Özel Hayatın Tarihi 1 - Roma İmparatorluğundan 1000 Yılına - 728 Sayfa | 

Özel Hayatın Tarihi 2 - Feodal Avrupa'dan Rönesansa - 680 Sayfa | Özel Hayatın Tarihi 3 - Rönesanstan Aydınlanmaya - 688 Sayfa |

Özel Hayatın Tarihi 4 - Fransız Devriminden Büyük Savaşa - 680 Sayfa | Özel Hayatın Tarihi 5 - Birinci Dünya Savaşından Günümüze - 680 Sayfa

 

Alfa Yayınları Özel Hayatın Tarihi 1-2-3-4-5 Cilsiz Basım

İnkılap Kitabevi

₺560,00

The private lives structured by television came to light in different ways in eastern and western societies. This study provides concrete examples to the change of private life by making collective and individual culture comparisons through marriage programs. The Comparison of Marriage Shows in Two Cultures seeks to examine the complicated and often polemical terrain of marriage programs while considering their effects on the perceptions of privacy in two different societies: The United States of America and Turkey, in regards to two reality TV marriage shows: The Bachelor and Esra Erol`da Evlen Benimle.

Nowadays privacy is a commodity, property, and according to modern law one can do whatever one wants with it: some choose to sell it, or perhaps otherwise, to acquire an identity is impossible; It is that simple but its structure, content, borders and expression differ according to the impositions of western and eastern cultures.


Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 202
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺52,20

Kültürel çoğulculuk ve çeşitlilik günümüz toplumlarında âdeta bir norm hâline gelirken kültürel aidiyetler ön plana çıkmakta ve buna ilişkin hak talepleri yaygın bir sorun olarak gözlemlenmektedir. Kültürel farkındalığın ve kimlik arayışlarının arttığı bu süreç, sadece Batılı devletleri değil tüm dünya ülkelerini, yoğunluğu farklı olsa bile etkilemektedir. Her geçen gün daha fazla çokkültürlü hâle gelen çağdaş toplumlar, kültürel hak talepleri ile karşılaşmaktadır. Kültürel çeşitlilik tarihsel süreç içerisinde sürekli var olmuşsa da çokkültürlülüğe ilişkin hak talepleri yeni bir durumu işaret etmektedir. Farklı kültürel, etnik, dinî ve cinsel kimliklere sahip birey ve gruplar farklılıklarının tanınmasını, farklılıklarına saygı gösterilmesini ve kamusal destek talep etmektedirler. Bu bağlamda çokkültürlülük, kültürel farklılıkların tanınması ve farklılıklardan kaynaklı sorunların çözümü iddiası taşır. İşte bu kitapta, çokkültürlülüğün teorik arka planı ortaya konularak çokkültürlülük şemsiyesi altında yürütülen tartışmalar ele alınmıştır. Bu çerçevede çokkültürlülüğün nasıl bir siyasi yansıması olabileceği üzerine önemli eserler veren ve sırasıyla liberal ve komüniteryan çokkültürlülüğün temsilcileri sayılan Will Kymlicka ve Charles Taylor'ın çokkültürlülük üzerine görüşleri tek tek ele alınıp incelenmiştir. Uygulama açısından da çokkültürcü politikalar bağlamında liberal ve cemaatçi modeller ABD ve Kanada örnekleri özelinde ayrıntılı bir incelemeye tabi tutulmuştur. Farklılıkların ve çokkültürlülüğe ilişkin taleplerin yoğun olarak yaşandığı Kuzey Amerika coğrafyasından bu iki örnek, Kymlicka ve Taylor'ın çokkültürcü görüşleri çerçevesinde değerlendirilmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 332
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺58,50

Teknoloji, yaşam ve çalışma koşullarını olduğu kadar çocukların oyun şekillerini de değiştirmiştir. Eskiden sokaklarda koşup zıplayan çocukların yerine artık evlerinde saatlerce bilgisayar başında ya da tabletlerle oturup beden gücü harcamadan oyun oynayan çocuklar görüyoruz. Eğitimciler eskiden sokakta oynanan ve artık “geleneksel” olarak tanımlanan oyunların, çocukların eğitimi ve kişiliği üzerindeki olumlu etkilerini sürekli anlatıyor. Aileler de çocuklarının sokakta oynayabileceği oyunları araştırıyor. Bu nedenle, bu kitap kapsamında hem eğitimciler hem de aileler için unutulan geleneksel oyunları derledik.

Muş ilinin birçok medeniyete ev sahipliği yapması ve birçok kültürü içinde barındırması günümüze kadar gelen süreçte insanların bağlılıklarını artırmış ve bir arada huzurlu bir şekilde yaşama fırsatı sağlamıştır. Muş Yöresine Ait Geleneksel Oyunlar kitabını hazırlama fikri bölgenin kültürel değerlerinin zenginliğinin bilinmesi, fakat teknolojik gelişimler, ekonomik imkânlar ve refah seviyesinin yükselmesi ile geçmişte sahip olunan kültürün bir nebze de olsa unutulduğunun görülmesi nedeniyle ortaya çıkmıştır. Bu kitapta Muş ilinde oynanan geleneksel oyunlar derlenerek siz değerli okuyuculara sunulmuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 102
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺29,70

Siyaset bilimi profesörü, sosyolog, yemek ve mutfak kültürü araştırmacısı, gurme Artun Ünsal’ın, geniş ve disiplinlerarası birikimiyle, yaklaşık 10 yıllık bir çalışma sonucunda ortaya koyduğu İktidarların Sofrası gerek hacmi gerek içeriğiyle bir başyapıt.

Yemek ve siyaset ilişkisini Sümerlerden Antik Yunan medeniyetine, Roma İmparatorluğu’ndan Orta Asya Türklerine, Moğollardan Osmanlı Devleti’ne uzanan geniş bir coğrafya ve tarihsel dizge içinde her yönüyle ele alan kitap, yemek ve sofra kültürünün siyasete etkilerini ekonomik, kültürel, sosyolojik, antropolojik, iletişimsel ve simgesel boyutlarıyla inceliyor.

Uygarlık tarihi boyunca yinelenerek süren çeşitli ritüellerin, alışkanlıkların, geleneklerin, sofra düzenlerinin, armağan-ikram-bölüşüm-paylaşım ilişkilerinin geniş, simgesel alanını ayrıntılı bir biçimde çözümleyen araştırma, yeme-içme kültürünün çok eski çağlardan günümüze, görkemli saray davetlerinden alçakgönüllü ev sofralarına kadar her alanı nasıl belirlediğini, yönettiğini, anlamlandırdığını zengin ve akıcı bir dille gözler önüne seriyor.

İktidarların Sofrası kültür tarihi, siyaset ve gastronomi meraklıları için vazgeçilmez bir başucu kitabı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 832
En / Boy : 16,5 / 22
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺157,50

Yakın arkadaşı, Jacques Lacarrière’in mezar taşına yazdırdığı üzere; “Gölgenin tarihçisi, ayaktakımının mağaracısı, yitik kıtaların Macellan’ı, sessizlerin ozanı, isimsizlerin biyografı,” Elias Petropoulos. Ülkesi Yunanistan’da irdelenmemiş konuları (genelevler, eşcinseller, Çingeneler, hırsızlar, balkonlar…) kendine özgü üslubuyla ele alan, faşist rejimler tarafından defalarca mahpusa atılan sınır tanımaz halkbilimci Petropoulos, Yunanistan’da Türk Kahvesi’nde, “Biz ona ‘Yunan kahvesi’ deriz” diyen faşistlere inat, Türklerden alınan en zengin gündelik hayat mirasını pişirmesinden servisine, fal ritüellerinden Yunanistan’ın en ünlü kahvehanelerine, edebiyattaki yansımalarından tavla, lokum, sigara ve tiryakilerine kadar mütemmim cüzleriyle bir arada anlatıyor.

