Şiddetini arttıran yağmura aldırmadan Atatürk’ün gittiği yöne doğru ormana daldılar. “Sessiz ol.” dedi Ali, ikisi de adımlarını yavaşlattılar. Atatürk’le aralarında elli metre mesafe vardı. Uğuldayan rüzgârla savrulan yağmur ayak seslerini bastırdığı için bu mesafeden fark edilmeleri imkânsızdı. Ormanlık bölgenin iç kısımlarına doğru ilerleyen Atatürk, birden gözden kayboldu.

Şaşırmışlardı. “Koş!” diye bağırdı Ali, “Bir şey oldu galiba.” Silahlarını çekip hızla gözden kaybolduğu alana geldiler. Çaresizce bakınıyorlardı etrafa, en küçük bir iz bile yoktu Atatürk’ten.

“Ben size yerinizden ayrılmayın demedim mi?!”

Ses arkalarından gelmişti, suçüstü yakalanan insanların utangaçlığıyla yüzlerini döndüler; ne çabuk unutmuşlardı onun usta bir savaşçı olduğunu.

“Son kez emrediyorum geri dönün ve arabada bekleyin beni.” Dondurucu rüzgârın eşsiz senfonik müziğine ayak uyduran yağmur taneleri ardı ardına çarparken yüzlerine, başlarını öne eğip geldikleri yöne doğru yürüdüler. Gerçeklerle düşlerin iç içe geçtiği bir gece yaşanıyordu İstanbul’da. Atatürk ağaçların arasında kaybolurken şiddetini daha da arttıran yağmur yedi tepeli kentin üzerindeki yedi ayrı noktaya dağıtıyordu evrenin kadim bilgilerini.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 268
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺59,90

Çoklu Zeka Kuramı’ndan faydalanarak çocuklar için hazırlanan bu hikayeler çocukların uygulayarak öğrenme, uygulanan davranışları taklit ederek içselleştirmeleri amacını taşımaktadır.

Ömer ile Kerem’in Maceraları dizisi, birbirinden keyifli hikayelerle kişilik ve kimlik gelişimi sürecine kapı aralıyor. Çocukların okuduklarını içselleştirmeleri için de kitaplarda etkinlikler yer alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 16
En / Boy : 15 / 21
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 3.2019
₺4,50

Çoklu Zeka Kuramı’ndan faydalanarak çocuklar için hazırlanan bu hikayeler çocukların uygulayarak öğrenme, uygulanan davranışları taklit ederek içselleştirmeleri amacını taşımaktadır.

Ömer ile Kerem’in Maceraları dizisi, birbirinden keyifli hikayelerle kişilik ve kimlik gelişimi sürecine kapı aralıyor. Çocukların okuduklarını içselleştirmeleri için de kitaplarda etkinlikler yer alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 16
En / Boy : 15 / 21
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 3.2019
₺4,50

Çoklu Zeka Kuramı’ndan faydalanarak çocuklar için hazırlanan bu hikayeler çocukların uygulayarak öğrenme, uygulanan davranışları taklit ederek içselleştirmeleri amacını taşımaktadır.

Ömer ile Kerem’in Maceraları dizisi, birbirinden keyifli hikayelerle kişilik ve kimlik gelişimi sürecine kapı aralıyor. Çocukların okuduklarını içselleştirmeleri için de kitaplarda etkinlikler yer alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 16
En / Boy : 15 / 21
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 3.2019
₺4,50

“Bu proje bir hayal değil,” diye sözlerine devam etti ABD Büyükelçisi Brown:

“ Pentagon Nükleer Daire Başkanlığı ele geçirdiğimiz projeyi ayrıntılarıyla inceledi. Varılan sonuç, Türklerin toryum projesini hayata geçirdikleri takdirde başarılı olacakları yönünde. Bunun anlamını biliyorsunuz sanırım… Çin’de aynı konuda bir çalışma yapıyor. Asya’nın farklı uçlarındaki iki saatli bomba, dünya imparatorluğumuzu yıkmak için geri sayıma girmek üzere.”…

30 Kasım 2007 Isparta türbetepe saat: 01.18

“Isparta Kule iyi geceler.”

“İyi geceler devam edin.”

“Atlasjet KK 4203, Isparta vor (sinyal verici) üzerindeyiz

“Anlaşıldı in-bound olun. (pisti karşılayın)…

Saat 01.36’da pisti ortalayan uçak pilotunun sesi tekrar duyuldu.

“Isparta Kule in-bound olduk”

“Anlaşıldı Atlasjet, yaklaşmaya devam edin.”

Kontrol kulesindeki memur derin bir nefes aldı. Uçağı sorunsuz indirecek olmanın verdiği keyifle kahvesinden bir yudum içip, tekrar ekrana baktı.

“Bu da ne ya!”

Yan taraftaki arkadaşı da meraklanmıştı, “Ne oluyor?” diye sordu.

“Atlasjet ekrandan kayboldu, bağlantı da kesildi, saçmalık bu!”…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 282
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺64,90

Yangının yeni bittiği, küllerin yere inmediği günler... Yorgun halk yığınları, viran olmuş köyler, yıkılmış şehirler... Yeni dönemin sancıları içinde matbuattan siyasete her tarafta derin fay kırıkları... İttihatçılar, İkinci Grupçular, Hilafetçiler, Cumhuriyetçiler... 

Ve kurtarıcı paşalar arasında başlayan kuruluş kavgası... Peşpeşe gelen devrim kanunları... Deli Halit cinayetinin, Şeyh Sait isyanının, sürgünlerin, Takrir-i Sükûnların karanlık fonunda derin bir hesaplaşma... Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın soluk kesen hikâyesi...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 284
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺47,90

Eski kurt gözlerini daldırıp zihninde bir şeyler hesaplar gibi duraklamıştı.

Yalnız tetik çekme işine sen karışma. İyi atıcısın, sağlam fedaisin amenna… Ama bu iş başka… Her şeyin bir ilmi, inceliği var. Olurda suikast hedefine ulaşamazsa alimallah tüm ittihatçıları seninle ilişkilendirip toptan darağacına gönderirler. Anlayacağın; bize bizden olmayan bir fedai lazım... İyi bir fedai... Attığını vuran, vurduğunu düşüren bir fedai...

Aynı Yakup Cemil gibi…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 382
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺64,90

Yed-i Kudret; yani kudret eli... Âlemlerin tek ve bir Rabbinin dilediği adedince, diledikleriyle hayat bulur, zuhur eder ve huzura gelir! Bu, bazen sırlarla gelen bir Allah dostunun ruhumuza, hayatımıza dokunuşlarıyla olur; bazen meleklerin, bazen kaza veya kederin... Şerden hayr da çıkar... Özümüzdeki vicdan, sağduyu, feraset, basiret gibi duygular daha önce az koklayabildiğimiz kokular gibi keskinleşir, olgunlaşır, içimizdeki melekle ruhumuz gittikçe hemhâl olur; Melekleşir! Işte bu kitap, böylesi bir halleşmelerin; kabuktan öze yapılan "isteyerek veya istemeyerek de olsa geliniz" emri yolculukların, hatıraların ve en önemlisi size olan kim bilir bize hasıl olmuştur dedirtip "tefekkür ve farkındalıkların" komşudan alınan küçük bir mayası olarak (da) kabul edilebilir...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2017
₺36,00

Bir yanda debdebe, lüks ve şatafatın baş döndüren cazibesi... Savaşmaktan yorulan devletlûların hiç bitmeyen eğlence sarhoşluğu... Gösterişli alaylar, köşkler, kasırlar; zevk ve safa ehli yeniyetme zenginler...

Diğer yanda devleti kangren gibi saran suiistimaller...

Mafyanın, adam kayırmanın, rüşvetin makbul sayıldığı devlet katları... Yangınlar, depremler, salgın hastalıklar ve pahalılığın çaresiz bıraktığı fakir kitleler...

Sefahet ile sefalet arasında akıp giden yıllar... Gelişme ve yozlaşmanın birbirini tetiklediği derin fay kırıkları...

Devletin tepesinde bir vezir... Halkı, esnafı, ulemayı, askeri peşine takan bir hamam tellağı...

Ve derin bir hesaplaşma...

