Bulunmaz bir fırsat. Bu akşam, yani 12 Aralık 1906 günü, ülkemden ayrılıp Mısır’a gideceğim. Bu, bana imkansız gibi geliyor. Ama, hayallerimin en güzel masalı olacak.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 215
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2008
₺22,50

Elinizdeki eser, Ahmet Haşim’in dönemin gazetelerinde yayımlanan deneme tadındaki köşe yazılarının bazılarından oluşmaktadır. Türk edebiyatında önemli yeri olan yazarın, bu seçme köşe yazıları doğallığı ve sadeliği ile türleri arasında önemli örneklerdir. Keyifle okuyacağınız temennisiyle.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 133
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺16,88
Hiç düşünmeden" rüyasını gördüğü hayatı yaşamaya başlayan ve gezip gördüğü yerlerle ilgili kaleme aldığı notlarıyla bugüne on bîr ciltlik dev bir "Seyahatname" bırakan Evliya Çelebi, en eski ve en önemli seyyahımızdır. O’nun, Yemen’den Kırım’a, Rumeli’den Iran içlerine kadar bütün Türk coğrafyasını gezdiği söylenir. Bunu söyleyenler haksız da sayılmaz. Elinizdeki eser, olağanüstü bilgileriyle bugüne de ışık tutan Evliya Çelebi’nin Türk coğrafyasına yaptığı gezilerden bir demet sunuyor.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 179
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺18,75

Modern Türk hikayeciliğinin başlangıcı sayılan, genç yaşta ölmesine rağmen külliyat çapta eserler bırakan usta kalem Ömer Seyfettin. Yazılarından titiz bir anlayışla derlenen bu eser, gençlerimizin ideallerini hatırlamasına yardımcı olacak. Aşkın, mücadelenin, gayretin, fedakarlığın, arkadaşlığın, vatanseverliğin tam anlamıyla işlendiği seçkin hikayeler bu kitapla okurlarıya buluşuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 267
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2008
₺24,38
Sabahleyin Simon uyandığında çocuklar hala uyuyordu. Karısı, komşuya ödünç ekmek istemeye gitmişti. Yabancı eski gömlek ve pantolonu giymiş, yalnız başına kanepede oturuyor, yukarı bakıyordu. Simon: "Bak dostum," dedi. "İnsanın karnı aş ister, vücudu da giyecek. Hayatta kalmak için çalışmak zorundasın. Ne iş bilirsin?" "Hiç bir iş bilmem." Simon şaştı. "İnsan istedikten sonra herşeyi öğrenebilir," dedi.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 151
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺16,88
TREPLEV: Nina, nefret ettim sizden, lanetler yağdırdım; mektuplarınızı, fotoğraflarınızı yırtıp attım. Ama her an, bütün benliğimin, size sonsuza kadar bağlı olduğunu biliyordum. Sizi sevmemek elimde değil Nina. Sizi kaybedeli, yazdıklarımın yayınlanmaya başladığı andan itibaren, hayat dayanılmaz bir şey oldu benim için... Sanki ansızın koparıldım gençliğimden ve bazen bu dünyada doksan yıldır yaşıyormuşum gibi geliyor bana. Size sesleniyor, ayaklarınızın altındaki toprağı öpüyor; nereye baksam yüzünüzü, ince gülüşünüzü görüyorum, hayatımın en güzel yıllarını aydınlatan o tatlı gülüşünüzü...
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2010
₺11,25

1842 yılında basılan ve büyük eleştiri alan Ölü Canlar, devlet yönetimindeki adaletsizlikleri ile feodal Rusya’yı yansıtır. Romanın kahramanı kibar ve görgülü dolandırıcı Çiçikov; bir kaç kez kaybettikten sonra kısa yoldan zengin olmak için "ölü canlar" a yatırım yapmak gibi kendince bir çözüm düşünür. Bu amaçla komik ve acı günleri ile bir maceraya atılır Çiçikov.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 363
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2010
₺31,88
Don Kişot, gün geçtikçe dalgınlaşmaya başlamıştı. Bütün gün kitap okuyan ve hayatın gerçeklerinden uzak bir ömür süren asilzademiz, zamanla hayal ve gerçeği karıştırmaya başladı. Artık zihni iyice bozulmuştu. Kitap okumayı abartan Don Kişot, okuduklarının etkisinde kalarak bir hayal dünyası içinde yaşamaya başladı. Şövalyelerin başından geçen maceraları okudukça kendini o eski devirlerde yaşıyor gibi görmeye başladı. Bu romanları okuya okuya şövalyeliğe özeniyor; roman kahramanları gibi tutsak prensesleri kurtarmak, hainleri cezalandırmak ve kahramanlıklarıyla dünyada ün salmak istiyordu.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 221
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺22,50