Marjinal ve evrensel bir yazarın kaleminden sıra dışı bir kültürel mirasa dair 40 yıl hatrı geçmeyecek bir çalışma…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 16,5 / 22
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺30,00

“Tek bir arzusu var, son derece meşru ve insani, o da başkalarının gözünün değdiğine bakmak, başkalarının adımlarından kalan izlere basmak.”

José Saramago, 1979 güzünde tek başına, tam altı ay sürecek uzun bir yolculuğa çıkar. Sadece karşılaşmakla yetinen turistin aksine keşfetmeyi amaçlayan bir “gezgin” profiliyle, diktatörlük rejiminin izlerini üzerinden atmaya çalışan çok sevdiği ülkesini karış karış gezer. Sonradan bir kitaba dönüşecek bu notlarında ise yaşadıklarını yine kendine has üslubuyla hikâyeleştirirken, aynı zamanda sanattan mimariye derin bilgi ve görgü birikimiyle Portekiz kültürüne, tarihine ve halkına dair oylumlu bir belge ortaya koyar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 592
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺51,00

Bu kitaptaki bütün metinler kapsamlı araştırmalara dayanıyor, her ayrıntı gerçek olgulardan kaynaklanıyor. Hiçbir şey uydurmuş değilim. Fakat bu kaynakları keşfeden benim, onları eski ve nadir kitaplarda ben arayıp buldum, metinleri işledim ve denizciler keşfettikleri adaları nasıl sahipleniyorlarsa ben de o metinleri kendimce dönüştürdüm ve özümsedim.

Amacım gerçek yerlemlerinin ötesinde adalar konusundaki bilgiyi genişletmek değil. Dolayısıyla bunun bir bilimsel yaklaşım değil, sadece yazınsal bir girişim olduğu açıktır. Bu atlas, demek ki, her şeyden önce ozansı bir projedir. Eğer yerkürenin yüzeyinde gerçekten gezinmek mümkün değilse, yapılacak tek şey evde oturarak dünyayı keşfe çıkmaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 18,4 / 25,9
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺172,90

Şurası bir gerçektir ki, herkes fıkra anlatamaz, ibretli ve hikmetli sözler söylemek, kulaklara küpe hazırlamak, insanları hem güldürmek hem düşündürmek için keskin zekâ kadar, ilim ve irfan hazinesine de ihtiyaç var. Dağarcığı dolu olan bir bilginin, bir şâirin, bir sanatkârın sözleri, hiç şüphe yok ki altın ve mücevher değerindedir. Onun içindir ki, eskiden bazı padişahlar, birtakım önemli devlet adamları, dinledikleri ve beğendikleri mizah üstadlarının, şâirlerin ve ediplerin ağızlarını altınla doldurmak istemişlerdir. Şaka, ciddi bir iştir. Kelâm-ı kibar, kibar-ı kelâm olduğu gibi, mizahın izahı da düşündürürken güldürmesi, güldürürken de düşündürmesidir. Unutmayalım ki, Allah’ın yarattığı canlılar içinde sadece insan, tebessüm etmek ve tefekkür etmek gibi iki önemli özelliğe sahiptir.

Kültür tarihine dair birbirinden güzel çalışmaları bulunan Dursun Gürlek’in, Tebessüm ve Tefekkür adlı bu kitabında; “Paralı Kitap”, “Cimrinin Yoğurdu”, “Dâr-ı Bekâ”, “Mihrimah Sultan'ın Kedisi”, “Mücevher Kutusundan Çıkanlar”, “Garîbeler”, “Mezarda Doğan Çocuklar”, “Aynalı Hâkimin Marifeti”, “Eski Kitaplardaki Eskimez Sözler”, “Hükümdar Mıknatıstan Olsa”, “Kültür Dünyamızın Tahir Efendileri” gibi nefis yazılar mevcut.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺52,00

Çayın kökeni, üretimi, demlenişi ve dünyada çay kültürü...

Çin, Hindistan, Japonya, Moğolistan, Tibet… Çay pek çok ülkede coğrafya, alışkanlıklar ve geleneklerle şekillenerek o ülke kültürüne derin izler bırakıp vazgeçilmez bir yer edinmiştir. Türkiye’de çayın geçmişi yüzyıllar ötesine dayanmasa da Cumhuriyet’in ardından iyiden iyiye hayatımıza girmiş, çok kısa süre içinde de kültürümüzün vazgeçilmez bir parçası olmuştur.

Üretim şekli, tarladan fincana kadar geçen süreç, dünyadaki farklı çay alışkanlıkları ve kültürleri, en nadide çaylar, iyi çay demlemenin incelikleri, bir uzman gibi çay tadımı yapmanın sırları ve çaya dair merak edilen her şeyi bu kitapta bulacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 20 / 22
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺51,00

“Müzik hayatımın vazgeçilmezi. Kendimi bildim bileli bestecilerin yapıtlarını kaleme alırken nelerden esinlendiğini merak ederim. Doğa olayları, mitler ve tarihi hikayeler bestecilere ilham kaynağı olagelmiştir. Ancak pek çok besteci müziklerinde çiçeklere büyük anlamlar yükleyerek eserlerini yaratmıştır. Rachmaninov, Schumann, Schubert, Chopin, Mozart ve daha nice büyük bestecinin eserlerine ilham kaynağı olan çiçeklerin aslında her birinin ayrı bir mesajı olduğunu biliyor musunuz? Hatta çiçeklere modern çağda yüklenmiş anlamlarının İstanbul’da padişah hareminden çıktığını? Siz de benim gibi meraklı biriyseniz mitoloji ve modern tarih bilgilerini kendi fantezi dünyasında harmanlayan Gülfam Göknar’ın bu eşsiz kitabını bir solukta okuyacaksınız”

- İbrahim Yazıcı, Orkestra Şefi-Piyanist

“Arkadaşı olmakla gurur duyduğum Gülfam Göknar yine gönülleri fethedecek bir kitap yazdı. İçindeki güzellikleri ve bitmeyen müzik aşkını şimdi de çiçeklerle birleştirdi.

Kalbinin güzelliği çiçeklere, ruhunun duruluğu müziğe yansımış..

‘Gül’ ile başlayan isimlerimiz, yan yana geldiğimizde eksilmeyen kahkahalarımızla, ömür boyu süren dostluğumuzu güzelleştiren Gülfam’cığımı, bu incelikli ve özenli çalışması için tüm kalbimle kutluyorum.

Daha nicelerine.. Hepinize keyifli okumalar.”

- Gülsin Onay, Devlet sanatçısı-piyanist

“Gülfam Göknar çok az işlenmiş bir tema olan klasik müzik eserleri ve çiçekler arasındaki ilişkiyi ele aldığı kitabında hayret verici bağlantılar sunuyor, benim gibi klasik müzik alanında çok şey bildiğini düşünen tutkulu bir dinleyiciye de yepyeni keşifler yaptırıyor. Göknar düşler dünyasına yolculuk ettiği ‘sihirli bahçesi’ne okurlarını da davet ederek onları klasik müzik eserleri eşliğinde nefis kokulu çiçeklerin arasında hiç unutmayacakları bir gezintiye çıkartıyor”.

- Serhan Bali, Andante Klasik Müzik Dergisi Genel Yayın Yönetmeni


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 18 / 24,5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 4.2019
₺71,82

‘’Ah, karanlık bulutu! Üzerimi saran, sınırsız, karşı konulmaz, beni ezen korkunç bulut! Ah! Acılar iğne gibi canıma batıyor, kötülüklerimin anısı içime işliyor. Ah! Hemen beni bunlardan, buralardan uzaklara götürünüz. Beni alıp götürünüz! Bu iğrenç belayı, kargışlılar arasında bir kargışlıyı, tanrıların en çok iğrendiği insanı’’

‘’Yunan mitologyasında, Tragedya her şeyden önce bir yazgı sorunudur. İnsanlar, tanrılara inanırlar ve yazgılarının da tanrılara bağlı olduğunu sanırlar; bu tanrılara boyun eğerler. Mitologyada, yazgı-fatum kader önemli bir yer tutar. İnsanların yazgılarını önceden bilirler fakat sadece bir tanır ya da tanrıça bu yazgıyı değiştirebilir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 228
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺23,20

Erdal Ekmekçi, çizgileriyle mimari üzerinden kenti, kent üzerinden de modern insanı yorumluyor. Çizgilerinde resime yakınlık ve desen arayışı, çizginin öne çıkışı, dirilik, keskinlik ve bunların yaşayan ve kalbi olan resimlere dönüştürmeye çabalıyor.

