Uzun soluklu müşterek bir çabanın ürünü olan Çağdaş Siyasal Akımlar kitabı, Türkçe literatürde yer edinmiş birkaç çeviri eser hariç olmak üzere konuları kapsamında ve yazar portföyüyle alanında ilk olma özelliği taşıyor. Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden farklı bilim dallarına mensup akademisyenleri buluşturan bu interdisipliner çalışma, ilk, orta ve son dönem siyasal ideoloji ve düşünceleri cem etmesi yönünden ayrı bir değer taşıyor.

Kitabı alanında seçkin bir yere oturtan en temel nitelikse uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi, sosyoloji, kamu yönetimi ve iletişim gibi bilim disiplinlerini buluşturan bir çalışma olmasıdır. Bu yanıyla da anılan alanlarda eğitim gören veya uzmanlaşmak isteyen ya da ders anlatımlarında kaynak kitap olarak istifade etmek isteyenler için bir başucu kaynağı olma iddiası taşıyor. Liberalizmden sosyalizme, muhafazakarlıktan faşizme, kapitalizmden sosyal demokrasiye kadar alanın çok temel tartışmalarını yeni ve güncel perspektiflerle ele alan kitap;

İslamcılık, sekülerizm, çevrecilik, Arap milliyetçiliği gibi literatürün pek de değinmediği konuları ayrıntılı olarak işlemiş olup modern döneme ait askeri vesayet, Hindu milliyetçiliği, göç, dijitalleşme ve kamu yönetiminde dijital dönüşüm gibi son derece önemli ve yeni konulara muhtevi olması yönünden de son derece dikkat çekicidir. Son olarak insanlığın içinden geçtiği salgın döneminde küresel siyasetle birlikte pandemi konusunu işlemiş olması da çalışmanın güncelliğini kanıtlayan özellikler arasında yer almaktadır. Bilim dünyasına hayırlı olması dileğiyle…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 560
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2021
₺112,50

Hükûmet politikalarında sanat eğitimini inceleyen bu kitap, temelde ortaöğretim kademesini ele almaktadır. 1980-2019 yılları arasında ortaöğretim kademesi öğretim programlarında yapılan değişiklikler dâhilinde dersin; nasıl isimlendirildiği, kaçıncı dönem ve kaçıncı yarıyılda yürütüldüğü, ders saatlerinin ne şekilde planlandığı, ders türünün (zorunlu/seçmeli) ne olduğu, kazanım ve ders konularının ne gibi değişikliğe uğradığını belirlemek; ortaöğretim kurumlarında resim/görsel sanatlar dersinin genel durum tespitini yapmak; bu çerçevede ilgili yıllarda görev alan siyasi partilerin resim/görsel sanatlara verdikleri önemi ve bu konudaki politikalarını incelemek, araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Bu bakımdan çalışma, ortaöğretim kademesinde resim/görsel sanatlar dersinin, ilgili dönemin hükûmet politikalarıyla ne gibi değişimlere uğradığını inceleyen tarihsel bir araştırmadır. 1980-2019 yılları arasında hükûmet politikalarının resim/görsel sanatlar dersine etkilerini belirlemek için TBMM ve MEB arşivleri, hükûmet programları, tutanak dergileri, kalkınma planları, millî eğitim şûraları, tebliğler dergileri, TTK kararları ve öğretim programları gibi dokümanlara ulaşılmıştır. Kitapta, 1923 senesinden 2019 senesine kadar Türkiye'nin siyasi ortamı (Türk siyasi tarihi) ve 1-66. Türkiye Cumhuriyeti hükûmetlerinin sanat eğitimi politikaları da detaylı olarak irdelenmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 350
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2021
₺103,50

14 Mayıs 1950 seçimlerinde Adnan Menderes liderliğindeki Demokrat Parti (DP) büyük bir başarı elde etmiş ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) 27 yıllık iktidarına son vererek iktidara gelmiştir. Demokrat Parti'nin iktidarda kaldığı 1950-1960 dönemi, Türkiye'nin hem ekonomik anlamda dünya kapitalist sistemiyle bütünleşme hem de dış politika ve savunma alanlarında Batı ile bütünleşme çabalarının yoğunlaştığı bir dönemdir. Türkiye bu yıllarda, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Batılı müttefiklerinin oluşturduğu siyasi ve askeri yapıların güvenilir bir parçası olmuştur. Bu dönemde Türkiye-ABD ilişkileri güvenlik temelindeve askeri temelde şekillenmiş, Türk dış politikasının şekillenmesini derinden etkilemiştir. Ancak 1957 yılından itibaren Bloklar arası yumuşama, Menderes'in ABD'den yeterli ekonomik destek görmemesi, Orta Doğu buhranları ve Kıbrıs sorununda ABD'nin kendi lehine izlediği politikalara bağlı olarak DP'nin dış politikasında değişiklikler görülmüştür.

DP'nin son dönem dış politikasına göre, Türkiye'nin ABD dışında başka ittifak alternatifleri de mevcuttu. Zira ABD'den yeterli desteği göremeyen Menderes, SSCB'ye yakınlaşmaya başlamış, Uzak Doğu ziyaretleri gerçekleştirerek NATO benzeri bir güvenlik yapılanması olan “Asya İttifakı”nı oluşturmaya çalışmıştır. Güvenliği sağlamak ve ekonomik kalkınmayı artırmak için Türk dış politikasının etki sahasını genişleten DP, ABD'ye rağmen SSCB, Uzak Doğu ve Avrupa ülkeleri ile ilişkileri çeşitlendirerek, başı dik, çok boyutlu ve daha bağımsız bir dış politika izlemeye başlamıştır. Türkiye'nin ABD ile kurduğu sıkı güvenlik ittifakında ikili ilişkilerin altın çağı DP'nin son döneminde tahribata uğramaya başlamıştır.

Bu çalışma, Demokrat Parti'nin ABD politikasını özellikle 1957-1960 yılları arasında incelerken, arşiv belgeleri ışığında tüm yönleriyle ele alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺63,00

Siyasal sistemlerin biçimsel çerçevesi, ilgili ülkenin anayasası ve yasalarınca belirlendiğinden siyasal rejimin genel özellikleri ve işleyişi konusunda belirli ölçüde fikir sahibi olunabilmektedir. Ancak bir ülkenin anayasa ve bazı temel yasaları yanında o ülkenin tarihi, coğrafi, sosyal, kültürel ve ekonomik özelliklerine, siyasal partilerine, parti sistemine, seçim sistemine, baskı ve çıkar gruplarına da bakmak, siyasal sistemin o ülkedeki işleyişi konusunda daha doğru, daha tutarlı analiz yapabilme düzeyimizi daha da arttırabilecektir.

Bu çalışma; birbiriyle belirli ölçüde bağlantılı, belirli ölçüde bağımsız iki ciltten oluşturulmuştur. İlk ciltte; devlet, devlet kuramları, devletin unsurları, demokrasi, yasama, yürütme, yargı, seçim, seçim sistemleri, baskı ve çıkar grupları ile parti sistemleri kuramsal açıdan ele alınmaktadır. Daha sonra siyasal rejimler ve alt türevlerine uygun düşecek ülke uygulamalarına yer verilmektedir. Güçler birliğine dayalı sistemlerden Meclis Hükümeti Sistemi’ne kısmi örnek olarak İsviçre uygulamasına yer verilmektedir. Güçler ayrılığına dayalı siyasal sistemlerden parlamenter sistemlerin Meşruti Monarşili Parlamenter Sistem örneği olarak İngiltere, İsveç ve Suudi Arabistan ülke uygulamalarına ve Cumhuriyetli Parlamenter Sistem örneği olarak Almanya, İtalya ve Güney Afrika Cumhuriyeti ülke uygulamasına yer verilmektedir.

Bu ikinci ciltte ise güçler ayrılığına dayalı sistemlerden yarıbaşkanlık sistemlerinin beş alt türevi ile ilgili 10, başkanlık sistemlerinin alt türevleri ile ilgili 4 farklı Başkanlık Sistemi’ne ve Türkiye'deki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne yer verilmektedir.
Okuyucuya yararlı olması dileğiyle...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 620
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺112,50

Atatürk diyor ki;

"Sizler, yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulursanız dahi beni takip edeceksiniz! Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla ve asla yorulmazlar. Türk gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir. Biz de bunu görmekten bahtiyar olacağız."