Kalemiyle Osmanlı İmparatorluğu'nun duraksadığı o sancılı döneme ışık tutan Zekeriya Yıldız, eğlenceden isyana uzanan süreci anlamak için, okuyucuyu hazan ve
hüzün yüklü bir yolculuğa çıkarıyor...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 464
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺18,75

Bediüzzaman Said Nursî'nin Kur'ân'dan aldığı dersle telif ettiği Risale-i Nur, yazıldığı zor şartlardan bugüne bu ülkede ve başka diyarlarda milyonlarca insanın hidayetine vesile oldu. Milyonlarca insan namazla, Kur'ân'la ve sünnetle onun vesilesiyle tanıştı.
Bu büyük iman hizmetine karşılık, Risale-i Nur ve müellifi, bekleneceği gibi, ilk günden itibaren din karşıtı unsurların husumetine maruz kaldı. Garip olan ise, bazı dindar unsurların şu veya bu sebeple bu husumete ortak olmasıydı.
Bu husumet ve taarruz, dönem dönem alevlendi, dönem dönem yavaşladı. Ama telif edildiği ilk günden bugüne, hep varoldu.
Şimdilerde, bu husumetin kendisini yeniden ifşa ve ifade ettiği bir süreci yaşıyoruz. özellikle 15 Temmuz darbe sürecinden bugüne, bazı ağızlar sözbirliği etmişçesine tâ 1930'lardan kalma iddia ve terâneleri bir kez daha ortalığa yayma gayretinde.
Elbette, birileri üstüne çamur attığı için altın asla değerini kaybetmez ve elmas hakikatler üstüne ilişen tozdan dolayı kıymetten düşmez. Ama onlardaki o kıymeti teyid etmek için, sürülmek istenen o lekeleri temizlemek ve o elmas hakikatlere saykal vurmak da gerekir.
Bu kitap, söyleşi dilinin akıcılığıyla, işte böyle bir niyetin ve çabanın ürünüdür...
- Fetullahçılık, Nurculuğun neresinde
- Risale-i Nur mesleği ve Fetullahçılık arasındaki temel farklar
- Risale-i Nur'a husumetin kısa tarihi
- Bediüzzaman 'Ben Mehdiyim' dedi mi
- Nedir şu 'diyalog' meselesi
- Rüya ile amel edilir mi
- Nur talebeleri Kur'ân okumaz mı
- 'Yazdırıldı,' ne demek
- Ebced bizim neyimiz olur
- İslâmî miras içinde Risale-i Nur'un yeri
- Abdülhamid-Bediüzzaman ilişkisi
- Bediüzzaman İttihadçı mıydı


Sayfa Sayısı : 336
Basım Tarihi : Nisan 2017
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 2. Hamur
Basım Yeri : İstanbul
₺56,90

Eski dünyanın ortasında, Arap yarımadasının batısında, Hicaz bölgesinin Mekke şehrinde yetim ve emin bir kul, insanlara yeryüzünün tek bir sahibinden haber getirdiğinde, başlangıçta birkaç iyi insandan başka kimse yoktu onu dinleyen. Derken tevhid güneşi usulca rahmet hüzmelerini yaymaya başladıkça, küfrün bürûdetinden buz kesen kalpler de yavaşça erimeye ve hayat belirtisi göstermeye başladı. Kimileri vahiy güneşinin ilk dokunuşuyla çözülmeye hazırdı… Ve hiç tereddütsüz bu hakikatin baharında buluverdiler kendilerini. Onlardan bir kısmı da ilkler kadar çabuk değilse de içlerindeki hakikat arayışı batılın kucağında daha fazla kalmalarına izin vermedi ve tıpkı diğerleri gibi onlar da vahyin ışığına gözlerini açtılar…

Kimilerine ise ne ötelerden gelen bir söz, ne de ötelerin elçisi olduğuna dair bu yetim ve emin kulun elindeki herhangi bir olağanüstü hadise, kalplerini yumuşatmaya yetmiyordu. Belli ki içlerindeki kibir putunu bir yetim kırsın istemediler. Belli ki zifir kuytularında güneş belledikleri şirk mumunu bir kimsesizin hakikat nefesinin bir çırpıda söndürmesine razı olamadılar. Kalpleri buz değil taş kesmişti. Hatta taştan da kaskatı… Oysa nice taşlar vardı, hakkın karşısında paramparça olan… Ve nice rahmet kaynaklarına yol veren.

Hâsılı, öncekiler onun eminliğine bakıp mümin olup gittiler… Diğerleriyse o masumun yetimliğine takılıp yitip gittiler; bir işaretiyle kameri iki parça eden elinin üstündeki kudret elinden habersiz…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2016
₺11,25

işletme ve pazarlama uzmanı Özgür Bayraktar'ın ikinci kitabı da Selis Yayınları'ndan
çıktı. Dijital İşletme Bilimi adıyla yayınlanan kitapta, dijital dünyada başarılı
bir işletme oluşturmanın püf noktalarına değiniliyor.
2007'den beri çok uluslu markalara Türkiye pazarındaki pazarlama çalışmaları ile
ilgili topluluk yönetimi ve dijital pazarlama danışmanlığı yapan Özgür Bayraktar, 2009
yılındaki seçimlerde İstanbul'daki Belediye Başkan Adayları için dijital iletişim danışmanlığı
yaparak, Türkiye'deki siyasetçileri ilk kez sosyal medya ile tanıştırmış oldu.
Gün geçtikçe dijitalleşen yeni ekonomi düzleminde işletmeler için de son derece cazip
fırsatlar bulunuyor. Dijital işletmeciliğin geleceğini ve olanaklarını çözümlemek için
hâliyle oyuncularını ve dinamiklerini iyi analiz etmek gerekiyor.
Halen Bahçeşehir Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak akademik çalışmalarına
devam eden Özgür Bayraktar, yeni kitabında başarılı bir dijital işletme oluşturmanın
hiç bir zaman kolay olmadığını, girişimciler açısından keyfedilmemiş engellerle donatılmış
uzun bir süreç olduğunu ifade ediyor.
"Bir İletişim Modeli Olarak Oyunlaştırma" isimli ilk kitabı 2015 yılında Selis Yayınları
tarafından yayınlanan Bayraktar'ın Harvard Business Review ve Forbes'da yayınlanmış
makaleleri bulunuyor.


Sayfa Sayısı : 144
Basım Tarihi : Mart 2017
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 2. Hamur
Basım Yeri : İstanbul
₺9,84 KDV Dahil

"Bir an ve bir iz, suya düşen bir damla kadar küçük, fakat oluşturduğu halkalar kadar büyüktür."

Bilmek başka, bulmak başka, olmak büsbütün başka denmiştir. Cemil Tarık,Tesir’le bize bu çetin gerçeği tekrar hatırlatıyor. İçiçe gelişen olayları, zengin kişi kadrosu, nakış gibi işlenmiş karakterleri, gündelik gerçeğin içine gizlenmiş olan sırları yalın ve samimi bir anlatımla yansıtması bakımından Tesir, edebiyatımıza yeni ve değerli bir yazarın katıldığını gösteriyor. Tesir sayfalar ilerledikçe etkisini arttıran bir kitap... Amak-ı Hayal’le başlayan, bugünlerde çeşitlenen, zenginleşen bu anlatı biçimi Tesir’le etkileyici bir örneğine daha kavuşmuş görünüyor. Cemil Tarık, maceranın en zor yerinde Yunus’u davet ediyor:

“Bu bir acayip haldir bu hale kimse ermez
Alimler da’vi kılar veli değme göz görmez…’’

Bilge şairin dil örtüsüne büründürdüğü sır, bir anlatı ile yeniden aranıyor Tesir’de. Cemil Tarık’ın, okurunun kalbine gönderdiği dua şöyle: “Ey Rabb’im! Göğsüme genişlik ver, işimi bana kolaylaştır. Dilimin düğümünü çöz ki sözümü anlasınlar.”

Tesir, böylesi bir niyaz gibi okunuyor.

