• Kaplanın Sırtında
    Kaplanın Sırtında
  • Kâğıt Kesiği
    Kâğıt Kesiği
  • Ken Taç Dis
    Ken Taç Dis
  • Masal KADIN
    MASAL KADIN
  • Osman Pamukoğlu
    Debreli Hasan Geronimo
  • İdil Yazar - Çikolata
    İdil Yazar
  • Metin Akpınar Sahneye Adanmış Bir Ömür
    Metin Akpınar Sahneye Adanmış Bir Ömür
  • Zabel Yesayan Yaşamı ve Eserleri
    Zabel Yesayan Yaşamı ve Eserleri

Yüreğine hüsn-ü hat ateşi düşenlerin çoğunun ilk karşılaştığı yazı olan rık’a hattı günümüzde pek çok kurum çatısı altında düzenlenen kurslarda, atölye derslerinde ve Osmanlı Türkçesi öğretilen sınıflarda yazılıp öğrenilmeye çalışılmaktadır. Bu dersler esnasında rık’a hattının yazım kuralları, harf ölçüleri ve satır düzeni hoca tarafından gösterilerek meşk edilmektedir. Ancak çoğu zaman bir yardımcı kitaba da ihtiyaç olduğu görülmektedir.

Elinizdeki bu kitap rık’a hattı ile meşgul olanlara kılavuzluk etmesi gayesi ile hazırlanmıştır. Rık’a hattı hakkında kısa bilgilerin verildiği ön bölümde yazım esnasında kullanılan malzemeler de tanıtılmıştır. Orta bölümde ise harfler yazar tarafından 8 mm kamış ile yazılarak ve yazım yönleri ve ölçüleri ayrıntısıyla gösterilmiş, daha iyi anlaşılması hedeflenmiştir. Son bölümde ise rık’a hattından örneklere yer verilmiştir.

Rık’a hattında yol Mehmed İzzet Efendi yoludur. Kitaptaki kelime ve satır örnekleri merhumun Hutût-u Osmaniye adlı yazı çalışmaları kitabından aynen alınmıştır. Ayrıca bu yolun takipçisi olan Halim Özyazıcı’nın elden ele dolaşan rık’a meşki de kitabın sonuna ilave edilmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 40
En / Boy : 19 / 28
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 10.2018
₺24,00

Hayat eşi bulunmayan bir fırsattır.

Bu kitapta, Kur’an-ı Kerim’de kesin hüküm bildiren ve ilk okumada kolayca anlaşılabilen muhkem ayetlerle hayatın gayesi izah edilmeye çalışıldı. Ayrıca başka bir manaya ihtimali olmayan sahih hadislerle bu gaye desteklendi. Anlatılanların, Allah ve Rasûlü’nün diliyle anlatılmasına özen gösterildi. Bu kitabın hedefi, insanlara, dinin bu iki asıl kaynağı ile seslenmek ve bütün meselelerde Allah ve Rasûlü’nün yegane hakem olduğunu ortaya koymaktır. Zaten sağlam imana sahip bir müminin, bu hükümlere rıza göstermekten başka bir düşüncesi olamaz. Zira Ahzab suresi 36. ayet bunun açık ve net bir delilidir: “Allah ve Rasûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Rasûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” Ebu Davud’un Sünen’inde geçen sahih bir hadiste ise, “Kim Kur’an okur ve onunla amel ederse, onun anasına ve babasına kıyamet günü öyle bir taç giydirilir ki, onun parlaklığı dünya güneşinin parlaklığından daha güzeldir. Kur’an ile amel etmeyi siz ne zannediyorsunuz?”

Hayatın her nefesi bir daha geri gelmesi mümkün olmayan bir hazinedir. Onun için hayatı bize bahşedenin rızası doğrultusunda geçirmek gerekir. Ne demişti “Bilge Müslüman” Aliya İzzetbegoviç: “Yeryüzünün öğretmeni olmak için, gökyüzünün öğrencisi olmak gerekir.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 616
En / Boy : 14 / 22
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺40,00

Her şey içimizde başlayıp bitiyor, sonra dışımıza yansıtıyoruz onları.
İyilikler ve kötülükler böyle çıkıyor ortaya.
İçimizdeki taşları yerli yerine oturtmamız gerekiyor öncelikle.
Bunu yapmadan kendimizi ve dünyamızı değiştirebilmek hiç mümkün mü?
İyilikten, güzellikten yana sihirli bir gücümüz var.
O, içimizde bir yerlerde saklı.
Onu arayıp bulalım.
Olur mu?

“O, zamanının büyük bir bölümünü ormanla iç içe yaşayarak geçiriyordu. Ormanın içinde, ağaçların arasında yürürken ormanda olan her şey ona mutluluk veriyordu.

Kuşların cıvıltıları, yürürken ayaklar altında hışırdayan kurumuş yapraklar, ciğerlere çekilip solunulan mis gibi orman havası ve içtikçe içilen buz gibi sular.

Kerem, ormanların ayrılmaz bir parçası gibiydi...

Sabahları erkenden kalkar, gün ışımadan ayakta olurdu. Bir ses, onu her sabah erken saatlerde çağırır, yeni güne davet ederdi.

Bu güzel davetlerle hemen yatağından kalkar, pencere önüne koşardı. Pencerenin kanatlarını açar, sabahın o diriltici serinliğini içine çekerdi...”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺12,80

Minik bir serçe kuşunun hayat hikâyesidir bu.

Doğumundan ölümüne, başından geçen her şeyi gagasını kalem, üzüm yapraklarını ise kağıt olarak kullanarak yazan bir serçe kuşunun hikâyesi.

Sevgi, dostluk, yardımlaşma, aile olma bilinci ve çevreyi koruma gibi daha birçok konunun ele alındığı bu kitabı zevkle okuyacaksınız.

Kimi yerde sevinecek, kimi yerde hüzünleneceksiniz.

“Günlük yazmak istediğimi söyleyince, annem bana kuşdili yazısını öğretmeye başladı. Kâğıt olarak üzüm yapraklarını, kalem olarak gagamı kullanıyorum. İlk günlüklerimi annem yazıyor; çünkü gagam yazı yazmak için henüz uygun değilmiş. Artık ölmeyeceğim; yazdıklarımla yaşayacağım yani. Ben öldükten sonra, belki biri bu yazdıklarımı bulup okur ve bir serçe kuşunun nasıl yaşadığını; duygularını, düşüncelerini öğrenir. Hatta bunlardan, kendi yaşantısında yararlanabilecek küçük dersçikler çıkarır.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺14,40

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 143
En / Boy : 16 / 23,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .1995
₺8,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 159
En / Boy : 16 / 23,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .1993
₺8,00

 




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 141
En / Boy : 16 / 23,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .1993
₺8,00

Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 127
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺24,00

Sonu görülmeyen zifiri karanlık dünyayı baştanbaşa sarmaktadır. Sarhoş kahkahaları, zevk çığlıkları, açgözlü insanların arzuları; sefalet içinde yaşayan milyonların acı, ızdırap, kahır, hayal kırıklığı, ümitsizliği, dert ve iniltileriyle beraber etrafa yayılmaktadır. Bu dünya hiç değiştirilemez mi? 

Dehşette eşi görülmemiş savaşlar ile sarsılan insanlık, zâlim dünya süperlerinin peşi sıra sendelemekte, onların zulüm ve cinayetlerini çaresiz seyretmektedir.  Nasıl bir dünyada yaşıyoruz? Bu dünyada Müslüman olarak bizim durumumuz nedir? Kokuşmuş ve değersiz Batı medeniyetinin kültürel köleliğini kabule doğru giden güya bağımsız Müslüman toplulukların bu hareketlerini durdurabilir miyiz?

Bu çağda bir İslâm inkılâbı mümkün müdür? Süreci, metodu ve tekniği nedir? Hangi zayıflık ve güçsüzlük bizi gerçek müslüman olmaktan alıkoyuyor?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2015
₺20,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 676
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2009
₺68,00

Osmanlıların siyaset okulu Bab-ı Ali olmuştur.

