bir geçmişte uluslararası sistemde yaşanan değişimlerin uluslararası hukuktaki karşılığını bulmaya ve anlamlandırmaya yönelik önemli bir çalışmadır. Çeşitli üniversitelerden genç akademisyenlerin makaleleriyle katkıda bulundukları bu kitap, yakın geçmişimizde yaşanan ve etkileri günümüzde hala hissedilen çeşitli sorun alanlarına yönelik uluslararası hukukun yaklaşımını ortaya koyarken, ayrıca güncel sorunların nasıl uluslararası hukuku da etkilediği ve dönüştürdüğü sorunsalına da önemli cevaplar içermektedir. Bu açıdan bakıldığında kitapta bir yandan, güncel gelişmelere yönelik uluslararası hukuk alanındaki değişimleri takip ederken bir yandan da değişim sürecindeki küresel sistem ve aktörlerin uluslararası hukuku dönüştürmeye yönelik girişimlerini de izleyebilmekteyiz.




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2012
₺34,32

Çin Nasıl Kapitalist Oldu?, Çin’in geçtiğimiz otuz beş yılda tarıma dayalı kapalı bir sosyalist ekonomiden uluslararası arenada nasıl da yenilmez bir iktisadi güce dönüştüğünün olağanüstü ve beklenmeyen hikayesini anlatıyor.

Yazarlar asli kaynaklarını kullanarak büyüyen Çin ekonomisi tartışmasını yeniden canlandırmış, Çinli liderlerin yaptığı reformların kapitalist bir ekonomi yaratma yolunda özellikle yapılmadığını ve Çin’e piyasayı ve girişimciliği tekrar getiren şeyin “marjinal devrimler” olduğunu söylemektedirler. Batı’dan alınan dersler geleneksel Çin felsefesi olan “gerçeği olgularda arama” ile birleştirilmiştir. Kapitalizme yüzünü dönen Çin kendi kültürel kökenlerini kucaklamıştır.

Çin Nasıl Kapitalist Oldu? Çin ekonomisinin geleceğiyle ilgili genelgeçer bilgilere karşı çıkarken Çin daha fazla büyüme için müthiş bir potansiyele sahip olsa da geleceğinin devletin güç ve fikirler konusundaki tekelciliğinden dolayı karanlık olduğunu söyler. Coase ve Wang Çin’de uzun ve saygın bir geleneği olan fikir piyasasının gelişiminin Çin’in sosyal uyum rüyasını gerçekleştirmek için vazgeçilmez olduğuna dikkat çekerler.

“Sabırlı okuyucular modern iktisat tarihindeki en sıradışı değişimi derinlemesine anlamakla ödüllendirileceklerdir.”

- The Wall Street Journal

“Bu kitap, piyasalar ve tarih üzerine yaptığı vurgularla fevkalade önemlidir.”

- The Washington Times

“Çin’in nasıl dünyanın en iyi ikinci ekonomisine sahip olduğunu merak eden herkes bu ilginç kitabı okumalı.”

- The LSE Review of Books

“Bu, Çin’e olduğu kadar tüm iktisadî değişim literatürüne çok büyük bir katkıdır. İktisadî değişim ve gelişim üzerine bütün literatürde benim bildiğim kadarıyla bir toplumun evrilmek için kör topal çabalaması ve özellikle de Çin’inki kadar uzun süren ve çok uzun bir yol alınan bir evrim ile ilgili böylesine detaylı bir çalışma yoktur.”

- Douglass C. North, 1993 Nobel İktisat Ödülü sahibi

“100 yaşını geçmiş Ronald Coase ve Ning Wang, Çin’in Mao’nun hükmü altındaki sosyalizmden bugünkü özgün kapitalist ekonomiye kesintili geçişi hakkında merak uyandıran ve kapsamlı bir yorum yazmışlardır. Çin veya sosyalizm çalışan hiçkimse bu kitabı kaçırmamalı.”

- Richard Epstein, Chicago Üniversitesi Hukuk Fakültesi

“Bu kitap iktisat alanında ve Çin hakkındaki çalışmalarla ilgili yazılmış en iyi eserlerdendir; sâdece bugün için değil, gelecek için de.”

- Chenggang Xu, Hong Kong Üniversitesi

“Coase felsefesi ve politikası, “gerçeği olgularda arama” gibi -kendisine de şirketler, piyasalar ve kanunlar hakkındaki çığır açan analizleriyle ilgili esin kaynağı olmuş- çok basit bir ilkeye dayanan bir toplumu inceliyor. Tekrar tekrar daha verimli bir sosyalizm arayışında olup karşısında her seferinde kapitalizmi bulan Çin hakkında büyüleyici ve sıradışı ve düşünmeye zorlayan bir kitap.”

- Stephen Littlechild, Emekli Profesör, Birmingham Üniversitesi ve Cambridge Üniversitesi

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 460
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2015
₺48,40

Güvencesiz, endişeli birey özgür olamaz. Oysa liberaller çoğu zaman kişisel özgürlük ile kolektif sosyal güvenliğin birbirine taban tabana zıt olduğunu iddia ederler. Mücadele içindeki emek hareketi açısından ise sosyal güvenlik olmadan özgürlüğün, özgürlük olmadan da sosyal güvenliğin olamayacağı apaçıktır.

Geçtiğimiz yüzyılda, hiçbir şey bireysel özgürlüğe, emek hareketinin kolektif mücadelesi kadar çok katkıda bulunmamıştır. Bir sosyal model olarak refah devleti bu mücadele içinde ve sınıf savaşımından sınıf işbirliğine geçilen koşullarda gelişmiştir.

