Hayata geçirip adeta zihnimize nakşettikleri o unutulmaz karakterleri yaratırken ortaya koydukları yetenekleri, belki de önceleri biraz dudak bükerek izlediğimiz ama sonraları kıymetini anladığımız o etkileyici performansları, mütevazı bir şekilde olabildiğince göz önünden uzak tuttukları o etkileyici kişilikleri… Türlü başarıları, acıları, sevinçleri, zorlu hayatlarıyla sinemamızın 200 yüzü.

Türk sinemasının duayenlerini bir araya getiren bu kitap, kendi alanlarında duayen olan bir diğer ikilinin titiz çalışmasının sonucu. Usta fotoğrafçı İbrahim Demirel’in etkileyici portreleri ve deneyimli yazar Önder Şenyapılı’nın derlemeleriyle, Sinemamızın 200 Yüzü sizi hiç beklemediğiniz yerlere götürecek…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 24 / 24
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 11.2017
₺159,90
"Bu kitaba resmi olmayan sıcacık bir ODTÜ tarihidir denilebilir. Sadece ODTÜ’lü öğrencilerin ya da ODTÜ personelinin gözünden değil, ODTÜ’yü dışarıdan gözlemleyen insanların da bu sıradışı üniversiteyi nasıl gördüklerinin ve algıladıklarının renkli bir tablosudur. Türkiye tarihinde herhalde bu kadar sevilen, ürkülen, saygı duyulan, bir parçası olmaktan gurur duyarken aynı zamanda kızgınlıkla anılan bir üniversite olmamıştır. "Orta dünyadaki en iyi üniversiteler listesinde bir numara olan okul... Okulum", "Efsane bahar şenlikleri olan okul", "Öğrencilerin polise orantısız zekâ kullandığı üniversite’’ A1 kapısı, Yurtlar, ODTÜ Kampüsü, Hocam, bahar şenlikleri, Efsaneleri, Bölümler, Çarşı... Bir birinden farklı konularla orijinal yazılara hiç dokunulmadan ODTÜ ye farklı bir bakış Keyifli okumalar dileklerimizle...
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 223
En / Boy : 14,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2013
₺17,90
Adem’in Çekmecesi’nde, bizzat Adem, ilk eşi Lilith, sonraki eşi Havva, İsrail Kralı Süleyman, Saba Melikesi Belkıs, Hazreti İbrahim, Bakire Meryem, Hazreti İsa, Maria Magdelana, Roma İmparatoru Neron, Romalı Epikür Apicius, Fransa İmparatoru Napoleon, İngiltere Kralı 1. Edward, Rus Çarı Aleksander ve eşi Maria Fyodorovna, kuyumcu Peter Carl Fabergé, Fransız bilim adamı Antoine-Laurent de Lavosier, İngiliz kimyacı Joseph Priestley, ressam René Magritte, ressam Picasso, yazar Ernest Hemingway, şair Orhan Veli, öykü yazarı ve şair Sait Faik, otomobil üreticisi André Citroen ve tasarımcısı Pierre Boulanger, çağdaş mimarlar, ressamlar, yonut sanatçıları ve yüzyıllara damgasını vurmuş yerli ve yabancı nice kişiler; yanı sıra yumurta(lar), tavuklar, horozlar, çiçekler, yel değirmenleri, buzdolapları, hazır kahve, sakız ve çiklet, balık, alkollü ve alkolsüz içecekler, sakatat; konut ve yönetim yapıları, kuleler, saray, köşk, debbağhane (tabakhane); resimler, çeşitli ürünler, göller, akarsular, denizler, parklar, bahçeler; hüthüt kuşu, Kanlı Meryem, vb. efsaneler ve daha çok şey var. Daha neler yok ki... Çekmeceyi karıştırmak, - içindekileri görmek, tanımak, bilmek; toplam 480 çoğu renkli görselin eşliğinde, eğlenceli bir keşfe çıkmak istemez misiniz?..
