• Kaplanın Sırtında
    Kaplanın Sırtında
  • Kâğıt Kesiği
    Kâğıt Kesiği
  • Ken Taç Dis
    Ken Taç Dis
  • Masal KADIN
    MASAL KADIN
  • Osman Pamukoğlu
    Debreli Hasan Geronimo
  • İdil Yazar - Çikolata
    İdil Yazar
  • Metin Akpınar Sahneye Adanmış Bir Ömür
    Metin Akpınar Sahneye Adanmış Bir Ömür
  • Zabel Yesayan Yaşamı ve Eserleri
    Zabel Yesayan Yaşamı ve Eserleri

“Tanpınar Bana Ne Dedi?” edebiyatımıza bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Alıntılarla, anekdotlarla, yaşamöyküsü değinileriyle eşsiz bir okuma deneyimi sağlıyor.

Ahmet Hamdi Tanpınar’dan Adalet Ağaoğlu’na, Yaşar Kemal’den Tezer Özlü’ye kadar pek çok yazara yer veren eser, derinlikli metinlerimize değinirken edebiyat tarihimizle ilgili de
nitelikli saptamalar yapıyor.

“Tanpınar Bana Ne Dedi?” yeni bir bakış kazandırmakla yetinmeyip bu yapıtları okumayanların da merakını kamçılıyor.

“Ruken Ataman Ali Baba ve Kırk Haramiler’deki mağaranın kapısını açacak sihirli sözü çoktan bulmuş. İstediği zaman kitaplarla dolu bir dünyaya girerek sonsuz hazinesinden dilediğince nasiplenebiliyor.”

Ercan Kesal


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺33,60

İngiliz edebiyatı tarih boyunca hem Batı edebiyatını hem de dünya edebiyatını etkileyen zengin eserler ortaya çıkardı. Roman, öykü, şiir ve tiyatro oyunları edebiyat seven herkesin ruhuna dokundu. Bazen Hamlet bize güç verdi, bazen 1984’ün Büyük Birader’i zalim gözlerini üzerimize dikti ya da bazen hayatın anlamı Otostopçunun Galaksi Rehberi’ndeki gibi sadece 42’ydi.

Charles Dickens’tan Virginia Woolf’a, Oscar Wilde’dan Jeanette Winterson’a kadar pek çok yazara yer veren bu kitap, İngilizce yazılmış görkemli romanları rafine bir süzgeçten geçiriyor. Okurun ilgisini çekecek ayrıntıları yakalarken ele alınan eserlerin edebiyatımızdaki izdüşümlerine dokunuyor.

“İnsan var oldukça öykü de, şiir de, roman da var olacaktır kuşkusuz. Okumak ve yazmak, sağaltıcı bir şeydir çünkü. Yaralı ruhlarımızı iyileştirir.”

Ercan Kesal


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺33,60

Yeni kıyamet nedir?
Tanrısız bir ahlak anlayışı mümkün mü?
Kadınlar dini lider olamaz mı?
Şiddet ile hoşgörüsüzlük arasındaki ilişki nedir?

Öteki, içimizdedir! Öteki, ona nasıl davrandığımızdan, onu sevmemizden veya ondan nefret etmemizden veya ona kayıtsız kalmamızdan bağımsız olarak, içimizdedir.

İnanç ya da İnançsızlık’ta Eco ve Martini din üzerine yeni bir tartışma zemini hazırlıyor ve bugün dahi üzerine konuşulması zor meseleleri, iki insanın birbirine karşı saygısını yitirmeden nasıl tartışabildiğini gösteriyor. Önce Liberal dergisinde yayımlanan daha sonra da kitap haline getirilen bu mektuplaşmalar, bizleri “İnananlar ve inanmayanlar arasında yeni ve ortak bir umut inşa edilebilir mi?” sorusu üzerine düşünmeye davet ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺22,40

Umberto Eco’nun 60’lı ve 80’li yıllar arasında kitle kültürü üzerine yazdığı makalelerden oluşan Ertelenmiş Kıyamet, kitle kültürüne tamamen karşı çıkanlarla (kıyametçiler), farkında olmaksızın bu kültüre hizmet edip onun bir parçası olan zamane entelektüellerinin (bütünleşmişler) yaklaşımlarını karşı karşıya getiriyor ve çizgi roman, televizyon, müzik gibi popüler kültürün bir parçası olan birçok öğeyi değerlendiriyor.

 “…Belki de bu kitabı okunur kılacak olan şey, birçok eleştirmeni benim kıyametçi mi yoksa bütünleşmiş mi olduğumu sorgulamaya iten şeydir.

Bunun nedeni muğlak mı, tartışmalı mı, yoksa diyalektik olmam mı hâlâ bilmiyorum.

Veya belki de onlar bunların hiçbiriydi ve kesin cevaplara ihtiyaçları vardı: ya siyah ya beyaz, ya evet ya hayır, ya doğru ya yanlış…

Sanki kitle kültürü onlara da bulaşmıştı...”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 424
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺63,20

“Ufak şeyleri dışarıda bırakıp sadece büyük olanları sıralayan bir biyografi, insanın hayatının düzgün bir resmini asla teşkil edemez; kişinin hayatı, hislerinden ve ilgilendiği şeylerden, hislerinin takıldığı görünüşte büyük veya küçük birçok hadiseden oluşur.”

Samuel Langhorne Clemens, bilinen ismiyle Mark Twain, kendi isteği üzerine ölümünden yüz yıl sonra yayınlanan otobiyografisinde böyle der.

William Faulkner, Twain’in “ilk gerçek Amerikan yazarı” olduğunu ifade eder. Mark Twain’in büyük bir yazar olduğuna kuşku yok; ama aynı zamanda dopdolu yaşamına sayısız tecrübe ve zenginlik katan çok yönlü bir maceraperesttir o; maharetli bir konuşmacı, gezgin, hayvansever, seyrüseferci, fedakâr bir eş ve baba, acemi bir asker, muhabir, mucit ve aktivisttir.

Bu kitap, Twain’in hayatıyla ilgili “büyük veya küçük birçok hadiseye” değiniyor: Konuşmalarından mektuplarına, gazetede çıkan yazılarına, yaşadığı ve gezdiği yerlere, savunduğu değerlere, çalışma ve aile hayatına, dostlarına, sevdiklerine ve sevmediklerine göz gezdirerek onu biraz daha yakından tanımamıza olanak sağlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 392
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺25,20

Aynı gibi görünür her şey karşıdan bakınca, ama ayna bambaşka bir dünyayı saklar ardında!

Alice, Harikalar Diyarı’ndan sonra bu kez Ayna-Ev’in diyarına doğru bir yolculuğa çıkıyor. Belki bir rüyadır bu, belki de gerçek… Ama zaten, “Hayat nedir ki bir rüyadan başka?”

“Sen sadece onun rüyalarında var olan birisin. Gerçekte olmadığını sen de biliyorsun.”

“Ben gerçeğim!” diyen Alice ağlamaya başladı.

“Ağlayarak kendini gerçekleştiremezsin,” dedi Aynısınıntıpkısı, “ağlayacak bir şey yok.”

“Gerçek olmasaydım,” dedi Alice, gözyaşları arasında bu saçmalıklara biraz da gülerek,
“ağlayamazdım ki.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺17,50

Ne kadar kocamansınız ya da ne kadar minicik, dünyanın karşısında?..

