• İndigo Kitap Kampanya
    İndigo Yayınlarında kaçırlmayacak fırsat'
  • Destek Yayınları Kampanya
    Destek Yayınları Kampanya
  • Kara Karga Kampanya
    Kara Karga Kampanya
  • Beyaz Baykuş Kampanya
    Beyaz Baykuş Kampanya
  • İmzalı Kitaplar
    İmzalı Kitaplar

“Beni unutmadığını varsayıyorum; aynı gökyüzüne bakıp hayallerime benzeyen hayaller kurduğunu, aynı kitabı okuduğumuzu, eksikliğimi hissettiğini… Ben seni bulana kadar yokluğuma alışma n’olur. Hesap sormak için bekle bari beni. Düşman gibi mi bakacaksın, bak. Çıkar o sapladığın bıçağı kalbimden, bir daha bir daha sapla istersen. O çok sevdiğin şiirin hakkını ver, gözünü kırpmadan öldür beni. Her şeyimsin sen benim, katilim olmuşsun çok mu?”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺23,40

Bir millet, tarihi, iktisadi ve siyasi birçok düşmanlıklar, fenalıklar ve idaresizlikler yüzünden yoksul düşmüş ve geri kalmış bulunabilir. O milletin bunu gören, duyan ve acıyan evlatlarına düşen birinci vazife, bu asaleti çamurlardan ve sefaletlerden kurtarıp çıkarmaya ve yükseltmeye çalışmaktır. Bu da ancak milli benliğimize ve milli enerjimize inanmakla olur.

Milli benliğe inanmak, Türk milletinin mukaddes haklarına, faziletlerine, kabiliyetlerine, cevherine ve asaletlerine inanmak demektir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺15,60
₺20,00

Babam Kazım Karabekir’in ve yaşadığı dönemin hadiselerinin arşiv çalışmaları ve araştırmalarla anlatıldığı bu kitabın, o devrin merak edilen ve henüz bilinmeyenlerine ışık tutacağı kanaatindeyim.”

Timsal Karabekir

Ön kapakta gördüğünüz Kazım Karabekir için çizilen portre hangi sebeple Ermeni Soykırımı iddialarına cevap niteliğinde?

Kazım Karabekir, Kurtuluş Savaşı’nda ne gibi kilit rolleri üstlendi?

Kazım Karabekir, savaş sonrası Kars ve Ardahan’ı isteyen Ruslara ne dedi?

İstanbul Hükümeti tarafından Atatürk’ü tutuklamakla görevlendirilen Kazım Karabekir’in tavrı ne oldu?

Kazım Karabekir’in yetiştirdiği hangi çocuk daha sonra Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanı oldu?

Paşa’nın kızı Timsal Karabekir çok partili hayata geçiş aşamaları ve o dönem hakkında ne dedi?

Kazım Karabekir Paşa’ya ne için, “İsmet(İnönü) seni çaya çağırıyor” denilerek yalan söylendi?

Kazım Karabekir’in evinden neden 96 çimento torbası evrak toplatıldı?

Atatürk’ün hasta yatağında söylediği hangi mesajı Kazım Karabekir’e ulaştırılmadı?

Atatürk-Karabekir anlaşmazlığı için Timsal Karabekir ne dedi?

Timsal Karabekir, İzmir suikastı için neden, “Suikast içinde suikasttır” dedi?

Kazım Karabekir’e Ermeni başdelegesi neden, “Kandırıldık paşam…” dedi?

Kazım Karabekir’in, Kut-ül Amare zaferindeki kilit rolü ne idi?

Kazım Karabekir’in hilafete, saltanata ve inkılaplara bakışı nasıldı?

Hangi ünlü gazeteci, Karabekir ile Atatürk’ü ne sebeple, “Biri evrimci diğeri devrimci” olarak nitelendirdi?

Kazım Karabekir Paşa’nın müziğe ilgisi, çocuk sevgisi, hayatının pek bilinmeyenlerine ve okuduğunuz bu soruların araştırmalara ve Timsal Karabekir ile röportajımıza dayanan cevaplarına bu kitaptan ulaşacaksınız…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 157
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺14,04
₺18,00

Bilimin Tanımı ve Özellikleri
İlkçağ’dan Günümüze Kadar Bilimin Serüveni
İlkçağ’da Bilim
İlkçağ Uygarlıklarının Bilime Katkısı
Çin, Hint, Yunan ve Mısır Bilimi
Anadolu ve Mezopotamya Uygarlıklarının Bilime Katkısı
Buluşların ve İcatların Hikayesi
Türkistan’daki İlk Kültürler
Ortaçağ Hristiyan Dünyasında Bilim
İslâm Dünyasında Bilimsel Hayat
İlk Dönem Müslüman Bilginler
Endülüs Bilginleri
Türk- İslam Bilginleri
Osmanlı Dönemi Bilimsel Hayat
Kuruluşundan İtibaren Osmanlı Bilginleri
İslâm Dünyasının Bilimde ve Teknikte Gerileyişi
Avrupa’nın Bilimde Öne Geçişi
Rönesans,Reform ve Aydınlanma Çağı
Gazi Atatürk ve Bilim

Hiçbir Şey Gizli Kalmasın Diye Yazdım.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 370
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺23,40

Kitabın açıklaması: Eğitim Sistemi adıyla bildiğimiz uygulamalar Sanayi Devrimi için ihtiyaç duyulan toplum yapısını oluşturacak kararlar üzerine inşa edilmiştir. Endüstrileşmeden, istatistik biliminden, standartlaşmadan, ortalamacı anlayıştan, zeka testlerinden, sıralama tutkusundan etkilenmiş ve kapitalizm tarafından misyonu değiştirilmiştir. Tüm dünyadaki eğitim sistemleri, bilimin beynimizin nasıl çalıştığına dair bulguları ve teknoloji çağında yaşıyor olduğumuz gerçeği ile çelişmektedir. İki yüzyıldır idealleştirilen ortalama insan anlayışından kurtulmanın yolu, kişinin kendini eğitmesidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺18,72

• Söylediklerin insanların kulaklarına değil, yüreklerine küpe olsun. Duygularına hitap ettiğin kişilerle güçlü bağlar kurarsın.

• Galipsen savunmanı, mağlupsan ataklarını güçlendireceksin… Güzel olan ise, ne olursa olsun mücadeleyi bırakmayacaksın.

• Yönetici olmak, lider olmak anlamına gelmez. İkisi arasında ki fark dünyanın en küçük dağı Lupghar ile en yüksek dağı Everest gibidir.

• Bazen geri çekilmek korkaklık değil, senden sonrakileri oluşabilecek zararlardan korumaktır.

• Bazen verilen emri terk etmek, kazanılan savaşı kaybetmektir. (Uhud savaşı)

• Duygusal zekası yüksek çocuklar, duygusal zeka kavramını bilen ve uygulayan ailelerde yetişir.

Kararları Kim Verir?
Yeni Neslin büyük imtihanı “Mutluluk”
Bir Deniz Üzümü Olma!
Muhammed Ali sadece bir Boksör Değildi
Stresle baş et, hazırlıklı ol!
Yabancı Dil Öğrenme Yaşı.
Beyninizi Nasıl Temizlersiniz.
Pazarlık Yapmak güzeldir.
Çocuklarınızın Duyması ve Bilmesi Gerekenler
Bir farkındalık neleri farklılaştırır
Sınavlar öncesi beyninizi nasıl uyandırırsınız?
Sürekli başarı isteyen anneler


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 190
En / Boy : 13,5 / 21,2
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺14,04

İran Türkleri Orta Asya’dan göç eden Oğuzlardır. Bu Türk boyları İslam ülkelerine yayılmış, kurduğu devlet ve beyliklerle bu ülkelerin kaderini çizmiş ve tarihinde çok belirgin bir rol oynamıştır. Türklerin İran’daki varlıkları miladi başlarına kadar uzanmaktadır. İslam´dan önce Türklerin İran´a girişleri ilk defa M.S. 310 ile 374 yılları arasında Hunlar döneminde olmuştur. İran’a yapılan ilk Türk göçleri ve yerleşimlerinin ise Ak Hun’larının gelmeleriyle gerçekleştiği bilinmektedir.

1040 yılında o dönemde İran topraklarında hüküm süren Gazneliler ile Selçuklular arasında cereyan eden Dandanakan Savaşında Gaznelilerin yenilmesinden sonra İran kapıları tamamen Türklere açılmış oldu. Bu tarihten başlamak üzere de yaklaşık 900 yıl boyunca, Türkler İran’da egemen güç olacaklardır. Bu süreç içerisinde, İran’da 819’le 1925 arasında Samanoğulları (819-1005), Gazneliler (963-1187), Büyük Selçuklular (1040-1187), Kirman Selçukluları (1048-1187), Harzemşahlılar (1097-1231), İlhanlılar (1256-1357), Celâyirler Devleti (1340-1431), Timur Devleti (1370-1507), Karakoyunlular Devleti (1351-1469), Akkoyunlular Devleti (1340-1508), Safevi Devleti (1501-1736), Nadir Şah -Afşarlar (1736-1794), Kaçarlar (1794–1925) yönetimde bulundular.

