Hiç kuşku yoktur ki Mahmûd Devletâbâdî son kırk yılın en başarılı yazarlarından biridir. O, Cây-i Hâlî-i Sulûç ve Sulûk gibi uzun romanlar yazmaya başlamadan önce de roman yazma yeteneğini uzun öyküler yazarak göstermiştir. Şimdiye dek eserleri ile ilgili yazılmış inceleme, kritik, edebî eleştiri türünden eserler çok az olmasının yanısıra bu incelemeler yüzeysel kalmıştır. Devletâbâdî romanlarının çoğunda fakir ve yoksul sınıfın ruhsal ve maddî zemindeki güçlüklerini göstermeye çalışmıştır. Devletâbâdî, ciddiyet ve çalışkanlıkla edebî yaratıcılıktaki kendi yerini, İran ve bir miktar da dünya edebiyatında tespit eder. Onun romanları bir prizma gibi farklı açılardan tartışılmaya muhtaçtır. Tarihî ve toplumsal ortamların onun eserlerinde hissedilebilen refleksleri vardır. Okur, onun eserlerini okumakla Horasan bölgesinin yaşam detaylarını anlayabilir. Göç ve hicret Devletâbâdî’nin eserlerinin tekrarlanan önemli temalarıdır. Cây-i Hâlî-i Sulûç onun ilk romanı olup köylü bir ailenin yoksulluğunun hikâyesidir ve son romanı olan Sulûk romanını dört yıl içinde yazmış ve irfanî-felsefî roman hissini okuyucuya aktarmıştır. Aşk, yalnızlık ve ölüm Sulûk romanının özellikleridir ve yazarın bu konulardaki düşünceleri bu kelimelerin olduğu cümlelerde saklanmıştır. Devletâbâdî’nin romanları birçok karakterden oluşur ve yazar bunları farklı yöntemleri ve kendi tecrübeleri ile karıştırıp gerçek ve inandırıcı karakterler yaratır. Roman, çağdaş dönemde özel bir yere sahip olduğundan biz bu çalışmayı bu yazın türünü Devletâbâdî özelinde incelemeye ayırdık. Zira roman günümüz insan yaşantısına uygun düşen en uyumlu edebî türdür.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 3.2018
₺9,60

Zohre Goli Terakki 8 Ekim 1940’da Tahran’da dünyaya geldi. Babası Lutfullah Terakki, Terakki Dergisi’nin yöneticiydi. İlkokulu Şemiran’da okuduktan sonra Anuşiravan Dadger Lisesi’ne gitti. 1956 yılında ortaöğretimini tamamladıktan sonra Amerika’ya gitti. Altı yıl Amerika’da yaşadı ve Felsefe Bölümü’nden mezun oldu. Amerika’da yaşamayı sevmediğinden İran’a geri döndü. Döndükten sonra hikaye yazıcılığı ile ilgilendi. Tahran Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde dokuz yıl Mitlerin ve Sembolizmin Doğuşu üzerine dersler verdi daha sonra Fransa’ya gitti. İran’da bulunduğu sırada sinemacı ve eleştirmen olan Hajir Daryuş ile evlendi. Bu evlilikten iki çocukları doğdu daha sonra evliliklerini sonlandırdılar. İlk toplu öyküleri “Ben de Che Guevara’yım” adı ile 1989 yılında İntişarat-ı Morvarid adlı yayınevi tarafından yayınlandı. İnkılaptan sonra Fransa’ya gitmiş ve orada yazmaya devam etmiştir. Öykülerinden biri olan “Ruhumun Büyük Kadınına” adlı öyküsü Fransızca’ya tercüme edildi. 1985 yılında bu öykü Fransa’da “Yılın En İyi Öyküsü” seçildi. Goli Terakki’nin ilk eserlerinde kahramanlar, her şeyden korkan, izole yaşayan, hastalıklı, umutsuz, güçsüz ve yalnız tiplerdir. Akıllarını yitirmiş ve sosyal yaşamla bir ilişkileri yoktur. Zira toplumu genel olarak bilgisiz ve yüzeysel görmektedirler. Terakki 1979 yılından sonra “Ruhumun Büyük Kadınına”, “Şemiran Otobüsü” ve “Gökyüzündeki Ev” gibi düşündürücü ve çağdaş İran öykücülüğünün seçkin eserleri arasında yer alan eserler yazmıştır. Onun eserleri “Kış Uykusu” adlı eseri hariç kısa öykü tarzında olmuştur. Yazar İranlı olup Fransa’da yaşamaktadır. Dikkat çeken eserleri arasında “Ruhumun Büyük Kadınına”, “Şemiran Otobüsü” ve “Gökteki Ev” gibi eserleri sayılabilir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 3.2018
₺8,00

Hiç kuşku yoktur ki Mahmûd Devletâbâdî son kırk yılın en başarılı yazarlarından biridir. O, Cây-i Hâlî-i Sulûç ve Sulûk gibi uzun romanlar yazmaya başlamadan önce de roman yazma yeteneğini uzun öyküler yazarak göstermiştir. Şimdiye dek eserleri ile ilgili yazılmış inceleme, kritik, edebî eleştiri türünden eserler çok az olmasının yanısıra bu incelemeler yüzeysel kalmıştır. Devletâbâdî romanlarının çoğunda fakir ve yoksul sınıfın ruhsal ve maddî zemindeki güçlüklerini göstermeye çalışmıştır. Devletâbâdî, ciddiyet ve çalışkanlıkla edebî yaratıcılıktaki kendi yerini, İran ve bir miktar da dünya edebiyatında tespit eder. Onun romanları bir prizma gibi farklı açılardan tartışılmaya muhtaçtır. Tarihî ve toplumsal ortamların onun eserlerinde hissedilebilen refleksleri vardır. Okur, onun eserlerini okumakla Horasan bölgesinin yaşam detaylarını anlayabilir. Göç ve hicret Devletâbâdî’nin eserlerinin tekrarlanan önemli temalarıdır. Cây-i Hâlî-i Sulûç onun ilk romanı olup köylü bir ailenin yoksulluğunun hikâyesidir ve son romanı olan Sulûk romanını dört yıl içinde yazmış ve irfanî-felsefî roman hissini okuyucuya aktarmıştır. Aşk, yalnızlık ve ölüm Sulûk romanının özellikleridir ve yazarın bu konulardaki düşünceleri bu kelimelerin olduğu cümlelerde saklanmıştır. Devletâbâdî’nin romanları birçok karakterden oluşur ve yazar bunları farklı yöntemleri ve kendi tecrübeleri ile karıştırıp gerçek ve inandırıcı karakterler yaratır. Roman, çağdaş dönemde özel bir yere sahip olduğundan biz bu çalışmayı bu yazın türünü Devletâbâdî özelinde incelemeye ayırdık. Zira roman günümüz insan yaşantısına uygun düşen en uyumlu edebî türdür.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 3.2018
₺9,60 KDV Dahil
1
Çerez Kullanımı