Rüzgar güzel güzel esmeye devam ediyordu. Bu şekilde beş gün yol aldım, rüzgar batıya döndü. Bizi takip eden bir gemi varsa bile artık rüzgârın çevrilmesi üzerine bizi takip edenin vazgeçmiş olacağına inandım. Sahile yanaşmaya cesaret edebildim ve bir küçük nehir ağzına demir attım. Buranın nere ve nasıl bir iklim, hangi memleket, ne cins millet ve nehrin de hangisi olduğunu bilmiyordum. Hiç kimseyi de ne gördüm, ne de görme arzusunda idim. İstediğim tel şey içilecek su idi.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺16,88
Avrupa’da savaş, durup yeniden başlayarak, on üç yıldır sürüp gitmekteydi. Şimdi, 1805’te sözde barış olmuştu ama bu huzursuz bir barıştı. Avrupa kralları, Fransa’da Bourbon Hanedam’nı deviren devrime karşı hemen silaha sarıldıkları halde, Napoleon’un askeri dehası karşısında bir şey yapamıyorlardı. Fransa ile savaş halinde olan bir tek İngiltere kalmıştı; o da bunu denizlerdeki üstünlüğüne borçluydu. Bütün Öteki devletler gibi, Rusya da, Avusturya da savaştan çekilmişlerdi. Yalnız Napoleon, imparatorluğunu gittikçe genişletiyordu. Kendi topraklarını kaybetmekten korkan Avrupa devletleri, bunun üzerine yeniden savaşa katılmayı düşünmeye başlamışlardı.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 544
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺45,00

Sokrates, toplumun ahlaki değerlerine başkaldırdığı, halkı isyana teşvik ettiği ve devleti buhrana sürüklediği gerçekleriyle M.Ö. 399 yılında Atinalı Meletos, Anytos ve Lykon tarafında hakim karşısına çıkarıldı. Onun hakkındaki tüm suçlamalar, ünlü düşünürün dinden çıkmış olabileceğine dairdi; fakat Sokrates, o dönemdeki dini kuralların bütününü eksiksiz olarak uyguladığı için bu iddiayı kanıtlamak çok güçtü. Meletos, Anytos ve Lykon’a göre Sokrates dinden çıkmakla kalmamış, gençleri ahlaksızlığa teşvik ve onları baştan çıkarmak gibi uğraşlar da vermişti. Bu ciddi suçlamalar, aslında bir kesimin Sokrates’e karşı duyduğu derin öfkenin sonucuydu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 46
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺8,25
O gece Çerkez o evde kaldı ve üç gün denenmek şartıyla üçünün de pazarlığı bitti.Bu evde kızlar geceleri bir odaya toplanıp, birbirleriyle konuşurlardı; fakat çok gülmek, Çerkezce konuşmak yasaktı ve bir müşteriye gidip de her ne sebepten olursa olsun beğenilmeyerek gelen esirlere on-on beş kırbacın vurulması kaçınılmazdı. Bu eve gelişlerinin üzerinden henüz birkaç hafta geçmişti ki bir sabah Hacı Ömer p küçük Çerkez esire: "Hadi, kalk gideceğiz." dedi. Çocuk kendi yaşındaki çocuklara özgü bir hareketlerle hemen yerinden kalktı. Koşarak beraber geldiği kızlardan birinin boynuna sarıldı. Birbirlerine sarılıp ayrıldıkları zaman çocuğun gözlerinde o küçük ruhunun acı ifadesi olarak birkaç damla yaş gözüktü; sonra aniden hayatın ıstırap yükünü omuzlarında hissetmeye başlayan adamlar gibi mini mini kaşlarını çatarak, ciddî, etkileyici, düşünceli bir yüzle esircinin o iri ellerinden tutarak evden çıktılar.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 119
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺14,25
Bizim Felâtun Bey, varlıklı olduğu için, "kibirli" ve azametinden geçilmemesi gerekiyordu. Ama onun hâli bunun tam aksineydi. Alafrangalık hâli malum ya! Herkese alçak gönüllük göstermeye, herkesin yüzüne gülmeye insan mecburdur. Hatta bazı kere Felâtun Beyin yanında bulunan uşağı kendi beyini bir gayet tatlı ve nazikçe ve saygılı konuşuyor görünce; "Bu efendi bizim beyin pek dostu olmalıdır" inancına düşerdi. Lâkin o adamdan ayrıldıktan sonra Beyefendinin kızgınlığından çıldırmak derecesine geldiğini ve hatta sövüp saydığını görünce ve işitince uşak şaştığından ne düşüneceğini dahi bilemezdi.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 189
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺18,75
Birbirince sarılmışcasına bağlı ve sevinç verici sevdalı bu iki kalp, mevkinin latifliğine baharın bereketine, seyrin eğlencesine, tenhalığın lezzetine, muhabbetin etkisine ve hallerine dair her ne hissettilerse, birbirine açılarak bildirdiler. Ali Bey’in hınçları; yeni başlamış namuslu bir sevdanın trajik hayallerinden oluşuyordu ve varsayımlarının dehşetini şairane şakacılık, safça serbestlik altında saklamaya çalışıyordu. Mehpeyker’in duyguları ise iyi kabul edilmiş şehvetli bir eğilimin sevinçli zevkleriyle birleşmiş, gönlünün bu mutluluğunu yapmacık bir masumane hafiflik ve gelip geçici bir yalancı utanma ile örtüyordu, Mehpeyker, iki kelimede bir, ömrün lezzetinden bundan sonra pay alacağına dair iç açıcı birtakım sözler söyledi. Ali Bey, o güne kadar Mehpeyker’siz geçen ömrü için hüzünlü hüzünlü yazıklanıyordu.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 191
