Cezaevinde tutulmuş günlükleri kitaplaştırmak, “tarihe not düşmek” adına Ülkücü Hareket’in bilinmeyen bir cephesine ışık tutmak açısından önemlidir diye düşündüm. Çünkü adı hapishane olan o loş mekânlarda yaşanılanlar “bizim gerçeklerimiz” di.

İşte bu gerçekleri öğrenmeliydi genç nesil. Bu günlerden o günlere bakamıyorum bile. Hâlâ o günlerin ruh halini yaşıyor ve her an iliklerime kadar ürperdiğimi hissediyorum. Arkadaşlarımın da benden farklı olduğunu sanmıyorum.

“Biz ne için mücadele etmiştik ve ne olmuştu? Ulvi gayeler için verilen mücadelenin karşılığı hapishaneler mi olmalıydı?” şeklinde soruları sorarken, 12 Eylül yönetimi tarafından idam edilen arkadaşlarımızı unutmamanın da en büyük erdem olduğuna inanıyorum. Fakat gerçekten bütün bunlar olmalı mıydı? Ülkücüler hayatlarının en verimli çağlarında hapishanelere atılmalı ve ölmeli miydiler?

Ülkücü hareketin yükselişi, düşman odakların baskı ve şiddeti artırmalarına ve üç bin Ülkücünün şehit edilmesi, binlercesinin de zindanlara doldurulması ile önlenmek istenmiştir. Zaman içerisinde buna, hain emellerini gerçekleştirmekte kendilerine Ülkücüleri engel olarak gören bazı “devletlü”lerin bizi tesirsiz hale getirme ve yok etme çabaları da eklenmiştir. Güçlenmemizle orantılı olarak da gelecekte daha çok şeyler göreceğimizden eminim.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺48,90

Türkler, hep saldırıya uğramışlardır. Bu da Türklerin gücünden korkulduğunu gösterir.

Avrupalıların şuuraltında Türkleri Anadolu topraklarından sürülüp çıkarılması yatar. Bunun adı “Şark Meselesi”dir.

Şu tez hep işlenmiştir: Avrupalılar Türkler derken Müslümanları kastediyor. Hayır, Müslümanları kastetmiyorlar, Türkleri kastediyorlar. Avrupalının Araplar üzerine sözlerine niçin rastlamıyoruz? Hıristiyan Batı’nın tahammül edemediği unsur, Müslüman Türklerdir. Türk olmayan Müslümanlarla ve Müslüman olmayan Türklerle problemleri yoktur. Musevî ve Hıristiyan Türklerle ve Araplar ile gayri Türk Müslümanlarla dostturlar.

Araplar da Müslüman olarak kurmuşlardır. Arapların, İspanya’nın birçok devlet ve beylikler kurduğu unutulmuştur.
Özellikle Balkan halkları Türkler vasıtasıyla Müslüman oldukları için onlar “Türk” görülmüşlerdir. Ama Türklere düşmanlık Müslüman oldukları için değildir.

Maalesef Türkler arasında da Müslümanlık ve Türklük karşı karşıya getirilmek istenmiştir. Türk müsün Müslüman mı sorusu icat edilerek, bâzı Müslümanlara ‘Türk’üm demenin günah olduğu fikri aşılanmaya çalışılmıştır.

Dünyada milliyetler var. Milliyetin varlığı da Kur’an-ı Kerîm’in buyruğudur.

Hucurat suresinin 11. ve 12. Ve 13. ayetlerini okuyalım:

“Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.” (Hucurat, 49/11)

“Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir. (Hucurat, 49/12)

“Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.” (Hucurat: 49/13)


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 305
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺52,90