Şu halde, Türk gençliği O'nun yolundan, O'nun amacına, yüksek idealine yorulmadan yürümelidir. Bu ciddi bir sorumluluk gerektiren, bir o kadar da gurur veren bir görevdir.

Atatürk'ün hedefi, yüksek ülküsü, kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni çağdaş medeniyetler seviyesinin üzerine çıkartmaktır. Bunun için yürüyecek yol da O'nun akıl, bilim ve teknolojiyi esas alan aydınlık yoludur.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yaşatmak ve yarınlara taşımak görevi de Türk gençliğinindir. Atatürk, kurduğu devleti, "Gençliğe Hitabe" ile Türk gençliğine emanet etmiştir.

Türk gençliğinin omuzlarında ağır, ağır olduğu kadar da şerefli bir görev vardır. Görevin ağırlığı gençleri korkutmamalıdır. Çünkü gençlerin önünde bir örnek vardır: Gazi Mustafa Kemal Atatürk.

Atatürk, Türk milletine inandı ve başardı. Gençler de Türk milletine inanarak, milletimizin tarihini ve değerlerini iyi öğrenerek, bu değerleri yücelterek bütün karanlıkları aydınlığa çevirebileceklerdir. Unutmayalım ki, başarmak, inanmakla başlar.

Bu kitap; bir inanç adamı olan Atatürk'ü gençlerin daha iyi anlaması için hazırlanmıştır. O'nun gençlerle ilgili beklentilerini, nasıl bir gençlik istediğini, gençliğin yetişmesi için neler yaptığını anlatmatadır. Nutuk'tan gençlerimize dersler çıkarmaktadır.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺57,75

İçinde bulunduğumuz bilgi iletişim çağı, toplumu tüm boyutlarıyla ve çok hızlı bir değişim sürecinin içine sokmuştur. Toplumların teknolojik, ekonomik , siyasi, sosyal ve kültürel olmak üzere tüm boyutları dramatik bir hızla değişmektedir. Bu değişim sürecini ise en öngörülebilmesi ve de kontrol edilmesi mümkündür. Teknolojinin kamu yönetimi kurumlerına yayılması ve kamu yönetimini de değişim sürecine sokması, ciddi sonuçlar yaratacak bir gelişmedir.

Bu değişim sürecinde bürokratik kurumlarda yapısal ve işlevsel bir değişime girmiştir. demokratik hukuk devletinde kilit önemde olan bürokratların takdir yetkisi bu değişimden etkilenmektedir ve bu etkilenmenin ciddi sonuçlar yarattığını gözlemlemek mümkündür.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 292
En / Boy : 13.5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺53,36

Siyasal Düşünceler İlk Çağda Siyasal Düşünceler

Ortaçağın Toplum Yapısı ve Ortaçağda Siyasal Düşünceler

Modern Çağda Siyasal Düşünceler

Yakınçağda ve Çağımızda Siyasal Düşünceler

Sosyal Devlet

Siyasal Yönetimler

İlk Çağdan Günümüze Önemli Bazı Konularda Düşünürlerden ve Sistemlerden Kısa Açıklamalar Ne Nedir? Ne Değildir?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 760
En / Boy : 16,2 / 23,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺163,76

“Machiavelli, neredeyse romantik denebilecek bir tavırla prensin… güzel başarısızlığını över. Oysa ki düşünürün genel geçer imgesi, başarı uğruna her şeyi yapmaya hazır bir muhteristen söz edildiğini düşündürür. Zaferi elinin tersiyle iten bu adam da kim?

Machiavelli’nin içinde Machiavelliler mi var; yoksa genel geçer imgede mi bir sorun var? Demek ki, ‘Makyavelci Machiavelli’ imgesine o kadar da güvenmememiz gerekiyor.”

Machiavelli ve büyük eseri Prens’in, “amaca giden her yol mubahtır” anlamındaki Makyavelcilik’le özdeşleşerek ünlenmiş olduğunu biliyoruz. Bu kitap, Machiavelli’nin düşünsel ufkunun asla bununla
tüketilemeyeceğini, dahası onun aslında Makyavelci olmadığını bir defa daha gösteriyor. Hem Prens’i, hem başta Leo Strauss olmak üzere hakkındaki literatürü didik didik okuyarak, düşünürün kavramsal avadanlığını merakla elden geçiren bir metinle karşı karşıyayız: Virtù (beceri), fortuna (talih), ironi, politik bellek, şiddet, din, sözleşme, karşılaşma, ordu-bürokrasi, yanıltma politikası, somut gerçeklik, imge, maske, sağduyu, astroloji, kozmoloji… Ve başta beceri-talih ikiliği olmak üzere, kavramsal kutuplar arasındaki gerilimler, buluşmalar ve buluşamamalar…

Utku Özmakas, Machiavelli’nin kavramları müphem bırakan, metaforlarla ilerleyen düşünme tarzındaki hikmetin zevkine varır ve vardırırken, bu düşüncedeki zengin olanakları, olasılıkları arıyor. Tartışarak anlatan diliyle, bu arayışında okuru da yanına katıyor. Zaten, sadece Prens’i anlama kılavuzu değil “sizi çarpan, zorlayan, ilk etapta kuşatamadığınız bir metin karşısında hevesini kaybetmeme kılavuzu” olarak tanımlıyor kitabın amacını.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 341
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺72,38

MİT Asya Bölgesi Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu'nun Ölümünden Kısa Süre Önce Aydınlık'a Gönderdiği El Yazıları, Tıpkıbasım... AKP'yi Kapatma Davası ve Serdar Özgüldür Olayı...

Hikmet Yar-Tayyip Erdoğan İlişkisi ve Usame Bin Laden... "Bizi Hapsederken Mahvettikleri Yargı Bizim Yargımızdır"... Fethullah Gülen ve Okulları... Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül ve Fethullah Gülen...

Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül'ün ABD ve İsrail İlişkileri... MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın Yaptığı Atamalar ve Büyükanıt'ın Bildiği RTE Sırları... AKP, PKK ve Kürt Sorunu...

AKP İktidarının İç ve Dış Politikada Geldiği Yer... "Öldürmek Dahil Her Şeyi Yaptırabilir"...

Tayyip Erdogan'ın İsviçre'deki Gizli Hesapları ve Kılıçdaroğlu'nun BND Görüşmesi...

Türkiye Cumhuriyeti Devletini AKP Nasıl Ele Geçirdi...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺48,90

Cumhuriyet döneminde, aydınlanma ışığında yeniden düzenlenen hukuk sisteminin son on yılda geçirdiği değişimler, birey ve toplum olarak edinilen kazanımların, yurttaş olarak alınan sorumluluklarla beraber hak ve özgürlüklerin nasıl göz göre göre elden çıkarıldığını özetliyor.
Av. Dr. Başar Yaltı, bağımsız yargının ne olduğunu ve toplumsal yaşayışımızı nasıl şekillendirdiğini hatırlatarak, emir ve talimatla işleyen yargının bizi nasıl da sonu belli, kirli bir mizansenin parçası yaptığını gösteriyor. Siyasal iktidarın, yargı üzerinden Cumhuriyet’le nasıl hesaplaştığını ortaya koyuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺19,60

“Bir ‘tür’ olarak biyografya, kendi geleceklerini kendi öz iradeleriyle belirleme hakkından mahrum bırakılan ve bu nedenle de kendi  zamanlarına ve mekânlarına hâkim olamayan azınlıkların, diasporalaştırılmış grupların ve genel olarak ‘yenilmiş’ aktörlerin tarihinde de önemli bir rol oynamaktadır. Profesör Heinz Gstrein’in  1974’te ‘avukatsız halk’ olarak tanımladığı Kürtler de sembolleri,  sözlü kültürleri, parçalanmış ama etkin toplumsal hafızaları ve  nesilden nesle aktarılan yaşam hikâyeleri sayesinde ayakta kalabilen gruplar arasında yer almaktadır. Bu oksijen kaynakları 20. yüzyılın önemli bir bölümünde ‘yasaklanmış’ bulunan Kürtlüğün, zamanda ve mekânda boğdurulamayan çoksesli bir olgu olarak var olmasını mümkün kılmıştır.”

