Keşke Bugün Yarın Olsa
Keşke Bugün Yarın Olsa

Keşke Bugün Yarın Olsa (9786057932532)

0,00
Fiyat : ₺36,00

Gecenin sessizliğinde,
Gecenin kimsesizliğinde,
Gecenin yalnızlığında,
Gecenin karanlığında,
Klavyeye düşen bir damla gözyaşının hikâyesi bu…
Belki de sıradan insanların sıradan hikâyesi,
ama öyle ön sıradan değil.
Arka sıralardan…

Mehmet Büyükkaya

Ve adam ruhuna fısıldadı…
Keşke bugün yarın olsa!.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018

Benzer Ürünler
  • Bir öykü kitabına, dünyanın en eski metropolünün kaç rengi, kaç semti, kaç devri, kaç duygusu sığabilir? Güvercin ve martıları, sokak satıcılarını, günbatımını, başka diyarlardan göçüp gelmiş insanları bir şehre ait yapan nedir? Bir kentin insanları, hayvanları, suları, evleri yan yana yaşadıkça birbirine benzer mi? Yoksa İstanbul'un sırrı, bütün bunlara bir diğerine benzemeden bir arada yaşayabilme olanağı sunması mıdır?

    Hacısı, amelesi, Rum’u, Ermeni’si, tulumbacısı, meczubu, katili, masalcısı, heykeltıraşı, lokantacısı, koşucusu. Suriyelisi, Roman’ı, Boğaziçilisi, şarkıcısı ne yer, ne içer, ne için yaşar? Neyin kaygısını duyar? Nasıl sever? En çok neyin hasretini çeker? İstanbul bütün bunları nasıl, ne kadar derinden etkiler?

    İstanbullu olmak asırlar evvel ne anlama gelirdi? Yüz yıl önce? 1950'lerde? Bizden önce yaşamış hemşerilerimizi daha iyi tanıdıkça, kendimizi de daha iyi anlamış olur muyuz? Bu şehrin hangi devrinde yaşasak daha mutlu olurduk? Bugün o devrin ne kadarını yaşatabiliyoruz?

    İstanbul'un kokusu Boğaziçi'nde mi daha yoğun alınır, Eminönü'nde mi? Bugün Küçükpazar mı daha tekinsizdir, Tarlabaşı mı? Süleymaniye'nin hafızası mı daha güçlüdür, Sultanahmet'inki mi? Galata sokaklarında mı daha fazla sayıda yabancı dil konuşulur, Kumkapı'da mı? Balat mı eski sakinlerini daha çok özler, Sulukule mi?

    Tolga Gümüşay, bütün bu sorulara ve daha nicelerine yanıt ararken tutkunu olduğu İstanbul'un tarihî semtlerini, eşsiz manzaralarını, arka sokaklarını, kendi halinde insanlarını önce fotoğrafladı, sonra onlar için öyküler yazdı.

    İstanbul Kareli Öyküler, fotoğrafın gerçekliğiyle edebiyatın olasılıklarını iç içe geçirerek dünyanın en güzel kentlerinden birinde var olmanın türlü hallerini ortaya koyuyor. İstanbul'un gündelik hayatından kareleri, bu şehirde yaşamanın büyüsünü yansıtan öykülere dönüştürüyor.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 200
    En / Boy : 20 / 20
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 11.2018
    ₺65,90
  • Makine kapanıyor, tak! Puf puf, oturuyor yerine. Vınnn, işte o mucizevi şey oluşuyor ve ben ne olduğunu tahmin etmeye çalışıyorum. Sarı mı kırmızı mı? Meyve kasası mı yoksa ne taşıyacağını merak ettiğim bir varil mi? Tık, işte orada! Siyah bir vezir. Beklediğim bir şey değil ama olsun. Makinenin ortasında birisinin onu almasını, ait olduğu takımın diğer taşlarıyla bir araya getirmesini ve beyazları yenecek bir oyuncunun elinde zafere ulaşmayı bekliyor.

