İlker Başbuğ, Mustafa Kemal Anlatıyor: Savaş ve Barış kitabıyla, doğrudan Atatürk’ün gözünden 1. Dünya Savaşı ile Kurtuluş Savaşı sürecini inceliyor.

Başbuğ, uzun bir film izleme duygusu uyandıran bu çalışmasında, okuru, şu üç nedenle Mustafa Kemal’in düşünce dünyasına girebilmeye yöneltiyor:
Birincisi, Mustafa Kemal’in kabul ettiği, hiç vazgeçmediği ve asla taviz vermediği hayati nitelikteki prensipleri ortaya koymak için.
İkincisi, Mustafa Kemal’in, o günlerin koşullarında karşılaştığı sorunların çözümünde uyguladığı modelleri anlayabilmek için.
Üçüncüsü ise Mustafa Kemal’i kişi olarak güçlü kılan temel nitelikleri ortaya çıkarmak için.
Çünkü…
Başbuğ’a göre Mustafa Kemal’i daha iyi anlamak, prensiplerini, düşünce sistemini ve sahip olduğu kişisel nitelikleri benimsemek durumunda çözülemeyecek sorun yok.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 448
En / Boy : 13 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺89,90

“Vicdan Olmadan Bilim, Ruhun Harabesidir.”

– Françoıs Rabelaıs

 

Bu kitapta Atatürk’ün son hastalığında görev alan tüm doktorlar ve aramızdan ayrılışına kadar olan tüm anlara, belgelere ve anılara kronolojik olarak tanıklık edeceksiniz...

Öyle ki o süreçte yurtdışından gelen ve bugüne değin sadece iki satırla anılan “çok özellikli” (!) doktorların geçmişte ve gelecekte nelerle uğraştıklarını ve başlarına neler geldiğini okuyacaksınız.

Hele bir doktor var ki Hitler’in gözünü kan bürüdüğü yıllarda (1933-1944) yaptığı ölümcül deneylerle adından söz ettirmiş ve ne tesadüftür ki “ölümlerinden kısa süre önce” sırasıyla Romanya Kraliçesi Marie, Asrın Lideri Atatürk, Yunan Başbakanı Metaksas ve Bulgar Kralı Boris’in teşhis, muayene ve tedavisinde bulunmuştur.

Bir hekim düşünün ki kütüphaneden kitap, meslektaşlarının laboratuvarlarından testis çalsın, hastalarının yüzüne tükürsün, ölen kızına evinde otopsi yapsın. Ve daha nice ahlak yoksunu davranışlar, akıllara zarar verecek anekdotlar.

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı :320
En / Boy :
13,5 x 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺47,90

Arap kökenli alfabeden Latin kökenli alfabeye geçmek üzere Maarif Vekilliğinde dokuz kişiden oluşan bir heyet meydana getirilmiş ve bu heyet 26 Haziran 1928’de eski Millî Eğitim Bakanlığı binasında, Talim ve Terbiye odasında toplanarak çalışmalarına başlamış ve ilk iş olarak alfabe ve gramer raporlarını hazırlamıştır. 41 sayfalık Elifbe Raporu’nun “layiha muharriri” İbrahim (Grantay), daha sonra çıkan 69 sayfalık Gramer Hakkında Rapor’un “layiha muharriri” Ahmed Cevad (Emre) olmuştur. Elifbe Raporu’na imza atan üye listesinde Dil Heyeti adı, Gramer Raporu’na imza atan aynı kişilerin oluşturduğu üye listesinde ise Dil Encümeni adı görülmektedir. Dil Heyeti, 12 Temmuz günü yaptığı toplantıda, alfabe projesine son biçimini vererek yeni Türk alfabesi projesinin tamamlandığını Anadolu Ajansı ve basın aracılığıyla duyurmuştur. Dil Heyeti’nin Alfabe Raporu’nun yeni harflerle ilgili bölümü 31 Temmuz günü Vakit gazetesinde yayımlanmıştır. Raporun tümü de 1928 Ağustos başında kitap olarak İstanbul’da basılmıştır.

Rapora göre Latin harflerinin Türk diline uygulanması için bugünkü ortak, edebî dilin dayandığı ince, gelişmiş İstanbul konuşma dili esas alınarak kuramsal ve uygulamalı yönlerden en uygun ve elverişli bir alfabe oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu amaçla ilk olarak Latin harflerinin asli değerleri ve kullanıldıkları Avrupa ulusları katında uğradığı değişiklikler incelenerek bugün söz konusu harfleri Türkçeye ne şekilde uygulamanın yerinde olacağı büyük bir dikkat ve özenle düşünülmüş, ikinci olarak bazı ilkeler saptanarak bunların mümkün olduğu kadar belirli bir yöntem kullanılarak uygulanmasıyla istenilen harfler düzenine ulaşılmıştır.

Arap kökenli alfabe fonetik değildi. Latin kökenli Türk alfabesinde tek ses için harf birleşmeleri olmadığı gibi, okunmayan harf de yoktur ve her sese bir harf esasına dayandığından Türkçenin fonetik yapısına uygun bir alfabedir. Latin kökenli alfabe 29 harften oluşmuş ve Türkçeye özgü sesler için Latin alfabesinde bulunmayan ç, ş, ğ, ı, ö, ü gibi harfler eklenmiştir. Türkçe bunu yaparken diğer diller gibi Avrupa’daki eski ve yeni dillerden aldığı birtakım harflere yeni değerler yükleyerek, bazılarına ayırıcı işaretler (diacritical marks) koyup biçimini değiştirerek alfabesini düzenlemiştir.

Kitap olarak basılan ancak Latin harflerine aktarılmayan Elifbe Raporu’nun metni, çeviri yazıya aktarıldı. Alfabe değişikliğinin nedenleri ve bu değişikliğine giden yolda neler yapıldığı anlatılarak raporun içeriği özetlenip değerlendirildi. Sonuna açıklanması gerekli görülen sözcük ve terimleri içeren bir de sözlük eklendi. Böylece Latin harfleri esas alınarak 1.XI.1928 gün ve 1353 sayılı “Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkındaki Kanun” ile kabul edilen metin, 90. yılında, Latin harfleriyle yayımlanarak yeniden ele alınıp değerlendirilmiş oldu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 180
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺50,40

Mustafa Kemal Atatürk’ün 1922-1924 yılları arasında verdiği kısa nutuklardan kitapçık hâlinde yayımlanan beş eseri bir araya getirdiğimiz bu çalışma, Harf Devrimi (1928) öncesi yayımlandıkları için eski harflerle basılan bu nutukları tarih sırasına göre bir araya getirme çabasının bir sonucudur. Bu nutuklardan ilki Millî Meclis’in üçüncü seneidevriyesi münasebetiyle 1 Mart 1922’de; ikincisi Büyük Zafer’e dair Büyük Millet Meclisinde 3 Ekim 1922’de; üçüncüsü Meclisin dördüncü içtima senesinin açış nutku olarak 1 Mart 1923’te; dördüncüsü TBMM’nin İkinci Seçim Devresinde Meclis Başkanlığına seçilişlerini müteakip 13 Ağustos 1923’te; beşincisi ise Dumlupınar’da Meçhul Şehit Abidesi’nin temel atma töreninde 30 Ağustos 1924’te irat edilmiştir.

Bu metinler üzerinde bu biçimiyle ilk kez bir çalışma yayımlanmış olmaktadır. Dolayısıyla bu küçük nutuklar, Atatürk’ün bütün yazılarını toplayan kitaplar içinde dağınık bir görünümdedir. Bu hâliyle bir araya getirilmeleri ise öncelikle müstakil kitap olarak basılmış olmaları sebebiyledir. Ayrıca kronolojik sırayı takip ettiğimizde bu kısa metinler Cumhuriyet’in ilanından hemen önceki yıllarda Mustafa Kemal Atatürk’ün milletiyle hasbihali şeklindedir ve bir tür sayım döküm de içerir. Nutuklardaki samimi üslup oldukça dikkat çekicidir. Atatürk’ün matbu olarak yayımlanmış kısa nutuk metinlerinden ilkinde kullanılan “Tarihî Bir Nutuk” nitelemesini kitabın geneline teşmil ederek bu 5 adet nutuk metnini topluca “Tarihî Nutuklar” şeklinde adlandırılmıştır. Kopernik Yayınları da böylece Atatürk’ün matbu olarak basılmış eserlerine yeni bir halka eklemiş oluyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 180
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺34,00

“Tatlîk etmek”, “boşamak”; “tatlîk ettim” de “boşadım” demektir...

