Tarih ve Kurgu

İsenbike Togan’ın 2011 yılına kadar yayımlanan Türkçe makalelerinin derlendiği Tarih ve Kurgu ’daki ilk yazı, “Bu yazının konusu ODTÜ Tarih Bölümü’nde verdiğim Türklerin Tarihi dersleriyle beraber gelişti. Türklerin ve onlar gibi göçebe boy toplumu olmuş Orta ve İç Asya halklarının tarihini sadece savaşlardan meydana gelen bir tarih anlayışı içinde ele almanın tatmin edici olmadığı konusunda, artık hem yurtiçinde hem de yurtdışında geniş bir fikir birliği oluşmuştur” ifadeleriyle başlar.

Tarih ve Kurgu ’da beş ana başlık altında topladığı yazılarında tarihe yeni oluşumların ortaya çıktığı dinamik bir süreç olarak bakan İsenbike Togan, görece az incelenen, gölgede kalan dönemleri ve toplulukları ele almaktadır. Çok geniş bir coğrafya ve tarihsel kesitten gelen kaynaklardan süzülen bilgiler, çeşitli disiplinlerin yöntemleriyle bu yazılarda işlenmiş, farklı unsurlar uyum içinde ama kendi varlıklarını da koruyarak bir araya getirilmiştir. Böylelikle Çin, Moğol, Osmanlı ve Timur dönemi Orta Asyası gibi, farklıklarına rağmen benzerlikler de taşıyan arayışları, bulunan çözümleri karşılaştırmak mümkün olmaktadır.

(Tanıtım Bülteninden)

  • Kitap Adı: Tarih ve Kurgu
  • Yazar: İsenbike Togan
  • Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
  • Hamur Tipi: 2. Hamur
  • Sayfa Sayısı: 632
  • Ebat: 15,5 x 23
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9786254292064
₺110,90

İstiklal Madalyası - Bir Asrın Ardından

İstiklal Madalyası’nın hikâyesi, Atatürk’ün telkini ve Mustafa Necati Bey’in teklifi ile 2 Ağustos 1921’de Kurtuluş Savaşı’nın en tehlikeli ve sancılı döneminde başladı. Kahramanlık ve başarı madalyası olarak tasarlandı, ama zaman içinde savaş hizmet madalyasına dönüştü. Kurtuluş Savaşı’nın simgesiyken savaş bitince Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil etmeye başladı. Bir asırlık ömrü içinde her dönem farklı anlamlara büründü, karakter ve tabiatını değiştirdi. Fakat bir şekilde önemini korudu ve gündemde kalmayı başardı. Nesilden nesile aktarılan gurur ve prestij kaynağı İstiklal Madalyası’nın şimdiye kadar yazıya dökülmemiş son bir asırlık renkli ve karmaşık hikâyesi bu kitapta belge ve fotoğraflarla anlatılmaktadır.

(Tanıtım Bülteninden)

  • Kitap Adı: İstiklal Madalyası - Bir Asrın Ardından
  • Yazar: Mesut Uyar
  • Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
  • Hamur Tipi: 2. Hamur
  • Sayfa Sayısı: 160
  • Ebat: 20 x 27
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9786254291999
₺249,90

Türkiye'de Bizans Çalışmaları - Yeni Araştırmalar Farklı Eğilimler

Türkiye’de 1990’lı yılların sonunda itibaren ivme kazanan Bizans çalışmaları, yeni açılan yüksek lisans programları ve araştırma merkezlerinin yanı sıra sayısı artan konferanslar ve akademik yayınlar ile günümüzde çok daha geniş bir kitleye hitap etmektedir. Bu artan çeşitlilik karşısında Bizans tarihi, sanat tarihi ve arkeolojisi alanlarında yapılan güncel çalışmaların paylaşılacağı ortak bir platformun eksikliği son yıllarda iyice görünür bir hal almıştır. Elinizdeki kitap, Boğaziçi Üniversitesi Bizans Çalışmaları Araştırma Merkezi’nin bu eksikliği gidermek amacıyla 2016 yılında düzenlediği “Türkiye’de Bizans Çalışmaları: Yeni Araştırmalar, Farklı Eğilimler” başlıklı konferansın sonucunda ortaya çıkmıştır.

Giriş yazısı ve 30 makaleden oluşan kitapta, son yıllarda Bizantoloji dalının farklı disiplinlerinde yazılı, sanat tarihsel ve arkeolojik kaynaklar ışığında yürütülmüş çalışmalardan zengin bir seçki 7 ana bölüm altında sunulmaktadır. Anadolu coğrafyası maddi kültürünün analizinin öne çıktığı makalelerde, birincil kaynak kullanımı ve malzeme sınıflandırma temelli farklı metodolojik soru(n)lar irdelenirken, bir yandan da özellikle kent, kırsal alan, adalar, deniz ve peyzaj çalışmaları gibi sahalardaki yeni araştırmalara yer verilmektedir. Geç Antikçağ’dan Ortaçağ’a ve Bizans’tan Osmanlı’ya geçiş temasının vurgulandığı kitabın ilk ve son bölümleri ise, Türkiye’de Bizantologların devamlılık ve değişim perspektifine olan özel ilgisini göstermektedir.

(Tanıtım Bülteninden)

  • Kitap Adı: Türkiye'de Bizans Çalışmaları - Yeni Araştırmalar Farklı Eğilimler
  • Yazar: Koray Durak
  • Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
  • Hamur Tipi: 2. Hamur
  • Sayfa Sayısı: 592
  • Ebat: 15 x 23
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9786254291937
₺177,90

Bu kitap iki değerli yazarımızın yıllarca süren çalışmaları sonunda ortaya çıktı. Prof. Emre Kongar ve Zülâl Kalkandelen 19 Mayıs 1919 ile 31 Aralık 2019 arasındaki “Türkiye Cumhuriyeti Devrimi”nin yüz yıllık tarihini önce Türkçe ve İngilizce kaynaklardan ve gazete arşivlerinden analitik bir biçimde satır satır incelediler. Elde ettikleri bulguları Devrim ve Karşı Devrim etkileşimi bağlamında diyalektik bir yaklaşımla, farklı dönemlere ayırıp yorumladılar. Böylece Cumhuriyet Devrimi tarihini şimdiye kadar yapılmışlardan çok farklı bir biçimde değerlendirerek bu üç ciltlik diziyi oluşturdular. Okurlarımız, bu dizide, olaylar arasında şimdiye kadar dikkat edilmemiş olan bazı ilişkileri fark etmek ve yakın tarihimizi daha iyi yorumlamak olanağına kavuşacaklardır.

Üç ciltlik dizinin bu birinci cildi, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Cumhuriyet Devrimi”ni gerçekleştirmek için çıktığı “Bağımsızlık Savaşı Yolculuğu”nun tarihi olan 19 Mayıs 1919 ile başlatıldı.“Savaş” ve “Devrim” atılımları, “Tepkilerle” birlikte, “Askeri Karşı Devrim Darbelerinin” başlangıç tarihi olan 12 Mart 1971’e kadar ele alındı. Değerli yazarlarımız bu dönemi de, şimdiye kadar pek alışılmamış diyalektik bir yaklaşımın gerektirdiği bir biçimde, farklı bölümlere ayırdılar ve yorumladılar. Kitabın sonundaki isim dizini, merak edilen kişi ve konuların kolayca bulunmasına yardımcı olacaktır.

Bu kronoloji çalışmasının ilgiyle okunacağına ve temel bir başvuru kitabı olacağına inanıyoruz.

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı :312
En / Boy : 16,5 x 23,5

Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺55,00

Arap kökenli alfabeden Latin kökenli alfabeye geçmek üzere Maarif Vekilliğinde dokuz kişiden oluşan bir heyet meydana getirilmiş ve bu heyet 26 Haziran 1928’de eski Millî Eğitim Bakanlığı binasında, Talim ve Terbiye odasında toplanarak çalışmalarına başlamış ve ilk iş olarak alfabe ve gramer raporlarını hazırlamıştır. 41 sayfalık Elifbe Raporu’nun “layiha muharriri” İbrahim (Grantay), daha sonra çıkan 69 sayfalık Gramer Hakkında Rapor’un “layiha muharriri” Ahmed Cevad (Emre) olmuştur. Elifbe Raporu’na imza atan üye listesinde Dil Heyeti adı, Gramer Raporu’na imza atan aynı kişilerin oluşturduğu üye listesinde ise Dil Encümeni adı görülmektedir. Dil Heyeti, 12 Temmuz günü yaptığı toplantıda, alfabe projesine son biçimini vererek yeni Türk alfabesi projesinin tamamlandığını Anadolu Ajansı ve basın aracılığıyla duyurmuştur. Dil Heyeti’nin Alfabe Raporu’nun yeni harflerle ilgili bölümü 31 Temmuz günü Vakit gazetesinde yayımlanmıştır. Raporun tümü de 1928 Ağustos başında kitap olarak İstanbul’da basılmıştır.

Rapora göre Latin harflerinin Türk diline uygulanması için bugünkü ortak, edebî dilin dayandığı ince, gelişmiş İstanbul konuşma dili esas alınarak kuramsal ve uygulamalı yönlerden en uygun ve elverişli bir alfabe oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu amaçla ilk olarak Latin harflerinin asli değerleri ve kullanıldıkları Avrupa ulusları katında uğradığı değişiklikler incelenerek bugün söz konusu harfleri Türkçeye ne şekilde uygulamanın yerinde olacağı büyük bir dikkat ve özenle düşünülmüş, ikinci olarak bazı ilkeler saptanarak bunların mümkün olduğu kadar belirli bir yöntem kullanılarak uygulanmasıyla istenilen harfler düzenine ulaşılmıştır.

Arap kökenli alfabe fonetik değildi. Latin kökenli Türk alfabesinde tek ses için harf birleşmeleri olmadığı gibi, okunmayan harf de yoktur ve her sese bir harf esasına dayandığından Türkçenin fonetik yapısına uygun bir alfabedir. Latin kökenli alfabe 29 harften oluşmuş ve Türkçeye özgü sesler için Latin alfabesinde bulunmayan ç, ş, ğ, ı, ö, ü gibi harfler eklenmiştir. Türkçe bunu yaparken diğer diller gibi Avrupa’daki eski ve yeni dillerden aldığı birtakım harflere yeni değerler yükleyerek, bazılarına ayırıcı işaretler (diacritical marks) koyup biçimini değiştirerek alfabesini düzenlemiştir.

