“Umut Korkudan Güçlüdür. Nefretten De Güçlüdür.”

Sabaa Tahir’in, ilk kitabıyla sadece Kuzey Amerika'da 1,2 milyon satış rakamına ulaşan, 35 dile çevrilen ve The New York Times genç yetişkin türünün çoksatanı olan serisi, üçüncü kitabıyla kaldığı yerden devam ediyor.

Savaşçı İmparatorluğunun içinde ve ötesinde, savaş tehdidi her zamankinden daha güçlüdür. Kızıl Örümcekkuşu Helene Aquilla, kız kardeşinin ve İmparatorluk’taki herkesin hayatını korumak için çaresizdir ve tehlikenin her yanda, pusuda beklediğinin farkındadır: Geçmişi aklından çıkmayan İmparator Marcus giderek dengesiz ve vahşi davranırken, acımasız Kumandan Keris Veturia ardında bıraktığı kıyıma aldırmadan kendi gücünü artırmak için İmparatorluğun istikrarsızlığından faydalanır.

Kurduğu fantastik evreni özgürlük, adalet, başkaldırı, etik ve insan olmak gibi temalar üzerinden derinleştiren yazar, eğitimini UCLA'da tamamladı ve yazar olmadan önce The Washington Post'ta editörlük yaptı. Bu sırada üzerinde çalıştığı bir makaleden çok etkilendi. Makale, Keşmirli kadınların yaşadığı zorluklar hakkındaydı. Bu kadınların gücü, ona ilk kitabını yazması için ilham verdi.

İlk kitabıyla 2020 yılında, Time dergisinin "Tüm Zamanların En İyi 100 Fantastik Kitabı" listesine giren Pakistanlı-Amerikalı yazar Sabaa Tahir, her yaştan okuyucunun dikkatini çekmeyi başarıyor. Yazar, ailesiyle birlikte San Francisco'da yaşıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 464
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2021
₺83,72

Eli Cohen İsrail için milli kahramandır. Eli Cohen’in tutuklanması ve Şam Merce Meydanı’nda idam edilmesinden uzun yıllar geçmesine rağmen, onun hikayesi İsrail’de ve Arap ülkelerinde anlatılmaya devam etmektedir. Faaliyetleri istihbarat servislerinin eğitimlerinde ders olarak okutulmaktadır.Şüphesiz istihbarat tarihinde bir devletin yabancı bir ülkede faaliyet yürüten bir ajanın nasıl açığa çıktığına dair bilgileri, faaliyetlerini, yaşamını ve yakalanmasını bulacağınız bu kitap İbranice aslından çevrilerek yayınlanmıştır. Kitap aynı anda dizi platformunda’da gösterime girecek Eli Cohen’in gerçek yaşam hikayesini ele alacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 300
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺44,25

Merhum Erbakan;

“Dinle, Sana dizel motoru nasıl çalışır anlatayım. İlk yanmanın olacağı bölüme önce yakıt doldurulur ve sonra akım verilir. Akımın etkisi ile yakıt moleküllere ayrışarak yoğunlaşır, sıkışır, yanar ve patlar.

Bu ilk yanma çok kısa sürer ve kendinden sonraki tüm yanmaları yapar, yani motor çalışır.

İşte sen, öyle bir ilk yanma-patlama (öyle bir iş) yapmalısın ki, kendinden sonraki bütün yanmaları-patlamaları yapsın.

Bu dünya hayatı da çok kısadır. İlk yanma yeridir. Eğer bu dünyada yanmayı başarırsan öbür alem de de ebedi aydınlığa mutluluğa kavuşursun.’’

Erbakan etkisi-devrimi dediğimiz bu örnekte bizzat kendi anlattığıdır. Yaptığı her şey hep ilk yanmadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺47,60

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 199
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2013
₺28,00

Batıda Yeni Bir Şey Yok adlı romanıyla, savaş konulu edebiyatın başyapıtlarından birini imzalayan erich Maria Remarque (1898-1970) çağdaş bireylerin en fazla okuduğu yazarlar arasına girmiştir.

Savaş, faşizm ve vahşeti alabildiğine yalın, alçakgönüllü ve ilk elden tanıklıkla, insanın kanını donduracak gerçeklikteki bir biçimle işleyen bu romanı, çağlar boyunca yankılanacak olan,

´´Savaş vahşetine ve faşizme hayır!´´ diyen bir manifesto gibide okuyabilirsiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 225
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺19,14

…Birbirinden koparılmış milyonlarca soydaş, aynı heyecanları paylaşacak, aynı ülkü için çalışacak ve aynı rüyayı görecekti. Aynı dilde muhabbet edecek, aynı şarkılarla oynayacaktık. Yürekler bir atacak, yumruklar aynı düşmana karşı sıkılacaktı. Turan seli, Türk’e zindan olan duvarları yerle bir edecek, Türk Yurdu’na huzur ve mutluluk taşıyacaktı. Balkanlardan Çin Seddi’ne kadar olan büyük Turan coğrafyasının her yanında şenlikler yapılacaktı. Al bayrağa sarılmış Türk kızları, yollarımıza çiçekler serpecekti. Biz duvarı yıkacaktık, Turan kurulacaktı!

****

…Yüzlerini seçemediğim binlerce insan, ayakları zincire vurulmuş bir halde çamur içerisinde sürüklenerek bir yerlere gönderiliyordu. Onların perişan hallerinin üzerine düşen loş ışığın kaynağını aradığımda, keskin yüz hatları ve kararlı ses tonuyla ayakları zincirlere vurulmuş tutsakları tepeden gözleyen adamın sesini duydum: ‘Düşman yenildi. Şimdi yeni bir düşman lazım!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2014
₺45,00

"Yalnızlık diye tanımlanabilecek bir sessizlik vardı Batı Seria’da... İsrail tarafından işgal edilen, her yanına örülen duvarlarla adeta bir labirent haline getirilen, gettolardan oluşan bir karanlıklar diyarına dönüştürülen Batı Şeria, kan kızılı bir acıyı, Filistinlilerin elindeki son verimli toprak parçası olmaktan çıkarak dehşetin kol gezdiği apokaliptik bir cehenneme dönüşmenin acısını kusmak istiyordu sanki, medeni dünyanın duyarsız gözbebeklerine... Güneş ışığıyla kızgın bir saca dönüşen utanç uvarlarına Filistinli ressamların çizdiği özgürlük resimlerinden utanarak, bir umut ışığına dönüşüp İsrail’in pençesinde kıvranan masum çocukların rüyalarına giremeyişinin kıvranışını taşıyordu avuçlarında... O kadar çok zulme, kana, cinayete, ölüme, umutsuzluğa, mutsuzluğa, acıya ve kedere şahit olmuştu ki! Patlamak istiyordu, yok olup bütün izini silmek Ancak yalnızlık şeklinde tanımlanabilecek bir sessizlik Toprak, insana özgü bir bitkinlik ve bıkkınlığın izlerini taşıyordu sanki üzerinde..." İsrail’in Gazze’ye yardım götüren Marmara gemisine baskın yaparak Türk vatandaşlarını katletmesi ile patlak veren Türkiye ile İsrail arasındaki krizin sonuçlarının nereye varacağını kimse önceden hesap edememişti. Osmanlı Halkları Birliği’nin kurulması ile uyandı dünya... Türkiye İsrail’den Kudüs’ü boşaltmasını istediğinde ise çok geç olmuştu artık; ABD, İsrail’i kendi haline bırakarak Ortadoğu’daki varlığını sürdürebilmenin yollarını aramaya başlamıştı bile...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 342
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺24,00