İranlıların yaşamları ve tarihleri İran’la sınırlıdır, oysa Türkler on bin yıldır dünyanın birçok yerine yayılmıştır. Türk-İran ilişkilerinin, Genel Türk tarihinin bir parçası olmasının nedeni budur. Başlangıçta yalnızca “coğrafi bir anlam taşıyan” İranlılık, zamanla; dil, din, devlet ve kültürel oluşumlarla uzun bir tarihsel evrim geçirerek olgunlaştı ve ulus oluşumunun gereklerine ulaştı. Tarihsel bütünleşme etnik birliğe değil, siyasi ve kültürel birlikteliklere dayanmıştır.

Günümüzde İran’da Türkçülük hareketi bir etnik üstünlük arama ve “etnik milliyetçilik” değil; Pehleviler ve İran İslam Hükümeti döneminde uygulanan acımasız asimilasyon politikaları sürecinde zamanla dışlanan ve yok olmaya sürüklenen asla dönüş hareketidir. İran Türklüğü; Kadim Türk Yurdunda dışlanmaya, yok sayılmaya karşı bir başkaldırı, bir özgüven kazanma ve aidiyet şuuru olarak kendini ortaya koymaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 450
En / Boy : 13,5 / 21,3
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺14,04

“Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlere bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin.”

- M. Kemal Atatürk

Dilşat, onurlu bir milletin ferdi olmanın gururunu bize yeniden hatırlatan, bir ferdin insanların saygınlığının nasıl kazanılabileceğini gösteren bir eser. Ne mutlu Dilşat gibilere, Ne mutlu Türk kadınına, Ne mutlu Türk anasına…

- Orçun Karaduman


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺11,70

“Üze teŋri basmasar asra yir telinmeser Türk bodun iliŋin törüŋün kim artatı udaçı erti?” (Üstte gök basmasa, altta yer delinmese, Türk milleti, ilini, töreni kim bozabilecekti?)

Binlerce yıllık tarih sayfaları karıştırılacak olursa Türklerin, yakın ve uzak çevrelerinde tarihin her döneminde önemli bir rol oynadıkları, tarih devirlerini kapayıp yeni ve daha ileri devirlerle insanlık aleminde geniş ufukların açılmasına sebep oldukları görülür. “Türk” adının anlamıyla ilgili olarak çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Buna göre “Türk” sözcüğü; “güç, kuvvet, güçlü, kuvvetli, cesur, türeli (kanun ve nizam sahibi) ve türeyen, çoğalan” anlamlarına gelmektedir. Tarihte “Türk” adıyla adlandırılan ilk devlet “Göktürk Devleti” olmuştur. Coğrafi ad olarak “Türkiye” kavramı, tarihte ilk kez Bizans kaynaklarında yer almaktadır. Tarih boyunca çok sayıda devlet kurmuş olan Türkler sadece askeri açıdan değil, kültür, sanat, mimari, musiki ve devlet teşkilatı olarak da dünyadaki pek çok devlete örnek olmuşlar; yerleştikleri topraklardaki farklı etnik ve dini kökenden insanlarla kaynaşmışlar; onların kültürlerinden ve teknolojilerinden de faydalanarak hem doğuda, hem de batıda cihan imparatorlukları kurmuşlardır. Söz konusu bu devletlerin çoğu, yaşadığı dönemlerin büyük devletleri olmuşlardır. Bu devletlerin sayısı, mevcut bazı tarihi kaynaklara göre 113 ila 180 arasında değişmektedir. Tarihteki Türk devletlerinin sayısı ne olursa olsun, tarihin her döneminde Türkler devlet olma geleneklerini korumuşlardır.

Elinizdeki bu kitap tarih sahnesinde önemli bir rol üstlenen Türk devletlerini her yönüyle ele almaktadır. Keyifli okumalar dileriz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 389
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2015
₺32,00

"Taş Kırılır, Tunç Erir. Ama Türklük Ebedidir."

Türk tarihini bilmeden dünya tarihini bilemeyiz.

Türklerin bilinen başlangıcı da Hunlardır.

Hunlar Avrupa'ya geçince, zamanla kimlik değişimine uğrasalar da, peşinden birçok Türk kavmi Avrupa'da yer tutmuştur.

Hunların birinci kaynağı, temasta oldukları Çinliler'in tarihleri ve yıllıklarıdır. bu tarih ve yıllıkların üzerinde yerli ve yabancı araştırmacılar çalışmışlardır.

Hunların iki büyük hakanı vardır:  Asya Hunları'nın büyük hakanı Mete ve Avrupa Hunları'nın keskin kılıcı Atilla... Her iki başbuğu, son bilgiler ışığında kitabımızda ayrıntılı olarak işledik.

Kitabımızın Hun Türkleri'ni, Asya'dan Avrupa'ya bir bütün olarak ele aldık. Mümkün olduğu kadar tarih sahnesine çıkışlarından, tarih içinde evrilişleri sürecini aydınlatmaya çalıştık...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 386
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2017
₺24,84

"Türk Devletini güçlü, Türk Milletini mutlu kılmanın zor şartlarda mücadelesini veriyoruz. Türkiye bugün her haliyle emperyalizmin azgınca saldırılarının sergilendiği bir ülke durumuna gelmiştir. Milletinin bekası için her türlü fedakârlığa katlanan Ülkücü Gençlik, bu saldırıyı bertaraf etme gayreti içerisindedir. Emperyalizm, Türkiye'yi sömürmek, bağımsızlığına son vermek istemekte, tarihi tecrübeleri ile yeni metotlar uygulamaktadır. Bugün işbirlikçileri ve piyonları aracılığı ile sömürüsüne uygun zemini hazırlamak için iç savaş tahrikçiliği yapmaktadır. Amaç sömürü ve bağımsızlığa son vermek yolunda daha fazla mesafe kat etmek için uygun ortamı oluşturmaktır.

Mevcut durum bu hususta hayli başarılı olduklarını maalesef göstermektedir.

Emperyalizmin emellerine ulaşmak için, ideoloji maskesi altında ihanetlerini sergilemektedirler.

Ülkücü Hareket, Türk milletinin tarihi misyonundan kaynaklanmış, onu gerçek değerlerine sahip çıkarak yaşatma görevini yüklenmiştir. İnsanı, Allah'ın kutsal bir emaneti olarak gören, insana insan olmasından dolayı saygı duyulması gerektiğine inanan Ülkücü Türk Gençliği, milli birlik ve beraberliği sağlama çabası içerisindedir. Bu noktada her türlü bölücülüğe karşı samimi bir mücadele vermektedir.

Alparslan Türkeş


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 395
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺15,60

Önce ilahlaştırıldılar ; sonra kafirlik , sapkınlık ,eşcinsellik ve şeytana tapma gibi birçok suçla suçlandılar.

Asıl amaç bugüne kadar tartışılam Tapınak Şövalyeleri üyeleri gerçekte kimdir?

Kafirler mi yoksa hazine avcıları mı?

Yoksa Da Vinci'nin Şifresi kitabında  yazıldığı gibi kutsal bilginin muhafızları mı ?

Kutsal Topraklar'dan Avrupa'ya kadar her yerde bir efsane olarak dilden dile dolaşmaya başladılar ...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 384
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺14,04

Bu kitap bir “kurmaca” değildir. Tarihin kendi kurgusuna sadık kalınarak yazılmış gerçekçi bir romandır. Kahramanları, tarihimizin gerçek şahsiyetleri, anlatılan hadiseler ise çalkantılı bir devrin az bilinen veya hiç bilinmeyen hakikatleridir. Roman, İİ. Mahmud devrinde modernleştirilen Osmanlı ordusunun ilk askerî darbesini ve tahttan indirilen Sultan Abdülaziz’in katlini anlatıyor.

