Bazıları vardır, sevmedikleri halde sevilmek isterler; kendini feda eden kadından uçsuz bucaksız bir sevgi ve sadakat beklemekte haklı olduklarını sanırlar. Bazıları vardır, meşhur bir güzelle evlenirler; niçin? Onunla böbürlenmek, onu yanlarında bulundurmak, ehlileşmiş bir dişi aslan gezdirir gibi onu beraberlerinde gezdirmek ve, İşte benim kraliçem! Bakın, bana ne kadar da itaatli, ne kadar bağlı, diyebilmek isterler de onun için. Hiç bu kafada bir insan, kraliçesini sevebilir mi?

Miguel de Unamuno’nun Behçet Necatigil tarafından çevrilen on hikâyesini bir araya getiren Yaman Adam, yazarın çok yönlü dünyasına açılan bir pencere niteliğinde. Aşk, felsefe, psikoloji, inanç, kadın erkek ilişkileri gibi konuların öne çıktığı bu öykülerde Unamuno’nun varoluşçu sorgulamaları da sıklıkla yer buluyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺17,88

İspanyolcanın Don Quijote’den sonraki en büyük başyapıtı!

Her yolu kullanarak istediği her şeyi elde eden toprak ağası, kötülüğün ta kendisi Pedro Paramo... Ölüm döşeğindeki annesinin -Marquez’in Macondo’suna esin kaynağı olacak- hayaletli köy Comala’ya babasını aramaya gönderdiği Juan Preciado... Pedro Paramo’nun çocukluk aşkı, bütün ömrünce tutkuyla sevdiği Susanna San Juan...

Ve hem Meksika edebiyatının hem de bütün İspanyolca edebiyatın temel taşlarından Juan Rulfo’nun tek romanı: Pedro Paramo.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 150
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺48,38

Babam bana yalan söylemişti. Kapı asla açık olmamıştı. Sadece başka bir duvardı.

Son duvar.

Küçük çocuk, ailesiyle birlikte bir bodrumda yaşıyordu; hayatı boyunca dış dünyayı hiç görmemişti ve neden orada olduklarını da bilmiyordu… çevresini saran dört duvar, kapalı kapılar ve karanlığın yanında bir de ailesinin sürekli büyüttüğü yalan duvarıyla örülmüştü her yanı. Çocuğun zihni sorulardan oluşan devasa bir boşluktu adeta ve o boşluğu dolduracak gerçek cevaplar ona verilmiyordu: Çekirge Adam neydi? Ablası neden maske takıyordu? Dışarısı nasıl bir yerdi? Kapılar neden kapalıydı? Işık nereden geliyordu? Bebeğin babası kimdi? Ateşböcekleri nereden gelmişti?.. Çocuğun istediği tek bir şey vardı: Gerçek.

Paul Pen zihne, yüreğe ve sinirlere derinden etki eden güçlü bir yazım tarzıyla karşınıza çıkıyor. Şoke olmaya, etkilenmeye, üzülmeye ve dehşete kapılmaya hazır olun. Karanlığa ve ışığa kendinizi hazırlayın. Sevgiye ve dehşete de. Yazarın, Dahl, King ve Hitchcock’u hatırlatan özgün gerilim edebiyatı tarzıyla kaleme aldığı Ateşböceklerinin Işığı, jilet keskinliğindeki karşı konulmaz hikâyesi ve ustalıkla örülen kurgusuyla zevkli bir okuma deneyimi sunuyor.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺21,00

“Dilimizin büyük yazarı, metafiziği sezen tek İspanyol… Her şeyden önce, ölüm hakkındaki görkemli savların yaratıcısıdır Unamuno.”

-Jorge Luis Borges

İspanyol edebiyatının dev yazarı Miguel De Unamuno’nun başyapıtlarından olan Sis, 1914 yılında yayımlandığında hem varoluşçu içeriği hem de anlatım tekniği ile büyük ilgi çekmiş; daha sonraları felsefede Sartre, Heidegger; edebiyatta Borges, Calvino gibi yazarların yapıtlarıyla zenginleşecek bir geleneğin ilk örneklerinden biri olmuştur.

Romanın ana karakteri Augusto Pérez hali vakti yerinde, yaşama dair felsefi görüşleri olan biridir. Ne var ki bir gün sokakta  gördüğü Eugenia’ya âşık olmasıyla tüm dünyası altüst olur. Zaten dünyayı bir sis olarak kabul eden Augusto için her şey gittikçe daha muğlak ve anlaşılmaz hale gelir. Sadece Augusto’nun düşünceleri değil, romanın kendisi de âdeta bir düşe, bir sise dönüşerek kurmaca sanatının sınırlarını zorlar.

Unamuno’nun artık bir dünya klasiği haline gelmiş bu eserini Gökhan Aksay İspanyolca aslından çevirdi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 210
En / Boy : 13 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺30,00

"The Guardian" Gazetesi'nin, 8 Mayıs 2002 tarihli haberine göre, Don Quijote Dünyanın en iyi 100 yazarı tarafından "Tüm Zamanların En İyi Kitabı" seçilmiştir. Romanın kahramanı Don Quijote, nasıl bir dünya için savaştığını şöyle anlatır: "Ey Mutlu Çağ ! Eskilerin Altın Çağ dedikleri talihli yüzyıl. Bizim şu Demir Çağı'nda pek değer verilen altın o zamanlar kolayca bulunduğu için değil, o çağda yaşayanlar 'benimki' 'seninki' gibi lafları tanımadğı için bu adı alan yüzyıl ! O kutsal çağda meşe ağacından, bu ağacın kendisine bolca sunduğu yumuşak ve tatlı meyveleri toplaması yetiyordu. Duru kaynaklar, hızlı akan ırmaklar, ona istemediği kadar berrak ve tatlı su veriyordu. Bilge ve çalışkan arılar kaya yarıklarına, ağaç kovuklarına yerleşiyor, sevimli çalışmalarının verimli ürününü ilk gelene, büyük incelikle, o kalın ve hafif kabuğunu uzatıyor, bu da insanoğlunun, yanız hava değişimlerinden korunmak üzere, kabaca yontulmuş kazılar üstüne kurduğu evin damını örtmekte kullanılıyordu. O zamanlar yalnız, barış, dostluk ve uyuşma vardı. Sabanın ağır ve eğri demiri, toprak anamızın şefkatli karnını kirletmek cesaretini gösterememişti henüz. Toprak anamız, hiç kimsenin zoru olmaksınız, çocuklarını beklemek ihsanlara boğmak, ağızlarına tat vermek üzere geniş ve verimli göğsünü alabildiğine açıyordu. O zamanlar güzel ve yapmacıksız çoban kızları, yüzlerinde utancın ince tülünden başka bir örtü taşımaksınız dağ bayır koşuyordu, giysileri Tiro kentinin lal renkli kumaşlardan yapılmamıştı. Birbirine geçirilmiş bin bir kabıla sokulmuş ipekli kumaşlardan yapılmamıştı. Birbirine geçirilmiş dulavratotuyla sarmaşıklardan meydana gelen giysiler onların biricik süsüydü ve bunlar, aylaklık yüzünden daha bir garip ve yabancı hale gelen şu bizim saraylı kadınların giysileri kadar görkemli ve güzeldi. "


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 511
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2012
₺27,20

Barcelona’da bir yatılı okulda okuyan 15 yaşındaki Óscar Drai bir anda ortadan kaybolur. Yedi gün yedi gece boyunca Óscar’dan hiç haber alınamaz.

Óscar şehrin eski bir mahallesini keşfederken tuhaf bir kızla tanışır. Kızın adı Marina’dır. Onu bir mezarlığa götürür. Birlikte her ayın son pazar günü yapılan bir ayini izlemeye koyulurlar. Sabah saat tam onda, siyah kadife pelerinli bir kadın, arabadan inerek isimsiz bir mezarın üzerine tek bir gül bırakır.