“Mağaraya geldikten bir süre sonra, aşağıdaki kentin insanları benim varlığımdan haberdar oldu. Ne bekliyorlardı ise, birer ikişer gelmeye, kapıya çıktıkça, merakla beni seyretmeye başladılar. Önceleri korku ile uzaktan bakıp bekliyorlardı; ama sonraları şımarıp mağaranın kapısına yaklaşacak kadar kendilerini rahat hissettiler ve bana seslenmeye başladılar. Bana göre Lykia’nın en gizemli kenti olan Telmessos’un insanları beni gizemli buluyorlardı. “

Mitalojik roman serimizdenTelmessos bilicisinin ilk kitabı olan Syessa Ana’da bundan 2000 yıl öncesine gidecek,Likyalılarla gizemli uzun bir yolculuğa çıkacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2016
₺35,10

Gezi Parkı'nda Başlayan ve Bir anda Bütün ülkeye yayılarak hiç beklenmedik bir anda AB kriterlerine göre 48 ssatlik ek bir direnişle gerçekleşen "Fettan Devrim" ile Mustafa Keser'in askerleri iktidara, Mustafa Keser de rüyasında görse inanamayacağı Başbakanlığa gelmişti. Halkın gözünde artık o bir kahramandı. Bakalım devrim amacına ulaşabilecek ve halk gidişattan memnun kalacak mıydı? Kendisine Karşı yapılan devrim sonucu iktidardan alaşağı edilen "Tayyip"in durumu ne olacaktı? 

Mizah yazarı Rıfat Yörük, başta kendisi olmak üzere "Gezi" ile çok gerilen -zaten hep gergin- halkımızı "Mizahi Gezi'nti" ile gevşeterek güldürmeyi ve bozulan kardeşlik ortamını yeniden kurmayı hedefliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2014
₺12,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺24,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺24,00

90’lı yıllar İslamcılığın belki en heyecanlı yıllarıydı. Müslümanlar henüz devlet erkini ele geçirmemişti, fakat tarihten gelen bir bilinç nehri köylerden büyük kentlere kadar pek çok kişiyi gizli bir Şeriatçılık konusunda harekete geçirmişti. İslamcılık davasına inanmış yüz binlerce genç, emeğinden, üç beş kuruşluk harçlığından özveride bulunup davanın yayılması ve derinleşmesi için canla başla çalışıyordu. Sadece emek ve harçlık değil, aşk bile terk ediliyordu. Dostluk gibi her türden güzel duygular kendilerine ancak cemaatlerin projeleri çerçevesinde bir yaşama alanı bulabiliyor, aile, akraba ve taallukatla ilişki asgariye indiriliyordu.

Nihayet 28 Şubat süreci, bir tarafın tahammülsüzlüğünü gösterirken, İslamcı camia içindeki koflukları da gün yüzüne çıkarmaya yetmişti. Hayat artık dava uğruna paradan, puldan, aşktan ve dostluktan vazgeçen Mehmet Pınarcı için bambaşka bir rotaya sapmak zorundaydı. Ve bunu kimse engelleyemezdi: Pamuk Dayı bile…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 350
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺28,70

"...Yazıya başlayalı iki hafta olmuştu. Müslüman asker her zamanki saatinde kapının dibine geldi ve hiç beklemeden;

"-Kassam öldürüleceksin" dedi.

"-Hazırım" dedim gülerek.

"-Kitabın bitti mi? "diye sordu.

"-Nefretim bitmedi ki, kitabım bitsin" dedim.

"-Bir an önce bitirmeye çalış, söylediğim gerçek" dedi ve postal sesi eşliğinde kapıdan uzaklaşıp gitti.

Bu haber bende hiç bir değişiklik yapmamıştı. Ne bir korku vardı içimde, ne de bir endişe. Sıradan bir gün gibi yazmaya devam ettim..."

Iraklı Müslümanlar kendi vatanlarında el oldular. Guantanamo gibi bir vahşet yuvasına atıldılar ve olmadık işkencelere maruz kaldılar.

Yazar Recep Boz bu günlerin unutulmaması niyetiyle kaleme aldığı "Taş, Kağıt, Guantanamo" adlı romanında yaşanan bu vahşeti yeniden gözler önüne serdi. Müslüman coğrafyasında Müslümanların maruz kaldığı işkencelere şahitlik ettiğinizde içiniz ürperecek ve safınızı yeniden belirleme ihtiyacı hissedeceksiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2015
₺16,80
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 178
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺8,10
Öncelikli amacı Amerika Birleşik Devletleri‘nin iç güvenliğini kusursuzlaştırmak, sonrasında uluslararası terörizme karşı dünya barışını sağlamak üzere tasarlanmış bir proje... Project 44 - Barackode Ülkesini, her türlü iç ve dış tehlikeye karşı korumak üzere ant içmiş, Nobel barış ödülü sahibi, cesur bir başkan... Barack Obama... Project 44-Barackode‘un mimarı olan bir sistem mühendisi, ulusal bir kahraman... Eric Hope... ...Ve şimdi, Amerika Birleşik Devletleri‘ni, uluslararası terörist bir kartelin sürükleyeceği kaostan kurtarmak için, çok az bir zaman kaldı...
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 140
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2009
₺32,25
Tükendi

‘Bu roman, 12 Eylül Cuntası tarafından idam edilen Mustafa Pehlivanoğlu’nun yaşadıklarından kurgulanmıştır.’

Gecenin ötesine yankılanmıştı Mustafa’nın tekbir getiren sesi.
Duyanların yürekleri dağlanmıştı.
Yine de bir umut, sabahı bekliyorlardı.
Olanın, olmamış olması için dua ederek.
Sabah, yayıldı acı haber.
Canhıraş feryatlar yükseldi dost ağızlarından.
Hayır! İstediği bu değildi.
Tekbirler, Fatihalar eşlik etmeliydi yiğit Mustafa’ya.
Bir de isteği vardı…

“Ardımdan hatim indirin!”
Vasiyeti buydu Mustafa’nun!
Kur’an-ı Kerim, ruhların besleyicisi…

Kur’an-ı Kerim…
Mustafa için…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2017
₺20,00

Yüz yıldır Türkiye’yi yöneten ve deşifre edilmeyen gizli yapı: Karar Odası.

Londra İktisat Okulundan İstanbul’a uzanan finansal ahtapotun Milli Mücadele’deki ve Cumhuriyet’in kurulmasından sonraki operasyonları.

Amerikan petrol tröslerinin Mustafa Kemal Paşa ve Mehmet Akif’le yaptığı gizli plan. Ve yüz yıl sonra Sultanahmet’te işlenen garip bir suikast: öldürülen Sırp general Stefan Nikolic ve ardında bıraktığı karanlık ilişkiler.

Soğuk Savaşın sona ermesiyle evrim geçiren iktidar gruplarına karşı Türkiye’nin başlattığı Sancak Operasyonu. Kripto siyasetçiler, sömürgeci işadamları, Irak ve Şam’da kurulan yeni örgütler, ekonomik operasyonlar ve elbette…

Musul’u tekrar almak için başlatılan süreçte şehit düşen gizli kahramanlar.

Teşkilat, Muhafız, Hanedan, Operasyon kitaplarının yazarı Selman Kayabaşı, Mustafa Kemal’den bugüne

Amerikan ve İngiliz sömürge rekabetinin Türkiye’deki savaşını deşifre ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2015
₺28,50

Aselsan’daki gizli projede görev yapan Elektronik Mühendisi Semih Temiz, Sakarya’daki bir arazide intihar etmiş olarak bulunur. Bunun bir suikast olduğunu düşünen MİT, Affan Alkan’ı suikastı çözmekle görevlendirir. Affan Bey cinayetin izini sürerken Turgut Özal’ın bir araya getirdiği ve Rumeli’de bağımsız devletler kurmakla görevlendirdiği gizli bir ekibin varlığından haberdar olur.

