Irkçı Siyonist Devlet karşısındaki Filistin trajedisinin travması, aşağılayıcı yenilgi ve gerilemeler, nihayet Irak’ın işgali, Bağdat’ın dünyanın gözleri önünde vandal yapması, Abu Geraib’in, Guantanamo’nun Arap ruhunu yaralayan barbarlıkları, hepsi birden, derinden sarsıcı etkiler bıraktı umarsızlığa mahkum edilmiş milyonlarda. Ama yine de kadim halkların ve uygarlığın üzerine serpilen çürütücü "ölü toprağı" egemen kılınamadı. Arap atı ehlileştirilemedi. Kendi küllerinden ayağa kalkan Anka kuşu öldürülemedi. İşte üçüncü Arap İsyanı bu koşullar altında doğdu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 255
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺29,90
Avrupa tarihi, bir özgürlükler tarihi midir? Şehirler, neden medeniyetlerin ana yataklarıdır? Avrupa uygarlığının dünyaya kazandırdıkları ve sorunları nelerdir? İslâm medeniyeti atlanarak Avrupa tarihi neden anlaşılamaz? Medeniyetlerin yaratıcı dinamikleri nasıl harekete geçirilebilir? Yaşayan en büyük tarihçilerden William McNeill, bu kitabında, Avrupa tarihinin oluşumuna ilişkin geliştirilen yaklaşımları "yıkıyor" ve alternatif bir Avrupa tarihi okuması öneriyor. McNeill, bu küçük ama önemli çalışmasında, tarihi, "eski çağ", "orta çağ" ve "yeni çağ" şeklinde tasnif eden ve Avrupa tarihini, özgürlükler tarihi olarak gören ilerlemeci, dolayısıyla Batı-merkezci tarih yaklaşımının anlamsızlığını gösteriyor. McNeill, tarihi, medeniyetler tarihi; medeniyetler tarihini de, "merkezî şehirler"in teşekkülü olarak izah ediyor. Avrupa tarihinin oluşumunda anahtar rolü İtalyan şehir devletlerinin oynadığını ve Avrupa’da geliştirilen düşünce, sanat, siyaset, ekonomi ve teknoloji atılımlarının tohumlarının İtalyan şehir devletlerinde atıldığını vukûfiyetle ortaya koyuyor. McNeill’in çalışmasının bir başka dikkat çekici yanı da, hem Endülüs medeniyetinin, hem de Osmanlı medeniyetinin Avrupa tarihinin oluşumunda oynadığı role hakettiği yeri veren ilk çalışmalardan biri olmasıdır. McNeill’in önerdiği medeniyet eksenli tarihyazımı yaklaşımı, sadece Avrupa tarihi için değil, bütün dünya tarihi için ufuk açıcı yeni imkânlar sunuyor.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 225
En / Boy : 14 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2008
₺36,10

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺24,90

Tarih ve felsefe terimleri, yüzyıllardır birbirleriyle ilişkisi olmayan alanları nitelemek için kullanılagelen terimlerdir. Antikçağ’da insanın doğa üzerine düşünerek kendi bilgisini kazanma süreci, Ortaçağ’da yerini Tanrıya bırakmış; bu çağı izleyen dönemde ise, her türden yerellik ve tarihsellikten uzak soyut akıl kavramsallaştırması, düşünce tarihinde o çağın genel paradigması haline gelmiştir. Evrene ve kendine ilişkin bilgi elde etme çabasında insanı yeterince tatmin etmeyen bu üç dolayımın, özellikle 18. yüzyıldan başlayarak yerini tarihe terk ettiği; dahası her birinin, kendi tikel anlamlarını ancak ve sadece tarih sayesinde ve tarihte kazandığı fikri, felsefeyi yeni bir yörüngenin eksenine çekmiştir. ‘Geçmişin şimdideki sürekli etkililiği’ anlamında bir tarihsellik bilincinin gelişmesiyle birlikte tüm 19. yüzyıl, bir tarih yüzyılı olmuş; tarih ile felsefenin bir arada ele alınması, özel anlamda felsefenin, genelde ise düşüncenin yönteminin ne olacağı sorusu üzerine yeni kavrayışların şekillenmesine önayak olmuştur. Günümüzde sosyal bilimler üzerine düşünmenin olanağı, bu sürecin bilinmesini ve özümsenmesini gerektirmektedir.

Tarih Felsefesi kitabı, bu alanda bir giriş kitabı olmanın ötesinde, ‘sonuçlarından hiçbir zaman öğrenilemeyecek bir etkinlik’ olan felsefenin içine dolayımsız bir şekilde nüfuz edebilmeyi ve yüzyıllarca ilişkileri sorunlu addedilmiş tarih ile felsefenin farklı kesişim noktalarındaki belli başlı problemleri göstermeyi amaç ediniyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 262
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺41,90

Yazarın A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi’ndeki on beş yılı aşan derslerinde işlediği konuları gerekli düzeltmelerden sonra kartlarından ders notlarına, birkaç yılda bir yenilediği ders notlarından hemen olduğu gibi kitaba aktarmasının ürünüdür.

Bazı kitaplar konunun uzmanlarına, bazıları öğrencilerine, bazıları genel okuyucuya seslenir. Yazarın bu üç kesime de seslenmenin bir yolunu bulduğunu görüyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 408
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2017
₺60,00

Oryantalist çalışmalarla Doğu toplumlarına ilişkin üretilen bilgi, Doğu’yu tanımlayıcı ve açıklayıcı olmaktan öte Batı kimliğinin pekiştirilmesi gayesini güder. Bu yüzden oryantalist bilgi nesnel olmaktan ziyade, oldukça öznel ve siyasi bir bilgidir. Bu, tarihten siyasete, dinden gündelik hayata kadar Doğu’yla ilgili tüm alanlar için geçerlidir.

İngiliz Oryantalizmi ve Tasavvuf’ta Süleyman Derin, Batılı önyargıların ve öznel yaklaşımların ‘İngiliz oryantalistler’ ve ‘tasavvuf’ örneğinde ne şekilde tezahür ettiğini örneklerle ortaya koyuyor. Tasavvufla ilgili çalışma yapan oryantalistleri yüzyıllara göre tasnif eden bu çalışma; bir yandan oryantalist çalışmaların eksik ve yanlış taraflarını ortaya koyarken diğer yandan küreselleşme ile iyice tekelci bir surete bürünen Batılı bilginin Batı-dışı dünyada edindiği hegemonik pozisyonu da sorgulamaktadır.

Bu kitap, oryantalizmin bakış açısına, bilgiyi yorumlama süreçlerine getirdiği eleştirel perspektifle literatüre önemli bir katkı sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2017
₺63,90

“Sosyal Bilimler Tarihi ve Felsefesi, modern sosyal bilimin mahiyeti ve halihazırdaki konumuna nasıl bir süreçle geldiği hakkında bir çalışma. Sahip olduğumuz düşüncelerin kendilerine ait bir tarihi var ve kitap bu düşüncelerin menşeini irdeliyor.”

- James M. Buchanan, George Mason Üniversitesi, Nobel Ekonomi Ödülü (1986) sahibi

“Profesör Gordon sosyal bilimlerin tarihi hakkında otorite addedilebilecek ender kitaplardan birisini güzel ve akıcı bir üslupla kaleme almış. Hem akademik hem popüler olmayı başaran bir çalışma.”

- Mark Blaug, Emeritus Profesör, Londra Üniversitesi

“Alanında klasik olmaya aday önemli bir kitap. Scott Gordon sosyal bilimlerin gelişimini, bilimsel düşüncenin 14. ve 15. yüzyıllardaki yükselişinden itibaren ele aldığı bu kitabında hem akademik ve kullanışlı bir anlatı ortaya koyuyor hem de bunu cazip ve eğlenceli bir üslupla sunuyor.”

- The Economic Journal

“Kitabın asıl gücü, yazarın bilim, özellikle de sosyal bilim “yapma”nın ne demek olduğuna dair sağlam kavrayışıdır. Ortaya koyduğu bu tarih (…) derinliğiyle ve daha önemlisi profesyonel bir felsefe idrakine dayanıyor oluşuyla öne çıkıyor.”

- American Historical Review

“Geleceğin araştırmacıları için kilit önemde kaynak olacak ustaca yazılmış bir kitap. Scott Gordon iktisat, sosyoloji, tarih ve siyaset bilimi dahil olmak üzere sosyal bilimin gelişim sürecindeki temel meselelerin haritasını son derece bilimsel bir titizlikle ortaya koyuyor.”