Hatırlayamamakla malul bir çağda, unutmakla makulleştirilen bir düzende, “yeni” olanın sorgusuz kabulüyle övünülen bir dünyada  yaşıyoruz. Tarihe karşı sorumluluklarımız, kolektif belleğin erozyonuyla toplumsal yaşamın gündeminden çıkmış görünüyor. Elinizde tuttuğunuz, Tuncay Şur ve Yalçın Çakmak’ın titizlikle derlediği Kürt Tarihi ve Siyasetinden Portreler tam da böylesi bir problemin üzerine hatırlamanın, aktarmanın, anlatmanın iştahlı politik  savunusuyla giden bir biyografya çalışması. Portreler üzerinden tarihe yeniden bakmayı, bakmakla kalmayıp Kürtlerin entelektüel ve siyasi tarihlerini, çeşitliliğe halel getirmeyen bir bütünlük üzerinden okumayı isteyenler için eşsiz bir başlangıç noktası. Tarihyazımına yeni bir soluk.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 447
En / Boy : 15 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺96,75

Tüm demokrasi tartışmalarının özündeki sorunlara eğilen bir önerme elinizdeki kitap. Kim yönetir? Hangi yetkeyle? Hangi iktidar hangi yeterli çoğunluğa ya da meşruiyet talebine dayanır? Bireylerin siyasi eşitliği somut bir zemine mi temellenir yoksa daha ulaşılabilir amaçlar uğruna belirsiz bir geleceğe mi ertelenmiştir? Siyasi eşitlik idealinin pekâlâ mümkün olabileceğini savunan Dahl, demokrasinin uygulamada neye benzediğinden ve hangi değişkeleri içerdiğinden söz ediyor. Özellikle çelişkili varlık taleplerinin hangi ortak kabulde içerildiğini ayrıntılarıyla irdeliyor. Demokrasi idealinin tüm formlarıyla tartışmaya açıldığı özlü bir sorgulama.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 123
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺23,40

Milliyetçiliğin yükseldiği bir dönemde Oktay Vural’dan eleştiriler, tutum ve görüşler...

Birey, hayat, toplum, millet, kültür, ahlak, inanç, düşünce ve siyaset… Var olmanın asal faktörleri. Hayat içinde acı, hüzün, umut, sevinç ve ülkülerle yoğrularak şekillenen birey ve toplum. Onların ürettiği değerler bütünü ve bu bütünden ortaya çıkan olaylar, durumlar, eserler… Hepsi birden insanların dünyasını, hayatın gerçeklerini meydana getiriyor. Buna bir de milliyetçi bakış açısını eklerseniz ortaya Oktay Vural’ın gerçekleri çıkar. Milliyetçi Hareket Partisi’ni temsil sorumluluğunu yerine getirirken TBMM’de sözleriyle ve etkinliğiyle bu gerçekleri ortaya koyan Oktay Vural şimdi Sözüm Meclisten Dışarı diyor ve TBMM dışındayazıya dökülenleri, dile gelenleri okurlarla paylaşıyor. Çeyrek yüzyıllık süreç içinde fikirler, olaylar ve durumlar karşısında bilim ve fikir adamlarının katkılarıyla ortaya koyduğu entelektüel ve usta siyaset birikiminin bir bölümünü derlediği bu eserle önünüze getiriyor. Küresel oyunlardan bölgesel gelişmelere, dönemsel siyaset tartışmalarından milliyetçi tavırlara kadar merkezinde Türkiye’nin olduğu; her şeye yalnızca Türk milleti gerçeğinden bakıldığı konuşma, yazı ve yorumlarını bulacaksınız bu kitapta. Millî ve milletlerarası seviyede milliyetçiliğin yükselişine şahitlik ettiğimiz bir dönemde Oktay Vural’ın süreç içinde ortaya koyduğu görüşler milliyetçiliğin duygusal boyutunun yanı sıra politik boyutunun derinliğini ve direncini yansıtıyor. Tanıdığınız Vural’ın düşünce dünyasını daha iyi anlamanızı sağlayacak bu kitapta yer yer Türkiye’den siyasi kesitler bulmakla kalmayacak, politik yanlışlara karşı yaptığı eleştirileri ve temsil ettiği tutum ve duruşu göreceksiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 580
En / Boy : 13,6 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺53,30

Adil Düzen’de faiz olmaz. Çünkü faiz, haksızlıktır, zulümdür. Üretmeyenlerin üretenlerin elinden faiz miktarı kadar malı zorla almalarıdır. Kapitalist Düzen’de faiz nedir? Malı üretiyorsunuz, toplumun faydasına arz ediyorsunuz. Buna karşılık üretiminize eşdeğer tüketme hakkınızı gösteren senedinizi yani paranızı alıyorsunuz. Kapitalist Düzen’de bu parayı bir bankaya koyuyorsunuz. Bir yıl sonra faizinin ilavesi ile beraber bu para size iade ediliyor. Siz bu bir yılda yeni bir üretim yapmadınız. Buna mukabil size üretim yapmadan ilave bir tüketim hakkı veriliyor. Kapitalist Düzen bu tüketim hakkını nereden veriyor? Ya açıktan para basarak veriyor. Bu takdirde bu herkesin hakkını alıp size vermek demektir. Çünkü açıktan basılan para arz-talep kaidesine göre mevcut malların fiyatlarını yükseltir. Veyahut da başka bir üretenin hakkını alıp size vermektedir. Bu da o kimsenin yani üretenin, yani emekçinin, yani fakir fukaranın hakkını alıp, getirip size vermek demektir. Her ikisi de haksızlıktır ve zulümdür. Bunun için faiz yiyen insan, fakir fukaranın gözyaşını içen, etini ve kanını yiyen insan gibidir. Kan içen bir vampir durumundadır. Saadeti başkalarının ızdırabında arayan insan durumundadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 81
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺25,50

“Anlatılan senin hikâyendir”… Marx, Kapital’in birinci baskısına yazdığı önsözde, okuyucusuna böyle seslenmişti. Elinizdeki kitapta ise Serpil Güvenç, yazarının doğumundan 200, yayımlanmasından 151 yıl sonra Kapital’in öyküsünü anlatıyor: 1867’de Almanya’da başlayan yolculuğun izini süren Güvenç, Marx’ın başyapıtının nasıl yazıldığı, nasıl yayımlandığı, farklı ülkelere nasıl ulaştığı ve bu ülkelerin halklarının dillerine hangi zorluklarla tercüme edildiğini anlatıyor ve kendi tanıklıklarını da aktararak, bu yolculuğun Türkiye ayağına özel bir önem veriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 217
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺44,90

Benim açımdan bu kitabı okumak, sanırım, Kapital’in I. cildinin milyonlarca okuyucusunun da yaşadıklarına bir ölçüde benzeyen, duygusal bir deneyim oldu. Yurttaşlarım olan kadın ve erkeklerin büyük çoğunluğu kadar, onların dünyanın diğer yerlerindeki muadillerinin de çalışma hayatlarında karşılaşmak zorunda kaldıkları keder verici, dehşetli, kalp kırıcı yöntemler bilincime eziyet verici ve unutulmaz biçimlerde nakşoldular. Hepsi de etkinlik ve üretkenlik adına gerçekleştirilen, ama aslında büyük Sermaye tanrısının daha kesinlikli bir zaferi uğruna, onların çektiği eziyetleri daha da ağırlaştırmayı hedefleyen yol ve araçlar için gündelik olarak sarf edilen bütün bu yetenek ve enerji miktarını düşündüğüm zamansa, insanlığın böyle canavarca bir sistemi yaratabilme yeteneğine duyduğum hayreti aşabilen yegâne şey, onun, insan soyunun iyiliğini ve mutluluğunu böylesine açıkça tahrip eden bir düzenlemenin sürüp gitmesini hoş görme konusunda sergilediği arzu karşısında duyduğum şaşkınlıktır. Eğer bu çabanın kendisi ya da yalnızca yarısı, çalışmayı, aslında tam da olabileceği gibi, yaşama sevincini artıran, yaratıcı bir faaliyet haline getirmek üzere harcanmış olsaydı, dünya nasıl da harikulade bir yer olurdu. Ama öncelikle kapitalizmin aslında ne olduğu ve onun görünürde sahip olduğu gereklilik ve kaçınılmazlıkların neden aslında sadece küçük bir azınlığın çıplak öz çıkarlarını gizlemeye yarayan ideolojik incir yapraklarından ibaret oldukları konusunda yaygın bir popüler kavrayışın yaratılması gereklidir. Bu kitabın, bu son derece gerekli aydınlanma açısından yaşamsal bir katkıda bulunabileceğinden eminim. -Paul Sweezy-


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 448
En / Boy : 15,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺123,30

Türkçülüğün Esasları, Ziya Gökalp'in uzun araştırmalar ve incelemelere dayanan çalışmalarının sonucu olarak ümmet kültüründen millet kültürüne geçişte ortaya koyduğu ve bilimsel esaslara dayalı görüşlerinin toplandığı eseridir.