Teşkilat, Müslüman olan ilk Türk Hakanı Satuk Buğra Han, Oğuz Yabgusuna isyan edip Türk boylarına İslam’ı yayan Selçuk, Kudüs’ün fatihi Selahaddin Eyyubi, Kosova Devleti’ni kurduktan sonra hayatını kaybeden Muhsin Yazıcıoğlu gibi pek çok ismi yetiştiren gizli bir ekipten oluşmaktadır.

Affan Bey; Kerkük’te başlayan, Kudüs’te devam eden ve İstanbul’da, Çemberlitaş’ın altına gizlenmiş mahzende son bulan iktidar savaşında tarihin bütün tezlerini alt üst edecek birçok gerçekle yüzleşecektir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 270
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺28,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺9,85
Göz kamaştırıcı güzelliğinin ardına saklamayı başardığı keskin zekasını, bitip tükenmeyen hırsının tetiklediği daha fazla güç arayışında hiç çekinmeden kullanan bir kadın... Önüne çıkan herkesi manipüle edebilecek kadar tehlikeli ve güçlü... Üçüncü eşi Kont Philip Waldox’un vefatıyla birlikte merkezi Newyork’ta olan Waldox Şirketler Grubu’nun başına geçen ve Darfur’un yardım meleği olarak ünlenen, BM Genel Sekreteri tarafından BM’in barış sözcüsü seçilen, dünya jet sosyetesinin parlak ismi Yıldız Waldox’un yazdığı senaryo netten Beyaz Saray’ı fazlasıyla ilgilendirir oldu? Yıldız Waldox’un gece yarısı, apar topar, Delta komutanı Albay pilot Martin Leville’le, sadece çok özel ve gizli operasyonlarda kullanılan ve ses hızından üç kat daha hızlı giden uçağa bindirilerek Amerikan Başkan’ı George Lindemann’a götürülmesinin sebebi bu senaryo olabilir mi? El Faşer’deki BM Üssü, Amerikan yönetimi için niçin son derece önemli? Sudan’da neler oluyor? Darfur gerçekten de El Kaide’nin merkezi haline mi geldi? Newyork’taki BM ana binasında insan kaynakları direktörü etiketi altında görev yapan James Wilson aslında CIA için çalışan bir ajan mı? CIA’in Mısır Hükümeti’nin BM’de görev yapan Din Ataşesi Muhammed Cafer hakkında hazırladığı rapor doğru olabilir mi? Muhammed Cafer’in El Kaide ile bağlantısı var mı? El Kaide’nin elinde tüm dünya nüfusunu haritadan silebilecek kadar güçlü bir nükleer silah olabilir mi?
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 316
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2009
₺28,50

Godfather Mitosu, Coppola’nın kuşatıcı bir bakışı hak eden gangster üçlemesini enine boyuna tartışan, bu filmlerdeki göstergeleri titiz bir bakış açısıyla analiz eden, kapsamlı ilk Türkçe çalışmadır. Sinema tarihinin “en iyi bilinen mafya ailesi” Corleone’lerin iç ve dış mücadelelerini, aile kurumunun tasvirini, verili sistemde karşılığı bulunan gangsterlerin hesaplaşma- larını ve şiddetin trajedisini seyretmek için değil, okumak için önemli bir fırsat sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 422
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2015
₺67,50

Golding, kendi yaşamından izler taşıyan Piramit’te bizi 2. Dünya Savaşı öncesinde İngiliz taşrasının “sınıf takıntılı” ve boğucu ortamına götürür. İnsanların katı bir toplumsal hiyerarşiye göre konumlandığı, herkesin kendi yerini bildiği bu kasabada birbirine hiç temas etmeyen hayatlar sürülür. Anlatının henüz yetişkin dünyasındaki ilişkileri kavrayamamış bir gözlemcinin, genç ve toy Oliver’ın bakış açısından aktarılması ise ironiktir. Piramit, 1920’lerden 1940’lara uzanan yeniyetmelikten yetişkinliğe geçiş sürecine tanıklık ettiğimiz Oliver’ın çocukluğuna ve gençliğine ait trajik olduğu kadar da komik üç hikayeden oluşur.

Romanın başında sosyal merdivende yükselmek üzere ilk adımı atarak Oxford Üniversitesi’ne başlamaya hazırlanan Oliver, hem alt orta sınıftan gelen anne babasının “sınırlı” dünyalarına hem de kasabanın daha yüksek sınıftan sakinlerine karşı öfke doludur. Toplumsal tabakalaşma ve sınıf bilincine dayanan bu “piramit” benzeri yapı, Oliver’ın kişisel olarak aşması gereken bir engeldir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 223
En / Boy : 12,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺33,90

Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok kitabıyla on altı hafta en çok satan kitaplar listesinde birinci sırada yer alan Osman Pamukoğlu'ndan yine çok konuşulacak, fırtınalar kopartacak bir roman: Cehennemdere Kanyonu.

Yirmi asker ve bir yüzbaşı... Zemheri ayazında karlı ve dumanlı dağlarda, derin vadilerde, rüzgarlı ovalarda adım adım iz sürüyorlar... Bu dağlarda korkuya, kuşkuya ve aptallığa yer yok. Her hareketleri ölüm ve yaşam arasındaki ince sınırın ne tarafında olacaklarını belirliyor.  Amaçları vatanı korumak.

En son varacakları hedef ise Cehennemdere Kanyonu!

Osman Pamukoğlu, Güneydoğu'nun sarp dağlarında, kar kış demeden, vatan aşkıyla PKK'nın izini süren yirmi bir komandonun muhteşem mücadelesini kendi tanık olduğu olaylardan yola çıkarak romanlaştırdı. Cilo Dağları'ndan Han Yaylası'na, Sat Dağları'ndan Cehennemdere Kanyonu'na uzanan bu nefes kesen öykü, sadece Türk askerinin zor şartlar altındaki kahramanlıklarını anlatmakla kalmıyor, Türkiye gerçeğini görmezden gelenlere Mehmetçiğin acısını, korkusunu, sevincini ve her şeyden ama her şeyden de çok yüreklerinde taşıdıkları sonsuz cesareti haykırıyor.

Osman Pamukoğlu'ndan destansı bir roman...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺29,90

“Köyümüzü Müfreze bastı, kurban olduğum. Sabaha karşı geldiler, evlerimize düşmana saldırır gibi saldırdılar. Divan Ali ile Tingo’yu arıyorlarmış. Bir de Hane ile kocasını… Müfreze, atlarıyla daldı damlarımıza. Gençler yoktu, hepsi dağa kaçmışlardı. Köyde beli bükülmüş yaşlılarla kadınların sırtlarına sopalarla ve kılıçlarının tersiyle bellerine, butlarına, rast gelen yerlerine vurmaya başladılar.