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺18,75
En sonunda Ordinov, oturmakta olduğu evi değiştirmeye karar vermişti. Şu anda oturduğu yer, bir evin bir odasıydı. Ev sahibesi ise bir memuru yaşlı ve dul karısıydı. Oldukça yoksul olan kadın, ayın bitmesini beklemeden ani bir kararla evden ayrılmıştı. Tasını tarağını toplayıp taşradaki akrabalarının yanına gitmek üzere Petersburg’dan ayrılmıştı. Genç adam, o ayın kirasını ödemişti. Bu nedenle hemen evden çıkmak zorunda değildi ancak ev sahibesi gittiği için ay sonunda bu evden ayrılmak zorundaydı. Bu durum canını çok sıkıyordu. Doğallıkla da olduçka üzgündü. Genç adam oldukça yoksuldu, ev kiraları ise inadına çok yüksek...
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2010
₺15,00
Aslında benim ne istediğimi biliyor musun? Hepinizin canı cehenneme! Rahatlık, sakinlik istiyorum! Kendi huzurum için bütün dünyayı beş paraya satarım ben. Beni kıyametin kopmasıyla çaysız kalmam arasında bir seçime zorlasalar, dünyanın batmasını umursamaz, çayımdan vazgeçmeyeceğimi haykırırdım. Bunu biliyor muydun? Ben yalnızca bir alçak, bir namussuz, bir bencil, bir tembel olduğumu biliyorum. Sen buraya geleceksin diye de üç günden beri kendi kendimi yiyip bitirdim. Bu üç gün içinde beni en çok ne korkuttu, biliyor musun? Beni yoksul hâlimle görmenden korktum. Biraz önce yoksulluğumdan utanmadığımı söylemiştim ya, yalandı; utanıyorum anlıyor musun? Hırsız olsaydım bu kadar korkmaz, utanmazdım. Ben son derece gururluyum ama şu çıplaklığımla sanki derimi soymuşlar gibiyim, en küçük bir hava değişimi bile acı veriyor bana.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2010
₺15,00
Hapishane kalenin bir köşesinde, toprak tabyanın tam kenarındaydı. Dışarıyı görebilmek umuduyla kazıkların oluşturduğu duvardaki bir aralıktan Tanrı’nın dış dünyasına bakarsın. Gökyüzünün küçük bir kısmıyla, yabani otların bürüdüğü, üzerinde nöbetçilerin gece gündüz bir aşağı bir yukarı gidip geldiği yüksek bir toprak yığınından başka birşey göremezsiniz. O zaman, yılların hep böyle süreceğini, dışarıyı görmek için hep böyle, direklerin oluşturduğu duvardaki deliklere gözünü dayayacağını, hep aynı toprak yığınını, aynı nöbetçileri, hapishanenin üzerindeki gökyüzünün aynı küçücük parçasını göreceğini, çok uzaklardaki öteki, özgür gökyüzünü hiç göremeyeceğini düşünürsün. İki yüz adım uzunluğunda, yüz elli adım genişliğinde, her yanı toprağa derin gömülmüş, tepeleri sivriltilmiş birbirlerine sık çakılmış upuzun kazıklarla duvar gibi çevrili biçimsiz bir altıgen yer getirin gözünüzün önüne. Hapishanemiz dış dünyadan böyle ayrılmış işte.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 351
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2010
₺30,00
Fiyodor Pavloviç, dört yaşındaki Mitya’yı başından attıktan kısa bir süre sonra ikinci evliliğini yaptı. Bu evliliği sekiz yıl kadar sürdü. İkinci karısı Sofya İvanovna da diğer eşi gibi çok gençti. Fiyodor Pavlaoviç onu, bir yahudiyle birlikte kârlı işler için gittiği başka bir şehirde tanıyıp almıştı. Sürekli içen, eğlenen ve hovardalık eden Fiyodor Pavloviç, bir yandan da bol kazançlı işler yaparak parasına para katma fırsatlarını kaçırmazdı. Girişimlerinin çoğu başarıyla sonuçlanır, ama bunun bin bir dolap çevirerek yapardı.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 552
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2010
₺41,25
Saat dörde geliyordu. İhtiyar karı koca her zaman olduğu gibi yalnızlardı. Nikolay Sergeyiç kederli ve hasta bir durumda şezlonga uzanmış yatıyordu. Benzi uçmuş ve takatsizdi; başı ağrıyordu. Yanında oturan Anna Andreyevna bazen kocasının şakaklarını sirkeyle ıslatıyorken öte yandan da onu inceleyen acı dolu bakışını adamın yüzünden ayırmıyordu. Anlaşılan bu durum ihtiyarı iyice sıkıyor, hatta sinirlendiriyordu. Sürekli susuyordu. Karısı ise korkudan ağzını açamıyordu. Beklenmedik ziyaretimiz ikisini de hayrete düşürdü. Yanımda Nelly’i gören Anna Andreyevna kendini suçlu hissediyormuş gibi bize baktı. Odaya girerken: "Size bizim Nelly’i getirdim," dedim. "Düşündü taşındı ve nihayet size gelmeye karar verdi. Onu lütfen kabul edin ve sevgiyle bağrınıza basın!"