Gulliver’in Gezileri kitabının ilki olan Cüceler ve Devler Ülkesi’ne Yolculuk’ta kahramanımız önce minik insanların ülkesi Lilliput’a, daha sonra da devlerin yaşadığı Brobdingnag’a gidiyor ve bakın nasıl maceralar yaşıyor…

“Kuşkusuz büyüklük veya küçüklüğün görece olduğunu söyleyen filozoflar da haklıydı. Lilliputluların da kendilerine saygı gösterecek görece daha küçük insanlardan oluşan topluluklar bulması mümkündü. Dünyanın henüz keşfedilmemiş yerlerinde bu devlerden de daha büyük insanlardan oluşan toplulukların olmadığını kim söyleyebilirdi ki?”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺17,50

Fransa’da ilk kez 1940’ta yayınlanan Hayır Diyen Felsefe, bilim felsefesinde büyük bir yenilenmeyi temsil eder. Bachelard bu büyük eserinde, ampirizm ile rasyonalizmi uzlaştırmaya çalışır. Çünkü ampirizm anlaşılmaya ihtiyaç duyar; rasyonalizm ise uygulanmaya: Ampirik bir yasa, akıl yürütmenin temeline oturtularak kanıtlanır; bir akıl yürütme ise, deneyin temeline oturtularak yasalaştırılır. Gaston Bachelard için “hayır” [non], önceki bilgiyi aşmayı ve onu tamamlamayı simgeler. Bilim felsefesi genellikle birbirine zıt iki aşırılığa düşer: Ya aşırı felsefidir, yani genel prensiplere, a prioriye ve rasyonel değerlere aşırı bağlıdır; ya da aşırı bilimseldir, başka bir deyişle kendini belirli sonuçlarla, a posterioriyle ve deneysel değerlerle kısıtlar. Bachelard’a göre, genel prensiplerin hangi koşullarda belirli sonuçlara yol açabileceğini –ya da bunun tersini– gösteren yeni bir bilim felsefesine ihtiyacımız vardır. 

“Günümüzde bilimsel düşünceyi canlandıran çifte devinim felsefi olarak dile getirilebilseydi, a priori ile a posteriori almaşıklığının zorunlu olduğu, ampirizmle rasyonalizmin bilimsel düşünce içinde, birbirlerine zevk ve acıyı birleştiren bağ kadar güçlü ve tuhaf bir bağla bağlı oldukları fark edilecekti. Gerçekten de, bunlardan biri ötekine hak vererek başarıya ulaşır: Ampirizmin anlaşılmaya ihtiyacı vardır, rasyonalizmin de uygulanmaya.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺37,60

“Bekledik ve düşündük ve kuşku duyduk ve nefret ettik.‘Neler hissediyorsun?’Hepsinden baskın olan duygu öfke. Olduğumuzdan farklı biriolamadığımız için kendimizden nefret ediyoruz.Daha iyi olamadığımız için. Öfke duyuyoruz.”

Yeraltı edebiyatının en önemli isimlerinden İskoç yazarIrvine Welsh, kendine has üslubuyla okurlarını yine eşsiz birserüvenin içine sürüklüyor.

Tüm hayatı baştan aşağıya kötü alışkanlıklardan ve dalaverelerden ibaret olan Dedektif Çavuş Bruce Robertson’ın hayatına dâhil olduğunuz buserüvende, öfkelenmekten, irkilmekten ve bolca kahkahaatmaktan kendinizi alamayacaksınız.

“Welsh, dehalara özgü bir ustalık, kıvraklık ve şefkatle yazıyor. Welsh, son dönemde İngiliz edebiyatının başına gelen en iyi şey…”

-Sunday Times

“Irvine Welsh’in Trainspotting’den sonraki en iyi romanının anti-kahramanı olan Edinburghlu ahlaksız polis, bir anlamda bağımlılık yaratan bir karakter: Öyle dehşet verici bir güce sahip ki insan kitabı elinden bırakamıyor…”

-Village Voice Literary Supplement


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 512
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺63,20

"Onun izini kaybedeli üç ay bile değil, tam iki ay dört gün oldu, ama büyülü gözlerinin, o gözlerdeki öldürücü kıvılcımların hatırası hep aklımda kaldı. Hayır, onun ismini asla dillendirmeyeceğim. Çünkü o, uçacakmış gibi duran, ince, sisli endamıyla ve peşi sıra hayatımın yavaş yavaş yanıp eridiği şaşkın, parlak iri gözleriyle, artık bu sefil, vahşi dünyaya ait olamaz. Hayır, onun adını dünyevi şeylerle kirletmemeli. Onunla ayrı düştükten sonradır ki insan kalabalığından, ahmak ve mutluların meclislerinden tamamen ayağımı çektim. Unutmak için afyonla şaraba sığındım. Bütün yaşantım odamdaki dört duvar arasında geçiyordu ve hâlâ da öyle geçiyor. Hayatım baştanbaşa dört duvar arasında geçti zaten."

Kör Baykuş, sürrealist bir deney; düşlerle silikleşen gerçekliğin gölgelerle, seslerle ve sanrılarla iç içe geçtiği netameli bir anlatı. Kör Baykuş’un mutlak karamsarlığı ve yaşama dair melankolik vizyonu, kuşkusuz, okur için sarsıcı bir deneyim. Ancak bu okuma deneyimi, yepyeni dünyalara açılan bir olanak aynı zamanda. Sadık Hidayet’in magnum opus’u olduğu kadar, modern İran edebiyatının bu en karanlık, en yaratıcı ve büyüleyici eserini okurla buluşturmak bizim için bir kıvanç.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 95
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺9,80

“Totemizm histeriye benzer. Bazı olguların gelişigüzel yalıtılıp, bir hastalığın veya nesnel bir kurumun tanılayıcı işaretleri olarak gruplandırılabileceğinden kuşku duymaya bir kez ikna olunca, bu işaretlerin kendileri ya ortadan kaybolur ya da herhangi bir tektipleştirici yoruma direnç gösterecek şekilde ortaya çıkar.”

Ünlü antropolog Claude Lévi-Strauss’un ilk kez 1962’de yayımlanan eseri Günümüzde Totemizm, antropoloji alanında bir dönüm noktası sayılır. Lévi-Strauss, yalnız totemizm kavramını inşa eden taşları bir bir sökmekle kalmaz, aynı zamanda evrimci yaklaşımın üzerini çizerek yeni bir yapısalcı paradigmanın oluşumuna vesile olur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺37,60

Büyümek ne demektir? Ergenlikten, çocukluktan nasıl çıkar, nasıl yetişkin olur insan? Sorumluluk sahibi biri olduğunda mı, yoksa kendisini çevreleyen dünyaya, koşullara başkaldırdığında mı? Aytmatov, Sultanmurat’ta işte bu evrensel sorunun peşinde koşuyor. On beş yaşında bir çocuğun, ve dört arkadaşının, okul sıralarından kalkıp doğayla ve insanlarla çetin bir mücadeleye giriştiği çarpıcı bir hikâye Sultanmurat! Savaşın, sert ve acımasız doğal ve toplumsal koşulların gölgesinde kıyasıya bir mücadelenin hikâyesi… İyi okumalar! “Bitirmek zorundayız bu işi. Yumuşak, sert demeyip her yere sürüyorum sizi, fakat başka türlü ekin yetişmez.

İhtiyar Çekiş ‘Değişmeyen bir yasadır, her ekmeğin mayasında biraz ter vardır,’ diyor. Ama ekmeği yiyenlerin tümü bilmezmiş bunu, ya da akıllarına gelmezmiş. Ekmek çok önemlidir bizim için, onsuz edemeyiz. Buraya, Aksay’a o amaçla geldik...”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺11,20

“Bennett, Einstein’ın düşünceleri üzerine eğlenceli, harikulade bir giriş kitabı yazmış…

Anlattıklarının bu kadar anlaşılır olması şahane.”

- Choice

“Görelilikle ilgili birçok kaynak okudum, ama hiçbirinin anlatımı bu kitaptaki kadar açık ve merak uyandırıcı değildi. Hem özel hem de genel göreliliğin, özünde basit ve buna rağmen sezgiye dayalı olmayan fikirlerini öğrenmeye hevesli herkes için Jeffrey Bennett’ın kitabı biçilmiş kaftan. Etkileyici biçimde anlaşılır ve ilgi çekici…”

- Seth Shostak, Üst Düzey Gökbilimci, SETI Institute

“...Bennett’ın bu eğlenceli kitabı, okurlara göreliliğin ne olduğunu ve evrenimize dair neleri ortaya koyduğunu gösteriyor.”