Müfrezenin önüne dolaklarımızı attık, poşularımızı attık, tınmadılar. Oysa biz kadınlardık. Cennet anaların ayakları altındadır demişti peygamberimiz. Bunlar ne kadını, ne kadın çığlıklarını, ne Allah korkusunu biliyorlardı. Yapmayın, etmeyin, bunlar günahsız, mazlum insanlar dedik! Başlarına vurmayın, mazlumları sakatlayacaksınız. Sakatlananlar deli divana olacaklar. Yalvardık, yakardık ama zalimleri durduramadık. Anaların kucaklarındaki çocuklarını kurşunladılar. Bebelerini itlere parçalattılar. Kadınları çocukları korkuttular, yüklüklere yatak altlarına baktılar, beşikte yatan çocukları korkuttular. Gelinlerimizi kızlarımızı taciz ettiler. Yüreğimize korku saldılar. Silah araması yaptılar. Bir şey bulamadılar,”

“Borbor kardaşım! dedi Şıh,’Gördüğün gibi, nerde varsa böyle zulüm, çaresi isyan olmuştur. İsyandan başka çaremiz kalmamıştır. Oysa zulüm kalıcı değil. Hemen de gitmiyor. Git desen de gitmiyor. İnsanlara acı çektire çektire, işkence ede ede gidecek. Onun şartını koyanlar böyle buyurmuşlar. Bunlar doyumsuz insanlardır. Bin yıl versen, bin yıl yaşayacaklarını, bin yıl zulüm yapacaklarını sanırlar. Çok zulüm yapmakla, çok yaşayacaklarını sanırlar. Kan, zulüm, vahşet, gözyaşı kimseye hayır getirmez. Bunları askerde öğrettiler bize. Bazılarını da kitaplarda okuttular. Bir zamanlar Makedonya Kıralı, Büyük İskender sonra, Atilla, sonra Cengiz Han, sonra Timur, sonra Napolyon, sonra Osmanlı dünyaya hükmedeceğiz diye yola çıkmışlar, ama yaptıkları zulümden, döktükleri kandan başka bir şey bırakmamışlar geride’ ....”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 589
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2015
₺40,00

Diciembre adlı tiyatro kumpanyasının son kalan iki mensubu, Henry ve Patalarga, eski ve unutulmaz bir deneyimi bir kez daha yaşamayı kafaya koymuş; oyundaki üçüncü karakterin rolünü yeni mezun Nelson’a vermiş, Peru kırsalında Ahmak Cumhurbaşkanı adlı oyunla turneye çıkmıştır. Kitap boyunca Peru’nun yakın tarihini, ülkeyi perişan eden iç savaşı, o savaşın etkilerini, bu üç aktörün çok ilginç ve sürprizlerle dolu kişisel hikâyeleri aracılığıyla öğreniriz.

“Onun kuşağından insanlar, aslında gayet sıradan olayları açıklamak için korkunç senaryolar yazarken pek az yardıma ihtiyaç duyarlar. Gazete okuyarak, aptalca bir savaşın gönülsüz katılımcıları olarak, anlamsız seçimlerde oy verip durarak, paranın değerini kaybetmesini, istikrar kazanmasını, sonra yeniden değer kaybetmesini izleyerek, yaşıtlarının stres yüzünden kalp krizi geçirmelerine, kansere yakalanmalarına, depresyona düşmelerine tanıklık ederek bir yaşam boyu kusursuzlaştırdıkları bir beceridir bu.”

“Mindo’yu güdüleyenin kıskançlık olduğunu varsayabiliriz. Kıskançlığına gafil avlandığını da. Bu duygudan rahatsız olmuştur, beş sabahtır, daha yakın bir geçmişe kadar yalnızca kendisine ait olan dairenin oturma odasındaki kanepede uyanmaktan rahatsız olduğu gibi tıpkı. Derlediğim bilgilerden, Ixta’nın ilişkilerini esasen doğru okuduğu sonucuna varıyorum: O ve Mindo çok iyi ama birbirlerine hiç uygun olmayan iki genç insandı; öyle denk düşmüş, başlangıçta bu gerçeğe gözlerini kapatmışlardı. Zaman içinde, öyle ya da böyle ayrılacaklardı, en iyi koşullar altında bile, birlikte yaptıkları çocuk, Nadia, babasından belli bir uzaklıkta büyüyecekti.  Çevrelerindeki pek çok insan sezgileriyle bu durumun farkındaydı ve çok yüksek ihtimalle, işler başka türlü ilerleseydi, Mindo ve Ixta yetişkinlerin genellikle yaptığı gibi bu doğal ve gerekli bir yabancılaşmayla yaşamanın bir yolunu bulacaklardı.”

Kitabı bir aşk, ihanet, kıskançlık, intikam ve cinayet hikâyesi olarak da okumak mümkün, çünkü hepsi var, ama hepsinin toplamından fazlasını, büyük bir başarıyla anlatıyor Alarcon.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2014
₺52,80

'Buradan baktığımızda', feminizm, savaş ve militarizm nasıl görünür? Kadınları savaşa ve militarizme karşı örgütlenmeye yönelten saikler nelerdir? Ve kadınlar genellikle neden 'kadın kadına' örgütlenmeyi seçer? Cockburn'ün iki yıl içinde katettiği 130 bin kilometrelik mesafenin ürünü olan bu özgün çalışma, Sierra Leone, Kolombiya ve Hindistan'dan Türkiye, eski Yugoslavya ve Britanya'ya kadar pek çok yerdeki savaş karşıtı kadın aktivizmini inceliyor. Militarizme, savaşa ve savaşın beraberinde getirdiği ırkçılığa karşı çıkan yerel ve ulusal grupları, uluslaraşırı kadın ağlarını tanıtıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 324
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2009
₺52,50

Ülkemiz ne yazık ki karanlık bir hukuk süreci sarmalından çıktı. Mülkün Temeli sarsıldı. Ülke kaybetti, kurumlar ağır yara aldı. Birçok subay, astsubay kumpas davalarla TSK’nden ve şerefli üniformalarından koparıldılar. Her yönüyle büyük mağduriyetler hikâyesidir bu süreç. Şehitler verildi, hastalıklar oldu, analar, babalar, yakınlar kaybedildi iftiralar uğruna.

“Vatansever” bu kumpasa maruz kalmış, onurlu bir askerin; “Cafer Uyar’ın Romanı”…

Bu süreçte arkadaşlarının haksızlığa maruz kalmasına sessiz kalmayarak hiç düşünmeden istifasını sunan (E) Koramiral Atilla Kezek’in sunuşuyla okuyucularımızla buluşuyor;

“ …Mamak’ın, Silivri’nin, Hadımköy’ün, Hasdal’ın, Maltepe’nin öyküsüdür, “Vatansever”.

Bedenleri esir, ruhları Mustafa Kemal’e ait olanların öyküsü,

Kardak’ta, Cudi’de, Gabar’da, omuz omuza çarpışanların öyküsü,

Yıldızları çok, yüreği yok olanların öyküsüdür, “Vatansever”.

İçimizdeki hainlerin ilham verdiği bir yaşam öyküsüdür, “Vatansever”.

Makam, koltuk, rütbe uğruna ettiği yemine ihanet edenlerin öyküsüdür,

“Vatansever”,

Madalyasız kahramanların esaretle geçen yıllarının öyküsüdür…”

Teşekkür ediyor, iyi okumalar diliyoruz…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 180
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2016
₺21,50
Bir davâya inanan hakikate ulaşmak için sürekli bir arayış içinde olan insanların romanı Dava Kıran hayal kırıklığına uğrayıp idealistlikten midealistliğe terfi eden insanların arasında bir tutunamayan. Bir dönemin bu günde devam eden romanı. İç dünyalardaki fırtınaların karşılaşmaların, görümlerin ve aldanmaların romanı. Hindistanın tanrıları gibi Ankaranın iktidara açılan pençereleri bin taneydi. Birine bile kapılanamayan umutsuz vakadır. Ben kapılanmak üzereydim. Artık yalnız değildim. Dava Kıran Türkiyenin başkentinde geçen bir olaylar örgüsünü anlatmıyor sadece. Bir davanın mensupları arasındaki yakınlık ve uzaklıkları kardeşlik ve düşmanlıkları evrensel bütün yönleriyle ortaya koyuyor. Okuyucuya anlatılan senin hikayen, Asım sen kendinsin, diyor yani.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2012
₺42,40

Memurun tek sığınağı devletidir. Memur çocuğunun devleti de yoktur. Devlet o soğuk umursamazlığı ile dönüp bakmaz bile sana. Hiçbir yere gidemezsin, hiçbir yardım alamazsın. Öyle yetiştirilmişsindir ki, sokakta bir limon bile satamazsın. Bu yüzden dünyanın en zavallıları, bir yere tutunamayan, üstelik yapısı nedeniyle tutunma şansı pek olmayan memur çocukları, orta sınıf çocuklarıdır.