-Sadık Yalsızuçanlar


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 166
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2015
₺15,00

Büyük İslam filozofu Farabi'ye göre; siyaset ile mutluluk arasında bir bağ vardır. İnsanın topluluk halinde yaşamasının temelinde yardımlaşmaya duyulan ihtiyaç yatmaktadır. Ona göre devletin menşei, şu görüşler üzerine oturur: Ontolojik izah tarzı, biyo-organik nazariye, tabii çevre nazariyesi, ihtiyaç teorisi, sevgi ve adalet kuramı ve saadet nazariyesidir.

Meşhur filozof İbn-i Haldun ise, devletin kaynağını kuvvete dayandırmaktadır. Ona göre, dayanışmaları çok güçlü olan göçebe topluluklar şehirlerde yaşayan insanlar üzerinde kuvvete dayanarak hakimiyet kurmakta ve devlet doğmaktadır.

M. Hamdi Yazır'a göre, ezelde Allah ile ruhlar arasında yapılan "kalu-bela" sözleşmesi medenileşmenin ve devletin başlangıcıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 12 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2015
₺9,00

"Ah ben ona nasıl aşık oldum?", "Aslında hiç tipim değildi", "Onun için günlerce ağladığıma inanamıyorum", "Bir aşk uğruna her şeyimi kaybettim..." Tipik aşk sonrası pişmanlık cümleleri değil mi? Aşk ne acayip bir hastalık değil mi? Peki bu kadar acı çektirmesine, aklımızı başımızdan almasına rağmen niçin aşık olmak için çıldırıyoruz? Hem bu aşkın bedenimize ve ruhumuza yaptığı numaralar ne? Çok aşığız ama hiç anlaşamıyoruz, niye?

İşte size dört başı mamur bir aşk kitabı. Yalnız dikkat! Bu kitap aşkla aranıza girecek, ama bence çok iyi edecek. Gözünüzü açacak, belki de o çektiğimiz aşk acısından anında kurtulmamızı sağlayacak. Okumak lazım, durumu anlayıp 'aşk' konusunda rahatlamak lazım….

- Ayşe Özyılmazer, Gazeteci - Yazar


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 166
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2016
₺44,90

Yaşlanmış ve yıpranmış dünyamız da çoğumuz mutsuz bir haldeyiz. Manevi iklimlerden soyutlanmış hayatımızda adeta iki yakamız bir araya gelmiyor. Özellikle büyük şehirlerde yaşayanlarımız çok daha sıkıntı içindeler.

Aşkta, parada huzur bulamayanlar çaresizlik ve arayış içindeler. Tüm bunlardan, elbette yoktan var edenin haberi var. Allah düşen yapraktan bile haberdardır. Şu bir gerçektir ki; Allah kullarının tamamının mutlu, huzurlu ve sağlıklı olmasını ister.

Üstelik bunların anahtarını da Kuran-ı Kerim'de beyan etmiştir. Ayrıca kul en sıkıştığı ve çaresiz kaldığı anlarda yanında ve dilinde hep Allah'ı bulur. Hira mağarasında Ebubekir (ra) kendisinden çok kâinatın medarı iftiharı (sav) için korkuların ve paniğin en büyüğünü yaşarken Allah'ın ayetleri Resul-ü Kibriya'nın dilinden dökülüyordu.

"Korkma Ve Mahzun Da Olma; Allah Bizimle Beraberdir"

Evet, Rabbimiz her daim bizimle birliktedir. Kalplerini hiçbir dünyalık meta ile tatmin edemeyenler sadece onu anarak esenlik ve huzura kavuşabilirler. Bizler hatırlamayı, anmayı, tefekkürü ve tevekkülü iyi anlayıp yaşadıkça yaratana olan yakınlık en üst seviye ye ulaşacaktır.

Aşık olunacak en gerçek şey Mevla'mızdır. O aldatmaz, yarı yolda koymaz ve Allah diyen asla yanılmaz. Tüm duaların sahibi O dur. Her şey ondan istenir. O istemesini bilene sınırsızca verebilendir. Kısacası Allah de mahsun olma. Bırak kötü kalpliler ve iflah olmaz materyalistler karanlık dünyalarında oyalanadursunlar. Bırak sahte yüzler maskeleriyle yaşamaya devam etsinler.

Tüm bunlar ölüm gelene kadar değil mi? Şairin dediği gibi "ölüm gelince başa yarıda kalır düşler, altınlar ve gümüşler" Öte yandan gerçek aşkı bulanlar Allah deyip mahsun olmayanlara ne gam. Sevgilisine kavuşan talihli sevgili. Ne mutlu sonsuzluğun sahibine gönül veren kutlu kişiye. Bir rüya gibi gelip geçecek olan fani ve geçici dünyayı arkaya atanlara müjdeler olsun...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 167
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2015
₺37,90

Evlilik, Sen 'i, Ben'i muhabbet ateşinde eritip, Biz'e dönüştürme sanatıdır.

Evlenenler, sadece bir evi değil; gönüllerini, sevgilerini ve kararlarını da paylaşırlar.

Eşler tek beden, tek ruh olur; aralarından ayrılığı, gayrılığı kaldırırlar.

Evlenmek, evi dört duvar olmaktan çıkarır, bir sevgi Cenneti yapar.

Aksi halde, evlilik sırf beden ve maddeden ibaret kalır. Öyle bir evden de iyi evlat yetişmez.

Bu eser, sağlam yuvalar kurulsun, eşler ve çocuklar hep mutlu olsun diye yazıldı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2016
₺9,00
Mehmet Akif, içinde bulunduğu coğrafyanın ve bir meyvesi olduğu Türk-İslam tarihinin düşünen bir ferdi olarak, dünyayı ve içinde bulunduğu çağı çok iyi tahlil etmiş, onun eksik ve arızalarını, çürümüş yanlarını teşhis ederek inanç-vicdan bilim eksenli önemli reçeteler sunmuştu. Milletimiz için ölüm kalım savaşı olan "Kurtuluş Savaşı"nda herkes bir şeyler yapmanın gayreti içindeydi. Bir gönül insanı olan Mehmet Akif de gönlünün sesini dinlemiş ve Milli Mücadele’deki saflara katılmıştı. Halka ümit ve heyecan aşılayan hutbeler okumuş, gönülleri çoşturan şiirler yazmıştı. Gün döndü, zaferler kazanıldı, yeni bir cumhuriyet kuruldu. Âkif, Birinci Meclis’te milletvekili oldu. Ancak, önce Milli Mücadele’yi tenkit edip, elde edilen zaferlerden sonra Ankara’ya gelenler her ne hikmetse dönemin iktidarının nimetlerinden yararlanmış, canını ortaya koyarak hak ve hakikati haykıran Mehmet Âkif’in bahtına ise maalesef gönüllü sürgünlük düşmüştür. İstiklal Marşı her seferinde çoşku ile okunur da, Âkif’in İkinci Meclis’te niye safdışı edildiği pek konuşulamaz. Bu kitapta, Mehmet Âkif’in Milli Mücadele yıllarındaki hayatına dair ayrıntılar bulacaksınız.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2007
₺74,90

Varlığı yorumlama anlamında en büyük simyacılar peygamberler ve ariflerdir. Onlar insanın büyük dönüşümü için, yani altın kalbin keşfi için, başımıza "bilinçli-maceralar" açan ve yol gösteren üstad-rehberlerdir. Onlar bu sonsuzluk filmi içinde hem yazarlar, hem yönetirler, hem de oyunun kurallarını öğretirler. Onlar simyagerdir. İnsandaki halifelik sırrını anlarlar ve bunu inşa ederler.

Onlar nasıl bir bilinç düzleminde bu halifelik anlayışını imar ettiler? Halifelik anlayışını imar ederken Allah'ın isimlerini nasıl kullandılar? Bu, büyük üstad-rehberlerin varlık algıları gerçekte neydi? Onlar zamanı ve mekanı nasıl ve ne olarak görüyorlardı? Hangi kanalları ve sembolleri kendilerinde keşfettiler? Büyük metamorfozu nasıl gerçekleştirdiler? İnsan-ı Kamil'in tesir gücü nelere kadirdir? Yüce yaratıcımız, Hz. İnsan potansiyelinde yarattığı insana ne gibi yetenekler ve donanımlar verdi? Büyük değişimlerin başlangıcı olduğu kabul edilen 2012 yılına ve sonrasına dünyanın ve yaşamın yeniden yapılanacağı geleceğe kendimizi nasıl hazırlamalıyız?