- Southern Economic Journal


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 744
En / Boy : 16,5 / 22,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 5.2015
₺137,90
Tarih Yolunda ismiyle kitap halinde toplanan bu yazılar, gerçekten de, tarihçilik yolunda geçen senelerin ve harcanan mesainin küçük işaret ve delillerinden ibarettir. Yazıların ilk dikkati çeken tarafı şimdiye kadar mesele olarak bile görülmeyen mevzulara dair olmasıdır. Bu bakımdan çok hususi bir tarihçilik telakkisinin, daha doğrusu heyecanının ve zevkinin tezahürü olarak seçilen küçük ve çok kenarda mevzulara tahsis edilmiş yazıların çokluğu ilk bakışta dikkati çekebilir. Mesela ilk dini kitap olarak basıldığı söylenip geçilen Birgivi Risalesi hakkındaki yazı ile matbuat yasakları hakkındaki bütün yazılar ve "Türk siyasi düşüncesinde İngilizperestlik" yazısı örnek olarak gösterilebilir. Tarih usulü hakkındaki makaleler ise bu meseleye olan alakamızın şahitleri olarak görülebilir. Bu konuda daha çok araştırma yapılması gereği bugün de ortadadır. Bu gibi küçük görülebilecek mevzu ve mefhumlar hakkında, mümkün olduğu kadar tafsilatlı ve teferruatlı yazılar, başkalarının mikro tarihçilik diye de isimlendirdiği hücre tarihçiliğinin birer örneği olarak telife çalıştığımızı ifade etmemiz gerekiyor. Tarihte sağlam umumi yorumlara mesned ve delil olabilecek bu gibi araştırmaların daha çok yapılması zarureti ortadadır. Bu bakımdan şahsiyetler, mefhumlar ve vakalara dair araştırmaların artması ve çeşitlilik kazanması tarihçilik için hem bir seviyenin delili ve hem de varlık ve gelişme şartıdır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2012
₺71,90

Türkiye’de yaşanan başörtüsü yasakları ve bunlara bağlı gelişmeler, Müslümanların geleceğinin tarihi açısından oldukça anlamlı bir yere sahiptir. Bu son yıllarda başörtüsü etrafında o kadar çok şey yazıldı ve söylendi ki, sonuç olarak acaba biz neler yazmışız, neler söylemişiz, diye sordum kendi kendime. Gördüm ki, bütün yazılanlara ve konuşulanlara rağmen hâlâ anlaşılmamış, çarpıtılmış ya da üstü örtülmüş konular var. İktidarlar gizli ya da açık yasaklara kılık-kıyafetle uğraşmayı, kılık-kıyafeti kendi yönelimlerine göre belirlemeyi hep gündemlerine almışlar, gün gelmiş örtülü hanımların okuyarak meslek sahibi olmalar yerine üniversitelerden uzaklaştırılarak toplumda etkin konumlara gelemeyişlerini programlamışlar. Bu programlayışta Batılı anlamda "insani değerlerin" ikiyüzlülüğü somutlaşmakta. Elinizdeki araştırma, bu konuyu kılık-kıyafetin iktidarlarla ilişkisi ekseni üzerinde ele aldı. Kılık-kıyafet ile kimlik arasındaki o doğal bağlantıya, dolayısıyla kılık-kıyafetin iktidarlar karşısındaki durumuna açıklık getirmek amaçlandı. Yıllar boyu İslamcılarla Batıcılar arasında süregelmiş örtü tartışmalarına yer verildi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 362
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2006
₺28,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺33,20

Tarih derslerinin eğitim ve öğretiminde başta gelen yardımcı unsurlardan biri haritalardır.
Geçmişte yaşanmış olayları, kurulan devletleri tarih haritaları üzerinde izleyerek öğrenmek görsel hafızanın işlev kazanmasını, öğrenmenin çabuklaşmasını sağlar.
Bu amaçla yayınladığımız “Altın Tarih Atlası“nda yer alan haritalar bilgisayar tekniğiyle, uzun ve titiz bir çalışma sonucu hazırlanmıştır. Atlas, öğrencilerin tarih öğrenimine katkıda bulunmak için müfredat programları doğrultusunda tarihte kurulan çeşitli medeniyetler ve devletleri içine alacak biçimde daha çok Türk tarihi ağırlıklı olarak düzenlenmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 8.2010
₺5,60

Sosyolojik ve siyasi metinlerin ilk ve en önemli örneklerinden kabul edilen Amerika’da Demokrasinin yazarı, diplomat, siyaset bilimci­si ve tarihçi Alexis de Tocqueville’in, dostu ve meslektaşı Gustave de Beaumont’la birlikte 1831’de gerçekleştirdiği seyahatten kesitler sunan Amerika Yabanında, Birleşik Devletlerin kolonizasyon sü­recine ve vahşi doğasına dair izlenimlerden oluşuyor. Tocqueville, öncelikli hedefi zenginleşmek olan, aşın bireyselleşmiş öncü yerle­şimcilerin oluşturduğu bu yeni toplumdan yola çıkarak, bugünün büyük ekonomik gücü, “özgür dünya" Amerika'nın köklerine dair objektif ve çarpıcı bir bakış açısı sunuyor.


Tocqueville’in güncesi bir yandan da, bu geniş toprakların vahşi do­ğasının güzelliğinin ve eski sahiplerinin yok edilişine dair bir ağıt. Çevreyle ilişkimizin yıkıcılığının endişe veren bir boyuta ulaştığı günümüzde, doğanın kırılganlığı ve insanın çevresini değiştirme gücü üzerine düşündüren, zamansız bir eser.


“Tocqueville gözlemcidir, yerinde duramaz, yalnızca teorik değil, aynı zamanda pragmatiktir de, Amerika’ya özgü olan ve Fransız olmayan her şeyle ilgilenen, dilindeki özgürlük aşkına uygun yaşayan biridir o. Farklılığın erbabıdır. Süssüz entelektüel cazibesi, dar kafalı olmayışın­dan kaynaklanır. Diğer bazı Avrupalı ziyaretçilerin {Charles Dickens, Fanny Trollope, daha yakınlarda Jean Baudrillard ve Bemard-Henri Levy ilk akla gelenler) aksine, o yargısını affedilebilir olanlara değil, ölümcül Amerikan günahlarına saklar. ”
James Wood


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 72
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2017
₺21,90

“Aslanlar kendi tarihçilerine sahip olana kadar, avcılık öyküleri hep avcıları yüceltecektir” diyen ünlü Afrika atasözü, egemen tarih yazıcılığının temel misyonunun yanında, halkın tarihe başka bir yerden bakmak zorunda olduğunu gösterir.

Öteki Tarih, tarih anlatımı üzerinden kurulan egemen ideolojik tahakküme karşı, hak ve özgürlük eksenli bir tarih bilinci inşa etmeye çalışıyor. Tarihin kimi tartışma alanlarını doğru anlamak ve doğru dersler çıkarmak için inceliyor. Kimi güncel sorunlardan hareketle, tarih yazımındaki çarpıtmalar ve bizi insanlığımıza yabancılaştıran anlatıları teşhir ediyor.

Kitap kendi içinde beş bölüme ayrılıyor. Birinci bölüm; idealleştirici anlatıların aksine ilk İslam devletleşmesinin, öncü kadroların vahşet düzeyindeki iç mücadeleleriyle belirlediğini gözler önüne seriyor. İkinci bölüm; Osmanlı kimliğinin Anadolu halkı karşısındaki niteliğini, üçüncü bölüm; Osmanlı’nın imparatorlaşmasının etkileri ve gerilemesinin gerçek nedenlerini, dördüncü bölüm; demokratikleşme ve barış için Osmanlı mirasıyla hesaplaşma zorunluluğumuzu gösteriyor. Beşinci bölümse, Papa, Haçlı Seferleri, Siyonizm, kölelik ve hak ihlalleri ekseninde küresel sorunların tarihsel arka planını irdeliyor.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 362
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺63,20
Göç yoluyla Nil deltasına yerleşen Batık Kıta Mu’nun kültürüyle çoğu noktalarda benzeşen Mayaların, son derece gizemli bir yaşam sürdükleri görülmektedir. Onlar da Mezopotamya ve Mısır’daki dinsel gelişmelerin paralelinde benzer davranışlar sergilemişler, ancak tanrılara insan kurban etme ritüelleriyle onlardan ayrılmışlardır. Çok sayıda kaynakta ortaya çıkan, Batık Kıta Mu’nun öğretilerinin yer aldığı "Naa-kal" tabletlerindeki dinsel bilgiler, Mayaların mitolojilerinde de benzer anlatımlarla yer almaktadır. Cennet ve cehennem inancını taşıyan Maya-Kiçe halkının kutsal el kitabı olan "Popol-Vuh"taki mitolojik öykü, yaratılışın ince ayrıntılarına değinmiştir. Ali Narçın, Mayaların son derece gizemli olan dünyasına girip, onların din, dil, kültür ve yaşam şekillerini ele almış ve bu kültürün günümüze kadar gelmesini sağlayan anadinamiklerini alfabetik olarak okura sunmuştur.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 447
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2010
₺27,88

