İnsan İlişkileri
İnsan İlişkileri

İnsan İlişkileri (9786054977154)

0,00
Fiyat : ₺49,00

İnsan; Evren ve içindekilerle ilişkilerini yol ve yordamında yürütebilmek için öncelikle kendini bilmeli ve tanımalıdır. Bedenin fizik ve ruhunun kurallarını bilen ve onlara uyan insan; onu yaratanın kural ve değerlerini de  kabullenir. Çünkü insan eksiktir ve eksiklerini dışındakilerden karşılamak zorundadır. Evrene ve insanlara muhtaçtır ve onlarla iyi ilişkiler kurmalıdır. Bu sebeple de varlıklar ve evreni tanımalıdır. Tanımak için muhtaç olduğu ilk ve en önemli şey de onlarda saklı bilgilerdir.

Ailede, toplumlarda ve insanlık ailesinde ihtiyaçların en iyi şekilde karşılanması; insan ilişkilerinin sevgi, saygı, barış ve güven duygusu içinde, yaşanması, yayılması, insanca ilişkileri düzenleyen -ortak ilahi ve toplumsal- kuralların çok iyi bilinmesi ve içtenlikle uygulanmasına bağlıdır.

İnsan ailede, toplumda, iş ve devlet yönetimi ile insanlık ailesinde çok değişik insanlarla temastadır ve onlarla değişik ilişkileri yürütmek zorundadır. Ailede insan ilişkilerini düzenleyen kuralları öğrenen insan; kazandığı bu uyum alışkanlığı sayesinde, toplumda, özel işyerleri ve kamu kurumlarındaki insan ilişkileri kurallarını da ana hatlarıyla öğrenmiş olmaktadır. Bu sebepledir ki çocuklarımızın aile ortamında yetişmeleri son derece önemli ve gereklidir. Çünkü davranış kurallarının ilk öğrenilme, uygulanma ve test yeri her insanın ailesi olmaktadır.
Elinizdeki kitapta insan ilişkileri; ailede, toplumda, kamu ve özel iş yerlerinde olmak üzere bir bütün olarak ele alınmıştır. Her insanın ailesinden başlayarak bütün toplumlarla barış ve hoşgörü içinde yaşamayı başarması yani toplumsallaşması için bu kuralları öğrenmesi, özümsemesi ve onlardan hukuk kuralları çıkarması gerekmektedir. Toplum değerlerinden süzülen bu kurallar sayesinde, gençler, birer hanımefendi ve beyefendi olarak yetişecektir. Birbirlerine iyi gözle bakacak, sevgi, saygı ve güven duyguları yeşerecektir. Bu düzenli ilişkiler sayesinde aile, toplumlar ve toplumlar arasındaki uyumlu ilişkiler; “insanlık ailesinin de” hayal değil sonuncu gerçek olduğunu insanlığa hatırlatacaktır.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2015

Benzer Ürünler
  • Alwin W. Gouldner’e göre, toplumda yükselmekte olan "yeni" bir "sınıf" vardır. Bu "yeni sınıf", hem "teknik" entelijensiya"dan (mühendis ve teknisyenlerden) hem de "entelektüeller"den oluşmaktadır. Gouldner, bu yükselen "sınıf"ı, çağdaş toplumun en ilerici gücü olarak tanımlar. Bu "sınıf" kendisini rasyonalite, adalet, bilim ve modernleşme ile, dolayısıyla refah ve iktidarla özdeşleştirmektedir. Gouldner, değişimin motorunun, Marx’ın söylediği gibi proletarya değil, bu "yeni sınıf" olduğunu öne sürmektedir. -Nilüfer Göle- Kamu okullarının yaygınlaştırılmasıyla okur yazarlık oranı da artmaktadır. Bu durum karşısında, entelektüeller de sahip oldukları kapalı ve ayrıcalıklı piyasa konumlarını yitirmektedirler. Ağırlık, kendi gözlerindeki "yüksek" kültürleri ile aynı düzeyde olmayan saygı, itibar, gelir ve sosyal güçler arasında bir statü oransızlığı ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Entelektüellerin sosyal konumu, özellikle teknokratik ve endüstriyel toplumlarda, teknik entelijensiyanın kazandığı önem ölçüsünde zayıflatmakta ve marjinalleşmektedir. Entelektüeller, her yönden yabancılaşmış bir topluluk haline gelmektedir. Alwin W. Gouldner-
    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 190
    En / Boy : 11,5 / 18,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 1.1993
    ₺32,00

  • Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 197
    En / Boy : 13,5 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 1. Hamur
    Basım Tarihi : 5.2002
    ₺32,00
  • 1901-1974) İstanbul’da doğdu. Mülkiye’den mezun oldu, 1924-33 arasında çeşitli kentlerin liselerinde tarih, coğrafya, psikoloji ve sosyoloji öğretmenliği yaptı. 1933’teki Üniversite Reformu ile İstanbul Üniversitesi’nde görevlendirildi. 1940’ta felsefe profesörü oldu. Sosyoloji Bölümü’nün kurulmasını ve kurumsallaşmasını sağladı. 1944-48 yıllarında İTÜ’nün daveti üzerine sanat tarihi dersleri verdi. Çalışmalarını uluslararası platformda da sürdürdü. UNESCO Üyeliği’nin ardından ISA’nın (Uluslararası Sosyoloji Derneği) kurucu üyesi, sonra da başkan yardımcısı oldu ve 1953’te 15. Uluslararası Sosyoloji Kongresi’nin İstanbul’da düzenlenmesini sağladı. Genç yaşında başladığı, sosyolojiden felsefeye, tarihten edebiyata ve sanata uzanan çeşitli alanları bütünleştiren yayın faaliyetini vefatına dek kesintisiz sürdürdü. Kültür ve düşünce dünyamızdaki etkisi, ünlü felsefeci Hans reichenbach'a "Bu adam beyin oburluğuna tutulmuş" didertecek denli etkindir. Geride bıraktığı 1300'ü aşkın makale ile aralarında Çağdaş Düşünce Tarihi, Aşk Ahlakı, 20. Yüzyıl Filozofları, Uyanış Devirlerinde Tercümenin Rolü'nün de yer aldığı 50'yi aşkın kitapla sürüyor. Millet ve Tarih Şuuru, Ülken’in Cumhuriyet’in kuruluş yıllarından itibaren, kitabın adında yer alan kavramlar ekseninde ve felsefeden siyaset bilime, antropolojiden toplum bilime dek pek çok disiplinin ortak çerçevesinde kaleme aldığı özgün metinlerden oluşuyor. Bu metinler, uluslaşmaya sadece Avrupa uluslarından değil, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki diğer milletlerden de sonra başlayan genç Türkiye için adeta bir program taslağı: Ülken, okuyucuları önce modern çağın toplum, millet, kültür, tarih, özgürlük ve demokrasi kavramlarının keşfine çıkarıyor. Ardından kendi yakın tarihimizdeki uluslaşma girişimlerini, diğer Doğu ve Batı uluslarıyla karşılaştırmalı olarak sunuyor. Son bölümlerde ise genç Cumhuriyet’in olgunlaşmaya doğru yol alan ulusal kültürü için, mevcut kaynakları ele alarak bir gündem önerisi sunuyor...


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 354
    En / Boy : 15,5 / 23
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 1.2016
    ₺49,60
  • O’nda koleksiyoncu, nesneleri kullanılırlıklarından özgürleştirmeye çalışır. Onları "işe yaramaz" kılmaya gayret eder. Aslında bu modernliğe yönelik bir isyandır. Düzeni bozar. Sistemi işlemez hale getirir. O’nun koleksiyoncusunun nesnelerle kurduğu ilişki, aslında tüm Frankfurt Okulu’nun birey ile toplum arasında kurmaya çalıştığı ilişkinin modelidir. Özneyi, toplumsal kullanılırlıktan özgürleştirmek. Özneyi toplumsalın normlarından, belirlenimlerinden mümkün olduğunca kurtarmak. Öznenin kullanım değerine saldırır Frankfurt Okulu. Tıpkı koleksiyoncunun nesnenin kullanım değerine saldırması gibi. Koleksiyoncu nesneye aura’sını iade etmeye çalışır, Frankfurt Okulu da özneye. Okulu kötümserlikle suçlayagelenlerin anlayamadıkları tam da bu noktadır aslında. Frankfurt Okulu kötümser falan değildir. Onlar modern toplumun kötü bir toplum olduğunu, hatta gelmiş geçmiş en kötü toplum olduğunu söyler. Kuram kötümser değil, kuramın nesnesi kötüdür. Örneğin yapısalcılıkla en büyük farkları da buradadır. Adorno işin adını koymuştur zaten Gramsci’nin bir sözünden yola çıkarak: Aklın kötümserliği, iradenin iyimserliği.
    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 185
    En / Boy : 13,5 / 21,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : .2008
    ₺38,90
  • Kendisini büyük bir coşkuyla toplumsal hareketlerin yasalarını öğrenmeye veren bu yeni bilgi dalı, kısa zaman içinde ustalarını yetiştirmekte zorlanmaz. Comte, Saint - Simon, Spencer, Durkheim, Le Play, Pareto, Weber, Tönnies, ve Simmel gibi isimler bu büyük yapının harcına katkı vererek çağdaş sosyolojinin altyapısını hazırlarlar.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 364
    En / Boy : 15,5 / 23,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 11.2015
    ₺67,90
Çerez Kullanımı