“Toplumun temel direğidir” diyerek basmakalıp sözlerle tanımladığımız aile; 21. yüzyılın başında ciddi değişimlere uğruyor ve uğramakta. Bu yorgun değişim içindeki ailede yaşanan değer ve kuralların; bütün toplumlara yayılarak insanlık ailesini oluşturması ve insanlığın ortak barışa ve refaha kavuşması birçok ideolojinin ütopyasını oluşturuyor. Değişimin; gelişme, yenilenme ve ilerleme olarak hayata girmesi ve insanlığı birliğe, barışa ve mutluluğa ulaştırması için ya da tarih boyunca da yaşanmış bütün olumlu sonuçlara tekrar ulaşmak için gerçek bilgiyi en güzel şekilde rehber edinmenin gerekliliği kitapta değişik boyutları ile inceleme konusu yapılıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺45,00

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, ne olduysa olmuş ve masal başlamış.

Bir zamanlar Zeku diye bir ülke varmış. Bu ülkede her şey tersineymiş. Örneğin insanlar konuşamaz, hayvanlar konuşurmuş. Çünkü yıllar önce bir büyücü bu ülkeye “Terslik Büyüsü” yapmış. Büyüden sadece bir kişi etkilenmemiş. Bu kişinin ismi Zelu’ymuş.

Zelu çok özel biriymiş.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 40
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺17,00

Çarşıda, bir gün,
Babamla el ele yürüyorduk.
Babamın arkadaşlarından biri
Yaklaştı yanımıza.
Selam verip lafladılar bir süre.
Kahkahalar attılar konuşurken -Ne ayıp!-
Bir ara bana dönüp:
"N’aber küçük" diyerek gülümsedi.
Oysa o amca bilmiyordu ki;
Bana “N’aber küçük” denmesini,
Hiç, hiç, hiç sevmiyorum!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 95
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺29,80

Birinci Arap-İsrail Savaşı olarak da bilinen “1948 Savaşı”, gerek Ortadoğu siyaseti özelinde gerekse küresel siyaset boyutunda bugün bile çözümlenemeyen pek çok meselenin kaynağını teşkil etmektedir. 1948 yılına kadar geçen süreçte ve aynı yılın mayıs ayında başlayan savaş neticesinde olan olayların kronolojik sıralamanın arda arda eklenmesi suretiyle; ”şu oldu, sonrasında da bu oldu” gibi basit bir çerçevede irdelenmesi gerek dönemin dinamiklerini incelemede gerekse bugün yaşanan sorunların köküne değinilmesinde yetersiz kalmaktadır. Çünkü sadece savaşta ilk kurşunun atılmasından itibaren geçen süreç değil başlı başına 1948 yılı hem kendine özel dinamikleri hem de daha öncesindeki yıllarda yaşanan süreçlerin sonucunun o dönem açığa vurulmasıyla ciddi bir öneme sahiptir. Hacimce ince fakat döneme ilişkin kafanızdaki pek çok gri noktayı aydınlatacağını düşündüğüm eser, pek çok farklı kaynaktan alınan bilgilerin, akademik dilden bir nebze de olsa uzak bir biçimde, kaleme dökülmesiyle hazırlanmıştır. Bu eser ile birlikte; “İsrail birden çok Arap devletine karşı nasıl galip gelmiştir? Bir İsrail milli anlatısı olarak “Davut ve Calut” (David&Goliath) benzetmesi bu savaş için ne kadar uygundur? Arap devletleri İsrail’in iddia ettiği kadar güçlü müdür? İngiltere’nin bu kaos ortamının hazırlanmasında nasıl bir payı vardır. Britanya Manda İdaresinin Araplara ve Yahudilere karşı benimsenen tutum ne kadar eşitlikçidir. Savaş sırasında yerlerinden zorla sürgün edilen Filistinlilerin durumu nedir?” gibi 1948 Arap-İsrail Savaşı hakkında pek sorunun cevabını verebilmeyi umut ediyorum.

- Şanghay - 2019


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 53
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺18,75

Bu kitap toplam 24 ay Rumeli’de görev yapmış emekli bir kurmay subay olan Doç. Dr. Hasip Saygılı tarafından problem sahalarımızın açıklıkla ifade edilmesi lüzumuna inanılarak hazırlanmıştır. Duygusal olarak bizleri heyecanlandıracak ama “her biri bir mülkü harap edecek” dertlerimizin ıslahına katkı sağlamayacak bir anlatıdan uzak durulmuştur.

Eserde Rumeli kahramanları Suzi Çelebi, Müşir Mehmed Ali Paşa, Hafız Arif Efendi, Yücelciler, Hacı Adnan Nurko gibi yüksek şahsiyetlerin hatıraları dile getirilmiş. Bu yüksek ruhlu kahramanların aziz hatıralarına biz Türklerin utanç verici bir duyarsızlık gösterdiğimiz ortaya konulmuştur.

Diğer taraftan soydaşlarımızın hamasi yoğun bir söylem altında gün be gün nüfus, eğitim ve kültür bakımından erimekte oldukları kitapta hemen her fırsatta örneklenmiştir.

Elinizdeki kitap Rumeli ile ilgili derin meselelerimizin farklı boyutlarıyla gündeme gelebilmesi için üç beş insaf sahibinin olsun duyabileceği bir çığlık olabilirse hedefine varmış olacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺42,00

Türkiye Selçuklu Devleti’nin kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın oğlu Kılıçarslan, büyük bir komutan ve adaletli bir hükümdar olmasıyla nam salmıştır. Daha genç bir delikanlıyken esir olarak tutulduğu Tebriz’deki kaleden kardeşi Tokay ile birlikte kaçan Kılıçarslan, bundan sonra yepyeni bir hayata yelken açar… Artık İran Selçuklularının elinden kurtulmuştur. Anadolu’ya doğru dörtnala at süren Kılıçarslan, özlem duyduğu İznik’e kavuşacakken yolda Sümbül’e rastlar. Hayatına büyük bir aşkı da katan Arslan, Sümbül’ü de yanına alarak İznik’e varır. Herkes Kılıçarslan’ın, yani hükümdarlarının geldiğinin farkındadır. 

Bu sırada Anadolu, Haçlıların tehdidi altındadır… Ordularının başına geçen Kılıçarslan, Haçlılar ile amansız bir mücadeleye girişir. Asırlardır İslâm’ın sancağını hakkıyla taşıyan Selçuklulardan olan Kılıçarslan’ın mücadelesi sayesinde Tarih, Türk milletinin asırlardır bu sancağı nasıl taşıdığına tekrardan şahit olacaktır…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺31,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺34,90

Günümüz yöneticileri açısından tarihi kişilikleri incelemek, tarihe yön veren liderlerin hareket tarzlarını araştırmak ve çağdaş yöneticilere yol göstermesini sağlamak önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Örneğin; Japon yöneticiler Miyamoto Musashi’nin “5 Çember Kitabı”’nı okumakta ve O’ndan ilham almaktadır.

Sun Tzu’nun “Savaş Sanatı” ve yine Machiavelli’nin “Savaş Sanatı” güncelliğini ve popülerliğini hala korumaktadır.

Türk tarihi de karizmatik liderler ve büyük devlet adamlarıyla doludur. Onların hayatlarını incelemek, öğütlerinden yararlanmak ve stratejilerini iş yaşamımıza uyarlamak bize bir şey kaybettirmeyeceği gibi çok şey kazandırabilecektir.