İşte bu yüzden bugün de sosyal haklardan önce bireysel özgürlükler saldırıya uğramıştır. Terörizmle mücadele bahanesiyle özgürlüklerimiz kısıtlanmakta, fişlenmekte ve kameraların gözetimine hapsedilmekteyiz; bu yolla sosyal haklarımız için direnmemiz ve mücadele etmemiz engellenmektedir.

Refah devletinin simgesi eğitim ve sağlık artık parasız değil. Emeklilik yaşı yükseltilirken maaşlar her fırsatta düşürülüyor. İşsizlik aylığı ve yoksulluk yardımı birer sadakaya dönüştürüldü. Dinlenme ve tatil süreleri düşürülürken çalışma saatleri arttırılıyor. İşin kendisi ve çalışma koşulları insafsızlık derecesinde ağırlaştırılıyor. Piyasalardaki kuralsızlık emek piyasasına taşınırken, işçilerle beraber tüm çalışanların haklarına amansızca saldırılmaktadır. Kapitalistler ve siyasetçiler refah devletinden öç almaktadır.

Sermaye ve neoliberaller refah devletini ayakta tutan en önemli kurumları, sendikaları ve demokrasiyi zayıflatmak için büyük bir savaşım vermektedirler ve tüm savaş alanları içinde en merkezi hale geleni çalışma dünyasıdır. Peki, bu cendereden nasıl çıkılabilir?

Sendikacı ve yazar Asbjørn Wahl çıkış için sendikal harekete, somut mücadele ve ittifak oluşturma örnekleri temelinde, geleceğe ilişkin bir yol haritası önerirken, çözümlemeleriyle iktisat ve siyaset bilimleri öğrencileri de için temel bir kaynak sunmaktadır.

"Bu bilimsel, özenli ama aynı zamanda kolay okunabilen kitap tüm Avrupa ve dünyada yaşanan gelişmelerle ilgilidir. Tüm gücümüzle direnebilmek için bu kitabı okumamız, ondan öğrenmemiz ve örgütlenmemiz gerekiyor."

- Susan George, Ulus-ötesi Enstitü'nün Yönetim Kurulu Başkanı

"Wahl, bize, Batı'da refah devletinin krizine ilişkin çok önemli bir kavrayış sağlıyor. Bunun da ötesinde, gelecek için bir yol haritası sunuyor. Bu kitap hepimizi sosyal demokrat modelin kazanımlarını, onun tuzaklarına düşmekten kaçınarak koruyabilmek için, var olan kalıpların dışına çıkarak düşünmeye zorluyor."

- Walden Bello, Filipinler Üniversitesi'nde Sosyoloji Profesörü


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2015
₺52,00

Yunanistan'da 2012 yılındaki genel seçimlerde önemli bir çıkış yapan Syriza (Radikal Sol Koalisyon), 25 Ocak 2015 tarihinde yapılan genel seçimleri kazanarak sadece Yunanistan'da değil tüm dünyada solun tarihinde az görülen bir başarıya imza attı.

Ne var ki Syriza çok kısa bir süre içinde Troyka olarak adlandırılan Avrupa Birliği, Avrupa Merkez Bankası ve İMF’in kemer sıkma politikalarına teslim oldu.

20 Eylül 2015 tarihinde yapılan erken genel seçimde sandıktan yeniden birinci parti olarak çıkan Syriza’nın başını çektiği koalisyon hükümetinin programı belli: Esnek çalışmayı yaygınlaştıracak, iş güvencesinin kalan kırıntılarını ortadan kaldıracak, emeklilik yaşını yükseltecek, tarımda küçük çiftçiye uygulanan vergileri ikiye katlayacak, bir özelleştirme furyası başlatacak, esnafı ezecek...

Peki, çare sol değil miydi? Evet, halen de öyle: Syriza'nın solunda da bir Sol var. Üstelik bu sol koalisyona girmeyen Yunanistan Komünist Partisi'nden (KKE) ibaret değil. Syriza’nın solu KKE’den başka çok çeşitli parti ve grupların yer aldığı, muazzam bir zenginliğe sahip. Son genel seçimde Syriza dışındaki sosyalist partiler toplam yüzde 9,3 oranında oy aldılar. Umudunu Syriza'dan kesmeyenler ve gelecekte Öteki Yunan Solu’nun oynayacağı yaşamsal rolü göremeyenler için bile bunun küçümsenemeyecek bir oy oranı olduğu çok açık. Öyleyse, bugün, Öteki Yunan Solu’nu tanımanın tam zamanıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2016
₺9,60

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 334
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2010
₺31,20