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 424
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺33,75
General’i neyin bu kadar etkilediğini açıklamak güçtür; ama o birdenbire duygulanmıştı. Hatırlıyorum, hepsini hatırlıyorum, diye bağırdı. Ben, o zaman kurmay yüzbaşı idim. Siz de şöyle küçücük, güzel bir kızdınız. Nina Aleksandrovna... Ganya... Siz beni eve kabul ediyordunuz, Ivan feodoroviç.... Generalin karısı: İşte görüyorsun ya, şimdi ne hale geldin, diye söze karıştı. Böyle etkilendiğine göre, soylu duygularını içki yüzünden hâlâ kaybetmemişsin demektir. Ama karını işkence ede ede bitirdin. Çocuklarına kılavuzluk edecek yerde borçlular bölümünde oturuyorsunuz. Haydi, azizim, buradan git, bi yere git, kapı arkasında bir köşeye otur ve biraz ağla, eski temizliğini hatırla, belki, Tanrı bağışlar. Git, git, ciddi söylüyorum. Yola gelmen için eskiyi pişmanlıkla hatırlamandan daha iyi bir şey yoktur.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 456
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2010
₺46,88
Serebryakov: Hayatı bilimle geçmiş; günlerini çalışma odalarında, oditoryumlarda, öğrencileri ve saygıdeğer meslektaşları arasında tüketmiş birinin, aniden kendini şu dört duvar arasında aptallarla aynı ortamda bulması, saçma sapan konuşmalara katlanması hiç de kolay bir iş değil. Ben doyasıya yaşamak istiyorum, Başarıyı, ün ve şöhreti, gösterişi seviyorum. Ama ne yazık ki, burada bir sürgünden farkım yok. Sürekli eski günlerin özlemiyle vakit geçirmek başkalarının başarılarını seyretmek, ölüm korkusu ile yaşamak... Hayır, buna katlanamam! Yapamam bunu! Üstelik de yaşıma hiç hürmet edilmiyor! Yelena Andreyevna: Biraz sabret! Beş altı yıl sonra ben de yaşlanmış olacağım.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺11,25
Lopahin - Yazlıkçılardan dönüm başı en az yirmi beş ruble alırsınız, demek istiyorum. Bence hemen şimdi başlayın bu işe... Size ant içerim, güze kadar elinizde bir kıymık kadar bile boş arazi kalmayacak, hepsini alacaklardır. Sözün kısası, sizi şimdiden kutlarım, kurtuldunuz. Arazinin bulunduğu yer ise bir harika. Irmak yüzmeye elverişli derinlikte... Ancak şüphesiz toprağın düzenlenmesi ve temizlenmesi lazım... Mesela bütün eski binaları, artık hiçbir işe yaramayacak şu evi yıkmak, yaşlı vişne bahçesindeki ağaçları da kesip ortadan kaldırmak gerekecek.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2010
₺11,25
Nasrettin Hoca,insanlara doğru yolu gösteren, iyilikleri bildiren, doğruya sevk eden ve kötülüklerden sakındıran bir veli idi. Bu işi yaparken tabiatı icabı kendi- sine has bir yol tutmuştur. Böylece hakkın anlatılması ve cemiyetteki bozuk yönlerin düzeltilmesi için, meseleyi halkın anlayacağı bir dil ve üslub ile, gayet manidar latifeler halinde kısa ve öz olarak dile getirmiştir. Nasreddin Hocanın değeri, yaşadığı olaylarla değil, gerek kendisinin, gerek halkın onun ağzından söylediği gülmecelerdeki anlam, yergi ve alay öğelerinin inceliğiyle ölçülür. Onun olduğu ileri sürülen gülmecelerin incelenmesinden, bunlarda geçen kelimelerin açıklanışından anlaşıldığına göre o, belli bir dönemin değil Anadolu halkının yaşama biçimini, güldürü öğesini, alay ve eğlenme türünü, övgü ve yergi becerisini dile getirmiştir.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺16,88

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 1
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺17,25
Tiyatro Serisi Antonius ve Kleopatra Atinalı Timon Hamlet Hırçın Kız Julius Caesar Kral Lear Macbeth Onikinci Gece Othello Romeo ve Juliet Cimri.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 143