İşte böyle bir amaçla, elinizdeki kitap yönetici adaylarına yol göstermek üzere hazırlanmıştır.
Kitap karizmatik bir lider olarak Barbaros Hayrettin Paşa’yı ele almakta ve O’nun liderlik özelliklerini vurgulamaktadır. Günümüz yöneticilerinin O’ndan alacağı önemli dersler ve değerli nasihatler bulunmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 11,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2016
₺10,50
₺15,00

Alman dilinin en çok okunan yazarlarından olan Stefan Zweig’ın kitapları ellinin üzerinde dilde, milyonlarca baskıya ulaştı. Kısa hikâyeleri kadar biyografileriyle de dünya edebiyatının en önemli figürlerinden biri olan Avusturyalı yazar Zweig’ın Ay Işığı Sokağı isimli kitabı, benzersiz üslubuyla kaleme aldığı dört hikâyesini içeriyor: Ay Işığı Sokağı, Leporella, Leman Gölü’nde Hadise, Ormanın Üzerindeki Yıldız. Bu kitabı Zweig’ın insan ruhunun derin ve karanlık noktalarına nasıl güçlü bir mercek tuttuğunun ispatı niteliğinde.

“O çok iyiydi. Bana karşı da, onu o sefaletten kurtardığım için bana çok minnettardı… ve minnet duyduğunu biliyordum da… Ama ben bunu duymak istiyordum, tekrar tekrar… Bu bana iyi geliyordu, teşekkürünü duymak… Bayım, iyi olduğunu hissetmek o kadar güzel ki… Özellikle de insan, aslında kötü olanın kendi olduğunun farkındaysa. Bunu sürekli işitmek için tüm paramı verebilirdim.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺16,10

İtalyan yazar Edmondo De Amicis’in, dünya çocuk edebiyatının başyapıtlarından biri kabul edilen Çocuk Kalbi isimli eseri, yüzyıllardır yeni kuşaklara rehberlik ediyor. Bir çocuğun gözünden yaşamın tüm boyutlarına temas eden bu kitapta kahramanımız erdem, yardımseverlik, yalan söylememek, saygılı olmak gibi ahlaki doğruları hayatına uyguluyor. Bugüne kadar birçok dünya diline çevrilen Çocuk Kalbi, çocuk saflığının ve onların duygusal dünyasının ne kadar güçlü olduğunu gözler önüne seriyor.

“Yüz millete ait çocuğun meydana getirdiği bu karınca yuvalarını, senin de bir parçası olduğun o büyük hareketi gözünün önüne getir ve düşün; eğer bu hareket durursa, insanlar barbarlık günlerine dönerler. Bu hareket insanlığın ilerlemesi, ümidi ve zaferidir. Öyleyse cesaret, büyük ordunun küçük askeri. Kitapların senin silahındır, sınıfın senin taburundur, savaş alanın bütün yeryüzüdür ve zafer de uygar insanlığındır.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺24,50

Geleneksel roman anlayışını yıkarak dünya edebiyatının en sıra dışı yazarlarından biri olan Virginia Woolf, Dalgalar’la şiir ve düzyazıyı benzersiz bir şekilde bir araya getiriyor ve bilinç akışı tekniğinin en önemli eserlerinden birini ortaya koyuyor.

Dalgalar’da, üç erkek ve üç kadının çocukluklarından yaşlılık dönemlerine kadar tüm hayatları bilinç akışı tekniğiyle anlatılıyor. Dış dünyaya ise sadece karakterlerinin onu algılayışları üzerinden yer veriliyor. Woolf, ortak bir yazgıyla yer yer birbirinden uzaklaşan ama sıklıkla kesişen hayatları anlatıyor.

“Şimdi gelgit hafifler. Şimdi ağaçlar toprağa geri döner, kaburgalarıma vuran çevik dalgalar şimdi usulca sallar ve kalbim yelkenleri yavaşça aşağı, beyaz güvertenin üstüne kayan bir yelkenli gibi demir atar. Oyun bitmiştir. Şimdi çay içmeye gitmeliyiz.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺24,50

Polisiye tarihine damga vuran Sir Arthur Conan Doyle, Korku Vadisi ile Sherlock Holmes maceralarına soluk soluğa okuyacağınız bir yenisini ekliyor! Bir sabah şifreli bir mesaj alan Holmes ve Doktor Watson kendilerini şüpheli bir cinayeti araştırırken bulurlar. Evinde, kafası bir tüfekle parçalanmış halde bulunan John Douglas’ı kim, neden öldürmek istemiştir? Her ne kadar işaretler Bay Douglas’ın genç ve güzel karısı ile yakın dostu Cecil Barker’ı gösterse de, Holmes kimsenin fark etmediği ipuçlarının izini sürer. Şaşırtıcı bir şekilde sonlanan bu esrarengiz olayın sırrı Amerika’ya, Korku Vadisi’ne kadar uzanır…

“Artık adamın kim olduğunu biliyoruz Bay Holmes. Adamın eşkalini telgrafla her yere bildirdim. Onu eninde sonunda yakalayacağız ve yakaladığımızda da olayı daha iyi değerlendirebileceğiz. Ama şu anda bile davada önemli bir mesafe aldığımızı söyleyebilirim. Kendisine Hargrave diyen birinin iki gün önce bir bisiklet ve valizle Tunbridge Kaplıcalarına geldiğini biliyoruz. Yanında namlusu kısaltılmış bir av tüfeği olduğunu, yani bir suç işlemek amacıyla geldiğini de. Dün sabah silahını pardösüsünün altına saklayarak otelden ayrılmış.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺23,10

Irene Wagner, şehrin önde gelen zengin avukatlarından birinin eşi. Tam bir burjuva hayatı sürdürdüğü lüks içindeki eğlenceli yaşamı, gün gelir Irene’i tatmin etmez olur. Tehlikeli ve yasak olanın cazibesine kapılarak, genç bir piyanistle bir ilişkiye başlar. Ne ki, bir süre sonra piyanistin sevgilisi onu yakalar ve yaptığı şantaj ve manevi işkencenin şiddetini her geçen gün arttırır. Olanları kocasının öğrenme korkusu, her şeyini kaybetme endişesi Irene Wagner’i öyle bir etkisi altına alır ki, ruhu adeta bir mengeneye hapsolur… Dünya edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan Stefan Zweig, kitabın şaşırtıcı sonuna dek gerilimi diri tutuyor.

“Kocası fark ettirmeden Irene’e yaklaştı. Parmaklarının çıplak kolunu okşadığını hissetti ve gözlerinde garip bir ışık vardı. Şu an o sağlam vücuduna doğru atılıp, ona sıkı sıkı sarılıp her şeyi itiraf etmek için bir arzu duydu içinde; acı çektiğine şahit olduğu bu anda ona sarılıp kendisini affetmeden bırakmamak için. Ama yanan lambanın donuk ışığı yüzünü aydınlatıyor ve utanıyordu. Konuşmaya korkuyordu.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺16,10

“İnsani tutkular, deniz kenarındaki kum taneleri gibi sayısızdır; hiçbiri diğerine benzemez.”

Zengin olmak ve soylular sınıfına dahil olmak için akıl almaz bir plan yapan Pavel İvanoviç Çiçikov, gittiği şehirlerin önde gelenleriyle balolarda, davetlerde bir araya gelip ahbaplığı ilerletir ve sonunda onlarla tuhaf bir pazarlığa girişir. Onlardan çoktan ölmüş olan kölelerini satın almak ister. Çiçikov, adım adım hedefine yaklaşırken önüne bazı engeller de çıkar!