Türklerin tarihe karşı giriştikleri yarış Ünlü otorite Bernard Lewis’in Türklerin son 250 yıldaki tüm çağdaşlaşma çabalarını tek bir ciltte detaylarıyla anlatıp yorumlayan klasik eseri, yazar tarafından güncellenmiş orijinal III. edisyondan çevirisiyle günümüz Türkçesinde. Princeton Üniversitesi Yakındoğu Etüdleri profesörü Bernard Lewis, bu güncellenmiş klasik kaynak kitabında Türklerin son 250 yıldaki çağdaşlaşma serüvenini geniş bir kaynakçaya dayanarak yetkinlikle yorumluyor. Türk milletinin bin yıl önce Çin’den vazgeçip İslamiyet’e yöneldiğinde başlamış olan batıya doğru yürüyüş, şimdi İslamî mirasın büyük bir bölümünden vazgeçerek Avrupa’ya yönelmiş ve yönetimde, toplumda ve kültürde Avrupaî yaşam tarzını benimseyip hayata geçirmek üzere kesiksiz, kararlı bir çabayı doğurmuştur. Daha önce Türkçede yayınlanmamış güncel yeni ek bölümde Lewis, eserin ilk yayınlandığı 1961 yılından bu yana geçen 47 yıldaki gelişmeleri; Soğuk Savaş döneminin sona erişi, Türkiye’nin NATO üyeliği, Avrupa Birliği adaylığı ve Ortadoğu’daki ABD politikalarına reaksiyonlarını Radikal İslam tehdidini de göz ardı etmeden sunmaktadır. Modern Türkiye’nin Doğuşu konunun duayeninden, son 250 yılımızı; Osmanlı İmparatorluğunun duraklama döneminden itibaren Türk çağdaşlaşma tarihini, Cumhuriyetin ilk ve engebeli yıllarını anlamlandırmak için başvurulabilecek güncellenmiş ve önemli bir kaynaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 694
En / Boy : 14 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2017
₺119,90

Bize sık sık tarihe geri dönmek zorunda olduğumuz söyleniyor. Fakat böylesine kendinden emin bir şekilde başvurulan bu tarih nerededir? Genellikle teorinin karşısına konulan tarihin bazı örneklerine bakıldığında derhal götürülecektir ki bizatihi tarihin kendisi, özellikle de Marksizm için, gayet sorunlu bir kavram olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Tarih teorinin dışında, pusuda bekleyip onun aleyhine çağrılmaya hazır olacağı bir şekilde 'somut' bir varoluşu elde etmeyi hiçbir zaman başaramamıştır. Bu kitapta, savaş-sonrası dönemine ait bir takım tarih teorilerinin sıkıntılarını inceliyorum. Ne var ki takip eden bölümlerin kendileri bir tarihi, şimdiye doğru gelen bir tahliller silsilesini temsil edip böylece yeterli bir teorinin adım adım üretilmesini sergilemiyorlar. Çünkü bizim keşfettiğimiz şey tarihin olasılığının şartlarının aynı zamanda onun imkansızlığının da şartları olduğudur. Bu noktada, teorik 'başarısızlık'ı 'başarı'dan ayırdetmek giderek zorlaşmaktadır. Buradaki farklılık, bu türden şartlara ne tür bir karşılık verilebileceği ve bunun hangi maksatlarla mevzilendirileceği şeklinde daha siyasi bir farklılık olmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 281
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2000
₺23,80

 Toplumlar vardır, kendi tarihlerini yaratır; kimisi de bu tarihin içinde kandine yer arayarak tarihini oluşturur.

"Çağ Atlatma Serüveni" imparatorluktan cumhuriyet, ümmetten ulus, kuldan birey olmaya çalışan bir toplumun..

nasıl sadece geçmişiyle övünen, tarihe yanı zamana karşı direnen... çağı yakalamadan çağı atlatan bir dönüşüme sürüklendiğine dairdir. ...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .1994
₺20,40

Tarih felsefesi deyince aklımıza ilkin, tarihsel sürecin gidişatını yöneten genel yasaları keşfetme ve tarihsel varlık alanına ilişkin kapsamlı bir bilgi oluşturma girişimi gelir.Bu tür bir düşünme çabası, Batı’da, 17. yüzyıldan başlayarak gelişim göstermiştir. Bu girişimin gerisinde, tarihsel olgulara dayanarak birtakım genellemeler yapma ve sonra da bu genellemeler üzerine kapsamlı açıklamalar getirme isteği vardır. Bu anlamıyla tarih felsefesi, tarihin kendisiyle birlikte gelişen bir alan olarak ortaya çıkar ve tarihsel bilginin düzenlenmiş bir bilgi bütünü olarak kendini gösterdiği her yerde o da düzenli ve tanımlanmış bir bilgi bütünü olarak varolur. Amacı da bir bütün olarak dünya hakkında düşünmek ya da onun yasalarını keşfetmektir. Diğer yönüyle tarih felsefesi, tarihçinin yapıp etmekte olduğu işin ne olduğunun sorgulanmasını kapsar. Bu anlamıyla o, henüz ulaşılmamış bir gerçeklik üzerine bir bilme etkinliği olarak değil, tarihçinin gerçeğe ulaşma çabası üzerine bir bilme etkinliği, bir insanlık deneyimi ve de tarihin diğer deneyim biçimleriyle olan ilişkisini, geçerliliğini keşfetme girişimi olarak anlaşılır.

Bu kitap, bu tartışmaların bir serimlemesi ve eleştirisidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2014
₺42,50

On sekizinci yüzyılda akla ve ilerlemeye olan inancın tedrici çözülmesiyle, tarih felsefesi hemen hemen evsiz kalmıştır. Terim, önceden kullanıldığından daha yaygın bir biçimde hâlâ kullanılıyor, ama içeriği öyle seyreltilmiştir ki tarihle alakalı herhangi bir düşünce kendisini bir felsefe olarak adlandırabilir. "Felsefe" etiketi, ki bugünlerde çok ucuz bir kullanıma sahiptir (yaşam "felsefesi", iş "felsefesi", ve hatta kamp "felsefesi"); spesifik bir felsefeye değil de, sadece kamusal ve özel fikirlere işaret eder. Bu tartışmada "tarih felsefesi" kavramı, tarihî olayların ve intikallerin birleştirildiği ve nihai bir anlama yöneltildiği bir ilkeyle uyumlu olarak evrensel tarihin sistematik bir yorumunu yapmak için kullanılmıştır. -Karl Löwith Heidegger’in öğrencilerinden biri olan Alman filozof Karl Löwith, en önemli eserleri arasında yer alan Tarihte Anlam adlı kitabında teoloji ve tarih arasındaki problematik ilişkiyi ele alıyor. Löwith bu ilişkiyi irdelerken ortaya koyduğu tarih yorumunu alışılagelmişin aksine modern zamanlardan başlayıp, başlangıca geri dönerek yapıyor. Burckhardt, Marx, Hegel, Kierkegaard, Voltaire, Vico, Bossuet, Joachim, Augustine ve Orosius gibi önemli Batı düşünür ve tarihçilerinin görüşleriyle örülen Tarihte Anlam, Löwith’in, tarihsel düşüncenin 18. yüzyılda başladığı yaygın görüşünün aksine tarih felsefesinin bir taslak olarak Hristiyanlık ve Yahudilik inancıyla başladığı ve eskatolojik modelin sekülerleştirilmesiyle son bulduğu görüşüne dayanıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺39,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 398
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺87,90
Batı dünyası hemen yanı başında ortaya çıkan ve dünya imparatorluklarını tehdit eden göçebe kavimleri, Tanrı’nın uygar dünyayı cezalandıran kırbacı olarak değerlendirmiştir. Batılı insanın zihnini yüzyıllarca meşgul eden etnik ve siyasi haritayı değiştiren Avrupa’daki göçebe kavimler kimdi, nereden kopup gelmişlerdi? Bu sorulara yanıt aramak üzere Batı’da 18. yüzyıldan başlayarak bozkır kavimlerinin kökeni ve hareketlerinin Asya’daki arka planı üzerinde birçok araştırma yapılmış ve yeni kaynaklar gün ışığına çıkarılmıştır. Karoly Czegledy bu çalışmasında, doğu ve batı kaynaklarını karşılaştırarak Avrasya bozkırının tarihi ve coğrafi problemleriyle ilgili bilgiler vermektedir. Tamamen fitolojik yöntem üzerine temellenen eser, özellikle Hunların, Onogurların, Savirlerin ve Avarların oluşumunu ve göç ediş nedenlerini ortaya koyarken Hazar İmparatorluğu’nun kuruluşuna kadar Avrasya bozkırındaki göçlere ışık tutmaktadır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2004
₺47,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 575
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2016
₺72,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 408
En / Boy : 16 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2016
₺43,45