Óscar ile Marina kadını takip ederler. Ve böylece, şehrin sokaklarının altındaki gizemli labirentte, dehşet dolu bir hikâye sarmalı içinde bekleyen karanlık sır perdesi aralanır.

Rüzgârın Gölgesi ve Meleğin Oyunu gibi uluslararası çoksatan romanlarıyla İspanya’nın yaşayan en tanınmış yazarlarının başında gelen Carlos Ruiz Zafón’dan kült bir genç yetişkin romanı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺37,90

Adı bilinmeyen bir ülkede, dünya kuruldu kurulalı görülmemiş bir olay gerçekleşir: Ölüm, o güne kadar yerine getirdiği görevinden vazgeçer ve hiç kimse ölmez. Bir anda ülkeye dalga dalga yayılan sevinç çok geçmeden yerini hayalkırıklığı ve kaosa bırakır.

Ölüm ve ölümsüzlük karşısında insanın şaşkınlığını, çelişkili tepkilerini ve ahlaki çöküşünü, edebi, toplumsal ve felsefi anlamda derinlikli bir biçimde işleyen José Saramago, geçici olanla ebedi olanı birbirinden ayıran kısa mesafenin meseli sayılacak Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş’u, başladığı gibi bitiriyor: “Ertesi gün hiç kimse ölmedi.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺74,90

Jose Saramago’nun Portekiz’de Salazar diktatörlüğü altında yaşadığı dönemde yazdığı öykülerden oluşan, ülkesinde ilk defa 1975 yılında yayımlanmış Ölümlü Nesneler, büyük ustanın dünya çapında ünlenmesine ve Nobel Ödülü’nün kendisine layık görülmesine sebep olan müthiş ironisinin, muazzam öngörüsünün ve zekice geliştirdiği özgün felsefi mantığının erken dönem örneklerini okurlara sunar. Bir sandalyenin diktatörlükteki kader değiştirici önemi; bütün bir ülkeyi tek bir mezara gömmeye çalışan bir lider; kendi idaresini ele geçirmek isteyen bir araba ya da kimsenin itiraz etmediği baskıcı bir düzene isyan eden nesneler etrafında kurduğu bu öyküler, Saramago’nun külliyatındaki, Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş ya da Körlük gibi okurların büyük hayranlık duyduğu başyapıtlarının tohumlarını da barındırır.

“Saramago da tıpkı Faulkner gibi, kendi kaynaklarına ve nihai hedefine o kadar güveniyor ki imkânsız olan herhangi bir şeye can verebilir.”

- John Updike, New Yorker


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 140
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺56,90

Antonio Machado (1875-1939) Neruda’nın “güngörmüş eski bir İspanya ağacı gibi sessiz ve bilge, sakin ve şiddetli” olarak nitelediği büyük şiirin ozanı. Aldığı köklü eğitimi, zorluklarla geçen yaşamının birikimleriyle harmanlamış; simgecilik, izlenimcilik gibi akımların, kuşkuculuğun iklimlerinde dolaşmış; modernismo olarak anılan yeni eğilimin şiirsel olanaklarından yararlanarak ardında görkemli bir yaşam yapıtı bırakmıştır. Kastilya Kırları, büyük ozanın ülkesinin “insan manzaraları”nı doğa sevgisi, laiklik, umut, geleceğin gücüne ve yaşamın sürekliliğine inanç gibi izlekler temelinde şiire, kendi deyişiyle “zamanın özündeki söz”e büründürerek işlediği başyapıtıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 12,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺44,90

Bir krallığın övgüsü aynı zamanda bir köleliğin ağıtıdır.

Haiti'nin, Santo Domingo adasının bir insan ömründen uzun olmayan bir dönemine ait olağandışı olayların hikayesi ama aynı zamanda tüm ayrıntıları sıkı sıkıya izlenen bir gerçeklikte, büyülü olanın özgürce akmasına izin vererek, isyanla bilenmiş ve perçinlenmiş bir tarihin edebiyatı...

Saltanatın ancak ölümü anında saltanat olduğunu gösteren bir büyü. Her türden köleliğin ancak kendi kaderine sahip çıkma anında kölelik olduğunu gösteren bir gerçeklik.

Kralların taçlarının yerlerde yuvarlandığı, büyücülerin silaha sarıldığı, apoletlerin şamataya verildiği, kölelerin zehir damıttığı karşılaştırmalı bir tarihsel süreklilik içinde olayların iç burkan acıklı gelişiminin, kişiliklerin düşsel görünümlerinin, mekânların biteviye dönüşümünün Yılan Tanrı Damballah'a yaraşır tarzla, yılankavi bir dille anlatımı.

Marksist bir duygusallık ama aynı zamanda Voodoo büyüsünün gerçekliğine dayanan bir destan.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 12 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2017
₺44,90

“Kırmızı Ringa” kitabının ilk bölümü bir sessiz kitaptır. Bir parkta bulunan küçük, büyük, dört ayaklı, iki ayaklı birçok karakterin hayatından kısa bir kesit sunulmaktadır. Bu arada şanslı olanlar tepelerinde bir Kırmızı Ringa balığının dolaştığını görürler. Kırmızı Ringa, bir tür tılsım belki de bir anlatıcı gibi karakterlerin hayatında bir dokunuş gerçekleştirir. İkinci bölümde ise yazar parktaki karakterlerin bir kısmının öykülerini bizimle paylaşmıştır. Ancak bunlar, onun gözünden anlatımlardır. Parktaki karakterlerin, bu kitabı eline alan kişi sayısı kadar hatta daha fazla farklı sayıda öyküsü olabilir. Bu yüzden kitabın yazarı ve çizeri (Gonzalo Moure- Alicia Varela) okuyucuya seslenerek şu notu düşmüşler:

“Nerede olursan ol, çevrende hikayeler vardır. Pek çok hikaye. İnsanlar kadar çok. Ama onları görür müyüz? Bazen evet. İşte bundan bahsediyor bu kitap. Başlangıçta, ilk baktığında yalnızca kırmızı ringa balığını göreceksin. Dikkatini dağıtmak için bir bahane, bir oyun, neredeyse bir şaka, Ama aslında o balık senin bakışın. Ringa balığı sensin, bu sayfalara kim bakarsa ringa balığı o. Denemeye ne dersin?”

“Kırmızı Ringa”, illüstrasyonları, tasarımı, konseptiyle hem çocukların hem de yetişkinlerin merakını tetikleyen, eğlendiren bir kitap. Belli bir yaş aralığına ve okuyucu kitlesine hitap etmiyor. “Kırmızı Ringa” kendi okuyucu kitlesini kendi yaratacak: Hayal kurmayı ve hikayeleri paylaşmayı sevenler…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 40
En / Boy : 26,5 / 26,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺25,50

Büyük İspanyol yazarı Camilo José Cela’nın adını dünyaya duyurmasını sağlayan ilk romanı Pascual Duarte ve Ailesi 1942’de yayımlandığında hem üslubu hem de kurgusuyla büyük tartışmalar yarattı ve dört yıl boyunca yasaklı kaldı. Tekrar yayımlanmaya başladığında ise yarattığı heyecan fırtınası çok daha şiddetli esiyordu artık.

İspanyol İç Savaşı’nın ardından, yaşanan travmayı işleyen romanlar art arda yayımlandı. Ancak Cela, bambaşka bir şey keşfetmişti: Yüzünü olaylara değil insana, karmaşık kente değil taşraya çevirmişti. Birey ile toplumun çatışmasını, şiddeti, aşkı, yoksulluğu ve suçu kendisine has “grotesk gerçekçilik”le anlattı. Ama asıl özgünlük romanın ana karakterindeydi: Pascual Duarte, işlediği suçların kökeni ve bu suçlar karşısındaki tavrıyla yeni bir kapı açmıştı. Nitekim aynı yıl Fransa’da Yabancı’nın yayımlanması ile birlikte artık yeni bir edebiyat anlayışının başladığı çok geçmeden anlaşıldı.

