Gelecekte Türk Basın Tarihi yazıldığı zaman "İlhan Selçuk’tan önce" ve "İlhan Selçuk’tan sonra" diye kalın çizgilerle ayrılacaktır. Bu durum Cumhuriyet gazetesinin tarihi için de geçerlidir. Kimilerine bu sav çok abartılı gelebilir. Bir savı kabul etmek ya da reddetmek tarihi kimin yazdığı ile ilintilidir. Bizimkisi kendi çapımızda tarihe not düşmek. Başkaları da kendi notlarını düşecektir. Düşüyor da... Hangi notun kayda değer olduğunu elbette zaman gösterecek. Bu kitap, İlhan Selçuk’tan bize kalan belgelerin ve biriktirdiğimiz anıların ışığı altında yazılmış biyografik bir çalışma. Onun bize bıraktığı uçsuz bucaksız düşünsel miras çerçevesinde elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık. Kuşkusuz İlhan Selçuk gibi bir isim üstüne çok daha kapsamlı çalışmalar yapılacaktır. Yapılmalıdır da... Bizim bu çalışmadan muradımız. Hem gelecekteki araştırmacılara doğru ve gerçek verileri bırakmak hem de onun üzerimizdeki emeğine karşılık gönül borcumuzun ilk taksidini ödemek. Umarım bu çalışma buna yeter. İlhan Abi, hastane odasında vedalaşırken, "Beni unutmazsınız değil mi?" diye sormuştu. O günün duygu yoğunluğunda matrak bir yanıt vermiştik. Ama asıl yanıtımızı bu kitapla vermek istedik. Yaşamını, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilerici ve aydınlanmacı gelişimine adamış olan İlhan Selçuk hayata veda ettikten sonra da düşünceleri ve örnek kişiliği ile asla unutulmayacak... Nefes alıp verdiğimiz sürece İlhan Selçuk adı bizimle yaşayacak, yaşatılacak... -Miyase İlknur-
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 674
En / Boy : 13,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2012
₺98,40

Alevi-Bektaşi kültürünün iç içeliği bir bütünlük oluşturuyor. Ancak geleneksel kültürümüzde Nasrettin Hoca ile eşdeğerli Bektaşi Babası'dır. Bu nedenle genelde hep Bektaşi mizahından söz açılır.

Merakımı çekmiştir. Alevi dünyasının enlem ve boylamlarında yer alan nice tarikattan niçin yalnız Bektaşi mizahının fıkraları dilden dile dolaşıyor?

Bu güzelim dünyanın serdengeçtilerinden Miyase İlknur'a bir gün sordum:

-Alevi fıkraları yok mu?

-Olmaz olur mu?..

Dağınık, savruk, unutulmaya dönük Alevi fıkraları 'dost meclisleri'nde su üstündeki kaydırak taşları gibi sekiyorlardı; bir süre sonra bellek denizinde kaybolup gitmeleri işten değildi. Miyase İlknur, bu iş için biçilmez kaftandı, üstlendiği işlevin üstesinden hakkıyla geldi ve zengin belgeselin ilk kitabını yazdı. Alevi'nin mizah yeteneği Kerbela Tragedyası'nın gözyaşlarından süzülüp Anadolu'da çiğ tanelerine dönüşmüştür. İlk bakışta Bektaşi Babası'nın mizahıyla Alevi yaşamından derlemelerin aynı özde oldukları görülüyor; bu kültürleri birbirinden ayırmak olanağı zaten yoktur; Miyase İlknur'un belgeseli 'halkbilim' açısından kendine özgü bir toplumsal yaşamı da sergiliyor; bu yaşamın gereklerini, törelerini, önceliklerini ve sonralıklarını da içeriyor.

Mizah adı verilen sihirli dünyaya yabancı olanlara, espri özgürlüğünün tadına varamayan ham ervaha, bu kitaptaki kimi anekdot ters gelebilir. Anadolu'nun engin hoşgörüsünde yaşamın anlamına nüktedin tadıyla tuzuyla katkıda bulunan kültürün özgürlüğünü bilenler içindir bu derleme...

Bir toplum kendi kendisiyle alabildiğine alay etek olgunluğuna kavuştuğu zaman uygarlığa kapılarını açmış olur."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 165
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺44,28
1
cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: TR
Çerez Kullanımı