İnsanın Hikâyesi, uzun ve ayrıntılı bir hikâyeyi kısa, özlü ve kolay anlaşılır biçimde, yirmi birinci yüzyıl okuru için yeni baştan anlatan bir yapıt. Okul yıllarımızdan sıkıcı bir olaylar yığını olarak aklımızda kalan uzun insanlık tarihi, bu kitapta bir solukta okunabilen meraklı bir öyküye dönüşüyor. Atalarımızın mağaralardan bozkırlara, göçerlikten yerleşikliğe, merkezi imparatorluklardan ulus devletlere uzanan tarihi efsanelerle, insan hikâyeleriyle yoğrulmuş olarak akıp gidiyor… Büyük bir hikâyeyi öğrenmek, hatırlamak ya da unutulup gitmiş eksik parçalarını tamamlamak isteyenler için bir başucu kitabı…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 478
En / Boy : 15,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺65,50

Herodotos (?MÖ 484 - ?MÖ 430-420 arası): Dokuz kitaptan oluşan Tarih'i ile Batı tarih yazımının atası ve ilk büyük yazarı olarak kabul edilir. Yazar, MÖ 550'den kitabına son düştüğü tarih olan MÖ 430'a, Antik Yunanlıların, Perslerin, Ön Asya'nın ve Mısır'ın ilk tarihçisi olmakla kalmamış, üslubu ve anlatım gücüyle günümüze dek ilgiyle okunmayı sürdürmüştür. Mümtekim Ökmen (1915-2003); Türkçenin önde gelen Fransızca çevirmenlerindendi. Yazarının izinde Bodrum'a (Halikarnassos) yerleşdikten sonra yaptığı Herodotos / Tarih çevirisinin yanı sıra Descartes (Aklın Yönetimi için Kurallar) ve Marguerite Yourcenar (Zenon) da dilimize yetkinlikle aktardığı yazarlar arasında yer alır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 817
En / Boy : 12,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺91,90
Binyılın sonlarına doğru Soğuk Savaş bitmiş ve tarihin sonu ilan edilmişti. Gariptir, şimdilerde ise ‘tarihin’ bütün varlığıyla aramızda olduğundan neredeyse kimsenin kuşkusu yok. Yakın zamana kadar ağıza almaktan imtina edelim "emperyalizm" ve "imparatorluk" kavramlarının yaygın bir şekilde tartışılıyor olması bile tarihin ‘hissedildiğinin’ göstergesi herhalde. Fakat o Tarih, birbirinden ne kadar farkları olursa olsun, bütün toplumların aynı kavşakta buluşacağı bir yere mi götürmektedir bizleri bu sefer? Modernleşme adı verilen bu projenin emperyalizm ve imparatorlukla ilgisi nedir? Toplumsal fenomenleri açıklamakla görevli sosyal bilimler ve kendini dünyayı açıklayıp dönüştürmeye vakfetmiş Marksistler bütün bu gelişmelerin neresinde durmuştur? Peki tarihin bilgisine en fazla erişimi olan tarihçiler nasıl kurgulamaktadır geçmiş deneyimleri? Böylesi çetrefil soruların cevaplarını arayan Harry Harootunian’ın kısa ama düşünsel açıdan da "hacimli" çalışması, imparatorluk geçmişinin üzerine bina edilen bir ulus devlette yaşayan, ‘Batılılaşma’ ve ‘gelişme’ gibi sorunlarla hayli meşgul olmuş Türkiyeli okur için ayrıca değer taşıyor. Bir başka deyişle, sadece sosyal bilim öğrencilerine değil bu çetin sorulara verilen basmakalıp cevaplarla yetinmeyip daha zengin bir bakış edinmek isteyen herkese sesleniyor bu kitap.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 107
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2006
₺7,38

Amerikalı arkeolog Prof. Dr. Jeannine Davis, 1997 yılında bugünkü Ukrayna’nın güneyinde, İskit bölgesinde, tarihî Amazon mezarlarında yaptığı kazılar sonucu önemli bir keşifte bulunur. Bu keşfini, televizyonda bir belgesel programda açıkladıktan sonra, sosyal bilimlerin tarih metodunda iki değişiklik olur: Birincisi, Avrupa merkezli tarih görüşü çöker. İkincisi ise, Avrupalı tarihçilerin ısrarla üstünü örtmeye çalıştıkları ve asla gün ışığına çıkmasını istemedikleri, ‘kadının gerçek tarihi’ gün yüzüne çıkar... Bu gelişmelerin yönlendirmesiyle, geleneksel Avrupa merkezli tarih görüşü bir tarafa bırakılarak, elinizdeki eserde, yeni bir bakış açısı (tarih metodu) ile ‘kadın tarihi’ araştırılmaktadır. Kitapta sizi şaşırtacak birçok yeni tarihî bulgu ile karşılaşacaksınız. Özellikle kadîm Türk tarihinin insan unsuru olarak dayanağının erkeklerden ziyade kadınlar olduğu, tarihî bir gerçeklik olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede binlerce yıllık kronoloji adım adım izlenerek, o muazzam ‘Turan tarihinin’ her safhasında ‘kadın’ın izi sürülmektedir.

Yazarla birlikte peşine düştüğümüz ‘kadının ayak izleri’, bizi, eskiçağlardaki toplulukların korkulu rüyası Amazonlar’dan, Osmanlı devletinin kuruluşunda birinci derecede rol oynayan Bâcıyân-ı Rûm’a kadar getirir. Söz konusu yolculukta diğer coğrafyalardaki milletlere de yol uğratılmaktadır, dolayısıyla senkronize (eş zamanlı) olarak, ayrıca İslâm ve batı milletlerinde de kadın bahsine girilmektedir.

Elinizdeki eser, ‘kadın’ın 7000 yıllık tarihî serüveninin mitoloji, belge, bilgi ve yüzlerce kaynağa dayalı, resim ve gravürlerle desteklenmiş sıra dışı hikâyesidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 363
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺55,90

Siegfried Kracauer “son, nihai şeyler”in felsefi veya teolojik sistemler aracılığıyla kavranabileceğine inanmaz: Bu nedenle dikkatini “sondan bir önceki şeylere dair geçici bir içgörü kazanmaya” yöneltmiştir. Tarih tam da geçici karakteriyle ilgisini çeker onun; “hâlâ bir isimden yoksun oldukları için gözden kaçırılan ya da yanlış yargılanan hedefleri ve varlık tarzlarını ihya etme” yönünde derin bir arzu duyar. Kracauer'in bu son dönem çalışmasını görünüşte çok farklı sorunlarla uğraşan ilk çalışmalarına, özellikle de fotoğraf ve film hakkındaki çalışmalarına bağlayan da budur. Fotoğrafın tam bir sanat olmayışı gibi tarihin de tam bir bilim olmadığında ısrar eder ve bu karşılaştırmadan kayda değer saptamalar çıkarır.