Hatıratın yazarı Mehmed Selâhaddin Bey, 1888’de Daire-i Sadaret-Uzma Telgraf Kalemi’nde vazifeye başladı. Bab-ı Ali’de Sadaret Şifre Kalemi’nde yirmi iki sene çalıştı. 23 Ocak 1913’teki “Bâb-ı Ali Baskını” üzerine birçok İttihat ve Terakki muhalifi gibi Mısır’a firar etti. Memuriyetle ilişiği kesildi. 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi sonucu, siyasî atmosferin tersine dönmesiyle, 1919 yılının sonlarında İstanbul’a geldi.

Bab-ı Ali’de hizmeti sırasında bir çok devlet ve siyaset ricali arasında bulundu. Bizzat cemiyet ve siyâsî fırkaların içinde olmamasına rağmen bu cemiyetlerin kurucu reisleri ve üyeleri eski arkadaşlarıydı.

Mehmed Selâhaddin Bey, 1918 yılında Kahire’de yayınladığı ve “mağdur ve mazlum Osmanlı milletinin mütalaa ve intibahına” sunduğu hatıratına şöyle başlıyor:

“İttihat ve Terakki mensuplarıyla da arkadaşlığım vardı, kendilerini senelerden beri herkesten iyi bilir ve tanırım. Fakat bu cemiyetin ilk kuruluşundan beri devam eden görüşmeler esnasında müşahede ettiğim durum ve takip etmek istedikleri hareket ve yol, selâmetten çok uzak ve çıkmaz bir yol olduğundan, bunları devlet ve memleket menfaatine hizmet edecek bir fikre döndürmek için gereken nasihatlerde bulundum. Halbuki bu zâtlar bir takım çoluk çocuk ile çalışarak, kıymetli vatanımızın bu duruma gelmesine sebep oldular.

Sadece şahsî menfaatler yüzünden bu hâle gelen devlet ve memleketimizi, bundan sonra olsun bu menfaatperest serserilerden kurtarmak için, bu konuda az çok bilgisi olan her Osmanlı, gereken neşriyatı yaparak, bilmeyenleri ikaz etmeye mecburdur.

Bu mecburiyetle, herkesin anlayabileceği bir şekilde yazdığım bu eseri neşrediyorum. Burada İttihat-Terakki’nin kuruluş gayesini, altıyüzelli senelik Osmanlı Devleti’nin felâketinin sebeplerini, kuruluşunda iyi bir niyetle işe başlanılmadığından, böyle bir cemiyetin iyi bir sonuç vermeyeceğini, inkılâbın başından bu güne kadar cereyan eden iç ve dış siyasetten bahsedeceğim.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2017
₺32,00

Günümüzün modern dünyasında Müslümanlar, çeşitli problemler ve meselelerle karşılaşmaktadırlar. Bunları çözümleyebilmek ve hem zihinlerini hem de kalplerini koruyabilmek için, fikrî ve ruhî azığa ihtiyaç duymaktadırlar. Bu azık, İslâm’ın nuruyla parlayan bir perspektife sahip olmaktır. Böylece şahsî, ailevî ve toplumun muhtelif alanlarında Müslümanca bir tavır geliştirebilmek mümkün olur. Sâlih ve medenî bir hayatın kurulması için, bu azığa sahip olmak zaruridir.


Yüce Kitabımız Kur’ân’ın hidayet nurunu ve Sevgili Peygamberimizin (s.a.v) sünnetini takip edenler bilir ki; insanın kendisiyle, Rabbiyle, diğer insanlarla ve çevresiyle ilişkileri, bu iki kaynakta ayrıntılı bir biçimde düzenlenmiştir. Bütün bunlar, Müslüman bir şahsiyet inşa edebilmeyi, şerefli ve huzurlu bir hayat yaşayabilmeyi amaçlamaktadır.
Bu kitapta okuyacağınız makaleler, modern hayatın debdebesi içinde Allah’ın koyduğu sınırları çizmeyi, şiarlarımızı belirlemeyi ve İslâm’ın nuruyla aydınlanmış kural ve hükümleri açıklamayı hedeflemektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 214
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2017
₺19,20

Hiç Merak Ettik mi? Efendimiz’in hâne-i saâdetleri nasıldı? Hâne-i saâdetlerine girdiği zaman ne yapardı? Ailesiyle münasebetleri nasıldı? Nasıl yatar, nasıl kalkardı? Yatarken, kalkarken nasıl dua ederdi? Gece namazı nasıldı, kaç rekât kılardı? Mescidde beş vakit namazın dışında ne yapardı? Ne yer, ne içerdi? Yerken, içerken nasıl dua ederdi? Kısaca, canımızdan çok sevdiğimiz Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz günün yirmi dört saatini nasıl geçiriyordu? Elinizdeki kitapçıkta bütün bunlara cevap verilmeye çalışılacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2017
₺11,20

İslâm medeniyetinin yeşerdiği ve yüzyıllar boyu varlığını sürdürdüğü diyarlarda mekânın tamamlayıcı unsuru olarak bahçe hep vardı.

İslâm bahçe sanatının hareket noktası “altlarından ırmaklar akan, koyu gölgeliklerin ve yeşilliğin” bulunduğu semavî bahçeler olmuştur.

Müslüman toplumlarda bahçe, huzur ve sükûnun, ferahlık ve serinliğin, tefekküre dalmanın adresidir aynı zamanda.

İslâm sanat ve mimarisinin kalbinde yer alan tevhidin, bahçecilikte de belirleyici unsur oluşu, yazarın kitapta önemle vurguladığı bir husustur.

Yazar, Elhamra’daki Cennetü’l-arif’ten Doğu’daki Şalimar Bahçelerine, Endülüs, Babür, Fars ve Osmanlı’nın İslâm medeniyetine kazandırdığı bahçeciliği gözlemleyip geleneksel İslâm bahçelerinin karakteristik özelliklerini tesbit etmektedir.

Yazar bu kitapta özetle, İslâm bahçe sanatının tarihi, kültürel ve manevî arka planı, geometrik tasarım ve düzeni, suyun önemi, ağaç, çalılık ve çiçekleri üzerine notlarını sıralamaktadır.
Kitap, İslam bahçe tasarım felsefesini ön plana çıkarırken, yerin seçimi, kullanılacak malzeme, sürdürülebilirlik, çevredeki yapılarla uyum, dikimde renk, doku ve biçime bağlılık konularını ele almaktadır.

Yazar aynı zamanda peyzaj mimarı olarak, bu tarz bir bahçe yapmak isteyenlere pratik tavsiyeler sunmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 228
En / Boy : 19,5 / 27,5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 4.2017
₺88,00

Son ilahi din İslâm’ın güzide elçisi Hz. Peygamber, bi’setten itibaren Allah’tan aldığı vahyi, zerre kadar değiştirmeden dosdoğru bir şekilde tebliğ etmiştir.

Doğumundan vefatına kadar sabır, fedakârlık ve kararlılıkla yaşadığı örnek hayat ise bu tebliği taçlandırmıştır. Bir insanın yaşayabileceği en temiz, en doğru, en örnek hayat onun hayatıdır. Bu yüzdendir ki insanlık tarihi boyunca yaşanan nice önemli an, yazılan nice mühim eserler geçip giden zamanla birlikte yok olurken Hz. Peygamber’in yaşadığı hayatın en ince ayrıntıları dahi unutulmamış ve nesilden nesile hem sözlü olarak hem de bilfiil taklit edilmek suretiyle aktarılarak bugünlere gelmiştir.

İmkan ve şartlar dolayısıyla Hz. Peygamber’in Medine’de geçirdiği on yıllık süreçte, geçmiş 53 yılla mukayese edilemeyecek zenginlikte bilgiler elde edilmiş ve bu bilgiler daha sonra kaynaklara işlenmiştir. Bu yüzden Hz. Peygamber’in 63 yıllık hayatı “günlük hayat” perspektifinden ele alındığında ömrünün son on yılını geçirdiği

Medine dönemi esas alınmak durumundadır.