Kitap olarak basılan ancak Latin harflerine aktarılmayan Elifbe Raporu’nun metni, çeviri yazıya aktarıldı. Alfabe değişikliğinin nedenleri ve bu değişikliğine giden yolda neler yapıldığı anlatılarak raporun içeriği özetlenip değerlendirildi. Sonuna açıklanması gerekli görülen sözcük ve terimleri içeren bir de sözlük eklendi. Böylece Latin harfleri esas alınarak 1.XI.1928 gün ve 1353 sayılı “Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkındaki Kanun” ile kabul edilen metin, 90. yılında, Latin harfleriyle yayımlanarak yeniden ele alınıp değerlendirilmiş oldu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 180
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺50,40

"Dr. Selim Erdoğan, 'Büyük Taarruz' kitabında 'Sakarya'dan sonra Milli Mücadele'nin tarihi üzerine yerli ve yabancı kaynakları mukayeseli olarak kullanıyor. Coğrafya ve stratejiyi mükemmel bir şekilde işliyor. Kitapta ilk defa bazı çarpıcı gerçekler ortaya çıkıyor. Her iki muharebede de şehitliklerin tam listesi yok. Bunlar yazarın ve Harp Tarihi Dairesi’nin gayretiyle muharebe alanlarında ve civarda araştırılarak bulunuyor. Dolayısıyla önemli bir arazi tetkikinin, arşiv çalışmasının ve kaynak kullanımının ürünü olan, Milli Mücadele’nin 100. yılına yakışan bir monografiyle karşı karşıyayız."

İlber Ortaylı

Sakarya’da uçurumun eşiğinden dönen bir millet nasıl oldu da 11 ay sonra 200.000 kişilik Yunan ordusunu önüne katıp denize döktü, İngilizlerin karşısına dikilebildi? Sakarya’nın başarılı kumandanı “Deli” Halit Bey neden Büyük Taarruz’un cephedeki vurucu kadrosu içinde yer almadı? Başkomutanın karargâhında sahiden de casus var mıydı? Sovyet yardımlarının ardında nasıl bir diplomasi savaşı vardı? Fransızların güney Anadolu işgaline son veren Ankara Antlaşması’nın ardında hangi dinamikler vardı? En zor anlarda bile Misak-ı Milli’den ve tam bağımsızlıktan taviz vermeyen Mustafa Kemal Paşa’nın sırrı neydi?

“Sakarya: Türk Bitti Demeden Bitmez” çalışmasıyla askeri tarihimize unutulmaz bir eser kazandıran Dr. Selim Erdoğan, tüm bu sorulara hem Türk hem Yunan askeri kaynaklarının çapraz okumalarıyla, belgelere dayalı olarak ve sahada elde edilen bulgularla cevap veriyor. Büyük Taarruz’la gelen zaferin çok çalışmanın, kendini “istiklâl” fikrine adamanın ve bunu yaparken sırtını bilime dayamanın bir sonucu olduğunu vurguluyor. Bu yüzden Türk ordusunun 26 Ağustos sabahı ilk top patladığında zaten zaferi kazanmış durumda olduğunu söylüyor: “O ilk top bilimin aydınlığıyla, inançla, vatan sevgisiyle yürüyen bir Başkomutanın ve ona inanan binlerce Türk’ün üç yıl boyunca sabırla büyüttükleri ağaçların meyve vermeye başladığı an olması nedeniyle önemlidir, ama 11 aylık hazırlık dönemi anlaşılmadığı sürece o ilk mermi sadece bir mermidir.”

“Büyük Taarruz: Dağlarda Tek Tek Ateşler Yanıyordu”, sadece 26 Ağustos ve sonrasını değil, Türk karakterinin ayağa kalktığı bir dönemi tüm duygularıyla okuyucuya sunuyor…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 432
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺82,00

Tarih, bir milletin bütün fertlerinin bilmesi ve koruması gereken kültür hazinelerinden biridir.

Tarih, milletin geçmişteki varlığı, onun mirası ve bugüne kalan hatırasıdır.

Her birey milli tarihindeki üstün kişi ve olaylardan gurur duyar, ibret alınması gereken dersleri de hiçbir zaman göz ardı etmez.

Milletlerin hayatında tarih, içinde bulunulan durum ve gelecekte karşılaşılabilecek olaylar bir arada değerlendirildiğinde başarılı sonuçlar elde edilebilir.

Millî tarihine sahip çıkmayan, bu tarihi yeni nesillere aktarmayan milletler, yaşama güçlerini kaybederler.

Bu birikim, o milleti ileri taşıyacak en önemli itici güçtür.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna yön veren öncülerin sayısı çokta fazla değildir.

Özellikle İstiklal Harbi döneminde ülkenin geleceğinin çizilmesinde rol oynayan bu insanlar bir elin parmakları kadardır denilebilir.

Onlar fedakarca bir İstiklal mücadelesi vermemiş olsalardı; bugün esir bir toplum yalinde yaşıyor olabilirdik. Bu açıdan onları minnetle anıyoruz.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2019
₺61,60

Bazı insanlar yeryüzüne geldikten sonra zorluklarla mücadele ederek yaşamını sürdürmekle yetinmez, o zorlukların üzerine binlerce zorluk ekleyerek yeryüzündeiz bırakmaya, var olmaya çalışır; bunun adı “var kalış”tır, iz bırakmaktır.

İz Bırakanlar’da iste bu “var kalış”ın insanlarını, yasam hikâyelerini hiç bilinmeyen yönlerini sizlere aktarmaya çalıştım. Neden mı? Takıp ettiğiniz izlerin derinliği zamanın yıpratıcılığına karsı dirençlerinin göstergesidir, ama bu derinlik kadar izlerin sizi nereye goturecegi de önemlidir.

Bu bir yolculuktur aynı zamanda. “Var olma” mücadelemizi, kaygımızı, yolculuğumuzu “Var kalanların” birikimlerini yüklenerek daha güzel ve anlamlı kılabiliriz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺21,60
₺30,00

Toplumdaki tartışmalara bakıldığında, Atatürk, Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyeti tarihi hakkında birçok konunun bilinmediği görülmektedir. İçinde bulunduğumuz 2019 yılı, Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak başlattığı Milli Mücadele için “istiklal yürüyüşü”nün 100. Yılıdır. O kutlu yürüyüşün önemli duraklarından bazılarının üzerinden yüz yıl geçmiş bulunmaktadır.

Bu eser, 100. Yılında “Atatürk ve Milli Mücadele”nin “bilinmeyenleri”ne ışık tutuyor. Atatürk’ün özel hayatı, öğrenim hayatı ve görev hayatının, Milli Mücadele’nin bildiğimizi zannettiğimiz bilinmeyenleri bu kitabın konusudur.

Bazı bölümler eksik bilgileri tamamlamaktadır. Bazı bölümler ise ilk defa bu eserde kamuoyu ile paylaşılan arşiv belgeleri ve fotoğraflarıyla Mustafa Kemal’in yaşam öyküsünde karanlık kalmış bazı sayfaları aydınlatmaktadır. Son bölümde değişik dergi ve televizyonlarda gerçekleştirilen “Söyleşiler” yer almaktadır.

“Bilinmeyen Atatürk ve Milli Mücadele” isimli bu çalışmanın; gerçeği öğrenmek isteyenlere, özellikle gençlerimize faydalı olacağı düşünülmektedir. Bilmek isteyenlere yeni bir “bilgi yolu” açacağını ümit edilmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺61,60

Atatürk, 17 Mart 1923 tarihinde Tarsus’a gitmişti. İstasyondan şehre doğru bir süre yaya olarak yürüdü. O’nu görmek için sabahtan itibaren yolları dolduran Tarsusluların arasından neşe ile selam vererek, ilerliyordu ki, o sırada ansızın bir olayla karşılaştı.

Milli Mücadele’de kadınların giydiği çete giysili bir kadın, Atatürk’ün yolunu keserek ayağına kapandı. Gözyaşlarıyla şöyle haykırıyordu:

- Bastığın toprağa kurban olayım Paşam!

Mustafa Kemal onu yerden kaldırmak için eğilirken kulağına bu kadının Kurtuluş Savaşında cephelerde çarpışmış olan (Adile Çavuş) olduğunu fısıldadılar. Gözlerinden iki damla yaş düşen Mustafa Kemal, bu güneşten yüzü yanmış kadının elinden tutup ayağa kaldırdı ve ona şöyle seslendi: 

- Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺14,40
₺20,00

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yılı olan 1923’ten 1961’e kadar geçen 38 yılda, öncesinde olduğu gibi, güç odaklarının büyük mücadeleleri oldu.

İşte elinizdeki kitap bu 38 yılda yaşananlara ışık tutuyor: Hangi tarihsel kesitte, hangi güçler ve temsilcileri, nasıl karşı karşıya geldi? Kimler kazandı, kimler kaybetti? Siyasal ve sosyoekonomik tarih nasıl yazıldı?

İlker Başbuğ bu süreçte yaşanan olayları neden-sonuç ilişkilerini ortaya çıkartacak şekilde sorular sormaya ve bu sorulara cevaplar bulmaya çalışarak tartışıyor ve analiz ediyor.

Bu yaklaşıma birkaç örnek:

• 1926’daki İzmir suikastı girişimi sonrası Atatürk’ün karşısında etkili bir güç kaldı mı?
• Atatürk, İnönü’nün başbakanlıktan ayrılmasının ardından neden Celal Bayar’ı tercih etti?
• Türk Devrimi’nin felsefesinin temel taşını hangi düşünce oluşturmaktadır?
• İnönü, 2. Dünya Savaşı sırasında Türkiye’nin coğrafyasından kaynaklı gücünü etkin hale getirebilmeyi başarabildi mi?
• Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu neden başarıyla uygulanamadı?
• İnönü’yü çok partili demokrasiye geçişe zorlayan nedenler ve sonuçları…
• 1946-1950 yılları arasında demokrasi mücadelesi veren bir partinin daha sonra bu çizgiden sapmasının nedenleri ve sonuçları…
• 27 Mayıs: İhtilal mi, darbe mi?
38 yıla damgasını vuran tüm önemli olayların analiz edildiği bu kitap siyasi tarihimize yeni bir bakışla bakmanızı sağlayacak…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 552
En / Boy : 13,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺37,50
₺50,00

Basın, edebiyat ve kültür tarihimizin önemli simalarından Hakkı Süha Gezgin’in 1920-1923 arasında Vakit gazetesinde “İstanbul Hayatı” üst başlığı altında yayımladığı yazı dizisi, ilk defa bu kitapta Nuri Sağlam’ın titiz çalışmasıyla bugünün okuruna sunuluyor.