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2009
₺15,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2009
₺16,88

Nerissa: Hanımım anımsar mısınız, vardı zeki bir asker Babanız zamanında Venedik’ten gelmişti Montferrat Markizi’nin alayıyla beraber. Portia: Evet, evet! Galiba Bassanio’ydu adı. Nerissa: Oydu işte bütün bu adamlar arasında En çok layık olan, zarif bir hanıma.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 151
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺16,88

Theseus: Canım Hippolyta, yaklaşıyor evlilik vaktimiz Tastamam dört mutlu gün bitiverince hızla Evlilik şölenimiz başlayacak yeni ayda Ama eski ay ne kadar yavaş geçiyor Arzularımı nasıl dehşetle gemliyor, henüz reşit olmamış bir gencin mirasına çöreklenen haris üvey anası gibi tüketiyor sabrımı, geciktiriyor neşemi. Hippolyta: Dört gün dediğin nedir ki bitiverir çabucak Zamanın akışında kısacık bir hayal gibi Uyanıp bakarsın ki ay gümüşten bir çizgi gökyüzüne oturup izleyecek şenliği.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺15,00
Othello İngiliz ordusunun Türklerle Kıbrıs'ta savaştığı bir dönemde çok başarılı ve saygı duyulan bir komutandır. Halk ve ileri gelenler tarafından çok sevilen bu Berberi zenci komutan Desdemona'ya aşık olur. Şehrin ileri gelenlerinden birinin kızı olan Desdemona da Othello'yu sevmektedir. Önceleri saygı duyulan Othello'nun arkasından bu zenci beyaz evliliği sonucu birçok dedikodu çıkar. Her şeye rağmen evlenen Othello ve Desdemona'nın mutlulukları halkın dedikoduları ve lago'nun kötülükleriyle bir trajediye döner...
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2009
₺17,25
Macbeth, oyunun başında, İskoçya ordusunun şerefli ve başarılı bir generalidir. Bir gün karşısına üç tane cadı çıkar ve kendisine bir takım öngörülerde bulunurlar. Bu öngörülerin en çarpıcı olanı, Macbeth'in bir gün kral olacağıdır.Karısı Lady Macbeth'e bu öngörülerden söz eden Macbeth, karısının da doldurması ve kışkırtmasıyla hırslanır ve bu öngörüyü gerçekleştirmek için elinden geleni yapmaya başlar.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 143
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2010
₺16,88

Hamlet: Ey göklerde sakin olanlar! Ey yeryüzü! Daha ne kaldı! Cehennemi de bunlara katayım mı? Ahhh, ah! Dayan kalbim dayan! Ey adalelerim, sizler de birdenbire gevşeyip kuvveten düşmeyin sakın, beni dimdik tutun. Seni hatırlayalım ha? Olur, zavallı hayalet, çığrında çıkan şu kürede hafıza yer bulduğu kadar seni hatırlayayım mı? Elbette. Hafızamın levhasından, gençliğe kapılıp mühim diye kaydettiğim bütün saçma boş hatıraları, kitaplardan derlenmem bütün vecizeleri, geçmişin bütün hayal ve intibarlarını silip atacağım. Zihin kitabımla baştan başa bütün cildine senin emrin adi hiçbir mevzu karışmaksızın, tek başına yazılı kalacak, gökler şahit olsun ki kalacak! Ah, menhus kadın. Ah alçak, sırıtkan melun alçak! Nerede hatıra defterim? Şunu yazmalı; insan sırıtır sırıtır da yine alçak olabilir; hiç değilse Danimarka’da böyle, buna eminim.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 205
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺20,62
Filozfof: "Üstelik mahkum çok ilginç biri de değil." Şair: "Nasıl ilginç olsun ki? Suçlu ve üstelik işlediği suçtan pişmanlık da duymuyor. Mesela ben olsaydım, tersini yapar, şerefli bir aileden gelmiş ve iyi bir eğitim almış bir mahkûmun öyküsünü anlatırdım. Aşk, kıskançlık ve suç.... Hatta birden fazla suç. Sonrasında ise pişmanlıklar, pişmanlıklar... Ancak toplumun yasaları serttir. Sonunda önemli! İşte bu aşamadan sonra da idam cezası konusunu işlerdim. İşte böyle!...."