Ziya Gökalp bir filozof ve sosyolog olarak Türk milletinin ruhunu, karakterini, kimliğini tarih içinden bulup çıkararak kendi özüne dönmesini ihtar etmiştir.

Türkçülüğün Esasları Osmanlı İmparatorluğunun dağılmasıyla birlikte bütün iradesini kaybeden ve verdiği bağımsızlık savaşıyla da tarih sahnesinde varlığını tekrar ıspat eden Türk milletinin gelecekte izleyeceği siyasal kültürel ekonomik, sosyolojik ve felsefi programın adıdır.

İşte bu kitap Ziya Gökalp'in bu konudaki tespit ve tekliflerini dikkatlere sunmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 159
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2014
₺20,00

20. Yüzyıl’da uluslararası sistemi etkileyen en önemli olgulardan ikisi hiç şüphesiz küreselleşme ve Amerikan hegemonyasıdır. Birbirinin tamamlayıcısı olan bu iki olgunun ortaya çıkardığı kapitalist barışın etkileri günümüzde hâlâ hissedilmekle birlikte, 21. Yüzyıl’ın uluslararası sisteminin geleceğinde söz konusu iki olgunun ağırlığının ne olacağı tartışma konusudur. Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD önderliğinde kurulan Batı kaynaklı güç dengesi bugün, geçmişte hiç olmadığı kadar, yeni meydan okumalarla karşı karşıyadır. Çin ve Hindistan gibi Doğulu ülkelerin uluslararası sistem üzerinde hem ekonomik hem de kültürel alanlarda artan etkileri, özelde ABD hegemonyası genelde ise Batılı güç dengesi üzerinde sarsıcı etkiler ortaya çıkarmaktadır. Erich Weede, Güç Dengesi, Küreselleşme ve Kapitalist Barış’ta Doğu’nun artan bu gücüne vurgu yaparak, küreselleşme ve Amerikan hegemonyası ile sağlanan kapitalist barışın geleceğini sorgulamaktadır. Kitapta ayrıca ekonomik zenginlik, demokrasi ve savaşların önlenmesi konularındaki yakın ilişkiler ile küreselleşmenin bu olgular üzerine olan etkileri de derinlemesine incelenmekte, kapitalist barışın sağladığı küresel ekonomik refahın demokrasileri güçlendirmede ve savaşları önlemedeki rolü detaylı bir biçimde değerlendirilmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 135
En / Boy : 10,5 / 16
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2012
₺22,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 327
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2006
₺21,26

Marksist iktisatta "tekelci kapitalizm" terimi, kapitalizmde büyük şirketlerin egemen olduğu aşamaya atıfta bulunmak için yaygın olarak kullanılmıştır. Kapitalist gelişmenin bu aşaması 19. Yüzyıl’ın son çeyreğinde ortaya çıktı ve İkinci Dünya Savaşı sıralarında olgunlaştı. Diğer klasik ekonomi politikçilerin eserleri gibi Marx’ın Kapital’i de piyasa sisteminin -kapitalist girişimlerin çoğunlukla ailelerin işlettiği küçük şirketlerden oluştuğu- serbest rekabet koşulları tarafından nitelendirildiğini varsaymıştı. Klasik ekonomi politik hiçbir zaman "tam" ya da "saf" rekabet gibi mutlak fantezileri barındırmadı, bu kavramlar iktisada daha sonraki neoklasik aşamasında sokuldu. Yine de klasik ekonomi politik ilk başta öne sürdüğü serbest rekabet teorisinde, fiyat rekabetinin acımasız olduğunu ve tek başına hiçbir kapitalistin ya da şirketin piyasanın kayda değer bir kısmını kontrol edecek güce sahip olmadığını öne sürdü. Bununla birlikte, diğer klasik ekonomi politikçilerden farklı olarak Marx’ın durumunda kapitalizm tarihsel bir sistemdi; bu yüzden dinamik bir karaktere sahipti ve çeşitli aşamalardan geçiyordu. Marx, bir tekelci kapitalizm kuramı ortaya koymamasına rağmen, kapitalizmde birikimin temel bir eğilimi olarak sermayenin yoğunlaşması ve merkezileşmesinin altını çizmişti. Paul Sweezy’nin, Marksist iktisattaki büyük eserlerden biri olan, Kapitalist Gelişme Kuramı adlı klasik eserinin yayımlanması Marksist analizin ayırt edici bir geleneğinin başlangıçlarını ortaya koydu. Tekelci kapitalizmin ana çerçevesini çizen bu eser daha sonraki tartışmalar için temel kaynak oldu. Sweezy, Kapitalist Gelişme Teorisi’nde, Marx’ın artı-değerin gerçekleştirilmesi krizi kuramından yararlandı, -bu kuramla Keynes’in efektif talep kuramı arasındaki yakın bağlantıyı da göstererek- ekonomik durgunluk konusunda yetkin bir analiz geliştirdi. Kapitalist Gelişme Teorisi aynı zamanda Marksist tekelleşme analizini daha ileriye götürdü.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2007
₺90,20

"Zenginlik yaratılması bütün toplumlar için geçerli çok önemli genel ilkelere dayanır. Bu ilkeler insan davranışının bir sonucu olarak ve fakat insanlar tarafından bilinçli ve amaçlı olarak tasarlanmadan varlık alanına girmiştir. Evrilerek bugüne kadar gelmiş ve hiç kimse tarafından icat edilmemiştir."

Bu, küçük bir kitap için çok iddialı bir tez gibi görünmesinin yanında sosyal hayatının evrimi konusunda liberal tezlerden uzak kalmışlar için de bir o kadar şaşırtıcıdır.

Ama, önce kendi kendinize sonra etraftaki insanlara bir sorun: İnsanlar açlığı mı yoksa tokluğu mu, zenginliği mi yoksa fakirliği mi tercih ederler? Bütün insanların tokluk ve zenginliği açlık ve yoksulluğa tercih etmesine rağmen neden bazı toplumlar müthiş zengin ve bazıları akıl almayacak kadar fakir?

Zenginliğin sihirli ve ancak çok az sayıda insanın keşfine açık bir yolu mu var? Yoksa zenginlik belirli değer ve kurumlarla ilgili ve bu değer ve bu kurumlar tüm insanlığın ortak malı mı? Sefaletten Zenginliğe medeniyetimizin, refahın ve barışın büyük, fakat basit; sabır ve itina gerektiren, fakat her toplumun takip edebileceği yolunu laf kalabalığı, demagoji ve slogan çığırtkanlığı yapmadan açıklıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 10,5 / 16
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺16,20

Karanlıkla mücadele, topla tüfekle olmaz. Karanlığın panzehiri aydınlıktır. Bütün geri kalmış ülkelerde geri kalmanın anahtar kavramı "aklı tutsak etmek", ilerlemenin kavramı ise, "bireysel ve toplumsal aklı özgürleştirmek"tir. Ergenekon olarak tanımlanan vesayetçi sistemin; aslında terör örgütünden çok, toplumsal aklı tutsak etmeye yönelik, toplumu çağdaş köleliğe razı etme mücadelesi veren asimetrik bir yapılanma olduğu ayan beyan ortaya çıkmıştır. Bu yüzdendir ki Ergenekon, bireysel ve toplumsal aklı tutsak etmek amacıyla eylemde bulunur ve aslında varlık sebebi de tam olarak budur. Peki, bu tutsak akıl, nasıl esaretten kurtarılır? Bunun yolu, kısaca; "özgürlüğü, aklı, bilimi, sinerjiyi, istişareyi" sistemin temeline yerleştirmek, merkezine oturtmaktır. Kitapta yeralan teori; bilimin, özgürlüğün ve aklın nasıl tutsak edildiğini ortaya koyup, bundan çıkış yollarını anlatarak, topluma aklı ve bilimi merkeze alan yeni bir yol önermektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 221
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺19,68

Alışılagelmiş kapitalizm kavrayışını yeniden değerlendirme, postkolonyal dünyada özgün bir kapitalist kalkınma teorisi ortaya koyma girişiminin ürünü bu kitap. Teorisini somutlaştırmak için ilkel birikim, yönetimsellik ve postkolonyal kapitalist formasyon gibi kavramları derinlemesine ele alan Sanyal’ın temel sorusu şu: Küresel kapitalizm ağına entegre olması, üçüncü dünyaya yeni ekonomik imkânlar mı sağlayacak, yoksa üçüncü dünya ülkelerini yırtıcı çokuluslu şirketler için kolay birer av haline mi getirecek?