Bu çalışmamız, Medine’deki günlük hayatının önemli bir kısmını geçirdiği Mescid-i Nebevî ile sınırlandırılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 528
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺56,00

Ramazan ayı, müminler için dinî yaşayış ve heyecanın doruk noktada olduğu, neşe ve hareketle geçen bir aydır. Onun için müslümanlar bu ayın gelmesini sabırsızlıkla beklerler, âdeta iple çekerler. Ramazan ayı ibadet ayıdır, yardımlaşma ayıdır, kaynaşma ayıdır, rahmet ve mağfiret ayıdır. Ramazan ayı, Peygamber Efendimizin ifadesiyle: "Evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennem ateşinden kurtuluş” ayıdır.

Yüce Allah’ın lütuf ve ihsanı, rahmet ve mağfireti, feyiz ve bereketi bu ayda her tarafı kuşatır. Günahları bağışlar, duaları kabul eder. Müminlerin hayır, hasenat hususunda birbirleriyle yarışmalarını ister ve böyle kullarıyla meleklerine karşı iftihar eder.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2017
₺19,20

Ebû Bekir ikindi namazını kıldı. Sonra Ali ile biraz yürüdü. Hasan’ın çocuklarla oynadığını gördü. Hasan’ı omzuna kaldırarak:

– Kurban olduğum, tıpkı Peygambere benziyorsun; Ali’ye ise benzemiyorsun, dedi.

Ali gülüyordu. Hasan’ı kim görse, dedesine benzetirdi. Hatta Hasan, babasına seslenirken: “Ebü’l-Hasan!” diye seslenirdi. Hüseyin de babasına aynı şekilde hitap ederdi. Allah Rasûlü’ne (s.a.v) ise: “Babacığım!” diye hitap ederlerdi.

Hasan, oyununu bitirdikten sonra mescide gitti. Allah Rasûlü (s.a.v) mescidde ashabıyla sohbet ediyordu. Hasan’ı görünce, yüzü ay parçası gibi parladı. Kollarını açtı. Hasan kucağına atladı. Onu öpüp okşayan Allah Rasûlü (s.a.v):

– Allah’ım, ben onu seviyorum. Sen de sev, diye dua etti.

Allah Rasûlü (s.a.v) Hasan’ı da yanına alarak mescidden ayrıldı. Kızı Fatımatü’z-Zehra’nın evine gitti. Yüzü mütebessimdi. Kalbi sevgiyle doluydu. Fatımatü’z-Zehra ona, geride hüzünlü kalpler bırakarak dünyadan göçen sevdiklerini; Hatice’yi, Zeyneb’i, Rukiye’yi ve Ümmü Gülsüm’ü hatırlatıyordu. 

Rasûl-i Ekrem (s.a.v) eğilerek Fatıma’nın kızı Zeynep’i öptü. Küçük Zeynep, ölen teyzesinin ismini taşıyordu. Rasûl-i Ekrem (s.a.v) onu görünce, içinde kaynayan sevinç ve keder, şefkat ve merhamet duygularını tutamadı. Küçük Zeynep’i ve Ümmü Gülsüm’ü her gördüğünde dudaklarına yansıyan tebessüm, gözyaşlarına karışırdı. Kendisini ölüme ve ölüm sonrasına hazırlayan bir peygamber olsa da sonuçta o da bir insandı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 173
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺14,40

Araplar, câhiliyye döneminde dahi yazının değerini ve önemini takdir etmişler, okuma yazma bilmeyi, insanın kâmil olabilmesi için değer verdikleri üç temel esastan biri saymışlardı. Yazıyı kullanma bakımından bilgisiz olmaları, genellikle günlük hayatlarında buna ihtiyaç duymamalarındandı. Bu sebeple okuma yazma bilenlerin sayısı azdı.

İslâm geldiğinde, Rasûlullah (s.a.v)’in öğretimle ilgili üstün siyaseti sayesinde okuma yazma gerçekten kısa bir zaman içerisinde yayıldı. Rasûlullah’ın kâtipliğini yapanların sayısı altmışa, hatta daha fazlaya ulaştı.

İhtisasları açısından Rasûlullah’ın kâtiplerine baktığımızda bunlardan bir kısmının Kur’ân’ı yazdıklarını, bazı kâtiplerin de devlet işleriyle ilgili yazışmada ihtisas kazandıklarını görürüz.

  • İçlerinde Zeyd bin Sabit gibi Rasûlullah’ın hükümdarlara gönderdiği mektupları,
  • Ali bin Ebû Tâlib gibi antlaşmaları, 
  • el-Muğîre bin Şu’be gibi ortaya çıkan ihtiyaçlarını, 
  • Abdullah bin el-Erkam ve diğerleri gibi insanlar arasındaki sözleşmeleri ve borçları,
  • Muaykıb bin Ebû Fâtıma ed-Devsî gibi Rasûlullah’ın ganimetlerini,
  • Huzeyfe bin el-Yeman gibi Hicaz hurmalarını daha ağacındayken tahmin edip yazanlar vardı.

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 190
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺19,20

"Mektubunu alınca bilsen ne kadar çok sevindim. Eski günlerimizi hatırladım. İlkokulun birinci sınıfından beri arkadaşız. Yıllardır birbirimizle ekmeğimizi, suyumuzu; sevinçlerimizi, acılarımızı paylaştık. İnanıyorum ki bir gün yine ya lisede ya da üniversitede beraber olacağız. Gerçi ayrı yerlerde bulunsak da dostluğumuz asla zayıflamayacak; çünkü biz dostluğumuzu sağlam temeller üzerine kurduk ve kalıcı bir dostluk için ant içtik.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺16,00

Dünyaya gözlerini açtığında ne de masumdu! Lâkin olacaklardan haberi yoktu. Objeleri ayırmaya başladığında bir tuhaflık sezdi; normal değildi, insanlar!

Gözlerini birbirinden kaçırıyor, selamlaşmadan basıp gidiyorlardı.

Hayaletler şehri gibiydi, her yer.

Köşe başlarını tutan kapüşonlular, avını bekleyen birer çakaldı.

İşte birisi yaklaşıyor.Birkaç bozukluk uzatıyor. Atıyor cebine. Ne garip şeydi bu!

Sınıfta durmaksızın uyuyan biri vardı; ne ders dinliyor, ne konuşuyor.

Bir noktaya odaklanıyor, sonra kapıyı çarpıp gidiyor. Öğretmenin ağzını bıçak açmıyor, tek kelime etmiyor.

‘El alemin çocuğu’ydu, ona göre. ‘Neme lâzım’dı. Anasının babasının adam edemediği sır sıpayla uğraşacak değildi(!)

Derken çocuk okula gelmez oldu, bir değil beş değil aylar geçti, ortalıkta yoktu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺19,20

İnsan, seninle anlam kazandı; seninle manasına kavuştu, varlık. Sen yoksun diye, yüzler gülmüyor; tahammül sınırını aştı hayat. Yokluğunu fırsat bilenler, kan gölüne çevirdiler dünyayı. Kuzey, güneyi eziyor; kara bulutlar çöküyor, semadan tüm evrene.Yaradan’ın üstünlük ölçüsü takva iken, “ne mutlu” ırklar türedi. İlahlık yarışına girenin biri, diğerine:

“Sana, benden gayri özgürlük veren olmaz; benim istediğim kadar hürsün; ya sev, ya terk et!” ile inkarın daniskasıydı.