    Babamın Makineleri, güçlü bir ilk kitap olarak Türk edebiyatına armağan ediliyor. Bazen soğukkanlı, bazen çocuksu, bazen gözü pek bir anlatıcı kendisini gösterse de hepsinin sesi sarsıcı ve uyarıcı.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 126
    En / Boy : 12,5 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 11.2018
    ₺36,00
  • “Ve günah nedir?” diye sordu Cotgrave.

    “Sanırım sorunu bir başkasıyla yanıtlamalıyım. Ne hissederdin, gerçekten, kedi ya da köpeğin bir anda seninle konuşmaya başlayıp, insan aksanıyla senle tartışabilseydi? Korkudan ödün patlardı. Eminim. Ya bahçendeki güller bir anda acayip bir şarkı söylemeye başlasaydılar, delirirdin. Ya da düşün, yoldaki taşların gözlerin önünde şişip büyüdüklerini ve geceleyin gördüğün çakıl taşının sabah minik taştan çiçekler açtığını? Eh, bu örnekler sana gerçek günahın ne olduğuna dair biraz fikir verebilir.” Beyaz İnsanlar

    “Cevap bana birkaç hafta önce bir geceleyin geldi, beynimde bir anlığına canlandı ve yazıyı okuduğumda onca günü boşuna harcamamış olduğumu anladım. "Yerin altında yaşayanların hazine odasının yeri" sözcükleri ilk okuduğum kelimelerdi ve sonrasında kendi ülkemde en büyük altın rezervlerinin nerede bulunabileceğini bir anda anlamış bulundum. Böylesine bir yol takip edilmeli, böylesine bir çukurdan kaçınılmalıydı; burada yol artık bir tilki ini kadar dar, şurada genişlemişti ve en sonunda hazine odasına ulaşılıyordu.” Kızıl El

    Kozmik korkunun yaşayan yaratıcıları daha sanatsal perdelere doğru yol alırken, içlerinden sadece birkaçı çok yönlü Arthur Machen’e eşit olabilime umudunu taşıyabilir.

    - H. P. Lovecraft


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 96
    En / Boy : 13 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 8.2018
    ₺22,90
  • zlerce yıl boyunca, Çin'den Kuzey Afrika'ya uzanan ve Çin, Çin Hindi, Hindistan, İran, Irak, Türkiye, Suriye ve Mısır'ı kapsayan bir alanda anlatılan Binbir Gece Masalları, ilk kez Antoine Galland tarafından düzenlenip Fransızcaya çevrilerek (1704-17, 12 cilt) dünyaya tanıtıldı. Bugüne kadar bellibaşlı bütün dillere çevrilen bu masallar, Galland'dan çok daha öncesinden başlayarak, edebiyattan müziğe, sinemadan baleye kadar bütün alanlarda pek çok sanatçıyı derinliğine etkiledi, defalarca işlendi, yeniden yorumlandı, taklit edildi. Binbir Gece Masalları, sadece insanların düşgücünü ateşlemekle kalmadı; bilinen en eski örneğini oluşturduğu "çerçeve öykü" tekniğiyle de, hem geçmişte hem de günümüzde, dünya edebiyatını en çok etkileyen kitapların başındaki yerini korudu. Alim Şerif Onaran (1921-2000), Binbir Gece Masalları'nı ilk kez tam metin halinde dilimize kazandırdı. Orhan Pamuk, gözden geçirilmiş bu yeni basım için bir sunuş yazdı. Size kalan sadece "Açıl susam açıl!" demek...


    Sayfa Sayısı : 396
    Basım Tarihi : Ocak 2013
    Kapak Türü : Karton Kapak
    Kağıt Türü : 2. Hamur
    Basım Yeri : İstanbul
    ₺12,60 KDV Dahil
  • Aile sevgisini anlatan sıcacık bir öykü!

    İsterse yıldırımlar bölsün karanlık geceyi ikiye
    İsterse gümbür gümbür vursun gök gürültüleri pencereye
    Biz başımızın üstünden geçen fırtınaya bakacağız
    Sonra rahat yatağımıza kıvrılıp mışıl mışıl uyuyacağız.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 28
    En / Boy : 27,5 / 24,5
    Kağıt Cinsi : Kuşe
    Basım Tarihi : 1.2018
    ₺24,00
Çerez Kullanımı