- Publishers Weekly

Bir kara deliğe yolculuk etseydiniz, bu yolculuk sırasında gerçekten neler yaşardınız?

Çoğumuz, Güneş bir gün ansızın kara deliğe dönüşse Dünya’yı ve beraberinde diğer tüm gezegenleri yutacağını düşünürüz. Fakat yazar ve astrofizikçi Jeffrey Bennett’ın da belirttiği gibi, kara delikler aslında yutmazlar. Bu düşünceyle Einstein’ın görelilik teorilerinden yola çıkan Bennett ışık hızını, zamanın genişlemesini ve uzay zamanın bükülmesini ele alarak konuya oldukça eğlenceli bir giriş yapıyor ve size şöyle bir hikaye anlatıyor:


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺46,40

Büyümek ne demektir? Ergenlikten, çocukluktan nasıl çıkar, nasıl yetişkin olur insan? Sorumluluk sahibi biri olduğunda mı, yoksa kendisini çevreleyen dünyaya, koşullara başkaldırdığında mı? Aytmatov, Sultanmurat’ta işte bu evrensel sorunun peşinde koşuyor. On beş yaşında bir çocuğun, ve dört arkadaşının, okul sıralarından kalkıp doğayla ve insanlarla çetin bir mücadeleye giriştiği çarpıcı bir hikâye Sultanmurat! Savaşın, sert ve acımasız doğal ve toplumsal koşulların gölgesinde kıyasıya bir mücadelenin hikâyesi… İyi okumalar! “Bitirmek zorundayız bu işi. Yumuşak, sert demeyip her yere sürüyorum sizi, fakat başka türlü ekin yetişmez.

İhtiyar Çekiş ‘Değişmeyen bir yasadır, her ekmeğin mayasında biraz ter vardır,’ diyor. Ama ekmeği yiyenlerin tümü bilmezmiş bunu, ya da akıllarına gelmezmiş. Ekmek çok önemlidir bizim için, onsuz edemeyiz. Buraya, Aksay’a o amaçla geldik...”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2017
₺7,00 KDV Dahil

Viyana, 1938: Naziler şehri kuşattığında Sigmund Freud’a ülkeden çıkış vizesi ve yanında götüreceği kişilerin bir listesini yapma şansı verilir. Freud doktorunu, hizmetçilerini, onların ailelerini, baldızını, hatta köpeğini seçmesine rağmen kız kardeşlerini arkasında bırakır. Ağabeyleri hayatının geri kalanını Londra’da geçirirken dört kız kardeş Terezín’deki toplama kampına götürülürler.

Freud’un seçimi kardeşlerinin kaderini nasıl şekillendirecektir?

 O karanlık günlerde verilen bir sınavdır belki de yaşananlar; kardeşlikle ilgili bir sınav. Belki de bir iç savaş; galibi de mağlubu da belli olmayan.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2016
₺39,20

"İlk aşktan bu yana değişen bir şey yok!"

Mark Twain’in muhteşem klasiği “Âdem ile Havva’nın Güncesi” orijinal desenleriyle birlikte ilk kez Türkçede.

Cihat Taşçıoğlu’nun çevirdiği “Âdem ile Havva’nın Güncesi”, mizahın Amerikalı babası Mark Twain’den ilk aşka ve ilk kayba dair komik ve dokunaklı bir hikaye. Mark Twain bu kısacık kitapta, edebiyat kariyerinde ilk kez yürek burkucu bir üslup benimsemekle kalmıyor, ilk ve son defa kadın bakış açısından bir metin kaleme alıyor. 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2016
₺37,60

Aşkın dehayı ya da gençliği geri getirmeyeceğini kim iddia edebilir!

1949 yılında, tek başına bir Güney Amerika seyahatine çıkan André Maurois, bu seyahatte tanıştığı ve eserlerini İspanyolca’ya çeviren genç ve güzel Maria de los Dolores Checa Garçía y Rivera’ya aşık olur. Yirmi gün süren bu ilişkinin ardından Fransa’ya genç bir adam olarak dönen Maurois, “Marita” adını verdiği bu kadına elli dört mektup ve on bir şiir yazar. Bu mektup ve şiirler daha sonra karısının isteğine uyularak yayımlanır.

Maurois her ne kadar Sonbahar Gülleri’nin girişinde “Bu roman bir romandır; bu şahıslar da şahıslardır. Bunda ölü veya diri, gerçek yaratıklar bulup çıkarmaya çalışan kişi, bir romanın ne olduğunu, şahısların da neler olduklarını bilmediğini ispat etmiş olur,” dese de insan, romanın baş kişisi yazar Guillaume Fontane’ın hikayesinde André Maurois’yı aramadan edemiyor.

İklimler, Yaşama Sanatı ve Patronlar gibi hem Türkiye’de hem de dünyada severek okunmuş eserlerin yazarı Andre Maurois’nın son romanı Sonbahar Gülleri, ömrünün sonbaharını yaşayan ünlü bir yazarın, kendisini tepeden tırnağa dönüştüren “yasak aşkını” anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2016
₺43,20

19. Yüzyıl Amerikası’ndan bir yankee, talihsiz bir kaza sonucu kendini 6. yüzyılda bulur. Artık Kral Arthur’un tebasının bir üyesidir ve çok geçmeden, İngiliz ulusunu Camelot’un zulmünden kurtarmak ve özgürleştirmek, batıl inançlarla yönetilen ülkeyi Cumhuriyet’e taşımak için kolları sıvar. Hedefiyle arasında, başta dönemin en tehlikeli adamı Merlin olmak üzere, aristokrasi, Kilise ve tabii ki krallığın kendisi dursa da, yüksek teknolojik bilgisi sayesinde engellerin tek tek üstesinden gelecektir.

Ancak unuttuğu bir şey vardır: “Mutlak güç muhakkak yozlaştırır.” Üstelik, özgürlük düşüncesi ya da yeni idealler bir toplumun kolay kolay benimseyebileceği şeyler değildir.

Kral Arthur’un Sarayında Connecticutlı Bir Yankee, sadece zaman yolculuğu kavramının temellerini atmakla kalmayan, devrimin kendi çocuklarını nasıl yediğini de gözler önüne seren bir başyapıt.

Üstelik Mark Twain’in unutulmaz karakteri Hank Morgan’ın maceraları Türkçe’de ilk kez! Fantastik bir ironi, anarşist bir komedi okumak isteyenler buyursun…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 456
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2016
₺43,40

“Hollywood hep dışarıya kapalı bir kulüp olmuştur,” diye anlatıyor James Franco. “Kapılarını sizlere açıyorum. Hoş geldiniz. İçeriye bakın.”
  
Lirik makalelerden insanı şaşkınlığa uğratan görüşlere, manasız SMS’lerden hayaletvari dipnotlara birçok tarzı barındıran ve Anonim Alkolikler’in On İki Adımıyla On İki Geleneğinin üzerine kurulu bu kitap, ünlülerin karanlık kalplerine inanması zor, şiddetli bir yolculuk.

“Anonim Aktörler, Hollywood’un yüzeyinin altını keşfetmekten hoşlananlara göre bir kitap. Hem tuhaf hem de gözalıcı ünlüler dünyasının heyecanlı bir keşfi.”

- The Daily Express

“Komik, edepsiz ve etkileyici. Franco’nun neşeli dilini birçok sempatik anlatıcının ağzından mektup, şiir, SMS, günce girişleri gibi farklı farklı tarzlarda, yaşamın her yanından duyuyoruz. Performans sanatı olarak varoluş üzerine düşünceleri komik, yıkıcı ve felsefi.”