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 230
En / Boy : 14,5 / 21
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 4.2011
₺12,00
Resimde İzlenimcilik Yılları ve İzlenimci Ressamlar sadece 19. yüzyılda resim sanatına ve dünyaya yeni bir perspektiften bakışın değil, aynı zamanda dönemin Avrupa’sının özellikle de Fransa’sının derinden bir panoramasını vermektedir. Bu yüzyıl önemlidir. Antik Yunan’dan yaklaşık 2000 yıl sonra insanlık tarihi sanatta, bilimde, felsefede adeta yeni bir Rönesans yaşamaktadır. Alışılagelmiş düşünceler yeniden masaya yatırılmakta ve insana ait her görüş yeniden yapılandırılmaktadır. Fizikte görelilik yasasının temelleri atılıp en küçük parçacığın peşine düşülürken resimde de ‘an’ın peşine düşülür. 19. yüzyıl sonlarında Fransa’da genç ressamlar geleneksel resim anlayışına ve akademik üslûplara karşı çıktılar. Ne var ki, özgün bir tutumla boyadıkları resimleri her yıl düzenlenen resmi Salon sergisine genellikle kabul edilmiyordu. Salon’a alınmayan sanatçılar örgütlendiler ve 1874 yılında Reddedilenler Salonu adını verdikleri mekânda 1886’ya değin toplam 8 kez düzenlenecek ortak sergilerin ilkini açtılar. Genç ve akademik resme, geleneksel resim anlayışına uymayan yapıtların resim severlerle buluştuğu ilk sergideki Monet imzalı ve bu kitabın ön kapağında görülen tablo "İzlenim; gündoğumu Le Havre" adını taşıyordu. Bu addan yola çıkılarak Monet ile aynı tutumu paylaşan ressamlara ‘İzlenimciler’, bu ressamların tarzına da ‘İzlenimcilik’ adı verildi. Dönemin olanaklarını ve olanaksızlıklarını, sosyo-ekonomik yaşamını da irdeleyerek araştıran Önder Şenyapılı, bu akımı, ressamları ve dönemi, Türkçede yayımlanmış diğer ‘İzlenimcilik’ konulu kitaplardan oldukça farklı bir yaklaşımla anlatıyor. Sanat, sanatçı ve toplum ilişkisini pırıl pırıl ve kendine özgü usta diliyle ayrıntılı olarak gözler önüne seriyor.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 237
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 4.2011
₺20,00
Önder Şenyapılı gazeteleri daha dikkatle okudu, taradı; kesikler biriktirdi ve günübirlikten daha uzun yaşaması gerektiğine inandığı yüzler, olaylar, olgular, kavramlar, gelişimler, açıklamalar, yöntemler, istatistikler, vb. hakkındaki bilgileri, belgeleri, yorumları, görüşleri, ‘madde’leştirerek ‘KİMDİR?’, ‘NEDİR?’ ve ‘KAÇTIR?’ anabaşlıkları altında topladı. Eski günlüklerden de eklemeler yapınca elinizdeki tutuğunuz kitap ortaya çıktı.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 345
En / Boy : 14,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2004
₺13,90
Adı, hücum etmek anlamına gelen "caricare" sözcüğünden gelen karikatür için çok değişik tanımlar var. Orhan Veli’ye göre "anlatımı kendinde olan bir çizgi sanatı", Demirtaş Ceyhun’a göre "çizgiyi konuşturmasını bilmek", İlhan Selçuk’a göre "mizahın soyutlamasından çizginin geometrisine varmak", Çetin Altan’a göre "tılsımlı bir sanat", Cenap Şahabettin’e göre "hakikatin kabak duruşu"... Resimden ayrıldıktan sonra bir sanat dalı olarak kendini kanıtlamasından, serpilmesi ve gelişmesine; iletişimin odağında gazete ve dergilerin olduğu günlerdeki müthiş önem ve etkisinden, gündeliği aşan, sonsuza uzanan kalıcılığı yakalamasına; Gırgır fenomeninden, çizgi dışı karikatüre, karikatürün dünya ve Türkiye güncesini bulacaksınız bu kitapta.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 14,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 6.2003