Dünya edebiyatının başyapıtlarından biri olan Ölü Canlar, insanların hırs ve ihtiraslarının dayanabildiği noktayı gözler önüne seriyor. Gogol’ün, Puşkin’in önerisiyle İlahi Komedya’dan esinlenerek yazdığı bu eser, 43 yıllık kısa hayatının en önemli verimlerinden biri.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 440
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺35,00

Büyüklerin karmaşık ilişkilerini ve sırlarını sonsuz bir merakla gözlemleyen çocuklar, Alman edebiyatının ustası Stefan Zweig’ın eserlerinde sıkça kendine yer bulur. “Mürebbiye” isimli kısa öyküsünde de, iki küçük kız kardeş, mürebbiyelerinin herkesten sakladığı sırrını öğrenirler. Adım adım talihsiz bir sona sürüklenen mürebbiyeleri için bir şey yapamamak kalplerini gün geçtikçe daha fazla kederle dolduracaktır.

Alman dilinin en çok okunan yazarlarından olan Stefan Zweig’ın kitapları ellinin üzerinde dilde, milyonlarca baskıya ulaştı. Kısa hikâyeleri kadar biyografileriyle de dünya edebiyatının en önemli figürlerinden biri olan Avusturyalı yazar Zweig’ın Mürebbiye isimli kitabı, benzersiz üslubuyla kaleme aldığı dört farklı hikâyesini içeriyor: Mürebbiye, Unutulan Hayaller, Kadın ve Doğa, Bir Yaz Hikayesi.

“Zavallı mürebbiyemiz, dedi yine bir tanesi çok üzgün şekilde. Sürekli, ama sürekli bir merhamet iniltisi halinde bu cümle çıkıyordu ağızlarından.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺16,10

Bir hastalıktan kalkan Edgar ve annesi Avusturya’nın Alplerinde küçük bir otelde kısa süreli bir tatile çıkarlar. Burada yakışıklı bir baron Edgar’la ilgilenmeye, onunla arkadaşlık etmeye başlar. On iki yaşındaki Edgar, hızla, bir yetişkin tarafından arkadaşlık edilmeye layık bulunmanın baş döndürücü etkisine kapılır. Bir süre sonra baronun annesiyle uzun sohbetleri, onu aralarına almamaları, dahası atlatıp baş başa gezintilere çıkmaları Edgar’ı kuşkulandırmaya başlar. Ondan muhakkak bir sır saklıyorlardır, ama nasıl bir sır…

Stefan Zweig, Yakıcı Sır’da yetişkinlerin sırlarla dolu dünyasına beklenmedik şekilde adım atan Edgar’ın hikâyesini çarpıcı bir şekilde anlatıyor.

“Dünkü gibi sohbet etmiyor gülmüyor, tutuk görünüyorlar, bir şey saklıyorlar. Aralarında bana söylemek istemedikleri bir sır var. Her ne olursa olsun öğrenmem gereken bir sır. Bu kesin kitaplarda ya da operada anlatılan, erkek ve kadınların kollarını açıp birbirlerine şarkılar söylediği, sarılıp birbirlerini ittikleri, görmemem için kapıyı kapattıkları o sırlardan olmalı.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺16,10

Yunan mitolojisi, Antik Yunan’da dünyanın yaratılışı, tanrı, tanrıça ve kahramanların hayatı hakkındaki öğretileri içeren hikâyelerdir. Eski Yunan dininin temellerini de oluşturan bu mitolojik öyküler asırlar boyu felsefeciler, tarihçiler ve edebiyatçılar tarafından merakla araştırılan bir alan olmuş ve pek çok eserde de kendini göstermiştir. Her biri sözlü edebiyat niteliği taşıyan bu hikâyelerle bir toplumun dünyayı, onun düzenini ve yasalarını anlama yolunda nasıl adımlar attığını ve kendi kültürünü sözlü edebiyat yoluyla nasıl oluşturduğunu da görmek mümkün.

“Saatlik Tarih” dizimizin bu kitabında Avrupa ve Yakın Doğu mitolojilerini de etkilemiş olan bu en kadim öğreti hakkında kapsayıcı ve bütünlüklü bilgiler edineceksiniz. Tanrılar, kahramanlar, Anadolu topraklarını da kapsayan tarihi olaylar ve bunların yanında insanların hayat öyküleriyle sosyal yaşama dair bilgiler ile insan ve dönüşümleri üzerine öyküler okuyacaksınız…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺24,50

4. Ivan ile temellendirilen, Petro ile başlayan Rusya’nın yayılmacı politikası, yakın çevresinde özel ilişkiler kurarak ve onları kendisi için ayrıcalıklı hissettirerek gelişmiştir. Rusya, Karadeniz’i, Kafkasya’yı ele geçirerek Doğu Anadolu’daki etnik ve sosyal yapıdan yararlanmaya çalışmış, bu yolla Akdeniz’e inmeyi hedeflemiştir.

Bu hedef doğrultusunda karşısında iki büyük devlet görmektedir: Osmanlı ve İran. Ruslar, bu iki devlet içerisinde etnik kimlik olan Kürtlerle iletişime geçmiş ve işbirliği yapmıştır. Ruslar Kürtlere, güney ve batı sınırlarının güvenliğini temin etmede ve Yakındoğu politikasında (Türkiye, İran, Irak ve Suriye politikaları) yardımcı bir faktör olarak yaklaşmıştır.

Rusların Kürtlerle tanıştığı zamandan günümüze kadar isim ve rejimleri değişse de tıpkı bir matruşkada olduğu gibi Kürt politikasındaki ana düşüncesi değişmemiştir. Elinizdeki kitap Rus-Kürt ilişkilerine ışık tutarak Rusya’nın Kürt politikasını anlamak için gerekli tarihsel altyapıyı sağlayacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺35,00

18. yüzyılın son çeyreğinden itibaren dünya siyaset sahnesine çıkan ulus devletle birlikte “iç” ve “dış” olarak ayrılan güvenlik alanında ülke içinde yarı askerî bir kolluk kuvveti olarak görev yapmaya başlayan jandarma birlikleri, “kamu güvenliğini ve düzeni ile yasaların uygulanmasını temin etmek” üzere sürekli ve önleyici bir gözetim hizmetini ifa etmek için kurulmuştur. Jandarmanın iç güvenliği sağlamak üzere polis yetkileri ile donanmış olmasının yanında askerî bir teşkilatlanmaya sahip ve her daim devlet mekanizması ve rejimlerin en sadık “bekçisi” olması onun iki asırdan beri yetkilerinin arttırılarak günümüze kadar gelmesinde önemli bir rol oynamaktadır.

Yayımlandığı dönem için sahaya yönelik bir talimatname hüviyetindeki bu eserde, küçük rütbeli subaylar ve jandarma erlerinin görev tanımlarından kadın-erkek mahpus ve eşkıyanın sevk ve haline kadar, jandarmanın adli, idari, askerî yükümlülükleri örneklerle ve ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. Ömer Fevzi Bey’in “soru-cevap” şeklinde hazırladığı bu çalışma, mezkûr dönemde jandarma efradının ekseriyetle tatbikatta karşılaştığı meselelere hal çaresi bulmak ve uygulamada birlik sağlamak ilkesi doğrultusunda yayımlanmıştır.

Fevzi Bey’in, yüzbaşı rütbesinde iken kaleme aldığı “Jandarma Vezâif-i Ameliyyesi” ise karakola yeni tayin olan bir jandarma komutanının karakol neferlerine ve “ahaliye karşı tutum ve davranışlarını” irdelemekle birlikte komutanın eşkıya takibi, devriye ve pusulara karşı alacağı tedbirleri ayrıntılarıyla işlemiştir.