Bu klasikleşmiş yapıt bir tarih felsefesi veya metodolojisi sunmaya çalışmıyor; her tarih kavrayışının yüzleşmek zorunda kalacağı sorunlar üzerine son derece parlak bir zihnin düşüncelerini sergiliyor. Yapıt, Kracauer’in ölümünden sonra yakın arkadaşı Prof. Kristeller tarafından tamamlanıp kitaplaştırılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2014
₺61,90

Paul Veyne'in tarihin epistemolojisi konusunda bugün bir klasik haline gelmiş olan kitabı, tarih yazmanın ne demek olduğunu, tarih yazarken aslında ne yaptığımızı, tarihin bir bilim olup olmadığını, hakikatle ve değerlerle ilişkisini ve tarihsel "yasaları" tartışıyor. Alman tarihselciliği, Annales Okulu ve Max Weber'le kozlarını paylaşan yazar, bilim felsefesi alanında ne kadar donanımlı olduğunu gösterircesine tam bir filozof gibi söz alıyor kitap boyunca. Kitabın sonuna eklenmiş "Foucault Tarihte Devrim Yapıyor" başlıklı kapsamlı makalesinde de Michel Foucault'nun tarihçiliğini değerlendirerek, yirminci yüzyıl için çıkardığı eleştirel tarihyazımı panoramasını tamamlıyor.

Bu ufuk açıcı kitabın, resmi / gayrı resmi, doğrucu / yalancı tarih gibi Türkiye'ye özgü meselelerle yetinmek istemeyen, uğraştığı veya merak duyduğu disiplinin daha genel, yöntemsel ve felsefi sorunlarına eğilmek isteyen okurların ilgisini çekeceğine inanıyoruz.


YAZAR HAKKINDA: 1930 Aix-en-Provence doğumlu Fransız tarihçi ve arkeolog. Antikçağ tarihinde, özellikle düşünce ve inanç tarihinde uzmanlaştı. Özgün çalışmaları dolayısıyla 1975’te Collège de France’ta Roma Tarihi kürsüsüne profesör olarak seçildi. Burada filozof Michel Foucault ile işbirliğine girdi, Cinselliğin Tarihi’ne katkıda bulundu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 432
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2019
₺98,90

Ülkemizde de tanınan bir tarihçi olan Fernand Braudel, alanlararası ve karşılaştırmalı bir tarih yaklaşımına sahip olan Annales ekolünün önde gelen isimlerindendir.

Hayatta olduğu sırada yayımlanamayan, ancak ölümünden on üç yıl sonra okuyucuyla buluşabilen bu eserde anlatı tarihöncesinden, hatta Akdeniz tabanının ve çevresindeki dağların oluşumundan başlıyor. İnsanın diğer türlerden ayrılarak insanlaşmasının öyküsüyle devam eden eserde tarım, yazı, deniz yolculuğu, ticaret ve imparatorlukların doğuşuna yol açan büyük güçler parlak bir üslupla açıklanıyor, bölgenin coğrafyasının ve ikliminin binyıllar içinde yarattığı etkiler ayrıntılarıyla gözler önüne seriliyor. Fenikelilerin, Etrüsklerin, Yunanlılar ile Romalıların, Mezopotamya ile Mısır'ın kuruluşlarını, birbirleriyle ilişkilerini ve sönüp kayboluşlarını tutkulu bir dille anlatan yazar, çalışmalarını yürüttüğü dönemdeki son arkeolojik bulguları da işin içine kattığı bu son derece canlı ve kapsamlı çalışmasıyla, Akdeniz'de insanlık tarihinin başlangıcına yeniden hayat kazandırıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 432
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2016
₺66,00

Sömürgecilik-sonrası tarihyazımını besleyen en önemli akımlardan biri diyebiliriz Madun Araştırmaları (Subaltern Studies) için. Grubun kurucu isimlerinden Hintli tarihçi Ranajit Guha’nın, Avrupamerkezci tarih felsefesi yaklaşımını eleştiren bu kitabı, tarihyazımını derinden etkileyerek haklı bir ün kazanmış, yakın zamanların klasikleri arasına girmiştir. Birçok ülkenin tarihinin, Batılı tarih felsefesinde kendine dayanak bulan emperyalist amaçlarla yazıldığını, bazı halkların "tarihsizliğe" layık görülerek bütünüyle yok sayıldığını, birilerinin tarihin hikâyelerinden sürekli dışlandığını biliyoruz. Guha’nın açtığı yolun önemi, tarihten dışlanmış madunları tekrar tarih sahnesine dahil etmenin yöntemini araştırmış olmasıdır. Guha, insanlık tarihini devlet ve imparatorlukların, büyük adamlar ve çatışan medeniyetlerin herhangi bir ahlâki kaygı güdülmeksizin tutulan kayıtlarına indirgemekle suçlar tarih felsefesini ve "tarihsizler"in tarihin aktörleri haline gelebilecekleri farklı bir tarihçiliğin koşullarını tartışır. Avrupamerkezci ve devletçi Dünya-tarihi anlayışının çizdiği sınırların ötesine geçebilmek için ne yapmalı? Tarihçiler anlatılarını, "tarihsiz halklar"ın geçmiş deneyimlerini ve gündelik hayatın tarihselliğini içerecek hale nasıl getirebilirler? Yazar tarihçilerin bunu en başta edebiyattan öğrenebileceklerini ileri sürüyor. Ünlü Hintli şair Tagore’un kitapta ek olarak yer alan "Edebiyatta Tarihsellik" yazısında savunduğu "tarihçilerin indirgeyici yaklaşımları karşısında yaratıcı bireyin kendine özgü tarihselliği" fikrinden hareketle, tarihçileri başka bir tarih yazmaya çağırıyor: Hegel’in başta ortaya attığı, ardından "tarihin nesri"ne kurban ettiği "dünyanın nesri"ne gerçekten açık bir tarih...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 139
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺39,90

Tarihin, ulus-devletler çağında milli hissiyatı muhasara altında tutmak, eğitimi biçimlendirmek, kuşakları "yetiştirmek" konusunda nasıl işe koşulduğunu biliyoruz. Ulus-devletlerin pedagojik faaliyetleri yalnızca pejoratif anlamda ulusu "çocuk yerine koymakla" değil, bizzat ve anlamına sadık kalarak çocukların zihinlerini şekle sokmakla da doğrudan ilgilidir. Etienne Copeaux, Türkiye’de 1931-1993 arasında kullanılan tarih ders kitaplarındaki güzergâhı takip ederek milli "eğitimimiz"deki tarih "tez"lerine eğiliyor. Türk Tarih Tezi’nin inşa edilişinden başlayarak siyasi dönem ve iktidarlara, oralarda yuvalanan zihniyet setlerine, eğitimi yalnızca milli güvenlik siyasetlerinin uzantısı olarak kurgulayan ve beka paradokslarını eğitimin bir parçası haline getiren asal eğilime dikkat çekiyor. Coğrafya bilgisinden komşularla ilişkilere, tarihi algılama ve öğrenme biçimlerinden tarihi anlatırken kurgulanan dile ve vurgulara geniş alanda tarih tezlerinin nasıl konumlandığını araştırıyor. Copeaux, Türkiye’de 1930’dan günümüze kadar okutulmuş tarih ders kitaplarını söylem, ideolojik içerik ve simgesellik açısından inceliyor. 1970’lerden itibaren Türk-İslâm senteziyle perçinlenen süreci ele alırken bizim belki de artık doğal saydığımız olgulara "dışarıdan" ve bilimsel bir gözle bakarak yaptığı çarpıcı saptamalar "milli eğitimimiz" konusunda da tekrar tekrar düşünmeyi zorunlu kılıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 432
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2006
₺102,90

Geçmişin ihyası ya da tarihin ‘şimdi’ keşfi... Türk Tarih Tezi’nin iktidarın siyasi tasarruflarına bağlı olarak yaratıldığı ve geliştirildiği ‘altın çağ’ı ele alan İktidar ve Tarih; Türkiye’de Resmi Tarih Tezinin Oluşumu (1929-1937), Birinci ve İkinci Tarih Kongreleri’nden başlayarak hem tarih tartışmalarını hem de bu tartışmaların ders kitaplarına nasıl yansıdığını inceliyor. Afet İnan, Yusuf Akçura, Fuad Köprülü, Dr. Reşit Galip, Zeki Velidi Togan, Sadri Maksudi Arsal, Samih Rıfat ve Ahmed Refik gibi önemli aktörlerin tartışmalardaki rollerini ve yaklaşımlarını da ele alan kitap, tek parti dönemi bilimselliğinden örnek ders kitaplarının incelenmesine kadar uzanan geniş bir alanı tarıyor. 1990’larda yazılmış ders kitaplarını da araştırmanın mantığına yerleştiren ve ek bir bölümle ele alan çalışma, böylelikle 1930’lardan 1990’lara iktidar ve ideolojinin tarih algısı ve tarih yazıcılığı üzerinde yarattığı deformasyonu etraflı bir şekilde tartışıyor. Büşra Ersanlı’nın İktidar ve Tarih’i bu alanda yapılmış bir ilk çalışma olarak önemini hâlâ koruyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 309
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺75,90