Ey Alemlere Rahmet Olan!
Yokluğunda sahte liderler dolaşıyor, sağda solda; “Kurtuluş bende!” diyor, her biri. Halklarını atıyorlar gayyaya bilerek, isteyerek. İzmler çöplüğüne döndü dünya!
İnsanı insan yapan değerler pazara düştü; dosta kurşun, düşmana gül. Tutulan yol hak olsaydı, çokluğuna rağmen zelil olur muydu, seni sevenler!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺19,20

“İslâm medeniyetinin modern dünyaya en büyük hediyesi bilimdir… Fakat Avrupa’yı yeniden hayata kavuşturan şey sadece bilim değildi. İslâm medeniyetinden gelen daha başka tesirler de Avrupa hayatına ilk ışıltıları vermiştir… Avrupa’nın ilerlemesinde İslâm kültürünün tesirini görmeyeceğimiz hiçbir alan yoktur. Bu tesirin bütün açıklık, büyüklük ve devam eden gücüyle kendini gösterdiği, en büyük zaferlerin kazanılmasına sebep olduğu alan, tabiat bilimleri ve bilim zihniyeti olmuştur.” (Robert St. Briffault, The Making of Humanity)

İslâm dünyasının, XVII. yüzyıldan sonra duraklamaya geçmesi ve XIX. yüzyılda gerilemesinin en önemli bir sebebi bilim ve teknolojiye gerekli önemin verilmemiş olmasıdır. Tarih ve günümüz bize, bilim ve teknolojide ileri olan ülkelerin siyaset ve iktisat alanlarında da güçlü olduğuna şahitlik etmektedir. Dolayısıyla ülkemizin ve diğer İslâm ülkelerinin Doğu-Batı karşısında güçlenmesi, geçmişteki bilim geleneğimizle geleceğimizin bağlantısını kurarak yeniden bir diriliş gerçekleştirmemize bağlıdır.

Bugün de ülkemizde ve İslâm dünyasında “Bilimsel Devrim” yapabilecek bilim insanlarımız mevcuttur; bundan kimsenin şüphesi olmasın. Ancak önümüzdeki sorunlar, devlet adamlarının ve hükümetlerin bilime ve bilimsel kurumlara yeterli destekleri vermeleriyle aşılabilir. Batı’nın bizim dünyamıza karşı bugün tek üstünlüğü, batılı devletlerin bilimsel araştırmaları ve kurumları gerekli maddî ve manevî yardımlarla desteklemeleridir. Bu yarın bizde de olacaktır ve olması gerekir.

Kitapta alfabetik sıraya göre 102 bilim adamımız hayatı, eserleri ve ilme katkılarıyla konu edilmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 17 / 25
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 10.2017
₺96,00

“Dr. Weizmann, genç hayranları Ben Gurion, Begin ve Dayan tarafından etrafı sarılmış hâlde, önündeki masada bir Filistin haritası, burada Yahudi Devletinin nasıl oturtulacağını izahla meşgul.

Genç Yahudi gazeteci sessizliğini yırtarcasına sorar:

– Peki, Araplar ne olacak?

Sohbetin ortasında çatlak ses çıkartarak pot kırmış olmalıydım ki, Weizmann yüzünü ağır ağır bana çevirdi, elinde tuttuğu fincanı bıraktı ve benim sorumu tekrarladı: ‘Araplar ne olacak?’..

– Evet, Arapların şiddetle muhalefetine ragmen Filistin’i anavatan yapmaktan nasıl ümitlenebiliyorsunuz? Üstelik Araplar bu ülkede ekseriyetteler.

Siyonist lider omuz silkti ve kat’i olarak cevapladı:

‘Beklentimiz o ki, bir kaç yıl zarfında artık bunlar ekseriyette kalmayacak!’…

Düşündüm de, ne kadar garipti, uzun ve keder dolu sürgün tarihi boyunca sayısız zulümlere mâruz kalmış bir kavim nasıl olur da kendi amacı doğrultusunda… bir başka kavme elem yüklü bir zulüm hazırlığı içinde olabilirdi. Sonra bu kavmin geçmişte Yahudilerin çektiği ıstırapta bir payı da yoktu…”

Leopold Weiss (Avusturya-Alman Yahudisi, gazeteci)

Kudüs 1922

(Hz. İbrahim'in oğlu İshak'ın soyundan gelen) Yahudilerin, amcaoğulları (diğer oğul İsmail'in soyundan gelen) Araplara çektirdikleri elem yüklü acılar...

“Vadedilen topraklar” kime vadedilmiş?..

İntifada'nın gücü... Ahmed Deedat'ın ifadeleriyle...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺20,00

İslâm bilginleri, daha çok Kur’ân’ın; söz veya üslûbu, kelâm terkibi veya yenilik getirmesi yönleriyle ebedî bir mucize olduğu görüşündedirler.
Kur’ân mucizeleriyle ilgili söylenen bir başka husus da, gerek geçmiş peygamberler ve geçmiş hâdiselerle ilgili olsun ve gerekse gelecekten bahseden haberlerle ilgili olsun; onun gaybî haberleri kapsamasıdır.

Kur’ân’ın bazı lafızlarının tekrarı veya zıt anlamdaki kelimeler arasındaki sayı uyumunu ele alan Abdurrezzak Nevfel’in, Kur’ân-ı Kerim’in Allah tarafından geldiğini isbat konusunda izlediği yol ve tarz her ne kadar yeni ise de hiçbir zaman Selef-i Salihînin tarzına aykırı değildir. Bu değerli araştırmacı Kur’ân-ı Kerim’den öyle sırlar ortaya koymaktadır ki, bunlar şu âna kadar farkedilmemiştir ve bunu tekzib edecek bir söz de söylenmemiştir. Üstad Nevfel, Yüce Allah’ın tevfik ve inayetiyle Kur’ân-ı Kerim’de birçok kelimenin eşit sayıda, defalarca tekrarlandığını ortaya çıkarmıştır. Kur’ân-ı Kerim’de eğer dünya kelimesi 115 kere tekrar edilmişse, aynı şekilde ahiret kelimesi de 115 kere tekrar edilmiştir. Bu benzerlik ve eşitlik Kur’ân kelimelerinin birçoğunda görülmektedir: Hayat ve Ölüm, Şeytan ve Melekler, Cehennem ve Azap, İnsan ve Elçi, Kâfirler ve Ateş, Müslümanlar ve Cihad, vb…

Yine Kur’ân-ı Kerim’de, gün (yevm) kelimesinin 365 defa, günler (eyyam) ve iki gün (yevmeyn) gibi çoğul türevlerinin bir ayın günleri kadar yani 30 defa, ay (şehr) kelimesinin de 12 defa tekrarlandığını biliyor muyuz?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺28,80

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 127
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2013
₺20,00

"İslam bir yıkım ve yeniden yapma çağıdır. Cahiliyyenin bütün cins ve şekilleriyle yıkılmasıyla... Bu fikirde cahilliyye olabilir... İslam, farklı vasıf ve özellikleriyle ayrı bir sistemdir. O, bir yücelik ve şeref çağrısıdır. Bazı haklardan vazgeçerek uzlaşmayı ve yarım yamalak çözümleri kökünden reddeder... O, hakka çağrıdır. Hakka kendisinden başka bir yolla ulaşmaya çalışılmasına da yer vermez... "İslam, bugün bir öze dönüşün mücadelesini vermektedir. Bu süreçte İslam’ın bütün müslümanlar üzerinde hakkı, onu savunmak ve sahip oldukları fikri, maddi ve manevi bütün varlıklarını ondan başka bütün fikirlerle mücadeleye seferber etmeleridir."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 93
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.1992
₺6,40

İslam’ın hakikat ve mahiyetini anlamak, Resûlüllah (s.a.v)’i ve onun sünnetini çok iyi bilmekle mümkün olduğu tartışma götürmez bir gerçektir. Efendimizin bize bıraktığı o zengin manevî mirası koruma ve yaşatmanın biricik yolu, o azîz insanın İslâm’ı tebliğ sürecinde söylediklerini, yaptıklarını ve doğruluğunu tasvip edip onay verdiği her şeyi dinî birer hakikat olarak kabul edip onları olanca saflığı, sadeliği ve güzelliği ile hayata geçirmekle olur.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺9,60

Ömer, Osman ve Ali geldiler. Ağıt sesleri kulaklarını çınlatıyordu. Ömer’in aklı başından gitmişti. Osman’ın ağzını bıçak açmıyordu. Ali de âdeta yere çakılmış, hareketsiz bir hâlde duruyordu. Hepten çökmüştü. Ömer mescidin bir köşesinden şöyle sesleniyordu:

– Bazı münafıklar Allah Rasûlü’nün (s.a.v) öldüğünü ileri sürüyorlar. O ölmedi. Bilakis Musa bin İmran'ın öldüğünün söylenmesinden kırk gün sonra döndüğü gibi Rabbinin yanına gitti. Vallahi Allah Rasûlü (s.a.v) Musa bin İmran'ın geri döndüğü gibi geri dönecek ve bazı adamların elleri ve ayaklarını kesecektir.