İşgal günlerinde, İstanbul moral değerleri gözle görülür derecede çökmüştü. Vakit’teki yazılarına böyle bir toplumsal ortamda başlayan Hakkı Süha, söz konusu sürede, şehrin çeşitli semtlerinde pek çok mekânı dolaşarak, farklı toplumsal kesimlerin yaşam şartlarını yakından gözlemlemiş, görüp işittikleriyle beraber bizzat kendisinin de maruz kaldığı muhtelif olayları sıcağı sıcağına dile getirmiştir.

Hakkı Süha Gezgin’in günümüzden yaklaşık yüz yıl önce kaleme aldığı bu yazılar, İstanbul’un ufkunu genişletiyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 580
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺96,80

Kuvayı Milliye'nin Kuruluşu

En Uzun On Beş Gün

Elinizdeki kitap Yunan birlikleri İzmir’de Kordonboyu’na çıktıktan sonra yaşanan yoğun sürecin kısa tarihidir. Kuvayı Milliye’nin sancılı doğum günlerini gün gün anlatıyor…

Osmanlı İmparatorluğu İzmir’i işgal eden emperyalist gücün coğrafyasında yenilgiye uğramış bir batıktır. Eğer bütün olaylar o günün dünyasında evrensel enlem ve boylamlarına oturtulmazsa, ufuksuzlaşır. Alev Coşkun, bu ufku da değerlendiren bir çalışmanın gerçekçi yöntemiyle, İlkkurşun Tepesi’nde Kuvayı Milliye’nin Yunan askerleriyle ilk kez nasıl göğüs göğüse çatıştığını anlatıyor; işgal ordusuna halk direnişinin ilk sayfasıdır bu, bir dönüm noktasıdır.

Kitabın yazarı yapıtını hazırlamak için ilginç bir zaman seçmiş; Türkiye’de bugün “yeni mandacı”ların sesleri duyuluyor; ülkenin parçalanmasından söz açılıyor, Sevr yandaşları Lozan’a karşı çıkıyor, Kuvayı Milliye ruhu ile alay edilmeye çalışılıyor. Sanırım önümüzdeki günlerde “kurtuluş” tarihimize her zamankinden daha çok başvurmak zorunda kalacağız.

- İlhan Selçuk


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 424
En / Boy : 13,7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺67,90

İstiklal Harbi, İttihat ve Terakki Erkanı ve Enver Paşa'nın Faaliyetleri...

“İstiklâl Harbi’nde Enver Paşa etrafında dahi hayli entrikalar çevrildi. Vesikalar ile görülecektir ki bütün bu işlerde haricî eller, millî harekâtımızı muvaffakiyetsizliğe sürüklemek için müthiş [oyunlar] oynamışlardır.”

- Kâzım Karabekir

Türk tarihinin en dirayetli ve ferasetli askerlerinden biri olan Kâzım Karabekir, yalnız cephe hattındaki mücadelesiyle değil yazdığı eserlerle de ses getirmiş isimlerden biridir.

“Hayatım” adlı eserinde çocukluk ve ilk gençlik yıllarında tanık olduğu olayları anlatan Karabekir, “İttihat ve Terakki Cemiyeti” adlı eserinde de Osmanlı İmparatorluğunun son dönemine damga vuran İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kuruluş ve yükseliş sürecinde yaşananları gözler önüne sermiştir. “İstiklal Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı” adıyla yayınladığımız bu üçüncü eserinde ise Karabekir, İttihat ve Terakki’nin lider kadrosu ile Enver Paşa’nın Millî Mücadele dönemindeki söylem ve eylemlerini ele almaktadır.

Mütareke sonrasındaki vaziyetin izahıyla başlayan kitap, İttihatçı liderlerin ülke dışına çıktıktan sonraki faaliyetleri ve bu faaliyetler karşısında Ankara Hükûmeti’nin tavrı üzerinde duruyor. Kitapta Enver Paşa’yı merkez alan bir anlatım üslubu benimseyen Karabekir, bununla beraber, aynı dönemde yurt içinde yaşananları da kilit isimler üzerinden okuyuculara aktarıyor. Kitap, Karabekir’in Anadolu’ya geçme imkânı bulamayan Enver Paşa’nın ölümüne kadar yaşadıkları hakkındaki tespitleriyle son buluyor.

İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı, olayları adım adım izleyen ve yüksek analiz becerisiyle yorumlayan Kâzım Karabekir Paşa’nın elinden çıkmış değerli bir kaynak…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺49,20

• Barzanilerin Türkiye’deki Kürtçülerle İlişkisi Ve Etkisi
• 49’Lar Olayı
• Faik Bucak Ve Şüpheli Ölümü
• Doğu Mitingleri
• Dr. Şıvan’ın (SAİT Kırmızıtoprak) Kurduğu Parti T-De Kdp/Kdp-T
• “İKİ Sait” Olayı (SAİT Elçi Ve Sait Kırmızıtoprak Cinayetleri)
• Irak’ın Kuzeyinde İnfazlar Ve Mustafa Barzani
• Dr. Şıvan Ve Sait Elçi Taraftarları Arasında “MİT” Tartışmaları
• T-Kdp’de Bölünmeler Ve Yeni Cinayetler
• Kuk-Pkk Çatışmaları
• T-Kdp Kökenli Parti, Örgüt, Yapılar, Çevreler
• I-Kdp – Pkk İlişkisi
• 15 Ağustos 1984 Pkk’nın Eruh Ve Şemdinli Baskını Ve I-Kdp’nin Tavrı
• I-Kdp – Pkk Çatışmaları (GÜNEY Çatışmaları)
• Kürdistani Cephe İle Pkk Arasındaki Çatışmalar
• I-Kdp – Pkk Çatışmaları (1997-1998)
• 2. Körfez Savaşı Sonrası Gelişmeler I-Kdp – Pkk Çatışmaları
• Irak’ın Kuzeyinde Pkk İçindeki Örgütsel Ayrılıklar, Çatışmalar,
İktidar Mücadeleleri Ve Kdp’nin Tavrı
• Ajan Saplantısı, Kişilik Çözümlemeleri, İnfazlar
• Pkk-Pwd Çatışması Ve Pkk İnfazları
• Pwd’nin Ortaya Çıkışı Ve Kuşkular
• Pkk Ve Kürt Çevrelerinde Nizamettin Taş Ve Mit Tartışmaları
• Pkk’dan I-Kdp’ye Sığınanlar Ve I-Kdp’nin Tavrı
• Pyd’nin Kuruluşu
• Pkk-Pyd İlişkisi
• Pyd’nin Kantoncukları - Ay’n El Arap (KOBANİ) Provakasyonları
• Pyd – I-Kdp Çatışması
• Pyd’nin Muhalif Kürt Gruplarla Çatışması
• Pyd’nin Muhalif Kürtlere Yaptığı İnfazlar
• I-Kdp İle Pkk/Pyd Arasında Hendek Çatışmaları Ve Polemikler
• Habur Rezaletleri: Cıa Peşmergelerinin Topraklarımızdan Geçişleri
“BİJİ Amerika” Diye Atılan Sloganlar
• Pkk’nın “KERKÜK” Planı
• Pkk’nın “SİNCAR” Planı
• I-Kdp – Pkk Arasında Sincar Çatışmaları-Tartışmaları
• Yezidiler
• I-Kdp İle Pkk Arasında Kalan Yezidiler
• Türkiye’deki Kürtçü Partilerin Ve Çevrelerin I-Kdp İle İlişkileri
• 16 Nisan 2017 Türkiye’de Yapılan “REFERANDUM” Ve Barzanicilerin Tavrı
• 25 Eylül 2017 Irak’ın Kuzeyinde Yapılan Barzani “REFERANDUMU” Türkiye’deki Kürtçülerin Referandumdaki Tavrı
• Apoculuktan Barzaniciliğe: Leyla Zana
• Hak-Par İle Psk Arasında Karşılıklı Suçlamalar Ve Polemikler
• Dün Barzani Karşıtı, Bugün Pro Barzanici: İbrahim Güçlü
• Dün Barzani Karşıtı, Bugün Barzani Taraftarı: Kemal Burkay


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 1036
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺150,00

Bir millet, tarihi, iktisadi ve siyasi birçok düşmanlıklar, fenalıklar ve idaresizlikler yüzünden yoksul düşmüş ve geri kalmış bulunabilir. O milletin bunu gören, duyan ve acıyan evlatlarına düşen birinci vazife, bu asaleti çamurlardan ve sefaletlerden kurtarıp çıkarmaya ve yükseltmeye çalışmaktır. Bu da ancak milli benliğimize ve milli enerjimize inanmakla olur.

Milli benliğe inanmak, Türk milletinin mukaddes haklarına, faziletlerine, kabiliyetlerine, cevherine ve asaletlerine inanmak demektir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺15,60
₺20,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 372
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺67,90

Milli Mücadele kumandanlarımızdan Kazım Karabekir'in en önemli iddialarını kaleme aldığı bu kitabı, ilk yayınlanma hikayesinden başlayarak tarihî bir vesika gibidir. Yayınlanması engellenen, ilk baskıları yakılan bu kitapta Karabekir, Mustafa Kemal Paşa hakkında radikal suçlamalarda bulunur. Gazi Mustafa Kemal'in Milli Mücadele için istekli olmadığını, Sultan Vahdettin'i başta tutmak için çalıştığını, O'nu Anadolu'ya gönderenin de İngilizler olduğunu yazar. Sonraki yıllarda cereyan eden birçok tartışmanın temelinde bu kitapta yazılan suçlamalar ve yorumlar vardır. Kitap, Karabekir'in yayınladığı belgeler sebebiyle sıradan bir hatıra kitabının ötesinde belgeli bir tarih metnine dönüşmüştür. Ne var ki ortaya atılan iddialar da yine kitabın içindeki bazı metinlerle kendini sorgulamamıza yol açar.  Fevzi Paşa'nın Mustafa Kemal Paşa'yı tutuklamak üzere Karabekir'den yardım talep ettiği, Mustafa Kemal'in Fevzi Paşa'ya suikast girişimi, Mustafa Kemal ve çevresinin Bolşeviklik hevesleri gibi iddialara karşılık kitabın son kısmında Mustafa Kemal Atatürk'ün el yazısıyla bu kitaba düştüğü notları da yayınlıyoruz. Ayrıca tarihçi Enver Ziya Karal ile bir araya gelen Kazım Karabekir'in, Nutuk'ta yanlış yazılan kısımlara dair verdiği bilgilere karşılık, Karal'ın Karabekir'e yazdığı cevabı da kitapta okuyabiliyoruz. 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺28,50

Resmi tarihe göre Sultan Vahdettin, Milli Mücadele’ye karşı çıkmış ve sonunda İngilizlere sığınmış bir haindir. Alternatif tarihe göre ise Millî Mücadele’yi başlatmış ve desteklemiş, yurdundan uzak yaşamaya mahkum edilmiş mazlum bir padişahtır. Bu ihtilaf nedeniyledir ki Sultan Vahdettin günümüzde de toplumun bir kısmı tarafından hain olarak anılıp lanetlenmekteyken bir kısmı tarafından da rahmetle yâd edilmektedir. Sultan Vahdettin hakkında çok sayıda kitap yazılmasına rağmen bu kitaplardan pek azı tarafsız ve bilimseldir. Bu kitaplar, gerçeği ortaya koymadıkları gibi bilgi kirliliğine yol açmışlar, meseleyi içinden çıkılması çok zor bir hâle getirmişlerdir.

