Adil Düzen’de faiz olmaz. Çünkü faiz, haksızlıktır, zulümdür. Üretmeyenlerin üretenlerin elinden faiz miktarı kadar malı zorla almalarıdır. Kapitalist Düzen’de faiz nedir? Malı üretiyorsunuz, toplumun faydasına arz ediyorsunuz. Buna karşılık üretiminize eşdeğer tüketme hakkınızı gösteren senedinizi yani paranızı alıyorsunuz. Kapitalist Düzen’de bu parayı bir bankaya koyuyorsunuz. Bir yıl sonra faizinin ilavesi ile beraber bu para size iade ediliyor. Siz bu bir yılda yeni bir üretim yapmadınız. Buna mukabil size üretim yapmadan ilave bir tüketim hakkı veriliyor. Kapitalist Düzen bu tüketim hakkını nereden veriyor? Ya açıktan para basarak veriyor. Bu takdirde bu herkesin hakkını alıp size vermek demektir. Çünkü açıktan basılan para arz-talep kaidesine göre mevcut malların fiyatlarını yükseltir. Veyahut da başka bir üretenin hakkını alıp size vermektedir. Bu da o kimsenin yani üretenin, yani emekçinin, yani fakir fukaranın hakkını alıp, getirip size vermek demektir. Her ikisi de haksızlıktır ve zulümdür. Bunun için faiz yiyen insan, fakir fukaranın gözyaşını içen, etini ve kanını yiyen insan gibidir. Kan içen bir vampir durumundadır. Saadeti başkalarının ızdırabında arayan insan durumundadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 81
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺25,50

“Anlatılan senin hikâyendir”… Marx, Kapital’in birinci baskısına yazdığı önsözde, okuyucusuna böyle seslenmişti. Elinizdeki kitapta ise Serpil Güvenç, yazarının doğumundan 200, yayımlanmasından 151 yıl sonra Kapital’in öyküsünü anlatıyor: 1867’de Almanya’da başlayan yolculuğun izini süren Güvenç, Marx’ın başyapıtının nasıl yazıldığı, nasıl yayımlandığı, farklı ülkelere nasıl ulaştığı ve bu ülkelerin halklarının dillerine hangi zorluklarla tercüme edildiğini anlatıyor ve kendi tanıklıklarını da aktararak, bu yolculuğun Türkiye ayağına özel bir önem veriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 217
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺24,60

Bağımsızlığa kavuşturduğu halkı tarafından Mahatma (Ulu Ruh) diye adlandırılan Mahatma Gandi bir eylem adamı olduğu kadar Çağdaş siyaset felsefesinin önemli kişiliklerinden biridir. Şiddet kullanmama ilkesinden ödün vermeden sömürgeci imparatorluğu ülkesinden kovmayı başarması insanlık tarihinde eşsizdir. Bütün İnsanlar Kardeştir, Mahatma Gandi’nin kendisi tarafından anlatılan düşüncelerinden, inançlarından oluşan bir seçki. Kendi yaşamının yanı sıra, politika, tinsellik, yoksulluk, acı çekme, sevme, şiddet kullanmama, öz disiplin, din, doğruluk, kadınlar, teknoloji, gözü peklik bu kitabın konuları arasında.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 294
En / Boy : 9,5 / 15
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺25,50

“Sahibini arayan madalya” misali Ortadoğu ve dünyada kendisine yeni bir rol arayan Türkiye'nin hiç gündeminden düşmeyen bazı ekonomik ve siyasi sorunlar vardır. Yüksek cari açık, enflasyon, yüksek faizler ve işsizlik bunların başında gelmektedir. Döviz kurlarında zaman zaman yaşanan dalgalanma, bir türlü bitirilemeyen özelleştirme, arzu edilir seviyelerde gelmeyen yabancı sermaye de bunlara ilave edilebilir. 2000’li yılların başında yakalanan istikrar ortamında makroekonomik göstergelerini bir hayli iyileştirmiş olan Türkiye ne yazık ki son yıllarda yeniden siyasi ve ekonomik istikrarı bozan, makro dengeleri sarsan, beklentileri kötüleştiren bazı siyasi ve iktisadi savrulmalar, sorunlar ve tehditlerle karşı karşıyadır. Sorumluluk mevkiindekilerin çoğu 2018 ortalarında döviz kurlarında yaşanan ciddi tırmanış da dahil hemen bütün ekonomik ve siyasi sorunların faturasını baronlara, üst akıllara, emperyalistlere, velhasıl dış mihraklara fatura etmeyi yeğlemektedir. Bu ise sorunu çözmemekte, sorumluluktan kaçmaya sebep olmaktadır. Bu kitapta başta özelleştirme, cari açık, yabancı sermaye ve yüksek faizler olmak üzere Türkiye’nin gündeminden düşmeyen önemli ekonomik sorunlar irdelenmekte, bunlara uygulanabilir çözümler önerilmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺61,50

Benim açımdan bu kitabı okumak, sanırım, Kapital’in I. cildinin milyonlarca okuyucusunun da yaşadıklarına bir ölçüde benzeyen, duygusal bir deneyim oldu. Yurttaşlarım olan kadın ve erkeklerin büyük çoğunluğu kadar, onların dünyanın diğer yerlerindeki muadillerinin de çalışma hayatlarında karşılaşmak zorunda kaldıkları keder verici, dehşetli, kalp kırıcı yöntemler bilincime eziyet verici ve unutulmaz biçimlerde nakşoldular. Hepsi de etkinlik ve üretkenlik adına gerçekleştirilen, ama aslında büyük Sermaye tanrısının daha kesinlikli bir zaferi uğruna, onların çektiği eziyetleri daha da ağırlaştırmayı hedefleyen yol ve araçlar için gündelik olarak sarf edilen bütün bu yetenek ve enerji miktarını düşündüğüm zamansa, insanlığın böyle canavarca bir sistemi yaratabilme yeteneğine duyduğum hayreti aşabilen yegâne şey, onun, insan soyunun iyiliğini ve mutluluğunu böylesine açıkça tahrip eden bir düzenlemenin sürüp gitmesini hoş görme konusunda sergilediği arzu karşısında duyduğum şaşkınlıktır. Eğer bu çabanın kendisi ya da yalnızca yarısı, çalışmayı, aslında tam da olabileceği gibi, yaşama sevincini artıran, yaratıcı bir faaliyet haline getirmek üzere harcanmış olsaydı, dünya nasıl da harikulade bir yer olurdu. Ama öncelikle kapitalizmin aslında ne olduğu ve onun görünürde sahip olduğu gereklilik ve kaçınılmazlıkların neden aslında sadece küçük bir azınlığın çıplak öz çıkarlarını gizlemeye yarayan ideolojik incir yapraklarından ibaret oldukları konusunda yaygın bir popüler kavrayışın yaratılması gereklidir. Bu kitabın, bu son derece gerekli aydınlanma açısından yaşamsal bir katkıda bulunabileceğinden eminim. -Paul Sweezy-


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 448
En / Boy : 15,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺123,30

Türkçülüğün Esasları, Ziya Gökalp'in uzun araştırmalar ve incelemelere dayanan çalışmalarının sonucu olarak ümmet kültüründen millet kültürüne geçişte ortaya koyduğu ve bilimsel esaslara dayalı görüşlerinin toplandığı eseridir.

Ziya Gökalp bir filozof ve sosyolog olarak Türk milletinin ruhunu, karakterini, kimliğini tarih içinden bulup çıkararak kendi özüne dönmesini ihtar etmiştir.