“Padişah Cinayeti”nin perde arkasındaki saray entrikalarını gözler önüne seren roman, 1876 ile 1881 yılları arasındaki karanlık döneme de ışık tutmaya çalışıyor. V. Murad’ın tahta çıkarıldıktan 93 gün sonra “delilik alametleri gösterdiği” gerekçesiyle hâl edilmesi, onun ardından saltanatın başına geçen Sultan İİ. Abdülhamid’in, adeta bir dedektif gibi çalışarak Abdülaziz cinayetinin sanıklarını mahkeme önüne çıkarması, romanın ana temasını oluşturuyor. Ana fikri ise şu; “Tarihini öğrenmeyenler onu tekrar yaşarlar…”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 374
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺15,60

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 333
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺15,60

Türklerin vatanı ne Türkiye ne de Türkistan’dır. Bu coğrafya Türkler için dar ve sınırlı bir alandır. Türklerin vatanı büyük ve ebedî bir ülke olan Turan’dır. Ömer Seyfettin bunu Kızıl Elma hikâyesinde “padişahın atının gidebildiği her yer” olarak belirler. Ziya Gökalp bu bakımdan somut bir vatan coğrafyası yerine soyut bir Turan’dan söz eder. Bunun için Türklerin yurdu ve Turan coğrafyasını sadece Türklerin yaşadığı topraklar olarak değil bir cihan hâkimiyetine kadar uzanacak ideal olarak belirler. Türkler geçmişte bunu başarmışlardır; o halde yine başarabilirler.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺15,60

-Haydi Mehmetler, tren hareket ediyor…

O an kalabalıklar arasında bir kopma oldu. Küme küme insanlar istasyona doğru yürümeye başladı. Vedalaşma bitmişti. Davullar hep birlikte Gençler dönüp dönüp el sallıyorlardı. Bütün genç Mehmetler trene bindi. Büyük izdiham oldu. O ses yine duyuldu:

-Aşağıda kimse kalmasın! Tren hareket ediyor!

Meydandaki kalabalık, gençlerin boşalttığı perona dolmuştu. Peron yetmemiş, kalabalık aşağılara kadar sarkmıştı. Davullar her yönden çalıyordu. Hep beraber mehter havasını çalıyorlardı. Aşağıdakiler el sallıyordu. Trendekiler pencerelere dolmuştu. Salkım saçak pencereden sarkıyorlardı. Durmadan el sallıyorlardı. İstasyon görevlisi yeşil işaretli el işaretini kaldırdı. Tren uzun uzun düdüğünü çalmaya başladı. Ağır ağır hareket etmeye başladı. Şimendiferin ortalığa yaydığı buhar dumanı arasında havaya kalkmış kollar görünüyordu.

Gardan ayrılan vagonlar bitmek bilmiyordu. Vagonlar genç Mehmetçiklerle doluydu. Her vagonun ön ve arkasında eli silahlı askerler vardı. Tren, uzaklaştıkça küçülüyordu. Tren, sağ tarafa yönelip Toroslara doğru yöneldi. Sonra tamamen gözden kayboldu.

Kalabalık, kaybolan treni bir süre dumanından takip etti. Dumanlar görünmez olunca kalabalık arasındaki insanlar birbirlerine sarıldılar.

-Allah kavuştursun!

Dilekleri sunuldu. Ardından dağıldılar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 349
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺15,60

Türk Milletinin millî yazısına Göktürk, Köktürk veya Orkun, Orhun yazısı deniyor. Bunun sebebi, Türk yazısını en geniş ölçüde tanıtan 8. Yüzyıl Göktürk çağlarından kalma bu yazı ile yazılmış taş yazıtların, Orkun Irmağı çevresinde bulunmasıdır. Ancak; daha sonra Kem (Yenisey-Yeniçay) Irmağı'nın üst bölgelerinde 6. ve 7. yüzyıllarda Kırgızlar'dan kalma aynı yazı ile yazılmış taşlar da bulunmuştur. Aynı yazı ile Uygurlar'dan kalan yazıtlar ise 9. Yüzyıllara aittir.

Tarih, ibret alınmadığı sürece merhum Mehmet Âkif'in dediği gibi, masal olarak kalacak, hep tekerrür edecektir.

Her Türk oğlu tarihini doğru olarak iyice okumalı, ibret almalı ve unutmamalıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2018
₺11,70

Elma ve Bıçak, bir 12 Eylül romanıdır… Yaşanmış ve yaşanması muhtemel olayların yine gerçek ve hayali kişiler eşliğinde dile getirildiği bir romandır Elma ve Bıçak…

Öncesiyle ve sonrasıyla, yakın tarihimize silinmeyecek bir damga vuran 12 Eylül darbesinin nasıl planlandığını, kurgulandığını ve yapıldığını; bir yıl önce yapılması düşünülen ama şartların olgunlaşması adına bir yıl sonrasına bırakılan ve terörü önleme adına gerçekleştirilen 12 Eylül darbesinin, bizzat kendisinin cezaevlerinde nasıl bir terör fırtınası estirdiğini gözler önüne seriyor Elma ve Bıçak…

Her şeye ve her zorluğa rağmen, Aşk’ın ideolojiler üstü ve kaçınılmaz olduğunu anlatıyor Elma ve Bıçak…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 480
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺19,50

Elinizde tuttuğunuz bu kitap, Türk derin devletinin kuruluşunu ve faaliyetlerini anlatıyor. Osmanlı devletinin son yıllarında Enver Paşa tarafından “Doğu İşleri Dairesi” adıyla Harbiye Nezareti içinde “gayrıresmi” olarak kurulan “Teşkilat-ı Mahsusa”, Türk derin devletinin ilk nüvesidir. Kitap, bu derin nüvenin ana aktörleri olan İttihatçı fedailerin düzenlediği siyasi suikastlar ile bazı faili meçhul cinayetlere de ışık tutuyor.Meşrutiyet devrinde üç gazeteciyi öldüren İttihatçı fedailer kimlerdi?

Çılgın komitacı Yakup Cemil niçin kurşuna dizildi?

Teşkilat-ı Mahsusa yöneticilerinden Kuşçubaşı Eşref ile İngiliz Ajanı Arabistanlı Lawrence nerede karşılaştılar, neler konuştular?

Enver Paşa, Sultan Abdülhamid’in elini neden öptü?

İttihat ve Terakki Cemiyeti liderleri yurt dışına niçin kaçtılar? Nasıl öldüler?

Turan idealinin peşinde can veren Enver Paşa, kendisini Anadolu’ya sokmayan Mustafa Kemal Paşa’yı hangi sözlerle tehdit etti?

Mustafa Kemal Paşa, İzmir Suikastı’nda kendisini öldürmek isteyen İttihatçılarla nasıl hesaplaştı? İttihatçıların siyasi emanetçisi Kara Kemal’in başına ne geldi? Fedailerin darağacındaki son sözleri neler oldu?

Bütün bu soruların cevaplarını, polisiye bir roman tadıyla kaleme alınan Derin Fedailer’de bulacaksınız…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 418
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺19,50

Osmanlı’da korsanlar deniz komando sınıfı olup en büyük üsleri Cezayir’di. Hemen bütün büyük Türk amiralleri bu sınıftan yetişmişlerdir. Zira leventlerin en gözü pek, zeki ve bilgili kısmı bu sınıfa geçiyordu. Çoğu birkaç Avrupa dili konuşurdu. En büyük korsan amirali Turgut Paşa’dır. Barbaros kardeşler de korsanlıktan yetişmekle beraber, onlar daha çok devlet kurucu fatihlerdir. Korsan filolarının hedefi düşmanlarının deniz gücünü vurmak, düşman sahillerini tahrip etmekti. Korsan karadaki akıncının denizdeki mukabilidir. İmparatorluk Türkiye’sinin kuruluşunda korsan sınıfı, akıncı sınıfı derecesinde çok büyük hizmetler görmüş, büyük fetihler yapmış, büyük muharebeler kazanmış, devletin denizdeki düşmanlarının belini büken onları aciz bırakan kuvvetlerden olmuştur. Korsan sınıfı karadaki akıncı gibi bahriyenin en seçkin, en imtiyazlı, en vuruşkan ve en fedai sınıfıydı. Eski Osmanlı metinlerinde en büyük amiraller “yarar korsandır, büyük korsandır, mahir korsandır” gibi tabirlerle övülürdü. Korsanlıktan yetişmemiş bir denizci tam bir denizci sayılmazdı. Kâtip Çelebi, Tuhfetü’l-Kibâr’ında şöyle der: "Birinci öğüt budur ki, kaptan kendi korsan değilse, deniz savaşlarına dair korsanlara danışsın ve onların sözünü dinlesin. Aksini yapıp kendi bildiğini okuyanlar çoğu defa pişman olmuşlardır. Sekizinci öğüt budur ki, baştarda reisleri Cezayir’de ve denizde nice yıllar gezmiş, korsanlık etmiş olanlardan seçilmeli. Zira donanmanın yürümesi ve durması ona bağlıdır."