Bu çalışmanın, On Yıllık Harp döneminde ve sonrasında Türkiye Cumhuriyeti’nde teröristle mücadele kapsamında hem kolluk hem de muharip unsur olarak büyük fedakârlıklar göstermiş olan Türk Jandarmasının köklü bir geçmişe sahip tarihine bir katre ışık tutmak ve bu konudaki çalışmaları teşvik etmektir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺42,00

Bir zamanlar dünya haritasına baktığınızda; Britanya İmparatorluğu, bu haritanın dörtte üçünü elinde tutuyordu. Avrupa’dan uzak verimsiz bir ada olan bu ülke, üzerinde güneş batmayan imparatorluk olarak, Kanada, Yeni Zelanda, Avustralya, Afrika, Hindistan, Antarktika, Ortadoğu ve Amerika kıtasının efendisiydi. Dünya ticaretini ve siyasetini yönetiyordu. Bugün Londra, Milletler Topluluğu adı altında aynı nüfuza sahiptir desek yanlış olmaz. Bu zekâ ve gücün arkasında nasıl bir planlama vardır? Bu zekâ ve güç, Osmanlı İmparatorluğu ile nasıl bir ilişkiye sahipti? Londra-İstanbul arasında yapılan pazarlıklar, her iki ülkenin hedefleri, birbirleriyle ve diğer ülkelerle ilişkileri, bu kitapta detaylı bir şekilde incelenmiştir.

Sanayi Devrimini takiben, tarih ve arkeoloji profesörlerini, askeri uzmanlarını, haritacılarını, maden mühendislerini ve bilim insanlarını Ortadoğu’ya gönderen İngiltere’nin, Osmanlı İmparatorluğu hâkimiyetindeki Ortadoğu haritasını nasıl şekillendirdiği, Hindistan rotasını nasıl koruduğu, Arapların sadakatini nasıl ele geçirdiği ve çıkarlarına uygun bir Irak’ı ne tür bir siyasi mühendislik ile yarattığı ve kullandığı, elinizdeki kitabın esas konusudur.

Bugün kanayan bir insanlık yarası olan Ortadoğu’nun pek çok yerinde, İngilizlerden kalma izler bulunması Osmanlı-İngiliz ilişkilerinin tarihsel boyutunun ne kadar önemli olduğunun bir ispatıdır. İngiliz öğretisi üzerine şekillenmiş Amerika Birleşik Devletleri politikaları da bu bağlamda analiz edilmeli ve geleceğe ışık tutmalıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺49,00

20. yüzyılın hemen başında Osmanlı Devleti ile Fransa arasında yaşanan diplomatik kriz görünürde bir borç meselesinden kaynaklanmış ise de arka planında devletler arasında dozu giderek artan emperyalist rekabet ve nüfuz mücadelesinin var olduğu anlaşılıyor. Almanya karşısında 1870’te Almann birliğinin öncüsü Prusya karşısında aldığı mağlubiyetin bir süre yoğun bir iç mücadele ve çekişme dönemi geçiren Fransa yüzyılın sonunda yönünü bir kez daha dışarıya çevirmiş ve daha aktif bir dış politika izlemeye başlamıştır. Bu süreçte geleneksel Fransız nüfuz bölgesi olarak değerlendirilen Levant’te bir Alman rekabeti ile karşılaşmıştır. 19. yüzyılın son çeyreğinde siyasi ve ekonomik güç kaybı yaşamakta olan Osmanlı Devleti Tanzimat döneminden itibaren sayısı artan birtakım dış baskılara ve müdahalelere maruz kalmıştır. II. Abdülhamid döneminde bu dış müdahalelerin sayısında bir azalma olmasına rağmen tamamen önlenmeleri mümkün olmamıştır. İşte Osmanlı Devleti ile Fransa arasında yaşanan 1901 çatışması Levant’te kendi nüfuz ve prestijini koruma arayışındaki Fransa’nın Osmanlı Devleti ile anlaşmazlık halinde olduğu başta Lorando ve Tubini alacakları olmak üzere çeşitli konuları kullanarak sonuca ulaşmak için diplomatik baskı ve askerî müdahale yöntemlerini kullandığı bir hadisedir. 1901 Osmanlı-Fransa çatışmasının tam olarak anlaşılması için dönemin uluslararası hukuku ve diplomasisine hâkim anlayışın bilinmesi, devletlerarası rekabetin parametrelerinin anlaşılması, Osmanlı diplomasisi ve siyasetinin karar alma süreçleri ve pratiklerinin olayların gidişatına etkisi gibi birçok değişkenin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Elinizdeki kitap böyle birçok bileşene sahip bir diplomatik mücadelenin tarihini geniş bir perspektiften sunmayı amaçlamaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺63,00

Osmanlı öncesi dönemde kadim Türklerin çok önemli bir yerleşim alanı ve uğrak noktası olan Bulgaristan, Osmanlı Devleti döneminde de Balkanlarda en fazla Türk nüfusun iskân edildiği bölge olmuştur. Halk arasında 93 Harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı neticesinde Türk idaresinden çıkan Bulgaristan, o tarihten itibaren günümüze kadar devam eden göçlerle Türkiye’ye en fazla Türk soylu göçmen veren ülke olmuştur. Ayrıca bugün dahi Balkanlarda ve Avrupa’da bulunduğu ülkenin yerli unsuru olarak en fazla Türk’ün yaşadığı ülke olma özelliğini korumaktadır. Ülkemizde e-Devlet üzerinden son birkaç aydır alt ve üst soy sorgulama hizmetinin verilmesiyle birlikte milyonlarca vatandaşımız büyük dedelerinin ya da büyük anneanne veya babaannelerinin köklerinin Bulgaristan’da olduğunu öğrendi. Elinizdeki kitapta, bu büyük demografik değişimin tarihî süreç içerisinde nasıl ve hangi sayısal oranlarda gerçekleştiği Türk ve Bulgar kaynaklarına göre ortaya konulmaya çalışılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺31,50

Dünyaca ünlü filozof, yazar ve eğitmen Arthur Schopenhauer’in kaleme aldığı bu eserde, insanoğlunun var olduğu günden itibaren her alanda üzerinde çokça düşünülmesine rağmen ortak bir mutabakata varılamayan kadın-erkek ilişkisi, zahiri boyutunun dışında bu ilişkinin türün geleceğine yönelik etkilerinin de dahil olduğu metafiziksel bir düzlemde tahlil edilmektedir. Bu doğrultuda Schopenhauer, kadınlar ve erkelere dair, herkes tarafından bilinmesine rağmen nedensellik bağının kurulamadığı olguları kendine has üslubuyla sorgulamakta ve bunları mantıklı bir gerekçelendirmeyle birlikte tekrar açıklamaktadır: “Bir aşk macerasının nihai amacı, her ne kadar insanlar farkında olmasalar bile, belirli bir varlığın dünyaya getirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda benimsenen yöntem ve tavır ikincil derecede öneme haizdir… Aşık her erkeğin amacı, her ne kadar nesnel ve görkemli görülmesine rağmen, sınırları belli olan bir bireyi yaratmaktır ve bunun böyle olması, karşılıklı sevgiden ziyade tek taraflı bir sahiplenme olgusuyla doğrulanır… Öyleyse neden bir aşık, sevdiğinin her bakışı ve her davranışına kendi hayatını adar ve onun için her türlü fedakarlığı yapmaya hazırdır? Çünkü onun metafiziksel olarak ölümsüz kısmı o kadını arzulamaktadır. Geriye kalan her şeyi arzulayan ise onun ölümlü tarafıdır. Bu özel kadına duyulan şiddetli ve güçlü arzu, varoluşumuzun özündeki ölümsüzlüğün ve türün sürekliliğinin doğrudan bir teminatıdır.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 72
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺18,75

Okuyacağınız bu kitap; Avusturyalı yedek subay Baron Friedrich Michael von R……..’nin 1914 yılının sonbaharında Rava Ruska savaşında ölümünün ardından masasının üzerinde mühürlü bir paket içinde bulunmuştur ve ailesi tarafından Stefan Zweig’e iletilmiştir.
Zweig, her ayrıntısına sadık kalıp sadece isimleri değiştirerek, ekleme yapmadan bu eseri okurlarıyla buluşturmuştur.