Elinizdeki bu kitap, resmî tarih ve alternatif tarihin Sultan Vahdettin algılarını karşılaştırmak ve hangisinin doğru olduğuna dair cevaplar aramak üzere hazırlanmıştır. Kitapta her okuyucunun kolaylıkla anlayabilmesi için eski kelimelerden uzak, sade ve basit bir dil kullanılmış; tamamen kaynaklara ve belgelere dayalı somut veriler ortaya koymak için büyük bir titizlik gösterilmiştir.

- Millî Mücadele fikrini ilk kim ortaya attı?

- Mustafa Kemal’i Samsun’a Vahdettin mi gönderdi?

- Vahdettin, Mustafa Kemal’e Millî Mücadele’de kullanılması için kırk bin altın verdi mi?

- Mustafa Kemal, Samsun'a ayak bastıktan sonra neler yaşandı?

- Mustafa Kemal'i İstanbul'a dönmesi için kim çağırdı, İstanbul'a dönmeyen Mustafa Kemal'in planı neydi?

- Vahdettin Millî Mücadele boyunca Mustafa Kemal’e gizli destek verdi mi?

- Mustafa Kemal'e ve arkadaşlarına yönelik “Milliyetçileri durdurun!” emrini kim verdi?

- Vahdettin İngilizlere devleti işgal edin diye teklif götürdü mü?

- İngilizler, Mustafa Kemal'e suikast planlayarak neyi hedefliyorlardı?

- Millî Mücadele kazanıldıktan sonra Mustafa Kemal ve Vahdettin cephesinde neler yaşandı?

- Vahdettin Amerikan başkanına mektup yazıp Türk milletini şikâyet etti mi?

- Vahdettin Mondros Mütakeresi’nin imzalanmasına karşı çıktı mı?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺41,25
₺55,00
Tükendi

Cephede verdiği savaştan galip ayrılan Türk milleti, Lozan Konferansı boyunca emperyalist devletlere karşı diplomatik savaş vermek durumunda kalmıştır. Uzun tartışmalar sonucunda imzalanan Lozan Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti açısından Sevr’i geçersiz sayan bir antlaşmadır.

Lozan Antlaşması ve sonuçları, yakın tarihimizin en tartışmalı meselelerinden biri hâline gelmiş, “Türkiye masadan daha iyi bir neticeyle ayrılabilir miydi?” sorusu her zaman sorulmuş, antlaşmanın zafer mi yoksa hezimet mi olduğu konusunda farklı görüşler ortaya atılmıştır. Bu sorulara sağlıklı cevap verebilmek için Lozan’ın imzalanmadığı takdirde hangi hükümlerin geçerli olacağını incelemek gerekir. Bu bakımdan görmüş olduğunuz çalışma; Lozan Antlaşması’nın satır aralarında saklı kalan detaylara yer verdiği gibi, “Lozan Antlaşması imzalanmasaydı neler olabilirdi?” sorusuna da cevap aramaktadır.

Kitapta, Lozan Antlaşması’nın günümüz Türkçesiyle düzenlenmiş tam metninin yanı sıra, “Türk ve Yunan halklarının mübadelesine ilişkin sözleşmeyi”de görecek, konu hakkında yorumdanuzak net bilgilere ulaşabileceksiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺9,75
₺13,00

İlk baskısı 1930 yılında İngilizce yapılan ve Türkçede ilk kez yayımlanan Birinci Dünya Savaşı’nda Türkiye, ülkenin savaş öncesi, savaş dönemi ve savaş sonrası durumunun incelendiği üç ana başlık altında toplanıyor. Türkiye’nin savaşa giriş nedenleri, kaynaklar, yeni savaş hükümeti düzeni ve izlenen politikalar kitabın ana eksenini oluşturuyor. Yalman ayrıca, savaş sırasında yaşanan iaşe sorunu, savaş maliyesi ve milliyetçilik meseleleri ile “eğitim”, “kadın erkek eşitliği”, “ahlak”, “sağlık” gibi önemli başlıklar üzerinden savaşın yansımalarını da ele alıyor. Döneminin önemli kitaplarından biri olan Birinci Dünya Savaşı’nda Türkiye, savaşın ülke ekonomisine, insan kaynaklarına ve toplumsal düzene etkilerini savaş sonrası süreci de dahil ederek gözler önüne seriyor.

Ahmet Emin Yalman (1888-1972) Selanik’te doğdu. Selanik Askeri Rüşdiyesi, Selanik Alman ve Beyoğlu Alman Mektebi’nde okudu. Gazeteciliğe Sabah gazetesinde muhabir ve çevirmen olarak başladı. Sonraki dönemde Yeni Gazete’ye geçti. 1911 yılında eğitim için Amerika’ya gönderildi. 1912 yılında açılan Pulitzer Gazetecilik Okulu’nu ilk öğrencilerinden biri olarak tamamladı ve “The Development of Modern Turkey as Measured by its Press” tezi ile felsefe doktoru oldu. 1914-1916 yılları arasında Darülfünun’da, 1916-1920 arasında Mülkiye Mektebi’nde çalıştı.

Tanin ’in yazı işleri müdürlüğünü üstlendi. 1917’de Asım Us’la Vakit gazetesini kurdu. Dönemin siyasi çalkantıları nedeniyle 1919’da gözaltına alındı.

Önce Kütahya’ya, sonra da 1920’de Malta’ya sürüldü. Cumhuriyet’in ilanından sonra, Şükrü Esmer ve Enis Tahsin Til ile Vatan gazetelerini çıkardı. Bir süre ticaretle uğraştı. 1936’da haftalık gazete Kaynak’ı yayımlamaya başladı, kısa süreliğine Tan gazetesini devraldı. 1940’ta Vatan gazetesini tekrar çıkardı. 1960-1962 arasında Hür Vatan gazetesini çıkardı. Eserlerinden bazıları: Die Türkei (1918), Turkey in the World War (1928), Gerçekleşen Rüya (1938), Yarının Türkiyesine Seyahat (1944), Turkey in My Time (1956), Yakın Tarihte Gördüklerim ve Geçirdiklerim (4 Cilt, 1970).


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 392
En / Boy : 15,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺56,00

Atatürk:

“Hangi istiklal vardır ki, yabancıların nasihatleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir olayı kaydetmemiştir!

“Yarabbi! Sen Türk Ordusunu muzaffer et... Türklüğün, Müslümanlığın, düşman ayakları altında, esaret zincirinde kalmasına izin verme!”

“Ömrüm vefa ederse Musul’u geri alacağım. İki sebepten; birincisi zengin petrol yatakları; ikincisi bölgedeki Kürtleri yarın bize karşı kullanmaları riskinden dolayı”

Amerikan Gizli İstihbaratı: “Atatürk, Ortadoğu’daki çıkarlarımız önünde engeldir.”

Mustafa Kemal Atatürk’ün ellinin üzerindeki liderlik vasfını kendi nutuklarından alınan sözleri ve yaşamına ait kesitlerle anlatılan bu eserde onun hakkında birçok bilinmeyeni de gün yüzüne çıkarıyor.

Başarılı lider nasıl olunur?

Atatürk kimleri örnek aldırdı?

Atatürk, 1926 yılında Hz. Muhammed (sav)’in mezarını nasıl kurtardı?

Atatürk’ün manevi dünyası nasıl şekildendi?

Atatürk’ten kişisel gelişim nasihatleri?

Atatürk’ün Sosyal olaylara karşı yaklaşımı?

Atatürk’ün ardından ne söylediler?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺12,50

Erik Jan Zürcher’in 1800’lerden bu yana Türkiye tarihini özgün bir modernleşme süreci olarak ele alan bu kitabı, Avrupa ve ABD’nin belli başlı üniversitelerinde ders kitabı olarak okutuluyor. Daha önce Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş dönemiyle ilgili önemli araştırmalara imza atan, Amsterdam ve Nijmegen üniversiteleri öğretim üyesi olan, “Uluslararası Sosyal Tarih Enstitüsü Türkiye Bölümü” başkanlığı da yapan Prof. Zürcher, Türkiye’deki modernleşme sorunsalının bütün boyutlarını bir ders kitabından beklenemeyecek bir vukufla, derinlikli teşhislerle ve sade bir anlatımla ele alıyor. Bu örnek çalışmanın gözden geçirilmiş yeni baskısında yetkin bir tarihçinin sunduğu farklı bilgiler ve taze bir yaklaşımla
karşılaşacaksınız.

Eser, oldukça kapsamlı ve derinlikli, dolambaçsız anlatımıyla, siyasî olaylara olduğu kadar toplumsal ve ekonomik tarihe ve düşünce akımlarına eğiliyor.

- William Hale Londra Üniversitesi Şarkiyat Okulu

Mükemmel yazımıyla dikkati çeken bu güzel çalışma, Türkiye araştırmaları alanında benzersiz bir perspektif sunuyor. Dönemi ele alışı hayli canlı tartışmalara yol açacak olan bu kitap, Türkiye tarih yazımına uzun zamandan beri egemen olan eğilimlerin ciddi biçimde düzeltilmesi ihtiyacını da ortaya koyuyor.

- Donald Quataert New York State University, Binghamton


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 464
En / Boy : 15 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺104,25

Taha Akyol bu kitabında kendi anılarından örnekler vererek tarikatlar ve totaliter örgütler gibi “sık dokulu” yapılara karşı gençlerin dikkatini çekiyor.  Gençleri felakete sürükleyen sağ ve sol totaliter örnekleri anlatıyor.