İzlanda’dan İngiltere’ye, Hindistan’dan Afrika’ya kadar pek çok yere seferler yapan Türk korsanları Osmanlı’nın gücünü tüm dünyaya göstermişlerdir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺24,84

Eserdeki konular içerisinde ele aldığımız hakikatlerin bize gösterdiği gibi; Türkler devralmış oldukları tarihi miras itibariyle Balkanlar´ın,Kafkasların, Ortadoğu ve Orta Asya´nın geleceğinde de var olabilecek ve dünyanın bu bölgelerine yön gösterebilecek tek millettir.Milyonlarca insanın özlemini duyduğu barış ve huzur ortamını sağlayabilecek zengin bir tarihsel deneyime sahip olan Türk Milleti, mirasını dünya barışı ve adaleti için kullanacaktır.Gençler bu eseri okuyarak Türk Milleti’nin lider olarak yönettiği coğrafyalarda (Ortadoğu,Kafkaslar,Balkanlar ve Afrika’da) nasıl adaletin ve nizamın sağlandığını fark edecekler,Türklerin gücünün kırılması ile birlikte yönettikleri bölgelerde yaşanan trajedilere şahit olacaklardır. Büyük Selçuklu Devleti’nin dağılmasının ardından Ortadoğu’da Selçuklu komutanları tarafından Anadolu Selçukluları,Irak-Horasan Selçukluları,Kirman Selçukluları,Suriye Selçukluları ve bir çok atabeylik tarihteki yerini almıştır.Yine Haçlı Seferleri ve Moğol İstilası Selçuklu döneminde meydana gelmiş büyük trajedilerdir. Selçuklu Türkleri Gerek Haçlı Seferleri gerekse Moğol işgallerine karşı tüm güçleri ile direnmiş ve Ortadoğu halklarının koruyuculuğu unvanını almışlardır.1517 yılında Yavuz Sultan Selim Han’ın Mısır’ı fethetmesi ile Ortadoğu liderliği Osmanlı-Türklerinin eline geçmiştir.Osmanlıların Ortadoğu’ya istikrar ve düzen getirmesi ile birlikte Ortadoğu coğrafyası huzur ve barış coğrafyası olarak uzun yıllar anılmıştır.Bu eser Türk Tarihini sadece siyasi ve askeri yönleriyle ele almakla kalmıyor aynı zamanda Türk-Kültür ve Medeniyetinin Ortadoğu’yu nasıl şekillendirdiğinin üzerinde durmakta,Selçuklu ve Osmanlı nizamını meydana getiren temel dinamikleri,dönemin kahramanlarını,TürkMilletinin Ortadoğu’daki hoşgörü ve sevginin kaynağı olduğunu anlatmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 456
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺15,60

"Allah´ım, İslam sancağını yükselt ve ona yardım et! Şirkin boynunu vurmak ve kökünü kazımak suretiyle yok et! Sana İtaat için canlarını feda edip, sana tabi olmak hususundu kanlarını akıtan, senin yolunun mücahitlerini kuvvetlendirerek, yurtlarını güvenlik ve zaferle dolduran yardımlarından mahrum etine. Müminlerin emirinin burhanı olan Sultan Alparslan´ın senden dilediği yardımı esirgeme ki o bu sayede hükmünü yürütsün, şanını yaysın ve zamanın güçlükleri karşısında kolayca yerinde tutunabilsin.

Senin dinini şerefli ve yüce tutabilmesi için onu lütufkar et ve her zaman devamlı tesir icra eden desteğinden mahrum etme. Onun kafirlerin karşısındaki bugünü, yarınına da yetsin. Ordusunu meleklerinle destekle. Niyet ve azmini, hayır ve başarıyla sonuçlandır. Çünkü o senin ulu rızan için rahatını terk etti. Malı ve canıyla senin emirlerine uymak amacıyla senin yoluna düştü. Çünkü sen “ey iman edenler, can yakıcı bir azaptan kurtaracak kazançlı bir yolu size göstereyim mi? Allah’a ve peygamberine inanıyorsanız, onun yolunda can ve malınızla savaşınız” diyorsun. Senin sözün gerçektir.

Allah´ım, o nasıl senin çağrına itaat edip, şeriatının korunması yolunda gevşeklik göstermeden emrine uymuş ve düşmanlarına bizzat karşı koyarak, dinine hizmet için geceyi gündüze katmışsa; sen de ona zafer kısmet eyle, arzu ve isteklerinde ona yardımcı ol, kaza ve kaderini onun için iyi tecelli ettir. Onu öyle bir koruyucu ile kuşat ki, düşmanların her türlü kinlerini defetsin ve lütfun ile bu koruyucu en sağlam ellerle muhafaza etsin. Yapmak istediği her işi ona kolay kıl ve isteğini yerine getir. Bu suretle onun kutsal hareketi zaferden ışık alsın, şirk erbabı hak yollarını göremeyip sapıklıkta gözlerini kapasın.

Ey Müslümanlar! Doğru bir niyet, dürüst bir azim ve Allah´tan korkan temiz kalplerle ve ihlas bahçesinden kısmet alan inançlarla onun için Allah´a yalvarıp yakarınız. Çünkü eksiklerden beri olan yüce Allah kitabında şöyle buyuruyor: ´Ey Muhammed, onlara dualarınız olmasa Rabbim size niçin değer versin, de.´ Onun güçlü kuvvetli olarak düşmanlarını yok etmesi, sancağını yükseltip zaferlerin en son derecesine erişmesi ve gayesine nail olması hususunda Allah´a dua ve niyazda bulununuz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺12,48

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2017
₺20,70

Sovyet ve İngiliz işgal kuvvetleri İran topraklarından geçirilip Rusya'ya gönderilen askeri yardımı güvenceye almak için otuz bin Amerikalı tarafından takviye edilmişlerdi. Birleşik Amerika Büyükelçisi Louis Goethe Dreyfus, zamanının büyük bir kısmını vatandaşlarından yapılan şikâyetleri önlemekle geçiriyordu. Yerli halk, Persian Gulf Command'dan kişilerin içmekten, kavga etmekten, çocukları ezmekten ve ülkenin güzelliklerini perişan etmekten başka bir şey yapmadıklarını söylüyor ve yakınıyorlardı. Ancak İranlıların İngilizlere ve Ruslara karşı besledikleri kin ve düşmanlık Amerikalılara kadar uzanmıyordu. Quentin Reynolds konuyla ilgili bir kitabında, "İran, İngilizlerden nefret eder, Ruslardan korkar; Amerikalılara karşı ise hoşgörülüdür!..." diyordu. İngilizlere karşı kin ve düşmanlık, Büyük Britanya'nın emperyalist iştahı ve sömürgecilik politikasından doğuyordu ve bu da İran'ın bağımsızlık politikası üzerine bir kâbus gibi çöküyordu. Ruslardan korkuysa, Sovyetler Birliğinin yayılma ve ilhak arzularından geliyordu. Daha önceki yıllarda da bu politikaları İran'a birkaç eyalete mal olmuştu. Yüzyılın başında İngilizlerle Ruslar, ülkedeki nüfuz bölgelerini aralarında taksim etmişler ve bu antlaşmaya saygılı olmuşlardı. 0 sırada bu taksim İranlı şairlerden birinin şöyle bir dörtlük yazmasına neden olmuştu: "Diyorlar ki İngiltere ile Rusya Bu yıl bir antlaşmaya varmışlar... Kediyle fare bu dostluğun sonunda Mallarını yitirip bakkalın canını yakmışlar."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 366
En / Boy : 14 / 22
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2016
₺11,70

Onlara kendilerine ait olan bir ülke vaat edilmişti. Bir ulus olmadan asla yok olup gitmeyecekleri söylenmişti. Dünyanın dört bir yanına dağıtılarak cezalandırılan bu halk geçmişini unutacak mı? Yoksa Kabala’nın zor ve dolambaçlı yollarında Mesih’e olan inançları onları vaat edilen topraklarına kavuşturabilecek mi?
On yedinci yüzyılın başlarında o zamanki adı Smyrna olan İzmir’de tavuk satarak ailesini geçindiren bir Yahudi’nin en küçük oğlu, dünyanın çeşitli bölgelerine yayılmış olan bir halk için lider ve kurtarıcı rolünü üstlenecektir.