₺13,90
Tükendi
Çeşitli dinlerin, coğrafyaların ve kültürlerin izlerini taşıyan yiyecekler-içecekler günümüz sofralarında yer alıp ağız tadımızı zenginleştiriyor. Bu kitap damağımızda kalan tatların akılda kalan (ya da kalmayan) adlarının öykülerini (kimilerinin de hiç değilse anlamlarını) araştırıyor. İkinci basıma 300’e yakın yeni tat adını ekledi Önder Şenyapılı. İlk basımdaki metinleri de gözden geçirdi, kimilerini yeniledi, kimi adlara ilişkin öyküleri çeşitlendirdi, genişletti. Böylece, daha zengin bir bilgi dağarı ortaya konmuş oldu. Yerli-yabancı yiyecek-içecek adlarını, örneğin; "aşure, cızlak, clafouti, gilaboru, haluj, helli, mozeralla, nokul, ograten, şöbiyet, ve/ya da yeni eklenen adış aşı, ayva galyası, çapak doldurması, jağ, kanela, kumru, mal hazırı, menegüç, murabba, nergizleme, pabucaki, pataşu, roska, sakız piri, sirmast, şımşıpe, teeyek aşı, yolcu böreği, vb. ne demektir, nasıl ortaya çıkmıştır, niye öyle denilmiştir" diye merak ediyorsanız, yanıtlarını bu kitapta bulacaksınız.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 556
En / Boy : 14,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2006
₺12,80
Tükendi
Adsl: ‘Asimetrik Sayısal Abone Hattı’ olarak Türkçeleştirilen İngilizce ‘Asymmetric Digital Subscriber Line’ tanımlamasını oluşturan sözcüklerin başharfleri. Frank: Gerçi artık Fransa da ‘euro’ kullanıyor ama, AB ülkeleri bu para birimine geçmeden önce Fransız parası ‘franc’ adını taşıyordu. Franc adı Ortaçağ Latincesinde ‘Frankların Kralı’ demek olan ‘Francorum Rex’ten geliyormuş. Hindiba sözcüğü, Grekçe ‘hentybon’un Türkçeleşmişi. ‘Kara’sı renginin koyuluğundan geliyor olmalı. Yenilebilir çiçeklerden biri olduğu bilinen bu bitkinin İngilizce adı ise, 1513 yılından bu yana, ‘dandelion’. Madam: 13. yüzyıl sonlarında Fransızlar ‘Kadınım’ karşılığı’ma dame’ diyorlarmış. Fransızcada ‘ma’=benim, ‘dame’ ise kadın anlamına gelir. Fransızlar ma dame seslenişini/deyişini Latinceden, -- ‘mea domina’dan almışlar. İtalyanlar 1584’te ‘mia donna’dan yola çıkıp ‘ma donna’ demeye başlamışlar kadınlarına. 1644’ten itibaren de Bakir Meryem’in resimleri ve yonutları ‘Madonna’ diye anılmaya başlanmış. Öte yandan, takvimler 1871 yılını gösterirken ‘randevuevi sahibi ve/ya da işletmecisi kadınlar’a ‘Madam’ denmeye başlanmış... ‘Her Sözcüğün Bir Öyküsü Var’. Bu Kitapta Yüzlerce Sözcük, yani yüzlerce öykü yer alıyor.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 325
En / Boy : 14,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2009
₺9,60
Tükendi