Türkçülüğün Esasları Osmanlı İmparatorluğunun dağılmasıyla birlikte bütün iradesini kaybeden ve verdiği bağımsızlık savaşıyla da tarih sahnesinde varlığını tekrar ıspat eden Türk milletinin gelecekte izleyeceği siyasal kültürel ekonomik, sosyolojik ve felsefi programın adıdır.

İşte bu kitap Ziya Gökalp'in bu konudaki tespit ve tekliflerini dikkatlere sunmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 159
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2014
₺20,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 90
En / Boy : 12 / 16,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2013
₺4,10

20. Yüzyıl’da uluslararası sistemi etkileyen en önemli olgulardan ikisi hiç şüphesiz küreselleşme ve Amerikan hegemonyasıdır. Birbirinin tamamlayıcısı olan bu iki olgunun ortaya çıkardığı kapitalist barışın etkileri günümüzde hâlâ hissedilmekle birlikte, 21. Yüzyıl’ın uluslararası sisteminin geleceğinde söz konusu iki olgunun ağırlığının ne olacağı tartışma konusudur. Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD önderliğinde kurulan Batı kaynaklı güç dengesi bugün, geçmişte hiç olmadığı kadar, yeni meydan okumalarla karşı karşıyadır. Çin ve Hindistan gibi Doğulu ülkelerin uluslararası sistem üzerinde hem ekonomik hem de kültürel alanlarda artan etkileri, özelde ABD hegemonyası genelde ise Batılı güç dengesi üzerinde sarsıcı etkiler ortaya çıkarmaktadır. Erich Weede, Güç Dengesi, Küreselleşme ve Kapitalist Barış’ta Doğu’nun artan bu gücüne vurgu yaparak, küreselleşme ve Amerikan hegemonyası ile sağlanan kapitalist barışın geleceğini sorgulamaktadır. Kitapta ayrıca ekonomik zenginlik, demokrasi ve savaşların önlenmesi konularındaki yakın ilişkiler ile küreselleşmenin bu olgular üzerine olan etkileri de derinlemesine incelenmekte, kapitalist barışın sağladığı küresel ekonomik refahın demokrasileri güçlendirmede ve savaşları önlemedeki rolü detaylı bir biçimde değerlendirilmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 135
En / Boy : 10,5 / 16
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2012
₺22,50

Gaziantep İli Islahiye İlçesi Katrancı köyünde 1963'de doğdu. İlkokulu Bayraktepe köyünde bitirdi. Orta ve Lise öğrenimini 1975-1982 yıllarında Cumhuriyetin o dönemdeki en güvenli okullarından olan Gaziantep İmam Hatip Lisesinde bitirdi. Yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde 1988 'de bitirdi. Yüksek Lisans öğrenimini de aynı Üniversitede Kamu Yönetimi Bilimi dalında yaptı.

1983-1991 yılları Anap Hükümetlerinin çalışma hayatı istihdam ve işsizlik politikası ve icraatı konusunda master tezi yazdı. Gaziantep ve İstanbul'da özel sektörde ve kendi işinde çalıştıktan sonra 1984 yılından itibaren kamu sektöründe Atatürk ve Cumhuriyet inkilabının yeni kurumlarından olan Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde muhtelip görevlerde bulunduktan sonra 1991 yılından itibaren İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Dernekler Denetçisi olarak halen görev yapmaktadır.

Evli ve iki çocuk babası olup İngilizce, Arapça ve Bilgisayar bilmektedir.

Dernekler Mevzuatı konusunda mesleki ve bilimsel çalışması olarak iki eseri yayınlanmıştır. Bunlar:

1- Dernekler Kanunu ve İlgili Mevzuat.
2- Türk Dernekler Hukuku

Ayrıca " Gaziantep Nur dağında Hz. Ukkaşe" isimli bilimsel inceleme ve araştırması da yayınlanmış bulunlamkatıdır. Gaziantep Eğitim Hizmetleri Vakfının bölge şiir yarışmasında Liseler arasında 1983 yılı 1. lik Ödülü almıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 172
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .1998
₺22,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 327
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2006
₺21,26

Marksist iktisatta "tekelci kapitalizm" terimi, kapitalizmde büyük şirketlerin egemen olduğu aşamaya atıfta bulunmak için yaygın olarak kullanılmıştır. Kapitalist gelişmenin bu aşaması 19. Yüzyıl’ın son çeyreğinde ortaya çıktı ve İkinci Dünya Savaşı sıralarında olgunlaştı. Diğer klasik ekonomi politikçilerin eserleri gibi Marx’ın Kapital’i de piyasa sisteminin -kapitalist girişimlerin çoğunlukla ailelerin işlettiği küçük şirketlerden oluştuğu- serbest rekabet koşulları tarafından nitelendirildiğini varsaymıştı. Klasik ekonomi politik hiçbir zaman "tam" ya da "saf" rekabet gibi mutlak fantezileri barındırmadı, bu kavramlar iktisada daha sonraki neoklasik aşamasında sokuldu. Yine de klasik ekonomi politik ilk başta öne sürdüğü serbest rekabet teorisinde, fiyat rekabetinin acımasız olduğunu ve tek başına hiçbir kapitalistin ya da şirketin piyasanın kayda değer bir kısmını kontrol edecek güce sahip olmadığını öne sürdü. Bununla birlikte, diğer klasik ekonomi politikçilerden farklı olarak Marx’ın durumunda kapitalizm tarihsel bir sistemdi; bu yüzden dinamik bir karaktere sahipti ve çeşitli aşamalardan geçiyordu. Marx, bir tekelci kapitalizm kuramı ortaya koymamasına rağmen, kapitalizmde birikimin temel bir eğilimi olarak sermayenin yoğunlaşması ve merkezileşmesinin altını çizmişti. Paul Sweezy’nin, Marksist iktisattaki büyük eserlerden biri olan, Kapitalist Gelişme Kuramı adlı klasik eserinin yayımlanması Marksist analizin ayırt edici bir geleneğinin başlangıçlarını ortaya koydu. Tekelci kapitalizmin ana çerçevesini çizen bu eser daha sonraki tartışmalar için temel kaynak oldu. Sweezy, Kapitalist Gelişme Teorisi’nde, Marx’ın artı-değerin gerçekleştirilmesi krizi kuramından yararlandı, -bu kuramla Keynes’in efektif talep kuramı arasındaki yakın bağlantıyı da göstererek- ekonomik durgunluk konusunda yetkin bir analiz geliştirdi. Kapitalist Gelişme Teorisi aynı zamanda Marksist tekelleşme analizini daha ileriye götürdü.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2007
₺90,20

"Zenginlik yaratılması bütün toplumlar için geçerli çok önemli genel ilkelere dayanır. Bu ilkeler insan davranışının bir sonucu olarak ve fakat insanlar tarafından bilinçli ve amaçlı olarak tasarlanmadan varlık alanına girmiştir. Evrilerek bugüne kadar gelmiş ve hiç kimse tarafından icat edilmemiştir."

Bu, küçük bir kitap için çok iddialı bir tez gibi görünmesinin yanında sosyal hayatının evrimi konusunda liberal tezlerden uzak kalmışlar için de bir o kadar şaşırtıcıdır.