Türkiye’de Medenî Kanunun bulunmadığı devirlerde yürürlükte olan fıkıh temelli uygulamaya göre, koca, karısını bir talâkname, yani boş kâğıdı yazarak boşayabilir ve evlilik birkaç kelimeden ibaret bu boş kâğıdı ile son bulurdu... Kitabın ismi, İslâm fıkhının kocaya tanıdığı boşama hakkını kullanan Mustafa Kemal Paşa’nın eşi Lâtife Hanım’a 5 Ağustos 1925’te gönderdiği talâknamedeki kendi ifadeleridir ve 2 sene 6 ay 8 gün, yani sadece 920 gün devam edebilen evlilikleri, bu talâkname ile son bulmuştur…

Evliliklerinin seyri ve boşanmalarının sebebi hakkında doksan küsur seneden buyana çok şey yazılıp söylendi, çeşit çeşit tahminlerde bulunuldu, ortaya türlü türlü iddialar atıldı ama bunların hemen tamamı kulaktan kulağa fısıldanan ve doğru olup olmadıklarının belirlenmesine imkân bulunmayan söylentilerden, hattâ tarafların hem özel hayatlarına, hem de kişiliklerine tecavüz mahiyetindeki dedikodulardan ibaret kaldı.

Bu kitap, Mustafa Kemal Paşa ile Lâtife Hanım’ın boşanmaları hakkında başta Cumhurbaşkanlığı Arşivi olmak üzere diğer resmî arşivlerde bulunan yayınlanmamış belgelere dayanılarak yapılmış ilk yayındır ve Paşa’nın hayatının şimdiye kadar meçhul kalmış bir dönemi bu yayınla aydınlığa kavuşmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 15,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺64,00

“Tatlîk etmek”, “boşamak”; “tatlîk ettim” de “boşadım” demektir...

Türkiye’de Medenî Kanunun bulunmadığı devirlerde yürürlükte olan fıkıh temelli uygulamaya göre, koca, karısını bir talâkname, yani boş kâğıdı yazarak boşayabilir ve evlilik birkaç kelimeden ibaret bu boş kâğıdı ile son bulurdu... Kitabın ismi, İslâm fıkhının kocaya tanıdığı boşama hakkını kullanan Mustafa Kemal Paşa’nın eşi Lâtife Hanım’a 5 Ağustos 1925’te gönderdiği talâknamedeki kendi ifadeleridir ve 2 sene 6 ay 8 gün, yani sadece 920 gün devam edebilen evlilikleri, bu talâkname ile son bulmuştur…

Evliliklerinin seyri ve boşanmalarının sebebi hakkında doksan küsur seneden buyana çok şey yazılıp söylendi, çeşit çeşit tahminlerde bulunuldu, ortaya türlü türlü iddialar atıldı ama bunların hemen tamamı kulaktan kulağa fısıldanan ve doğru olup olmadıklarının belirlenmesine imkân bulunmayan söylentilerden, hattâ tarafların hem özel hayatlarına, hem de kişiliklerine tecavüz mahiyetindeki dedikodulardan ibaret kaldı.

Bu kitap, Mustafa Kemal Paşa ile Lâtife Hanım’ın boşanmaları hakkında başta Cumhurbaşkanlığı Arşivi olmak üzere diğer resmî arşivlerde bulunan yayınlanmamış belgelere dayanılarak yapılmış ilk yayındır ve Paşa’nın hayatının şimdiye kadar meçhul kalmış bir dönemi bu yayınla aydınlığa kavuşmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 15,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺48,00

Araştırmacı-yazar Mustafa Solak, Ayasofya’nın tekrar ibadete açılması sürecinde gündeme gelen çok çeşitli iddiaları geniş bir perspektif ve tarihsel bakış açısıyla ele alarak gerçeklerin uzun yıllara yayılan öyküsünü sunuyor.

Başlıca dört bölümden oluşan kitap, “İşgal Yıllarında Ayasofya”, “Ayasofya’nın Müzeye Dönüştürülmesi”, “İddialar ve Tartışmalar”, “Müzeden Camiye Dönüş” başlıkları altında, tümüyle belgelere dayanarak Ayasofya gerçeğini gözler önüne seriyor. Siyasi ve sosyal tarihimiz açısından çok önemli bir yere sahip bulunan ve uluslararası boyut taşıyan bu eşsiz mekân, Mustafa Solak’ın ayrıntılı ve titiz incelemesiyle tüm soruların yanıtlandığı bu kitapla apayrı bir siluet kazanıyor.

Ayasofya Müzesi Müdürü, arkeolog ve sanat tarihçisi Erdem Yücel, kitabın sunuş yazısında şöyle diyor:

“Gerçekten büyük bir boşluktu; adeta iğneyle kuyu kazmak gibi bir çalışmayı gerektiriyordu. Gün olmuş bunu kimin yapacağını düşünmüştüm. Sayın Solak’ın yazmış olduğu bu eser kolay bir çalışma değildir. 1930’lu yıllardan bu yana basını incelemiş, arşivleri didik didik edip en ince ayrıntıyı bulmuş ve o belgeleri bir araya getirerek yorumlamış. Bu arada zaman zaman ortaya atılan yalan yanlış iddialara da değinerek gerçekleri ortaya koymuş.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺33,75
₺45,00

Tek Adam Cilt 1

Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam,da, değişen bir dünyada çöken bir dinsel-geleneksel imparatorluktan ve Sevr'i imzalamış olan bir kalıntıdan, yepyeni bir ulusun, yepyeni bir devletin doğuşunu anlatıyor.

Tek Adam, sadece Türk Devrimi'ni değil, aynı zamanda, Mustafa Kemal Atatürk'ün kişiliğinde, bir devrimciyi de çok iyi çözümleyen ve okuyucuya aktaran bir başyapıt...

Emre Kongar

Tek Adam Cilt 2

Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam,da, değişen bir dünyada çöken bir dinsel-geleneksel imparatorluktan ve Sevr'i imzalamış olan bir kalıntıdan, yepyeni bir ulusun, yepyeni bir devletin doğuşunu anlatıyor.

Tek Adam, sadece Türk Devrimi'ni değil, aynı zamanda, Mustafa Kemal Atatürk'ün kişiliğinde, bir devrimciyi de çok iyi çözümleyen ve okuyucuya aktaran bir başyapıt...

Emre Kongar

Tek Adam Cilt 3

Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam,da, değişen bir dünyada çöken bir dinsel-geleneksel imparatorluktan ve Sevr'i imzalamış olan bir kalıntıdan, yepyeni bir ulusun, yepyeni bir devletin doğuşunu anlatıyor.

Tek Adam, sadece Türk Devrimi'ni değil, aynı zamanda, Mustafa Kemal Atatürk'ün kişiliğinde, bir devrimciyi de çok iyi çözümleyen ve okuyucuya aktaran bir başyapıt...

Emre Kongar


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 1472
En / Boy : 26,5 / 33
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺314,50

''Şayet bir gün çaresiz kalırsanız, bir kurtarıcı beklemeyin. Kendiniz kurtarıcı olun. Eğer ülkenizi kurtaracak bir lider beklemekteyseniz, ben size hiçbir şey öğretememişim demektir.''