Eski ve yeninin "saygı" ile bir arada kalabilmesiyle zenginleştiğimizi hatırlatan kitap, yeni yerler arayışında "Modern Kavimler Göçü" yaşayan günümüz insanına sahip çıkılması gereken değerleri sorgulatıyor.

Şehirlerin "anı deposu" olan kent mimarisi üzerinden insanların hayatlarına, yaşadıkları değişimlere ışık tutan anlar yaratmayı amaçlayan kitap, modern hayatın koşturması içerisinde önemli olanın ne olduğunu düşünebilmemiz için bir "an" yaratıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 83
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺26,24

Beyoğlu’nda bir dönemin panoraması...

Beyoğlu, 19. Yüzyıl ortalarında Avrupa devletlerinin sefaret saraylarının inşa edildiği bir bölgeydi. İstanbul’a gelen Levantenler de bu dönemde Beyoğlu’na yerleşmeye başladı. Bu yoğunlaşma sonunda, “Grande Rue de Pera” ve çevresi bir Avrupa semtine dönüştü. Batı tarzı pasajlar, oteller, balohaneler, birahaneler, pastaneler, tiyatrolar ve sinemalar ilk kez Beyoğlu Caddesi’nde sıralanmaya başladı. Caddenin tam ortasında yükselen Naum Tiyatrosu, Avrupa’daki önemli opera yapılarından biri haline geldi. Zaman içinde Beyoğlu, Osmanlı Devleti’nin çağdaş dünyaya açılan penceresi oldu.

Araştırmacı yazar Turan Akıncı, Beyoğlu’nda yaşanmış olayları, döneme damga vurmuş kurumları, yapıları, ünlü aileleri, mimarları ve sokakları ayrı ayrı başlıklar altında sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 512
En / Boy : 16 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺85,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Tokat
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺22,50

Çiçek Kitabı, Osmanlı döneminde çiçek yetiştirme, çiçek tohum­ları ve çiçek yetiştiricilerini, Isparta gülü ve gül yağı üretimini, Dede Korkut kitabından öğrendiğimiz bilgilere göre çiçeğin deva oluşunu, çiçeklere göre fal okunuşunu konu almaktadır. Çiçek, aynı zamanda divan edebiyatında ve türkülerde yankı bulmakta­dır. İfade ettiği anlamlarla renkler ve çiçekler imalı anlatımın bir ögesidir, özellikle de sevgililer arasında haberleşmenin, “bohça içinde gönderilen” nesnelerle bir şifresidir. Bazen de çiçek, kız çocuklarına verilen isimlerde karşımıza çıkmaktadır.

Kitapta yer alan makaleler:

  • Osmanlı Çiçek Kültürünün En Önemli Kaynağı Ubeydî’nin Netâyicü’l-Ezhâr’ı / Neslihan Koç Keskin - Esra Kılıç
  • “Lale Babası” Ali Çelebi ve Şükûfe-name’si / Neslihan Koç Keskin
  • Mehmed Aşkî’nin Karanfilleri / Neslihan Koç Keskin - Özlem Batğı
  • Mehmed Aşkî’den Lale ve Zerrîn Yetiştirmeye Dair Bir Eser: “Mîzânü’l-Ezhar” / Neslihan Koç Keskin - Özlem Batğı
  • Fennî’nin Tuhfetü’l-İhvan’ına Göre Osmanlı Girit Lalesi Yetiştiriciliği / Neslihan Koç Keskin - Halil İlteriş Kutlu
  • 18. Yüzyılda Yazılmış Bir Lale Şükûfe-namesi: Ferah-engîz / Neslihan Koç Keskin - Özlem Batğı
  • Ahmed Kamil Belgradî’nin Risale-i Esamî-i Lale’si / Neslihan Koç Keskin - Zeynep Dinçer Berdibek
  • Osmanlı Lale Şenlikleri: Çerağan / Neslihan Koç Keskin
  • Dede Korkut Kitabı’nda Çiçek ve “Yaranın İlacı Dağ Çiçeği” / Selçuk Kırbaç
  • Osmanlı’dan Günümüze Isparta’da Gül Yetiştiriciliği / R. Ruveyda Okumuş
  • Klasik Türk Şiirinde Çiçekler / Hasan Doğan
  • Nedîm Divanı’nda Gül ile Lale / Aysun Sungurhan
  • Türkülerde Sümbül / Burcu Yanıklar
  • Türkülerde Nergis / Erkan Demir
  • Osmanlı Fal Kültüründe Çiçek ve Udmî’nin Şükûfe-name'si Üzerine / Neslihan Koç Keskin - Özlem Batğı
  • Çıkın-Mektup yahut “Bir Maniniz Yoksa...” / M. Kayahan Özgül
  • Çiçek ve Bitki Adlarından Yararlanarak Yapılan Kişi Adları / İlhama Jafarova

 

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 604
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺64,00

Xilxor (Yayladere) ile ilgili olan elinizdeki bu çalışma, Cevat Eran'ın bu adımı, bence çok önemli. Atılan her adım, kendisini daha ileriye doğru götürecek yeni adımların izlemesi içindir. Eksikler, yinelemeler, bir yerlerden bildiğinizi sandığınız bilgiler bir başka bileşimde önünüzde duruyor. Her şeye kusur bulmak işin en kolayıdır, yinelemelerin, uzun tutulmuş bazı bölümlerin yanısıra bu çalışma ile paylaşılan güzellikler bence paha biçilmez değerdedir. Asıl önemlisi "Xilxol"dan (Yayladere) bir yudum suyu mu, bir huzme güneş ışığını mı, bir demet "siping"ı mı, anımsadığınız bir çiçek kokusunu mu, bembeyaz karları mı, soğukta yanan ocaktaki alevleri mi, sımsıcak ekmek kokusunu mu, sevdiğiniz ve artık yanımızda olmayan bir büyüğümüzün ayak bastığı bir yeri mi özlediniz, karıştırm kitabı ve hafifletin içinizdeki acıyı. Ya da bugüne dek bunları önemsemediğiniz için acı çekin.

- Hüseyin Erdem, Köln Üniversitesi Öğr. Gör.

Bu kitap, Yayladere'nin tarihini anlatır. Tarafsız ve dürüst araştırmacı titizliğiyle yazılmış yararlı ve kaynak bir eserdir.

Yayladere tarihi kalıntılarla doludur. Büyük bir kaya kütlesinin üzerinde yer alan kale ilgi bekliyor. Sınırları içinde bulunan dağ, yayla, vadi, ova, çay, dere, düzlükler, mezarlıklar zamanla değişik isimlerle anılmıştır. Bunların isimlerinden yola çıkarak Yayladere bölgesinde kurulan, yıkılan devletleri, halkları öğrenmek mümkündür. Bu isimlerde izi olanlar, devletler kurmuş, medeniyetler yaratmışlardır. Kitapta bu medeniyetlere yer verilmiştir.

Sadece Yayladereliler değil, yaşamları gurbette geçen herkes kitabı okuduğunda, geçmişleri bir film şeridi gibi zihinlerinde akar gider.

- Hüseyin Beyazıt, Emekli öğretmen - yazar


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 520
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2011
₺34,07

Modern Hindistan’ın Kısa Tarihi, Hindistan’ın hikayesini Babürlüler döneminden başlayarak, Britanya Hindistanı olarak bilindiği sömürge dönemine, 1947’de Hindistan ve Pakistan adında iki bağımsız ülkeye bölünmesine ve dünyanın en büyük ekonomileri arasına girdiği günümüze kadar anlatıyor.