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 126
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2010
₺15,00

Yoksul bir köylü çocuğu olan Jan Valjan, küçük yaşta annesini ve babasını kaybetti. Gidecek başka yeri olmadığı için yedi çocukla dul kalan ablasının yanına gitti. Yetim kalan çocuklara babalık, ablasına da yardım etti. Aradan geçen yıllar onu içine kapalı, sessiz, ama güçlü kuvvetli bir delikanlı yapmıştı. Çektiği sıkıntıdan yakınmıyor, yalnızca ablasının ve yedi çocuğunun karnını nasıl doyuracağını düşünüyordu. Bu hiç de kolay değildi maalesef... Jan Valjan’ın elinden her iş gelirdi. Yarıcılık, orakçılık, yanaşmahk ve bağ budayıcılığı... Ama bu işler de her zaman bulunamıyor, işsiz kaldığı zamanlar da oluyordu... Jan Valjan, kışın çok soğuk geçtiği ve kıtlık olduğu o yıl da işsiz kaldı. Kendini düşünmüyordu ama evde bir lokma ekmek bekleyen aç yedi çocuk vardı. Karınlarını doyurabilmek için hiçbir çare bulamayınca sonunda bir fırından ekmek çalmak zorunda kaldı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 582
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺35,62
İşte Utopia’nın kurumlarını diğer halklarınkilerle karşılaştırınca doğrusu bir yandaki bilgelik ve insanlık beni kendine hayran bırakırken, diğer yandaki akılsızlık ve barbarlık beni üzüntüye düşürüyor. Utopialıların bilgelikle ve sanki ilahi bir ilhamla kurmuş oldukları devlet düzeni az sayıda kanunla tüm halkı huzur içinde yaşatmaktadır. Utopialılar herşeyi herkese eşit olarak bölüştürmüşlerdir. Zaten herşey çok boldur ve Utopialıların hayatı başka halklarla karşılaştırıldığında diğerleri onlarınkine yaklaşamamaktadır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺15,00

Bir Töre Komedyası özelliği taşıyan "Şair Evlenmesi", görücü usulüyle evliliğin sakıncalarını konu almaktadır. Batılı tutum ve davranışı, kılık ve kıyafetiyle pek sevilmeyen, eğitimli olmasına rağmen saf bir yapıya sahip Şair Müştak Bey, sevdiği Kumru Hanım’la, kılavuz ve yenge hanımlar aracılığıyla evlenmiştir. Nikah sonrasında kendisiyle evlendirilen kişinin, Kumru Hanım’ın çirkin ve yaşlı ablası Sakine Hanım olduğunu görünce önce bayılır sonra itiraz eder. Mahallelinin de işe karışmasıyla başına gelenleri kabul etme mecburiyetinde kalan Müştak Bey’in imdadına arkadaşı Hikmet Bey yetişir. Hikmet Bey’in mahalle imamına verdiği rüşvetle olay çözülür, yapılan hile sonuçsuz kalır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 59
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺10,50
Sadi’nin Bostan adlı eseri sürekli ahlak, terbiye, tevazu, mertlik, adalet, ihsan, rıza, kanaat, şükür, tövbe gibi muhtelif konuların işlendiği on bölümden oluşmaktadır. Bostan mesnevi tipinde yazılmış, beyitlerin sayısı 4000’i geçen bir eserdir. Konuşmalar hemen hemen didaktiktir. Hikayeler de mutlaka bir neticeye doğru gider. Netice elde edilir edilmez bir telkin ve nasihat zinciri başlar. Sadi, hikayeler, muhtelif kaynaklardan almış, bunlara seyahatlerini, hatıralarını, dinlediklerini katmıştır. Eser, hikaye ve menkıbelerle zenginleştirilmeye çalışılmıştır. Bu esere birçok kişi tarafından şerh yazılmıştır. Eserde, hükümdarlar övülmekten çok hakka, adalete ve doğruluğa davet edilmektedir.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 221
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺22,50

Yazın uzun günlerinde daha çok çalıştığı halde, akşamları evine önceki gibi yorgun olarak değil, büyük bir coşku ve neşe ile gelirdi. Yürürken koşar, söylerken güler, önceleri geldiği zaman bir parça dinlenmek için üzerine düştüğü iskemlelerin hiç birinde oturamaz, evin içinde sürekli dolaşır dururdu. Yüzünde, pırıldamak için zamanın en küçük iznini bekleyen gençliğin taze rengi peyda oldu. Yirmi yaşında iken kendisini güçsüz bırakan böyle bir tebessümün karşısında hiç bulunmadınız mı?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2009
₺10,50
Ne kadar acı çekmiş olduğumuzu bilsen... Hepimiz seninle adeta hasta olduk. Ya Meliha, o zavallı kardeşin yatağa serildi. Tehlikeyi geçirmiş olduğunuza dair bu sabah telgrafı aldığımız zaman kendisini güç tuttuk. Mutlaka gitmeliyim, diye ısrara başladı. Halbuki altı günden beri kendisini tedavi ettiriyoruz. Kandırıncaya kadar öyle zorluk çektik ki... Nihayet ben kendisinin ne derece hasta olduğunu sana, senin de sağlığının durumunu ona söyleyeceğimi yemin ederek kandırabildim.