Ama, önce kendi kendinize sonra etraftaki insanlara bir sorun: İnsanlar açlığı mı yoksa tokluğu mu, zenginliği mi yoksa fakirliği mi tercih ederler? Bütün insanların tokluk ve zenginliği açlık ve yoksulluğa tercih etmesine rağmen neden bazı toplumlar müthiş zengin ve bazıları akıl almayacak kadar fakir?

Zenginliğin sihirli ve ancak çok az sayıda insanın keşfine açık bir yolu mu var? Yoksa zenginlik belirli değer ve kurumlarla ilgili ve bu değer ve bu kurumlar tüm insanlığın ortak malı mı? Sefaletten Zenginliğe medeniyetimizin, refahın ve barışın büyük, fakat basit; sabır ve itina gerektiren, fakat her toplumun takip edebileceği yolunu laf kalabalığı, demagoji ve slogan çığırtkanlığı yapmadan açıklıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 10,5 / 16
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺16,20

Karanlıkla mücadele, topla tüfekle olmaz. Karanlığın panzehiri aydınlıktır. Bütün geri kalmış ülkelerde geri kalmanın anahtar kavramı "aklı tutsak etmek", ilerlemenin kavramı ise, "bireysel ve toplumsal aklı özgürleştirmek"tir. Ergenekon olarak tanımlanan vesayetçi sistemin; aslında terör örgütünden çok, toplumsal aklı tutsak etmeye yönelik, toplumu çağdaş köleliğe razı etme mücadelesi veren asimetrik bir yapılanma olduğu ayan beyan ortaya çıkmıştır. Bu yüzdendir ki Ergenekon, bireysel ve toplumsal aklı tutsak etmek amacıyla eylemde bulunur ve aslında varlık sebebi de tam olarak budur. Peki, bu tutsak akıl, nasıl esaretten kurtarılır? Bunun yolu, kısaca; "özgürlüğü, aklı, bilimi, sinerjiyi, istişareyi" sistemin temeline yerleştirmek, merkezine oturtmaktır. Kitapta yeralan teori; bilimin, özgürlüğün ve aklın nasıl tutsak edildiğini ortaya koyup, bundan çıkış yollarını anlatarak, topluma aklı ve bilimi merkeze alan yeni bir yol önermektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 221
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺19,68

Alışılagelmiş kapitalizm kavrayışını yeniden değerlendirme, postkolonyal dünyada özgün bir kapitalist kalkınma teorisi ortaya koyma girişiminin ürünü bu kitap. Teorisini somutlaştırmak için ilkel birikim, yönetimsellik ve postkolonyal kapitalist formasyon gibi kavramları derinlemesine ele alan Sanyal’ın temel sorusu şu: Küresel kapitalizm ağına entegre olması, üçüncü dünyaya yeni ekonomik imkânlar mı sağlayacak, yoksa üçüncü dünya ülkelerini yırtıcı çokuluslu şirketler için kolay birer av haline mi getirecek?

Yazar Hakkında

Kalyan Sanyal (1951-2012) Hindistan doğumlu iktisatçı. Uluslararası Ekonomi Araştırmaları Lisansüstü Enstitüsü’nde, Kanada, Waterloo ve Notre Dame üniversitelerinde ziyaretçi öğretim görevlisi olarak çalışmalarda bulundu. Kalküta Üniversitesi İktisat bölümünde profesör olarak araştırmalarına devam etti. The American Economic Review, Economical Rethinking Marxism gibi dergilerde yazıları, çeşitli derlemelerde makaleleri yayımlandı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 318
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺22,42
Anadolu’da, "Hizmet eden izzet bulur" diye bir söz vardır. Devletin, iktidar ve kurumların varlık sebebi "insana hizmettir". İnsanın, kimlik ve kişiliğiyle dipdiri ayakta olmadığı bir hayat döngüsünde devletin varlığı tek başına bir anlam ifade etmez. Bugün, ülke olarak üstesinden gelmede zorlandığımız birçok problemin temelinde; "devleti, vatandaşının her türlü hak, hukuk ve güvenliğini koruyarak hayat kalitesini yükseltmek yükümlü bir hizmet aracı"; "demokrasiyi, bir yaşama biçimi" ve "halkı ise devlet ve kurumlarının gerçek sahibi" olarak görebilecek şeffaf, steril bir yönetim anlayışının yokluğu yatmaktadır. Bu kitapta genel olarak "sürekli alan, sürekli toplayan lakin halkın meselelerine içtenlikle eğilmeyen tepedenci devlet", "kadrolarının ufuksuzluğu, dirayetsizliği ve topluma yabancılıkları münasabetiyle gün geçtikçe siyasileşerek seviyesizleşen katı bürokratik yapı" ve "her türlü bayağılık ve kirliliğe kapı aralayarak insanı derisi yüzülmüş demokrasi numaralarının oyuncağı haline getiren piyasa odaklı politika" mevzuu ele alınmaktadır. Eserde son tahlilde; "ideal bir devlet, siyaset ve yöneticide" aranması gerekli özelliklerin neler olduğunu bulacaksınız.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 247
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺31,50

"Özel mülkiyeti ortadan kaldırma isteğimiz karşısında dehşete kapılıyorsunuz. Oysa özel mülkiyet sizin bugünkü toplumunuzda nüfusun onda dokuzu için zaten ortadan kalkmıştır, birkaç kişi için varlığı, onda dokuzu için varolmadığı için vardır. Demek ki, siz, toplumun büyük bir çoğunluğunun mülksüzleştirilmesini zorunlu koşul olarak dayatan bir mülkiyeti ortadan kaldırmayı istediğimiz için bize saldırıyorsunuz. Tek sözcükle, sizin mülkiyetinizi ortadan kaldırmayı istediğimiz için bize saldırıyorsunuz. Kuşkusuz, biz de bunu istiyoruz."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 78
En / Boy : 10,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2008
₺5,25

"Tüm Fransız terörizmi, burjuvazinin düşmanlanyla, mutlakıyet ile, feodalizm ile ve darkafalılık ile avamca hesaplaşmaktan başka bir şey değildir." [K. Marks, Buıjurazi ve Karşı-Devrlin]

Paris'in varlıksız yığınları, terör döneminde, egemenliği bir an ellerine geçirebilmiş ve böylece burjuva devrimini burjuvazinin kendine karşı zafere götürebilmiştir." [F. Engels, Anti-Dühring]

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 188
En / Boy : 10,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺10,50

"Kaynaşmış bir grup halinde, sarp ve zorlu bir yolda, birbirimizin ellerine sıkı sıkıya sarılmış olarak yürüyoruz. Düşman tarafından her yandan kuşatılmış durumdayız ve onların sürekli ateşi altında hemen hemen hiç durmaksızın ilerlemek zorundayız. Daha ilk baştan kendimizi tek başına bir grup olarak ayırarak ve uzlaşma yolu yerine mücadele yolunu seçerek, bizi suçlayanların bulunduğu yakınımızdaki bataklığa çekilmemek için, düşmanla savaşmak amacıyla gönüllü ve tam olarak birleşmiş bulunuyoruz. "


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Antalya
Sayfa Sayısı : 202
En / Boy : 10,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2009
₺10,50

Çağdaş sosyal-demokrasinin Jakobenleri bolşevikler, Vperyodcular, Syezdovcular, Proletaryciler (yani Vperyod yanlıları, ‘Kongre’ grubu ya da Proletary yanlıları)–, verilmiş ve türetilmiş tüm adlarıyla bolşevikler, sloganlarıyla, devrimci ve cumhuriyetçi küçük-burjuvaziyi ve özellikle köylülüğü, bir sınıf olarak proletaryanın tutarlı demokratizmi düzeyine yükseltmek istiyorlar. Onlar, halkın, yani proletarya ve köylülüğün, özgürlüğün düşmanlarını acımasızca yok ederek, onların direncini zorla ezerek, serfliğin, Asyatik barbarlığın ve insan aşağılanmasının her türlü lanetli kalıntılarına karşı hiç bir ödün vermeden, monarşi ve aristokrasiyle ‘avamca’ hesaplaşmasını istiyorlar.