O akşam yaşayacağım son bir karanlık an kalmıştı, o da mutluluk içinde evime ulaştıktan sonra kapıyı açıp odama giden karanlık koridora girdiğim andı. Eskiden yaşadığım bu eve girersem, eski yaşantıma dönecekmişim korkusu içimde belirdi. O eski “ben” in uyuduğu yatağa yatarsam sanki o akşam büyük bir memnuniyetle kurtulduğum tüm o eski şeyler yeniden üzerime hücum edecekmiş gibi geldi. Hayır, eski hâlime geri dönemezdim. O, gerçek dünyadan kopuk, kusursuz görünen, duygusuz beyefendiye dönüşemezdim. Öyle olmaktansa suç ve dehşet karanlıklarında yeniden kaybolurdum daha iyi. Ama hayatın gerçekliğini tatmalıydım. Yorgundum, anlatamayacağım kadar yorgun. Fakat uyumaktan, uykunun o gece benliğimde uyanan tüm o sıcak, capcanlı ve samimi duyguları alıp götürmesinden, uyanınca yaşadığım her şeyin kısacık ama asılsız olağanüstü bir rüyaya dönüşmesinden korkuyordum...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺17,25

Recaizade Mahmut Ekrem’in tek romanı olan Araba Sevdası, Türk edebiyatında ilk realist roman olarak kabul edilir. Yanlış batılılaşmanın ele alındığı romanın başkahramanı, mirasyedi Bihruz Bey’dir. Olay örgüsü, Bihruz Bey’in Çamlıca Bahçesi’nde gördüğü sarışın hanıma aşık olmasıyla gelişir, yanlış anlamalar ve yalanlar sonucu mizahi bir hal alır.
Dönemin yaşam tarzını ve batılaşma merakını etkili bir biçimde yansıtan bu roman ilk günkü gibi okuyucu ile arasındaki bağı korumaya hala devam etmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺26,25

Namık Kemal’in Kıbrıs Magosa’da sürgündeyken yazdığı bu eser, edebiyatımızda ilk edebi roman olarak gerçekçi bir dil ile yazılmıştır.

Namık Kemal’in Romantik üslûpla kaleme aldığı bu eserde, tutkuyla yaşanan aşkın sevecenliğinde, mutluluğu aile yuvasında değil de, tüm kötülüklere kapı açan Mahpeyker’e olan aşkında arayan Ali Bey’in tüm ailesinin başına açtığı bu dram yer almaktadır.

"Sen ateş, yaktın, zaten yanmış olan gönlümü,
Yeniden heveslendirdin şu kendinden utanmış gönlümü..."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺22,50

Yazıldığı tarihten bu yana tüm dünya siyasetini etkileyen, günümüzde hala geçerliliğini koruyan bu büyük eser, birçok insanın başucu kitapları arasındaki saygın yerini korumakta. Devlet yöneticileri ya da felsefe ve siyaset ilimleriyle uğraşan kişilerin haricinde iyi bir lider olmak isteyen herkesin okuması gereken Prens, kişisel gelişim konusunda oldukça verimli bir kaynak özelliği taşıyor. Prens, sosyoloji, psikoloji ve strateji gibi farklı ilgi alanları olan insanları ortak bir noktada birleştirebilme gücüyle kendi türündeki kitaplar arasında oldukça saygın bir yerde duruyor.  


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺22,50

Bu kitap doğu Hint adalarında doktorluk yapmakta olan bir adamın görevi ile duyguları arasında kalışının hikayesidir...

Amok koşucusu; güç, tutku, utanç ve hızla deliliğin pençesine düşen bir adamı anlatmaktadır. Pişmanlıklar içinde kıvranan, tutkunun esiri olan, vicdanını rahatlatmak için verdiği sözü tutmak adına hayatını ortaya koyan bir adamın öyküsüdür.

Zweig, hayatının bir yansıması sayılabilecek bu hikayede; intihar kavramını, korkularını, saplantılı bir ruh halini, bir insanın yaşadığı çözümsüzlükleri kendine has tarzı ile ustalığını harmanlayarak bu eseri okuyucularına aktarmayı başarmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺17,25

Genç Werther şehir hayatından kaçıp Wahlheim’a yerleşir ve orda gördüğü soylu aile kızı Lotte’ye aşık olur. Lotte’nin de Werther’e karşı farklı hisleri vardır fakat nişanlıdır ve sahip olduğu kültür ve inanış gereği öncelikleri farklıdır. Ardan geçen zaman sonrasında Lotte nişanlısı Albert ile evlenir ve en yakınlarındaki kişi hep Werther’dir ve bu evlilik durumu onun Lotte’ye olan hislerinde herhangi bir değişiklik yaratmaz. Lotte ise Werther’e bir daha görüşmemeleri gerektiğini söyler ve böylece Werther, intihar ile sonuçlanacak bir duygu seline kapılır.

Johann Wolfgang von Goethe’nin 1774’te, henüz 25 yaşındayken yazmış olduğu Genç Werther’in Acıları duygusallığın ön planda olduğu başyapıtlardan bir tanesidir. Bu roman-mektup tarzında yazılmış eser genç bir ressam olan Werther’in fiziksel anlamda var olmayan arkadaşı, sırdaşı, tek dostu Wilhelm’e yazdığı mektuplardan oluşmaktadır. Werther’in onu intihara sürükleyen imkansız aşkı yayımlandığı Almanya’da büyük ses getirdi. Bu aşk bütün şairaneliğiyle sizin de duygularınızı depreştirecek.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺26,25

Mehmet Rauf’un en önemli eseri olan Eylül, Türk Edebiyatı’nın ilk psikolojik romanı olarak kabul edilmektedir. Ruhsal çözümlemelerde çok başarılı bir çalışma sergileyerek, insanların ruh hallerini okuyucuya net bir şekilde yansıtan bu eser okuyucuyla arasında sağlam bir bağ oluşturmaktadır.

Evet, her şey çürüyor, her şey... İnsanlar da çürümeyecekler mi? 

Eylül de sanki bahara özlem duyan mahzun bir tazelik, üzerine çeken kışın, kendini yok etmek isteyen sonbaharın aksine sonsuza kadar kalma mücadelesi vardır. Sanki ne kadar uğraşırsa uğraşsın, ne kadar direnirse dirensin, kışın üstün geleceğini, artık her şeyin, her ümidin bittiğini buna katlanmak gerektiğini anlamaktan doğan bir korku ile ağlıyordur. Ne renk, ne koku... İşte yapraklar ölüyor... Rüzgar insafsız, yağmur inatçı, her şey çürüyor. Oh, her şey çürüyor...

O zaman Eylül kendine doğada ilk korku ayı, faniliğin ilk hissedildiği ay, ilk faydasız ve yakıcı mücadele arzusu gibi, hayatın ne olduğunu anlayıp habersiz geçen güzel geçmişin özlemiyle ilk boyun bükülmüş bir ay gibi göründü. Ayaklarının altında çamurlanmış çürük yapraklara bakarak:

“Evet, her şey çürüyor… Demek, biz de çürüyeceğiz?” diye düşündü. Demek ki çürüyecekti, o da çürüyecekti. Böyle, hiçbir mutluluk gelmeden, daha henüz beklerken, özellikle hayatının nasıl gafil geçmiş olduğunu anladıktan sonra, artık bir şey de yapmanın mümkün olmadığını görerek, böyle çürümek, bitmek ona pek insafsız, pek acı geliyordu...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺33,75

Bir Delinin Hatıra Defteri, insanlar arasında oluşan sınıf farkını anlatmaktadır. Gogol, bu sınıf farkının insanlar arasındaki hissedilişini net bir şekilde sunar. Eserin dili oldukça sadedir. Olaylar kahramanın gözünden anlatılır. Bu kahraman, hayata tutunmaya çalışan bir memur aynı zamanda da bir şizofrendir. Kahramanın dünyanın adaletsizliğine karşı bakışı sıra dışı olaylarla verilir.