Daha önce "Ne Demek istanbul; Bebek Niye Bebek!?." ve "Ne Demek Ankara; Balgat Niye Balgat!?." diye soran Önder Şenyapılı, kendi doğduğu ve ilkgençlik yıllarını geçirdiği kentteki semt, mahalle, yer, yapı, meydan adlarının kökenlerini ve zaman içinde geçirdikleri evrimi ele aldığı bu kitabıyla, bir anlamda eve dönüyor! Önder Şenyapılı’nın o bildik, sıcak ve samimi üslubuyla yazdığı bu keyifli kitabında yer alan başlıklardan bazıları şunlar: Asansör, Altay, Bayraklı, Dario Moreno Sokağı, Döner-cİIcr Sokağı. Elhamra Sineması, Göztepe, İki Çeşme, Karşıyaka, Konak Meydanı, Laka Deresi, Namazgah, Oteller Sokağı, Reji, Şaşal, Şirince, Uşakızade Köşkü, Üçkuyular, Varyant,...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 355
En / Boy : 14,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2005
₺5,93
Tükendi
Bizanslılar, kentlerinden söz ederken Bizans demezler de, "he polis" derlermiş. Polis, Yunancada kent, site anlamına geliyor. Be, belli, bilinen bir kentten söz edildiğini vurguluyor. Hani, şimdi İstanbul’da The Marmara var ya, Marmara Denizi’ni değil de belli bir konaklama yurdunu anlatıyor oradaki ‘the’; ‘he’ de ‘the’ gibi aynı görevi üstlenmiş. Öte yandan, Yunanlılar olsun, Romalılar olsun Bizans kenti, Bizans diyarı anlamına Byzantium adıyla anmışlar bu yerleşimi. Ama ne zaman ki, yeni Roma kurulmuş, kurucusu Büyük Konstantin yeni imparatorluğun başkenti olarak ilan etmiş burasını, İsa’dan önce 330’dan itibaren Konstantinopolis, yani Konstantin kenti diye de anılmaya başlanmış. Pekiyi, ya 1930 yılında resmi ad olarak benimsenen İstanbul adı ne zamandan beri kullanılıyor ve ne anlama geliyor? Yanıtı kesinlikle verilemiyor. Tartışmalı... Osmanlı belgelerinde ve paralarında bir ara İstanmbol adı görülmüş. Yani, bu kentte bol sayıda İslam bulunduğu için bu ad verilmiş gibi. Gelgelelim, İstambol’un nasıl olup da İstanbul’a dönüştüğünü açıklamak zor. Oysa, "eis ten polin"in İstanbul’a dönüşmesi hem daha kolay, hem de akla yatkın.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 165
En / Boy : 14,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2002
₺5,60
Tükendi

Adem(Adam) İbranice’de toprak anlamına geliyor (insan topraktan yaratılmadı mı?). Ana tanrıça Hepa Anadolu’ya taşınınca Hebe olup Olympos tanrılarına Nektar (necr=ölüm sözcüğünden türemiş ölümsüzlük içkisi) şerbeti sunan saki, Anadolu göçmenlerince Yüreselim’e (yani Kudüs’e) taşınınca Heve, yani Havva anamıza dönüşür. Antik söylencelerde ilk kadın Havva değil Pandora’dır. Zeus’un emriyle Hephaistos’un bütün öteki tanrıların da yardımıyla yarattığı Pandora, "bütün tanrıların armağanı" anlamına gelen bir addır. Yunancada div- kökünden gelen Zeus sözcüğü zeu- ve di- diye söylenir ki (Fransızcada tanrı=dieux/diyö) "gök"ü anlatır. Zeusgök tanrıdır yani. Öte yandan, Los Angeles adını eski bir Meksika kilisesinden almıştır. Mercedes, kökende otomobil edinme meraklısı Avusturyalı Emil Jellinek’in kızının adıdır. Bikini mayo adını Pasifik’teki Bikini Atolü’nden almıştır. Paris Bistro’larının adını Beyaz Ruslar armağan etmiştir Fransızlara ve "bistro" sözcüğü Rusça "acele" anlamına gelmektedir. Kürdan’daki kür temizlemek (=curer) fiilinden, Kürtaj’daki kür kazımak (=cureter) fiilinden gelmektedir vb. Her sözcüğün böylesine kendine özgü öyküsü bulunmaktadır. Ve işte bu kitapta 700 dolayında öykü yer almaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 326
En / Boy : 14,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2009
₺8,89
1
Çerez Kullanımı