Hayat güzelken, gençken... Arnavutköy ve Bebek... Elvis, It’s now or never’ı söylüyor. Beyazıt’ta nümayişler var, 27 Mayıs oluyor. Fransız taklitçileri, kolejli kızlar, bohemler, sınıfı konuşanlar. Humanité, inkârın inkârı... İşçi Partisi, Mehmet Ali Bey, Behice Hanım... Kalın fitilli kadife pantolonlar, balıkçı yakalı kazaklar...
“Ey Dev-Gençli, savaş vakti yaklaştı. Al silahı tak beline emperyalizme karşı”

İhanetin prelüdü, yalanlar, örgütler, sapmalar, burjuva kuyrukçular, devrimci özeleştiriler ve infazlar... Büyük ve küçük isyanlar, direnenler, çözülenler... 68’, 12 Mart ve 12 Eylül... Uzun koridor...

Mevsimler, heyecanın, aşkın ve yenilginin soluk soluğa hikâyesi... Gün Zileli, ustalıkla geniş zamanları anlatıyor, mevsimlerle Türkiye’nin romanı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 355
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2014
₺33,00

"Bu koşullarda yaşayan insanlar artık dış dünyayı, yakınlarını, yaşamın güzelliklerini düşünemez olmuşlardı. Tutuklu kişi için bir kurtuluş yolu olan tahliye bile kimsenin aklına gelmiyordu. İnsanların bütün beklediği bir lokma ekmek, bir bardak su ve ölmeden akşamı getirmekti. Aynı ranzada yattığımız kişiyle bile bazen günlerce bir şey konuşamazdık. Bunun için fırsat olmazdı. Birisinden varsa bir iğne almak günler sürerdi. Zaten koca koğuşta bir tek iğne vardı. Bir buçuk yıl boyunca tırnaklarımızı kör jiletlerle kesmek zorunda kaldık. Düşünmek için bile zaman kalmıyordu. Yatakta uzun süre kalmamıza rağmen, gündüzleri çektiğimiz ağır işkence ve yorgunluktan, açlık yüzünden, gece nöbetlerindeki sık tekmiller ve dayaklardan 1984 ortalarına kadar hep güzel bir uykunun hasretini çektik. Eylül 1980 askerî darbesi sonrasında Diyarbakır Askerî Hapishanesi’nde kurulan işkence ve zulüm aygıtı, Türkiye’nin yakın dönem tarihinin kara lekelerinden biri. 20. yüzyılın belli başlı insanlık suçları listesinde yerini almayı hak eden, koskocaman bir kara leke... Birçok siyasal analizci, 1980’lerde başlayan son Kürt isyanının, ivmesini burada yaşananlardan aldığı kanısında. Son yıllarda yapılan belgesel çalışmalarda aktarılan tanıklıklar, Diyarbakır Askerî Hapishanesi hakkındaki gerçekleri ortaya koyuyor. Bayram Bozyel’in, yaşadığı korkunç deneyimi serinkanlılıkla anlattığı kitabı, bu konuda yazılmış en ayrıntılı, en güçlü tanıklıklardan biridir. Bayram Bozyel’in Diyarbakır 5 No.lu kitabı bir vahşet romanı adeta... Nazi kamplarını andıran sahnelerle dolu bir roman... Yazılanların binde biri bile doğruysa, sadece dönemin sorumlularının yargılanmasını değil, konuya bunca yıl duyarsız kalmış herkesin utançla başını eğmesini gerektirecek bir roman... -Can Dündar-Milliyet


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺39,00

Devletin zirvesindeki köşkte genç bir komiser öldürüldü. Cesedin elindeki listeyi çekip aldı katil. İktidarın, gücün karanlık dehlizlerinde cinayetin en önemli deliliyle izini kaybettirdi.

Politik hesapların piyonu olmuş, mesleğine ihanet etmiş bir polis katilin peşinde. Zavallı ruhunu gizleyen çelik zırhının içinde devletin bütün hücrelerine sızmış çetelere meydan okuyor.

Güvenebileceği kimse yok ve kendisi namlunun ucunda. Katiller devletin her yerine çöreklenmişse, nasıl ulaşabilir gerçeğe?

Timur Soykan’dan, Türkiye’nin güncel siyasi hayatıyla yoğrulmuş, devlet kademelerinde dönen politik hesapları ve MİT, Cemaat, İktidar arasındaki güç ilişkilerini gün yüzüne çıkaran sürükleyici bir polisiye.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 380
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2016
₺36,00

“1999 yazında, Sekizinci Gün’ü yazmaya başladığımda, kitabın neye benzeyeceğini kesin olarak biliyordum: elinde yeni ve ölümcül bir kitle imha silahı bulunan El-Kaide hücresinin Amerika’nın başkenti Washington’a karşı girişeceği sarsıcı bir saldırı.”

Glenn Meade, 11 Eylül saldırılarından önce Sekizinci Gün’ü kaleme aldığında, olabilecek bir gerçeği, çok daha fazla felaket ve ölüm getirecek bir gerçeği gözler önüne sermişti. Saldırılardan sonraysa romanındaki liderin, Usame bin Ladin’in adını değiştirmesine rağmen yayınevi kitabı yayımlamayı reddetti. Yazar bu tepkiyi, “Çünkü roman gerçeğe çok yakın,” diye açıklayacaktı.

Sekizinci Gün titiz bir çalışmanın ve önemli bir çabanın ürünü. Aşırı İslamcı bir örgütün saldırılarıyla ilgili pek çok ayrıntıyı gözler önüne sererken, Amerikan güvenliğinin yetersiz kalışının nedenlerini de masaya yatırıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 668
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2016
₺56,30

- Amerikan toplumunun vicdanı. - Roman ötesi bir roman. Harold Jaffe Amerikan toplumunun vicdanı olan entelektüeller arasında, kendine özgü düşünme ve davranış biçimiyle göz önünde tutulması gereken bir yazar. ABD’de herkes bir köşeye sinip sakıncasız konularda kalem oynatırken, Harold Jaffe, Bush yönetimiyle, yönetimin borazanı olan basınla, kayıtsız yazarlarla, dünyadan habersiz okurlarla uğraşıyor. Eleştirilerini birbirinden ilginç kitaplarında dışavuran, kitaplarını büyük yayınevleri yerine doğrudan ilişki kurduğu küçük ve sıradışı yayınevlerinde yayımlayan, muhalif duruşundan kesinkes ödün vermeyen Harold Jaffe’nin son kitabı, politik bir belgesel-roman denebilecek, ama bir türe tam anlamıyla sokulması da olanaksız kitabı Tekno-Mağara’nın Ötesi - Milenyumsonrası Kültür İçin Gerilla Yazarın Rehberi. Tekno-Mağara’nın Ötesi, on dört sert siyasal metinden oluşuyor ve bu metinlerde anlatılanların nasıl bir araya getirildiği şaşkınlık ve ilgiyle okunuyor. Türkiye’deki okurların ilgisini yaygın biçimde çekmeye aday Tekno-Mağara’nın Ötesi, muhalif duruşu yanında, deneysel romanın alabileceği biçimleri örneklemesi bakımından da ilginç bir kitap.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 186
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2008
₺36,00

19 Aralık, 1978... Yedi gün boyunca Maraş halkı cehennemle tanıştı. Bir ülkenin en karanlık dönemine giriliyordu. Kısa bir süre sonra 12 Eylül Darbesi’yle bütün bir toplum, tarihinde yaşayacağı en büyük travmalardan biriyle tanışacaktı. Onlarca idam, yüzlerce şüpheli ölüm, yüz binlerce yargılama ve daha önce görülmemiş ölçüde bir mülteci dramı...