- V. İ. Lenin

1905 Devrimi Üzerine Konferans

İki Taktik

Rusya Devrimi ve Proletaryanın Görevleri

Moskova Ayaklanmasından Alınacak Dersler

Gerilla Savaşı


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 230
En / Boy : 10,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2010
₺14,00

"Ezen sınıflar, büyük devrimcileri yaşadıkları sürece sürekli olarak izlemişler, onların öğretilerini en vahşi düşmanlıkla, en koyu kinle, en ahlaksız yalan ve iftira kampanyalarıyla karşılamışlardır. Ölümlerinden sonra ise, onları zararsız ikonlara dönüştürmeye, azizleştirmeye, deyim yerindeyse, ezilen sınıfları 'teselli etmek' ve aldatmak için onların adlarını bir haleyle süslemeye girişirlerken, diğer taraftan da devrimci öğretinin özü kuşa çevrilir, devrimci keskinliği köreltilir ve sıradanlaştırılır. Günümüzde, burjuvazi ve işçi sınıfı hareketi içindeki oportünistler, marksizmin bu biçimde 'düzeltilmesi' konusunda anlaşıyorlar. Onlar, marksist öğretinin devrimci yanını, devrimci ruhunu bir yana bırakıyorlar, siliyorlar ve çarpıtıyorlar. Burjuvazi için kabul edilebilir görünen ya da kabul edilen şeyleri ön plana çıkarıyorlar ve övüyorlar."

- V. İ. Lenin

Bugünkü Devrimde Proletaryanın Görevleri (Nisan Tezleri)

Devrim Dersleri

Devrimin Temel Sorunlarından Biri

Devlet ve Devrim

Marksizm ve Ayaklanma

Merkez Komitesi Üyelerine Mektup


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 210
En / Boy : 10,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2010
₺14,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 404
En / Boy : 17 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2010
₺24,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2010
₺16,40

Komünistler, kendi fikirlerini ve amaçlarını saklamayı reddederler.

Kendi amaçlarına ancak mevcut toplumsal düzenin zorla yıkılmasıyla erişebileceklerini açıkça belirtirler.

Egemen sınıflar bir komünist devrim korkusuyla tir tir titresinler.

Proleterlerin, kendi zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyleri yok.

Hâlbuki kazanacakları bir dünya var.

Bütün Ülkelerin İsçileri,

Birlesin


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺7,60

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺13,50

Bu kitapta;
• MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Afet Güneş’in PKK yöneticileriyle gerçekleştirdiği “Oslo Görüşmeleri”nin ses kayıt dökümünü,
• Başta Başbakan Erdoğan olmak üzere birçok dinleme skandallarını,
• Aziz Yıldırım ve şike operasyonunun perde arkasını,
• Görüntü ve dinleme kasetlerinin havada uçuştuğu bir dönemde, İstanbul Emniyet Bilgi İşlem Şube Müdürü’nün Beykoz’da hayatını kaybettiği helikopter kazasını,
• Emniyet’i emniyetsizleştirme operasyonlarını,
• Emniyet, yargı ve yüksek yargıdaki AKP-Cemaat çatışması ve yargıdaki dinleme skandallarını,
• Erdoğan’ın Cemaat’e karşı dershaneleri kapatma hamlesini,
• AKP-Cemaat kalemşörlerinin savaşını,
• Wikileaks belgelerine kadar yansıyan Erdoğan-Abdullah Gül çekişmesini,
• Seçim sandıklarında AKP’nin oy oranın nasıl % 10 arttırıldığını,
• Erdoğan-Arınç kavgasını,
Ve merak ettiğiniz birçok konu başlığını bulacaksınız.


Dışarıdan içeriye odaklanan bir "avcı" ve ona bilerek veya bilmeden yardım eden "avcı yamakları" ile siyaset sahnesinde kuzu gibi "av" olmayı bekleyenler arasında yaşananları belgeleriyle ortaya koyduk.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺15,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2012
₺32,00

 




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2013
₺20,00

Bütün insanlar doğuştan özgürse neden bütün kadınlar doğuştan köledir? Bu sorunun sorulduğu günden beri feministler erkeklerin kadınlar üstündeki ataerki hakkına karşı mücadele veriyor. Cinsel Sözleşme, erkeklerin özgürlüğü ile kadınların tabiyetinin ilk sözleşmeyle nasıl kurulduğunu ortaya koyarak bu çabaya büyük bir katkıda bulunuyor.

Carol Pateman bugün bir klasik kabul edilen çalışmasında, bir özgürlük hikâyesi olarak sunulan toplumsal sözleşme teorisini tartışmaya açıyor. İlk sözleşme hikâyesinin yarısının eksik olduğunu söyleyen Pateman, ilk sözleşme yapılırken, erkeklerin kadınlara egemen olmasının ve erkeklerin kadınlar üzerinde eşit cinsel erişime sahip olmasının öngörüldüğünü kaydediyor.

Toplumsal sözleşme bir özgürlük hikâyesi iken, cinsellik sözleşmesinin bir tabiyet hikâyesi olduğunu vurgulayan Pateman, sözleşme teorisinde evrensel özgürlüğün daima bir hipotez, bir hikâye, siyasi bir kurgu olduğunu hatırlatıyor. Evlilik, kölelik, iş, fahişelik, taşıyıcı annelik gibi çeşitli alanlardaki sözleşme türlerini eleştirel bir yaklaşımla inceleyen Cinsel Sözleşme, eşitlik ilkesine dayalı bir sözleşme arayışındaki feminist yaklaşıma da, toplumsal sözleşmeyi sivil özgürlüğün başlangıcı olarak sunan anaakım siyaset bilimine ve her iki kanattan ideolojilere de kör noktalarını gösteren çığır açmış bir metin.

Cinsel Sözleşme, siyaset bilimi ve felsefesi, kadın çalışmaları, sosyoloji ve hukuk alanlarından akademisyenlerin ve öğrencilerin temel başvuru kaynaklarından biri.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 346
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺71,25

İktisat uzun süredir günlük ekmeğimiz haline getirildi. Umutlar ekonominin iyiye gitmesi ve iyileşmesine bağlandı.

Büyüme, cari açık, likidite kavramları çoktandır sohbet konularımız arasında. Siyasetçiler bile tüm kötülükleri faiz lobisinin faiz hobisine "endeksledi." Artık ABD Merkez Bankası başkanının adını biliyor ve vereceğiz faiz kararını heyecanla bekliyoruz.

Gazetelerin ekonomi haberleri arttı, sayfaları çoğaldı, köşe yazarları "tavan yaptı." Günlük piyasa bilgileri ekranların üzerine sabitlenen bantlardan akıp duyuor, hatta tam gün ekonomi haberleri yapan televizyon kanallarımız bile var.

İktisadi kavramların pazarlayıcısı koca koca ekonomi profesörleri canlı yayınlarda "show business" yapmakta.