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺45,00
Türkiye ve İran sadece içinde yaşadığımız bölgenin değil, dünya siyasetinin de etkin iki aktörüdür. Türkiye ve İran ilişkileri inişli çıkışlı uzun bir geçmişe sahiptir. Bazen sert savaşlar ve bazen barış; karşılıklı bir kültürel etkileşim; İran’da yaygın konuşulan Türkçe, bu uzun ilişkinin temel özelliğidir. Yayınevimiz, önce, Reha Bilge’nin "1514" adlı eserini Türk okuruna sunmuştur. Reha Bilge’nin araştırması, Yavuz Selim ve Şah İsmail dönemi gibi, Türkiye ve İran ilişkilerinin çetin ve karmaşık bir dönemini ele almıştır. Ender Yıldırım’ın titizlikle hazırlanmış araştırması ise daha yakın dönemleri konu edinmektedir. 1918-1960 arasındaki Türkiye ve İran ilişkileri merak uyandırmakta, bugünü anlamak için pek çok ipucunu barındırmaktadır. Atatürk, İsmet İnönü, Celal Bayar ve Adnan Menderes’in, yani Cumhuriyet’in İran siyaseti; İran’ın Rıza Şah ve Pehlevî ailesi zamanında Türkiye siyaseti ve yaklaşımı bu kitabın ana konusudur. Derin bir işbirliği ama aynı zamanda da rekabet; yan yana yaşamak zorunluluğu ama bölgesel çıkarların kaçınılmaz sürtüşmesi, kitap boyunca, Türkiye ve İran ilişkilerinin ana ekseni olarak karşımıza çıkmaktadır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 310
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺13,34
Atılım Üniversitesi, Sosyol Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda yüksek lisans tezi olarak kabul edilen bu çalışma, Bağımsızlık sonrasında (1991 - 2007) Rusya Federasyonu’nun, Güney Kafkasya (Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan) ülkelerine yönelik izlediği dış politikasını ortaya koymayı amaçlamaktadır. "Güney Kafkasya, neden Rusya Federasyonu için önemlidir? ve Rusya Federasyonu Güney Kafkasya’da hangi politikaları izlemektedir?". Rusya Federasyonu’nun dış politika davranışlarını oluşturan Güvenlik Doktrinleri ile Avrasyacı - Atlantikçi görüşler, Rusya Federasyonu’nun Güney Kafkasya devletleri ile olan ilişkilerini belirlemektedir. Rusya: Güney Kafkasya bölgesine sınırı olması nedeniyle, bölgedeki yaşanan gelişmelerle doğrudan ilgilenmek durumunda ve bu nedenle bölgeyi "Yakın Çevresi" kapsamında değerlendirmektedir. Söz konusu çalışmada ayrıca, Güney Kafkasya’nın tarihsel gelişimi, jeopolitiği, enerji kaynakları hakkında açıklamalarda bulunulmuş ve "enerji güvenliği" konusuna da yer verilmiştir.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 357
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2007
₺16,10

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺9,96
Irak halkı yıllar boyu ateş, kan, ölüm ve korkuyu yaşamış, bütün varlığıyla bunu duyumsamıştır. Bu acılar, Saddam Hüseyin döneminde korkunç bir şekilde hayata damgasını vururken işgalcilerle birlikte başka bir boyut kazanmıştır. Irak; ölüm, terör ve işgalcilerden duyulan korkunun yıllarca süren bir zaman diliminde nefes alıp vermekte zorlandıkları kötü kâbuslar gördükleri karanlık bir gece yaşamıştır. Bu kitap hazırlanırken muteber kitap ve yayınlar incelendi, olayların tam ortasında yer alan insanların bizzat gözleriyle gördükleri esere aktarıldı. Çalışmada yer alan her nokta yüzlerce bilgi ve belgeden yola çıkılarak okurun istifadesine sunuldu.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 119
En / Boy : 20,5 / 26
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 7.2012
₺42,75

Hindistan ve Pakistan, yirmi birinci yüzyılda en önemli ülkeler arasında yer alacak. Bruce Riedel Kıyametin Eşiğinde adlı bu kitabında, Amerika’nın yükselmekte olan bu ülkelerle ilişkisini başarılı bir şekilde yönetebilmesinin önemi ve zorlukları yanında onların arasındaki tehlikeli ilişkiyi de net bir şekilde anlatıyor. Britanya Rajı’ndan doğan bu iki ülke ortak bir mirası paylaşıyor ama aynı zamanda birçok önemli açıdan birbirlerinden farklılar. Hindistan daha şimdiden dünyanın en büyük demokrasisi durumunda ve yakın zaman içinde de gezegenin en yoğun nüfuslu ülkesi haline gelecek. Dünyanın en büyük beşinci nüfus yoğunluğuna sahip olan ülkesi Pakistan ise sorunlu tarihi boyunca çok sayıda askeri darbeye ve diktatörlük yönetimine sahne oldu, ayrıca Usame Bin Ladin gibi teröristleri barındırdı.

Uzun zamandır husumet içinde olan bu iki ülke test edilmiş nükleer silahlara da sahip. Bugüne kadar birbirleriyle dört kez savaştılar ve birçok kez de savaşın eşiğinden döndüler. Beyaz Saray geçtiğimiz yirmi yıl içinde alt kıtada nükleer bir savaşın patlak vermesini engellemek için defalarca müdahalede bulundu. Güney Asya, Amerika’nın ulusal güvenliği açısından kritik bir öneme sahip. Dolayısıyla, Hindistan’la Pakistan arasındaki istikrarsız ilişki bölgedeki güven ve istikrarı belirleyecek olan en önemli bir faktör.

Geçmişte dört Amerikan başkanına bölge konusunda danışmanlık yapan Riedel’ın kendi deneyimlerine ve kapsamlı araştırmalara dayanan Kıyametin Eşiğinde adlı bu kitabı, Amerika’nın Güney Asya’ya yönelik diplomasi tarihini, son yıllarda patlak veren krizleri ve gelecekteki kriz olasılıklarını ele alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 226
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2015
₺25,50

Ortadoğu’nun iki önemli ülkesi arasındaki ilişkileri, teolojik ortak referans setinin sınırlarının da dâhil olduğu bir dizi tarihi ve jeopolitik dinamik üzerinden analiz eden kitap, özellikle Suriye’deki güncel gelişmelere getirdiği açıklama çerçevesi ile dikkat çekiyor. Yazar, "Şiî jeopolitiği" ve Körfez Levant ekseni kavramlarını enine boyuna tartışmakla kalmıyor; özellikle Farsça ve Arapça kaynaklara dayalı bir araştırma olması sebebiyle hızlıca akan gündemde kamuoyunda yeterince gündeme gelmemiş sayısız anekdota yer vermesiyle de zengin bir içeriği okuyucunun dikkatine sunuyor