Bunlara benzer bir çok sorunun cevabı ve Hz. İnsan bilincine olan yolculuğun kritik noktaları Simya: Kur'an'da Şifa Sırları'nda...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺64,90

Kürelerin Müziği Hz. İnsan ve Astroloji adını verdiğimiz bu sıra dışı çalışma; yüksek bir cazibeyle her an gözümüzü alan, bizi kendine çektikçe çeken yıldızlara yapılan bir seyirdir.

Bu eser, zihnimizde oluşturduğumuz önyargıların etkisiyle hep kendi dışımızda yukarılarda bir yerlerde bizden uzakta ve ötede zannettiğimiz yıldızlara, gezegenlere, göğün o sırlı süslerine iç dünyamızdan yaptığımız bir kazı çalışması olarak görülmelidir. Bu kitapta gezegenlerden, yıldızlardan ve burçlardan bahsederken; aslında Allah’ın fiillerini, sıfatlarını ve ‘İnsan-ı Kamil’in kudretini anlatmış olacağız.

Bu kitabı okurken şu gerçeği unutmayalım: Astroloji, tespit ve teşhis yapar; tedavi etmez. Tedavi ve telkin; ancak marifetullah ve marifetullaha götüren ibadetle, yani ilim ve dua ile yapılabilir.

Kubilay Aktaş’ın sezgisel kaleminden dökülen ve astroloji ilmini tasavvufi bir paradigmadan anlatan bu sıradışı çalışma; asli rotamıza yaptığımız doğal seyrimizde yanımıza alsak hiç de fena olmayacak somut bir kılavuz aslında!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 12 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2015
₺89,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 156
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2014
₺64,90

Dipsiz zihnî yetileriyle muhteşem bir ruh dalgıcı olması beklenen insan, neden bu kadar fukarâlaştı; içine düştüğü bu tehlikeli yönsüzlükle, nasıl bu denli çölleştirebildi kendini?

Bu temel sorunun psikolojik, felsefî, sosyolojik, kültürel ve tasavvufî birçok cevabını açık etmek mümkün; ancak kaybedilen uzunca bir vaktin sonunda, "İyi ama nasıl?" noktasındayız şimdi! 'Mutsuzluk' hastalığının kronikleştiği böylesi bir hız çağında; bilinç skalasındaki o olmazsa olmaz yükselişi yakalamanın, ona dokunmanın yolu yordamı ne?

Hayâlin Mûcizesi işte bu soruya bir cevap! İnsanı "insansı"laştıran duygusal ve düşünsel kuyruklardan, tüm o zehirli kayıtlardan uzaklaştıran ve özgürleşmenin kapısını aralayan özgün bir metodoloji. İdrâkte yükselişi sembolize eden Kova Çağı'nda, "süratle arınma"nın alternatif yollarını arayarak "Kozmik Mîraç" haritasında heyecanla iz süren keşif insanının, şaşırtıcı bir can simidi...

Hayâl kurarken dönüşmek, pek gelmemişti değil mi aklınıza? Hayâl, önünde sonunda hayâldi işte! Ne hoş ki öyle değilmiş! Esmâ'ül Hüsnâ ve 'kabuk'tan 'öz'e gidiş sürecinde yeni dönemin katalizörü olan Celcelûtiye rehberliğinde, beklenmedik bir sefere hazır olun. Ve beyninizle, "Matrix" filmindeki bükülen kaşığın rûhî veçhesini nasıl yakalayabileceğinizi keşfe; simyânın merkezine...

Ne var ki, beyin kapasitenizi artırmak üzerine yazılan kitaplardan biri de değil bu! Belki sizi "Beyin"in beyniyle, o muşteşem uzay gemisinin sürpriz pilotuyla tanıştırabilecek; sizi O'na takdîm edebilecek, ilginç bir yol haritası sâdece...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺64,90

Basit rastlantıların büyük fırsatlar getirdiğini iyi bilenlerdensin, kutlarım.

Peki, bu gizemi elde etmeyi nasıl başardın? Bunu eskiden yaptığın bir iyiliğe mi, yoksa engel olduğun bir kötülüğe mi borçlusun? Yoksa bu sırrı hak edecek, harika bir şeyler mi yaptın?
Aslında hayır... Çünkü bazı kapılar yalnızca içeriden açılır.

“Ben ilmin şehriyim. Ali o şehrin kapısıdır.”

Milyarlarca insan geçti Allah Resulü’nün (s.a.v) sözünü ettiği bu kapının önünden...

Kapının ardındaki sırrı merak edenlerden biri de sensin. Tokmağına sen dokunuyorsun yalnızca. Kıymetini bir tek sen bildin, değil mi?

Hayır, hayır. Bu yanlış. Belki sayısız insan bildi kıymetini bu kapının. Hz. Ali, Zeynel Âbidin, İmam-ı Gâzâli, Bediüzzaman Said Nursi ve daha niceleri...

Ama yine de sana anlatacağım sır, yalnızca sanadır. Kimse o sırla sana, şimdi senin kendine yaptığın kadar büyük bir iyilik yapmamıştır.

Sen bir yolcusun. Ebediyete namzet kutsal bir misafirsin. Hoş geldin! Lütfen dur, soluklan biraz, kendini kutla!

İşte sana dünyada çok az insanın bildiği kudsî gizler hazinesi: Sufilerin Saklı Hazinesi: Celcelutiye...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺104,90

Yaşadığımız süre boyunca insanlar tarafından eğitiliyoruz ve bizi etkileyen olaylardan edindiğimiz tecrübeyle olgunlaşıyoruz.

Bize eğitim veren insanların bizim için çizdiği yol ile yaratılışımıza uygun olan yol zıt yönleri işaret ettiğinde ise ruhsal karşılıklar yaşıyoruz.

Yürümemizi istedikleri yolun sonu bize mutluluk getirmeyecek, ancak diğer yolda yürümemiz için de teşvik edilmiyoruz.

Bütün hayatımız boyunca böyle çarpıştığımız ve dalgalandığımız için kendi kendimizle uyuşamadan, ne kendimiz için ne de başkaları için iyi şeyler yapamadan hayatımızı tamamlıyoruz.

Çocukları, yeteneklerini ortaya çıkarmaları ve olmak istedikleri şeyi olmaları için özgür bırakmalıyız.

Biz onlara hakim, asker ya da din adamı olmalarını değil yaşamayı öğretebiliriz ve onlar bir meslek sahibi olmadan önce insan olmalılar.

Çünkü, bir insan ne olmak istiyorsa ya da ne olması gerekiyorsa onu olabilir, sonra vazgeçip başka bir şey olabilir; ama o daima kendisi olarak kalacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 254
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2014
₺59,90
Abdülhamid Han, devlet idaresindeki disiplinsizliğe son vermek, asrın gerektirdiği hürriyetçi reformları gerçekleştirmek, harici münasebetleri yoluna koymak ve memleketi imar etmek, için kolları sıvayıp icraata başladığında, devletin bu durumunu ve yapılan icraatı tarihe geçirmek maksadıyla, bu inkılabın tarihini yazmak vazifesini zamanın kudretli kalemlerinde Ahmet Mithat Efendi'ye vermişti. İşte Ahmet Mithat Efendi'nin "Üss-i İnkılap" adlı bu eseri, bu amaçla kaleme alınmıştır.
...
Bu eser tarihimizin karmaşık bir dönemini tarafsızlık ve açık yüreklilikle tanıtması açısından olduğu kadar, zamanımız olaylarını mukayese etme ihtiyacını doğurması bakımından da önemlidir. Ahmet Mithat Efendi'nin tarihimize ışık tutan bu eseri, bir asır sonra yeniden günümüz Türkçesiyle yayınlanıyor.
(Arka Kapak)
Sayfa Sayısı : 316
Basım Tarihi : Mayıs 2004
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 2. Hamur
Basım Yeri : İstanbul
₺10,63 KDV Dahil

Dünyadaki bütün mutsuzlukların, huzursuzlukların, acıların hesabını sana kesmeye çalışıyorlar! Nerede bir bomba patlasa, hangi çocuğun yüzü asılsa, kim kadınlara şiddet uygulasa adına İslamofobi dedikleri kendi uydurmaları bir yeni dünya düzenbazlığı icat ederek aradan sıyrılmaya yelteniyorlar.

