Kurt Seyt ve Shura
Kurt Seyt ve Shura

Kurt Seyt ve Shura (9786258215151)

0,00
Tedarikçi : Doğan Kitap
Fiyat : ₺130,38

1992-2022

Kurt Seyt ve Shura 30 yaşında...

 

Tarihi bir gerçeğin öyküsü olan bu romanla, 1892’nin Yalta’sından St. Petersburg’un saltanat günlerine, Karpatlar cephesinden ihtilâlin cehennemine ve nihayet işgâl altındaki İstanbul’a, 1920’lerin Pera’sına macera dolu bir yolculuk yapacaksınız. Romanın kahramanlarıyla birlikte polkaların, troykaların sihirli âlemini, ihtilâlin ve savaşın acımasızlığını, parçalanmış Osmanlı’nın son günlerini yaşayacaksınız.

 

Kurt Seyt: Mirza Eminof’un servet ve unvanla doğan oğlu; yakışıklı, hırslı, cesur. Çar Nicholas’nın Muhafız Alayı’nda genç bir üsteğmen olması nedeniyle, Bolşeviklerin ölüm listesinde yer aldı. Kaçarken getirdiği bir taka dolusu silahı Mustafa Kemal’in Kuvayı Milliye’sine teslim ettiğinde, karşılık istemeyecek kadar gururluydu. Hayatına sıfırdan başlarken, serveti sadece gururu ve aşkıydı.

 

Shura: Henüz on altısındayken, saf güzelliği ve beklentisiz aşkıyla Seyit’in dünyasına girdi. Onun da kaçması gerekince, sevdiği erkekle atıldığı bu macerada, bir daha hiç göremeyecekleri vatanlarının, ailelerinin, artık yaşamayacakları geçmişlerinin hasretini, çaresiz hüzünlerini, birbirlerinin aşklarında dindirmeye çalıştılar.

 

Sevgili okur, Türk edebiyatının klâsikleri arasında yerini alan bu roman, büyük bir aşkın, savaşın, ihtilâlin, hasret ve hüznün hikâyesiyle, sizleri baştan sona kendine has bir tat, merak ve heyecana sürükleyecek.

Benzer Ürünler
  • “Bu harikulade güzel rüya ne kadar çok devam ederse o kadar iyiydi. Onu kesmeye, yarım bırakmaya, hakikat pahasına da olsa uyanmaya hakkım yoktu.”
     
    Sabahattin Ali, başyapıtı Kürk Mantolu Madonna’da, geçmişin günlüklerinden dirilerek günümüze uzanan ölümsüz bir aşk öyküsü anlatır. Kendini bu hayatta yalnız kabul eden bir adamın sergide gördüğü bir portreyle başlayan aşkı, tutkulu bir arayışa dönüşerek hayatında silinmez bir iz bırakacaktır.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 180
    En / Boy : 13,5 / 21,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2.2019
    ₺13,60
  • Orhan Kemal’in 1941-1967 yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde yazdığı öyküler, Unutulmuş Öyküler adıyla Keşif severlerle buluşuyor. Bu kitabın belki de en büyük sürprizi ilk kez gün ışığına çıkan ve Orhan Kemal’in Reşit Kemal müstearıyla Yeni Edebiyat dergisinde 15 Mayıs 1941’de yayımlanan “Bir Genç Münevver” isimli öyküsüdür. Öykülerin her birinin altına düşülen yıl, yazar ve yayın bilgisi, okurlar için müthiş bir arşiv niteliği taşıyor.

    Bu elli dört öykünün tamamı, herkesçe bilinen Orhan Kemal klasiklerinin temellerinin nasıl atıldığının, metinlerdeki konu çeşitliliği ve anlatım zenginliğinin nereden geldiğinin tılsımını fısıldıyor. Çoğu öyküye eşlik eden tefrika tıpkıbasımlar da öykülerin nostaljik havasıyla bir bütünlük arz ediyor.

    “Ne büyük bir yazarmış meğer o, buradaki ‘mış’ı, bu kez bilinçle yerleştiriyorum tümceye. Onun öykülerini okumadan öykü yazmaya girişenler olduğunu biliyorum. İstiyorum ki onlar da keşfetsin Orhan Kemal’i, bu ‘mış’ı biraz da onlar adına söylüyorum. Genç öykü yazarları, bir yanlarıyla eksiklik taşıyorsa eğer, bu Orhan Kemal’den bir çimdikçik bile tuz alamadıkları içindir belki, ama kendileri ayırdında mı acaba bunun?”


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 375
    En / Boy : 13,5 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 11.2016
    ₺57,20
  • Yuğ bilge bir Şaman’ın ruhundan seslenen anlamlı sözcüklerin, derin duyguların, işaretlerin harmanlandığı, yaşamın en dibinden yükselip o muazzam yaratıyla buluştuğu gizemli bir yolculuk.

    Yuğ Hasan Hüseyin’in ta kendisi aslında.