Bu kitap, yazılış özelliği bakımından adını koyamadığım ilk kitap oldu. Hikâye değil, roman değil, hatıra kitabı hiç değil… Türkiye’mizin 1970’li yıllarda yaşadığı kâbus dolu günlerini, yaşları kırkın üzerinde olanlar iyi hatırlarlar. O yıllarda mücadeleye gönüllü koşanlar arasında olan ÜLKÜCÜ yazarımızda vardı. Karıştığı olaylar nedeniyle hapse düşen yazar, hapishanede yaşadıklarını “Yanıkkale “ ve “ Kapıaltı “ adlı kitaplarında anlatmıştır. Bu kitap, hapishane hayatını uzun yıllar yaşayan, o hayatın getirdiği sıkıntı ve bunalımlardan kurtulabilmek için, kendini “ kitap okumaya” veren, anlamaya ve idrak etmeye çalışan bir kişinin okuduklarının kısa bir özeti gibidir. Bu kitap, tabir-i caizse, küçük bir kütüphane, insan yaşamının sosyal, psikolojik yönlerini inceleyen, Türk kimliği, Türk tarihi, İslam ve Türkler, Türk kültür ve medeniyeti, Haçlı Seferleri, v.s. konularında doyurucu bilgiler sunan bir kitaptır.

Bu kitapta; Türk tarihinden Haçlı Seferlerine, İslam’dan Hıristiyanlığa, medeniyetten kültüre, günlük olaylardan tarihe geçişlerin sıkça yapıldığını göreceksiniz. Aslında bu geçişler okuyucuya bir şeyler vermeye yönelik; ama öyle ders verir gibi, nasihat eder gibi değil, okursanız kesinlikle anlarsınız kabilinden bir anlatımla sunulmuş… Onlarca kitabın arasında gezinecek her birinden ayrı bir zevk alacaksınız. Her birinde bambaşka bir dünya bulacak, bambaşka görüş ve fikirlerle tanışacak, belki bildiklerinizi tekrar edecek belki de yepyeni hususlar hakkında bilgi sahibi olacaksınız. Okurken asla sıkılmayacak, yorulmayacak ve elinizdeki kitabı kaldırıp bir köşeye atmayacaksınız.

Maceralar, acılar, sıkıntılarla dolu on iki yılın, hapiste geçen on iki yılın, elde kalan en somut ürünü olan bu kitap, okumakla, öğrenmekle, insanın neler kazanabileceğini, kendini nasıl olgunlaştırabileceğini, fikir ve düşünce dünyasını nasıl geliştirebileceğini göstermesi bakımından da üzerinde önemle durulması gereken öğretici, eğitici bir kitaptır. Hapishanede kendi kendini eğiten, kendi kendine okumaya karar veren bir gencin okuduklarını nasıl değerlendirdiğini, kendine ne gibi değerler kattığını öğrenmek, anlamak isterseniz, bu kitabı mutlaka okumalısınız…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 628
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺122,90

1970’li yıllar Türkiye’nin karıştırılmak istendiği, bölünmek istendiği yıllardır.

Ülkücü-Milliyetçi Hareketçiler, halkın öncüleri olarak dış güçlerin içerdeki uzantılarına karşı göğüs göğüse çarpışmışlar, çok şehit vermişlerdir.

Erhan Cengiz’in iki ağabeyi Cengizhan Cengiz ve Oğuzhan Cengiz de mücadelenin içindedir. Oğuzhan Cengiz 12 yıl hapis yatmıştır.

Elinizdeki kitap, Erhan Cengiz’i anlatır; onun nezdinde Türkiye’yi anlatır. Ailelerin yaşadığı travmaları, gözyaşlarını anlatır.

“Şehit Erhan Cengiz” kitabında, önce “Neden Milliyetçi Hareket?” sorusunun cevabını aradık. Başlangıcından bugüne Türk’ü ve milliyetçiliği verdik.

1944 milliyetçilik Olayı’na ayrıntılı girdik  1970’lerde Türkiye’nin büyük kargaşa yaşamasını, 1944’teki gelişmelerle ancak izah edebiliriz ve Erhan Cengiz’in mücadelesini anlamlandırabiliriz.

Erhan Cengiz, kitapta verdiğimiz şehitler listesine göre, Ülkücü Hareket’in 12 Eylül öncesinin son şehididir. 31 Ağustos 1980’de toprağa düştü.