Hindistan’ın tarihini oldukça kapsayıcı bir şekilde ve gerçeklere olabildiğince sadık kalarak ele alan Barbara ve Thomas Metcalf’ın çalışması, toplumun geniş kesimlerini (kadınlar, azınlıklar, mülksüzler) kapsamakla kalmıyor, aynı zamanda yerel deneyimle şekillenmiş alternatif tarihsel anlatılara da yer veriyor ve modern dünyanın milliyetçilikle biçimlendirilmiş tarihsel anlatılarını sorguluyor.

Temelde politik bir mesele olan Hindistan “tasavvuru”na ve ülkeyi zaman içinde bütünüyle değiştiren kurumlara odaklanan yazarlar, siyasi yapı ve vizyonla etkileşim halinde şekillenen toplumsal değişimleri ve kültürel değerleri ortaya koyuyor.

Okurun bahsedilen dönemleri zihninde canlandırabilmesi ve Hindistan coğrafyasına aşinalık kazanabilmesi için fotoğraf ve haritalardan yararlanılıyor.

Modern Hindistan’ın Kısa Tarihi, ilk baskısını yaptığı 2001 yılından beri alanında bir klasik kabul edilmektedir. Kitabın bu üçüncü edisyonuna eklenen son bölümde geçtiğimiz yirmi yıldaki önemli gelişmeler, Hindistan’ın yüksek teknolojiye dayalı endüstrisinin yükselişi ve halen çözüm getirilememiş olan yoksulluk gibi olgular ve çeşitli siyasi huzursuzluklar da incelemeye dahil edilmiş.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 335
En / Boy : 16 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺104,50

İnsanlığın Medeniyet Destanı, Batı hegemonyasını reddeden gerçek bir dünya medeniyetleri tarihidir. Bu kitap, tarihin kaçırılmış fırsatlarını ve insanın kaybedilmiş boyutlarını bizimle birlikte aramaya katılmak isteyen kimselere sesleniyor. Bu kitabın yönü geçmişe değil, geleceğe dönüktür. Kültür imtiyazına sahip olmayanlara, ona erişme arzusu verecektir.

Bu imtiyaza sahip olup da, "klasik önyargı"nın kendisini Batı ile sınırladığı kimselerde ise büyük ihtimalle öfke doğuracak ama yine de kendilerinde bir açılma, evrensel bir bakış açısı, diğer medeniyetlerle yardımlaşma arzusu uyandıracaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺48,00

Elbet yaşamın her anında oyun oynamak önemlidir. Genellikle oyun oynamak çocukluk döneminde yapılan aktivite olarak görülse de en doğru olanı her yaşta oyun oynayabilmektir. “Oyun ve Oyun Kültürü” adını verdiğim bu kitap toplam altı bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölümde; Kaizen, Daha İyiyi Arama Yolculuğu, İkinci Bölümde; Oyun Kavramı, Çocuk ve Oyun, Üçüncü Bölümde; Temel Hareket Kavramları, Fiziksel Aktivite ve Egzersiz, Dördüncü Bölümde; Fiziksel ve Mental Beceriye Dayalı Oyun Örnekleri, Beşinci Bölümde; Zeka ve Akıl Oyunları, Altıncı Bölümde; Hep Spor Hem Oyun Olarak Önerdiklerim ele alınmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺32,00

Havada yağmur bulutları,

Kalbimde sen.

Yürüyorum sabahın serinliğinde,

Yapayalnız Kırklareli sokaklarında.

Dilimde "Alişimin kaşları kare".

Kış geceleri Dingiloğlu parkında,

Bekleriz ilkbahar günlerini...

Tur atarım her hafta,

Bahçeli eski sokaklarda,

Sevdalı gençliğimi ararım.

Söyleşirim gönlü genç arkadaşlarla...

Selahattin Demiraco


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 100
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺24,00

2005 yılı aralık ayının son günlerinde çok soğuk bir akşam vakti indiğim Kanada’yı, hep böylesine dondurucu soğuk, yazı baharı olmayan, sebze meyve yetiştirilmeyen bir ülke gibi algılayıvermiştim. Sonra bahar geldi ve her yer yeşil yapraklar ve renkli tomurcuklarla kaplandı. Yaz ayları geldiğinde artık Kanada’nın çok soğuk geçen kışlarına karşılık dört mevsimli, türlü meyvelerle bezeli bir ülke olduğunu öğrenmiştik; doğudan batıya, kuzeyden güneye hiç bitmeyecekmiş duygusu uyandıran, yeşil ve mavinin her tonunu barındıran topraklara sahip bir ülke…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 140
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺31,50

Bölüm 1 Kültürel Miras kavramı ve tarihsel çevre korumasını önemi

Bölüm 2 Eski Ankara ve Ulus Tarihi Kent Merkezi

Bölüm 3 Perge Arkeolojik sit Alanı Koruma Planlama Çalışmaları

Bölüm 4 Patara Özel Çevre Koruma Bölgesi ve Gelemiş Doğal ve Arkeolojik Sit Alanları

Bölüm 5 Gap Bölgesi ( Şanlıurfa ve Mardin, Diyarbakır Korumaya Yönelik Planlama Çalışmaları )


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 430
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺121,50

Gezinti… Bir gezintiye davet ediliyorsunuz. Aşina olduğunuz bir semte, bir mahalleye… İspanya uzak memleket ama Cordoba, Granada, Sevilla, yani tekmili birden "diyar-ı Endülüs" ise hemen yanı başımız.

Arenaları, flamenkosu; "al-kasr"ları, "Mescit"i, Keltleri, Romalıları; kuleleri, minareleri; Fenikelileri Emevileri; özgün yemekleri, çinili avlularıyla pek çok uygarlığın harmanlandığı bambaşka bir dünyaya yapılan bir yolculuk ya da seyahate göre çok daha samimi– satırlar arası kültürel bir gezinti.

Bu satırlarda yapılar, müzeler ve mekânlarla sınırlı kalmayacaksınız; bir şehri dolaşırken giriverdiğiniz her sokakta bir hikâye sizi beklemektedir ve sokağın öteki ucundan çıktığınızda sizi karşılayan meydan, sizi de içine katıp sürükleyecek bir efsaneye açılacaktır.

Endülüs “zamanın unutulduğu yerdir,” orada hiçbir şey yarına bırakılmaz; Endülüs daima bugünü yaşar ve bu ancak tutkuyla mümkündür:

“Endülüs ve tutku, birbirlerini hem en iyi anlatan hem de en güzel tamamlayan iki sözcüktür. Bu diyarlarda tutku, la passion, Endülüslü olarak kabul edilir. Tutku ile yaşamak Endülüslü olmanın birinci koşulu gibidir; onsuz varoluş düşünülemez. Neoliberal politikaların ideolojik dayatmalarına dayanmaya çalışan dünyanın birkaç 'kurtarılmış köşe'sinden biri olarak, tutkuda inatla ısrar eder Endülüs. Tutku, direnişidir onun.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2015
₺47,20

Erzurum kadınları, hattâ mini mini kızlar, tesettüre son derece riayet ediyorlar. Ekseriya caddelerde, mahalle aralarında, kırmızı çizgili, ba’zan ipekli, ince hilali çarşaflar içinde alaca esvablar, yeşil ve kırmızı gül(l)ü şalvarlar giymiş hanımların misafirliğe gitdikleri görülüyor. Erzurum ahalisi gayet zeki ve mültefit. Sözleri düzgün. Esnafı bile ‘irfan sahibi. Onların, size iltifat içün bir: Beğim, gözün üstüne gele, deyişleri var ki, bu basit cümlelerdeki teslimiyetkarane ve samimane edâlarına karşı Anadolu’nun bu serhad halkına kalben bir hürmet beslememek gayr-i kabil. Rus istîlası altında silahsız yaşayan, Ermeni mezalimine çocuklarını, erlerini, hattâ kadınlarını kurban veren, işte bu halk...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 156
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2016
₺32,30

'Aklım Uzaklarda', yaşamını elli yıldır Almanya’da sürdüren serbest gazeteci ve çevirmen Ahmet Arpad'ın, 1986-­‐2016 yılları arasında yaptığı gezilerin izlenimlerinden yola çıkarak yazdığı yazılardan oluşan güzel bir derleme.