Juan Rulfo’dan Marquez’e, Bret Easton Ellis’ten Roberto Bolaño’ya birçok önemli yazarı etkileyen Pascual Duarte ve Ailesi, yazarın Türkçe basım için yazdığı önsöz ve Alev Güçlü’nün İspanyolca aslından çevirisiyle...

“Büyük ihtimalle, Don Quijote’den sonra en çok okunan İspanyol romanı.”

The New York Times


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺35,90

Fernando Pessoa, 1935’te öldüğünde, sandığında bıraktığı yapıtlarının sayısını kimse tahmin edemezdi. Onun elinden çıkmış şiirlerin, yazıların altında genellikle başka imzalar vardı. Ama bunlar yalnızca birer takma ad değil, öyküsü, geçmişi, yazgısı, dünya görüşü olan farklı kişiliklerdi. Pessoa’nın ölümünden sonra elyazmaları derlenmeye başladığında, bitmemiş yapıtlar da bulundu içlerinde. Bernardo Soares imzalı Huzursuzluğun Kitabı da bunlardan biriydi. Tarihten, mitolojiden, edebiyattan, ruhbilimden haberdar bir 20. yüzyıl insanının gerçekliği yadsıyışının, kendini hayallere hapsedişinin güncesiydi bu. Gündüzleri bir kumaş mağazasında çalışan, geceleri yağmurun sesinde, ayak seslerinde yalnızlığını duyumsayan bir Lizbonluydu Bernardo Soares ya da Fernando Pessoa. Bugün Portekiz edebiyatının en önemli yapıtı sayılan Huzursuzluğun Kitabı’ndaki her metin, kırık bir aynanın, gerçekliğin bir yanını yansıtan ve sonsuzca çoğaltan bir parçası.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 675
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺80,30
"The Guardian" Gazetesi'nin 8 Mayıs 2002 tarihli haberine göre, "Don Quijote" Dünyanın en iyi 100 yazarı tarafından "Tüm Zamanların En iyi Kitabı" seçilmiştir. Romanın kahramanı Don Quijote, nasıl bir dünya için savaştığını anlattığı birinci cildin arka kapağında kaldığı yerden söylevine devam ediyor: "O zamanlar aşk sözleri, yürekten geldiği gibi katkısız, basit ve içtendi. Bu sözleri karmaşıklaştırmak, güzelleştirmek için hiçbir yapmacığa başvurulmuyordu. Adalet hâlâ tamdı, ne çıkarlar, ne de lütuflar onu zedelemişti, oysa o günden bu yana, bu saydıklarım adaleti kemirmiş, sarsmış ve zedelemiştir. Keyfi yargılar yargıçların sözlügünde yer almamıştı henüz, çünkü yargılanacak ne bir suç, ne de bir kimse vardı. Genç kızlarla dürüst kadınlar, şehvet düşkünlerinin tehdidinden, saldırganların rahatsız etmelerinden uzak, tek başlarına ve rahatça her yere gidiyorlardı; yoldan çıkarlarsa, bu, ancak kendi eğilimleri, kendi istekleri yüzünden oluyordu. Oysa bugün, şu ürküntü verici çağda yeni bir Girit labirentine saklansa bile, hiçbir kadın güvenlik içinde değil. Şimdi, aşk vebası en küçük fırsatta, hattâ havayla kadınlarımıza bulaşıyor ve bu salgın karşısında ağırbaşlılık alan vız geliyor. Genç kızların koruyucusu, dulların savunucusu, yetimlerle kimsesizlerin yardımcısı olan gezginci şövalyelerin görevi de işte burada başlıyor, kadıların güvenliğini sağlamak, insanlığın baştan çıkmasını önlemek."
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 579
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2012
₺63,75

Sábato insanlık kadar eski, insanlar yaşadıkça var olacak ruh hallerini Tünel kitabının ardından irdelemeye devam ediyor. Kahramanlar ve Mezarlar’da, hem kendi karakterinin hem de ülkesinin geçmişindeki hayaletlerin peşine düşüyor.

Bu romanın konusu hakkında kısaca bir şeyler söylemeye çalışmak kitaba haksızlık etmek olur. Güç ve kederin, aşk ve kuşkunun, ensest ve cinayetin karanlık labirentlerinde gezinen roman, daima kapının eşiğinde bekleyen tehlikenin varlığıyla geçmişi anımsatıyor; geri dönüşlerle kehanetleri birbirine harmanlayarak bizi Ernesto Sábato’nun felsefi ve edebi evrenindeki ikinci yolculuğumuza çıkarıyor: Sınırlar yok oluyor, okur bulanan, eriyen ve yeniden biçimlenen zamanın içinde Arjantin’in ve tüm insanlığın varoluş nedenlerinin temel sorunlarında dolaşıyor; “vatan nedir, aile nedir, aşk nedir, yuva neresidir” sorularına yanıt arıyor.

Kitabın “Körler Üzerine Soruşturma” başlıklı bölümü ise “roman içinde roman” biçiminde bir kurguya sahip. Kaderiyle baş başa kalmış, bireysel özgürlükten yoksun, politik baskı altında zor nefes alan bireyi kurtarmak için umutsuz bir panzehir arayışının ürkütücü hikâyesi çıkıyor karşımıza. Karmaşık kurgusu, varoluşçu sorgulamaları, kara mizahla örülmüş dokusu, derin psikolojik ve mitolojik imgeleriyle, “Körler Üzerine Soruşturma”, elinizdeki kitabı görkemli bir başyapıta dönüştürüyor.

Latin Amerika edebiyatının en etkileyici yapıtlarından biri olarak kabul edilen Kahramanlar ve Mezarlar’la Sábato edebiyat severlere; Hesse, Dostoyevski, Borges okurlarına “hodri meydan” diyor...

Geceleri rahat uyuyamayanlar; kurumlara, kimliklere, yüce ülkülere, ilkelere inanmayanlar; sahte hayatlar yaşamak istemeyenler; isyankârlar ve kendi özbenliğini sorgulayanlar için...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 480
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2017
₺95,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 173
En / Boy : 12 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2011
₺25,08

Juan Rulfo, kendine özgü "devrimci" tarzıyla, Meksika Devrimi' nin ardından kırsal bölgelerde yaşanan sıkıntıları ele alıyor.

Yazdıkları 300 sayfayı bulmuyor ama, Sophokles'in yazdıkları kadar kalıcı.
Gabriel García Márquez

İnsanın hem içinde hem dışında geçenleri anlatabilen bir yazar...

Ova Alev Alev, ülkesinin edebiyatını nerdeyse tek başına yenileyen, Latin Amerika edebiyatının da yönünü değiştiren Meksikalı yazar Juan Rulfo'nun bütün öykülerini içeriyor.

Rulfo, kendine özgü "devrimci" tarzıyla, Meksika Devrimi' nin ardından kırsal bölgelerde yaşanan sıkıntıları ele alıyor.

Ova Alev Alev: Büyük Ova'nın ve Meksika Devrimi'nin kızgın sıcağında sorunlu baba-oğul ilişkileri, ölüm, şiddet, erotizm, doğadaki dengesizlik ve başka sorunlar üzerine...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 167
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2013
₺34,44

Miguel de Unamuno (1864-1936): Gerek Aşk ve Pedagoji, Sis ve Tula Teyze romanları, gerekse en tanınmışı olan Yaşamın Trajik Duygusu gibi felsefi denemeleri düşünüldüğünde, Unamuno, 20. yüzyıl İspanyol yazınına damgasını vurmuş en önemli modern-klasiklerden biridir. I. Dünya Savaşı’nın başladığı yıl yayımlanan ve yazarın en çarpıcı romanlarından biri sayılan Sis (1914) ise, Unamuno’nun ölümünden 70 yıl sonra nihayet İspanyolca aslından yapılan bir çeviriyle okurla buluşmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 225
En / Boy : 12,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺27,20

Hakikat özgürleştirir, mutlu kılar mı, yoksa bilmemek, cehalet midir mutluluğun temeli? Peki ya bilip de söylememekteki ikiyüzlülükle nasıl yaşanır?
  