İkinci Dünya Savaşı öncesi ve sırasında diplomasi, tarihyazımı, Bolşevik Devrimi, Sovyetler Birliği, planlı ekonomi, Dostoyevski, Herzen, Marx ve Bakunin biyografileri... Bu başlıklar Edward Hallett Carr’ın ilk akla gelen eserleri. Yalnızca kapsamlarının genişliği ile değil aynı zamanda yöntem ve araştırma süreçleri konusunda da çığır açıcı tarihyazımı örnekleri sunan eserler. Carr’a göre tarihçi, olguları ya da kişisel yorumunu öne çıkarmamalı, tarihçi ile olgular arasındaki karşılıklı ve kesintisiz etkileşim sürecinde, bugün ile geçmiş arasındaki diyaloğu sürekli kılmalıdır. Bu nedenle tarihçi, sunduğu olguların doğruluğunu kanıtlamanın ötesinde, araştırdığı konuyla ilgili bilinen ya da bilinebilecek tüm verileri ele almak zorundadır.

Tarih Nedir? büyük bir tarihçinin meslektaşları, öğrenciler, tarihin ne olduğunu merak eden okurlar için kaleme aldığı çarpıcı bir eser. “...kimi zaman söylendiği gibi olgular kendi adlarına konuşmazlar, ya da konuşsalar bile hangi olguların konuşacağına karar veren tarihçidir tarihçi meydanı tümüyle onlara bırakamaz. Ve de en bilinçli tarihçinin kararı ne yaptığının çok iyi bilincinde olan tarihçinin kararı  başkalarının yanlı olarak görebileceği bir bakış açısı tarafından belirlenir.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 255
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺69,90
Türkiye Tarihi, Oğuz Akkan ile Sina Akşin'in 1980 yılında oluşturdukları bir tasarının ve uzunca bir çalışma ve hazırlık döneminin ürünüdür. Türkiye Tarihi 5 ciltten oluşmaktadır. Her ciltte, dönemin siyaset, iktisat, düşünce, mimarlık ve sanat tarihleri ayrı bölümlerde incelenmektedir. 1. Cilt Osmanlı Devleti öncesindeki Türkleri ele almaktadır. 2. Cilt Osmanlı Tarihini 1600 yılına değin gözden geçirmektedir. 3. Cilt 1600-1908 yıllarını kapsıyor. 4. Cilt 1908-1980 dönemini inceliyor. 5. Cilt 1980-2003 dönemini, yani şimdiki Türkiye'yi ele alıyor. Sina Akşin yazarlar kadrosunu oluşturmuş ve yayın yönetmenliğini üstlenmiştir. Siyaset Tarihi bölümlerinin yazarları Ümit Hassan, Metin Kunt, Sina Akşin, Cemil Koçak, Hikmet Özdemir, Bülent Tanör'dür. İktisat Tarihi bölümlerini Halil Berktay, Suraiya Faroqhi, Korkut Boratav, Zafer Toprak yazmışlardır. Düşünce Tarihi bölümleri Ümit Hassan, Hüseyin Yurdaydın, Sina Akşin, Selahattin Hilav, Murat Katoğlu tarafından kaleme alınmıştır. Mimarlık ve Sanat Tarihi bölümlerinin tek yazarı Ayla Ödekan'dır. Sina Akşin Türkiye Tarihi'nin amacını şöyle açıklamaktadır."...Türkiye'de okullarda ve üniversitelerde okutulan tarih genellikle yüzeysel bir tarihtir. Okullarda öğrenciler için tarih en çekilmez, ezbere dayalı, anlamsız ders durumundadır. Üniversite tarih bölümlerinin puanları, yani tarihçiliğe rağbet, çok düşüktür. Tarih, birçoklarımızın gözünde gerçeğin araştırılacağı, heyecan verici bir bilim dalı değil, kabul edilmiş belirli ideolojik ya da siyasal tutumları destekleyecek kanıtların derleneceği bir alandan ibarettir. İşte biz, bu kitabın, ülkemiz tarihçiliğini hal-i pur melalinden kurtaramaya belkimütevazi bir katkısı olur diye düşündük." Elinizdeki bu cilt Osmanlı Devleti'nin 1600-1908 dönemindeki siyasal, iktisat, düşünce ve bilim tarihi;mimarlık ve sanat tarihi için vazgeçilmez bir kaynaktır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 479
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2011
₺36,00
Türkiye Tarihi, Oğuz Akkan ile Sina Akşin'in 1980 yılında oluşturdukları bir tasarının ve uzunca bir çalışma ve hazırlık döneminin ürünüdür. Türkiye Tarihi 5 ciltten oluşmaktadır. Her ciltte, dönemin siyaset, iktisat, düşünce, mimarlık ve sanat tarihleri ayrı bölümlerde incelenmektedir. 1. Cilt Osmanlı Devleti öncesindeki Türkleri ele almaktadır. 2. Cilt Osmanlı Tarihini 1600 yılına değin gözden geçirmektedir. 3. Cilt 1600-1908 yıllarını kapsıyor. 4. Cilt 1908-1980 dönemini inceliyor. 5. Cilt 1980-2003 dönemini, yani şimdiki Türkiye'yi ele alıyor. Sina Akşin yazarlar kadrosunu oluşturmuş ve yayın yönetmenliğini üstlenmiştir. Siyaset Tarihi bölümlerinin yazarları Ümit Hassan, Metin Kunt, Sina Akşin, Cemil Koçak, Hikmet Özdemir, Bülent Tanör'dür. İktisat Tarihi bölümlerini Halil Berktay, Suraiya Faroqhi, Korkut Boratav, Zafer Toprak yazmışlardır. Düşünce Tarihi bölümleri Ümit Hassan, Hüseyin Yurdaydın, Sina Akşin, Selahattin Hilav, Murat Katoğlu tarafından kaleme alınmıştır. Mimarlık ve Sanat Tarihi bölümlerinin tek yazarı Ayla Ödekan'dır. Sina Akşin Türkiye Tarihi'nin amacını şöyle açıklamaktadır."...Türkiye'de okullarda ve üniversitelerde okutulan tarih genellikle yüzeysel bir tarihtir. Okullarda öğrenciler için tarih en çekilmez, ezbere dayalı, anlamsız ders durumundadır. Üniversite tarih bölümlerinin puanları, yani tarihçiliğe rağbet, çok düşüktür. Tarih, birçoklarımızın gözünde gerçeğin araştırılacağı, heyecan verici bir bilim dalı değil, kabul edilmiş belirli ideolojik ya da siyasal tutumları destekleyecek kanıtların derleneceği bir alandan ibarettir. İşte biz, bu kitabın, ülkemiz tarihçiliğini hal-i pur melalinden kurtaramaya belkimütevazi bir katkısı olur diye düşündük." Elinizdeki bu cilt 1300-1600 dönemi Osmanlı Tarihi'nin ilk üç yüzyılı için vazgeçilmez bir kaynak niteliğindedir.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2011
₺78,40
Türkiye Tarihi, Oğuz Akkan ile Sina Akşin'in 1980 yılında oluşturdukları bir tasarının ve uzunca bir çalışma ve hazırlık döneminin ürünüdür. Türkiye Tarihi 5 ciltten oluşmaktadır. Her ciltte, dönemin siyaset, iktisat, düşünce, mimarlık ve sanat tarihleri ayrı bölümlerde incelenmektedir. 1. Cilt Osmanlı Devleti öncesindeki Türkleri ele almaktadır. 2. Cilt Osmanlı Tarihini 1600 yılına değin gözden geçirmektedir. 3. Cilt 1600-1908 yıllarını kapsıyor. 4. Cilt 1908-1980 dönemini inceliyor. 5. Cilt 1980-2003 dönemini, yani şimdiki Türkiye'yi ele alıyor. Sina Akşin yazarlar kadrosunu oluşturmuş ve yayın yönetmenliğini üstlenmiştir. Siyaset Tarihi bölümlerinin yazarları Ümit Hassan, Metin Kunt, Sina Akşin, Cemil Koçak, Hikmet Özdemir, Bülent Tanör'dür. İktisat Tarihi bölümlerini Halil Berktay, Suraiya Faroqhi, Korkut Boratav, Zafer Toprak yazmışlardır. Düşünce Tarihi bölümleri Ümit Hassan, Hüseyin Yurdaydın, Sina Akşin, Selahattin Hilav, Murat Katoğlu tarafından kaleme alınmıştır. Mimarlık ve Sanat Tarihi bölümlerinin tek yazarı Ayla Ödekan'dır. Sina Akşin Türkiye Tarihi'nin amacını şöyle açıklamaktadır."...Türkiye'de okullarda ve üniversitelerde okutulan tarih genellikle yüzeysel bir tarihtir. Okullarda öğrenciler için tarih en çekilmez, ezbere dayalı, anlamsız ders durumundadır. Üniversite tarih bölümlerinin puanları, yani tarihçiliğe rağbet, çok düşüktür. Tarih, birçoklarımızın gözünde gerçeğin araştırılacağı, heyecan verici bir bilim dalı değil, kabul edilmiş belirli ideolojik ya da siyasal tutumları destekleyecek kanıtların derleneceği bir alandan ibarettir. İşte biz, bu kitabın, ülkemiz tarihçiliğini hal-i pur melalinden kurtaramaya belkimütevazi bir katkısı olur diye düşündük." Elinizdeki bu cilt, Osmanlı Devleti'ne kadar Türklerin iktisadi ve toplumsal tarihi, kültürü, mimarlık ve sanat tarihi için vazgeçilmez bir kaynaktır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 520
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2011
₺96,80