Şimdi Melihaya da acımaya başladım. Eğer ben ölmüş olsaydım bunların hepsi bitecek, her şey normale dönecek, zaman geçtikçe acılar da unutulacaktı.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺18,75
...İhsan Bey, yalnız kendi kendine. "İnsan ne acayip şey! Nasıl da birden bire değişti. Biraz önce her söylediğime ateş püskürürken şimdi kadınlığı tuttu. Ben nasıl isen öyleyim. Bende hiçbir değişiklik yok, sadece sıfatım değişiyor. Demek sıfat herşeyden üstün geliyor. Yazık, yazık! Ama kızcağız ne yapsın. Dünyanın kuralı böyle... Hem de o bir kadın. Zavallıya, kabahat kendisindeynıiş gibi, anası babası kim bilir nasıl söylenip durdu da, kızcağız sıkıldı. Buna rağmen beni terk etmek istemedi. Bu da sevindirici, gurur verici bir şey... Çünkü beni seviyor, sevdiğini her hareketiyle belli ediyordu. Her neyse! Allah dirlik düzenlik versin! Ancak şu Azmi Efendi midir nedir, öyle afallayacak ki! Şu dünyada da hiç böyle sinsi şeytan şey görmedim. Allah bir daha göstermesin. Şu başımdan geçenleri paşa babama söylesem gülmekten bayılır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2010
₺15,00
İşte ancak bunun ardındandır ki, akıl yürüterek, mevsimleri ve yılları yaratanın ve görülebilen dünyada olan herşeyi gözetenin "O" olduğunu ve zamanla görmeye alıştığı herşeyin nedenlerinin belli bir şekilde "O" olduğunu kavramaya geçecektir. Kesinlikle çok açık, hepsinin ardından bunu kavrayacaktır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2011
₺22,50
Yürek arzuladığına ulaşabilmek için, ne yollar deniyor ve kendine ne bahaneler buluyor! Uzun süre koridorlarda bekleyemedim, hangi locada olduğunu öğrenmek için salona hızla göz gezdirdikten sonra, orkestra katındaki yerime geçerek oturdum. Marguerite, zemin kattaki ön sahnede, yalnız oturuyordu. Daha önce de belirttiğim gibi bir hayli değişmiş görünüyordu. Dudaklarında o eski umarsız gülümseme yoktu artık. Acı çektiği ve hâlâ çekmekte olduğu her halinden belliydi. Nisan ayında olmamıza rağmen, kışta kalmış gibi giyinmiş, baştan ayağa kadar kadifelere bürünmüştü. Onu o kadar dikkatle süzüyordum ki, bakışım onun da ilgisini çekti.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺22,50
"İşte yeni soğancıklar... Ne kadar güzel, ne kadar saf, ne kadar temiz. Bunlar bana katran karası laleyi verecekler. Damarları çıplak gözle görülmeyecek, üzerindeki yas elbisesini bozacak bir tek leke olmayacak. Uykusuz gecelerimin, harcadığım bunca emeğin ve düşüncelerimin ürünü olacak bu lale. Ne ad versem acaba ona? Tulipa Nigra Barlaensis desem mi? Evet Baslaensis güzel bir ad. Rüzgar haberi dünyanın dört bir yanına yaydığı zaman, bütün lale Avrupası, bütün entellektüel Avrupa ayağa kalkacak.... Büyük siyah lale bulundu..."Adı?" diye soracak meraklılar. Tulipa Nigra Barlaensis.... Niçin Barlaensis? Çünkü onu van Baerle buldu... Böyle diyecekler... "
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2010
₺22,50
Şu dünyada ne garip şeyler olur! Bu olayların çoğu da inanılacak türden değildir. O danıştay üyesi kılığında gezen, kentte bunca gürültüye patırtıya yol açan burun, sonunda -nasıl oldu bilinmez- eski yerine döndü. Yani Binbaşı Kovalev’in iki yanağının tam ortasına... Bu olay, 7 Nisan’da oldu. Kovalev, sabahleyin uyanıp da aynaya öylesine bir baktığında burnunu yerinde gördü. Hayretler içinde elini burnunu götürdü. İşte, tastamam kendi burnuydu bu. "Yaşasın!" diye bağırdı. Neredeyse, odanın içinde, sevinçten yalınayak, oynayıp zıplamaya başlayacaktı.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2010
₺15,00
Kısa bir süre sonra Marya Ivanovna da bana alıştı, artık eskisi gibi benden kaçmıyordu. Birbirimize ısınmıştık. Onun aklı başında, duygulu bir kız olduğunu anlamıştım. Farkında olmadan bu iyi aileye günden güne daha çok bağlandım, hatta o tek gözlü garnizon teğmeni İvan İgnatyiç’e bile. Şvabrin’in dediğine göre, bu adamla Vasilisa Yegorovna arasında, uygunsuz ilişkiler varmış. Bunun doğru olmadığı besbelliydi, ama Şvabrin böyle bir yalan uydurmaktan çekinmiyordu!