Gazi Mustafa Kemal’e ölümünden dört yıl önce, özel bir yasayla “Atatürk” soyadı verilir. Bu haber Ankara Radyosu’nda sevinçle duyurulurken, sunucu “Atatürk” yerine “Anatürk” der. Elbette bu bir dil sürçmesidir nihayetinde. Ancak bilinir ki Türkiye halkı Mustafa Kemal’i, hem bir baba hem de bir anne kadar sevmektedir.
Mustafa Kemal’in yaşamına dair hiç duymadığınız bilgileri, bilinmeyen yönlerini ve derin acılarına rağmen yaratıcı yanını nasıl geliştirdiğini öğrenmeye hazır olun. O sadece kurucu bir lider değil, bugün dahi hayatımızı değiştirecek ölçüde etkili, tüm dünyaya ilham vermiş bir filozof devlet adamıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 11 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺22,90

Osmanlı Ortadoğu’yu Ve Kudüs’ü Kaybederken Kendi İçimizde Bizimle Beraber Yaşayanlar Bizi Mağlubiyete Taşıyan Sonucu Tayin Etmişlerdi. Nili Yahudi Yerel İstihbarat Örgütü, İngiliz Ordusuna Osmanlı Ordusunun Geri Planı Hakkında Bilgi Aktarıyordu. Kudüs Bu Yüzden Kaybedilmişti.
Bu Tarihsel Arka Planın Tanığı Mustafa Kemal Atatürk, Siyonist İsrail Devleti’nin Kuruluş Sürecinde, 1937 Yılında Şunları Söylemek Durumunda Kalmıştı:

“Şimdi Kendimize Kâfi Derecede Güvenip Ve Kudretimizi Bildiğimiz İçin, İslamiyet’in Mukaddes Yerlerinin Musevilerin Ve Hıristiyanların Nüfuzunun Altına Girmesine Mâni Olacağız. Buraların Avrupa Emperyalizminin Oyun Sahası Olmasına Müsaade Etmeyeceğiz. Peygamber’in Son Arzusunu, Mukaddes Toprakların Daima İslam Hâkimiyetinde Kalmasını Temin İçin Hemen Bugün Kanımızı Dökmeye Hazırız.”
Haziran 1937, Tbmm
Başbakanlık Cumhuriyet Arşivleri

Atatürk Tarafından Basılma Emri Verilen Ve Yine Atatürk’ün Kurduğu Devletin Kurumları Tarafından Toplatılarak Yasaklanan Elinizde Tuttuğunuz Bu Kitap Hikâye Tadında Bir İstihbarat Kitabı Olmasının Yanında Stratejik Ve Gizli Bilgiler İçermektedir.

Atatürk’ün Yasaklanan Kitabı Siyonizm’in Gelişim Sürecine Ve Devletleşmesine Farklı Bir Bakış Açısı Getiren, Günümüz Olaylarıyla Bağlantısını Kuran, Mescid-İ Aksa Tartışmalarının Güncel Olduğu Bir Dönemde Her Bakımdan Tartışma Yaratacaktır.

Eğer Bu Kitapta Yer Alan Bilgiler Ve Yaşanmışlıklar Türk Ordusuna İyice Öğretilmiş Olsaydı, Ergenekon, Balyoz, Sarıkız Gibi İsimlerle Adlandırılan Yurtdışı Kaynaklı İstihbarat Ve Devlet Müdahaleleri Gerçekleşmezdi. Daha Ötesi 15 Temmuz Darbe Girişimi Hiç Yaşanmazdı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺39,90

“Bu nutuğumla, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun, bağımsızlığını nasıl kazandığını; bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım. Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır. Bu sonucu, Türk gençliğine kutsal bir armağan olarak bırakıyorum.”

Mustafa Kemal Atatürk


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 600
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺48,00

Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam,da, değişen bir dünyada çöken bir dinsel-geleneksel imparatorluktan ve Sevr'i imzalamış olan bir kalıntıdan, yepyeni bir ulusun, yepyeni bir devletin doğuşunu anlatıyor.

Tek Adam, sadece Türk Devrimi'ni değil, aynı zamanda, Mustafa Kemal Atatürk'ün kişiliğinde, bir devrimciyi de çok iyi çözümleyen ve okuyucuya aktaran bir başyapıt...

Emre Kongar


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 536
En / Boy : 26,5 / 33
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺114,75

Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam,da, değişen bir dünyada çöken bir dinsel-geleneksel imparatorluktan ve Sevr'i imzalamış olan bir kalıntıdan, yepyeni bir ulusun, yepyeni bir devletin doğuşunu anlatıyor.

Tek Adam, sadece Türk Devrimi'ni değil, aynı zamanda, Mustafa Kemal Atatürk'ün kişiliğinde, bir devrimciyi de çok iyi çözümleyen ve okuyucuya aktaran bir başyapıt...

Emre Kongar


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 544
En / Boy : 26,5 / 33,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺114,75

Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam,da, değişen bir dünyada çöken bir dinsel-geleneksel imparatorluktan ve Sevr'i imzalamış olan bir kalıntıdan, yepyeni bir ulusun, yepyeni bir devletin doğuşunu anlatıyor.

Tek Adam, sadece Türk Devrimi'ni değil, aynı zamanda, Mustafa Kemal Atatürk'ün kişiliğinde, bir devrimciyi de çok iyi çözümleyen ve okuyucuya aktaran bir başyapıt...

Emre Kongar


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 392
En / Boy : 26,5 / 33,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺85,00

Mustafa Kemal Atatürk, Dünya’da da örneklerini gördüğümüz üzere bir “kurucu baba” olarak Türk milletinin ortak değeridir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün kurucu değerleri O’nun şahsında milletimize mal olmuştur. Türk milleti, dün olduğu gibi bugün de Atatürk’ün şahsında bu değerler etrafında bütünleşmiştir.

Ülkemizde zaman zaman bazı karşıtlıklar yaratılarak milli birlik ve bütünlüğümüz hedef alınmaktadır. Atatürk başta olmak üzere tarihi kişiliklerimiz üzerinden yaratılan karşıtlıklar, yeni kamplaşmalar oluşturmaktadır. Atatürk’ü ve diğer tarihi büyüklerimizi siyasi ve ideolojik tartışmaların içinden çekip çıkarmalıyız.

Tarihimiz millet olarak bizim ortak hafızamızdır. Tarihimize ideolojik veya siyasi bir gözlükle değil, objektif bir şekilde, ne olduğunu anlamak için bakmalıyız. Oradan gerekli dersleri çıkartarak, bugünü ve yarını inşa etmeliyiz.

“Atatürk ve Milliyetçilik” isimli bu eser, günümüzdeki tartışmalardan biri olan Atatürk’ün milliyetçilik anlayışını bütün boyutlarıyla incelemektedir. Atatürk’ün milliyetçilik anlayışı, tarihi ve sosyolojik gerçeklere uygun, çağdaş dünyanın değerleri ile örtüşen bir anlayıştır. Birleştiricidir, bağımsızlıkçıdır, emperyalizme karşı duruştur, mazlum milletlerin sesi oluştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺57,75

Misâk-ı Millî bir yönüyle Kurtuluş Savaşı'nın ve Cumhuriyet'in arka planını oluşturan bir siyasi ve hukuki belgedir. Bir Meclis kararı olduğu için meşruiyeti olan ve onu esas alan kurucu kadronun meşruiyetini de sağlayan bir belgedir.

İkinci olarak Misâk-ı Millî "Türk çoğunluğuna dayalı bir Türk vatanının sınırlarını" çizmiştir. Bunu da dönemin uluslararası hukukuna dayanarak yapmıştır. İmparatorluğun dağılması sürecinde yeni Türk Devleti'nin hem insan hem de toprak unsurlarını gerçekçi ve insani değerlere dayalı olarak belirlemiştir.

Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının Milli Mücadele'nin siyasi ve askeri süreçlerini takip ederken dayandıkları yegâne belge Misâk-ı Millî olmuştur. Kurtuluş Savaşı'nın ardından imzalanan ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni var eden Lozan Antlaşması da bir kurucu antlaşma olarak Misâk-ı Millî kararlarına dayandırılmıştır.

Yrd. Doç. Dr. Ali Güler bu eserde arşiv belgelerine dayalı olarak Misâk-ı Millî'yi her yönüyle ele almakta okuyucuları "Türk'ün Unutulan Yemini'ni" hatırlamaya davet etmektedir. Etrafımızda gelişen son olaylar buna ihtiyacımız olduğunu göstermektedir.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 190
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2016
₺18,00
₺25,00

Devletimizi kuran Mustafa Kemal Atatürk, orta halli bir Türk ailesinin dördüncü çocuğu olarak dünyaya gelmiş, ilk çocukluk ve gençlik yıllarını Selanik gibi kozmopolit bir şehirde geçirmiştir. Dönemin en iyi eğitim kurumları sayılan askeri okullarda eğitimini tamamlamış ve genç bir kurmay subay olarak, dağılmakta olan bir imparatorluğun bütün yükünü omuzlayıp mesleki deneyimlerini çoğu zaman acı olaylarla kazanmıştır.