Sabetay Sevi, Temmuz 1626’da, Musevi takvimine göre beşinci ayın dokuzuna denk gelen, ikinci tapınağın yok edildiği günde doğdu. Çocukluğundan beri diğerlerinden daha üstün meziyetlere ve etkileyici bir dış güzelliğe sahip olan Sabetay Sevi, on sekiz yaşındayken Haham unvanını almış, çevresinde gıptayla bakılan bir zat olmuştu. Herkes onun farklı olduğunu düşünüyordu. O ise kendisine bağışlanan bu özelliklerin Tanrı’nın bir hediyesi olduğuna ve seçilmiş kişi olarak belirlendiğine yönelik tutkulu bir düşünceye kapılmıştı. Bir gün Sinagogda cemaat ibadet ederken kutsal yazıların okunduğu minbere çıktı ve diasporadan sonra hiçbir Yahudi’nin telaffuz etmediği Tanrı’nın tam ismini haykırdı: “Shem ha’mforash”. Bu yasak sözler onun İzmir’den uzaklaştırılmasına ve dünyanın pek çok ülkesini dolaşmasına neden oldu. Bu seyahatler ona öyle bir cesaret kazandırdı ki sonunda Osmanlı Sultanından tahtını ona bırakmasını ve kendisini Mesih olarak kabul etmesini istemek için İstanbul’a gitti. Ama olaylar beklediği gibi gelişmedi.

Bu kitapta İzmir’de bir Yahudi olarak doğan Sabetay Sevi’nin nasıl olup da Yomkippur’daki bir Müslüman mezarlığında Aziz Mehmet Efendi adıyla gömüldüğünün öyküsünü okuyacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 276
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2017
₺15,60

Gerek günümüzdeki, gerekse tarihi kişileri incelerken genellikle zamanla bir hayal kırıklığı yaşanır. Nice dev gibi görünen kişileri tanıdıkça az ya da çok bir burukluk hissederiz. Mustafa Kemal; kendisi hakkında daha fazla bilgi sahibi oldukça kendisine olan hayranlık daha da artan belki de tek tarihsel kişiliktir.

Başbuğ; kısa ömrüne insan aklının alamadığı pek çok şeyi sığdırmış, verilmesi gereken her mesajı vermiş ve bedenen aramızdan ayrılmıştır. Bundan sonra görev bizlere düşmektedir. O'nu ve mesajlannı anlamakla yükümlü olan bizlere...

Kimdir Mustafa Kemal?..

Devrimci midir? Hem de nasıl...

Milliyetçi midir? Hem de nasıl...

Türk'ün Ata'sıdır O...

O'nu herkes kendi görüş ve anlayışına göre yorumlamaktadır. Bu durumu göz önüne aldığımız için bu kitabı hazırlarken, O'nda ilgili yorum yapmak yerine, doğrudan O'na ait sözlere ve kendisi hayatta iken O'na yakın olmuş kişilerin anılarına daha çok yer verilmiştir.

Mussolini, Hitler, Stalin gibi kendi döneminden bir çok kişi ya intihar etmiş, ya öldürülmüş, ya unutulmuş, ya da heykelleri kaldınlmıştır. Öyleyse hala güncel olan bu liderin hayatı, yaptıkları ve söyledikleri incelemeye değer...

Bizler O'nu yakamızda değil de beynimizde taşımayı becerdiğimiz gün kendisinin bizler için harcadığı çabalar, döktüğü terler, verdiği emekler boşa gitmeyecek..

1283 Mustafa Kemal?...

İçimizdeeee!!!!..


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 375
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2017
₺34,50

Klişelerle arası hiç iyi olmayan, hakikât nehrinin sularıyla beslenen tarihin derinliklerinde, Sultan Abdülhamid, zihnimizdeki şablonlara hapsedemeyeceğiz donanımlı ve çok önemli tarihi bir figürdür. Tahta geçtiği ilk günden, son nefesini verdiği güne kadar, Osmanlı’nın yorgun ruhunu sırtında taşıyan ve onun serencamına da tanıklık eden bir adam. Kısaca önce insan, sonra Sultan… Dünü anlamamız için, Sultan Hamid’i ve dönemini doğru okumamız çok önemli.

Hakan Akpınar uzun yıllar başarı ile sürdürdüğü gazetecilik mesleğinin esaslarına sadık kalarak, Sultan Abdülhamid’i ve devrini son derece objektif bir bakış açısı ile belge ve bilgilere dayanarak anlatıyor. Akpınar’ın “romancı” kimliği ile de ilgi duyduğu dönem, kitabın üslûbunu zenginleştirmekte. Birkaç farklı ciltte anlatılabilecek hareketli bu uzun zaman dilimini, Sultan Hamid’in tanıklığı ile özetleyen yazarın kalem izini gönül rahatlığı ile takip edebilirsiniz. İçerden ve dışardan pek çok gizli elin katkısı ile alevlenen ayaklanmaların, entrikaların, cinayetlerin ve sancılı sosyal değişimlerin yaşandığı dönemi bir macera romanı okur gibi bir solukta okuyacaksınız. Doğrudur, tarihi öğrenmeyenler, onu tekrar yaşamak zorunda kalıyorlar…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 432
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺15,60

Çanakkale geçilseydi İstanbul'a girilecekti. İstanbul Osmanlı İmparatorluğu'nun başşehri...Ve Osmanlı İmparatorluğu tarihe karışacaktı. 1915'te emperyalist güçler Çanakkale boğazını geçemediler: 1918 ,dünya savaşının bitimiyle Osmanlının sonu göründü.

Çanakkale geçilseydi, Sevr' in şartları daha ağır olacaktı ve belki anadoludan türklerin tümüyle çıkarılması için yol açılacak, sürgünlerle, katliamlarla karşılaşılacaktı. Anadoluda milli mücadele başlatılmayacaktı.

Belki Rusyada çar yıkılıp Bolşevik idaresi kurulamayacaktı ama Türkiye için Çarlık Rusya'sı ile Lenin Rusya'sı arasında fark yoktur.

Çanakkale'de İngilizler ve Fransızlar hiç beklemedikleri bir dirençle karşılaşmışlardır. Düşmanın imkanları kat kat üstün olmasına rağmen hem deniz saldırılarında hem kara harekatında yenilmişlerdir.

Çanakkale, İstiklal Harbi'ninde bir kapısı olmuştur. Türk'ün hasta, ölüyor, öldü, dendiği anda nasıl dirildiğini dost düşman herkes Çanakkale de görmüştür.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 355
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2015
₺14,04

Türkiye´nin iç dengeleri dış dinamikler tarafından belirlenmişti. Zaten bölgesel inanışın emperyalizme göre şekillenmesi de din üzerinden gerçekleştirilmekteydi. Maalesef ki Ortadoğu ülkeleri ve ülkemizde din siyasete şekil vermeye başladı. Din kisvesi altında inşa edilen sözde sivil toplum kuruluşları ve dini yapılanmalar, talebe yurtları, okullar, dershaneler yoluyla etkinliğini artırdı. Bölge ülkeleri ve liderleri demokratik hizmetler doğrultusunda değil insanların inançlarını suistimal edecek siyasete yöneldi. Durum böyle olunca din, hukuk ve yasaların üzerine çıktı.

Din eksenli siyaset otoriteleşmeyi birlikte getirir, dolayısıyla bu anlayış hüküm sürdüğü müddetçe dinim olsun, devletim olmasın anlayışı devreye girmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 228
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2016
₺12,48

İçim ey içim
-bu yolculuk-
Nereye?
Yine bir şehrin ölümünü başlatır gibisin...
Şehir ki çiçek bozuğu bir yüzdür


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 156
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2016
₺11,70

"Ben, Sultan 2. Mehmet Han, bundan böyle bütün Dünya´ya ilân ediyorum ki,

Bosna Fransiskanları bu ferman ile benim korumam altındadır. Ve emrediyorum ki:

Kimse bu insanlara veya kiliselerine zarar vermeyecek!

Devletimde barış içinde yaşayacaklar. Göçmen haline gelmiş bu insanlar, güvende ve özgür olacaklar.

Devletim sınırları içerisinde olan manastırlarına geri dönebilirler.

Devletimden hiçbir önemli kimse, vezirler, kâtipler veya hizmetkârlar onların izzetlerini kıracak ya da onlara zarar verecek bir şey yapmayacaklar!

Kimse onlara hakaret etmeyecek, tehlikeye atmayacak ya da kendilerine veya mallarına veya kiliselerine saldırmayacak!

Ayrıca, bu insanların kendi memleketlerinden getirdikleri şeyler ve kimseler de aynı haklara sahiptir...

Bu fermanı buyurarak, gökleri ve yeri yaratan Allah’ın ve onun Resûlünün ve ondan önceki 124,000 peygamberlerin adına kılıcım üzerine yemin ederim ki; hiçbir vatandaşım bu fermanın aksine hareket etmeyecek!"


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 282
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2016
₺14,04

Efsaneler ilk çıktıklarında sözlü iken daha sonralarda kaleme alınmış ve ölümsüzleştirilmişlerdir. Çoğunlukla geleneksel sözlü anlatım yoluyla ozanlar ve rahipler aracılığıyla günümüze kadar gelmişlerdir. Mitolojiler objektif bir doğruluk taşımazlar.