Yazar Hakkında

Kalyan Sanyal (1951-2012) Hindistan doğumlu iktisatçı. Uluslararası Ekonomi Araştırmaları Lisansüstü Enstitüsü’nde, Kanada, Waterloo ve Notre Dame üniversitelerinde ziyaretçi öğretim görevlisi olarak çalışmalarda bulundu. Kalküta Üniversitesi İktisat bölümünde profesör olarak araştırmalarına devam etti. The American Economic Review, Economical Rethinking Marxism gibi dergilerde yazıları, çeşitli derlemelerde makaleleri yayımlandı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 318
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺33,90

"Özel mülkiyeti ortadan kaldırma isteğimiz karşısında dehşete kapılıyorsunuz. Oysa özel mülkiyet sizin bugünkü toplumunuzda nüfusun onda dokuzu için zaten ortadan kalkmıştır, birkaç kişi için varlığı, onda dokuzu için varolmadığı için vardır. Demek ki, siz, toplumun büyük bir çoğunluğunun mülksüzleştirilmesini zorunlu koşul olarak dayatan bir mülkiyeti ortadan kaldırmayı istediğimiz için bize saldırıyorsunuz. Tek sözcükle, sizin mülkiyetinizi ortadan kaldırmayı istediğimiz için bize saldırıyorsunuz. Kuşkusuz, biz de bunu istiyoruz."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 78
En / Boy : 10,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2008
₺5,25

"Tüm Fransız terörizmi, burjuvazinin düşmanlanyla, mutlakıyet ile, feodalizm ile ve darkafalılık ile avamca hesaplaşmaktan başka bir şey değildir." [K. Marks, Buıjurazi ve Karşı-Devrlin]

Paris'in varlıksız yığınları, terör döneminde, egemenliği bir an ellerine geçirebilmiş ve böylece burjuva devrimini burjuvazinin kendine karşı zafere götürebilmiştir." [F. Engels, Anti-Dühring]

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 188
En / Boy : 10,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺10,50

"Kaynaşmış bir grup halinde, sarp ve zorlu bir yolda, birbirimizin ellerine sıkı sıkıya sarılmış olarak yürüyoruz. Düşman tarafından her yandan kuşatılmış durumdayız ve onların sürekli ateşi altında hemen hemen hiç durmaksızın ilerlemek zorundayız. Daha ilk baştan kendimizi tek başına bir grup olarak ayırarak ve uzlaşma yolu yerine mücadele yolunu seçerek, bizi suçlayanların bulunduğu yakınımızdaki bataklığa çekilmemek için, düşmanla savaşmak amacıyla gönüllü ve tam olarak birleşmiş bulunuyoruz. "


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Antalya
Sayfa Sayısı : 202
En / Boy : 10,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2009
₺10,50

Çağdaş sosyal-demokrasinin Jakobenleri bolşevikler, Vperyodcular, Syezdovcular, Proletaryciler (yani Vperyod yanlıları, ‘Kongre’ grubu ya da Proletary yanlıları)–, verilmiş ve türetilmiş tüm adlarıyla bolşevikler, sloganlarıyla, devrimci ve cumhuriyetçi küçük-burjuvaziyi ve özellikle köylülüğü, bir sınıf olarak proletaryanın tutarlı demokratizmi düzeyine yükseltmek istiyorlar. Onlar, halkın, yani proletarya ve köylülüğün, özgürlüğün düşmanlarını acımasızca yok ederek, onların direncini zorla ezerek, serfliğin, Asyatik barbarlığın ve insan aşağılanmasının her türlü lanetli kalıntılarına karşı hiç bir ödün vermeden, monarşi ve aristokrasiyle ‘avamca’ hesaplaşmasını istiyorlar.

- V. İ. Lenin

1905 Devrimi Üzerine Konferans

İki Taktik

Rusya Devrimi ve Proletaryanın Görevleri

Moskova Ayaklanmasından Alınacak Dersler

Gerilla Savaşı


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 230
En / Boy : 10,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2010
₺14,00

"Ezen sınıflar, büyük devrimcileri yaşadıkları sürece sürekli olarak izlemişler, onların öğretilerini en vahşi düşmanlıkla, en koyu kinle, en ahlaksız yalan ve iftira kampanyalarıyla karşılamışlardır. Ölümlerinden sonra ise, onları zararsız ikonlara dönüştürmeye, azizleştirmeye, deyim yerindeyse, ezilen sınıfları 'teselli etmek' ve aldatmak için onların adlarını bir haleyle süslemeye girişirlerken, diğer taraftan da devrimci öğretinin özü kuşa çevrilir, devrimci keskinliği köreltilir ve sıradanlaştırılır. Günümüzde, burjuvazi ve işçi sınıfı hareketi içindeki oportünistler, marksizmin bu biçimde 'düzeltilmesi' konusunda anlaşıyorlar. Onlar, marksist öğretinin devrimci yanını, devrimci ruhunu bir yana bırakıyorlar, siliyorlar ve çarpıtıyorlar. Burjuvazi için kabul edilebilir görünen ya da kabul edilen şeyleri ön plana çıkarıyorlar ve övüyorlar."

- V. İ. Lenin

Bugünkü Devrimde Proletaryanın Görevleri (Nisan Tezleri)

Devrim Dersleri

Devrimin Temel Sorunlarından Biri

Devlet ve Devrim

Marksizm ve Ayaklanma

Merkez Komitesi Üyelerine Mektup


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 210
En / Boy : 10,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2010
₺14,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 404
En / Boy : 17 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2010
₺24,00

Komünistler, kendi fikirlerini ve amaçlarını saklamayı reddederler.

Kendi amaçlarına ancak mevcut toplumsal düzenin zorla yıkılmasıyla erişebileceklerini açıkça belirtirler.

Egemen sınıflar bir komünist devrim korkusuyla tir tir titresinler.

Proleterlerin, kendi zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyleri yok.

Hâlbuki kazanacakları bir dünya var.

Bütün Ülkelerin İsçileri,

Birlesin


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺7,60

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2012
₺32,00

 




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2013
₺20,00

Emin Çölaşan / 28.01.2012/ Sözcü Gazetesi

Geçenlerde Ergenekon’dan iki yıla yakın yatan Bekir Öztürk’ün bir kitabını okudum. Son yıllarda okudğum en ilginç kitaplardan biriydi.Varsayalım günün birinde eviniz polis tarafından basıldı,sonra tutuklanıp içeri tıkıldınız.Bu aşamalarda haklarınız nelerdir,yaşadıklarıyla birlikte kitabında dört dörtlük,bir roman gibi anlatıyor.

Tutuklu ve hükümlü hakları, yönetmelikler,yeme içme vaziyetleri,hastalık olayları, verilmeyen yasal hakları ve içeride yaşadıkları…

Bekir Öztürk’ün F Tipi Rehberi Kitabı, Cezaevine düşen ve ne yapacağını bilemeyenler için her açıdan bir kılavuz, el kitabı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2015
₺12,96

Kürt (ve Türk) meselesinde bir milada dönüş yaşanıyor. Kürt sorununun kökleri, 1918-1926 yılları arasındaki gelişmelerde ve alınan politik kararlarda yatıyor. O yıllardaki şartlar ve yanıtlanması gereken temel sorular, bugünkülere çok benziyor.” Bu kez daha iyi yanıtlar verilebilecek mi? Murat Somer, bu soruya farklı bir yerden bakarak yoldaki engellere ışık tutuyor ve çözümler geliştiriyor. Somer’e göre, sorunun kaynağındaki ikilemlere ulaşmak için Kürtlerden çok Türklere ve Ortadoğu’ya bakmak gerekiyor.