İnançla inançsızlığın, kitleyle bireyin müphem, tekinsiz ilişkisinin karanlıklarına dalar ve o karanlıklardan elmas değerinde bir öykü çıkarır Unamuno 1931’de...

“İçine şeytan kaçmışların ünlü şifacısı Don Manuel’imizin nedenini bilmesem de Şeytan’a inanmadığını düşünerek oradan ayrıldım.”

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 65
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2016
₺14,00

“Hiç kimse bir gün kollarında, yüzünü bir daha asla göremeyeceği fakat adını hiç unutmayacağı bir kadının cesedini tutacağını aklından geçirmez.”

Dünyaca ünlü İspanyol yazar Javier Marías’ın en çok övgü alan romanlarından biri olan Yarın Savaşta Beni Düşün bu cümleyle başlıyor... Víctor, yeni tanıştığı evli bir kadın olan Marta’nın akşam yemeği davetini kabul edip kocası yokken evine gider. Ancak kadın bir anda rahatsızlanır ve Víctor’un kollarında can verir. Her şeyi unutup ortadan yok olmaya katlanamayan Víctor, kadın ve ailesi hakkında daha çok şey öğrenmek için araştırmalara girişir.

Yarın Savaşta Beni Düşün, yaşayan en usta romancılardan birinden sırlar, yalanlar ve gerçekler üzerine nefis bir roman.

“Marías muazzam bir yetenek… Her kitabı soluksuz okunuyor.”
-The New York Times
“Büyük bir yazar.” -Salman Rushdie


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2019
₺53,90

Talihsiz bir evlilik yüzünden hastaneye düşen bir teğmen hasta yatağında yatarken sokakta iki kişinin konuştuğunu duyar. Sohbetin çekiciliğine kendini iyice kaptıran teğmen konuşanların aslında hastanenin bekçi köpekleri olduğunu anlar ve bu mucizevi sohbeti kağıda aktarır.

Bir süreliğine konuşma kabiliyeti kazanan iki köpek başlarından geçenleri anlatırken insanlığın derin mevzularına değinirler: ahlak, yozlaşma, dedikodu, haset, talih, onur, sinsilik, tahakküm... 

Cervantes’in yaşadığı dönem ve ülke üzerine yoğun bir hiciv içeren bu uzun öyküsü, bütün bir insanlık tarihinin (ve muhtemelen geleceğimizin de) güzel bir eleştirisine dönüşüyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 138
En / Boy : 10,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2015
₺26,90

Himalayalar'da küçük bir krallıkta yüzyıllardır gizli tutulan, değerli taşlarla süslü Altın Ejder heykeli, söylenceye göre barışın sürdürülmesini sağlayan büyülü bir heykeldir. Ancak ülkede süre gelen barış ortamı insan ruhunun açgözlülüğü yüzünden bozulma tehlikesi ile karşı karşıyadır...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 430
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺72,27

Manolito babasının kamyonuyla üç gün sürecek bir yolculuğa çıkıyor. Annesinin hazırladığı kocaman bir bavulla. Manolito, babasının yanına oturur oturmaz kendini gezegenin en önemli kişisi gibi hissediyor. O artık bir kamyon sürücüsünün yardımcısıdır. Taşıdıkları da gizli bir yüktür. İşin içinde bir de gizemli paket vardır. Manolito’nun bu yeni serüveni oldukça ürkütücü. Neden mi? Çünkü Manolito kaçırılıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 150
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2011
₺24,82

“son kez/ sevdaya tutulduğumda/öldürdüm adamı/ama bu eski bir yüzyılda/ başka bir ülkede/ daha sıcak bir iklimdeydi/ ve ölüm kanıtladı onun/gelip geçici bir yabancı olduğunu/ diğerleri gibi”

- Alice Walker (feminist-insan hakları aktivisti)

Arzularımızı yöneten kötü kalpli periler, hayatımızda “bir varmış, bir yokmuş” diyerek uydurulan oyunun kahramanlarıdır ve kulaktan kulağa fısıltı ile bu oyuna dahil etmek isterler bizi. Nunila, yani kitabın hikâyecisi, mealen diyor ki; iflah olmaz bir romantik olup hayatımın önemli bir kısmında bekledim, âşık olacağım adamı. Tıpkı masallardaki gibi; evlenip, mutlu olup ve sürekli keklik yiyerek…

İşte, kadınlara fısıldanan mutluluk tablosu: ayağımızı sıkan ayakkabılar… Bedenimizi saran elbiseler…

Ve “Yeter” perisi ile tanışıyoruz.

Ve annemize not bırakarak: “Bir zamanlar özgür kadınlar varmış ve keklikler özgürce uçarlarmış…”Ve anlıyoruz ki; “prensleri terk etmek o kadar zordur ki, bazen onları bırakabilmek için iki veya üç prens daha eskitmek gerekir”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 72
En / Boy : 20 / 22,5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 11.2017
₺50,30

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 848
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2009
₺39,00

John Dos Passos (1896-1970) New York'lu ünlü ve varlıklı bir avukat olan babasıyla, Virginia'lı seçkin ve soylu bir kadın olan annesi, ancak John on altı yaşına geldiğinde evlenebilirler. Çocukluk yıllarını annesiyle Avrupa'yı dolaşırken arada babasıyla Avrupa otellerinde buluşarak geçirir. Kendi deyimiyle "otel çocuğu"dur. 18 yaşına geldiğinde babası ölür. 1916'da Harvard'ı bitirince okumak için İspanya'ya gider ancak ambulans sürücüsü olarak orduya ve savaşa katılır, cepleri dolaşır. Savaşı dolaysız olarak tam da içinde yaşar. Three Soldiers (Üç Savaşçı) savaş izlenimlerini yansıttığı ilk romanıdır. Ona göre savaş bedenlerini kurban eden, vahşet ölçüsünde çıldırmış uygarlığın son atağıdır. 25 yaşında genç bir yazar olarak İstanbul'a gelir. Tıpkı çağdaşları Sinclair Lewis, Ernest Hemingway, F. Scott Fitzgerald gibi o da türketim hırsına kapılmış ve başka her şeye kayıtsız kalan Amerikan kültürünü acımısızca eleştirir. Kapitalist endüstrinin zorbalığı karşısında duyduğu öfke ve acı, başyıpıtı olan A.B.D. üçlesinde açıkça görülür. Jean Paul Sartre için, "Çağdaş en büyük yazar" Passos'tur. Onun aynı zamanda "Ölüm üzerine çok şey söylemez, yalnızca 'Öldü,'der ama ondan sonra yazdığı her sözcük açık mezara atılan bir kürek topraktır." John Dos Passos üçlemenin ikinci kitabı 1919’da savaşın anlamsızlığını anlatmaya devam eder. Toplumun farklı kesimlerinden insanların kimi zaman birbirleriyle kesişen öyküleri çevresinde savaşa yüklenen anlamları, ardındaki kirli oyunları ve dünya siyasetinin nasıl şekillendiğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serer. Savaş ironik bir biçimde, milyonlarca kişinin hayatları üzerinden yaşamı yeniden şekillendirirken bir yandan da insanlığa ilişkin pek çok şeyi yerle bir eder. Savaş koşullarının yarattığı boşluk içerisinde erozyona uğrayan değer yargıları, aynı zamanda savaşı sürdüren duygusal ortamı da körüklemektedir. Üçlemenin son kitabı Büyük Para’yı da yine Oya Dalgıç’ın eşsiz çevirisiyle yakında sizlerle buluşturacağız. Reginald Marsh (1898-1954) Paris'te doğan ünlü ressam ünlü ressam yaşamının büyük bir kısmını New York'ta geçirir. Kalabalık sahil manzaraalrını, dönemin partilere katılan tiplerini, sokaklardaki kadınları ve işsiz erkekleri ince bir alayla resmeder. Passos'un yapıtı A.B.D. üçlemesini bu kendine özgü tarzıyla resimlemiştir.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 583
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2012
₺28,15