- Lisa Shea, Elle

“Franco büyülü bir hayatın tam ortasında yaşanan günlük çaresizlikleri uzmanlıkla anlatıyor… Ziyadesiyle heyecanlı.”

- Slate
 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2016
₺33,60

1862 yılı, Londra'nın kirli ara sokakları…
 
Susan, doğduğundan beri yankesicilerin, kendi deyimleriyle ‘ustaparmakların’ evinde büyümekte. 

Bir gün evin kapısını usta bir dolandırıcı olarak bilinen Beyefendi çalar. Büyük vurgun planına Susan'ı dahil eder ve ilk defa bu evden uzaklaşmasına neden olur. Susan'ın görevi oldukça zordur: Karanlık bir malikanede büyüyen zengin bir kızı, sonrasında parasına konmak için Beyefendi ile evliliğe ikna etmek zorundadır.

Peki ya Susan’la kızın arasında bir sevgi gelişirse ve bu vurgun planı pek de göründüğü gibi değilse?

Orange ve Man Booker ödülleri finalisti Sarah Waters’tan muhteşem bir roman: Ustaparmak. 2016 yılında Park Chan-wook’un The Handmaiden adıyla sinemaya uyarladığı roman, Cannes’da övgüyle karşılandı. 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 576
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2016
₺47,60

“O sene yaşananlar, mahalleden toplu göçün ardında yatan gerçek sebepti. O sene, Pikan Cevizcisi’nin senesiydi. Sıska, ihtiyar, zenci bir adamın hayatlarımız üzerinde ne kadar etkisi olabileceğini hiçbirimiz bilmiyorduk, ama çok geçmeden öğrendik.”

Komşu çocuklarının Pikan Cevizcisi dedikleri, evsiz, siyahi bir adam; Eldred Mims… İhtiyar Eldred Mims’i bahçe işleri için kiralayarak ırkçı komşularının tepkisini çeken, dul ve çocuksuz Ora Lee Beckworth… Bütün hayatını Ora Lee’nin ev işlerini görmekle geçirmiş, beş çocuğunu babasız yetiştirmeye çalışan siyahi hizmetçi Blanche…

1976 yazında yaşanan bir tecavüz vakası ve işlenen bir cinayet, bu üç yetişkini, korkunç bir sırrı tam yirmi beş yıl boyunca saklamak zorunda bırakır. Eldred Mims hapiste ölünce Ora Lee, Pikan Cevizcisi ile ilgili gerçeği anlatmaya karar verir. Pikan Cevizcisi’nin hikâyesi aslında bambaşka, hüzünlü bir sırrın da hikayesidir.

Harper Lee’nin Bülbülü Öldürmek romanı kıvamında, her satırında vicdanın ve adaletin ne olduğunu sorgulayacağınız bir roman…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 206
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2016
₺30,80

Hikayemiz şöyle: Tanrılar Hermes ve Apollo, Toronto’da bir bardadırlar. İçiyorlarsa da, sarhoşlukları alkolden değildir. Tanrıların hep yaptığı gibi, insanlığın tabiatına dair, amaçsız bir sohbete koyulurlar. İnsanların, mesela bitten ya da filden kötü veya iyi olmadıklarıyla başlayan muhabbetleri şu soruyla noktalanır:

Hayvanlarda insan aklı olsaydı nasıl olurdu?

Böylece Apollo ve Hermes, insan aklına sahip olsalar, hayvanların insanlardan daha mutsuz olup olmayacaklarına dair bahse tutuşurlar. Kaybeden diğerine dünya zamanıyla bir sene kölelik edecektir. Bardan çıkıp yürüdükleri caddede bir veteriner kliniğine denk gelirler ve tanrısal deneylerini bu klinikteki köpekler üzerinde uygulamaya karar verirler. O gece Toronto sokaklarında insan bilinci bahşedilmiş on beş köpek dolaşmaya başlar.

Bu on beş köpeğin varoluşsal krizi Andre Alexis’in kaleminde, dilin, sevginin ve insan şefkatinin güzelliğine dair bir övgüye dönüşüyor. Tanrılar Zar Attığında, insan aklının bir ödül mü ceza mı olduğunu sorgulayan çağdaş bir Yunan mitolojisi…

2015 Scotiabank Giller ve Rogers Writers' Trust Kurmaca Ödülü

“Andre Alexis’in Tanrılar Zar Attığında romanı insan aklından çok daha fazlasını keşfetmemizi sağlıyor: akıldan daha derin bir idrak, sadakatten farklı bir sevgi, sadece insanlığa has şefkat ve yeni bir bakış açısı.”

World Literature Today

“Alexis romanın diliyle, köpeğin kemiğiyle oynadığı gibi oynuyor.”

Guardian


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺39,20

Bugünlerde “saf bilim” iddialarıyla ciddi ciddi ilgilenen pek fazla biliminsanı kalmadı neyse ki.
Herşeyin herşeyle ilişki içinde olduğu kozmozdan, herkesin herkesle ilişki içinde olduğu insan dünyasına varıncaya dek durum böyle.

Başkasının sesine kulaklarını tıkayan sağır; gözlerini başkasına kapayansa kördür!

Gökhan Yavuz Demir, sosyoloji ve antropolojinin yöntem ve verilerini başta edebiyat olmak üzre felsefe, linguistik, tarih, politika ve hukuk gibi temel bilimlerle karşılaştırarak ve birleştirerek “sosyolojik” ve “antropolojik” olanı, yani “insanı” ve eylemlerini anlamaya ve anlamlandırmaya çalışıyor Anlamak İçin Yaşamak’ta.

Kültür, adalet, kimlik ve ötekilik, suçluluk ve aptallık gibi evrensel olduğu kadar artık günümüz Türkiye’sinde de güncel olan kavramları titizlikle ve cesaretle analiz ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2017
₺18,90

Elveda Gülsarı, Cengiz Aytmatov'un opus magnumlarından biridir. Gülsarı adlı ünlü bir cins atın ve sahibi Tanabay’ın çalkantılı hayat hikayeleri romanın ana temasını oluşturur. Bolşevik Devrimi’nin coşkusu, değişim fikrinin büyüsü ve insan-doğa ilişkileri son derece ustalıkla ve nesnel bir biçimde dile gelir romanda. Hemen ardından sökün eden yozlaşma, bürokratikleşme ve çöküşse hüzünlüdür. Teoriyle pratiğin çeliştiği noktada bir muhasebedir başlar… yaşamla ölümün sınırında bir özeleştiri!

Bir atın yaşam döngüsüyle insanın ve toplumun yaşam döngüsünü, “evcilleşme”yle “modernleşme”nin trajik sonuçlarını mükemmel bir biçimde anlatan dev bir ağıttır Elveda Gülsarı. Yitirilen özgürlüğe, eşitliğe ve komünal topluluğun kardeşliğine yakılan bir ağıt…

İyi okumalar!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺15,40

“Pek çoğumuz uçma rüyası, canavarların bizi kovaladığı rüyalar, renkli rüyalar, boğulma rüyaları, sürüngenli ve fareli rüyalar görüyoruz. Kısacası o diğer kişilik hepimizde iz bırakırken, bazılarımızda tamamen siliniyor, bazılarımızdaysa daha etkili oluyor. Bazılarımız diğerlerine nazaran daha güçlü ve daha tamamlanmış ırksal anılara sahip.”

Âdem’den Önce, klasikleşmiş bir Jack London romanı olmakla beraber, farklı kurgusuyla ayrı bir öneme sahiptir, roman, bir oğlan çocuğunun rüyaları çevresinde kurulmuştur. Bu rüyalarda kahramanımız, tarih öncesi zamanlarda yaşayan Büyük Diş adlı insansı varlığın bilgisine ve türle ilgili anılarına şahit olur.