Kahraman patronunun kızına âşıktır. Bir gün âşık olduğu kadının mektuplarını çalar ve onun biriyle evleneceğini öğrenir. Tahtını terk eden İspanya kralı 8. Ferdinand’ın yerine yeni İspanya kralının kendisi olduğunu ve âşık olduğu kadınla evleneceğini söyler. Sonunda ise kapatıldığı akıl hastanesinin kralı, oradaki hastalarda halkıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 72
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺17,50

Nasıl olduysa sıradan bir odun parçası, hem de en ihtiyaç duyulan bir anda Kiraz Usta'nın eline geçer. Odunu tam işlemeye başlayacakken duyduğu Çok sert vurma bana! sesiyle irkilen Kiraz Usta önce ne olduğunu çok anlamasa da gelen sesin odun parçasına ait olduğunu anlayınca şaşkınlığı iyice artar.

Kiraz Usta bu odun parçasını, kukla yapmak için odun parçasına ihtiyacı olan ve Kiraz Usta'nın kapısını çalan Geppetto'ya hediye eder. Geppetto hediyesini alır almaz onu yontmak için evin yolunu tutar. Tahta parçası yontuldukça Geppetto şaşkınlıktan şaşkınlığa sürüklenir. Önce kendisine bakan bir çift göz, sonra da kestikçe daha da çok uzayan bir burun... 

Oluşumunu tamamlayan Pinokyo, ele avuca sığmayan, ortalığı sürekli dağıtan yaramaz mı yaramaz bir kuklaya dönüşür. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi bir de üzerine evden kaçan Pinokyo'nun başına gelmedik kalmaz. Kendisini sevenleri hep üzen Pinokyo'nun aslında asıl amacı iyi birisi olup ilerde gerçek bir çocuğa dönüşeceği günü beklemektir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 167
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺19,60

İlk defa 1882'de “Russkaja Myslj” adlı bir dergide yayınlanan “İtiraflarım” adlı bu eseri Tolstoy, elli yaşında geçirdiği manevi krizden sonra kaleme almıştır. İçine düştüğü bu kriz sonrasında aradığı kurtuluş yollarını ve bu sırada geçirdiği fikri, ahlaki ve dini gelişmeleri anlatır. Tolstoy, eninde sonunda ölecek olduğu bu hayatın anlamını bulmaya çalışır. İnsanlığın yaratılıştan beri sorduğu “Ben neden varım?”, “Hayatın anlamı ne?”, “Ölümlü dünyada tüm bu çaba niye?” sorularına cevap arar. Bu anlam arayışı önce bilimle başlar. Fakat bilimin verdiği cevaplardan tatmin olmaz ve felsefeye yönelir. Sokrates, Hz. Süleyman, Schopenhauer ve Kant gibi önemli düşünürlerin görüşlerine yer verir. Düşünen tüm insanlar gibi Tolstoy’da bu soruların cevabını kesin olarak verememiştir. Çünkü: “Her cevap bireyin kendisinde saklıdır.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺19,60

Lewis Carroll, Alice Harikalar Diyarında kitabıyla yetişkin, genç ve çocukların dünyasını yüzyıllardır etkilemeye devam ediyor. 

Yazar onu yüz otuz beş yıl önce kaleme aldığından itibaren bambaşka bir dünyanın kapılarını aralamış oldu. Herkesi büyüleyen bu masal ülkesi gezerken karşınıza aniden şaşılacak bir karakter ortaya çıkarak bizi peşinden sürüklüyor. 

Beyaz Tavşan ile başlayan macera Şapkacı ve Mart Tavşanıyla eğlenceli bir hale bürünüyor. Kupa Kraliçesinin sert ve tuhaf mizacıyla ürperirken Filozof Tırtıl ile düşünceye dalıyoruz. 
Büyüyüp küçüldüğünüz bambaşka bir ülkeye girmeye hazırsanız Beyaz Tavşan’ı takip edin, yolculuk başlıyor. 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺17,50

Stevenson'un en ünlü eserlerinden biri olan Dr. Jekyll ve Bay Hyde’ın Tuhaf Hikâyesi; saygın ve kabul edilebilir bir doktorun ve Bay Hyde’ın acımasız birlikteliği arasındaki gizemli ilişkiyi anlatıyor. Dr. Jekyll’ın yaşamını riske atarak yaptığı deneyleri ve bu deneyler sonucunda hayatının istemsizce elinden kayıp gittiğini konu alır. Jekyll her insanın içinde bir iyi ve bir de kötü tarafın bulunduğunu, insanın bu iki tarafın birleşiminden oluştuğunu düşünmektedir. İnsan aslında bir değil iki kişidir.

İyilik ve kötülüğün canlandırıcı bir hikâyesi olan bu klasik roman; Victoria dönemi Londra'sının korkunç sokaklarında yer alan bu cinayet hikâyesi, bölünmüş kişiliği ve belirsiz bir bilimin ortaya çıkmasıyla yer alan son keşif, ilk kez 1886'da yayınlandığında anında bir korku klasiği haline gelmiş ve o zamandan bu yana okuyucuları nesiller boyunca büyülemiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺17,50

Dünyaca ünlü edebiyatçı Stefan Zweig’ın kaleme aldığı bu hikâye kendi halkı tarafından erdemin dört adıyla onurlandırılan Virata’nın kişilik-kimlik arayışı içindeki uhrevi yolculuğunu anlatmaktadır. Birwagha topraklarında yaşanan bu ezoterik öyküde nihai erdem olan dürüstlük mefhumunun peşinden giden Virata, bugün dahi geçerli olan öğütleriyle “insan-ı kâmil” olma yolundaki tecrübelerini her yaş ve kültürdeki okurun anlayabileceği bir şekilde anlatmaktadır.

Eylemden uzak olarak gerçekten hareketten kaçamazsın.

Bir an için bile her şeyden asla özgür olamazsın.

Bhagavad Gita, Üçüncü Şarkı

Hareket nedir? Hareketsizlik nedir?

Bu sorular sıklıkla Bilgelerin kafasını karıştırdı.

Çünkü harekete dikkat etmeliyiz, yetkisiz harekete dikkat etmeliyiz. Aynı şekilde hareketsizliğe de dikkat etmeliyiz.

Eylemin doğası anlaşılmazdır.

Bhagavad Gita, Dördüncü Şarkı


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺17,50

Doğu edebiyatının en önemli eserleri arasında sayılan Kelile ve Dimne yüzyıllara uzanan bir bilgelik kitabı. 

Edebiyat tarihindeki ilk fabl örneklerinden olan bu eser, iyi ile kötüyü, doğru ve yanlışı anlatan pek çok öyküyle kâmil insan olma yolculuğuna çıkarıyor. 

Hintli Filozof Beydeba’nın dönemin Kralı Debşelim için yazdığı bu eserle, erdem ve adalete dair verilen öğütler günümüzde hala geçerliliğini koruyor. 

Dünya Klasikleri arasında yer alan bu eser her yaşa farklı bir pencere açıyor. 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺31,50

Bayan C'nin hayatında yaşadığı hüznün girdabında o ana kadar yaşamadığı farklı bir gün başlar. Son zamanlarda üzüntü, heyecan ve anlam arayışının içerisinde; bir kumarhanenin parlak ışıklarına ve yabancı tutkusuna çekilerek bir amacı tekrar keşfediyor ama ne pahasına?