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 221
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2015
₺21,25

İslamabad'daki CIA şefi 1989 yılının Şubat ayında, karargâha herkesin çok iyi bildiği şu kısa mesajı geçti: "Kazandık". Amerikan tarihindeki en başarılı gizli istihbarat operasyonu, bu abartısız finalle sona erdi. Ne Kazandık adlı bu kitapta, CIA ve Ulusal Güvenlik Konseyi emektarlarından Bruce Riedel, Amerika'nın Afganistan'daki gizli savaşını ve Soğuk Savaş'ın akıbetini belirleyen Sovyet 40. Kızıl Ordu'nun mağlubiyetini anlatıyor. "Bu istihbarat operasyonu nasıl böylesi bir başarı elde etti" sorusuna cevap veren Riedel, genel kanının aksine, Amerika'nın bu istihbarat muharebesini nasıl kazandığını göstermek amacıyla incelikli bir anlatım sunuyor.

Amerikan tarafı için zafer 1989'da kazanılmış gibi görünüyordu. Geriye dönüp bakıldığında, Afganistan'da 1980'lerden itibaren, küresel cihat denen yeni bir dönemin başladığını görebiliriz. Bu kitap, Afgan istihbarat operasyonundan çıkarılacak dersleri ele alırken, aynı zamanda Afganistan'da sonradan yaşanan aşamaları da değerlendiriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 226
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2015
₺25,50

Suriye'deki iç karışıklıklardan sonra ülke gündemine yerleşen Süleyman Şah Türbesi’yle ilgili titiz bir çalışma sunuyoruz sizlere. Yakup Kaya ve Görkem Ozan Özalp'in uzun bir emeğin sonucu olarak hazırladıkları “Süleyman Şah Türbesi / Bir Vatan Toprağı” başlıklı kitap; Süleyman Şah'ın kimliğini, türbede gerçekte kimin yattığını, buradaki toprak parçasının gerçekten bir vatan toprağı olup olmadığını, uluslararası antlaşmalara göre bu toprağın günümüzdeki konumunu, türbenin Osmanlı'dan Cumhuriyet'e tarih boyunca aşamalarını, Cumhuriyet Dönemi’nde türbenin üç defa yer değiştirmesindeki temel sebepleri inceleyen bir çalışmadır. “Süleyman Şah Türbesi / Bir Vatan Toprağı” bu konudaki bütün soruları aydınlatıyor.

"Örtüsüz sanduka, kırık cam, yıkık kapı, kuş gübresi ve badanasız duvarlar içinde bu acıklı boş vermişliğe bakarken dedim ki: İnsan dünya üzerinde mezarını belli etmekten çekinmelidir; keşke Süleyman Şah'ın cesedi, katili Fırat'ın elinde kalsa idi..."

- Refik Halit


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2015
₺47,60

Türk-Rus ilişkileri tarih boyunca, Avrasya bölgesinin genel görünümü ve bu coğrafyadaki güç dengesinin temel ögelerinden birisi, muhtemelen de en önemlisi olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu ile Rus Çarlığı arasındaki ilişkiler ile başlayan bu önemli rekabet, Sovyetler Birliği'nin kuruluşunun ardından ilk başlarda bir işbirliği görünümü kazanmaya yönelmişken, 2. Dünya Savaşı ile birlikte, bu defa ideolojik bir ayrılığın etkisiyle de pekişerek kendisini göstermiştir. Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında doğrudan kara sınırı kalmamakla beraber taraflar arasındaki ilişki yoğunluğu azalmamış; aksine Türkiye'nin Kafkasya ve Orta Asya Türk cumhuriyetleri ile olan ilişkisi nedeniyle, daha da önem kazanmıştır.

Çoğu zaman çatışma/rekabet, zaman zaman da ortak anlayış/işbirliği olarak ortaya çıkan bu yeni ilişki zemininin iyi anlaşılabilmesi için ülkemizde Rusya'nın daha iyi tanınmasına ihtiyaç vardır. İşte elinizdeki bu akademik çalışma da Rusya'ya bakış açısından bu ikilem içerisinde yerini alan, Rusya'nın bugününü ve geleceğini anlamamıza ışık tutan niteliktedir. Yazar Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın çalışmasında, özel­likle Rusya Federasyonu'nun Vladimir Putin'in Devlet Başkanı olmasının ardından ortaya çıkan durumunu analiz etmeye yönelirken, bu dönemin daha iyi anlaşılabilmesi için gerekli olan tarihsel arka planı ve kısa geri dönüşleri de kullanmaktadır. Çalışma bu özellikleriyle, Rusya konusunda eksikliğini duyduğumuz çabalara yararlı bir katkı niteliği taşımaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 852
En / Boy : 17 / 24
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2015
₺105,40

Arap dünyasını baştan sona sarsan toplumsal ve siyasal hareketliliği tüm yönleriyle masaya yatıran bu kitap, LSE Uluslararası İlişkiler profesörü ve Ortadoğu Merkezi'nin kurucusu Fawaz A. Gerges’in editörlüğünde şu bilim insanlarının katkılarını içeriyor: Lisa Anderson, Juan Cole, Ali Kadri, Rami Zurayk, Anna Gough, Charles Tripp, John Chalcraft, Philippe Droz-Vincent, Sami Zubaida, John T. Sidel, Roger Owen, Sadık el Azm, Gabriele vom Bruck, Atıf Elvezir, Benjamin Wiacek, Kerim Mezran, Kristian Coates Ulrichsen, Medevi el Raşid, Avi Shlaim, Muhammed Eyüp, William B. Quandt, Federica Bicchi ve Valerie Bunce.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 560
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2016
₺29,75