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 446
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺104,90

Kimdir, “Beyaz Müslümanlar”?..

Soner Yalçın bu kez okurlarını, tarikat şeyhi Harun Hoca’nın (Aaron Kandiyoti) peşinden, tarikatlara, dergahlara, müritlere, siyaset ve ticaret dünyasına, ilginç akrabalık bağlarına uzanan bir yolculuğa çıkarıyor...

İslamcı çevrelerin içindeki Sabetayistler...

Tarikatlara, tekkelere, müritlere, iş dünyasına, siyasete ve ilginç akrabalık bağlantılarına uzanan ilişkiler ağı... İsimler... İsimler...

Said-i Nursi’nin, mezarından kaçırılan cesedi yıllardır neden bulunamıyor?..

Sabetay Sevi’nin sağ kolu Osman Çelebi, hangi ünlü Mevlevi’nin büyükdedesiydi?..

Nazım Hikmet’in Nakşibendi Gümüşhaneli Dergahı’yla akrabalık bağları neydi?..

Türkiye’nin sayılı zenginlerinden, tarikatçı bir ailenin sosyetik gelinleri kimler?..

Yahudi Alyans Okulu mezunu ünlü şeyh kimdi?.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 528
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺59,90

Tarihi anlamak ve kullanmak için, vazgeçilmez...

"İnsan 'hatırlıyorum' der ve hemen unutan, bir geçmişi olmayan, her an gerçekten ölen hayvana gıpta eder." Friedrich Nietzsche

Tarih, unut(a)mayan bir hayvanın geçmişi. İnsanın dışına çıkamadığı bir gerçeklik. Şimdinin olaylarını tartışırken de, gelecek hakkında öngörülerde bulunurken de dönüp bakma gereği duyduğumuz birikim. Ne ki, bir yandan tarihi yaparken bir yandan da tarihe bakmak çelişkili de bir durum gibi görünüyor. Öyleyse tarihsel birikimin her zaman olumlu bir etkiye sahip olduğu söylenebilir mi? Onun bir yük olarak görüldüğü anlar yok mudur? Üstelik halihazırda tanıklık ettiğimiz olaylardan da söz etmezken, tarihe tarafsız bir gözle bakmak ne kadar mümkün? Tarih tekerrürden mi ibaret, yoksa nihai bir olumlu duruma doğru ilerliyor muyuz?

Bütün bu sorular tarihin anlamı üstüne kapsamlı bir düşünmeyi gerektiriyor. Doğan Özlem'in Tarih Felsefesi, Nietzsche'nin de dediği gibi, geçmişin mezar kazıcıları olarak kalmayıp onu yaratıcı yönde nasıl kullanabileceğimizin ipuçlarını veren bir kitap.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 525
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2012
₺68,00
İki dünya savaşı ve ardından yaşanan Soğuk Savaş’ın damgasını vurduğu "Kısa Yirminci Yüzyıl"ın bitiminin habercisi, Sovyetler Birliği’nin çöküşü ile serbest piyasa fundamentalizminin iflası oldu. Bu yüzyılda kapitalist ekonominin sıkça yaşadığı krizlere, 90’lardaki milliyetçi kalkışmalar ve etnik boğazlaşmalar eşlik etti. Eski dengelerin altüst olmasıyla birlikte kuralsızlık ve belirsizliğin egemen olduğu, zenginle yoksul arasındaki uçurumun akıl almaz derecede derinleştiği yeni bir çağa girildi. SSCB ve Doğu Bloku’nun çözülüşünün, büyük insan kitleleri üzerinde tahmin edilenden çok daha yıkıcı bir etki yarattığı artık daha açık görülebilse de, serbest piyasa tapınmacılığını temel alan küreselleşme retoriği hâlâ zihinleri bulandırmaya devam ediyor. Politikanın depolitizasyonu bu yeni çağın başat özelliklerinden biri, İnsanlığı yirmi birinci yüzyılda bekleyen devasa sorunlar yumağı da önceki kısa yüzyılda yaşananların bakiyesi bir bakıma. Tarih, bu sorunların nasıl çözülebileceğine, bizi gelecekte nasıl bir dünyanın beklediğine ilişkin olarak öngörülerde bulunmamızı sağlayabilir, ama analitik ve bütünsel bir yaklaşım benimsenmesi koşuluyla. Tarihsel olgular bağlamında görüntü ile gerçeklik arasındaki ayrımı ortaya çıkarmaksa bu olgulara donmuş / birbirinden yalıtık birimler olarak bakmamakla başarılabilri. Çağımızın en önemli tarihçilerinden Erci Hobsbawm da bu söyleşi de neredeyse yirminci yüzyılla yaşıt entellektüel birikimini, geçmişten geleceğe uzanan o kesiksiz çizgide, büyük bir sorgulayıcı güce dönüştürüyor. Kuşatıcı bakış açısıyla tekil görüngüleri yerli yerine oturtuyor, olguların aslını astarını ortaya döküyor. Ve sis çanını tüm bir insanlık için -belki de son kez- çalıyor...
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 190
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺38,90

Bugün eski devirlerden geldiğini varsaydığımız geleneklerin büyük kısmı, aslında görece yakın zamanlarda ‘icat edilmiş olan’ geleneklerdir. Bu gelenekler icat edilirken mutlaka belli bir tarihsel geçmişe referans yapılır ve geçmişle bir süreklilik kurulmaya çalışılır. Oysa bu süreklilik, büyük ölçüde yapay ve uydurmadır. Bu açıdan son iki yüzyıllık geçmiş, modern dünyanın sürekli değişimi ve yenilenmesi ile toplumsal hayatın en azından bazı kısımlarının değişmez ve sabit tutulmaya çalışılması arasındaki zıtlığa kafa yoran tarihçiler açısından son derece ilginç ve verimli bir zaman dilimidir. Verimlidir, zira yeni gelenekler özellikle bu son iki yüzyılda, özellikle de görece yeni bir tarihsel olgu olan ‘ulus’ ve ‘ulus-devlet’le, ulusal semboller, refleksler ve milliyetçilikle at başı giderek hızlı bir şekilde formelleşmiş ve yerleşiklik kazanmıştır. Yaşayan en büyük Marksist tarihçi Eric Hobsbawm’ın Terence Ranger’la birlikte hazırladığı bu temel referans kitabı, derlemeye katkıda bulunan diğer yazarların Britanya, İskoçya, Galler, Hindistan ve Afrika’daki tarihsel süreci irdeledikleri çalışmalarıyla birlikte, yukarıda ana hatları belirtildiği çerçevede ‘icat edilen gelenekler’i, ayrıca geçmiş ile bugün arasındaki bağı araştırmaktadır...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 356
En / Boy : 15 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2006
₺76,50

“Platon ne düşünüyordu?” sorusu tarihsel bir sorudur. “Peki, Platon haklı mıydı?” sorusu ise başlı başına felsefi bir soruna işaret eder.