Tarih o’na Türklüğün kaderinde adeta bir dönüm noktası olan 20. yüzyılın ilk çeyreğinde büyük bir sorumluluk yüklemiş ve o, bu tarihî sorumluluğu bütün olumsuzluklara rağmen cesurca üstlenip başarıya ulaşmıştır. Günümüzdeki gelişmeler, Atatürk’ün büyüklüğünü ve vizyonunu her geçen gün bir kere daha ortaya çıkarmakta ve adeta onu ölümsüzleştirmektedir. Bugünkü ve yarınki nesillere düşen görev, Atatürk’ü doğru anlayarak doğru anlatmak ve onun, “En büyük eserim,” dediği Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkmaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 338
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2016
₺21,60
₺30,00

Atatürk’ten evvel Türkiye, bütün dünyada Kızıl Sultan’ıyla, fesiyle, çarşafıyla, İstanbul’un köpekleri ve yangınlarıyla, Eyüp’ün mezarlıklarıyla meşhurdu. Bugün Atatürk’ün zıyaından bahseden bütün dünya gazeteleri onun kurduğu yeni Türkiye’nin milli ve medeni harikalarını sayıyorlar: Zaferler, inkılaplar, bozkırlar ortasında yükselen modern şehirler, fabrikalar... Ve bütün dünyaya örnek, yalansız bir sulh politikası. Dün Mustafa Kemal’i bir “eşkiya reisi” telakki etmiş olan Avrupa, bugün onu kendi beşeri davasına hizmet etmiş büyük evlatlarından biri gibi selamlıyor ve kaybolmasına yanıyor.

Atatürk’ten evvel bu memleket yalnız “hasta adam” değil, dostlarının ağzında bile “can çekişen Türkiye” idi. Bu tabir Loti’nindir. Ve kitaplarından birinin adıdır. Yalan değil, içinde Mustafa Kemallerin, İsmetlerin ve arkadaşlarının bulunduğunu bilmeyenlerin gözünde, bu memleket, bütün marazi işaretleriyle, can çekişen bir hasta idi. Bu hasta kurtuldu ve en sıhhatli Avrupa milletlerinin arasına sokuldu. Bütün dünya, bu mucizeyi gösteren Millet Şefi’nin kaybolmasından duyduğu sarsıntı içinde, artık ona karşı ne hayretini, ne de hayranlığını gizliyor.

Bütün dünya! Bu şeref hiçbir millete nasip olmuş değildir. Zafer ve inkılap senelerinden beri, cihan matbuatında ayrı ayrı, parça parça yazılmış yazıları, şimdi bütün dünya gazetelerinde, aynı günler içinde, hemen aynı cümlelerle bir araya toplanmış görüyoruz. Sanki birbirlerinden fersahlarca uzak, yüzlerce binlerce gazetenin yazıları bir tek elden çıkmıştır. Aralarında o kadar benzerlik ve uygunluk var.
Sanki değil, evet bu yazılar bir tek elden, hakikatin elinden çıkmıştır. Gözyaşlarıyla ıslanmış yüzlerimizi ak eden bu Türk hakikatini de keşfeden, ispat eden bütün dünyaya teslim ettiren en büyük kaşifimiz odur: Atatürk.

Peyami Safa

Cumhuriyet, 15.11.1938


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺53,90

Geçen yıl, “Güzel İzmir”in Yunanlılar tarafından işgalinin 100. yılı idi (15 Mayıs 1919). Mustafa Kemal Paşa işgalden bir gün sonra “istiklal yürüyüşü” için İstanbul’dan Samsun’a doğru yola çıkmıştı (16 Mayıs 1919).

İçinde bulunduğumuz 2020 yılı da 1920 yılında yaşananların 100. yılıdır. Yüz yıl önce, Şubat’ta Misak-ı Milli ilan edilmiş, Mart ayında Payitaht İstanbul işgal edilmiş, milletin iradesi Ankara’da tecelli etmiş, TBMM açılmıştı. Türk milleti, Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğinde işgallere karşı teşkilatlanmaya, hürriyet ve istiklaline kavuşmak için çalışmaya başlamıştı. İnönü Muharebeleri, Sakarya Meydan Muharebesi ve nihayet Başkomutan Meydan Muharebesi, 30 Ağustos Zaferi, Takip Harekâtı ile kurtuluş sağlanacaktır.

Başkomutan Paşa, 30 Ağustos Zaferi’nin arkasından 1 Eylül’de “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, İleri!” emrini vermiş; “nereye gittikleri” sorulan Mehmetçikler de “Başkumandanım denize dedi. Ben de denize gidiyorum!..” diyerek 9 Eylül’de İzmir Rıhtımı’nda Akdeniz’e ulaşmışlardır.

İzmir’in dağlarında yeniden çiçekler açacak, “Güzel İzmir” kurtulacaktır.

Bu kitapta, İzmir’in işgalinden başlayarak kurtuluşuna kadar geçen 3 yıl, 3 ay, 25 günün (toplam 1213 gün) hikâyesi anlatılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺61,60

Toplumdaki tartışmalara bakıldığında, Atatürk, Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyeti tarihi hakkında birçok konunun bilinmediği görülmektedir. İçinde bulunduğumuz 2019 yılı, Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak başlattığı Milli Mücadele için “istiklal yürüyüşü”nün 100. Yılıdır. O kutlu yürüyüşün önemli duraklarından bazılarının üzerinden yüz yıl geçmiş bulunmaktadır.

Bu eser, 100. Yılında “Atatürk ve Milli Mücadele”nin “bilinmeyenleri”ne ışık tutuyor. Atatürk’ün özel hayatı, öğrenim hayatı ve görev hayatının, Milli Mücadele’nin bildiğimizi zannettiğimiz bilinmeyenleri bu kitabın konusudur.

Bazı bölümler eksik bilgileri tamamlamaktadır. Bazı bölümler ise ilk defa bu eserde kamuoyu ile paylaşılan arşiv belgeleri ve fotoğraflarıyla Mustafa Kemal’in yaşam öyküsünde karanlık kalmış bazı sayfaları aydınlatmaktadır. Son bölümde değişik dergi ve televizyonlarda gerçekleştirilen “Söyleşiler” yer almaktadır.

“Bilinmeyen Atatürk ve Milli Mücadele” isimli bu çalışmanın; gerçeği öğrenmek isteyenlere, özellikle gençlerimize faydalı olacağı düşünülmektedir. Bilmek isteyenlere yeni bir “bilgi yolu” açacağını ümit edilmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺61,60

Türk milletinin yetiştirdiği en büyük insan, Mustafa Kemal Atatürk'ü anlamak, her şeyden önce onun yetiştiği çevreyi ve kültür ortamını iyi bilmekle mümkündür. Ülkemizde Atatürk'ün düşünceleri, ilkeleri ve yaptığı işler, genellikle incelenmiş olmakla beraber; onun soyu, aile tarihi ve içinden çıktığı kültürel ortam pek incelenmemiştir. Bunu fırsat bilen bazı yıkıcı, bölücü insanlar ve kuruluşlar, Atatürk'ü ve onun "en büyük eserim" diyerek âdeta kutsallaştırdığı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni karalamaktadırlar.

Hiçbir belge ve bilgiye dayanmadan insanımızın beyninde ve gönlündeki "Atatürk imajını ve sevgisini", onun soyu ve ailesi hakkında soru işaretleri oluşturarak yıkmaya çalışmaktadırlar. Şüphesiz bunlarla hukuki mücadele yapılmaktadır ve yapılacaktır.

Fakat, bunun yeterli olduğunu ve olacağını zannetmek büyük bir gaflettir. Atatürk'ün soyu, ailesi ve bunu doğuran kültür ortamı ortaya konulmalı ve insanlarımıza, özellikle de gençlerimize anlatılmalıdır. Yine çok ihmal edilen bir konu da onun insani boyutudur.