Kitabımızda Erhan’ı, ailesini, çevresini, arkadaşlarını verdik.

Hatırası unutulmasın istedik.

Yeni nesillerin nasıl bir mücadelenin içinden geldiğini bilmesini istedik.

Erhan Cengiz’e ve bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2017
₺36,90

Timur, tarihin akışını değiştiren bir Türk imparatorudur. Bizde Timur, Aksak Timur, Topal Timur diye bilinir. Orta Asya’da ise “Emir Timur” diye anılır.

Timur, şimdi Özbekistan sınırları içinde kalan Türkistan’ın Semarkand’ını pergelin sabit aşağı yapmış ve hep at sırtında, Deşt-i Kıpçak’a (Ukrayna ovalarına), Anadolu’nun en ücra köşe­lerine, Mısır’a doğru akmış, öbür taraftan Hindistan’a, Çin’e se­ferler düzenlemiştir.
Anadolu’da, Ankara’da Çubuk ovasında, “Tanrı nasıl bir ise sultan da bir olmalı” demiş, Yıldırım Beyazıt gibi güçlü bir padi­şahı yenmiş, Osmanlı evladına fetret devrini yaşatmıştır. Diğer taraftan ise İzmir’i Hristiyanların elinden almıştır.

Timur, bir cengaverdi… Kimine göre çok acımasız, kimine göre, yeri gelince en müşfik insandı. Bütün tarihçilerin birleştiği bir nokta ise, onun, bilim adamlarına çok değer veren özelliği­dir.

Kitabımızda, sırayla Timur’un seferlerini anlattığımız gibi, onun iç dünyasını, çevre ile ilişkisini, ilim adamlarına verdiği değeri, zamanından, zamanımıza gelen birinci el kaynakları esas alarak özlü bir şekilde verdik.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2016
₺20,50

Cengiz Han’ın asıl adı Temuçin’dir. “Cengiz” başarılarından dolayı verilmiş bir unvandır.
Dünyayı titreten imparator olarak bilinir.

Cengiz Han, doğudan batıya çok geniş bir alana sahip olmuş, kendisine özgü, hükmü kendisinden sonra da sürecek yasalar (kanunlar) ortaya koymuştur.

Moğolistan çıkışlı Cengiz Han Müslüman değildi. Kimi ta­rihçilere göre dünyaya gelmiş hükümdarlarının en zalimlerin­dendi, kimine göre çok disiplinli ve anlayışlı bir kağandı.
Cengiz Han 13. yüzyılda yaşamıştır. Hristiyan ülkeleri zap­t ettiği gibi, Müslümanların ülkelerini de zapt etmiş ve kendi ya­salarını işletmiş, bunun yanında, yörenin âdetlerine, şer’î anlayış­larına ilişmemiştir.

Tarihin akışını değiştiren bir hükümdar olan Cengiz Han’ın hayatını, kağan oluşunu, kendisinden sonrakilere bıraktığı mu­azzam mirası, kitabımızda, kaynaklara dayanarak, şimdiye kadar ortaya konulardan farklı özlü bir şekilde anlattık.

Umuyoruz ki, okuyucunun ufku açılacak ve Cengiz Han imajı yerli yerine oturacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2016
₺28,90

Attila Türk tarihinin en önemli simalarındandır. Avrupa’yı titretmiştir. Doğuda Hun Türklerinde Mete Han ne ise, Batıda Hun Türklerinde Attila odur.

Avrupa’ya “Türk” imajını, Selçuklulardan, Osmanlılardan çok önce Batı Hunları vermiştir. Batı Hunlarının en önde gelen hükümdarı ise Attila’dır. Attila’ya Türkler kadar Macarlar da sahip çıkarlar.

Türkler ile Macarlar, gide gide bir noktada birleşirler bu isim Attila’dır. Attila ortak değerdir.
Türk tarihi bir bütündür. Tarih öncesinden bu zamana gelin­diğinde durakları, menzil taşları vardır. Bu menzil taşları içinde Attila’nın ayrı bir yeri olduğunu belirtmeliyiz.