Ekonomik sistemi öve öve bitiremiyorlar ama alınan yanlış kararların uygulamada "krizlere" yol açmasından onlar da yakınıyor: Oysa kendilerinin temsil ettiği evrensel iktisadi akla uyulsa, kapitalizm sonsuza dek aksamadan sürecek!

"Sol"dan iktisatçıların bir kısmı bu "sonsuz gidişat" fikrine inanmasa bile, kendi önerileri ve bu önerilerin getireceği iyileştirmeler sayesinde vatandaşın, çalışanların, işçilerin gözetileceğine böylece "iyi bir kapitalizm" ya da "makul bir kapitalizm" ile idare edebileceğimize dair teorilerini, sahip oldukları köşelerden "güncellemekteler."

İktisatçıların İktisadı'nda gündelik yaşantımız kuşatan iktisadi terimler, bu günlük iktisat vaazları özelinde ele alınıyor. Belli bir iktisadi kavram eşliğinde, o kavramı en iyi temsil ettiği düşünülen konu hakkındaki yazılarından yola çıkılarak, 15 "popüler" iktisatçının gerçeklikle ilişkisi sorgulanıyor. Bu sorgulamayla, aynı zamanda, adeta kapitalizmin "kesitleri" alınıyor ve krizlere karşı "kapitalist çare"lerin imkanları sergileniyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 223
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2014
₺27,20

Emin Çölaşan / 28.01.2012/ Sözcü Gazetesi

Geçenlerde Ergenekon’dan iki yıla yakın yatan Bekir Öztürk’ün bir kitabını okudum. Son yıllarda okudğum en ilginç kitaplardan biriydi.Varsayalım günün birinde eviniz polis tarafından basıldı,sonra tutuklanıp içeri tıkıldınız.Bu aşamalarda haklarınız nelerdir,yaşadıklarıyla birlikte kitabında dört dörtlük,bir roman gibi anlatıyor.

Tutuklu ve hükümlü hakları, yönetmelikler,yeme içme vaziyetleri,hastalık olayları, verilmeyen yasal hakları ve içeride yaşadıkları…

Bekir Öztürk’ün F Tipi Rehberi Kitabı, Cezaevine düşen ve ne yapacağını bilemeyenler için her açıdan bir kılavuz, el kitabı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2015
₺9,07

13 farklı üniversitenin öğretim üyeleri ve diğer kurumlardan uzmanların oluşturduğu 29 kişilik yazar kadrosu tarafından kaleme alınan “İdari Ve Mali Açıdan Türkiye’de Yerel Yönetimler” isimli kitabımız; teori ve pratiğin aynı anda sunulduğu, alanının en geniş ve kapsamlı ders kitaplarından birisidir. Kitap iki ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde  Yerel Yönetimlerin İdari Yapısı ve İşleyişi ele alınırken, ikinci bölümde Yerel Yönetimlerin Mali Yapısı konusu Gelir, Harcama ve Muhasebe Boyutlarıyla ayrı ayrı ele alınmaktadır.

Yerel yönetimlere geniş ve uzman bir bakış açısıyla bakmak amacıyla hazırlanan kitabın ana hedef kitlesini önlisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileriyle konuya ilgi duyan araştırmacı, entelektüel ve yerel yönetim personeli oluşturmaktadır. Elbette ki bu alana ilgi duyan her araştırmacı da bu hedef kitlenin içerisinde yer almaktadır.

Özellikle yerel yönetimlerin idari konuları ile mali konularını ayrıştırarak daha yalın ve zengin bir eser oluşturulmak istenmiştir. Ayrıca ülkemizde yeterli ölçüde ele alınmadığı düşünülen yerel yönetimler muhasebesiyle ilgili temel bilgiler de maliye kısmından sonra ayrı bir alt bölüm olarak hazırlanmıştır. Böylelikle mevcut kitabımız “yerel yönetimler”, “yerel yönetimler maliyesi” ve “yerel yönetimler muhasebesi” dersleri için temel bir kitap olarak hizmet edecektir. Ayrıca yerel yönetimlerle alakalı diğer dersler ve araştırmalar için de kaynaklık teşkil etmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 640
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2015
₺22,50

Kürt (ve Türk) meselesinde bir milada dönüş yaşanıyor. Kürt sorununun kökleri, 1918-1926 yılları arasındaki gelişmelerde ve alınan politik kararlarda yatıyor. O yıllardaki şartlar ve yanıtlanması gereken temel sorular, bugünkülere çok benziyor.” Bu kez daha iyi yanıtlar verilebilecek mi? Murat Somer, bu soruya farklı bir yerden bakarak yoldaki engellere ışık tutuyor ve çözümler geliştiriyor. Somer’e göre, sorunun kaynağındaki ikilemlere ulaşmak için Kürtlerden çok Türklere ve Ortadoğu’ya bakmak gerekiyor.

Bu sorunu kuruluş döneminden günümüze kadar inceleyen Somer, Türk ve Kürt meselesinin temelinde üç ikilem yattığı sonucuna varıyor: ayrılıkçılık potansiyelinin bertaraf edilememesinden kaynaklanan dış güvensizlik ikilemi, siyasal aktörlerin ideoloji veya iktidar mücadelelerinden doğan elit işbirliği ikilemi ve hem Kürtlerin görülmek ve eşitlik taleplerini karşılayabilen hem de toplumun ortak kimlik ihtiyacını tatmin eden bir kimlik gereksiniminde ortaya çıkan ortak kimlik ikilemi. Kitap, bu ikilemleri aşmak için uyumlu ortak kimlikler ve devlet-ulus gibi kavramları ve somut çözüm önerilerini sunuyor.

Milada Dönüş: Ulus-Devletten Devlet Ulusa Türk ve Kürt Meselesinin Üç İkilemi, sadece sosyal bilim veya siyaset bilimi alanlarında çalışanların değil, Türklerle Kürtlerin ne yöne gittiklerini merak eden herkesin ilgisini çekecek bir kitap.

“Murat Somer her gün değişip yeni bicimler alan Kürt sorununu sağlam bir kuramsal çerçeveye oturtup tarihsel bir açıdan inceliyor.  Bu çalışmasıyla  Somer hem Türkiye’deki toplum bilimi birikimine katkı yapıyor, hem bu karmaşık sorunu anlamamıza yardım ediyor hem de çözüme yönelik pratik öneriler getiriyor.  Bu üç başarıdan herhangi bir tanesi tek başına bu kitabın çok önemli bir yayın olmasına yeterdi.  Milada Dönüş bu her üç alanda yaptığı değerli katkılarla ve özgün kaynaklara dayanan araştırmasıyla etkisi uzun yıllar sürecek çok önemli bir kitap.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 455
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2016
₺29,52

Gabriel García Márquez’nin Yüzyıllık Yalnızlık kitabında bir bölümde Albay Aureliano Buendia, komisyonda delegelerin isteklerini dinler. Delegeler albaydan liberal toprak sahiplerinin desteğini kazanmak için tapu kayıtlarının kurcalamaktan vazgeçmesi, din adamlarının nüfuzuyla uğraşmayı bırakmasını ister. İstekler bitince Albay “O halde” der, “yalnızca iktidar için savaşıyoruz demektir.” Delegelerden biri, “Bu değişiklikler taktik gereği. Şu sıra önemli olan şey, savaşın halka dayanan tabanını genişletmektir. Sonra bunları yeniden ele alırız” demesiyle Albay Buendia’nın siyasal danışmanlardan biri kendini tutamaz, söze karışır: “Burada bir çelişki var” diye atılır. “Bu değişiklikler faydalı ve yerindeyse o halde Muhafazakâr rejim de iyi demektir. Dediğiniz gibi savaşın halka dayanan tabanını bu değişikliklerle genişleteceksek, Muhafazakâr rejim geniş bir halk tabanına dayanıyor demektir. Sözün kısası, demek ki, biz yirmi yıla yakın süredir halkın duygularına karşı savaşmışız.”