Destanlar, tarihsel olaylara bağlı olmakla beraber, tarih belge ve bilgi olarak sayılmazlar. Daha ziyade Milletleri derinden etkileyen tarihî ve sosyal olayları anlatan çoğunlukla manzum şekilde olan edebî eserlerdir.

Mitoloji ve onun Kahramanlarını dini metodolojik bakış açısıyla ve dini kalıplarla değerlendirmemek gerekir….

Mitolojiyi ne gerçek, nede hayal olarak kabul edebiliriz….


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 405
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2016
₺15,60

Avrasya'da yaşamakta olan ve 19. yüzyıla kadar dil birliği içinde olan Türk Halkları, Bolşevizm ve Komünizm sonrası Dil Birliğini kaybetti. 1920 den sonra Türkiye ile olan bağları tamamen ortadan kalktı. Sonuç olarak da halkların uğradıkları asimilasyon nedeniyle ortak dillerine yabancılaştılar. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği'nin sona ermesi ile birlikte Avrasya Türkleri üzerine ilgi arttı. Çeşitli araştırmalar ve gezi yazıları yayınlandı. Yayınlanan eserlerin azlığı nedeniyle Türk halkı Avrasya'da ki soydaşları hakkında yeterli bilgiye sahip olmadı. İnternetin sağladığı olanaklar dâhilinde meraklılar bazı bilgilere kolayca erişebildi, bilgilendi.

Rus ve Çin bilim insanlarının çok sayıda çalışması ve araştırmasının olduğu ortaya çıktı. Bu çalışmaların bir kısmı Rusça ve Çinceden çeviri yapılarak Türkçeye kazandırıldı. Türkçeye çok sayıda Çince, Rusça ve diğer dillerden sözcüklerin girmesi nedeniyle ortak kavramların yok olduğu görüldü. Rusların Türk Tarihini görmemezlikten gelmesi, Türk bilim adamlarının yaptığı çalışmalarla örtüşmedi. Tenakuza düşüldü. Terminoloji ve anlatımda sıkıntılara neden oldu. Nitekim bu sıkıntılar Araştırma, derleme çalışmamıza da yansımıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 238
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2016
₺11,70

Eski dini inançlarını ve geleneklerini kendilerine has bir İslami anlayışla birleştirip sürdüren Türkmenlerin, bazı batıni-Şii anlayışları benimsemesiyle ortaya çıkan terim, böyle bir dini ve sosyal yapıya mensup kişi veya topluluktur.

Kızılbaş adı, 10. yüzyıldan itibaren İslamiyet’i kabul etmeye başlayan ve bu yeni dini önceki birtakım inanç ve gelenekleriyle kendilerine has biçimde bağdaştıran konargöçer Türkmen oymakları için değişik coğrafya ve dönemlerde kullanılan çok sayıdaki isimlerden biridir. Bu adın eski Türklerde bir baş giysisi olan kızıl börkle ilgili olduğu, siyah başlık giyen bir Türk zümresinin Karapapak veya Karakalpak, Kıpçaklardan bir bölümün Karabörklü, Buhara mektebine mensup bir sufi geleneğin Yeşilbaş adıyla anıldığı bilinmektedir. Önceleri bütün Türkmen oymakları kızıl börk giydiği halde yaygın İslami anlayışa mensup kesimlerin zamanla kızıl börkü terk etmesi üzerine sonraları Alevi adıyla anılacak zümrelere Kızılbaş denilmeye başlandığı ifade edilmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2016
₺18,72

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 230
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2016
₺11,70

Din, insan hayatında çok önemli bir yere sahiptir. İnsanın varoluşuyla birlikte ortaya çıkan din, tarihin her döneminde insan için önemini hissettirmiştir. Arkeoloji, antropoloji ve etnoloji gibi bilimler, tarihte ne kadar geriye gidilirse gidilsin dinsiz bir topluma rastlanmadığını ortaya koymuştur. Toplumları şimdiye kadar ayakta tutan din olmuştur. İnsan, varoluş nedeni ve amacının cevabını dinde bulmuştur. Bu bakımdan din, hiçbir ideolojiyle, felsefi sistemle mukayese edilemez. İdeolojiler, felsefi sistemler ömrünü doldurunca sesiz sedasız insan hayatından yok olup giderler. Fakat en akıl dışı gibi görünen dini inanç sistemleri bile varlığını devam ettirirler. Putperestlik ve çok tanrıcılık bugün Çin, Hindistan ve Japonya gibi ülkelerde yaygın inanç biçimini oluşturmaktadır. Hindistan´da insanlar binlerce yıldır kutsal saydıkları ineğe saygı göstermektedirler. Japonya´da ve Çin´de asırlardır ata ruhlarına tapınılmaktadır.

Din Allah tarafından peygamberler aracılığıyla insanlara ulaştırılan ilahi bir kanundur. Dinin kurucusu Allah, muhatabı insanlardır. Dinin amacı, insanlara iyiyle kötüyü, doğruyla yanlışı, güzelle çirkini bildirmektir, onları dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşturmaktır. Din kelimesi zaman zaman inanç sözcüğünün yerine kullanıldığı gibi, bazen de inanç sözcüğü din sözcüğünün yerinde kullanılır. Dinler tarihine bakıldığında, farklı kültür, topluluk ve bireylerde din kavramının farklı biçimlere sahip olduğu, dinlerin müntesipleri tarafından her çağda, coğrafya ve kültür değerlerine göre yeniden tasarlandığı görülür. Arapça kökenli bir sözcük olan din sözcüğü, köken itibariyle "yol, hüküm, mükafat" gibi anlamlara sahiptir.

Elinizdeki bu kitap dünya tarihinde insanlık üzerinde olumlu etkiler yapan belli başlı tüm dinler hakkında bilgi vermeyi amaçlamaktadır. Keyifli okumalar dileriz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 424
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2016
₺15,60

Ben düşbozumların çocuğuyum, hayal kınklıklarıyla sarmaş dolaş büyüdüm ve yolum hep yıkıma uğradı. Davayla aşkı, kavgayla sevdayı bir arada yürütmek istedim, olmadı. İkisinde de başarısız kaldım.

Aşkım da, inancım da güven duygusundan yoksundu. Yeterince sevemedim insanları, yeterince inanamadım ardından gittiğim düşüncelere. Doğru-dürüst bir hayat felsefem bile yoktu benim. Bana verilen sevgilere karşılık veremedim, yakınlaşmalara uzak durdum. Hep aldım fakat vermesini bilemedim. Bencilliğimle başkalarını da acılara sürükledim.

Sevgi denizinde, aşkın başdondürücülüğünde kendimden geçmek isterken, karşıma gerçekler dikiliyordu. Aldanışlar bitiyor, büyü bozuluyor ve o zaman gerçekler ortada kalakalıyordu.

Artık gidiyorum bir tanem.

Artık gidiyorum.

Ne olur, sakın gelirim sanma.

Sevgimizi yüceleştirmek için terk ediyorum seni. Unutulmamışların dünyasına gidiyorum.

Renklerin, kokuların, seslerin ve ışığın bile seni hatırlattığı bir dünyada yaşayacağım artık.

Sevmek bir bakıma unutamamaya mahkum olmaktır. İkimizde unutul-mamışlığın sevinciyle ayakta kalacağız.

Can evimden alıp götürmeden bunları, çiçeklerin solduğunu görmeden, tüm iyi duyguların gidişini görmeden, şimdi ben gidiyorum.

Hosçakal Begüm.

Tüm dualarım senin için olacak!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 293
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2015
₺14,04

13. yüzyıl sonlarına doğru Anadolu'da Moğol baskısı zayıflamış ve bu durumdan faydalanan Türkmen beyleri yavaş yavaş Selçuklularla ilişkilerini keserek bağımsızlıklarını ilan etmişlerdi. Anadolu Selçuklularının hakimiyetindeki topraklarda kurulmuş olan bu beyliklere Anadolu beylikleri (tavaif-i müluk) denilir. Bunların çoğu Bizans İmparatorluğu'na yakın uçlarda ve kıyı bölgelerinde teşekkül etmişti. Selçuklu-Moğol idaresinin daha kuvvetli bir şekilde göründüğü Orta Anadolu'da kurulan beylik sayısı ise çok azdı.