Ayla Aydın ilk romanı Pusu’da bu çalkantılı döneme, usta bir romancı derinliğiyle daha bireysel, daha “öznel” bir açıdan ışık tutuyor. Pusu 1970’ler ve 80’lerin Türkiye’sinde ihtilalden sonra kendine gelmeye çalışan bir toplumda iki kuşağın yürek burkan ve umut dolu hikayesini anlatıyor. Onlar üzerinden kuşak çatışmalarına, kimlik savaşlarına ve ideolojilerin yarattığı sarsıntılara yer veriyor.

Pusu bir hesaplaşma romanıdır; kimliklerimizle, geleneklerimizle, kent ve köy yaşamı arasında yaşadığımız git gellerimizle ve en önemlisi tarihimizle yapmaya çalıştığımız bir hesaplaşmanın romanı; aynı zamanda bir meydan okuma romanı. Tanışacağınız kahramanlar hem kültürel, hem ideolojik bir hapishane haline gelen ülkelerine, toplumlarına meydan okumaktadır. Ama en önemlisi bir umut romanıdır. İnsanoğlunun en karanlık günlerde bile, umudunu yitirmediğinin belgesidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2015
₺30,75
Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı Interpol’un iç yüzü üzerine bir kitap... Ulusulararası Kriminal Polis Teşkilatı Interpol’u içeriden tanıyan deneyimli bir Türk müdürünün unutulmaz anıları... - Sade bir yaşam, - Sabırlı, sürekli, kararlı bir çalışma, - Okuma ve öğrenme aşkı, - Gösterişsiz, ağır ağır yükselen bir kariyer, - Yeniliklere, yenilenmelere, projelere açık bir zihin, - Malatya’dan 4 kıtaya giden yollar... Sözün özü, 1965’ten günümüze kadar genel kollukta -Emniyet Teşkilatı- 40, özel güvenlik-özel dedektiflikte 8 yılı aşkın olmak üzere, güvenlik hizmetlerinde geçen yaklaşık yarım asrın yalın, samimi hikâyesi. "...Ulusal ve uluslararası olaylar, insanlar, durumlar, deneyimler, düşünceler, öneriler"
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 507
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2013
₺114,75
Tarihin o güne kadar kaydetmiş olduğu en büyük, en kanlı terörist eylem gerçekleştirildi. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde bulunan, İncirlik Amerikan Hava Üssü, konvansiyonel başlık taşıyan orta menzilli iki füze tarafından vuruldu...
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 109
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2012
₺25,50
"Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz." -Turgut Özal Olur. Hem de öyle bir şey olur ki yer yerinden oynar. Hiç kimse sahip olduğu özgürlükten taviz vermez de ondan. En kıt akıllıdan en akıllısına kadar herkes ayaklanır. Ama zaten anayasa delik deşikse bir delik daha açılması kimsenin dikkatini çekmez. Çekse ne olur ki... Sesini çıkarabilecek olanlar ya sindirilmiş, ya da onların ağızlarına bir parmak bal çalınmıştır. Çıkarlar, "hukuk devletiyiz" derler. Böylece hem kendilerini, hem de halkı kandırdıklarını zannederler. Gerçekte ise altta ezilen halkın devlete düşman olmasını sağlarlar. Böylece devletten çalmak, domuzdan kıl koparmaya benzer. Fırsatını bulanların çoğunluğu çalarken bulamayanların çoğunluğu da onları destekler. Soru: Halkından destek alamayan bir devlet ne kadar yaşayabilir?
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 86
En / Boy : 11 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2010
₺14,25

“İncirlik'i Kürt topraklarındaki bir hava üssüyle değiştirmenin zamanı geldi.”

- Wall Street Journal

“Turkey bugs out of anti-ISIS coalition. Why not a base in Kurdistan?”

Her roman zamanın ruhunu taşır, yazıldığı dönemi yansıtır. Güvenlik politikaları uzmanı olarak tanıdığımız Mete Yarar'ın bu "ilginç" romanı, siyasal gündemin baş döndürücü bir hızla değiştiği, ülke geleceği üzerine yazılan senaryoların her geçen gün daha fazla olasılığa açık hale geldiği karmaşık ve karanlık dönemi, hem okurun başını döndüren kurgusu hem de çok çarpıcı konusuyla mükemmelen yansıtıyor. 30 saatlik bir dilimi anlatan Hawler - 60 Yıllık İttifakta Son Gün, soluk soluğa okunacak bir roman.

ABD, İncirlik Hava Üssü'nü boşaltıp Erbil'e (Hawler) taşımaya başlar. Türkiye'de hiçbir yetkilinin böylesine hayati bir karardan haberi yoktur. Baskın niteliğindeki bu faaliyet, 60 yıllık NATO ittifakımızın sonu olarak da yorumlanabilir! Türkiye'nin güvenlik ve dış politikasını yöneten üç kişi, ani operasyonun haberini alınca şoka uğrar. Başbakan şunu sorar: "Savaşa mı girdik?"

Kurulan kriz masasındaki herkes şaşkınlık içindedir. Neler olduğunu anlayamadıkları için acilen ne yapmaları gerektiğini de saptayamazlar. Romanın baş karakteri Şerif, tam da bu gelişmeyi öngören bir rapor vermiş ama ciddiye alınmamıştır.

Yukarıda roman için "ilginç" dedim, çünkü Mete Yarar ne kadarı gerçek ne kadarı hayal ürünü olduğunu bilemeyeceğimiz bu romanı yazarken, Wall Street Journal'de tam da bu konuyu gündeme getiren bir yazı yayımlandı.

Hawler - 60 Yıllık İttifakta Son Gün, kesinlikle çok tartışılacak bir roman. Hem kitabı okurken hem de kitabın anlattığı konuların gelişimini izlerken her türlü sürprize açık olmak gerekir!

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺29,40

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 212
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2009
₺13,94

27 Mayıs sonrası... Ayrışmaların yeni fikirlere gebe olduğu çatallı dönemde üniversite öğrencisi yeni yetme bir kız... Ve genç kızın teleskobundaki en parlak gezegen Aypare... Aypare Türkiye'de kadının geldiği, vardığı, parladığı ve söndüğü noktaları çok iyi kavramış, aydın olmanın yalnızlığını tatmış bir öncü. Akılcı, bireyci toplumcu, fakat seven bir kadın... Sevinç Çokum, Deli Zamanlar'da Aypare'yi, çevresindeki insanları, onun politika ataklarını, insanların düşmanlıklarına toslayışını, kırılışını ve yeniden bütünlenişini anlatıyor. Bütün bu hengâme ve atmosferi, sağı ve solu yaralayıcı bir nesnellikle irdeliyor. Deli Zamanlar ayrılıklar, kopuşlar üzerine kafa yoran ve sevgiyi ihmal etmeyen renkli bir roman.