Collingwood gerçekte tek bir soru bulunduğunu, onun da tarihsel bir soru olduğunu ileri sürer; çözmeye çalıştığı sorunun ne olduğunu keşfetmeden, Platon’un ne düşündüğünü anlamak olanaksızdır.

Tarih Tasarımı, tarihyazımı üzerine kapsamlı bir incelemedir. Birbirinden farklı ulus ve uygarlıklar kendi tarihlerini hangi saiklerden hareket ederek yazmışlardır? Düşünürler için tarih sorusu felsefi bir güzergâh takip edildiğinde ne tür bir anlama geliyordu? “Tarih felsefesi” terimini, on sekizinci yüzyılda, onunla eleştirel ya da bilimsel tarihten, tarihçinin eski kitaplarda bulduğu öyküleri yinelemek yerine, kendi kafasında kendi kendine kurduğu bir tarihsel düşünme tipinden başka bir şey kastetmeyen Volt­aire buldu. Aynı adı Hegel ile on dokuzuncu yüzyıl sonundaki başka düşünürler de kullandı; ama ona çok farklı bir anlam verdiler ve tarih felsefesini evrensel tarih ya da dünya tarihi anlamına gelen bir şey olarak gördüler.

Tarih Tasarımı’nda modern tarih tasarımının Herodotos’tan yirminci yüzyıla dek çeşitli evreleri betimlenir. İlk bölümde Collingwood, tarihin yapısı, konusu ve yöntemine dair Yunan-Roma tarihyazımından farklı örnekler verir. Diğer bölümlerde ise Descartes, Herder, Kant, Schiller, Hegel, Marx, Toynbee, Rickert, Simmel, Dilthey, Croce, Spengler ve Bergson’un tarihin doğasına ilişkin görüşleri bir yöntem etrafında çözümlenir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 387
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺61,90

Amerika da Cadı Avı; Kazıklı Voyvoda; Korkunç İvan; Kara Ölüm; Kristof Kolomb Amerika'nın Son Kaşifiydi; Matbaayı İcat etti, Başkasının Malı Oldu; İngiltere Kralı Evlenemedi Diye, Özel Kilise Kurdu; İngiltere den kovdular,Amerika Birleşik Devletlerini'ni Kurdular; Napolyon Az Daha "Abdullah Paşa" Oluyordu; Osmanlı Hanedanındaki İlk Kan; Dep-rem Sayesinde Avrupa'ya Adım Attık; Osmanlı Hizmetinde Leonardo Vinci ve Michelangelo; Tarihe İcraatlarıyla Değil Bakire Kızlara Olan Düşkünlüğüyle Geçti;Kadınlara Çengel Attı Kendisi Çengel Çiçeği oldu; bakire Kız Ugruna Define bulmaya Kalkınca Kuyuya Gömüldü; Fahişeyi Kıtır Kıtır doğrattı,Ama Karısı Burnundan Getirdi; İkinci Mahmud'a Gözün Kör Olsun Diyen Kadın Kör Oldu; İstanbul'un Semtlerinin İsimleri Nereden Geliyor...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 460
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2015
₺88,00
Tarih nedir? Dahası bir şekilde onun üzerine neden çalışma yapmak gerekir? Birbirine bağlantılı bu iki soru, tarihçileri iki karşıt ve bazen de düşman iki ayrı kampa bölen tartışmanın merkezinde durur ve bu, oldukça geniş kapsamlı sonuçları olan bir tartışmadır. Tarih disiplini her zaman felsefe, pratik olan ya da gelecekle ilgilenen bir şey olarak algılanmaz ve bu çalışmada aslında tam da böyle algılanması gerektiği söylenmektedir. "Tarih: Ne ve Neden", "nasıl" bir tarih sorusuna bir cevap ve tarihin nasıl araştırılıp yazıldığına ilişkin bir rehber değildir; ayrıca kitabın burada tarih yazımının kapsamlı bir tarihini vermek gibi bir niyeti de yoktur. Aksine tematik bir yaklaşım üzerinden asıl niyet, "neden" ve "nasıl" tarih sorularıyla ilgili günümüz sorularını daha geniş bir kronolojik ve disipliner perspektife oturtmaktır. Bu nedenle kitap, ister uzman bir tarihçi isterse felsefe, dilbilim, edebiyat ya da diğer bilimlerin çalışma alanlarıyla bağlantılı olarak konuya yaklaşan biri olsun, tarih çalışması ile ilgilenen her öğrenciye hitap etmektedir.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 244
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2012
₺50,90
"Doğa hiçbir zaman uluslar, kastlar veya sınıflar yaratmaz, yalnızca bireyler yaratır" diyen düşünür elbet Karanfil‘i kocaman kucaklar. Bize, çıkışlarını demir ağlarla ördüğümüz, bütün odaları sadece birbirine açılan burası kalır. İçini boşaltmayı bekleyen Troya Atı‘nı atlıkarıncaya binmiş bir çocuğun sevinciyle yazılarına yerleştiren yazar için kahkahalarımız sabır kadar sebat da ister. Yoksa Cheshire Kedisi‘nin sırıtışı bizi izler, izlemeye devam eder...
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 115
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2012
₺23,40

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 432
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺87,90
Tükendi

Hiram Abif Kimdir? Ne yapmıştır da Masonluk gibi yüzyıllardır dünyanın entelektüel gelişimini etkileyen bir örgütün Büyük Üstadı, Piri olma onurunu, payesini elde etmiştir? Hiram olmak ne demektir? Her Masonun, yeniden doğum ile Hiram Abif'in kimliğine yeniden doğması ne anlama gelmektedir?

İşte bu çalışmada, Hiram Abif'in kimliği tüm yönleriyle ele alınmakta, ona atfedilen Kamil İnsan olma özellikleri her yönüyle irdelenmektedir. Tanrı-Evren-İnsan özdeşleşmesinin bir sembolü haline gelmiş olan Hiram Abif'in kişiliğinde, kaybolan sırlara ışık tutulmakta, "Krali Sanat"in inceliklerine göz atmaktadır.

"Cihangir Gener kardeşimin Hiram Abif adlı eserinde, eğitim ve öğretimin temel öğesi Sembolizmanın en ince detaylarını okurken görüyor ve idrak ediyorsunuz. Ezoterizmin önemini ve ezoterik eğitimin faydalarını görüyor ve anlıyorsunuz. Eseriyle ezoterik eğitim ve öğretime birçok katkıları bulunan Cihangir Gener'in bu eserinin de Türk entelektüel hayatına ve Aydınlanmaya yardımcı olacağından eminim. "

- Büyük Üstat Demir Savaşçın


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺0,00
Tükendi

"Marx, toplumsal ilişkilerin üstüne serilen gizemli örtüyü kaldırırken bir aynanın sırrını dökercesine, kapitalist sistemi inşa ediyor, etrafındaki sihirden arındırıyordu.

Hakkında bugüne kadar hemen herkesin konuştuğu bu sakallı adamın niyeti ne büyü bozmak ne de mitoloji ve edebiyat göndermeli süslü sözler etmekti.

Marx, insanı tarih karşısında güçlü kılacak devrimci bir eleştiri yapıyor, devrimi arayan bir tarih görüşü kuruyordu. Ortaya çıkan, teoriyle eylemin eşsiz bir birlikteliğiydi.

Bu kitap marksizmi Marx’a sadık kalarak anlatıyor. Yaşamdaki mutluluk kaynağını “mücadele” olarak niteleyen ve işçi sınıfı için yazan kurucusunun izinde, marksizmi daha çok insana götürmeyi, insanla çoğaltmayı amaçlıyor."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 181
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺18,04
Tükendi
Ord. Prof. Dr. M. Fuad Köprülü’nün elinizdeki bu kitabı, çeşitli dergi ve ansiklopedilerde yayımlanmış makalelerinden oluşmaktadır. Bu makalelerden bir kısmı harf inkılabı öncesinde kaleme alınmış ve günümüz Türkçesine aktarılmamıştır. Köprülü’nün bu eserinde yer alan çalışmaları, kendi içinde bir bütünlük oluşturacak şekilde sunulmuştur. Türk boylarını ve devletlerini, tarihi kaynaklar, önemli tarihi şahsiyetler ve nihayet tarihi mekanlar takip etmektedir. Köprülü’nün toplu eserleri arasında yer alan "Tarih Araştırmaları," ilk defa yayımlanmakta ve bu alanda önemli bir boşluğu dolduracağı düşünülmektedir.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 395
En / Boy : 16 / 23,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .2006
₺0,00
1 2 >
Çerez Kullanımı