Attila, Batı Roma’yla da, Doğu Roma’yla (Bizans) da karşı karşıya gelmiştir. Hatta Batılı kaynaklarda Attila’nın küçüklüğün­de Roma’da bulunduğu, eğitim gördüğü de yazılıdır.
Bu kitabımızda, Attila’yı savaşları ve ilişkileriyle birlikte ele aldık.

Bu ilişkiler ki, Attila’yı tarih sahnesine çıkarmış, o dönemde hakkında yazılanlarla bu güne taşınmıştır.

Attila’yı derli toplu olarak kitabımızda ayrıntılı veriyor, zi­hinlerde bir soru kalmasın istiyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2016
₺28,90

O, bir sevdanın peşinden koştu, türkü gibi yaşamaktı muradı, ama bahtına kara zindanlar düştü. Bir gün bile gam çekmedi kimsesizliğinden, yalnızlığından. Üzülmedi aranıp sorulmadığı için. Yüreği büyüktü, gönlü kocamandı, kınından çıkmış kılıç kadar keskindi gençliği... İçindeki sevdanın sesine kulaklarını hiç tıkamadan yaşadı. Anadan, babadan, kardeşten, yardan, serden geçti, ama içindeki sevdanın türküsünü söylemekten bıkmadı, usanmadı. Kara zindan duvarları arasında, taş masalara, çelik kalemlerle yazılan günlerin hikayesidir bu kitapta dile getirilenler. İsteyen istediği gibi yorumlar, sınar, dener ya da kınar. Özgürlüğe yıllarca hasret çeken bir adamın, onu sınırlamak adına söyleyebileceği hiçbir söz yoktur.


Sayfa Sayısı : 167
Basım Tarihi : Yok 2004
Kapak Türü : Ciltsiz
Dili : Türkçe
₺9,60 KDV Dahil

Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, CHP ve MHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak anlaştıkları isim… Kartviziti “imkânsız” gibi görünün pek çok unvanla dolu.

Ekmeleddin İhsanoğlu’nun babası Yozgatlı Müderris İhsan Efendi, annesi ise Rodos Türklerinden Seniye Hanım… Doğum yeri Kahire… Üniversiteyi orada okuyor, yüksek lisansını yine orada tamamlıyor. 1970’te Türkiye’ye geliyor. Sanki Türkiye’den hiç gitmemiş gibi uyum sağlıyor. Anadolu insanının yüreği açık, sevecen bir tipi olarak karşımıza çıkıyor.

Babası İnsan Efendi, İstiklâl Marşı’mızın şairi Mehmed Âkif’in en güvendiği, en yakınındaki bir insan… Evinde sürekli millî ruhu hissettirmiş, millî heyecanı yaşatmıştır.

Entelektüel çevrede ve dünya siyasetinde, özelikle İslâm âleminde çok iyi tanınan eski İslâm İşbirliği Teşkilâtı Başkanı Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, Türkiye’de ilk defa yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde ortak aday oluyor.

Elinizdeki kitap, Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun bilinmeyenlerini ve az bilinenlerini vermenin yanında; cumhurbaşkanlığına partiler üstü aday gösterilmesinin şaşkınlığını yaşayanların tartışmalarını bir araya getiriyor.

Türk siyasetinde bir ilkin bütün detaylarını bu kitapta bulacaksınız.

 





Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2014
₺20,50

Sevgili kızım özür dilerim. İyi bir baba olamadım sanırım.
Özür dilerim gönüldaşlarım size kendimi ifade edemedim.
Belden aşağı vurmalardan, gıybet, nifaklardan, dava adı altında rant sağlayanlardan seni, gönüldaşlarımı kurtaramadım kızım özür dilerim!…
ÖLÜM geldi çattı.
Yol yakınlaştı.
Cenazeler bile başka konuşulur oldu.
Ölenlerden bile medet ummaya başladık.
Özür dilerim.
49 yıllık hayat törpümde neler yaşadım neler… Bu ülkemde neler gördüm neler… İyi olanları sana aktardım, kötü olanları kendimle birlikte sır olarak gömdüm…
Tıpkı bedenim toprakla buluşacağı gün gibi…
Bu sırlarda toprağa gidiyor.
Kimileri yalaka dedi, güldüm geçtim.
Ne yalakalığı ise bu…
Bakıyorum konuşanlara ALLAH daha fazla versin demekten kendimi alamıyorum.
Kızım diyeceksin ki, babacığım bizi büyüttün, diğer babalar gibi bize bir dünyalık bırakmadın.
EVET, haklısının kızım…
Ben beceremedim mal mülk edinmeyi…
Bu dünyada bir dikili ağacım yok.
Sana ve gönüldaşlarıma bıraktığım sadece çile!..
UNUTMAK İHANETTİR!…
Borç bıraktım size kusura bakmayınız..
Sen asla yılma kızım.
Baban, bu hayat törpüsünde hiç mi hiç yılmadı.
Sana ve size en güzel miras; sabır, dua hoş görüyü bırakabilirim.
Para ve mevki bozar bizi kızım…
Sen asla isyankâr olma.
Açlığını paylaşma.
Bir gün gelir o dost dediklerinde gaflete düşer, bunları yüzüne vurur…
Artık kendimle ilgili bir düşüncem yok, size gelecek için en güzel olanı bırakmak zorundayım.
Size gelecek için en güzel olanı bırakmak zorundayım.
Bizim çektiğimiz sancıları sizler inşallah yaşamayın.
Sana ve arkadaşlarına bırakabildiğim en güzel miras: Unutmak ihanettir.
Şimdilik selâm ve dua ile.
Senle dalga geçenlere ÖLÜM de var de. 
Hatırlat.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2014
₺32,90

O, bir sevdanın peşinden koştu, türkü gibi yaşamaktı muradı, ama bahtına kara zindanlar düştü. Bir gün bile gam çekmedi kimsesizliğinden, yalnızlığından. Üzülmedi aranıp sorulmadığı için. Yüreği büyüktü, gönlü kocamandı, kınından çıkmış kılıç kadar keskindi gençliği... İçindeki sevdanın sesine kulaklarını hiç tıkamadan yaşadı. Anadan, babadan, kardeşten, yardan, serden geçti, ama içindeki sevdanın türküsünü söylemekten bıkmadı, usanmadı. Kara zindan duvarları arasında, taş masalara, çelik kalemlerle yazılan günlerin hikayesidir bu kitapta dile getirilenler. İsteyen istediği gibi yorumlar, sınar, dener ya da kınar. Özgürlüğe yıllarca hasret çeken bir adamın, onu sınırlamak adına söyleyebileceği hiçbir söz yoktur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 270
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 1.2004
₺12,30
O, bir sevdanın peşinden koştu, türkü gibi yaşamaktı muradı, ama bahtına kara zindanlar düştü. Bir gün bile gam çekmedi kimsesizliğinden, yalnızlığından. Üzülmedi aranıp sorulmadığı için. Yüreği büyüktü, gönlü kocamandı, kınından çıkmış kılıç kadar keskindi gençliği... İçindeki sevdanın sesine kulaklarını hiç tıkamadan yaşadı. Anadan, babadan, kardeşten, yardan, serden geçti, ama içindeki sevdanın türküsünden geçmedi. O sevdanın türküsünü söylemekten bıkmadı, usanmadı. Kara zindan duvarları arasında, taş masalara, çelik kalemlerle yazılan günlerin hikayesidir bu kitapta dile getirilenler. İsteyen istediği gibi yorumlar, sınar, dener ya da kınar. Özgürlüğe yıllarca hasret çeken bir adamın, onu sınırlamak adına söyleyebileceği hiçbir söz yoktur.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2009
₺16,40
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 210
En / Boy : 13 / 20,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2005
₺9,11
Tükendi

“Bugün Milliyetçi Hareket Partisi dimdik ve güçlü şekilde ayakta durmakta, Türk Milletinin yegane ümidi haline gelmiş bulunmaktadır. Bunun sebepleri arasında, Alparslan Türkeş gibi karizmatik ve bilge bir lidere ve onun yetiştirdiği kadrolara sahip olması çok önemlidir. Türk Milliyetçileri, bu gerçeği hiçbir zaman unutmadan, Başbuğlarının gösterdiği büyük hedeflere doğru akıp giden kutsal yolculuklarına yılmadan ve yorulmadan devam edeceklerdir.”