İsrail ve Filistinlilerin yakın tarihte yaşadıkları trajedileri, Independent'ın yirmi beş yıldır bölgede muhabirliğini yapan Robert Fisk kadar yılmadan, salahiyetle -ya da bir o kadar ihtilafa açık bir şekilde dile getiren başka hiçbir gazeteci yoktur. Ve daha önce hiçbir ABD başkanı da Barack Obama kadar bölgede barış ve ilerleme umudu taşıyarak Beyaz Saray'a gelmemiştir. Buna rağmen acaba 'uzlaşma ikonu' olarak Nobel ödülü almış olan başkan görev süresini yarıladığında umut ettiğinin ne kadarını gerçekleştirebilmiştir? Ve dünya medyası Obama'nın Ortadoğu inisiyatiflerine yer ayırırken ne kadar objektif katkıda bulunmuştur?

Altı yıllık bir dönemin haber ve analizlerini içeren bu antoloji, size, zamanımızın en önemli dışişleri muhabirlerinden birinin atmaca gibi net gören gözlerinden tarihin kritik bir döneminin olaylarını tek tek irdeleme imkânı verecek.

Kutsal Topraklarda yaşanan zorluk ve entrikaların onlarca yıldır ilk elden tanıklığına dayanan, vahşetin, ihanetin, kendini beğenmişliğin, bencilliğin, kaçırılan fırsatların, tutulmayan sözlerin- ve yine de tükenmeyen umudun uzayıp giden hikâyesi.

Hiddetli ama önyargılı olmayan, açık sözlü ama kısır döngülerde kaybolmayan, İsrail'de (ve işgal altındaki bölgelerde) 2008 yılından beri gerçekten neler olup bittiğini anlamayı uman herkes için esas teşkil edecek bir eser olarak kabul edilmeli.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2015
₺29,75

ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower 1961’de Beyaz Saray’dan ayrılışını, askeri-sanayi kompleksinin “felaket bir şekilde yükselişini” halkına duyuran kaygılarla dolu bir mesajla yaptı. 50 yıl sonra bu kompleks, ABD ekonomisi ile dış siyasetine doğrudan ve önemli şekilde yön veren ve gerçekten de durdurulamaz bir savaş makinesine dönüştü.
 
James McCartney, ulusal güvenlik konularında ödül kazanmış bir gazeteci olarak ve edindiği tecrübelere dayanarak, Soğuk Savaş’tan bugüne uzanan ve sorunun Eisenhower’ın bile hayal edebileceğinden çok kötü bir durumda olduğunu gösteren ilgi çekici bir tarihi bizlere sunuyor.
 
Büyük Ordu “hata yapamayacak kadar büyümüş” ve ulusun siyasi, kültürel ve entelektüel kuruluşlarına yayılmıştır. Aralarında Beyaz Saray ve Kongre’nin de bulunduğu bu güç ve etki merkezlerinin, gereksiz savaşlara hazırlanmakta ve bunları ateşlemekte çıkarları mevcuttur. Kitabın yazarları, son 50 yıl içinde yabancı ülkelere yapılan müdahalelerin ABD veya dünyayı daha güvenli kılmadığını ikna edici bir şekilde ortaya koymaktadır. 
 
“Amerika’nın savunma yapısının son yarım yüzyıldaki gelişiminin sürükleyici bir anlatımı... Savunma endüstrisinin bu aydınlatıcı ve bir o kadar da gerekli anlatımı, modern askeri-sanayi kompleksin değişim ve etkisi konularına meraklı olan herkes için.”
 
- Library Journal
 
“50 yıldır hiçbir şey değişmemiş: Askeri-sanayi kompleks dümenin başında petrol iştahı ile Orta Doğu’da çatışmalara neden olurken, düşünce kuruluşları ve medya savaş çığırtkanlığı yapıyor ve Kongre parsayı toplamakla meşgul.”
 
- Publisher’s Weekly
 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺73,87

Fetullah Gülen’in dini tahribatını ve sinsi hesaplarını tam 40 yıl öncesinden konferanslarda konuşup toplumu uyarmaya çalışan… 20 yıl öncesinden bu husustaki kuşkularını açıkça yazıp gazete ve dergilerde yayınlamaya başlayan… Ve 10 yıl öncesinde ise bu konuları “Küresel Fesatçılık ve Fetullahçılık” ismiyle kitaplaştıran Ahmet Akgül’ün, bütün tespit ve tahminlerinin bugün nasıl aynen çıktığını okuyup hayret ve hayranlık duyacaksınız…

Yakın geçmişimizi bilmek ve geleceği görmek için bu kitabı mutlaka okumalısınız!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 640
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : Şamua
Basım Tarihi : 11.2017
₺22,50

Osmanlı Devleti, hükümranlığını yüzyıllar boyu sürdürdüğü Doğu Avrupa'da, Balkanlar'da, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da farklı ırka ve dine mensup olan toplulukların bir arada ve banş içinde yaşamalanna ortam hazırlamıştır. Bu sayede başta Ermeniler olmak üzere her toplum kendi inanç ve değerlerini yaşama ve nesillerine aktarma imkânı bulmuştur. Bundan dolayıdır ki, Selçuklu Devleti'yle birlikte yaklaşık 8 asır Ermeni toplumu, Müslümanlarla iyi komşuluk ilişkileri geliştirmiştir.