Siyasal danışmanın sözleri Türkiye’ye uyarlandığında ışıkları sabaha kadar yanan Karargâh’ın seçilmiş hükûmetin yetkilerine yönelik sivri dilli muhtıraları, 

-“İmam Hatipli Başbakanı hazmedemediğini” dermeyan eden Baro Başkanları, 
- “Hükümet yüzde 95’le gelse bile bazı kurumlardan gerekli karşılığı alacağını” hindi gibi kabararak söyleyen rektörler, 
- Kara propaganda yapan gazetelerin kupürleriyle halkın yarısının oyunu almış iktidar partisine kapatma davası açan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıları,
- Ekonomiyi batırma isteğiyle “Yabancı yatırımcılar gelmesin” diyebilen şapkalı Cumhurbaşkanları,
- Düşük yoğunluklu savaş sürerken barış adına ahkâm kesip, barış süreci yaşandığında çark ederek hükûmete bilenen liberal kalemşorlar, 
- 80 yıllık askeri vesâyete son verildiğinde, paralel yapılarla daha ağır bir vesâyet inşa etmeye çalışanlar,
- Ağzına bir parmak bal çalıp üç yüzyıl duraklama dönemiyle uyutulan milletten yardıma muhtaç mazlum milletleri kucaklayan, memleket pusulasını esfel-i sâfilinden ahsen-i takvime çevirmeye vesile olan Tayyip Erdoğan’ın hükûmeti hâlâ ayaktaysa bunun sebeb-i hikmeti Allah’ın inayeti, Milletin desteği, Himmetlerinin işlevselliğidir.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 365
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2014
₺31,50

"Güneş doğarken çok eşsiz bir olay oldu: Bayramlaşma Salonu'nunda bayramın güzelliklerinden konuşuluyordu. Bu çerçevenin içinde. Gazinin manevi kızlarından Nebile Hanım, Gazinin işaretiyle, sandalyesinin üstüne, çıktı, sabah ezanı okunmaya başladı. Bir aralık baktım: Nebile Hanımın Ses Damlalarına, Yaş Damlaları karışıyordu;
Gazi Mustafa Kemal ağlıyordu."

Rahmi Turan, sözcü: "... PKK ve Kürtçü Bölücü hareket, Yaklaşık yüz yıllardır devam eden, ayrılıkçı bir harekettir.

"İlk Kürt isyanı 1806 yılında Baban Zade Aşireti İsyanı ile başlamıştır. 0 günden buna 210 yılda irili ufaklı 49 Kürt isyanı oldu hepsi de bastırıldı.
PKK ayaklanması 50'nci isyan oluyor bu da mutlaka bastırtacaktır..."

CD:"... Bir kişinin kendi yaptıklarını unutturmak için yaptığı manevralara alkış tutmak. Birikimli aydınlarımıza hiç yakışmıyor!"

CD: Türban, tesettür, din gereği değildir, giyenlerin bilgisi olsun. Giymeyenlerin gönülleri raaht olsun!

CD: Dinimizin kutsal kitabı Kur'an, yalancıların cezalandırılacağını yazar.
Bu konuda sayısız ayet vardır İşte onlardan ikisi;

Casiye suresi 7. Ayet: "Her Günahkar yalancının vay haline.." Al-İ Imran Suresi 61. Ayet: "Allah'ın lanetini yalan söyleyenlerin üstüne atalım..."

"Ünlü bir laf vardır: "Ananı öpen Kadı ise, kimi kime şikayet edeceksin?" Muhterem vatandaşlarımız öpülmeyi pek seviyor ki, hep bunlara oy veriyor!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 125
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2016
₺5,93

"21. yüzyılın kültürel çağ olması özelliğine bağlı olarak artık pozitivizm-liberalizm-kapitalizm etkileşimli tek tipleştirici sosyal düşünce anlayışı yerine özgün sosyal düşünce yapısına yönelik ihtiyaçlar ve arayışlar dinamizm kazanmıştır.

Türkiye'nin "yeni gerçekleri"ni kendi özgün sosyal düşünce sistemini, bilim anlayışını yeniden kendi ölçeğinde çağın şartlarını da dikkate alan bir yorum gücü ile ele alma ihtiyacı bulunmaktadır. Bu noktada ekonomi, sosyoloji, siyaset bilimi, felsefi düşünce oluşturma, psikoloji, tarih felsefesi gibi bir toplumun sosyal düşünüşünü biçimlendiren ona şekil veren bu parametrelerin Türk toplumunun kendine has değerler çerçevesinde yeniden inşa edilmesi, yeni bir "sistemsel" özgün sosyal düşünce üretilmesinin yolunun açılması bir gereklilik olarak Türkiye’nin karşısında durmaktadır."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 275
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺33,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 277
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2014
₺24,00

Bu kitabın mühim bir amacı, anarşinin uygulamada nasıl bir şey olduğuna dair fikir vermektedir. Bu bağlamda, anarşi içinde düzeni sürdürmenin çeşitli yolları üzerinde düşünmeliyiz. Bu, sonuçta, daha genel bir sorunla, insan toplumunu belirleyen özgürlük ve otorite arasındaki dinamik karşılıklı etkileşim sorunuyla bağlantılıdır.

Yine buna bağlı olarak, anarşinin yozlaşarak despotizme dönüştüğü, dönüşebildiği durumları gözlemlemeliyiz;bunun devletin kökenine dair de düşünmemizi gerektiren bir süreç olduğunu görebilmeliyiz. O halde, genel olarak şu soruya yanıt vermeye çalışacağız: Bu anarşik rejimlerden öğrenilecek bi şey var mı?

Belki de, nihayetinde, bu makale anarşist teoriye bir  eleştiri getirecek  ve buna bağlı olarak, toplumdaki özgürlük sorunlarına dair daha ileri bir kavrayış sunacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺24,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 391
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2011
₺39,20
İslam dünyasının çağdaş düşünürü, müçtehid, entelektüel ve devrimci önder Ayetulahiluzma Seyyid Ali Hamenei, İslam’ın çağdaş ve güleryüzü olarak şiddetin egemenliğindeki yüzyılımızda, dinî düşüncede muhabbet ve bilgiye dayalı tecdid hareketinin liderliğini yürütüyor. Emperyalizmin savaş makinesinin yol açtığı yıkım, kıyım, tahribat ve katliamlara yine aynı yöntemle, masumların canını hiçe sayan nihilist terörle karşılık veren kuralsız, ilkesiz ve gayri ahlaki mücadeleye mecbur olmadığımızı vahiy evinin günümüzdeki temsilcisi Seyyid Ali Hamenei’nin insanlığa takdim ettiği mirasta fazlasıyla buluyoruz. Bu mirasın günümüzde zuhur etme biçimi, kendisinin adlandırdığı şekliyle "İslamî uyanış"tır. Elinizdeki çalışma, 1979’daki İran İslam Devrimi’nden bu yana İslam dünyasında kendini gösteren duyarlılığı ve son olarak Arap ve Afrika ülkelerinde ortaya çıkan devrim hareketlerini doğru anlamayı sağlayan "İslamî uyanış" teorisini analiz etmeyi amaçlıyor..
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2013
₺20,00