Atatürk bizden biridir. Bu yönü ile de gençlerimize anlatılmalıdır. Bazı okuyucular niçin "Sarı Mustafa'm"? diye sorabilir. Bu sorunun cevabı kısaca şu şekildedir: Annesi Zübeyde Hanım'ın oğlu Mustafa'ya hitabı bu idi. Çocukken onu "Sarı Mustafa'm" diyerek bağrına basan Zübeyde Hanım, Paşa oğlunu da "Sarı Paşam" diyerek yüceltiyordu.

Milletimiz de Atatürk'ü "Sarı Paşa" olarak tanımış ve sevmiştir. Bu ad onu en iyi anlatan isimlerden biridir. Türk milletinin yetiştirdiği en büyük insan, Mustafa Kemal Atatürk'ü anlamak, her şeyden önce onun yetiştiği çevreyi ve kültür ortamını iyi bilmekle mümkündür.

Ülkemizde Atatürk'ün düşünceleri, ilkeleri ve yaptığı işler, genellikle incelenmiş olmakla beraber; onun soyu, aile tarihi ve içinden çıktığı kültürel ortam pek incelenmemiştir.

Bunu fırsat bilen bazı yıkıcı, bölücü insanlar ve kuruluşlar, Atatürk'ü ve onun "en büyük eserim" diyerek âdeta kutsallaştırdığı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni karalamaktadırlar. Hiçbir belge ve bilgiye dayanmadan insanımızın beyninde ve gönlündeki "Atatürk imajını ve sevgisini", onun soyu ve ailesi hakkında soru işaretleri oluşturarak yıkmaya çalışmaktadırlar.

Şüphesiz bunlarla hukuki mücadele yapılmaktadır ve yapılacaktır. Fakat, bunun yeterli olduğunu ve olacağını zannetmek büyük bir gaflettir. Atatürk'ün soyu, ailesi ve bunu doğuran kültür ortamı ortaya konulmalı ve insanlarımıza, özellikle de gençlerimize anlatılmalıdır.

Yine çok ihmal edilen bir konu da onun insani boyutudur. Atatürk bizden biridir. Bu yönü ile de gençlerimize anlatılmalıdır. Bazı okuyucular niçin "Sarı Mustafa'm"? diye sorabilir. Bu sorunun cevabı kısaca şu şekildedir: Annesi Zübeyde Hanım'ın oğlu Mustafa'ya hitabı bu idi.

Çocukken onu "Sarı Mustafa'm" diyerek bağrına basan Zübeyde Hanım, Paşa oğlunu da "Sarı Paşam" diyerek yüceltiyordu.

Milletimiz de Atatürk'ü "Sarı Paşa" olarak tanımış ve sevmiştir. Bu ad onu en iyi anlatan isimlerden biridir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 338
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2016
₺69,30

Atatürkçü olmak şüphesizdir ki, Atatürk'ü insan olarak tanımak ve O'nun fikirlerini anlamakla mümkündür. Atatürk ve arkadaşlarının Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarken dayandıkları temel ilkeler ve esaslar bugün de önemini muhafaza etmektedir. Bu temel esaslara sahip çıkmak, Türkiye Cumhuriyeti'nin yaşatılması ve yüceltilmesi ile eş anlamlıdır.

Devletimizin "kuruluş felsefesi"ni anlamak ve bu felsefeyi yaşatmak için, milletimizin üç bin yıllık bilinen tarihi içinden süzülüp gelen millî değerlerini, iç dinamiklerini ve Atatürk'ün bunları yorumlayış tarzını ortaya koymak gerekir.Hastalığının başlangıç aşamalarında etrafındakilerden bazıları Atatürk'e "sağlığına dikkat etmesini, çünkü O ölürse Cumhuriyet'in yıkılabileceğini" söylerler. Atatürk'ün bu insanlara verdiği cevap çok önemli bir cevaptır: O büyük insan der ki, "Unutmayınız ki, Mustafa Kemaller yirmi yaşındadır" Şu hâlde, yirmi yaşındaki her Türk çocuğu Atatürk olmaya aday bir Mustafa Kemal'dir.

Bu bilinç içinde olması gereken ve Cumhuriyet'i bir emanet olarak alan Türk gençliği, maalesef zaman zaman birtakım yerli ve yabancı akım ve ideolojilerin etkisi ve propagandaları ile Cumhuriyet'imizin temel esaslarına sahip çıkma bilincini gösterememekte; yıkıcı ideoloji ve terör örgütlerinin amaçlarına hizmet etmektedir. Bu çalışma ile amaçlanan; gençlerimizin, milletimizin millî kültür değerlerini, Atatürk'ün bir lider, devlet ve düşünce adamı olarak bu değerlerimize getirdiği bakış açısını ve Cumhuriyet'imizin temel felsefesini oluşturan esasları anlama ve yaşatma bilinci oluşturmalarına yardımcı olmaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2016
₺57,75

Şükrü Kaya anlatıyor:

30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaların birinde, masada idik. Pek çok memleket meselesinin istişare edilmesinin ardından, Paşa'ya ara sıra aklıma gelen, ama bir türlü sormaya fırsat bulamadığım şu soruyu yönelttim:

Paşam, İstiklal Savaşı'nda Başkomutan sıfatıyla muhaberelerde verdiğiniz emirler bir yerde toplanmış mıdır? Verdiği yanıt şu oldu: Bir gün Kurtuluş Savaşı'nın, Milli Mücadele' nin askeri tarihini ayzacaklar, belki de benim Başkomutan sıfatıyla verdiğim bir yazılı ve imzalı emrime rastlamayacaklardır. Savaş arkadaşlarım buradadır, hep bilirler; ben muhaberede daima o cepheden bu cepheye gider, yapılması gereken hareketleri komutanlara dikte eder, onlara not ettirir ve kendilerini de inandırdıktan sonra , Şimdi ordu birliklerimize derhal bu hareketlerin yapılmasını kendi imzanızla bildiriniz. derdim.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺34,65

Bir Devletin Kuruluşu

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türkiye Cumhuriyeti’nin önemli kaynaklarının başında yer alan, 15 Ekim 1927 ve 20 Ekim 1927 tarihleri arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının salonunda milletvekilleri ile aralıklı olarak altı gün ve toplam otuz altı buçuk saat süren konuşma metnidir. Yakın tarihimiz açısından büyük önem taşıyan bu eser; Mustafa Kemal Atatürk’ün, Samsun’dan çıkışından başlayarak 19 Mayıs 1919’da Kurtuluş Savaşı’nın hangi koşullarda yapıldığını, Cumhuriyetimizin nasıl kurulduğunu, bu günlere nasıl, nerelerden geçerek geldiğimizi ilk ağızdan anlatan tarihi konuşmanın belgelere dayandırılmış hâlidir. Her Türk gencinin ve çocuğunun muhakkak okuması gereken başucu niteliğinde ölümsüz bir eserdir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 588
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺59,25

İpek Çalışlar, bir çocuk olarak Atatürk’ü anlatıyor.

Mustafa nasıl bir ailede doğdu, nasıl bir çocukluk geçirdi, öğrenim hayatına nasıl başladı, Osmanlı İmparatorluğu o dönem nasıl bir siyasi fotoğraf sergiliyordu?

Mustafa’nın aile geçmişi, çocukluğu ve Harp Okulu yıllarına kadar hayatına odaklanan bu metinde yetişmekte olan bir yüreğin çocukluk ilgi ve meraklarından tutun vicdani, ahlaki ve düşünsel gelişimine ayna tutuluyor.

Vatan aşkıyla dolu bir gencin, bir ulusun önderi olmaya giden yolunun kilometre taşları…

İpek Çalışlar’dan Mustafa Delioğlu’nun resimlediği bir başucu kitabı: Atatürk / Çocukluk ve Okul Yılları…

Tadımlık

Mustafa’nın göçmen çocukları arasında arkadaşları vardı. Bu cılız ve sıska çocuklardan hayatın zorluklarını öğrenirdi.
Altı yaşındaki Nişli Yaşar’dan, cami bahçesine girdiklerinde sarıklı hocanın onları “Uğursuzlar” diye kovaladığını dinlemişti. Cami hocası, “Lanetliler” diye Yaşar’ın üzerine saldırdığı gün, Mustafa onu korumuştu.