Yirmi yıl önce yayımlanan kitabını güncelleştirip genişleterek bugünkü cemaat ve yasa dışı örgüt sorunlarını analiz ediyor. Gençlerin bağımsız kişilik, hür düşünce ve girişimcilik ruhuyla  geleceklerini inşa etmesini savunuyor.  Hayat Yolunda, akademik bilgi, anı ve tecrübeleri süzgeçten geçirip gençlere sunan değerli bir rehber niteliği taşıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 308
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺70,52

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 636
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺199,90

18. asrın başlarında zaaf gösteren Osmanlı İmparatorluğu, dışta Büyük Devletler’in paylaşma ve parçalama planlarına sahne olmuş, içte ise çeşitli unsurlardan kaynaklanan “milli devlet” esasına göre parçalanma sürecine girmiştir. 18. asrın sonlarında ortaya çıkan bu süreç, 19. asırda iyice hızlanmış, 20. asrın ilk çeyreğinde Osmanlı Devleti ortadan kalkmıştır.

Başını Çarlık Rusyası’nın çektiği Büyük Devletler ilk olarak yayılmacılık ve sömürgecilik emelleri ile Osmanlı toprakları üzerinde genişleme ve yerleşme siyaseti uygulamış, ardından İngiltere, Fransa ve İtalya devreye girerek, en uç sınır noktalarından kademe kademe “merkez”e doğru işgal ve nüfuz alanlarını genişletmiştir.

Zikrettiğimiz bu odaklar, son tutamağımız Anadolu’da bile, bize “hayat ve bağımsızlık hakkı” tanınmamak için içeriden ve dışarıdan akla hayale gelmedik çalışmalar yapmıştır. Ancak vefakâr ve cesur Türk milleti tüm bu saldırılar karşısında yılmamış, İstiklâl Savşı’nda giriştiği bağımsızlık mücadelesini kazanarak anavatan Anadolu’da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmuştur.

Milletimizin “dünyanın en stratejik bölgesi” olan, üç kıtanın düğümlendiği coğrafyayı yurt edinmiş olması, topraklarımızda yaşanan huzursuzlukların ilk ve en önemli kaynağıdır. Sultan 2. Abdülhamid’in, “Atalarımız, çadırlarını Avrupa sırtlanlarının geçit alanına kurmuşlar. Bu sebeple bizi rahat bırakmıyorlar.” sözünde de ifade ettiği gibi milletimiz “stratejik önemin nimetlerini ve külfetleri”ni yaşamıştır ve bugün de yaşamaya devam etmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 392
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺45,00

30 Ekim 1918 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan Mondros Mütarekesi, ülke çapında son derece büyük tepkiler yaratmıştı. Siyasi gerilimin her geçen gün artmasıyla birlikte bir taraftan işgal kuvvetleri önlerine çıkan her fırsatı değerlendirirken diğer taraftan da İstanbul hükümeti kritik hatalar yapmış, gerekli stratejik ve politik önlemleri alamamış, başarılı hamleler yapamamış, böylece yakın tarihimizin en çalkantılı dönemi de başlamıştı.

Prof. Dr. M. Tayyib Gökbilgin’in alanında öncü çalışması Milli Mücadele Başlarken, hem o günlere şahitlik etmesi hem de yazarının yaklaşımları itibariyle dönemi anlatan en iyi kaynaklar arasında gösterilmiştir. Uzun bir zamandır baskısı bulunmayan bu kaynak kitabın yeniden, tıpkıbasım formunda ve tek cilt hâlinde tarih meraklılarına sunulması, ülkemizin yakın tarihini öğrenmek ve öğretmek açısından da oldukça kritik bir öneme sahiptir.

Mondros Mütarekesi'nden Sivas Kongresi'ne dek uzanan ve Milli Mücadele'nin başlangıç dönemini adım adım izleyen ilk ciltte okuyucular mütareke devrinin buhranlı, sayısız facialar ve felaketler dolu tarihini, işgaller karşısında Tevfik Paşa Hükümeti'nin düştüğü durumu, Damat Ferit Paşa Hükümeti'nin faaliyetlerini, Amasya Tamimi'yle birlikte Mustafa Kemal Paşa'nın Milli Mücadele’nin başına geçmesini ve Erzurum Kongresi'nin tesirlerini eşsiz bir üslupla okuyacaklar.

Sivas Kongresi'nden Büyük Millet Meclisi'nin açılmasına kadar olan ikinci ciltte ise okurlar Milli Mücadele yolundaki kongreleri, anlaşmaları, Ali Rıza Paşa hükümetini, Kuvay-ı Milliye meselesini, son Osmanlı Mebusan Meclisi’ni, İstanbul'un işgalini ve Ankara’daki hareketli günleri tüm detaylarıyla öğrenecekler.

Milli Mücadele Başlarken, tarih boyunca büyük çapta mücadeleler vermiş ve sayısız savaşlar yapmış bir milletin en karanlık günlerine ışık tutuyor, apaçık bir bağımsızlığa giden o cesur ve fedakâr yolculuğunu eşsiz bir üslupla anlatıyor...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 688
En / Boy : 15 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺147,60

Fuat Köprülü, Osmanlı’dan Cumhuriyete geçiş sürecinde Türkiye’de modern tarihçiliğin kurulmasına önderlik eden isim oldu. Tek Parti koşullarında hayatta ve ayakta kalmanın politik icaplarını yerine getirmekle birlikte, aslında radikal bir Kemalist değildi. İmparatorluğun son döneminin ılımlı, reformcu, Osmanlı odaklı, hemen tamamen kendi kendini yetiştirmiş bir İstanbul münevveriydi. Geçmişe bakışında kopuşlar değil, devamlılıklar öne çıkıyordu. Atatürk ve çevresi, yeni ulus-devlet için İslâmiyet’in de, Osmanlı’nın da etrafından dolaşacak bir kültürel kimlik ve aidiyet inşası peşindeydi. Bunun için Türk Tarih Tezi ve Güneş-Dil Teorisi gibi tamamen yapay, bilim dışı, uydurma kurgulara sarıldılar. Buna karşılık Köprülü, ilk Türk-İslâm devletleri, Selçuklular, Anadolu Beylikleri ve Osmanlılar arasındaki köprüleri vurguladı. Osmanlı Devletinin kuruluşunun bu eklemlenmelere dayalı bir izahını yaptı. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Anadolu’da yeni bir Türk devletinin varolma hakkını, 13. yüzyıl sonu ve 14. yüzyıl başlarında Osmanlı’nın bu topraklarda zuhur etmiş ve özgün bir medeniyet olarak kök salmışlığına bağladı. Böylece Cumhuriyet’e, ihtiyaç duyduğu ama Osmanlı karşıtı bir nihilizmden ötürü nerede bulacağını bilemediği asıl tarihî meşruiyet açıklamasını sundu.

Elinizdeki kitabın 35 yıl önce ilk yayımlandığında, modern Türk tarihçiliğinin serüvenine pozitivist yaklaşımların aşılmasına ve tarihçiliğin “belirleyici dışsalı” konusunda daha eleştirel historiyografik duyarlılıkların oluşmasına önemli bir katkısı oldu. Uzun bir aranın ardından okuyucuyla yeniden buluşan bu kitabın ön sözünde Halil Berktay, aradan geçen zamana bakıyor, bir muhasebe yapıyor ve geçmişle konuşuyor. Sınır taşının arkasında ve ötesinde uzanan tarihçiliği irdeliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺37,90

Elinizdeki kitapta 90 yıldan beri özgür bir ülkede çalışma ve yaşama hakkı kazandıran 1912 - 1922 dönemi "Bedelsizler"imizin öyküleri yer almaktadır. Bu Bedelsizler'den biri de Halil Çavuş'tur. Halil Çavuş'un öyküsünü üstteki resimde dedesinin gazi dizinde oturan Köy Enstitülü Halil Özdaş, kaleme aldı. Anlatılanların kaynakçalarla doğrulanmış olması çalışmaya ayrı bir değer katıyor ve yakın tarihimizin külliyatına dahil ediyor. O yıllarda ne savaş ve bedelsiz ölümleri, ne de anaların gözyaşı kahramanlık gösterileri için kullanıldı. Bunu unutmamak ve o yılları tekrar hatırlamak isteyenler için..


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 174
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺13,50 KDV Dahil

Abdülhalik Renda’nın hatıratı, dağılmakta olan imparatorluğun, kurtuluş mücade­lesinin ve yeni kurulan Cumhuriyet’in malî ve idarî kaidelerine dair birinci elden tanıklığıyla ilk kez okurların dikkatine sunulmaktadır.

“Kalemiyeden mülkiyeye” doğru bir dönüşüm geçiren Osmanlı devlet bürokrasi­sinin merkezinde, ömrü devletin aksâ-yı garbından aksâ-yı şarkına mülkî idareyle geçen bir devlet adamı, ve Cumhuriyet’in sivil mimarlarından Mustafa Abdülhalik Renda, Balkan Savaşı’nda memleketi Yanya’nın düşüşünden sonra Preveze üzerin­den İstanbul’a hareket ederken hissettiklerini hatıratına şöyle kaydeder:
“Çanakkale’ye gelinceye kadar ıstırabım yüzümden belli oluyordu. Yolda daima düşünüyor, ati hakkında bir türlü karar veremiyordum. İstanbul’a hareket ederken kararım Anadolu’nun ortasında bir yer bularak ailemi hemen oraya nakletmekti. Çanakkale’den içeri girince geniş bir nefes aldım. Doğduğum günden beri teneffüs ettiğim vatan havasını soluyordum yeniden. Birden yüzüm değişti. Yüzüme çökmüş olan ümitsizlik havası dağıldı. Vatanı yükseltmek, felaketlerden ders almak gerekti­ğini düşünmeye başladım.”

“Abdülhalik Bey Maliye Vekâleti’ne geldiği zaman Hazine’nin borçları her türlü intizamını kaybetmiş idi. Abdülhalik Bey Maliye vekilliğini aldıktan altı ay sonra Hazine’nin bir vaadini eline alan alacaklı, o vaadi iç ve dış bankalarda sağlam bir bono gibi değerlendirebiliyordu. Bir daha görmüştüm ki, sözüne ve intizamına güvenilen bir Maliye vekili altın dolu kasa kadar kıymetlidir.”

- İsmet İnönü

“Bu devlet ve siyaset adamı kariyerinin en yüksek merhalesi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’nda ise insanî ve siyasî olgunluğunun en kıymetli semerelerini vermiştir. TBMM teşrii, tutum ve ahlâk bakımından Mustafa Abdülhalik Renda gibi tam manasıyla bir başkan görmemiştir diyebiliriz. O, sanki, bir Garp demokrasisinin parlamenter teamülleri içinden yetişmiş gibiydi.”

