Hiç Kimsenin Kenti’nin yazarı Tolga Gümüşay’dan büyüleyici bir İstanbul başyapıtı…

Beyoğlu’nun serüvenci ruh hali, Kumkapı ve Kadırga’nın alçakgönüllülüğü, Boğaziçi’nin baştan çıkarıcılığı İstanbul’un mavisinde eriyor, okurun ruhunu ısıtan bir örtüye dönüşüyor.

Kitabın ana karakteri Konstantin’in de ifade ettiği gibi, "Sanki bu şehir karlar altındayken, insanın kulağına hayatın anlamını fısıldayıverecekmiş gibi gizemli bir havaya bürünüyor."

Rum Vasili, alnında rakı kadehiyle "O Çi Çorniye" söylüyor…

Barones’in notaları Tarlabaşı sokaklarına kar taneleri gibi düşüyor… Agop Bey sakasının hüzünlü cıvıltıları eşliğinde çayları tazeliyor… Mucit Kadir son ve en büyük icadı üzerinde harıl harıl çalışıyor… Denizkızı kadar güzel Bella tavan arasında Chagall’ı kıskandıracak resimler yapıyor… Lale Hanım’ın dansözlük gösterisi apartman dairesini pavyona çeviriyor…

Ve 20. yüzyıl İstanbul'unun büyüleyici yaşantısı, Konstantin’le birlikte okuru da usul usul ele geçiriyor.

İstanbul Maviyken dili, müziği ve sarıp sarmalayan atmosferiyle okura kendini adeta mavi camdan bir kar küresinde hissettiriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺42,90

Bir öykü kitabına, dünyanın en eski metropolünün kaç rengi, kaç semti, kaç devri, kaç duygusu sığabilir? Güvercin ve martıları, sokak satıcılarını, günbatımını, başka diyarlardan göçüp gelmiş insanları bir şehre ait yapan nedir? Bir kentin insanları, hayvanları, suları, evleri yan yana yaşadıkça birbirine benzer mi? Yoksa İstanbul'un sırrı, bütün bunlara bir diğerine benzemeden bir arada yaşayabilme olanağı sunması mıdır?

Hacısı, amelesi, Rum’u, Ermeni’si, tulumbacısı, meczubu, katili, masalcısı, heykeltıraşı, lokantacısı, koşucusu. Suriyelisi, Roman’ı, Boğaziçilisi, şarkıcısı ne yer, ne içer, ne için yaşar? Neyin kaygısını duyar? Nasıl sever? En çok neyin hasretini çeker? İstanbul bütün bunları nasıl, ne kadar derinden etkiler?

İstanbullu olmak asırlar evvel ne anlama gelirdi? Yüz yıl önce? 1950'lerde? Bizden önce yaşamış hemşerilerimizi daha iyi tanıdıkça, kendimizi de daha iyi anlamış olur muyuz? Bu şehrin hangi devrinde yaşasak daha mutlu olurduk? Bugün o devrin ne kadarını yaşatabiliyoruz?

İstanbul'un kokusu Boğaziçi'nde mi daha yoğun alınır, Eminönü'nde mi? Bugün Küçükpazar mı daha tekinsizdir, Tarlabaşı mı? Süleymaniye'nin hafızası mı daha güçlüdür, Sultanahmet'inki mi? Galata sokaklarında mı daha fazla sayıda yabancı dil konuşulur, Kumkapı'da mı? Balat mı eski sakinlerini daha çok özler, Sulukule mi?

Tolga Gümüşay, bütün bu sorulara ve daha nicelerine yanıt ararken tutkunu olduğu İstanbul'un tarihî semtlerini, eşsiz manzaralarını, arka sokaklarını, kendi halinde insanlarını önce fotoğrafladı, sonra onlar için öyküler yazdı.

İstanbul Kareli Öyküler, fotoğrafın gerçekliğiyle edebiyatın olasılıklarını iç içe geçirerek dünyanın en güzel kentlerinden birinde var olmanın türlü hallerini ortaya koyuyor. İstanbul'un gündelik hayatından kareleri, bu şehirde yaşamanın büyüsünü yansıtan öykülere dönüştürüyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 20 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺51,80

Yazar Tolga Gümüşay, Türkiye’nin ve dünyanın farklı sokak- larında yaptığı yürüyüşler esnasında karşılaştığı dokunaklı manzaraların, kendi halinde insanların, ilginç rastlantıların fotoğraflarını çekti. Bu karelerden bazıları onu daha fazlası- nı hayal etmeye itti ve 2012 yılından itibaren kendi çektiği fotoğraflar için öyküler yazmaya başladı. Genç Kareli Öyküler, eserleri gençler tarafından da çok sevilen Tolga Gümüşay’ın kareli öyküleri arasından özenle seçilmiş bir koleksiyon.

Kıyıda dikilirken kendini ne karaya ne de denize ait hisseden genç kız, Stockholm’de Noel gecesi yaşıtları yeni oyuncaklara kavuşurken en sevdiği Batman’ini kaybeden çocuk, oltasıyla denizi kırbaçlayan balıkçı, inşaat tahtalarının üstünde İstanbul’un tarihî yokuşlarından aşağı kayan şama- roğlanları, yeşilin ucundaki ışık huzmesine doğru çekilen iki genç kız, çocukluğunda burun buruna geldiği leoparın etkisinden bir türlü kurtulamayan Alice, sabahları somurtan çocukları miyavlayarak neşelendiren çöpçü... Önce fotoğraf kareleriyle karşımıza çıkıyor, sonra da çarpıcı öyküleriyle okurun ruhunda derin izler bırakıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 20 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺47,60

Yazar Tolga Gümüşay, dört yıl boyunca kırılgan anları, kendi halinde insanları ve onların gündelik hayatlarına dair büyüleyici ayrıntıları fotoğraf karelerine sığdırdı.