    Kabilesi olmayan bir Kızılderili reisiydi sevgili Hasan Hüseyin. O her şey olabilirdi tabiatla ilgili; güzel olan her şey... Yağmur olup yağardı, doluya dönüşmekten korkardı. Olmuş bir cevize düşerdi. Gözlere gözbebeklerini fidanlardı. Hiçleri su gibi akıtırdı. Hüznün acı suyunu süzerdi. Anahtarı yitik acıları çok iyi anlatırdı. Rüzgârı, ağacı, suyu, dağları, ağaçları dinlerdi ve anlardı. Bekleme’nin iki yakası vardı onun için, İç’in birkaç yanı vardı. Uyku bile olabilirdi Hasan Hüseyin. Sanki çok yakında o derin, uzun uykuyla buluşacağını sezer gibiydi kimi tümceleri. Onun gözünde insan “kıymet” için en büyük erozyon bölgesiydi. Her ömrün sabit sayısı vardı onun için, ne kadar uzak olursa olsun matematikten. Beden; efendisi için var olmak zorunda olan köleydi ona göre.

    “Dün gece rüyamda gördüm sizi. Başınızda papatyalardan bir taç vardı... Düşüyor, tekrar takıyordunuz, düşüyor tekrar... Size ağaçtan yapılma bir toka verdim... Gülüverdiniz... Tolga dosta Toroslar kadar selam. YUĞ’u okudunuz mu ablası? Düşünceleriniz çok önemli benim için...” diye yazmıştı bana en son. Cevap vermeye, ona duygularımı aktarmaya fırsat vermedi ölüm.

    Şimdi yazıyorum işte sevgili Hasan Hüseyin ve çok iyi biliyorum ki hep dinlediğin ve konuştuğun rüzgâr, yağmur, kanadına takıldığın kuşlar, şiirle uyutup uyandırdığın güneş, ay, yıldızlar ve o çok sevdiğin yüce Torosların esintisi bu kelimeleri sana uçuracaklar... Onlar da, bizler de seni, şair ruhunu, şiirle konuşmanı çok özlüyoruz...

    – Nermin Bezmen


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 256
    En / Boy : 13.5 / 19.5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 1.2017
    ₺11,90
  • “Kendimizi avutalım, yarın öbür gün başımız önümüze düşmesin diye esmer diyorlardı bize. Külliyen yalandı. Ben karaydım. Gobi, benden karaydı. Ferdi karaydı. Domestos karaydı. Zülküf karaydı. Ramazan karaydı. Dilan karaydı. Zülfiye karaydı. Azat vardı bir de. Bize pek benzemiyordu. Çünkü Azat kapkaraydı. Ama en fenası Şener’di. Çünkü o beyazdı. Kimimizin gözleri siyah, kimimizin kahverengiydi. Ama Şener’inkiler yeşildi. Hacca gitmiş komşularımızın dış kapılarına sürdükleri boya gibi yeşil. Hatta türbe yeşiliydi gözleri. Benim beş kardeşim vardı. Gobi’nin dört. Ramazan’ın on iki. Zülfiye’nin dokuz kardeşi vardı. Dilan’ın altı. Azat’ın, bir kısmı üvey annesinden olmak üzere toplam on altı. Ama Allah’ın belası Şener tek çocuktu. Babası maliyede memurdu. Neden bir kardeşi olmadığını bir türlü anlayamıyorduk. Annesi sağdı. Babası sağlıklıydı. Neden dokuz kardeşi daha olmuyordu mesela.”

    Kemal Varol okurlarının Jar’dan ve Haw’dan bildiği, Ucunda Ölüm Var’da da bir ara uğ­radıkları hayalî Arkanya’nın sokaklarında geziyoruz bu hikâyelerde. Çocukça heveslerin her yaştan yoksunluklara, naif bir kalenderliğin bileyli bir mücadele azmine, hüzün ve acıların inatçı bir yaşam sevincine dolanması gibi hikâyeler de birbirine dolanıyor. Mizah ölümle, aşk oyunla...

    “Kemal Varol, büyük olayların küçük hayatlarda bıraktığı izleri ayrıntılarda yakalayabiliyor.”

    - Ömer Türkeş / Radikal Kitap

    “Acılar coğrafyasının modern masalcısı.”


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 196
    En / Boy : 13 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 4.2017
    ₺18,38
  • Osmanlı tarihine bugünün gözüyle nasıl bakmalı?

    Hıfzı Topuz, Şanlı Kanlı Yıllar’da, 3. Murat ve 3. Mehmet dönemlerindeki önemli olayları işleyerek bu olayların altında yatan gerçekleri bulmaya çalışıyor.

    Vahşi uygulamaları, haksızlıkları, yağmacılığı, cinsel sömürüleri günümüzde haklı görmek mümkün mü?

    Geçmişimizde yalnızca gurur duyacağımız olaylar mı var? Yoksa bazı gerçekler bizi utandırıyor mu?

    Hıfzı Topuz, okuru, tarihin bir dönemindeki olayları irdelemeyi sürdürürken günümüze de ışık tutuyor.

    - Aydın Ergil


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 224
    En / Boy : 13,5 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 3.2017
    ₺46,75
Çerez Kullanımı