Toplumu, kimliği, toplumsal sistemi doğası gereği kırılgan ve tartışmaya açık olarak gören yaklaşımıyla post-Marksizm; tikel, farklılaşmış kimlikler alanını birleştirmek için sonu gelmez çabaya hegemonya adını verir. Toplumsal, iktisadi olanın bağımsız maddiliğinin teknisist determinizminin baskısından kurtarıldı, fakat yerine hegemonyanın yarattığı nedensellik döngüsü kondu. Hegemonya kavramı, Gramsci'nin bu post-yapısalcı okuması sonucu, toplumsal yapılardan ve kurumlardan bağımsız bir varlık, dışarısı olmayan, kendi kendini kuran içine kapalı bir döngüsellik haline gelir. Laclau ve Mouffe bitimsiz, sonu hiçbir zaman gelmeyen hegemonya görüşüyle hegemonyaya, Marksizmin ortodoks yorumundaki ekonominin işlevine benzer bir statü vermektedirler. Ekonominin işlevlerini üzerine alan hegemonya, ilişkisiz ilişki haline gelmiştir. Temel toplumsal sınıflardan veya sınıfsal bağlamından koparılan hegemonya kavramı, bu post-yapısalcı okumada tüm sınıfsal içeriğini kaybeder veya içeriksizleşir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2014
₺27,20

“Doğal afet gibi gösterilmek istenenin bile, aslında siyasal çürümeye sessiz kalmaktan kaynaklı bir toplumsal felaket alarmı olduğunu görmemiz gerekiyor. Dolayısıyla sorun toplumsallaştığında, çözümün de toplumsal silkelenmeye bağlı olarak gelişmesi kaçınılmazdır. Toplumun kendi varoluş ya da yok oluş mücadelesini tetikleyebilecek muharrik güç yani harekete geçirici irade siyaset ise siyasete yönelik umudu ve güveni yeniden diriltecek bir muhalefet tarzının sergilenmesi gerekiyor. Bu, kendine çalışan bir siyasetçi profili ile değil ancak ve ancak adanmış bir siyaset etiği ile mümkündür. Fedakârlık yapmasını istediğiniz toplumun önce o fedakârlığı sizde görmesi gerekir.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺22,40
Dünya kapitalist sistemi yeni bir tarihsel evrede geçerken, sosyolojik ve sosyo-politik değişimin en önemli halkalarından birini ‘göçmenler’ oluşturmaktadırlar. Göçmenlik, kapitalist sistemin kaçınılmaz sonuçlarından biridir. Küreselleşmenin önemli özelliklerinden birinin ‘azami kar’ olduğu hesaplandığında, göçmenliğin zorunlu ve kaçınılmaz olduğunu çok daha net bir şekilde görülmektedir. Azami kar ile ucuz iş gücü arasında diyalektik bir bağ bulunmaktadır. Bu bakımdan uluslararası sermaye güçleri, ‘göçmenlere’ ihtiyaç duymaktadır ve duyacaklardır. Küresel sermayenin akışkanlığı kadar olmazsa da, küresel göç kesintisizce devam etmektedir. Bugün 250 milyona yakın kişi, değişik ülkelerde göçmen olarak yaşamaktadırlar. Önümüzdeki 20 yıl içerisinde dünya nüfusunun yaklaşık olarak yüzde 10 ile 13 arasındaki bir kısmı göçmen statüsünde olacak. Dünya kapitalist sisteminin en büyük göçlerinden biri olan Avrupa'da, 70 milyona yakın göçmen yaşamaktadır. Yapılan araştırmalara göre, ihtiyaç duydukları göçmen sayısının, 2030 yılına kadar 130 milyona çıkması gerektiği bilinen bir gerçektir. Dünya küresel kapitalist göçlerinin 'göçmen istemedikleri' savı koca bir yalandır. Kapitalistler göçmensiz yapamazlar. Bu, onların varlık nedenleriyle çelişen bir durumdur. Göç olgusu sosyolojik, sosyo-politik ve sosyo- ekonomik olduğu kadar; sosyo-kültüreldir de. Bu bakımdan farklı etnik yapılara sahip olan göçmenlerin bir araya gelmesi,ulusal sınıflanmaları yıkmakta ve farklı kültürlere sahip topluluklar arasında yeni bir toplumsal şekillenme yaratmaktadır. Küresel kapitalist güçler açgözlü ve doyumsuz olduklarından, daha çok kar elde etmek için 'nitelikli! işgücüne zorunlu olarak ihtiyaç duyacaklardır. Bu ülkelerin 'lanetlileri' olarak tanımlanan büyük göçmen kitleleri de, aynı şekilde bu kapitalist ülkelerin toplumsal devriminde çok önemli bir itici güç olarak rol alacaklardır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2012
₺16,30

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2015
₺13,89

Yaşarken kuşlara yakın olan özlemler türer dağlarda. Kendini arada döven özlemlerdir, yankılandıkça pınar olup akar yüreklerde.

Yiğitçe bir duruşun gözlerine ağular sürünse de aşktır tutkuyla onları bağlayan unutmadıklarımıza.

Ölüm hiç bu kadar kolay yaşam hiç bu kadar zor olmamıştı şiirlerde. Her dizesi bin ömür büyüten esrik titreyişler kıskacında. Pusular kurulur her an yanı başınızda, her an beyninizde zonklayıp içinizi dağlayacak acılı haberler gelebilir zındandı. İnsanlığınız birileri tarafından sorguya alınsa da daralmanın sırası değildir bilirsiniz. Asi bir dağlının büyülü sığınağına dahil olunca keder, acı; nerde yanlış yaptığını her zaman anlayaktır tarih...

Umudunu yitirmeyen dinç yüreklere selam getiren Dicle'dir Fırat'tır Amed'in süngüsüdür çocukların... Oysa namlusu kalem olanın bitmez ki son durağa çarpan izleri.. Acıtır karanlığa olan inadı aydınlığa, aşka, sevgiye ve özlemle...




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 95
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2014
₺12,60

Türkiye’de sosyal demokrasinin tarihi ülkenin kendine özgü tarihsel geçmişi, kültürel birikimi, ekonomik yapısı ve beşeri sermayesine bağlı olarak gelişmiştir.

Her ne kadar 1960’lar öncesi, hatta Osmanlı döneminde de sosyal demokrat hareket ve parti örgütlenmelerine ilişkin sınırlı örneklere rastlandığı iddia edilse de batılı anlamda sosyal demokrasinin ancak yarım asırlık bir geçmişinden söz edebiliriz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 72
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2016
₺17,60

Elinizdeki bu kitap, Cumhuriyet döneminin ilk siyasi partisi ve aynı zamanda ilk iktidar partisi olan CHP’nin 1927-1957 yılları arasındaki, başka bir deyişle iktidardan muhalefete uzanan dönemdeki genel seçim propagandalarını konu almaktadır. Bu yönüyle kitap, bir siyasi parti tarihi ya da seçim tarihi çalışması değil, Türkiye tarihi açısından önemli bir yere sahip olan CHP’nin genel seçimler sırasındaki propagandalarına odaklı bir incelemedir. Çalışmada, paralel bir seyir izleyen Türk siyasi tarihi ile Cumhuriyet Halk Partisi’nin değişim ve dönüşümü de bir bütün olarak ele alınmıştır.