Bu sorunu kuruluş döneminden günümüze kadar inceleyen Somer, Türk ve Kürt meselesinin temelinde üç ikilem yattığı sonucuna varıyor: ayrılıkçılık potansiyelinin bertaraf edilememesinden kaynaklanan dış güvensizlik ikilemi, siyasal aktörlerin ideoloji veya iktidar mücadelelerinden doğan elit işbirliği ikilemi ve hem Kürtlerin görülmek ve eşitlik taleplerini karşılayabilen hem de toplumun ortak kimlik ihtiyacını tatmin eden bir kimlik gereksiniminde ortaya çıkan ortak kimlik ikilemi. Kitap, bu ikilemleri aşmak için uyumlu ortak kimlikler ve devlet-ulus gibi kavramları ve somut çözüm önerilerini sunuyor.

Milada Dönüş: Ulus-Devletten Devlet Ulusa Türk ve Kürt Meselesinin Üç İkilemi, sadece sosyal bilim veya siyaset bilimi alanlarında çalışanların değil, Türklerle Kürtlerin ne yöne gittiklerini merak eden herkesin ilgisini çekecek bir kitap.

“Murat Somer her gün değişip yeni bicimler alan Kürt sorununu sağlam bir kuramsal çerçeveye oturtup tarihsel bir açıdan inceliyor.  Bu çalışmasıyla  Somer hem Türkiye’deki toplum bilimi birikimine katkı yapıyor, hem bu karmaşık sorunu anlamamıza yardım ediyor hem de çözüme yönelik pratik öneriler getiriyor.  Bu üç başarıdan herhangi bir tanesi tek başına bu kitabın çok önemli bir yayın olmasına yeterdi.  Milada Dönüş bu her üç alanda yaptığı değerli katkılarla ve özgün kaynaklara dayanan araştırmasıyla etkisi uzun yıllar sürecek çok önemli bir kitap.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 455
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2016
₺29,52

Gabriel García Márquez’nin Yüzyıllık Yalnızlık kitabında bir bölümde Albay Aureliano Buendia, komisyonda delegelerin isteklerini dinler. Delegeler albaydan liberal toprak sahiplerinin desteğini kazanmak için tapu kayıtlarının kurcalamaktan vazgeçmesi, din adamlarının nüfuzuyla uğraşmayı bırakmasını ister. İstekler bitince Albay “O halde” der, “yalnızca iktidar için savaşıyoruz demektir.” Delegelerden biri, “Bu değişiklikler taktik gereği. Şu sıra önemli olan şey, savaşın halka dayanan tabanını genişletmektir. Sonra bunları yeniden ele alırız” demesiyle Albay Buendia’nın siyasal danışmanlardan biri kendini tutamaz, söze karışır: “Burada bir çelişki var” diye atılır. “Bu değişiklikler faydalı ve yerindeyse o halde Muhafazakâr rejim de iyi demektir. Dediğiniz gibi savaşın halka dayanan tabanını bu değişikliklerle genişleteceksek, Muhafazakâr rejim geniş bir halk tabanına dayanıyor demektir. Sözün kısası, demek ki, biz yirmi yıla yakın süredir halkın duygularına karşı savaşmışız.”

Siyasal danışmanın sözleri Türkiye’ye uyarlandığında ışıkları sabaha kadar yanan Karargâh’ın seçilmiş hükûmetin yetkilerine yönelik sivri dilli muhtıraları, 

-“İmam Hatipli Başbakanı hazmedemediğini” dermeyan eden Baro Başkanları, 
- “Hükümet yüzde 95’le gelse bile bazı kurumlardan gerekli karşılığı alacağını” hindi gibi kabararak söyleyen rektörler, 
- Kara propaganda yapan gazetelerin kupürleriyle halkın yarısının oyunu almış iktidar partisine kapatma davası açan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıları,
- Ekonomiyi batırma isteğiyle “Yabancı yatırımcılar gelmesin” diyebilen şapkalı Cumhurbaşkanları,
- Düşük yoğunluklu savaş sürerken barış adına ahkâm kesip, barış süreci yaşandığında çark ederek hükûmete bilenen liberal kalemşorlar, 
- 80 yıllık askeri vesâyete son verildiğinde, paralel yapılarla daha ağır bir vesâyet inşa etmeye çalışanlar,
- Ağzına bir parmak bal çalıp üç yüzyıl duraklama dönemiyle uyutulan milletten yardıma muhtaç mazlum milletleri kucaklayan, memleket pusulasını esfel-i sâfilinden ahsen-i takvime çevirmeye vesile olan Tayyip Erdoğan’ın hükûmeti hâlâ ayaktaysa bunun sebeb-i hikmeti Allah’ın inayeti, Milletin desteği, Himmetlerinin işlevselliğidir.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 365
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2014
₺71,90

"Güneş doğarken çok eşsiz bir olay oldu: Bayramlaşma Salonu'nunda bayramın güzelliklerinden konuşuluyordu. Bu çerçevenin içinde. Gazinin manevi kızlarından Nebile Hanım, Gazinin işaretiyle, sandalyesinin üstüne, çıktı, sabah ezanı okunmaya başladı. Bir aralık baktım: Nebile Hanımın Ses Damlalarına, Yaş Damlaları karışıyordu;
Gazi Mustafa Kemal ağlıyordu."

Rahmi Turan, sözcü: "... PKK ve Kürtçü Bölücü hareket, Yaklaşık yüz yıllardır devam eden, ayrılıkçı bir harekettir.

"İlk Kürt isyanı 1806 yılında Baban Zade Aşireti İsyanı ile başlamıştır. 0 günden buna 210 yılda irili ufaklı 49 Kürt isyanı oldu hepsi de bastırıldı.
PKK ayaklanması 50'nci isyan oluyor bu da mutlaka bastırtacaktır..."

CD:"... Bir kişinin kendi yaptıklarını unutturmak için yaptığı manevralara alkış tutmak. Birikimli aydınlarımıza hiç yakışmıyor!"

CD: Türban, tesettür, din gereği değildir, giyenlerin bilgisi olsun. Giymeyenlerin gönülleri raaht olsun!

CD: Dinimizin kutsal kitabı Kur'an, yalancıların cezalandırılacağını yazar.
Bu konuda sayısız ayet vardır İşte onlardan ikisi;

Casiye suresi 7. Ayet: "Her Günahkar yalancının vay haline.." Al-İ Imran Suresi 61. Ayet: "Allah'ın lanetini yalan söyleyenlerin üstüne atalım..."

"Ünlü bir laf vardır: "Ananı öpen Kadı ise, kimi kime şikayet edeceksin?" Muhterem vatandaşlarımız öpülmeyi pek seviyor ki, hep bunlara oy veriyor!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 125
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2016
₺5,93

"21. yüzyılın kültürel çağ olması özelliğine bağlı olarak artık pozitivizm-liberalizm-kapitalizm etkileşimli tek tipleştirici sosyal düşünce anlayışı yerine özgün sosyal düşünce yapısına yönelik ihtiyaçlar ve arayışlar dinamizm kazanmıştır.

Türkiye'nin "yeni gerçekleri"ni kendi özgün sosyal düşünce sistemini, bilim anlayışını yeniden kendi ölçeğinde çağın şartlarını da dikkate alan bir yorum gücü ile ele alma ihtiyacı bulunmaktadır. Bu noktada ekonomi, sosyoloji, siyaset bilimi, felsefi düşünce oluşturma, psikoloji, tarih felsefesi gibi bir toplumun sosyal düşünüşünü biçimlendiren ona şekil veren bu parametrelerin Türk toplumunun kendine has değerler çerçevesinde yeniden inşa edilmesi, yeni bir "sistemsel" özgün sosyal düşünce üretilmesinin yolunun açılması bir gereklilik olarak Türkiye’nin karşısında durmaktadır."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 275
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺24,75

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 277
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2014
₺24,00

Bu kitabın mühim bir amacı, anarşinin uygulamada nasıl bir şey olduğuna dair fikir vermektedir. Bu bağlamda, anarşi içinde düzeni sürdürmenin çeşitli yolları üzerinde düşünmeliyiz. Bu, sonuçta, daha genel bir sorunla, insan toplumunu belirleyen özgürlük ve otorite arasındaki dinamik karşılıklı etkileşim sorunuyla bağlantılıdır.

Yine buna bağlı olarak, anarşinin yozlaşarak despotizme dönüştüğü, dönüşebildiği durumları gözlemlemeliyiz;bunun devletin kökenine dair de düşünmemizi gerektiren bir süreç olduğunu görebilmeliyiz. O halde, genel olarak şu soruya yanıt vermeye çalışacağız: Bu anarşik rejimlerden öğrenilecek bi şey var mı?

