İyi Tasarım Nedir?
İyi Tasarım Nedir?

İyi Tasarım Nedir? (9786057018342)

0,00
Fiyat : ₺70,00

Hayatımızı değerli ve anlamlı hale getirmek için iyi tasarlanmış yerlerde ve iyi tasarlanmış ürünler kullanmak istiyoruz. Bu nedenle tasarım, bizi mutlu eden ve yaşam kalitemizi belirleyen kavramların başında yer alıyor.
Tasarım modern yaşamın simgesel bir ifadesidir ve hayatımızın her alanında karşımıza çıkar: Kentlerden otomobillere kadar her şey tasarlanmıştır. İyi tasarım işlevsel ve estetik açıdan uyumlu bir bütünlüğe sahiptir. Kendine özgü ifadesi vardır; basit ve doğal görünür. Fakat bunu elde etmek kolay değildir.
İyi tasarım yapmak için sahip olduğumuz donanımı ve fiziksel kaynakları verimli kullanmak, aynı zamanda doğru sorular sormak önem taşımaktadır. Bu kitap, tasarım kavramını tarihten örnekler, güncel uygulamalar ve kişisel gözlemler ışığında ele alarak bu konudaki bilgimizi artırmayı amaçlıyor


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 174
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021

Benzer Ürünler
  • Akif Hasan Kaya, kitabın ilk öyküsünde bir adam vardı diyor. Adamın bir hikayesi vardı da diyor. Ve ekliyor, ama adam hikayesini yanlış yerden başladı anlatmaya. Kitaptaki öykülerde hayatını yanlış yerden yaşamaya başlayan karakterler var. Sorgulamalar, yüzleşmeler. Fantastik öyküler, masalsılar. Sonra kendini bulmalar var. Dağ var mesela. İnsan o dağı tanıdıkça, kendine mi yaklaşsa, kendinden mi uzaklaşsa bilemiyor. İnsan ne çok bilemiyor zaten. Akif Hasan Kaya’nın dördüncü öykü kitabı.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 117
    En / Boy : 12 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 5.2017
    ₺28,90
  • Avrasya’nın engin ve zorlu steplerinde ve Asya’nın içlerinde, yaklaşık iki bin yıl boyunca göçebe hayatı süren ve kültürel anlamda birbirlerine güçlü bağları olan İskitler, Hunlar ve Göktürkler’in dine ve ölüme bakışları hakkında özellikle mezarları ile tarihi kaynaklar değerli bilgiler sunmaktadır. Yüzlerce yıl Avrasya steplerinin ve Orta Asya’nın sahipliğini yapmış olan bu göçebelerin inançları üzerinde, gizemini çözemedikleri ve üzerinde hakimiyet kuramadıkları doğanın önemli etkisi olmuştur. Göçebeler, saygıyla ve korkuyla yaklaştıkları doğaya kutsiyet atfetmişlerdi. Hayatlarının doğanın kontrolünde olduğuna inanırlardı. Aynı zamanda onlar için bu bilinmeyen güçlü doğa, yaşam savaşı verdikleri bir alandı. Doğa onlara yaşamı verdiği gibi ölümü de getiriyordu. Ölüm onlar için bir son değildi. Ölümden sonra hayatta olduğu gibi hatta daha iyi bir şekilde yaşamlarının devam edeceğine inanırlardı. Ruhların ölümsüzlüğüne ve yaşayanlar üzerinde etkisi olduğuna inanırlar ve bu yüzden kutsal saydıkları gök, yer ve su gibi doğa güçleri yanında, atalarının ruhlarını da kutsal sayarlardı. Onların yanında olması ve kendilerini korumaları için doğaya ve ruhlara kurbanlar sunarlardı. Dine ve ölüme bakışları mezarları ve sanatlarına yansımıştı. Mezarları ikinci hayatlarıydı. Göğe yani cennete ulaşabilmeleri ve orada mükemmel şekilde yaşayabilmeleri için cenaze ritüellerini en uygun şekilde yapmaya çalışıyorlardı. Ölüm yolcuğu ile ilgili düzenlenen törenler en ihtişamlı şekilde uygulanıyordu. Diğer hayatlarında kendilerini korumaları için mezarlarında ilahlara ve ruhlara onları onure eden eserler ve adaklar sunarlardı.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 131
    En / Boy : 13 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 1.2017
    ₺29,25
  • Her biri, üzerinde sayfalarca değerlendirme yazılabilecek nitelikte, yılların birikim ve deneyiminin ürünü olan 125 adet karikatür, Hasan Aycın’ın fırçasından...