Sonra o fotoğrafları karşısına koyarak öyküler yazdı.

Eminönü’nde bir hanın tarihi duvarlarını gönül galerisine dönüştüren çaycı, Karaköy’ün karanlık arka sokaklarında rastladığı ressama modellik yapan esrarengiz adam, Prag’da Vltava Nehri’nin kıyısında ne kucaklaşabilen ne de ayrılabilen sevgililer, Beşiktaş’ta bir meyhanede Cici Bey’in gözlerinin içine bakarak “Sev beni!” diye haykıran plaza kadını, Fransa’nın güneyinde bir plaj saldalyesinde dinlenirken beyaz giysili bir adamdan ölüm daveti alan mösyö, aslında zarif biri olduğunu çocuklarla köpeklerden başka kimsenin bilmediği mezarcı... Önce fotoğraf kareleri ile karşımıza çıkıyor, sonra da çarpıcı öyküleri ile
okurun ruhunda derin izler bırakıyor.

Kareli Öyküler, gölgede kalmış karakterleri, sokakları, nesneleri incelikle gün yüzüne çıkarıyor. Fotoğrafın gerçekliğiyle edebiyatın olasılıklarını iç içe geçirerek
modern zamanda insan olmanın türlü hallerini ortaya koyuyor. Sıradan bir yaşam karesini bile mutlaka bizim duygularımızı harekete geçirecek ve bize gündelik yaşamın harikalığını hatırlatacak bir öyküye dönüştürüyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 20 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2017
₺54,60

"Pembe Tuvalet'e içelim... Ve onu görebilenlere!

Üniversite yılları... Baş döndürücü bir kent... Hayak kırıklıklarıyla dolu bir başlangıç... Gerçekte imgenin sınırlarını belirsizleştiren bir rüya... Ve onun peşinde yaşamı altüst olan genç bir adam.

Pembe Tuvalet bir içsel keşif romanı...

Düşlerin izinden aşka; İstanbul'un arka sokaklarından, zihnin tozlu çekmecelerine uzanan, sürükleyici ve bütünleyici bir deneyimin kitabı...

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 223
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2008
₺21,00

İstanbul… Kültür başkenti… Binlerce yıllık geçmişi, zengin hikâyeleri, bin bir çeşit kültürüyle bu unvanın gerçek sahibi.
İşte şimdi, hem herkesin hem de hiç kimsenin kenti oluşunun romanıyla karşımızda!

Tolga Gümüşay, büyük bir merak ve ilgiyle gözlerini Galata’ya çevirmiş. Onun tüm zamanlarını, insanlarını, hikâyelerini, yani incelikli araştırma ve gözlemlerinin sonucunda edindiklerini ustalıkla aktarıyor. Okur, romanın sayfaları arasında gezinirken, Galata’da dolaştığı hissine kapılıyor.

Roman, Semih ve Bay Albert’in Galata’nın geçmişine yaptıkları yolculukla bir macera havasına bürünüyor ve okura soluksuz bir okuma serüveni sunuyor. Onlar, geçmiş ve bugün arasında gidip gelirken, Ermeniler, Rumlar, Yahudiler, Ruslar, Fransızlar ve Türklerin sesleri birbirine karışıyor. Romanın kurgusu içinde, yolu Galata’dan geçen herkes bir bir okurun gözlerinin önünden geçiyor. Sait Faik’ten Madam Bella’ya, Neyzen Tevfik’ten Yorgo Zarifi’ye, Horoz Corci’den şair Chenier’e kadar… Ne ki Galata, saydığımız bunca isme karşın, romanın başrolünü kimselere kaptırmıyor.

Hiç Kimsenin Kenti, ayaklarını bugüne basıyor olmakla birlikte, azınlıklar İstanbul’u terk edene kadarki devrin, o devrin insanlarının çevresinde örülü, büyülü bir yaşamın romanı…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺28,00

Anormal: Öteki mevsimleri de etkilemesi kaçınılmaz bir yaz romanı.

Akdeniz suyu gibi okurun ağzından, burnundan içine kaçan; ferahlatan ama genzi de yakan... Olasılıkların cezbedici kıpırtısıyla, sı-nırların sıkıcı güvenliği arasında kırmızı bir duba gibi salınan... Issız mezarlıklarda, portakal gölgeli hamaklarda, harfleri kuma bulan-mış bir tatil kitabının büyülü sayfalarında kendini arayan... Yetişkinliğin eşiğindeki Cem’i; teni süt beyaz, gerisi simsiyah Buse’yi;

Aşçının atletik ve romantik oğlu Mustafa’yı aynı mağarada yıldızlara bulayan... Açıklara sürüklediği kahramanını gerisin geri kıyıya bırakana dek, okurunu da içten içe sallayan...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 238
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺14,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 179
En / Boy : 12 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2012
₺39,52

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2012
₺31,92

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 159
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2013
₺31,92

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 12 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2013
₺39,52
1
Çerez Kullanımı