Ayrıca Ermeniler, Osmanlı Devleti'nde kendi dinlerini yaşamışlar ve kendi dillerini, kültürlerini koruyabilmişlerdir. Bu gerçeğe mukabil Osmanlı toplumunda, her türlü dini ve kültürel haklanna sahip olan Ermenilerin Amerika ve Avrupa ülkelerinde yaşayan çocukları, artık kimliklerini ve kültürlerini yitirmeye başlamışlar hatta asimile olmuşlardır.

Ancak tarihi gerçekler göstermektedir ki Ermeniler, Osmanlı'nın yüzyıllarca göstermiş olduğu iyi muameleye karşı Osmanlı'yı yıkmak ve Anadolu'yu karıştırmak isteyen dış mihraklann odağı ve taşeronu haline gelmiş, Osmanlı Devleti için de tedbir amaçlı bir takım uygulamalar zarureti hasıl olmuştur.

ESAM olarak, 24 Nisan 1915 "Ermeni Tehciri" olaylannın 100. yıldönümü münasebetiyle Türkiye'ye karşı yapılan pervasızca siyasi hücumlara ve tüm dünyaya dayatılan yanılgı ve aldatmacalara cevap mahiyetinde ve ilmi kriterler ışığında tarihi hakikatleri ortaya koyma gayretiyle "Emperyalizm ve Ermeni Meselesi" başlığıyla bir sempozyum gerçekleştirdik. 

M. Recai Kutan - ESAM Genel Başkanı


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 588
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2015
₺63,75

Uluslararası insan hakları belgelerinin gitgide arttığı, aynı zamanda uluslararası ilişkilerin her zaman çıkarlar tarafından belirlendiği bir dünyada, bir devletin çıkarlarını koruması başarılı diplomasi sayılıyor. Çıkarların korunduğu yerde açıktır ki insan hakları rastlantılar dışında korunamaz. Büyükelçi Numan Hazar, kırk yılı aşkın meslek yaşamında yaptığı gözlemlere ve kazandığı engin deneyime dayanarak kaleme aldığı bu kitapta, uluslararası ilişkilerdeki insan hakları sorunlarına bir bilim insanı titizliğiyle ayna tutmakla kalmıyor, aynı zamanda entelektüel ve etik dürüstlükle uluslararası ilişkileri yürütenlerin genellikle göz ardı ettiği, her alandaki uluslararası ilişkilerin yürütülmesinde insan haklarını temel alma gerekliliğine başarılı bir şekilde dikkati çekiyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 295
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2015
₺15,74

Mısırlı akademisyen Adil İskender, 25 Ocak 2011 halk ayaklanması öncesinde, sırasında ve sonrasında kaleme aldığı bu yazılarda Mısır tarihinin bu hareketli dönemini sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel açılardan irdeliyor. Mısır’da sosyal eşitsizlikler, dini hoşgörüsüzlük, Müslüman -Kıpti kutuplaşması, popüler
kültür, edebiyat, futbol ve cinsellik hakkında ufuk açıcı ve keskin gözlemleriyle Adil İskender, bitmemiş bir devrimin genel çizgilerini ve ince detaylarını sunuyor.

Mısır, yıllardır devrimci durum içinde. Kimileri onyıllardır diyor, başkaları bin yıl iddiasında. Ben hepsine inanıyorum. Horus ile Set arasında cereyan eden efsanevi savaştan ve Ahenaton’un MÖ 13. yüzyılda teoloji, sanat ve devlet idaresinde yaptığı reformlardan 1919 devrimi ve 1952 askeri darbesine kadar ülkenin istikrara sahip olduğundan bahsedilip durulması çok abartılıdır. Tersine Mısır tarihi çatışmalar, çekişmeler ve değişimlerle yüklü bir tarihtir. Buna rağmen Mısır’ın yedi bin yıllık tarihinde 2011 yılındaki, 25 Ocak Devrimi olarak bilinen halk isyanına benzer bir olay hiç gerçekleşmemiştir. Bundan dolayı, çağın parlak devrimlerinin tarihinde Fransız, Rus ve Amerikan devrimlerinin yanı sıra kendine özgü bir iz bırakan bu devrim süreci ayrıntılı olarak kaydının tutulmasını, titizlikle incelenmeyi, üzerinde iyice düşünülmesini ve ciddi bir sorgulamayı hak ediyor.

Bu kitapta yer alan tüm denemeler Ağustos 2010 ile Nisan 2013 arasında geçen, protestoların patlak vermesinden önceki son ayları ve ülke tarihinin kaygan zeminli ve fırtınalı bir döneminde Müslüman Kardeşler’in Muhammed Mursi’sini iktidara taşıyan ilk başkanlık seçimini ve sonrasını kapsayan üç yıllık süre içinde yazıldı.

- Adil İskender


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2016
₺16,00

Uluslararası İlişkiler kapsamına giren araştırma ve analizlerin daha doğru anlaşılabilmesi için bu disiplinin temel kavramlarının bilinmesi ve bu kavramlar konusundaki tartışmaların takip edilmesi oldukça önemlidir.

Uluslararası İlişkiler disiplininin anahtar kavramlarından bazılarını ele alan bu çalışmanın söz konusu tartışmalara yenilerini eklemeye ya da zaten var olan tartışmalara yeni boyutlar kazandırmaya çalıştığı görülecektir.

Disiplin içerisinde “Ulus”, “devlet”, “egemenlik”, “ulusal çıkar”, “güç”, “uluslararası örgütler”, “diplomasi”, “savaş” ve “milliyetçilik” hem en çok tartışılan hem de en çok ihtiyaç duyulan kavramlar olarak ön plana çıkmaktadır. Kaldı ki bizatihî kavramlar da zaman geçtikçe yeni anlamlar kazanmaktadır. Dolayısıyla, kapsamları itibariyle bu kavramların her birisi başlı başına birer kitap konusu olmaktadır.