Anadolu'da kurulan bu beyliklerin en güçlüsü, merkezi Ermenek olan Kara manoğulları Beyliği'dir (yaklaşık 1256-1483). Başlangıçta sufi çevreleriyle yakın ilişkileri olduğu anlaşılan bu beylik, birçok defa Selçuklu-Moğol idaresiyle mücadele etti. Nihayet bu aileden Mehmet Bey, beraberinde Cimri lakabıyla meşhur Selçuklu şehzadesi Alaeddin Siyavuş olduğu halde Konya'ya girdi (1277). Mehmet Bey, beylik sınırlan içinde Türkçeden başka dil kullanılmamasını emretti. Bu hareket Anadolu'da Türkmenlerin milli şuurlarının çok güçlü olduğunu göstermesi bakımından ilgi çekicidir. Karamanoğullan Anadolu'da üstünlüğü ele geçirmek için Osmanlılarla da savaştılar. Zaman zaman Osmanldara karşı Venedik, Papalık ve Akkoyunlularla ittifaklar yaptılar; ancak Osmanlı Karamanoğullan mücadelesi Osmanlıların galibiyetiyle sonuçlandı...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 294
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2015
₺13,26

Yunanca "seviyorum", "ardından gidiyorum", "arıyorum" gibi anlamlara gelen "phileo" sözcüğü ve "bilgi", "bilgelik" anlamlarına gelen "sophia" sözcüğünün birleşiminden oluşan felsefenin sözcük anlamı, "bilgelik sevgisi" ya da "bilgi sevgisi"dir. Yani bilgeliğe ve bilgiye değer vermek, onları önemsemek ve hatta en değerli şeyler olarak görmektir. Felsefenin bilgiyi arama faaliyetinin temelinde insandaki soru sorabilme niteliği vardır. Gerçekten de insan, diğer canlılarla karşılaştırıldığında soru sorabilen biricik varlıktır. Bu durum onun, maddi ve tarihî şartlardan, içinde yaşadığı olaylar zincirinden kendini soyutlayarak onlar karşısında tavır aldığını gösteren en belirgin özelliğidir. Bu sayede insan; kendine has bir özgürlüğe, evreni tanıyabilme kabiliyetine ve değerlere yönelebilme gücüne sahip olur.

“Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum?” gibi sorular hayatımıza yön veren temel sorulardır. İnsanın kim olduğuna, hayatın ne olduğuna dair sorularımıza verdiğimiz cevaplar da dünya görüşümüzü etkileyen ve hayatı nasıl yaşayacağımızı belirleyen temel kriterlerdir. Cevapları bulmak kolay değildir; insanlık binlerce yıldır bu soruları sormuştur ve sormaya da devam edecektir. Felsefe, doğu ve batının klasik çağlarında evren ve insanla ilgili büyük soruları incelemiş, özellikle evrenin bir parçası olarak insan için bir yaşam biçimi oluşturmaya çalışmıştır. Felsefe; insanı insan yapan ve bir hiç olmaktan kurtaran araştırma ruhunun, anlamlandırma, yorumlama ve değerlendirme etkinliğinin, önemli sorular sorma ve onlara ciddi olarak cevaplar arama özelliğinin, erdemli olma ve mutlu yaşama talebinin, kısacası bilgeliğe ulaşma özleminin en hakiki ifadesidir.

Elinizdeki bu kitap doğudan batıya, eski çağlardan günümüze kadar ortaya çıkan felsefi akımların ve felsefecileri kısa tarihidir. Keyifli okumalar dileriz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 424
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2016
₺19,50

“Aşkımı hafife alıyordu güzeller güzeli. Aşkın kavurucu ateşinde yanmamıştı ki hiç. Görmüyordu çektiğim acıyı, belki de görüyordu da hoşuna gidiyordu aşkımla bir top gibi oynamak. Canı isterse eline alıyordu hevesle, aniden fırlatıyordu sonra havaya. Yerden yere vuruyordu bazen… Sunmuştum ona aşkımı bir kere, ellerine vermiştim kalbimi. Varsın istediği gibi oynasın, geri vermesin de…”

Aşk denizinde boğulmaktan korkanlar, zeytin ağaçlarına siper olanlar, yaşamın kıyısında kalanlar, evreni içinde taşıyanlar, aşkını teraziye koyanlar, şiirin rüzgarına kapılanlar, hayatın tozunu alanlar, süslü cümlelerin ardına saklananlar, unutmuş gibi yapanlar ve unutulanlar…

Okuru kendiyle ve hayatla yüzleşmeye davet eden bir kitap Kiralık Öyküler. Birbirinden farklı yirmi dört öyküden oluşan ve hayata dair ince gözlemler içeren bu kitabı okurken bazen hüzünlenecek bazen gülümseyecek, kendinizden çok şey bulacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 227
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2016
₺10,14

Çanakkale Savaşlarının cereyan ettiği bölgeyi karış karış gezen, vesikalarda bahsi geçen çeşitli hadiselerin hangi derede, hangi çalının dibinde, hangi hendekte cereyan ettiğini tesbit için çok sayıda Çanakkale gazisi ile görüşen yazar Mehmet İhsan Gençcan anlatıyor; Savaşın üzerinden yetmiş yıl geçmiş. Birgün Alçıtepe Köyü’nden İsmail Aldıkaçtı, tarlasında çift sürüyor, tarla sınırında pulluk toprağa biraz derince dalmış; bakmış ki bir ceset, daha doğrusu bir iskelet imiş...

“Hayırdır inşallah” sözüyle üzerine eğilmiş. Elbiseleri çürümüş fakat bir cebi ve matarası sağlam; Aldıkaçtı elini cebe sokuyor ve gümüş bir saat çıkıyor, saat pırıl pırıl, kolundaki saate bakıyor; 02:15, düzeltmek için bulduğu saate bakıyor, o da 02:15’i gösteriyor.; “tesadüf” diyor. Sati kuruyor ve kulağına götürdüğünde çalıştığını anlıyor. Sonra mataraya bakıyor, bir Türk askeri matarası, içinde hala su var ve pırıl mı pırıl, dupduru!

İskeleti yine örtüyor, saati ve matarayı alıp evine götürüyor. İsmail Aldıkaçtı o gece yarısı bir kâbusla uyanıyor, rüyasında genç yaralı bir asker ağlayarak saatini ve matarasını istiyor, gerekçe olarak da saatine bakıp namaz vaktini öğrendiğini, matarasından da abdest almak için su aldığını söylüyor. İsmail Aldıkaçtı uyandığı zaman gece yarısı, çarpılırım korkusuyla sabahı zor ediyor. İsmail Aldıkaçtı, sabah ezanını duyar duymaz, soluğu tarlada alır, matarayı ve saati aldığı yere götürüp, gömüyor...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 363
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2015
₺11,70

Üstte gök basmasa, altta yer delinmese, Türk milleti, ilini, töreni kim bozabilecekti? Binlerce yıllık tarih sayfaları karıştırılacak olursa Türklerin, yakın ve uzak çevrelerinde tarihin her döneminde önemli bir rol oynadıkları, tarih devirlerini kapayıp yeni ve daha ileri devirlerle insanlık âleminde geniş ufukların açılmasına sebep oldukları görülür. "Türk" adının anlamıyla ilgili olarak çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Buna göre "Türk" sözcüğü; "güç, kuvvet, güçlü, kuvvetli, cesur, türeli (kanun ve nizam sahibi) ve türeyen, çoğalan" anlamlarına gelmektedir. Tarihte "Türk" adıyla adlandırılan ilk devlet "Göktürk Devleti" olmuştur. Coğrafi ad olarak "Türkiye" kavramı, tarihte ilk kez Bizans kaynaklarında yer almaktadır. Tarih boyunca çok sayıda devlet kurmuş olan Türkler sadece askeri açıdan değil, kültür, sanat, mimari, musiki ve devlet teşkilâtı olarak da dünyadaki pek çok devlete örnek olmuşlar; yerleştikleri topraklardaki farklı etnik ve dini kökenden insanlarla kaynaşmışlar; onların kültürlerinden ve teknolojilerinden de faydalanarak hem doğuda, hem de batıda cihan imparatorlukları kurmuşlardır. Söz konusu bu devletlerin çoğu, yaşadığı dönemlerin büyük devletleri olmuşlardır. Bu devletlerin sayısı, mevcut bazı tarihi kaynaklara göre 113 ila 180 arasında değişmektedir. Tarihteki Türk devletlerinin sayısı ne olursa olsun, tarihin her döneminde Türkler devlet olma geleneklerini korumuşlardır. Elinizdeki bu kitap tarih sahnesinde önemli bir rol üstlenen Türk devletlerini her yönüyle ele almaktadır. Keyifli okumalar dileriz. (Tanıtım Bülteninden)


Sayfa Sayısı : 389
Basım Tarihi : Aralık 2015
Kapak Türü : Ciltsiz
Kağıt Türü : 2. Hamur
Dili : Türkçe
₺13,26

Saflarımız seyrelse de yine ileri!..
Düşenlerin kanlarından doğar bir şafak!
Haydi sarssın yeri, göğü cenk türküleri;
Kanımızla burda yarın güller açacak

Atsız

Yesi´deki kutsal aşkın mayası
Malazgirt´te Alparslan´ın rüyası
Söğüt´teki has kilimin boyası
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim

Abdurrahman Karakoç

Atalarımız bize, böyle ferman buyurdu
Ey ecdat sevgisiyle taşan kahraman ordu
Bu hâkimler veremez, hükmünü bu celsenin
Hazır olun Bozkurtlar! Hüküm sırası sizin.