Ahmet Arpad Almanya’dan İrlanda’ya, Hollanda‘dan İsviçre’ye, Avusturya’dan Nepal’e yaptığı yolculuklarda gittiği değişik ülkeleri okuruna sadece tarihiyle ve doğasıyla tanıtmıyor; öykü tadında kaleme aldığı yazılarında ağırlığı gittiği yörelerin insanlarına da veriyor. Arpad, bu üslubuyla da 1994-­‐1995 Abdi İpekçi Gezi Yazısı Yarışması ikincilik ödülünün sahibi olmuştu.

Öyküsel bir tat taşıyan gezi yazıları, okuyanı kendine çekiyor, meraklandırıyor, değişik kültürlerin insanlarını bize, yaşamını Almanya’da geçiren yazarın gözünden tanıtıyor. Ahmet Arpad‘ın profesyonel objektifinden değişik fotoğraflar da 'Aklım Uzaklarda'nın sayfalarını renklendiriyor…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺20,80

Didier Nourrisson, tütünün Kızılderililerce ilk kullanımından günümüze, sigaranın dört başı mamur bir kültürel tarihini yazıyor.

Nourrisson, Sigaranın Kültürel Tarihi’nde anlatımına edebi bir lezzet katmakla kalmıyor, tütünün Yeni Dünya’daki keşfinden zaman içerisinde bir ihtiyaç malzemesine dönüştürülerek metalaştırılma, popülerleşip yaygınlaşma, yerkürenin bir kısmında silinmeye başlarken başka coğrafyalarda kendine yeni piyasalar yaratma hikâyesini ustalıkla resmediyor.

İflah olmaz tiryakilerin, sosyal içicilerin, içmese de rahatsız olmayanların, tövbekârların, yıllarca içip bıraktıktan sonra rahatsız olanların, toptan karşı duranların, ağzına sürmeyenlerin keyifle okuyacağı; yolu anılardan, belgelerden, edebiyattan, çizim, şarkı, film ve reklamlardan; keder kadar keyiften de geçen kışkırtıcı bir tarih yazımı...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 300
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺35,00

Çinli aşçılar yabancılara yenilmez görünen birçok malzemeyi nadir lezzette yemeklere çevirecek aşçılık becerilerine sahiptir. Çinli aşçılar aynı zamanda farklı malzemeleri birleştirerek lezzetli yemekler ortaya çıkarmada ustadır. Tariflerine çeşitli baharatlar ekler, kullandıkları çeşitli malzemelerin tatlarını birbirine karıştırıp tatların birbirini zenginleştirmesini sağlarlar. Bu yemek pişirme yöntemi "dengeye ulaşmak için harmanlama"nın önemini vurgulayan Çin felsefesini yansıtır. Çinli aşçılar lezzetli tariflerini yaratmak için, eğitimleri, yerel âdetleri ve kültürel miraslarıyla oluşan sezgilerini kullanırlar. Bu, Çin'in mutfak sanatının özüdür. Geniş toprakları olan birçok ülkede olduğu gibi, Çin'de de güney ve kuzey Çin'de tüketilen yiyecek ve içecekler arasında büyük fark vardır. Bu sebeple, Çin'e gelen yabancılar çok sayıdaki yerel Çin yemeklerine, tat çeşitliliğine hayran kalır. Bütün aşçılar "güzel renkler, kokular ve tatlar" peşindedir. Çinliler sadece yemeğin tadına değil aynı zamanda nasıl göründüğüne de dikkat ederler. Yemeğin hem tadına hem de görüntüsüne verilen önem Çinlilerin yemek kültürünün önemli bir parçasıdır. Bu yüzden Çin yemeği sadece açlığı gidermez, aynı zamanda göz ve damak zevkine de hitap eder.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺26,25

Kavgacı kadının dırdırı
Yağmurlu günde damlaların dinmeyen sesi gibidir.
Böyle bir kadını dizginlemeye kalkmak,
Rüzgarı ya da yağı avuçta tutmaya çalışmak gibidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 82
En / Boy : 14 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2017
₺14,40

Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal, eserleriyle Arkeoloji dünyasında “Hocaların hocası” olarak bilinen, dünyanın en saygın arkeologlarından biriydi. Türkiye’de klasik arkeolojinin kurucusu olan Akurgal, yaptığı kazılarla Ege’de Foça, Çandarlı, Erythrai ve İzmir antik kentlerini ortaya çıkardı. Alanın uzmanları için başvuru kaynağı olan araştırmaları ve eserleri birçok dile çevrildi.

60 yıllık birikimini özetlediği, Türkiye’nin Kültür Sorunları’nda Akurgal, kültür sorunlarımızı ele alarak daha iyi bir gelecek için yapılacakları sıralıyor ve Anadolu uygarlıklarının dünya tarihindeki önemini ortaya koyuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺43,90

On bin yıl önce yaşamış insanların yedikleriyle bizim bugün yaptığımız yemekler arasında nasıl ortaklıklar var? Kamereddin kayısısı gibi meyvelerin, muhallebi gibi tatlıların isimleri nereden geliyor? Punch diye bilinen içkinin çıkış yeri ilk başta tahmin edebileceğimizden daha yakında olabilir mi? Osmanlı mutfağı Avrupa mutfaklarını nasıl etkiledi? Yemekte çatal bıçak kullanma âdeti, sofrada sohbet etme alışkanlığı ne zaman yaygınlaştı?

Avcılıktan Gurmeliğe Yemeğin Kültürel Tarihi bir mutfak kültürü tarihinden fazlası: Özgün kaynaklara dayanan ve dipnotlarına kadar her köşesinde karşılaşabileceğiniz ilginç bilgileriyle, içerdiği ufuk açıcı saptamalar ve eğlenceli anekdotlarla, kapsamlı bir incelemenin yanı sıra keyifli bir okuma da vaat ediyor.

Priscilla Mary Işın’ın şu sözleri, okurların kitapta bulacağı dünyanın zenginliğine dair ipuçları veriyor: “Yediğimiz yemek ve yiyeceklerin hepsi geçmişi yansıtır. Bu durum Türkiye’nin mutfağına baktığımız zaman özellikle dikkat çekicidir. Buna sayısız örnek verilebilir: On bin yıl önce ilk çiftçilerin haşlanmış buğday yemeğinden miras kalan aşure, eski Anadolu medeniyetlerinden boza, eski Yunanlardan zeytinyağı, Romalılardan lokma, Hindistan’dan patlıcan, İran’dan yahni, Orta Asya’dan mantı, Ortaçağ Arap mutfağından muhallebi, Afrika’dan bamya, Avrupa’dan salça, Amerika’dan mısır...”

Yemeğin Kültürel Tarihi gıdaların, yemeklerin, pişirme tekniklerinin, sofra alışkanlıklarının ve adabının kültürden kültüre, ülkeden ülkeye, kıtadan kıtaya yaptığı seyahatlerin sürprizlerle dolu hikâyesi; yemeklerin coğrafi sınırları tanımadığının, küreselleşmenin önce mutfaklar sayesinde gerçekleştiğinin kanıtlarıyla dolu bir kitap.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 424
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺28,00

Mesleklerin ortaya çıkışı, insanoğlunun küçük topluluklar halinde yaşamaya başladığı günlerden bu yana giderek kalabalıklaşan toplumların oluşumundaki temel taşlardan birini oluşturur. Mesleklerin kökeni tanrılara dek uzanır, efsanelere göre insanoğluna meslekleri öğretenler de tanrılar olmuştu.