John Dos Passos (1896-1970) New York’lu ünlü ve varlıklı bir avukat olan babasıyla, Virginia’lı seçkin ve soylu bir kadın olan annesi, ancak John on altı yaşına geldiğinde evlenebilirler. Çocukluk yıllarını annesiyle Avrupa’yı dolaşırken arada babasıyla Avrupa otellerinde buluşarak geçirir. Kendi deyimiyle "otel çocuğu"dur. 18 yaşına geldiğinde babası ölür. 1916’da Harvard’ı bitirince okumak için İspanya’ya gider ancak ambulans sürücüsü olarak orduya ve savaşa katılır, cepheleri dolaşır. Savaşı dolaysız olarak tam da içinden yaşar. Three Soldiers (Üç Savaşçı) savaş izlenimlerini yansıttığı ilk romanıdır. Ona göre savaş hayal ürünü bir pazardan yararlanmak uğruna delikanlıların gencecik bedenlerini kurban eden, vahşet ölçüsünde çıldırmış uygarlığın son atağıdır. 25 yaşında genç bir yazar olarak İstanbul’a gelir. Tıpkı çağdaşları ve arkadaşları olan Sinclair Lewis, Ernest Hemingway, F. Scott Fitzgerald gibi o da tüketim hırsına kapılmış ve başka her şeye kayıtsız kalan Amerikan kültürünü acımasızca eleştirir. Kapitalist endüstrinin zorbalığı karşısında duyduğu öfke ve acı, başyapıtı olan A.B.D. üçlemesinde açıkça görülür. Jean Paul Sartre için, "Çağdaş en büyük yazar" Passos’tur. Onun aynı zamanda ölümü o güne kadar en iyi anlatan yazar olduğunu söyleyip şöyle der: "Ölüm üzerine çok şey söylemez, yalnızca ‘Öldü,’ der ama ondan sonra yazdığı her sözcük açık mezara atılan bir kürek topraktır." John Dos Passos üçlemenin ikinci kitabı 1919’da savaşın anlamsızlığını anlatmaya devam eder. Toplumun farklı kesimlerinden insanların kimi zaman birbirleriyle kesişen öyküleri çevresinde savaşa yüklenen anlamları, ardındaki kirli oyunları ve dünya siyasetinin nasıl şekillendiğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serer. Savaş ironik bir biçimde, milyonlarca kişinin hayatları üzerinden yaşamı yeniden şekillendirirken bir yandan da insanlığa ilişkin pek çok şeyi yerle bir eder. Savaş koşullarının yarattığı boşluk içerisinde erozyona uğrayan değer yargıları, aynı zamanda savaşı sürdüren duygusal ortamı da körüklemektedir. Üçlemenin son kitabı Büyük Para’yı da yine Oya Dalgıç’ın eşsiz çevirisiyle yakında sizlerle buluşturacağız. Redinald Marsh (1898-1954) Paris'te doğan ünlü ressam yaşamının büyük bir kısmını New York'ta geçirir. Kalabalık sahil manzaralarını, dönemin partilere katılan tiplerini, sokaklardaki kadınları ve işsiz erkekleri ince bir alayla resmeder. Passos'un dev yapıtı A.B.D. üçlemesinin bu kendine özgü tarzıyla resimlemiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 592
En / Boy : 12,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2014
₺20,74

Vicente Blasco Ibañez (1867-1928): Hukuk eğitimi alan İspanyol yazar, edebiyatla olduğu kadar siyasetle de aktif olarak ilgilendi. 1891'de El Pueblo adlı cumhuriyetçi dergiyi kurdu. 1901'de parlamentoya girdi. 1908'de Arjantin'de tarım kolonileri kurmaya çalıştı, başarısızlıkla sonuçlanan bu girişimin ardından tekrar Avrupa'ya döndü. İlk dönem eserleri canlı tasvirler ve yoğun bir gerçeklik duygusuyla örülüdür. Toplumsal konuları ele alan eserleri ideolojik ağırlıkları nedeniyle eleştirilirken, son romanları derin duygusal izler taşır. 1916'da yayımlanan Mahşerin Dört Atlısı Ibañez'e dünya çapında ün kazandırdı. Birinci Dünya Savaşı'nda Fransa cephesini konu alan eser iki kez sinemaya da aktarıldı. Neyyire Gül Işık: Floransa Üniversitesi Edebiyat ve Felsefe Fakültesi'nde öğrenim gördü. İstanbul Üniversitesi Fransız ve Roman Dilleri ve Edebiyatı bölümünde çalıştı. 1986'da İspanyol Dili ve Edebiyatı anabilim dalına atandı. Italo Svevo, Italo Calvino, Leonardo Sciascia, V. Blasco Ibañez, Juan Goytisolo, Ortega y Gasset, Antonio M. Molina'dan deneme, roman ve öyküler çevirdi. Madrid'te Complutense Üniversitesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı dersleri veriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 445
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺51,20

“Bunak erkek ve kadınlardan bahsediyorum,” dedi rahip yardımcısı çabucak. “Yersiz yurtsuz, yorgun insanlardan. Gün boyu Bogotá’nın dört bir yanında amaçsızca dolanan tiplerden. Dehlizlerde uyuyanlardan. Peder Almida’nın mesajlarını dinlemek istemiyorlar. Yine de ara sıra onlara bütün bu mesajları okuyorum. Sadece öğle yemeği yemek istiyorlar, hepsi bu. Ve uyumak. Hiçbir şeyle ilgilenmiyorlar. Yalnızca tabaklarının peşindeler.”

Muhtaçlara her gün öğle yemeği hazırlayıp dağıtan bir kilise. Kilisenin önünde biriken kuyruklar. Herkes içeri doluşuyor. Kilisenin kamburu Tancredo kan ter içinde masadan masaya koşuyor. Birkaç gün sonra yaşanacaklardan habersiz. Pederin acilen kiliseden ayrılması gerekince pazar ayinini ilk kez başka bir peder yapacak ve kilise birer birer fısıldayacak sırlarını.

Kolombiyalı yazar Evelio Rosero, Öğle Yemekleri’nde sadece kutsalı kutsallaştıranı değil, kutsalın kendisini de günah çıkarmaya davet ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2016
₺31,39

Eduardo Galeano, Amerika kıtasının tarihini rengarenk bir mozaik halinde anlattığı dev eseri Ateş Anıları Üçlemesi’nin birinci kitabı olan Yaratılış’ta, Eski Dünya ile Yeni Dünya arasındaki ilk çatışmaları ve ilişkilenmeleri yüzlerce hikaye halinde okurla paylaşıyor.

Amerikan yerlilerinin yaratılış mitlerinden başlayıp Avrupalıların kıtaya gelişinin ilk iki asırlık tarihini anlatarak devam eden bu eşi benzeri olmayan anlatıda; ezilenlerin, susturulanların kayda çoğu zaman geçmemiş tarihi satır aralarından başkaldırıyor, unutturulmaya çalışılan acılar bütün gerçekliğiyle ortaya dökülüyor.

Olgularla edebiyatın iç içe geçtiği Ateş Anıları Üçlemesi’nin bu ilk kitabında Galeano, tutkulu diliyle insanlığın kaybedilen, yok edilen olanaklarını gözler önüne sererek, “dünyanın vicdanı” olmaya devam ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 381
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2016
₺97,90

Topraklarındaki zenginlikler nedeniyle beş yüzyıldır kesintisiz bir şekilde yağmaya ve saldırıya maruz kalan Latin Amerika’nın hikâyesi; bütün insanlığın güç ve iktidar ilişkilerinin, emperyalist politikaların, savaşların altındaki nedenlerin, baskı karşısında mayalanan öfkenin, isyanın ve acının özetidir.