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 132
    En / Boy : 23,5 / 22
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 5.2018
    ₺71,90
  • Nermin Saybaşılı’nın yazıları metinselliğe/görselliğe eleştirel bir biçimde yaklaşan Görsel Kültür çalışmalarından besleniyor. Yazıların bazı ortak kabulleri var: Birincisi, imge ya da nesne doğal değildir. Görüntü ya da görsellik öğrenilen ve öğretilen, empoze edilen ve terbiye edilen, kültürel bir yapı olarak üretilen bir “teknoloji”dir. İkincisi, her görsel kültür araştırması, toplumsallığın, hem görsel alanın üretildiği toplumsallığın, hem de toplumsal alanın görsel üretiminin incelenmesini gerektirir. Üçüncüsü, sanat çalışmasını “estetik bir yapıt” olarak tarihselleştirmekten ya da sınıflandırmaktan farklı bir yol daha var elimizde: Onu bir çeşit etnografik saha çalışmasının bilgi nesnesi olarak okuma imkânı. Böylece hem sanat çalışmasından öğrenmemiz, hem de bildiklerimizi onun sayesinde sınamamız mümkün oluyor.

    “Sanat Sahada” başlığı yalnızca sanatçıların işlerini bir antropolog gibi yeniden yorumlayarak yaptıklarına işaret etmiyor, aynı zamanda sanat tarihçilerinin ve kültür kuramcılarının da kendi “saha”larını diğer “saha”lara açtıklarını, açmaları gerektiğini vurguluyor. “Sanatın sahasının”, sanatın üretildiği ve sergilendiği galeri, müze, sinema salonu ve benzeri sabit mekânlardan çok daha geniş bir alana yayıldığına işaret ediyor. Saybaşılı’nın yazıları bugünün dünyasında görsel deneyimimizin formel olarak kurulmuş ve düzenlenmiş bir görme rejimini aştığını, sanatçının da, bizim kendi göz ve bakışımızın da artık itaat etmediğini kanıtlıyor.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 232
    En / Boy : 13 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2.2017
    ₺37,50
  •  “İnsan zihninin öğrenmekten yorgun düştüğü asla görülmemiştir.”

    - Leonardo da Vinci 

    Mona Lisa ve Son Akşam Yemeği gibi Avrupa sanatının en tanınmış eserlerinin yaratıcısı olan Leonardo da Vinci 500 yıldan fazla bir süredir sanatçılar, düşünürler ve akademisyenler üzerindeki etkisini sürdürüyor. Bu sıradışı dehayı tüm yönleriyle kavramak ve onun gibi olmak mümkün değilse de gündelik yaşamın en küçük detaylarına kadar düşüncelerinin kaydını tutan Da Vinci’den hepimizin öğreneceği çok şey var. Müzisyen, matematikçi, mühendis ve bir anatomist olarak eserler veren, bilme arzusunu yaşamının sonuna kadar kaybetmemiş Da Vinci hayatının hiçbir döneminde bilmenin sonunun geleceğine inanmadı ve zihnini daima keşfedilmemiş, yepyeni alanlara yönlendirdi. 

    Sanat ve bilimin birbirinden ayrı yürümeyeceğini kavradı, var ettiği her ürün ve eserde kusursuzluğun peşine düştü ve günümüzde de kullandığımız ya da geliştirmeye devam ettiğimiz projeleriyle bize asla eskimeyecek bir miras bıraktı. 

    Heykeltıraş, ressam, mimar Leonardo da Vinci eşsiz kabiliyetini, onu herkesten ayıran hayal gücüyle birleştirerek çağının inanılamayacak kadar ötesinde buluşlara imza attı. Da Vinci Gibi Düşünmek işte bu sıradışı ve bilge Rönesans adamının düşünce yapısını anlayabilmeniz, onun başarılarından ve deneyimlerinden ilham alarak prensiplerini kendi hayatınızda da uygulayabilmeniz için yazıldı. 

    “Herkes uykudayken, gökyüzüne henüz karanlık hakimken erkenden uyanmış bir adam…” 

    - Sigmund Freud 

    “Edebiyat tarihi için Hamlet ne anlama geliyorsa Leonardo da sanat tarihi için aynı anlama gelir.” 

    - Kenneth Clark 

    “Leonardo’yu tanımak ve anlamak başlı başına büyük bir birikimdir. Bu büyük zekâ bize bilimin sanatsız, sanatın da bilimsiz var olamayacağını gösterdi.” 

    - Fritjof Capra 

    “Da Vinci’nin ardında bıraktığı el yazmaları incelendikçe onun sadece çağının ilerisinde bir sanatçı olmadığı, her şeyden öte büyük bir bilim insanı olduğu ortaya çıkar.” 

    - Sherwin B. Nuland 

     


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 224
    En / Boy : 13,5 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 4.2017
    ₺110,00
Çerez Kullanımı