Ömer, kendini kaybetmişcesine, münafıkları tehdit etmeyi sürdürürken, insanlar dehşeti yaşıyorlardı. Şaşkınlık içindeydiler. Allah'ın dostu, sevgili ve seçkin kulu, rasûlü ve nebisinin ölebileceğine bir türlü inanamıyorlardı. Gerçekten de vahiy artık yeryüzünden çekilmiş miydi?
Ölüm haberini alan Ebû Bekir gelerek mescidin kapısında durdu. Ömer insanlara konuşuyordu. Hiçbir şeyle ilgilenmeksizin doğruca Aişe’nin evinde yatan Allah Rasûlü’nün (s.a.v) huzuruna girdi. Evin bir köşesinde üstü Yemen hırkasıyla örtülmüş bir vaziyette yatan Allah Rasûlü’ne (s.a.v) doğru yaşlı gözlerle ilerledi. Yüzünden örtüyü kaldırıp onu alnından öptü. Sonra şöyle dedi:

– Anam babam sana feda olsun. Hayatında da ölümünde de güzelsin. Allah sana ölümü yazdı ve şimdi o ölümü tattın. Artık bundan sonra sana ölüm yoktur.
Sonra örtüyü yüzüne geri kapatıp dışarı çıktı.  Ömer hâlâ insanlara konuşuyordu. Ebu Bekir:

– Yavaş ol Ömer. Sessiz ol, dedi. 

Ömer konuşmada ısrar edince Ebû Bekir Müslümanlara doğru döndü. Sesini duyanlar Ömer’i bırakıp ona yöneldiler. Ebû Bekir Allah’a hamd ve senadan sonra şöyle konuştu:

– Ey insanlar! Kim Muhammed’e tapıyor idiyse bilsin ki Muhammed ölmüştür. Kim de Allah’a tapıyor idiyse bilsin ki Allah diridir, ölmez!

Sonra şu âyeti okudu: 

“Muhammed yalnızca bir elçidir. Ondan önce de elçiler gelip geçti. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geri dönecek misiniz? Kim geri dönerse bilsin ki Allah’a asla bir zarar vermiş olmayacaktır. Allah şükredenleri mükâfatlandıracaktır.” (Âl-i İmrân 3/144)


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺24,00

“Mirac’ın kalbinde şüheda çığlıkları arşa karışıyor; küle dönmüş hayatlar, kavrulmuş bedenler Hakk’a yürüyordu. Nesilden nesile aktarılan bir hüzündü, acının başşehrinde yaşanan. Ömer’in nefesi bile titretirken alemi, şimdilerde içten içe kaynayan bir coğrafyaydı Risaletin Diyarı. Asırlık bir bekleyiş, amansız bir hasretti. Kopkoyu gecenin apak şafağına ramak kalmıştı. Evren, yeni bir güne gebeydi adeta.

Özlenen Kahraman’ın müjdesiyle doldu sokaklar, arklar. Henüz yedisine bile değmemişti. Hayran hayran temaşa ettiği minber ustasına içinden geldiğince sordu:
“Bu minberi nereye yapıyorsun?”
“Aksa Mescidi’ne, Kudüs’e!.”
“İyi de, bizim değil ki oralar, nasıl götüreceksin?”
Can alıcı cevap havzalasını yerinden söktü aldı:
“Benim vazifem yapmak. Bir yiğit çıkar, o da diker minberi yerine!”
Onlarca yıl beynini zonk zonk sızlatan o söz, ne de tesirliydi, delikanlı yüreğinde: “Bir yiğit, bir yiğit!.”

Zehirli oklar, aldığı kılıç darbeleri, amansız yaralar, acının her türlüsünü görmüş yorgun zihni, zayıf düşürmüştür bedenini. “Bir ölür, bin doğarız”ın kudretli sultanının, ruhu bedenden ayrılmakta. modern çağlara sarsılmaz bir Hamza bırakmaktadır, insanlıktan yana. Selahaddin! Dön gayri, parçalanmış coğrafyama!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺19,20

Kelime manası “altınlamak” olan tezhip, geleneksel sanatların bir dalı olarak günümüze kadar gelmiştir. Yüzyılları aşan tarihiyle bu sanat sürekli gelişmeyi sürdürmüştür.

Kadim medeniyetimizin tevhid anlayışının bir tezahürü olarak ortaya çıkan üslûplaştırma tekniği ile asırlardır işlenerek en olgun ve klasik formlarına ulaşmış olan tezhip sanatımızın öğretilmesi ve yaşatılması için günümüze kadar çok gayret gösterilmiştir. Bu gayret meşk usûlü ile usta-çırak ilişkisi içinde yürüyüp giderken bir kılavuz kitaba hep ihtiyaç duyulmuştur.

Elinizdeki kitapta, tezhip sanatının kavramları, tasarım ve kompozisyon için gereklilikleri gibi bilgilerin temel seviyede bulunması amaçlanmıştır. Bu sanatın tanım ve kısa tarihçesi ile kullanılan âlet ve malzeme bilgisine yer verilmiş, uygulamada çizgi, yaprak, penç, goncagül, hataî, çintemani, kompoziyon ve özellikleri, cetvel-zencerek, tığ, münhani ve yarı üsluplaştırılmış çiçek desenlerinin tarif, çizim ve renklendirmelerinin nasıl yapıldıkları klasik tezhip örnekleriyle açıklanmaya çalışılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 19 / 27
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 1.2018
₺32,00

Islâm medeniyetinin yeşerdiği ve yüzyıllar boyu varlığını sürdürdüğü diyarlarda mekânın tamamlayıcı unsuru olarak bahçe hep vardı. Islâm bahçe sanatının hareket noktası "altlarından ırmaklar akan, koyu gölgeliklerin ve yeşilliğin" bulunduğu semavî bahçeler olmuştur. Müslüman toplumlarda bahçe, huzur ve sükûnun, ferahlık ve serinliğin, tefekküre dalmanın adresidir aynı zamanda. Islâm sanat ve mimarisinin kalbinde yer alan tevhidin, bahçecilikte de belirleyici unsur oluşu, yazarın kitapta önemle vurguladığı bir husustur. Yazar, Elhamra'daki Cennetü'l-arif'ten Doğu'daki Şalimar Bahçelerine, Endülüs, Babür, Fars ve Osmanlı'nın Islâm medeniyetine kazandırdığı bahçeciliği gözlemleyip geleneksel Islâm bahçelerinin karakteristik özelliklerini tesbit etmektedir. Yazar bu kitapta özetle, Islâm bahçe sanatının tarihi, kültürel ve manevî arka planı, geometrik tasarım ve düzeni, suyun önemi, ağaç, çalılık ve çiçekleri üzerine notlarını sıralamaktadır. Kitap, Islam bahçe tasarım felsefesini ön plana çıkarırken, yerin seçimi, kullanılacak malzeme, sürdürülebilirlik, çevredeki yapılarla uyum, dikimde renk, doku ve biçime bağlılık konularını ele almaktadır. Yazar aynı zamanda peyzaj mimarı olarak, bu tarz bir bahçe yapmak isteyenlere pratik tavsiyeler sunmaktadır.