Jack London, ortak ırksal anılarımızın ‘boşluğa düşme rüyası’ ile bir yaratıkla karşılaşacakmışız gibi ‘karanlıktan korkmak’ olduğunu savlayan genç karakteriyle bizi, atalarımızın maceralarına tanıklık etmeye çağırıyor.

İnsanın, “İnsan” olmadan önceki durumundan bahseden, hayranlık uyandıran, sürükleyici bir hikâye.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2016
₺23,10

"Senin etkinden tamamen bağımsız büyümüş olsaydım bile, senin gönlünde yatan insan gibi biri olamayacaktım büyük ihtimalle. Herhalde yine çelimsiz, ürkek, kararsız, huzursuz bir insan olurdum…"

Yaşarken bir avuç insan tarafından bilinen Kafka, ölümünden sonra dostu Max Brod'un vasiyetine ihanet edip (!) eserlerini yayınlamasıyla birlikte, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında hızla dünya çapında tanınmaya başladı ve yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından biri haline geldi, haklı olarak.

Kafka, üzerine en çok yazı ve yorum yapılan yazarlar listesinin başında yer alır. Hakkında dev bir literatür oluşmuştur ve günbegün artmaktadır bu literatür. İçinde yaşadığımız gerçekliğin, şimdinin değil yalnızca, savrulup gittiğimiz geleceğin ve geçmişin de perspektifinden yazabilen ender yazarlardan biridir Kafka ve halen günceldir, güncel de kalacaktır yüzyıllarca.

Babaya Mektup, opus magnumlarından biridir Kafka'nın. Şayet içinizde bir hayaletle yaşamaktan yorulduysanız, Kafka'nın sesine kulak verin deriz!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 60
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2016
₺5,95

“Şu sıralar yaşadığım hiçbir şey gerçek değil, bir şekilde gerçekleşiyor sadece, seninle olan hayat ise gerçekleşmiyor, ama hiç şüphesiz gerçek.”

Temmuz 1923’te, Kafka nekahet dönemini geçirmek için gittiği Baltık Denizi’nde Diamant’la tanışır ve birbirlerine aşık olurlar. Kafka kırk yaşındadır ve tüberküloz yüzünden ölmektedir, Diamant ise yirmi beş yaşındadır ve Kafka için yaşamın özü gibi görünür. Kafka, yine de Diamant’la Berlin’e taşınır. Berlin o dönemde siyasi çalkantıların yaşandığı, anti-Semitizm’in yükseldiği ve Weimar döneminin hiperenflasyonun altüst ettiği bir şehirdir. Kafka’nın tüberkülozu ilerleyince şehri terk edip Viyana yakınlarındaki Kierling Sanatoryumu’na taşınmak zorunda kalırlar. Bu taşınma, yarattıkları cenneti de adeta tehdit etmektedir.

Kafka’nın Dora Diamant’la yaşadığı aşk bir efsane haline gelmiştir. Diamant’ın, Kafka’nın edebi mirası açısından önemi, umulandan çok daha kısa süren ilişkilerini daha da ilgi çekici kılıyor. 2013 Jean Monnet Avrupa Edebiyat Ödülü’nü alan Yaşamın İhtişamı, Kafka’nın son yılına odaklanarak bu kırılgan ve hassas aşk hikâyesini yeniden kurgulayarak zihinlerde canlandırıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2016
₺19,25

“Yorgunum, hiçbir şey bilmiyorum ve tek istediğim yüzümü kucağına koymak, ellerini başımın üzerinde hissetmek ve sonsuza kadar öyle kalmak.”

Kafka'nın, öykülerini Çekçe’ye çeviren karizmatik ve yetenekli Milena Jesenská'ya yazdığı mektuplar başlarda iş yazışması niteliği taşırken zamanla büyüyen bir aşka aracılık eder. Milena evlidir ve kocasıyla Viyana’da yaşamaktadır, Kafka’ysa nişanlıdır ve Prag’dadır. Kafka’nın ölümünden kısa bir süre öncesine dek süren ve mektuplarda yaşanan bir aşka tanıklık edeceğiniz Milena'ya Mektuplar sadece geleceği olmayan bir aşk hikâyesini değil, Kafka'nın karmaşık kişiliğini de bütün samimiyetiyle yansıtıyor.

Eserlerinde yabancılaşma ve insan-merkezcilik, varoluş endişesi, suçluluk ve absürtlük temalarını sık sık işleyen Kafka’nın Dönüşüm, Babaya Mektup ve Milena’ya Mektuplar kitaplarının ardından Ottla’ya ve Ailesine Mektuplar kitabı da yakında Nora Kitap’ta.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2016
₺16,10

Bu eser, 20. yüzyıl hukuk kuramı alanında tartışmasız kilit metinlerden biridir.

Kelsen’in benim en önde gelen yazarım haline gelmesinin tek bir basit nedeni vardı: Bir hukuk fakültesi içerisinde hukuk hakkındaki teorik düşünüşümün ‘genel hukuk teorisi’ ile örtüşmüş olması gerektiğini fark etmiştim, bir seferinde bunu ‘filozofların’ değil ‘hukukçular’ın hukuk felsefesi olarak ifade etmiştim. Ve Kelsen’in abidevi eseri bana tam da ihtiyacım olan modeli verdi: Alman hukukçularına nadiren nasip olan sistematik ve kusursuz bir açıklığa sahip tastamam bir ‘genel hukuk teorisi’.
Norberto Bobbio

Kelsen, ününü, çok katmanlı, geniş kapsamlı külliyatının tartışmasız çekirdeğini oluşturan ve odağında yer alan, çığır açan eseri “Saf Hukuk Kuramı”na borçludur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 223
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2016
₺51,20

1909-1924 yılları arasında Kafka tarafından kaleme alınan bu mektuplar, Kafka ailesinin yaşamına, Prag Yahudi cemaatiyle olan ilişkilerine ve Franz Kafka’nın ailesiyle kardeşlerine dair düşüncelerine tanıklık etmek için eşsiz bir kaynak. Oldukça zarif, utangaç, yaşadığı topluma karşı sessiz bir isyankar olan Ottla, Kafka’nın kendisini en yakın hissettiği kardeşidir. Ottla’nın sadeliği, dürüstlüğü, yürekten dinleme kabiliyeti ve abisiyle gurur duyuyor olması, Kafka’nın kardeşine özel bir yakınlık duymasını sağlar. II. Dünya Savaşı sırasında Ottla, Nazilerin Theresienstadt toplama kampına sürgün edilir ve 1943’te çocukların Auschwitz’e yolculuğunda onlara eşlik etmeye gönüllü olur. Savaştan sağ çıkamaz, ama kocasıyla kızları kurtulur ve abisinin ona yazdığı mektupları ve gönderdiği kartları muhafaza ederler.

Ottla’ya ve Ailesine Mektuplar, Kafka’nın aile bireyleriyle mektuplaşmalarından bir kesit sunmakla kalmıyor, özellikle sevgili kız kardeşi Ottla’yla aralarındaki açık yürekli bağı ve anne babalarından gizledikleri bazı sırları da ortaya seriyor. Kitapta mektupların yanı sıra gönderilen kartpostallar, Kafka’nın el yazısı örnekleri ve kardeşiyle fotoğrafları da sizi bekliyor. İyi okumalar…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 179
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2016
₺11,90

“İlk ve son kez, elinde sopa olan bir adama karşı şansı olmadığını görmüştü. Bunu bir kez öğrenmişti ve hayatının geri kalanında asla unutmadı. O sopa bir şeyi açıklığa kavuşturmuştu. O sopayla, Buck ilkel kanunların hükmüne adım atmış ve bu girişi yarı yarıya atlatmıştı.”

Buck, Santa Clara Vadisi’nde yaşayan bir çiftlik köpeğidir. 1890’larda Klondike Altın Avı döneminde kızak köpeklerine duyulan ihtiyacı fırsat bilen biri tarafından çalınır ve satılır. Konfor içinde yaşadığı evinden ayrılıp bir kızak köpeğine dönüşme sürecinde Buck, atalarından devraldığı yabanlığı ve kendi vahşiliğini keşfetmeye başlar.