Altın, elmas, kalay, gümüş gibi doğal kaynakların; kakao, şekerkamışı, muz, pamuk gibi tarım ürünlerinin fışkırdığı bereketli topraklar halkları yoksullaştırmış, başka kıtaların ihtiyaçlarını karşılamak üzere kimi zaman işgal, çoğu zaman da kukla yönetimler aracılığıyla talan edilmiştir. Üstelik saldırganlar niyetlerini hiçbir zaman gizleme ihtiyacı duymamıştır. Meksika’nın fethi sırasında Hernán Cortés’in yardımcılığını yapan Bernal Diaz del castillo bunu şu sözlerle açıkça ifade eder: “Tanrı’ya ve hükümdarımıza hizmet için geldik biz buraya. Fakat aynı zamanda, buradaki zenginlikler için de geldik.” Köle taşıyan gemiler belki artık okyanusu geçmiyor ama köle tüccarları çalışma bakanlığı aracılığıyla işlerini sürdürmeye devam ediyorlar.

Yağma ve talanın olduğu yerde elbette direniş de var; Latin Amerika tarihi aynı zamanda Tupac Amaru’dan Hidalgo ve Morelos’a, Simón Bolivar’dan José Artigas’a, Zapata’dan castro ve Che Guevara’ya kadar bugünümüze de ilham veren birçok ismin öncülüğünde gelişmiş bir ayaklanmalar tarihidir.

Eduardo Galeano bu hırs, talan, yağma, kan, gözyaşı ve direnişle harmanlanmış yüzyılların dökümünü her zamanki sade ama çarpıcı diliyle kayıt altına alırken, belleklere kazınması gereken bir gerçekliğin altını kalınca çiziyor, bugünü anlamanın ipuçlarını incelikle satırlara döküyor, sömürüye karşı öfke kadar umudu da büyütüyor...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 359
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺97,90

Galeano’dan her güne bir masal değil, her güne bir gerçek. Bir takvim formatında yazılan Ve Günler Yürümeye Başladı, 1 Ocak’tan 31 Aralık’a her gün için yakın tarihte ya da eski çağlarda o gün yaşanan özel bir hikâye anlatıyor. Eduardo Galeano, Aynalar’da olduğu gibi kadın, erkek, iktidar, yerliler, ırkçılık, emperyalizm, kültürler, daldan dala atlayarak; değinilmedik konu, ulaşılmadık coğrafya, çoğaltılmadık ses bırakmıyor. Sürekli daha ileriye taşımaya çalıştığı minimalist stili ise zirvede. Fazladan tek bir sözcük bile kullanmak istemiyor, her şeyin özüne inmeye çalışıyor: konunun, insanın, sözcüğün, tarihin... Söylemek istediğini mümkün olan en kısa biçimde aktarmak; herhalde Galeano edebiyatının en güzel özeti budur. Hüzünlü sayfaların ağırlığı kaçınılmaz olsa da geleceğe yönelik umudu her satırda hissettirerek "dünyanın vicdanı" yakıştırmasını Eduardo Galeano’nun ne kadar hak ettiğini, bu kitap bir kez daha teyit ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2016
₺97,90

Portekizli şair ve yazar Fernando Pessoa’nın nişanlısına yazdığı mektuplar onun sevgisine tanıklık etmenin yanı sıra gizlerini de açıyor. Ophélia’ya Mektuplar, Pessoa’nın özellikle yalnızlığını, kırgınlıklarını, sıkıntılarını, acılarını, kıskançlıklarını, ileriye dönük düşüncelerini sergiliyor. "Küçük sevgilim, sevgili Bebeğim, Saat sabahın yaklaşık dördü, ağrılar içinde kıvranan bedenimin dinlenmeye ihtiyacı varken uyumaktan kesinlikle vazgeçtim. Üç gecedir bu böyle, ama bu gece hayatımda yaşadığım en berbat gecelerden biri. Bunu anlamana imkan yok küçük sevgilim, şanslısın sen. Uykumu kaçıran şey yalnız anjin ve iki dakikada bir şu berbat tükürme ihtiyacı değil. Ateşim yoktu ama sayıklıyordum, deliriyorum sanıyordum, bağırmak, haykırmak, birbirini tutmayan bin bir şey yapmak istiyordum. Bütün bunlar, hastalığın yarattığı kırıklığın doğrudan etkisiyle değil de dün bütün gün, ailemin gelişiyle ilgili olan ve çözümlenemeyen şeylerden sıkıldığım için oldu."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 139
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2017
₺33,90

Yaşamın karmaşıklığını başarılı bir şekilde yansıtan satranç tahtasının başında Don Sandalio adında çok usta bir oyuncu vardır. Don Sandalio, vezirin, kralın, atın ve hatta piyonların bile onları hareket ettiren insanlardan daha etkileyici bir ruh dünyasına sahip olduklarını düşünür. Bu kutsal taşları oynatırken hiç konuşmayan Don Sandalio’nun yumuşak sesi sadece "Şah Mat" derken duyulur. Çağdaş İspanyol edebiyatının ustalarından Miguel De Unamuno Satranç Oyuncusu Don Sandalio’nun Romanı’ nda satranç oynamanın etkileyici bir bestenin güzelliği ve dinginliği içinde kaybolmak olduğunu kanıtlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2014
₺23,90

Latin Amerika edebiyatının büyük yazarlarından sayılan Uruguaylı Mario Benedetti, aşkın, sürgünlüğün ve hayata tutunma azminin en güzel metinlerini yazdı. Yaşadığı dönemin zorlu koşullarında kalemiyle birlikte politik mücadelenin içinde ve sıcaklığında var oldu. Benedetti, Kırık Köşeli İlkbahar'da, vatanından koparılan ama yaşamaktan vazgeçmeyenlerin insanlık durumlarını kimi zaman bir çocuk aklının aydınlığıyla anlatıyor.

"Soğuk olmadığında yaz olduğunu düşünüyorum ve sıcak olmadığında da kış olduğunu. Bir de bakıyorum ki, sonbaharmış. Kış için giyeceğim var, yaz ve ilkbahar için de ama sanırım bunlar sonbaharda işime yaramıyor. Babamın olduğu yere daha yeni sonbahar gelmiş ve babam bana mutlu olduğunu çünkü demir parmaklıklar arasından kuru yaprakların geldiğini ve bu yaprakların benim mektupçuklarım olduğunu hayal ettiğini yazmış."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2014
₺41,90

Yirminci yüzyılın ilk yarısında yazılmış olsa da insanlık kadar eski, insanlar yaşadıkça da var olacak ruh hallerinin dibine kazılan bir “tünel” bu kitap. Özdeşlik arayışı, aşk, tutku, şüphe ve cinayet... Sıradanlığın ve sanatçı ruhunun, aklın ve içgüdünün birbirine karıştığı girdaplarda soluk soluğa bir yolculuk. Bizi götürdüğü yer ise daha ilk cümleden belli: Ben “Juan Pablo Castel, yani María Iribarne’yi öldüren şu ressam...” Varoluşçu bir antikahramanın cinayet itirafnamesidir Tünel. Fransızcaya çevrilmesini Albert Camus’nün önerdiği, Graham Greene’in hayranlıkla karşıladığı bir başyapıt. Ernesto Sabato’nun felsefi ve edebi evrenindeki yolculuğunun da ilk adımı. Tünel, çağımızın temel entelektüel sorunlarını, toplumların ve ruhlarımızın karanlık, izbe köşelerini didikleyen bir üçlemenin ilk kitabı. Yaratıcılık ve dışavurum, istense de istenmese de en azından tek bir kişiyle duygudaşlık, anlamdaşlık için değil midir? Ya böyle bir kişiye rastlarsa yaratıcı? İşte, ressam Castel’in öyküsü böyle bir rastlaşmayla yani María’yla başlar. Kurtarıcısını, tüneldaşını bulmuş gibidir. Marazi bir ruh taşkınlığıyla sarılır María’ya... Aşkın, takıntının, kuşkunun, kıskançlığın, sıkıntı ve deliliğin kol gezdiği Castel’in dünyasında gerçeklik duygusu adım adım yitirilir. Geride ne yaratıcı, ne de yaratı kalır. Cinayet de çözümsüzdür, kalıcı olan tek şey sonu gelmeyen kuşku döngüsüdür. İflah olmaz aşkları, ruh tutulmalarını bilenler için...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2016
₺31,90

Javier Marías'ın başyapıtı Yarınki Yüzün'ün son cildi Zehir, Gölge, Veda ilk iki ciltte bir kısmına tanık olduğumuz hikâyeyi, İspanyol çevirmen Jaime Desa'nın Londra'da gönüllü sürgün olarak yaşadığı çalkantılı dönemin hikâyesini nihayete erdiriyor. Daha önce şöyle bir değinilerek gizem perdesiyle sarmalanan olaylar aydınlanıyor, sisler dağılıyor, yapboz tamamlanıyor.