Sayfa Sayısı : 228
Basım Tarihi : Mayıs 2017
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : Kuşe
Basım Yeri : İstanbul
₺60,00 KDV Dahil

Mutlu Aile, Mutlu Toplum

Aile, toplumun temelidir. Sağlam toplum sağlam ailelerden meydana gelir. Ailede sorunlar başlamış ise, o toplumda da sorunlar başlayacak demektir. Aileler mutlu ve huzurlu olmazsa, toplum damutlu ve huzurlu olmaz.

Ailenin mutluluğunu bozacak, hayatlarını zehir edecek, yuvalarını zindana çevirip âdeta yaşanılmaz, çekilmez hale getirecek birçok şey olduğu gibi, mutluluğunu sağlayacak, aile yuvasını cennete çevirecek güzel şeyler de vardır. Yeter ki eşler bunun bilincinde olsunlar.

Ama, mutluluk durup dururken kendiliğinden gelmez. Onu yakalamak için gayret gerekir, sabır gerekir, fedakârlık gerekir, feragat gerekir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2017
₺12,00

Minyatür terimi, genel anlamıyla çok ince işlenmiş küçük boyutlu resimler ve bu türdeki resim sanatları için kullanılmaktadır. Minyatür kelimesinin, Latince “kırmızı ile boyamak” anlamına gelen “miniare” kelimesinden türetilmiş olduğu ve daha sonra Fransızca’ya “miniature” biçiminde geçtiği düşünülmektedir. Osmanlı dönemi kaynaklarına baktığımızda bu terimin yerine “tasvir” veya “nakış” kelimelerinin tercih edildiği görülmektedir.

Osmanlıda sarayın bünyesinde ve himayesindedir nakkaş. Sarayı, saraydakileri, seferleri, şehirleri, yapıları, coğrafyayı aksettirir kâğıda. Bu sebeple denir ki; Osmanlı minyatürü belgesel niteliği taşır. Osmanlı minyatürü diğerleri yanında sade, zarif, dengeli oluşuyla ve kullanılan renklerin canlılığıyla kendini gösterir.
Günümüzde kendi nakkaşhânelerinde ve kurumlar bünyesindeki kurslarda, klasik usulde talebe yetiştiren, eser veren ve bu çizgiyi korumakta ısrarlı ustalara şükran borçluyuz.

Elinizdeki kitap, minyatür sanatının talimi sırasında, nakkaş adaylarına hem malzeme ve uygulama bilgisi yönünden, hem de tasvir detaylarını anlama yönünden yardımcı olması maksadıyla hazırlanmıştır.

Geleneğin ustalarına ve ustaların eserlerine yürümek, onlara bakmak, görmek, okumak ve can kulağıyla duymak, aynı yolda izleri toplaya toplaya geleceğe akmak, akışında özgünleşmek için elzemdir. Bu, uzun bir yol, uzak bir hedef olarak görülebilir. Derim ki; dün muvaffak olunduysa bugün neden olmasın? Yeter ki havledilsin, yeter ki azmedilsin.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 56
En / Boy : 19 / 27
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 2.2017
₺28,00

İmam Gazzalî’nin, Selçuklu Sultanı Sencer başta olmak üzere vezirlere, emir ve devlet adamlarına, fakih ve din rehberlerine yazdığı mektupları, vefatından sonra talebeleri tarafından, Fedâilu’l-enam min resâili Hucceti’l-İslâm adıyla bir araya getirilmiştir. Bu Farsça el yazmalar hem ta’lik hem de nesih hat ile çoğaltılmış, yakın zamanlarda Farsça matbaa baskısı ve Arapça tercüme-tahkikli baskısı ve İngilizce tercüme baskıları yapılmıştır.

Bu mektuplarında Gazzali, hikmet yüklü tavsiyelerini hükümdarlara, idarecilere, hükümet yetkililerine ulaştırmış, hatta zaman zaman huzurlarında bizzat dile getirmiştir. Tenkit oklarını, sevilmeyen idarecilere, zâlimlere, ahlâken yozlaşmış yetkililere, mevkiini ve gücünü kötüye kullananlara yağdırmıştır.

Mektuplar aynı zamanda çağının olaylarını ve tartışmalarını yansıtması bakımından da ilgi çekicidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2017
₺16,00

İngilizceden uyarlanarak çevrilen bu kitap; müslüman çocuklarını, anne - baba ve öğretmenlerin bekledikleri, sadece peygamberler hakkında kıssalar anlatan değil, şehadet, namaz, oruç, zekat ve hac konularında canlı bilgiler öğreten kitaptır. Elişleri ve oyunlarla da "yaparak öğrenme"ye ağırlık verilmiştir. 8-14 yaşlarındaki çocuklar evde olduğu gibi kurslarda da neşe ile öğreniceklerinden bu kitabı çok seveceklerdir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 16 / 23
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 4.1986
₺24,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 410
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 4.1998
₺40,00

Basım Dili : Osmanlıca
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 239
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2007
₺32,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.1999
₺24,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 127
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.1999
₺20,00

İslam medeniyeti ve sanat tarihi üzerine yayınları bulunan İngiliz müsteşrik Arnold bu çalışmasında, İslam’ı misyonerliğe dayanan dinler arasında sayarak Kur’an’ın tebliği ve iknayı emrettiğini, din değiştirmelerde şiddeti ve zorlamayı yasakladığını dile getirmektedir.

Bir tebliğci olarak Hz. Muhammed (s.a.v.)’den örnekler verilerek, sonraki dönemlerde İslam’ın Hıristiyan dünyasında ve diğer dinlerin hakim olduğu Avrupa, Asya ve Afrika’da yayılışı bir batılıda az görülebilecek tarafsızlıkta anlatılmaktadır. Yazar, Hıristiyan misyonerlerin sürekli tekrarladıkları "İslam’ın kılıç zoruyla yayıldığı" iddiasını reddetmekte, insanların Müslüman olmaya karar verirken nelerden etkilendiklerini de araştırmaktadır. Bu kitapta, Hz. Peygamber’den bu yana her zaman ve mekanda mü’minlerin dini bir vecibe olarak tebliğ faaliyetine devam ettikleri örnekleriyle yansıtılmaktadır. Bu yönüyle kitabın, İslam’ın yayılış tarihini bütüncül bir bakış açısıyla ele aldığını söyleyebiliriz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 600
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2016
₺60,00

"19 Mucize"nin içyüzü nedir? 19’un Kur’an’ın sayısal şifresi olduğu iddiası doğru mudur? Bu iddianın dayanağı nedir? Kur’ân hattı (yazısı) üzerinde sayısal değerlendirmeler yapılabilir mi? Bu kitapçık ile; Söz konusu iddialar çürütülmekte, 19 meselesinin artık efsane olduğu, "19 Mucizesi" perde arkasında Reşat Halife’nin Kur’ân’ın bazı âyetlerini yok sayma sapıklığı ve "rasûl"lük (Allah’ın Elçisi) hezeyanları ortak serilerek konuya açıklık getirilmektedir. 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 87
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.1994
₺16,00

"İslam bir yıkım ve yeniden yapma çağıdır. Cahiliyyenin bütün cins ve şekilleriyle yıkılmasıyla... Bu fikirde cahilliyye olabilir... İslam, farklı vasıf ve özellikleriyle ayrı bir sistemdir. O, bir yücelik ve şeref çağrısıdır. Bazı haklardan vazgeçerek uzlaşmayı ve yarım yamalak çözümleri kökünden reddeder... O, hakka çağrıdır. Hakka kendisinden başka bir yolla ulaşmaya çalışılmasına da yer vermez...
"İslam, bugün bir öze dönüşün mücadelesini vermektedir. Bu süreçte İslam'ın bütün müslümanlar üzerinde hakkı, onu savunmak ve sahip oldukları fikri, maddi ve manevi bütün varlıklarını ondan başka bütün fikirlerle mücadeleye seferber etmeleridir."
(Arka Kapak)


Sayfa Sayısı : 96
Basım Tarihi : Eylül 1992
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 2. Hamur
Basım Yeri : İstanbul
₺16,00