Bu kitap ailendeki, şehrindeki, dünyadaki mutsuzluklara karşı ne yapabileceğini yeniden düşündürmek için sayfalarına karışmanı bekliyor. Allah, kalbini sevgisiyle inşa etti ve onun içerisine kirli şeyler bulaştırmayacağına güvenerek yüreğini sana emanet etti!

İnsanları yüzlerinden bilirsiniz...
Gözleriniz anahtar gibi usulca açar kilitleri.

İnsanları sözlerinden bilirsiniz...
Kulaklarınız kelimelerin izinde aralar kapalı kapıları.

İnsanları yollarından bilirsiniz...
Adımları elverir onları.

İnsanları kalplerinden bilirsiniz...
İyilik ya da nankörlükleri bir ayna gibi gösterir onları.

İnsanları insanlıklarından bilirsiniz...
Hakikate hürmetleri beden perdelerini sıyırıverir üzerlerinden


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2015
₺21,00

Gözle görmeden nasıl ayakkabı boyandığını, nasıl bilgisayar kullanıldığını, sinemada nasıl film seyredildiğini, nasıl rüya görüldüğünü, nasıl top oynandığını öğrenmeye ve sonrasında şaşırmaya hazır olun. Yalnız bir şartımız var: Bu kitabı sadece “bir âmânın hayatını tanıyacağım” düşüncesiyle lütfen okumayın, çünkü bu kitapta çok daha fazlası var.

Elinizdeki bu kitap, hayatın zorlukları ile tanışıp, bu zorlukları kendi lehine çevirebilmeyi başarmış, kendi başarı hikâyesini yazmayı bilmiş ve bunu herkese ispatlamış bir insanın, büyük bir hayat gönüllüsünün kaleminden çıkmış bir kitaptır.

"Bir 'âmâ'nın hayata ilişkin notları" cümlesi ile kendini ve yaşadığı hayatı kitlelere lanse eden bu kitabın yazarı ve bu kitap, aslında bizlere, hayata bakış açımızın nasıl olması gerektiğini, hayata nasıl dokunabileceğimizi gösteriyor. Bundan da öteye giderek, göstermekle kalmayıp, bize en azından bundan sonraki hayatımız için büyük bir kılavuzluk yapıyor.

Recep Tayyip Erdoğan

T.C. Cumhurbaşkanı


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺52,90

Endülüs Devleti’nin kuruluşu, göz kamaştıran yükselişi ve hazin çöküşü dünya tarihinin önemli kırılma noktalarından biridir.

Gemileri yakan ve ardına bakmayan yiğitlerin kurduğu Endülüs Devleti, annesinden "Erkekler gibi savaşmadın, şimdi sana kadınlar gibi ağlamak yakışır!" sözlerini işiten sultanların elinde yok olmuştur.

Hüzünlü boyutu bir yana, bilim ve felsefe gibi insanlığın ortak mirası olan medeniyetin tüm unsurlarını karanlık Ortaçağ Avrupası’na taşıyan Endülüs Devleti, yakıla yıkıla tüketilemeyen eserleriyle tarihin orta yerinde durmaktadır.

Ziya Paşa, İslam ve Avrupa tarihçilerinden büyük bir titizlikle derleyip, akl-ı selim üzere kaleme aldığı bu önemli eserinde Endülüs’ü bütün yönleriyle sunarken; "O büyük kıtanın ahvali bile şark ahalisi arasında anlamsız bir efsane gibi bir müddet dillerde söylenip sonraları bütün bütün unutulmuştur" dediği Endülüs medeniyetinin envanterini çıkarmaktadır.

Okuyucularımızın Endülüs medeniyetiyle ilgili hayal dünyalarını daha canlı tutmak adına kitaba renkli ve lüks krokiler ilave edilmiştir.

Ondokuzuncu yüzyılda dört cilt halinde yayınlanan Endülüs Tarihi titiz bir çalışmanın sonunda tek cilt halinde toplanmıştır.

Geleceğin geçmişten alınan derslerle inşâ edileceğinin bilincinde olan Selis Kitaplar, kültür ve edebiyat dünyamızın değerli simalarından olan Ziya Paşa’nın bu çok önemli eserini siz değerli okuyucularımızın beğenisine sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 664
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2012
₺71,90

Bir akşamınızı, zamanın en büyük uyuşturucusu ve boş vakit geçirme araçlarından biri olan televizyon yerine bu kitaba ayırın ve belki bir daha hiçbir yerde okuyamayacağınız pazarlama ve yönetim taktikleri yanında tarihte ayağımıza pranga vuramayanların, şimdi beyinlerimize o prangaları nasıl vurmaya çalıştıklarını ve bu amaçlarına ne kadar yaklaştıklarını okuyun.

Dünyayı ülkeler mi yoksa büyük şirketler mi yönetiyor?
Rakip gözüken dev şirketler gerçekten rakip midir yoksa gizli ortak mıdır?
Gerçekten özgür bir ülke miyiz yoksa bağımsız bir sömürü müyüz?
İlm-i siyaset nedir? Sadece politikacılara mı lazımdır?
Aristo’nun yüzyıllar önce İskender’e verdiği bölmeden yönetme planı bizim içinde uygulanıyor mu?
Arınmış zihinle şirket yönetimi başarının anahtarı olabilir mi?
Bir işletmeyi rakipsiz kılmaya sebep olmak için hayalet rakipler nasıl kullanılır?
Bütün tüketicilere karşı uygulanacak bir standart mennuniyet programı var mıdır?
Müşteriniz olmayanları memnun etmeye çalışmak neden önemli?
İltimazsız yönetim ne sağlar?

Dünyanın bütün ülkelerinde devletin önde gelen üniversitelerinin eğitim dili kendi anadilleridir. Bizde ise önde gelen üniversitelerin tamamına yakınında eğitim dili ana dilimiz değil, sebebini  hiç  düşündünüz mü?  Çin’de, Fransa’da, Rusya’da, Japonya’da, Almanya’da  önde gelen devlet üniversitelerinde eğitim dilinin İngilizce olmaması ilginç değil mi? Bırakın  bu gelişmiş ülkeleri dünyanın hiçbir ülkesinde bizdeki gibi bir İngilizce temelli eğitim olmayınca insan “Dünyadaki tek zeki devlet biz miyiz?” diye düşünüyor;  
Ya tam tersi ise...

Böl, parçala, yönet devri kapandı. Artık  parçala ama bölme, birbirine düşür; ama bir sınır içinde yaşamaya zorla dönemi başladı. Takım taraftarlığı bile bir ülkede bölen olarak kullanılabiliyor ise gerisini siz  düşünün artık.
Kupkuru hakikati görmek, görünen önemli yanlışların görünmeyen yanlarını öğrenmek için Toplum Mühendisi değerli bir eser.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2014
₺28,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺13,50

Bizler çok ağlayan bir peygamberin ümmetiyiz. Peygamberimiz (s.a.v.) yumuşak kalpli, coşkun duygularla sarmalanmış, Allah lafzının geçtiği her yerde kalbi titreyen bir peygamberdi.

Peygamber Efendimiz ağlamanın önemini şu ifadelerle anlatır: "Yalnız iken Allah'ı anıp gözleri yaşla dolan kişi Hesap Günü'nde imtiyazlı yedi sınıf arasında yer alır."

"Eğer benim bildiklerimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız." diyen Efendimiz gözü yaşlı zamanları Hz. Peygamberin Ağladığı Anlar başlığı altında örnek olaylarla ibretli bir şekilde anlatılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 134
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2016
₺38,90

Bütün sözleri ve davranışlarıyla Kur'an ahlakını yaşayan Peygamberimiz (s.a.v.), bize bazı anlar baldan tatlı gelen kızgınlık ve öfke hususunda da dengeli olmayı öğretmiştir.

Peygamberimiz hiç bir zaman kendi nefsi için kızmaz, asla kendisi için intikam almayı düşünmezdi. O, sadece Allah'ın rızası olmayan durumlarda öfkesini gösterirdi.