Mezopotamyalılardan Çinlilere, Mısırlılardan Yunanlara uzanan her coğrafya, mesleklerin gelişimine büyük katkılarda bulundu. Kumaşı boyamaktan deriyi tabaklamaya, kumdan cam üretmeye dek pek çok alanda sayısız teknik keşfedildi…

Meslekler Tarihi ’nde binlerce yıllık uygarlığımızı yaratan mesleklerin ortaya çıkışı anlatılıyor. Bunların bir bölümü zaman içinde yok olup giderken bir bölümü de günün ihtiyaçlarına göre değişerek farklılaştı. Demircilerden lakecilere, saç pudrası yapımcılarından meddahlara, sabun pişiricilerden tel çekenlere, arayıcılardan mühürcülere dek uzanan uçsuz bucaksız bir meslekler çeşitlemesi, hem Batı hem de Doğu dünyasında onları yaratan esnaf birlikleri ve loncalar unutulmaksızın bir bir önünüze seriliyor… İnsanın yeryüzündeki macerasının nasıl şekillendiğini, bugünlere gelme yolunda hangi duraklardan geçildiğini merak edenler için çok değerli bir çalışma…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2016
₺32,50

“Meri Çevik Simyonidis bu araştırmasıyla toplumsal bellekten yola çıkarak ve yaşayan tarihin izini sürerek büyük bir boşluğu dolduruyor. İstanbul’un ruhunu anlamak isteyen herkesin mutlaka başvurması gereken bir kitap.”

- Mario Levi

İstanbul kültür hayatı ve hafızalarda kalan Rum tatları…

- Tarabya’nın ünlü balıkçıları

- Beyoğlu’nun efkarlı meyhaneleri

- Adalar’ın sahil durakları

-  Buzuki seslerinin sokaklara taştığı tavernalar

- Sırrı çözülemeyen profiterol

- Namı dünyaya yayılmış badem ezmesi

- Muhabbete muhabbet katan mezeler

- İştah kabartan yemekler

Kimi zamanla yok olmuş, kimi hala vazgeçilmez… Meri Çevik Simyonidis, İstanbulum, Tadım, Tuzum, Hayatım’da İstanbul’un yeme-içme ve eğlence sektörünün başrolündeki Rum kültürünü lezzet ekseninde değerlendiriyor ve bizleri nostaljik bir yolculuğa davet ediyor. Gece ve gündüz hayatının İstanbul belleğine kazınan tüm mekânları, tatları, simaları birinci ağızlardan yapılan söyleşilerle yeniden hayat buluyor. Kitapta yer alan her lezzet ustasının ayrı bir hikayesi, bizlerle paylaşacağı ayrı bir yemek tarifi var. Bu eşsiz tarifler de bu kültür mirasının bizlere düşen payı niteliğinde…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 480
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2015
₺58,50

Bir dönemin “Başka İstanbul Yok!” sözü, öyle görünüyor ki yerini “Bu İstanbul’da kaç İstanbul var?” şaşkınlığına bıraktı. Kent büyük bir hızla genişlerken sınıf ve zenginlik, etnisite, cinsiyet ve yaşam tarzı temelinde farklılaşan kentlilerin her birinin kendi kişisel deneyimlerinden kaynaklanan farklı İstanbul’lar beliriyor. Sırrına eremeyeceğimiz duygusu veren, hem üst üste binmiş hem içe içe geçmiş, büyük bir karmaşıklık ve çeşitlilik var karşımızda; biz onu anlamaya çalışırken de değişmeye devam ediyor. Elinizdeki kitap bunun bilincinde olarak “İstanbul kimin şehri?” sorusu etrafında farklı disiplinlerden yararlanan bir dizi makaleyi biraraya getiriyor.

Kapitalistleşme sürecini kendine özgü bir ritmle yaşayıp dünya ekonomisiyle bütünleşmiş bir dünya kentinden mi söz ediyoruz? Yoksa sermayenin sonsuz bir döngüyle bir yıkım ve yapım alanına çevirdiği dev bir inşaat şantiyesinden mi? Pazarlama stratejilerinin eline bırakılmış ışıltılı bir vitrinden, bir reklam panosundan mı? İstanbul’u turistlerin kartpostallardan gördüğü tarihi kentte mi, temalı yaşam sitelerinde mi, yoksa zayıfların, şehrin “gerillaları”nın fethettiği arka sokaklarında mı aramalıyız? Filipinli göçmen kadın işçiler bir pazar gününü nasıl geçirir, ya da sokak satıcıları işlerini sürdürebilmek için hangi taktikleri geliştirir? Kimbilir, belki de İstanbul gerçeğin kendisi değildir de, sanatçının her defasında yeniden kurgulayıp ürettiği, pek çok kurmaca kentin üst üste gelip oluşturduğu bir kolajdır.

İstanbul Kimin Şehri? okurunu kentin, yalnızca güçlü ve sistemli çabalarla, kurumsal etkilerle ya da pazarlama etkinlikleriyle değil, bireysel katkı ve rastlantılarla da meydana gelen ritmine kulak veren bir çerçevede, onun her gün yeniden üretilişi hakkında düşünmeye davet ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 408
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2016
₺29,92

Köprüler, bir araya gelmenin teknolojileridir, iki yakasındaki pek çok kişi için umut simgesidir. Bir tarafta daha iyi bir yaşam özlemi kendini gösterirken, karşı tarafta daha sevecen, daha az bencil ve daha az paranoyak bir toplum umudu bulunur. Köprü “diyalog” olasılığını cisimleştirir. İki ayrı kuşak arasında iletişimin mümkün, hatta arzu edilir, en azından kabul edilir olduğunu teslim eder. Köprünün üzerinden geçen her şey ya da geçmesine izin verilmeyen her şey bin yılın dönemecinde küresel düzenin belirleyici bir karakteristiğidir.

Köprülerin tasarımları, amaçları ve tarihlerine dair bilmek isteyeceğiniz her şey Peter Bishop tarafından hünerle kaleme alındı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 17 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 4.2015
₺23,10

Devasa gemiler hızla ufka doğru gidip kayboluyor ve bir başka limanda veya kıyıda tekrar ortaya çıkana dek hem gözlerden hem zihinlerden uzak kalıyor. Dünya üzerindeki en büyük hareketli nesneler, aktif yaşamlarının büyük bölümünde gözlerden ırak bir ömür sürüyor. Denizlerdeki gizemli varlıklarına karşın gemiler, onlarla yaşayan ve onlarla çalışanlarda, hatta onları sadece resim, yazılı metin ve sanatçıların eserlerinden takip eden meraklı kişilerde güçlü duygular uyandırıyor.

Gemilere dair çok geniş bir literatür olsa da, bu literatür gemilerin tarihsel önemine veya mevcut konumlarına nasıl geldiğine ve gündelik hayatımızdaki yerine pek değinmiyor. Bu kitap ise gemiyi, bir fabrika veya bir uçak gibi gündelik bir obje olarak ele alıyor, nadiren görülen, birinci elden çok az deneyimlediğimiz bir taşıt olmasına rağmen geminin hayatlarımızı nasıl etkilediğini anlatıyor…

İnsanoğlunun yaratıcılık ve girişimciliğinin hayret uyandırıcı eserleri olan gemiye dair temel bir okuma.

Dizinin diğer kitapları:

  • Motosiklet
  • Uçak
  • Köprü
  • Fabrika

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 12,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2015
₺30,03

Bu çalışma ile eser sahipleri, Osmanlı İmparatorluğu folkloru üzerine yaptıkları araştırmalar sırasında elde ettikleri belgeleri yayımlamaya devam etmektedirler. Söz konusu eser, özellikle İstanbul efsanelerine adanmıştır


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 165
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 11.2015
₺23,40
Tükendi

DNA tests reveal with fascinating clarity the kinship that ties Zaza tribes together. More than 8,500 potential DNA relatives emerged in my results. The DNA tests show a calculation of how close we all are. The challenge for me was to find out exactly how we are related. Virtually all 220 Zaza tribes have participated in DNA tests. To determine my relatives, my DNA profile has been compared to approximately 3,500 Zaza individuals from around the world. The compilation table presents average values of the estimated ethnicity distribution of the Zaza candidates for different DNA testing companies. DNA is the tree of the unwritten folk groups. Effective isolation has given the Zaza people their own DNA. It shows that exclusivity and endogamy in the heartland “Zazadiyar” has made the DNA of the Zazas a distinctive species. DNA, languages, migrations, religious environments, living habits, agricultures and cultural activities are the pieces of the puzzle that contributes to knowledge of the ancient Zaza people. The reasoning around this is a creative way to research our ancient ancestry.