- Yakup Kadri Karaosmanoğlu

“Mustafa Abdülhalik Bey, gerçek hayatta eşine pek az rast gelinecek kadar mükemmel bir insan, iyi bir vatandaş, aile babası, devlet memuru örneğidir. Hayatını onun kadar prensiplere göre düzenleyenler ve bu prensiplere noktası noktasına bağlı kalabilenler azdır.”

- Ahmet Emin Yalman


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 380
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺73,15

"İki buçuk yıldan biraz fazla süren 12 Mart döneminin ilk yılında benim başında bulunduğum hükümetler yönetim sorumluluğunu taşıdı. Bu ilk bir yıllık sürede gerçekten olağanüstü koşullar vardı. O koşullara uygun tedbirler alınmak gerekiyordu. Sıkıyönetim ilanı, anayasanın bazı maddelerinin değiştirilmesi, reform kanunlarının hazırlanıp parlamentoya sunulması gibi... Eleştiriler ve yakınmalar, daha çok biz görevden ayrıldıktan sonra 1973 yılında ortaya döküldü. Öyle şeyler söylendi ve yazıldı ki insanın tüyleri ürperir. Bunlara cevap vermek, gerçeği söylemek sıkıyönetim makamlarına düşerdi. Hâlâ da onlara düşer. Örneğin, ölüm tehlikesi karşısında olan bir hasta tutuklunun tedavisine izin vermemek, bu yüzden ölümüne neden olmak suçlaması yapıldı, gazetelerde günlerce yazıldı öyküsü uzun uzun anlatıldı. Sıkıyönetim savcıları, doktorları adlarıyla teşhir edildi. Hiçbirisinden cevap çıkmadı. Bağlı oldukları üst makamlardan da bir ses yükselmedi. İşin bir de eğlenceli yanı var: 12 Mart'a çatanlar, o dönemi kötüleyenler, yeri geliyor o dönemde alınan tedbirlere sığınıyorlar, onları övüyorlar. Beğenmedikleri bir anayasa değişikliğine dayanarak yetkiler kullanıyorlar, kararnameler çıkarıyorlar. Beğenmediklerini söyledikleri bir yasayı, kendileri hükümet içinde ve başındayken, değiştirmeye girişmeyenler, muhalefete geçince, o yasa aleyhine yeri göğü inleten bir savaş veriyorlar. Kimi zaman da roller değişiyor. Dün söven bugün övüyor. Bugün beğenen ertesi gün kötülüyor. Fakat, kısa bir süre sonra, askerlerin kendi içlerinde birtakım sürtüşmeler, görüş ayrılıkları baş gösterecekti ve subaylar arasındaki sürtüşmeler, fikir ayrılıkları ne yazık ki, dünyanın her yerinde olduğu gibi, bizde de mutlak aralarında bir silahlı çatışmaya işi götürecekti. Askerler arasındaki bu silahlı çatışmanın sonu nereye varır, onu düşünmek lazımdı. Org. Tağmaç bir seferinde, Çankaya'da, Ekim 1971 bunalımı esnasında Sunay nezdinde yaptığımız toplantıda, Demirel'e ve biraz da sert bir şekilde "Ben size ordu elden gidiyor dedim, aldırmadınız. İşte gitti ordu elden. Şimdi toparlamaya çalışıyoruz, yine de yardımcı olmuyorsunuz" demişti. Düşünülürse ki Muhsin Batur'un birinci muhtırası Ocak 1970'te verilmiştir. Demek ki 12 Mart 1971 Muhtırası'nı vermeden 14-15 ay önce, Muhsin Batur yazılı olarak Milli Güvenlik Kurulu'nun dikkatini memleketi tehdit eden tehlikeler üzerine çekmiş bulunuyordu."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 629
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺73,15

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2001
₺48,75

1930 yılından itibaren parti-devlet aynîleşmesi (özdeşleşmesi) devresi başlamıştır. Bu dönemde siyasî hayatın tek kaynağı olarak CHP görülmüştür. Milli Mücadeleye muhalif olmayan ve “olumsuz bir siyasî psikoloji” sahip bulunmayan 18 yaşından büyük, kötü şöhreti bulunmayan her Türk vatandaşına partinin kapıları açık tutulmuştur. Böylece, CHP 1931 yılına kadar fiilen yürütmekte olduğu iktidarını, bundan sonra devlet politikası olarak 1945 yılına kadar tek ve karşı çıkılamaz bir şekilde devam ettirmiştir.

Devlet Başkanı partinin başkanı, İçişleri Bakanı Parti Genel Sekreteri ve Valiler de Partinin İl Başkanı olmuşlardır.

Parti-devlet bütünleşmesi döneminin ilk genel seçimleri 1931’de, ikinci genel seçimi 1935 yılında gerçekleşmiştir. İnceleme konusu olarak ele aldığımız 1935 genel seçimlerinde ilk defa Türk kadını meclise, o dönemdeki ifadesiyle "saylav" sıfatıyla girmiştir.

Yani biri Konya'dan olmak üzere 18 kadın milletvekili olmuştur. 1935 genel seçiminde başka ilkler de yaşanmıştır. Muhalefet mümkün olmadığından spor kulübü adı altında muhalefet tekniği kullanılmıştır. Milletvekili olduğu seçim çevresini hiç görmeden seçilen milletvekilleri vardır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Konya
Sayfa Sayısı : 100
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺32,80

Çanakkale Savaşı, Türk askerlerinin yazdığı bir kahramanlık destanıdır. En son teknolojiyle donatılmış olan Birleşik Filo, Türk denizcileri ve topçuları tarafından Çanakkale Boğazı’nın sularına gömülmüş, karadan geçmeye teşebbüs eden İtilâf kuvvetleri Türk süngüsüyle durdurulmuş ve Gelibolu Yarımadası’ndan çekilmek zorunda bırakılmıştır. Kahraman Mehmetçiğin, gözünü kırpmadan ölüme atılarak kazandığı Çanakkale Zaferi’nin Türk ulusuna en büyük armağanı Mustafa Kemal Atatürk olmuştur:

"Kahramanlık peşinde koşanlardan değiliz. Ama Bomba Sırtı olayını da anlatmadan geçemeyeceğim. Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 metre… Yani ölüm muhakkak. Birinci sıradakiler kamilen vuruluyor. İkincidekiler hemen onların yerini alıyor. Fakat ne kadar büyük bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor. Üç dakikaya kadar öleceğini biliyor. En ufak bir tereddüt ve sarsılma yok. Bilenler Kur’an’ı Kerim okuyarak cennete girmeye hazırlanıyor. Bilmeyenler dualar okuyarak siperlerden çıkıp taarruza geçiyorlar. Bu Türk askerindeki yüksek ruhu gösteren hayrete ve takdire değer bir ruhtur. Emin olmalısınız ki Çanakkale muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺48,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺18,40

Türk Dış Politikası’nda En Hassas Meseleler…

“Ortadoğu Türkiye’nin güneyinde çok geniş bir bölgeyi teşkil etmektedir ve bu bölgedeki kuvvet münasebetleri Türkiye’nin kaderini daima yakından ilgilendirecektir. Bin netice Türkiye’nin bölgede barışın korunmasında tanzim edici role ve saldırganlığa karşı da caydırıcılığa sahip olması ve bütün bunları yapabilecek güçte bulunması, daima Arap dünyasının menfaatine olacaktır.”

Prof. Dr. Fahir Armaoğlu

Siyasi tarih araştırmalarının duayeni, ardından bıraktığı eserlerle yeni araştırma konuları için ilham veren Prof. Dr. Fahir Armaoğlu, Türk Dış Politikası Tarihi’nde yakın tarihimizin en önemli meselelerini aydınlatıyor. Armaoğlu’nun dış politikamıza dair araştırmalarını bir araya getiren bu kitap, Cumhuriyet’ten 1980 sonrasına dek çok kritik meselelere temas ediyor, çarpıcı yorumlar sunuyor.

Atatürk’ün dış politika prensiplerinin üzerine titizlikle eğilerek başlayan kitap, Çanakkale Muharebeleri ve Milli Mücadele döneminde Rusya ile olan ilişkilerimizi analiz ediyor. Ardından II. Dünya Savaşı’ndaki denge politikamız ve dönemin en çok konuşulan ülkelerinden Hitler Almanyası ile 1933-1941 yılları arasındaki ilişkilerimizi sorguluyor. 

Türkiye’nin geçmişten günümüze en yoğun ilişkilerinin olduğu Ortadoğu, Armaoğlu’nun bu eserinde büyük bir yer tutuyor. Arap Dünyası’nın geçmişi ve yakın dönemin İslâmî akımlarına kadar İran ve Suudi Arabistan gibi ülkelerle olan irtibatımıza Armaoğlu çok önemli yorumlar getiriyor.

Dünüyle, bugünüyle, yarınıyla Türkiye ve Batı Dünyası arasındaki ilişkiye dair araştırmalarla süren kitap 1982’de Türk Dış Politikası, Amerikan-Rus Dosyası ve Avrupa politikasında Polonya ile son buluyor. Türk Dış Politikası Tarihi; siyasi tarih okumaları yapmayı seven herkese hitap eden bir referans kitap…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺57,40

Milli Yemin, ismini Sevr Antlaşması'na karşın Ankara hükûmeti tarafından ortaya konulan milli sınırlar için imzalanan anlaşmadan almaktadır. Buna göre Anadolu'nun bir karış toprağı bile kimseye verilmeyecektir. 
Bu aşamada Ankara'da hükûmet kurma çalışmaları hızlanmış ve Kuvayı Milliye birlikleri yerine düzenli ordu oluşturulmuştur. Bu durumdan hoşlanmayan Avrupa devletleri Ankara Hükûmeti'nin kararlılığı karşısında da şaşırmış vaziyettedir. Yunan birliklerini destekleyen İngilizler bir yandan da Ankara'yla temasa geçmeye çalışmaktadır. Artık İstanbul işgâl edilmiştir. Bir yandan düşmana karşı savaşan ordu bir yandan da düzenli orduya katılmamak için baş kaldıran Kuvayı Milliyecilerin isyanlarıyla uğraşmaktadır. Anadolu'nun kararlılığı karşısında diğer cephelerden bir bir çekilmeye başlayan ordunun en son hedefi Akdeniz'dir. 