Jack London, Klondike Altın Avı’na Temmuz 1897’de katılmış, yaşadığı sağlık sorunları dinlenmesini gerektirince, ilk başarılı öykülerini yazacak zamanı da bu sayede bulmuştur. Yabanın Çağrısı, hem yazarın tanıklık ettiği bir dönemi tasvir etmesiyle hem de hikâyenin merkezine bir köpeği yerleştirmesiyle, oldukça özel bir hikâye.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 140
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2016
₺27,20

Terörizm çağında yaşıyoruz, ama tarihinden bihaberiz. Görüntülerin şiddetine, tehditlerin artışına, bilginin “durmaksızın” karışmasına maruz kaldığımızdan nihai olarak düşünmeye ve tahlile çok az yer ayırıyoruz. Yine de terörizm olgusunu anlamaya çalışmak acil bir görev.

Uluslararası uzmanların katılımıyla Gérard Chaliand ve Arnaud Blin elinizdeki bu eserde terörizmin tarihini antikçağdan en modern biçimlerine dek gözler önüne seriyor ve bize terörizm algısının ne denli evrildiğini anlatıyor. Böylelikle, radikal İslamcılık tarihsel bağlamına yerleştiriliyor. Yalnızca böylesi derin bir bakış, etkileri yok olmaktan uzak bu olgunun günümüzdeki kozlarını kavramamıza yardımcı olabilir.

Terör meselesi, antikçağın Zelotlarından ortaçağın Haşhaşilerine, 1789 terör hareketinden Stalinist teröre, İkinci Dünya Savaşı’nda direniş gruplarının teröründen Latin Amerika devrimci hareketlerine ve günümüz radikal İslamcılığına kadar, geniş bir tarihsel bağlamda ele alınıyor. Terörizmin Tarihi’nde, İslamcı terörizmin temel kaynaklarına odaklanılarak, ulusaşırı modern terörizmin oluşumu ve günümüz intihar eylemcilerinin yükselişi etraflı bir biçimde tartışılıyor.

Yazarlar aynı zamanda, Bakunin’den Usame Bin Ladin’e, terörizmin başlıca aktörlerinin söylev, bildirge ve diğer kuramsal metinlerini bir araya getirdiler. Dolayısıyla, sevgili okur, elinizin altındaki ilk büyük terörizm ansiklopedisidir!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 741
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺119,20

İyi yürekli dedesinin himayesine terk edilmiş küçük çocuk balık olmayı, böylece Isık-Göl’de ağır ağır seyreden beyaz gemiye ulaşmayı düşler. Gemide hiç görmediği babası vardır; yanıbaşındaysa engin ve korkutucu bir orman... Dedesi hamarat Momun küçük torununa kimsesiz çocukların ve ormanın koruyucusu Boynuzlu Geyik Ana’nın masalını anlatır durmadan. Boynuzlu Geyik Ana ormanın içinden çıkıp gelecektir elbette; gelişiyle insan gaddarlığının bütün gerçekliğini gözler önüne sererek…

“Dedemin daha bir nice masalı vardır! Kimi üzücüdür, kimisi acıklı, insan dinledikçe gözleri yaşarır. Ama ben bunlardan en çok Boynuzlu Geyik Ana masalını severim. […] Bu masalı sen de biliyor musun, baba? Dedem masalda anlatılanların hepsinin doğru olduğunu söylüyor. Bir zamanlar olmuş bu şeyler. Biz hepimiz Boynuzlu Geyik Ana’nın çocuklarıymışız.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺11,90

Olmadık yerde masumca filizleniverir bir tohum, aşk olur.
Çiçek açtığında onu görmezden gelmek ne mümkün...

İkinci Dünya Savaşı yıllarında geçer Cemile’nin hikâyesi. Bu hayat dolu ve güzel kadın, savaştaki kocasının küçük erkek kardeşi ve onun annesiyle birlikte yaşamaktadır. Köyde neredeyse bütün erkekler cephededir ve savaş alanına erzak taşıma işi kadınlara kalmıştır. Cemile de kocasının kardeşiyle birlikte çuvalla buğday taşıma işine girer, savaştan yaralı olarak dönen Danyar da onlara yardım edecektir. Sessiz, içine kapanık, kimsesiz bir adamdır Danyar. Ve yolda çuvalları getirip götürürken, olmadık yerde masumca filizleniverir bir tohum, bir türküyle…

Cemile, Cengiz Aytmatov’un dünya çapında tanınmasına vesile olan hikâyesidir. Hikâyeden çok etkilenen Fransız şair Louis Aragon onu Fransızcaya çevirmiş, kitap böylece Avrupa’da yayımlanmış ve büyük ilgi görmüştür.

“Dünyanın en güzel aşk hikâyesi.”

-Louis Aragon


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺9,80

Bu kitaptaki beş hikâyeden öyle çok şey öğreneceksiniz ki...

Mutlu Prens ile Kırlangıç arasındaki sevgi bağını, Bülbül’ün fedakârlığını, Dev’in bencillikten vazgeçişini ve daha başka hikâyeleri okurken sevgi ve arkadaşlığın önemine, bencillik ve kibrin insanın başına neler açabileceğine şahit olacaksınız.

Prensin omzuna son bir kez konmak için uçacak gücü zor buldu kendinde. “Hoşçakal sevgili Prens,” diye mırıldadı, “Elini öpebilir miyim?”

“Sonunda Mısır’a gidiyor olmana sevindim, küçük Kırlangıç,” dedi Prens, “Burada epey uzun bir süre kaldın. Fakat beni dudaklarımdan öpmelisin. Çünkü ben seni seviyorum.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺11,90

Engin deniz gebedir kendisi gibi düşüncelere; ucu bucağı olmayan, nerede bitip nerede başladığı bilinmeksizin birbirine karışarak çoğalan düşüncelerdir bunlar. Ölümse kimi zaman öğrenmenin bir yoludur. İkisi de deneyimli birer avcı olan Emrayin ile Mılgun kürekleri çekedursunlar, ilk kez ava çıkan küçük Kirisk ve ahir ömründe düş kurmaktan vazgeçmemiş olan Orhan Dede’nin hayalleri, korkuları, umutları bir olur sanki. Ve küçük Kirisk ilk avından eli boş dönse de, yeryüzüyle bağı kopmuş olan sandalda bekleyen üç kahramanın ölümü, sonsuz beyazlığın ortasında yapayalnız kalan Kirisk’in yol göstericisi olacaktır.

“Ne kürekleri çekip çevirecek gücü vardı ne de kayığı götüreceği bir yer. Babasının, Mılgun Amcasının sudan çıkarıp düzgünce yerleştirdikleri küreklere üzgün üzgün baktı. Sisler arasında kendi kendine sürüklenen sandal bilinmeyen bir yöne doğru yol almaktaydı. Çevresini aynı sessizlik, insanın tüylerini ürperten, iliklerini kurutan aynı korku sarmıştı.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 123
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺10,85

Cengiz Aytmatov’un en önemli hikâyelerinden dördünü bir araya getiren bu kitapta, Yüz Yüze, Askerin Oğlu, Deve Gözü ve Oğulla Görüşme isimli hikayeler yer almaktadır.

Yüz Yüze, yeni evlenen bir çiftin trajik hikayesidir. Evliliğinin baharındayken savaş patlak verince askere gitmek zorunda kalan Cumabay ölüm korkusuna yenik düşer ve askerden kaçar. Geceleri gizlenerek evinde, gündüzleriyse mağaralarda yaşamaktadır. Zorlu koşullar onu gitgide daha fazla etkilemeye ve değiştirmeye başlar. Kötülük sabit bir töz değildir, koşullar insanı etkiler ve değiştirir. İyilik, kötülük ve değişim üzerine harika bir hikâyedir Yüz Yüze.