Şefkatli bir kadının ve onun yaşanmış deneyiminin bu canlı ve hareketli hikâyesinde, Zweig yoğun bir aşkın gücünde neler yapılabileceğini, ezici yalnızlık ve ömür boyu sürecek pişmanlık gücünü keşfeder.

Bir çırpıda okunacak bu eser Zweig’in ustalığını yansıtmakla beraber insan psikolojisinin anlık kararları sonucunda yaşadığı uzun zamanlı pişmanlıklarını olağanüstü bir şekilde anlatmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺16,10

- Bu dünya bir bahçe gibidir. Bahçenin duvarları devlettir. Devlet de bir vilayete benzer. O vilayetin bekçisi ve muhafızı dindir. Dinde bir caddeden çeşitli sokaklara giden yollara benzer ki, bu yollar: Devlet Başkanının dosdoğru gideceği yollardır. Devlet başkanı: milletin çobanı yani; koruyucusu ve gözcüsüdür. Ordu, milletin korunmasında ona yardımcıdır. Orduya kefil, ekonomidir. Yani ordunun faydalı hizmetler görmesi ve askerlerin: devlet başkanına, itaat halinde bulunması devletin, malını layık olduğu şekilde harcamak suretiyle gerçekleşir. Ekonomide millet fertlerinin  toplumsal güven ve huzur içinde olması ile gerçekleşir. Millet de, kendilerine adaletli davranılınca devlet başkanlarına itaatli ve saygılı olurlar. Adalete gelince bu, öyle bir esastır ki, alemin nizami ve sağlamca yürümesi bununla sağlanır.

- Sühreverdi

Bilinmelidir ki: danışma isabetli yolun izlenmesini ve doğru görüşün ortaya çıkmasını sağlar. Danışma karışık meseleler kapısının aydınlık getiren doğruluk anahtarıdır, önemli, gizli, kapalı olan tutarlı ve uygun görüşler danışma ile ortaya çıkar.

- Sühreverdi

İstişare, doğru yolu bulmanın ta kendisidir! Her kim ki, kendi görüşünü beğenip başkası ile istişareye muhtap olmadığını düşünse ve müşavereye lüzum görmese elbette yapacağı işte hata meydana gelir.

- Hz. Ali (R.A.)


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2015
₺21,00

Atatürk'e İftira Atmak İhanettir!

Gaflet ve delalet içindeki magazin tarihçilerinin açtığı, sığ ve sahte yolda ilerleyen Atatürk düşmanı hainlerin, Gazi Mustafa Kemal Paşa'mıza atılan onlarca iftirayı ince ince, bir bir açıklıyor...

"Eminim bazılarının Atatürk’ün şiir yazdığından, bu şiirlerinden haberi bile yoktur. İşte Ata’mızı biz ne yazık ki bu kadar tanıyoruz."

Atatürk Dahidir!

Elinizde ki kitabı okudukça, iftira ve yalanlara maruz kalan Ulu Önder'imizin; 

Sadece bir askeri kahraman ‘Gazi Paşa’ değil, 

Sadece bir bilim ve sanat insanı ‘Mustafa Kemal’ değil,

Milletimizin Ata'sı ‘Atatürk’ümüz olduğunu yeniden keşfediyorsunuz!

Atatürk'e Minnet Borcumuz Var!

Yazarın kitap girişinde kaleme aldığı gibi;

"Bu kitapla Yüce Türk Milleti’nin Ulu Önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e olan borcumu ve minnettarlığımı asla ödeyemem. Ancak bir nebze de olsa akıl ve vicdanlarda karşılık bulacağı ümidiyle…"

Siz de Ulu Önder’imize olan borcunuzu bir nebze de olsa ödeme minnettarlığını göstermek istiyorsanız bu kitabı okuyun, okutun!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺45,50

Maksim Gorki’nin en ünlü yapıtıdır.

Kitapta 1905 yılları öncesinin işveren ve işçinin çatışmalarıyla birlikte Pavel adlı aydınlıkçı ve yenilikçi bir gencin, Pelageya adlı annesinin yaşamını anlatır.

Türkiye’de ve dünyada çok bilinen bu yapıt, toplumsal panoramanın anlatıldığı en etkili yapıtlardan biridir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺31,50

18. yüzyıl İngiltere’sinde geçen büyük, tutkulu ve bir o kadar da zor bir aşk hikâyesini bulacağınız elinizdeki bu kitap, dünya edebiyatının başyapıtlarından biridir.

Taşralı orta halli bir ailenin kızı olan Elizabeth Bennet, hazır cevaplılığı, zekâsı ve neşeli tavırlarıyla akranlarından ayrılır. Varlıklı ve asil bir aileden gelen Fitzwilliam Darcy ise kibirli görüntüsünün altında aslında mütevazı ve dürüst biridir. İlk karşılaşmadan itibaren aralarında müthiş bir çekim ve sözsel mücadele başlar. “En büyük nefretlerden en büyük aşklar doğar” sözünün vücut bulmuş hâli olan Elizabeth ve Bay Darcy’nin ilişkileri, Elizabeth’in önyargıları ve Darcy’nin gururunun mahsülü ketumluğu yüzünden yanlış anlamalara maruz kalır. Fakat aşk buna direnemez.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 448
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺35,00

“O zamanlar yeni bir şeyin doğduğunu hissettim; yeni insanlar görüyordum ama nasıl hareket edeceklerini, onlardan ne bekleneceğini bilemiyordum. Ya susacak ya da ne biliyorsam yazacaktım.  İkincisini seçtim.”

Diyen Turgenyev, bu sözleriyle eski nesille nihilist gençlik arasındaki kuşak çatışmasını anlatmıştır.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺28,00

Okumayı ve araştırmayı çok seven Maksim Gorki, üniversiteyi kazanmasıyla birlikte Kazan’a yerleşir. Gençlik yıllarında oldukça acı çekmiş olan Gorki, hayatın gerçekliği ve içinde bulunduğu acı içerisinde, toplumcu gerçekçi bakış açısını oluşturmuştur.

Bununla birlikte üniversiteyi okurken, gizli, halkçı ve ihtilalci örgütlere katılmış olmasını, bu topluluklardaki acemiliklerini, renkli, zor ve acı dolu yıllarını bu eserde dile getirmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺24,50

“Sus ey kalbim! Gökyüzü seni işitmez.”

Elinizdeki bu kitap; Arap edebiyatında, sancılı bir yazarın denemelerini, öykülerini içermektedir. Zaman zaman tamamen şiir olan bu metinler, Cibran'ın gençlik dönemlerine ait Gözyaşı ve Gülümseyiş ile olgunluk dönemi eserlerinden Fırtınalar adlı kitabından seçilerek bir araya getirilmiştir.

İşte yüzyılın başında Batı'dan yazan bir Doğulunun sonu gelmeyecekmiş gibi duran sıkıntıları, yakınmaları, “Fırtınaları”…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 12 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺21,00

18. Yüzyıl Rusya’sında, rejimin çalkantılı ve belirsiz olduğu bir dönemde orduya katılan genç asilzade Pyotr Andreyiç Grinyov ile taşralı Maşa arasındaki aşkın geri planında, söz konusu yıllara damgasını vuran “Pugaçov Ayaklanması” yer almaktadır. Yüzbaşının Kızı, geleneğin erken döneminde Puşkin’in tarihsel romana kattığı ikna edicilik ilkelerinin kaleme alındığı Rus Edebiyatının başyapıtları arasında ilk sırada yer almaktadır.