Afişler, broşürler, seçim beyannameleri, görsel malzemeler, yurt gezileri ve seçim dönemlerindeki radyo yayınlarına dayalı olarak yapılan bu çalışma, CHP’nin tek partili ve çok partili dönemde yaşadığı değişim ve dönüşümün parti programlarına ve genel seçim propagandalarına ne şekilde yansıdığını tarihsel bir perspektif içinde okuyucuya aktarmayı amaçlamaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 471
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2017
₺40,50

“Hiç kimse, insan ırkının mutluluğunu artırmanın önemini inkâr edemez. Bu husustaki her ufak ilerleme bile son derece kıymetlidir. Fakat insan ırkıyla deney yapmak, cansız nesnelerle deney yapmak gibi değildir. Bir çiçeğin patlaması önemsiz olabilir. Kısa süre sonra bir çiçek daha açacaktır. Fakat toplumun bağlarının patlaması, parçaların öyle bir bölünmesidir ki binlerce kimseye en ağır acıları yaşatmadan ortaya çıkamaz ve yaranın tekrar iyileşmesi için çok uzun zaman geçebilir ve pek çok ıstırap yaşanabilir.”

“Yabanıllığın ötesine geçen her toplumda bir mâlikler ve bir işçiler sınıfı mevcut olmak zorundaysa, işgücü işçi sınıfının tek mülkü olduğundan, bu mülkün değerini azaltma eğiliminde olan her şeyin toplumun bu kesiminin varlıklarını da azaltma eğiliminde olması gerektiği açıktır. Yoksul bir adamın birilerine bağımlı olmadan kendini geçindirmesinin tek yolu, bedensel kuvvetini kullanmaktır. Hayatın zaruretleri karşılığında verebileceği tek emtia budur. O halde emtiasının pazarını daraltmakla, işgücü talebini düşürmekle ve sahip olduğu tek mülkün değerini azaltmakla ona pek faydanız dokunuyor sayılmaz.”
Sosyal bilimlerin herhangi bir alanında öğrenim görüp de Thomas Robert Malthus (1766-1834) ile karşılaşmamış olan yoktur. Esasen bu Malthus’un dehası ile değil, daha ziyade içerisine dâhil olduğu tartışmanın harareti ile ilişkilidir. Yine de Malthus’un, 18. yüzyıl sonu 19. yüzyıl başı İngiltere’sinin siyasal ve sosyal karmaşasına nevi şahsına münhasır bir iddia ile katıldığı söylenmelidir.

Pek çok temel çalışmanın Türkçeye vakitlice kazandırılmadığını biliyoruz. Entelektüel çoraklığımızda eleştirel düşünce eksikliği kadar, fikri tartışmalara, bunlara esas teşkil eden eserlere kendi dilimizde ve tartışma henüz cereyan etmekteyken erişememekten kaynaklı olarak katılım gösteremememizin de etkisi var. Bu anlamda Malthus’un Nüfus İlkesi Türkçe okurla ilk kez buluşurken, eserin ortaya çıkardığı tartışmaya iki yüz yılı aşan bir mesafeden de olsa katılma imkânı sunuyor. Tartışmaya katılacak her nefesin, iki yüz yıllık mesafeyi bir nebze de olsa kısaltması umulur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺44,28

Ülkücüler Allah’ın rızasını kazanmak ve ülkesini dünyanın en güçlü ülkesi yapabilmek uğruna verdikleri mücadelede edeplerinden ve Allah’a verecekleri hesaptan dolayı bu güne kadar isimlerini ve çektikleri çileleri, gördükleri işkenceleri, ceza evlerini ve idam sehpalarına başları dik yürüyen yiğitlerini hiç bir zaman gündeme getirmediler. Kutlu bir davanın neferi olarak hiç tereddüt etmeden canlarını verdiler. Üstelik karşılığında hiçbir şey beklemeden. Birçoğu hayatın baharında hayatını yaşamamış, kimisinin yüzünde daha tüy bile çıkmamış, kimisinin bıyıkları yeni terlemiş, kimisi geride 40 günlük bebeğini bırakarak yola çıkmış, kimisi üç günlük eşini gözü yaşlı bırakmış, zulüm, işkence ve vahşetin sonucunda al bayrağa rengini veren kanları oluk oluk akıtılmıştır.

Bu kitap; Bir dönem güzel yurdumun insanlarının sağı solu fark etmeden, ülkemde okumuş insan görmek istemeyen zihniyetin kıyımlarını özellikle de Ülkücü camianın nasıl katledildiğinin hikayesidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 480
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺42,50

Zoraki Demokrasii iki ana eksen üzerinde seyreden Türk siyasi yolculuğunu tarihsel köklerine bağlayarak günümüzü “net” bir ışıkla gösteriyor. Yazar Çiğdem Bayraktar Ör, bu kitabın esasını oluşturan demokrasi denemelerini ironik bir dille ele alıyor ve bir karmaşa haline gelen siyasi hayatımızı tarihi kişilikler üzerinden sadeleştirerek, kanıtlarıyla aktarıyor. Demokrasinin “zorakiliğini” ve uygulanışındaki “isteksizliği” gözler önüne seriyor. Yazara göre; Türk siyasi tarihi farklı fırkalar/partiler ile çeşitlendirilmiş gibi görünse de aslında hep iki kutup üzerinde dolaşılıyor: yenilikçilik ya da muhafazakarlık, devrimcilik ya da gelenekselcilik, laiklik ya da anti-laiklik, devletçilik ya da liberallik, dindarlık ya da dincilik, Batıcılık ya da Doğuculuk, milliyetçilik ya da ümmetçilik. Özetle; olmak ya da olmamak hali üzerine arayışlar…

“Mustafa Kemal’in öncesindekiler ya da sonrasındakiler, benzer yollardan geçsinler ya da geçmesinler, aynı biçimde değerlendirilmiş, hatta; bazen acımasızca yargılanmışlardır. Onlara göre Namık Kemal yeterince vatansever, fakat; yeterince milliyetçi değildir. Ziya Gökalp fazlaca milliyetçi, eksik biçimde ümmetçidir. Mehmet Akif çok fazla dindar, fakat; ümmetçi olması gerekirken milliyetçidir. Materyalist Abdullah Cevdet ile pozitivist Ahmed Rıza yenilikçilikte ve Batıcılık’ta dozu kaçıran birer saltanat düşmanıdır. Abdülhamid ise Osmanlı’nın çöküşünü 33 yıl uzatan bir imparator, böyle düşünmeyenler için ise; çöküşün başlıca sebeplerinden biridir. İsmet İnönü Atatürk’ten çok Kemalist’tir, antilaiklikte gelmiş-geçmiş bütün seviyeleri atlamıştır. Adnan Menderes bereketli bir liberal, fakat; dindar değil, dincidir. Siyasi tarihimiz içinde her zaman biri diğerini etiketlemiştir, üstelik bunun hiçbir fayda getirmediğini düşünmeden. Biri diğerine göre fazla gelenekçidir, öteki fazla devrimci; biri kendini daha “ilerici” görür, öteki ise onun nezdinde “gerici”dir. Biri daha muhafazakar olduğu için, öteki devrimci olduğu için “vatansever” kabul eder kendini.”

Zoraki Demokrasi kocaman bir yüzyılı böylesine derli toplu anlatan ilk ve tek eserdir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 247
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2016
₺12,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 415
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2006
₺27,30
1 2 3 ... 24 >
Çerez Kullanımı