İlk Türk kadın romancı olarak tanınan Fâtıma Âliye Hanımın romanları dışında da eserleri vardır. Kadınlarla ilgili meseleler, tarih incelemeleri ve felsefe üzerine yazdıkları kitap olarak yayınlanmıştır. Bunlarda, Tercüman-ı Hakikat gazetesinde tefrika edilen (1891) Nisvân-ı İslâm, yazarın Türk ailesi ve özellikle harem hayatı hakkında bilgi edinmek isteyen Avrupalı bazı kadınlarla yaptığı, çok evlilik, câriyelik, örtünme, moda ve musiki konuları üzerindeki konuşmalarından doğmuştur. Kitapta bu hayatın Osmanlı kimliğinin bir parçası olduğu ifade edilmektedir. Bu eser, Maârif Nezareti’nin izniyle 1892 tarihinde ilk defa kitap olarak basılmıştır. Fransızca, İngilizce ve Arapça’ya tercüme edilerek yayınlanan bu kitap dolayısıyla ülke dışında da tanınan yazara Chicago Kitap Sergisi’nde ödül vermiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2009
₺24,00

Allah'ın son Nebisi ve Rasülü Hz. Muhammed (s.a.v) her sınıf ve seviyede insan için yaşanacak bir örnektir. Hanımları ve çocuklarıyla bir aile hayatı süren eşler de onun yaşayışından kendilerine büyük ibret ve misaller bulabilirler. Peygamber (s.a.v) evlilik hayatı boyunca hanımlarından gelebilen kıskançlık, çekememezlik, kızdırıcı ve can sıkıcı münferit davranışlara sabırla ve tatlılıkla mukabele etmiş; azarlama ya da şiddete yer vermemiştir. Hanımlarına çok samimi ve içten muamele etmiş, onları sevinçte ve tasada ortaklar kabul etmiştir. Hanımlarının mehirlerini evlenirken vermiş, onlara ayrı ayrı ve toplu olarak sohbetlerde bulunmuş, onları ilgilendiren meselelerde istişare etmiş, aile fertlerinin her birine ilgi göstermiş, kıymet vermiş, hususi itibar atfetmiş, yalnızca aile efradına değil, yakınlarına da iltifat ve alaka göstermiş, hanımlarına karşı hayırlı olmuş, kıskançlıklarını anlayışla karşılamış, onlara ev işlerinde yardımcı olmuştur. Kısacası Peygamer (s.a.v), dünyanın şimdiye kadar gördüğü en mükemmel bir aile reisiydi.


Sayfa Sayısı : 283
Basım Tarihi : Eylül 2011
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 2. Hamur
Basım Yeri : İstanbul
₺9,60 KDV Dahil

Müslümanlarda Tıp ilminin 9. yüzyıla, yani Abbasi döneminin başlangıcındaki meşhur tercümeler dönemine kadar olan gelişimi ve sonrasında Ali İbn-i Rabban, er-Râzî, el-Mecûsî ve İbn-i Sînâ ve eserleri çerçevesinde ele alınan derslerde başlıca dikkat çekilen hususlar şöyledir: Tercümeler döneminde Arapça’ya Hind ve Yunan kaynaklarından pek çok eser çevrilmiştir. Bugün için aslı kaybolmuş kitapların, Arapça tercümelerde korunmuş olduğu bir gerçektir. 1200 sene önce Arapça mütercimleri, Bağdat’tan Cündîşâpûr’a, oradan Edessa’ya (Urfa) ve Antakya’ya ve buradan İskenderiye’ye uzanan canlı bir geleneğe şâhit olmuşlardır. İslâm Tıbbı üzerine yapılan dikkatli ve itinalı çalışmalar, tercümelerden bağımsız yeni uygulama ve teliflerin varlığını ortaya çıkarmaktadır. Orta Çağ hekimleri kendilerini sadece tıp alanıyla kısıtlamamışlar, çalışmalarında astronomi, astroloji, musiki, matematik ve hatta ahlâk konularıyla yakından ilgilenmişlerdir. İslâm Tıbbı hakkında yazılan tüm büyük sistematik eserlerin girişinde şu öğretilerden bahsedilir: Evren dört ana unsurdan meydana gelir. "Anasır-ı Erbaa" olarak bilinen ve dört sır manasına gelen bu unsurlar su, toprak, ateş ve havadır. İnsan bedeninde bu dört unsurun her birinin karşılığı olduğuna inanılır ve bunlara hılt adı verilir. Hıltların karışımından müteşekkil insan bünyesine ise mizaç denmiştir. Her bünyede bu karışımlar değişik oranlarda bulunduğundan, insanların mizaçları da farklı farklıdır. Bir bünyede hangi mizaç hâkimse bünye onunla anılmıştır. Safravi mizaç, sevdavi mizaç, demevi mizaç ve balgami mizaç gibi. Kan grupları da dörttür. Fakat hiç kimse tek başına ve tamamen şu veya bu mizaçtan olmuyor. Herkes, bu mizaçların belli oranda karışımından müteşekkil bir yapı arz ediyor. Bu mizaçların belli orandaki bileşkelerine göre eski hekimler 64 çeşit temel mizaç olduğunu ifade etmişlerdir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2012
₺24,00

Bu kitap, üstad Mevdûdî’nin önemli eserlerinden biridir. İlk defa 1932’de Urduca yayınlandıktan sonra pek çok okulda ders kitabı olarak kabul edilmiş; Arapça, Farsça, İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Portekizce, Japonca ile Endonezya, Svahili, Hindu, Malayam, Tamil, Puştu, Bengali, Gucerat, Sindhi, Arnavut ve Boşnak dillerine çevrilerek bir milyondan fazla basılmıştır. Eserin önemi, İslam’ın temel kavram ve ilkelerini derin bir görüşle ele alıp, herkesin anlayabileceği bir tarzda ortaya koymasında yatmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2013
₺20,00

İslâm'ın temel prensiplerinden biri olan şûra, son derece ehemmiyet arzettiği halde, üzülerek ifade etmek gerekirse Sahâbe-i Kiram devrinden sonra ona gereği gibi önem verilmemiştir. Onu, insanın ne kişisel hayatından ve ne devlet hayatından çıkarıp atmak mümkündür. Çünkü şûra, gerek fert, gerek cemaat ve gerekse devlet olarak hayatımızın siyasî, sosyal ve iktisadî bütün kesimlerini kapsamasına rağmen bu konuda şimdiye kadar ne Türkiye'de ne de diğer halkı müslüman olan ülkelerde ciddî bir araştırma yapılmıştır. Sadece çeşitli konuları ihtiva eden kitaplar içinde yer yer serpiştirilmiş durumdadır. Ancak hiç biri ihtiyaca cevap verecek nitelikte değildir. Meşveretle hareket etmek, mü’minlerin bir sıfatı ve İslâm devletinin de üzerine bina edildiği temel esaslardan biridir. Bunun için de üzerinde önemle durulması ve araştırma yapılması gereken bir konudur. Konunun kaynakları çok yönlüdür. Bir taraftan, tefsir ve hadîsi, bir taraftan fıkhı ve İslâm tarihini de ilgilendirmektedir. Asr-ı Saâdet'te her sahada çok bol ve değişik örnekler bulmak mümkün olduğu gibi dört halife devrindeki uygulama da aynı şekilde bize ışık tutabilecek kadar çoktur. Zamanımızın ferdî ve siyâsî hayatına yeni bir ruh ve canlılık getirebilecek öneme sahip olan şûra prensibi, bu eserde, Rasûlullah’ın devri ele alınmak suretiyle işlenmeye çalışılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2015
₺32,00

