Geyler ve lezbiyenler zengin bir tarih iddiasında bulunabilirler. Peki ama bu farklı, gelişmekte olan kültür nasul tanımlanıyor? Kimler hem geçmişte hem de günümüzde, gey ve lezbiyen kimliğinin, şimdilerde bildiğimiz şekilde biçimlenmesine yardım ettiler? Geylerin ve lezbiyenlerin bugün oldukları yere gelmeleri ve oldukları kişiler olmaları için bir yol inşa eden bu eşcinseller tam olarak kimler?

Tarihin 2400 yılını kapsayan bu kitap, Sokrates ve Sappho'dan Michelangelo Signorile ve Madonna'ya, Oscar Wilde ve Redclyffe Hall'dan Rock Hudson ve Martina Navratitova'ya, Leonardo da Vinci ve Büyük İskender'den Liberace ve Larry Kramer'a gey ve lezbiyen hayatının çeşitliliğinin ve sınırlarının yol haritasını çıkarıyor. Paul Russell, bu kolektif kültürde etkileri büyük olan kişileri seçip, katkılarını ve etkilerini ölçerken, eşcinsel bilincinin arkeolojisini yapıyor; eşitlik ve görünürlük arzusunun izlerini sürebileceğimiz bir mercek parlatıyor.

Bu kitap, ssansürsüz, takdir eden ve dahiyane bir öznelllikle, katkıları isimlerinden daha uzun yaşamış bu insanların hayatlarını kaydediyor; bu cesur ve örnek kişilerin uzun gölgelerini belgeliyor ve bu denli etkili insanların seksüel yönlerinin sıklıkla bastırıldığı biyografilerini onarıyor. 100 Eşcinsel, okurlara, listede kimlerin olup olmadığını, kimlerin listenin neresinde olduğunu anlatırken kesinlikle kızdıran, aydınlatan ve eğlendiren bir kitap.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 456
En / Boy : 15,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺75,00

1943 Berlin. Şehir bombardımanlarla sarsılırken ünlü yazar Vladimir Nabokov’un kardeşi Sergey Nabokov, hayatının en büyük aşkını elinden alan Gestapo’nun her an kapısını çalabileceği endişesiyle, sıradışı hayatını kayıt altına almaya girişir: Devrim için gün sayan Rusya’da gerçeklerden azade çocukluk yılları; Cambridge Üniversitesi’nde kendi ve başkası olma yönünde atılan ilk adımlar; sürgünlerin mesken tuttuğu Paris’in bohem sanat çevresi içinde acı tatlı savruluşlar… ve birbirinden önemli isimlerle karşılaşmalar: Stravinski, Cocteau, Picasso, Gertrude Stein... Ama hepsinden önemlisi, nereye giderse gitsin hep takip ettiği, zihninden bir türlü atamadığı diğer Nabokov: Yeteneğinin, ününün ve başarısının daima gölgesinde kaldığı “ikiz”i.

Sergey Nabokov’un Gerçekdışı Yaşamı, vatan ve sürgün, sanat ve hayat, kardeşler ve gölgeleri hakkında, titizlikle araştırıldığını her sayfasında belli eden, zarif bir üslupla yazılmış, heyecan verici bir okuma deneyimi sunuyor.

En iç karartıcı hâtıralarım hep Paris’e ilişkindir ve oradan ayrıldığım için muazzam bir rahatlama hissetmiştim, ama kardeşim, içine düştüğü şaşkınlığı duygusuz bir kapıcıya kekeleyerek ifade etmek zorunda kaldığı için üzgünüm. Savaş sırasındaki hayatını pek bilmiyorum. Bir ara, Berlin’deki bir büroda çevirmen olarak çalıştı. Dürüst ve korkusuz bir adam olduğundan, çalışma arkadaşlarının önünde rejimi eleştiriyordu; onlar da kardeşimi ihbar ettiler. Tutuklandı, “İngiliz casusu” olmakla suçlandı ve Hamburg’daki bir toplama kampına gönderilerek, 10 Ocak 1945’te orada, gıda eksikliğinden öldü. Hayatı boyunca, umutsuzca, bir şey talep etti –merhamet, anlayış, ya da her ne idiyse– şimdi bu durumun farkına varmak, artık hiçbir şeyi değiştirmez ve telâfi etmez.
Vlademir Nabokov, Konuş, Hafıza, 1967


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İzmir
Sayfa Sayısı : 410
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2014
₺51,90
1
Çerez Kullanımı