Belki de, nihayetinde, bu makale anarşist teoriye bir  eleştiri getirecek  ve buna bağlı olarak, toplumdaki özgürlük sorunlarına dair daha ileri bir kavrayış sunacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺24,00
İslam dünyasının çağdaş düşünürü, müçtehid, entelektüel ve devrimci önder Ayetulahiluzma Seyyid Ali Hamenei, İslam’ın çağdaş ve güleryüzü olarak şiddetin egemenliğindeki yüzyılımızda, dinî düşüncede muhabbet ve bilgiye dayalı tecdid hareketinin liderliğini yürütüyor. Emperyalizmin savaş makinesinin yol açtığı yıkım, kıyım, tahribat ve katliamlara yine aynı yöntemle, masumların canını hiçe sayan nihilist terörle karşılık veren kuralsız, ilkesiz ve gayri ahlaki mücadeleye mecbur olmadığımızı vahiy evinin günümüzdeki temsilcisi Seyyid Ali Hamenei’nin insanlığa takdim ettiği mirasta fazlasıyla buluyoruz. Bu mirasın günümüzde zuhur etme biçimi, kendisinin adlandırdığı şekliyle "İslamî uyanış"tır. Elinizdeki çalışma, 1979’daki İran İslam Devrimi’nden bu yana İslam dünyasında kendini gösteren duyarlılığı ve son olarak Arap ve Afrika ülkelerinde ortaya çıkan devrim hareketlerini doğru anlamayı sağlayan "İslamî uyanış" teorisini analiz etmeyi amaçlıyor..
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2013
₺20,00

Toplumu, kimliği, toplumsal sistemi doğası gereği kırılgan ve tartışmaya açık olarak gören yaklaşımıyla post-Marksizm; tikel, farklılaşmış kimlikler alanını birleştirmek için sonu gelmez çabaya hegemonya adını verir. Toplumsal, iktisadi olanın bağımsız maddiliğinin teknisist determinizminin baskısından kurtarıldı, fakat yerine hegemonyanın yarattığı nedensellik döngüsü kondu. Hegemonya kavramı, Gramsci'nin bu post-yapısalcı okuması sonucu, toplumsal yapılardan ve kurumlardan bağımsız bir varlık, dışarısı olmayan, kendi kendini kuran içine kapalı bir döngüsellik haline gelir. Laclau ve Mouffe bitimsiz, sonu hiçbir zaman gelmeyen hegemonya görüşüyle hegemonyaya, Marksizmin ortodoks yorumundaki ekonominin işlevine benzer bir statü vermektedirler. Ekonominin işlevlerini üzerine alan hegemonya, ilişkisiz ilişki haline gelmiştir. Temel toplumsal sınıflardan veya sınıfsal bağlamından koparılan hegemonya kavramı, bu post-yapısalcı okumada tüm sınıfsal içeriğini kaybeder veya içeriksizleşir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2014
₺27,20

“Doğal afet gibi gösterilmek istenenin bile, aslında siyasal çürümeye sessiz kalmaktan kaynaklı bir toplumsal felaket alarmı olduğunu görmemiz gerekiyor. Dolayısıyla sorun toplumsallaştığında, çözümün de toplumsal silkelenmeye bağlı olarak gelişmesi kaçınılmazdır. Toplumun kendi varoluş ya da yok oluş mücadelesini tetikleyebilecek muharrik güç yani harekete geçirici irade siyaset ise siyasete yönelik umudu ve güveni yeniden diriltecek bir muhalefet tarzının sergilenmesi gerekiyor. Bu, kendine çalışan bir siyasetçi profili ile değil ancak ve ancak adanmış bir siyaset etiği ile mümkündür. Fedakârlık yapmasını istediğiniz toplumun önce o fedakârlığı sizde görmesi gerekir.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺22,40
Dünya kapitalist sistemi yeni bir tarihsel evrede geçerken, sosyolojik ve sosyo-politik değişimin en önemli halkalarından birini ‘göçmenler’ oluşturmaktadırlar. Göçmenlik, kapitalist sistemin kaçınılmaz sonuçlarından biridir. Küreselleşmenin önemli özelliklerinden birinin ‘azami kar’ olduğu hesaplandığında, göçmenliğin zorunlu ve kaçınılmaz olduğunu çok daha net bir şekilde görülmektedir. Azami kar ile ucuz iş gücü arasında diyalektik bir bağ bulunmaktadır. Bu bakımdan uluslararası sermaye güçleri, ‘göçmenlere’ ihtiyaç duymaktadır ve duyacaklardır. Küresel sermayenin akışkanlığı kadar olmazsa da, küresel göç kesintisizce devam etmektedir. Bugün 250 milyona yakın kişi, değişik ülkelerde göçmen olarak yaşamaktadırlar. Önümüzdeki 20 yıl içerisinde dünya nüfusunun yaklaşık olarak yüzde 10 ile 13 arasındaki bir kısmı göçmen statüsünde olacak. Dünya kapitalist sisteminin en büyük göçlerinden biri olan Avrupa'da, 70 milyona yakın göçmen yaşamaktadır. Yapılan araştırmalara göre, ihtiyaç duydukları göçmen sayısının, 2030 yılına kadar 130 milyona çıkması gerektiği bilinen bir gerçektir. Dünya küresel kapitalist göçlerinin 'göçmen istemedikleri' savı koca bir yalandır. Kapitalistler göçmensiz yapamazlar. Bu, onların varlık nedenleriyle çelişen bir durumdur. Göç olgusu sosyolojik, sosyo-politik ve sosyo- ekonomik olduğu kadar; sosyo-kültüreldir de. Bu bakımdan farklı etnik yapılara sahip olan göçmenlerin bir araya gelmesi,ulusal sınıflanmaları yıkmakta ve farklı kültürlere sahip topluluklar arasında yeni bir toplumsal şekillenme yaratmaktadır. Küresel kapitalist güçler açgözlü ve doyumsuz olduklarından, daha çok kar elde etmek için 'nitelikli! işgücüne zorunlu olarak ihtiyaç duyacaklardır. Bu ülkelerin 'lanetlileri' olarak tanımlanan büyük göçmen kitleleri de, aynı şekilde bu kapitalist ülkelerin toplumsal devriminde çok önemli bir itici güç olarak rol alacaklardır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2012
₺16,30

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2015
₺18,75

Yaşarken kuşlara yakın olan özlemler türer dağlarda. Kendini arada döven özlemlerdir, yankılandıkça pınar olup akar yüreklerde.

Yiğitçe bir duruşun gözlerine ağular sürünse de aşktır tutkuyla onları bağlayan unutmadıklarımıza.

Ölüm hiç bu kadar kolay yaşam hiç bu kadar zor olmamıştı şiirlerde. Her dizesi bin ömür büyüten esrik titreyişler kıskacında. Pusular kurulur her an yanı başınızda, her an beyninizde zonklayıp içinizi dağlayacak acılı haberler gelebilir zındandı. İnsanlığınız birileri tarafından sorguya alınsa da daralmanın sırası değildir bilirsiniz. Asi bir dağlının büyülü sığınağına dahil olunca keder, acı; nerde yanlış yaptığını her zaman anlayaktır tarih...

Umudunu yitirmeyen dinç yüreklere selam getiren Dicle'dir Fırat'tır Amed'in süngüsüdür çocukların... Oysa namlusu kalem olanın bitmez ki son durağa çarpan izleri.. Acıtır karanlığa olan inadı aydınlığa, aşka, sevgiye ve özlemle...




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 95
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2014
₺12,60

Elinizdeki bu kitap, Cumhuriyet döneminin ilk siyasi partisi ve aynı zamanda ilk iktidar partisi olan CHP’nin 1927-1957 yılları arasındaki, başka bir deyişle iktidardan muhalefete uzanan dönemdeki genel seçim propagandalarını konu almaktadır. Bu yönüyle kitap, bir siyasi parti tarihi ya da seçim tarihi çalışması değil, Türkiye tarihi açısından önemli bir yere sahip olan CHP’nin genel seçimler sırasındaki propagandalarına odaklı bir incelemedir. Çalışmada, paralel bir seyir izleyen Türk siyasi tarihi ile Cumhuriyet Halk Partisi’nin değişim ve dönüşümü de bir bütün olarak ele alınmıştır.