Tıpkı ilk iki cilt gibi Zehir, Gölge, Veda da ustalıkla birbirine bağlanmış iç içe hikâyelerden oluşan, muazzam diliyle tam bir edebiyat ziyafeti çeken, düşünsel yönüyle zihne bol malzeme sunan, okura yoğun ve sıradışı bir tecrübe yaşatan bir eser.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 512
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺113,90

Usta İspanyol yazar Javier Mariás’ın başyapıtı Yarınki Yüzün’ün ikinci cildi Dans ve Rüya da ilki kadar yoğun ve etkileyici. İlk ciltte tanıştığımız "insan tercümanı ya da yorumcusu" Jaime Deza, İngiliz Gizli Servisi’ndeki görevini sürdürürken etrafında olup biteni gözlemeye ve geçmiş olaylarla bağlantılandırarak çözümlemeye devam ediyor. Konumunu ve nelere kadir olduğunu tam olarak kestiremediği gizemli amiri Tupra’nın bir gece şiddete başvurduğuna tanık olması, Deza’yı İç Savaş döneminde kendi ülkesi İspanya’da yaşananları düşünmeye sevk ediyor. Normalde şiddete meyilli olmadığı halde sıradışı koşullarda korkunç şeyler yapabilen sıradan insanlar, daha sonra hayatlarını nasıl sürdürürler? Deza’nın dönüp dolaşıp geldiği soru bu - tarihe baktığımızda hepimizin kaçınılmaz olarak sorduğu soru. Ne var ki Dans ve Rüya’yı bir nevi "geçmişle hesaplaşma"ya veya insanın "karanlık" tarafını, içindeki şiddet potansiyelini anlama çabasına indirgemek haksızlık olur. Zira Mariás bir yandan insan zihnini ve psikolojisini tüm karmaşıklığı ve zenginliği içinde resmederken, bir yandan da Gizli Servis çevresinde dönen olayları saran gizem perdesini yoğunlaştırarak okurun merakını beslemeye, bu heyecanlı bekleyişi tırmandırmaya devam ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺70,90
İspanya İç Savaşı’nın hemen ertesinde, gencecik bir kızın yazdığı ve 1944 Nadal ödülünü kazanan Hiç, 2004’te yazarının ölümünden sonra dünyanın her yerinde yeniden keşfedildi. On sekiz yaşındaki Andrea, öksüz kaldıktan sonra üniversite eğitimi için köyünden Barselona’ya, zenginliği ve kültürüyle hep gözünü kamaştırmış olan anne tarafından akrabalarının evine gelir. Ancak akrabaları savaş sırasında servetlerini kaybetmiş, korkunç bir yoksullukla baş etmeye çalışmaktadırlar. Genç kız bir yandan okuldaki zengin öğrenciler arasında bocalarken bir yandan da evde tanık olduğu tuhaflıklarla masumiyetini yitirmeye başlar. Karanlık, güçlü bir hayal gücü ile ince mizahı birleştiren ve bir büyüme öyküsü içinde Franko rejiminin ilk günlerini ürkütücü bir berraklıkla anlatan bu roman, pek çok eleştirmen tarafından yirminci yüzyılda Avrupa’da yayımlanan en önemli yapıtlar arasında sayılıyor.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 249
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2007
₺61,90

Karısı Nic’i trafik kazasında kaybetmiş, küçük bir adada sakin bir kitabevi işleten, tekdüze bir hayata sıkışmış bir adamdı A.J. Fikry. Hayatına anlam katan tek şey kitaplarıydı. Ta ki bir gün, sahip olduğu kitabevine küçük bir kız çocuğu bırakılana kadar…   

Maya, gözlerinden zekâ fışkıran sevimli bir kız çocuğu. A.J.’nin hayatına girdiği günden itibaren onu neredeyse bambaşka bir adama dönüştüren bir sihirbaz. A.J., Maya ile birlikte yeniden sevmeye başlıyor; sevilmeyi, gülmeyi, bir başkası için üzülmeyi, ilişkiler için çaba sarf etmeyi yeniden öğreniyor. 

Işık hızıyla okunacak, müthiş eğlenceli bir kitap.

—Library Journal Review

Huysuz Kitapçı Fikry’nin İnanılmaz Hikâyesi bize yalnızlıktan nasıl kurtulacağımızı, empatiyi, sevme ve sevilme yetimizi, korumaya ve korunmaya duyduğumuz ihtiyacı hatırlatıyor. Gabrielle uzun süre kalbinizle yaşayacak, çok hareketli, sevgi dolu bir kurtuluş ve değişim hikâyesi anlatıyor.

—Garth Stein, Yağmurda Koşma Sanatı’nın yazarı

Bu romanda mizah, romantizm ve geçiciliğin dokunuşu var ama en çok da aşk var. Kitaplara duyulan aşk, kitapseverler ve bütün insanlık var. Harika! Bir oturuşta okudum.

—Eowyn Ivey, Kardan Kız’ın yazarı

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 299
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2014
₺57,40

 





Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2014
₺37,90

“‘Uzun Boylu Kadın’ imgesinin Alarcón’un zihnini meşgul ettiği kuşku götürmez, aynı kadın, ‘Ölümün Dostu’nda, soylu kılınmış ve şeytansı karakterinden arındırılmış bir biçim alır. Bu anlatı, ilk yarısına kadar, bir dizi başıbozuk doğaçlamadan oluşmuş gibi görünme tehlikesi taşır; öykü ilerledikçe, Dante’vari sonuna dek, yapıtın ilk sayfalarından itibaren her şeyin, iradi biçimde önceden tasarlandığını görürüz. Bu seçkide yer alan öykülerden çocukluğumda haberdar olmuştum; geçen zaman, o günlerde duyduğum esaslı dehşeti yok etmedi. Yaşım yüzyılla birlikte ilerliyor, şimdilerde, çocuk yaşımdaki sıcak kabulü gösteremesem de, aynı gönül borcu ve benzer bir heyecanla onları tekrar okuyorum.”

- Jorge Luis Borges


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2016
₺43,90

“22 Kasım 2007 gecesi, sabahın dördünde ‘öldüm’ ve yalnızca dokuz saat sonra 'yeniden dirildim.' Tam bir organik çöküş, beden fonksiyonlarında beni hayatın son eşiğine, o vedalar için çok geç olan yere götüren bir duruş. Hiçbir şey hatırlamıyorum. Pilar oradaydı, yengem Maria da oradaydı, ikisi de, devinimsiz, tüm güçlerin terk ettiği ve ruhu çekilip gitmiş gibi görünen, yaşıyor olmaktan çok çare bulunamaz bir kadavraya dönmüş bir bedenin önünde. O saatlerin nasıl olduğunu bugün bana anlatanlar onlar. Ana, torunum, sonraki günün akşamı geldi. Baba ve büyükbaba, hala kendi solumasının rüzgarıyla tükenmekle tehdit eden bir mumun alevi gibi solgundu. Sonra bedenimin kitaplarla, şöyle söyleyelim, başka çiçeklerle çevrili halde kütüphaneye konulacağını anladım. Kaçtım. Yavaş, çok yavaş bir kendine geliş yılı, doktorların söyledikleri gibi, bana sağlığımı, enerjimi, düşünce çevikliğini geri verdi, bana aynı zamanda evrensel bir çare olan işi de geri verdi. Ölüme değil, yaşama doğru kendi ‘Fil Yolculuğumu’ yaptım, ve buradayım. Emrinize amade.”