Yaşar ona, “Yalnız hoca değil, yerli çocuklar da bizi dövüyorlar. Muhacirlere ‘circir’ diyorlar. Sen de muhacir misin?” diye sormuştu.
Kadınların yaşadıkları dramı çocukları da yaşamaktaydı. Askeri okuldan arkadaşı Mürteza, teyzesi Şehnaz’ın yanında kalırken sokağa atılmışlardı. Mustafa’nın yaşında sarışın bir çocuk olan Ahmedovalı Mürteza’nın babası hapisteydi.

Mustafa, Mürteza için dertlendikçe dertleniyordu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 140
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺26,95

Mustafa Kemal Atatürk’ü Çanakkale’de yok etmek isteyenlere karşı izi silinmeyecek bir tokattır bu belgesel-anlatı. 

Mustafa Kemal’in tokadıdır…

Çanakkale Cephesi’nde göreve atandığı andan, ayrılışına kadar yaşadıklarının bir öyküsüdür. 

En kanlı savaş meydanında, gece-gündüz 9 ay 13 gün…

34 yaşında genç bir komutanın ölümden ağır sorumluluk duygusunu… Yorucu, sıkıntılı, ölü ve yaralılarla dolu muharebe ortamını belgelerle anlatır. Dost ve düşman askerlerin gerçek kaleminden… Hüzün de var, gözyaşı da... 

Kan da tebessüm de... Ve biraz da mutluluk…

Gömülemeyen ölülerin, çürüyen bedenlerin sinen kokusunu; yaralıların çığlıklarını…

KEMALYERİ’ni… 

Mustafa Kemal’in kurşuna dizme emrini verişini…

Truva’nın ve Hektor‘un intikamını alışını anlatır.

Siz, çocuklarınız, torunlarınız... 

Ve gelecek kuşaklar için yazılmıştır…

Bir görevi yerine getirmenin sorumluğuyla…

₺32,90

Elinizdeki kitapta Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gizli ve açık oturumlarında yaptığı konuşmalar ve Meclis’te okunan tezkereleri ilk kaynaklarından yorumsuz olarak bir araya getirilmiştir.

Metinler günümüz okurunun kolayca okuyup anlaması için sadeleştirilmiş, dönemin söyleyiş özellikleri korunarak yalnız bugün anlaşılmayan sözcüklerin günümüzdeki karşılıkları kullanılmıştır.

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün 1920 ve 1938 yılları arasında yaptığı, günümüze de ışık tutan bu konuşmalarını eksiksiz olarak yayımlıyoruz.

₺98,90

‘’Benim naçiz vücudum, bir gün
elbet toprak olacaktır. Fakat
Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet
payidar kalacaktır.’’


Basım Dili : Arapça
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 456
En / Boy : 13,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺108,90

Atatürk Sözlüğü sayesinde Winston Churchill’den Josef Stalin’e; Lozan’dan Sevr’e; Çanakkale’den Büyük Taarruz’a; Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatındaki önemli kişilere, savaşlara, anlaşmalara ve kavramlara a’dan z’ye ulaşabileceksiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺31,90

Atatürk’ün barış anlayışını İngiliz Büyükelçisi Loraine 10 Kasım 1942 tarihinde şu şekilde tanımlamaktadır: “Onun politikası barış, dostluk, uzlaşma politikasıydı. Komşuları olan diğer ülkelerin, yeni Türkiye Devleti’ni kabul etmeleri ve sınırlarına saygı göstermeleri koşulu ile de daima onun dış politikası savaş karşısında bir garanti idi...”

Mustafa Kemal Atatürk’ün barışı koruma çabaları Venizelos tarafından da takdir edilmiş, hatta 12 Ocak 1934 tarihinde “Samimi barış arzusuyla dolu olduklarında, en derin farklılıklara sahip halkların bile tekrar yakınlaşabileceklerini gösteren bu yeniden birbirimize yakınlaşma faaliyeti hem iki ülke için hem de Yakındoğu’daki barışı sürdürmek için faydalı oldu. Barışı tesis etmek için yapılan bu paha biçilmez katkıyı gerçekleştiren kişi elbette Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa’dır...” diyerek onu Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermiştir.

Andrew Mango, “Her şeyden ötesi, o bir kurucudur, modern zamanların en büyük ulus kurucusudur, zaman ötesidir...” diyor onun için, yani zaman yolcusu.

Zaman yolcusu olduğu söylenen bir kişinin yüz yılda bir gelebileceğini söyleyen İngilizler az veya çok bir şeyler anlatmaya çalışmışlar. Hem de en büyük düşman gördükleri Atatürk adına bunları söylemiş olmaları bize her şeyi anlatmaya yetiyor.

Tesla’nın söylediği gibi evrenin tüm sırrı 9 rakamında ise kitabımızda tesadüf olmayan birçok bilgiyle karşılaşacaksınız. İkinci aşamada ise 19 rakamı ile ilgili bilgilerle...

Milli Mücadele’nin yüzüncü yılında Atatürk’ten bize aktarılan emirleri görmemiz ve uygulayıcısı olmamız gerekiyor.

Belçikalı yazar Daniel Dumoulin diyor ki:

“Türkiye, Atatürk’ü Tanrı’ya borçlusun. Geriye kalan her şeyi de Atatürk’e...”

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺54,60

Birincil kaynaklar ve tanıklıklarla Kemal Atatürk…

Profesör Hikmet Özdemir, Atatürk’ün kendini anlattığı tüm kaynakları ve eserlerini, sayısız belgeyi ve hatıraları inceledi. Özdemir, bizzat onu görüp tanımış olanların anlatılarından oluşan ve Atatürk’ün hayatını adım adım takip eden, onu seyrediyormuşuz hissini veren yepyeni bir Atatürk biyografisi yazdı. Yıllar süren bir emeğin eşsiz ürünü. Katkısız, yorumsuz, sadece kendi çağının insanı olarak Atatürk.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 688
En / Boy : 13,6 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺54,12

One day my frail body
will turn to dust, but
the Republic of Turkey
will live forevermore.


Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 536
En / Boy : 13,5 / 23
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 3.2019
₺112,90

Unuttuk Arkadaş, Onu Unuttuk!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺48,00

Bir ulusu yeniden ayağa kaldıran ve ona yeni bir kimlik kazandıran Mustafa Kemal Atatürk, zaman zaman din temelli eleştirilerin hedefi olmuş, hatta dinsizlikle bile suçlanmıştır. Halbuki, “Hz. Peygamber’e karşı beslenen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla, tecelli ettirmekle mümkündür” sözü onun dine bakışını açık bir şekilde ifade etmektedir. 

Atatürk’ü sübjektif kavramlar üzerinden tenkit etme hastalığının, toplumsal barışa da zarar verecek bir noktaya geldiğini düşünen, bu nedenle de din adamı olarak görev yaptığı yerlerde özellikle “Atatürk’ün Din ve Laiklik Anlayışı” başlıklı konferanslar veren Ahmet Okutan, bu kitabında Atatürk’ün dine bakış açısını, geniş bir kaynak taraması yaparak irdeliyor. Gerçekleri bilenlerden öğrenmenin dini bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Okutan, Atatürk’ü daha çok bilim adamlığı ve düşünür kimlikleriyle öne çıkaran bazı yerli ve yabancı yazarların görüşleri ışığında Atatürk’ün din, camiler, din adamları, başörtüsü, laiklik konularındaki görüşlerini mercek altına alıyor. 

Atatürk’ü tanıyıp bilmenin ve doğru okumanın herkes gibi din adamları için de bir vicdan meselesi olduğunu söyleyen Okutan’ın kaleme aldığı Atatürk’ü Doğru Anlamak başlıklı bu çalışma, dini şahsi ve dayanaksız iddialarına alet edip onu Atatürk aleyhinde kullananlara bir cevap niteliğinde.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺27,78
₺37,04

Az bilinen olayların ışığında Kurtuluş Savaşı’nın ilk adımının 100. yılı anısına...