Kur’ân-ı Kerîm’de ve Hadîs-i Şeriflerde geçen günlük hayatımız ile ilgili dualar: Abdest duası Ağrı ânında yapılan dua Ağzımızdan kötü bir söz çıktığında yapılacak dua Aksırınca yapılan dua Arafe günü yapılan dua Başkasına gıyabında dua etmek Başsağlığı (Taziye) duası Beklenmedik bir şeyle karşılaşıldığında Bir beldeye girerken yapılan dua Bir topluluktan korkanın yapacağı dua Borcun ödenmesi için yapılan dua Camiden çıkarken yapılan dua Camiye girerken yapılan dua Cenaze namazında okunacak dualar Çarşı ve pazara girerken yapılan dua Çocuğu olan kimseye yapılan dua Çocuğun cenazesinde yapılan dua Çocukların korunması için yapılan dua Düşmana karşı yapılan dua Elbise giyerken yapılan dua Evden çıkarken yapılan dua Eve girerken yapılan dua Evlenen kimse için yapılan dua Evlenen kişinin yapacağı dua Ezanla ilgili dua ve zikirler Günah işleyenin yapacağı dua Hacer-i esved’de tekbir getirmek Hasta ziyaretinde yapılan dua Her namazdan sonra yapılan dualar Hilâl görülünce yapılan dua Hoşa giden veya gitmeyen bir şeyle karşılaşınca yapılan dua Hoşa gitmeyen bir durumla karşılaşıldığında yapılan dua Hoşa gitmeyen rüya görüldüğünde okunacak dua İftar duası İki secde arasında yapılan dua İmanda şüpheye düşenin yapacağı dua İstihare duası Kabir ziyaretinde yapılan dua Kâfirin selâmına verilecek karşılık Korku ve dehşet ânında yapılan dua Kunut duası Kurban keserken yapılan dua Malını hibe edene yapılacak dua Meclislerde yapılan dua Mevsimin ilk meyvesine yapılan dua Mina’da şeytan taşlama Misafirin evsahibi için yapacağı dua Musibetle karşılaşınca okunacak dua Müslümanı övmede ölçü Müzdelife’de yapılan dua Namazda gelen vesveseye karşı dua Namazda selâmdan önce ve sonra yapılan dualar Nazardan korkanın yapacağı dua Oruçlunun, kötü söz söyleyene cevabı Oruçlunun, iftar verene duası Ödeme sırasında alacaklıya dua Öfke ânında okunacak dua Ölmek üzere olan kimseye Kelime-i tevhidi hatırlatmak (Telkîn) Övülen müslümanın yapacağı dua Rasulûllah’a salât u selâm getirmek Rükn-i Yemani’de yapılan dua Rükûda ve doğrulurken yapılan dua Rüzgâr eserken yapılan dua Sabah - akşam yapılan dualar Safâ ve Merve’de yapılan dua Secdede yapılan dua Sekerat hâlindeki kişinin yapacağı dua Selâmı yaymak Sevindirici bir durumda Sıkıntı ânında yapılan dua Su ve yemek ikram edene yapılan dua Şeytanı ve vesveseleri kovmak için yapılan dua Şirke düşmekten korkanın yapacağı dua Tekbirden sonra okunan iftitâh duası Telbiye Tesbîh ve tahmîd getirmenin fazîleti Teşehhüdde yapılan dua Tilâvet secdesinde yapılan dua Tövbe ve istiğfar Tuvalete girerken ve çıkarken yapılan dua Uğursuzlukla ilgili dua Uyanınca yapılacak dua Üzu¨ntü ânında yapılan dua Vasıtaya binerken yapılan dua Vitirde selâmdan sonra yapılan dua Yağmur duaları Yağmur yağarken yapılan dua Yağmurdan sonra yapılan dua Yağmurun kesilmesi için yapılan dua Yatarken yapılacak dualar Yemekten önce ve sonra yapılan dua Yeni elbise giyerken yapılan dua Yolcu uğurlayanların yapacağı dua Yolculuğa çıkarken ve dönerken yapılan dua Zâlimin zulmünden korkan kimsenin yapacağı dua Zifaftan önce yapılan dua Zorlukla karşılaşanın yapacağı dua


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2015
₺14,40

What is Islam? Who can give a better answer than Muhammad, Prophet of Islam, peace be on him, himself?

In a celebrated report, recorded by Bukhari and all the collections of Hadith, it is mentioned as follows:

In the last days of the life of the Prophet, one day an unknown visitor came to see him and put to him four questions: What is iman (faith), what is Islam (submission), what is ihsan (best method), and when will come the end of the world? As to Faith, he replied: one should believe in God, in His heavenly agents, in His books (or: prescriptions), in His human messengers (or: prophets), in the Dooms day and in the fact that good and evil, all is determined by God. Regarding Submission, he said: belief in God, daily services of worship-prayer, fasting in the month of Ramadan, paying the zakat-tax, and pilgrimage to the House of God (in Mecca). The Best method, said he, of doing the duty is that you render your duty unto God as if you see Him present; although you do not see Him, yet He sees you. For the last question, regarding the moment of the end of the world, which is an elucidation of part of the reply to the first question, his answer was: I do not know it better than you, (the day is coming yet none other than God knows when). When the visitor went away, the Prophet said: It was Gabriel who had come to teach you your religion.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 149
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2016
₺28,80

Hicretin dokuzuncu senesinde Medine’ye her taraftan heyetler gelmeye başlamıştı. Bu arada, Ukayloğulları kabilesinden Ebu Harb bin Huveylid de, Peygamber Efendimiz’in yanına geldi.

Rasulullah (s.a.v) ona Kur’ân okuyup Müslümanlığı seçmeyi teklif etti.

Ebû Harb, Kur’an’ın olağanüstü güzelliğinin etkisinde kalsa da kalbi hala cahiliyye karanlığındaydı. O yüzden tereddüt etti:

– Vallahi, sen ya Allah’a, ya da Allah’a kavuşana kavuşmuşsun! Öyle sözler söylüyorsun ki, doğrusu, onun gibi güzel bir söz hiç işitmedik. Şimdi, beni davet ettiğin şeyler ve üzerinde bulunduğum din hakkında fal okumu çekip bir bakayım, dedi.

Fal okunu çekti, küfür oku çıktı. Aynı şeyi üç defa tekrarladı ve üçünde de küfür oku çıktı. Bunun üzerine Allah Rasulü’ne (s.a.v) dönerek:

– Gördüğün gibi oklar razı olmadı, dedi.

İnsan ruhunu herkesten iyi bilen Allah Elçisi (s.a.v) sabretti. Ebu Harb’in kalbinin derinliklerinde hala küfrün izleri vardı. Gönlünü kazanmak ve İslam’ı sevdirmek için onunla her zamanki nezaketiyle konuşmaya devam etti. Müslüman olması hâlinde, kendisine bir toprak parçası vereceğini vadetti.

Devesine atlayarak ailesinin yanına dönen Ebu Harb, Allah Rasulü’nün (s.a.v) sözlerini de aklından çıkarmamıştı. Dinlediği Kur’an-ı Kerim, önyargılarını kökten sarsmıştı. Kardeşi İkal b. Huveylid’in yanına vardığında:

– Hayrı az olasıca! Sen de Muhammed’in yanına varsaydın, o seni de İslam dinine davet etseydi, sana Kur’an okusaydı, olmaz mıydı? Eğer müslüman olsaydım, bana Akik’i vermişti, dedi.

İkal bu sözleri duyunca, irkildi. Katı kalpli, kıt anlayışlı biriydi. Aklı başında birinin atalarının tapındığı putları terk etme cesareti gösterebileceğini düşünemiyordu. Kardeşine:

– Vallahi ben, Muhammed’in sana vereceğinden daha fazlasını verebilirim, dedi.
Sonra eline mızrağını alıp atına atladı ve doğruca Akik’e gitti. Allah’ın dinine girmesin diye Akik’in aşağı bölgesinden kardeşine vereceği toprakların sınırlarını belirleyecekti.
Ebu Harb, Akik’in aşağı bölgesini ve içindeki su kuyularını aldı ama Allah Rasûlü (s.a.v) ve ondan dinlediği Kur’an’ı unutamıyordu. Bu duruma canı sıkılan İkal bin Huveylid bineğini hazırlayıp Medine’ye doğru yola çıktı. Aklınca gökten haber getiren zatı alaya alacaktı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 188
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2016
₺16,00
1 2 3 ... 5 >
Çerez Kullanımı