Askerin Oğlu’ysa babası savaşta ölen bir yetimin hikayesidir. İnsanın gerçekte yetim olmadığını, olamayacağını çarpıcı bir şekilde gözler önüne serer. İnsanı toplum yetim yapar!

Deve Gözü’nün temasıysa, insanın doğayla ve olumsuz koşullarla mücadelesidir. Zor, karşısında yenik düşerseniz zordur. Oysa hep daha ötesini hayal edenler kazanırlar nihayetinde!

Oğulla Görüşme’de kahramanımız yaşlanmıştır. Yıllar önce vuku bulan ama yüzleşilemediği için kapanmayan bir yara bir gün aniden açılır. Savaşta ölen oğlu aklına gelir adamın ve aslında onun ölmediğini anlar… Baba ölmedikçe oğul, oğul ölmedikçe de baba yaşamaya devam eder!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 157
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺12,60

Eski bir efsaneye göre, Ebedi Gelin, Üzengili Dağları’nda kayıplara karışan sevgilisini yüzyıllardır arayıp durmaktadır; sınır tanımayan insan kötülüğü onu elinden almıştır. Ebedi Gelin’in ağıdı, yüzyıllar sonra bile, kaderin bir araya getirdiği insanların karanlık trajedisine karışır. Sarp dağların yorgun yırtıcısı Jaabars, piyasa ekonomisinin ağırlığı altında ezilen dışlanmış Arsen Samançin, paraya önem vermeyen zengin avcılar, güzel bakışlı Eles, hırslarına yenik düşen yoksul köylüler… Hepsinin kaderi bir dağ başında birleşecektir.

“İşte onlar yan yana, üzengi üzengiye gidiyor ve gözleri önünde daha önce hiç görmedikleri bir dünya açılıyormuş. Bu tür anların sonsuza dek sürmemesi ne kötü… Damat hızla giderken onu kucaklamış ve kız da ona sokulmuş. Onu öpmüş ve onlar yine, yine öpüşmüşler. Atlar koşmuş, onlar da sonsuza kadar birleştiklerini bilmiş, hissetmişler. ‘Seni seviyorum! Sen benimsin,’ diye bağırmış damat. ‘Ben her zaman seninim,’ diye cevap vermiş gelin.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺17,50

Aşağı, aşağı, daha aşağı!

Alice’in olağanüstü maceraları, tavşanın peşine düşmesiyle başlar. Gerçi Cheshire kedisiyle tanıştıktan, Şapkacı ve Mart Tavşanı’nın çay partisine katıldıktan, Kraliçe’nin bahçesinde kriket oynadıktan sonra, Alice için “olağanüstü” diye bir şey kalmayacaktır.

“…tavşan yelek cebinden çıkardığı saatine aceleyle bakınca Alice yerinden hopladı; daha önce yelekli, hatta yeleğinden saat çıkarıp bakan bir tavşan görmemişti. Büyük bir merakla tavşanın arkasından koştu ve son anda bir çitin altındaki büyükçe bir tavşan deliğine girdiğini gördü.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2017
₺17,50

Kötülüğü engellemek mümkün müdür?

İnsanlığın hızla sürüklendiği yok oluşu, bu kaçınılmaz görünen kaderi engellemek mümkün müdür? Bir uzay istasyonuna kendini hapsedip kötülüğün alametlerinin peşine düşen bir Rus bilimadamı, yaptığı akıl almaz keşifle birlikte, dünyada köklü değişimlere yol açmayı umar. Kötülüğün genetik kodlarını çözerken, yolu ünlü bir fütürologla dramatik bir biçimde kesişir. Usta yazar Cengiz Aytmatov, bilimkurgu öğelerinin ağır bastığı bu romanında, esaslı sorular sorarak, insan kaderinin yönünü inceliyor.

“Gerçek şu ki yeryüzünde biz insanlar dışında bir kötülük kaynağı yok. Ama her bir insan kötülüğün kaynağını kendisi, kendi ailesi, nesli, milleti, devleti ve biraz daha ileri gidersek ırkı, dini, ideolojisi dışında, yani bir başkasında arıyor. Ve hayat kötülüklerle sürüp gidiyor. Nihayet, embriyoların hayatı protesto etmesine kadar geldik. Dur! İleride yol yok!”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺20,30

Teyzesi tarafından büyütülen Tom, köyün yaramaz çocuklarından biridir. Meraklı olduğu kadar, tehlikeli maceralara atılacak kadar cesurdur da… Aslında durmadan kuralları zorlayan ve böylece büyüyen tüm çocukların en güzel örneklerinden biridir Tom Sawyer. Onunla birlikte bir maceraya atılmaya var mısınız?

"Tom kendi kendine dünya o kadar da boş değilmiş, dedi. Farkında olmadan insanı harekete geçiren yasalardan birini keşfetmişti: Bir adamın ya da çocuğun bir şeyi çok istemesini sağlamak için onu ulaşılmaz kılmak gerekiyordu. Tom da, bu kitabın yazarı gibi büyük ve akıllı bir feylesof olsaydı, iş denen şeyin zorunluluktan, oyun denen şeyin ise zorunlu olmamaktan ibaret olduğunu anlayabilecekti."başka türlü de yaşamak mümkün mü diye öğrenmek istiyorum.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2017
₺19,60

JackLondon, Beyaz Diş’te sert ve zorlu doğal hayatın ortasında hayatta kalmak için verilen vahşi mücadelenin izlerini sürüyor. Kurt kırması Beyaz Diş’in gözünden kuzey ormanlarında insan ve hayvan dünyasının gerçek doğasına doğru yapılan bir yolculuktur Beyaz Diş; merhametsizliği olduğu kadar sevgiyi, dostluğu ve güveni de anlatır. Beyaz Diş, usta bir yazarın elinden çıkma gerçek bir başyapıt. “Arazinin içinde bir kahkaha saklıydı sanki; Sfenks’in tebessümü kadar neşesiz, herhangi bir kederli kahkahadan daha korkunç, buz kadar, şaşmaz bir zulüm kadar soğuk bir kahkaha. Sonsuzluğun usta ve tarif edilemeyecek bilgeliğinin, hayatın anlamsızlığına ve hayatın çabasına gülüşüydü bu.Burası Yaban’dı, vahşi ve zalim Kuzey Yabanı’ydı.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2017
₺20,30

Doğuştan beyin felçli olan Christy Brown, konuşmasını ve hareketlerini kontrol edemiyordu. Ama zekâsı ve cesareti onun okuma ve yazmayı, resim yapmayı ve daktilo kullanmayı öğrenebilmesini, hatta bu kitabı yazabilmesini sağladı.

Christy Brown, kendi yaşam öyküsünü kaleme aldığı bu kitabında bütün bunları öğrenebilmek için sol ayağını kullanarak nasıl büyük bir mücadele verdiğini ve hayata nasıl tutunduğunu anlatıyor.

Yazarın, bu kitabın devamı niteliğinde sayılabilecek “Her Gün Hüzün” adlı başka bir kitabı daha bulunuyor. Sol Ayağım, Christy Brown’ı Daniel Day-Lewis’in canlandırdığı aynı adlı, çok başarılı bir filmle beyaz perdeye de uyarlanmıştır.

 Büyüleyici ve eğlenceli... Okuyana ilham veriyor.

Irish Times

Bir cesaret hikâyesi...

Sunday Times


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2017
₺22,40

Doğuştan beyin felçli olan Christy Brown, konuşmasını ve hareketlerini kontrol edemiyordu. Ama zekâsı ve cesareti onun okuma ve yazmayı, resim yapmayı ve daktilo kullanmayı öğrenebilmesini, hatta bu kitabı yazabilmesini sağladı.