İstanbul’u basan karanlık sisler içinde, yenilgiyi asla kabul etmeyen genç ve asi bir general... Mustafa Kemal… Ve onun Türk milletini derinden bir isyanla ayağa kaldıran sloganı:

Ya İstiklal Ya Ölüm!…

1919, Mustafa Kemal Mucizesi, esir yaşamaktansa, son kurşununa kadar dövüşmeye and içmiş bir ulusun ve onun liderinin öyküsüdür… Kerem Çalışkan, 1917-İsyan Muhtırası’ndan sonra bu kitabıyla Mustafa Kemal mucizesinin sırlarını göz önüne seriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13,4 / 19,8
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺42,50

Milli Görüş düşünceli ve Kuvay-ı Milliyeci bir düşünürün Büyük Atatürk’e farklı, aykırı ve ferahlatıcı bir yaklaşımı. Yakın tarihimizi enine boyuna tartışmaya açacak ve karanlık noktaları gün yüzüne çıkaracak orijinal bir çalışma…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 512
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : Şamua
Basım Tarihi : 1.2019
₺22,50
₺30,00

 “ÇOCUK İLERİ BAK, ATEŞ IRMAĞI GİBİ OL! 

PEŞİMDEN AYRILMA.”

ATATÜRK

 

 

Hayatıma fazla değer vermiyorum, çünkü onu siperlerde, fazlasıyla tehlikeye attım. Tüm sıkıntılara rahatça katlanmamı sağlayan tek şey, vatanıma hizmet etmektir.”

Mustafa Kemal Atatürk

 

 

Lider Mustafa Kemal’dir.

Eser O’nundur. Önder O’dur. Biz, O’nun emrinde çalıştık. Eğer O olmasaydı biz, birbirimize düşerdik. Vatan parçalanırdı. Derebeylik dönemi yaşar; parça parça yok olurduk...”

Ali Fuat Cebesoy

 

Sayfa Sayısı : 152

Ebat : 13.7x21.5

Kağıt/İç Baskı : III Hm Enzo 55 gr

Cilt/Kapak : Amerikan Bristol 230 gr

Kapak Tasarımı : Eyüp İşkuran

₺31,90

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden uzun ve zorlu yolculuğun tarihin akışı içindeki yerini ve önemini öğrenmek hepimiz açısından son derece önemlidir. Tarihin akışı içindeki yolculuklarını yakından tanıyıp anlamayan ulusların sonunun nasıl olduğunu yine tarih sayfalarında bulmak mümkündür. Geleceği doğru şekillendirebilmek için tarihi doğru kavramak ve tarih bilincine sahip olmak kaçınılmazdır.

Yıkılmış bir imparatorluktan Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan zorlu yolculuğun en önemli anlatısı Atatürk’ün kaleme aldığı NUTUK’tur.

Tarihin akışını değiştiren bu yolculuğun önderi,

NUTUK’ta, tarihin yapılışının ilk elden anlatıcısıdır.

Hiç şüphe yok ki sizler de, yetişkinlik yıllarınızda, geleceğin Türkiye Cumhuriyeti’nin aydın insanları olarak Nutuk’un tam metnini okumak ve daha derin anlamak ihtiyacını hissedeceksiniz.

Diliyoruz ki, bu küçük kitap bu yolculuğunuzun başlangıcı olsun, insanlık tarihini ve dolayısıyla tarihimizi akıl çerçevesinde ele almanız için sizlere heyecan katsın.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 19,5 / 27
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺68,00

Atatürk sadece Büyük Türk Milletinin değil, aynı zamanda, onun döneminde yaşamış olan bütün dünya devletlerinin de ufkunun açılmasına model olmuş kahraman bir liderdir. Kitabımın içeriğinde her ne kadar “dil” konusuna fazla yer verilmişse de bunun nedeni “Bu ülkeyi bir gecede cahil bıraktılar” görüşüne cevap olması içindir. Atatürk düşmanlarının farkında olmadıkları bir durum var ki, onun yerini dolduracak başka bir kahraman doğmamıştır. Dünyada Hitler, Mussolini gibi liderler ülkelerini kasıp kavururken, o gerçek demokrasiyi kurmanın yollarını arayacak kadar örnek bir lider olmuştur. Büyük Atatürk, türkülerimiz gibi Büyük Türk Milletine hiç yalan söylememiştir.

Büyük Atatürk hayatının hiçbir döneminde bedelini ödemediği bir şeyin sahibi olmamıştır. Günümüze kadar yetişen liderler içinde dünyada onun kadar İnsan sevgisini sermaye yapmış başka bir lider görülmemiştir. Var olan tüm hak, yetki ve sorumluluklarını halkı adına kullanmış, son maddi varlıklarını da Trabzon Atatürk Köşkü’nde Büyük Türk Milletine devretmiştir. Büyük Atatürk manevi varlığını bütün büyüklüğü ile devam ettirmektedir. O nedenle Büyük Türk Milletine “Benim size tek manevi vasiyetim var. Akıl ve bilimi muktedir kılınız. Benim sözlerim bilime aykırı ise bilimi tercih ediniz.” diyerek kalkınmamızın temelini bilgiye dayandırmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 450
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺93,42

Muzaffer Özdağ'ın toplu eserlerinin ikinci cildini oluşturan bu eserin temel gayesi Atatürkçülüğün doğru olarak anlaşılmasını sağlamaktır.

Kitapta, Atatürkçü düşünce ile Türk milliyetçiliğinin farklı bir senteziyle milliyetçiliğin anatomisini açığa çıkaran Özdağ, Türk milliyetçiliğini hissederek yaşıyor. Bu yönü onu eylem insanı yanında düşünce insanı mertebesine çıkarıyor. Milliyetçiliğin düşünce boyutunun akademik kumluktan arındırılarak edebî bir içerik kazandığını, bu çalışmada görmek mümkün. Muzaffer Özdağ milliyetçiliği ve Atatürkçülüğü içselleştiriyor. Bir anlamda milliyetçilik ve Atatürkçülük, Muzaffer Özdağ'ın idealizminde yeni bir kalıba dökülüyor.

Kitapta yer alan yazılara akademik yönüyle baktığımızda Atatürk ve Türk milliyetçiliği, jeopolitik ve kültür tarihinin kesişme alanı olarak Muzaffer Özdağ’ın kaleminde anlam buluyor. Özdağ’da Türk milliyetçiliğinin tarih ve coğrafya temellerine yapılan vurgu 1923’le başlayan tarihi, önemli bir atılım olarak kabul etmekle beraber Osmanlı/Türk tarihini bir devamlılık olarak görmektedir. Özdağ, Türk milliyetçiliğinin bütün mirasına sahip çıkmaktadır.

Özdağ’a göre Türk milliyetçiliği, Türk ulus devletinin kurucu ideolojisi olarak Atatürk’le beraber olgunluğa ulaşır. Atatürk’ün milliyetçiliği taşıdığı ileri aşama için Özdağ, “İkinci Ergenekon’dan çıkış” deyimini kullanır. Atatürk, Türklüğü devrimci bir milliyetçilik anlayışı ile diriltmiştir.

Dolayısıyla Türk milliyetçisinin misyonu Türk İnkılabı’nı bulunduğu aşamadan ileri taşımaktır. Türk İnkılabı devam etmektedir. Ancak gelinen aşama tatmin edici değildir. Özdağ, kitapta bunun sebeplerine ve çözüm için gelecek vizyonuna dair birçok ipucu veriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺11,25

“Askerlerimizin ruhunu kazanmak, bizim için bir görev olduğu gibi; öncelikle onlarda bir ruh, bir amaç, bir karakter yaratmak Allah’tan ve Medine-i Münevvere’de yatan Cenab-ı Peygamber’den sonra bize düşüyor. (...) Şüphe yok ki bizim milletimizin karakteri de bütün karakterler gibi yücelmeye, istenilen değişime uygundur. Fakat kendi kendine, içimizde olmak şartıyla… Eğer bizim karakterimize dışarıdan, bizim karakterimizden başka karakterdeki etkiler tarafından bir şekil verilmek istenirse, bundan sabit ve belli hiçbir şekil, hiçbir sonuç elde edilemez.”