“Saramago’nun Defterler’i hüzünlü bir kitap değil [...] öfkeli bir kitap değil, sadece, bir veda."
-Pilar del Rio (eşi)


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 340
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺104,90

Kendine özgü mantığıyla Bay Valery, ansiklopedi tutkusuyla Bay Henri, kara bir mizahla başarıyı ele alan Bay Brecht, özgün düşünme biçimiyle Bay Juarroz, yürüyüşe çıkmış matrak Bay Calvino ve ormandaki sadece kendisine ait kulübesinde Bay Walser... Gonçalo M. Tavares’in kaleminden dökülen entelektüel ve şiirsel harikalara Rachel Caiano’nun neşeli desenleri eşlik ediyor. Yazının beyefendilerinin mahallesi okurunu bekliyor.

“Gonçalo M. Tavares, hayalgücüne dayalı kurmacanın geçerli bağlarıyla ilişkisini kopararak ve benzersiz bir hayalgücüyle donanmış olarak Portekiz’in edebiyat sahnesine daldı. Tavares büyük bir ustalıkla çok özel bir dil kullanıyor, ve bu özel dili öyle bir uyguluyor ki onun artık bir kriter olduğunu söylemek -şimdilerde yeteneklerinin tadını çıkardığımız genç romancıları kesinlikle küçümsemiyorum- abartı sayılmaz; artık kurmaca yazında Gonçalo öncesi ve Gonçalo sonrasından söz ediliyor. Sanırım ona sunabileceğim en büyük övgü bu. Bence otuz yıl sonra, hatta belki daha da önce Nobel Ödülü’nü alacaktır, bu bir kehanet ama sanırım doğru çıkacak. Ancak ödülü aldığında onu kucaklamak için buralarda olamayacağıma üzülüyorum.”

- Jose Saramago, Defterler

“Gonçalo M. Tavares harika, portatif bir mahalle yaratmış. Bay Brecht ve arkadaşlarının yaşadığı, yiyip içtiği mahalle, şaşırtıcı özgünlükte bir yapıt.”

- Enrique Vila-Matas, El Pais


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2014
₺44,90

16. yüzyılda, Portekiz kralı III. João, kuzeni Kutsal Roma-Germen İmparatoru II. Maximilian’a hediye olarak Süleyman adında bir fil gönderir. Kıta Avrupası’nın en batısından, Lizbon’dan Viyana’ya doğru yola çıkan bu fil ile bakıcısı yoksul Subhro’nun tuhaf yolculuğunun hikâyesidir Filin Yolculuğu.

Saramago her zamanki ince mizahıyla, muhteşem metaforlarıyla ve insana dair gözlemleriyle olağanüstü bir yolculuğu anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2020
₺74,90

18. yüzyılda, savaşların ve salgın hastalıkların sarstığı Portekiz’de geçen Baltasar ile Blimunda’da, Nobel ödüllü yazar José Saramago, etkileyici bir aşkı anlatırken tarihsel gerçeklerle dokunmuş iki farklı hikâyeyi de romana ustalıkla katıyor: Bekledikleri veliahtın doğumunu kutlamak için manastır inşa ettiren kraliyet ailesi; insanın uçmasını sağlayacak ilk aleti, Passarola’yı yapmaya çalışan Peder Bartolomeu; ve iki âşık: sol kolunu savaşta kaybeden Baltasar ile sıradan insanların göremediklerini görebilen, annesi cadı diye engizisyon tarafından yakılan güzel Blimunda. İktidarın projesi olan Mafra Manastırı ile insan iradesinin projesi olan Passarola da romanın iki önemli kahramanı olarak öne çıkıyor. Deha ile çılgınlık arasındaki ince çizgiyi gösteren ve gerçek olayları büyülü bir anlatımın içinde yoğuran Baltasar ile Blimunda, zekâ ve heyecan dolu, unutulmaz bir başyapıt. José Saramago, ustalıklı kurgusu, yoğun ironisi ve karakterlerinin felsefi sorgulamalarıyla, okurlarına bir şölen hazırlamış. Işık Ergüden’in usta işi çevirisiyle.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 398
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺112,90

İber Yarımadası anlaşılmaz bir şekilde anakaradan ayrılmıştır. Dünyanın her yerindeki gazeteler Yarımada’nın o tarihi fotoğrafını kocaman manşetlerle yayınlarken birbirinden ilginç rastlantılarla bir araya gelen beş kişinin her biri de bu kopuşun kendi davranışlarının sonucu olduğunu düşünmektedir.

Nobel Edebiyat Ödüllü yazar José Saramago bu romanında şiirsel üslubu ve ironik yaklaşımı ile siyaseti, kimlikleri, coğrafyayı, sınırları, insan ruhunu, varoluşu, yeniden sorgulatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺104,90

Jose Saramago’nun yazarlığının ilk yıllarında yazdığı, ama ancak ölümünden sonra yayımlanan romanı Çatıdaki Pencere, Saramago’ya giriş kapısıdır ve her okur için bir keşif olacaktır. Sanki mükemmel bir halka tamamlanıyormuş gibi. Sanki ölüm yokmuş gibi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺89,90

Don Jose, yirmi beş yıldır Nüfus Kayıt Merkez Arşivi'nde çalışmaktadır. Sağların ve ölenlerin kayıtlarının tutulduğu, hiyerarşik bir düzenin uygulandığı Arşiv'de, günlerini doğum, evlilik, boşanma ve ölüm belgeriyle geçirir. Ancak Don Jose'nin herkesten sakladığı bir tutkusu vardır: Gazete ve dergilerden kestiği, ünlü kişilerle ilgili kupürleri biriktirmek. Koleksiyonuna eklemek için Arşiv'den gizlice aldığı dosyaların arasına meçhul bir kadının fişinin karışmasıyla Don Jose'nin sıradan hayatı yön değiştirir. Don Jose, bu kadının hayatıyla ilgili her şeyi öğrenme istiğiyle yanıp tutuşur. Neredeyse saplantıya dönüşen bu tutkudan çılgına dönen Don Jose, bilinmezlerle dolu, karanlık bir yola sapar. Araştırmaya devam ettikçe meçhul kadınla ve kendisiyle ilgili sarsıcı şeyler öğrenir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 356
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2020
₺104,90

Meksikalı yazar Mario Bellatin, Türkçedeki üçüncü kitabı Kahraman Köpekler’de tuhaf bir dünya yaratıyor. Köpekleriyle konuşan hareketsiz adam, boş plastik torbaların sınıflandırılmasıyla uğraşan annesi ve kız kardeşi, başlıca işi hayvanlara bakmak olan hemşire-eğitmen. Ama asıl dünya köpeklerin çevresinde dönüyor, otuz Belçika Malinois çoban köpeğinin.

Pablo Neruda, Julio Cortázar okumamış insanın saçları dökülür, der. Bellatin içinse tam tersi geçerlidir: Bellatin okumuş insanın saçları dökülür. Bellatin okurunu sakat bırakır, aksayarak yürürsünüz kelimeler arasında, belki de sakatlığın ne demek olduğunu kendi vücudundan bildiğinden. Kahraman Köpekler’de hareketsiz adamınki bir çöküşün anlatısıdır ama yukarıdan aşağı inen bir çizgi olarak kurgulanmış dramatik bir çöküş hikâyesi değil, öncesi ve sonrası olmayan ezeli bir çöküşün kırıntıları.

“Hareket edememekle geri zekâlı olmanın farklılığını açıklığa kavuşturduktan sonra, hareketsiz adam aptal köpek yoktur gerzek sahip vardır, diye güvence verir. Hemen ardından çılgın kahkahalara boğulur.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 67
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2014
₺33,75
1 2 3 >
Çerez Kullanımı