Bunun dışında, kişisel meseleler yüzünden ortaya çıkan her türlü öfkeyi, tedavi edilmesi gereken bir maraz olarak değerlendirirdi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 146
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2016
₺38,90

Peygamberimizin (s.a.v.) mütebessim çehresi her zaman bir ölçünün sembolüydü. Peygamberimiz sert ve kaba bir çehre ile gezmediği gibi, onun kahkahalarla güldüğü de görülmemiştir. Ayrıca o hiç kimseyi alaycı ifadelerle küçük düşürüp gülmemiştir. Böyle bir ahlak yapısına sahip olan Efendimizin tebessüm etmesi hangi olaylar karşısında vuku bulmuştu? İşte Hz. Peygamberin Güldüğü Anlar bize Peygamberimizin gülmesi konusunda çok güzel ve aydınlatıcı bilgiler sunuyor. Gülmüş olmak için gülen insanların cirit attığı bugünün dünyasında bu eser rehber olabilecek mahiyette bir çalışmanın ürünü...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2016
₺38,90

• Gezi olayları ve 17-25 Aralık operasyonlarının arkasında çözüm sürecinin olduğunu biliyor muydunuz?

• Erdoğan’ın Abdülhamit’e Menderes’e ve ‘Savunan Adam’ Erbakan’a olan saygı duruşu.
• Erdoğan dönemindeki Gezi vakası, Menderes devrindeki 6-7 Eylül vakaları ve Erbakan’a vurulan 28 Şubat darbesi sizce bir tesadüf mü?
• Amerika’daki 2008 krizi Avrupa’ya nasıl yansıdı?
• 11 Eylül olayları doların uluslararası itibarını nasıl bitirdi?
• Sabancı suikastinin Türkiye’ye verdiği asıl mesaj neydi?
• Küresel sermaye sürüden ayrılanı cezalandırır.
• Ahmet Davutoğlu’nun restorasyon kavramındaki sır nedir?
• Menderes ve devalüasyon.
• Türkiye Osmanlıcayı neden reddetti?
• Galata Bankerlerinin Türkiye gerçeği.
• Çözüm Sürecini sona erdirmeye kadar varan gözü dönmüşlük.
• 28 Şubat’ın ekonomiye vurulan bir darbe olduğunu biliyor muydunuz?
• Erdoğan ekonomisinin arkasında Hz. Yusuf’un bütçe modelinin olduğunu biliyor muydunuz?
• Acı gerçek: Güney Kore ve Türkiye kalkınma yarışına aynı dönemde başladığı halde neden Güney Kore’nin dünya markaları varken Türkiye’nin yok.
• GAP Kalkınma Planı ve Çözüm Süreci ilişkisi.
• 3. köprü ve Marmaray’ın yeni İpek Yolu’ndaki rolü.
• 1699 Karlofça ile yatağından çıkarılan nehir, 21. yüzyılın ilk çeyreğinde yatağına dönmeye başlıyor.

İşte bütün mesele bu. ...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 504
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2014
₺52,50

Karikatürler sadece güldürmeyi amaçlayan görsel metinler değildir. Aynı zamanda insanların bilinçaltını yansıtan bir tür olarak düşünüldüğünde karikatürlerin günlük hayata ve siyasete dair verdiği bilgiler de yadsınamaz. “Karikatürlerle Oryantalizm” kitabı da alışılagelmiş tarih kitaplarının verdiği kuru ve sıkıcı tarih bilgisinin aksine Avrupalı karikatüristlerce çizilmiş canlı ve hareketli karikatürler yardımıyla yaşayan bir tarih algısı oluşturuyor.

1876-1909 yılları arasında çizilmiş karikatürler hem Sultan 2. Abdülhamid devrinin hem de Türk-Müslüman olgusunun Avrupalıların gözünden nasıl görüldüğü ile ilgili önemli bilgiler veriyor. Özellikle İngiltere, Fransa ve Rusya çarkında Osmanlı Devleti’nin politik ve hukuki varlığını sürdürmesinin mizahi ve biraz da ironik anlatımı dikkat çeker. Tahrif edilmiş bir İslam ve geri kalmış, barbar ve keyfine düşkün Osmanlı kimliği, “oryantalist bakışın” ne denli olumsuzlama yönünde oluşturulduğunu da açıkça gösteriyor. Oryantalist bakış açısının temelinde ise ne yazık ki “ötekileştirme ve önyargı” yer alıyor. Böylelikle “oryantalizmin” edinilen bilgiler yoluyla değil, oluşturulan klişeleşmiş yargılarla bir inceleme alanı haline geldiği anlaşılabilir. “Karikatürlerle Oryantalizm” kitabının yapmaya çalıştığı tam da bu noktada karikatürlerdeki figürler ile bu klişeleri açıklamak ve anlamlandırmaktır.

Bu kitap son yıllarda hem Türkiye’de hem de dünyada yaşadığımız şaşırtıcı deneyimlere ve olaylara tarih perspektifinden farklı bir bakış açısı sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2016
₺53,90

Dijital işletme ve pazarlama uzmanı Özgür Bayraktar’ın ikinci kitabı da Selis Yayınları’ndan çıktı.

Dijital İşletme Bilimi adıyla yayınlanan kitapta, dijital dünyada başarılı bir işletme oluşturmanın püf noktalarına değiniliyor.

2007’den beri çok uluslu markalara Türkiye pazarındaki pazarlama çalışmaları ile ilgili topluluk yönetimi ve dijital pazarlama danışmanlığı yapan Özgür Bayraktar, 2009 yılındaki seçimlerde İstanbul’daki Belediye Başkan Adayları için dijital iletişim danışmanlığı yaparak, Türkiye’deki siyasetçileri ilk kez sosyal medya ile tanıştırmış oldu.

Gün geçtikçe dijitalleşen yeni ekonomi düzleminde işletmeler için de son derece cazip fırsatlar bulunuyor. Dijital işletmeciliğin geleceğini ve olanaklarını çözümlemek için haliyle oyuncularını ve dinamiklerini iyi analiz etmek gerekiyor.

Halen Bahçeşehir Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak akademik çalışmalarına devam eden Özgür Bayraktar, yeni kitabında başarılı bir dijital işletme oluşturmanın hiç bir zaman kolay olmadığını, girişimciler açısından keyfedilmemiş engellerle donatılmış uzun bir süreç olduğunu ifade ediyor.

“Bir İletişim Modeli Olarak Oyunlaştırma” isimli ilk kitabı 2015 yılında Selis Yayınları tarafından yayınlanan Bayraktar’ın Harvard Business Review ve Forbes’da yayınlanmış makaleleri bulunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 12 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2017
₺21,67

Rabaa was the fall after the Arab Spring; while January 2011 was a season of growth and change, the summer of 2013 and the massacre in Rabaa ushered in a season of death and destruction. This is not about politics; what happened in Rabaa was about the people. Fathers and daughters, mothers and sons, doctors, teachers, men and women with courage and faith. They each had their own reasons for being in the square that day, they each had their own stories to tell. There are so many stories as to what happened in Egypt in the summer of 2013. But instead of attempting to sway you with our words, we will show you. I hopes of documenting what happened in Rabaa and Nahda squares, the Rabaa Story Foundation (RSF) was established. Using these photographs, each one worth a thousand words, the Foundation hopes to shed some light on the Rabaa and Nahda massacres. The RSF aims at raising awareness of the massacre that happened on August 14th, 2013 in Rabaa Square. The goal of the foundation is to mobilize the international community to take legal and political action against those in charge of the human rights violations that occurred that day. In order to do so, the foundation seeks to document, communicate and commemorate every aspect of the massacre.


Sayfa Sayısı : 100
Basım Tarihi : Ağustos 2015
Kapak Türü : Ciltli
Kağıt Türü : Kuşe
Dili : İngilizce
₺33,60 KDV Dahil
₺56,00 KDV Dahil
Tükendi

Çoklu Zeka Kuramı’ndan faydalanarak çocuklar için hazırlanan bu hikayeler çocukların uygulayarak öğrenme, uygulanan davranışları taklit ederek içselleştirmeleri amacını taşımaktadır.