Mustafa Kemal Atatürk’ün Sofya’da Askeri Ataşe iken (1913-1914) kaleme aldığı bu kitap, Kurmay Binbaşı Nuri Conker’in Zabit ve Kumandan adlı eserine ithafen yazılmıştır. Balkan ve Trablusgarp Savaşları sonrası ortaya çıkan her iki kitap, Osmanlı ordusunun yaşadığı toprak kayıplarına kafa yoran iki genç subayın sorunları ve çözüm önerilerini cesaretle kayda geçirmesinden ibarettir. 1918 yılına kadar yayımlanamayan bu eser, Damat Ferit Paşa Hükümeti tarafından yasaklanarak toplatılmıştır. İlk yayımlanışının 100. yılında yeniden okurla buluşacak olan bu küçük çalışma, askerî konuları ihtiva eden teorik bir metin gibi görünse de satır aralarında Mustafa Kemal’in yaşanmışlıklarını gözler önüne sermektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 52
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺25,90

1922 yılında Atatürk’ün valideleriyle tanıştım. Kır düşmüş sarı saçları ve mavi gözleriyle o, yaşlı bir Mustafa Kemal’i andırıyordu. Rumeli şivesiyle konuşuyor, zeki bakışlı ve eski İstanbul hanımları giyinişinde bir hanımefendiydi. Durmadan oğlundan sitayişle bahsediyordu. Kendisine ilk sualim şu oldu: “Gazi hazretlerinin doğum günü ile ayı bir yerde yazılı değildir. Hangi ay ve günde doğmuşlardır?” dedim. Biraz düşündükten sonra: “O zamanki Hamidiye kâğıtlarına gün ve ay yazılmaz sadece sene yazılırdı. Ben, oğlum Mustafa’yı erbain soğukları devam ederken doğurdum. Bu doğum benim aklımda kaldığına göre (23 Kânunievvel 1296) tarihlerine düşmektedir” dedi. Bu malumatı pek dikkatle kaydettim. Çünkü Atatürk’ün nüfus tezkeresinde yalnız 1296 yazılıydı. Bu da Milâdi tarihe göre 1881 yılına tesadüf etmektedir. Zübeyde Hanım bazı günler bana öğüt verirdi:

“Oğlum, çok çalış, çalışmaktan yılma. Mustafa’m çok çalıştı. Her mektepte çavuş olurdu. Büyük adam olmaya çok heves ederdi. Hem de büyük adamlarla tanışmak isterdi. Sen de büyük mevkilere gelmek istersen, büyüklere kendini tanıt. Bak oğlum! Mustafa Kemal, bu millete ne hizmetler etti. Yunanlıları denize döktüğünü bana söyledikleri zaman, kulaklarıma inanamadım. Şimdi Ankara’ya geldim ve hepsini gözümle gördüm. Sen de çalış!”

Tarihçi Enver Behnan Şapolyo’nun Mustafa Kemal Atatürk’le ilgili kaleme aldığı bu kitap, bugüne kadar Atatürk’e dair yazılmış en kapsamlı biyografi çalışmalarından biridir. İlk kez Zafer gazetesinde tefrika edilen bu metinlerde modern Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunun çocukluk ve gençlik yıllarını, özel hayatını, mücadelesini, Sultan Vahidettin ile olan temasını, Almanya seyahatinin ayrıntılarını, Suriye ve Çanakkale cephelerinde başından geçenleri, Millî Mücadele dönemini, Cumhuriyetin ilânını, ölümü sonrası yaşananları ve cenaze merasimine ilişkin bilmediğiniz önemli detayları okuyacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 480
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺112,90

10 Ağustos 1915 Conkbayırı Taarruzu - Conkbayırı Tepesi askerlerimizin eline geçtikten sonra düşman karadan ve denizden yönelttiği seri ve yoğun topçu ateşleriyle Conkbayırı’nı cehenneme çevirmişti.

Gökten şarapnel, demir parçaları yağmur olup yağıyordu. Büyük çaplı deniz toplarının tam isabetli taneleri yerin içine girdikten sonra patlıyor, yanımızda, kenarımızda büyük çukur giderleri açılıyordu. Bütün Conkbayırı yoğun dumanlar ve ateşler içinde kaldı. Herkes kaderine razı olmuş, tevekkül içinde akıbetini bekliyordu. Etrafımız şehitler ve yaralılarla doluydu.
Savaş meydanında cereyan eden [bu] hâli izlerken bir şarapnel parçası göğsümün sağ tarafına çarptı. Cebimde bulunan saati paramparça etti. Vücudumun içine girmediyse de derince bir kan lekesi bıraktı. (Enkaz olup dökülen bu saati, bugünün hatırası olarak, Liman Paşa’ya verdim. O da, aile asalet armasını içeren kendi saatini bana verdi.)

Mustafa Kemal Atatürk’ün savaş meydanında kendi el yazısıyla kaleme aldığı bu notlar, bir okul defterine yazılmıştır. Eserin şüphesiz en değerli tarafı, olayları sıcağı sıcağına hatta dakikası dakikasına tespit etmesidir. Öyle ki metnin kendi sıcaklığı içinde müellifin heyecanını, kaygılarını, sevinçlerini ve üzüntülerini görmek ve hissetmek mümkündür.

Mustafa Kemal tarafından Türk Tarih Kurumu genel sekreteri Dr. Reşit Galip’e okunmak üzere verilen bu notların 1937 sonlarında yayımlanması istenmiş ancak eser istenen süre içinde yayıma hazırlanamamıştır.

Yakın tarihimiz ve “ben” idrakimiz bakımından çok önemli olan Çanakkale Savaşları’nın içindeki muharebelerin küçük bir anlatısı olan bu kitabın faydalı olması temennisiyle…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺44,90

Mustafa Kemal’in Ordusunda Bir Alman Yüzbaşı

Birinci Dünya Savaşı sonu… Almanya ve Osmanlı İmparatorluğu’nun içinde olduğu İttifak Devletleri yenilmiş… Mağlup devletlere ağır koşullar dayatılıyor…

Baltık cephesinde piyade yüzbaşı olan ve ülkesindeki boyun eğmeyi içine sindiremeyen Hans Tröbst, Türkiye’de Mustafa Kemal liderliğinde bir direniş başlatıldığını duyar. Bu direnişe katılmak üzere Varna üzerinden gizlice İstanbul’a gelir. Burada bulduğu birkaç bağlantı sayesinde Anadolu’ya geçer ve Kurtuluş Savaşı’nın sonuna kadar Anadolu’da kalır.
Tröbst, çeşitli görevlerle köyden köye, cepheden cepheye dolaşır, Lozan Antlaşması’nın imzalandığı gün Türkiye’den ayrılır. Birkaç yıl sonra da Anadolu’da geçirdiği iki yılı kaleme aldığı anıları kitap olarak yayımlanır.

Çok iyi bir gözlemci olan Tröbst’ün anıları, ne bir güzellemedir ne de yergi… Alman yüzbaşı, Anadolu’nun insanını, değişken doğasını, köyleri, kentleri, dönemin yaşam koşullarını güçlü bir anlatımla sergiliyor. Gördüklerini, yaşadıklarını yer yer Homeros, Goethe, Schiller ve diğerlerinden alıntılarla süslerken, işin içine mizah katmayı da ihmal etmiyor.

Tröbst, “Burası, umudunu yitirmeyen ve ulusal varlığı için savaşmayı sürdüren tek ülkeydi, bedeli tamamen yok olmak olsa bile,” dediği Türkiye’nin geleceğini görmüş gibidir:
“İlerleme ile gerileme el ele olmalıydı ve bunun sonucu: “Ne ileriye doğru bir adım mümkün, ne geriye” ve şarkının sonu: Durgunluk! Zavallı Türkiye! Dininizi modernleştirin, Anadolu’da da kadınlarınıza özgürlük tanıyın, o zaman yeniden canlanması için ulusal yaşamınızın önündeki ana engel ortadan kalkacaktır ve o zaman sizin de zamanla ilerleyeceğinize dair en azından umudunuz olacaktır. Şimdiye kadar kazandığınız bütün başarılar, baştaki doğru adam artık başta olmayınca, eninde sonunda çaresiz kendiliğinden körelecektir.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺44,90

“Ey Türk gençliği!
Birinci vazifen...”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 520
En / Boy : 13,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺149,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 32
En / Boy : 20 / 19,5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 12.2018
₺29,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 32
En / Boy : 20 / 19,5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 12.2018
₺29,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 32
En / Boy : 20 / 19,5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 12.2018
₺29,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 32
En / Boy : 20 / 19,5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 12.2018
₺29,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 32
En / Boy : 20 / 19,5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 12.2018
₺29,90
1 2 3 ... 12 >
Çerez Kullanımı