"Benim sokaklarımın radyoların yanı başına çekilmiş solgun yüzlü gençlerinin yerini Nişantaşı'nın yokluğu, darlığı bilmeyen çocukları almaktaydı. Anadolu çocuklarına gelince, kimileri muti ve sadık, devletinin bekçisi kimliğinde okuluna gidip gelirken, kimileri kabuğunu sol adına kırmaktaydı. Motosikletli Bağdat Caddesi, Nişantaşı, Levent çocuklarının The Beatles sevdalan, ansızın bastıran bir sağanaktan nisan yağmuru romantizmine döndükten dört beş yıl sonra sosyalist yapılanma ile hippiliğin yan yana yürümesini görecektik. Bunlar dünyada sükûnet bulduğunda bizim sokaklarımızın kaldırımlarında sürecek ve ancak yeni bir patlamanın eşiğinde sönüp gideceklerdi... "


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 210
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2014
₺23,10
"Benim filmim bir taşra kasabasında müzisyenler ve onların etrafındaki halkı merkeze koyarak, kasaba insanlarının darbe ortamındaki hayatı nasıl yaşayıp karşıladıklarını anlatmayı öngörür. Bu kapsamıyla ‘Beynelmilel‘ taşra ölçeğinde, iktidarın hedeflediği dünyaya dönük uygulamalar bakımından sıradan insanın, o ‘küçük insan‘ ın bu değirmene su taşımaya nasıl gönüllü davrandığının, ya da bu sürecin nasıl gerçekleştirildiğinin, bu başarının salt havuç-sopa politikalarıyla uygulanamayacak kadar çeşitli ve ince ince yönyemlerinin bulunduğunun resmidir. "Beynelmilel" neredeyse tümden allegori ile gündelik hayat öğelerinin iç içe geçmiş halini oluşturmuştur; bizim allegoriye başvurmaktaki ölçümüz, cuntacıların gündelik hayata müdahil oluş biçimleridir. Bu yolla darbeyi gerçekleştirenlerin ufuklarının ‘dar kışla mantığı‘ndan öte bir boyut ve derinlik taşımadığını kavrama imkanı buluruz. ‘Beynelmilel‘ sonuç olarak, ‘erdemsiz güç kıyıcıdır‘ sözünün ne kadar doğru olduğunu gösterir seyirciye..."
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 150
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2009
₺4,10
Gazprom’un Total’e Alım Teklifi Götürdüğü Gün Çin’in Tayvan’ı İşgal Ettiği Gün İskoçya’nın Bağımsızlığını İlan Ettiği Gün Google’ın New York Times’ı Bir Dolara Satın Aldığı Gün 1 Avronun 2,5 Dolar Ettiği Gün İsrail’in, İran’ın Nükleer Tesislerine Saldırdığı Gün Fransa Nüfusunun Almanya Nüfusunu Geçtiği Gün Asyalıların Tüm Nobel Ödüllerini Topladığı Gün Terörizmin Taktik Bir Nükleer Silahı Patlatmakla Tehdit Ettiği Gün Genç Beyaz Adamların İsyan Ettiği Gün Dünyayı Sarsacak On Gün’de Alain Minc, içlerinden bir tanesi bile gerçekleşse, dünyanın o eski dünya olmayacağı on gün tasavvur etmiş. Esaslı soru ve/veya sorun şudur belki de; felaket tellallarından fütüristlere uzanan yolda, kehanetlerin gerçeğe dönüştüğü bir dünya, cinnetimiz mi olur yoksa cennetimiz mi?
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 11,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2009
₺28,80

“Önce bir gülümseme yayılmıştı dudaklarına. Onun, ken­disini korumak için gecenin bir vakti telefon açmasından mutlu olmuştu. Bir telefon kadar yakın, bir ömür kadar uzak, dokunabileceğin kadar gerçek, hiç ulaşamayacağın kadar hayal olan kadın, bulutların arasından elini uzatıp bu kirli boğuşmada onu korumaya çalışıyordu. Yüzerken denize parmağındaki yüzüğü düşüren, su­yun berraklığında onu kumların arasında gö­rebilen ama ona ulaşacak kadar derine dalamayanların çare­sizliğini hissetmişti kendinde. Üstelik yüzüğe ulaşmak için her dalışında, oradan geçen bir dip balığının korkuyla yere vurduğu bir kuyruk, kumların arasına sızmaya çalışan bir yengecin telaşlı koşturması ya da kendisinin suda yarattığı hareketle tabandaki kum dalgalanıyor, parmaktan kayıp giden yüzük de gözlerden uzaklaşıyordu her saniye.”

Onlar hayat ile ölüm arasındaki ince çizginin üzerinde bir cambaz gibi yürürken görmüşlerdi birbirlerini. Kendilerini bekleyen tehlikelerden habersiz birer hayat hediye ettiler karşılıklı.

Güya gizlediler yaptıklarını bütün gözlerden.

Ama çevrelerinde haberdar olmadıkları bir ateş çemberi vardı ve ona yaklaştıkça yandılar.
Kurşuni bulutlarla kaplı 1990’lı yıllarda, dağlarda filizlenen bu aşkı okurken, güneydoğuda yaşanan olaylara ne kadar uzak ne kadar yakın olduğunuzu hissedeceksiniz.

İmkansız derecesindeki bir aşkın sizi nasıl da sarıp sarmaladığını göreceksiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2014
₺43,50

Siyasi roman denildiği zaman akla gelen ilk birkaç kitaptan birisi olan Batılı Gözler Altında, okurunu derin bir tesir altına almayı başarır. Conrad Ukrayna doğumlu, İngilizceyi sonradan öğrenmiş, Polonya asıllı, Dostoyevski’yi hiç sevmeyen bir yazardır. Tam da böyle bir yazarın kaleme alabileceği bir kahramanı yaratmış, adını da Razumov koymuştur. Kendince hırsları, hayalleri olan; geleceğinin parlak olduğuna inanan Razumov’un, bir anda bütün hayatının, hem de her şeye maruz kalarak nasıl değiştiğini büyük bir tesir altında okuyacaksınız.

“Acaba şimdi ne yapıyordu? Ellerinin tersi gözlerinin üstünde yatakta ölü gibi uzanıyor muydu? Razumov kendi yatağının üstünde uzanan Haldin’in marazi bir biçimde canlı bir görüntüsünü aldı -başın çukurlaştırdığı beyaz yastık, uzun çizmeler içindeki bacaklar, yukarı kalkık ayaklar. Tiksintiyle, “Eve gittiğimde onu öldüreceğim,” dedi kendi kendine. Fakat bunun hiçbir faydası olmayacağını çok iyi biliyordu. Boynunda asılı duran ceset neredeyse diri adam kadar mahvedici olurdu. Tamamen imha etmek hariç hiçbir şey işe yaramazdı ve bu da imkânsızdı. O zaman ne? İnsan bu felaketten kaçmak için kendini mi öldürmeliydi?”