Ömer ile Kerem’in Maceraları dizisi, birbirinden keyifli hikayelerle kişilik ve kimlik gelişimi sürecine kapı aralıyor. Çocukların okuduklarını içselleştirmeleri için de kitaplarda etkinlikler yer alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 16
En / Boy : 15 / 21
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 3.2018
₺4,50
Tükendi

Çoklu Zeka Kuramı’ndan faydalanarak çocuklar için hazırlanan bu hikayeler çocukların uygulayarak öğrenme, uygulanan davranışları taklit ederek içselleştirmeleri amacını taşımaktadır.

Ömer ile Kerem’in Maceraları dizisi, birbirinden keyifli hikayelerle kişilik ve kimlik gelişimi sürecine kapı aralıyor. Çocukların okuduklarını içselleştirmeleri için de kitaplarda etkinlikler yer alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 16
En / Boy : 15 / 21
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 3.2019
₺4,50
Tükendi

Çoklu Zeka Kuramı’ndan faydalanarak çocuklar için hazırlanan bu hikayeler çocukların uygulayarak öğrenme, uygulanan davranışları taklit ederek içselleştirmeleri amacını taşımaktadır.

Ömer ile Kerem’in Maceraları dizisi, birbirinden keyifli hikayelerle kişilik ve kimlik gelişimi sürecine kapı aralıyor. Çocukların okuduklarını içselleştirmeleri için de kitaplarda etkinlikler yer alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 16
En / Boy : 15 / 21
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 3.2019
₺4,50
Tükendi

Çoklu Zeka Kuramı’ndan faydalanarak çocuklar için hazırlanan bu hikayeler çocukların uygulayarak öğrenme, uygulanan davranışları taklit ederek içselleştirmeleri amacını taşımaktadır.

Ömer ile Kerem’in Maceraları dizisi, birbirinden keyifli hikayelerle kişilik ve kimlik gelişimi sürecine kapı aralıyor. Çocukların okuduklarını içselleştirmeleri için de kitaplarda etkinlikler yer alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 16
En / Boy : 15 / 21
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 3.2019
₺4,50
Tükendi

Batı; değiştirdi, dönüştürdü. Farklı dillere, dinlere, geleneklere, kültürlere hayat hakkı tanımadı. Bütün dilleri, kültürleri, dinleri kendine benzetmeye ve tekleştirmeye çalıştı. Bütün Doğu toplumlarını ve halklarını modernizm dininin mü'minleri hâline getirdi. Eğer farklı kültürler kendine uymamışsa onlara "barbar", "bilimsel değil", "az gelişmiş" dedi ve onları aşağıladı. Bu aşağılamayı da maalesef, aşağıladığı toplumların kendi aydınlarına yaptırdı. Böylece bütün dünyada silahsız, görünüşte zorlama olmaksızın, köklü bir dönüşüm başlattı. Halklara, bu dönüşümü halk kendi isteğiyle yapıyor izlenimi verdi. Dünyanın her köşesinde; mevsim, iklim farklılıkları ve coğrafi farklılıklardan kaynaklanan ihtiyaçlara bakmaksızın, herkese kola içirtti, hamburger yedirtti, aynı müziği dinletti, aynı pantalonu giydirtti, aynı tıraşı yaptırttı.

Bütün dünyayı, onların zenginliklerine saygı duymaksızın dönüştüren Batı, bu dünyanın parçası olan Osmanlı sonrası coğrafyaları değiştirmekte, tahrip etmektedir. Bu çerçevede, Batı'nın saldırısına, Osmanlı sonrası Balkanlar da maruz kalmaktadır. Dünyanın diğer bölgelerinde olduğu gibi Batı, burada da aynı usulleri kullanmakta, Balkanları dönüştürüp buradaki Osmanlı mirasını aşındırırken bunları özendirerek yapmakta, tabiri caizse kaleyi içten fethetmeye çalışmaktadır.

Bu anlamda Balkanlardaki Batı kuşatması öncelikle; internet, diziler, medya ve kilise üzerinden geleneksel kültürün aşındırılması yoluyla sürdürülmektedir. Bu şekilde devam ederse Balkanlardaki Osmanlı mirası eriyecektir, zaten erimektedir de. Buna çare aranmazsa Balkanlardaki Osmanlı mirası ortadan kalkacak; bu süreç, şu an zaten kısmen de olsa var olan, Anadolu'yu da dönüştürecektir.

Zaman, geleneksel kültüre sahip çıkma, tarihî zenginlikleri koruma, bu yolla da bütün dünyayı değiştirme, dönüştürme, geleneksel kültürlere saygısızlık yaparak onları eritme sürecinde olan vahşi Batı'yı durdurma zamanıdır.

Unutmayın! Geleneksel kültüre sahip çıkarak bunu durduramazsanız, bu saldırı süreci bir gün çocuklarınızı da elinizden alacaktır.

Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 1
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺22,50
₺30,00
Tükendi
Edebiyat tarihimizin büyük simalarından Şemseddin Sâmi’nin 1878’lerde Emsâl adıyla kaleme aldığı bu eser, "Vecize-Özdeyiş" türünün seçkin bir örneği olup, Doğu-Batı filozof ve fikir adamlarının hikmetli sözlerinden oluşuyor. Edebiyatımızda bu esere benzer bir örnek Cenab Şehabettin’in Tiryaki Sözler isimli eseri olup, üç yüz vecizeyi içerir. Elinizdeki eser ise hayat tecrübesinden alınmış yaklaşık üç bin vecize ve özlü söz içeriyor. Bazı konulardaki bilgilendirici açıklamalar, esere ayrı bir zenginlik kazandırmaktadır. Düzenlenişindeki bu yöntem sebebiyle Şemseddin Sâmi’nin bu eseri, edebiyatımızda özgün bir yere sahiptir. İlk defa günümüz Türkçesiyle okurla buluşan bu özdeyişleri okuyanlar, her bir özdeyişte asırlar boyunca söylenmiş tecrübe ürünü sözlerin güzelliğine, geçmiş devir insanlarının düşünce ufuklarının genişliğine, aradan geçen zamana rağmen insan tabiatının değişmezliğine ve hayatın aslında "tecrübe"den ibaret olduğuna şahit olacak ve geçmiş asırlarda fikrî bir yolculuğa çıkacaktır. Kısa yaşamında uzun emeklerin mahsulü olabilecek çalışmalara imza atmış gazeteci, tiyatrocu, roman yazarı, dilci ve daha birçok özelliği bünyesinde barındıran bu kıymetli edebiyatçımızın ve eserlerinin tanıtılması, genç nesillere ulaştırılması hiç şüphesiz millî bir görevdir. Uzun ve sabır gerektiren bir çalışma sonunda ortaya çıkan bu çalışmanın ne kadar anlamlı bir eser olduğunu, eseri eline alan herkes taktir edecektir. Sadece öğrenci ve meraklılarının değil, toplum hayatının her katmanında görev yapan insanlardan, ev hanımlarına, politikacılardan, işçi ve esnaflara varıncaya kadar herkese hitap edecek hayat tecrübesi niteliğindeki bu özdeyişler tam bir hazinedir. Şemseddin Sâmi’nin ciddi, uzun soluklu ve farklı dillerde yaptığı okumalarının mahsulü olan bu vecizeler, bir kütüphane dolusu kitap karıştırılarak elde edilecek tecrübelerin çekirdeği hükmündedir. Bu düşünce, tefekkür ve tecrübe ziyafetine hepiniz davetlisiniz.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 278
En / Boy : 15 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2013
₺15,28
Tükendi
"... Bu arada oltalarımızın düğümü çözülmüştü. " Sahi sormayı unuttum. Siz ne iş yapıyordunuz?" diyecek oldu. "Hiç, öyle biriyim" dedim. "Ara sıra buralara gelip balık tutan, kısmeti olursa oltasını birilerinin oltasına dolaştırıp muhabbet arayan, hayata muhabbet bulaştırmaya çabalayan biriyim" dedim. Gülümseyerek kafasını salladı. Kovasında duran canlı balıklardan birini eline alıp "Dolaşan oltamızın hakkım vermek lazım" diyerek boğazın mavi sularına bıraktı..." Hayatın başka türlü aktığına dair her türlü suni gündeme karşı Mehmet Uhri, "muhhabbet ehli" bir doktorun penceresinden hayata tutunmaya çabalayanları, her şeye rağmen kendi gündemlerini yaşayanları hikaye ediyor bu kitapta... Kimi zaman bir bahçıvan, kimi zaman bir öğretmen, kimi zaman bir balıkçının sohbetinde, kentleşmeyle birlikte hayatın ıskaladığımız güzelliklerini hatırlayacaksınız.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2006
₺4,17
Tükendi
Salgın bir hastalıktır toplumsal cinnet, iç savaşlardan beslenerek artar, uluslararası savaşlarla şaha kalkar. Bir toplumdan kovulunca hemen başka bir topluma geçerek sürdürür varlığını... Toplumsal cinnetin ayak seslerini duyanlar sadece sanatçılardır. Çünkü önce bireysel bir iç yangını olarak kendini dışavurur cinnet. Sanatçılar, bireylerin ayak izlerini sürdürdükleri, onların kalp ve zihin ritimlerini dinledikleri için siyasetçilerden, felsefecilerden, toplumbilimcilerden önce farkederler cinneti. Bir zamanlar Poe’nun, Canetti’nin, Kundera’nın... İfşa ettiği toplumsal cinnetin son muhatabının kim olduğunu da elinizdeki kitapta yer alan öykülerinde Mehtap Yılmaz ifşa etmektedir. Yeni toplumsal cinnetin mekanı doğumuzdadır, eski Mezopotamya’da ya da ölüm çıraklığıyla çınlayan Babil’dedir. Yazar, ölümsüzlüğüne telmihen sabit bir mekan ve zaman belirlemez cinnete. Ama acının, açlığın, yürek yangınının, bungunluğun, intihar duygusunun, isyanın, yalnızlığın yüzlerine birer mühür gibi kazındığı insanların ayak izlerini sürerek yakın geleceğin büyük tehlikesini belirtmektedir. Onlar şimdi bir tinercidir, töre kurbanı bir kadındır, aile baskısıyla sevgilisinden ayrı düşen bir aşıktır, kişiğini bulmak için dağa çıkan bir gençtir, karanlık amaçlı kişilerin telkinleriyle kardeşini kurşunlayan bir delikanlıdır... Onların mekanları Dicle’dir, Fırat’tır, Harran’dır, Kuzey Irak’tır... Ne farkeder? Sayıları kısa bir süre sonra milyonlara erişebilecek bu insanların yaşadıkları bireysel cinnetin tanıklığıyla, onun toplumsal bir boyut kazanmamasına karşı atılan bir sanatçı çığlıdır önemli olan. Bunun için umutsuzların dünyasına bir umut ışığı düşürmek ister, Yılmaz. "Bizi duyun, bizi görün" diyen, yalnızlığında bile yapayalnız insanların gözü ve dili olur. "Dicle Sızısı"ndaki öyküler, sorumluluğunu idrak eden bir sanatçının zorunlu kayıtlarıdır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 118
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2007
₺4,86
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 198
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2005
₺9,00
Tükendi