Elinizdeki kitap, Uluslararası İlişkiler okumaları yapan öğren(i)ciler için bir kaynak eser niteliği taşımaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2015
₺36,75

11 Eylül’den Sonra Dünya Hiçbir Zaman Eskisi Gibi Olmadı

11 Eylül Saldırıları ardından İslam, terörizm kavramını çağrıştırmaya, hatta aynı anlama gelmeye başladı. Üstelik saldırıların üzerinden on üç yıl geçmesine rağmen söz konusu durumda en küçük bir değişiklik olmadı.

Uluslararası medyada kimse Hindistan, Gucarat’ta üç bin kişi öldürüldüğünde Hindu terörizminden bahsetmedi.

İsrailliler Gazze’yi bombalayıp masum çocukları öldürdüğünde kimse buna Yahudi terörizmi demedi.

George Washington Üniversitesi’nde İslam Araştırmaları Profesörü olan Seyid Nasr’ın da vurguladığı gibi Uganda’nın Hristiyan hareketi Tanrı’nın Direniş Ordusu (Lord’s Resistance Army) Doğu Kongo’da bir milyondan fazla insanı öldürdüğünde kimse bunu Hıristiyan terörizmi olarak adlandırmaz.

Ancak şu günlerde terör denilince uluslararası medyada kullanıma açık olan tek kavram İslami terörizm. Eylül Saldırıları ardından dünya hiçbir zaman eskisi gibi olmayacaktı ve bedelini Doğu toplumları ödeyecekti…

İslam coğrafyalarıdır acısını içine akıtan tarih boyunca. Kara gözlü çocukların güneşli sabahlara uyanacağı toprakları işgal edilir, kadınlara tecavüz edilir erkeklerin direnişini kırmak için. Çırılçıplak işkence edilirken işgallere direnenlere, utanması gereken gözlerini açıp seyre dalan küresel haber ağlarıdır, Batı’nın kültür ve medeniyetidir aslında.

Tarih boyunca geldiler kendi ifadeleriyle “sınırları belli olmayan gizemli haz coğrafyasına”, hiç durmadılar. Haçlı seferlerinde binlerce Müslüman’ı kılıçtan geçirirken de Abu Ghraib’te de hep aynı ifade vardı yüzlerinde: Zulmedenlerin, işkencecilerin zulümden aldığı haz.
Günümüzde topla tüfekle değil, küresel medya devlerinin aracılık ettiği kültür yoluyla sömürgecilikte hız kesmeyen Batı, adaletsiz dünya fotoğrafında gündemi belirlemeye devam etmekte.

Elinizde tuttuğunuz bu kitap, yeryüzünün tüm yaralı ruhlarına adanmıştır; yeryüzünde bir hiç olmamak için…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 424
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2014
₺44,25

Günümüzde küreselleşme aynı zamanda otoriter ve demokratik olmayan rejimler tarafından yönetilen halkların buna karşı verdikleri demokratikleşme mücadelelerinin de yoğunlaşmakta olduğu bir sürece dönüşmektedir.

Sosyal demokrasi bu mücadelenin demokratik hak ve özgürlüklerin elde edilmesiyle sonuçlanmasını sağlayacak en güçlü dayanaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 56
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2016
₺17,60

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 3 ciltlik “Türkiye’nin Kesik Damarları” kitabının bu ilk cildinde ABD-Rusya ve AB arasındaki emperyalist paylaşım mücadelesini enerji politikaları çerçevesinde inceliyor.

- Petrostrateji

- Eski Dünyanın Savaşı: Sibirya Gazı ile Ortadoğu Gazının Çatışması
Yeni Dünyanın Savaşı: Kaya Gazıyla Doğalgazın Çatışması

- Rusya ve Avrupa’nın Ukrayna’daki Kaya Gazı Savaşı

- Dünya Petrol Sistemi

- İran, Basra Körfezi, Hazar çevresi, Sibirya ve Akdeniz Afrikası petrol ve gaz rezervleri


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 15 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺31,20

Türkiye, Doğal Alanı ve Tabiî İmkân Sahalarından kaynaklanan mevcut nüfuzunu güce dönüştürmeyi zorlanmadan gerçekleştirebilir. Ancak kendi imkan ve nüfuzunu imha edeceklerle beraber hareket etmemeli, başkalarının strateji ve siyasetlerinin oyuncağı veya tetikçisi olmamalıdır. Ayrıca Türkiye, zemini hazırlamadan, muhatabını bulmadan harekete geçtiği zaman başarısız olmaktadır. Başkalarının hazırladığı zeminde Türkiye’nin kendi stratejisini uygulayabileceğini düşünmek de ham hayalden başka bir anlam taşımamaktadır.

Türkiye’nin, Doğal Alanı ve Tabii İmkan Sahalarını dikkate alarak bir strateji oluşturması gerektiğine şüphe bulunmamaktadır. Stratejik bir devlet olmanın gereği ise söylemden ziyade icraata bakmaktadır. Buradan hareketle, gerçekçi bir strateji oluşturmanın elzem şartlarından birinin de dost ve rakiplerin stratejilerini anlamak olduğu bilinmelidir. Zira en büyük tarihi ve hayat hatalar, rakip ve/veya dostların strateji değiştirdiğinin fark edilmediği zaman safça yapılanlardır. Bu hatalar bazen ordular, bazen vilayetler, bazen ülkeler kaybettirebilir. Kendi stratejisi ile birlikte diğerlerinin stratejisini bilerek hareket etmek ise; ülkeye, millete, akraba ve dost toplumlara güven ve güç verecektir.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2015
₺19,04

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 471
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2010
₺47,60

This book is an answer to this question: “What is the disinformation about Turkey’s coup attempt?”