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2006
₺16,88
Gülnihal: Sevdiğin beyin başı için sus! bey’in bu kadar gururuna dokunacağını bilemedim. Nişanı ben sana kabul ettirdim, onun da senin de telef olmanıza ben sebep olacağım. Düşündükçe vücudumun her zerresi bir kıvılcım kesiliyor. Biraz bana fırsat ver, biraz aklım başıma gelsin. Ben vallahi Bey’ini o köpeğe yedirmem. Şimdi giderim vururum. Zehirlerim. Konağı yakarım. ne yaparsam yaparım. Yarın inşallah sizi kurtarırım... Gel! Rıdvan kapıyı çalıyor. Çabuk ol, bizi burada görürlerse Bey’i beş dakika yaşatmazlar. (Yüzüğü yerden alarak) Aman yüzüğü al. Az kaldı bir iz bırakacaktık ki...
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2009
₺18,75
Akif Bey - Anlaşıldı. Biz Sinop’ta düşmana teslim etmeyelim diye gemiyi yakmıştık ya, herkes bizi şehid oldu zannetmişler. Bunlar da duymuşlar. Şimdi yanlarına geldik, ölü görmüş gibi gönüllerine bir hüzün, bir dehşet çöktü. Gelin, gelin şuraya oturalım da Sinop’tan nasıl kurtuldum, herkesin ölü sandığı Akif nasıl karşınızda duruyor da hepinizle konuşuyor, size anlatayım.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2009
₺15,00
Daha mermeri tutup yere yatırmadan, arkasındaki boşlukta çuvala benzer bir şey görmüştüm. Yeniden gözlerim karardı, kalbim duracak gibi oldu. Yere düşmek üzereydim. Neyse ki son anda kendimi toparlamayı başardım. Bu, kenevirden büyük bir çuvaldı. Belli ki içi ağzına kadar dolu idi. El fenerini yanık durumda yere bırakıp elimi çuvala uzattım. Ağzı bağlanmış idi. Elimin değişinden içinde altın olduğunu anlıyordum. Hemen ağzındaki ipi kestim, elimi daldırdım. Şıkır şıkır altınlar!
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 79
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2010
₺11,25
Ferhat Ağa: Seni de İran seferine gönderecekler, öyle mi? Gitmek istemiyorsun, onun için ricaya geldin değil mi? Endişelenme! Dur bakalım, tabii ki bir çaresini buluruz. Cezmi: Yok efendim; beni kimsenin bir yere göndereceği yok. Bugün adam arıyorlardı ve beni çocuk diye istemediler. Ben de gitmek için yardımınızı istemeye geldim. Ferhat Ağa: Nereye? Cezmi: Sılaya, hacca hiç değil. Savaşa.... İran’a. Nev’i: Delikanlı, savaş şiir yazmaya benzemez... Cezmi: Neden benzemesin? İnsan düşünüp yazdığı gibi dövüşmesini de beceremez mi? Elimdeki kalem, bana altımdaki attan daha sert görünüyor. Nev’i: Şairlere kılıç kullanmayı da öğreteceksin? Hiç kan akıtarak güzel kaside yazılır mı?...
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 343
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺31,88
Ertesi gün Karabibik yatağından sıçrayarak kalktığında güneş henüz doğmak üzereydi. Kalkar kalkmaz dolma gibi bir sigara tutuşturdu. Ocak sönmüş, koru bile geçmişti. Huri hâlâ horul horul uyumaktaydı. Karabibik kızını ayağıyla dürterek: "Hey! Huri! Zıpla görem... Gün çıkıyo be... Dihiy..." diye bağırdı. Huri gözlerini yan açarak bir şeyler homurdandı. Sağ yanından sol yanına dönerek babasına sırtını çevirdi. Karabibik’in bu tembel kızla uğraşacak zamanı yoktu. Eski püskü ceketini arkasına taktığı gibi kapıdan fırladı. Hava oldukça ayazdı. Dolunaya yakın bir ay, batı ufkuna doğru inmeye başlamıştı.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺15,00
Henüz ismini bilmediği bu delikanlıya sahip olmak hevesine kadar hayaline yol vermiş, onun bazı hareketlerinden kıskançlığı kabartmakta ve bu kızgınlıkla vücudunu daha şiddetli sıkmaktaydı. Hırçınlığı tam bir dereceye gelmişti ki öfkeyle yerinden sıçrayıp karşısında duran hayali rakibini elleriyle boğmaya davranmıştı. Bu haraketle duygularının istediğini yerine getirine üzüntüyle kanepenin üzerine düşüyordu. Kimbilir ne zamandan beri bir fırsat gözlemekte olan gözyaşları akmaya başladı.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 143
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2010
₺16,88
1 2 >
Çerez Kullanımı