Aleksandr S. Puşkin'in bu romanı Rus ve Dünya Edebiyatı üzerinde büyük bir etki yaratmıştır. Dünya klasiklerinin arasında sürükleyici ve okuyucuyu içerisine çeken tarihsel AŞK romanıdır...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺22,40

Fransa’nın küçük bir kasabası olan Verrières’de fakir bir kereste ustasının oğlu olarak dünyaya gelen Julien Sorel’in birbirine zıt belirlediği iki hedefi, aşkları ve çalkantılı hayatı onu bu vasat hayattan uzaklaştıracaktır. Yaşadığı bu küçük kasabadan bir an önce kurtulup Paris’e gitme hayalleri kurar. Julien; zekâsı, kültürel seviyesi ve câzibesiyle yüksek tabakanın dikkatini çekmeyi başarır. Aldığı dinî eğitimle papaz olmaya karar veren Julien, aynı zamanda büyük bir Napoléon hayranıdır ve asker olmayı istemektedir. Onun geleceğiyle alâkalı böyle muallâkta kalması ve bir yandan yaşadığı iki büyük ve çalkantılı aşk, onu çok farklı bir maceraya sürükleyecektir…

Julien’in mesleği ve aşk hayatı ile ilgili yaşadığı bu büyük ikilem, onun kırmızıyı mı yoksa siyahı mı seçmesi gerektiğini zorlaştıracaktır…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 544
En / Boy : 12 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺35,00

Altından Yüz Odalı Sarayın Olsa Tek Bir Odada Yaşayabilirsin.

“Madde, mana ile güzelleşir. Altmış ambar darın olsa, her öğünde bir kap yiyebilirsin. Altından yüz odalı sarayların olsa, tek bir odada yaşayabilirsin. Madem öyle, o vakit dünyayı ne sahiplenirsin.”

Bu kitapta, Mevlana'nın hayatındaki ilk ve en büyük öğretmeni ve babası, büyük  âlim, kendi devrinde birçok değerli üstad varken dahi Sultan-ül Ulema, yani Âlimler Sultanı olarak anılan Bahaeddin’in, Mevlana’nın annesi Mümine Hatun ve dedesi Belh Emiri Rükneddin’in, gözden uzak kalmış, hatırası silinmiş hayatlarına şahitlik edeceksiniz.

Fırat Alpdoğan Büyükbay’ın, farklı bir kurgu ve akıcı bir dille yazdığı Aşk Yolunda Bahaeddin, bizim bir döneme bakmamızı, özümüze dönerken ilmi geride bırakmadan ilerlememizi sağlıyor.

Romanda bir üniversite profesörü olan Ege’nin ağzından dinlediğimiz 1100’lerin sonlarına doğru başlayan hikâye günümüze pürüzsüz bir ayna gibi yansıyarak bir dönemin dünyasına girmemizi sağlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺35,00

Tarihteki ilk topyekûn harp olan Birinci Dünya Savaşı öncesinde siyasi açıdan “Uluslaşma”sını, iktisadi açıdan “Sanayi İnkılâbı”nı tamamlamış olan devletler, müstemlekeleri haricinde kalan coğrafyalarda askerî ittifaklar vasıtasıyla kendilerine yeni pazar arayışlarına girişmişlerdir. 19. yüzyıldan itibaren “zamanın ruhuna” ayak uyduramayan Osmanlı İmparatorluğu ise “askerî reformlar” altında ilk olarak Fransız ve İngilizlerin etki alanına girmiştir.

1871 yılında ulus devlet inşa sürecini tamamlamış olan Almanya, “Büyük Oyun”daki İngiliz-Rus rekabetinin yumuşamasını da fırsat bilerek “Drang Nach Osten” mefhumu doğrultusunda Doğu’ya açılım yapmıştır. 1888’de İkinci Wilhelm’in tahta çıkmasıyla birlikte benimsenen “Weltpolitik” ise Almanların, Osmanlı İmparatorluğu’na yönelik bakış açısını temelden değiştirmiştir. Bununla birlikte Almanların “oyuna dahil olması”, aynı dönemde Osmanlı tahtında bulunan II. Abdülhamid’in Düveli Muazzama’ya karşı uyguladığı denge siyasetinde de yeni bir sıklet merkezi yaratmış, Batı’nın gözünde “Eski Devrin Emperyalisti” olan Osmanlı İmparatorluğu’na yönelik İngiliz-Rus baskısı da Almanlar vasıtasıyla bertaraf edilmeye çalışılmıştır.

1882 yılında Albay Otto Kähler’in başkanlığında Osmanlı İmparatorluğu’na gelen ikinci Alman Islah Heyeti’ne 1883 yılında dahil olan Colmar Freiherr von der Goltz, Kähler’in ölümünden sonra 1886 yılında heyetin başına geçmiş, görev süresi 3 kez uzatılarak 1895 yılına kadar Osmanlı İmparatorluğu’nda kalmıştır. Goltz’u diğer Almanlardan ayıran başat özelliği ise Türklere karşı oryantalist yaklaşmamış ve buradaki misyonuna, her ne kadar Alman milli menfaatlerini ön plana koymuş olmasına rağmen, salt materyalist olarak bakmamıştır. Goltz Paşa; Madam Therese von der Goltz’e gönderdiği mektubunda bizi doğrulayacak şu satırları yazmıştır:

“…Şimdi mesleğimin son zamanlarında öz vatanım beni ne yapacağını… Benim için ikinci vatan olan bu yabancı memlekette mademki hiç olmazsa ikinci derecede bir rol tevdi ediliyor, bunu niçin kabul etmeyeyim?..”

Bir asır evvel kaleme alınan Prusyalı bir subayın anıları kanımızca hem Türk hem de Alman tarihçiler ve gençler tarafından dikkatlice okunmalı ve bugünkü konjonktürde her iki taraf açısından unutulmuş olan “Türk-Alman Silah Kardeşliği” tarihteki Goltz Paşa örneğinden tekrar hatırlanmalıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺28,00

Çanakkale Muharebeleri, tarihteki ilk topyekûn harp olan Birinci Dünya Savaşı’nın kaderine tesir etmiş, harbin Churchill’in deyimiyle 3 yıl daha uzamasına ve Çarlık Rusya’nın iç savaşa sürüklenip harbin dışında kalmasına yol açmıştır. Çanakkale Zaferi o tarihe kadar harp sahnelerinin gördüğü en büyük amfibik harekât olması dışında Osmanlı İmparatorluğu’na nefes aldırmış ve harbin Üçlü İttifak’ın lehine sonuçlanabileceği ümidini doğurmuştur.
Çanakkale Muharebeleri içindeki deniz harekâtı ise plan ve uygulanış bakımından harp tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. Hamidiye Zırhlısı’nın komuta kademesinde bulunan Binbaşı Hermann Lorey’in, İngiliz kaynakları ile zenginleştirdiği bu eseri Çanakkale’deki Türk-Alman başarısını ortaya koymakta ve Türkiye’de yazılması arzu edilen “Çanakkale Muharebeleri Monografisi” için katkı sağlamaktadır.

“Avrupa’da hiçbir asker yoktur ki, bu ifadenin altını çiziyorum, Türklerle mukayese edilebilsin. Almanların müdafaada gayet iyi oldukları kabul olunabilir. Fakat siperlerde onlar dahi Türklerle kıyas edilemez. Misal olarak Gelibolu’yu zikretmek isterim. Orada bizim gemi ateşlerimizle büyük zayiata uğrayan kıtalar Türk olmasalardı, yerlerinde kalamaz ve derhal değiştirilirlerdi. Hâlbuki Türkler, bütün muharebe müddetince yerlerinde kaldılar.”

General Townshend

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺49,00
1 2 3 ... 5 >
Çerez Kullanımı