 


Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 116
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺40,50
Tükendi

Sema Akkoyun Özbay, İstanbul’da Birlikte Yaşamak eserinde İstanbul’daki Müslümanların, Hıristiyanların ve Musevilerin kutsal mabetlerinin mimari yapısını, konumu ve önemini anlatarak şiirsel bir dille bize aktarıyor.
“Bu kitap hoşgörünün anısına, İstanbul’da bulunan üç dinin kutsal mekanlarını bir araya topladı. Beraber yaşamaya, yeniden doğmaya, birlikte ölmeye ve birlikte can bulmaya, yeni ve güzel adımlar için İstanbul’u ‘bir’ eden, kilise çanıyla ezan sesinin, sinagogdan yükselen ilahilerin nefesiyle yol alalım da, medeniyetin renklere saygı göstermek olduğunu hatırlayalım...”

Sema Akkoyun Özbay tells us about the architectural structure, location and importance of the holy temples of Muslims, Christians and Jews in İstanbul in this book, Living Together in İstanbul.
“This book compiled sacred spaces of three religions in İstanbul for the memory of tolerance.  Let us proceed by remembering the civilization is to pay respect to various colors through the soul of the sounds of azan, church bell and the hymns raising up from the synagogue, to live altogether, to be reborn, to die and to revive altogether; for brand new and beautiful paces.”

 

 

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 16 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺51,00
Tükendi

Oyun ve oyuncak birçok bilim dalının ilgi alanına girer. Bunların başında antropoloji, sosyoloji, psikoloji, pedagoji, halkbilim gelir. Oyun ve oyuncak aynı zamanda kültür tarihinin de önemli bir öğesidir. Oyunu geçmişin ve bugünün koşullarında karşılaştırmalı olarak incelemek de güncel bir eğilimdir.

Prof. Dr. Bekir Onur'un bu çalışması oyunu ve oyuncağı sosyal ve kültürel bağlamda ve özellikle tarihsel açıdan incelemektedir. Kitap, oyunu ve oyuncağı sanat tarihi, bilim tarihi, eğitim tarihi çerçevesinde de ele almaktadır. Bu ayrıntılı çalışma, oyuncağı müzeler bağlamında da ele alması ile müzeciliğe ve müze eğitimine de katkıda bulunmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 16 / 23,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .2016
₺0,00
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 428
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .2005
₺0,00
Tükendi
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 18,5 / 26,5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 6.2017
₺49,80
Tükendi

Şu ana kadar “Türk Devlet Anlayış ve Geleneği” üzerine birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalar kıymeti haizdirler. Ancak, her birinde konuya farklı açıdan bakılmış, çoğunda bilinen hususlar İslâmiyet’in kabulü sonrası dönem esas alınarak açıklanmaya çalışılmıştır. Yalnızca Bahaeddin Ögel’in eserleri ile İbrahim Kafesoğlu’nun ‘Türk Milli Kültürü’ nde konu İslâmiyet öncesi dönem esas alınarak işlenmiştir. Kafesoğlu konuyu daha düzenli işlemiştir. Buna rağmen bazı hususiyetlere yer vermediği görülmektedir. Ayrıca daha önce yayınlanmış çalışmalarda, ana kaynaklara başvurulmuş olmasına rağmen, detaylı değerlendirilme yapılmadığı ve örneklemelerin yetersiz kaldığı görülmektedir.

Biz bu çalışmada, ‘Devletçilik’ ile ilgili yapılan çalışmalarda eksik olarak gördüğümüz, hususiyetleri de ele alarak bu alanda eksikliği ortadan kaldırmak istedik. Türk devletçiliği ile ilgili kaynakların verdiği bilgileri ve bu kaynakların yorumlarını bir terkiple ortaya konulması ihtiyacını kısmen de olsa azaltılmaya çalıştık. Ayrıca destanlar, kitabeler ve Kutadgu- Bilig’den yaptığımız bolca örneklemelerle hem bilgileri desteklemek hem mühim bir eksiği gidermek istedik.

Tavsiye

Elinizdeki kitapta kültür tarihimizin ele alınması gereken tüm konularının özenle incelenerek işlendiği, çok kapsamlı bir çalışma olduğu görülüyor. Yazarın, daha önce bu alanda yayınlanmış eserlerde olmayan “Türk Cihan Hakimiyeti Düşüncesi” ve “Devlet Meclisi” gibi konulara yer vermiş olması, ayrıca destanlar ve kitabelerden verdiği örneklemeler de eserin
kıymetini artırmış bulunmaktadır. Tarih bilimiyle ilgili olan, çalışma yapan, ders veren her tarih severin sahip olması gereken bir kaynak eser.

- Prof. Dr. Ahmet Taşağıl


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 277
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺20,50
Tükendi

Eser içerisinde, Prof. Dr. Recep Külcü tarafından, eski Türklerin yaşam alanı olan Türk Yurdunun (Türk Çadırı) teknolojik özellikleri üzerine yapılan önemli bir keşif anlatılmaktadır. Kitap sizleri eski Türklerin yaşamı, dönemin bilim ve teknolojisi üzerine heyecan verici bir serüvene çıkartacak. Kitap içerisinde, Prof. Dr. Recep Külcü tarafından yapılan keşif üç boyutlu çizimler ile sunulurken, karekod uygulaması ile gerçekleştirilen simülasyon dosyasına cep telefonunuz aracılığıyla ulaşmanız sağlanmaktadır. Sosyal bilimler ve fen bilimlerinin eski Türk medeniyetini araştırma yolunda birleştiği bu çalışma ve elde edilen bulgular sarsıcı gerçekleri ortaya koymaktadır. Yazar kitapta anlatılan keşfi şöyle aktarmaktadır:

“Bir gün, üniversitedeki odamda, masamın üzerinde duran Türk çadırına bakarken bir an çadırda bir şey fark ettim, Tüynük adı verilen parçanın özelliğiyle ilgili bu durumu araştırmama rağmen literatürde yeterli bilgi ve delile ulaşamadım. Duruma bir de fen bilimci gözlüğümle bakmak istedim. Çadırın 3 boyutlu modelini çizip, Orta Asya koordinatları için simülasyonlar yapmaya başladım. Simülasyon sonuçlarını incelediğimde bir an nefesim kesildi, sonunda bulmuştum. Birkaç tekrardan sonra, yıllardır aradığım gerçek tüm açıklığıyla karşımda duruyordu.

Bilgisayar teknolojileri kullanılarak ortaya çıkan bilgelik eminim sizleri çok şaşırtacak. Simülasyon sonuçlarını incelediğinizde, insanlık tarihinde eksik kalmış, büyük bir parça ile karşılaşacaksınız. Bilim ve bilgeliğin tarihi Türk uygarlıklarının eserlerine göre yeniden yazılmalıdır”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺13,89
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 868
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2011
₺0,00
Tükendi

Anadolu ve İslam kültürü, tarih irfan ve tasavvuf konularında eserler vermekte, insanları Birlik ve Sevgi 'ye davet etmekte, nakıştaki renk ve sesler ile desenleri incelemektedir. Toplumun isteği, sevgi eşitlik ve birlik ile dirliktir. Çeşit zenginliktir.

Baba Tahir Uryan'ın gönül kuşu ötmektedir. Aşkın lisanı olmaz. Çünkü aşk, her dilden konuşur. Tasavvuf kuyusuna düşen Uryan; el-ele, el-Hakka deyip inlemekte, yardım istemekte, davet etmektedir. Böylece her dilden, her telden aşka gelip, Ehl-i Hak ve Enel Hak demektedir. Bu görüş ve inanış Anadolu kültüründe de hala yaşamaktadır.