MEB müfredatına uygun ve kolay okunabilen Milli Yemin ile tarihte bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 32
En / Boy : 16,5 / 23
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 4.2018
₺23,10

Kurtuluşa Doğru düzenli orduyla birlikte başlayan savaşları ele alınıyor. Rejim değişikliği sonrasında Rusya Hükûmeti'yle Ankara arasında imzalanan antlaşmanın ardından düzenli ordu batı cephesine yoğunlaşmıştır. Burada yaşanan 1. İnönü ve ve 2. İnönü savaşları Büyük Taarruz'la nihayete ermiş ve Türkler vatanlarını canları pahasına koruyacaklarını herkese göstermişlerdir. Bu arada kurulan ikinci meclis ve İstiklal Marşı'nın kabulüyle artık yeni devletin temelleri atılmıştır. Mudanya Ateşkes Antlaşması ile kaybedilen topraklar genel itibariyle geri alınmıştır. 

MEB müfredatına uygun ve kolay okunabilen Kurtuluşa Doğru ile tarihte bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 32
En / Boy : 16,5 / 23
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 4.2018
₺23,10

İşgaller ve Direniş Türklerin en zor 1 yılını ele alıyor. Birinci Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması sonucunda Anadolu işgale açık hâle gelmiştir. İzmir'in işgali sonrasında gerçekleşen Sultanahmet Mitingleri, Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışı ve Anadolu'da yeşeren direniş hareketi kısa zaman içinde bütün Anadolu'ya yayılmıştır. Bir yandan Kuvayı Milliye'nin direnişi hazırlanırken bir yandan da kongrelerle yeni meclisin temelleri atılmaktadır. İşlevselliğini yitiren İstanbul Hükûmeti'nin acizliğine karşın Anadolu'da yeşeren direnişi anlatan İşgaller ve Direniş  Atatürk'ün çocukluk ve gençlik yıllarını da okurlarına sunmaktadır.

MEB müfredatına uygun ve kolay okunabilen İşgaller ve Direniş ile tarihte bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 32
En / Boy : 16,5 / 23
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 4.2018
₺23,10

İnkılaplar ve 2. Dünya Savaşı'nda savaşlardan yorgun düşen Anadolu'nun yeniden ayağa kalkmasına ışık tutuluyor. Başlayan inkılap hareketleri bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından takip edilmektedir. Hem ekonomik, hem sosyal, hem de eğitim hayatını düzenleyen bu inkılap hareketlerii Atatürk'ün ölümüne yakın zamana kadar sürdürülmüş, Osmanlı'nın ardından oldukça radikal değişimlere imza atılmıştır. İnkılaplar ve 2. Dünya Savaşı ayrıca yaklaşan İkinci Dünya Savaşı'na doğru Türkiye'nin dış politikasını da ele alıyor. İkinci Dünya Savaşı'nın gerçekleşmesiyle birlikte savaşa girmese de bunun sonuçlarından etkilenen Türkiye'yi resmeden İnkılaplar ve 2. Dünya Savaşı , tek parti dönemi ve çok partili döneme geçiş denemelerini de inceliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 32
En / Boy : 16,5 / 23
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 4.2018
₺23,10

Fransız İhtilali sonucunda başlayan milliyetçi isyanlarla birlikte zaten eski gücü yerinde olmayan Osmanlı zor durumda kalmıştır. Bir yandan Trablusgarp'ta bir yandan da Balkanlar'da ciddi bir mücadelenin içinde girmiş ve her iki cepheden de kayıplarla dönmüştür. Bunu fırsat bilen İtalya'ya On iki Ada'yı kaptıran devlet, Balkanlarda da Edirne'ye kadar çekilmek zorunda kalmıştır. Bu zor zamanlarda patlak veren I. Dünya Savaşı'na Almanya'nın yanında giren Osmanlı Devleti cephelerinde büyük fedakarlıklarla zaferler kazansa da masada kaybeden tarafta yer aldığı için ciddi toprak kayıplarıyla yıkılmıştır. Resmen var olsa da fiilen ortada olmayan padişah İngilizlere teslim olmuş, Paris Barış konferansında çok ciddi tavizler verilmiştir. Kurtuluş Savaşı'na giden yol dünyadaki gelişmelerle anlatılırken, yeni bir devletin kuruluşunun hangi şartlar altında gerçekleştiğinin altı çiziliyor.

MEB müfredatına uygun ve kolay okunabilen I. Dünya Savaşı ve Öncesi ile tarihte bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 32
En / Boy : 16,5 / 23
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 4.2018
₺23,10

"Ülkemizde henüz tam ve gerçek bir ‘Milli Mücadele Tarihi’ yazılmamıştır. Bu konuda yazılanların önemli bir kısmı resmi görüş çerçevesindedir. Resmi görüş çerçevesinde doğruları anlatmaktan sakınan tarihçilerimizin pek çok gerçeği gözardı etmişlerdir. Yayınlanan bazı araştırmalar da kanuni mevzuat dolayısıyla noksandır. Düşmanın yurttan kovulmasından bu yana geçen bir asra yakın zamandaki bu kısır yayınlar, "tarih şuuruna muhtaç milletin kendi tarihi ile arasındaki engelleri ortadan kaldırmamıştır. Biz bu zor işi kolaylaştırır ümidiyle Milli Mücadele gerçeklerinden bazılarını bu iki kitapta toplayarak yakın dönemi aydınlatmaya çalıştık."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 151
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2007
₺21,00

Pontus "deniz" anlamında bir kelimedir. Eski çağda Karadeniz‘e verilen Pontos Euksinos isminden kısaltılarak Karadeniz sahil şeridinin adı olmuştur. Kabaca Kızılırmak kavisi içinde kurulan Pontos devletinin (MÖ 298-MÖ 63), Yunanlıkla hiçbir ilgisi yoktur. Anadolu‘nun millî (yerli) devletidir. Pontus meselesi Osmanlı‘nın son zamanlarında tezgahlanmış, Amerikalı ve Avrupalıların yardımıyla tatbike çalışılmıştı. Ancak İstiklal harbini başarıyla tamamlayan Türkiye, zayıf bir zemine oturan Pontus hülyalarını tarihe gömmüştür. 20. asrın başlarında zayıf bir alt yapısı olan Pontus hülyasının, günümüzde o zayıf alt yapısı dahi kalmamıştır. Buna rağmen zararlı çalışmalar devam etmektedir. Herhangi bir meseleyi önlemek, çözmek içinse, o mesele hakkında bilgi sahibi olmak gerekmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 534
En / Boy : 15,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2009
₺24,30 KDV Dahil

12012 Sayfa

Projenin Kapsamı

Türkiye Devrimi'nin büyük önderi Mustafa Kemal Atatürk'ün yazdığı, söylediği ve imzaladığı bütün belgeleri biraraya getirerek, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Devrimi'nin tarihsel sürecini bilim adamlarına, araştırmacılara, aydınlara, bütün yurttaşlara ve dünya kamuoyuna, özgün kaynaklardan, yanlışsız, eksiksiz ve yorumsuz sunmak.

Neden "Atatürk'ün Bütün Eserleri"

Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatı, 1908 Devrimi öncesinden 1938'de hayata göz yummasına kadar toplumumuzun devrim süreçleriyle iç içedir. Başında bulunduğu eylem, yalnız ulusal tarihimize damgasını vurmakla kalmamış, insanlık tarihinin yaratılmasına da önemli katkıda bulunmuştur. Atatürk'ün ağzından ve kaleminden çıkan sözcükler, önderliğini ettiği Cumhuriyet Devrimi'nin en önemli göstergeleridir. Atatürk'ün düşünce ve görüşleri tarihsel akış ve bütünlük içinde anlamlıdır. Türkiye'de ilk kez Atatürk'e ait bütün yazı ve konuşmaları kronolojik sırayla bir araya getiren bir çalışma ölümünden 60 yıl sonra ilk kez gerçekleştirildi. "Atatürk'ün Bütün Eserleri" yalnız bir derleme ve özgün metinlere göre düzeltme çalışması değildir. Bir araştırma ve keşif faaliyetidir.

Tarihin Boşlukları Doluyor

Yurtiçinde ve yurtdışında, Cumhurbaşkanlığı Arşivi'nden Sovyet Devlet Arşivi ve ABD Senatosu Kütüphanesine kadar, özel ve devlet arşivlerinde gizlenen ya da kıyıda köşede kalmış belgelere ulaşmak için özel bir çalışma yürütüldü. Yüzlerce belge, yazı, mektup, demeç, tutanak, görüşme ve konuşma bir araya getirildi. İlk kez yayımlanacak Atatürk'e ait bu belgeler, devrim tarihimizin yeniden yazılmasını gerektirecek ve tartışma yaratacak önemdedir.

Birikimli ve Uzman Kadro

Bilim adamları ve araştırmacılardan oluşan 28 kişilik Danışma Kurulu'nun yanı sıra, çok sayıda uzman araştırmacı, arşivci, çevirmen ve redaktör de eserin çalışmalarında görev almaktadır. Çalışmalar, Ankara ve İstanbul merkezli olmak üzere iki ana birimden yürütülmektedir.

 Aracısız… Yorumsuz… Yanlışsız…

  • Geçmişte yayımlanmış çeşitli eserlerde bulunan hata, tahrifat ve eksikler düzeltildi.
  • Geniş bir arşiv taramasıyla belgelerin asıllarına ya da ilk kaynaklarına ulaşıldı.
  • Eski yazı metinlerin çevriyazısı gerçekleştirildi
  • Özgün belgesi İngilizce, Almanca, Rusça, Fransızca ve diğer dillerden metinler dilimize yeniden çevrilerek karşılaştırıldı.
  • Özgün metne fazla müdahale etmeden, 40 yaş aydın kuşağının Türkçesi temel alınarak sadeleştirme yapıldı
  • Yorumlar değil, yalnızca Atatürk'e ait olduğu kanıtlanmış metinlere yer verildi. Anılardaki aktarmalardan belgenin aslına ulaşmak için yararlanıldı.