Düşünün, yüzyıllar boyu aynı coğrafyada her konuda kader birliği etmiş halkların torunlarının arasına örülmüş suni duvarlar ayrışmanın ve ayrıştırmanın tuzu, biberi olmuştur.Yine yüzyıllardır birbiriyle tanış olan aynı bayrak ve aynı vatanın ortak sahipleri birbirini tanımayacak duruma getirilirken, Atlantik ötesi kültürüyle, diliyle, teknolojisiyle, sinemasıyla, müziğiyle adeta yatak odamıza kadar sirayet etmiştir.

Kanka; Aynı çatı altında yaşayan insanımızın zoraki olarak birbirine yabancılaştırılmasına karşı konan tepkinin adıdır.

Kanka; Sevginin, muhabbetin, bir olmanın, diri olmanın adıdır.

Kanka; İnsanımızın birbirini yeniden keşfetme, yeniden tanış olma formülünün adıdır.

Evet “Gelin canlar tanış olalım.”

Bir Balkanlı bir Güneydoğuluyu, bir Güneydoğulu bir Kafkasyalıyı tanımadıkça ayrışmadaki kısır döngü ve sürünceme maalesef devam edecektir.
İşte buna dur diyecek panzehirin adıdır, KANKA.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 455
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2014
₺16,50
Tükendi

Haddi aştı kalem ve aşkı yazdı. Bu kalem bana verilen kalemdi. Her ne kadar kalem bana verilse de kelam O'ndandı. İlhamı veren O'ydu. 

Bursa'daydım. Üftâde'nin aşk arayışını yazdım haddim olmayarak. Onunla birlikte aradım ben de aşkı. Onunla yaşadım. Üftâde oldum aşkı tanıdım. Hüdayi oldum nefsi tanıdım. Lâkin bulamadı aşk beni. Üftâde âşık oldu. Hüdâyi nefsini yendi bense sadece yazabildim. Bu hikâyede Bursa'nın ehl-i aşkı Üftâde'yi ve onun aşka sunduğu en büyük eseri Aziz Mahmud Hüdayi'yi bulacaksın. Onlarla aşkı arayacaksın. Duamdır onlar gibi aşkı bulman. Duaya en güzel "Âmin"i aşkla diyorum. 

Bu hikâye ne benim ne de onların hikâyesi. Bu Zât-ı Aşk'ın hikâyesi. Aşkını var edene şükürler olsun. ".Sıdk ile ol Hüdayi eşiğinde daima / Bil hakikat kutb-ulaktâb Hazreti Üftâde'dir." İnsanoğlu arz üzerindeki serüvenini ve bu serüvene dair bütün duygularını mutlaka ama mutlaka çağdaşlarına ve sonrasına zamansız olarak aktarmak ister. Bunu bambaşka bir tat ve koku ile genelin kullandığının ötesinde çok sözcükle aktararak adeta ilahi bir güç kazanır ve entelektüel seviyeye ulaşır. Söz, tarih boyu, düşünce imbiklerinden geçe geçe, söz ustalarının elinde işlene işlene yol alıyor serüvenine. Bu serüvenin adıdır edebiyat. Yolu açık olsun İbrahim Bedioğlu.


Sayfa Sayısı : 157
Basım Tarihi : Şubat 2016
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 2. Hamur
Basım Yeri : İstanbul
₺12,00
Tükendi

Yalnızlığım...
Hatırladığım her şey sana aitti,
Sanırım gerisi yalandı, tükendi gitti.
Bir kaç cümlenin sırtına yükleyip,
Kalbine taşımak isterdim bir tek kendimi.
Tüm kalabalıklar içinde, fezanın boşluğunda kaldığım,
Beş metrekare yerde hayallerime delikanlıca daldığım,
Şiirimi yazdığım,
Taş plaklarımı çaldığım.
Açıp penceremi tek tek yıldızları saydığım.
Sırt sırta dayanmış yazıtlardan kitaplığım.
Tüm ziyaların kaynağı benim karanlığım.
Özgür olduğum, esir olduğum,
Hastalandığım, ölüp kaldığım.
Her gün yeniden doğup sevdalandığım,
Kimse ile paylaşmadığım,
Sözcüklere boyun büktüğüm yalnızlığım.

Yasin 2014


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2015
₺7,50
Tükendi

Dijitalleşen dünya pazarı her geçen gün faaliyet alanlarını ve etkinliğini genişletmektedir. Bu yüzden iletişim modelleri de kendini güncelleyerek dijital çağa uymaya başlamıştır. Oyunlaştırmayı ele almamıza sebeb olan nokta burasıdır.

Çünkü dijital iletişim düzleminde oyunlaştırma son derece cazip fırsatlar sunmaktadır. Oyunlaştırmanın geleceği ve olanaklarını çözümlemek için geçmişini anlamak gerekir. Bu kitabın konusu da oyunlaştırmanın sunduğu fırsatlar, geçmişi ve geleceğidir; savunduğu fikir ise, oyunlaştırmanın iletişim kanalları için daima kullanılabilir ve faydalı olduğudur.

Oyunlaştırma en temel olarak dijital pazarlama için önemli fırsatlar sunmaktadır. Fakat bunun yanında politika ve sosyal sorumluluk projeleri düşünüldüğünde de önemli ölçüde faydalı bir iletişim kanalıdır. Hatta oyunlaştırmanın kendisi bir gelir modeli şeklinde düşünülebilir.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 12,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2015
₺9,00
1 2 3 >
Çerez Kullanımı