Arif Nijat Asya

Ben Türk üm de dur sözünde
Yürü Bozkurt un izin de
Kalmasin su yeryüzünde
Seritlere ser meydani

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu

Başbuğlar der; İleri !
Türk hep böyle kalmaz geri
Hun korkusunun eseri
Ulu sura yemin olsun

Dilaver Cebeci

Türklüğe iman ile


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 220
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2015
₺11,70

"İçinde bulunduğu duygusal çöküntüyü atlatmak ve hayatında yeni bir sayfa açmak isteyen Kemal, ABD menşeli bir seyahat gemisinde işe başlamak üzere New Jersey kentine gelir. Kemal, şehirdeki ilk gecesinin ardından,işlemediği bir suç yüzünden göz altına alınır ve apar topar hapse mahkum edilir.

Hapishanede zor zamanlar geçiren Kemal, avukatı Debbie nin yardımıyla masumiyetini ispat etmeye çalışmaktadır ancak çok geçmeden adalet mekanizmasının beklediği gibi işlemediğini anlar ve özgürlüğüne kavuşup gerçek suçluyu ortaya çıkarmak için nefes kesen bir mücadeleye girişir."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 448
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2015
₺11,70

Alamut Kalesi nin dünya siyasi tarihinde ayrı bir yeri vardır.

Kimileri Haşhaşiler dedi, kimi Batıniler, kimi Alamut'un, kimi Hasan Sabbah'ın fedaileri... Selçuklular dönemindeki bir baş belası örgütten bahsediyoruz. Taraftarları kayıtsız şartsız itaat ediyor. Onları itaat ettiren kesin inançlılıkları mı, yoksa kandırılmışlıkları mı?

Ortadoğu da çok acımasız bir savaş sürüyor ve savaş mezhep eksenli...

Hasan Sabbah'da Ortadoğu'da ortaya çıktı... Yüzyıllara damgasını vurdu...

Elinizdeki kitap birinci el kaynaklardan yola çıkarak devlet içindeki devlet Alamut'u ve Avrupalıların Haşhaşiler dedikleri Hasan Sabbah'ın kesin inançlılarını bütün ayrıntılarıyla ortaya koyuyor.

Alamut'ta, hüküm süren Batıniler, suikast timi gibi anlatılsa da onların bir öğretiler, bir doktrinleri vardı. Ortadoğu'ya bakarak diyebilir ki, o doktrin özünü koruyor.

11. yüzyılın sonlarından 13. yüzyılın dördüncü çeyreğine kadar fiili hükümleri, bu tarihten sonra ise etkileri süren Alamut fedailerini bilmeden Ortadoğu'nun acımasız savaşlarını anlayamayız.

Elinizdeki kitap geçmişten geleceğe ışık tutuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 397
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2015
₺18,72

Türkiye de Amerika nın Kürt Kartı ndan şimdiye kadar çokça söz edildi.ABD nin Kuzey Irak taki Kürt hareketini destekleyerek Ortadoğu da bir Kürt Devleti kurdurmak İsteyip istemediği sorusu üzerinde ateşli tartışmlar yapıldı,yüzlerce makale,onlarca kitap yazıldı.Ancak Kürt sorununun siyasi boyutuyla ve özellikle de bir Kürt Devleti hedefiyle çok yakından ilgili olan bir başka ülkenin üzerinde yeteri kadar durulmadı.Oysa bu ülke,Ortadoğu da bir Kürt Devleti kurulmasını isteyen ve kendisine bu yönde bir strateji belirleyen yegane güç olarak,çok daha fazla büyüteç altına alınmalıydı.Bu kitap,bu önemli açığı gidermekte ve söz konusu ülkenin,yani İsrail in Kürt sorunundaki rolünü ve bu rolün nedenini ayrıntılı bir biçimde gözler önüne sermektedir İsrail in söz konusu Kürt Kartı nı detaylı biçimde görmek ise son derece önemlidir,çünkü ABD nin Kürt Kartı olarak tanımlanan politikaların önemli bir bölüm de gerçekte İsrail in Kürt politikasının birer açılımıdırlar.İsrail in Kürt Kartı,Türkiye de son t yıllarda bilinçli olarak üretilen İsrail imajının aşılması açısından da son derece önemlidir.Çünkü,İsrail i Ortadoğu nun yegane demokrasisi ululararası terörün en büyük engeli bölgedeki istikrarın kaynağı gibi aldatıcı sıfatlarla tanımlayan ve Türkiye yi İsrail in eksenine oturmaya zorlayan bu imaj,gerçeklerle hiçbir şekilde uyuşmamaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 269
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2015
₺13,26

"Karamsarlık şeytanın bir tuzağıdır"

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
Yoktan da vardan da öte bir var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır...

 - Sezai Karakoç


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 279
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2015
₺10,92

Sherlock Holmes elindeki Daily Telegraph'ın ilan ekini kenara bırakarak "Sanatı sırf sanat için seven birisi" diye söze girdi. "Bir sonuca ulaşmayı çoğu zaman önemsemez. Sevinerek görüyorum ki, başımızdan geçen maceraları kayda geçirirken sen de bu gerçeği göz önüne alıyorsun. Watson. Benim Boy gösterdiğim birçok 'ünlü vakaya' ve sansasyonel isimler içeren davalara pek rağbet etmeden, kendi içinde önemsiz görünen fakat benim ilgi alanıma giren akıl yürütme ve mantıksal sentez gibi şeyler gerektiren ve konular açısından zengin olan olayları ele alman beni sevindiriyor."

"Fakat," dedim, gülümseyerek, "yazdıklarıma yakıştırılan sansasyonduk suçlamalarından kolay kolay kurtulamıyorum...."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 384
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2015
₺14,04

Türk adıyla anılan ilk türk devleti Göktürklerdir. Ölümsüz Orhun Yazıtları da Göktürkler döneminden kalmıştır. Hunlar dağıldıktan sonra bir çok devlet ortaya çıkmıştır. Göktürklerde Hunların uzantısıdır. Göktürkler ilk defa Tür adını kullandıkları için Türk adı üzerinde ayrıntılı durduk. Hunlar Göktürklerin başlangıcıdır. Göktürkleri anlayabilmek Türklerde devletin biçimlendirilişini gözleyebilmek için önce Hunları anlatmamız gerekiyordu.

Hunları anlattıktan sonra Göktürkler tarihine girdik. Göktürkler döneminde iki önemli yazılı kaynak vardır: Çin kaynakları ve Türklerin kendi kaynakları. Çin kaynakları yanında, Türkler bizzat kendilerini anlatmışlardır. Bu kaynaklar da bilindiği gibi Orhun Yazıtları dır. Orhun Yazıtları bize Türklerinmücadelesini, kişiliğini, kimliğini, devlet yapısını çok kısa ama yüklü bir muhtevayla verir. Onun için değişik araştırmaya dayanarak Orhun Yazıtları üzerinde ayrıntılı durduk.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 4.2015
₺15,60

Biz Türkler ne başkalarına uşaklık etmeyi, ne de başkalarını uşak olarak kullanmayı kabul ederiz. İnsanlık haysiyetine saygı duymayan, Türk insanına karşı gönlünde sevgi taşımayan, Türk Milletini Türk Halkını hor gören zihniyete karşıyız. Dokuz Işıkçılar olarak bizler Türk halkını, Türk insanını Allah’ın mukaddes bir emaneti telakki etmekteyiz. İdareci ve aydınların milletimizin bütün fertlerine bu anlayış içinde hizmet etmeleri, hangi mevkide olurlarsa olsunlar, mevki farkı zenginlik farkı gözetmeksizin herkesin hakkına, hukukuna riayetkar olmaları, ancak gönüllerini insan sevgisi ve insan haysiyetine sonsuz saygı ile dolu olmasına bağlıdır.

Dokuz Işık, dokuz ana ilkeye dayanır, Bunlar;

1. Milliyetçilik

2. Ülkücülük

3. Ahlakçılık

4. Toplumculuk

5. İlimcilik

6. Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik

7. Köycülük

8. Gelişmecilik ve Halkçılık

9. Endüstricilik ve Teknikçilik’tir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 480
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2015
₺27,30
1 2 3 >
Çerez Kullanımı