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 1238
En / Boy : 17 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2011
₺2.475,00

"Az sonra uğrunda hapisler yattığımız, halkımız daha özgür, daha eşit yaşasın diye canımızı ortaya koyduğumuz, şehitler verdiğimiz, sokaklarında barikatlar kurup tarlalarında ekin ektiğimiz, lise koridorlarında devrim ve sosyalizm propagandası yaptığımız, sloganlarımızla duvarlarını inlettiğimiz toprakları arkamızda bırakacaktık. Vedalaşma zamanı gelmişti. Birbirini çok seven fakat ayrılığı kaçınılmaz bir yazgı gibi yüreğine düşüren iki âşık gibi ayrılıyorduk işte ülkemizden. Zihnimin derinliklerinde sakladığım yüzler, anılar, sözcükler, fotoğraflar ... birbirini kovalıyordu. Ekin biçen köylüler, barikat başlarında nöbet bekleyen yoldaşlarım; "ne olur dikkat et!" diyen annem, kardeşlerim, arandığım dönemde 12 Eylül’ün bütün o azgın terörüne rağmen kapısını tereddütsüzce bana açan akrabalarım, Ankara’nın" Çorum’un o yiğit emekçileri!.. Ve sonra yüreğimde hep ince bir sızı gibi taşıdığım, bir kez olsun doyasıya öpemediğim, sevdiğim kız geliyordu aklıma... Sonra bu derin düşünceleri keskin bir bıçak gibi ortasından bölen,"Dikkat edin yoldan çıkmayın, ses çıkarmayın!" diye seslenen sorumlu yoldaşımın, gecenin karanlığında bizlere ulaşan sesi..." Bu kitap; ibrahim Satılmış’ın yakın tarihe tanıklığıdır. 12 Eylül öncesi SGB’nin (Sosyalist Gençlik Birliği) yöneticilerinden olan Satılmış, kendi özgürlüğünden hareketle yakın tarihimize ışık tutmaktadır. "Kitap; Satılmış’ın bizzat içinde yer aldığı "Çorum Olayları", 12 Eylül ve Filistin’e çıkış, Bekaa Vadisi ve Helvi Kampı, Abdullah Öcalan’la ilk karşılaşma ve Sabra-Şatilla katliamı gibi süreçlerin, devrimci tanıklık bağlamında, yalın bir anlatımıdır..."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 275
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺20,50

Çanakkale, Türkiye’nin bir ulusal kahramanlık destanıdır. Bu kutsal topraklar üzerinde, Birinci Dünya Savaşı’nın en kanlı çarpışmalarından biri yaşanmıştır. Düşman, dünyanın en güçlü donanması ile Çanakkale Boğazı’nı zorla geçmek için bütün, gücüyle yüklenmiş Türk savunması karşısında 18 Mart 1915 tarihinde günümüzden tam yüz yıl önce ağır kayıplara uğrayarak, geri çekilmek zorunda kalmıştır. Bu yıl, 18 Mart 2015’te bu zaferin yüzüncü yıl dönümünü ulusça, bütün dünya ile birlikte barış içinde kutlayacağız.

Düşman kuvvetleri, Çanakkale Boğazı’nı denizden geçemeyeceklerini anlayınca karadan, geçmeye karar verdiler. En az üç kolordu düzeyinde bir kuvvetle 25 Nisan 1915 te üç ana koldan Gelibolu Yarımadası’nın güney burnu kıyılarına çıkartma yapmaya başladılar. İşgal ettikleri bölgelerden, yarımadanın kuzeyine doğru saldırılara geçerek ilerlemeye başladılar. Ama denizde olduğu gibi karada da başarıya ulaşamadılar. Türk askerinin süngüsü karşısında karaya çıktıkları kıyılardan tekrar denize döküldüler.

Bu savaşlarda Türk askeri, yurtlarını savunmak amacıyla seve seve ölüme atılmış, savaş buyunca 250 bin seçkin ve yetişmiş evladını şehit vermiştir. Bütün dünya halkları, Türklerin bu kahramanlığına hayran olmuştur. Bu topraklardaki Arıburnu, Conkbayırı, Mestantepe, Kocaçimentepe, Kirte, Kerevizdere, Kemalyeri, Alçıtepe ve burada sayamadığımız savaş alanlarında dünyaya parmak ısırtan kahramanlık destanlarını bu topraklar üzerine kanları ile yazmışlardır.

Çanakkale, ulusumuz için bir dönüm noktasıdır. Ulus, çökmüş bir yönetim altında bile Atatürk’ün önderliğinde Ulusal Egemenlik ve Kurtuluş Savaşı’nı kazanmış, genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmuştur.

Mustafa Kemal, Çanakkale’de, Anafartalar’da üstün bir askerî deha olduğunu dünya uluslarına kanıtlamıştır. 

Bugün, Çanakkale Boğazı Hisarlıktepe sırtlarında göklere doğru yükselen “Çanakkale Şehitleri Zafer Anıtı”; bu topraklar için toprağa düşmüş 250 bin askerin kahramanlık destanını bütün dünyaya, anlatacaktır! Bu öykünün, bu türkünün, bu destanın manasını nesilden nesile aktararak Türk Ulusunun kalbinde yanan bu meşaleyi hiç sönmeden aydınlatacaktır. Gençlerimize ve evlatlarımıza Çanakkale ruhu ve saygısını her an yüreklerinde yaşatacaktır. Çanakkale Zaferi’mizin tarihe altın harflerle yazılmış en özgün tarihi olacaktır. Her 18 Martta, onların genç ve körpe dimağlarına bu türküyü fısıldayarak “Sakın beni unutma!” mesajını verecektir. Yine devam edecekler: “Bizler hayatımızın baharında daha başak vermeyen gök ekin gibi biçilip toprağa düştük. Ama size çok güzel bir vatan bıraktık. Sizler de bu cennet vatanın değerini bilerek, onu sonsuza dek yaşatınız! Onu koruyup ve yüceltiniz!” diyecekleridir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İzmir
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 14,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2017
₺14,82
Şerafettin Dönmez 1957 yılında Tokat’da doğdu. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde askeri öğrenci olarak yüksek öğrenimini tamamlayıp 1980 yılında teğmen rütbesiyle Kuleli Askeri Lisesine öğretmen atandı.1987’de Yüksek Lisans eğitimi için Kahire Üniversitesi’ne gönderildi. Dönüşte askeri okullardaki öğretmenliğini sürdürürken bir taraftan da Marmara Üniversitesi’nde doktora çalışması yaptı. Halen orduda yarbay rütbesiyle görev yapmakta olan Dönmez, doktora çalışmasının da çerçevesini oluşturan ‘Atatürk’ün Çağdaş Toplum ve Din Anlayışı’ adlı, elimizdeki kitabı hazırladı. Kitap, toplumsal değerlerimiz bakımından Atatürk ilkelerinin objektif, bilimsel bir değerlendirmesini amaçlamaktadır. Ayrıca eserde, son günlerde odak kavram haline gelmiş bulunan ‘laiklik’ ilkesinin de bu doğrultuda yorumu sunuluyor.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 247
En / Boy : 16,5 / 22
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .1998
₺20,00

19. yüzyıl başlarından itibaren Osmanlı topraklarında görünmeye başlayan Amerikan misyonerleri başlangıçta Suriye ve Filistin bölgesinde yürütmüş oldukları faaliyetlerini, zamanla Osmanlı ülkesinin her tarafında açmış oldukları okul, hastane, yetimhane ve kilise gibi kuruluşlarla devam ettirmişlerdir. İngiliz misyon örgütleri ile işbirliği içinde ve İngiliz ve Amerikan diplomatlarının korumasında yürütülen Amerikan misyoner faaliyetlerinin 1840'lı yıllardan sonra Bulgarlar ve Ermeniler arasında yoğunluk kazandığı görülmüştür. Diğer devletlere mensup misyon örgütleri gibi, Amerikan misyon örgütlerinin faaliyetleri de dini olmaktan çok siyasi yönüyle Osmanlı devleti için bir tehlike ve tehdit unsuru olarak gelişmiş ve çoğu zaman Osmanlı-Amerikan diplomatik ilişkilerinin belirleyici bir unsuru olmuştur. Osmanlı arşiv belgeleri Amerikan misyonerlerinin Bulgar ve Ermeni ayaklanmalarında hazırlayıcı, koruyucu ve müdahaleci bir rol üstlenmiş olduklarını ve aynı zamanda bu ayaklanmaların abartılı ve Türk aleyhtarı bir tonda Amerika ve Avrupa kamuoyuna aktarılmasında büyük bir görev üstlenmiş olduklarını ortaya koymaktadır. Ayrılıkçı ve yıkıcı mahiyette gelişen misyoner faaliyetlerine karşı Osmanlı Devleti bir yandan bazı önlemler alma yoluna giderken, diğer yandan da ABD nezdinde diplomatik girişimlerde bulunmuştur. Osmanlı Devleti'nin bu tür girişimleri, temelde varlığının devamı için yürüttüğü "denge" politikasının bir gereği olarak ABD ile olan iyi ilişkilerini korumak ve sorunları uzlaşı ile çözmek zemininde gelişmiştir. Ancak, Osmanlı Devleti ile Amerikan misyonerleri ve ABD ile ilişkilerde ve sorunların çözümünde süreç genellikle Amerikalılar lehine işlemiştir. Bu kitapta, Osmanlı topraklarında yürütülen Amerikan misyoner faaliyetlerinin özellikle siyasi yönünü ele alınarak, Osmanlı Devleti üzerindeki etkileri ve Türk-Amerikan ilişkilerine yansımaları ortaya konulmuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2008
₺35,55

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 279
En / Boy : 21 / 30
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : .1998
₺48,00

1923'de Kemaliye ilçesi Ocak köyünde doğdu. 1948 yılında İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nden mezun oldu. Yedek subaylıktan terhisinden sonra, çalıştığı bankanın tanınmış bir kurumunda yönetici ve müfettişlik görevlerinde bulundu. Kendi arzusuyla 1981'de emekli oldu. Çeşitli konularda, 14 kitabı, ayrıca gazetelerde dergilerde yazıları yayınlandı. Halen bu konulardaki çalışmalarını sürdürüyor.

Bu kitap, Çanakkale, Sarıkamış, Kurtuluş Savaşları'nda canlarını verip de şehiter zincirinde sonsuzlaşan Ocak köylü 73 Mehmetçik'e ilişkin, o günlerin anılarını anlatan bir başucu eser. Ocak köyü, şehitleri için yıllar boyu gözyaşı döktü. Yüreklerde yaşayan anıları sürekli taze kaldı. Köy, zengin kültür varlıkları yanında tanınmış bir inanç merkezi ve örnek köyler arasında oluşuyla da ünlü, ziyaretçileri eksik olmayan şirin bir yurt köşesi. Henüz ziyaret etmeyenlere de şu dizelerimizle sesleniyor, şeref konukları olarak köyümüze bekliyoruz.

Senin anayurdun bastığın her yer
Gel ziyaret eyle Oca köyüne
Ata toprağına sadakat göster
Gel ziyaret eyle Ocak köyüne

Çevrede sizi var kadimden biri
Görülmeye değer bil ki her yeri
Sayalım mı sana bunca yeri
Gel ziyaret eyle Ocak köyünü


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 255
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2008
₺37,50
1 2 3 ... 26 >
Çerez Kullanımı