The night of 15 July 2016 was a long one for Turkey. Many bizarre occurrences that no democratic country would like to experience happened on that fateful hot summer night. A military coup was in action: Some soldiers (FETÖ terrorists) declared military takeover on national TV, holding the trembling news anchorwoman at gun point; tanks rolled in the streets, bulldozing cars and civilians alike; helicopters rained down bullets on unsuspecting protestors; access to the Bosphorus bridge was blocked; military fighter jets began to fly eerily low; The Turkish Parliament was bombed with impunity. With the dawn it became apparent that perpetrators of the night’s bloody coup had destroyed many government buildings while they killed a total of 250 people and wounded more than 2000, some suffering serious injuries such as loss of limbs. What would the response of any country in the West be when encountered by such unacceptable atrocities? To resist bravely and sacrifice unselfishly? This is what the Turks did that night anyways.

The Turks’ unprecedented bravery and sacrifice in defense of democracy, freedom and country against a military intervention has been an exemplary act of civil defense but seldom recognized nor appreciated as such in the West. As this book shows this lack of solidarity with the Turkish people in their defiance against the coup, has emerged as a result of biased news coverage of the July 15 coup attempt in the mainstream Western media. The main objective of this detailed media analysis is therefore to inform the Western public about Turkish people’s view of July 15 coup attempt and ultimately forge a reconciliatory understanding between the peoples of the East and the West by pointing out the discrepancies between the Turks’ experiences and Western media’s representations of the same incident.


Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 16 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺170,00

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne entegrasyon sürecini, kimlik parametresi çerçevesinde, doğru bir biçimde anlayabilmek için Türkiye’nin ikiyüz yıllık Batılılaşma macerası ile Avrupa Birliği’ne üyelik süreci arasında güçlü bir bağ kurmak kaçınılmazdır. Aslında üyelik süreci, modernleşmenin tek yolu olarak algılanan Batılılaşmayla gerçek bir yüzleşmeyi ifade etmektedir. Ne var ki, bu iki olgunun özdeşleştirilmesi sonucu, üyelik sürecinde birtakım problemler ortaya çıktıkça, Türkiye, Batı dışı modernleşme modellerine yönelmeyi tartışır hâle gelmiştir. Bununla birlikte, şu ana kadarki Batılılaşma ve modernleşme çabalarının beklenen sonuçları vermemesinin arkasında yatan sebeplerden biri, Avrupa kimliği ile Türk kimliğinin birbirlerine zıt kimlikler olarak algılanmasıdir. Oysa, karşılıklı ilişkiler tarihsel perspektifte serinkanlılıkla irdelendiğinde bu iki kimliğin birbirlerinin "oluşturucu ötekileri" oldukları ortaya çıkacaktır. Elinizdeki kitap, Türkiye’nin modernleşme süreci ile Avrupa’nın ortak kimlik oluşturma çabalarının tarihçesinden yola çıkarak, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne entegrasyon sürecinin her iki taraf açısından da ortaya çıkması muhtemel sonuçları üzerinde saptamalarda buiunma amacını taşımaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 12,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2016
₺54,00
Kültür gibi mâsum ve ehil bir alanın bile, biyolojik ırkçılıktan boşalan alanı tek başına doldurması, tartıştığımız konunun ne kadar muhataralı ve ince nüanslara sâhip olduğuna dair bir fikir veriyor. Azınlıklardan bahsederken ince nüansları, kavramlar arasındaki geçişkenliği, çakışmaları ve farklı anlamları dikkate almalıyız. Bunun yolu da kavram dünyasının arkasındaki gerçekliğe dair keskin ve kuşatıcı bir görüşe ve anlayışa sâhip olmak. Murat Saraçlı, bu gerçeklik duygusuna sâhip geleceği parlak genç akademisyenlerden biri. Azınlık sorunlarını bir insan hakları sorunu olarak ele alıyor ve konuyla ilgili evrensel literatürü ve tarihsel çabayı, anlaşılır bir dil ile özetliyor. Öfkenin ve düşmanlıkların hakim olduğu bu tartışmalı alanı, Türkiye için çok değerli bir çabayla, anlaşılır ve ulaşılır hale getiriyor. Sakin bir kafayla düşünebilmek, birbirimizi anlayabilmek için bu çabalara çok ihtiyacımız var. Murat Saraçlı’nın "Avrupa Birliği ve Türkiye’de Azınlıklar" başlıklı çalışması, Türkiye’nin en temel problemi olan "Kürt Sorunu"na akl-ı selimle yaklaşmak için başlangıç niteliğinde okunması gereken çalışmaların başında geliyor. Uçurum büyük; bu mesafenin doldurulabilmesi için ilk yapmamız gereken şey aynı dili konuşmak. Aynı dili konuşabilmek için üzerinde uzlaşabileceğimiz bir evrensel dil bulunuyor. Evrensel dil kullandığı kavramlar ve varsayımlarla bize uluslararası tecrübeyi de aktarıyor. Murat Saraçlı, titiz bir çalışma ile Türkiye’yi merkeze alarak bu evrensel dili ve tecrübeyi bizim algı menzilimizin içine yerleştiriyor. -Prof. Dr. Mümtaz’er Türköne-
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 290
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2012
₺45,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 142
En / Boy : 13,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2014
₺45,00
1 2 3 ... 16 >
Çerez Kullanımı