Afişler, broşürler, seçim beyannameleri, görsel malzemeler, yurt gezileri ve seçim dönemlerindeki radyo yayınlarına dayalı olarak yapılan bu çalışma, CHP’nin tek partili ve çok partili dönemde yaşadığı değişim ve dönüşümün parti programlarına ve genel seçim propagandalarına ne şekilde yansıdığını tarihsel bir perspektif içinde okuyucuya aktarmayı amaçlamaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 471
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2017
₺67,90

“Hiç kimse, insan ırkının mutluluğunu artırmanın önemini inkâr edemez. Bu husustaki her ufak ilerleme bile son derece kıymetlidir. Fakat insan ırkıyla deney yapmak, cansız nesnelerle deney yapmak gibi değildir. Bir çiçeğin patlaması önemsiz olabilir. Kısa süre sonra bir çiçek daha açacaktır. Fakat toplumun bağlarının patlaması, parçaların öyle bir bölünmesidir ki binlerce kimseye en ağır acıları yaşatmadan ortaya çıkamaz ve yaranın tekrar iyileşmesi için çok uzun zaman geçebilir ve pek çok ıstırap yaşanabilir.”

“Yabanıllığın ötesine geçen her toplumda bir mâlikler ve bir işçiler sınıfı mevcut olmak zorundaysa, işgücü işçi sınıfının tek mülkü olduğundan, bu mülkün değerini azaltma eğiliminde olan her şeyin toplumun bu kesiminin varlıklarını da azaltma eğiliminde olması gerektiği açıktır. Yoksul bir adamın birilerine bağımlı olmadan kendini geçindirmesinin tek yolu, bedensel kuvvetini kullanmaktır. Hayatın zaruretleri karşılığında verebileceği tek emtia budur. O halde emtiasının pazarını daraltmakla, işgücü talebini düşürmekle ve sahip olduğu tek mülkün değerini azaltmakla ona pek faydanız dokunuyor sayılmaz.”
Sosyal bilimlerin herhangi bir alanında öğrenim görüp de Thomas Robert Malthus (1766-1834) ile karşılaşmamış olan yoktur. Esasen bu Malthus’un dehası ile değil, daha ziyade içerisine dâhil olduğu tartışmanın harareti ile ilişkilidir. Yine de Malthus’un, 18. yüzyıl sonu 19. yüzyıl başı İngiltere’sinin siyasal ve sosyal karmaşasına nevi şahsına münhasır bir iddia ile katıldığı söylenmelidir.

Pek çok temel çalışmanın Türkçeye vakitlice kazandırılmadığını biliyoruz. Entelektüel çoraklığımızda eleştirel düşünce eksikliği kadar, fikri tartışmalara, bunlara esas teşkil eden eserlere kendi dilimizde ve tartışma henüz cereyan etmekteyken erişememekten kaynaklı olarak katılım gösteremememizin de etkisi var. Bu anlamda Malthus’un Nüfus İlkesi Türkçe okurla ilk kez buluşurken, eserin ortaya çıkardığı tartışmaya iki yüz yılı aşan bir mesafeden de olsa katılma imkânı sunuyor. Tartışmaya katılacak her nefesin, iki yüz yıllık mesafeyi bir nebze de olsa kısaltması umulur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺53,90

Ülkücüler Allah’ın rızasını kazanmak ve ülkesini dünyanın en güçlü ülkesi yapabilmek uğruna verdikleri mücadelede edeplerinden ve Allah’a verecekleri hesaptan dolayı bu güne kadar isimlerini ve çektikleri çileleri, gördükleri işkenceleri, ceza evlerini ve idam sehpalarına başları dik yürüyen yiğitlerini hiç bir zaman gündeme getirmediler. Kutlu bir davanın neferi olarak hiç tereddüt etmeden canlarını verdiler. Üstelik karşılığında hiçbir şey beklemeden. Birçoğu hayatın baharında hayatını yaşamamış, kimisinin yüzünde daha tüy bile çıkmamış, kimisinin bıyıkları yeni terlemiş, kimisi geride 40 günlük bebeğini bırakarak yola çıkmış, kimisi üç günlük eşini gözü yaşlı bırakmış, zulüm, işkence ve vahşetin sonucunda al bayrağa rengini veren kanları oluk oluk akıtılmıştır.

Bu kitap; Bir dönem güzel yurdumun insanlarının sağı solu fark etmeden, ülkemde okumuş insan görmek istemeyen zihniyetin kıyımlarını özellikle de Ülkücü camianın nasıl katledildiğinin hikayesidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 480
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺42,50

Zoraki Demokrasii iki ana eksen üzerinde seyreden Türk siyasi yolculuğunu tarihsel köklerine bağlayarak günümüzü “net” bir ışıkla gösteriyor. Yazar Çiğdem Bayraktar Ör, bu kitabın esasını oluşturan demokrasi denemelerini ironik bir dille ele alıyor ve bir karmaşa haline gelen siyasi hayatımızı tarihi kişilikler üzerinden sadeleştirerek, kanıtlarıyla aktarıyor. Demokrasinin “zorakiliğini” ve uygulanışındaki “isteksizliği” gözler önüne seriyor. Yazara göre; Türk siyasi tarihi farklı fırkalar/partiler ile çeşitlendirilmiş gibi görünse de aslında hep iki kutup üzerinde dolaşılıyor: yenilikçilik ya da muhafazakarlık, devrimcilik ya da gelenekselcilik, laiklik ya da anti-laiklik, devletçilik ya da liberallik, dindarlık ya da dincilik, Batıcılık ya da Doğuculuk, milliyetçilik ya da ümmetçilik. Özetle; olmak ya da olmamak hali üzerine arayışlar…

“Mustafa Kemal’in öncesindekiler ya da sonrasındakiler, benzer yollardan geçsinler ya da geçmesinler, aynı biçimde değerlendirilmiş, hatta; bazen acımasızca yargılanmışlardır. Onlara göre Namık Kemal yeterince vatansever, fakat; yeterince milliyetçi değildir. Ziya Gökalp fazlaca milliyetçi, eksik biçimde ümmetçidir. Mehmet Akif çok fazla dindar, fakat; ümmetçi olması gerekirken milliyetçidir. Materyalist Abdullah Cevdet ile pozitivist Ahmed Rıza yenilikçilikte ve Batıcılık’ta dozu kaçıran birer saltanat düşmanıdır. Abdülhamid ise Osmanlı’nın çöküşünü 33 yıl uzatan bir imparator, böyle düşünmeyenler için ise; çöküşün başlıca sebeplerinden biridir. İsmet İnönü Atatürk’ten çok Kemalist’tir, antilaiklikte gelmiş-geçmiş bütün seviyeleri atlamıştır. Adnan Menderes bereketli bir liberal, fakat; dindar değil, dincidir. Siyasi tarihimiz içinde her zaman biri diğerini etiketlemiştir, üstelik bunun hiçbir fayda getirmediğini düşünmeden. Biri diğerine göre fazla gelenekçidir, öteki fazla devrimci; biri kendini daha “ilerici” görür, öteki ise onun nezdinde “gerici”dir. Biri daha muhafazakar olduğu için, öteki devrimci olduğu için “vatansever” kabul eder kendini.”

Zoraki Demokrasi kocaman bir yüzyılı böylesine derli toplu anlatan ilk ve tek eserdir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 247
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2016
₺12,50

Kazan Türkleri’nden olan Yusuf Akçura (1879-1935) inandığı Türkçülük davası uğruna hapislere girip çıkmış, Rusya’dan Fransa’ya kaçmış, oradan Anavatan Türkiyeye sığınmış olan bir dava adamıdır. Türkçülük çalışmalarının gerek Türkiye’deki, gerekse Türkiye dışındaki bölümlerinde fiilen olayların içinde yer almış olan büyük bir fikir adamının Türkçülük ve Dış Türkler isimli eseri, Türk Ocakları tarafından çıkarılan Türk Yılı dergisinin 1928 yıllığından 290-665 sayfalarda yayınlanan yazılarda düzenlenmiştir. Eserde Türkçülük faaliyetlerinin yanı sıra Batı Trakya, Kafkasya, Azerbaycan, Dağıstan, Kırım ve Kazan Türkleri’nin tarih, coğrafya ve kültürel yapıları hakkında da ansiklopedilere mehaz olan bilgiler verilmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 358
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺117,00
1 2 3 ... 18 >
Çerez Kullanımı