Hak nefes nerden gelirse, orası haktır. Baba Tahir'in kumaşında; çözgü dert, örgü sevgi, nakış ise ilahi-insanidir. Aşk deminde, yar ile sınır olmaz, yaşanan sevgidir. Aşk gerçek ve mecaz anlamındadır.

Baba Tahir inlemektedir: "Derdim ve dermanım dost. Ruhumun hasretidir dost. Umudum, kıvancım dost. Yavaş git kervancı, kalan var, gelen var. Soğuk tandırdan alev çıkmaz. Yedi ceddin hesabını sorarım felekten. Birisinde yüz nimet, diğerinde kanlı ekmek. Anka kuşuyum ben, gölgemin düştüğü baş sultan, taş ise taht olur insana."

Baba Tahir; en ararsan insanda vardır, gönüldür hakkın kabesi demekte ve Mevlana'ya Hacı Bektaş-i Veli'ye, Ahi Evren'e, Yunus Emre'ye, Molla Ahmet-i Cezri'ye ve diğer Batıni ululara öncü ve rehber olmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2010
₺12,29
Tükendi

Küresel semaye baronlarının çıkarlarının olduğu bölgelerde etnik ve dini azınlıklar ön planda tutuluyor. Ancak küresel sermayenin olmadığı bölgelerdeki azınlıklar istikrarsızlık unsuru olarak yok sayılıyor ya da unutuluyor. Tıpkı Rodos ve İstanköy´deki, sayıları 6 bini geçen Türk azınlık gibi.

Lozan Antlaşması´nın sağladığı haklardan yararlanamayan Onikiada Türkleri, önce 1912 den 1943 yılına kadar İtalya´nın, 1947 yılından sonra da Yunanistan´ın baskılarısonucu bugün tamamen yok olma noktasına gelmiş bulunmaktadır.

Ege´nin Unutulan Türkleri( Genişletilmiş İkinci Baskısı) kitabında da Onikiada Türkleri´nin yaşadığı trajedi; Cumhuriyet´in ilk yıllarından 1960 lı yılların sonuna kadarolan döneme ilişkin resmi yazışmalara dayanılarak ve güncel kimi gelişmeler dikkate alınarak dile getirilmiştir.

Belgeler, Onikiada Türkleri´nin nasıl baskı altında tutulduğunu, tarihi mirasın nasıl yok edildiğini. vakıflarüzerinde oynanmakta olan oyunları gözler önüne sermektedir. Kitaptaki belgelerin çoğu ilk kez tıpkı basımlarıyla birlikte Türk okurunun bilgisine sunulmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İzmir
Sayfa Sayısı : 310
En / Boy : 14,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺16,30
Tükendi

Gaziantep’te günümüzde mevcut olan camiler, belgelere göre 13. Yüzyılda başlayan, 18. Yüzyılı da kapsayan uzun bir zaman aralığında inşa edilmişlerdir. Büyük bir çoğunluğu Osmanlı döneminde yapılmasına rağmen, baskın yerel geleneğin etkisi altında inşa edilmiş olan Gaziantep camilerinin mimari ve süsleme özellikleri, bilhassa Halep ve Şam örneklerinin tekrarı mahiyetindedir. Suriye’de banilerin siyasi ve ekonomik gücünü ortaya koyan gösterişli yapılar inşa edilirken, Gaziantep camileri, yöre halkına mensup kimselerin kişisel imar faaliyetlerinin ürünleridir, bu durum Suriye örnekleriyle Gaziantep camileri arasındaki en belirleyici farkı oluşturur.

Gaziantep’in yanı başındaki Kilis’te 1542 yılında inşa edilen Tekke (Canbolad Paşa) Cami’nin anıtsallığı ve başkent üslubuna yakınlığı, siyasi ve ekonomik açıdan güçlü bir bâninin yapının biçimlenmesi üzerindeki tasarrufunun açık bir göstergesidir. Gaziantep camileri sultan veya çevresi için yapılan, ekonomik ve siyasi gücün somutlaştırılmış nesneleri olan ; bu nedenle de en yetkin ustaların çalıştırıldığı başkent üslubundan uzak, yalın ve yerel üslubun ürünüdürler.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 257
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺66,53
Tükendi

Kıyı Anadolu’nun kültürel bir öğesi olan deve güreşleri yaklaşık iki yüz yıllık bir geçmişe sahiptir. Türklerin ata mirası olan devecilik ve devecilik kültürü yaşamlarının da önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Yörük kültürünün ayrılmaz bir unsuru olan deve, konar-göçer yaşamın vazgeçilmezlerindendir. Yörük kültürü ile Orta Asya’dan Anadolu’ya gelen develer zaman içerisinde taşımacılıkta kullanılırken aynı zamanda güreş kültürünü de hazırlamıştır.

Kervanların taşımacılıkta konakladıkları yerlerde develerin güreştirilmeye başlanması ve bu etkinliğin Anadolu’nun batısında rağbet görmesi deveciliği günümüze kadar taşımıştır. Deve güreşleri zaman içerisinde geleneksel hale gelerek bölgedeki Yörük insanının ayrılmaz bir parçası olmuştur. Geçmişte her yerde deve varlığı söz konusu iken bugün sadece güreş yapılan yerlerde deve yetiştirilmektedir. Anadolu’nun batı kıyısında Çanakkale, Balıkesir, İzmir, Manisa, Aydın, Denizli, Muğla ve Antalya illerinde yapılan deve güreşleri Yörük kültüründen beslenerek güreş yapılan yerlerdeki halkın kültürel bir eğlencesi haline gelmiştir. Yerel kültür unsuru olarak önemi 1980 sonrasında daha da artan deve güreşleri, diğer hayvan güreşlerinden farklılık göstermektedir. Her şeyden önce develerin birbirleri ile mücadelesi “dövüş” değil “güreş”tir. Geleneksel kuralların temelinde ise güreşen iki hayvanın zarar görmemesi yer almaktadır. Bu çerçevede yapılan deve güreşleri, dünyada bu alanda yapılan faaliyetler içinde farklı bir yere sahiptir.

Devecilik kültürü ve deve güreşleri, çalışmada birincil kaynaklardan elde edilen alan araştırması verilerine dayanılarak analiz edilmektedir. Güreşlerin yapıldığı coğrafyalarda birincil kaynaklardan elde edilen veriler çerçevesinde bu konunun ele alınmış olması alandaki gerçekliği yansıtma açısından da çalışmanın önemini arttırmaktadır. Sosyoloji, Antropoloji, Tarih, Halkbilimi gibi farklı disiplinlerden çalışmaların yer alması ise çalışmanın özgünlüğünü güçlendirmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 242
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺32,56
Tükendi

Bir toplumun alfabesinin değiştirmek, yatağında akan bir nehrin mecrasını değiştirmek gibidir. Bu müdahalenin, toplumsal bir kopuşa ve kültürel bir sürgüne yol açması kaçınılmazdır. Adına "dil devrimi" denilen bir eylemin kendini tanımlamabiçimi ile başlayan sorunlu hal, biçimden içeriğe yöneldikçe, büyüklüğü hesapedilemeyen bir buz dağı misali yolunuzu kesmeye devam edecektir.

Toplum olarak, yaşanan bu travmanın boyutlarını ve sonuçlarını tespit bir yana, henüz yüzleşme aşamasına geldiğimiz bile tartışmalıdır. Oysa geçmişin acılarını fetişleştirmeden ancak yaşanmış olanın boyutlarını da doğru tahlil ederek yapılacak sağlıklı bir yüzleşme; hem ülkemizde son yüzyılda yaşanan entelektüel çölleşmenin kodlarını açığa çıkaracak hem de bu toprakların toplumsal muhayyilesinin tekrar kendi rotasına döndürülmesinin potansiyelini ortaya koyacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2016
₺9,96
1 2 >
Çerez Kullanımı