-Dr. Devlet Bahçeli / MHP Genel Başkanı

“Tarihinde yerini almış, iz bırakmış liderlerden Alparslan Türkeş’i tanınmış ve onunla Kıbrıs meselesinde işbirliği yapmış olmak benim için daima bir onur vesilesi olmaya devam edecektir. Büyük, cesur, kararlı ve Türk Ulusu ile övünen, Türkiye’nin kılına zara gelmesin diye didinen bir liderdi.”

- Rauf Denktaş

“Bu alicenap insan ve onun ülküdaşları, bizimle beraber ağlamışlar, bizim acılarımızı paylaşmışlar, bizler için dualar etmişler. Kırım Tatar Türkleri Merhum Alparslan Türkeş’e ve Ülkücülere müteşekkirdir.”

- Mustafa A. Kırımoğlu

“Yürekten inanırız ki, Alparslan Türkeş’in emelleri, fikirleri, Türk Milliyetçiliğinin yolunu aydınlatan 9 ışığı hiç bir zaman unutmayacak ve 21. Yüzyılda yükseleceği şeksiz olan Türklüğün temel kaynaklarından biri daima canlı kalacaktır.”

- Ebülfez Elçibey

“…Cumhuriyet Tarihimizin iki büyük devlet adamı yetiştirmiştir. Birisi Atatürk, diğeri de Alparslan Türkeş’tir. Her ikisi de mensup olduğu “Türk Milleti” aşığı idiler. Her ikisi de “Türk Milliyetçisi” olmakla iftihar eden ve de haykıran insanlardı. Ortak noktaları “Ne mutlu Türküm diyene” parolasında yatmakta idi.”

- Prof.Dr.Abdülkadir Donuk

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 656
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2015
₺22,78
Tükendi

“Washington’a Gitmeden İktidar Olacağız”

Devlet Bahçeli, âdeta Milliyetçi Hareket için dünyaya gelmiş bir liderdir.

Devlet Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partisi’nin 30 yıllık lideri Alparslan Türkeş’in, 4 Nisan 1997’de vefatından sonra, 6 Temmuz 1997’de yapılan 5. olağanüstü kongrede genel başkan seçilmiş; 6. 7. 8. 9. ve 10. olağan kurultaylarda yine delegelerin teveccühünü kazanmıştır.

Devlet Bahçeli’nin sırrı nedir?

Devlet Bahçeli’nin kendisine has bir siyaset üslûbu vardır. Muhtemelen kazandıran da bu tavizsiz, ileriye matuf, güven veren davranışıdır.

Bahçeli, rastgele televizyon kanallarına çıkmaz; her önüne gelen gazeteciyle mülâkat yapmaz. 1997’den 2014 yılına kadar görüştüğü gazeteci sayısı sınırlıdır. Bu mülâkatları da kitabımızda okuyacaksınız ve hiçbir röportajın sıradan yapılmadığını göreceksiniz; dolayısıyla neden seçkinci olduğunu anlayacaksınız.

“Türkmen Beyi Devlet Bahçeli” kitabı çok merak edilen bir lideri çocukluğundan bugüne getiriyor ve nasıl istikrarlı bir politika takip ettiğini kronolojik olarak ortaya koyuyor.

MHP’de Devlet Bahçeli döneminin bütün merak edilenlerini bu kitapta bulacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 620
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2014
₺18,98
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 274
En / Boy : 13 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2005
₺12,30 KDV Dahil
1
Çerez Kullanımı