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2016
₺45,50
Said Sayrafiezadeh, sosyalist devrimin Birleşik Devletlerin kaderi olduğuna inanan İranlı bir babanın ve Amerikalı bir annenin üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Said’in babası, ailenin harekete destek olmak için New York’a taşınmasından kısa bir süre sonra, bir gece, evi terk etti. Said ise babasının gidişinin ardından onun "başka bir çaresi olmayan, soylu, maceracı bir adam" olduğunu hayal ederek teselli buldu. Ne de olsa devrim bir gün mutlaka olacaktı ve olduğunda, liderliğini babası üstlenecekti...Devrimi Beklerken geçmişe dönük iç hesaplaşmaların bir çocuğun dilinden dürüstçe aktarıldığı, aile kavramıyla yüzleşen dokunaklı bir hatırat."Sayrafiezadeh, olağanüstü bir güçle ve kontrolle yazıyor."-The New York Times-"Sayrafiezadeh, çocukluktan yetişkinliğe geçiş hikayesindeki kişisel ve politik çelişkileri zekice fark ediyor, maddi olanaksızlıklar içinde geçmesine rağmen sevgiden yana zengin olan çocukluğuna dokunaklı bir selam yolluyor."-The Times-
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 257
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2013
₺26,60
Neden her yerde barış yapmak savaşmaktan ve çatışmaktan daha çok cesaret ister? Terörü, kim neye göre tanımlar? Şiddete başvuranlar, ona maruz kalanların yılıp vazgeçmeyeceğini, yalnızca kinleneceklerini nasıl bilmezliğe gelebilir? Her yeni saldırının, her toplumdaki barış yanlılarının sesinin biraz daha kısılmasına yol açtığını anlamak neden bu kadar zordur?Kudüs’ün Gönüllü Sürgünleri bir yandan size kendi öykülerini, sevdalarını, mutluluklarını ve dostluklarını anlatırken bir yandan da bu sorulara yanıtlar bulmaya çalışıyorlar. Onlar, İstanbul’da yaşayan İraklı Doktor Saad’a âşık üçüncü kuşak Filistin mültecisi Fransız Nadya, bekâr anne Saadet, sağduyunun sesi Danimarkalı Frank, hiçbir şeyi ciddiye almıyormuş gibi yapan ama sırlarla dolu İngiliz Steve ve ne olup bittiğini kendi penceresinden anlamaya çalışan küçük kız çocuğu Hazal...Diğer kahramanlar Arafat, Şaron, İsrail Ordusu, Hamas, intihar saldırganları, barış gönüllüleri, Yahudi gelenekleri, Filistin alışkanlıkları, vicdani retçiler, yerleşimciler, Şeyh Yasin, kutsal mekânlar ve müdavimlerine "Play it Sam" dedirten Barood Bar.Ama asıl kahraman Kudüs. "Siz istediğiniz kadar birbirinizi yok edin, ben, kutsal Kudüs şehri, vakarımı hiç bozmadan, dünyanın sonuna kadar böyle ayakta kalacağım, parlayacağım ve ışığımı saçmaya devam edeceğim. Hiçbiriniz bana sahip olamayacaksınız," diyen fettan Kudüs...Kudüs’ün Gönüllü Sürgünleri’nin bölümleri numaralarla değil İbranice, Arapça ve Latince harf isimleriyle bölünüyor. Çünkü o diyarda, harflerin ruhu olduğuna inanılıyor ve elinizdeki roman size oraların ruhunu anlatıyor.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 370
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2010
₺30,10

Yaşayan en önemli romancılarımızdan Selim İleri’nin değeri hiç anlaşılmamış bu ‘siyasi’ romanı, 12 Mart’tan 12 Eylül’e giden süreç hakkında, döneminde gözden kaçmış olanları yıllar sonra yeniden hatırlatıyor okurlara. "Şimdi uzayıp giden, bir iç göl izlenimi veren boğazlar denizine Türk bayrağına sarılı genç ölülerin -kimdiler, hangi inançlarla, hangi birikimlerle sağ ya da sol kesimde yer almışlardı- tabutları karışıyor; kotralar, şilepler, büyük gemiler ve çelimsiz Boğaz vapurları, hattâ balıkçı sandalları yerine ay-yıldızlı bayraklara sarınmış yığınla tabut, sayısız genç insan ölüsü bu akıntılı, hırçın denizde yeryüzünün bir daha eşine rastlamlamayacak en korkunç görüntüsü gibi açık denizlere, enginlere yol alıyordu." Bir Akşam Alacası, Türkiye’nin yoğun karanlığmdaki bir çözülüşün romanı...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 305
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2010
₺25,20
Madımak Oteli’nde insanlarımızın yanışını televizyondan izlemiştim. Bu görüntüler insanımızı derinden yaralamış, beni bunalıma sokmaya yetmişti. 60’lı yılların sonlarına doğru akşamüzeri babam eve gelmişti. Yozgat’ta idik o yıllar, babam sürgüne gönderilmişti, ben lise öğrencisiydim. Kapıdan girdiğinde üstü başı iyi görünmüyordu. "Neredeyse bizi yakıyorlardı!" demişti. Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın Kayseri’deki bir kongresine gitmiş, kongrenin yapıldığı sinema ateşe verilmişti. Fakir Baykurt babamın yakın arkadaşıydı. Hepsi Köy Enstitüsü mezunu, birer ‘aydınlanma savaşçısı’ydı. Madımak Katliamı bana o günü anımsatmıştı. Demek ki bu durum, belki de Anadolu’da tarihsel bir gelenekti ve her an tekrarlanabilirdi... Yakmak, acı çektirmek, iz bırakmamak, küllerini rüzgâra savurmak... Ölenlerin arasında birkaç yakın arkadaşım, sevdiğim yazarlar vardı... Onları o dönemin meyhanesi Kardelen’den tanıyordum. Birkaç yıl sonra bir gün, mahkeme başkanının son kararında söylediği cümleyi, "Türk Ulusu tarihte geçirdiği en zor dönemlerde bile böyle vahim bir olay görmemiştir..." dediğini okudum bir gazetede. İşte o an ‘bu olay unutulamaz, geçiştirilemez, görmezlikten gelinemez’ dedim kendi kendime. İçinde bulunmadığım, uzaktan, TV’de izlediğim bir ‘katliam’ı yazacaktım ilk kez. Davada müdahil bir avukat arkadaşıma gittim, bütün dosya ve belgeleri istedim kendisinden. Sıra, "içinde olmadığım" acı verici bir öyküyü tasarlamaya gelmişti... Ölü Canlar, böyle yazıldı.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 151
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2013
₺20,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 318
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2009
₺36,00

Bu romanın kahramanı, maden işçileri!

İlk iki romanı Mükellefiyet ve Göl Dağı ile Zonguldak madencilerinin kara yazgısını ele alan Metin Köse, üçlemesinin son halkasında 1991' deki Büyük Madenci Yürüyüşü'ne odaklanıyor. Yüz bin madencinin Zonguldak'tan başlayan yürüyüşü Ankarayı hedeflemiş, " Gemileri yaktık, geri dönüş yok" sloganı günlerce dağı taşı ve tüm ülkeyi inletmişti. Metin Köse, Türkiye tarihinin gördüğü en büyük işçi sınıfı hareketinin gerçeklerini edebiyata kazandırırken, belgeci – roman tarzının parlak bir örneğini ortaya koyuyor.

Soma' da yaşanan faciayla bir kez daha çok acı biçimde gündemimize giren madencilerin isyan ve direniş dolu günleri tüm gerçekleriyle Büyük Yürüyüş' te....

" Yüz bin kişilik madenci konvoyu, Deliahmetoğlu köyünün önünde başlayarak sisin içine girmişti. Şimdi yukarıdan bakıldığında hiç kimse görünmüyordu. Sanki bir dev, yolda, altı kilometre uzunluğundaki yüz bin kişiyi tıpkı Çanakkale' deki gibi yutmuştu. İşçiler görünmese de sloganlar göğe yükseliyordu. "

Metin Köse, 1960 Devrek doğumlu. İlk, orta ve lise öğrenimini Kozlu'da tamamladı. Fırat Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü mezunu. Çeşitli radyo kanallarında ve TRT-2 televizyonunda ekonomi programları hazırlayıp sundu. Sevgi Öyküleri ve Gülümse adlı şiir albümleri, Bizim Devrek, Emeğin Kenti Zonguldak, Kervan adlı romanları ve Panta Rei-Eleni'ye Mektuplar adlı bir deneme kitabı olan Köse, Mesnevi'yi de sesli kitap haline getirmiştir. Mükellefiyet ( 2010) ve Göl dağı (2012) adlı eserleri Doğan Kitap tarafından yayımlandı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 306
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2014
₺18,22
1 2 3 >
Çerez Kullanımı