Christy Brown, kendi yaşam öyküsünü kaleme aldığı bu kitabında bütün bunları öğrenebilmek için sol ayağını kullanarak nasıl büyük bir mücadele verdiğini ve hayata nasıl tutunduğunu anlatıyor.

Yazarın, bu kitabın devamı niteliğinde sayılabilecek “Her Gün Hüzün” adlı başka bir kitabı daha bulunuyor. Sol Ayağım, Christy Brown’ı Daniel Day-Lewis’in canlandırdığı aynı adlı, çok başarılı bir filmle beyaz perdeye de uyarlanmıştır.

 

Büyüleyici ve eğlenceli... Okuyana ilham veriyor.

Irish Times

Bir cesaret hikâyesi...

- Sunday Times -


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 189
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺37,80

Aykırı İskoç yazar Irvine Welsh, Düzgün Muamele’de Edinburgh’un arka sokaklarının, gizli tünellerinin, yeraltı karakterlerinin ve anlatılmayan hikâyelerinin peşine düşüyor. Welsh okurlarını, seks manyaklığı, uyuşturucu satıcılığı, porno oyunculuğu ve taksi şoförlüğü gibi pek çok ‘meziyeti’ şahsında bir araya getiren ‘Şerbet’ Terry Lawson’ın izinde, Kafakoparan kasırgasının kasıp kavurduğu Edinburgh sokaklarında şok edici bir yolculuğa çağırıyor. Düzgün Muamele bazı eleştirmenlere göre Welsh’in “şimdiye kadar yazdığı en eğlenceli, en müstehcen” roman.

“Söylememde sakınca yok sanırım: Irvine Welsh, yaşlandıkça mülayimleşen yazarlardan değil… Üstelik Welsh’in şaşılacak derecede kıvrak bir dili var: küfürle lirizmi, komediyle kederi aynı paragrafta harmanlayabiliyor. Welsh’in özgün ve nefes kesici anlatısını bütün yönleriyle tanımak istiyorsanız, doğru yerdesiniz.”

- James Walton, Spectator

“Irvine Welsh’in İngilizce konuşulan dünyanın en şoke edici romancısı olduğunu rahatlıkla öne sürebiliriz.”

- The Washington Post


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 496
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺31,50

Define Adası’na gitmek üzere başlayan yolculukta, Jim ve dostlarının başına gelenleri Jim’in ağzından dinleyin.

“Bir ocak ayı sabahıydı, daha çok erkendi –insanın etini çimdikleyen dondurucu bir soğuk vardı–, koyu baştan aşağı griye çalan bir kırağı tabakası kaplamıştı; küçücük dalgalar yumuşakça taşlara vurup vurup çekiliyordu, henüz yükselmemiş güneşin ışıkları tepelere ancak dokunuyor ve denize doğru yayılıyordu. Kaptan her zamankinden erken uyanmış ve eski mavi ceketinin eteklerinin altından sallanan palası, koltuğunun altındaki dürbünü, başında yana yatmış şapkası, sahile yollanmıştı.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2017
₺18,90

Bartleby, hayatla, insanlık durumuyla bu karşılaşmasından çıkarımı sonucu “Yapmamayı tercih ederim” demeyi akıl edebilmiştir; akıl etmekle kalmamış, bu tavrını sivil itaatsizlik eylemine dönüştürebilmiştir. Bu yüzden de Bartleby bir sanatçıdır, bir şair kadar değerlidir.

“Şairler çayırlarda ya da tavan arasında hoşa giden yaratıklar olabilirler, ama montaj hattına sokulan bir çomaktırlar.”

-Yusuf Eradam-

 Yapmak insanı özgürleştirmez, köleler de yaparlardı, ama yapmayı reddedemezlerdi; özgür olmak bir şey yapmayı reddedebilmektir!

 -Ahmet Öz-


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺20,00

Büyük Rus yazar Nikolay Gogol, ‘küçük insanların’ hikâyelerinin peşindedir çoğu zaman; muhteşem bir mizah duygusu ve gözlem yeteneğiyle, uçsuz bucaksız Rusya’nın kasvetli şehirlerinde hayata tutunmaya çalışan güçsüz, kırılgan insanları anlatısının merkezine taşır. Rusçanın bu eşsiz yazarını, Mehmet Özgül’ün çevirisiyle yeniden okura sunmaktan büyük kıvanç duyuyoruz.

“Yılda dört yüz ruble geliriyle, yazgısından fazla sızlanmadan, kendi yağıyla kavrulan bu adamın yaşamı huzur içinde geçiyordu. Kimseyle didişip dalaşmayan bu gibi ufak memurların yaşam yoluna serpilmiş türlü dikenler de olmasa, Akaki Akakiyeviç’in ömrü huzur içinde, ölüm döşeğinde son nefesini verene değin sürer giderdi.”

 

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺39,20

İyi ve kötü nedir?

İnsanın tamamen iyi ya da tamamen kötü olması mümkün müdür?

Tanıdığınız birinin tanımadığınız yüzleri olabilir mi?

Dr. Jekyll ve Mr. Hyde’ın hikâyesi, bu soruların cevabını bulmanıza yardımcı olacak.

“Bu, bana kalırsa, karşılaştığımız bütün insanların iyilik ve kötülüğün bir bileşimi olmalarından kaynaklanıyordu; Edward Hyde ise insanlığın içinde pür kötülükten oluşan tek örnekti.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺9,10

Kapital’i Okumak, yayınlandığı yıl olan 1965’ten bugüne, hâkim Marx ve Kapital okumalarında önemli bir yarık oluşturmuş ve egemen Hegelci-tarihselci okumadan bir kopuşu mümkün kılmıştır. Louis Althusser’in öğrencileriyle birlikte 1964-65 yıllarında École Normale Supérieure’de hazırlayıp gerçekleştirdiği bu seminerler, sonrasında kitaplaştırılmıştır. Hümanizmin özne kategorisine derinden eleştiriler getiren ve Marx’ın yapıtlarının, bütün insan bilimleri sahasına genişletilebilecek bilimsel bir yöntem sunduğu iddiasındaki bu eser, bunu yaparken kendini Hegelci Marksizmden ayırarak Spinozacı, Freudcu ve Lacancı kategorileri kullanıma sokar. Kitabın hazırlandığı yıllarda gerçekleştirilen Canguilhem, Lévi-Strauss, Lacan’ın seminerlerinin, o zamanın Fransa’sındaki düşünsel iklimi şekillendirdiği aşikârdır. Kitabın yazarları kendilerini yapısalcı terminolojiden ayırmak isteseler de, eserin problematiğini yer yer yapısalcılıkla benzer sorunların oluşturduğu iddia edilebilir. Lukács, Gramsci ve Frankfurt Okulu’nda maddileşmiş Hegelci Marksizm hattına karşılık, anti-hümanist ve tarihselcilik-karşıtı Marksizm hattının kurucu metinlerinden biri olan bu kitabın 20. Yüzyıl Marksist teorisi için keskin bir belirleyiciliği vardır. Kapital’i Okumak’ı bugün okumak, Marksizm okumalarında süregelen tartışmaları anlamak ve kaynaklarına inebilmek açısından yadsınamaz tarihsel bir öneme sahiptir.

Mehmet Fahrettin Biçici

Demek ki, Kapital’in felsefi olarak okunması masum bir okumanın tamamen tersidir. Bu suçlu bir okumadır, ama suçunu itiraf ederken kendi günahını bağışlamaz. Tersine, kendi günahını “iyi günah” olarak üstlenir ve bu günahın zorunluluğunu kanıtlayarak savunur. Dolayısıyla, okuma olarak kendini aklayan istisnai bir okumadır ve her suçlu okumaya, yüzündeki masumiyet maskesini düşüren soruyu, masumiyetinin o basit sorusunu sorarak bunu yapar:

Okumak nedir?

-Louis Althusser-


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 672
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺84,00
1 2 >
Çerez Kullanımı